Amasya Göynücek

Amasya Göynücek

Amasya’nın elması, Göynücek’in bamyası.

Amasya Göynücek

Amasya il merkezine olan uzaklık: 45 km. Göynücek-Zile arasındaki uzaklık: 38 km. Göynücek-Ortaköy arasındaki uzaklık: 30 km.

Amasya Göynücek

TARİHİ

Yapılan araştırmalar sonucunda, İlçe tarihinin, Amasya ve Anadolu tarihi kadar eski olduğu anlaşılmıştır. Ayvalıpınar höyüğü: yöredeki en eski yerleşimin bulunduğu bölgedir ve MÖ.3000-2500 yıllarına kadar gitmektedir. Gediksaray höyüğü ise, Tunç çağı yerleşmelerine ev sahipliği yapmıştır.

Takip eden tarihi süreçte ise, bölge, Hitit Uygarlığı sınırları içinde kalır. Hititlilerin kayıp şehri “Hakmiş” in, Göynücek sınırları içinde bulunduğu  düşünülmektedir. Takip eden dönemlerde, burada: Frig, Kimmer, İskid, Med, Pers hakimiyetleri yaşanır. Bu dönem yerleşimlerinin en göze batanı ise: Ilısu Kocaman Tepe höyüğüdür.

MÖ.301 yılında, yörede, Pers-Pontus egemenliği görülür. Daha sonra, Roma hakimiyeti. Roma döneminde yapılan ve günümüze gelen en güzel eser ise: Gökçeli kalesidir.

Bölge, Türkler tarafından, 1175 yılında, II. Kılıçaslan tarafından ele geçirilir. 1393 yılında ise, Osmanlılar görülüyor.

Amasya Göynücek

GENEL

Göynücek, Amasya ilinin en küçük ve ekonomik yönden en zayıf bölgesidir. Denizden yüksekliği: 450-1100 metre arasındadır.

İlçede, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. Ancak, kışların pek sert geçtiği söylenemez.

Yeryüzü şekilleri bakımından: oldukça engebeli ve dağlıktır.

İlçenin ekonomik getirileri: özellikle bamya, soğan, şeker pancarı, haşhaş, arpa ve buğday başta gelmektedir.

Ünlü güreşçi Hamit Kaplan, buralıdır. Hamit Kaplan, katıldığı Olimpiyatlarda: 1956 yılında altın, 1960 yılında gümüş ve 1964 yılında bronz madalya kazanmıştır.

Bamya

NE YENİR. NE İÇİLİR

Burada, mutlaka, “Göynücek bamyası” yemeği yemelisiniz. Diğer yöresel lezzetler: yöreye has tarhana çorbası, bulgur pilavı, keşkek, yarma çorbası, baklalı dolma ve haşhaş çöreği en çok yapılan yemekler arasındadır. Amasya’nın elması, Göynücek’in bamyası sözü, ilçenin tarımsal üretimindeki ününü simgeleyen bir deyim olarak bilinmektedir. 

NE SATIN ALINIR

Ülke çapında belli bir ünü olan “Göynücek Bamyası” satın alabilirsiniz. Göynücek bamyası vakumlu paketler olarak satın alınabilir. 

GEZİLECEK YERLER

Göynücek Gökçeli Kalesi

GÖKÇELİ KALESİ

İlçe merkezinin 8 km kuzeybatısında, Gökçeli köyünün yaklaşık 1 km kuzeydoğusundaki kayalık üzerinde, Çekerek Vadisine hakim bir mevkide yer almaktadır. Stratejik konumuyla çevreye hakim bir görüş alanı sunmaktadır. 

Tarihçe:

Gökçeli kalesinin kesin inşa tarihi bilinmemekle birlikte, yapılan arkeolojik ve tarihsel araştırmalar, kalenin Demir Çağında inşa edildiğini düşündürür. Kale çevresinde ele geçirilen Roma Dönemi seramiklerinin yanı sıra MÖ 7 yüzyıla tarihlenen Demir Çağı çanak-çömlek parçaları, yapının esas olarak bu dönemde inşa edildiğini ortaya koymaktadır. 

Tarihi kaynaklara göre, Göynücek ve çevresi, MÖ 47 yılında gerçekleşen Zela Savaşının ardından Roma hakimiyetine girmiştir. Bu bağlamda Gökçeli kalesinin Roma dönemindeki savunma sisteminin bir parçası olarak inşa edildiği veya mevcut yapısının güçlendirildiği değerlendirilmektedir. 

Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yerleşim gören kalenin çevresi halen arkeolojik alan olarak korunmaktadır. 

Göynücek Gökçeli Kalesi

Mimari özellikleri:

Basamaklardan oluşan tünel biçimindeki yapısıyla dikkat çeken kalenin bazı bölümlerinde kayalara oyulmuş  dehlizler bulunmaktadır. Görüntüsüyle ilginç ve özgün bir yapı olup Roma döneminde garnizon olarak kullanılmıştır. 

