Hollanda Utrecht

Hollanda Utrecht

Şehir, Hollanda ülkesinin en kalabalık kalbidir ve Hollanda’nın dördüncü büyük şehridir.

Nüfus olarak ise, 2011 yılı sayımlarına göre, 312 bin kişinin yaşadığı görülür.

Ren nehri kıyısındadır. Güzel kanallara ve parklara, canlı restoranlara, ilginç müzelere ve özel tarihi binalara sahiptir.

Kuzey Hollanda’nın en önemli ticaret merkezidir. Aslında Hollanda altın çağına kadar ülkenin en önemli şehriydi ama daha sonra bu önceliğini Amsterdam şehrine kaptırdı.

Ancak şehrin en büyük özelliği, 8’nci yüzyıldan bu yana, Hollanda ülkesinin dini merkezi olmasıdır.

Burada: kafeler ve suya bakan teraslar ve güzel kanallar görülür. Şehir: ortaçağdan kalma iki kanalın (Nieuwegracht ve Oudegracht) kesiştiği yerde kurulmuştur. Evet, burasının tam bir kanal şehri olduğu söylenebilir, öte yandan kanallar içinde bulunan restoranlar da ilgi çekmektedir. Kanalların hemen yanındaki bu restoranlarda: yemek yerken sanırım deniz özlemlerini gideriyorlar.

Şehir: Dom kulesinin çevresinde inşa edilmiştir. Dom kulesi dışında, şehirde antik üniversite de ilgi çeker.

Şehir merkezini yürüyerek keşfedebilirsiniz. İklime gelince: şehirde genellikle yağmurlu, rüzgarlı ve sert bir hava hakimdir. Yani, havası tam anlamıyla dengesizdir.

Şehirde büyük bir üniversitenin varlığı nedeniyle 20-30 yaş aralığında birçok genç nüfus bulunmaktadır.

Şehirde yaşayan insanların hemen hemen tamamı İngilizce konuşabilmektedirler. Zaten şehir bir öğrenci şehri olarak gündeme gelmektedir.

Hollanda Utrecht

ULAŞIM

Şehir, Hollanda ülkesinin tam ortasında bulunmaktadır. Bu nedenle: buradan, ülkenin her yerine trenle gitmek mümkündür. Amsterdam-Ultrecht arasındaki ulaşım ise, trenle yaklaşık 20 dakika sürüyor.
Şehrin tren istasyonu ise, tam bir devasa yapıdır ve özellikle yanındaki alışveriş merkeziyle birleştirilince iyice büyümüştür. Ama, bu büyük tren istasyonunun bir diğer özelliği de: şehirdeki bütün yolların bu tren istasyonuna çıkıyor olmasıdır.

TARİHİ

MS 50 yılında burada bir Roma şehrinin varlığı biliniyor. Roma döneminde Utrech kalesinin adı Traiectum idi. 275 yılında Cermen kabileleri saldırınca Romalılar şehri terk ettiler.

7’nci yüzyıl başlarında misyonerler burada yerleşik Frizyalıları, dinden döndürmek için yola çıktılar. Papa, Frizyalıların lideri Willibrordus’u piskopos ilan etti. 723 yılında yörede yerleşik Frank lideri Maratel, Utrech şehrindeki kaleyi ve çevresindeki toprakları, piskoposların üssü olarak bağışladı. O andan itibaren, Utrech şehri Katolik kilisesi için en etkili iktidar koltuklarından biri oldu.

850 civarında Utrech şehri yörenin en büyük ticaret merkezidir. Utrech doğumu Boeyens, 1522 yılında Papa seçilince, şehir Hıristiyanlığın başkenti haline geldi.

Hollanda Utrecht

EĞLENCE

Burada: eğlence için seks etkinliği arayanlar: su kanalında bulunan botlardaki “Red Light District” denilen yeri tercih edebilirler. Bunun dışında, şehir 24 saat canlı ve hareketlidir. Çünkü: başta da belirttiğim gibi, şehirde 40 bin öğrenci barınıyor. Yani: Hollanda’nın en büyük öğrenci kapasiteli şehri olarak biliniyor.

UYUŞTURUCU

Hollanda’nın diğer şehirlerinde olduğu gibi, burada da: hafif uyuşturucu sınıfına dahil olan esrar, marihuana gibi uyuşturucu maddeler serbestçe satılıyor. Bunlar:”Koffieshop” denilen kahvehanelerde satılıyor ve içilebiliyor.

Ancak: satılması ve içilmesi serbest olan bu hafif uyuşturucular yanında: satışı ve kullanımı yasak olan diğer bir kısım ağır uyuşturucular da yine aynı mekanlar veya önlerinde satılıyor. Bu yüzden: özellikle gece geç saatlerde uyuşturucu satıcılarına dikkat etmekte yarar vardır.

Hollanda Utrecht

ALIŞVERİŞ

Şehirde, geniş bir mağaza yelpazesi ve butikler bulunmaktadır. Bunun dışında Hollanda’ya özgü: lale, yel değirmeni ve tahta terlikler ve bunların minyatürlerinden satın alabilirsiniz.

YEMEKLER

Şehirde, en tanınmış yiyecek “patates” olarak biliniyor. Kızarmış patatese: Patat ismini veriyorlar. Hollandalılar çarşıya çıktıklarında: patat ve balık yiyorlar. Bir külah patates: 5 Euro dur ve külahlar içinde satılan porsiyonlar doyurucudur.

Hollanda Utrecht

GEZİLECEK YERLER

Hollanda Utrecht

UTRECHT CATHEDRAL VE DOM KULESİ

Eski Roma kalesinin içindeydi. Mevcut bina, daha önceki ve bir yangın sonucu yok olana yapının yerine inşa edilmiştir. İnşaat 1254 yılında başlar ve 200 yıl sürer. Ancak parasızlık nedeniyle, katedral hiçbir zaman tam olarak bitirilememiştir. Hollanda Gotik mimarisinin muhteşem bir örneğidir.

İç mekan son derece sadedir. Çünkü 1580 yılında İkonoklazma sırasında yapının içindeki heykeller yıkılmış ve tüm Roma Katolik unsurları kaldırılmıştır. İç mekanın bu sadeliği, dışarıdaki zarif süslemelerle tezat oluşturur. Katedralin içinde günümüzde birkaç antik mezar ve İmparator Condrat II ve Henry IV mezarları bulunmaktadır.

Dom Kulesi;

Kule, Sen Martin katedralinin bir parçasıdır. 2000 yıl önce Utrech şehrinin kurulduğu noktadadır. 1321-1382 yılları arasında inşa edilmiştir. 14’ncü yüzyılda Avrupa’da inşa edilen en büyük kulelerden biridir.

Utrech şehrindeki kilisenin gücünü göstermek için planlanmıştır. Kule tamamlandığında yani 1382 yılında 109 metre yükseklikteydi. Ancak, 1910 yılında yapılan restorasyon sırasında yükseklik arttırıldı. Bugün kulenin yüksekliği 112 metredir. Hollanda’nın en yüksek kilise kulesidir. 1674 yılında “nef” yıkıldığında, Dom kulesi, bağımsız bir kule olarak kalmıştır.

Evet, kule üzerinde çok daha hafif bir fener bulunan iki kare bloktan oluşmaktadır. Bir çan kulesi olmasının yanı sıra, birinci katta Utrech başpiskoposunun özel bir şapeli vardır. Aynı zamanda gözetleme kulesi olarak da kullanılmıştır.

Alt kare bloğunun ikinci katında ise, kule muhafızları bulunuyor. Günümüzde kulenin tepesine 465 basamakla tırmanmak mümkündü. Asansör yoktur. Kulenin tepesinden açık bir havalı günde, hem Rotterdam hem de Amsterdam şehirlerini görmek mümkündür.

Çanlar

Kulede 32 ton ağırlığında 14 zilden oluşan bir çan vardır. İlk çanlar 1505 yılında yerleştirilmiş, sonra 1982 yılında yeni çanlar eklenmiştir. En büyük çanın ağırlığı 8200 kilodur.

Nef

Katedralin nefi, hiçbir zaman tam olarak bitirilemedi. 1674 yılındaki bir fırtınada, katedralin bu bölümü yok oldu. Ancak kule hasar görmedi. Daha sonra kule ve katedral hiçbir zaman yeniden bağlanamadı. 1836 yılındaki bir fırtınada kulenin üst katı ağır hasar gördü.

Hollanda Utrecht

KANALLAR:

Şehir tamamen kanalize edilmeden önce, Ren nehrinin bir kısmı şehir merkezinden geçiyordu. Şehri bu kadar benzersiz kılan özelliklerin birisi de, iki seviyeli kanalardır.

11 ve 14’ncü yüzyıllardan kalan Oudengracht yani eski kanal ve Nieuvengrach yani yeni kanal; kanalları alt katta 13’ncü yüzyıldan kalma depoların bulunduğu yerlerdir. Su seviyesinde günümüzde restoran ve kafeler bulunuyor.

Eski Kanal

Güneyden kuzeye, tüm şehir merkezi boyunca uzanan kanal, 2 km uzunluğundadır. Eski kanal boyunca uzanan şehrin bu bölgesinde, eskiden tüccarlar tarafından depo ve kiler olarak kullanılan bir çok mahzen vardı. Ancak günümüzde bu binalar: barlar, restoranlar ve mağazalara dönüştürülmüştür.

Eski kanal kıyısında yürüyerek şehrin en güzel ve hareketli bölgelerine ulaşmak mümkündür. Kanalda tekne gezintileri de yapılıyor, üstü camlı bu teknelerde 1 ve 1.5 saatlik turlar düzenleniyor, ücret 15.50 euro.

Hollanda Utrecht

ÜNİVERSİTE

1636 yılında kurulan üniversite, sadece ülkenin en eskilerinden değil, aynı zamanda Avrupa’nın en büyüklerinden biri olarak kabul edilir.

RİETVELD SCHRÖDER EVİ

Burası: mimar Gerrit Rietveld tarafından tasarlanmış ve Truus Schröder-Schrader’e konut olarak kullanılmak üzere yapılmıştır. Yapılış tarihi: 1924 yılıdır. Bu ev: 2000 yılında, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Evet burası erken modern dönemin bir örneği olarak önem kazanmaktadır. Evin esnek alanlarında, renkler ve çizgiler ile nasıl oynandığını görebilirsiniz. Evi ziyaret etmek isterseniz, rehberli turlara katılabilirsiniz, tur yaklaşık 1 saat sürüyor.

DİCK BRUNA HUİS

Burası, tamamen “Miffy” ve onu yaratan “Dick Bruno”ya adanmıştır. Bu beyaz tavşan hakkındaki hikayeler: 40 farklı dile çevrilerek yayınlanmış ve bu kitaplar, dünya çapında 85 milyondan fazla satılmıştır.

Bunun dışında: müzede, Dick Bruno’nun resimli kitap kapakları, afişler, haritalar ve grafik tasarımlar bulunmaktadır ki, bunların sayısı 120 dir. Evet: ülkemizde pek tanınmasa da, hem çocuklar ve hem de yetişkinler “Miffy” yi seviyorlar.

CATHARİJNECONVENT-VREDE UTRECHT

Burası, şehir merkezinde eski bir ortaçağ manastırıdır. Burada: Hollanda’da, Hıristiyanlığın tarihi hakkında bilgi edinebilirsiniz. Hıristiyanlığın dünü, bügünü ve geleceği: tarihi eserler ve multimedya ile açıklanmaktadır.
Dünya üzerinde, bu müzeyi ilginç kılan bir diğer özellik: Protestan ve Katolik toplama objelerinin bir çatı altında sergilenmesidir.

Ayrıca: azizlere ait altın ve gümüş heykelleri içeren koleksiyon önem kazanmaktadır. Daimi koleksiyon yanında, müzede, İncil temaları ve birçok geçici farklı koleksiyonlar sergileniyor.

CENTRAL MUSEUM

Şehir merkezindeki bu müze: her insana hitap eden sanat eserleri ve çeşitlilik taşıyan koleksiyona sahiptir. Müzede bulunan koleksiyon içinde öne çıkanlar şunlardır: Miffy yaratıcısı Dick Bruna’nın yaratıcı çalışmaları, Utrech şehrinde yaşamış eski ustaların eserleri, Utrech şehrinin tarihine ait objeler, çağdaş moda, tasarım ve sanat eserleridir.

