Çilek ve kiraz diyarı ve aynı zamanda Kocayayla ile, yörenin piknik ve mesire yeri.
Bursa Keles
ULAŞIM
Keles, il merkezi olan Bursa’ya 61 km. uzaklıktadır. Keles-İstanbul arasındaki uzaklık: 318 km. Keles-Ankara arasındaki uzaklık: 457 km. Keles-Tavşanlı arasındaki uzaklık; 60 km.
TARİHİ
Keles ismi: Orta Asya kökenlidir. Kelime anlamı: bir kertenkele türünü ifade etmektedir.
Tarihi devirler incelendiğinde, yörede: Bitinya, Roma ve Bizans döneminde yerleşim bulunduğu görülmektedir. Ancak, Bizans döneminde, 548 yılında, önemli bir veba salgını nedeniyle, bölge terk edilmiş ve önemini yitirmiştir.
Zamanla, Uludağ bölgesinin keşişler tarafından kullanılmaya başlanmasıyla, yörede yeniden yerleşim kurulmuştur. 12’nci yüzyıla gelindiğinde ise, çeşitli göçmen Yörük boyları, buraya yerleşerek, hareketlilik kazandırmışlardır.
İşgal yıllarına gelindiğinde, yörenin Yunan işgalinde, büyük zarar görmediği biliniyor. Çünkü, milisler, yörede büyük yararlılıklar göstermişlerdir.
1953 yılına gelindiğinde, Keles ilçe olur.
Bursa Keles
GENEL
İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 1050 metredir. Yörenin en büyük akarsuyu: Keles deresidir. Arazinin: % 57’si ormanlarla kaplıdır. Bu nedenle, orman ürünleri de ekonomik etkinliklerde önemli yer tutar.
Yörenin ekonomik etkinliklerinin temelinde: tarım ve hayvancılık var. Tarım ürünlerinde ise, öne çıkanlar: vişne, kiraz, çilek, anason. Ancak, arazinin dağlık ve engebeli olması, tarımsal faaliyetleri yine de olumsuz etkilemektedir.
İklim: bölgede, karasal iklim hüküm sürmekte olup, buna bağlı olarak kışın kar yağışının bol olduğu bir yöredir.
Bursa Keles
NE YENİR
Bu yöreye yolunuz düşerse ve zaman uygunsa, mutlaka çilek yemelisiniz.
KONAKLAMA
Öğretmenevi Cuma Mah. Belediye Binası.Kat.1 224-8612285
GEZİLECEK YERLER
Keles ilçesi, tarihi kalıntılar öne çıkan bir yer değil. Burada: turizm açısından yalnızca Kocayayla önem kazanıyor. Bunun dışında, ilgi çekebilecek turistik herhangi bir yer yok.
Bursa Keles Kocayayla
KOCAYAYLA
İlçe merkezine 4 km. uzaklıktadır. Burada: bir zamanlar, sultan otağ çadırının kurulduğu biliniyor. Ayrıca: yine burada Sultan cami yaptırılmıştır. Ancak, günümüzde, bu yapıdan bir kalıntı bulunmamaktadır. Günümüzde burası, Bursa yöresinin en büyük ve ünlü, piknik ve mesire yerlerindendir.
Boyutları bakımından ise, ülkemizin en büyük yaylalarından biridir. Deniz seviyesinden yükseklik: 1200 metredir. Bol oksijenli havasıyla, insanların yoğun tercihine neden olmaktadır.
Çünkü: spor alanları, ocak, restoran, kır kahvesi, büfe, oyun parkı ve tuvalet gibi alt yapı üniteleri var. Her yıl, yaklaşık 200.000 kişi tarafından ziyaret edilen ve geçmişi tarihi süreçlere dayanan burayı, mutlaka ziyaret etmelisiniz.
Bursa Karacabey; Birçok kez bu yöreden geçtim. Karacabey yöresinden geçmemek mümkün mü. Birçok yolun üzerinde bulunuyor. Karayolu kıyısında, özellikle mevsimi geldiğinde birçok kuru soğan satıcısı görebilirsiniz. Bir de, Karacabey harası ve karayolu kıyısındaki bu harada gezinen atları görebilirsiniz.