Aslına bakarsanız, güzel bir kale yapısı. Ama, yeterli reklamı yapılmadığından, insanların haberi yok. Çünkü: yörenin insanları, bu güzel kale yapısını yeterince tanıtmayı becerememişler. Sizler, bu yörelerden geçerseniz ve tarihe ilginiz varsa, bu kaleyi mutlaka görün, nispeten günümüze sağlam ulaşmış bir yapı olarak öne çıkıyor.

Göynücek Kaplıcaları

GÖYNÜCEK KAPLICALARI;

Göynücek ilçesinde iki önemli kaplıca bulunmaktadır. Bunlar: Ilısu kaplıcası ve çok  daha gelişmiş olan Terziköy (Terziler) Kaplıcasıdır. İkisi de aynı bölgede yer aldığından birlikte ele almak gerekir. 

 

ILISU KAPLICASI:

Amasya merkezine 63 km uzaklıkta, Göynücek ilçesi Ilısu köyünde bulunan bu kaplıcanın su sıcaklığı 25 derece civarındadır. Tıbbı ve teknik özellikleri Terziköy Kaplıcasıyla benzerlik gösterse de yerel yönetimlerin yatırım yapmaması nedeniyle ikinci planda kalmış olup sadece bölge halkına hizmet vermektedir. Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilin Dalının raporuna göre, Amasya’daki Terziköy, Gözlek, Ilısu ile Hamamözü kaplıca sularının “Oligo-Mineral suları” gurubunda oldukları belirlenmiş ve bu suların birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığı ifade edilmiştir. 

Göynücek Terziköy Kaplıcaları

TERZİKÖY KAPLICASI:

Amasya-Gediksaray yolu yakınında yer alan ve modern tesisleriyle iç turizme büyük katkılar sağlayan bu kaplıca, Terziler köyünde bulunması nedeniyle Terziler Kaplıcası da denir. Kaplıcanın tarihi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte yanı başında inşa edilen otelin temel kazısı sırasında Roma dönemine ait su borularıyla MS 4 yüzyıldan kalma bakır sikkeler bulunmuştur. 

Göynücek Terziköy Kaplıcaları

Su özellikleri: Kaplıcada 3 kaynak bulunmakta olup, ortalama sıcaklıkları 38-40 derece, radyoaktiviteleri 6 eman, pH değeri ise 7.4 tür.

Hangi hastalıklara iyi gelir: Banyo tedavisinin: iltihaplı olmayan romatizmal hastalıklara, nevralji, nevrit ve kadın hastalıklarına, deri hastalıklarına iyi geldiği tespit edilmiştir. İçme tedavisinin ise mide ve bağırsak hastalıklarının lezyonel ve enflamatuvar vakalarında ise spastik ağrılarda etkili olduğu görülmüştür. 

Tesis imkanları: 55 bin metre karelik yeşil alan üzerine kurulu olan Terziköy kaplıcası bünyesinde tüm odalarda termal suyu bulunan 72 yataklı otel, 45 yataklı motel, gazino, lokanta, yüzme havuzu, özel kabinler, alışveriş imkanı, çocuk oyun bahçesi ve piknik alanları bulunmaktadır.

 

İÇMELER (ŞİFALI SU KAYNAKLARI)

İlçe merkezine 6 km uzaklıkta bulunan Çamurlu köyü İlice mevkiinde çıkan bu kaynak suyu, böbrek taşlarına ve idrar yolları iltihaplarına iyi geldiği söylenen bir şifalı sudur. Su kaynağı dağda olmasına rağmen özel borularla ilçe merkezine kadar getirilmiştir. 

Su: mineral oranı düşük, hafif ve yumuşak yapıda olan, böbrekleri yormadan temizleyen içme suyu türüdür. Bu özelliği nedeniyle böbrek ve idrar yolları sorunlarında tercih edilir. 

En yaygın bilinen faydası, böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olduğudur. İdrar yolları iltihaplarında doğal temizleyici olduğu düşünülür. Suyu bidon ve şişelere doldurulup yanında götürmek isteyen ziyaretçilere de imkan tanınmaktadır. 

 

YEŞİLIRMAK KIYISI-MESİRE ALANLARI;

Yeşilırmak huzur veren kıyısında piknik yapılabilir, kuş sesleri arasında doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Nehir kıyısının serin havası ve dingin manzarası, özellikle yaz aylarında aileler ve doğa severler için vazgeçilmez bir kaçış noktasına dönüşür. 

Ormanlı Mesire Alanları: Yemyeşil ormanlık alanlar, temiz hava ve sakin yürüyüş yolları barındırır. Göynücek şehir yaşamının stresinden kaçmak isteyenler için adeta bir terapi merkezidir. 

