Tokat

Tokat

Bir kez gittim, kısa süre bulundum, güzel ve şirin bir şehir. Ama özellikle, bu şehrin dışında iken, tanıdığım, tanıştığım Tokatlı dostlarımın, yüreği, muhteşem. Hepsine selamlarımız iletiyorum.

 

ULAŞIM

Tokat-Amasya arası uzaklık: 114 km. Tokat-Samsun arası uzaklık: 231 km. Tokat-Sivas arası uzaklık: 108 km. Tokat-Yozgat arası uzaklık: 207 km. Tokat-Ankara arası uzaklık: 399 km. Tokat-İstanbul arası uzaklık: 785 km. Tokat-İzmir arası uzaklık: 978 km.

Hava alanı: il merkezine, 17 km. uzaklıkta, Tokat-Turhal kara yolu üzerindedir.

TARİHİ

Kentin ismi, tarihi süreç içinde: “Dokat, Kah-cun, Sobaru, Togat, Tokiye, Dokiye, Turiye” olarak da kullanılmıştır.

Bizans döneminde: şehrin ismi “Dokeia” olarak geçmektedir.

Tarihi süreçte: yöredeki topraklarda, 5000 yıllık bir geçmiş ve bu geçmiş boyunca, 14 devlet veya beyliğin egemenliği görülmüştür.

Pers yönetimi sırasında, bölgede başlıca yerleşme: dinsel ve ticari açıdan büyük önem taşıyan “Komana” kentidir. Günümüzdeki Tokat il yakınlarındaki “Gömelek Kalesi”nin bulunduğu yerde kurulan, bu antik kent: Kapadokya bölgesindeki “Komana” kenti ile karıştırılmaması için “Komana Pantika” ismini alır.

Bölge: takip eden süreçte, Makedonyalıların egemenliğine girer. Büyük İskender’in ölümünden sonra ise: yeni kurulan Pontus krallığının egemenliğine girer.

MÖ. 1’nci yüzyıl civarında, bu kez, yörede Romalılar egemenliği ele geçirirler. Ancak, bölgenin Romalılar tarafından ele geçirilmesi, büyük mücadeleler sonucu oluşur. Hatta: MÖ. 47 yılında, Roma İmparatoru Sezar: Zile ilçesinin bulunduğu yere gelir, Pontus kralı II. Pharnake’nin ordularını, Altıağaç mevkiinde büyük bir yenilgiye uğratarak, bölgeyi tamamen ele geçirir.

Burada, tarih sahnesine düşen bir not vermek istiyorum. Sezar: Altıağaç bölgesindeki bu zaferden sonra “Veni, Vidi, Vici” yani “Geldim, Gördüm, Yendim” şeklindeki mesajını, Roma’ya gönderir.

Tokat isminin kaynağı: buraya yerleşin Togayıt Türklerinden geldiği, surlu kent anlamına gelen “Toh-kat sözcüğünden türediği veya besili at yada atların toplandığı yer anlamına gelen “Tok-at” kelimesinden türediği düşünülmektedir.

 

GENEL

Şehir: Orta Karadeniz bölgesindedir. Topraklarının büyük kısmı: ormanlıktır. Tarıma ayrılan topraklar da, belli bir büyüklüktedir. Tarım alanlarının büyüklüğü olarak, ülkemizde, 6.sıradaki ildir. Ormanlık alanlar ise: Almus, Reşadiye ve Niksar ilçelerinde yoğunlaşmaktadır.

Ovalar, il genelinin, % 16’lık bölümünü kapsar. Başlıca ovaları: Erbaa-Niksar ve Artova. Dağlık bölümler düşünüldüğünde ise: bölgedeki dağların, Karadeniz’e paralel uzandıkları görülür. Doğuya gittikçe, dağlar birbirlerine daha çok yaklaşırlar.

Kent merkezinin, rakımı: 623 metredir. Genel yükselti düşünüldüğünde ise: rakımın 188-2200 metre arasında değiştiği görülür.

Tokat Gaziosman Paşa Üniversitesi

TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ

Üniversite: 1992 yılında kurulmuştur.  Üniversite bünyesindeki: Fakülteler: Eğitim, Fen-Edebiyat, İktisadi ve İdari Bilimler, Tıp, Ziraat. Enstitüler: Fen Bilimleri, Sağlık Bilimleri, Sosyal Bilimler. Yüksek okullar: Beden Eğitimi ve Spor, Sağlık, Yabancı Diller. Bunun  dışında: İlçe topraklarında da, yüksek okullar bulunmaktadır.

