Şehir: Elazığ-Tatvan yolu üzerinde kuruludur. Bingöl, Elazığ arası uzaklık: 143 km. Bingöl, Diyarbakır arası uzaklık: 142 km. Bingöl, Muş arası uzaklık: 129 km. Bingöl, Erzurum arası uzaklık: 181 km. Bingöl, Tunceli arası uzaklık: 162 km.
TARİHİ
Çapakçur 1926 yılında Elazığ ve 1929 yılında Muş illerine bağlıdır. 1936 yılında il olmuştur.
Yörenin ismi, 1944 yılına kadar “Çapakçur” olarak kullanılmıştır. Sonra isim Bingöl olarak değiştirilmiştir. Şehir önceleri vadi içinde kurulu iken, 1950’lerden sonra hızla gelişmesi sonucu, günümüzdeki yerine yani düzlüğe taşınmıştır.
Bingöl isminin kökeni: Bingöl ismi, Varto ilçesinde bulunan Bingöl dağından gelir. İsim 1936 yılında verilmiştir. Bu konuda başka bir rivayet daha var. Evliye Çelebi’ye göre: Yörenin ismi Büyük İskender tarafından verilmiştir.
Büyük İskender, vücudundaki dayanılmaz ağrılar için burada bulunan sudan içer ve ağrılarından kurtulur. Faydasını gördüğü bu suya “Makdis lisanı” üzerine cennet suyu anlamına gelen “Çapakçur” ismini verir. Ayrıca: “Burada bir kale yapın ve adını Çapakçur koyun” demiştir.
Daha sonra bu isim çeşitli kaynaklarda “Mingöl” olarak ortaya çıkar. Mingöl kelime anlamı, göller bölgesidir. Mingöl kelimesi zamanla Bingöl şeklinde telaffuz edilerek kullanılır olmuştur.
Bingöl
GENEL
Yerleşim yeri, Doğu Anadolu bölgesinde, Yukarı Fırat bölümündedir. İl sınırlarında arazi oldukça fazla engebeli ve yüksektir. İl merkezinin denizden yüksekliği ortalama 1151 metredir. Yörede yüksekliği 3000 metreyi aşan dağlar bulunur.
Dağlar genellikle seyrek ormanlıktır, Güney bölümleri çıplaktır. Yörede: karasal iklim hakimdir. Buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk geçer. İl ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Bingöl dağlarının yüksek yaylalarında hayvancılık yapılır. Koyun ve kıl keçisi beslenir.
Bingöl Ünivirsetesi
BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ
2007 yılında açılmıştır. Halen Üniversite bünyesinde 8 fakülte, 2 yüksekokul, 5 enstitü, 6 meslek yüksekokulu, 21 araştırma merkezi ve 1 laboratuvar vardır. 15090 öğrenci eğitim görmektedir.
Bingöl Üniversitesi Uygulama Oteli ve Termal Tesisleri
Bingöl-Erzurum kara yolunun 22’nci kilometresindedir. 2014 yılında açılmıştır. Tesiste: 36 yataklı bir otel vardır. Ayrıca: 2 adet termal havuz bulunur. Havuzdaki suyun sıcaklığı 42 derecedir.
Ayrıca yine normal sıcaklıkta 2 havuz ve 2 termal havuz daha vardır. Yani, toplam 6 tane kapalı havuz bulunmaktadır. Yine tesiste 2 Türk hamamı, 2 sauna, restoran, masaj ve dinlenme odaları bulunur. Tesis: Fizyoterapi ve Turizm ve Otelcilik Programında okuyan öğrenciler için uygulama alanı olarak kullanılmaktadır.
GEZİLECEK YERLER
Bingöl Kalium Alışveriş Merkezi
KALİUM ALIŞVERİŞ MERKEZİ
İl merkezinde Şehit Mustafa Gündoğdu Aydınlar Caddesindedir. Burada: zincir marka mağazalarda alışveriş yapabilir ve restoranlarda yemek yemek için oldukça uygundur. Burası, il merkezinde oldukça çok ziyaret edilmektedir.
Bingöl DSİ Dinlenme Parkı
DSİ DİNLENME PARKI
İl merkezine bağlı Saray Mahallesi içinde, il merkezine 3 km uzaklıktadır. Park alanı, Devlet Su İşleri tarafından Gayt çayı üzerine yapılmıştır. Park alanı, mesire yeri olarak düzenlenmiştir.
Bingöl Abdülkadir Sarı Parkı
ABDÜLKADİR SARI PARKI
İl merkezine 7 km uzaklıktaki Kaleönü Mahallesindedir. Park alanı 1985 yılında açılmıştır. Parkta piknik masaları ve kafe vardır.
SENTARİUS KALESİ
Murat ırmağı vadisindedir. İl merkezinin 18 km uzaklıktadır. Diğer Urartu kaleleri gibi, bir ileri karakol niteliğinde olan üç önemli kaleden bir tanesidir. Bu kale: bölgedeki yol kavşaklarına ve Murat nehrine hakim bir yerde yapılmıştır. Ancak günümüzde kalenin sadece kalıntıları bulunmaktadır.
