Amasya Göynücek

Amasya Göynücek

Amasya’nın elması, Göynücek’in bamyası.

Amasya Göynücek

Amasya il merkezine olan uzaklık: 45 km. Göynücek-Zile arasındaki uzaklık: 38 km. Göynücek-Ortaköy arasındaki uzaklık: 30 km.

Amasya Göynücek

TARİHİ

Yapılan araştırmalar sonucunda, İlçe tarihinin, Amasya ve Anadolu tarihi kadar eski olduğu anlaşılmıştır. Ayvalıpınar höyüğü: yöredeki en eski yerleşimin bulunduğu bölgedir ve MÖ.3000-2500 yıllarına kadar gitmektedir. Gediksaray höyüğü ise, Tunç çağı yerleşmelerine ev sahipliği yapmıştır.

Takip eden tarihi süreçte ise, bölge, Hitit Uygarlığı sınırları içinde kalır. Hititlilerin kayıp şehri “Hakmiş” in, Göynücek sınırları içinde bulunduğu  düşünülmektedir. Takip eden dönemlerde, burada: Frig, Kimmer, İskid, Med, Pers hakimiyetleri yaşanır. Bu dönem yerleşimlerinin en göze batanı ise: Ilısu Kocaman Tepe höyüğüdür.

MÖ.301 yılında, yörede, Pers-Pontus egemenliği görülür. Daha sonra, Roma hakimiyeti. Roma döneminde yapılan ve günümüze gelen en güzel eser ise: Gökçeli kalesidir.

Bölge, Türkler tarafından, 1175 yılında, II. Kılıçaslan tarafından ele geçirilir. 1393 yılında ise, Osmanlılar görülüyor.

Amasya Göynücek

GENEL

Göynücek, Amasya ilinin en küçük ve ekonomik yönden en zayıf bölgesidir. Denizden yüksekliği: 450-1100 metre arasındadır.

İlçede, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. Ancak, kışların pek sert geçtiği söylenemez.

Yeryüzü şekilleri bakımından: oldukça engebeli ve dağlıktır.

İlçenin ekonomik getirileri: özellikle bamya, soğan, şeker pancarı, haşhaş, arpa ve buğday başta gelmektedir.

Ünlü güreşçi Hamit Kaplan, buralıdır. Hamit Kaplan, katıldığı Olimpiyatlarda: 1956 yılında altın, 1960 yılında gümüş ve 1964 yılında bronz madalya kazanmıştır.

Bamya

NE YENİR. NE İÇİLİR

Burada, mutlaka, “Göynücek bamyası” yemeği yemelisiniz. Diğer yöresel lezzetler: yöreye has tarhana çorbası, bulgur pilavı, keşkek, yarma çorbası, baklalı dolma ve haşhaş çöreği en çok yapılan yemekler arasındadır. Amasya’nın elması, Göynücek’in bamyası sözü, ilçenin tarımsal üretimindeki ününü simgeleyen bir deyim olarak bilinmektedir. 

NE SATIN ALINIR

Ülke çapında belli bir ünü olan “Göynücek Bamyası” satın alabilirsiniz. Göynücek bamyası vakumlu paketler olarak satın alınabilir. 

GEZİLECEK YERLER

Göynücek Gökçeli Kalesi

GÖKÇELİ KALESİ

İlçe merkezinin 8 km kuzeybatısında, Gökçeli köyünün yaklaşık 1 km kuzeydoğusundaki kayalık üzerinde, Çekerek Vadisine hakim bir mevkide yer almaktadır. Stratejik konumuyla çevreye hakim bir görüş alanı sunmaktadır. 

Tarihçe:

Gökçeli kalesinin kesin inşa tarihi bilinmemekle birlikte, yapılan arkeolojik ve tarihsel araştırmalar, kalenin Demir Çağında inşa edildiğini düşündürür. Kale çevresinde ele geçirilen Roma Dönemi seramiklerinin yanı sıra MÖ 7 yüzyıla tarihlenen Demir Çağı çanak-çömlek parçaları, yapının esas olarak bu dönemde inşa edildiğini ortaya koymaktadır. 

Tarihi kaynaklara göre, Göynücek ve çevresi, MÖ 47 yılında gerçekleşen Zela Savaşının ardından Roma hakimiyetine girmiştir. Bu bağlamda Gökçeli kalesinin Roma dönemindeki savunma sisteminin bir parçası olarak inşa edildiği veya mevcut yapısının güçlendirildiği değerlendirilmektedir. 

Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yerleşim gören kalenin çevresi halen arkeolojik alan olarak korunmaktadır. 

Göynücek Gökçeli Kalesi

Mimari özellikleri:

Basamaklardan oluşan tünel biçimindeki yapısıyla dikkat çeken kalenin bazı bölümlerinde kayalara oyulmuş  dehlizler bulunmaktadır. Görüntüsüyle ilginç ve özgün bir yapı olup Roma döneminde garnizon olarak kullanılmıştır. 

Aslına bakarsanız, güzel bir kale yapısı. Ama, yeterli reklamı yapılmadığından, insanların haberi yok. Çünkü: yörenin insanları, bu güzel kale yapısını yeterince tanıtmayı becerememişler. Sizler, bu yörelerden geçerseniz ve tarihe ilginiz varsa, bu kaleyi mutlaka görün, nispeten günümüze sağlam ulaşmış bir yapı olarak öne çıkıyor.

Göynücek Kaplıcaları

GÖYNÜCEK KAPLICALARI;

Göynücek ilçesinde iki önemli kaplıca bulunmaktadır. Bunlar: Ilısu kaplıcası ve çok  daha gelişmiş olan Terziköy (Terziler) Kaplıcasıdır. İkisi de aynı bölgede yer aldığından birlikte ele almak gerekir. 

 

ILISU KAPLICASI:

Amasya merkezine 63 km uzaklıkta, Göynücek ilçesi Ilısu köyünde bulunan bu kaplıcanın su sıcaklığı 25 derece civarındadır. Tıbbı ve teknik özellikleri Terziköy Kaplıcasıyla benzerlik gösterse de yerel yönetimlerin yatırım yapmaması nedeniyle ikinci planda kalmış olup sadece bölge halkına hizmet vermektedir. Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilin Dalının raporuna göre, Amasya’daki Terziköy, Gözlek, Ilısu ile Hamamözü kaplıca sularının “Oligo-Mineral suları” gurubunda oldukları belirlenmiş ve bu suların birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığı ifade edilmiştir. 

Göynücek Terziköy Kaplıcaları

TERZİKÖY KAPLICASI:

Amasya-Gediksaray yolu yakınında yer alan ve modern tesisleriyle iç turizme büyük katkılar sağlayan bu kaplıca, Terziler köyünde bulunması nedeniyle Terziler Kaplıcası da denir. Kaplıcanın tarihi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte yanı başında inşa edilen otelin temel kazısı sırasında Roma dönemine ait su borularıyla MS 4 yüzyıldan kalma bakır sikkeler bulunmuştur. 

Göynücek Terziköy Kaplıcaları

Su özellikleri: Kaplıcada 3 kaynak bulunmakta olup, ortalama sıcaklıkları 38-40 derece, radyoaktiviteleri 6 eman, pH değeri ise 7.4 tür.

Hangi hastalıklara iyi gelir: Banyo tedavisinin: iltihaplı olmayan romatizmal hastalıklara, nevralji, nevrit ve kadın hastalıklarına, deri hastalıklarına iyi geldiği tespit edilmiştir. İçme tedavisinin ise mide ve bağırsak hastalıklarının lezyonel ve enflamatuvar vakalarında ise spastik ağrılarda etkili olduğu görülmüştür. 

Tesis imkanları: 55 bin metre karelik yeşil alan üzerine kurulu olan Terziköy kaplıcası bünyesinde tüm odalarda termal suyu bulunan 72 yataklı otel, 45 yataklı motel, gazino, lokanta, yüzme havuzu, özel kabinler, alışveriş imkanı, çocuk oyun bahçesi ve piknik alanları bulunmaktadır.

 

İÇMELER (ŞİFALI SU KAYNAKLARI)

İlçe merkezine 6 km uzaklıkta bulunan Çamurlu köyü İlice mevkiinde çıkan bu kaynak suyu, böbrek taşlarına ve idrar yolları iltihaplarına iyi geldiği söylenen bir şifalı sudur. Su kaynağı dağda olmasına rağmen özel borularla ilçe merkezine kadar getirilmiştir. 

