Yunanistan Kos adası-İstanköy adası

genel.4
Yunanistan Kos adası-İstanköy adası

Yunanistan Kos adası-İstanköy adası; Yunanistan Kos adası-İstanköy adası; Yunanistan Kos adası-İstanköy adası; Kos adasına: hem Turgutreis’ten ve hem de Bodrum limanından her gün birçok seferler yapılmaktadır.

Bodrum yarımadasına olan uzaklık, yalnızca: 8 mil. Kos adası: Turgutreis’e 10 dakika ve Bodrum’a ise 18 dakika uzaklıkta.

Ayrıca: adada bir havaalanı da var. Havayolu seferleri: Atina ve Almanya üzerinden yapılıyor. Adaya gidebilmek için vize almanız gerekiyor.

GENEL ÖZELLİKLERİ

Yunanistan Kos adası-İstanköy adası; Yüzen bahçe diye geçen Kos yeşili bol bir ada. Oniki adaların, nüfus yoğunluğu en fazla olan ikinci adası, yani kalabalık. Ada: antik dönemlerden bu yana, insan yerleşimine açık olmuş. Korunaklı limanları ve verimli ovalarıyla, ada sakinlerini hem korumuş ve hem de beslemiş.

Adada yaşayan insan sayısı 32 000 olmasına rağmen, yılda 1 milyona yakın turiste ev sahipliği yapıyor. Özellikle: Hollandalı, İskandinav ve İngiliz turistlerin bol olduğu bir ada. Buraya gidilebilecek en güzel ay: Ağustos.

Şarapları, zeytinyağı ve baharatları ile zenginlikleri bulan ada, bir dönem Büyük İskender’in zamanında, elde edilen ganimetleri muhafaza edildiği bir depo olarak da kullanılmış.

Yunanistan Kos adası-İstanköy adası;  30 bin civarında insan yaşıyor. Bunların yaklaşık % 10’u, Osmanlılar zamanından kalma Türkler. Platani, Türk mahallesi olarak geçiyor. Burada: karnınızı doyurabileceğiniz çok sayıda mekan var. Ana yemekler: lahmacun, börek, İskender, Adana ve Urfa kebapları.

Evet, ada, günümüzde Avrupalı gençler arasında çok popüler. Kalabalıktan ve gençlerin aşırılıklarından kaçınmak için, buraya sezonun ya erken ya da geç dönemlerinde gitmeniz gerek. Ama; elbette, bu satırları okuyan bir genç iseniz; Avrupalı gençlerin tercihi yönünde, siz de Kos adasına gidip, buranın eğlenceli atmosferine katılabilirsiniz.

genel.1
Yunanistan Kos adası-İstanköy adası Deniz-Güneş-Plajlar

DENİZ-GÜNEŞ-PLAJLAR

Yunanistan Kos adası-İstanköy adası;  adasının sahilleri: uzun ve temiz kumsallarla bezeli. Birbirinden güzel plajların bulunduğu: Kardemena, Kefalos, Tigaki, Antimachia, Mastihari, Marmari ve Pyli gibi koylar, en bilinenleri. Ayrıca: Exotic Beach, Magic Beach, Sunny Beach, Banana Beach, Paradise Beach ve Camel Beach.

Adada: merkezin 4 km. batısında bulunan Selveri Beach, kumun ve denizin muhteşem güzellikler sunduğu bir plaj.

Merkezde ise: Beach ve cafe-barların bulunduğu plajları bolca görebilirsiniz. Şezlongların ücretsiz olduğu bu plajlar: İsveç-Fransız-Hollanda sahilleri diye isimlendirilmiş ve her biri ismini taşıdığı ülkenin renkleri ve müziklerini kullanıyor. Bu beach’lerde, çok uygun fiyatlar ile turistlere servis yapılıyor.

Kardamena’da eğlence, Merkezde alışveriş ve kültür, Mastilhari’de sakin bir tatil yapabilirsiniz.
Ayrıca: günlüğü 40 Euro civarında fiyatlarla, adayı gezmek için araç kiralayabilirsiniz.

genel.7.eğlence.1
Yunanistan Kos adası-İstanköy adası Eğlence

EĞLENCE

Yunanistan Kos adası-İstanköy adası; Turist ve kültür merkezi Kos adası, beyaz badanalı binalar ve pek çok hotel, restoran ve gece kulüpleri içeriyor.

Kardemena: genç İngiliz tatilciler için İspanya’nın İbiza adası ile birlikte, en meşhur dinlenme yeridir. Ve burada çok sayıda gece kulübü vardır. Barları ve eğlencesi ile ünlü sahilinde, güneybatısında dümdüz beyaz kum ile örtülü 6 plaj bulunan Kefalos Plajları bulunuyor.

