Paris 3.Nolu Bölge; Civardaki dar sokaklarda bulunan üçgen çatılı binalar ise, sanat galerileriyle doludur.
ARCHİVES NATİONALES
Burası bir müze. Diğer deyişle, Fransa Ulusal Arşivleri burada muhafaza ediliyor. Fransa’da arşivlerin çoğunun yönetimi, tek ve büyük bir kuruluş olan: Fransa Arşivler Müdürlüğüne (Le Direction des Archives de France) bırakılmış. Bu müdürlüğü bağlı olan arşivlerin en önemlileri: Paris şehrindeki Milli Arşiv (Archives Nationales) dir. Burası: 1897 yılında kurulmuştur. Arşiv kayıtları ise: 1789 yılından bu yana tutulmaktadır. Günümüzde: Musee de I’Hıstoire de France (Tarih Müzesi) olarak kullanılmaktadır.
Paris 3.Nolu Bölge Hotel De Soubise
HOTEL DE SOUBİSE
Yapı: Ortaçağ’da, 1705-1708 yılları arasında inşa edilmiş büyük bir sitedir. Zaman içinde: bazı usta sanatçılar tarafından (Boucher, vann Loo ve Lemoyne) dekore edilmiştir. Özellikle: oval salon ve prenses özel dairesi görülmeye değerdir.
Paris 3.Nolu Bölge
LE MARAİS
3-4 bölgelere yayılmış bulunmaktadır. Burada: geçmiş mimari çok iyi korunmuştur. Kültürel yönden çok zengin bir yerdir.
Burası: 1789 Fransız Devriminden sonra, kraliyet mensupları tarafından terk edilmiştir. 1960’lardan sonra buraları: küçük kafe, fırın ve esnaflar doldurmuştur ve gözde bir yere dönüşmüştür. Burada aynı zamanda: Yahudi, Çin ve eşcinsel topluluklar yaşıyor. Buradaki gey mekanları: Londra’ya kıyasla çok daha çeşitliymiş.
Prag’dan trenle, 1 saatlik uzaklıkta (70 km.) , tarihi bir kasaba. Prag gezinizde, değişik bir yer olarak ilginizi çekebilir. Özellikle; insan kemiklerinden oluşan kilise, gerçekten ilginçtir.
Evet, buranın en ünlü yeri: Sedlic Kilisesidir.
Diğer adıyla: kemikli kilisedir.
İstasyondan: 2 km. uzaklıkta. UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmış şehirlerden biridir.
Kutna Hora
Eskiden zengin gümüş madenleriyle ünlüymüş. Gümüş madenleri o kadar zenginmiş ki, Çek kralı, bir ara: başkenti buraya taşımış. Bu madenler sayesinde, kral, Avrupa’nın en zengin kralı haline gelmiş.
Böylece, kasaba bir anda eserlere bürünmüş. Büyük bir katedral, hemen inşa edilmiş, şehrin en saygın eseri olmuş. Çevresi tepelik ve şehrin en yüksek yerinde, çok büyük bir katedral: St. Barbara Katedrali.
Şehrin içinde: saraylar ve çeşmeler, meydanlar derhal havayı değiştirmiş. Ama elbette, burayı ilginç hale getiren, bu özellikler değil. Çünkü: gümüş madenleri, 17’nci yüzyılda, gümüşün tükenmesi üzerine kapatılmış ve şehir önemini kaybetmeye başlamış.
Başkent, yine Prag olmuş. Ancak, yapılan restorasyonlarla, güzelliğini günümüze kadar korumuş. Günümüzde, sessiz ve sakin bir yerdir.
Çekya Prag Kutna Hora
Şehir, tepede yer alıyor.
