Burası, eski Malatya olarak anılıyor. Malatya il merkezine sadece 9 km. uzaklıkta, şehrin bir dış mahallesi gibi.
ULAŞIM
Battalgazi ilçesinin, il merkezi olan Malatya’ya uzaklığı: 8 km. dir. Battalgazi-Yeşilyurt arasındaki uzaklık: 26 km.
Malatya Battalgazi
TARİHİ
Battalgazi, eski Malatya olarak da biliniyor. Burası: eski dönemlerde, Anadolu ve Ortadoğu yollarının kavşak noktasında bulunuyordu. Yollar: eski Malatya’da birleşerek, kuzeyde Kafkasya’ya, güneyde Çukurova, Mezopotamya ve Suriye, doğuda İran ve hatta uzak doğuya kadar uzanırdı.
Evet, bu stratejik öneme haiz bölgede, sırası ile: Hititler, Persler, Büyük İskender, Romalılar ve Bizanslılar, çeşitli dönemlerde egemenlik kurarlar. Daha sonra ise, yöre, 1057 yılında Türkler tarafından fetih edilir.
1515 yılında ise, eski Malatya, Osmanlı hakimiyetine girer. 19.yüzyıl başlarında: eski Malatya kenti, harap bir durumdadır. Yılın, 9 aylık bir bölümünü bağlarda geçiren halk yüzünden, kent merkezi gelişemez. Bu dönemde: yörede sık sık eşkıya baskını ve salgın hastalıklar da görülür.
1838 yılında, Osmanlı ordusu karargahı, Harput’tan, eski Malatya’ya taşınır. Ordu: bağlarda yaşayan halkın evlerine el koyar. Halk ise, bağlarda yaşamaya iyice alışır. Bağların bulunduğu Asbuzu yöresi, günümüzdeki Malatya olarak büyür ve gelişir. Ordu: Nizip savaşı için, eski Malatya’dan ayrıldıktan sonra, halk, harap olmuş evlerine geri dönmez. Kentte: askerlerin ayrılışı ardından, yaklaşık 500 kadar yıkık ev olduğu yazılı kaynaklarda belirgindir. Bu sırada, yeni Malatya’nın kurulduğu Asbuzu yöresi ise, sulu bahçeler ve bağlardan oluşmaktadır. Ayrıca, bu bağların çevresinde çok sayıda yerleşim yeri de bulunmaktadır. Zamanla, dış mahalleler, Asbuzu ile birleşir.
BATTALGAZİ ADININ KAYNAĞI
Battalgazi bu yörede doğmuştur. Battalgazi ilçesinin adının kaynağı buradan gelmektedir. Eski ismi ise, eski Malatya olarak geçmektedir. 1987 yılından sonra Battalgazi ismi kullanılmaya başlanmıştır.
Malatya Battalgazi
GENEL
Yörede: önemli bir yükselti yoktur ve bu yüzden tamamen düzlüktür. Önemli bir akarsu da bulunmamaktadır. Yörenin merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği: 900 metredir.
İklim özellikleri ele alındığında: yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve kar yağışlı geçer. Yağışlar: özellikle Akdeniz üzerinden gelen alçak basınçların etkisinde olur. En çok yağış: İlkbahar ve Sonbahar mevsimlerinde görülür.
Yapılaşma genellikle surlar içindedir ve çoğunluk eski yapılardan oluşmaktadır. Yerleşim, dağınıktır ve tipik köy evleri niteliğindedir. Evlerin çoğunluğu, bahçe içinde yapılmıştır.
Halkın: büyük bölümü, geçimini tarımla sağlar. Malatya ilinin en verimli arazileri, Battalgazi ilçesi sınırları içinde bulunmaktadır. Son yıllarda, burada sebzecilik ileri düzeye çıkarılmış ve Malatya ili ve yörenin ihtiyaçları buradan karşılanmaya başlanmıştır. Tarla ürünlerinden ise, başı buğday çeker, daha sonra ise, arpa ve pancar yetiştirilir. Kayısı ise, yöreye özgü olarak yetiştirilmekte olup, yetiştirilen kayısıların büyük bölümü kurutularak pazara sunulmaktadır.
Turizm açısından değerlendirildiğinde, yörenin turizm potansiyelinin yüksek olduğu, tarihi eserlerin bolluğuna dayalı olarak, yerli-yabancı ziyaretçilerin yoğunluğu gündeme gelmektedir.
NE YENİR
Battalgazi ilçesine yolunuz düşerse: burada, yerel lezzet olarak mutlaka: “Kömbe” veya “Kuymak” yani Herle yemelisiniz. Ayrıca, kayısı dolmasının da tadına bakmalısınız.
GEZİLECEK YERLER
Malatya Battalgazi Kale Surları
KALE SURLARI
Bölgedeki Roma dönemine ait kalenin yapımına: Roma imparatoru Justinianus zamanında, muhtemelen 522 yılında başlandığı ve uzun yıllar süren inşaat çalışmaları sonucunda, 530 yılında tamamlandığı anlaşılmaktadır. Surlar: 2 km. uzunluğunda olup, 71 burcu ve 11 kapısı bulunmaktadır. Batı kısmındaki “Sıptırız” kapısında, restorasyon çalışmaları yapılmıştır.
Kale yapısı: Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde onarım görmüştür. Bugün harap durumdadır.
Malatya Battalgazi Ulu Cami
ULU CAMİ
Cami: 1224 yılında, Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Mimarı: Yakup Bin Ebubekir. Yapının kitabesi: Malatya Müzesinde sergilenmektedir.
Anadolu’da: İran Selçukluları tarafından, geleneksel mimari özelliklerini taşıyarak yapılan tek eserdir. Mihrabın önü kubbeli, avlulu ve tek eyvanlıdır. İçindeki: çini ve mozaikler, devrinin en güzel örnekleridir. Yapı: taş ve tuğladan yapılmıştır. Taş işçilikleri özellikle dikkat çekmektedir. Özellikle: Revaklardaki mavi çini uygulamaları muhteşem, mutlaka görmelisiniz.
Minaresi: tuğladır ve yapının kuzeybatı köşesindedir. Cami: son olarak, 1970 yılında restore edilmiştir. Caminin mimarlarının Türk olması, bu camiyi öne çıkarıyor. Çünkü: o dönemde genellikle İran ve Suriye’den mimarlar getirtiliyormuş. Sonuç olarak: bu cami, Anadolu Türk mimari sanatı için bir milat denilebilir.