SPEELKLOK MÜZESİ

Burası: dünyanın en müzikal müzesi olarak bilinir. Buranın daimi koleksiyonunda: müzik kutuları, organ saatler, piyanolar, sokak ve panayır müzik aletleri ve dans müzik aletleri gibi çeşitli müzik aletleri sergilenmektedir.
Müzeyi ziyaret ederseniz, rehberli turlarda: müzenin müzik koleksiyonunu ve özelliklerini görebilirsiniz. Müzede sergilenen objeler arasında: şarkı ve müzik yanı sıra, müzik kutularının işçiliklerine de dikkat etmenizi öneririm.

LEPELENBURG PARKI

Bu park: şehri çevreleyen kanallar boyunca yer almaktadır. İlk zamanlar, burası, şehrin savunma bölgesi olarak görev yapmıştır.

Ancak: geçmiş yüzyıllarda bir eğlence yeri olarak kullanılmıştır. Tamamen çim kaplı olan park alanında, Utrechliler yazın güneşlenmektedirler. Ayrıca: öğrenciler, aileler: yaz günlerinde, burada piknik yapıyorlar. Parkın merkezinde bulunan kırmızı-beyaz bando: bazen müzik yapıyor, Pazar günleri canlı müzik dinleyebilirsiniz.

Hollanda Utrecht

KANALLAR-YUVARLAK S İNGEL UTRECHT

Bu kanallar: 12. yüzyılda şehri savunmak için inşa edilmişlerdir. Kanallar üzerinden şehre giriş bağlantısı: 4 kapı üzerinden olur. Kanallar, ayrıca surlar, duvarlar, kuleler ve kaleler ile güçlendirilmiştir. Evet, bu savunma sistemi: 19. yüzyıla kadar geliştirilerek varlığını sürdürmüştür.

Hollanda Utrecht

19. yüzyılda ise: Jan David Zocher isimli bir mimar: kanalları ve çevresini cazip bir park haline getirdi. Sökülen ağaçlar ve çalılar yerine, İngiliz tarzı peyzaj yapıldı ve Utrecht şehrinin çevresi, tamamen değişti. Evet, yeşil kanallarla çevrili şehirde: rehberli turlara katılarak gezebilirsiniz. Bu turlar, 5 km. uzunluğundaki kanallar boyunca, şehrin en güzel noktalarını gezerek sürüyor.

TRAJECTUM LÜMEN

Burası: ulusal ve uluslar arası sanatçılar tarafından: tarihi şehir merkezi boyunca ışıklandırılan bir yer olarak önem kazanıyor. Ünlü binalar, köprüler ve sokaklar: burada, akşamları muhteşem güzel bir görüntü oluşturuyorlar. Bu hat boyunca yapacağınız bir yürüyüşte: tarihi yerlerin, binalar ve cephelerinin değişik vurgularla ışıklandırılmış halini görebilirsiniz.

Kendiniz yürüyebileceğiniz gibi, rehberli bir yürüyüş turuna da katılabilirsiniz. Bu tur: 10 Euro’dur ve yürüyüşte: Flemenkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca ve İspanyolca tanıtım yapılmaktadır.

DEMİRYOLU MÜZESİ

Bu müze: 1927 yılında kurulmuştur. Bulunduğu binaya ise, 1954 yılında geçmiştir. 21. yüzyılın sonunda ise, müzede yeni ve modern binalar inşa edilerek yenileme yapıldı. Yani: Maliebaan istasyonu: bekleme salonları ve iki restoranı ile müze olarak tanzim edilmiştir.
Müzede: buharlı lokomotifleri ve Hollanda’da ilk kullanılan treni ziyaret edebilirsiniz. Müze: Salı-Pazar günleri arasında, her gün saat: 19.99-17.00 arasında açıktır.

UTRECHT PAZARLARI

Şehir merkezinde, haftanın her günü: meyve-sebze pazarı, kumaş pazarı ve çiçek pazarı olarak bölümlere ayrılan Pazarlar kuruluyor. Bu pazarların: 400 yıldır kurulu bulunduğu söyleniyor.
Her cumartesi günü, saat: 08.00-13.00 arasında kumaş ve bez pazarı kuruluyor. Çiçek pazarı ise: iki yerde kuruluyor. Janskerkhof’da bulunan büyük çiçek ve bitki pazarı: her Cumartesi günü, saat: 07.00-17.00 arasında kuruluyor.

Aynı zamanda: Old Canal köprüsü ve devamında Baker üzerinde de bir çiçek pazarı kuruluyor. Burada, çiçekler ve buketlerin satıldığı 12 tezgah bulunuyor. Genel Pazar ise: Vredenburg denilen yerde kuruluyor.

Burada: balık, et, sebze-meyve, ekmek, kemer, ceket, aksesuar ve elektronik cihazları bulup satın alabilirsiniz. Ayrıca: ringa balıklı sandviç, taze şeker pekmezi, meyan kökü de tadabilirsiniz. Pazar: her Çarşamba, Cuma ve Cumartesi günleri kuruluyor ve özellikle Cumartesi günü çok kalabalık oluyor.

OUDAEN

Bu yapı: 1280 yılında varlıklı bir aile tarafından inşa ettirilmiştir. Taş ev: Dom kulesi inşa edilmeden önce, şehrin en yüksek binası olarak bilinmektedir ve bu özelliği, yaklaşık bir yüzyıldan fazla sürmüştür. 1758 yılında, kale ev: yoksul insanların barınması için Protestan kilisesi tarafından satın alınmıştır.

Günümüzde burayı ziyaret edebilirsiniz. Burada: rehberli bir tura katıldığınızda, tur, içkili bir akşam yemeği ile birleştiriliyor. Bunun dışında, yine bu taş evde: çoğu zaman toplantılar ve düğünler düzenlenir.

UTRECHT KALE

Şehirde, 8 tane kale bulunmaktadır. Özellikle güzel yerde bulunan Ultrcht kaleye ilgi büyüktür. Kale: su hattında bulunmaktadır ve su hattı, savunmanın bir parçasıdır.

UTRECHT SHOP SİNKEL

Burası, Hollanda ülkesinde açılan ilk mağazadır. Eski kanal boyundaki bu mağazayı: Sinkel bölgesinde bulabilirsiniz. Mağaza: 1839 yılında açılmıştır ve aklınıza gelebilecek hemen hemen her şey satılmıştır. Böylece, Hollanda genelinde ünlü olan mağaza: günümüzde görkemli bir kafe ve restoran ve akşamları kulüp olarak kullanılmaktadır.

Dükkanın bulunduğu yapı: 19. yüzyıl başında, İngiltere’de yapılan dört büyük heykelle süslenmiştir ve ülkenin başka bir yerinde böyle bir yapı yoktur. Dükkan hakkında “Anton Sinkel” tarafından bestelenen bir şarkı da bulunuyor.

Hollanda Utrecht AKADEMİ BİNASI

AKADEMİ BİNASI

Katedral meydanında bulunan bu bina: Utrcht Üniversitesinin ünlü ana binasıdır. Bina: törenler, söylevler, mezuniyet, konferanslar, akşam yemekleri ve kültürel etkinlikler için kullanılmaktadır.
Bina: 19.yüzyıl başlarında gotik tarzda inşa edilmiştir. Tavan ve duvarlarda, cephe ve resimlerde zengin süslemeler dikkat çekmektedir. 2010 yılında, Üniversitenin ilk kadın öğrencisinin (Maria van Schurman) onuruna: özel yüksek çan sesi bulunan yeni saat yapıya eklenmiştir.

KASTEEL DE HAAR

Şehir merkezinin yaklaşık yarım saat dışında bulunan kale: Hollanda’nın en büyük kalesidir. Kale: kuleleri, hendekleri, kapıları ile her şeye sahiptir. Buna ek olarak, onun güzel bahçeleri, bir şapel, birçok sanat hazinesi bulunmaktadır.

Kaleyi ziyaret etmek mümkündür. Bir uzman rehber eşliğinde yapacağınız bu ziyarette: inşaat ve iç tasarımın detayları hakkında bilgi alabilirsiniz. Evet burayı ziyaret ederseniz, ortaçağ döneminin yeniden canlandığını görebilirsiniz.

İtalya Floransa

İtalya Floransa

İtalyanca ismi “Firenze” dir. Latince ismi ise “Fiorenza-Florentia” dır.

Şehrin bu değişik isimlerini de yazıyorum çünkü Avrupa’da iken bu şehre ulaşmak isterseniz, birçok yerde “Firenze” ismi kullanılmaktadır.

Yani: Floransa, yalnızca tarafımızdan kullanılan bir isimdir.

Bu yüzden, özellikle ulaşımda sıkıntı yaşamamak için, şehrin değişik isimlerini bilmenizde yarar var.

Evet, Floransa: 2012 yılında, gerek uluslararası düzeyde ve gerekse ülkemiz basınında, 2012 yılında, mutlaka görülmesi gerekenler listesinde, 1’nci sırada seçilmiştir.

Sanırım bunun en büyük sebebi: bu şehirde, kilometre kareye düşen “eser” sayısı açısından, dünyada tek olmasıdır.

Şehir: 15’nci yüzyılda, Avrupa’nın kültür başkentiydi. Yani: 15’nci yüzyıla, Floransa damgasını vurmuştur.

Şehir: Rönesans yani “Yeniden Doğuş” un beşiğidir ve sanat ve mimari harika eserlerle doludur. Bunun sonucunda, şehir: 1982 yılında, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek, koruma altına alınmıştır.

Evet, bu şehirde 70’den fazla müze var. Bunlar arasında özellikle: Uffizi galerisi, Palatine galerisi ve Arkeoloji Müzesini mutlaka görmenizi öneriyorum. Hatta: 50 dolar karşılığında; “Floransa Kart” satın alırsanız, kent içindeki toplu taşımada, 3 günlük ücretsiz ulaşım yanında, 50 müzeyi de, ücretsiz gezebilirsiniz.

İtalya Floransa

ULAŞIM

Floransa şehri: İtalya’nın başkenti Roma şehrinden 1.5 saat, Venedik şehrinden: 3 saat (hızlı tren ile) ve Milano şehrinden, yine hızlı tren ile, yaklaşık 3 saat uzaklıktadır.
Genellikle, Roma şehrinde konaklayan turlar, buraya günübirlik gezi yapıyorlar. Ama, tur ile gitmek istemezseniz, Roma şehrinden kalkan 2 tren buraya geliyor. Hızlı trenler: 1.5 saat ve 45 Euro karşılığında, Roma-Floransa arasındaki yolu alıyorlar. Ama, hızlı değil de normal tren isterseniz, yaklaşık 4 saatlik bir yolculuk ve 17 Euro ödemeniz gerekir.

İtalya Floransa

HAVAALANI

Şehrin havaalanı “Americo Vesbucci Havaalanı”, şehir merkezine 5 km uzaklıktadır.
Havaalanından, şehir merkezine, taksi ile gitmek isterseniz, muhtemelen 15-20 Euro arası ücret ödemeniz gerekmektedir.

İtalya Floransa

TARİHİ

Şehir, ilk olarak: MÖ.80 yıllarında, Romalı general Lucius Cornelius Sulla tarafından, gazi askerlerinin yaşam alanı olarak kurulmuştur. Yani, iki nehir arasında: Arno nehrinin verimli vadisi içinde, bir ordu kampı olarak yapılmıştır. Zamanla, yöre, bir ticaret merkezi haline gelmiştir.

Tarihi süreç içindeki 200 yıllık dönemde, şehir, çalkantılı bir dönem yaşamış ve özellikle Ostragotlar tarafından sık sık saldırılara maruz kalmıştır. 6’ncı yüzyıl ise, barış içinde geçer. 774 yılında, şehir, Toskana krallığının bir parçası haline gelir. Bundan sonra, nüfus hızla artmaya başlar ve ticaret, şehri zenginleştirir.

1000 yılına gelindiğinde, şehrin altın çağı başlar. 1013 yılında, Basilica di San Miniato bazilikasının inşaatına başlanır. 1284 ve 1406 yıllarında, en güçlü rakip şehir Pisa ile yapılan çatışmalar kazanılır ve ticaret iyice gelişir. 1348 yılındaki veba salgınında, şehrin 94 bin kişilik nüfusunun, 25 bin kişiye düştüğü görülür. 1382-1434 yılları arasında, şehir, Albizzi ailesinin egemenliği altına girer.