Gündüzleri dinlenme ve akşamları eğlenceyi, bu bölgede bir arada yaşayabilirsiniz.
Yunan gecelerinin en güzel örneklerini: Zia’daki tavernalarda bulabilirsiniz.

YÜZME-DALIŞ KULÜPLERİ

Kos adasında, yüzme ve dalış kulüpleri bulunuyor. Bu kurslarda, kısa dalış ve yüzme dersleri alarak deniz altındaki dünyanın ayrı güzelliklerini de görme fırsatı bulabilirsiniz. Kiprıotis’de Kos Drivers Club-Kardamena’da Arian Divingi Centre, bu hizmeti veriyor.

NE YENİR

Mutlaka karides. Çünkü; antik Kos paralarının bile simgesi: karides. Akşam yemeği için: adadaki en iyi restoranlardan biri olan Petrino Taverna. Hoş bir müzik eşliğinde, Grek salatası, sarımsaklı karides ve ızgara somon yiyebilirsiniz. Yunan birası Myhtos güzel. Salaş ama yemekleri güzel bir balıkçı istiyorsanız, sahilde Averof Caddesindeki Nick the Fisherman düşünülebilir.

genel.5
Yunanistan Kos adası-İstanköy adası Yerleşim Yerleri

YERLEŞİM YERLERİ

KOS KASABASI

Yunanistan Kos adası-İstanköy adası; Yunanistan Kos adası-İstanköy adası; Adanın batı kıyısındaki ana yerleşim alanı: Kos kasabası. Burası: gerçekten büyüleyici güzellikte bir yer. Yüzyıllardır bir yerleşim bölgesi olan kasaba: 1933 yılında, modern kasaba merkezine büyük zarar veren bir deprem geçirir.

Ancak: bu deprem o yıllarda burada yerleşik olan İtalyanların arkeologlarının, kasabanın altındaki Roma şehrini kazmalarına sebep olur. Bu kazılar sonucu ortaya çıkarılan; eski agora (pazar yeri) ve Roma yollarında gezinti yapın, ilginç yerler.

Evet: tarihi süreçte: kasaba, Kudüs’ün düşmesinden sonra, St. Jean Şövalyelerinin kasabası olmuş. Şövalyeler: 15’nci yüzyılda; deniz kenarındaki St. Jean Şövalyeleri Kalesini inşa ettiler. Kale: Mandraki Limanında ve gerçekten etkileyici bir görünümü var. Oyma mermer plakalar, heykel ve topların da dahil olduğu tarihi “çerçöp” ile dolu.

Osmanlı kuvvetleri, 1522 yılında, şövalyeleri buradan kovarlar. Ancak: onlar, yine de adanın iç kısımlarında varlıklarını sürdürürler. 18’nci yüzyılda yapılan ve adadakilerin en büyüğü olan Loggia Camisinin minaresi: günümüzde sessiz ve kapalı bir şekilde duruyor.

Ama, kasabanın içinde bulunan ve Müslüman nüfusun ibadet ettiği, daha küçük bir ibadethane var. Defterdar camisi. Loggia camisinin yanında büyük bir çınar ağacı var. Dalları o kadar uzun ki: dalları kırılmaması için, iskele ile desteklenmiş.

Adanın yerlilerinin söylediklerine göre: bu ağaç “Hippokrates Ağacı” imiş ve adanın yerlisi olan tıbbın babasının, bundan 2400 yıl önce öğrencilerine, bu ağacın altında ders verdiğini söylüyorlar.

Ama: Avrupa’daki en yaşlı ağaçlar arasında olmasına rağmen, uzmanların çoğu ağacın 560 yıllık olduğunu söylüyorlarmış. Yani: Hipokratın diktiği söylenen ağaç Hippokrates’in yaşadığı dönemden kalma değildir. Neyse, siz yine de bu anıt çınar ağacını görebilirsiniz. Bu arada: Hippokrates kim?

Kos adasında doğmuş ve sonrasında Anadolu’nun kuzeyini gezerek çalışmalarını sürdürmüş olan Hipokrat, Kos adasının tıp biliminde de duyulmasını sağlamış.

genel.2
Yunanistan Kos adası-İstanköy adası Arkeoloji Müzesi

ARKEOLOJİ MÜZESİ

Tarihi Agora’nın (Pazar yeri) bitişiğindeki Eleftherias Meydanındaki Defterdar Camisinin yanında bulunan ve Yunan ile Roma uygarlıklarının sergilendiği güzel bir yer var.