MELİK SUNULLAH CAMİSİ
Eski Malatya bölgesinde, surların dışında, Ulu caminin 150 metre batısındadır.
Caminin, günümüzde sadece minaresi kalmıştır. Minare üzerinde: yer yer dökülmüş, firuze renkli çinilerin izleri görülmektedir. Cami yapısının: 1394 yılında Abdullah Hüsnü Oğlu Çerkez tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Günümüze ulaşan minaresi: tuğladan yapılmış olup, halk tarafından, buraya “Vaiz ocağı” ismi de verilmektedir.
AKMİNARE CAMİSİ
Eski Malatya bölgesinde, şehir surları dışındadır. Tek kubbeli ve tek minareli bir camidir. Yapının: 1573-1575 yılları arasında, Zaim oğlu Yusuf Himmet Bey tarafından yaptırıldığı biliniyor.
KARAHAN CAMİSİ
Eski Malatya bölgesinde, Karahan Mahallesindedir. Kitabesinden anlaşıldığına göre: Malatya Komutanı Abdullah oğlu Hüsrev Bey tarafından, 1583 yılında yaptırılmıştır. Takip eden süreçte ise, 1900 yılında onarılmıştır. Avlu içinde bulunan cami, kesme taştan yapılmıştır. Dikdörtgen planlıdır. Üzeri, merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Mihrap ve minberi sadedir.
TOPTAŞ
Toptaş camisinin hemen yanında bir meydan var. Aslında, bu meydan ile ilgili anlatılan bir söylentiden söz etmek istiyorum. Şöyle ki: zamanında, burada yaşayan 12 kardeş varmış. Bunlar: bu meydana, kendi adlarına, 12 top taş dikmişler. Gelen misafirler, hangi taşa otururlarsa, o taşın sahibi kardeşe misafir olurlarmış. Bundan dolayı, buraya “Toptaş Mahallesi” ismi verilmiş. Zaten, günümüzde, burada halen 10 adet top taş bulunuyor.
Malatya Battalgazi Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı
SİLAHTAR MUSTAFA PAŞA KERVANSARAYI
Kervansaray: 637 yılında, Osmanlı Padişahlarından IV. Murat’ın vezirlerinden, Silahtar Bosnalı Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kapladığı alan: 68 x 76 metre ölçülerindedir.
Yapı kesme taştan yapılmış ve üstü ise, tonoz sistemiyle örtülmüştür. Yazlık ve kışlık olmak üzere, iki mekan bulunmaktadır. Her ikisi de, dikdörtgen planlıdır. Doğudaki giriş üzerinde bulunan mescidin konumu: özgündür. Revaklı cephenin ortası ise havuzludur. Ana kapının iki yanında ise, iki hancı odası var.
1632 yılında, Silahtar Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Üzeri tonoz sistemiyle örtülü yapı, kesme taştandır. 1965 ve 1970 yılları arasında restore edilen yapı, yazlık ve kışlık olmak üzere, iki bölümlüdür.
Malatya Battalgazi Karakaya Barajı Piknik Alanı
KARAKAYA BARAJI PİKNİK ALANI
İlçe merkezine 8 km. uzaklıkta, Karakaya Barajının, eski Sivas yolu ile kesiştiği yerdedir. Burada: Malatya İl Özel İdaresi Müdürlüğü tarafından, bir dinlenme tesisi yapılmıştır. Yaz aylarında: burada, baraj gölünde yüzme, sal gezintileri yapma ve balık tutma mümkündür.
İlçenin en büyük şansı: ana yol yani İstanbul yolu üzerinde bulunmasıdır. Yörede, benim açımdan en ilgi çeken yer: Somuncu Baba Türbesi. Dağların arasında, sanki dağlara yapışık gibi yapılan türbe ve önündeki balıklı havuz. Mutlaka ziyaret etmenizi öneririm.
Malatya Darende
ULAŞIM
Darende-Malatya arası uzaklık: 112 km. Darende-Gürün arası uzaklık: 38 km. Darende-Sivas/Ulaş arası uzaklık: 137 km. Darende-Kayseri/Pınarbaşı arası uzaklık: 193 km. Darende-Elbistan arası: 89 km.
Malatya Darende
TARİHİ
Bölge: Hititlerden kalma bir yerleşim yeridir. Daha sonra, bölge Persler tarafından işgal edilmiş ve Senbbar kalesi bu dönemde, askeri bir üs olarak kullanılmıştır. Yörede, 8.yüzyılda Müslüman Araplar görülür. 1517 yılında ise, Osmanlılar, egemenliği ele geçirirler.
Bölge, önce Sivas ve daha sonra 1934 yılında Malatya iline bağlanır.
Malatya Darende
GENEL
İlçenin rakımı, yani deniz seviyesinden yüksekliği: 950-2150 metre arasında değişmektedir.
İklim değerlendirildiğinde: bölgede yazların sıcak ve kurak, kışların ise soğuk ve yağışlı geçtiği görülür.
İlçede, sulanabilir tarım yapılacak arazi, sadece Tohma çayı çevresinde vardır. İlçenin tahıl ambarı olarak: Yeniköy ve Başdirek ovaları var. Ancak, ekonomik faaliyetlerin temeli yani getirinin kaynağı: kayısı. Halkın büyük bölümü: çiftçilik ve ticaret ile uğraşmaktadır.
İlçe topraklarında, yaklaşık 1 milyon civarında kayısı ağacı bulunuyormuş. Malatya ili kayısı üretiminin, dörtte biri buradan karşılanıyor. Yani, Darende sadece ülkemizin değil, birçok dış ülkenin de, kayısı ihtiyacını karşılıyor. Yörede “mişmiş” diye isimlendirilen kayısı, tam bir şifa deposu.
Son olarak: Koca Ragıp Paşa’nın bir sözünü hatırlatmakta yarar var. “Olamazsın Beş Beldenin Birinden”.
Bu sözün Osmanlıcası değerlendirildiğinde, Belde-i Hamse-i Mutahhara yani “Temiz seçilmiş beş belde” içerisinde: Divriği, Gürün, Eğin, Arapkir ve Darende bulunmaktadır. Bu tabir, yüzyıllardır, dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelmiştir.
