Yunanistan Atina Şehir içi gezi planı; Şehir, turizm yönünden sürekli bir gelişim halindedir. Her yıl, Yunanistan ülkesini, yaklaşık 11-12 milyon dış ziyaretçi geziyor. Bunların birçoğu, Atina şehrine de uğruyorlar.
Atina küçük bir şehir değil. Yani: yürüyerek, fazla bir yere ulaşamazsınız. Ama, şehir merkezindeki bir çok yeri gezmeniz mümkün.
Yani: mutlaka ve mutlaka, uygun bir ayakkabı, özellikle Akropolis bölgesine çıkarken, lastik tabanlı bir ayakkabı ile (bayanların topuklu ayakkabı giymeleri, çok büyük sıkıntı yaratabilir); şehrin tümünü sindire sindire gezmek için 2-3 gün yeterlidir.
Müzelere gittiğinizde: antik döneme ait muhteşem eserlerle karşılaşacaksınız. Hatta, müzelerin birçoğunda ücretsiz soğuk su servisi yapılan sebiller göreceksiniz.
Bunların dışında: şehir içinde: şehirde bulunacağınız süreye ve tercihlerinize göre; alternatifli bir gezi planı şöyle oluşturulabilir.
Kent merkezinde: Sintigma ve Omonia meydanları ve Keramikos arkeolojik bölgeleri var. Bu bölgeler: güzel yürüyüş yolları ve ışıklandırmalar ile, ziyaretçilerin ilgisini çeker hale getirilmiş.
Monastiraki ve Plaka ve hemen güneyindeki Akropolis alanlarından oluşan üçgen bölge: Atina şehrinin görülmesi gereken en önemli ve güzel yeri olarak öne çıkıyor.
Yunanistan Atina Şehir içi gezi planı
GEZİ PLANI
Kent, temel olarak: 3 ana caddenin oluşturduğu üçgen içinde kurulmuştur. Eski Atina’nın kalbi, hala bu üçgen bölge olarak tanımlanır. Bu caddeler:
1.Ermou
2.Pireos
3.Stadiou
Ermou
Stigma meydanından, Keramikos arkeolojik bölgesine kadar uzanır.
Pireos
Omonia Meydanından başlayarak, Keramikos bölgesinden geçer ve Pire limanına kadar uzanır.
Stadiou
Omonia ve Sintagma meydanlarını birbirine bağlar.
Her zaman olduğu gibi, ben siz okurlarım için: yukarıda sözünü ettiğim gibi, Atina şehrinde kalacağınız gün sayısına ve tercihlerinize göre ( öyle ya, herkes tarih ve antik kalıntıları sevmeyebilir) bu kısa gezi planı ve ayrıntılı gezi planlarını inceleyerek, bir şehir haritası üzerinde, gezmek istediğiniz yerleri belirlemenizi ve sonra oralara ulaşım planınızı yaparak, gezinizi tam ve eksiksiz yürütmenizi öneriyorum.
Ancak burası oldukça yoğun tarihi özellikleri olan bir şehir, yani bu şehre giderken tabiat veya alışveriş beklemeyin, bol miktarda tarihi yerler var.
Özellikle gitmeden önce, şehrin tarihi yerlerinin özelliklerini incelerseniz, şehirden büyük keyif alabilirsiniz.
Cardiff şehrinde gezilecek ve görülmesi gereken yerler olarak önereceğim bölümler aşağıdadır. Şehirde kalış zamanınız ve ilginizi çeken yerlerin durumuna göre, bir şehir haritası edinmenizi ve ilginizi çeken yerleri harita üzerinde işaretleyerek gezmenizi öneririm.
SENEDD-YENİ GALLER ULUSAL MECLİSİ
Cardiff Bay bölgesindedir. Cardiff Castle’a 3 km. uzaklıktadır.
Galler Britanya’nın bir parçası olmasına rağmen: 13. yüzyıldan itibaren kendi yasalarını yapma hakkına sahiptir. 1997 referandumundan sonra: yeni Galler Ulusal Meclisi için bir yapı gerekti.
Bu yüzden hükümet: Pritzker ödüllü mimar Richard Rogers’a bu görevi verdi. Senedd binası: 2006 yılında açılmış olup, Cardiff Bay kıyısında, birinci sınıf bir konumda yer almaktadır. Burada: Galler ulusal meclisi ve komite odaları bulunur.
Burası günümüzde yalnızca Senedd üyeleri için sadece bir bina değil, aynı zamanda: temel kamu binası ve Galler demokrasisi ve yetki devri için bir ana merkezdir. Burayı ziyaret etmek mümkündür.
Yani, kamuya açık bir yapıdır. Çünkü: devamlı faaliyetlerden olarak, burada sanatçılar, şarkıcılar, sergiler yürütülür.
Burayı ziyaret ederseniz, özellikle Tören Topuzunu görmenizi öneririm. 1.3 metre uzunluğundaki bu tören topuzu: 2002 yılında Melbourne Kuyumculuk tarafından, altın-gümüş ve pirinçten imal edilmiştir.
CARDİFF MARKET
St Mary Street adresindedir. Her gün saat: 08.00-17.30 arasında açıktır. Pazar günleri ise kapalıdır.
Burası şehrin merkezinde: eşsiz bir alışveriş deneyimi sunan etkileyici Victoria dönemi yapısıdır. Bir büyük cam çatı altında: tencere, tavalar, ekmek ve tereyağı gibi değişen ürün zenginliğini bulmak mümkündür.
Evet, Cardiff Pazarı: 1700’lerden beri aynı yerde hizmet vermeye devam etmektedir. Başlangıçta hayvancılık ve tarım ürünleri için bir çiftçi pazarı olarak açılmıştır.
Ancak: yüzyıllar boyunca hem daha uzak tüccarların ve tüketicilerin değişen ihtiyaçlarını karşılamak için gelişerek günümüze ulaşmıştır. Artık hayvancılık bulunmamasına rağmen, eski bazı özelliklerini bugüne kadar muhafaza etmiştir.
Galler Cardiff MİLLENNİUM STADİUM
MİLLENNİUM STADİUM
Westgate Street.CF10-1NS adresindedir.
Muhteşem stadyum, modern Galler’in en etkileyici simgelerinden birisidir. 74500 seyirci kapasitelidir. 3 katlı yapıda 1131 kapı ve 12 yürüyen merdiven bulunur. İngiltere’nin üçüncü büyük stadyumudur.
Burayı rehberli turlarla gezmek mümkündür. Bu turlarda: basın toplantısı suiti, soyunma odaları, tünel ve sahanın içi görülmektedir ve 60-75 dakika sürmektedir. Tur ücreti, yetişkinler için 9.5 paund ve çocuklar için 6 paund.
Haziran 1999 tarihinden açılışından bu yana tesis yılda ortalama 1.3 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyormuş. Stadyumun çatısı: İngiltere’nin ilk tam geri çekilebilir çatısıdır.
Çatı: 20 dakikada açılabilmekte ve dört adet 90 metrelik direkler tarafından tutulmaktadır.
Bu yüzden: mekan çok amaçlı ve çok yönlü etkinliklerde kullanılmaktadır.
ST JOHN BAPTİST CHURCH
Church Street.CF10-3ED adresindedir. Giriş ücretsizdir.
Şehir merkezindeki bu eski kilise: Cardiff Castle bölümünde, sürekli kullanımda olan, şehrin en eski yapılarından birisidir.
Evet: bu kilise: şehir merkezindeki kapalı çarşı yanında: 12. yüzyıldan kalma Cardiff Castle bölgesindedir. 1180 yılında inşa edilen St Mary Kilisesi tarafından kurulan “Benedictine” rahiplerine bir şapel olarak yapılmıştır.
Günümüzde görülen kilise ise: 1404 yılında inşa edilmiştir. St Mary kilisesinin temelleri 1607 yılında bir sel sırasında tahrip olunca, kilise, 1620 yılında buraya taşınmıştır.
