Polonya Krakow Auscwitz

Polonya Krakow Auscwitz

Naziler: Polonya’yı 1939 yılında işgal etmelerinin ardından, 1945 yılına kadar, bu ülkede 7 tane ölüm kampı kurdular. Bu kamplara kapatılan, yaklaşık 7.5 milyon Yahudi ve Naziler için aşağılık ırk olarak kabul edilen Çingeneler ve özürlülerden; 6.7 milyon tanesi: hastalık, yorgunluk, açlık, aşırı çalışma, işkence ve gaz odalarında öldürüldüler ve yakılarak yok edildiler.

Tüm bu vahşet sırasında: “Wagner” isimli bestecinin klasik eserlerinin çalındığı söyleniyor. Yazının en başında bir şeyden daha söz etmek istiyorum.

Milyonlarca insanın esir tutulduğu ve büyük çoğunluğunun öldürüldüğü bu kamplardan: batı ülkeleri uzun süre gerçek anlamda bilgi sahibi olamamışlar.

Almanların yaptıkları propaganda neticesinde: bu kampın bir çalışma kampı olduğuna onlarda inanmışlar ve bu kamp; bir çalışma kampı olduğu düşünülerek, savaş süresince hiç bombalanmamış.

Kamp alanı: 2012 yılında, 1 milyon 400 bin ziyaretçi tarafından ziyaret edilmiştir. Özellikle: İsrail ülkesinde, bütün genç neslin burayı ziyaret etmesinin sağlandığı söyleniyor.

Zaten, siz de burayı gezerken, ellerinde İsrail bayrakları olan ve İsrail’den geldikleri belli olan guruplarla karşılaşacaksınız, ancak bu insanların: atalarının yaşadıkları o vahşeti gördükçe, ziyaretçilere dahi kin ve nefretle baktıklarını hissetmek hiç te hoş olmuyor.

Polonya ülkesinde kurulan bu 7 kampın en ünlüsü: yaklaşık 1.5 milyon insanın öldürüldüğü ve 1940 yılında kurulan “Auschwitz” kampıdır.

Bu kamp alanı: UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Auschwitz: II. Dünya savaşından önce, yani Naziler burayı ele geçirmeden önce: yaklaşık 15 bin Yahudi’nin yaşadığı sakin bir kasaba olarak biliniyordu.

Kampın bulunduğu yer ise: “Konzentrationslager Auschwitz” olarak isimlendirilen Polonya ordusunun bir kışlası imiş.

Hatta: buranın ilk yapılış amacının: Polonyalı rejim karşıtları, komünistler ve Sovyet esirlerinin tutulması içindir. Ancak: Naziler burayı ele geçirdikten sonra, Mart 1942 tarihinde ilk insan dolusu vagon buraya ulaştı.

Ardından ise: Avrupa’nın birçok şehrinden: vagonlar dolusu insan ama özellikle ırkları seçilerek (Çingeneler, Yahudiler, sakatlar, özürlüler, homoseksüeller, komünistler gibi) buraya taşınmaya başladılar.

Peki: milyonlarca insan: nasıl ses çıkarmadan buraya taşınmayı kabullenmişlerdir?

Söylenenlere göre: Naziler, öyle bir propaganda faaliyetinde bulunmuşlar ki, kampı anlatan milyonlarca broşür bastırarak: burada Almanya’nın geleceğini yönlendirecek iş gücü potansiyelinin yaratılacağı yalanı öne çıkarılmıştır.

Yahudilerin, bu propagandanın etkisinde kalarak, kamp alanına getirilerken ses çıkarmadıkları söylenmektedir. Evet: bu toplu taşıma yaşanırken: kamp alanı olarak kullanılan eski kışlanın yakınlarında: “maidaneck” ve “birkenau” olarak isimlendirilen iki kamp alanı daha inşa edilir.

Yani: ana kamp alanı “Auschwitz-1” olarak isimlendirilirken: 1944 yılında 90 bin esirin hapsedildiği yer “Auschwitz-2” olarak isimlendiriliyordu ve kampın en büyük imha bölgesiydi.

Biraz önce söylediğim gibi: Avrupa’nın birçok yerinden kamp alanına getirilenlerden, yalnızca 400 bin kişi kaydedildi.