Su: mineral oranı düşük, hafif ve yumuşak yapıda olan, böbrekleri yormadan temizleyen içme suyu türüdür. Bu özelliği nedeniyle böbrek ve idrar yolları sorunlarında tercih edilir. 

En yaygın bilinen faydası, böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olduğudur. İdrar yolları iltihaplarında doğal temizleyici olduğu düşünülür. Suyu bidon ve şişelere doldurulup yanında götürmek isteyen ziyaretçilere de imkan tanınmaktadır. 

 

YEŞİLIRMAK KIYISI-MESİRE ALANLARI;

Yeşilırmak huzur veren kıyısında piknik yapılabilir, kuş sesleri arasında doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Nehir kıyısının serin havası ve dingin manzarası, özellikle yaz aylarında aileler ve doğa severler için vazgeçilmez bir kaçış noktasına dönüşür. 

Ormanlı Mesire Alanları: Yemyeşil ormanlık alanlar, temiz hava ve sakin yürüyüş yolları barındırır. Göynücek şehir yaşamının stresinden kaçmak isteyenler için adeta bir terapi merkezidir. 

Terziköy Kaplıcaları mesire alanı: Göynücekte en donanımlı mesire noktalarından biri Terziköy Kaplıcaları çevresidir. Kaplıca çevresindeki ormanlık alanlarda yürüyüş parkurları vardır. Hem düz hem de hafif engebeli patikalar, farklı seviyelerdeki yürüyüşçülere uygun rotalar sunar. Doğay peyzaj, termal buharların oluşturduğu atmosferik görüntüler ve çevredeki ormanlık alanlar mutlaka görülmesi gereken yerlerdir. Piknik alanlarında mangal ateşini sadece izin verilen yerlerde yakmak ve ayrılmadan önce tamamen söndürmek gerekmektedir. 

 

 

 

AYVALIPINAR VE GEDİKSARAY HÖYÜKLERİ:

Yüzlerce hatta binlerce yıl boyunca üst üste kurulmuş yerleşim katmanlarından oluşan bu höyükler, Göynücek’in Anadolu tarihindeki derin köklerinin somut kanıtıdır. 

 

Ayvalıpınar Höyüğü:

Göynücek ilçesi sınırları içerisindeki en eski yerleşmeler Kalkolitik döneme aittir. Ayvalıpınar höyüğü bu dönem yerleşmelerine en güzel örnektir. İlçede bu höyükle birlikte Tunç Çağından itibaren kesintisiz yerleşim izleri tespit edilmiş olup bu arkeolojik alanlar tarihsel sürekliliğini yansıtır niteliktedir. 

 

Gediksaray Höyüğü:

İlk Tunç Çağından Demir Çağına, Helenistik ve Roma dönemlerine kadar kesintisiz yerleşim görmüştür. Gediksaray Beldesinin 1 km kuzeyinde yer alan Gediksaray Höyüğü, yaklaşık 15 metre yüksekliği ve 350 x 150 m boyutu ile Oluz Höyük gibi Orta Karadeniz Bölgesinin en büyük höyüklerinden biridir. Gediksaray Beldesine giden yol höyüğü ikiye bölmüştür. Höyükte yapılan incelemelerde, İlk Tunç Çağı II-III, Son Tunç Çağı, Helenistik Çağ ve Roma Çağına ait yerleşmelerin yanı sıra Orta ve Geç Demir Çağlarına ait yerleşmeler de tespit edilmiştir. Ele geçen çanak-çömlek parçaları bezeksiz ve boya bezekli olarak iki guruba ayrılmaktadır. 

 

 

GÖYNÜCEK CAMİİ:

Göynücek Merkez Camii, ilçenin merkezinde (Atatürk Caddesi üzerinde) bulunan ve bölge halkının ibadet ihtiyaçlarını karşılayan ana camilerden biridir. 

Mimari yapısı: Geleneksel ve modern betonarme mimarinin harmanlandığı, kubbeli ve minareli, tipik bir Cumhuriyet dönemi ilçe camisi yapısındadır. Geniş bir ana harim, hanımlar mahfili ve cemaatin toplanabileceği bir avlu alanına sahiptir. 

 

 

Zile tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Ortaköy tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Amasya tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Amasya Hamamözü

Amasya Hamamönü

Hamamözü, ülkemiz turizminde, iki önemli kaplıca tesisiyle gündeme gelmekte ve öne çıkmaktadır.