15’nci yüzyıla gelindiğinde ise, şehrin:

Ekonomik açıdan zenginleştiği ve Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biri haline geldiği görülür. Aynı dönemde, Cosimo de Medici, şehrin yönetiminde etkin hale gelir. Yani: tarihin en soylu ailelerinden olan “Medici” ailesi ortaya çıkar.

1469 yılında, Medici ailesinin bir ferdi olan Lorenzo Medici döneminde: Michelangelo, Leonardo da Vinci, Botticelli gibi sanatçılar, şehre gelirler. Hatta: çeşitli müzik etkinlikleri düzenlenir ve şehir, besteciler ve şarkıcılar tarafından da tercih edilir hale gelir.

Bunun üzerine, çağdaş Floransalılar, Lorenzo il Magnifico’ya “Muhteşem Lorenzo” ismini verirler. Yani: Lorenzo de Medici, İtalya’nın siyasi ve kültürel beyni olarak kabul edilir.

Hatta: Medici ailesinin iki üyesi: Papa olarak görev yapmışlardır. Ayrıca: Catherine de Medici: 16’ncı yüzyıl başlarında, Fransa kralı I. Henri ile evlenmiş, 1559 yılında, kral eşinin ölümü üzerine, bir süre, Fransa’yı yönetmiştir.

Şehir: 14 ile 16’ncı yüzyıllar arasında: dünyanın siyasi, ekonomik ve kültürel başkenti olmuştur. Hatta: günümüzdeki “Euro” gibi, bir zamanlar, ortaçağ döneminde, 300 yıl boyunca, Avrupa ülkelerinin birçoğunda, Floransa parası olan “Filorin” kullanılmıştır.

1494 yılında, Lorenzo Medici ölür ve oğlu Pietro II başa geçer. Bu sırada, Fransa ordusu, komşu Pisa şehri kapılarına gelir dayanır ve daha sonra şehri ele geçirirler. Floransalı isyancılar ve kral II. Pietro şehirden kovulurlar.

16 Mayıs 1527 tarihinde, Floransa’da, ikinci Medici dönemi başlar.

Medici hanedanı: 1737 yılında, Avusturya topraklarında da egemen olurlar. 1801 yılına gelindiğinde ise, bu kez, Toskana bölgesinin Fransa tarafından ilhak edildiği görülür.

1807 yılında, Mediciler, tahttan indirilirler. Floransa, Fransa’ya bağlanır ve 1814 yılında Toskana tahtına çıkan Napolyon: 1859 yılındaki Viyana kongresi sonucu, tahttan indirilir. 1861 yılında, Toskana bir eyalet olarak kabul edilir.

1865 yılına gelindiğinde, Floransa, İtalya başkentidir. Bu dönemde, şehirde önemli yapılaşma görülür. Şehrin batı ucunda, büyük bir zafer takı inşa edilir.

20’nci yüzyıla gelindiğinde: şehrin nüfusunun iki katına çıktığı görülür. Dünya savaşı sırasında ise, 1943-1944 yılları arasında, Alman işgali görülür. 1944 yılında, müttefiklerin baskıları sonucu geri çekilen Alman birlikleri, Arno nehri üzerindeki tüm köprüleri tahrip ederler.

Ancak, şehirdeki Alman general ikna edilir ve Ponte Vecchio bölgesi, tarihsel değeri nedeniyle, son anda havaya uçurulmaktan kurtarılır. Bunun yanında, şehrin güney bölümündeki tarihi alan olan “Corridoio Vasariano” bölgesi tahrip edilmekten kurtarılamaz.

Savaştan sonra, bu bölgedeki yapıların birçoğu : mümkün olduğunca, modern tasarım ile eski tarz birleştirilerek, yeniden inşa edilmişlerdir.

1945 yılının ortalarında, II. Dünya savaşı sonunda, şehir, Amerikalılar tarafından ele geçirilir ve şehirde ilk Amerikan Üniversitesi kurulur.

Kasım 1966 tarihinde, şehir hayatında yine önemli bir olay olur. Arno nehrinin yükselen suları, şehrin sular altında kalmasına sebep olur ve birçok sanat hazinesi, bu selden olumsuz etkilenir.

Kasım 2002 tarihinde, şehir yine sel sularının etkisi altına girer.

İtalya Floransa

GENEL

Floransa: derli-toplu bir şehirdir. Şehrin tarihi değerlerinin hepsi: Centro Storico bölgesindedir. Ancak, km. kareye düşen tarihi eser sayısı bakımından; dünyada, birinci sıradadır.

Böyle olunca da, özellikle yaz aylarında, şehir milyonlarca turist tarafından ziyaret edilmektedir. Zaten, şehir dümdüz olduğu için yürüyerek rahatlıkla gezilebiliyor.

Stendhal Sendromu: şehirde birbirine benzer o kadar çok eser ve meydan, alan var ki; şehir ziyaretçileri “ben daha önce buraya gelmiştim”, “ben daha önce bu eseri görmüştüm” gibisinden, bir tür sendroma giriyorlar.

Hatta: bu eserlerden etkilenenlerin bir kısmı: içinde bulundukları zamanı unutup, geriye, yıllar öncesine, eserlerin yapıldığı yıllara gidiyorlar. Bu nedenle: şehir geziniz için mutlaka uzun zaman ayırın ve bu şehirden, bir-iki günde çıkmayı düşünmeyin.

Şehirde, 400 bin civarında bir nüfus yaşamaktadır. Toskana bölgesinin en kalabalık şehridir. Şehir her ne kadar tarihi özellikleriyle öne çıksa da, Floransa, aynı zamanda, İtalyan moda merkezi olarak da bilinmektedir. Dünya moda başkentleri arasında, ilk 50 içinde bulunur.

Şehrin ortasından: Arno nehri geçmektedir.

Şehri ziyaret zamanı: Floransa şehrine, paskalya zamanı bir Pazar günü giderseniz, çok güzel bir geçit törenini izleyebilirsiniz. Bunun yanında: şehrin bulunduğu bölgede: nemli subtropikal ve Akdeniz ikliminin etkin olduğunu bilmekte yarar vardır.

Bu iklim özellikleri nedeniyle: bölge orta derecede yağış alır ve kışları nispeten serin, yazları ise nemlidir. Özellikle: Haziran-Ağustos ayları arasında, sıcak ve nemli ortam egemendir. Yaz sıcakları, kıyı boyunca daha yüksektir.

En sıcak ay: 30-31 derece ile, Temmuz ve Ağustos aylarıdır. En serin aylar ise: Aralık-Ocak ve Şubat ayları olup, ısı genellikle 1-2 derece civarındadır.

İtalya Floransa

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

İtalya Floransa; Şehir içi otobüs biletleri, 1 Euro’dur. 24 saat geçerli otobüs biletleri ise, 4.5 Euro’dur. Otobüslere binerken, biletinizi otobüs girişinde damgalatmanız gerekmektedir, aksi halde, büyük para cezası ödemek zorunda kalırsınız.

ALIŞVERİŞ

İtalya Floransa; Şehirde alışveriş yapmak isterseniz, tercih edebileceğiniz büyük mağazalar: Coin ve Rinascente olabilir.

Peki bu şehirden ne satın alınmalı şeklinde bir soruya verilecek en güzel cevap: “şarap” olabilir. Çünkü: özellikle, buradan kendiniz veya yakınlarınız için hediyelik olarak, şarap satın alabilirsiniz. Ayrıca: deri ürünleri ve dantel de tercih edebilirsiniz.

NE YENİR-NE İÇİLİR 

İtalya Floransa; Şehirde: trattoria denilen restoranlar bulunmaktadır. Bunlar: sade ve güzel lokantalardır. Özellikle: şehirde, Pazar günleri kurulan Bit pazarına da ev sahipliği yapan “Piazza Santo Spirito” yani Kutsal Ruh Meydanına giderseniz: buradaki trattoria’larda, uygun fiyatlı, yerel lezzetlerden tadabilirsiniz. Bu meydanda, aynı zamanda, birçok bar da bulunmaktadır.

Şehirde, yerel lezzetlerden tatmak isterseniz önerebileceklerimin başında: Bruschetta gelir. Bu: kızartılmış ekmek üzerine, domates, sarımsak, fesleğen ve zeytinyağı sürülerek yenilen bir spesiyaldir.

Carpaccio: ince dilimlenmiş, sığır etidir.

Bistecca alla Florentina: genellikle az pişirilen, kalın bir tür biftektir ki, hatta kanlı kanlı yenilmektedir.

Tabii bu ülke, bu şehir olur da “pizza” olmaz mı? Elbette var. Özellikle, önereceğim bir pizza restoranı “la lampara” olabilir.

Tatlı derseniz: 1872 yılından günümüze hizmetini sürdüren, Signoria Meydanında bulunan “Caffe Rivoire” de, sıcak çikolata denemelisiniz.

Son olarak, bu şehirde “dondurma” yemelisiniz. Dondurmayı: Bargello’nun arkasında: Galateria del Neri, Vestri veya Vivoli denilen yerde tatmalısınız.

Chianti Classico: bu bir tür şaraptır ve Toskana vadisi üzümlerinden üretilmektedir. Özellikle: Floransa ve Siena arasındaki “Chianti” denilen yer, ünlü şarap üretim alanıdır.

İtalya Floransa

GECE HAYATI

Şehirde, özellikle akşam saatlerinde: Piazza della Republica meydanı oldukça hareketlidir. Bu hareketlilik, sokak müzisyenlerinin müzikleriyle sağlanmaktadır.

Gece hayatının hareketlendiği diğer yerlerden bazıları ise: May Day Lounge, Central Park ve The Fiddler Elbow.

Bunların yanında “Red Garten” düşünülebilir. Burada, mükemmel hizmet sunulmaktadır.

Piazza della Liberta meydanındaki Partere denilen yer de ilgi çekmektedir.

MEDİCİ

Lorenzo de Medici: şehri, kültür başkenti haline getirmiştir. Kendisi: başarılı bir işadamı ve aynı zamanda bankerdir. Ancak, döneminde, sanatçılara destek olmasıyla tanınır.

Özellikle: Donatello, Michelangelo ve Da Vinci gibi sanatçılara olan desteği ile tanınır.

Michelangelo: 12 yaşında, Medici’nin sanat okuluna girer ve üstün dehası, burada keşfedilir.

Bunun yanında: bir diplomat gibi hareket ederek, savaşan prenslikler arasında, barışın sağlanmasında büyük emeği olmuştur.

Hatta: dönemin Papaları, kendisinin önerilerini dinlemişler, fikirlerine değer vermişlerdir.

Evet, bu büyük şahıs: 1469-1492 yılları arasında, gerçekten büyük başarılara imza atmıştır. Bir anlamda, Rönesans’ın babası olarak kabul edilir.

DANTE

1265-1320 yılları arasında yaşamıştır. Dante Alighieri; modern edebiyatın, dünyadaki kurucularından birisidir. Aynı zamanda, İtalya’nın en büyük şairi olarak kabul edilir. İtalyan dilinin de babasıdır.

En önemli eseri olan “İlahi Komedya” da: değişik bir yolculuk ile, tanrıyı bulmaya çalışan bir adamın öyküsünü anlatmaktadır.

GEZİ PLANI

Şehirdeki gezimizin ilk durağı: bu şehre en büyük değer katan yapı olan “Duamo” yani “Basilica di Santa Maria del Fiore” den başlayacağız.

Bulunduğunuz yerden, bir şekilde: “Piazza del Duamo” olarak isimlendirilen bölgeye ulaşmalısınız.

Çok kalabalık, hareketli bir yer. Ama, özellikle, burada göreceğimiz “Bazilika” ve “Çan kulesi” inanın muhteşem, gözlerinize inanamayacaksınız, tam bir mimari harikalar.

Ama, aynı zamanda uzun bir kuyruk, sıra beklemeniz gerektiğini unutmamanız gerekir. Hatta, bu sıra yani kuyruk çoğu kez, bazilikanın çevresini dolanıyor. Neyse, en iyisi siz sıraya girin, ilk durak Bazilika.