Çünkü: bunlar çalışabilecek durumdaydılar. Bunlardan: Yahudi 200 bin, Polonyalı 140 bin, Çingene 20 bin ve Sovyet savaş suçlusu 10 kişi bulunuyordu. Kalan 10 bin kişi ise farklı uyruklardandılar.

Hatta: kampın kapısında, halen görüldüğü üzere “Arbeit macht frei” yani “Çalışmak Özgürlüktü” ibaresi bulunmaktadır.

Burada: “Arbeit” kelimesindeki “b” harfi, bir Yahudi tarafından, burada işlerin ters gittiğini ifade edecek şekilde, ters yani “p” şeklinde yazıldığı söyleniyor.

Evet; çalışamayacak olanlar, yaşlılar, çocuklar, hastalar ve sakatlar: daha kamp kapısından içeri girmeden öldürüldüler, eşyalarına, takılarına ve hatta altın dişlerine ve ne acıdır ki, daha sonra kullanılabilecek her şeylerine el konuldu.

Vahşet kampında: Naziler tarafından her konu araştırmalar yapılarak belirlenmişti. Kampa getirilenlere öncelikle: kollarına yazılı birer “kimlik numarası” veriliyor ve bu kimlik numarasına göre: ırklar ve daha birçok özellik ayrıştırılıyordu.

Küçücük odalarda barındırılan esirlerin, bu dar yerlerde kaç kalori alarak hayatta kalabilecekleri ve bunun karşılığında kaç saat çalışabilecekleri ve çalışırken kaç ay sonra eriyip yok olacakları hesaplanmıştı.

Bu araştırmalar sonucunda: esirlerin muhtemelen 6 aylık çalışma hayatı sonunda ölerek yok olacakları tahmin ediliyordu ve ağır şartlarda, günde 10 saat çalıştırılan esirlerin en vahşi faaliyetleri ise: gaz odasına gönderilirken saç kesme, sonrasında ceset toplama ve yakma işlemlerinin yine kendilerine yaptırılmasıydı.

Evet, tam bir insanlık dramı. İnsan hayatının bu kadar ucuz olduğu dünya üzerinde bir başka yeri görmek: sanırım pek mümkün olmasa gerek.

Hani: gaz odalarında öldürülmüş dedim de: savaşın sonlarına doğru “ölüm gazı” maliyetleri artınca: söylenenlere göre, çocukları ayrı kamplarda toplamaya başlamışlar ve yaklaşık 1.3 milyon çocuk: öldürülmeden kaynar su bulunan kazanlara atılarak işkenceye tabi tutularak telef edilmişlerdir.

Burayı ziyaret ettiğinizde: giriş kısmı olarak belirttiğim bu vahşetin yaşandığı yerleri görecek ve kesinlikle çok etkileneceksiniz, bu insanlık dramını mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Özellikle: ne yazılsa, ne söylense anlamsız, mutlaka görmelisiniz ki, gördüğünüzde inanın bana, çok etkileneceksiniz.

Yaşanan katliamın ne kadar organize ve iğrenç olduğunu göreceksiniz. Kamp komutanı: Rudolf Franz Hoess’tir. Kamp: 27 Ocak 1945 tarihinde: Sovyetler Birliği Kızıl Ordusu tarafından ele geçirilmiştir.

Aslında: Naziler, Sovyet ordusunun çok yakınlarda olduğunu öğrenince: tüm belgeleri imha etmişler ve 56 bin mahkumu serbest bırakmışlardır.

Bu serbest bırakılan mahkumlar: özgürlüğe kavuşacaklarını umut ederek yola çıktılar ama hepsi bu ölüm yürüyüşünde öldüler.

 

ULAŞIM

Buraya gerek Warşova ve gerekse Krakow şehrinden trenle ulaşabilirsiniz. Tren yolculuğu: Varşova şehrinden toplam 5.5 saat kadar sürüyor. Krakow şehrinden ise 2 saat sürüyor. Mesafe olarak, Krakow şehrinin 60 km. güneybatısındadır.

Buraya ulaştığınızda, trenden inince, gar kapısından çıkın ve tam karşıdaki caddeden yürümeye başlayın.