Antik kos buluntuları ile mozaik ve ev eşyalarını barındıran “Arkeoloji Müzesi”ni göreceksiniz. Bu müzede: birçok tarihi eserin yanında, Hipokrat’ın mermerden bir heykeli de var.

Sanata ilginiz yoksa, meydandaki kafelerden birine oturun, burası tam piyasa yeri. Meydanın yanındaki sokaklarda çok sayıda alkollü içki satan dükkan var. Yunanlılar da nazar boncuğu konusunda, bizden aşağı kalmıyorlar. Her tarafta, mavi boncuklar satılıyor.

Kasabanın dışında: E. Grigorou sokağındaki “Roma Odeon”unda, yani tiyatroda, yaz aylarında çeşitli gösterilen düzenleniyor.

Yakınlarında; büyük bir titizlikle yenilenen “Casa Romana” var. Gerçekten de; zengin bir roma ailesinin günlük hayatına dair izleri burada görmeniz mümkün. Bir zamanlar 26 odası ve 3 yüzme havuzu olan evin yerlerinde de aslan, leopar ve yunus gibi deniz yaratıkları motifli mozaikler görülüyor. 1800 yıllık bir roma villası.

Eğer: kasabayı yürüyerek dolaşmak istemeseniz; bütün önemli alanları geçen, küçük bir de tren var. Tren; yaz sezonu boyunca, günde birkaç kez tur atıyor. Gidiş-dönüş için 3.5 Euro verdiğinizde, 15 dakika içinde dünyanın ilk hastanelerinden biri olan Asklepieion’a bu trenle gidebiliyorsunuz. Yolda da Türk Mahallesi Platani’den geçiyorsunuz.

Kos kasabasının:

4 km. dışında: Hippokrates’in ölümünden hemen sonra: MÖ.4’ncü yüzyılda kurulan “Asklepieion”un, yani bir tıp okulunun kalıntıları var. Burası: bir zamanlar, önemli bir tedavi merkeziymiş. Hipokratın ölümünden sonra, sağlık tanrısı Asklepios’a adanarak kurulmuş.

Burada: tanrının adına inşa edilmiş bir tapınak, tıp okulu ve Apollon sunak kalıntıları var. Antik zamanlarda, dünyada yalnızca üç adet bulunan bu hastanelere (biri de İzmir-Bergama’da) her yerde insanlar tedavi olmak veya öğrenci olmak için geliyorlardı.

Büyük kalıntıların pek çoğu, klasik Yunan döneminden ziyade Roma döneminden kalmış. St. Jean şövalyeleri, Kos kasabasındaki kalelerini inşa ederken, mermerlerini aldıkları için, günümüzde, SİT alanından geriye, pek bir şey kalmamış. Dor tapınak, sit alanını oluşturan üç terasın, en üst seviyesinde bulunuyor. Buradan: Anadolu’muzun güzel bir manzarasını görmeniz mümkün.

genel.6
Yunanistan Kos adası-İstanköy adası Diğer Sayfiye Yerleri

DİĞER SAYFİYE YERLERİ

TİGAKİ

Plajlarıyla öne çıkan yer. Kuzey sahilinde, çiftlere ve ailelere yönelik, sakin bir yer.

MARMARİ:

Plajlar ön planda.

ZİA

Dikaios dağında bulunan yemyeşil bir köy.

KARDAMENA

Güney sahilinde. Bir zamanlar kendi halinde bir balıkçı kasabası. Bugün kilometrelerce uzunluktaki plajlarına turistlerin akın ettiği bir tatil beldesi. Adada en güzel plajların bulunduğu yer.

Özellikle: beyaz kumuyla meşhur Paradise plajını mutlaka deneyin.
Hareketli bir tatil merkezi.

KEFALOS

Bir tepenin üzerinde yer alıyor. Kamari’ye çok yakın ve beyaz evleri ve tertemiz plajlarıyla dikkati çekiyor.

genel.3
Yunanistan Kos adası-İstanköy adası

Yunanistan Kos adası-İstanköy adası; Dümdüz uzanan manzarası, bisiklete binmek için uygun arazisi, iç kesimlerdeki “Pyli”, “Asfendiou” ve hala çalışan son yel değirmeniyle “Kefalos” gibi kasabaları gezmek için ideal yerler.

Yunan adaları genel özellikleriyle ilgili yazım için.

Yunan adaları gezi planı hakkındaki yazım için.

 

 

Monaco

Monaco

Monaco denilince, sanırım birçok insan: öncelikle “Film Festivali” ve “kumarhaneler” ve “dünyanın en küçük ülkelerinden birisi” olduğu akla gelecektir.