ULAŞIM

İlçe, Amasya il merkezine, 90 km. uzaklıktadır.

Çorum il merkezine ise, 43 km. uzaklıktadır. Hamamözü ilçesine olan ulaşım: Gümüşhacıköy üzerinden sağlanmaktadır. Hamamözü-Gümüşhacıköy arasındaki uzaklık: 23 km. dir.

Amasya Hamamözü

TARİHİ

Yörenin tarihi geçmişi incelendiğinde: Frigler, Kimmerler ve Romalıların etkin oldukları görüşmektedir.

Özellikle, Romalılar döneminde, bölgenin hareketlendiği öğrenilmiş olup, bu  dönemden günümüze: kaplıca, mezar taşları ve cami duvarlarında bulunan yazılı taşlar kalmıştır.

Romalılar hakkında, bölgede birçok kalıntı bulunmakta olup, resmi arkeolojik kazılar yapıldığında, burada kurulu bir Roma yerleşiminin bulunabileceği düşünülmektedir.

İlçe sonraki dönemde, Gümüşhacıköy ilçesine bağlı bir köy olarak kurulmuş, 1887 yılında Kafkasya’dan göç eden Çerkezler tarafından yerleşilmiştir. 1972 yılında belde statüsü kazanmış, 1990 yılında ise ilçe olmuştur. 

Amasya Hamamözü

GENEL

İlçede, karasal iklim egemendir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıdır. Rakımı 690 metredir. 

Amasya Hamamözü

GEZİLECEK YERLER

 

KAHRAMANLAR İÇMELERİ

İlçe merkezine, 1 km. uzaklıktadır.

Kahramanlar içmesi adıyla anılan bu su kaynağı, özellikle yerel halk ve ziyaretçiler tarafından içme kürü amacıyla kullanılmaktadır. 

İçmelerin yararlı geldiği önerilen rahatsızlıklar şunlardır: bağırsak parazitleri hastalıkları.

 

Hamamözü Arkutbey Kaplıcası

HAMAMÖZÜ (ARKUT BEY) KAPLICASI

Amasya il merkezine, 90 km. uzaklıktadır. Laçin yolu üzerindedir.

Kaplıcaların tarihi, uzun bir geçmişe dayanmaktadır.

Hamamözü Termal Otel

Kaplıcanın ismi: 1095 yılında, bölgede hakimiyeti ele geçiren Selçuklu döneminden Arkut Bey nedeniyle verilmiştir. 

Bu dönemde, bölgede, yer yüzüne bir sızıntı halinde çıkan kaplıca suyu: takip eden dönemlerde, tabiat şartları nedeniyle, yer altında kalmıştır.

Hamamözü Arkutbey Kaplıcası

Ancak, zamanla yapılan araştırmalar sonucunda: 1303 yılında, üstü tamamen kapanan sıcak su sızıntıları, yeniden bulunmuş ve kaplıcalar, yeniden inşa edilmiştir.

Kaplıcanın mülkiyeti, Hamamözü Belediyesine aittir. Termal Tesisler yenilenerek 2000’li yıllarda hizmete girmiştir. 

Suyun sıcaklığı yaklaşık 42.5 derece civarındadır.

Şifalı suların yararlı olduğu rahatsızlıklar şunlardır: romatizmal hastalıklar, tıravmatik rahatsızlıklar, kalp ve damar hastalıkları, psikosomatik rahatsızlıklar, dermatolojik hastalıklar, kırık-çıkık sonu hareket gücünün açılması, sinir sistemi rahatsızlıkları, çocuk felci, ruhsal bozukluklar, bel fıtığı ve siyatik, kadınlarda adet bozuklukları, cildin korunması, saçların kepeklenmesinin önlenmesi.

Bölgede: 63 odalı bir tesis bulunmaktadır. 2000 metre karelik, tamamen kapalı, güzel bir havuz bulunuyor.

Bunun dışında: kür havuzu, jakuzi, sauna, Türk hamamı gibi etkinlikler de var.

Amasya Hamamözü Gimpaş Termal Tesisleri

GİMPAŞ TERMAL TESİSLERİ

İlçe merkezinden ulaşımı mümkündür. Adı “Termal Tesis” olarak geçiyor yani sadece havuz ya da günübirlik kullanım değil, konaklamalı termal tesis olarak hizmet veriyor. 