Üniversite kampüsü: Taşlıçiftlik yerleşkesi: Amasya yolu üzerinde, İl merkezine 9 km. uzaklıktadır. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesi, şehirde, hizmet vermektedir.

 

NE YENİR. NE İÇİLİR

Tokat yöresinde: yemek kültürü bayağı zengin olmasına rağmen, özellikle: Tokat Kebabı yemelisiniz. Bunun dışında ise: bakla dolması, keşkek, gendüme  çorbası, bacaklı çorba, cevizli çörek düşünebilirsiniz.

Tokat Kebabı: taze kuzu eti, kuyruk yağı, patlıcan, yeşil biber, domates, sarımsak, soğan ve özel pişirilmiş kebap pidesi kullanılarak, özel kebap ocaklarında yapılıyor.

Bunların yanında: Tokat Şarabı da ilginizi çekerse, içebilirsiniz. Özellikle: Tokat yöresinde üretilen “Mahlep Şarabı” apayrı bir lezzet. Hatta, bundan yakınlarınız için, hediyelik olarak da satın alabilirsiniz.

Mahlep: Tokat yöresinde, bolca yetişen, vişneyi andıran bir yabani meyve türü. Bu meyvenin tozu: tatlıcılıkta bolca kullanılıyor. Özellikle: pastanelerde, paskalya çöreklerinde. İşte, yörede bolca yetişen bu mahlep: şarap üretiminde kullanılıyor.

Bu aromatize şarap: hem hoş kokulu ve hem de az tatlı olmasıyla, dengeli bir içim yaratıyor. Tadı: olgun yabani vişneyi ve kirazı anımsatıyor. Özellikle: kahve ile denemelisiniz.

 

NE SATIN ALINIR

Şehirde: dövme tekniğiyle yapılmakta olan, çeşitli hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz. Bunların başlıca örnekleri: leğen, ibrik, kazan, tava, tas, sini. Bunlar hoşunuza gitmez ise: yine, bu yöreye has “yazma” satın alabilirsiniz. Özellikle: tahta baskı yazmalar. Yazma, günümüzde: elbise, etek, bluz, fular, sabahlık, gecelik, tayyör gibi, bayanlar tarafından kullanılıyor.

Yukarıda belirttiğim gibi, gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için “Mahlep Şarabı” satın alabilirsiniz. Hediyelik karton kutular içinde, güzel görüntü sunuyor.

 

GEZİLECEK YERLER

Tokat Gök Medrese

GÖK MEDRESE

Anadolu Selçukluları döneminde yapılmış olup, kitabesi olmadığından kim tarafından ve kim zamanında yapıldığı belli değildir. Ancak: 13.yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Kullanım amacı ise: şifahane.

Evet, burası şifahane olarak, 18.yüzyıla kadar kullanılmıştır. Halk arasında: Pervane Medresesi, Kırkkızlar Medresesi, Darüşşifa, Bimarhane gibi adlarla bilinmektedir.

Pervane denilince, bundan biraz söz etmekte yarar var. 1243 yılında, Kösedağ Savaşı yıllarında, Selçuklu ordusu yenilince, Moğollar, Muiniddin Süleyman Pervane isimli şahısla, diplomatik ilişki kurarlar ve çok beğendikleri bu zat dışında, herhangi bir kimse ile muhatap olmazlar.

Selçuklu Sultanları ile Moğollar arasındaki irtibat, Vezir Pervane tarafından yürütülür. Pervane: dönemin bilginlerini ve şeyhlerini korur ve hatta “Mevlana” ile büyük bir dostluk kurar.

Tokat Müzesi

TOKAT MÜZESİ

Anadolu Selçuklu döneminde: medrese olarak kullanılan ve yukarıda hakkında bilgi verdiğim: “Gök Medrese” binası: 1982 yılında yapılan çevre düzenlemesi ve restorasyon sonucu: Müze olarak hizmete açılmıştır. 2 katlı binada, arkeolojik ve Etnoğrafik eserler ayrı ayrı sergileniyor.