NE YENİR
Darende yöresinde, yöresel lezzetlerin başında gelen: Taş çorbası. Aslında, bunun bir hikayesi var: yörede biri, ortalık bir yerde, tencere içinde su ve içinde birkaç taş, kaynatıp dururmuş. Gelen-giden merak edip ne pişirdiğini sorduklarında ise: “Taş çorbası, nefis olur” dermiş.
Bu arada, adam, ikide-bir tencerenin içindeki suyun tadına bakarmış. Çevresindekiler, merakla “tadı nasıl” diye sorduklarında ise “çok lezzetli ama biraz soğan istiyor galiba” demiş. Çevredekilerden biri hemen atlayıp, bende soğan var demiş ve gidip evinden getirmiş, tencereye atmışlar.
Biraz sonra, çorbayı yapan yine tadına bakmış, çevredekiler nasıl diye sorduklarında: “çok lezzetli ama biraz tuz olsa” demiş ve bunun üzerine hemen birisi gidip evinden tuz getirmiş. Bu fasıl böylece devam etmiş ve tencerenin içindeki çorba, tüm çevredeki seyredenlerin de katkısıyla, muhteşem lezzetli ve zengin bir çorba haline gelmiş.
Yöreye has, bir diğer lezzet: Tiritli Analı-kızlı köfte. Çiğ köftelik bulgur, karabiber, kırmızı biber, tuz, yağsız kıyma ile yapılıyor.
GEZİLECEK YERLER
Malatya Darende Somuncu Baba Külliyesi
SOMUNCU BABA
Asıl adı: Hamid Mamidüddin. Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıt zamanında yaşamıştır. Anadolu’yu manevi fetih için gelen, Horasan erenlerinden Şemsettin Musa Kayseri’nin oğludur.
Soyu: Peygamberimize kadar ulaşır, 24’ncü kuşaktan torunudur. Bursa’da yaşar iken: çilehanesinin yanında yaptırdığı ekmek fırınında, somun pişirip, çarşı-pazar dolaşarak “Somunlar Müminler” nidalarıyla, insanlara ekmek dağıtmıştır. Bu yüzden, adı “Somuncu Baba” olarak anılmaktadır.
Zamanla: Bursa’da, manevi kişiliği ve bilgelik yönü ortaya çıkınca, şöhretten korktuğu için, öğrencileriyle birlikte, Aksaray’a göç eder. Aksaray’da bulunduğu zamanda ise: Hacı Bayramı Veli’yi yetiştirir ve Ankara’ya görevlendirir.
Somuncu Baba: 1412 yılında, Darende’de vefat eder ve buradaki türbesine gömülür.
Malatya Darende Somuncu Baba Türbesi
SOMUNCU BABA TÜRBESİ
Somuncu Baba: Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemsettin’in hocasıdır. Somuncu Baba’nın türbesi: Darende’de bulunuyor. Türbe yapısı: kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. Kare planlı türbenin üstü, kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Türbenin içi: kasnaktaki pencerelerle aydınlatılmıştır.
Türbede: Somuncu baba ve oğlu Halil Tayyibi gömülüdür. Her ikisinin sandukaları da ceviz işlemelidir. Ceviz sandukaların üzerinde, kubbe bulunmaktadır. Ayrıca, türbenin önünde, Somuncu Babanın müritlerinin mezarları var.
Somuncu Baba türbesinin bulunduğu Somuncu Baba camisi ve çevresindeki mesire yerleri: yerli-yabancı ziyaretçiler tarafından yoğun olarak ziyaret ediliyor. Ben de, buraya gittiğimde, özellikle balıklar için büyük şaşkınlık yaşamıştım.
Türbenin Tohma ırmağının yanında bulunması, cami önündeki biraz önce sözünü ettiğim balıklı havuz ve kayalardan çıkan memba sularının, şadırvandan akması, inanın güzel görüntüler, mutlaka buraya zaman ayırın.
Malatya Darende Somuncu Baba Külliyesi (Şeyh Hamid-i Veli)
SOMUNCU BABA KÜLLİYESİ (ŞEYH HAMİD-İ VELİ)
Eski Darende bölgesinde, Somuncu baba külliyesinin hemen yanında: bir minare var. Bu minarenin, eski bir camiye ait olduğu düşünülüyor. Yapılış tarihi olarak ise: 1677 yılı yazılı. Minare: kare kaideli, on altı gen gövdeli, tek şerefeli olarak, taştan yapılmıştır. Günümüzde görülen, hemen bitişiğindeki cami ise, sonradan yapılmıştır.
DOĞAL AKVARYUM
İlçe merkezi, Somuncu baba mevkiindedir. Burada: Tohma çayı içinde bulunan kayalar: balıklı gölün kaynağı durumundadır. Balıklar: bu kayalar içine yumurtalarını bırakarak, çoğalmaktadır. Buradan, uzunca bir su yolu ile, caminin avlusundaki havuza bağlantı yapılmıştır.
Malatya Darende Somuncu Baba Külliyesi (Şeyh Hamid-i Veli)
HAVUZ
Caminin avlusundadır. Havuz içinde, balıklar var. Balıkların: Şanlıurfa yöresinde bulunan havuzdaki balıklar gibi, kutsal olduğuna inanılıyor. Tutulmaları, yenilmeleri mümkün değil. Hatta öldüklerinde, görevliler tarafından sudan alınarak toprağa gömülüyorlarmış.
SOMUNCU BABA BOĞAZI
İlçe merkezindeki balıklı göl, Somuncu Baba camisi ve Taş köprüye kadar ulaşan, dik kayalardan meydana gelen, Tohma çayının ortasından aktığı bir boğazdır.
DARENDE-SOMUNCU BABA TANITIM MERKEZİ
2005 yılında, Haziran ayında kurulmuştur. Burada: ilçenin tarihi, kültürel ve turistik değerleri tanıtılıyor. Ayrıca, çeşitli düzenlemeler yapılıyor. Bunlar: Zengibar Karakucak güreşleri ve Somuncu Baba ve Hulusi Efendi Kültür Etkinlikleri organizasyonlarıdır.
Bunun dışında, tanıtım merkezi binasında: giriş kısmından itibaren, Darende ilçesinin tarihi ve kültürel yönlerini anlatan bilgiler ve fotoğraflar bulunuyor.