Bingöl Kös Kaplıcaları
KÖS KAPLICALARI
Kös Hamamı diye de tanınır. İl merkezine 21 km uzaklıktadır. Yaz ve kış döneminde ulaşımda sorun yoktur.
Bingöl-Karlıova kara yolunun 20’nci kilometresindedir. Kaplıca karayoluna 1 km uzaklıkta Ilıcalar beldesindedir. Kaplıca tesisleri Kös çayının kuzeydoğu ve güneybatı kıyılarında yer almaktadır.
Tesislerde kullanılan sular ise, vadinin güneybatısında ve yaklaşık 100 metre uzaklıktadır. Bu termal sular tesislere ulaştırılır. Ayrıca dere yatağı boyunca yüzeye çıkan kaynaklar da görülür. Ancak: tesis vadi tabanına kurulduğu için, derenin yüksek debiye ulaştığı kış ve ilkbahar aylarında, bölgede taşkın tehlikesi yaşanır.
Orman içinde bulunan kaplıcalar Doğu Anadolu bölgesinin en iyi kaplıcalarıdır. Orman içinde olması da ayrı bir güzellik katıyor. Yani doğal güzellikler de dikkati çekiyor. Burada dağ keçisi başta olmak üzere yabani hayvanların yaşadığı dağlık bir bölge vardır.
Kaplıca sularının bir deprem sonrasında ortaya çıktığı tahmin edilmektedir.
Kaplıca suyunun: maden suyu gibi içilerek kullanıldığında: mide rahatsızlıklarına iyi geldiği söylenir. Midenin hemen boşalmasını sağlar, hazmı kolaylaştırır. Ancak tortu bıraktığı için şişelenip başka yere götürülemez, kaynağında içmek gerekir.
Banyo olarak kullanıldığında ise: romatizmal rahatsızlıklar ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. Kaplıcaların 1 moteli, 1 oteli, 1 pansiyonu vardır. Ayrıca 2 kapalı ve 1 açık havuzu bulunur. Bunların yanında lokanta, çay bahçesi ve araç parkı vardır.
Bingöl Yolçatı Kayak Merkezi
YOLÇATI KAYAK MERKEZİ
Bingöl-Elazığ kara yolu üzerinde Yolçatı köyündedir. İl merkezine 22 km uzaklıktadır. Kayak merkezinde, kayak sezonu: Aralık-Mart ayları arasında devam etmektedir. Kayak merkezinde bir kayak evi vardır.
Bina iki katlı, kaloriferli ve 50 yatak kapasitelidir. Telesiki 44 askılıdır. Kayak arabası ve kayakla yürüyüş alanı mevcuttur. Ortalama meyil yüzde 25 derecedir. Merkez alt istasyon 1650 metre ve üst istasyon 1890 metre yüksekliktedir.
Pistin uzunluğu 950 metredir. Genişliği 100 metredir. Acemi ve ileri düzey kayakçılar için ayrı pistler bulunmaktadır. Her türlü kış sporlarına elverişli olup, kış sezonu boyunca halkın hizmetine açıktır.
Bingöl Çır Şelalesi
ÇIR ŞELALESİ
İl merkezine bağlı Ilıca bucağı Uzundere köyünde Deşt Yaylası mevkiindedir. İl merkezine 28 km uzaklıktadır.
Şelale, Çır taşı denen, 100 metre yükseklikteki kayalığın ortasından geçerek akar ve 50 metre yükseklikten düşer ve kayalık zemine çarpar. Heybetli görüntüsü ve etkileyici sesiyle ilgi çekiyor. Ancak şelale, yaz aylarında genellikle kuruyor, yani burayı ziyaret etmek isteyenlerin bahar döneminde gitmelerini öneririm.
Özellikle Nisan-Mayıs aylarında gidilmesi uygundur. Şelale ve çevresi, olağanüstü güzel manzaralarla doludur. Buraya gidip, piknik ve doğa yürüyüşü yapmak mümkündür.
Bingöl Haserek Kayak Tesisleri
HASEREK KAYAK TESİSLERİ
İl merkezine 34 km uzaklıkta, Dikme köyünde Hesarek dağı eteklerindedir. Hesarek dağı 2500 metre rakımlıdır. Burada yılın 6 ayı boyunca kar eksik olmuyor.
Haserek kayak merkezinde 3 tane pist var. Telesiyej pisti 1200 metredir. Teleski pisti 1000 metredir. Baby lift pisti ise 200 metredir. Otel binası: 35 oda ve 70 yatak kapasitelidir. Türkiye’nin en uzun kayak sezonu olan merkezlerinden birisidir.
Yörede, her yıl geleneksel olarak “Kayak festivali, paraşüt gösterileri ve çeşitli etkinlikler” düzenleniyor. Kayak tesislerini ziyaret eden ziyaretçilerin toplamı 150 bin kişi civarındadır.
Bingöl Buban Bacaları
BUBAN BACALARI
İl merkezine 50 km uzaklıktaki Sancak Beldesinde, Oğuldere köyündedir. Oğuldere köyü ile Buban bacaları arasındaki yol stabilizedir. Yol umarım en kısa zamanda asfalt yapılır.