Terziköy Kaplıcaları mesire alanı: Göynücekte en donanımlı mesire noktalarından biri Terziköy Kaplıcaları çevresidir. Kaplıca çevresindeki ormanlık alanlarda yürüyüş parkurları vardır. Hem düz hem de hafif engebeli patikalar, farklı seviyelerdeki yürüyüşçülere uygun rotalar sunar. Doğay peyzaj, termal buharların oluşturduğu atmosferik görüntüler ve çevredeki ormanlık alanlar mutlaka görülmesi gereken yerlerdir. Piknik alanlarında mangal ateşini sadece izin verilen yerlerde yakmak ve ayrılmadan önce tamamen söndürmek gerekmektedir. 

 

 

 

AYVALIPINAR VE GEDİKSARAY HÖYÜKLERİ:

Yüzlerce hatta binlerce yıl boyunca üst üste kurulmuş yerleşim katmanlarından oluşan bu höyükler, Göynücek’in Anadolu tarihindeki derin köklerinin somut kanıtıdır. 

 

Ayvalıpınar Höyüğü:

Göynücek ilçesi sınırları içerisindeki en eski yerleşmeler Kalkolitik döneme aittir. Ayvalıpınar höyüğü bu dönem yerleşmelerine en güzel örnektir. İlçede bu höyükle birlikte Tunç Çağından itibaren kesintisiz yerleşim izleri tespit edilmiş olup bu arkeolojik alanlar tarihsel sürekliliğini yansıtır niteliktedir. 

 

Gediksaray Höyüğü:

İlk Tunç Çağından Demir Çağına, Helenistik ve Roma dönemlerine kadar kesintisiz yerleşim görmüştür. Gediksaray Beldesinin 1 km kuzeyinde yer alan Gediksaray Höyüğü, yaklaşık 15 metre yüksekliği ve 350 x 150 m boyutu ile Oluz Höyük gibi Orta Karadeniz Bölgesinin en büyük höyüklerinden biridir. Gediksaray Beldesine giden yol höyüğü ikiye bölmüştür. Höyükte yapılan incelemelerde, İlk Tunç Çağı II-III, Son Tunç Çağı, Helenistik Çağ ve Roma Çağına ait yerleşmelerin yanı sıra Orta ve Geç Demir Çağlarına ait yerleşmeler de tespit edilmiştir. Ele geçen çanak-çömlek parçaları bezeksiz ve boya bezekli olarak iki guruba ayrılmaktadır. 

 

 

GÖYNÜCEK CAMİİ:

Göynücek Merkez Camii, ilçenin merkezinde (Atatürk Caddesi üzerinde) bulunan ve bölge halkının ibadet ihtiyaçlarını karşılayan ana camilerden biridir. 

Mimari yapısı: Geleneksel ve modern betonarme mimarinin harmanlandığı, kubbeli ve minareli, tipik bir Cumhuriyet dönemi ilçe camisi yapısındadır. Geniş bir ana harim, hanımlar mahfili ve cemaatin toplanabileceği bir avlu alanına sahiptir. 

 

 

Zile tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Ortaköy tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Amasya tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Amasya Hamamözü

Amasya Hamamönü

Hamamözü, ülkemiz turizminde, iki önemli kaplıca tesisiyle gündeme gelmekte ve öne çıkmaktadır.

ULAŞIM

İlçe, Amasya il merkezine, 90 km. uzaklıktadır.

Çorum il merkezine ise, 43 km. uzaklıktadır. Hamamözü ilçesine olan ulaşım: Gümüşhacıköy üzerinden sağlanmaktadır. Hamamözü-Gümüşhacıköy arasındaki uzaklık: 23 km. dir.

Amasya Hamamözü

TARİHİ

Yörenin tarihi geçmişi incelendiğinde: Frigler, Kimmerler ve Romalıların etkin oldukları görüşmektedir.

Özellikle, Romalılar döneminde, bölgenin hareketlendiği öğrenilmiş olup, bu  dönemden günümüze: kaplıca, mezar taşları ve cami duvarlarında bulunan yazılı taşlar kalmıştır.

Romalılar hakkında, bölgede birçok kalıntı bulunmakta olup, resmi arkeolojik kazılar yapıldığında, burada kurulu bir Roma yerleşiminin bulunabileceği düşünülmektedir.

İlçe sonraki dönemde, Gümüşhacıköy ilçesine bağlı bir köy olarak kurulmuş, 1887 yılında Kafkasya’dan göç eden Çerkezler tarafından yerleşilmiştir. 1972 yılında belde statüsü kazanmış, 1990 yılında ise ilçe olmuştur. 

Amasya Hamamözü

GENEL

İlçede, karasal iklim egemendir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıdır. Rakımı 690 metredir. 