Yaklaşık 15-20 dakikalık bir yürüyüşten sonra; bir park alanı içinden geçtikten sonra “Auschwitz” tabelasını görüyorsunuz ve o istikamete sapıyorsunuz.

Kamp alanına vardınız. Giriş ücreti olarak 3 Euro ödemek gerekiyor. Burada: her yarım saatte bir İngilizce bilen rehberler eşliğinde tur düzenleniyor.

Tura katılanlara kulaklık dağıtılıyor ve böylece rehberin söylediklerini rahatlıkla duyabiliyorsunuz. Yani: rehberi bir para kazanma aracı olarak düşünmeyin.

Rehberli turu tercih edin çünkü rehber, verdiği bilgilerle geziyi daha somut hale getiriyor.

Önce: küçük bir sinema salonunda film gösterimi yapılıyor. Bu gösterimde: Rus Kızıl Ordusunun, 1945 yılında burayı ele geçirdiğinde çektiği görüntülerden oluşan bir siyah-beyaz film, 20 dakika boyunca gösteriliyor.

Sonra: kamp alanına yani “Auscwitz 1” bölümüne giriliyor.

Buraya girişte: özellikle kapının üstündeki “Arbeit mach frei …. “ yazısı ilgi çekiyor. Bu yazı ile ilgili: yukarıda biraz söz etmiştim. Kampın hemen dışında, kapının ilerisinde: bir darağacı var.

Burada: kamp dışında çalıştıkları için kamptan ayrılabilen az sayıdaki esirlerden olan 12 mühendis: isyan planı yaptıkları iddiası ile, yan yana asılarak öldürülmüşlerdir.

Polonya Krakow Auscwitz

AUSTCWİTZ-1 KAMP ALANI

Günümüzde bile, halen duman kokusunun hissedilebildiği kampın içi: düzenli bir şekilde inşa edilmiş, hep aynı tip binalardan oluşuyor. Bu binalar arasında dolaşırken: bir zamanlar Hitler’in, diğer Nazilerin ve katledilen insanların bastığı yerlere basmak, insanda bambaşka duygular yaratıyor.

Polonya Krakow Auscwitz

Evet: kamp alanı içinde, tura katılanlara 10 bina gezdiriyorlar. Tur yaklaşık 2 saat sürüyor.

Binalardan iki tanesinin arasında: 3-4 metre yüksekliğinde kırmızı tuğladan bir duvar bulunuyor. Bu duvarı mutlaka görmelisiniz. Bu duvara “ölüm duvarı” deniliyor.

Çünkü: o dönemde, bazı günlerde, kampta bulunan Nazi subayları tarafından, bu duvarın önünde, bazen 1000 kişiye varan Yahudi kurşuna dizilerek öldürülüyormuş. Amaç, yeni gelecek olanlara yer açmakmış.

Katledilen insanlar arasındaki çocukların oyuncaklarını, annelerin çantalarını, babaların bavullarını ve valizlerini görebiliyorsunuz.

Gezinin son durağı: “gaz odası” oluyor. Gaz odasında; siklon-b gazı kapsüllerinin kutularını görebilirsiniz. İnsanlar: banyo odası adı altındaki bu odalara götürülürler, duşlardan su yerine “ziklon” gazi verilir ve öldürülürlermiş.

Gaz odasının hemen yanında ise “krematoryum” bölümü bulunuyor. Burada, gazlanan esirler yakılarak yok ediliyormuş. Hatta: yakıldıktan sonra, yakılan insanların kemikleri, burada bulunan aletlerle parçalanıp ufalanıyormuş.

Hemen yanında ise: Doktor Mengele’nin muayenehanesi görülüyor. Burada: kendisi, çocukları parçalayarak sözüm ona bilimsel araştırmalar yapıyormuş.

Kamp alanında: Nazilerin katliamlarını kolaylaştıran ünlü barlarını da göreceksiniz.