Tesislerde, 64 oda bulunmaktadır. Yatak kapasitesi yaklaşık 138 yataktır. Odalarda termal su kullanımı mevcuttur. 

Ayrıca: Türk hamamları ve kür havuzları bulunuyor. Ayrıca, aile olarak kullanıma uygun, 17 adet özel havuz var.

Buranın termal suyu: 43 derece sıcaklıktadır.

Özellikle: romatizmal hastalıklar, çocuk felci, sinir sistemi hastalıkları, bel fıtığı, tansiyon, kalp ve damar hastalıkları ve cilt hastalıklarının tedavisinde şifalı olduğu söyleniyor.

Ayrıca konaklama, havuz, spor salonu gibi imkanlarla dinlenme, sağlık turizmi amacı taşıyanlar için uygundur. 

 

Hamamözü Hamit Kaplan Müze Evi

HAMİT KAPLAN MÜZE EVİ:

Dünya çapında başarılı olan Hamit Kaplan, genç yaşta güreşe başlamış ve milli formayı birçok kez giymiştir. 1934 doğumludur. Dünya ve Olimpiyat Şampiyonudur. 

Evet; Hamit Kaplan’ın evi müzeye çevrilmiştir. Burada ünlü güreşçinin kazandığı madalyaları, giydiği forma ve kıyafetleri sergileniyor. 

Hamamözü Hamit Kaplan evinin ilk hali

Müze ev, küçük odalardan oluşuyor ve yerel halkın yardımıyla restore edilmiştir. Kültür ve Spor tarihine ilgi duyanların ziyaret etmesini öneririm.

 

 

 

Gümüşhacıköy tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Amasya tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Amasya Merzifon

Amasya Merzifon

Eşek mi, keşkek mi? Ben Merzifon’da eşek görmedim, sadece sanayi de bir fabrika bahçesinde eşek anıtı vardı. Ama, burada, keşkek bol. Zaten, mutlaka bulun ve “keşkek” yiyin.

Peki, Merzifon denilince, “eşek” bu kadar ünlü de, nerede bu eşekler. Bir kısım diyor ki, “ İlçenin kurulduğu dağdan, ilçenin görünümü eşek gibiymiş”, diğer bir kısım ise şöyle diyor “Osmanlı Padişahlarından birine, bu bölgeden biri tarafından eşek armağan edilmiş”.

Bir başka kısım ise şöyle diyor “Osmanlı döneminde, yörede meşhur cirit oyunu, Amasya-Merzifon arasında oynanırmış ve eşek, Merzifon bölgesinin bir simgesi olarak kullanılırmış”. Artık hangisine inanırsınız bilmiyorum ama tek bir gerçek, Merzifon’da eşek yok.

Ancak; göremeyeceğiniz bu eşek ile ilgili olarak, bazı bilgiler mevcut. Merzifon eşeğinin semerinin, özellikle Çorum-İskilip bölgesinde yapıldığı bildiriliyor. Merzifon eşeklerinin, nispeten yüksek  rakımda bulunmaları nedeniyle, sert sesle anırdıkları ve bu şekilde meşhur oldukları da bildiriliyor.

Amasya Merzifon

ULAŞIM

Merzifon: Samsun-Ankara karayolu üzerindedir. Merzifon-Samsun arası uzaklık: 109 km. Merzifon-Çorum arasındaki uzaklık; 61 km. Merzifon-Amasya arasındaki uzaklık: 45 km. Merzifon-Ankara arasındaki uzaklık: 311 km. Merzifon-İstanbul arasındaki uzaklık: 600 km.

Amasya Merzifon

TARİHİ

MÖ.700 yıllarında, bugünkü yerleşim yerinin 4 km. doğusunda, günümüzde “Marınca” diye bilinen köyün bulunduğu yerde, bu bölgede vali olarak görev yapan Barseviç tarafından, kendi adını taşıyan yeni bir yerleşim yeri yaptırılır. Bu yerleşim yerinin “Marseviç” olan ismi, zamanla değişerek, günümüze “Mersuvan” ve “Merzifon” olarak gelmiştir.

Tarihi süreç içinde, Karadeniz sahiline ve Orta Anadolu’ya giden yollar, Merzifon’da kesişmektedir. Bu yüzden, ünlü coğrafyacı yazar Strabon, yazılarında, bu bölgeyi “Bin köy” bölgesi olarak tanımlamıştır.