PİAZZA DEL DUOMO

Katedral meydanı, tarihi merkezin tam ortasındadır. Şehirde ve Avrupa bazında, en çok ziyaret edilen yerlerin başında gelmektedir. Özellikle: Piazza del Duamo, Vaftizhane ve Giotto Campanile binaları, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine alınarak korunan şehrin tarihi bölgesinin en ilgi çeken binalarıdır. Evet, gelelim bu tarihi yapıları gezmeye.

Önce: yukarıda sözünü ettiğim gibi, uzunca bir kuyrukta, sıraya giriyoruz ve Duamo katedralini geziyoruz.

İtalya Floransa
İtalya Floransa

DUAMO-SANTA MARİA DEL FİORE KATEDRALİ-FLORANSA KATEDRALİ-MERYEM ANA KATEDRAL

Duamo ismi: şehrin en büyük kilisesine verilen özel bir isimdir. Ülkenin diğer şehirlerinde de en büyük kiliseler, bu ortak isimle anılıyor. Bizde ki “Ulucami” benzeri bir isimlendirme yöntemi kullanılıyor. Duamo kelime anlamı ise “kubbe” dir.

Büyüklüğü ile, Avrupa’nın dördüncü kilisesidir. Roma Katolik Başpiskoposu, bu kilisede yaşamaktadır.

Mimar Arnolfo di Cambio tarafından yapılmıştır. Ancak, yapının muhteşem kubbesi, sonradan Filippo Brunelleschi tarafından eklenmiştir. Kubbe: iç içe geçme iki kubbe gibi, birbirine geçme tuğlalarla yapılmıştır. Yani: modern çağın yeni yapısal teknikleri kullanılmaya başlanıncaya kadar, dünyanın en büyük tuğla yapılı kubbesi olarak öne çıkmıştır.

İç içe geçme iki kubbe, dıştaki tuğla, içteki ise demir-çelikten. Düşününce, yüzlerce yıl geçmesine rağmen yıkılmamış olması ilgi çekiyor. Michelangelo: Roma şehrindeki “St. Pietro kilisesi” ni yaparken; buranın kubbesinden ilham almıştır.

Evet: bu muhteşem yapının inşasına: 1295 yılında başlanmıştır. Yapımın tamamlanması, 140 yıllık süreç sonunda, 1435 yıllarına kadar sürer. Dış cephesi: yeşil, pembe ve beyaz mermerler ile yapılmıştır. Yapının uzunluğu: 153 metre, yüksekliği: 116 metredir.

Giriş ve sunak arasındaki uzaklık: bir hayli fazladır. Yapının içinde: özellikle, Michelangelo tarafından yapılan “Pietro” isimli heykel mutlaka görülmesi gereken bir eser olarak öne çıkmaktadır. Bu heykelde: Meryem Ana’nın acısı yansıtılmaktadır.

Katedrali gördükten sonra yapının hemen yanındaki uzun kuleyi görmelisiniz.

İtalya Floransa
İtalya Floransa

GİOTTO CAMPANİLE-ÇAN KULESİ

Katedral kompleksinin bir parçası gibi yerleştirilmiştir. Zengin heykelsi süslemeleri ve mermer dış cephesi ilgi çekmektedir. Bu durum, kulenin, katedralin boyalı bir kulesi gibi görünmesine neden olur.

1334 yılında, ünlü ressam Giotto di Bondone tarafından yapılmıştır. Ancak, sanatçı kulenin yapımında, kendi tasarımı, ışık-gölge oyunları ve değişik çizim teknikleri kullanmıştır.

Beyaz mermerden geometrik desenler, sanatçının ölümü üzerine, 1337 yılında, Carrara isimli sanatçı tarafından bitirilmiştir. Ancak, günümüzde, sanatçının birçok eseri kule yapısında görülebilmektedir.

Kule: 15 metre yüksekliğinde bir podyum üzerinde durmaktadır. Bunun üzerinde, 84.7 metre yüksekliğe ulaşmaktadır. En büyük çan: 5300 kg. ağırlıktadır.

1705 yılında yapılmıştır. En küçük çan ise, 1956 yılında yapılmış olup, 237 kg. ağırlıktadır.

Kulenin seyir terası, 84.7 metre yüksekliktedir ve buraya çıkmak için, 414 basamaklı merdiveni tırmanmak gerekiyor.

Daha sonra, yine meydanın tam ortasında güzel bir dini yapı daha var.

İtalya Floransa
İtalya Floransa

FLORANSA BAPTİSTRY-BATTİSTERO Dİ SAN GİOVANNİ-VAFTİZHANE

Duamo kilisesinin karşısında, küçük bir bazilikadır.
Yapı: 1059-1128 yılları arasında inşa edilmiş, şehrin en eski yapılarından birisidir. Mimari tarzı: Romanesk.
Yapının bronz heykellerle süslü kapılarındaki kabartmaları ilgi çekmektedir. Yapının bronz kapılarını yapmak için, dönemin Floransalı sanatçıları arasında büyük yarışmalar yaşanır.

Güney kapıları: Andrea Pisano tarafından yapılmıştır. Kendisi: Avrupa’nın en iyi bronz demircilerinden biri olarak tanınır.

Kapıların: döküm ve altın yaldız işlemeleri, Venedik tarafından yapılır. 6 yıllık bir çalışma sonunda, kapılar, 1336 yılında tamamlanır.

Kuzey ve doğu kapıları: Lorenzo Ghiberti tarafından yapılmış olup, İncil’den sahneler işlenmiştir. 1348 yılında, birçok sanatçının yarıştığı bir yarışma sonucu, Lorenzo seçilmiştir.

Bu kapıların yapımı: 17 yaşındaki sanatçının, tam 21 yılını almıştır.

Bu yaldızlı bronz kapılarda: İsa’nın yaşamını tasvir eden, 21 panel ve ayrıca, Yeni Ahitten, 28 panel bulunmaktadır.

Doğu tarafındaki kapı ise, Michelangelo tarafından yapılmış olup, “Cennetin kapıları” betimlenmiştir.

Bu betimlemelerin orijinalleri: 1990 yılında, 500 yıllık süreçte maruz kaldıkları yıpranmaların önlenmesi için alınmış ve yerlerine kopyaları konulmuştur.

Orijinal paneller: Museo dell’Opera bölümünde, kuru ortamda muhafaza edilmektedir.

Binada

Bizans stili mozaikler ilgi çekmektedir. Hatta: ünlü yazar İnferno: Cehennem isimli eserini yazarken, bu mozaiklerden esinlenmiştir. Hatta: ünlü yazar Dante’nin, ölüm ve yeniden dirilişi konusundaki düşünceleri; bu mozaiklere ve görüntülere bakarak büyümüş olması nedeniyle, derinden etkilenmiştir.

Evet, vaftizhanenin iç kısmı: Roma şehrindeki, Pantheon tapınağına benzemektedir. İç mekan oldukça karanlıktır. Işık, küçük pencerelerden girmektedir.

İç duvarların işlemelerinde, geometrik desenler hakimdir, renk olarak ise, koyu yeşil ve beyaz mermer kullanılmıştır. Biraz önce sözünü ettiğim mozaik tavan bölüm ise: 1225 yılında, Venedikli ustalar tarafından yapılmıştır.

Ünlü sanatçı “Dante”nin ve Medici ailesinin birçok ferdinin vaftizi burada yapılmıştır. Hatta: 19’ncu yüzyılın sonuna kadar, Katolik Floransalıların tümünün vaftizleri burada yapılmıştır.

Daha sonra, katedral yapısının hemen arkasında, bir müzeyi geziyoruz.

İtalya Floransa

MUSEO DELL’OPERA DEL DUAMO-KATEDRAL MÜZESİ

Piazza Duomo bölgesindedir.

Burası eski bir bazilika iken, sonradan müze olarak düzenlenmiştir. Hemen, Duamo’nun doğusundadır. 1891 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır. Müzenin en değerli eserleri arasında: Floransa Vaftizhanesinin “Cennet kapıları” bulunmaktadır.

Yukarıda hatırlarsanız, vaftizhanenin kapılarının bozulmaması için, yerlerinden alınarak, bu müzeye konulduklarını, orijinal yerlerinde ise, kopyalarının bulunduğunu söylemiştim.

Kapıların orijinalini görmek isterseniz, burayı ziyaret etmeniz gerekir.

Vaftizhanenin hemen yanında, yine bir tarihi yapı görülüyor.

İtalya Floransa

LOGGİA DEL BİGALLO

Yapı: geç Gotik mimari özellikleri taşımaktadır. 1352-1358 yılları arasında yapılmıştır. Yapının bir hayırsever tarafından inşa ettirildiği düşünülüyor. Bir süre: terk edilen bebeklerin bakımı için kullanılmıştır. Yani, bir tür, bakım evi işlevi sürdürmüştür.

Daha sonra: 5 Via de’Martelli caddesinden ilerlemeye devam ediyoruz. Hedefimizde, yine bir dini tarihi yapı var. Cadde, gayet hareketli ve canlı, iki yanda, dükkanlar var. Bir süre sonra, ilk sola dönüyor ve Via de’Gori caddesinde ilerlemeye devam ediyoruz.

Burada da, yine hediyelik eşya satan dükkanlar var. Bir süre sonra, yine gayet kalabalık ve hemen ortasında, bir heykel bulunan meydana çıkıyoruz. Bu meydanın ismi “Piazza di San Lorenzo” meydanıdır.

Meydanın önemli anıtı: Basilica di San Lorenzo (Firenza) Bazilikasıdır.

SAN LORENZO BAZİLİKASI

Yapı: 1420 yılında, Brunelleschi tarafından yapılmıştır. Yapılış amacı: Medici Cosimo’nun mozolesi olarak kullanılmasıdır.

Yapıldığı dönemde, yapının dış cephesi: Michelangelo tarafından yapılmaya başlanılmış ancak, daha sonra yarım bırakılmıştır. Sanatçı, şehirde dönen entrikalardan olumsuz etkilenerek, burayı yarım bıraktıktan sonra, Roma şehrine gitmiştir.

Buradan sonra, şehrin daha kuzey bölümüne, müzelerin bulunduğu bölüme doğru ilerliyoruz.
Via de’Gori sokağında yürümeye devam ediyoruz. Daha sonra 29 Via deMartelli caddesine giriyoruz. Burada, çok miktarda bisiklet gördüğünüzde şaşırabilirsiniz.

Cadde, bir süre sonra “52 Via Camillo Cavour” ismini alarak devam ediyor. Bir süre sonra: Piazza di San Marco meydanına çıkıyoruz. Burada birb müze var.

İtalya Floransa
İtalya Floransa

SAN MARCO MÜZESİ

Piazza San Marco bölgesindedir. Müzeye giriş ücretlidir. Giriş ücreti: 7 Euro’dur.
Bir zamanlar: ünlü sanatçı Angelico, burada bir rahip olarak yaşamıştır.

Günümüzde, bu eski manastırda, yine aynı sanatçının bir çok çarpıcı eseri, yağlı boya tablosu sergileniyor.

Özellikle: Ghirlandaio tarafından yapılan freskler, “Son akşam yemeği” ilgi çekmektedir.

Bu eser: 1449-1994 yılları arasında yaşamış, zamanın en popüler Floransalı sanatçılarından olan Domenico di Tommaso Bigordi Ghirlandaio tarafından yapılmıştır.

Salon kısmında, misafirler için dizayn edilmiştir. Ancak, bu müzede görülmesi gereken en büyük özellik, yapının mimarisidir.

Yapı: mimar Michelozzo tarafından restore edilmiştir.

Ancak, yukarıda belirttiğim gibi, bina: Angelico ve daha sonraki dönemde, Gerolama Savonarola gibi sanatçılar tarafından dini faaliyetlerde kullanılmıştır.

Müze binasında, Rönesans döneminin ilk halk kütüphanesi bulunmakta olup, burada bir dizi el yazması eser bulunmaktadır.

Daha sonra, 19 Via Cesare Battishi caddesinden yürümeye devam ediyoruz. Bir süre sonra “Piazza della Santissima Annunziata” meydanına ulaşıyoruz.

Meydanın ortasında, bir heykel ve iki yanda havuzlar var. İnsanlar, meydanın iki yanında bulunan merdivenlerde oturuyorlar. Evet, bu meydanda da iki müze bulunuyor.