Bursa Karacabey
ULAŞIM
Karacabey: Bursa-Balıkesir-Çanakkale-İzmir karayollarının kavşak noktasında bulunması nedeniyle, ulaşımda büyük önem kazanmaktadır. Yani: ülkemizde bu yörelerde yaşayan insanlarımız, mutlaka bir şekilde, buradan yani Karacabey’den geçmiştir.
Evet, Karacabey-Bursa arasındaki uzaklık: 66 km. Karacabey-Mustafakemalpaşa arasındaki uzaklık: 20 km. Karacabey-Mudanya arasındaki uzaklık: 70 km. Karacabey-Bandırma arasındaki uzaklık: 41 km. Karacabey-Çanakkale arasındaki uzaklık: 208 km. Karacabey-Balıkesir arasındaki uzaklık: 88 km. Karacabey-İstanbul arasındaki uzaklık: 309 km. Karacabey-Ankara arasındaki uzaklık: 440 km.
TARİHİ
Buradaki yerleşimin, MÖ.7’nci yüzyılda kurulduğu ve Misiler denen topluluğun, Miletepolis adında bir şehir kurdukları bilinmektedir.
Ancak, bu döneme ait ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Bilgiler, daha çok Bizans dönemine aittir. Bizans döneminde, yöre: Mihaliç olarak bilinmektedir.
Temmuz 1920 tarihinde, yöre, Yunanlılar tarafından işgal edilir. 6-7 Eylül 1922 tarihinde, Yunanlılar yöreden geri çekilirler. Ama, elbette arkalarında, büyük bir vahşet ve tamamen yakılıp-yıkılmış bir yer bırakarak çekilirler.
Bursa Karacabey
GENEL
Karacabey yöresinin, denizden yüksekliği, ortalama 24 metredir. Bölgenin her iki yanındaki çukurlara göller yerleşmiştir. Bu göller, doğuda Uluabat ve batıda Manyas gölüdür. Marmara kıyıları hariç, bölge çıplak ve hava akımlarına açıktır.
İklim: Akdeniz ve Karadeniz iklimi arasında bir geçiş iklimi hakimdir. Buna bağlı olarak, Akdeniz’deki gibi, yazlar kurak ve sıcak olmaz. Kışlar ise, ılık ve yağışlıdır. Çevreye göre, yağışlar daha azdır.
Bursa Karacabey
KARACABEY SOĞANI
Karacabey, ülkemizde büyük çaptaki soğan üretimi nedeniyle, soğan ambarı olarak değerlendirilmektedir. Burada yetiştirilen soğan: acılığı, yemek pişirilmesi sırasında kaybolması nedeniyle, özellikle tercih edilmektedir. Özel iklim koşulları isteyen soğan üretimi, buranın uygun olması nedeniyle, yoğun olarak yapılmaktadır.
MİHALIÇ PEYNİRİ
Bu peynir türü, ilk olarak Karacabey yöresinde üretildiği için, bu ilçenin eski ismi olan “Mihalıç” adını almıştır. Yaklaşık 200 yıllık bir geçmişi söz konusudur. İlk olarak, Osmanlı döneminde, Karacabey harasının bulunduğu yörede, hayvancılıkla uğraşan, göçmenler tarafından üretildiği bilinmektedir.
İlk yapıldığında, yalnızca koyun sütünden yapılmasına rağmen, günümüzde: inek-koyun-keçi sütü karıştırılarak yapılmaktadır. Kendisine has kokusu ve lezzeti bulunmaktadır. Sert ve dayanıklıdır.
Besleyici özelliği de vardır. Delikli bir yapı göstermektedir. Zaten almayı düşünürseniz: iri gözenekli ve daha şişkin yani kabarmış olanları tercih etmelisiniz. Aynı zamanda, açıkta satılanları kesinlikle tercih etmemelisiniz.