Geç Victoria dönemi mimari özelliklerini taşır. Burada: ibadet yanında: konserler, sanat sergileri ve konferanslar da düzenlenmektedir.
ST FAGANS ULUSAL TARİH MÜZESİ
St Fagans: Avrupa’nın önde gelen açık hava müzelerinden birisidir ve Galler ülkesinin popüler miraslarından birisidir. Bu muhteşem St Fagans kalesi: Plymouth Earl tarafından Galler halkına bağışlanmış ve 16.yüzyıldan kalma bir malikanede durmaktadır.
Müze 1 Kasım 1948 yılından bu yana, St Fagans Kalesi ve bahçelerinde durmaktadır. 100 dönümlük park alanı içinde: farklı tarihsel dönemlere ait özgün binalar, evler, bir çiftlik, bir okul, bir şapel ve bir görkemli işçi enstitüsü yeniden inşa edilmiştir.
Geleneksel el sanatları ve faaliyetler: ustalar tarafından atölyelerde gösterilmektedir. Üretilen el sanatları eserleri, aynı zamanda satışa sunulmaktadır.
Evet bu müze, genel anlamda: Galler’de insanların nasıl yaşadığını ve yaşamın tüm yönlerini araştırma ve izleyenlere sunmak üzerine hazırlanmıştır. Ziyaretçiler burayı ziyaret ettiklerinde: Galce gelenekleri ve yaşam tarzlarını görebilirler.
Galler Cardiff Tarihi Binalar
Tarihi Binalar
Başlangıçta: 1520 yılı yapımı “Aziz Teilo Kilisesi” taş taş buraya taşınmış ve yeniden kurulmuştur. Bu kilisenin duvar resimleri ve oymaları ilgi çeker. Eğer geleneksel yapı tekniklerini görmek, din ve sosyal tarihle ilgili bilgi edinmek istiyorsanız “St Teilo” mutlaka görmelisiniz.
“Kennixton”: Güney Galler bölgesinin tipik bir çiftlik evidir. Burada: göz alıcı kan kırmızı duvarlar, kötü ruhlara karşı korunmak için yapılan ön kapı içi oyma figürler ilgi çekmektedir.
İşçi Enstitüsü ise: siyasi dersler, kümes hayvanları için yerler, dans yerleri ile ilgi çeker. Burası: çok endüstriyel alanlarda: sosyal, eğitsel ve kültürel faaliyetlerin odak noktası olarak kullanılmıştır.
Yaşayan Müze
Geleneksel el sanatları ve faaliyetler burada canlandırılmaktadır. Esnaf kendi atölyelerinde geleneksel becerilerini göstermek ve onları üretmek ve satışa sunmakla meşguldür. Demirci atölyesinde: geleneksel araçlar ve ekipmanlar kullanılarak dekoratif forgework parçaları yapılır.
“Yünlü Mill” bölümünde: geleneksel omuz şalı ve battaniye üretiliyor. 1760 yılında inşa edilen kumaş ve yapağı boyama bölümü: burada oluşturulmuştur. “Melin Bompren Corn Mill” denilen yer: mısır öğütmek için kurulmuş, su odaklı bir değirmendir.
“Derwen Bake Evi” lezzetli etmek ve günlük kek yapımını sağlamaktadır. Aslen 1880 yılında inşa edilen ve en iyi Galce gıdaların satıldığı “Gwalia Mağazaları” da mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Mağazanın önünde, 1920 tarzı bir çayevi bulunmaktadır.
Burada aynı zamanda: yerli ırk hayvancılığı ve tarım görevleri, günlük faaliyetler gösterilir.
Kalesi ve Bahçeleri
St Fagan Castle: Galler ülkesindeki en iyi Elizabeth dönemi köşklerinden birisidir. Aslen 1580 yılında inşa edilen ev 19.yüzyılda yeniden restore edilerek modellenmiştir.
Evi içi: 400 yıllık geçmişe ait mobilyalar ve diğer parçalarla döşenmiştir. Odalar: yüzyılın sonunda burada yaşayan ailelerin hayatını yansıtacak şekilde döşenmiştir. Lord Robert-Windsor; 1946 yılında 18 dönümlük arazi ile birlikte, yapıyı: Galler Ulusal Müzesi arazisi olarak bağışlamıştır.
Kaleyi çevreleyen bahçeler: 2003 yılında, 1902 yılı görünümü sağlanarak yeniden dizayn edilmiştir. Balık havuzları, çeşmeler, dut korusu, üzüm serası görülür.
NATIONAL MUSEUM CARDİFF
Cathays Park adresindedir. Salı-Pazar günleri arasında, saat: 10.00-16.30 arasında açıktır. Giriş ücretsizdir.
İlk zamanlardan itibaren Galler hikayesi sanat ve bilim görüntüleri yelpazesi: burada görülmektedir.
Müzenin bulunduğu bina: resmen 1927 yılında açılmıştır.
Sanat Koleksiyonu
Müzenin sanat koleksiyonu: Avrupa’nın en iyilerinden biridir. Muhteşem tablolar, çizimler, heykel, gümüş ve izlenimci sanatın Avrupa’daki en iyi koleksiyonlarından biri burada görülebilir. Bu koleksiyon içinde: 500 muhteşem tablo, çizimler, emresyonist eserler bulunur.
Ayrıca: koleksiyon içinde Galler’e gelen dünya çapında seramik koleksiyonu da, yaklaşık 500 yıllık geçmişiyle ilgi çekmektedir.
Galler Evrimi Bölümü
Bu bölümde: film, ses, ışık ve muhteşem örneklerle birlikte, kökeni milyarlarca yıl eskiye giden gezegenin yüzünde seyahat edebilirsiniz. Burada: meteorlar, ay taşı ve dinozorlar ve yünlü mamutların fosilleri bulunaktadır. Böylece: yaklaşık 4600 milyon yıllık bir geçmişe gidebilirsiniz.
Yine bu bölümde: Güney Galler bölgesinde bulunan 200 milyon yıl önce yaşadığı düşünülen antik yaratıkların ve dinozorların monte edilmiş çarpıcı iskeletleri ve ayak izleri görülür.
Bir tanıtım filminde: dünyanın su, rüzgar, buz, yerçekimi ve ısı ile nasıl şekillendiği gösterilmektedir.
Sergideki son galeri: doğal dünyanın çeşitliliğini gösteren hayvanlar, bitkiler, fosiller ve minerallerle birlikte muhteşem bir koleksiyonu barındırmaktadır. Buradaki sergiler, sürekli olarak değişmektedir.
Natural History Bölümü
Burada: sahilden itibaren ormanlık alan ve ötesinde, Galler ülkesinin doğal tarihini keşfetmek mümkündür. Tepede: büyük camgöz balığı asılıdır. Galler kıyılarında, en fazla 7.5 metre uzunluğunda ve 4 ton ağırlığında görülmüştür.
Galler ülkesinde heybetli deniz kayalıklarında, kuş kolonileri bulunur. Galerideki “Skomer Island” denilen bölüm: Kuzeybatı Avrupa’nın en önemli kuş kolonilerinden birine dayanmaktadır. Burada çeşitli kuş türlerini kendi doğal ortamlarında görebilirsiniz.
Ayrıca: ülkenin çamurlu, kumlu ve kayalık kıyılarındaki sahil şeridinde: denizyıldızı, salyangoz, kabuklular ve diğer deniz canlıları da, bu bölümdedir. Öte yandan: kambur balinanın çarpıcı manzarası da ilgi çeker.
İnsan ve Çevre Galerisinde: genç bir kambur balina iskeleti görülür ki, 9 metre uzunluğundaki bu iskelet: Ekim 1982 tarihinde Barry yakınlarında karaya vurmuş olarak bulunmuştur. Onun: ailesi ile güneye giderken Atlantik Okyanusunda bir fırtına sırasında büyük bir kereste parçası tarafından öldürüldüğü sanılmaktadır.