MUSEO NAZİONALE-BİGALLO MÜZESİ

Yapı: 13’ncü yüzyılda, bir kale olarak yapılmıştır.
Günümüzde ise, Ulusal Müze olarak kullanılmaktadır. Burada, 14’ncü yüzyıldan kalma, Floransa mozaiklerini görebilirsiniz.

Ayrıca: Donatello’nun, bronz “Davut Heykeli” ve “Druid” isimli eseri, burada sergilenmektedir. Giriş katında ise: Michelangelo’nun bir kısım eseri görülebiliyor.

İtalya Floransa
İtalya Floransa

GALLERİA DELL’ACCADEMİA

Via Ricasoli bölgesindedir. Pazartesi günü hariç, haftanın diğer günlerinde, saat: 08.15 ile 18.50 arasında gezilebilmektedir. Giriş ücreti: 9.50 Euro’dur.

Buraya girmek için, kesinlikle uzun kuyruklarda bir süre sıra beklemeniz gerekecek ama unutmayın ki, içeri girdiğinizde, muhteşem sanat eserleri göreceksiniz.

Özellikle: 1503 yılında, Michelangelo tarafından yapılan “Davut-David” heykeli, dünyanın en tanınmış sanat eserlerinin başında gelmektedir.

Siz de, içeriye girdiğinizde, diğer ziyaretçiler gibi, bu muhteşem eserin karşısında bir süre durun ve izleyin.

Evet, Floransa’nın en iyi bilinen müzelerinden birisidir. 1784 yılında, Grandük Pietro Lepoldo tarafından, Floransalı çizim okullarının en üstünü ve akademi öğrencilerinin çalışmalarını kolaylaştırmak için kurulmuştur.

Galeri, zamanla bazı olağanüstü başyapıtları satın alarak, şehrin en önemli müzelerinden biri haline gelmiştir.

Özellikle: Michelangelo’nun, David isimli heykeli, 1873 yılında sergilenmeye başlandığında, müzenin önemi iyice artmıştır.

Evet: gezimizin bu bölümü burada bitiyor.

Gezimizin bu bölümünde, ilk başlangıç noktası: Piazza della Signoria yani Signoria Meydanıdır. Bulunduğunuz yerden, bir şekilde, bu meydana geliyorsunuz.

Bu meydan, eski sarayın yapıldığı, 1299 yılından itibaren, şehre damgasını vurmuştur.
Palazzo Vecchio ve Uffizi, bu meydanın sınırlarını oluşturur. Uffizi: ofisler anlamına gelmektedir.

Meydanın hemen ortasında: büyük bir atlı heykel ve onun hemen yanında, yine heykellerle süslenmiş bir havuz bulunuyor. Bir süre heykel var.

Meydanın yanlarında ise, meydana doğru uzanan, açık havaya yerleştirilmiş kafeterya masa ve koltukları görülüyor. Kısa molalar için güzel yerler var. Meydanın en önemli yapısı: Eski Saray.

İtalya Floransa
İtalya Floransa

PALAZZO VECCHİO-ESKİ SARAY

Piazza Della Signoria meydanında bulunan yapı: kaleye benzemektedir ve 1299 yılında Arnolfo di Cambio tarafından yapılmış ve Medici ailesinin ikametgahı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Şehrin en önemli sembollerinden biridir. 1300 yılında, Floransa Cumhuriyetinin bir sembolü olmuştur.

Günümüzde ise, 1872 yılından bu yana, Floransa Belediye Binası olarak kullanılmaktadır.
Toskana bölgesinin en etkileyici yapılarındandır.

Dikdörtgen kulenin yüksekliği: 94 metredir. Kulede, farklı zamanlarda hapishane olarak kullanılan, iki küçük hücre bulunmaktadır. Kulede bulunan saat ise, 1667 yılında konulmuştur.

Yapının avlusunda: Michelangelo yapımı “David” heykelinin kopyası bulunmaktadır. Yapının daireleri ise, günümüzdeki sanat koleksiyonlarının sergilenmesinde kullanılmaktadır.

Sarayın en önemli yeri “Salone dei Cinquecento-Beş Yüzler Salonu“ olarak isimlendirilen bölümdür. Bu salonda: büyük konseyin 500 üyesi toplanırmış. Salonda: savaş sahnelerini gösteren, büyük freskler görülmektedir.

Ancak, yukarıda da söylediğim gibi, günümüzde, burası Belediye tarafından fiilen kullanılmaktadır. Bu yüzden, burayı gezmek isterseniz, rehberli turlardan birine katılın ve Medici ailesinin uzun yıllar ikamet ettiği birçok odayı keşfedin.

Rehberli turlar, birkaç şekilde düzenleniyor. Quartieri Monumentali denilen tur: yaklaşık 1 saat sürüyor ve 14 Euro’dur. Gizli geçitler turu ise, yine 1 saat sürüyor ve 14 Euro’dur. Yönlendirme turu ise, yine 1 saat sürer ve 12.5 Euro’dur.

Eski saray yapısının hemen güneyinde, yine muhteşem bir sanat galerisi bulunuyor.

İtalya Floransa
İtalya Floransa

UFFİZİ 

Loggiato delgi Uffizi bölgesindedir.
Dünyanın en eski sanat galerisidir. Buraya girmek için, uzun kuyruklarda saatlerce (hatta 5 saate kadar uzanmaktadır) beklemeniz gerekebilir, ancak unutmayın ki, gerçekten bu beklemenize değecek eserler göreceksiniz.

Müze, Pazartesi günü hariç her gün açıktır. Saat: 08.15 ile 18.50 arasında gezilebilir. Giriş ücretlidir. 18 yaş altı ücretsizdir. 18-25 yaş arasındaki ziyaretçiler, 6.25 Euro, 25 yaş üstü ziyaretçiler ise 9.50 Euro giriş ücreti ödemektedirler.

Evet: yapı: 1559-1581 yılları arasında: Casimo Dükü Giongio Vasari, burayı çalışma alanı olarak inşa ettirmiştir. İç avlu, çok uzun ve dar olarak yapılmıştır.

Bu avlu bölümündeki cephelerde, sütunlu iskelelerdeki nişler, 19’ncu yüzyılın ünlü sanatçıları tarafından yapılmış heykellerle doludur.

Çünkü, bu yapı, her ne kadar bir ofisler yapısı olarak tasarlanmış olsa da, birçok sanatçı, bir zamanlar burada toplanmıştır. Bunlar arasında: Michalengelo ve Leonardo da Vinci de bulunmaktadır.

Yıllar boyunca

Medici ailesi tarafından toplanan resim ve heykeller, günümüzde, 1765 yılından bu yana, burada sergilenmektedir. Ama, yalnızca resimler değil, aynı zamanda: 16 ve 17’nci yüzyıllarda yapılan, tavan freskleri de ilgi çekmektedir.

Botticelli’nin “Venüs’ün doğuşu” ve “İlkbahar” isimli eserleri, burada sergilenmektedir. Bunun dışında: Raphael, Da Vinci, Michelangelo, Rembrant, Titian ve Caravaggio gibi dünyaca ünlü sanatçıların yine dünyaca ünlü eserleri de burada sergilenmektedir. Hatta: galerinin üst katının bir kısmında, Osmanlı padişahlarının görüntülendiği tablolar da bulunmaktadır.

Yapının sergi durumunu kat kat incelemek gerekirse:

Zemin katta: daha önce yine buruda bulunan antik Romanesk kilisesinin kalıntıları görülebilmektedir.

İkinci katta: 17’nci yüzyılda Medici tarafından başlatılan, dünyanın en ünlü koleksiyonlarından biri olan: baskı ve çizimler bölümü görülmektedir. Burada: odalar, numara sırasına göre takip edilirse: 14’ncü yüzyılda, sanatçıların yaptıkları olağanüstü eserleri görebilirsiniz.

Burası, daha çok, erken Rönesans dönemi eserlerine ayrılmıştır. Venüs’ün doğuşu, Primavera, Meryemana, Nar Madonna gibi nadide eserler, bu bölümde görülebilir.

Bu müzeyi gezerken: özellikle “Contini Bonacossi koleksiyonu” nu görmenizi öneririm. Bu koleksiyon, 1998 yılında, Uffizi galerisi tarafından satın alınmıştır.

Koleksiyonda, 35 resim ve 12 heykel bulunmaktadır. Ayrıca, antik mobilya parçaları da görülmektedir.

Parçalar arasında: özellikle San Lorenzo, Gian Lorenzo Bernini tarafından yapılan, erken Rönesans dönemine ait çalışmalar ilgi çekmektedir.

İtalya Floransa

Corridoio Vasariano-Vasari Koridoru

Pitti Palace ile Uffizi galerisi arasındaki bağlantı koridorudur. Yaklaşık, 1 km. uzunluğundadır. Burada: geçmişten günümüze, çeşitli sanatçılar tarafından yapılan portreler bulunmaktadır. Bu portreler: 17 ve 18’nci yüzyıllarda yapılmış olup, 1000’den fazladır.

Bu galeri/koridor: 1565 yılında, Vasari tarafından inşa edilmiştir. Koridor: Ponte Vecchio köprüsünün yukarısından geçmektedir. Yuvarlak pencerelerden, şehrin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

Muhteşem güzel bir yer, hemen nehrin kıyısında, mutlaka gitmeli ve tarihi ortamdaki bu hareketliliği görmelisiniz.

PONTE VECCHİO-ESKİ KÖPRÜ

Şehrin en eski köprüsüdür. 14’ncü yüzyılda yapılmıştır. Günümüzde, üzerinde pek çok mücevher dükkanları ve kuyumcu dükkanları görülmektedir. Bence, şehirdeki en ilgi çekici ve hareketli yerlerden birisidir ve mutlaka görmenizi öneririm.

Köprüden sonra, doğru ilerleyin ve 36 Piazza de’Pitti caddesinden yapacağınız yürüyüşün ardından bir süre sonra yine bir meydana çıkıyorsunuz. Yine, çok hareketli sokaklar ve hediyelik eşya satan tezgahlarla doludur.

Meydana çıktığınızda, yine kalabalık turist kafileleriyle karşılaşacaksınız. Piazza de’Pitti meydanında: hemen solda, büyük bir tarihi bina var.

Burası: Palazzo Pitti yani Pitti Sarayıdır. Burada muhteşem keyifli bir yürüyüş yapacaksınız. Bir süre sonra: Piazza de Pitti meydanına varıyoruz.

İtalya Floransa

PİTTİ SARAYI

Yapı: 1458 yılında, zengin tüccar Luca Pitti tarafından yaptırılmış ve daha sonra, 1549 yılında, şehri 400 yıl yöneten Medici ailesine satılmıştır. 18’nci yüzyılın sonlarında, bir süre, Napoleon tarafından, bir güç üssü olarak kullanılmış ve daha sonra ise, birleşik İtalya kurulduğunda, kraliyet sarayı olarak görev yapmıştır.

Yapının içinde: 5 tane müze bulunmaktadır. Yani: Floransa şehrinin en büyük müze kompleksidir. Toplam, 32 bin m. Karelik kapalı alan bulunmaktadır.

Bu müzeler, yani sanat galerileri, 1919 yılında, kapılarını ziyaretçilere açmıştır.

Günümüzde: Medici ailesinin koleksiyonu yanında, birçok küçük sanat koleksiyonu da, bu müze ve galerilerde sergilenmektedirler. Sergiler, her yıl, yaklaşık 5 milyon kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

Pitti sarayının hemen arkasında, 2 galeri var.

GALLERİA PALATİNE

Bu galeride, bir zamanlar Medici ailesine ait, 16-17’nci yüz yıllardan kalma: Rönesans dönemi eserleri sergilenmektedir.

Özellikle: Raphale koleksiyonu, mutlaka görülmese gereken eserlerin başında gelmektedir. Bunun yanında: özellikle Pietro da Cortona tarafından 1637-1641 yılları arasında dekore edilmiş, barok tarzı oda da görülmeye değerdir.

GALLERİE D’ARTE MODERNA

1748 yılında kurulmuştur. Galerinin kuruluş amacı: akademik yarışmalarda ödül kazanan sanat eserlerinin muhafazasıdır. 1928 yılında, ziyarete açılmıştır. Eserler, 30 odada sergilenmektedir. Daha çok, Toscana bölgesinin sanatçılarının eserleri görülmektedir.

Buradan sonra: Piazza de’Pitti-Piazza di San Felice sokağının takiben, başka bir müzeye gidiyoruz.