Polonya Krakow Auscwitz

Tarih Müzesi

Kamp alanının giriş kısmına 5 dakika uzaklıktadır ve yürüyerek ulaşabilirsiniz. Kamp alanında bulunan Tarih Müzesinde: burada öldürülen insanların öldürülmeden önceki resimlerini görebilirsiniz. Ne gariptir ki: bu insanları öldürenler, katliamı yapmadan önce, bu insanların resimlerini çekmişler ve yaptıkları katliamı böylece belgelemişlerdir.

Ancak, ilginç olan şu: Alman SS subayları: bu görüntüleri kendi üst kademelerine verecekleri raporlarda kullanmak üzere çekmişler ve bu görüntüler ve fotoğraflar, bir esir tarafından yanlışlıkla bulunmuştur. Yoksa: SS Subayları: bu vahşetin gelecek nesiller tarafından görünmesinin engellenmesi için, kamptan çekilirken, kampları yıkmaya bile çalışmışlardır.

Bu fotoğraflara baktığınızda mutlaka değişik duygulara kapılacaksınız. Ancak: özellikle dikkat etmenizi istediğim bir husus var, o fotoğraflardaki insanların yüzlerine, gözlerine bakın, sanırım gözlerinde korku olmadığını, yalnızca öfke, gurur ve umursamazlık gibi bir duygu yansıttıklarını hissedeceksiniz.

Çünkü: fotoğraflarda görülen insanların hepsinin gözleri açık, kaşları çatıktır. Kadınların: saçları kazınmış, kıyafetleri alınmış ve işkence edilmiş olmalarına rağmen, yüzlerinde herhangi bir korku ve tedirginlik hissedilmiyor.

Ayrıca: katledilen insanların saçlarından yapılan kumaş parçalarını ve son günlerde kesilen ve zaman kalmadığı için ilgili firmalara gönderilemeyen saçları görebilirsiniz. Bütün bunların yanında; gaz odasına gönderilmeden önce kesilen saçların: firmalara gönderildiğinde kesilen faturalarını ve yapılan anlaşma metinleri de görülüyor.

Polonya Krakow Auscwitz

 

AUSCHWİTZ-2 KAMP ALANI-BİRKENAU

Krematorium gezildikten sonra: ücret alınmayan otobüsler ile: yaklaşık 6-7 dakikalık bir yolculuktan sonra: Birkenau denilen kamp bölümüne ulaşılıyor. Aradaki uzaklık, yaklaşık 3 km. dir.

Burada: rayların bittiği yerde trenle getirilen mahkumların indirildiği yerde bir tabela bulunuyor ve bu tabelanın üstündeki fotoğrafa dikkatle bakmanızı öneriyorum. Bu siyah-beyaz fotoğrafta, binalar aynı yer aynı.

Burada insanlar iki guruba ayrılmışlar. Yukarıda da sözünü ettiğim gibi: birinci gurupta olanlar çalışabilecek olanlar, ikinci gurupta olanlar ise, çalışamayacak durumdaki yaşlılar, engelliler, çocuklar ve hastalar.

Bunların gidecekleri yer belli: gaz odaları ve ölüm. Ancak: dikkatle bakıldığında, gerçekten yüzlerinde herhangi bir korku ifadesi yok, açık gözler ve çatık kaşlar, yalnızca öfke hissediliyor.

Çünkü: onlara söylenenler farklı, yukarıda da belirttiğim gibi, onlara söylenenler: burada yıkanıp temizlendikten sonra, kendilerine yeni bir ev ve iş verileceği.

Çünkü: böyle propaganda yapılmış ve hatta: trenden indikten sonra gittikleri gaz odalarına kadar olan bölümde gayet güzel çevre düzenlemesi yapılmış, yani ölüme giden en güzel yol mu demek gerekir bilmiyorum. Çünkü, bu güzel yolun sonu malüm, önce gaz odasında ölüm ve ardından cesedinin yakılarak yok edilmesi.

Kampın bu bölümünde: baraka kısımları geziliyor. Bunlar arasında: 4 tane gaz odası ve 11 tane krematorium yani ölenlerin yakıldığı fırınlar dikkat çekiyor.

Bu kamp alanında, aynı anda 140 bin mahkumun barındırıldığı söyleniyor. Daha sonra “sauna” denilen bölüm görülüyor. Burası: kadın mahkumların: temizlendikleri ve kıyafetlerinin sterilize edildiği bir hijyen kompleksi olarak önem kazanıyor.