Burada bulunan peri bacaları: Kapadokya’da bulunan peri bacalarına benzemektedir. Buban bacalarının oluşumu hakkında kesin bilgi yoktur. Bacaların oluşum şeklinde etkili olan: vadi yamaçlarından inen sel suları ve rüzgarın etkisidir. Son bir not: Buban bacalarıyla ilgili anlatılan bir efsane var.
“ Eski dönemlerde Kemer-i Veeyvi denilen bu alanda, bir düğün alayı vardır. Düğün sırasında inançlara ve mezheplere ters düşen bir yeminin edilmesiyle, burada düğünde bulunan insanların taşa dönüştüğü” rivayet edilmektedir. Evet, bence buralara yolunuz düşerse, kesin yolunuzu değiştirin ve bu doğa harikası yeri görün.
URARTU YOLU
1980’lerde Bingöl-Elazığ kara yolunda keşfedilmiştir.
Bingöl Urartu Yolu
Yol Karakoçan’dan başlayarak, Kığı, Sancak ve Karlıova Kara cehennem ormanlarına kadar uzanan Urartuların, 2800 yıl önce inşa ettikleri bir yoldur. Urartuların merkezi Van şehri olmasına rağmen, Urartuların Bingöl yöresini yol güzergahı ve konaklama merkezi olarak kullandıkları da bilinmektedir.
İlde Urartu izlerini taşıyan en önemli kalıntı: günümüze kadar varlığını sürdüren Bingöl-Elazığ karayolu kenarında bulunan Urartu yoludur. Ancak, duyduğuma göre: bu tarihi yol, dünyanın en eski yolu: bölünmüş yol çalışmaları nedeniyle tahrip ediliyormuş. Bingöl-Elazığ arasında, yol genişletme çalışmalarında, tarihi yol dikkate alınmışı, taşlarla örülmüş tarihi yolun üstüne asfalt dökülmüştür.
Hiç düz yeri bulunmayan bir il. Ayrıca: Artvin, boğaları ile ünlü bir yer ve zaten simgesi de: boğa. Tüm bunların yanında: ülkemizde, müzesi bulunmayan ender şehirlerden biri.
Artvin
ULAŞIM
Artvin-Ankara arası uzaklık: 999 km. Artvin-İstanbul arası uzaklık: 1314 km. Artvin-İzmir arası uzaklık: 1579 km. Artvin-Bursa arası uzaklık: 1327 km. Artvin-Erzurum arası uzaklık: 203 km. Artvin-Trabzon arası uzaklık: 234 km. Artvin-Rize arası uzaklık: 159 km. Artvin-Ardahan arası uzaklık: 235 km. dir.
Karadeniz turuna çıkar ve Artvin şehrini görmek isterseniz: Hopa’dan sapmanız gerekiyor. Bu sapaktan sonra, yaklaşık 75 km. ilerledikten sonra, Artvin şehrine ulaşabilirsiniz. Ama: dik bir yamaç üzerine kurulu kente, keskin virajlar ile dolu bir yolla ulaşılıyor.
Buraya uçak ile gitmek isterseniz, en yakın havaalanı: Erzurum. Ama, uçaktan inince, 203 km. lik bir yolculuk daha yapmak gerekiyor.
Artvin
TARİH
Artvin ve çevresi: köklü ve zengin uygarlıkların yaşadıkları bir bölge olarak öne çıkıyor. İlk yaşadığı düşünülen kavim ise: Hurriler. MÖ.2000 yılında, Hurriler, Artvin ve çevresinde, site devletleri kurmuşlardır. Daha sonra, bölgede, MÖ.1360 yılında, Hitit hakimiyeti görülüyor.
Takip eden dönemde: Hurilerin soyundan gelen Urartular; başkenti Van olan, Anadolu merkezli bir devlet kurarlar. Bu devletin sınırları: kuzeyde, Artvine kadar ulaşır. Ancak: doğudan gelen İskitler tarafından yıkılırlar. Böylece, Artvin ve çevresi; İskit devletinin batı sınırı olur.
İskitler sonrası, bölgede Arsaklar egemen olurlar. Daha sonra, Bizanslılar bölgeyi ele geçirirler. 1040 Dandanakan savaşında Gaznelileri yenen Selçuklular, 1048 yılında, Pasinler savaşı ile, Artvin sınırına gelirler.
Büyük Selçuklu Devletinin yıkılışından sonra ise: Artvin, Azerbaycan merkezli, İldeniz oğlu Atabeyliğine bağlanır.
Osmanlılar ise, I. Selim döneminde: bölgeyi ele geçirirler. Yaklaşık 250 yıl, Osmanlı devleti, bölgeye egemen olur. 1828 Osmanlı-Rus savaşı ve savaş sonucu imzalanan Edirne Anlaşması ile, Artvin Osmanlının elinde kalır.
Daha sonraki tarihi süreçte, bölgede Rus işgali görülüyor. Ancak: Bolşevik devrimi sonucu, 18 Aralık 1917 tarihinde, Ruslar, Artvin den çekilirler. Daha sonra, 45 yıl Gürcüler bölgeyi işgal ettiler.