Amasya Hamamözü

GEZİLECEK YERLER

 

KAHRAMANLAR İÇMELERİ

İlçe merkezine, 1 km. uzaklıktadır.

Kahramanlar içmesi adıyla anılan bu su kaynağı, özellikle yerel halk ve ziyaretçiler tarafından içme kürü amacıyla kullanılmaktadır. 

İçmelerin yararlı geldiği önerilen rahatsızlıklar şunlardır: bağırsak parazitleri hastalıkları.

 

Hamamözü Arkutbey Kaplıcası

HAMAMÖZÜ (ARKUT BEY) KAPLICASI

Amasya il merkezine, 90 km. uzaklıktadır. Laçin yolu üzerindedir.

Kaplıcaların tarihi, uzun bir geçmişe dayanmaktadır.

Hamamözü Termal Otel

Kaplıcanın ismi: 1095 yılında, bölgede hakimiyeti ele geçiren Selçuklu döneminden Arkut Bey nedeniyle verilmiştir. 

Bu dönemde, bölgede, yer yüzüne bir sızıntı halinde çıkan kaplıca suyu: takip eden dönemlerde, tabiat şartları nedeniyle, yer altında kalmıştır.

Hamamözü Arkutbey Kaplıcası

Ancak, zamanla yapılan araştırmalar sonucunda: 1303 yılında, üstü tamamen kapanan sıcak su sızıntıları, yeniden bulunmuş ve kaplıcalar, yeniden inşa edilmiştir.

Kaplıcanın mülkiyeti, Hamamözü Belediyesine aittir. Termal Tesisler yenilenerek 2000’li yıllarda hizmete girmiştir. 

Suyun sıcaklığı yaklaşık 42.5 derece civarındadır.

Şifalı suların yararlı olduğu rahatsızlıklar şunlardır: romatizmal hastalıklar, tıravmatik rahatsızlıklar, kalp ve damar hastalıkları, psikosomatik rahatsızlıklar, dermatolojik hastalıklar, kırık-çıkık sonu hareket gücünün açılması, sinir sistemi rahatsızlıkları, çocuk felci, ruhsal bozukluklar, bel fıtığı ve siyatik, kadınlarda adet bozuklukları, cildin korunması, saçların kepeklenmesinin önlenmesi.

Bölgede: 63 odalı bir tesis bulunmaktadır. 2000 metre karelik, tamamen kapalı, güzel bir havuz bulunuyor.

Bunun dışında: kür havuzu, jakuzi, sauna, Türk hamamı gibi etkinlikler de var.

Amasya Hamamözü Gimpaş Termal Tesisleri

GİMPAŞ TERMAL TESİSLERİ

İlçe merkezinden ulaşımı mümkündür. Adı “Termal Tesis” olarak geçiyor yani sadece havuz ya da günübirlik kullanım değil, konaklamalı termal tesis olarak hizmet veriyor. 

Tesislerde, 64 oda bulunmaktadır. Yatak kapasitesi yaklaşık 138 yataktır. Odalarda termal su kullanımı mevcuttur. 

Ayrıca: Türk hamamları ve kür havuzları bulunuyor. Ayrıca, aile olarak kullanıma uygun, 17 adet özel havuz var.

Buranın termal suyu: 43 derece sıcaklıktadır.

Özellikle: romatizmal hastalıklar, çocuk felci, sinir sistemi hastalıkları, bel fıtığı, tansiyon, kalp ve damar hastalıkları ve cilt hastalıklarının tedavisinde şifalı olduğu söyleniyor.

Ayrıca konaklama, havuz, spor salonu gibi imkanlarla dinlenme, sağlık turizmi amacı taşıyanlar için uygundur. 

 

Hamamözü Hamit Kaplan Müze Evi

HAMİT KAPLAN MÜZE EVİ:

Dünya çapında başarılı olan Hamit Kaplan, genç yaşta güreşe başlamış ve milli formayı birçok kez giymiştir. 1934 doğumludur. Dünya ve Olimpiyat Şampiyonudur. 

Evet; Hamit Kaplan’ın evi müzeye çevrilmiştir. Burada ünlü güreşçinin kazandığı madalyaları, giydiği forma ve kıyafetleri sergileniyor. 

Hamamözü Hamit Kaplan evinin ilk hali

Müze ev, küçük odalardan oluşuyor ve yerel halkın yardımıyla restore edilmiştir. Kültür ve Spor tarihine ilgi duyanların ziyaret etmesini öneririm.

 

 

 

Gümüşhacıköy tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Amasya tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Amasya Suluova

Amasya Suluova
 

 

ULAŞIM

Amasya Suluova: İl merkezi Amasya’ya 25 km uzaklıktadır. Suluova: Samsun arası 100 km, Ankara arası 335 km, Göynücek arası 60 km, Gümüşhacıköy arası 47 km, Merzifon arası 18 km ve Hamamözü arası 65 km. dir.