Burada: yerler cam kaplamalarla döşeliydi ama bunlar aynı hizada olmayan, 50 x 50 cm. ebadında kaplamalardı.

Burada, tuvaletler de rezilliğiyle ilgi çekiyor. Betondan yapılmış bir bölümde, onlarca yan yana delik bulunuyor. Kampta kalanlar, günde yalnızca iki kere bu tuvalete gidebiliyorlarmış ve her seferinde, tuvaletlerin önünde uzun kuyruklar oluyormuş.

Yani, saniyeler içinde, insanlar işlerini bitirmek zorunda kalıyorlarmış. SS askerleri, bu tuvaletlere asla girmezlermiş, çünkü mikrop kapacaklarını düşünürlermiş. Tuvaletler: kampta kalan esirler tarafından temizlenirmiş.

Evet: yaklaşık 3 saatlik gezi: burada sona eriyor ve Krakow şehrine gitmek için, Auschwitz-1 bölümüne geri dönülüyor.

Karadağ Budva

 

Karadağ Budva

Ülkemizden hareket eden Balkan turlarının birçoğu buraya uğramaktadır, ancak fazla kalmıyorlar çünkü bu şehrin çevresinde, bu şehirden kat ve kat daha ünlü ve cazip turizm merkezleri bulunuyor. Ama, yine de sizlere Budva şehri hakkında kısa bilgi vereceğim. Bu şehrin en büyük cazibe merkezi Sveti Stefan dır. 

Balkanlarda, Karadağ sahilinde küçük bir yerleşim yeridir. Karadağ ülkesinin turizm merkezidir. Şehri uzaktan incelediğinizde, ormanlık alanların yukarılara doğru nasıl talan edildiği çıplak gözle görülür. Titonun manzaralı tünelleri, plajları, nefistir. Ülkemizden, birçok kişi, Budva şehrine tatile giderler. Ancak: burada ve diğer turistik yörelerde her şey dahil sistemi uygulanmıyor, Sadece konaklama ve kahvaltı sistemi vardır.

budva.genel.1
Karadağ Budva

Tarihi

Sahile yakın Budva şehri, zengin bir tarihi geçmişi gizler. Şehrin tarihi geçmişinin MÖ 5’nci yüzyıla kadar uzandığı söylenir. Birçok efsaneye göre: şehir ilk olarak “İllyrian” kasabasıdır. Yunan trajedi yazarlarından Sofokles, eserlerinde şehirden eski yerli insanların kullandığı ismiyle yani “İllyria” olarak bahseder. İlk kralları ise Harmonia’dır.

Şehir zengin bir ticaret merkezi olunca, MÖ 4’ncü yüzyılda Yunanlılar ve MÖ 2’nci yüzyılda Romalılar tarafından fetih edilir ve aynı dönemlerde şehirde ticaret çok gelişir. Özellikle üzüm ve zeytin yetiştiriciliği üst seviyelere ulaşır.

MÖ 168 yılında, Romalı yazar Plinius, şehirden söz ederken “Roma vatandaşlarının güçlendirdiği şehir” olarak belirtir. Bu dönemde, şehir, anıtsal binalar, döşeli sokaklar, masif duvarlar ile gerçek bir Roma şehri olarak tüm niteliklere sahiptir.

Takip eden dönemde, şehir büyük depremlerle sarsılır.

Roma’nın çöküşünün ardından, bölgede Bizans hakimiyeti görülür. 535 yılında, bölge halkı Bizanslılara karşı mücadeleye başlar.

Bizans hakimiyetinin bitişinin ardından, 1184-1186 yılları arasında, Nemancı hanedanı, eski Karadağ kıyılarına gelir.

11’nci yüzyılın ortalarında, burası Sırp Devletinin ilk başkenti olur ve Sırp kral Dusan, bu şehirde yaşar.

1442 yılında, şehirde Venedik hakimiyeti görülür. Bu dönemde, şehirde küçük gemiler inşa edilen bir de tersane kurulur.