Düz kesimde, hemen yakın bir mahallede: Sedlog’ta bir mezarlık ve içindeki küçük bir kilise, ilgi çekiyor. Bu mezarlık: şehir başkent iken önem kazanmış. Haçlı seferlerinden dönenler, Kudüs toprağı getirmişler ve buraya koymuşlar. Bunun üzerine: soylular, bu mezarlığa gömülmeye başlamışlar. Derken, çıkan bir savaşta ölen tüm askerler de buraya getirilmiş, üstüne bir de veba salgını olmuş ve ölenler yine buraya defnedilmişler.
Ancak: gömülme tam yapılamamış. Derken, bu toplu gömülmelerdeki kemikler, toprak üstüne çıkmaya başlamış. Bu saygıdeğer ve onlar için şehit olan kişilere ne yapalım diye düşünürken, bir mimar, ilginç bir öneri getirmiş. Kemikleri, kiliseye yerleştirelim diye. Ama ne yerleştirme.
Tüm kemikleri toplamışlar, parlatmışlar ve küçük kilisenin içerisinde dekor malzemesi olarak kullanmışlar.
15-16’ncı yüzyıllarda yapıldığı düşünülen kilisenin dekorasyonu böylece değişmiş. Kilisenin içerisinde, insan kemiklerinden yapılmış ve bütün kilisenin içerisinde dekor malzemesi olarak kullanılan: şamdan, avize, armalar oluşturulmuş. İşte, görmeye değer olan bu. İnanılır gibi değil, ama orada duruyor.
Evet: kemikler niye kullanılmış? Bazı söylentilere göre: Kemikler kullanılmış çünkü insanlar ölümlü olduklarını unutmasınlar diye imiş.
Kilisenin bence en çarpıcı köşesi: Ortaçağda bölgenin hakimi olan Schwarzenberg Prensliğinin armasıdır.
Ama bu arma kemiklerden yapılmıştır.
Armanın sağ alt kenarında: gözü karga iskeleti ile oyulan bir kafatası bulunuyor. Bu kafatası, prensin Türklere karşı kazandığı bir savaşı temsil ediyormuş. Türklerin gözünü oyduk anlamında. Savaşın adı, yabancı kaynaklarda “Raab Savaşı” diye geçiyor.
Bizim kaynaklarda ise “Yanıkkale Savaşı” dır.
Olduğu yıl: 1594. Macaristan’da, Budapeşte’nin batısında Gyor kenti yakınlarında, bizim Yanıkkale, onların Raab dedikleri yerde olmuş. Daha sonra, Viyana kuşatması öncesinde, Osmanlı ordusu buradaki Kale’yi geri alır.
Tarihi kaynaklar: Yanıkkale’nin fethinin, ordunun doğrudan Viyana’ya yürümesini isteyen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ile bazı komutanları arasında tartışmalara yol açtığını yazar. Bu tartışmada, Merzifonlunun karşısında yer alan Kırım Bey’i Giray Han’ın: Viyana kuşatmasının en kritik anında, Lehistan’lı (Polonya) Jan Sebieski’nin ordularının Osmanlı’ya arkadan vurmasına seyirci kaldığı söylenir.
Giray Han’ın şöyle söylediği rivayet edilmektedir.” Osmanlı, Tatar ağasının değerini anlasın.”
İşte böyle. Burayı ziyaret ettiğinizde, sanırım bu arma dikkatinizi çekecektir. Daha önce de söylediğim gibi, öyle korkmuşlar ki, bu zaaflarını, kendilerini üstün çıkaran bu tür simgeleri yaratarak, gidermeye çalışmışlar. Burayı da mutlaka görmenizi öneriyorum.
Norveç ülkesinde, UNESCO tarafından, kültür mirası kabul edilerek “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilen ve koruma altına alınan yerler hakkında, sizlere aşağıda kısaca bilgi vereceğim. Norveç ülkesine bir gezi düşünürseniz, bunlardan ilginizi çekenleri gezebilirsiniz.