Yine buruda görülen “Leatherback Kampulbağa” vardır: yaklaşık 100 yaşından büyük olduğu sanılıyor. Ağırlığı 916 kg olan bu kaplumbağa: 3 metre uzunluğundadır ve ölçüleri nedeniyle dünyanın en büyüğü olarak Guines Rekorlar Kitabında yer almıştır.
Clore Keşif Merkezi
Burası: müze içinde özel bir vakıf tarafından finanse edilen ve çocukların böcekler, fosiller ve tunç çağı silahlarını ve nesnelerini elle araştırmalarını sağlayan bir yerdir. Burada: 7.5 milyon öğe bulunduğu söyleniyor. Evet, burası çocuklara yöneliktir.
CARDİFF STORY MUSEUM
Trinity Street.CF10-1BH adresindedir. Şehir merkezinde, güzel ve tarihi “Eski Kütüphane” binasının içindedir. Giriş ücretsizdir. Pazar günleri kapalıdır. Diğer günler saat: 10.00-16.00 arasında gezebilirsiniz.
Burası: şehrin hikayesini görebileceğiniz ilk müzedir.
Müzede: Cardiff şehrinin 1900’lerde dünyanın en büyük limanı, 1300’lerde küçük Pazar kasabası ve ardından kozmopolit başkent oluşu hikayesi görsel olarak anlatılmaktadır.
Müzenin yanı sıra: birinci kattaki galerilerde sanat ve tarih sergileri düzenleniyor.
Bağlam Galeri
Burada: insanların Cardiff’e ilk yerleşimleri ve kendi topluluklarını nasıl geliştirdikleri, limanın neden önemli olduğu açıklanıyor. Cardiff şehrinin geçmiş hikayesi: Tunç çağı, Roma, Norman ve ortaçağ dönemlerinden başlayıp günümüze kadar uzanıyor. Burayı ziyaret ettiğinizde: ekranda: nesneler, fotoğraflar, hikayeler ve interaktif aktiviteler görebilirsiniz.
Şehir Vitrini Bölümü
Burada geçici sergiler düzenlenmektedir.
ST DAVİD HALL
Hayes.CF10-1AH adresindedir. Giriş ücretsizdir.
St David Hall: Galler’in en büyük gösteri sanatları mekanıdır. Buraya, yapılan çeşitli sanatsal etkinlikler ve çarpıcı Noel sezonu kutlamaları için, yalnızca 2 haftada, 15 binden fazla ziyaretçi gelmektedir.
Burayı gezmek isterseniz, içeride: City Cente alışveriş merkezi, yemek yeri, sanat galerisi, kafe bulunmaktadır.
CASTLE
Castle Street.CF10-3RB adresindedir. Giriş ücretlidir, yetişkinler için 11 paund ve çocuklar (5-16 yaş arası) 85. paund, diğer öğrenciler 9.5 paund ücret demek gerekir.
Kale hergün saat: 09.00-18.00 arasında açıktır.
Cardiff kalesi: 2000 yılı aşkın bir süreye yayılan geçmişiyle başkentin ortasında “Parklands” içinde dikkate değer bir site olarak durmaktadır.
Aynı zamanda: Galler ülkesinin önde gelen miras konumlarından biridir ve uluslar arası öneme sahiptir. Kalenin duvarları ve kuleleri, kalenin 2000 yıllık masalsı tarihini gizlemektedir.
Burada ilk olarak kale: denize kolay erişimi sağladığı için Roma döneminde, MS.50 yılında kurulmuştur. 1970’lerde yapılan arkeolojik çalışmalarda: burada sadece mevcut siteyi işgal edecek şekilde, her biri farklı boyutta, dört kalenin kurulduğu anlaşılmıştır. Roma duvar kalıntıları, bugün görülebilir.
Norman fethinden sonra, Roma kalesi yeniden inşa edilmiştir. Site: büyük bir sur duvarı ile ayrılmış, iç ve dış bölünmüştür. Erken savunma duvarları, ahşap olarak inşa edilmiştir.
1766 yılına gelindiğinde: Bute ailesi tarafından kullanılan kale: başka soylu ailelerin eline geçer. Bute: dünyanın en büyük kömür ihraç limanı olan, Cardif limanının sorumlusu olarak bilinirdi. Kale ve Bute’nin serveti: oğlu John’a geçer ve 1860 yılında, dünyanın en zengin adamı olur.
1866 yılında, 3. Marki: Kaleyi yeniden restorasyon için mimar William Burges’i görevlendirir. Mimar Burges: bu çalışmada: gotik kuleler içinde, o lüks ve zengin iç duvar resimlerini, cam, mermer ve altın yaldızlı ve özenli ahşap oymaları yarattı.
Nefes kesen her oda: Akdeniz bahçeleri, İtalyan ve Arap dekorasyon stilleri kullanılarak özel temalar oluşturuldu.
1900 yılında, 3. Marki öldü. Yerine geçen 4. Marki: Roma duvarının yeniden inşası dahil, babasının restorasyon projelerini tamamlattırdı. Bute ailesi: 1920-1930 yılları arasında kalede kalmaya devam etti. 4.Marki’nin ölümünün ardından: ailesi ve 5.Marki: Bute parkı olarak bilinen park ve kaleyi: 1947 yılında Cardiff şehrine vermeyi kararlaştırdı.
Zaten, kale büyük ölçüde, II.Dünya savaşın sırasında yıkıldı. Takip eden dönemde, 25 yıl boyunca, kale: müzik ve drama ulusal kolejli olarak kullanıldı ve 1974 yılından bu yana Galler’in en popüler ziyaretçi konumlarından biri haline geldi.
Evet, günümüzdeki kale 1867-1875 yılları arasında yapılmıştır. Kalenin finansmanı ise: sanayi devriminde kömür nedeniyle olağanüstü zengin olan mimar William Burges’dir.
Dış bölümdeki abartılı tasarım: 150 feet yükseklikteki saat kulesi ile tamamlanır. İç bölüm ise, Victoria döneminin güven ve zaferlerini yansıtan, oldukça şatafatlı ve görkemlidir.
Evet, burayı ziyaret ederseniz: Romalı askerler, asil şövalyeler, Bute ailesi: Victoria döneminde burada olağanüstü zenginlik içinde yaşadıkları ortamları görebilirsiniz.
CARDİFF BAY
Cardiff tarihi koyun kalbindeki, eski Cardiff Dok bölgesi: yelken ve su sporları için büyük bir tatlı su gölü olarak son on yılda yeniden oluşturulmuştur.
Aslında Cardiff Dok: sürekli olarak şehrin gelişiminde önemli rol oynamıştır.
19.yüzyıl sonlarında vadilerde kömür bulununca, kömür bu rıhtımdan dünyanın birçok yerine sevk edilmiştir.
Ancak II. Dünya Savaşından sonra kömür endüstrisi önemini kaybetmiş ve Dockland kullanılmaz hale gelmiştir. 1999 yılında 200 hektarlık alanda Cardiff Bay Barajından açılan kanal ile, burada tatlı su gölü oluşturulmuş ve bölgeye yeni bir çehre verilmiştir.
Evet: burası şehir merkezinden yalnızca 1 km. uzaklıkta: 5 kilometrelik bir sahil şeridine yayılmıştır. Yani, burayı rahatlıkla ziyaret edebilirsiniz. Burada: 2 km lik eğlence koşusu dahil olmak üzere, her yaş ve yetenek için düz, hızlı ve kolay koşu parkuru bulunmaktadır.
Yaz aylarında: burada: Uluslar arası Gıda ve İçecek Festivali ve Cardiff Limanı Festivali düzenlenmektedir.
Burada: özellikle beş yıldızlı St David Hotel ve Mermaid Quay ilgi çekmektedir.
Ayrıca: yine burada bir “Türk” restoranı popülerdir.
Bunların dışında, bölgede bulunanlar hakkındaki bilgiler de aşağıdadır.
St David Hotel
Havannah Street.CF10-5SD adresindedir.
Cardiff körfezi kıyısında yer alan otel: dinamik tarzı, doğal ışık, konfor ve spa eğlence tesisleriyle dikkati çekmektedir.