GALLERİE DEL COSTUME 

Yapının: Palazzina della Meridiana olarak bilinen bölgesindedir. Bu galeride, 16’ncı yüzyıldan günümüze kadar olan süreçte kullanılan tiyatro kostümleri sergilenmektedir.

Ancak, yalnızca tiyatro kostümleri değil, aynı zamanda 18’nci yüzyıldan günümüze kadar olan süreçte kullanılan giysiler de sergilenmektedir.

Yani, bir anlamda, İtalyan moda tarihinin sergilendiği bir müze olarak önem kazanmaktadır. Müze, 1983 yılında ziyarete açılmıştır. Eserler, 14 odada sergilenmektedir.

Aynı yoldan ilerlemeye devam ettiğimizde, bir süre sonra, solumuzda, şehrin önemli parklarından, yeşil alanlarından biri ile karşılaşıyoruz.

İtalya Floransa
İtalya Floransa

BOBOLİ GARDENS

Piazza Pitti bölgesindedir. Giriş ücretlidir ve kişi başı 21 Euro’dur.
Boboli bahçeleri: 1550-1558 yılları arasında, Niccolo Pericoli isimli bir sanatçı tarafından, peyzaj mimarlığında bir baş yapıt olarak yaratılınca önem kazanmıştır.

Bu park alanında: Roma kalıntıları ve 16 ile 18’nci yüzyıllar arasından kalan heykel koleksiyonu bulunmaktadır. Bahçe ve bitkiler, Arno nehrinden buraya yapılan bir kanaldan sağlanan sular ile sulanmaktadır.

Arka cephede, bir amfi tiyatro bulunmaktadır. Bunun merkezinde ise, Mısır dikilitaşı görülüyor. Bahçeler, bugünkü büyüklüğüne 17’nci yüzyılda ulaşmıştır.

Boboli bahçeleri: Paris-Versay dahil olmak üzere, Avrupa’daki birçok kraliyet bahçesine önderlik etmiştir. Mutlaka gitmenizi öneriyorum.

Sonra, Pitti Sarayının bulunduğu yere kadar geri dönüyoruz. Pitti Sarayının hemen karşısındaki blokların arkasında, bir kilise var.

İtalya Floransa
İtalya Floransa

SANTO SPİRİTO Dİ FİRENZA

Burası bir kilisedir. Yapı: Rönesans mimarisinin en seçkin örneklerinden birisidir. Mevcut kilise; daha önceki dönemlere ait burada varlığı bilinen kilise kalıntıları üzerine, 1428 yılında yapılmıştır. Binanın içindeki eserler ise, 1446 yılına kadar olan süreçte tamamlanmıştır.
Çan kulesi: 1503 yılında, Baccio Agnolo tarafından yapılmıştır.

Binanın dış yüzeyi: 1977-1978 yılları arasında, kapsamlı bir restorasyona tabii tutulmuştur. Yapının içinde: 38 yarı şapel bulunmaktadır. En önemlisi; Bini-Copponi şapelidir. Buradaki süslemeler: Francesco Botticini tarafından yapılmıştır.

Bu kilisenin, bir diğer öne çıkan yönü: Michelangelo’nun, buradaki manastır hastanesine gelen ve ölen kişilerin cesetleri üzerinde anatomik araştırmalar yapmasıdır.

Bu araştırmalarına izin verilmesi karşılığında, kendisi, yüksek sunağın üzerine, bir ahşap haç heykeli yapmıştır.

Günümüzde, bu ahşap haç heykeli: kilisenin sol bölümünde, batı koridorundan gidilen ve kilise eşyalarının saklandığı odada muhafaza edilmektedir.

Evet, bu kez: bir kale yapısına gideceğiz.

İtalya Floransa

FORTE BELVEDERE-KALE

İtalya Gran Dükü tarafından inşa edilmiş kalenin, günümüze kadar gelebilmiş tek sur yapısıdır. 1590-1595 yılları arasında şehir ve egemenliği korumak için, Medici ailesi döneminde yapıldığı bilinmektedir. Mimarı ise, Bernardo Buontalenti’dir.

Kalenin duvarları: her bir duvar, bir diğer duvarı korumaya yardımcı olmak ve çapraz ateş için, başka bir duvar tarafından görülüp emniyete alınabilecek şekilde yapılmıştır. Yani, konumu nedeniyle, uzun süre, stratejik önemini korumuştur.

Ayrıca: kale içinde, bir de villa tasarlanmıştır. Bu villa: huzursuzluk ve salgın hastalıklar sırasında, Grandük ikametgahı olarak kullanılmak için tasarlanmıştır.

Evet, halen bir suru görülen kale yapısı, yapıldıktan sonra, 100 yıl b oyunca, bir askeri garnizon olarak görev yapmıştır.

Kale yapısının hemen kuzey batısında, yine şehrin yeşil alanlarından biri görülüyor. Burası, gezimizin bu bölümünün son durağıdır.

BARDİNİ GARDEN

Via dei Bardi bölgesindedir. Giriş ücretlidir, kişi başı: 16 Euro’dur.

Bardini bahçeleri, olağanüstü bir manzaraya sahiptir. Arno nehrinin sol kıyısında, Montecuccoli tepesi üzerindedir. 4 hektarlık bir alana yapılmıştır.

Bahçe ilk olarak: 1700 yılında, mozaikler ve çeşmeler ile genişletilmiştir. Daha sonra ise, 19’ncu yüzyılda, Viktorya tarzında, yine genişletilmiştir.

Park alanında: 6 çeşme, kamelyalar, pek çok farklı türden çiçekler, meyve ağaçları ve bir çiçek tüneli bulunmaktadır.

Gezimizin bu bölümünde: bulunduğunuz yerden bir şekilde, bir meydana ulaşıyorsunuz.

İtalya Floransa

PİZZA DELLA LİBERTA

Şehrin tarihi merkezinin en kuzeyindedir. 19’ncu yüzyılda yapılmıştır. Meydanda, bir zafer takı ve kış aylarında buz pateni sahası olarak kullanılan “Parter Floransa” isimli bir alan bulunmaktadır.

Zafer Takı: 1738 yılında, Lorena hanedanı tarafından, hanedanın işbaşına gelişini kutlamak için yaptırılmıştır. Meydanın ortasında bir çeşme bulunmaktadır.

Çeşme ile, zafer takı arasında ise, bir havuz görülmektedir. Meydanın çevresinde ise, çok yüksek ağaçlar görülmektedir. Meydan, son olarak, 1945 yılında yeniden ve kare şeklinde düzenlenmiştir.

Meydanda gezdikten sonra, Viale Giacomo Matteotti caddesinde, büyük ağaçların altında yürüyerek ilerliyoruz. Hareketli ve geniş bir caddedir.

Bir süre sonra, Borno Pinti/Piazzale Donatello meydanına geliyoruz. Burada, İngiliz Mezarlığı bulunuyor.

İtalya Floransa

İNGİLİZ MEZARLIĞI

Piazzale Donatello meydanındadır. 1827 yılında oluşturulan bu mezarlık alanında: Ortodokslar ve Protestanlar gömülüdür.

Mezarlığın çevre düzenlemesi: genç bir mimarlık öğrencisi olan Guiseppe Poggi tarafından yapılmıştır. Birçok ünlü kişinin gömülü bulunduğu mezarlık: 1877 yılında kapatılmıştır.

Buradan sonra, Viale Antonio Gransci caddesinden ilerlemeye devam ediyoruz. Hedefimizde bir meydan var.

İtalya Floransa

PİAZZA CESARE BECCARİA

Mimar Guiseppe Poggi tarafından, 1876 yılında yapılmış ve şehri, İtalyan krallığının başkenti yapan Cesare Bonesana Marchese di Beccaria onuruna ithaf edilmiştir. Meydanın ortasında: Porta alla Croce denilen bir kalıntı var.

Günümüzde, bu bölgede, Neoklasik bir kısım saray yapıları görülmektedir. 2003-2004 yılları arasında, meydanın hemen ilerisinde, 3 katlı bir park yapılmıştır.

ŞEHİRDE GEZİLECEK DİĞER YERLER

CENTRO STORİCO-TARİHİ MERKEZ-OLTRARNO BÖLGESİ

ROYAL APARTMENTS

Burası, yine Medici ailesi tarafından kullanılan, 14 odadan oluşan bir bölümdür. Bu odalar, Medici döneminden bu yana büyük ölçüde değişikliğe uğramış ve en son olarak, 19’ncu yüzyılda, Medici portre koleksiyonu buraya yerleştirilmiştir.

Burada, dönemin mobilyaları da sergilenmektedir. En son olarak, 1920 yılında, İtalya kralı tarafından kullanılan bu bölüm, daha sonra müzeye dönüştürülmüştür.

GÜMÜŞ MÜZESİ

Medici hazinesi olarak isimlendirilen paha biçilmez gümüş koleksiyonunun sergilendiği yerdir. Bu koleksiyon içinde: değerli ve yarı değerli taşlar ağırlıktadır.

Koleksiyon içinde, antik vazolar ayrı bir önem taşımaktadır. Sergilenen objelerin birçoğu, 15’nci yüzyıldan kalmadır. Eserlerin sergilendiği odalar ise, 17’nci yüzyılda, fresklerle dekore edilmiştir. Fransız işgali sırasında, müzeden çalınan gümüş eserler, 1815 yılında geri dönmüştür.

MUSEO DELE PORCELLANE

Burası, ilk olarak, 1973 yılında ziyarete açılmıştır. Buradaki koleksiyonda, Avrupa porselen fabrikalarında üretilen nadide eserler sergilenmektedir. Bunların birçoğu, Floransalı yöneticilere hediye edilen eserlerden oluşmaktadır.

Özellikle: Vincennes Fabrikasında üretilen porselen objelerin bulunduğu koleksiyon ilgi çekmektedir.

CARRİAGES

Yapının zemin katındaki bu bölümde: özellikle 18 ve 19’ncu yüzyıllarda kullanılan arabalar sergilenmektedir. Özellikle, bazı arabaların oldukça güzel dekoratif süslemeleri ilgi çekmektedir. Bu arabaların birçoğu, krallar tarafından kullanılmıştır.

ŞEHRİN DİĞER BÖLGELERİ

PİAZZALE MİCHELANGELO-MİCHELANGELO TEPESİ

Bu meydan: 1860 yılında yapılmıştır.
Meydanda: Davut Heykelinin bronz bir kopyası bulunmaktadır.

Buraya çıkarsanız: şehrin ve özellikle Arno nehrinin muhteşem güzel manzarasını izleyebilirsiniz. Hatta: buradan, mutlaka gün batımını izlemelisiniz. (yaz döneminde, saat: 20.00-20.30 gibi)

SETTİGNANO

Burası, muhteşem bir manzaraya sahip, şehrin kuzeydoğusunda bir yamaç üzerinde kurulmuştur. Burada, Rönesans döneminin en önemli, 3 heykeltıraşı doğmuş ve yaşamıştır.

Buranın bir diğer özelliği: Roma imparatoru Septimus’un: 16’ncı yüzyılda yapılan bir heykelinin bulunması ve bu heykelin 1944 yılında yıkılmasıdır. Mark Twain; 1892-1893 yılları arasında, bir süre burada yaşamıştır.

İtalya Floransa

BİLİM TARİHİ MÜZESİ

Piazza Giudici bölgesindedir. Giriş ücretlidir.

Floransa şehrinin, 13’ncü yüzyıldan itibaren, bilim ve sanat etkinliklerinde kullanılan alet ve cihazların sergilendiği bir müzedir.

Medici ve Lorraine aileleri: doğal bilimler, fizik ve matematik dallarında, birçok alet ve obje toplamışlar ve bunlar, müzenin çekirdeğini oluşturmuştur. Özellikle, Galile tarafından kullanılan orijinal bilimsel aletler ilgi çekmektedir.

MASUMLARIN HASTANESİ GALERİSİ

Piazza SS Annunziata bölgesindedir. Giriş ücretlidir.

Burası, şehirde, 15’nci yüzyılın başlarından itibaren en iyi bilinen ve en önemli mimari yapılardan birisidir.