ZEMİN KAT

Girişin sağında: İlk Tunç Çağı eserleri, sonraki takip eden odalarda ise: Hitit ve Frig dönemi eserleri, kilise eşyaları sergileniyor. Burada: kubbeyle örtülü ve daha geniş tutulmuş mekanı olan son odada : Osmanlı dönemine ait dini eserler ve yazı takımları sergileniyor.

Baş eyvanın kuzeyindeki mekan: medreseyi yaptıran Pervane Muiniddin Süleyman’ın aile fertlerine ait mezarlık var. Burada: 20 sandukalı mezar odası, müze ziyareti sırasında görülebiliyor. Bu mescitten sonra: bölgenin geleneksel erkek giysileri, kadın giysileri, takılar, aydınlatma araçları, hamam eşyaları gibi Etnoğrafik eserler sergileniyor.

 

ÜST KAT

Buranın bir bölümü: idari hizmetler için tahsis edilmiştir. Güney revaka açılan odalarda ise: sikke ve altın süs eşyaları, Ulutepe kurtarma kazısında bulunan kalıntılar, Roma dönemine ait pişmiş toprak, metal ve cam eserler ve son odada Bizans dönemine ait eserler sergileniyor.

AVLU

Ön bahçe ve kuzey bitişiğindeki alanda: Anadolu Selçuklu dönemi, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserler sergileniyor.

Müzede, özellikle görmenizi önereceğim eser: Roma dönemine ait, Bronz Apollon figürü. Müzenin en değerli eseri bu.

Tokat Kalesi

TOKAT KALESİ

Kale yapısının kuruluş tarihi ve kimler tarafından yapıldığı konusunda bilgi yok. Yapım tekniği düşünülerek, MS.5 yada 6.yüzyılda yapıldığı düşünülüyor. Yapıldıktan sonra da, uzun yıllar, Bizanslıların elinde kaldığı biliniyor.

Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde de, kale yapısı, savunma amaçlı olarak kullanılmıştır. Bazı dönemlerde ise, isyancılara mekan olmuş, bir dönem ise, cezaevi olarak kullanılmıştır.

Yapı: sarp bir kayalık üzerinde yükselen, doğal bir kaledir. Oldukça güvenli bir noktadadır. Çünkü: kayalık bölge, doğal yıkımlara dayanıklıdır. Sur duvarları: iç ve dış sur duvarları olmak üzere kademeli olarak yapılmıştır.

Surlar, beşgen planlı, 18 burç ile güçlendirilmiştir. Batıda bulunan, Ceylan Yolu isimli ve 362 basamaklı sarnıç, kuşatmalar sırasında yapının su ihtiyacını karşılamıştır.

Kaleye giderseniz, neler görebilirsiniz?

Kuleler, burçlar, mazgallar ve sur duvarlarının bir bölümünü görebilirsiniz. Tonozlu yapılar günümüzde de görülebilirken, diğer yapıların sadece temelleri görülüyor. Dış kale surları yok, ancak iç kale duvarlarının bir bölümü ayakta.

 

ALİ PAŞA CAMİSİ

İl merkezinde, Cumhuriyet meydanındadır. Şehirdeki, en büyük Osmanlı anıt eseridir. Cami yapısı: Sultan II. Selim tarafından, 1572 yılında yaptırılmıştır. Camiyi yapan Ali Paşa’nın eşi ve oğlu Mustafa Bey’in türbeleri: cami avlusundadır.

Yapının: tek kubbesi ve tek minaresi var. Tamamı, kesme taştan yapılmıştır. Osmanlı geleneğine göre: öldürülen devlet adamları tarafından yaptırılan eserler için, kitabe konulmamaktadır. Bu nedenle: camide, kitabe bulunmuyor. Sadece: avludaki türbede, Ali Paşa’nın ismi verilmiştir.

MEVLEVİHANE

Yeşilırmak kenarına serpiştirilmiş şehrin merkezinde yer alan Tokat Mevlevihane’sinin ana binası semahane, derviş hücreleri, şeyh odası ve meydan odası günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Ahşap mimarisiyle “Anadolu’nun en estetik Mevlevihanesi” olarak nitelendirilen yapıdaki daire biçimindeki semahane, iki katlı binanın büyük bölümünü oluşturuyor.