Mermaid Quay
Cardiff Bay.CF10-5BZ adresindedir.
Burası: Cardiff şehrinin: şık, heyecan verici, canlı ve büyüleyici sahilinin tam merkezidir. Burada: Cardiff körfezine bakan restoranlar, kafeler, barlar bulunur. Ayrıca: çeşitli gıdalar, hediyelik eşyalar satan dükkanlar ve şık ve sıra dışı butikler de bulmak mümkündür.
Wales Millenium Centre
Bute.CF10-5AL adresindedir. Şov olmadığı zamanlar açık bulunma saatleri: saat: 10.00-18.00 arasındadır.
Böyle bir yerin açılışı fikri, ilk olarak 20 yıl önce, 1984 yılında Kraliçe Elizabeth II tarafından ortaya atılmış ve ikonik bina yapıldığında 2004 yılında yine Kraliçe II Elizabeth tarafından açılmıştır.
2004 yılında açılan bu merkez: dünyanın bir ikonik sanat ve kültürel yeri olarak önem kazanmıştır. Burada: sahne sanatları için uluslar arası önemli kültürel etkinlikler yani canlı sahne sanatları düzenlenmektedir. Bunların başında: tiyatro gelmektedir.
Evet: tiyatro, opera, bale, çağdaş dans, hip-hop dansı, komedi, sanat sergisi, atölye çalışmaları, eğitim faaliyetleri, her gün ücretsiz fuaye gösterileri, bar ve restoranların bulunduğu bu büyük merkezi: rehberli turlarla gezebilirsiniz.
Yaklaşık 1 saat süren bu turların ücreti, 6 paund.
National Assembly for Wales
Pierhead binası ve Wales Millenium Centre’ye bitişik, Cardiff Bay rıhtımı üzerinde bulunmaktadır.
2006 yılında açılan yapı: Cardiff Bay kıyısında, birinci sınıf bir konumda bulunmaktadır. Burada: Siambr Ulusal Meclisi yani münazara odası ve komite odaları bulunur. 3 katlı bina: güney batıya bakar ve muhteşem bir panoramik manzaraya sahiptir.
National Assamly binasının içinde yürüyebilir, rehberli turda genel kurul toplantıları ve komite toplantılarının yapıldığı salonları görebilir ve Oriel içinde bir fincan kahve içebilirsiniz.
Pierhead
Bunun hemen yanındaki “Pierhead” binası ise: Galler insanları için etkinlik ve konferans merkezi görevini yürütür. Bu tarihi bina: Galler ticaretinin odak noktası olmuştur. Burada: Cardiff Bay tarihinin 113 yıllık geçmişi görülür. Burayı ziyaret etmek isterseniz: her gün saat: 10.30-16.30 arasında açıktır.
Norveç Kilisesi Sanat Merkezi
Harbour Drive.CF10-4PA adresindedir.
Norveçli denizciler için yapılan bu kilise binası: Cardiff körfezi sahilinde ünlü kültürel mekanlardan biri haline dönüştürülmüştür.
Burada: canlı müzik atölyeleri bulunur ve çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapılmaktadır. Teras dışında: sahile bakan şık bir kafe bulunur. Burada, gün boyu yemek servisi de yapılmaktadır. Yapı: düğünler, toplantılar ve özel kiralamalar için kullanılır.
Doctor Who Experience
Discovery Quay.Heol Porth Teigr.Cardiff Bay.CF10-4GA adresindedir.
Doktor Who efsanesini bilenler, burayı mutlaka ziyaret etmektedirler. Burada: ziyaretçilere: özel ve görsel setler, ikonik televizyon efektleri ile interaktif bir yolculuk yaptırılıyor.
Bu macera ve aksiyon dolu yolculuk sırasında birçok şey keşfedebiliyorsunuz. Sahne ve eserler: orijinal Doctor koleksiyonuna aittir. Burada: 1963 yılından günümüze kadar olan sürece ait ikonik kostümler koleksiyonu bulunmaktadır.
Evet, bu maceralı yolculuğa katılmak isterseniz, yetişkinler için 15 paund, çocuklar için 13 paund ödemeniz gerekiyor.
Red Dragon Centre
Hemingway Road.Leisure Village.Atlantic Wharf.Cardiff Bay.CF10-4JY adresindedir.
Red Dragon Centre: Cardiff Bay bölgesindeki bir eğlence mekanıdır. Merkez: haftanın yedi günü, gece-gündüz, gerek yemek-içmek ve gerekse eğlenmek için bir çatı altında birçok etkinlik sunmaktadır.
Bu eğlence mekanları arasında bulunanlar: bowling salonu, casino, dijital IMAX ekranı bulunan ODEON sineması. Ayrıca, biraz önce de söylediğim gibi restoranlar, barlar ve kafeler bulunuyor.
Tekne Dünya
Doctor Who Experinece yanı. Discovery Quay.Porth Teigr.CF10-4GA adresindedir.
Burası: her gün saat: 10.30 da açılıyor, giriş ücretlidir, yetişkinler 4.99 paund ve çocuklar 3 paund ücret ödemek durumundadırlar.
Burada: dünyanın dört bir yanından gelen eşsiz bir tekne koleksiyonu bulunmaktadır. Burası ziyaret edildiğinde, ziyaretçilere: evrim, navigasyon kullanımı ve tekne restorasyonu tarihi anlatılıyor.
Hi-tech görüntüler ve eski moda el sanatları kullanılarak: tekne yapımı ve yapılan tekneleri ayakta tutmak için gerekenler gösteriliyor. İnteraktif alanlarda: büyüleyici görüntüler eşliğinde: “Sea, Discover ve Tekne World now” gösterileri düzenleniyor.
Ayrıca: ekranda 40 tarihi tekne gösteriliyor ki, bunlar ilkel kamış tekneler ve ardından daha tanıdık teknelerden oluşmaktadır. Teknelerin çoğu: dünyanın her yerinde, kendi türünün hayatta kalan son örnekleridir.
Buranın “Tekne Lab” denilen bölümünde ise: tekne tasarımı ve nasıl çalıştıkları hakkında bilgiler veriliyor. Ayrıca: güncel restorasyon çalışmaları da gösteriliyor. Tekne Lab denilen yerde: halen 70 metrelik “Tall Ship” denilen bir tekne görülüyor.
Techniquest
Stuart Street.CF10-5BW adresindedir.
Buraya giriş ücretlidir, yetişkinler için 7 paund ve çocuklar için 5 paund ücret ödemek gerekir.
Burası: etkileşimli bir bilim merkezidir.
Tek bir çatı altında: bir roketin nasıl fırlatıldığını, dev bir silahın nasıl ateşlendiğini görebilirsiniz. Planetarium bölümünde, gece gökyüzü izlenebiliyor.
Sitede: bir kafe ve bir dükkan da bulunuyor.
Holm İsland
Kraliçe Alexandra House.Kargo Yolu.CF10-4LY adresindedir. Cardiff merkezine 5 km. uzaklıktadır.
Adaya, kıyıdan yalnızca 50 dakikalık bir tekne yolculuğu ile ulaşılmaktadır.
Adada, çok sayıda martı bulunmaktadır. Ayrıca: yine ada üzerinde Danimarkalı işgalciler tarafından inşa edilen pavyon tarzı hastane ve askeri tahkimat ve ilk kablosuz radyo iletişimi ve kolera mağdurları için izolasyon bölgesi bulunmaktadır.
Yaz aylarında, buraya günlük turlar düzenlenmektedir. Burayı ziyaret ederseniz: yaban hayatı ve manzara fotoğrafları çekebilirsiniz. Ada turu 3 saat sürmektedir. Adada: içecek ve hediyelik eşya dükkanı bulunmaktadır. Ancak: ada ziyaretçilerin yanlarında öğle yemeği getirmeleri önerilir.
Ayrıca: uygun giysi ve kapalı ayakkabı giymelisiniz. Son bir not: adaya giderken, teknede ıslanma riskini göze almanız gerekiyor. Ada turları ücretli olup, yetişkinler için 20 paund, çocuklar için 10 paund.