Amasya Suluova
 

 

GENEL

Suluova ilçesi, Orta ve Doğu Karadeniz bölgesi, Samsun’dan başlayıp Suluova’da biten bir geçitler dizisiyle Batı’ya ulaşır.

Aynı zamanda, İran’a kadar devam eden eski kervan yolu ve şimdiki E-80 uluslararası transit karayolu buradan geçer. İlçenin rakımı 510 metredir.

İlçenin üç tarafı yüksek olmayan dağlarla çevrilidir. En yüksek dağı Akdağ’dır ve 2044 metre yüksekliktedir. İlçenin tek akarsuyu Tersakan ırmağıdır. Kaynağı Ladik gölüdür.

Teksakan ırmağından Yedikır göletine kanallarla su taşınır. İlçede İç Anadolu karasal iklimi ve Karadeniz iklimi arasında bir geçiş iklimi hakimdir. Kar yağışı ender görülür.

Yıllık sıcaklık ortalaması 12 derecedir. Akdağ eteklerinde başlayan bitki örtüsü, yüksek bölümlerde ormanlarla devam eder. Başlıca geçim kaynakları: hayvancılık, soğan, şeker pancarı ve kömür madenleridir.

İlçede Amasya Şeker Fabrikasının devreye girmesiyle tarım başlamış ve gelişmiştir. Üretilen şeker pancarının tamamı, İlçedeki şeker fabrikasında işlenir.

 

TARİHİ

Yapılan araştırmalara göre, Suluova yöresinin tarihi, MÖ 2000’li yıllara kadar devam etmektedir. Doğukent mahallesinde bulunan kümbette yapılan arkeolojik araştırmalarda, buradan çıkan tuğla ve taş parçaları, yörenin geçmişinin kalkolitik çağ Hititlere kadar gittiğini kanıtlamıştır.

MÖ 2000’li yıllarda Amasya’nın kurucusu Amazonlardan Amashan’dır. Yöre, Hittiler, Lidyalılar, Persler, Roma, Bizans ve Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır.

Bizans döneminde, Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan ve Melik Danışment Gazi, Arguma yani Suluova mevkiinde, 1101 yılında Haçlı ordusu ile savaşırlar ve haçlıları yenerler.

Bunun üzerine Bizanslılar yeni bir ordu hazırlamışlar ve Trabzon’a çıkarak oradan Anadolu’nun içlerine ilerlemeye başlamışlardır. Haçlı ordusu bölgede büyük tahribat yapmış, taş taş üstünde bırakmamıştır.

Selçuklu döneminde, Amasya ve çevresi büyük imar görür. Selçuklulardan sonra Türk göçmenler bölgeye yerleşir. Bunların bir kısmı Arguma yani Suluova çevresindeki köylere yerleştirilir.

Suluova, Osmanlı devletinde, askeri birlik olan Yeniçerilerin kurulduğu ve adının verildiği yer olarak tarihe geçmiştir. “1326 yılında Saluca Karahöyük Kümbettepe’de Hacı Bektaş-ı Veli, çadırında kalırken, Osmanlı devletinin 2’nci Sultanı Orhan Gazi, bir gurup yeni askerle gelir, Hacı Bektaş-ı Veli’nin elini öper.

Ona yeni kurduğu askerleri gösterir ve onlara isim koymasını ister. Hacı Bektaş-ı Veli askerlerin “Yeniçeri” ismini almasını söyler ve onlara dua eder. Orhan Gazi, Hacı Bektaş-ı Veli’nin elini öperek Yeniçerilerle birlikte Bursa’ya geri döner.”

Eskiden Alevi adı ile anılan bir köy olan Suluova, 1902 yılında “Sulca” adı ile nahiye olur. Bundan sonra nüfusu hızla artar ve 1954 yılında Şeker Fabrikası yapılmasından sonra, 1957 yılında “Suluova” ismini almış ve ilçe olmuştur.

Önceler bataklık ve sulak bir yer ova olan bölge, 6-7 aileyi geçmeyen bir topluluk otururmuş. Bataklıkların zamanla kurutulması ve Şeker Fabrikasının yapılmasıyla, bataklık olarak bilinen yerler tarım ve yerleşime açılmış, nüfus artmış ve ilçe hızla gelişmiştir.

 

ATATÜRK VE SULUOVA

Mustafa Kemal Atatürk, 23 Mayıs 1919 tarihinde Havza’ya ve ardından 12 Haziran 1919 Perşembe günü, saat 10.00 civarında Amasya’ya hareket eder.