NE SATIN ALINIR
Yöreden, yukarıda sözünü ettiğim gibi, Mihalıçcık veya kelle peyniri satın alabilirsiniz. Ayrıca: mevsiminde gittiğinizde, zaten bütün kara yolu boyunca da görebileceğiniz üzere, kuru soğan satın alabilirsiniz. Çünkü, burada satılan kuru soğan, gerçekten o geleneksel acı tadı taşımıyor. Yani, tatlı kuru soğan.
KONAKLAMA
Öğretmenevi Tabaklar Mah. Park Cad. Terminal karşısı. 224-6764903
GEZİLECEK YERLER
Bursa Karacabey İmaret Camii
İMARET CAMİ
İlçe merkezindeki cami, Karacabey Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapılış tarihi ise: 1456-1457 yıllarıdır. Yapıda: 9 kubbe, iki kapı ve bir minare var. 1853 yılındaki deprem, işgal yıllarındaki Yunan tahribatı sonucu kullanılmaz hale gelen cami: 1971-1972 yılları arasında restore edilerek: 1980 yılında yeniden kullanılır hale getirilmiştir.
Minare altındaki kubbe altında, Karacabey’in mezarı var. Karacabey türbesi ise, caminin bahçesindedir.
Bursa Karacabey Uluabatlı Hasan Anıtı
ULUABATLI HASAN ANITI
İlçe merkezine bağlı, Apolyont gölünün kuzeybatı kıyısındaki Uluabat köyünde: yani Uluabatlı Hasan’ın doğduğu köyde, İstanbul’un fethinin 500. yıl dönümü sırasında yaptırılmıştır.
Uluabatlı Hasan: İstanbul’un fethinde, surların üzerine çıkan ilk Türk askeri olarak önem kazanmıştır. Köydeki heykel: heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından yapılmıştır. 13 metre yüksekliktedir.
Bursa Karacabey Issız Han
ISSIZ HAN
Bursa-Karacabey yolu üzerinde, ilçe merkezine 5 km. uzaklıkta, Uluabat gölü kıyısında, Seyran köyündedir.
Yapı: Yıldırım Beyazıt döneminde; yaptırılmıştır. Yapı: dikdörtgen planlıdır ve dış yüzü, iki sıra yontma beyaz taş ile yapılmıştır.
Üst bölüm ise, kiremit örtülüdür. Cephesi, göle bakar. Kapısının güzelliği ve kitabesi, özellikle görülmeye değerdir. Kapıdan girildiğinde: sağ ve solda, birer oda ve birer salon bulunmaktadır.
Issız han: Osmanlı döneminin ilk mimari kervansaray modeli olarak önem kazanmaktadır.
Bursa Karacabey Baba Kuruş At Mezarı
BABA KURUŞ AT MEZARI
Karacabey harasındadır.
Baba Kuruş: yöreye, Suriye’den getirilmiş ve “Arap Atı” yetiştirmesinde kullanılmış bir aygırdır. Karacabey harasında yaşadığı 11 yıl boyunca, 141 tay alınmıştır. Babakuruş isimli bu atın, Türk at sektörüne katkıları nedeniyle, kendisi adına, bu at mezarı yaptırılmıştır.
60 yıllık bu mezarın taşında, atın anası ve babasının isimleri de yazılı. Doğum ve ölüm tarihleri ise: 1928-1950. Aslında burada iki ata ait mezarlar var. Baba Sad ve Baba Kuruş: Türk at sektöründe unutulmaz yeri olan atlardır. Bunlar: 1932 yılında, Büyük önder Atatürk’ün emriyle, 24 bin Fransız Frangı verilerek satın alınmışlardır.
Türk yarış tarihinin en büyük ve efsanevi atları olarak tanınıyorlar. Çünkü, onların soyundan gelen atlar, yarış pistlerinde fırtına gibi, uzun yıllar estiler.
Bursa Karacabey Mikhael Archestrategos Kilisesi
MİKHAEL ARCHESTRATEGOS KİLİSESİ
İlçe merkezine bağlı, Eski Karaağaç köyündedir.