Water buss
Bu tur: Cardiff körfezinde sarı tekneyle 2000 yılından bu yana yapılır. Tur: Cardiff körfezi ile Penarth Barajı arasında düzenli seferler yapmaktadır. Tek yönlü yolculuk 15 dakika sürmektedir. Yiyecek ve içecek satılmayan tur için: yanınızda yiyecek ve içecek götürebilirsiniz.
Uluslar arası Su merkezi-Cardiff İnternational White Water
Burası: Cardiff uluslar arası spor köyünün tam merkezindedir. Burada: sörf ve rafting eğitimleri verilmektedir.
800 metrelik su yarış pisti boyunca mükemmel bir su raftingi yapabilirsiniz.
Whitehall ve Westminster bin yıldır İngiltere’nin politik ve dinsel merkezidir. 11. yüzyılın başında hükümdar olan Canute, Thames ile nehrin eski kollarından Tyburn’un birleştiği bataklık arazideki adacık üzerine bir saray yaptıran ilk kraldır.
Canute’un yanına sarayını inşa ettiği kilise, elli yıl sonra kral Edward tarafından genişletilerek İngiltere’nin en büyük manastırına dönüştürülmüş ve manastır daha sonra bölgeye adını vermiştir. (“minster”, manastır kilisesi demektir)
Bunu takip eden yüzyıllarda hükümet ofisleri de bu bölgede inşa edilmeye başlanmıştır.
Bütün bu gelişmeler Whitehall’daki kahraman heykelleri ve gösterişli hükümet binalarından da anlaşılabilir.
Öte yandan, bölgenin kuzeyinde bulunan Trafalgar Square; West End eğlence bölgesinin başlangıcını işaret eder.
Whitehall’ın ortasındaki bu anıt: I. Dünya Savaşında ölenlerin anısına Sir Edwin Lutyens tarafından 1920 yılında yapılmıştır. Her yıl 11 Kasım’a en yakın Pazar günü gerçekleştirilen Anma Pazarında kraliyet ailesi üyeleriyle yüksek rütbeliler “Cenotaph”a gelincik çelenkleri bırakırlar.
1918 ateşkesini anmak için düzenlenen törende I. ve II. Dünya Savaşlarında yaşamlarını kaybedenler anılır.
Westminster
Londra şehrinin tüm ihtişamı ve resmi hayatı Westminster çevresindedir. Thames’in kuzey kıyısından başlar, batıda Hyde Park’a, doğuda Regent Street’e kadar uzanır.
Parliament Square’den İngiliz toplumunun ikiz destelerini görebilirsiniz. Kralların ve kraliçelerin taç giydiği Westminster Abbey, seçilmiş hükümetlerin gelip gittiği, Houses of Parliament olarak da bilinen Palace of Westminster.
Yanındaki St James parkının ağaçları arasından Buckhingham Palace’ı görebilirsiniz. Özel durumlarda, kraliyet ailesinin üyelerini balkonda görmek mümkündür.
Parliament Square’den kuzeye gittiğinizde, Whitehall’un geniş caddesi yer altındaki Churchill War Rooms’un yakınlarından geçer. Whitehall’un batısındaki Horse Guard Parade, Trooping the Colour gibi resmi seramoniler için kullanılan alandır.
Politikadan ve geçit alaylarından uzakta, harika sanat koleksiyonlarının yanı sıra Londra’nın en iyi mağazaları bulunur.
İngiltere Londra Westminster ve Whitehall PARLİAMENT SQUARE
İngiltere Londra Westminster ve Whitehall PARLİAMENT SQUARE
PARLİAMENT SQUARE
Meydan: yeni Parlamento Binalarının önünde, açık bir alan yaratmak amacıyla: 1868 yılında Sir Charles Barry tarafından düzenlenmiştir. Londra’da ilk trafik sinyal ışıkları burada kullanılmıştır. Yine yoğun bir trafiğin hüküm sürdüğü bu meydanı: ünlülerin heykellerini görmek için mutlaka ziyaret etmelisiniz.
Evet: burası 1926 yılında ülkenin ilk resmi kavşağı olmuştur.
Burada bulunan ünlülerin heykellerinden bazılarından söz etmek istiyorum; Meydanda heykeli bulunan, İngiliz siyaset hayatının ünlüleri: Viscount Palmerston, Benjamin Disraeli, Derby Earl, Sir Robert Peel, George Canning ve kuzeyde, 1912 yılında tamamlanan gotik canlandırmacı tarzdaki Middlesex Esnaf Birliği Binasının önünde “Abrahim Lincoln” heykeli sayılabilir.
Bu heykel: İngilizce konuşan halklar arasındaki barış münasebetlerinin 100.yılı nedeniyle, 1920 yılında Amerika tarafından İngiltere’ye sunuldu. Heykel: Chicagoda yaşayan İrlandalı heykeltıraş Augustus Saint-Gaudens tarafından yapılmıştır.
Meydandaki bahçeler içinde, ayrıca: 2007 yılında dikilen “Nelson Mandela” heykeli de bulunmaktadır. 9 metrelik bronz heykel: Parlamento Binasına bakmaktadır ve 20.yüzyılda en büyük özgürlük savaşçısı anısına dikilmiştir.
David Lloyd George heykeli: 2007 yılında, granit ve bronz kullanılarak yapılmıştır. Granit kaide üzerinde kuzey bölümdedir.
Sir Winston Churchill heykeli: 1973 yılında Ivor Roberts-Jones tarafından yapılan bu bronz heykel: meydanın kuzey doğusunda, granit bir kaide üzerinde durmaktadır. Diğer devlet adamları ve askerlerin arasındaki heykelde: pardesösü içinde kendisini Avam Kamarasına bakarken görebilirsiniz.
1987 yılında Westminster Abbey ve Parlamento Meydanı; koruma alanı olarak belirlenmiş ve 1996 yılında hazırlanan UNESCO Dünya Mirası listesinde, İngiliz Mirası Listesine kayıt edilmiştir. Günümüzde bu bahçeler önemli törenler ve tarihsel olayların kutlanmasında kullanılmaktadır.
CENOTAPH
Whitehall SW1 adresindedir. Bu anıtın kelime anlamı boş mezardır. İngiltere’deki bu anıtın bir benzeri de “Kuzey İrlanda” Belfast şehrinde bulunmaktadır.
Whitehall’un ortasındaki bu anıt: I. Dünya Savaşında ölenlerin anısına Sir Edwing Lutyens tarafından 1920 yılında yapılmıştır. İlk olarak: Temmuz 1919 Barış Günü etkinliklerinin küçük bir parçası olarak Başbakan Lloyd George’un isteği üzerine Edwin Lutyens tarafından tasarlanmış ve ardından portland taşından inşa edilmiştir.
İngiliz Ordusu, Deniz Kuvvetleri ve Kraliyet Hava Kuvvetleri bayrakları: anıtın önünde asılı durur.
Her yıl 11 Kasım tarihine en yakın Pazar günü saat: 11.00’de, burada yapılan “İki Dünya Savaşı ve daha sonraki çatışmalarda ölen İngiliz ve Commonwealth askerleri ve kadınların anısına” düzenlenen anma Pazarında kraliyet ailesi üyeleri ile yüksek rütbeli askerler Cenotaph’a gelincik çelenkleri bırakırlar.
Tören, daha sonra savaş gazilerinin yürüyüşü ile biter. Bu yürüyüş sırasında: Kraliçe ve önde gelen politikacılar: kulenin dibinde töreni izlerler.
DOWNİNG STREET
Burası: Londra’daki en bilinen caddelerden birisidir.
Sir George Downing (1623-1684) gençliğinin büyük kısmını Amerikan kolonilerinde geçirmişti ve İngiliz iç savaşında parlamentocuların yanında savaşmak üzere ülkeye dönmeden önce Harvard’dan mezun olan ikinci öğrenciydi. Bu evde: kendi partisinin kampanyalarını yürütmüştür.