Ancak yollar çok bakımsız ve bozuktur. Atatürk’ün arabası, Hacı Hayta mahallesindeki Hanlar civarında, arıza yapar, su kaynatır.

Atatürk arabadan iner, şoförüne arabanın bakımını yapmasını söyler, yanında bulananlarla birlikte yürümeye başlar. Atatürk ve yanındakiler, tozlu ve bozuk yollarda, ramazan gününde bunaltıcı sıcağa rağmen, heyecan ve ümit içinde “Dağ Başını Duman Almış” marşısın ilk defa burada söylerler. Bu marş, daha sonra gençlik marşı olmuştur.

 

NE YENİR

Buralara yolunuz düşerse: keşkek, baklalı dolma, cızlak ve haşhaş çöreği yemenizi öneririm.

Suluova 1 Eylül Şenlikleri

1 EYLÜL ŞENLİKLERİ

1 Eylül 1957 tarihinde ilçe olan Suluova, bu kuruluş gününü geleneksel festival olarak kutlamaktadır.

6 gün süren şenliklerde: sünnet şöleni, karakucak güreşleri, çeşitli yöresel yarışmalar, müzik eğlence programları vardır.

Amasya Suluova
 

GEZİLECEK YERLER

Suluova Kent Parkı

SULUOVA KENT PARKI:

Suluova ilçe merkezinde yürüyerek veya araçla kolayca ulaşılır. Geniş çimenlik alanlar, ağaçlık bölgeler ve dinlenme alanları mevcuttur. Açık hava spor aletleri ve yürüyüş parkurları bulunur. Dinlenme alanlarında banklar ve gölgeli oturma alanları vardır. Ayrıca, açık hava etkinlikleri ve sosyal organizasyonlar için uygun alanlar tesis edilmiştir. 


Suluova Tersakan Çayı Kıyısı

TERSAKAN ÇAYI KIYISI:

Türkiye’nin tersine akan tek akarsuyu olarak bilinir. Çayın kenarında yürüyüş yolları, küçük oturma alanları ve çay bahçeleri bulunuyor. 

Ancak son yıllarda yaşanan kirlilik nedeniyle çayın kıyısı, çevre sakinleri için ciddi bir sorun haline gelmiştir.  Kıyıdaki kirlilik özellikle Göllü Bağları Mahallesi sakinlerini olumsuz etkilemektedir.

Suyun rengi artan kirlilik nedeniyle siyaha dönüşmüş, köpürme ve kötü koku gibi sorunlar yaşanmaktadır. 

Evet, bölge sakinleri tersakan çayının temizlenmesi ve çevre sorunlarının giderilmesi için çözüm beklemektedirler. 




Suluova Hakala-Kağla-Kağala
 

HAKALA-KAĞLA-KAĞALA

Yolpınar köyündedir. Amasya il merkezine 16 km ve Suluova ilçe merkezine 12 km uzaklıktadır. 

Köyün bilinen en eski ismi “Hakala ve Kağala” dır.

Bu isim 1520 tarihli Tapu Tahrir Defterlerinde yazılıdır. 1402 yılında yapılan Ankara Savaşından sonra, Sultan Beyazıt’ın esir alınması sonucunda, devlet başsız kalmış, ülkede kargaşa çıkmıştır.

Çelebi Mehmet durumun kötülüğünü görerek, Amasya’da beklemenin yararlı olduğunu düşünmüştür.

Tam bu sırada ise, sınır boylarında bulunan Türkmenlerden, Kara Devletşah, Timur’un yanına çıkmış ve onun mührünü taşıyan buyruk ile, Osmanlı topraklarına saldırmak üzere, adamlarıyla birlikte, Amasya civarındaki Kağala denilen yerde konakladığını öğrenir.

Çelebi Mehmet askerlerini toplar ve Kağala’ya gelir. Daha savaşın başında, Kara Devletşah ölür.

Başsız kalan adamları dağılarak mağlup olurlar ve savaş biter. Çelebi Mehmet Amasya kalesine yerleşir ve Osmanlı devletinin tekrar toparlanmasına çalışır.

Yani, Hakala köyü, bir anlamda Osmanlının tekrar toparlanması için bir başlangıç olmuştur.

Kara Devletşah’ın askerleriyle birlikte Hakala köyünü seçme sebebi, Hakala yöresinin gelişmişliğini gösterir.

Köyün ismi, Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde “Kağla” olarak geçer. Cumhuriyet döneminde ise, köyün ismi “Yolpınar” olarak değiştirilmiştir.

Evet, bugün Yolpınar köyünde bulunan tarihi yapılar şunlardır:

Suluova Es Seyyid Necmeddin Yahya Hazretleri Türbesi

Es-seyyid Necmeddin Yahya Hazretleri

Din bilginidir. 14’ncü yüzyılda yaşamıştır. Burada bir zamanlar büyük bir zaviye binası yaptırmıştır.(yok olmuştur, günümüze kalmamıştır.)