GAZİOĞLU HAN

Sulusokak’a çıkarken yol üstünde görülen Gazioğlu Hanı, içinde yazmacılık yapıldığı için yaklaşık 50 yıldır halk arasında “Yazmacılar Hanı” olarak anılıyor. Yazmacılık yapılan Anadolu şehirleri arasında ayrı bir yere sahip olan Tokat’taki bu handa sayısı giderek azalan esnaf, el baskısı geleneksel yazmalar üretmeye devam ediyor.

Tokat Taşhan

TAŞHAN

İl merkezinde, Gazi Osman Paşa caddesi üzerindedir. Osmanlılar döneminde, muhtemelen 17.yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Yapı: dikdörtgen planlı, açık avlulu, 2 katlıdır. Zemin katta: avlu çevresinde sıralanmış, 43 oda ve tuvalet bölümü var. Güney ve batı yönündeki odaların önüne, revak yapılmıştır. Diğer odalar ise, doğrudan avluya açılmaktadır.

Tokat Saat Kulesi

SAAT KULESİ

İl merkezinde, Behzat mahallesindedir. 1902 yılında: Sultan II. Abdülhamit’in, Padişah oluşunun 25.yılı anısına, halkın yardımlarıyla, Belediye Başkanı Enver Bey tarafından yaptırılmıştır.

Yüksekliği: 33 metredir. Kapısı: güney yönündedir. Kesme taştan yapılmıştır. Saat kısmı: 1917 tarihinde restore edilmiş, dört yöne, büyük kadranlar yerleştirilmiştir. Bunlar: her saat başlarında ve yarım saatlerde, iki dakika süreyle çalarlar ve bu çalma sesi, şehrin birçok bölgesinden rahatlıkla duyulmaktadır.

Tokat Hıdırlık Köprüsü

HIDIRLIK KÖPRÜSÜ

Önemli bir kavşakta bulunan köprü: 5 gözlüdür. Selçuklu döneminde yapılmıştır. Uzunluğu: 151 metre, genişliği: 7 metredir. Kesme taşlardan yapılmıştır.

Köprü üzerinde bulunan, mermer bir küre üzerindeki kitabede: II. Gıyaseddin Keyhüsrev ve kendisiyle 3 yıl boyunca çatışan 3 oğlu (İzzeddin, Rukneddin, Alaeddin)’nun isimleri birlikte yazılmıştır. Çünkü: aralarındaki çatışmanın bitirilmesi amaçlanmış ve bu da başarılmıştır. Bunun üzerine: üç kardeş, yaklaşık 8 yıl devleti birlikte yönetmişlerdir.

Köprünün hemen yanında, bir de türbe var. Ama bakımsızlıktan bir hayli yıpranmış durumda.

Evet, bu 700 yıllık köprünün hemen yanında, Hıdırlık Çayırı denilen bir yer var. Burası: il’in mesire yeri.

SEBASTOPOLİS ANTİK KENTİ

Şehir merkezinin, 68 km. güneybatısındadır. Kentin ismi: Büyük, azametli şehir anlamına gelmektedir. Bazı kaynaklara göre: şehir, MÖ.1.yüzyılda kurulmuştur. Kent hakkındaki yazılı kaynaklara göre: Roma İmparatoru Traianus tarafından, kent: Kappadokia Eyaletine dahil edilmiştir, ismi ise: Herakleopolis olarak geçmektedir.

Burada: 1987 yılında, Tokat Müze Müdürlüğü tarafından kurtarma kazıları yapılmıştır. Bu kazılarda ortaya çıkarılan mimari parçalar değerlendirildiğinde, burada: Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim olduğu ve hatta önemli bir yerleşim bulunduğu tespit edilmiştir.

Konya Obruk Gölü

Konya Obruk Gölü

Konya-Aksaray kara yolu üzerindedir. Yolunuz buradan veya buranın yakınlarından geçtiğinde, mutlaka ve mutlaka, bir saat kadar zaman ayırın ve bu doğal güzelliği görün. Çünkü: inanılması güç, gördüğünüzde hayretler içinde kalacağınız bir güzellik. Hani derler ya, mavi-yeşil karışımı Turkuaz rengi diye, işte “Turkuaz” rengini belki de yeryüzünde çok net olarak görebileceğiniz tek yerlerden biri. Aşağıya inmeseniz bile, yukarıdan o muhteşem görüntüyü izleyin.