Yine aynı dönemde, Venediklilerle savaşan Türkler, bölgede egemen olurlar. 1807 yılında, şehri Fransızlar işgal eder. 2’nci Dünya Savaşında Naziler ve 1941 yılında ise, İtalyanlar şehri işgal ederler. 22 Kasım 1944 tarihinde, Nazi işgali sona erer.

 

Ulaşım

Tarihi şehir, Dubrovnik şehrinin 90 km güneyinde ve Ulcinj şehrinin ise 60 km kuzeyinde, Adriyatik denizi kıyısındadır. Şehre en yakın havaalanı, yaklaşık 20 km uzaklıktaki Tivat’taki küçük havaalanıdır.

Ama en uygun havaalanı, 65 km uzaklıkta bulunan Podgorica hava alanıdır. İstanbul-Potgorica arasındaki hava yolu yolculuğu yaklaşık 1.5 saat sürer. Buradan otobüs veya taksilerle şehir merkezine gelmek mümkündür.

 

Para Birimi

Karadağ Avrupa Birliği üyesi olmamasına rağmen, Eurozon sistemine girmiştir ve bu yüzden ülkede Euro kullanılmaktadır.

 

İklim

Budva şehrinde, tipik Akdeniz iklimi görülür. Buna göre kışlar ılık ve yazlar genellikle kuru ve çok sıcaktır. Yılda, 2300 saat güneş görülür. Temmuz ayında hava sıcaklığı 30  derecelerin üzerine çıkar. Ocak ayındaki sıcaklık ise 2 derece civarındadır. Yüzme sezonu 10 Mayıs ile 8 Kasım tarihleri arasındaki 182 gün sürer. Yaz aylarında deniz suyu sıcaklığı 21-25 derece arasındadır.

budva.genel.2
Karadağ Budva

Kültürel etkinlikler

Her yıl, Haziran ayı ortalarında, burada uluslar arası müzik festivali düzenlenir. Müzik dünyasının birçok ünlü ismini bir araya getiren bu festival, şehirde “Old Town” denen bölümdeki “Ressamlar Meydanında” yapılır ve 3 gün sürer.

budva.1
Karadağ Budva

Ne yenir

Özellikle ev yapımı “ballı börek” ve ev yapımı “bal” meşhurdur. Yaz aylarında toplanan incirler güneş ve rüzgarda kurutulur ve muhteşem lezzetli olurlar. Ayrıca: yine burada keçi ya da inek peyniri tatmalısınız.

Özel peynir, zeytinyağında tutulur. Yeşil salatalar: maydanoz, yeşil ve siyah zeytinlerle çok güzel servis edilir. Malum şehir deniz kıyısında olduğundan, Budva mutfağı balık bakımından zengindir.

Özellikle: ahtapot salatası, siyah pirinç, soslu midye ve ızgara balıklar muhteşem güzelliktedir. Tüm geleneksel yemeklerde geleneksel içkiler sunulur.

Bunlar: Karadağ Rakia, beyaz ve kırmızı şaraplardır. Oryantal müziği sevenler için, birer tane Çin ve Japon restoranları bulunuyor.

budva.plajlar.körfez plajı.1
Karadağ Budva
budva.przno.1
Karadağ Budva

 

Sahil-Plajlar

Budva Rivierası, 122 km kare alana sahiptir. Sahil şeridinde 35 tane güzel kumlu plaj vardır ve bunlardan 8 tanesi mavi bayraklıdır. Bir çok kumlu koylar, barınaklar ve küçük adacıklar dahil olmak ezere, sahil 38 km boyunca yayılır.

Şehirde, plaj turizmi ilk olarak 1930’lu yıllarda, Çeklerin Budva Riviera sahillerine gelişiyle başlar. Jaz’dan Petroviç’e kadar uzanan 12 km lik sahildeki 20 kumsalda, ılık güneşte, her yıl, 10 Mayıs tarihinden 8 Kasım tarihine kadar, 182 gün boyunca denize girmek ve güneşlenmek mümkündür.

budva.plaj.1
Karadağ Budva

Jaz plajı

Körfezdeki bu plajın toplam uzunluğu 1200 metredir. Şehir merkezine 2.5 km uzaklıktadır. Yaklaşık 2000 şezlong kapasitelidir.