Kilise yapısı: 1843 yılında yaptırılmıştır. Ancak, 16’ncı yüzyılda, burayı ziyaret eden gezginler, yörede: St. Mikhael adına adanmış kilise bulunduğundan söz ederler. Hatta: 18 ve 19. yüzyıllarda, yine St. Mikhael adına, bölgede panayırlar düzenlendiği bile yazılmıştır. Yapının duvarları: moloz taş, devşirme antik taş parçaları ve tuğladan yapılmıştır. Kilisenin: kuzey, güney ve doğu duvarlarında küpler bulunmuştur.
Bursa Karacabey Kurşunlu-Manastır
KURŞUNLU-MANASTIR
Kurşunlu köyünün, ilçe merkezine uzaklığı: 40 km. dir. Bursa il merkezine uzaklığı ise, 105 km. dir.
Burada, Osmanlı döneminde, bir Rum köyü varmış. O zamanlar, burada “kurşun” madeni işletiliyormuş ve bu yüzden bu isim verilmiş.
Bizans ve Osmanlı dönemlerinde: buradaki manastırda rahibe yetiştirildiği, halkın: bağ-bahçe ve özellikle zeytincilik işleriyle uğraştığı bilinmektedir. Yani, burada yaklaşık 600 yıl boyunca, Osmanlı himayesinde Rumlar yaşamıştır. Ancak: Osmanlı devletinin zayıflamaya başladığı dönemlerde, bu Rumlar, yurdun diğer yörelerinde olduğu gibi, ayaklanmışlar ve yöredeki Müslüman halk üzerinde baskı kurmaya başlamışlardır.
Yunan işgalinde ise, Yunan birliklerine her türlü destek ve yardımı yapmışlardır. Ancak: Yunan işgalinin bitirilmesinden sonra, elbette, korkarak yöreyi terk etmişlerdir. 1923-1933 yılları arasında boş kalan köy: 1933 yılındaki mübadele sonucu Anadolu’ya gelen göçmenler tarafından yeniden canlandırılmıştır.
Bursa Karacabey
Evet, köyün tarihinden bir nebze söz ettikten sonra, günümüze gelelim. Bugün, burada tarihi bir kalıntı var. Manastır. Manastır: her ne kadar bilinçsizce tahrip edilmiş olsa da, sütun başları ve bazı kalıntıları görülebiliyor.
Bunun dışında: köy sahillerinde, deniz ve ormanın iç içe olması, buraya ayrı bir güzellik katıyor.
Siz: yöreyi ziyaret ederseniz, buraya günübirlik bir gezi yapabilirsiniz.
BOĞAZ-YENİKÖY
İlçe merkezine 30 km. uzaklıkta, Marmara denizi kıyısındadır. Buradaki kumsalda: deniz ve ormanın yeşilliği birleşiyor. Tam bir tabiat harikası yer. Günübirlik geziler için uygun.
MALKARA
Boğaz-Yeniköy bölgesinin biraz ilerisinde, bir sayfiye yeridir. Burada da: orman, deniz, kumsal ve güneş bir arada. Yine, tam bir tabiat harikasıdır. Ancak, burada birçok yazlık konut yerleşimi bulunuyor. Aynı zamanda, yörenin eğlence ve dinlenme merkezidir. Özellikle, yaz aylarında cazibe merkezi haline geliyor.
Bursa Karacabey Uluabat Kuş Cenneti
ULUABAT KUŞ CENNETİ
Bursa-İzmir kara yolu üzerinde, ilçe merkezine 14 km. uzaklıktadır. Bursa il merkezine ise 55 km. uzaklıktadır. Apolyont yani Uluabat gölünün kuzeybatısındaki bir körfez alanında: sazlıklardan oluşan bir bölgedir.
Kuş cenneti: 1974 yılında kurulmuştur. Günümüzde, burada halen: 200’den fazla bitki türü ve 50’den fazla kuş türü bulunmaktadır. Ziyarete açıktır. Burayı ziyaret ederseniz: burada yetiştirilen tavus kuşları, sülünleri görebilirsiniz. Kuş cıvıltıları içinde ve güzel manzarayı izleyerek, zaman geçirebilirsiniz.