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
ALTA ROCK ART
Burası: 1985 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Finnmark ilçesinde, Alta belediyesi bölgesindedir. Buraya ulaşmak için: E6 büyük karayolunu takip etmek gerekir. E6 karayolu boyunca “Alta Sentrum” için otobüs seferlerini kullanarak buraya ulaşabilirsiniz. Ancak, otobüs durağından itibaren, kaya resimlerinin bulunduğu yere ulaşmak için 2.5 km. yürümek gerekir.
Kuzey kutup dairesi yakınlarındaki bu “Alta Fiyordu” bölgesinde, milattan önceki dönemlere tarihlenen bir yerleşim izi bulunmaktadır. Resimler ve gravürler üzerinde yapılan incelemede, yaklaşık MÖ.4200-500 yıllarına tarihlendikleri görülür. Yani: Kuzey Kutup Dairesi yakınlarında, günümüzden yıllarca önce, bir insan yerleşimi bulunması ilginç ve burada, yani “Alta” bölgesinde, bu kaya çizimleriyle, bu kanıtlanıyor.
Bölgenin bulunmasına gelince: Alta ilk olarak 60 yıl önce keşfedilmiştir. Pippisteinen isimli küçük bir taş bulunduğunda: 1966 yılında Tromse Müzesine bildirilmiştir ve ardından ilk kaya resimleri bulunmuştur. Bölgede bulunan alanların her birindeki ilk keşifler, özel kişiler tarafından tesadüfler sonucu yapılmıştır.
Kaya çizimleri: deniz seviyesinden 26 metre yüksekliktedir. Resimlerde: ren geyiğini temsil edilmiş, ayrıca ayı, köpek ve kurt, tilki, tavşan, ördek, kuğu, kaz, karabatak, pisibalığı, balinalar ve somon balıkları betimlenmiştir. Ayrıca: avcılık, balıkçılık, yakalama, tekne, dans ve yine çeşitli ritüel eylemler resmedilmiştir.
Resimlerin, sert kumtaşı kaya üzerine: oyma bir çekiç ve keski olarak taş veya boynuz kullanılarak yapıldığı düşünülüyor. Daha sonra ise, çizgi yüzeyler tıraşlanarak düzleştirilmiştir. Çoğu boyalı olmayan resimlerin, boyalı olanları kırmızıdır.
Tüm resimler, 7 bölgeye dağılmış, 45 yerde görülmektedir. Binlerce resim ve gravür: kronolojik bir sıra dahilinde yapılmıştır. En büyük resim/gravür alanı ise “Alta Müzesi” bölgesindedir. Buradaki çizimler, 3000 civarındadır. Ayrıca, zaten yalnızca bu alan ziyarete açıktır.
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
ROROS MADEN KASABASI VE ÇEVRESİ:
Roros bölgesi: 1980 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültü Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Roros bölgesi: 3 siteden oluşur ve 1646 yılında: Danimarka-Norveç arasında yapılan bir anlaşma ile, ayrıcalıklı bir bölge olarak kabul edilmiştir.
Roros maden kasabası ve çevresindeki bakır madeni kaynakları: 17’nci yüzyılda kurulmuş ve 1977 yılına kadar, tam olarak 333 yıl boyunca işletilmiştir. Bu yüzden, bölge: sanayi ve kırsalın birlikte görüldüğü bir kültürel manzara göstermektedir. Bu manzara içinde: 2000 tane, tek ve iki katlı ahşap ev görülmektedir. Bu evler ve mevcut binalar: bölgeye tam bir ortaçağ görünümü vermektedirler.
Evet, 1646 yılında kurulan Roros Maden Kasabası gerçekten benzersizdir. Soğuk iklimli, yolları olmayan, ormanlar ve tarım alanları nedeniyle, marjinal büyüme koşullarından uzak bu bölge: madencilik faaliyetleri ve inşa, ulaşım ve yaşam biçimi ve bunların doğal çevreye uyumu ve adaptasyonu konusunda: burası, görülesi bir yer olarak önem kazanmaktadır.
Roros sokaklarında gezerken: el sanatları üreten esnafları görebilirsiniz. Bunlar: cam ve ahşap oyma üretirler. Ayrıca: gümüşcüler, demirciler, seramik sanatçıları, ressamlar görebilirsiniz.