1680 yılında, Whitehall Sarayının yanındaki bu bölüme bir sıra ev yapıldı. Bunlardan dördü değişime uğrasa da hala ayaktadır.
II. George 1732 yılında No.10’u “Sir Robet Walpole”e verdi.
Walpole: görev süresi boyunca Downing caddesindeki evin bir birleşik evin yanı sıra seçkin ziyaretçileri ağırlamak için bir mekan olarak görev yaptı.
Daha sonra ise, özellikle Başbakan William Pitt döneminde: burada önemli restorasyon yapılmıştır. 19.yüzyıla gelindiğinde ise: bazı başbakanlar burayı hala ofis olarak ve kabine toplantıları için kullanmışlardır.
Takip eden dönemde: bakımsız kalan ev: bir kez daha yaşanabilir hale getirilmek ve modernleştirilmek üzere özellikle 1902-1905 yılları arasında büyük onarıma tabii tutulmuştur.
20.yüzyılda binanın artan önemi: 1991 yılında İrlanda Cumhuriyet Ordusu üyelerinin saldırılarına hedef olmuş ve bombalanmıştır.
Bunun üzerine 1989 yılından sonra: Margaret Thatcher döneminde sokağın “Whitehall” çıkışına demir kapılar yerleştirilmiştir.
Günümüzde: burası başbakanlık evi olarak kullanılmaktadır. Bina: mütevazi siyah tuğlalı dış cephesi ve siyah ön kapısı ile tanınabilir ve “Kabine Odası”nde 275 yıldır hükümet politikaları belirlenir.
Ancak burayı gezmek mümkün değildir, yalnızca uzaktan görebilirsiniz.
CABİNET-CHURCHİLL WAR ROOM
Parliament Square kuzeyinde, hükümet binalarının altındaki mahzende bulunan bu odalar: 20.yüzyıl tarihinde önem kesitler sunmaktadır.
Ünlü siyaset adamı Churchill: 1874 yılında doğdu ve 1965 yılında 90 yaşında öldü. Onun cenaze töreni, televizyondan dünya çapında 400 milyon kişi tarafından izlendi ve onun tabutu üzerine örtülü “Birlik Bayrağı” burada muhafaza edilmektedir.
Peki burada neler bulunuyor.
Churchill Müzesi ve Cabinet Warr Rooms: II. Dünya savaşı sırasında gizli bir yer altı sığınağı olarak kullanılmıştır. Çünkü: II. Dünya savaşı sırasında, Londra şehri Almanlar tarafından yoğun şekilde bombalanıyordu.
Önce “Neville Chamberlain” ve ardından “Sir Winston Churchill” kendi kabinelerini ve askeri birlikleri bu yer altı sığınağından yönettiler. Sığınak: 1 metre kalınlığında duvarlarla çevrelenerek koruma altına alınmıştır.
Günümüzde burada 3 bölüm bulunmaktadır. Bunlar
1.Undercover
2.Churchill Museum
3.Cabinet War Rooms.
Undercover
Burası: Churchill’in gizli karargahında çalışmış personelin yüzlerce hikayesinin anlatıldığı bir mekandır. Burada birçok film, röportajlar ve kişisel nesneler bulunur.
Bölüm: 1938 yılında George Rance tarafından düzenlenmiştir. Memur William Dickson: savaş döneminde Churchill’in yeraltındaki bu karargahtaki konuşmalarını not etmiştir.
Şubat 1945 yılında bir stenograf: Yalta Konferansında Churchill’e nezaret etmiştir. Evet, burası ünlü siyasetçinin hayatında kendisiyle birlikte çalışanlar hakkında bilgi ve belgelerin ve kişisel nesnelerin bulunduğu bir yerdir.
Churchill Museum
2005 yılında açılan müze: Sir Winston Churchill’in yaşamı ve mirasına adanmış, dünyadaki tek müzedir. Müze için ayrı bir giriş bulunur. Burayı ziyaret etmek isterseniz: King Charles Caddesi üzerinde, bir dizi merdiven yanında kurulmuş küçük bir girişi kullanmanız gerekir. Bu giriş: Dünya Savaşı sırasında bulunmamaktadır.
Çünkü, o dönemde insanlar buradaki sığınağa girmek için, bunker üzerinde bulunan bir binanın içindeki merdivenleri kullanıyorlardı.
Burada üstün teknoloji ve multimedya görüntüler kullanılarak: 10 Mayıs 1940 tarihinde Başbakan olan Churchill’in hikayesi ve kariyeri: en üst noktadan başlayarak izleyiciye gösterilir.
Burada: Churchill’in yaşamının her yılını kapsayan: belgeler, fotoğraflar ve film klipleri, gizli animasyonlar bulunur.
Cabinet War Room
1984 yılında açılan burası: Churchill ve onun bakanları ve askeri komutanların buluştuğu “Savaş Kabinesi” odasıdır. 1939-1945 yılları arasında, II. Dünya savaşı boyunca, Churchill ve onun hükümeti tarafından kullanılmıştır. O dönemde tarihi kararların alındığı odaları burada görebilirsiniz.
Bu odalarda: şefler ve elemanlar kararlar verirdi. “Map Room” yani “Harita Odası” bölümünde ise: ordu, donanma ve hava kuvvetleri görevlileri: “Battle of Britinian” denilen yerde vurulan uçakların kayıtlarını tutmak ve savaş bölgelerindeki durumun gidişatını takip etmekteydiler.
Günümüzde: Map Room: haritalar, grafikler ve notlarla kaplıdır ve Curchill: II. Dünya savaşını buradan yönetmiştir.
Harita odasının hemen bitişiğinde: Churchill’in ofisi bulunmaktadır. Kendisi, burada sadece 3 gece uyumuştur. Ama onun savaş konuşmalarının birçoğu ve özellikle 11 Eylül 1940 tarihindeki yaptığı konuşma: buradaki masadan yapılmıştır.
Burada: ayrıca Churchill’e ait bir yatak ve çalışma masası bulunur. Ancak, Londra ağır şekilde bombalanırken, ünlü savaş stratejilerinin çoğunu burada tasarlamış olsa da, bu yatakta yalnızca 3 gece yatmıştır.
Yatağın hemen yanında kül tablası bulunmakta ve Churchill, o ünlü purolarını içerken, odayı daha henüz terk etmiş gibi bir izlenim yaratılmıştır.
Churchill: Amerika-Beyaz Saray ile iletişimi: bir süpürge dolabından, telefon odasına çevrilen ufacık bir yerde bulunan “transatlantik telefonu” ile yapmıştır.
Mahzende bulunan diğer odalar ve mobilyalar; mümkün olduğu kadar, o çatışma dönemindeki durumlarıyla korunarak günümüze ulaştırılmışlardır.
BANQUETİNG/WHİTE HOUSE
Whitehall SW1 adresindedir.
Burası: mimari ve tarihi açıdan büyük önem taşımaktadır.
İnigo Jones’un İtalya gezilerinde gördüğü klasik Palladio tarzının Londra’daki ilk örneğidir.
Kral I.Edward tarafından yaptırılan ve 1622 yılında tamamlanan binanın ön cephesi, Elizabeth döneminin çok kullanılan küçük kuleleri ve dış cephe süslemelerinden sonra büyük bir devrim yaratmıştır.
Bina, aynı zamanda, eski Whitehall Sarayı’nın büyük bir kısmını yok eden 1698 yangınından geriye kalan tek yerdir.
Yapının içinde: 1622 yılında tamamlanan “Ziyafet Salonu” abartılı eğlenceler ile önem kazanmıştır. Bu abartılı eğlencelerde: maskeler, şiir, propaganda, müzik, dans ve tuhaf kostümler kullanılır ve bazen Kral ve Kraliçe de bu eğlenceler içinde yer alırlardı.
Yapının Peter Paul Rubens’e ait olan tavan resimleri; 1630 yılında kralın oğlu I. Charles tarafından sipariş edilmiştir. Tavandaki başyapıt: Sir Peter Paul Rubens tarafından yapılmıştır. Resminin altın çağının en ünlü eseridir.