Bursa Karacabey Tigem-Karacabey Harası
TİGEM-KARACABEY HARASI
Bursa-İzmir kara yolunun 78’nci km. dedir. Kara yolu üzerinde ilerlerken, kenardaki yemyeşil alanlarda, serbestçe dolaşan atları görebilirsiniz.
Ülkemizin en köklü ve büyük tarım işletmesidir. Kuruluşu: Osmanlı dönemine kadar inmektedir. 1926 yılında, TBMM tarafından kabul edilen bir kanun ile, Karacabey Harasına dönüştürülmüştür.
Bursa Karacabey Tigem-Karacabey Harası
Önceleri: at ve sarayın hayvansal ürün ihtiyacını karşılamak amacı güdülürken, 1926 yılından sonra: safkan Arap atı üretimine yoğunlaşılmış ve başarılı çalışmalar yapılmıştır. 1983 yılından sonra ise, damızlık hayvan yetiştiriciliği yanı sıra, bölge şartlarına uygun hububat, ayçiçeği, mısır ve yem bitkilerinin tohumlarının yetiştirilmeye de başlanmıştır.
Bunların yanında: burada, Türkiye Jokey Kulübü atları için, Pansiyon Hara görevi yürütülüyor. Ülkemizin, en büyük safkan İngiliz cinsi yarış atları, burada yetiştiriliyor.
Harada, toplam 790 adet at barındırmak mümkündür. Atlar: padok ismi verilen ve çevresi borularla sınırlandırılmış otlak alanlara çıkarılıyorlar. Bu padokların yüzölçümü de, bir hayli büyük olmasıyla dikkat çekiyor. Zaten, yukarıda da sözünü ettiğim gibi, kara yolu kenarında, git git bu yeşillik padok alanları devam ediyor.
Orhaneli ilçesinde, birçok kez bulundum. Çünkü: abim, uzun süre burada görev yaptı. Orhaneli denilince, aklıma gelen ilk olgu: boş bir arazide, muhteşem görüntüsüyle hemen dikkati çeken, Orhanevi Termik Santralıdır.
Özellikle, Santralın büyük ve uzun bacaları, bu bacalardan çıkan duman ve santralın sosyal tesisleri, burada öne çıkıyor. Bende santral lojmanlarında birkaç kez kaldım. Ancak son yıllarda Orhaneli denince bir başka yer dikkat çekmeye başladı, Sadağı kanyonu doğa severlerin ilgisini çekiyor. Sadağı kanyonunu mutlaka görmenizi öneririm.
Bursa Orhaneli
ULAŞIM
Orhaneli, bağlı bulunduğu il merkezi olan Bursa’ya 70 km. uzaklıktadır. Orhaneli-Harmancık arasındaki uzaklık: 38 km. Orhaneli-Tavşanlı arasındaki uzaklık; 74 km. Orhaneli-İstanbul arasındaki uzaklık: 302 km.
TARİHİ
MÖ.450 yıllarına inildiğinde, bölgenin bir piskoposluk merkezi olduğu görülür. O dönemlerdeki adı ise: Hadriani, Andraneia ve Adranos’tur. Kelime anlamı ise: Adranos yurdu. Daha doğrusu, Roma imparatoru “Hadrianus” adına kurulduğu düşünülmektedir. Veya, burada bulunan “Hadriana” ismini taşıyan bir tapınak nedeniyle, yöreye bu ismin verildiği daha mantıklıdır.
1325 yılına gelindiğinde, yörenin, Orhan Bey’in komutanlarından Durdu Bey tarafından fethedildiği ve Osmanlılara geçtiği bilinmektedir. Fetihten sonra, Orhaneli kalesi yıkılmış ve yöreye, Durdu Bey’in yeri anlamında: Beyce ismi verilmiştir.
Ancak, halk arasında, yörenin ismi olarak, daha yaygın anlamda “Adırnaz” ismi kullanılmıştır.
1884 yılına gelindiğinde, yörede Belediye örgütü kurulduğu görülür.
1913 yılına gelindiğinde ise, yörenin Adranos olan ismi “Orhaneli” olarak değiştirilmiştir. 8 Temmuz 1921 tarihindeki Yunan işgali, 9 Eylül 1922 tarihinde sonlandırılmıştır.