Kendisinin türbesi, halen köyün batısındaki eski mezarlık içindedir. Türbe binasında birçok ilave ve yersiz onarımlar sonucu görüntüsü değişmiştir. Türbe sonradan yapılan bazı ilavelerle dış görünüş olarak eski esere benzetilemiyorsa da iç kısmı, türbe içindeki ahşap sandukaları ve mimari detayları tetkik edildiğinde, inşa edildiği zamana ait pek çok özellikler taşıdığı görülür. 

2 katlıdır. Türbe içindeki ahşap sandukalar ve mimari detaylar ilgi çeker.

2 sanduka vardır. Biri küçük diğeri ise büyük olup ikişer kademelidir.

Ahşap sandukanın ayak ucundaki kitabede 1369-1370 yılları görülür. Türbe çevresindeki mezarlıkta, sağa sola devrilmiş 15’nci yüzyıla ait mezar taşları görülür.

Suluova Kasım Bey Medresesi

Kasım Bey Medresesi ve Hamam

Kasım Bey tarafından yaptırılmıştır. Köyün doğusunda ve yüksekçe bir yerdedir. Medresenin kitabesi yoktur.

Yapı büyük dershaneli, geniş hücreli ve kâgir olarak inşa edilmiştir.

Bugün bir kısmı görülmektedir.

Medresede toplam 23 oda olduğu, 11 odasının alt katta, 12 odasının üst katta bulunmaktadır. Avlu kısmında merkezi havuz ve çeşme sistemi mevcuttur. Taş kapıdan giriş sonrasında bir hol yer almakta, holün karşısında baş müderris odası konumlanmış durumdadır. Kapıların yüksekliği düşük tutulmuş, bu düzenlemenin öğrencilerin hocalarının huzuruna girerken saygı ifadesi olarak başlarını eğmelerini sağlamak amacıyla olduğu düşünülür.  

Medrese, Amasya’da bulunan medreseler arasında oldukça meşhurdur.

Bu medresenin müderrisleri önceleri köyde ikamet ederlerdi.

Sonra Amasya’dan tayin edilen müderrisler köyde oturmamıştır. Şeyh Mahmut Efendi, çeşitli aralıklarla 1711 yılına kadar üç defa bu medresede görev yapmıştır.

Bu medreseden büyük alimler yetiştiği söyleniyor.

Evet medrese günümüzde ayakta kalmış durumdadır ve ziyaret edilebilir. 

 

Tek Hamam:

Hamam ise, köyün güney yönünde, Apaydın çiftliğinin hudutları içindedir. Hamamın Kasım Bey tarafından 1463-64 yıllarında yaptırıldığına dair kayıt bulunmaktadır. Ancak bu bilgi kesin değildir. Hamamın mimari üslubu 15’nci yüzyıla tarihlenir. 

1975 yılında hamam saman deposu olarak kullanılıyordu.

Tek hamam olarak inşa edilmiş olan eserin dış duvarları sıralı moloz taşla yapılmıştır. 

Hamamın soyunma yeri tamamen yıkılmış olup, ılıklık ve sıcaklık bölümleri ile su deposundan meydana gelmektedir.

 

Yolpınar Cami

Mirza bey tarafından yaptırılmıştır. Ancak bu cami, 1970’li yıllarda köylü tarafından yıkılarak yerine betonarme cami yapılmıştır.

Suluova Kapaklı Orman Fidanlığı ve Dinlenme Tesisi

KAPAKLI ORMAN FİDANLIĞI VE DİNLENME TESİSLERİ

Akdağ eteklerindedir ve ilçe merkezine 15 km mesafededir. Çaltepe-Kapaklı mevkiindedir. 

Bölge Akdağ eteklerinde 1000 metre yüksekliktedir. 42 hektarlık alanı kaplar.

Meşe ve karaçam ağaçlarından oluşan orman hakimdir.

Piknik alanı, çam ağaçları arasındadır ve özellikle yaz döneminde oldukça serindir.

Fidanlık, 1965 yılından bu yana bölgenin ağaçlandırılması için fidan üretimi ve bakımı yapmaktadır. 

 

Suluova Gani Baba Türbesi ve Piknik Alanı
 

GANİ BABA TÜRBESİ VE PİKNİK ALANI

İlçe merkezine 10 km uzaklıkta bulunan Saygılı Mahallesindedir. Amasya şehir merkezine 25 km uzaklıktadır. 

Piknik alanında, Horasan’dan Anadolu’ya gelen Gazi Derviş Abdülgani El Halvea’nın kabri vardır. Burada savaşırken şehit düşmüştür. Gani adı ile anılır.