İki resmin boyutları: 9 x 6 metre ve 13 x 3 metredir. Tuvaller: Rubens tarafından boyandıktan sonra 1636 yılında salona monte edilmiştir. Bu tuvallerde: Taçlar Birliği, James I Apotheosis ve I. James Barışçıl Reign tasvir edilmiştir.
Tavan resimlerini sipariş eden Charles I: hemen ardından 1649 yılında: Banqueting House önünde bir iskele üzerinde asılarak idam edilmiştir.
Çünkü: Kraliyet ailesinin abartılı yüceltilmesi: Oliver Cromwell ve Parlamenterler tarafından uygun karşılanmamıştır. Ayrıca, kendisi iç savaşı kaybetmişti. Düşmanları, onu vatana ihanetle suçladılar.
20 yıl sonra ise, bu kez II. Charles aynı yerde tahta çıkışını kutlamıştır. Bina, resmi kutlamalarda kullanılmaktadır.
HORSE GUARDS PARADE-ATLI MUHAFIZLAR
Whitehall.SW1 adresindedir.
Whitehall’dan Trafalgar Square’e doğru “Downing Street” den geçtiğinizde göreceğiniz binalar topluluğu: 1666 yılındaki büyük yangında yanarak yıkılan “Palace of Whithall” un yerine yapılmıştır.
16.yüzyılda Kral VIII Henry; Palace Whitehall’u esas konutu olarak kullanmıştır.
Daha sonra York House olarak da bilinen yer: daha önceden ise kardinal Wolsey’e aittir.
Kral Henry: buranın ismini değiştirip genişletmiş ve atlı mızraklılar için bir alan yaptırmıştır.
Bir zamanlar: VIII Henry’nin mızrak dövüşü turnuvaları sahası olan bu alanındaki bu bahçe, günümüzde “Gurad Parade” olarak isimlendirilir.
Bölge: “William Kent” tarafından tasarlanmış ve 1755 yılında yapılmıştır. Sol tarafta, yine “Kent” tarafından tasarlanan eski Hazine Binası ve 1758 yılında tamamlanan ve günümüzde “İskoçya Bakanlığı” olarak kullanılan “Dover House” ın arka kısmı görülür.
Hemen yakınlarda ise, yine önemli bir yer bulunur. Burası: tenis ile ilgili ilk adımların atıldığı yerdir. Kral VIII Henry: bu gerçek tenis sahasında, tenisin ilk adımlarını atmıştır.
Hemen karşı tarafta ise, sarmaşıklarla kaplı bir iç kale bulunur. 1940 yılında Denizcilik Bakanlığının yanında, bombalara karşı korunaklı olarak inşa edilen bu bina, II. Dünya Savaşında haberleşme karargahı olarak kullanılmıştır.
Burada, her yıl Kraliçenin doğum günü gibi “Trooping the Colour” olarak bilinen seramoniler yapılır. Ama buranın en çok ilgi çeken yönü: muhafız değişim törenleridir.
Guard Museum
Londra merkezinde, Whitehall’da şehrin en tarihi binalarından olan Horse Guard içinde süvari müzesi bulunmaktadır. Wellington Barrack’s tören alanının altındadır. Girişi ise “Birdcage Walk” tadır.
Askeri tarihe meraklı olanların bu müzeyi mutlaka gezmelerini öneririm.
Müze: 1750 yılından kalma binanın içinde 350 yıldır değişmeden kalmıştır. Müzede: Afganistan’da devriye görevi yapan iki askerin, son derece gerçekçi sahneleri heykellerle figüre edilmiştir.
Ayrıca: II. Dünya Savaşından bir “Zırhlı Keşif Süvari Alayı” betimlenir. Waterloo Savaşı da canlandırılır. Müze girişi ücretlidir, 15 paund. Burada: camlı bölmede orijinal 18.yüzyıl ahırları ve buralarda çalışan askerleri görebilirsiniz.
Ayrıca müzenin koleksiyonunda: tarihi müzik aletleri, Faberge mobilyaları, gümüş tören üniformaları, ödüller gibi eşsiz hazineler bulunmaktadır. Her sergi: özel bir hikaye betimlemektedir.
Ayrıcı: 1831 yılında William IV tarafından verilen iki gümüş madalya görülür. 1982 yılında Hyde Park bombalandığında yaralanan atın dizginleri görülür.
Süvari Alayı
Alay: Kral Charles II tarafından verilen emir gereğince 1661 yılında kurulmuştur ve günümüzde: İngiliz Ordusu içinde 2 Alay düzeyindedir. Bunlar: Yaşam Muhafızları ve Blues and Royals Alaylarıdır.
Bunların iki rolleri bulunmaktadır. Londra ve İngiltere genelindeki törenlerde: Kraliçeyi korumak ve Kraliyet ahırlarının önemli bir parçası olmaktır. Ayrıca: operasyonel bir Alay olarak, zırhlı araçlarla gerektiğinde dünyada hizmet vermeye hazırdırlar.
Alayların: günümüzde Irak ve Afganistan’da konuşlandırılmış üniteleri bulunmaktadır. İnsani operasyonlarda barışı koruma adına bu rolü üstlendiklerini belirtmektedirler. Evet: Household Cavalry bölükleri: 350 yıldır kraliçenin hizmetindedir.
Ahırlar
“Cavalry Museum” un bir parçası olan “Household” denilen ve 18. yüzyıldan kalma ahırlarda: atların bakımını izlemek mümkündür. Ziyaretçiler: büyük bir camlı bölme arkasından çalışma ahırlarını görebilirler.
Tüm atlar burada bulunur ve günün farklı zamanlarında: atları beslenirken veya toynakları kontrol edilirken yani bakımları yapılırken veya göreve hazırlanırken görebilirsiniz.
Burada: gerek atlar ve gerekse biniciler titiz ve zorlu bir eğitimden geçirilirler. Müzede: bu eğitimler hakkında bilgiler de ziyaretçilere sunulur.
Törenler
Horse Guard Parade denilen burada, yıl boyunca çeşitli askeri törenler yapılır. Her gün saat: 08.00-18.00 arasında burası ziyaret edilebilir.
Günümüzde: “Household Cavalry” den gelen atlı muhafızlar: tüylü şapkaları ve kalçalarına kadar çıkan çizmeleriyle burada nöbet tutarlar.
İki nöbetçi: her gün saat: 10.00-16.00 arasında burada nöbettedirler ve her gün düzenlenen muhafız değişimi törenleri, özellikle turistlerin ilgisini çekmektedir. Nöbet değişim töreni: saat: 11.00’de yapılmaktadır.
Özellikle: Kraliçenin resmi doğum günü etkinlikleri çok renklidir. Whitehall merkezindeki ve diğer Kraliyet Sarayları (Buckingham Sarayı ve St James Sarayı) : günümüzde de hala bu nöbetçiler tarafından korunmaktadır.
Cumartesi ve Pazar günleri saat: 10.00’da ve Pazartesi günü saat: 11.00’de her sabah nöbet değişim törenleri yapılır ve bu törenler 30 dakika sürer. Bu törenlerde, Hyde Park Kışlasından geleneksel kostümleri ile gelen 12 asker tarafından yapılır. Her gün saat: 16.00’da attan inme töreni yapılır.
2012 Londra Olimpiyatlarında: “plaj voleybolu” karşılaşmaları burada yapılmıştır.
TRAFALGAR STUDİO
14 Whitehall.SW1 adresindedir.
Trafalgar Studio: Londra’nın en heyecan verici yeni bir mekanıdır. Eski adı ile 2004 yılına kadar “Whitehall Tiyatrosu” olarak kullanılmıştır. Whitehall Tiyatrosu: 17.yüzyılda Marc-Henr ve Laverdet tarafından, Art Deco tarzında düzenlenen iç mekanlarla birlikte, Edward A. Stone tarafından tasarlanmıştır. Tiyatro: 1930 yılında açılmıştır.