Ayrıca: Darende halkından ve çeşitli gönüllüler tarafından getirilen çeşitli eşyalar sergileniyor. Bu eşyalar, 13 tane kapalı stantta sergileniyor. Stantlardan 9 tanesi cam, kalanları ise açık.
Evet, salonun içinden girilince, günümüzden geçmişe doğru bir yolculuğa çıkmak mümkün.
Malatya Darende Tohma Kanyonu
TOHMA KANYONU
Burası, Fethiye yöresindeki “Saklıkent” i andırıyor. Vadi içinde: Somuncu baba camisi, doğal akvaryum olan balıklı göl var ve Taş köprüye kadar, dik kayalık yamaçlardan ilerliyor. Ana kayanın aşınması sonucu kanyon oluşmuştur. Her iki tarafı dik ve yalçın kayalarla kaplı kanyon içinde, 2005 yılından bu yana rafting yapılıyor.
Malatya Darende Tohma Kanyonu
Kanyonun, Taşköprü’ye yakın bölümünde, doğal bir sıcak su çıkan bölge bulunuyor. Rafting tutkunları, kanyonda bu tutkularını gerçekleştirebiliyorlar. Parkurun uzunluğu: 8 km.
KUDRET YÜZME HAVUZU
Tohma kanyonu içindedir. Havuz suyunun sıcaklığı: değişmez ve yaz-kış; 22 derecedir. Ayrıca: kaynağından aldığı, dakikada 11 tonluk su debisi ile, havuz suyu sürekli temiz kalmaktadır. Havuzun ölçüleri: 8 x 25 metre, derinlik ise: 230-140 cm. arasında değişmektedir. Özellikle yaz aylarında, yörenin insanı buraya akın ediyor ve on binlerce kişi havuzdan yararlanıyor.
ROMA MEZARI
Yenice kasabası merkezinde, Maşattepe Mevkiindedir. Buradaki tümülüste yapılan kazılarda ortaya çıkarılan mezar yapısı: içten düzeltilmiş, dıştan moloz taş ve toprakla doldurulmuş, taştan inşa edilmiştir. MÖ.1’nci yüzyıldan kaldığı düşünülmektedir.
Çift mekanlı yapıda: ortadaki boşlukta bulunan ahşap sanduka içinde: kadın cesedi bulunmuştur. Ayrıca: yine bu mezar yapısında bulunan, taşınır nitelikteki küçük buluntular, Malatya Müzesinde sergilenmektedir.
Malatya Darende Hasan Gazi Türbesi ve Şehitliği
HASAN GAZİ TÜRBESİ VE ŞEHİTLİĞİ
Hasan Gazi: Battalgazi’nin hem amcası ve hem de kayınpederidir. Zengibar kalesinin alınması sırasında, türbenin bulunduğu tepe üzerinde şehit düşmüş ve buraya defnedilmiş.
Türbenin bulunduğu yer, 2006 yılında yeniden düzenlenerek, şehitlik ve türbe olarak ziyaretçilerin ziyaretine açılmış.
Malatya Darende Uzunok Köprüsü
UZUNOK KÖPRÜSÜ
Fırat nehrinin kollarından olan Tohma çayının üzerindedir. Köprü: bu çay üzerinde bulunan diğer birçok köprü gibi Osmanlı döneminde yapılmış olup, günümüzde halen faaliyette yani kullanılmaktadır.
ULU CAMİ MİNARESİ
Eski Darende mevkiindedir. Ulu caminin esas yapısı bulunmamakta olup sadece minaresi ayakta olarak günümüze ulaşmıştır. Kitabesi yoktur. Yapım ve işçilik tarzı değerlendirilerek: Beylikler döneminde, yani 14.yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Minare: tek şerefelidir ve külah kısmı tahrip olmuştur. Kesme taştan yapılmıştır.
YUSUF PAŞA BEDESTENİ
Eski Darende bölgesindedir. Osmanlı dönemi yapısıdır. Dikdörtgen planlı, Osmanlı Kapalı çarşıları tipindedir. Ortada büyük bir avlu ve çevresinde odalar sıralanmıştır. Yapının: taşıyıcı duvarları kesme taş, diğer bölümleri ve üzeri ise, moloz taşlarla örtülmüştür. Ancak, bu bedesten maalesef çok harap durumdadır.
CEBECİZADE MEHMET PAŞA KÜTÜPHANESİ
Eski Darende bölgesindedir. Yapı: kare planlı, kesme taş duvarlı ve tek kubbelidir. Kitabesine göre: 1763 yılında, Osmanlı Paşası, Darendeli Sadrazam Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Malatya Darende Zengibar
ZENGİBAR KALE KALINTILARI
İlçe merkezinin kuzey yamacındadır. Yörede: Senkbar olarak da anılmaktadır. Bu kalıntının: Osmanlı döneminden kalma olduğu düşünülmektedir. Günümüze, kalede geriye, sadece kapısı kalmıştır. Yapı: kesme taştan yapılmıştır.
Malatya Darende Aşudu-Günpınar Şelalesi
AŞUDU- GÜNPINAR ŞELALESİ
İlçe merkezine 8 km. uzaklıktadır. Ülkemizin birkaç tabii şelalesinden biridir ve mesire yeri olarak kullanılır. Tohma çayı yatağında bulunan, tahminen 50 metre yükseklikteki kayalar arasından akan suyun, sert akışı, şelaleye ayrı bir güzellik katmaktadır.
Alan, Sit alanı olarak ilan edilerek, koruma altına alınmıştır. Şelalenin çıkardığı ses, toz halinde çevreye yayılan su zerreciklerinin kayalar üzerinden akışı, gerçekten izlenmeye değer muhteşem güzel görüntüler ortaya çıkarıyor.
Şelaleden sonra, 15 km. lik bir yürüyüş ile, yeni köy bölgesindeki, Geç Hitit dönemine ait, iki aslan heykelinden oluşan “Aslantaşları” da görmek mümkündür.
BALABAN BELDESİ
Burada: Şeyh Abdurrahman-ı Erzincani camii var. Bu cami, özgün ve kerpiç mimarisiyle ünlüdür. Ayrıca, beldenin evleri ve balaban içmecesi görülebilir.