Konya’ya 66 km. uzaklıktadır. Kara yolu üzerinde, Kızılören beldesinden 5 km. daha içeride. Bu bölgeden geçerseniz, mutlaka buraya uğrayın. Göreceğiniz muhteşem güzelliği unutamayacaksınız. Burada; bir han ve göl var. Özellikle göldeki orijinal turkuaz rengi gördüğünüzde şaşıracaksınız. Bulunduğu arazide, bir göz gibi duruyor. Ama; masmavi, sanki bir nazar boncuğu. Rengin güzelliğine inanamayacaksınız.

Evet: buraya girdiğinizde, aracınızı park ettikten sonra, bir kalıntı var. Oraya gireceksiniz. Bu han kalıntısı incelendiğinde; bir zamanların gözde yapılarından olduğunu hissedebiliyorsunuz. Çünkü, ayakta kalan duvarları muhteşem. Aynı zamanda; duvarların içindeki taşları incelediğinizde, üzerlerindeki yazılar ve haç işaretleri, buranın yapımında, büyücek bir kilisenin feda edildiğini söylemeden edemiyor.

Bölgeye ilk yerleşim, 13’ncü yüzyılda olmuş. Yapıda; Bizans dönemine ait taşlar kullanılmış. Selçuklular zamanında yapıldığı sanılıyor. Zaten; Selçuklular zamanında Anadolu’da kurulan yol güzergahları, Osmanlılar zamanında değişince, bazı yerler ticari merkez olma özelliğini kaybediyor ve bu kervansaraylar önemini yitiriyor. Sanırım, bu obruk handa bu özelliğini yitiren kervansaraylardan.

Dış kapısında; herhangi bir kitabe veya işaret yok. Kapalı bölümün giriş duvarı, tamamen yıkılmış. Selçuklu hanlarında, bu iki kapı üzerinde yer alan, hanla ilgili bilgilere, bu yüzden, burada ulaşmak mümkün olmuyor. Varsayımlara göre, han, Selçuklu sultanı II. Kılıçaslan tarafından (1155-1192) yaptırılmış.

Hanın arka kapısından çıktığınızda; 5-6 metre ilerideki, çevreye tamamen hakim manzaralı düzlükte yürürken, birdenbire; yaklaşık 40 metre aşağıdaki düzlükte, bembeyaz kalker taşlarının ortasında, boncuk mavisi, yuvarlak bir göl göreceksiniz. Renkler öylesine büyüleyici ki inanamazsınız.

Gerçek turkuaz (mavi ve yeşil renklerin bileşiminden oluşan renk) rengini görme şansınız var, burada. Muhteşem bir renk armonisi. Günün her saatinde, renk değiştiriyor. Evet; gölün derinliği 145 metre. Suyu tatlı, içilebiliyor, tarım alanlarının sulamasında kullanılıyor. Suyun, yer altından, Beyşehir gölünden geldiği söyleniyor.

Evet; bu gölün oluşumu da ilginç. Yeraltı suları, yerin kireçli katmanlarını zamanla eritiyor ve büyük yeraltı boşlukları oluşuyor. Bu boşluklar, bir gün, aniden çöküyor ve sular buraları dolduruyor ve böyle muhteşem göller ortaya çıkıyor. Türkiye’de İç Anadolu’nun güneyinde ve Toroslarda, obruklar yaygın olarak görülmekte.

İçel’deki cennet-cehennem mağaraları ve Konya’daki bu göreceğiniz Kızılören obruğu, ülkemizdeki en güzel örneklerden. Bozkırın ortasında ışıldayan derin göller, devasa çukurlar bunlar. Bu arada, hani biz obruk oluşumu dedik ya, yöre halkı buna inanmıyor. Onlara göre; buraya göktaşı düşmüş. Evet; onların inanışı bu, ama buranın oluşumunun elbette, bilimsel açıklaması da yok değil. Yukarıda anlattım.

Evet; buraya kısa da olsa zaman ayırın. Oraya vardığınızda, birçok yerli ve yabancı turist göreceğiniz kesin. En büyük sorun; burada ne bir tabela ne bir bilgi yok. Yalnızca, burayı bilenler, bu gizli cennete gelebiliyorlar, şu andan itibaren sizde biliyorsunuz, yolunuz yakınından geçerse, mutlaka uğrayın, beğeneceksiniz.

Aksaray tanıtımı.

Kızılören tanıtımı.