Bu dönemde: Filippo Brunelleschi tarafından: burası “Hastane” olarak ve terk edilmiş çocukların yetiştirilmesi ve onların toplum içinde yer almalarının sağlanması için kullanılmıştır. Yapı içinde: yemekhane odaları, keşiş odaları, yatakhaneler, revir, hemşire odaları ve revaklı binalar bulunmaktadır.

Hastane, takip eden tarihi süreçte daha da genişlemiş ve faaliyetlerini sürdürmüştür. Yapı içinde, süsleme freskler ilgi çekmektedir.

Bunlar: hastane mimarisiyle büyük ve mükemmel bir uyum göstermektedirler. 1966 yılındaki sel felaketinde yapı büyük ölçüde olumsuz etkilenmiş ve takip eden dönemde, tamamen restore edilmiştir. Evet, bu galeri de de yüzyıllar boyunca oluşturulan koleksiyonlara ait eserler sergilenmektedir.

MUSEO BARDINI

Piazza de Mozzi bölgesindedir.

Burada sergilenen eserler: Stefano Bardini (1836-1922) isimli, zengin bir tüccar ve sanat uzmanı tarafından, bağışlanmıştır.

Eserler: antik bir atmosferde, yapının odalarında sergilenmektedir.

Özellikle: Tino di Camaino, Donatello, Antonio del Pollaiolo gibi sanatçılara ait, çok güzel örnekler görülmektedir. Ayrıca: seramik, madalya, bronz objeler, oryantal kilimler, müzik aletleri ve silahlar sergilenmektedir.

IL BARGELLO ULUSAL MÜZESİ

Via del Proconsolo bölgesindedir. Müzeye giriş ücretlidir.

Şehrin, en eski yapılarından biridir ve 1255 yılında yapılmıştır. Binanın müze olarak kullanımına: 19’ncu yüzyılın ortalarında başlanır. Uffizi müzesi resim konusunda ne kadar ünlü ise, Bargello müzesi de heykel konusunda o kadar ünlüdür.

Avlusunda: Rönesans döneminin başyapıtlarını barındırır. Bu başyapıtların sanatçıları: Michelangelo, Celini, Giambologna, Donatello, Brunelleschi.

Müzede: ayrıca, paha biçilmez bir piyano, mücevherler, duvar halıları ve çeşitli antik silahlar da görülmektedir.

PİAZZA DELLA REPUBLİCA-CUMHURİYET MEYDANI

Şehirdeki, en geniş meydandır. Bir zamanlar, burada “Yahudi” gettosu bulunuyormuş. Meydandaki bir yazıt dikkatinizi çekecektir.

Bu yazıtta şunlar yazılıdır “Şehrin eski merkezi, yüzyıllar boyu ana meydanı, yeni bir yaşam için yenilendi”

Günümüzde, meydanda: kafe ve restoranlar bulunmaktadır.

SANTA MARİA NOVELLA-YENİ MERYEM ANA KİLİSESİ

İstasyonun yanındadır.

Yapı: erken Rönesans döneminin en iyi mimari yapılarından birisi olarak kabul edilmektedir. Özellikle: dış cephesi, Gotik-Romanesk özellikler taşımaktadır.

Tarihi süreç içinde, şehrin zengin aileleri, bu kilise içinde, kendileri için özel şapeller yaptırmışlardır. Yapının içindeki freskler ise: Medici ailesi tarafından “Vasari” ye yaptırılmıştır.

Burada özellikle görmenizi önereceğim eser: Giotto’nun; Hz. İsa’nın çarmıha gerilişini anlatan eseri olan “Crocifisso” dur.

SANTA CROCE-KUTSAL HAÇ KİLİSESİ

Burası: şehirde, Dominikanların rakibi olan “Fransiskanlar” tarafından: 13’ncü yüzyılda yaptırılmıştır.

Yapının içinde: Michelangelo, Galileo, Machiavelli gibi sanatçıların mezarları bulunmaktadır.

Yapının içinde, Dante’nin mezarını da görebilirsiniz. Ancak, bu mezar semboliktir ve Dante’nin asıl mezarı: Ravenna denilen yerdedir.

Belçika Brüksel

Belçika Brüksel

 

(15.10.2023 tarihli gezi notlarım) 

Brüksel denilince ilk akla gelen “Avrupa Birliğinin Başkenti” olduğudur. Öte yandan “NATO” merkezi de bu şehirde bulunmaktadır. Bunların yanında: birçok Avrupa şehrine yakın olması: bu şehirde, birçok insanın yaşamasına neden olmuştur.

Bunun yanında, yine Brüksel denilince, birçok insanın aklına “bira” ve “çikolata” geliyor. Ayrıca, Washington’dan sonra, dünyanın en yeşil ikinci başkentidir.

Yağmur hiç eksik olmaz. Havanın bu kasvetini engellemek için, mutluluk hormonu salgılayan, dünyanın en meşhur çikolatalarını üretmektedirler.

Şehir: Belçika ülkesinde 3 feodal bölgeden birisinin başkentidir. Yukarıda söz ettiğim gibi, Avrupa Birliğinin 3 ana kurumu olan “Avrupa Birliği Komisyonu”, “Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi” ve “Avrupa Parlamentosu” bu şehirde bulunmaktadır.

Bunlara bağlı olarak da, yüzlerce irili-ufaklı kuruluş ve temsilcilik, yine şehirde bulunmaktadır.

Şehirde yaşayanların nüfusu: 1.1 milyon kişidir. Bunların % 30’luk bölümü yabancıdır. Şehirdeki yeşil alanların (park, bahçe, ormanlık alanların) toplamı ise: % 11.4’ dür.

Şehir merkezindeki bulvarlar: deniz seviyesinden yalnızca 15 metre yüksektedir. (Hollanda’da deniz seviyesinin altında, hatırlayanlarınız olacaktır)

Madou denilen yer: deniz seviyesinden 52 metre yüksektedir. Şehirdeki en yüksek nokta, deniz seviyesinden 100 metre yüksektedir.

Şehrin coğrafi konumuna gelince: şehir dört ülke sınırı ile çevrilmiştir ki bunlar “Fransa, Hollanda, Almanya ve Lüksemburg” dur. Ayrıca: şehrin Kuzey Denizi ve dolayısı ile İngiltere’ye bakan bir sahili bulunur.

TARİHİ SÜREÇ


Şehir, ilk olarak birkaç yüzyıl önce, burada bulunan bir bataklığın kurutulmasıyla ortaya çıkmıştır. Zaten, isminin kelime anlamı da Bataklığın içindeki yerleşim yeridir.

Brüksel: Köln ve Bruges şehirleri arasındaki ticarette hızla gelişip kalkınmıştır. Takip eden yıllar geçtikçe: şehir çevresinde bir kale yükselmeye başlamıştır.

Lambert II döneminde, çevre duvarı oluşturulmaya başlanmış ve eski ikamet edilen yerler terk edilerek, tepe üzerine kurulmuş kale içine taşınılmıştır.

Bunun sonucunda, şehre girmek isteyen ziyaretçilerin, 7 kapıyı geçmesi gerekmiştir. 1379 yılında tamamlanan ikinci sur hattı: günümüzde Brüksel şehrinin iç çevre yollarını oluşturan bulvardan geçmekteydi.

1402 yılında, Brüksel Belediye Binasının temeli Düşes Leanne ve kocası döneminde atılmıştır.

16’ncı yüzyılda: Willebroeck için yapılan kanal inşaatı, şehrin gücünü arttırmış ve liman bölgesinin gelişmesine yol açmıştır.

18’nci yüzyılda

Fransız Devriminin arifesinde, şehrin üçte birlik bölümü yenilendi. Ancak, yine aynı dönemde, şehir, felsefi ve siyasi kargaşalardan kaçamadı. Aydınlanma fikirleri etkisiyle, İmparator Joseph II, bir dizi reform ilan etmek zorunda kaldı.

Ancak, onun niyeti, reformculuk değildi ve sonunda, direniş, insanların kafalarında bilinçlenmeye başladı.

1789 yılında, Fransız Devrimiyle birlikte, Brüksel şehrinde de ayaklanmalar oldu. Hollandalı yöneticiler, bu isyanları bastırdılar ancak daha sonra Habsburglar: Directoire yönetimindeki Fransa’nın gücüne boyun eğmek zorunda kaldılar.

Waterloo savaşının ardından Napolyon yenilince, Brüksel şehri, Lahey şehri ile birlikte Hollanda krallığının iki başkenti oldular.

19’ncu yüzyılda: Brüksel, lüks mallar için bir Pazar olarak gelişir ve ortaçağ merkezi: güzel cepheli mağazaları ve eğlenceleri ile önem kazanır. 1834 yılında, bir üniversitenin temelleri atılır.

Evlere içme suyu dağıtımı, kanalizasyon ağının döşenmesi ve kentsel yapı projelerinin geliştirilmesi ve tamamlanması, şehrin hızla gelişip kalkınmasını sağlamıştır.

ULAŞIM


Şehrin havaalanı, şehir merkezine 14 km. uzaklıktaki “Zaveentem Havaalanı” dır. Uluslar arası uçuşlarla şehre gelenler, bagaj alımına geçmeden önce, pasaport kontrolü ve gümrükten geçerler. Havaalanında, yapılan araştırmalara göre, günde 1.9 ton çikolata satılıyormuş.

Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım: “Airport City Ekspres” treniyle sağlanmaktadır ki, şehir merkezindeki “Gare Central” e muhtemelen 30 dakikada ulaşabilirsiniz. Taksi kullanmak isterseniz, şehir merkezi yaklaşık 30-35 Euro tutuyor. Taksi seçerken, lisanslı taksileri tercih ediniz.

Bunun yanında: Brüksel şehri Avrupa’nın tam kalbinde ve bu yüzden, şehirden, Avrupa’nın diğer birçok yerine rahat ve hızlı ulaşım mümkündür.

Brüksel şehri, trenle Paris’e 1 saat 30 dakika ve Londra şehrine 1 saat 50 dakika uzaklıktadır. Şehirden, Avrupa’nın birçok yerine hareket eden “Thalys” tarafından işletilen “hızlı trenler” bulunmaktadır.

TATİL GÜNLERİ-MİLLİ BAYRAMLAR


1 Ocak Yılbaşı
1 Mayıs İşçi Bayramı
21 Temmuz Ulusal Gün
15 Ağustos Varsayım günü
1 Kasım All Saints günü
11 Kasım Anma günü
25 Aralık Noel günü

İKLİM

Brüksel şehri: ılıman bir deniz iklimine sahiptir. Yaz aylarında ortalama sıcaklık 16 derece ve kış aylarında ise 3 derece civarındadır.

Yağmur, tüm yıl boyunca mevcuttur ve şehir ziyaretçilerinin, yanlarında şemsiye bulundurmalarını öneririm.

Özellikle: Nisan-Mayıs ayları arasındaki dönem, aşırı yağmurlu dönemdir.

Aslında, yağmuru dönemsel olarak söylemek olmaz, bu şehirde yağmur sürekli görülür yani güneş buraya pek cömert davranmamıştır.

Evet, bu şehri ziyaret etmek için en uygun zaman: ilkbahar ve sonbahardır. Kışın, büyük olasılıkla bazı yerlerin kapalı bulunduğu görülür.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI


Şehirdeki her üç (otobüs, metro, tramvay) sistem için tek bir bilet kullanılır. Bilet fiyatları: 1 günlük: 4.50 Euro. 3 günlük: 9.50 Euro. 5 yolculuk bileti: 7.30 Euro. 10 yolculuk bileti: 12.30 Euro’dur.

Taksi

Şehir içinde, yollardan taksi çevirmek zordur. Taksi ihtiyacınız olduğundan duraklardan telefonla çağırmak gerekir.

Belçika Brüksel

Tramvay

Brüksel şehrinin “sarı” tramvayları meşhurdur, bunlara mutlaka binip bir yolculuk yapmalısınız.

Trenler

Belçika’da ülke çapında, hafta sonlarında trenler % 50 indirimlidir. Özellikle; “Eurostar” denilen hızlı tren: şehir merkezinde “Gar edu Midi” istasyonundan hareket ettikten 2 saat sonra, İngiltere-Londra’ya ulaşıyor. Trenlerde 4 dilde anons yapılıyor. Fransızca, Flemenkce, İngilizce ve Almanca.