Karadağ Budva

Przno plajı

Budra şehir merkezine 10 dakika uzaklıktaki bu plajın en büyük özelliği: hemen yakınındaki sedir ağaçlarıyla ünlü Milocer Parkıdır.

Çam ağaçlarının gölgesindeki mesire yerinde, pahalı yani lüks restoranlar bulunmaktadır.

Karadağ Budva

Mogren plajı

Birbirine kısa tünelle bağlanan iki plajdan oluşur ve toplam uzunluğu 350 metredir. Old Town bölgesinden buraya yürüyerek ulaşmak mümkündür.

Plaj olağanüstü güneş ışığı ve güney rüzgarına sahiptir. Plajda: St Anton adına adanmış bir kilise kalıntıları görülebilir.

Efsaneye göre: korsanlar tarafından batırılan bir İspanyol kalyonundan kurtulan bir  denizci, plaja çıktığında kurtulması anısına bu kiliseyi yapmıştır.

Her yıl, 13 Haziran günü, burada ayin düzenlenir. Kilise çok küçük olduğundan ayin sahilde düzenlenmektedir.

Karadağ Budva

GEZİLECEK YERLER

Karadağ Budva

Eski Şehir-Stari Grad-Old Town

Eski şehir bölümü, küçük bir yarımadada yer alır. Ada, karaya kumlu bir örtü ile bağlanmış ve böylece yarım adaya dönüşmüştür. Bazı tarihi kaynaklara göre, burası, Adriyatik kıyısındaki en eski şehirlerden biridir. (2500 yıllık olduğu söylenir)

Eski şehrin surları, bugün bile, hem ülkeden gelen turistlerin ve hem de dünyanın en uzak bölgelerinden gelenler için cazibe merkezidir.

Eski şehrin, kentsel çekirdeği ilk olarak 1667 yılında Venedik döneminde kurulmuş, daha sonra 1979 yılındaki büyük deprem buraya büyük zarar vermiştir. Ancak, daha sonra burası tamamen yenilenmiştir.

Dar sokaklar ve meydanlar, ünlü binalar gezilebilir. Stari Grad yani Eski şehir bölümünde, birçok dükkan, kafe, restoran ve galeriyi ziyaret edebilirsiniz.

Birçok binanın giriş katı: kafe, butik, sanat galerisi ve mağazaya dönüştürülmüştür. Gündüzleri yeme-içme ve alışveriş, geceleriyse eğlence için buralar tercih edilir.

 

Etnoğrafya Müzesi

Eski şehrin tam merkezindedir. Şehrin köklü tarihinin aksine, burada son 20 yıl içinde kullanılan objeler ve özellikle giysiler sergileniyor. Ayrıca: Helenistik döneme ait vazolar ve takılar da görülebilir.

Karadağ Budva

Dans eden kız heykeli

Şehirde en çok fotoğraflanan yerdir. Söylenenlere göre, bu heykel, şehirde denizde boğulan bir kızın anısına buraya dikilmiştir. Heykele dokunmanın uğur getireceğine inanılır.

 

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

Karadağ Budva

Kale Kosmac

Budra şehri çevresindeki Brajici köyü yakınlarındaki kaleye mutlaka çıkmanızı öneririm. Çünkü oldukça güzel manzarası vardır, giriş ücreti 5 Eurodur. Kale:  1841-1850 yılları arasında yapılmıştır.

Deniz seviyesinden yüksekliği 800 metredir. Avusturya-Macaristan ve Karadağ arasındaki sınırı oluşturur ve eskiden Avusturya kalesi olarak bilinirdi. Günümüzde ise, Karadağ ülkesini ziyaret eden turistler burayı mutlaka görürler.

Karadağ Budva

Petrovaç

Budva şehrine bağlı bu sahil kasabası, yılın 300 günü güneşli ılıman Akdeniz iklimine sahip olmasıyla dikkat çekiyor. Ayrıca: kasaba tam bir yeşillik cennetin içindedir. Her yanda zeytin, portakal, defneyaprağı ve limon ağaçları görülür.

Ayrıca: geçmişin izlerini taşıyan birçok doğal, kültürel ve tarihi anıtlar vardır. İskelesinde ise: burayı bir turizm merkezi haline getiren birçok tekne, yat ve yelkenliler görülür.