Konya tanıtımı.

Konya Karapınar Meke Gölü

Konya Karapınar Meke Gölü


Dünyanın nazar boncuğu. Her yaz turist akınına uğrayan, yurt dışında yayınlanan dergilerde yer bulan bir yer. Tedbir alınmazsa, kuraklık burayı bitirecek, bitmeden önce gidip görün.

Konya Karapınar Meke Gölü

YERİ

Konya’nın Karapınar ilçesindedir. Karapınar-Ereğli kara yolunun 8’nci km. deki sapaktan, 2 km. içeridedir. Konya’ya toplam uzaklık: 101 km. dir. Arabanızla, gölün en kenarına kadar gidebilirsiniz.
Giderken; yanılıp, Meke’nin 2-3 km. yakınlarındaki Acı Göle gitme olasılığınız var, dikkat.

Konya Karapınar Meke Gölü

ÖZELLİKLERİ

Burası: Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Korumu Kurulu’nun 1989 gün sayılı kararı ile, 1’nci derece doğal SİT alanı ilan edilmiştir.

Konya Karapınar Meke Gölü

 

OLUŞUM

Meke Gölü, iki zamanlı volkanik bir krater gölüdür. Göl, ilk zamanda 4 km. çapında, yuvarlak bir çöküntü alanı içinde oluşmuş, ikinci bir püskürme ile göl içerisinden sekonder denilen yükselmeler meydana gelmiş.

Bu oluşumdan sonra da gölün ortasında 1500 metre genişliğinde, göl düzeyine göre 140 metre yüksekliğinde, proklastik oluşumlu, volkanik Meke Tepesi kalmış. Bu jeolojik oluşumlar, bununla da tamamlanmamış, sonraki evrelerde çeşitli patlamalar meydana gelmiş ve burada Parazit Koni denilen, yedi küçük tepe (Meke) daha meydana gelmiş. Jeomorfolojide, bu tip oluşumlara Kaldera ismi verilmekte olup, iç içe gelişmiş volkan bacası anlamına gelmektedir.

Tepenin ortası, içeriye doğru obruk şeklinde çöküktür. Günümüzde, bu tepe volkan küllerinin sönmesinden ötürü, bakır rengini almış. Göl çevresinde ve tepenin üzerinde, yanık volkan küllerinin renkleri, külleri açıkça görülmektedir.

Burayı yani Meke gölünü besleyen su kaynağı yok. Tamamen yağmur suları ve yer altı suları ile besleniyor. Yani: aslen, gölün magnezyum ve soydum sülfattan oluşmuş su kaynakları yer altından kaynaklanmaktadır.

Adayı oluşturan volkanik kütlenin yapısı: en şiddetli yağmurları bile hemen emecek yeteneğe sahiptir. Meke’nin biçiminin, bin yıllardır bozulmamasının sebebi budur.

Konya Karapınar Meke Gölü

KURAKLIK

Ama: son yıllarda, Konya Havzasındaki yer altı sularının bilinçsiz tüketimi sonucu, yaz aylarında göl tamamen kurumaktadır. Özellikle: yağmurların azalması ve hiç olmaması ve de yer altı sularının, yörede yaşayanlar tarafından kuyu açılarak kullanılması nedeniyle, gölün geleceği tehlikede.

Gölün derinliği 1 metreye kadar düşüyor. Hatta, büyük bölümü üstünde yürünebilmektedir. Kuraklık o kadar büyük boyutlara geldi ki, bir ara Meke gölü, iki parçaya bölündü.

Gölün bir bölümü bataklık halini alırken, suyun bulunduğu bölüm, güzelliğini korumaya devam ediyor. Meke, bu görüntüsü ile, tedbir alınmasa ne duruma geleceğini ortaya koymuş.

Konya Karapınar Meke Gölü

AĞAÇLANDIRMA PROJESİ

Bunun önüne geçebilmek için: büyük ve sessiz bir proje gerçekleştirilmiş. Bu projenin sahibi: Türk Silahlı Kuvvetleri. Türk Silahlı Kuvvetlerinin: Karapınar’da bir askeri yeri var. Sanırım: Askeri Atış Alanı gibi bir yer. Buradaki askeri birliklerin organize edilmesiyle: Meke Gölünün çevresinde ağaçlandırılmış.