Bursa Orhaneli
GENEL
İlçe merkezindeki kasabanın ismi: Beyce.
İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 500 metredir. Yüzey şekilleri, genel olarak, dağlık bir yapıya sahiptir. Genel olarak, bölgenin büyük kısmı ormanlıktır. Bu nedenle: Bursa ve çevrede yaşayan insanlar, yörenin günübirlik piknik yerlerini yoğun olarak kullanırlar.
İklim: yörede, ılıman Akdeniz iklimi ve karasal iklim görülmektedir. Yani, bir geçiş iklimi var.
Yörenin ekonomik etkinliklerinin temelinde: tarım, hayvancılık, madencilik ve bunlara dayalı işletme tesisleri bulunmaktadır. Madencilik alanında, özellikle: Kömür ve Krom İşletmeleri, mermer ve granit ocakları öne çıkmaktadır.
Kömür işletmelerinde üretilen linyit kömürü: Orhaneli Termik Santralında enerjiye dönüştürülmektedir. Bu tesislerde, yörede yaşayan yaklaşık 2500 kişi çalışmaktadır. Tarımsal üretimde, başı çeken ürünler: çilek ve vişnedir.
Bursa Orhaneli Termik Santralı
ORHANELİ TERMİK SANTRALI
Santral, ilçe merkezine 17 km. uzaklıkta, Karıncalı köyü yakınlarında Çalı düzü mevkiindedir. Santralın burada kurulmasının en büyük nedeni: santrala 6-8 km. uzaklıktaki, Gümüşpınar, Çivli ve Sağırlar bölgesinde bulunan düşük kaliteli linyit rezervleridir. Santral: 1992 yılında, enerji üretimine başlamıştır. Günümüzde, burada: 450 personelin görev yaptığı bildiriliyor.
Bursa Orhaneli Karagöz ve Hacıvat Festivali
KARAGÖZ VE HACIVAT FESTİVALİ
Karagöz: ilçe merkezine bağlı, Karakeçeli Türkmen oymağındandır. Bursa il merkezinde, Sultan Orhan tarafından, Ulu cami yaptırılırken: cami inşaatında, demirci ustası Karagöz ve taşçı ustası Hacı İvad, birlikte görev yapmışlardır. Bu iki usta: hem çalışırlar ve hem de, kendi aralarında şakalaşarak, çevrelerinde bulunanları güldürürlermiş.
Ancak, bu şakalaşmalar, caminin inşaatında gecikmeye neden olur. Bunun üzerine, Sultan Orhan: her iki ustanın idamına karar verir. Daha sonra yaptığına pişman olsa da, iş işten geçmiştir. Günlerce, üzüntüsünden göz yaşı döker.
Burun üzerine, Şeyh Küsten adında bir derviş: bir mum yakar, deve derisinden kestiği parça ile perde yapar ve Karagöz ile Hacıvat figürlerini, perdeye yansıtarak, onları konuşturur. Böylece: Karagöz ve Hacıvat’ın hayatı, nesilden nesle aktarılarak günümüze kadar gelir.
1991 yılından bu yana, yörede, her yıl, Haziran ayı içinde, Karagöz Festivali düzenlenmektedir. Bu festival etkinliklerinde: at yarışları, karagöz gölge oyunu gösterileri ve yağlı güreşler yapılır. Ayrıca: çeşitli konserler ve folklor gösterileri de düzenlenmektedir.
NE YENİR NE İÇİLİR
Bu yöreye yolunuz düşer ve yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz: gapçıklı fasulye, mısır unundan yapılan kaçamak ve yine mısır unundan yapılan höşmelim deneyebilirsiniz.
GEZİLECEK YERLER
Bursa Orhaneli Sadağı Kanyonu ve Kaya HamamıBursa Orhaneli Sadağı Kanyonu ve Kaya Hamamı
Sadağı kanyonu ve Kaya hamamı:
Sadağı kanyonu: 2004 yılında Kültür ve Tabiat Kurulu tarafından 1’nci Derece Doğal Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. 2013 yılında Tabiat Parkı statüsüne alınmış ve 2 sene sonra turizme açılmıştır.