Zaten, yakın zamanlarda yapılan arkeolojik araştırmalarda, bölgede yüzlerce höyük ve yerleşim yeri bulunmuştur. Bu höyüklerde elde edilen bulgulara göre, Merzifon bölgesindeki ilk yerleşimin, MÖ.5500 yıllarında olduğu tahmin edilmektedir.

Takip eden dönemde, bölgedeki “Oymaağaç” köyü, önemli bir Hitit yerleşimi olarak öne çıkıyor. Bu dönemde: Merzifon şehrinin ilk yerleşimi olan, bir kale inşa edilmiştir. Daha sonra ise, Frigler, yine Hititler tarafından yapılan bu kaleyi onararak, bölgede yerleşmişlerdir.

MÖ.6. ve 4. yüzyıllarda ise,

Pers hakimiyeti görülüyor. MÖ.333 yılında ise, Pers hakimiyeti biter. Başkenti Amasya olan Pontos devleti döneminde ise, Merzifon önemli bir ticaret merkezi olarak öne çıkıyor. MÖ.47 yılında ise, Romalılar, bölgede egemenliği ele geçirirler.

Roma döneminde: günümüzdeki “Karşıyaka” köyünde “Zeus Stratios” adına bir tapınak inşa ettirilir. Bu tapınağa ait: sütun başlıkları ve sunak yazıtı, halen Amasya Müzesinde sergileniyor. Roma’nın devamında, Bizans döneminde de, bölge önemli bir kültür merkezi olmuştur. 8.yüzyıldan sonra ise, bölgede Arap akınları görülmeye başlanır.

11.yüzyılda: Danişmentliler, bölgede hakimiyeti ele geçirirler. Şehrin, İslam hakimiyetine girmesiyle, burada bulunan bir kısım Bizans eserleri de, cami ve medreseye dönüştürülür. 12-14.yüzyıllar arasında, bölgede, İlhanlılar hakim olurlar. 1353-1396 yılları arasında ise, Türkmen Beylerinden Taşanoğulları, hakimiyeti ele geçirirler. 1393 yılında ise, Yıldırım Beyazıt ile birlikte, bölgede, Osmanlı hakimiyeti başlar.

1919 yılında, Merzifon, İngilizler tarafından işgal edilir. Aynı yılın sonlarında, yaklaşık 6 aylık bir süre sonunda, işgalci birlikler, Merzifon’dan çekilirler.

Amasya Merzifon

Tarih denilince,

Merzifon Amerikan Kolejlinden söz etmeden olmaz. 1876 yılında kurulan okul; ilçe merkezinin kuzeyinde ve en yüksek noktasında, yaklaşık 30-40 dekarlık bir alan üzerinde bulunan irili-ufaklı bir kısım yapıdan oluşmuştur. Amerikan Misyoner Cemiyeti tarafından kurulan okulda: bir hastane, kız ve erkeklere ait okul, zengin kütüphane, müze, eczane, laboratuvar, marangoz atölyesi, sinema ve rasathane bulunuyormuş.

1904 yılında, Merzifon Amerikan Kolejlinde, gizli olarak Rumlar tarafından “Pontus Cemiyeti” kurulur. 1921 yılında yapılan baskında, Pontusçuluk Teşkilatına ait, birçok gizli ve zararlı belge ele geçirilir. Takip eden dönemde, İstiklal Savaşı sonrasında: burası, yalnız kız öğrencilere yönelik, ilkokul düzeyinde ve  sınırlı kadro ile eğitim verilen bir yer olarak öne çıkmıştır.

Ancak, 1938 yılında, tüm binalar, Devlet tarafından satın alınarak, Milli Savunma Bakanlığı emrine tahsis edilmiştir. Bu yapılar: bir süre, 8. Kolordu Karargah merkezi ve bir süre de, Kara Astsubay Okulu olarak kullanılmıştır.

Amasya Merzifon

Amasya Merzifon

Amasya Merzifon

 

GENEL

Merzifon denilince, ülkemizdeki insanların genelinin bildiği üzere, burada “eşek” meşhur. Ama, bu sözüme bakıp ta, buraya yolunuz düşerse “eşek” aramayın, bulamazsınız. Ama: İlçeyi bir baştan bir başa geçen “Cumhuriyet Caddesi” mutlaka karşınıza çıkacaktır. Çünkü: şehrin tüm yerleşik halkı, burada bir aşağı-bir yukarı, zaman geçiriyorlar. Hatta, bu cadde, o kadar  kalabalık ki, rahat yürümek bile mümkün olmaz.