7 Mart 1921 tarihinde ise, Artvin’de Türk bayrağı dalgalanmaya başladı. 1926 yılında, Artvin vilayet haline getirildi.
İsim öyküsüne gelince: Artvin, 3000 yıllık tarihi süreç boyunca, defalarca isim değiştirmiştir. Artvin ismi: şehri kuran, Türk İskit Bey’inin adından gelir. Osmanlı devleti zamanında, şehre: Liva denilmiş ve 1936 yılında, Çoruh ismi kullanılmış ve 1956 yılında ise, bugünkü Artvin ismi kullanılmaya başlanmıştır.
Artvin
GENEL
Çoruh nehri, ili ikiye bölüyor. Bunun dışında, arazi olarak, genellikle dağlıktır. Kıyıdan iç bölgelere gidildiğinde, arazi birden yükselir. Bunun sonucunda: il topraklarının, yalnızca binde 2’lik kısmı düzlüktür.
Yüzölçümü bakımından, ülkemizin 55. ili, nüfus bakımından ise, ülkemizin en kalabalık 75. ilidir. Ancak: kent merkezinde, üzerine kurulduğu coğrafyanın bir özelliği olarak, kent meydanı yok. Valilik binasının bulunduğu küçük alan, kentin merkezi sayılıyor.
İdari binalar ve genel alışveriş mekanları, bu meydancık çevresinde yoğunlaşıyor. Yani, şehrin hareketliliği burada.
Meydancığın çevresindeki panolarda ise: boğa güreşi figürlü Artvin manzaraları görebilirsiniz.
Yer altı zenginlikleri açısından, bölge önem taşır Özellikle; ülkemizin en zengin bakır madeni yatakları, Artvin bölgesinde bulunur.
İklim ele alındığında ise: yüksek kesimlerde kışlar sürekli ve bol karlı, yazlar ise serin geçen bir iklim hakimdir. İl topraklarının, yaklaşık % 55 lik bölümü, ormanlar ile kaplıdır. Ormanların büyük bölümü, iğne yapraklı ağaçlardan oluşur.
Çoruh Nehri: İlin en büyük akarsuyudur. Mescit dağlarından kaynağını alarak, Bayburt’u geçer ve Yusufeli İlçesinin Yokuşlu Köyünden, Artvin il sınırlarına girer. Batum’un güneybatısından, Karadeniz’e dökülür. Çoruh Nehrinin uzunluğu: 376 km. dir. Bunun: 354 km. si Artvin il sınırları içindedir.
Turizm: Artvin ili, milli parklarıyla ünlüdür. Şavşat ilçesindeki Karagöl-Sahara Milli Parkı içinde bulunan: Şavşat-Karagöl ve Borçka-Karagöl, turistik özellikleri ön plana çıkan yerler. Ayrıca: Camili yöresi: UNESCO tarafından, biyosfer rezerv alanı olarak belirlenen, ülkemizdeki tek bölgedir.
Her yıl: Ağustos ayı içinde, “Kafkasör Festivali” düzenleniyor ve 3 gün sürüyor. Kafkasör: bir yayla. Ayrıntılı bilgiyi, aşağıda vereceğim.
ÇORUH ÜNİVERSİTESİ
Evet, Çoruh Üniversitesi, Artvin ilinde kurulu. Ancak: Üniversite hakkında, herhangi bir bilgi sahibi olmak mümkün değil.
Çünkü: internet ortamındaki kayıtları yeterli değil. Yani: internet siteleri, bir üniversiteye yakışmayacak derecede eksikliklerle dolu. Bu yüzden, sizlere bilgi veremiyorum. Umarım Üniversite yönetimi, en kısa zamanda, kendi internet sitelerini yeterli ölçüde bilgi verecek şekilde geliştirirler.
KANO-RAFTİNG TURİZMİ
Artvin denilince, burada Çoruh nehri üzerinde: rafting, kano ve nehir kayağı gibi akarsu sporları yapılıyor. Çoruh nehri: 3225 metre rakımlı Mescit dağlarından doğarak, toplam 466 km. kat ettikten sonra, Gürcistan sınırları içinden, Karadeniz’e dökülmektedir.
Nehir aynı zamanda, dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Çoruh nehri vadisi: zengin florası ve faunası ile, aynı zamanda kuşların göç yolları üzerindedir. Nehir çevresinde: nesli tükenmekte olan kızıl akbaba türü koloniler yaşamaktadır.
Nehirde: 4 farklı etapta, rafting yapılmaktadır. Zorluk dereceleri: 1,2,3,4,5 ve 6 ya kadar çıkmaktadır. Profesyonel sporcuların tercih ettiği nehirde, 1993 yılında, 4.Dünya Akarsu Şampiyonası yapılmıştır.
NE YENİR
Artvin yöresinde: süt ve süt ürünlerinden yapılan yemekler: peynir kuymağı ve kaymak kuymağı. Sebzelerden ve kır otlarından yapılan yemekler: dağ pancarı, kuş yemeği, gımı, yaban semizotu, ebegümeci. Bunlar dışında: taze asma yaprağı ve lahanadan: sarma yapılmaktadır.
Tüm bunların dışında: taze fasulyenin kurutulmuşundan: puçuko denilen özel bir sebze yemeği yapılmaktadır.