Türbe üzeri açık basit bir mermer mezardır. Tersekan çayı ve türbenin yanında bulunan ve çam ağaçları ile kaplı geniş alan, düzenlenerek halka açık piknik alanı haline getirilmiştir.

 

 

Suluova Sekoya Ağacı
 

SEKOYA AĞACI

Dünyada sadece Amerika’da Kalifornia bölgesinde Sierra Nevada dağlarında bulunurlar.

Bu ağaçlar, dünyanın en yaşlı ve en uzun boylu ağaçları olarak tanınır.

Bunlar 5-10 bin yıl yaşarlar ve boyları 100 ile 140 metre arasında değişir. Son derece yavaş büyüyen bir ağaç olsa da sekoya ağaçları bulunduğu iklimin etkilerini değiştirebilecek özelliklere sahiptir. Bu nedenle bulunduğu bölgeye çok kısa sürede adapte olabilir. 

Toplu iğne başı kadar bir tohumdan büyürler. Boyunun 120 metreye kadar ulaşacağı söylenir. 

II. Dünya savaşından sonra, San Fransisco şehrinde yapılan Birleşmiş Milletler toplantısında, üye devletlere, barışın uzun süreli olmasını sembolize etmesi için sekoya tohumları hediye edilmiştir.

Türk heyetine hediye edilen tohumlardan, fidan üretilerek ülkenin çeşitli yerlerine gönderilmiştir.

Türkiye’ye getirilen fidandan üretilen tohumlar, ülkenin çeşitli bölgelerine dağıtılırken, 1963 yılında Suluova Belediye Başkanlığı ve Kaymakamlığı görevini birlikte yürüten Sami Türkkonmaz tarafından Suluova Belediye Parkına dikilmiştir. Bu ağacın boyu, günümüzde 14 metre, çevresi ise 2.5 metredir.

Ağacın gövde kabuğu yumuşak ve çam ağacı gibi iğne yapraklıdır. Sekoya ağacının kabuğu ateş geçirmez, Sekoya ormanında yangınlar ağaçların içinde olup biter. 

Suluova’daki bu ağacın çevresi demir parmaklıklarla çevrilidir. Ağaç ile ilgili bilgiler bir tabelaya yazılarak ziyaretçilere sunuluyor.

 

Suluova Derinöz Barajı
 

DERİNÖZ BARAJI

Derinöz çayı üzerindedir ve 2003 yılında tamamlanmıştır.

Baraj gölü kıyısında, çam ağaçlarının altında çok güzel piknik masaları bulunmakta ve yöre halkı buraya yoğun olarak piknik yapmaya gelmektedir.

Suluova Yedikır Barajı-Yedi Kuğular Kuş Cenneti
 

YEDİKIR BARAJI-YEDİKUĞULAR KUŞ CENNETİ

İlçe merkezine 8 km uzaklıktadır. İl merkezine 35 km ve Merzifon’a 12 km uzaklıktadır.

Buradaki alanın düzenlenmesine 1979 yılında başlanmış ve 1986 yılında bitirilmiştir. Sulama amacıyla inşa edilmiş küçük bir baraj gölüdür. Baraj suları: Yeşilırmak nehrinin bir kolu olan Tersakan çayından bir kanal ile taşınarak alanda depolanır. 

Göl çevresindeki yürüyüş parkuru, Devlet Su İşleri Sosyal Tesisi, balık üretim merkezi ve amatör balık avcılığı için uygun olması nedeniyle, bölge için önemli bir piknik alanıdır. 

Kuzeydoğusunda kalan arazi çam türleriyle ağaçlandırılmıştır. Gölün etrafında tarım alanları, ağaçlandırma sahası, küçük bir havaalanı ve bir balık çiftliği bulunur. 

Balık çiftliği: DSİ tarafından işletilir. Burada üretilen sazan balığı yavruları, Karadeniz bölgesindeki baraj ve göletlere atılarak balıklandırma çalışmaları yapılmaktadır.

Suluova Yedikır Barajı-Yedi Kuğular Kuş Cenneti

Kuşların göç yolu üzerinde olan bu göl, kış aylarında kuşların doğal yaşam alanıdır. Burada 34 çeşit kuş tespit edilmiştir. Bu kuşlar arasında bulunanlar: çamurcun, yeşilbaş ve büyük karabaş martısı, kuğu, yabankazı, yabanördeği, angut, karabatak ve balıkçıldır.

Yedikır’ın en önemli özelliklerinden biri de pelikanların ülkemizdeki üreme sahalarından birine sahip olmasıdır. Bundan dolayı da ortada ada şeklindeki yer “Pelikan Adası” olarak da anılmaktadır. 

Gölün çevresi ise mesire yeri olarak kullanılır. Ayrıca, burası Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 1989 yılında, 1. Derece Doğal Sit alanı olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır.

 

 

Merzifon tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Amasya tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.