1930’lardan kalma tiyatro binasının beyaz ön cephesi, sokağın diğer ucundaki Cenotaph’ı yansıtır gibidir.
İç mekan mükemmel Art Deco ayrıntılarla süslenmiştir. Burada iki küçük sahne bulunur. 1.Nolu sahne: 380 koltukludur ve 2004 yılında açılmıştır. 2.Nolu Sahne ise 100 koltukludur ve 2005 yılında açılmıştır. Londra şehrinde yeterli zamanınız ve merakınız varsa, burada bir oyun izlemenizi öneririm.
İngiltere Londra Westminster ve Whitehall QUEEN ANNE’S GATE
QUEEN ANNE’S GATE
St James’s Park.SW1 adresindedir. Kraliçe Anne Konakları olarak bilinen bu apartman bloğu: gayet iyi korunarak günümüze ulaşmış olup, binanın batı ucunda: 1704 yılından kalma gösterişli bir kapı görülmektedir. Çünkü: daha önce yapılan orijinal yapı: 1973 yılında yıkılmıştır ve orijinal plan muhafaza edilerek yeniden yapılmıştır.
Binanın diğer ucunda: 70 yıl sonra yapılmış evlerin dış cephelerinde: Victoria dönemi başbakanı Lord Palmerston gibi burada yaşamış ünlülerin adlarının yazılı olduğu mavi plakalar görülür.
No 13 ve 15’i ayıran duvarın önünde: Kraliçe Anne’in küçük bir heykeli durur.
Batıda, Petty France’ın köşesinde mimari uyumsuzluğun bir örneği olarak Sir Basil Spence’in İç İşleri Bakanlığı Binası yer alır. Birdcage Walk’a inen cockpit merdivenleri, 17.yüzyılda kanlı horoz dövüşlerinin yapıldığı alan olarak biliniyor.
Evet, burası günümüzde “Adalet Bakanlığı” merkezi olarak kullanılmaktadır. Hatta söylenenlere göre: ünlü İngiliz gizli servise M15’in merkezi burada bulunmaktadır.
WESTMİNSTER CATHEDRAL
Ashley Place SW1 adresindedir.
Burada bulunan ve 1834 yılı yapımı cezaevi kompleksi: 1884 yılında Katolik kilisesi tarafından satın alınmıştır. Ardından: yapı: mimar John Francis Bentley tarafından erken Hıristiyanlık dönemi-Bizans tarzında dizayn edilmiştir.
Bu mimari stil önemlidir çünkü Londra şehrinde benzer mimari stilli başka yapı bulunmamaktadır.
Bu çalışmalar 1895 yılında başlamış ve 8 yıl sonra 1903 yılında bitirilmiştir. Çan kulesi: 82 metre yüksekliktedir. Üstünde beyaz taşların oluşturduğu yatay çizgiler bulunan kırmızı tuğladan yapılmış kule: yakındaki Abbey ile tam bir tezat oluşturmaktadır.
Buraya asansörle çıkılmaktadır ve Westminster Abbey ve St Paul Katedralinin muhteşem manzarasını izlemek isterseniz, buraya çıkmanızı öneririm. Kuzeydeki sakin “Plazza”da bölgenin yapılarından birisidir.
Özellikle: katedralin iç bölümündeki ince mermer ve mozaik işçiliği görülmeye değerdir. Rengarenk mermerler ve ince mozaiklerden oluşan iç dekorasyon nefin üzerinde yükselen kubbelerle zıtlık içindedir. Katedral için ayrılan paranın bitmesi üzerine: kubbeler çıplak bırakılmıştır.
Yine içi mekanda: heykeltıraş Eric Gill tarafından yapılan eserler: dünyaca ünlüdür. Kudüs şehrindeki 14 Haç durağını gösteren ve I. Dünya Savaşından kalma bu rölyefler: nefin ayağını süslemektedir.
Yine iç mekandaki org: Avrupa’nın en iyilerinden biri olarak bilinir.
Katedralde: her Pazar günü öğleden sonra konserler düzenlenmektedir.
Mozaikler
Katedral mimarı John Bentley: Mart 1902 yılında öldüğünde katedralin mozaikleri bitmemişti ve kendisinin çizim ve tasarımlarına göre mozaikler, katedral sanat komitesi tarafından 1936 yılından itibaren geleceğin mimarlarına ve tasarımcılarına yaptırıldı. Özellikle: Bentley’in etkisi hissedilen “kutsal ruhlar” mozaiğini mutlaka görmenizi öneririm.
Mermerler
Katedralde 100 den fazla mermer işleme görülmekte olup, bunlar beş kıtadan ve çoğu antik Yunan ve Roma’dan gelmiştir.
İngiltere Londra Westminster ve Whitehall
Haç İstasyonları
Yukarıda da belirttiğim gibi: Haç İstasyonları: Eric Gill çizimleri ışığında hazırlanmış ve Mimarlar Odası tarafından hazine olarak nitelendirilmektedir. Gill: Nisan 1914 tarihinde, mimar Bourne tarafından onaylanan istasyonları için halen British Museum’da bulunan tasarımlarını üretti.
Bu 14 panel: ahşap kireçtaşına, alçak kabartma olarak oyuldu. Haziran 1915 tarihinde yalnızca 4 istasyonu görüntüsü vardı.
İngiltere Londra Westminster ve Whitehall ST JOHN’S SMİTH SQUARE
ST JOHN’S SMİTH SQUARE
Bu eski kilise; St John Smith Square adresindedir.
Yapı ilk olarak: Thomas Archer tarafından bir kilise olarak tasarlanmış ve 1728 yılında tamamlanmıştır.
Aynı dönemde, Kraliçe Anne’nin; 1711 tarihli “50 Yeni Kilise” kanunu bulunmaktadır. Ancak: kilisenin tarihi kazalarla doludur. 1728 yılında tamamlandıktan sonra: 1742 yılında yanarak kül olmuştur.
1773 yılında üstüne bir yıldırım düşmüştür. 1941 yılında ise, II. Dünya savaşında bombalanmıştır.
İngiliz Barok mimarisinin en güzel eseri olarak kabul edilir. Ressam ve sanat tarihçisi Sir Hugh Casson: Thomas Archer’in bu eserini: İngiliz Barok mimarisinin en önemli örneği ilan etmiştir.
Kilise: iki köşesindeki küçük kuleleri ve yuvarlak hatlarıyla, meydanın dışına taşmak ister gibi kuzeyde 18.yüzyıl evlerinin üstünden gökyüzüne yükselir.
Dört köşe kuleleri ve anıtsal kırık özellikli alınlık dikkati çeker. Mimar Archer kiliseyi tasarlarken: Kraliçe Anne’ye danışmıştır ve yapıyı bir tabure gibi düşünmüş ve dört köşesine taburenin ayaklarını betimleyen kuleler yerleştirmiştir. Ama aslında, kuleler binanın çökmesini önlemek için yerleştirilmiştir.
Londra’nın merkezinde, benzersiz bir müzik mekanı ve İngiliz Barok mimarisinin başyapıtıdır. Yapı: St John tarafından tasarlanmış ve inşa edilmiştir.
Binanın güzelliği ve olağanüstü akustiği dikkat çekmektedir. Yapı: II. Dünya Savaşında bombalandığında harabe haline gelmiş ve daha sonra bir kişi tarafından satın alınarak bir konser salonu olarak restore edilmiştir.
Yani: 1960’lı yılların ardından burası hem kilise ve aynı zamanda konser salonu olarak kullanılmaya başlanmıştır. Burada: canlı resitaller, oda konserleri ve çeşitli klasik programlar düzenleniyor.
Yapının bodrumunda: konser olsun veya olmasın, sürekli açık olan, tenha, tuğla tonozlu ve şarap içilebilen bir restoran bulunuyor. Bu kafe/restoran, her gün saat: 08.00-17.00 arasında açıktır. Konser günlerinde ise, burası akşam yemekleri için de açıktır ve fiyatları makuldür.