Malatya Darende Ozan Anıt Mezarı
OZAN ANIT MEZARI
İlçe merkezine bağlı, Ozan köyünde bulunan ve Romalılardan kaldığı düşünülen bir yapı. Anıt mezar yapısının ölçüleri: 6 x 6x 7 metredir.
Malatya Darende Aslantaşlar
ASLANTAŞLAR
İlçe merkezinin 20 km. güneybatısında, Yeniköy mevkiinde görülebilir.
Hekimhan, Malatya il merkezi arasındaki uzaklık: 85 km. Hekimhan, Kangal arası uzaklık: 76 km.
TARİHİ
İlçe, MÖ 2’nci yüzyıl ile MS 14’ncü yüzyıllar arasında yoğun olarak kullanılan İpek Yolu-Bakır yolu güzergahında bulunmuştur. 13’ncü yüzyılda bölgede Selçuklular hakimdir. Aynı dönemde, devrin ünlü doktorlarından Ebu-l Hasan El Hekim: tarafından günümüzde ilçe merkezinde bulunan ve “Taşhan” olarak bilinen han yaptırılmıştır.
“Han-ı Hekim” olarak isimlendirilen bu han, daha sonra kurulan ilçeye “Hekimhan” isminin verilmesine vesile olmuştur. (ayrıntı aşağıda) Osmanlı döneminde, 1656-1661 yılları arasında Köprülü Mehmet Paşa, ilçede bulunan hanı askeri amaçlı kullanım için onarttırmıştır.
Bu dönemde, Selçuklulardan kalan hana ek, Köprülü Mehmet Paşa Camisi yaptırılmıştır.
Hekimhan, 1 Temmuz 1921 tarihinde ilçe statüsü kazanmıştır.
Malatya Hekimhan
GENEL
Malatya ilinin en gelişmiş ilçesidir. İlçe, Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde yer alır. Dağlık ve engebeli bir yapıya sahiptir. İlçe merkezinin rakımı 1040 metredir. Dağlar dik ve ormansız olduğu için sık sık taşkın ve erozyon olmaktadır.
İlçede ortadaki kayalık tepenin ismi “Zurbahan” dır. İlçede tipik karasal iklim hüküm sürer ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar kar yağışlı ve soğuk geçer.
İlçenin akarsuları Kuruçay ve Yağca çayıdır. İlçe toprakları demir ve krom madeni bakımından oldukça zengindir. İlginç bir durum, ilçede pusulalar doğru yönü göstermez, çünkü dağı taşı demirdir.
Öte yandan, ilçenin toprağında da yoğun asbest bulunduğu söyleniyor. Son yıllarda ilçede kayısı üretimine ağırlık verilmiştir. Halkın başlıca geçim kaynağı kayısı üretimidir. Kayısı yanında cevizi de ünlüdür.
HEKİMHAN CEVİZ, MADEN VE KÜLTÜR FESTİVALİ
Festival, her yıl Temmuz ayı içinde yapılmaktadır. Hekimhan ilçesinin turizm potansiyelini arttırmak, ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımı yapılmak için yapılan festival 2009 yılından bu yana düzenleniyor.
Malatya Hekimhan
HEKİMHAN MEHMET EMİN SUNGUR MESLEK YÜKSEK OKULU
Malatya Turgut Özal Üniversitesine bağlıdır. 1997 tarihinde kurulmuştur. Başlangıçta teknik programlar bölümü bünyesinde: Maden, Bahçe Ziraatı ve Arıcılık programları açılmıştır. 2001-2002 öğretim yılında, okul kendi kampus alanında eğitim-öğretime başlamıştır.
Malatya Hekimhan
GEZİLECEK YERLER
Malatya Hekimhan
TAŞHAN
Taşhan’da üç ayrı kitabe vardır. Yapının yapım aşamaları ile ilgili bu kitabeler şunlardır:
Birinci kitabe
Hanın kapalı bölümünde kapı üstündeki birinci kitabede: hanın birinci kısmı olan, kuzeydeki eski kısmın Selçuklular döneminde, tahta çıkmadan önce Malatya valisi olarak görev yapan, 1218 yılında, I. Izzettin Keykavus (1210-1219)tarafından, devrin ünlü hekimlerinden Malatyalı Ebu’l Hasan oğlu Selim El-Malati’ye yaptırıldığı yazılıdır.
Aynı kitabe, Ermenice ve Süryanice yinelenmiştir. Süryanice yazılmasının sebebi, o dönemde dünya ticaret dilinin Süryanice olmasıdır. Ayrıca, bu durum o dönemde bölgede büyük bir Süryani topluluğunun bulunduğunu da gösterir.
Daha sonra hanı yapan hekimin hekimliğine vurgu yapılarak halk arasında han “Han-ı Hekim” olarak yani “Hekimin Hanı” olarak isimlendirilmiştir.
Malatya Hekimhan
İkinci kitabe
Avlulu bölümün kapısı üstündedir. I. Alaeddin Keykubad döneminde (1229-1237) yapıldığı belirtilmektedir.
Üçüncü kitabe
Kapalı bölümdeki üçüncü kitabede, 16’ncı yüzyılda onarımı gösterir. Köprülü Mehmet Paşa, Sadrazamlığı sırasında (1661-1665) Anadolu’da Celali isyanlarını bastırmak için Anadolu’ya geçtiğinde, Taşhan’ın birinci bölgesine ek olarak ikinci bölmesini, Camiyi ve Hamamı yaptırmıştır. Bu üçüncü kitabede, Sultan Mehmet Han ve Köprülü Mehmet Paşa unvanları geçer.
Malatya Hekimhan
Mimari özellikleri
Yapı: Selçuklu sultan hanları geleneklerini devam ettirir. Önden revaklı, kare avlu, avluyu takiben de hol kısmından oluşur. Dikdörtgen planlı ve avlulu, eyvanlı yapı gurubundadır. Eski Malatya’daki büyük hanın sitilini yansıtır.
Avlunun çevresine yapılan, ikinci kısım ise Osmanlılar döneminde Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Burası, günümüzde iş yerleri olarak kullanılmaktadır.
Ölçüleri birbirini tutmayan odalarca sarılmıştır. Girişin sağ ve solundaki kare planlı odaların üstü beşik tonozlarla örtülü olup, içlerinde birer ocak vardır.