Karadağ Budva

Aziz Nikola Adası

Budva şehrinin en büyük turizm cazibe merkezidir. Sezonunda, Budva şehir merkezinden adaya teknelerle ulaşılır, ücret 3 Euro, yolculuk yaklaşık 15-20 dakika sürer.

Ada, Adriyatik denizinin güney kesimindeki en büyük adadır. Uzunluğu yaklaşık 2 km kadardır. Kıyılar, denize dik iner ve birçok gizli koylar oluşturur. Bu gizli koylar; Akdeniz bölgesinin çeşitli bitkileriyle kaplıdır.

Adada, 840 metre uzunluğunda, 3 kumlu plaj yoğundur. Bu plajların derinlikleri çoğu yerde, yarım metre veya daha sığdır. Çünkü efsaneye göre: Aziz Nikola, büyük dalgaların ve kalyonların buraya gelmemesi için, denize birkaç taş atmış ve deniz sığ olmuştur.

Karadağ Budva

Becici

Budva şehir merkezinin 2 km güneyindeki Becici otel kompleksi ve plajı, Parisli uzmanlar tarafından 1935 yılında Akdeniz’in en güzel plajı olarak seçildi. Güney Adriyatik denizinin en güzel ve en büyük plajlarından birisi olarak kabul edilir.

Burada kumsalın uzunluğu 1950 metredir. Deniz sakin, plaj bölümünde eğlence boldur. Özellikle, aileler burayı tatil için tercih ederler.

 

Çekya Krumlov

20160805_113026
Çekya Krumlov

Çek Cumhuriyetinin bu şehri, 1992 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Prag şehrine 174 km uzaklıktadır.

Şehrin isminin kelime anlamı “Çarpık Çayır” demektir. Çünkü şehir, Vitara nehrinin oluşturduğu menderes üzerinde kuruludur.

20160805_120803
Çekya Krumlov
20160805_112327
Çekya Krumlov
20160805_112323
Çekya Krumlov
20160805_112320
Çekya Krumlov

 

Avrupa’nın en güzel ortaçağ kasabasıdır. Avrupa’da görülmesi gereken 15-20 yer arasında, daima ilk 5 içinde kabul edilmektedir. Dokunulmamış bu tarihi kasabaya girdiğinizde, sanki zaman durmuş gibi hissedeceksiniz.

20160805_123810
Çekya Krumlov

 

20160805_112317
Çekya Krumlov

 

Tamamen, 17’nci yüzyıl başında nasıl yapıldıysa öyle duruyor. Burayı ziyaret etmenizi öneririm. Çünkü gerçekten tam bir doğal güzellik gözler önüne geliyor. Özellikle: kaleye çıktığımızda, yüksekten bu güzellikleri görme şansına sahip oluyorsunuz.

Cesky Krumlov kalesi: Bohemya bölgesinin ikinci büyük kalesidir. Bohemya’nın en güçlü ailelerinden Schwarzenberg ailesine aittir ve şu an da müze olarak kullanılmaktadır. Vitara nehrinin sarmaladığı şirin kasabaya yukarıdan bakıyor.

Kalenin çevresindeki bahçeleri gezebilirsiniz. Kale yüksek olmasına rağmen küçük bir rampadan çıkılıyor yani yorucu bir yolculuk yapmak gerekmiyor. Kalenin tepesine çıktığımızda, seyir teraslarından aşağıdaki Vitara nehrini ve şehrin mimarisi gözler önüne seriliyor.

Yani, kaleye mutlaka çıkmanızı öneriyorum. Kalede gezerken: birçok hediyelik eşya dükkanı ile karşılaşacaksınız, restoranlar ve kafeler var. Özellikle nehir kıyısındaki kafe veya restoranlara oturup güzellikleri seyretmenizi öneririm.

Nehirde: insanlar kanolara biniyorlar. Burayı ziyaret edenler için: Çek Cumhuriyetinin bir tür sokak tatlısı olan, hamur ve toz şeker ile yapılan yiyecekten tatmalarını öneririm.

Çek Cumhuriyeti Prag