Yörede: yazlar kurak ve kışlar yağışlı geçen bir iklim hakimdir. Kışları çok soğuktur.

İlçe topraklarının: % 51’i tarım arazisidir ve bunun tamamında tarla bitkileri ekilidir. Arazinin, % 23’lük bölümü ise, orman arazisidir. İlçe merkezinin ortalama rakımı: 700 metredir.

Halkın geçim kaynağı: tarım. Özellikle: soğan üretimi başta geliyor.

İlçe merkezinde: Polis Eğitim Merkezi bulunuyor. POMEM ismi ile hizmet verilen merkez; 2006 yılında kurulmuştur. Burada, Üniversite mezunları, polislik eğitimi almaktadırlar.

Amasya Merzifon Merzifonlu Kara Mustafa Paşa

MERZİFONLU KARA MUSTAFA PAŞA

Bu Osmanlı devlet adamı: Osmanlı Padişahı Avcı Mehmet zamanında, 1676-1683 yılları arasındaki, 7 yıllık sürede, Sadrazamlık yapmıştır. Bu dönemde, kendisinin tarih sayfalarına yazılmasına neden olan olay ise: II. Viyana kuşatmasıdır. Ancak, kuşatmanın hüsranla sonuçlanması üzerine, idam edilmiştir.

Ancak: 173.000 kişilik bir orduyu, İstanbul’dan alıp, Viyana şehri önlerine kadar götürmek ve şehri  kuşatmak, aslında bir güçtür. Daha önce, I. Viyana kuşatmasını yapan, Kanuni Sultan Süleyman’da, başarılı olamamıştır.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın en büyük suçu: şehri kuşatmış ve saldırıda gecikmiş olmasıdır. Çünkü: şehrin teslim olmasını ve böylece, şehrin hazinelerinin devlet eline geçmesini beklemiştir. Şehre saldırıp, ele geçirseydi, şehrin hazineleri, yeniçeriler tarafından yağma edilecekti.

Amasya Merzifon Gül Baba

GÜL BABA

Bu satırları okuyan siz okuyucularım arasında, Macaristan-Budapeşte şehrine gidenler varsa, burada, mutlaka “Gül Baba” isimli şahsın türbesini ve heykelini görmüşlerdir. Evet, Gül Baba isimli o şahıs Merzifonludur.

Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte, Avrupa fetihlerine katılan Gül Baba, bir elinde “gül” ve diğer elinde “tahta kılıcı” eksik olmamış, ancak, Budapeşte’nin fethinde ölmüş ve türbesi ile heykeli, günümüzde, şehirde bulunmaktadır.

MERZİFON HAVA ALANI

İlçe merkezine, 6 km. uzaklıktadır. Yıllık; 120.000 yolcu kapasitelidir.

Burası, 2008 yılında, sivil hava trafiğine açılmış, aslında askeri amaçlar için yapılmış bir havaalanıdır. Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı 5.Ana Jet Üs Komutanlığı burada konuşludur. Dolayısıyla, Merzifon merkezinde, çok sayıda askeri personel de bulunmaktadır. Ayrıca: Askeri Hastane de bulunuyor.

NE YENİR. NE İÇİLİR

Merzifon’da, mutlaka “keşkek” yemelisiniz. Ayrıca: haşhaşlı çörek ve kuşburnu marmelatı da önerebilirim.

Amasya Merzifon

GEZİLECEK YERLER

Amasya Merzifon Paşa Hamamı

PAŞA HAMAMI

İlçe merkezindedir. Kitabesine göre, Sadrazam Kara Mustafa Paşa tarafından, 1678 yılında yaptırılmıştır. Güzel ve değişik bir mimari tarzı var. Osmanlı mimari özelliklerini taşıyor. Kubbeli soyunmalığı, uzun-dikdörtgen soğukluğu ve kubbe ile örtülü sıcaklığı bulunuyor. 1971 yılında, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarım görmüştür. Yapının duvarlarında: düzgün kesme ve kaba yontu taş ve tuğla malzeme kullanılmıştır.