Evet, yemek kültürü geniş. Mutlaka şaşırdınız. Neyse, özellikle yemenizi önereceğim yemekler şunlar: Beyaz patates yemelisiniz. Yuvarlık bir şekilde dilimlenmiş olan beyaz patates, üzerine yağlı peynir serilerek fırınlanır ve öylece ya da balla yenir. Çok özel bir damak tadıdır.
NE SATIN ALINIR
Dokumacılık: Artvin yöresinde: kilim, cecim ve ehram/şal dokumacılığı öne çıkıyor. Ayrıca: Şavşat kilimleri de, gerçekten muhteşem. Bu arada: Yusufeli ilçesinde ehram dokumacılığı yaygın olarak yapılıyor.
Ehram tezgahlarında üretilen kumaşlar; gayet ince ve zarif olması nedeniyle önem kazanıyor.
Ehram motifleri: yörede “hanımeliçar” olarak biliniyor. Genellikle, kadınlar tarafından, özel günlerde örtü olarak kullanılıyor. Bunu örten insana bir statü ve saygınlık kazandırıyor.
Ağaç İşleri: Artvin bir orman ülkesi olduğundan: burada, ahşap sanatı da çok gelişmiştir. Hediyelik eşya mahiyetinde: sepetler, hayvan figürleri, evler, kaşıklar gibi ürünler üretilip, satışa sunulmaktadır.
Tüm bunların dışında: Artvin yöresinden: bal satın alabilirsiniz.
Artvin kano-rafting
GEZİLECEK YERLER
Artvin Kafkasör Turizm Merkezi
KAFKASÖR TURİZM MERKEZİ
İl merkezinin, güneybatısında, merkeze 10 km. uzaklıktadır. Yolu asfalttır. Yaylanın yüksekliği: 1250 metre olup, altyapı hizmeti götürülmüştür. Belediye tarafından hazırlanmış, bungalov tarzı konaklama imkanları bulunmaktadır.
Buranın en büyük özelliği: her yıl, Haziran ayının ikinci haftasında, burada 4 gün süren boğa güreşleri ve karakucak güreşleri yapılmaktadır.
Bu etkinlik: yöre halkı tarafından büyük ilgi görmektedir, eğer sizde, bu tarihlerde burada olursanız, mutlaka katılın. Tam bir festival havasında yapılıyor.
Bu yaylada, ayrıca: Cıskaro, Yalnızhasan ve Acısu olarak isimlendirilen, şifalı sular da bulunuyor. Sezon boyunca, buraya ulaşmak için Belediyeye ait minibüsler hizmet veriyor. Yaylada kalmayı düşünenler için, konaklama imkanları da var.
CAMİLİ (MACAHEL) YÖRESİ
UNESCO tarafından, ülkemizdeki tek, biyosfer rezerv alanı olarak belirlenmiştir. Ancak, merkeze bayağı uzak. Borçka ilçesinin ilerisinde, Gürcistan sınırına yakın bir yerde. Yörenin eski adı: Macahel (Maçahel).
Yükseklik: 1830 metre. Öyle ki, kışın, 6 ay buradaki köylerin karayolu bağlantıları kesiliyor. Yani, dünya ile bağlantıları kopuyor. Buraya ulaşmak için: BİYOTEMATUR tarafından, doğa turları düzenleniyor.
Birer hafta süreli, doğa yürüyüşü ağırlıklı turlara en fazla 20 kişi katılıyor. Konaklamalar: bölge şartlarında köy evi, misafirhane, köy ve çadır kurularak yapılıyor.
Yemekler: bölge halkı tarafından, yerel imkanlarla ve köy kadınlarınca yapılıyor.
Katılımcılar: Trabzon, Kars ve Erzurum illerinden başlayan gezilerde, tam pansiyon hizmet alıyorlar. Burada kurulan laboratuvarlarda: dünyanın en kaliteli ballarını üreten Kafkasya arıları, bilimsel yöntemlerle yetiştiriliyorlar.
Burası hakkında söylenecek birçok şey olmasına rağmen, ben kısaca bir şey söyleyip konuyu kapatacağım.
Dünya Bankası: Türkiye’de, İğneada, Sultan Sazlığı ve Köprülü Kanyon ile birlikte, burayı da, mutlaka görülmesi gereken yer olarak ilan etmiş. Ama, ulaşım zor. Burada daha çok, özel doğa turları düzenleniyor ve bu turlara katılabilmek için özel donanım ve elbette fiziki güç gerekiyor.
Artvin Livaneli Kalesi
LİVANE KALESİ
Kale: askeri bölgede bulunduğu için, gezmek istendiğinde izin almak gerekiyor. Kentten, buraya gidiş için bir yol var. Ancak: dönüş zor, çünkü rampa yukarı çıkmanız gerekiyor. Bu nedenle: dönüş için araç tercih etmenizi öneririm.
Livane yöresi: tarihi süreç içinde, birçok ve değişik toplulukları ve kültürlere yurt olmuştur. Livane kalesi ise: Çoruh nehri üzerinde bulunan köprünün karşı yanındadır. Yani: Artvin köprübaşı mevkiinde bulunuyor. Irmak yatağından: 70 metre yükseklikte bir ana kayaya bağlanmış konumdadır. Yüksek kulesi ile dikkat çekiyor.