Evet, gelelim burada gezmenizi önereceğim yerlere:
Roros Müzesi-Olavsgruve Mine
Burası, Roros madencilik tarihinin 300 yıllık bir geçmişinin izlerini barındırmaktadır. Buraya ulaşmak için: yüzeyden 50 metre ve dağın içinde 500 metrelik bir yürüyüş yapmanız gerekiyor.
Roros Yürüyüş Turu
Rehberli tur ile, bu küçük maden kasabasında insanların nasıl yaşadığını ve çalıştığını görebileceğiniz bir yürüyüş turu yapmak mümkündür. Yürüyüş: anıtsal cüruf yığınları, çiftlikler ve büyüleyici binalar arasından ilerler.
Roros Kilisesi-Bergstadens Ziir
Kilise: 1784 yılında inşa edilmiştir. Norveç ülkesinin en önemli kiliselerinden birisi ve dağ katedrali olarak kabul edilir.
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
STRUVE JEODEZİ ARK
Yazının başlığı “Norveç ülkesinin UNESCO değerleri” olmasına rağmen, burası hakkında farklı bir değerlendirme yapmak gerekir, çünkü: burası hakkında birçok ulusun egemenlik hakkı bulunduğu söyleniyor. Evet, burası ve devamındaki zincir yapılar, 2005 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahi edilerek koruma altına alınmıştır.
Evet: Struve Arc; 10 ülke arasında, 2820 kilometrelik, Norveç’ten başlayan ve Karadeniz’e kadar uzanan bir zincirin halkasıdır. Bu zincir: 1816-1855 yılları arasında, Astronom Friedrich Georg Wilhelm tarafından yapılan bir “meridyen” uzunluğu ölçüm sistemidir. Bu sistem: gezegenin şekli ve boyutunun hesaplanmasında ve yer bilimleriyle topografik harikaların geliştirilmesinde öncü olmuştur. Orijinal yay: 266 ana istasyon ve 258 ana üçgenden oluşuyor. Orijinal istasyonlar: farklı işaretlerle belirlenmiştir. Bunlar: kaya, demir haç, dikili veya delikli taş şeklindedirler.
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
Norveç UNESCO Dünya Kültür Mirasları
URNES STAVE CHURCH
Stavkirke diye de bilinen bu ahşap kilise: Sogn on Fjordane denilen yerde, doğal ortamında bulunmaktadır. Yapı: 12 ve 13’ncü yüzyıllarda, geleneksel İskandinav ahşap mimarisi tarzında inşa edilmiş ve o dönemin seçkin bir örneği olarak görülmektedir. Yapıda: Viking gelenek ve Romanesk mekansal özellikler dikkat çekiyor. Tarihi kilise, 1979 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
UNESCO Dünya Kültür Mirasları
UNESCO Dünya Kültür Mirasları
UNESCO Dünya Kültür Mirasları
VEGAOYAN-VEGA TAKIM ADALARI
Vega takımadaları: 2004 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Adalar: Kuzey Kutup Dairesinin hemen güneyindedir ve kültürel bir peyzaj oluştururlar. Bu soğuk ortamda: adalarda, balıkçılık ve ördek avı yapılır. Balıkçı köyleri: iskeleleri, depoları, evleri, tarım manzaraları, fenerleriyle dikkat çeker. Yapılan araştırmalara göre, 1500 yıldır burada yerleşim bulunduğu tahmin ediliyor.
Evet, burada 6500’den fazla ada, adacık bulunuyor. Kıyı dağlarının manzarayı süsleyen silüetinin önünde, deniz yüzeyinde neredeyse ağaçsız adalar, deniz ve kara parçası, bunlar muhteşem bir görüntü oluşturuyorlar. Norveç’in Kuzey Atlantik kıyısındaki bu adalar, oldukça iyi korunarak günümüze ulaşmıştır.