Bu arada: biraz eskilere gidersek, ünlü film yıldızı Grace Klly’nin Monaco Prensi ile yaptığı muhteşem ve dillere destan evlilik ve çocuklarının karıştığı Avrupa sosyetesinde yaşananlar, evet, Monaca gerçekten bunlardan ibaret, Avrupa’nın sosyetik yani zengin bir şehri, sokaklarında son model ve yüksek fiyatlı arabalar, çoğu kere bazı ünlüler gezer, festival zamanı zaten bambaşka bir alem olur, bu arada “Grand Prix” yarışlarını unutmamak gerekir ki, dünyanın birçok yerinde düzenlenen bu yarışlardan, şehrin cadde ve sokaklarında düzenlenen yalnızca buradadır ve insanlar, çok yakınlarından geçen yarış arabalarını büyük bir ilgiyle izlerler.

Bu küçük şehir

Deniz, gökdelenler ve küçük kara parçası çevresindeki dağlardan oluşur. Şehir merkezi, İtalya’ya yalnızca 16 km. uzaklıktadır. Fransa’nın Nice şehri ise, yine şehir merkezine, 13 km. uzaklıktadır.

Vatikan’dan sonra, dünyanın en küçük ikinci devletidir. Kara sınırı: 4.4 km. dir. Sahil şeridi ise, 4.1 km. dir. Ülkenin en yüksek bölgesi: deniz seviyesinden yalnızca 160 metre yükseklikte olan Les Revoires bölgesidir.

Ama, en büyük özelliği “vergi cenneti” olmasıdır. Gerçek Monacolu sayısı, yalnızca 10 bin civarındadır. Her ne kadar bağımsız görülse de, Monaco, Fransa’nın bir parçası gibidir. Fransız Cumhurbaşkanı tarafından seçilen kişi: Monaco Prensi’nin de onayını aldıktan sonra, bu küçük ülkenin yöneticisi oluyor.

Evet, Monaco dünyanın en güvenilir yerlerinden birisidir. Ordusu yalnızca 90 kişiliktir ve bu küçük şehrin Filarmoni orkestrası 100 kişiden oluşmaktadır.

Öte yandan: 700 yıldan fazla Grimaldi ailesi tarafından yönetilen şehir: 1860 yılına gelindiğinde, halk oylamasında, Monacolular, ülkelerinin büyük kısmını Fransa’ya kaptırmışlardır.

Bunun üzerine, Monacolular ile ilişkilerinin bozulmasını istemeyen Fransızlar, şehirde bir kumarhane ve şehri dünyaya bağlayacak bir demiryolu hattı yapmaya söz vermişler ve bunlar yapılınca da, Monaco’da turizm patlamıştır.

Evet, bu küçük ülke her şeye rağmen muhteşem bir zenginliğe sahiptir. Çünkü: turizm, şans oyunları başta olmak üzere, servis sektörü çok gelişmiştir.

Monaco

Monaco

Monaco

Tüm bunların yanında, Monaco şehri sokakları, her yıl “Formula 1” Grand Prix yarışlarına ev sahipliği yapmasıyla bilinir.

Yarış: şehrin en dar ve kıvrımlı sokaklarında 3.34 km. lik bölümde, 78 tur üzerinden yapılır. Yarışın en büyük özelliği ise: seyircilerin, yarış arabalarına son derece yakın olarak yarışları izleyebilmeleridir.

Bu yüzden, yarışların en heyecanlısının burada yapıldığı söylenir. Yarışları izlemek için koltuk düşünürseniz: şehirde yaklaşık 3000 civarında koltuk için bilet satın alarak yarışları izleyebilirsiniz.

Hatta: şehir sakinlerinden bazıları, evlerinin teraslarını yarışlar süresince yüksek ücretle kiraya vermektedirler. Kapalı sezonda, yarış parkurunda yürüyüş yapabilirsiniz.

Hatta: bu yarış parkurunda, paraya kıyarsanız, yarış arabaları ile, kısa süreli tur atabilirsiniz. Monaco: zengin ve zenginlere yönelik bir şehir. Ama, öte yandan, turizme açık, turizmden yıllardır büyük paralar kazanan bir şehir.

Monaco

ULAŞIM

Bu küçük ülkeye, Nice şehrinden taksi ile ulaşabilirsiniz. Ücret, muhtemelen: 65-100 Euro arasında olacaktır. Bu ulaşımı sağlayan taksiler, genellikle 3 yolcu alıyorlar. Tren tercih ederseniz, Nice şehrinden, her yarım saatte bir kalkan tren ile, 25 dakikada Monaco şehrine varabilirsiniz.

Otobüs tercih ederseniz, bu kez Nice şehrinde “Gare Routier” den her saat başı kalkan otobüslere binebilirsiniz. Otobüs yerine, treni (ücreti biraz daha fazla olmasına rağmen) tercih etmenizi öneririm.