Kesin olarak bilinmese de, 10.yüzyılda, Bağratlı krallığı zamanında yapıldığı düşünülüyor. 16.yüzyılda Osmanlı döneminde onarım görmüştür. Kale içinde: su deposu (sarnıç) ve bir küçük kilise (şapel) bulunuyor. Günümüze sağlam olarak gelmiş bir kale olması nedeniyle, görülmeye değer.
Artvin Çarşı Merkez Camii
ÇARŞI MERKEZ CAMİSİ
İlk olarak, 1860-1861 yılları arasında yapılmıştır. Artvin halkı tarafından inşa edilmiştir. 1954 yılında tamamen yıkılmış ve 1957-1958 yılları arasında, aynı yerde, bugün görülen cami yeniden inşa edilmiştir.
Ancak: cami temellerine kadar yıkılırken, minareye, minbere ve kürsüsüne zarar verilmemiştir. Dolayısı ile, şu an görülen caminin: minaresi, minberi ve vaaz yeri, 1860 yılında ilk yapıldığı şekliyle durmaktadır.
Artvin Dolishane (Hamamlı) kilisesi
DOLİSHANE (HAMAMLI) KİLİSESİ
Hamalı köyündedir. İl merkezine 32 km. uzaklıktadır. Artvin-Şavşat karayolunun, Berta köprüsü mevkiinden, 6 km. yol ile gidilmektedir. Kilisenin: 10.yüzyılda, Bagratlı kralı Sumbath (945-958)tarafından mimar Gabriel’e inşa ettirildiği biliniyor.
Güney cephesinde: “işlemeli güneş saati” varmış. Döneminin mimari özelliklerini yansıtması açısından ilginç. Yalnız: güneş saati çalınmış, bugün yalnızca, takılı bulunduğu yeri görmek mümkün.
14. yıla kadar işlevini sürdüren kilise: 17.yüzyılda, camiye çevrilmiş ve bir süre cami olarak da kullanılmıştır. 1958 yılında kısmen onarılmış ve günümüzde köy camisi olarak kullanılmaktadır. Cami, eskiden bir manastır olması nedeniyle, ismi kilise camisi olarak geçmektedir.
Artvin Porta (Pırnallı) Manastır Kilisesi
PORTA (PIRNALLI) MANASTIR KİLİSESİ
Merkeze bağlı, Pirnallı köyünün Bağlık mevkiindedir. Gürcü manastırıdır. Köyün güneybatısında, iki vadi arasında kalan ve kuzeyden güneye doğru alçalan sırt üzerinde kurulmuştur. Araç yolu yoktur. Yöredeki Ortaçağ yerleşmesinin özelliklerini taşıyan ve günümüze ulaşmış en önemli yapılardan biridir.
Manastırın çan kulesinin cephesinde bulunan kitabesinde ve yazılı kaynaklardan elde edilen bilgilere göre: buradaki ilk yerleşme, Rahit Kandza önderliğinde Bagratlı krallarından I. Bagrat (826-876) tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ise: Kral I. Aşot’un torunu Prens Khaouli (896-918) tarafından yapılaşma sürdürülmüş ve Kral Gürgen (918-941) in saltanat yıllarında ise, son şeklini almıştır.
Manastırın yerleşim planına bakıldığında, Tao Klarjheti bölgesinin o dönemlerdeki en önemli kültür ve dini merkezi olduğu anlaşılmaktadır.
Kilise kalıntıları arasında: bir çan kulesi, bir şapel ve bir çeşme günümüze ulaşmış. Çevresi: mezra evleri ile çevrilmiş durumdadır. Yapı, günümüzde kullanılmamaktadır.
Kilise: 18.5 x 12.7 metre ölçülerindedir. Tenha bir bölgede bulunduğundan, terk edildikten sonra kullanılmamış ve bu yüzden harap olmuştur Cephesindeki düzgün kesme taşlardan bir kısmı sökülmüştür. Pencerelerin ise birçoğu bozulmuştur. Yapı yıkık olduğundan, herhangi bir fresk görülmektedir.
Çan kulesi: Kilisenin güneybatısındadır ve iki bölümden meydana gelir. 4.80 x 4.55 metre ölçülerinde, kare planlı bir katın üzerine, ikinci bir kısım var. Alt katta, batı cephesinde kapı var. 16 yüzeyden oluşan ikinci kata: üstten ve alttan, birer bilezikle sınırlanan, silindirik kaideden sonra geçilmektedir.
Burası da, 1994 yılında, hemen çan kulesinin doğu cephesine bitişik mezra evinde yangın çıkması sonucu, bir hayli tahrip olmuştur. İç kısım, yangından bir hayli etkilenmiş. Çan’ın asılı bulunduğu aksam dururken, çan yerinden alınmış, kayıp.
Külahın tepe noktasında: günümüzde tahrip olmuş olarak görünen, haç kaide altlığı görülüyor. Yapının kuzeydoğu cephesinde, iki adet Gürcü alfabesinden oluşan yazıt bulunuyor.