Kanyon, Sadağı köyündedir. Bursa il merkezine 63 km, Orhaneli ilçe merkezine 9 km uzaklıktadır. Orhaneli ilçe merkezinde, Karagöz heykelinin karşısından girilen asfalt yolla gidilir. Serçeler köyü geçildikten sonra Sadağı köyüne ulaşılır.
Ulaşım kolay, özellikle kanyonu gösteren çok sayıda işaret tabelası görülüyor. Bir su kanalının kenarındaki yolu takip ederek kısa sürede kanyona ulaşılıyor. Kanyonun girişinde, küçük te olsa bir otopark bulunuyor.
Kanyon ismini, içinde bulunduğu “Sadağı” köyünden alır. “Sadağı” okların içine konulduğu meşin torba demektir. Sadağı bir Yörük köyüdür. Köy, yaz aylarında bahçe işleri sebebiyle boş ancak birkaç yaşlı Yörük köylüsü görülebilir.
Evet: gelelim kanyona. Kanyonun uzunluğu 12 km dir. Kanyon duvarlarında: bazı yerlerde yapanlar ve yapım tarihi belli olmayan insan ve hayvan tasvirleri görülmüştür.
Kanyonda: yürüyüş ve piknik yapmak için, özellikle hafta sonu ve tatil günlerinde gelen binlerce insan olmasına rağmen, kanyon içinde kirlilik görülmüyor.
Bursa Orhaneli Sadağı Kanyonu ve Kaya Hamamı
Yürüyüş yolu
Kanyonun içindeki yürüyüş yolu 1.7 km dir ve Kaya hamamına kadar devam eder. Yürüyüş toplam 2 saat kadar sürüyor.
Bu parkurda: ahşap köprüler ve merdivenler vardır. Nispeten güvenli bir hale getirilmişse de zikzaklar çizilerek ilerlenen kayalık dere yatağında yürümek oldukça zordur ve dikkat gerektirir. Yer yer 60 metre yüksekliği bulan kaya blokları arasında akan Sadağı deresinde, zaman zaman suya girerek ilerlemek gerekiyor. (Yani, buraya yürüyüşe gitmek isteyenler, su geçirmez ayakkabı götürmelidirler.)
Tüm bunların yanında, kanyonda tepelerden veya yan kaya bloklarından, aşağıya taş düşme olasılığı oldukça yüksek, yani dikkat etmek şart. Zaten, kanyonun birçok yerinde “Dikkat Taş Düşebilir” tabelaları göreceksiniz. Ayrıca kanyonda bir de gözlem kulesi var, bu kuleye çıkarak çevreyi gözleyebilirsiniz. Ancak yanınızda fotoğraf makinesi götürmek riskli, çünkü taşımakta sıkıntı olabiliyor.
Bursa Orhaneli Sadağı Kanyonu ve Kaya Hamamı
Yürüyüş
Buraya gidecekseniz, mutlaka hafta içinde gitmeye çalışın, çünkü hafta sonlarında çok kalabalık oluyor. Gerek yürüyüş ve gerekse ve genellikle piknik için geliniyor ve aşırı kalabalık oluyor. Piknik için gelenler, aşırı sıcak havalarda, buranın klima etkisi gösteren serin havasını tercih ediyorlar. Özellikle: Arap turistler oldukça yoğun, serinliği nedeniyle yoğun tercih ediliyor.
Evet: kanyona giriş ücretli, araç giriş ücreti 7.5 TL. kişi başı giriş ücreti ise 2.5 TL. dir. Akşam saat 18.00 de kanyon kapatılıyor, görevliler kanyonu içinde devriye yapıyorlar, yani emniyet tedbirleri alınmış, yine kanyon içinde tuvalet var.
Kanyonun ana girişi: Sadağı köyünün 1.5 km dışında, su bendinin ardından başlıyor. Kanyonun girişinde birkaç riskli bölge ve karşı kıyıya geçiş için basit tahta köprüler ve basit tahta geçişler yapılmış, bu tahta geçiş ve köprüleri kullanarak kanyonda yürümeye başlıyoruz.