Çünkü, bu yerler Köprülü devrinde günümüzdeki hükümet daireleri yerine devlet iaşe konağı olarak kullanılmak üzere yaptırılmıştır. Üç nefli kapalı bölümün batı duvarı payandalarla güçlendirilmiştir.
Yapı bezemesizdir. Osmanlı döneminde yoğun tamirat görmüş olan han, 1987 yılında restore edilmiştir. Han ismiyle ilgili bir rivayet var. “Mısır’dan Malatya’ya sürgün edilen Emrullah isimli bir hekim, cezasını çekip İstanbul’a dönüşünde burada bulunan Taşhan’da bir süre konaklamıştır.
Bu süre içinde hanın yıkılan yerlerini tamir ettirip, üzerine ismini yazdırmıştır. Bu han yapısına izafeten buraya “Hekimin Hanı” denilmiştir. “
Malatya Hekimhan
KÖPRÜLÜ MEHMET PAŞA CAMİSİ
Cami, Taşhan’ın kuzeydoğusundadır.
Ana mekanın giriş kapısı üzerinde, talik hatla yazılmış bir kitabesi vardır. Bu kitabede caminin 1661 yılında yapıldığı yazılıdır. Cami, 1656-1661 yılları arasında Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Son cemaat yeri karşısındaki muslukların üzerinde ise, onarım kitabesi vardır ve tarih olarak 1815 yazılıdır.
Son cemaat yeri revaklıdır. Beş küçük kubbe, burayı örter. Ana mekan dikdörtgen şeklindedir. Ortada bulunan büyük kubbe, iki yana doğru beşik tonozla genişletilmiştir.
Kubbe sekiz kasnak üzerine oturur. Giriş kapısının tam karşısına rastlayan mihrap gayet sadedir, hiçbir süsleme yoktur. Caminin batı duvarına bitişik tek minarelidir.
Malatya Hekimhan
KÖPRÜLÜ MEHMET PAŞA HAMAMI
Taşhan’ın doğu duvarına bitişiktir.
Kitabesi yoktur, bu yüzden ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmez. Ancak Köprülü Mehmet Paşa camisinin yapıldığı tarihte, Köprülü Mehmet Paşa tarafından vakıf edildiği tahmin edilmektedir. (1660-1661) Hamam, günümüzde oldukça harap durumdadır. Giriş kapısının üstü, eğimli çatıyla örtülüdür. Oradan da soyunma bölümüne geçilir.
Burası kare şeklindedir, üstü kubbe ile örtülüdür. Soyunma kısmından soğukluk kısmına geçiril, burası beşik tonozla örtülü, dikdörtgen şeklinde uzunca bir holdür.
Burayı küçük bir mekan izler. Batı duvarındaki küçük bir kapı ile halvet bölümüne geçilir. Burası da bir kubbeyle örtülüdür. Soyunma zemininin doğu duvarına bitişik külhan bölümü vardır.
Malatya Hekimhan
SUROHAN KİLİSESİ
İlçe merkezinde Kaymakamlık binasının arkasındadır.
Kilise, 16’ncı yüzyılda yapılmış Surp Pirgıç Ermeni Kilisesidir. Kitabesi yoktur. Yapı 1934 yılına kadar bir dönem hapishane olarak kullanılmış olup günümüzde yıkık durumdadır. Yapı dikdörtgen planlı, basit bazilika tipindedir. Yan cephe duvarında bulunan kabartma haç işaretlerinden Bizans döneminde yani 1500’lü yıllarda kilise olarak kullanıldığı düşünülmektedir.
Malatya Hekimhan
ŞIRZI’DA BULUNAN HİTİT HİYEROĞLİF KİTABESİ
İlçe merkezine bağlı Şırzı köyünde, köye yarım saat mesafede “Ören” denilen yerde büyük bir şehir harabesi vardır.
Harabelerde taş duvarlar kolayca görülmektedir. Toplanan çanak-çömlek parçaları harabelerin Roma dönemine ait olduğunu gösterir. Bizi ilgilendiren Hitit hiyeroglif kitabesi: Şırzı köyünün, 2 kilometre güneyinde, Ören denen kalıntılara 1 saatlik uzaklıktadır.
Ören harabeleri Roma dönemine aittir, ancak kitabenin bulunduğu yer, Ören harabelerinin bulunduğu yerden 1 saat uzaklıkta olduğuna göre, kitabenin Ören ile ilgisi yoktur.
Kitabe, dağ silsilesinin batı yamacında, vadiye manzarayı kapayan küçük ve tabii bir sed üzerindedir. Kitabe, meyilli toprakta, müstakil olarak duran 2.5 metre eninde ve 1.5 metre boyunda büyük bir kaya bloku üzerindedir. Yamacın üstünde görülen kayalar kopmuştur. Kitabede satırlar: sağdan-sola, aşağıya doğru meyilli gider.
İşaretler tamamen amudi olarak sıralanmıştır. Bu tanzime bakılınca, kitabe yazıldığı zaman, kaya şimdiki yerinde durmuş olmalıdır. Kaya civarında hiçbir bina ve tapınak izine rastlanılmamıştır.
Buna istinaden, kayanın muhtemelen Hitit döneminde aşağıya düştüğü ve kitabenin bu hadiseyi veya herhangi bir hadiseyi canlandırma veya hatırlatmak amacıyla yazıldığı düşünülmektedir. Evet, sonuç, kitabede yazılı metin okunamamış, çözülememiştir, yani kitabede neler yazdığı bilinmiyor.
Malatya Hekimhan
HASAN AĞA ÇEŞMESİ
Hasan Ağa Çeşmesinin ilginç bir hikayesi var, hatta çeşme, Hekimhan’daki ilk yerleşim ile ilgili bağlantı da yapıyor. Şöyle ki: Köprülü Mehmet Paşa: İstanbul’dan sefere çıktığında Hekimhan’a gelince her yerin yemyeşil ormanlar ve bol sularla dolu olduğunu görür. Burada ordusu ile birlikte dinlenmeye çekilir. Bu sırada askerlerin bir kısmı çevrede geziyorlarmış.
Günümüzdeki Hasan Ağa çeşmesinin bulunduğu yere gelmişler, burada küçük bir derenin aktığını görürler. Ancak bu küçük derenin içinde bir kırmızılık da akmaktadır. Askerler suyu takip ederler, bir yaralı adam görürler ve adamın kanı, dereye karışıp akmaktadır. Hemen Paşa’ya haber verirler.