Monaco

TURİZM

Monaco denilince akla ilk gelenler: kumarhane, saray, katedral ve Oşigoğrafi müzesidir. Ancak: gerek katedral ve gerekse Casinolara giriş için uygun kıyafet aradıklarını hatırlatmam gerek. Yani, spor kıyafet ile içeri almıyorlar.

Şehre: turistik otobüs veya özel araç ile geldiyseniz: kayalar içine gömülü asansör ve yürüyen merdivenleri kullanarak şehri gezebilirsiniz.
Tren veya Nice şehrinden buraya otobüs ile geldiyseniz; kayalık alana tırmanan merdivenler veya Belediye otobüsü ile eski şehre ulaşabilirsiniz.

Eski şehirde, şehrin ve limanın muhteşem bir manzarası ve Prenslik Sarayı sizi bekliyor. Saray: bu şehirde geldiğinizde, ziyaret etmeniz gereken yerlerin başında, bir de, Denizcilik müzesini mutlaka ziyaret etmenizi öneririm ki, bu müzenin kurucusu ve uzun yıllar müdürlüğünü yapan şahıs, bildik, tanıdık biri, Custo. Son bir not: gerek kumarhanelere ve gerekse katedrale girmek isterseniz, kıyafet zorunluluğu olduğunu unutmayın, katedral için şort, kolsuz üstlük yasak, kumarhaneler için ise, yine düzgün bir kıyafet, ayakkabılar gerekiyor.

Monaco

Azur Express

Bu eğlenceli turistik trenler, şehir içinde günlük turlar yapmaktadırlar. Bu turları sırasında, şehrin birçok turistik yöresini gezerler. Tur yaklaşık 30 dakika sürer. Bu trene biniş, kişi başına 7 Euro’dur.

Monaco

GEZİLECEK YERLER

Siz şehre ulaştığınızda, en yakın turizm ofisinden bir şehir haritası ediniyorsunuz ve aşağıda yazılanları okuduktan sonra ilginizi çeken yerleri harita üzerinde işaretleyerek, kendinize uygun bir gezi rotası düzenliyorsunuz.

Benim önerim: Özellikle “Palais des Princes, Musee Oceanographique, Kumarhaneler bölümü ve film festivali salonunu” gezmenizdir.

Monaco

Monaco-Ville-Eski Bölüm

Burası: Akdeniz’e doğru uzanan, kayalık bir burun üzerindedir. Eski şehir olarak bilinir.
“Prens Albert II” nin yaşadığı saray da: buradadır. Burada: çok güzel bahçeler arasında dolaşarak, her yeri görmek mümkündür.

Monaco

Monaco

Monaco

Monaco

Palais des Princes

Burası, kraliyet ailesinin resmi konutudur. Sarayın için ücretli olarak gezilebiliyor. Ama uzun kuyrukları beklemeniz gerekiyor. İçeriye giremeseniz bile, her gün saat 11.55’te düzenlenen, Saray Muhafızlarının nöbet değişim törenini izlemenizi öneririm, ilginç bir törendir.

Bunlara “Carabiniers” deniliyor ve yalnızca “Prens” in güvenliğinden sorumludurlar. Bunların bir de askeri bandosu var. Uluslar arası müzik festivallerinde, halk günlerinde ve spor etkinliklerinde, bu bando konserler veriyor.

Gelelim: saraya
Orijinal kale ve surları

1215 yılında, Cenevizliler tarafından yapılmış ve yüzyıllar boyunca Louise XIV tarzı, en lüks konutlardan birine dönüştürülmüştür. Prens Honore II. döneminde, Saraya, İtalyan ordusu için bir hastane ilave edilmiştir. Fransız devriminin ardından, kapalı kalan saray, Prens Rainer III döneminde eski ihtişamına kavuşmuştur.

Hercule Galeri üstünden başlayan ve ana avluya inen, 13’ncü yüzyıldan kalma mermer merdivenler ilgi çekmektedir.

Galeri duvarlarında: 16 ve 17’nci yüzyıllarda Cenevizli sanatçı Orazio Ferrari tarafından yapılan mitolojik figürlere ait freskler görülür. Ana avlunun kuzey ucunda: Prensliğin hamisi Aziz Adamaka adanan Palatine şapeli var.

Aşağıda “York odası” bulunuyor.

İngiltere kralı George III kardeşi, York Dükü, Monaco yakınlarında bir gemide hastalanınca, buraya alınır ve bu odada, 1787 yılında vefat eder, bunun üzerine odaya onun ismi verilmiştir. Oda süslemeleri dört mevsimi temsil eden freskler olarak, Cenevizli sanatçı Gregorio de Ferrari tarafından yapılmıştır.