Amasya Merzifon Bedesten

BEDESTEN

Bedesten yapısı: Merzifon’un Osmanlı dönemindeki en önemli yapılarından biridir. Günümüze gelirken, uzun süre, dokuma atölyesi olarak kullanılmıştır. Ancak, bu dönemde, bedesten, önemli tahribata uğramıştır. Yapının, orijinalliği bozulmuş. Daha sonra ise, yapı, uzun süre, Tekel deposu olarak kullanılmış.

2000 yılında ise, iç kısımda, onarım çalışmaları yapılmış ve zemin düzeltilerek, halı dokuma tezgahları yerleştirilmiştir. Ancak, takip eden süreçte, bina, özel bir tekstil firması tarafından üretim yeri olarak kullanılmaya başlanmıştır. 2006 yılında, yine bir restorasyon çalışması yapılır. Ancak, bu sefer, yapı, orijinaline uygun olarak restorasyona sokulur.

Evet, bedesten yapısı: 30 x 28 metre boyutlarında, dikdörtgen şekildedir. İçten dükkan bölüntüsü bulunmamaktadır ve dıştan dükkanlıdır.

Amasya Merzifon Taşhan

TAŞHAN

İlçe merkezinde; Kara Mustafa Paşa Camisi yanındadır.

17.yüzyılda inşa edilmiştir. Dikdörtgen planlı ve iki katlıdır. İç kısmı, kesme taşlardan yapılmıştır. Kubbeli odalar bulunmaktadır. Kitabesi bulunmadığından, kim tarafından ve hangi yıl yaptırıldığı belli değildir.

Han: dikdörtgen planlıdır. Güney cephesinde, yarım kemerli, büyük bir kapısı vardır. İki katlı olan yapının alt katında: dükkanlar sıralanır. Birinci katı oluşturan dükkanların üzerindeki duvarlar, üç sıra tuğla ve bir sıra kesme taş kullanılarak yapılmıştır. İç orta kısımda, avlu var. Kuzey cephesinde, revakların önüne yapılmış, iki çeşme bulunuyor.

Amasya Merzifon Abide Hatun Camisi

ABİDE HATUN CAMİSİ

Narince köyündedir. Sadrazam Merfizonlu Kara Mustafa Paşa’nın annesi, Abide Hatun tarafından, 1680 yılında  yaptırılmıştır.

Ahşap üzerine, kalem işi tekniğiyle yapılmış uygulamalar muhteşem, görülmeye değer. Sade olmasına rağmen, eğimli bir tepe üzerinde bulunmasından dolayı, heybetli bir görünüme sahiptir. Ancak, yapı, geçirdiği depremler sonrasındaki onarımlarda, esas planını bozmayacak şekilde değişimlere uğramıştır. Cami, günümüzde halen kullanıma açıktır.

Amasya Merzifon Kara Mustafa Paşa Camisi

KARA MUSTAFA PAŞA CAMİSİ

1666 yılında yapılmış olan cami, Gazi Manbup Mahallesindedir. Dış cephe, kesme taştan yapılmıştır. İbadet mekanının üstü, büyük ve tek bir kubbe ile örtülmüştür. Caminin şadırvanının, 1900’lü yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. Şadırvandaki kalem süslemeleri, Zileli Emin tarafından yapılmış, süslemelerde eski İstanbul tanımlanmıştır.

Amasya Merzifon Çelebi Mehmet Medresesi ve Saat Kulesi

ÇELEBİ MEHMET MEDRESESİ VE SAAT KULESİ

1414 yılında, Yıldırım Beyazıt’ın oğlu, Çelebi Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Mimari yapı: Selçuklu tarzıdır. Giriş kapısı üzerindeki “Saat Kulesi” ise, Amasya Valisi Ziya Paşa tarafından, 1865 yılında ilave edilmiştir. Aslında: burası bir minare.

Biraz önce söylediğim gibi, yapıldığı yıllarda: Sultan Abdülmecit tarafından, her ile, bir saat kulesi kazandırılması fermanı doğrultusunda, ilçenin merkezi yerine, bu minareye, köşeleri prizma şeklinde olduğu için, her bir yüzüne, birer saat yerleştirilmiştir. Kule yapısı: yakın zamana kadar öğrenci yurdu olarak kullanılıyor iken, günümüzde, burada bir kafeterya var ve bu kafeterya da, eski Merzifon resimleri yoğunlukta bulunuyor.