Türkiye’nin en hızlı kuraklaşan bölgesi olması nedeniyle, dikilen ağaçlar diğer bölgelerde olduğu gibi kendi haline bırakılmamış. Bunun için, damla sulama projesi geliştirilmiş ve göl etrafını tamamen çevreleyen fidanlar, her an sulanabiliyor.

Bu proje nedeniyle, TSK bu ülkede yaşayan tüm insanlar adına teşekkürler, çünkü doğanın bizlere sunduğu bu olağanüstü güzellik, herhangi bir şey yapılması, sanırım 10 yıla kalmadan, tamamen kuruyacak ve gelecek nesillere aktarmak mümkün olmayacak.

Evet: bu bölge gerçekten ilginç. Halen büyük bölümü ağaçlarla çevrili olan ve çalışmalar sürdürülen ama bir zamanların büyük ve Türkiye’nin tek çölü: çok ilginç jeolojik oluşumlar bulunduruyor.

Volkanik patlamaların yarattığı garip tepeler, göller ve çukurlarla kaplı olan bir yeryüzü parçası. Bunların en önemlisi ise: dünyada bir benzeri bulunmayan: Meke Krater Gölü.

Göl ve birincil krater çukurunun uzunluğu: 800 metre, genişliği 500 metre. Derinliği ise: 12 metredir. Deniz yüzeyinden: 981 metre yüksektedir. Gölün yüz ölçümü: 0.5 km. karedir.

Ana Meke’nin ortasında bulunan ve su seviyesinden 50 metre yükseklikte olan volkan konisindeki göl, 25 metre derinlikte ve suyu tuzludur.

Konya Karapınar Meke Gölü

 

Tarih boyunca, Meke gölü ve çevresinde Karamanoğulları ve Osmanlı Devletinin ve Türkiye Cumhuriyetinin tuz ihtiyacı karşılanmıştır. O dönemlerde, bu amaçla kullanılmış eski yapılara ait kalıntılar, göl çevresinde görülebilmektedir.

Yolun batısında, Tekel işletmesinin eski tuz depoları, müştemilat yapıları bulunmaktadır. Gölün doğusunda: 10-15 metre uzunlukta, tatlı su kuyusu bulunmaktadır. Gölün batı yakası ise, oldukça dik ve keskin kayalıklarla kaplıdır.

Bu arada, tuz üretimi günümüzde yok. Çünkü, hijyen bulunmaması nedeniyle iptal edilmiş.

Meke Tuzlasından, 2 km. daha güneydoğuda bulunan Meke Obruğunun kenarı: yırtılmış gibi keskindir. Özellikle: obsidyen parçalarından oluşan bir halka ile çevrilidir.

Konya Karapınar Meke Gölü

KUŞLAR

Göl: aynı zamanda bir kısım kuş türüne de ev sahipliği yapmaktadır. Bunlar: Sakarmeke, Çamurçun, Yeşilbaş, Angıt, Kızılbacak, Uzunbacak, Kızkuşu, Kuyruksallayan, Kuyrukkakan ve Delice Doğan gibi. Ancak: beş yıl öncesine kadar, yüz civarında kuş türü, burada bulunurken, kuraklık nedeniyle, günümüzde burada bulunan ve göç sırasında buraya uğrayan kuş türleri, beş-altıya düşmüş.

Konya Karapınar Meke Gölü

SONUÇ

Volkanik patlamaların yarattığı garip tepeler, göller ve çukurlarla kaplı bir yeryüzü parçası olan Karapınar’daki Meke gölünde: gün batımını izleyin, manzara gerçekten hoşunuza gidecek.

Kuraklığa karşı tedbir alınmasa, gölün kuruması devam edecek ve bu güzellik bitecek. Bence: en kısa zamanda ilgililer tarafından: gerek yer altı suyu kullanımının yörede engellenmesi ve gerekse, bir şekilde bu göle su getirilmesi yönünde, tedbirler alınmalı.

Evet: buraya gidin ve düşünün ki, dünyada bir benzeri olmayan bir tabiat harikası oluşumu seyrediyorsunuz, gerçekten etkileneceksiniz, mutlaka gidin ve görün. Kış aylarında giderseniz, gölün çevresindeki dondurucu soğuk için mutlaka önlem alın.

Karapınar tanıtımı.

Ereğli tanıtımı.

Konya tanıtımı.