Paşa: hekimle birlikte yaralı adamın yanına gelir, adamı hekime muayene ettirir, hekim “Paşam adamın bir canı kalmış, kurtulma ümidi yok” der. Paşa: hekime hitaben “Ya bunun canını kurtarırsın, ya da senin kanını bunun kanına katarım” der.
Bunun üzerine hekim, üç gün içinde yaralı adamı iyileştirir. Paşa: adama kim olduğunu sorar. Yarası iyileşen adam “Hekim olduğunu, ilaç yapmak için buralara geldiğini ancak eşkıyaların kendisini yaraladığını” söyler.
Köprülü, ormanda yaşayan eşkıyaların önlenmesi için, bulundukları yerdeki ormanı kestirir, bir yer açtırır, buraya bir han, bir hamam, bir de cami yaptırır. Ardından, bunların çevresine birkaç ev yaptırır ve bu suretle günümüzdeki Hekimhan’ın ilk yerleşimi yaratılmış olur.
Malatya Hekimhan
HEKİMHAN KONAKLARI
Ahmet Ali Efendi “Yazıcıoğulları Konağı”
Ahmet Ali Efendi, I. Dünya savaşında Yemen’de Yüzbaşı olarak savaşmıştır. Savaş sonrası Hekimhan’da Belediye Başkanlığı yapmıştır. Yaptırdığı konak günümüzde hala ayaktadır ve “Camcı İhsan Yazıcıoğlu’nun evi” olarak tanınır. Üzerinde herhangi bir tarihi kayıt yoktur.
Müftülerin “Camcı Ömer Alpay Konağı”
İlçe merkezine bağlı Müftüler kasabasındadır.
Konak üzerinde bir taş kitabe vardır. Kitabesinde, Bakara suresinin ayeti ve 1325-1327 tarihleri yazılıdır. Ayrıca, taş kitabesinin aynısı, girişte tavan tahtaları üzerine de yazılıdır. Binayı ilk olarak Hüseyin Ağa’nın babası Nedim Ağa yaptırmıştır.
Bu kişi Sultan Reşat’ın culuy törenine katılmıştır. Osmanlı döneminde Müftüler kasabasının idari işlerini bu binadan yürütmüştür. Müftüler günümüzde Özkul soyadı ile bilinen bir ailedir. Bu bina daha sonra miras olarak Camcı Ömer Alpay’a geçmiştir.
Malatya Hekimhan
GİRMANA KANYONU
İlçe merkezine 20 km uzaklıktaki Girmana beldesindedir. İpek Yolu beldesinin yeni ismi “Girmana” olmuştur.
Malatya Hekimhan
Kanyon tarihi İpek yolu güzergahı üzerindedir. Dik kayalar ve doğal taraçalara sahip kanyonun tektonik hareketler sonucunda 35 milyon yılda oluştuğu sanılıyor.
Kanyonun ortasından “Kuruçay” akıyor. Burada: dağcılık, yürüyüş ve rafting yapılabilir. İl Özel İdaresi tarafından kanyona stabilize yollar açılmıştır.
Vadide: 4.200 metrelik yürüyüş parkuru, 700 metre ahşap görünümlü trabzan, 11 kameriye ve 25 piknik masası vardır. Ayrıca, köprüler ve banklar bulunmaktadır.
Yürüyüş parkuru yanlarına ise 11 bin çam fidanı dikilmiştir. Ziyaretçilerin hafta sonu kalabilmeleri için bungalov evler yapılması düşünülmektedir.
Malatya Hekimhan
Kanyonda, kuruçayın üzerinde bir köprü bulunuyor. Bu köprünün ismi “Kızlar köprüsü” dür. Rivayete göre, yörede 150 yıl önce birbirlerini seven iki genç kanyonda buluşurmuş.
Delikanlı, suların yükseldiği dönemde, kayadan çıkan çam ağacının dalını eğerek Kuruçay’dan geçip karşı kıyıda sevdiği kızın yanına gidermiş. İki sevgili yine bir gün çayın iki yakasında karşı karşıya gelmişler.
Delikanlı, sevdiğinin yanına gidebilmek için ağacın dalını eğdiği sırada, dal kopmuş ve delikanlı sulara kapılmış ve ölmüş. Sevdiği kız, kendinden sonrakilerin böyle bir acı yaşamaması için çeyizini satarak buraya ahşap bir köprü yaptırmış ve bu köprü yıllarca kullanılmış. Adı “Kızlar köprüsü” olarak bilinen bu ahşap köprünün hikayesi dilden dile aktarılmıştır.
Malatya Hekimhan
YAMADAĞI VE YAMADAĞI KAYAK MERKEZİ
Sivas ve Hekimhan arasında kalan Yama Dağı, 2500 metre yüksekliktedir. Buraya yapılması düşünülen Yamadağı Kayak Merkezi, Sivas-Kahramanmaraş ve Erzincan yöresindeki kayak severler tarafından kullanılabilecektir.
Yama dağında zirvede bir de NATO hava üssü bulunuyor.
Yamadağı Kayak Merkezi
2011 yılında temeli atılan ve bugüne kadar faaliyete geçemeyen Yama Dağı Kayak Merkezinde hazırlıklar sürdürülüyor. Burada 70 yataklı bir otel ve 1250 metre uzunluğunda teleski tesisleri hazırlanıyor.
Kayak alanında, 335 metre kot farklı yaklaşık 1700 metre uzunluğunda 1’nci etap kayak alanı ve 382 kot farklı yaklaşık 1500 metre uzunluğunda 2’nci etap kayak alanı olmak üzere 2 adet pist yer alacaktır.
Evet tüm bunlar güzel de, tesis henüz açılmamış, çünkü özellikle Malatya-Sivas karayolunun 110’ncu kilometresi ile, kayak merkezi arasındaki ulaşıma sağlayacak ara yol, kış aylarında hizmet verebilecek durumda değilmiş.
Yaklaşık 18 kilometrelik yolda, kış aylarında yaklaşık 2 metrelik kar birikmesi, ulaşımı imkansız hale getiriyormuş.