Bu odanın ortasındaki mermer mozaik tablo

Resmi belgelerin imzalanması için hazırlanmıştır. Odanın mobilyaları, 17’nci yüzyıldan kalma ve süslü abanoz ağacından yapılmışlardır. Ayrıca: odada bir saat ve kraliyet portresi vardır.
Sonra “Sarı oda” bölümüne geçiliyor. Burada: Louise XV nin yatak odası bulunuyor. Odada, ressam Jean Baptiste Van Loo tarafından yapılan, Prenses Louise Hippolly’nin bir portresi görülüyor.

Subaylar odası

duvarları mavi ipek brokar kaplıdır ve resmi resepsiyonlar öncesi, Protokol Dairesi tarafından, konukları selamlamak için kullanılır. İçinde Grimaldi portreleri ve 19’ncü yüzyıl İtalyan yaldızlı ve göz kamaştırıcı avizeleri bulunur.

Evet, daha sonra muhteşem taht odasına geliniyor. Yüksek rütbeli devlet yetkililerinin yemin törenleri ve bazı resepsiyonlar, burada düzenleniyor. Odanın muhteşem tavan ve duvar freskleri görülüyor. Kraliyet tahtı: imparatorluk tarzıdır ve tepesinde kırmızı bir ipek kadife gölgelik bulunur. Odanın zemini: Carrera mermerinden yapılmıştır.

Günümüzde, saray biraz önce de söylediğim gibi: Prens Rainer oğlu ve halefi Prens Albert II tarafından ikametgah olarak kullanılmaktadır. Yaz aylarında: devlet ofislerinin bulunduğu odalar, halkın ziyaretine açılmaktadır. 1960 yılından bu yana, saray avlusunda “Monte Carlo Filarmoni Orkestrası “tarafından konserler verilmektedir.

Bu muhteşem sarayı gezmek isterseniz, ücret ödemeniz gerekir ki, yetişkinler 7 Euro, çocuklar için 3.5 Euro ücret alınıyor.

Napolyon Müzesi

Saray yapısı içinde, bir kısım odada bulunan müzede: 1000 civarında obje bulunduğu ve bunların I. Napolyon zamanında toplanan Roma giysileri, Saint Helena dini hediyelik eşyaları olduğu söyleniyor.

Ayrıca: yine burada: Fransa kralı Louis XII tarafından derlenen “Monaco sikke koleksiyonu”, pul koleksiyonu, Kral Louise XIV tarafından yazılmış bir mektup ile birlikte “Monaco Bağımsızlık Şartı”.

Müze girişi ücretlidir, yetişinler 4 Euro, çocuklar 2 Euro ödemek durumundadır.

Antik Otomobil Koleksiyonu

Burada: Monaco Prensi Rainier III, tarafından toparlanan antik otomobil özel koleksiyonu sergilenmektedir. Bu sergide: 4000 m. karelik alanda, 100 civarında araç sergileniyor ki, bunlar arasında: askeri araçlar, faytonlar, popüler, tecrübeli, eski, spor arabalar, klasik ve prestij arabaları bulunmaktadır.

Buraya da girmek ücretlidir, yetişkinler 6 Euro, çocuklar 3 Euro ödeyerek bu koleksiyonu görebilirler.

Monaco

Monaco

Monaco

Aziz Nicholas Monaco Katedrali

Yapı: ilk olarak 1252 yılında yapılmış ve 1875 yılında kutsanmıştır. St. Nicholas’a adanmıştır. Beyaz piskoposluk tahtının hemen yanındaki, büyük Carrara mermerinden yapılmış altar ilgi çeker.

Burada: “Grace Kelly” ve “Prens III. Rainer” in mezarları bulunuyor. Katedral yapısı: 13’ncü yüzyıldan kalma Romanesk-Bizans dönemi bir kilise yapısı yerine, 1875 yılında inşa edilmiştir.
Katedralin içinde: St. Roman ve Kutsal Sacrament isimli iki şapel bulunuyor. Sacrament şapeli, Monaco piskopos ve başpiskoposlarının mezar şapelidir.

Katedralin bulunduğu meydan: aynı zamanda şehrin en iyi restoranlarını barındırmaktadır.

Saray Meydanı

Meydanın batı tarafından, stadyumun bulunduğu kısım, diğer tarafta ise Monte Carlo’nun muhteşem bir manzarası görülüyor.

Monaco

Monaco

Musee Oceanographique

Saray meydanından geri dönerek buraya ulaşabilirsiniz.

Burası hem bir müze, hem de bir akvaryumdur.