Kanyonda ilerledikçe, tabanın granit kaplı olduğu görülüyor. Günümüzden milyonlarca yıl önce ortaya çıkan bu granit, yer altında 15 km derinde, bir zamanlar 10 bin derece ısıya sahip magma tabakasında oluşmuş ve zamanla katılaşan bu kayalar, aşınma ve tektonik hareketler sonucu yüzeye ulaşmıştır. Üzerinden binlerce yıldır su akan bu granit blokları oldukça kayganlaşmış.
Hatta: yürüyüş yolunun sonundaki kaya hamamındaki sıcak suyun da, bu tektonik hareketlere bağlı olarak yüzeye çıktığı sanılıyor. Devasa granit duvarların arasında akan, Sadağı deresinin akış yönünün tersine yürümeye devam ediyoruz. Özellikle ilk 1 km lik bölüm oldukça zor, zor kaya geçişleri var, bu kaya geçişlerinde, geçişlerin eğimlerinin dereye doğru olması, bazı yerlerde geçişleri oldukça zorlaştırıyor.
Bazen düzleşen ve tamamen kayalarla kaplanan vadi tabanı yürümeyi kolaylaştırıyor ama bir den yine kaya geçişleri başlıyor. İlerledikçe vadinin eğimi artıyor ve belli yerlerde şelaleler oluşuyor. Yürürken yukarıdan düşmüş olan granit blokları da zorluk çıkarıyor, çünkü bu bloklar sivri köşeli, yani oldukça dikkatli olmakta yarar var.
Kanyonda yaklaşık 2 saatlik bir yürüyüşten sonra, derenin sağ kıyısında, bir tente altında çıkan sıcak su kaynağı görülüyor. Tenteli bölümün hemen karşısında kaya hamamı var.
Bursa Orhaneli Kaya Hamamı
Kaya Hamamı
Kanyonun yürüyüş parkuru sonunda, Roma imparatoru Hadrianus’un karısı için yaptırdığı yer olarak bilinen “Kaya Hamamı” bulunur. MS 117-138 yılları arasında hüküm süren Hadrianus, çok gezmesiyle ünlüdür. Tüm Anadolu’yu gezen imparator, Bursa il merkezine 58 km uzaklıktaki Orhaneli ilçesindeki yerleşimi, avlak alan olarak kullanmak için kurdurmuştur.
Buranın ismi: zaman içinde: Hadrianus, Adranos, Adırnaz ve son olarak Orhaneli olmuştur. İmparator, bölgede avlanırken, ilçe merkezine 6 km uzaklıktaki bu su kaynağını bulur ve buraya cilt hastası olan karısını tedavi ettirmek için bir hamam yaptırır. Evet, bu kaynak günümüze kadar ulaşmış, halen 62 derece yani el yakacak sıcaklıktaki su çıkmaya devam ediyor.
Ama suyun fiziksel ve kimyasal özellikleri araştırılmamış, yani neye iyi geliyor net belli değil, sadece klasik rivayetler var, romatizmal hastalıklar, soğuk algınlığı ve kısırlık gibi rahatsızlıklara iyi geliyormuş. Öte yandan: bu kaynak, borularla hemen aşağıdaki jeotermal tesise taşınmıştır.
Evet, buradan yürümeye devam ettiğinizde, yaklaşık 30-35 metre sonra bir rampayı aşınca şelale ile karşılaşıyoruz.
Şelale
Kaya hamamından yaklaşık 300 metre sonra 3-4 metre yükseklikten dökülen bir şelale görülüyor. Şelalenin önündeki havuzda yüzebilirsiniz. Eğer yanınızda olta varsa, yörede küçük alabalık olarak isimlendirilen balıklardan tutabilir veya hazır satılan balık-ekmek yiyebilirsiniz.
Evet: kanyon burada bitiyor.
Bursa Orhaneli Karagöz Piknik Alanı
KARAGÖZ PİKNİK ALANI
Piknik alanıdır. Karagöz Festival şenlikleri de burada yapılıyor. Muhteşem güzel, büyük ve yemyeşil bir günübirlik piknik alanıdır.