Malatya Hekimhan
DİPSİZ GÖL
İlçe merkezine bağlı Hasançelebi Beldesindedir. Göl, Hasançelebi beldesine 7 km uzaklıkta Yama dağı eteklerinde Baskinik köyünün hemen yanındadır.
Yamadağların tepesindeki krater gölünün deniz seviyesinden yükseklik 1700 metredir. Gölün derinliği bilinmiyor ama 100 metre civarında olduğu tahmin ediliyor.
Gölün bugüne kadar kuruduğu görülmemiştir. Gölde yaşayan sülükler toplanıyor ve şifa kaynağı olarak kullanılıyor. Bu sülükler yüzünden, göle “Sülüklü göl” de deniliyor.
Çevre yörelerden birçok vatandaş, sülükler yüzünden Dipsiz gölü ziyaret ediyorlar. Gölün çevresi, Malatya Valiliği tarafından düzenlenerek mesire alanı haline getirildi.
Gölün çevresi teraslama yapılarak ağaçlandırılmış, kamelyalar yerleştirilmiştir. Buraya piknik amaçlı gelenler yanında, çadır kuranlar da bulunuyor.
Gölün hemen yanı başında bir kilise kalıntısı vardır. Ayrıca çeşitli eski dönemlere ait mezarlar bulunuyor. Ancak buraları kaçak define arayıcıları tarafından delik deşik edilmiştir.
Göl ile ilgili diğer rivayetler, efsaneler şunlardır: “Gölde çok eskiden ağırlığı 50 kiloyu bulan balıklar yaşarmış. Göl adeta balık üretme çiftliği gibiymiş. Ama dinamit gibi patlayıcılar atılmış, hatta göle elektrik verilerek balıklar yok edilmiş.
Ancak bugün, gölde küçük balıklar yaşıyor. Ayrıca, hiçbir yerde yaşamayan Angut kuşlarının göl çevresinde yuva yapıp çoğaldıkları ifade ediliyor. Angut kuşları ilginçtir, kayalara yumurta bırakırlar, yumurtalardan yavru çıkar, erkek Angut kuşu ayrı tepede, dişi Angut kuşu ayrı tepede durarak yavruları sürekli izler, yavruları gölde büyüyüp bağımsız yaşayabilecek duruma gelince yavruları da alıp orayı terk ederler. Hatta, dipsiz gölde fazla olan su kendiliğinden aşağılara doğru akarak kayısı bahçelerine hayat veriyormuş.”
HASANÇELEBİ ILICA MESİRE ALANI
İlçe merkezine bağlı Hasançelebi beldesinde, beldeye 3 km uzaklıktadır.
Burada oldukça büyük yapay bir göl vardır. Göl ve çevresindeki park alanı, özellikle yaz döneminde güzel manzaralar sunuyor. Piknik yapılabiliyor, gölde bulunan sandallarla sandal gezisi yapılabiliyor.
Malatya Hekimhan
ŞIPŞIPI
Şıpşıpı, kayaların çıkıntılarından süzülen damlaların şıp şıp seslerinden esinlenilerek isimlendirilmiştir. Şelalenin eteğindeki kayalardaki arapsaçı benzeri bitkilerin üzerindeki damlacıklar kışın soğuğunda oldukça güzel manzaralar yaratır. Şıpşıpı suyunun geçtiği bahçelerde sık meyve ağaçları, ceviz, kayısı ağaçları görülebilir.
Gelelim eskilere, eskiden halk şıpşıpı’ya ziyaret için gidermiş. Hekimhan ve çevresinde sıtma hastalığına yakalananlar şıpşıpının damlayan sularından içer, kayaların arasından çıkan suyun birikintisinde yıkanırmış. Dilek ve muratlarının olması için kayalara, ağaçlara çaput bağlar, mum yakarlarmış. Suyun yatağındaki değirmen, yakın geçmişe kadar çalışıyormuş.
Yine, Şıpşıpı denen bahçedeki arasından su geçen taşla ilgili bir efsaneden söz etmek istiyorum “Kurtuluş savaşı sırasında istila edilen yerlerden biri olan Hekimhan’da, güzelliği dillere destan genç bir kız yaşarmış. Düşman askerleri bu kızı “Şıpşıpı” denilen yerde görmüşler ve peşine düşerek ona saldırmayı amaçlarlar.
Genç kız, namusunu kurtarma için ağlaya ağlaya “Allahım ya beni taş et, ya da kuş et” demiş ve o anda taş kesilmiştir. Genç kız Allaha yalvarırken, ağladığı için de bu taştan tuzlu su akmaktadır. Şıpşıpı denilen yerin bu adı almasının sebebi de göz yaşlarının şıp şıp akmasından kaynaklanmaktadır.
Malatya Hekimhan
ÇİMENLİK KALESİ
İlçe merkezine bağlı 32 km uzaklıktaki Çimenlik mahallesinin 3 km kuzeyinde yüksekçe bir yerdedir.
Kalenin Roma döneminden kaldığı düşünülüyor. Bu alanda: ana kayaya oyulmuş (sarnıç şeklinde) iki adet su biriktirme kuyusu bulunmuştur. Ayrıca bu kuyulara yönlendirilmiş oyuk şeklinde su arkları, alan yüzeyinde kaba ve ince seramik parçaları, mimaride kullanılabilecek düzgün kaba yontu taşlar ve yüzeyinde moloz taş olması bu düşünceyi desteklemektedir.
Ayrıca ana kayanın aşağı kısımlarında kültür toprağı yüzeyinde de seramik parçalarına rastlanmıştır. Çimenlik kalesi alanı Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Malatya Hekimhan
ÇAĞNA
İlçe merkezinde Emniyet müdürlüğünün arkasına düşen uçurumun adı “Çağna” dır.
Çağna: nice ölümlere, intiharlara, tarihi acı olaylara şahitlik etmiştir. Eskiden telef olan, mundar olan, belediye görevlilerince zehirlenen hayvanlar da buradan atılırmış. Böyle günlerde kartallar, leş yiyen hayvanlar bayram ederlermiş. Halktan bazıları, birbirleriyle dövüştüklerinde ve tartıştıklarında beddua ederken “Çağna harcı, git Çağna’dan kendini at, temizle” diye söylermiş. Çağna’ya günümüzde Belediye tarafından güzel bir pak yapılmıştır.
Malatya Yazıhan hakkındaki gezi yazım için Yazıhan