Müze: Prens I. Albert tarafından kurulmuş olmasına rağmen, daha çok “Captan Cousteau” Müzesi olarak bilinip tanınıyor. Çünkü: 200 türden, 4000 civarında deniz canlısı bulunan bu müzede, Cousteau, 1957 den sonra, uzun süre müze müdürlüğü yapmıştır.

Buraya, geniş zaman ayırmanızda yarar var. Alt katta: akvaryumlar bulunuyor. Zemin katta: sergi ve film gösterileri düzenleniyor. Bodrum katta: deniz flora ve faunası izleniyor. Yapıda, ayrıca bir restoran ve hediyelik eşya dükkanı var.

Buraya girmek ücretli, yetişkinler için 12 Euro giriş ücreti alınıyor, ama elbette bu yeterli değil, uzunca bir kuyruk da beklemeniz gerekiyor.

Monaco

Monte Carlo-Kumarhaneler Bölümü

Bu bölüm: Monte Carlo Casino’sunun doğu ve kuzeydoğusunda uzanır.
İspanyolcada, kelime anlamı “Carlo’nun Dağı” anlamına gelen “Monte Carlo” kumarhaneleri buradadır. Saray bölgesinden buraya ulaşmak için uzun bir yürüyüş yapmanız gerekir.

Ama, sahilden yapacağınız bu yürüyüş sırasında, “F1” yarışlarının startının verildiği yeri görebilirsiniz. Monaco Grand Prix yarışları: 1929 yılından bu yana,
her yıl “Mayıs” ayının sonunda yapılmaktadır.

Monaco

Place du Casino

Burası, bölgenin merkezidir. Bu muhteşem meydanda, daima: ünlüleri, muhteşem otomobilleri ve turist kafilelerini görebilirsiniz. Deniz tarafında ise, Casino binası bulunuyor. Buradaki oyunlar, yalnızca Fransızların değil, İtalyanlarında ilgisini çekiyor.

Amerikan Oyunları Kumarhanesi

18 yaşından büyük herkes: Casino binasının hemen yanında bulunan buraya girebiliyor. Ayrıca, yine yan tarafta, çok büyük bir kafe bulunuyor.

Monaco

Hotel de Paris

Bölgenin en lüks ve en pahalı otelidir. 1863 yılında açılmıştır. 187 odası bulunmaktadır.

Metropole Hotel

Meydanda, yokuştan aşağıya indiğinizde, burayı görürsünüz ki, bu otelin altında, büyük bir alışveriş merkezi bulunuyor.

Monaco

Monaco Opera Binası

Yapı: ünlü mimar Charles Garnier tarafından tasarlanmıştır. Oditoryum bölümü: fresk ve heykellerle süslüdür. Yan girişi ve fuayesi muhteşem güzelliktedir. Ama içeriye girmek için, ya davetli ya da bilet almış olmanız gerekiyor. 1879 yılında açılmıştır. Yapının tasarımı, mimar Charles Garniere aittir.

Grimaldi Forum

Burası: bir kongre ve kültür merkezidir. Burada: 3 büyük toplantı salonu, 22 küçük toplantı salonu, 3 yemek alanı bulunmaktadır. 35 bin m. karelik alanda, aynı anda 3000 kişi bulunabilir.

Evet, burası tam bir seminerler, kongreler, fuarlar, sergiler, ürün lansmanları, gala yemekleri veya büyük gösteriler için yapılmış bir yer olarak önem kazanıyor. Monacolular, kongre turizminden de para kazanıyorlar çünkü burada birçok ünlü firmanın veya kuruluşun büyük kapsamlı kongreleri yapılabiliyor.

Monaco

Larvotto Plajı

Monaco şehrinin en iyi halk plajıdır. Aslında, şehirdeki tek halk plajı burası olmasına rağmen, yine de oldukça iyi olduğu söylenebilir. Plaj: II. Dünya Savaşından sonra, denizin doldurularak yer kazanılması ile oluşturulmuş, insan yapımı bir plajdır.

Son birkaç yıldır ise, plajın arka bölümünde restoranlar ve barlar kurulmuştur. Evet: bu plajı kışın ziyaret ederseniz, burada kıyıda oyalanan çocukları, anneleri ve dadıları görebilirsiniz. Haziran-Eylül arasındaki dönemde ise: plaj, muhteşem kalabalıktır ve kalabalığa yakalanmak istenmezseniz, sabahın erken saatlerinde gitmenizi öneririm.

Burada, bir konuya dikkat çekmenizi istiyorum, tatilinizin kalan bölümünün ızdrap olmaması için dikkat etmeniz gereken bir husus var. Larvotto’da çok sayıda deniz kestanesi var, eğer mümkünse denize girerken deniz ayakkabısı kullanmanızı öneririm.