Belçika Brüksel

DİL

Şehirde, ülkenin iki resmi dili olan “Flamanca” ve “Fransızca” konuşulur. Ama özellikle nüfusun çoğunluğu yani % 80 kadarının Fransızca konuştuğunu söylemek gerekir. Kalan % 20’lik bölüm ise Flamanca konuşmaktadır. Ancak, yine de hukuken her iki dil de resmi dil statüsündedir. Yalnız burada konuşulan “Flemenkce”, Hollanda’da konuşulandan farklıdır.

İNSANLAR

1960’lı yıllardan sonra: bölgeye, büyük ölçüde yabancı nüfus yerleşmiştir. Başlangıçta tamamen vasıfsız olan bu göçmen işçi sınıfı, ardından gelen ikinci ve üçüncü nesil ile nispeten daha kültürlü hale gelmiştir.

Göçmenler arasında öne çıkanlar: Faslılar, Kongolu Afrikalılar ve Emirdağ-Afyon kökenli vatandaşlarımızdır. Bu yabancı kökenlilerin şehir nüfusu içindeki payı % 29 dur.

Evet, Belçika insanı, özellikle Fransızları gördükten sonra, daha cana yakın olması ile bilinip tanınıyor. Burada, insanlar, Fransızlara nazaran daha yardımsever, güler yüzlü ve cana yakınlar.

Belçika Brüksel

ALIŞVERİŞ

Şehirde: Grand Palace’ye çok yakın: ana alışveriş caddesi “Rue Neuve” yani “Nieuwstraat” dir. Burada: AVM olarak “City 2” ve “İnno” bulunuyor.

“Grand Palace” denilen tarihi yere giden ara sokaklarda ise, çok sayıda hediyelik eşya satan yerler bulunuyor. Yürüyerek ulaşabileceğiniz “Anspach” tan ise, giysi satın alabilirsiniz. Giysi almak isteyenler “Rue Antoine Dansaert” denilen yeri de tercih edebilirler.

Evet: Brüksel denilince, bence en başta gelen alışveriş “çikolata” dır. Bunun dışında, bu şehirde hediyelik olarak satın alabilecekleriniz: bisküvi, kahve, dantel ve kanavite olabilir.

Çikolata almak için size önerebileceğim yerler: “Sablon Meydanı” ve meydanda bulunan “Pierre Marcolini” dir. Burası gerçekten muhteşem lezzetli çikolata satmasıyla tanınıp biliniyor.

Bunun dışında, şehirde çikolata satın alabileceğiniz yerler: “Leonidas” ve Neuhaus ve son olarak “Wittenamer” olacaktır.

Şehirde: açık hava pazarı meraklıları için iki seçenek vardır.

Bunlar: Cumartesi günleri kurulan “Place du Jeu de Bale” ve Pazar günleri kurulan “Place Agora” dır.

Şehirdeki moda mağazalarına gelince, bunlar yani büyük moda markalarının ürünlerinin satıldığı mağazalar: Boulevard de Waterloo ve Avenue de la Toison d’Or denilen yerlerdedir.

Rue Antoine Dansaert ve çevresi de, Brüksel türü tasarım ve moda ürünlerinin satıldığı yerleri bulundurmaktadır.

Marche du Midi: denilen yerde, tren istasyonunun yakınında, her şeyin satıldığı, popüler bir Pazar bulunur ki, saat 06.00 ile 13.00 arasında açıktır.

Fabrika satış mağazaları ve outlet alışveriş yerlerini sorarsanız: şehir merkezinin 80 km. uzağında bulunan Maasmechelen Alışveriş Merkezini önerebilirim.

Daha büyük bir yer ararsanız, bu kez, aynı yerden 15 km. daha uzakta, Hollanda’da bulunan “Roermond” düşünülebilir.

Belçika Brüksel

GECE HAYATI

Brüksel şehrinde, gece hayatı çok canlıdır. Şehirde, gece hayatının canlı olarak sürdürüldüğü birkaç yer hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum.

The You Crue

Burası, şehrin en iyi diskosudur ve Duquesnoy bölgesindedir.

Brüksel Red Light District-Brabantstraat

Burası, şehrin kuzeyinde, Türk mahallesinin dibinde ve şehrin “kırmızı ışık bölgesi” olarak bilinir. Ancak, burayı ziyaret edenlerin, çanta ve cüzdanlarının gasp edilmesine karşı dikkatli olmaları önerilir.

Evet, Hollanda’da bulunan “Kırmızı sokağa“ benzeyen camekanlarla dolu bir yer ve güzel hatunlar.

Ama bunlar bildiğiniz camekanlar değildir. Camekanların içinde birbirinden güzel ve genelde göçmen olan hatunlar görülüyor.

Bunlardan birini beğenirseniz, kapıya gidiyorsunuz ve kapı açılıyor, ücret söyleniyor ve kabul ederseniz, sizi içerideki ortama alıyorlar. 15 dakikalık süre sonunda bir zil sesi duyuluyor ve bu zil sesi işlemin yani sürenizin bittiğini ifade ediyor.

  

NE YENİR-NE İÇİLİR


Belçika ülkesinde olduğu gibi, Brüksel şehrinde de, yöresel lezzetlerin başında gelen “plat du jour” dur. Bu yemeğin Flamanca ismi “dagschotel” dir. Bunu tatmak için, şehir merkezinde “Sablon meydanı” nı deneyebilirsiniz.

Zaten buraya giderseniz, burada, Belçika’nın diğer yerel lezzetlerinden olan “deniz midyeleri” ve “patates kızartmaları”nı da deneyebilirsiniz.

Deniz midyeleri: tencerelerde pişiriliyor.

Bu tencerelerde pişirilen deniz midyelerini mutlaka tatmalısınız, ancak mevsimi var, uygun mevsime denk gelmeniz gerekiyor. Burada yenilecek başkaca: buraya has lezzetlerden diğerleri ise: patates kızartması, waffle, çikolata.

Armes de Bruxelles

Rue des Bouchers bölgesindeki bu restoran, deniz ürünleri için tam bir klasiktir ve özellikle midye yemenizi öneririm.

Chez Leon de Bruxelles

Burası, şehirdeki bir restoranlar zinciridir ve özellikle midyesi ile ünlüdür. Porsiyonları da gayet doyurucudur.

Evet, ne içilir

Belçika ülkesi tam bir “bira” cennetidir ve ülkede, yaklaşık 500 çeşit bira üretilmektedir.

Ancak, bunlardan en öne çıkanı “Stella Artois” dir. Ama, özellikle bu şehri ziyaret ederseniz “beyaz bira” yı mutlaka içmelisiniz.

Grand Palace’nin arka sokakları, İstanbul Çiçek Pasajı’nı andıran birahanelerle doludur. Buradaki her restoranda, geniş bir bira menüsü bulabilirsiniz.

Belçika Brüksel

ÇİKOLATA

Belçika çikolataları, İsviçre çikolataları yanında, daha üst düzeydedir. Çünkü: Belçikalılar, çikolata yapmayı çok ciddiye alırlar. Eğer şehirden hediyelik bir şeyler satın almak isterseniz, özellikle çikolata almanızı öneririm. Çünkü, şehirde satılan çikolataların, sonsuz seçenekleri bulunuyor.

Ayrıca: Belçika çikolatalarında herhangi bir bitkisel yağ bulunmaz, bunlar tamamen kakao yağı ile yapılırlar ve ağızda güzel bir lezzet bırakırlar.

Ara sokakları gezerseniz, baharatlı çikolataların bile bulunduğunu görebilirsiniz.

El yapımı çikolata, herhangi bir koruyucu içermez. Bu yüz den, soğutma olmadan, yaklaşık 21 gün içinde bunu tüketmek gerekir. Çikolata satın alırken, çikolatayı ne kadar süre saklayabileceğiniz sorunuz.

Çikolatanın bulunması gereken sıcaklık: 18 derecedir. Kuru ve karanlık bir yerde saklanmalıdır. Aksi halde, çikolatayı buzdolabında tutarsanız, bunları yemek istediğinizde, oda sıcaklığında 15-20 dakika bekletmeniz gerekir.

Çikolata satın almak isterseniz, özellikle “Grand Place” bölgesini tercih edebilirsiniz. Buradan satın alabileceğiniz bir kısım çikolata türleri şunlardır ve keyfinize göre bunlar arasında seçim yapabilirsiniz:

Pralines

Bunlar içinde: tereyağı krema, meyve kremleri, badem ve fındık macunu veya fındık bulunan çikolatalardır. Bunların kabukları beyaz veya koyu çikolata renginde olur.

Mantar

Bunlar, katı veya kakao tozu kabukludur ve kaymak ile katı çikolata karışımıdır. Bunlar: normalde “pralin” cinsinden biraz daha pahalıdır.

Gianduja

Bu tür, saf badem ve fındık ezmesi ile yapılan, küçük dikdörtgenler şeklinde, altın benzeri kağıda sarılmıştır. Bu tür çikolatada kabuk yoktur ve fındık ezmesi yemek gibidir.

 

BELÇİKA BİRASI

Bira, Brüksel şehrinde bir efsanedir. Şehirde, birçok tek-tekci birahane bulunmaktadır.
Bira, bu şehirde, öğlen ve akşam yemeklerinde, aperatiflerle ve gece-gündüz her an içilebilir.

Ülkede, yaklaşık 400 çeşit bira bulunur. Ancak, herhangi bir yere girdiğinizde, bunlar arasında en popüler olanları, menüde görebilirsiniz.

Genelde biraların fiyatları yüksektir. 33’lük bir biranın ücreti, 1.2 Euro civarındadır.

Ama, alkol oranı yüksektir (% 9-12 arasındadır) ve iki bira içtikten sonra, büyük olasılıkla sarhoş olunmaktadır.

Evet, şehirdeki gezinizde, gerçek Belçika birası tadabileceğiniz birkaç yer hakkında bilgi vermek istiyorum.

Grand Palace

Buranın yakınlarındaki kafe ve barlarda, birçok üst düzey Belçika birası seçeneklerini bulabilirsiniz. Özellikle: “Place du Chatelain” ve “Dukes” gibi bira kafeleri yoğun tercih edilir, ancak tabii ki fiyatlar, diğer yerlerdekilere nazaran biraz daha yüksektir.

A la Mort Subite

Burası, Grand Palace yakınlarında ve 1928 yılında açılmış ve geleneksel Belçika birasının sunulduğu bir kafedir. Kafenin is minde bulunan “Mort Subite” kelimesinin anlamı “Ani ölüm” demektir.

Çünkü: burada bahisçiler oyun oynarken bira içmeleriyle tanınır. Burada “lambic” isimli bir bira markası göreceksiniz, bu bir tür fermente biradır ve mutlaka tatmalısınız.

Delirium Cafe

Dünyanın birçok bölgesinden gelen yaklaşık 400 çeşit bira, burada ziyaretçilere sunulmaktadır. Grand Palace yakınlarındaki bu kafede, daha sonra alkollü her tür içkinin sunulduğu bir bar olarak genişletilmiştir.

Belçika Brüksel

TURİZM

Şehir, Avrupa’nın birçok şehrine yakın olmasıyla önem kazanmaktadır. Bu yüzden: Brüksel şehrine yapacağınız bir gezide, çevredeki diğer birçok şehri de gezme/görme şansınız olacaktır, çünkü hepsi birbirine çok yakındır.

Bunun yanında: Brüksel şehrinde: tarihi doku, fazlasıyla korunmuştur. Çünkü: II. Dünya Savaşında, en az hasar gören şehirlerden birisidir ve bu yüzden şehirde eski yapılar görmek mümkündür.

Öte yandan: Belçika, II. Dünya Savaşı sonrasında, savaş tazminatı olarak, Almanya’dan, 1990’lı yıllara kadar “elektrik” almıştır ve bu yüzden, gerek Belçika ve gerekse Brüksel şehrinin birçok yeri: ışıl ışıl parlamaktadır. En ücra köşeler bile ışıklandırılmıştır.

Şehirde “Scheldt” ve “Meuse” nehirleri arasında kalan bölüm: yürüyüşler için uygundur.

Şehirdeki en iyi 10 müze şunlardır

Çizgi Roman, Belçika Merkezi Güzel Sanatlar, Kraliyet Doğa Bilimleri, Autoworld, Oceade, Müzik Aletleri, Sanat ve Tarih, Çinquantenaire, Ordu ve Askeri Tarih, Atomium, Bozar.