Şapel ve Çeşme: Manastıra sonradan eklenmiştir. Kiliseden yaklaşık 150 metre uzaklıktadır. Çeşme, şapelin doğu cephesindedir. Şapel: önden bakıldığında, gözetleme kulesini andırıyor. Cephenin ortasında çok dar ve basit işçilikli mazgal pencere var. Alt kısım ise, çeşme ile canlandırılmış. Çeşmenin suyu: çok uzaklarda, toprak borularla getirilmiştir. Su: yekpare taştan oluşan aynalık kısmına açılan iki göze ile akıtılmıştır.
Evet: günümüzde, bir hayli tahrip olmuş olmasına rağmen, başkaca yapılar da var. Bunların manastırın işleviyle ilgili oldukları açıktır. Örneğin: Şapel-Çeşme kompleksinin, 50 metre kuzeyinde, tamamıyla toprak seviyesinin altında inşa edilen, dikdörtgen planlı ve tek odadan oluşan bir yapı daha var. Burası da, şekil olarak, “zindan” diye anılıyor.
Artvin Hatila Vadisi Milli Parkı
HATİLA VADİSİ MİLLİ PARKI
İl merkezine, 10 km. uzaklıktadır. Stabilize bir yol ile ulaşılıyor. Ülkemizdeki 33 milli park alanından biridir. Vadide: Hatila Deresi ve birçok yan derecikler var.
Vadi boyunca: değişik kayaç türleri var. Vadinin genel karakteri ise: V tipi, dar tabanlı, genç vadi özelliğinde. Vadi boyunca: eğim kırıkları ortaya çıkmış. Bu eğim kırıkları: akarsu şelaleleri oluşumunu sağlamış.
Vadinin orta ve yukarı ağzında: çok zengin ve yoğun olan vejetatif örtü var. Bu örtü: bünyesinde çok çeşitli bitki türlerini barındırıyor. Bu türler içinde, belirgin özellik, bitki örtüsünün genel olarak Akdeniz iklim karakterini yansıtması. Bitki türleri arasında: endemik karakterde olanlar var. Bu türlerin sayısı: 500’ü geçiyor.
Vadi: ayrıca, zengin bir fauna da içeriyor. Bu fauna içinde: en çok rastlanan türler: ayı, domuz, tilki, porsuk, yaban keçisi, sansar, atmaca, kartal, çakal, dağ horozu, Hopa engereği ve alabalık.
Evet, bu doğal öğelerin birleşimi sonucu, vadide, eşsiz bir peyzaj güzellikleri ortaya çıkıyor ve bu durum da zengin rekreasyonel potansiyel oluşturuyor.
Milli park içinde: ziyaretçilerin günübirlik ve kamp yapmaları için belirlenmiş yerler var. Çadırla, karavanla ve belirli kapasitelere sahip bungalov tipi, doğal ortamla uyumlu tesislerde konaklamak mümkün.
Artvin Berta Köprüsü
BERTA KÖPRÜSÜ
Eski Ardanuç-Şavşat yol ayrımında; Çoruh ırmağını besleyen, Berta Suyu üzerinde kurulmuştur. Artvin-Şavşat karayolunun 21.km.de bulunmaktadır.
Osmanlılar tarafından yaptırılmış olup, 64 metre uzunluğundadır. Genişliği ise: 5 metredir. Yüksekliği: yaklaşık 7.30 metredir. 0.50 metre yüksekliğinde ve 0.55 metre genişliğinde, taştan bir korkuluk bulunmaktadır.
Köprü: üç gözlüdür. Ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Ancak: 1878 yılından önce, Osmanlılar tarafından yapıldığı bilinmektedir. Taş malzeme kullanılmıştır. Yuvarlak kemerlerle vurgulanan gözlerin her biri 9.15 metre genişliğe ve 3.30 metre yüksekliğe sahiptir.
İç yüzeyleri, kemer başlangıç yerlerinde, karşılıklı simetrik olarak yerleştirilmiş, beşer adet barbakan boşluk görülmektedir. Herhangi bir süslemesi bulunmayan yapının, tüm yüzeyleri, düzgün taşlarla kaplanmıştır.
Günümüze sağlam olarak gelmiştir. Ancak, hemen yanına yapılan yeni köprü kullanılmaktadır. Yalnız: Berta köprüsü ile ilgili ilginç bir durum var. Hatta; tam bir Karadeniz yöresi fıkrası gibi, değişik bir hikayesi var.
Şöyle ki: Çoruh nehri üzerinde, 1998 yılında yapımına başlanan, Deriner Barajının inşaatı, 2011 yılında bitirilecekmiş. Artvin yöresi insanı: Karayolları Genel Müdürlüğüne müracaat ederek, bu köprünün, buradan başka yere taşınmasını istemiş.
Ancak: Karayolları Genel Müdürlüğü ilgilileri, köprünün yerinden sökülmesinin doğallığı bozacağını, barajın ekonomik ömrünü tamamladığında, köprünün nasılsa yeniden ortaya çıkacağını söylemişler.
Ancak, unutulan bir nokta var, barajın ekonomik ömrünün 100 yıl sürecek olması. İşte, ülkemizdeki tarihi eserlere, kalıntılara karşı yaklaşım, anlayış bu.
Artvin Cehennem Deresi Kanyonu
CEHENNEM DERESİ KANYONU
Artvin-Ardanuç karayolunun, 25. km. dedir. Ardanuç ilçe merkezine ise, 7 km. uzaklıktadır. Kanyonun içine doğru ilerledikçe, ilginç manzaralar dikkati çekiyor.
Ancak: bu kanyonun tanıtımı yapılmadığından, fazla bilinmiyor. Yine de, ilgi çekici doğal yapısı ile görülmeye değer bir yer olarak öne çıkıyor.
Kemer Ulupınar köyü, Kemer merkeze 27 km ve Antalya merkeze ise 70 km uzaklıktadır. Antalya’dan buraya yaklaşık 1 saat civarında ulaşılmaktadır.
Ulupınar köyü: Antalya-Kumluca karayolu üzerinde, Kemer’i geçtikten hemen sonra, Çıralı sapağına gelmeden 3 km öncedir. Çıralı-Ulupınar arasındaki uzaklık ise 8-10 km civarındadır. Bu yolda, özellikle doğa yürüyüşleri yapılmaktadır.
Likya Yolu;
Ulupınar köyü her gün 500 civarında turistin geçtiği Likya-Olimpos yolu ile de kesişmektedir.
Kemer Ulupınar Özellikleri
Özellikleri:
Ulupınar köyü: Olimpos dağlarının eteğinde, eşsiz güzellikler içinde kurulmuş, yeşilliklerle ve serin sularla bütünleşmiş şirin bir köydür.
Köyü: sık ve gür, çınar, defne, kızılçam, kadran ve ardıç ağaçları çevreler. Köy yoluna girdiğiniz anda, havanın değiştiğini hissedebilirsiniz. Ciğerlerinizi mis gibi çam kokusu doldurur. Ortam mis gibi çam kokmaktadır.
Köy, ismini doğal kaynak sularından almıştır.
Balık Çiftlikleri:
Toroslardan gelen ve yazın dahi buz gibi olan suyu ile bilinen bölge, balık çiftlikleriyle ünlüdür. Bölgede birçok balık çiftliği bulunmaktadır. Zaten, günümüzde burada bulunan restoranlar da daha önce balık çiftlikleri olarak kurulmuştur.
Alabalık, bölgedeki oteller ve restoranlara buradaki çiftliklerden verilmektedir.
50 havuzda yılda yaklaşık 300 bin alabalık üretildiği söyleniyor.
Kemer Ulupınar Restoranları
Restoranlar:
Köy merkezinde, ağaçları birer örtü gibi üzerine alan 15 restoran bulunuyor.
Altlarındaki ırmaklar ve çevresinden doğal şelaleler akan bu restoranlar, yaz aylarında bölgede 45 dereceyi bulan hava sıcaklığından kaçmak isteyenler için doğal klima ortamı sunar.
Özellikle akşam saatlerinde buraya giderseniz, üşümemek için yanınıza mutlaka hırka-mont türü giyecek almalısınız.
Kemer Ulupınar Restoranları
Yaz aylarında: akarsu üzerinde kurulu ahşap balkonlarda yemek yiyebilirsiniz. Bu ahşap balkonlarda yere bir kilim serilmiş, üzerine minderler yerleştirilmiştir.
Kemer Ulupınar Restoranları
Yuvarlak köy sofrasının çevresine dilediğiniz gibi oturabilirsiniz. Ancak bu ahşap platorma adım atmadan önce ayakkabılarınızı çıkartmanız gerekiyor.
Bazı restoranlar ise, dere üzerine yerleştirilmiş masalarda, ayaklarınızı derinin serin sularına sokarak, yemeğinizin tadını çıkarmanızı sağlayacak şekilde düzen almıştır.
Kemer Ulupınar Ne yenir
Burada neler yenir?
Tabii burada birçok alabalık çiftliği bulunmaktadır. Yani ilk akla gelen taze alabalık olabilir. Hatta, restoranların bazılarında havuz bölümlerinde bulunan oltalarla, havuzdan balık tutup, bunu görevlilere verdiğinizde, bunları pişirip masanıza servis ediyorlar.
Kemer Ulupınar Balık tutma
Havuz başında birçok olta var, havuz balık dolu olduğu için zorlanmadan balık tutulabiliyor, elbette bu etkinlik başta çocuklar olmak üzere birçok ziyaretçinin yoğun ilgisini çekiyor.
Peki, balık sevmeyenler: Evet tesislerde balık sevmeyenler için alternatif olarak saç kavurma ve bıldırcın da servis ediliyor.
Kemer Ulupınar Sonuç
Sonuç:
Evet, burası, özellikle hafta sonu ve tatil günlerinde, Antalyalıların yoğun tercih ettikleri bir yerdir. Ayrıca: buraya gittiğinizde bir çok turist kafilesinin de otobüsler ile buraya geldiğini göreceksiniz.
Yani, oldukça kalabalık olmaktadır.
Gittiğinizde belki de yer bulamayıp bir süre beklemek zorunda kalabilirsiniz. Ayrıca: elbette en önemli konu fiyatlar, yemek ücretleri, çünkü malum bu tür turistik yerler de kalite-fiyat dengesi pek kurulmuyor.
Bu yüzden: servisteki gecikmeleri, servis elemanlarının ilgisizliklerini ve fiyatlardaki sıkıntıları göze alırsanız, bence buraya mutlaka gidin, ilginç bir yer.