Zaten, kayalar üzerine hiç tırmanmayın, çünkü burada, deniz kestanelerinin iğneleri, el veya ayaklarınıza mutlaka batacaktır. Ayrıca, yine buranın denizinde, bol miktarda “deniz anası” var. Bu yüzden: denizde yüzerken gözlük veya şnolker kullanmanız gerekir.

Evet, deniz suyu da kirli, diyeceksiniz ki, ben bu denize girmem, plaja gitmekten vazgeçtim, bence gidin ve havayı teneffüs edin.

Monaco

Monaco

Monaco

Monaco

La Condamine Bölümü

Burası, şehrin ikinci bir mahallesidir. Hercules limanının hemen yanındadır, daha doğrusu limanın bulunduğu mahaldir.

Burada: marina yani rıhtım bulunuyor ve yolcu gemileri, muhteşem yatlar görülüyor. Evet: şehrin bu bölümü modern binalar ve keyifle hazırlanmış meydanlardan oluşmaktadır. 2008 yılında tamamlanan liman ise: doğal bir kaya uzantısı üzerine yapılan beton dalgakıranın arkasındadır.

Monaco

Jardin Exotique

Şehrin en iyi bahçelerinden birisidir. Burada, dünyanın dört bir yanından getirilen nadir bitkilerin örnekleri bulunmaktadır. Burada yapacağınız yürüyüş sırasında, bunları görebilirsiniz.

Burada: bir de mağara var. Mağara için rehberli turlara katılmanız gerekiyor ki, bu turlar yaklaşık yarım saat sürüyor. Aynı zamanda, mağara gezisi için, uzunca bir merdiveni tırmanmanız gerektiğini de hatırlatırım.

Marlborough Güzel Sanatlar Galerisi

Frank Lloyd ve Harry Fisher tarafından Londra merkezli olarak kurulan topluluğun, bir galerisi de Monaco şehrindedir. Galeride görebilecekleriniz şunlardır: Pablo Picasso, Joan Miro, Davit Hockney, Henri Matiste. Bunların yanında: II. Dünya Savaşı sonrası birçok sanatçının eseri de bulunmaktadır.

Yunanistan Yunan adalarında alışveriş

alışveriş
Yunanistan Yunan adalarında alışveriş

Yunanistan Yunan adalarında alışveriş; Adalarda, bir çok eski kasabada bulunan dar sokaklarda, sanat ve heykel galerileri, mücevherciler, butikler ile elişleri ve koleksiyon malzemeleri sunan, sevimli dükkanlar var. Bu sokaklarda; saatlerce dolaşmaktan kendinizi alamayacaksınız.

ANTİKALAR

Ciddi koleksiyoncular için, Ege çapında hakiki antika satışı yapılmaktadır. 1821 yılından önce yapılan ya da üretilen her şey, resmi olarak antika sınırlarına girmektedir.

Bunlar: heykel, toprak kap ya da ikon şeklinde olabilir. Uygun akreditasyon ve bazı durumlarda da, eğer aldıklarınız ülkeden çıkarılacaksa, izin belgesi almanız gerekir.

Bu konuda, antika satıcılarından ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Bütçeleri ya da uzmanlıkları, orijinallerine yetmeyenler için, aynı eserlerin kopyaları da satılmaktadır. Kalite ve ücret değişebilir, dikkat etmekte yarar var.

GİYİM


Geleneksel Yunan giyimi, günlük hayatta, pek göze çarpmaz. Ama, adaların çoğunda, yaz mevsimi için ideal olan pamuklu ve keten pantolonların, bluzların ya da elbiselerin satıldığı dar sokaklardan alışveriş yapabilirsiniz. Ayrıca, her yerde rastlayabileceğiniz; çeşitli tişörtler, mayo ve ayakkabılar da ilgi çekicidir.

Özellikle: Santorini ve Mykkonos’ta: Avrupa ve İngiltere’den gelen marka giysi ve ayakkabılar bulabilirsiniz. Armani ve DKNY gibi, pek çok ünlü markanın özel, klimalı butikleri var.

Çağdaş butiklere yer açmak için hızla kapanan pazarlara rağmen, Mykonos’ta hala geleneksel kalın pamuklu süeter satılıyor.

Bir de, bu arada, satın aldığınız giyim eşyalarının etiketlerine iyi bakın, sonradan bunların “Made in Turkey” damgasını görürseniz, şaşırmayın, yalnızca kendinize yük etmiş olursunuz.

DERİ EŞYALAR


Ada sakinleri, Santorini ve Mykonos’taki butiklerde satılan İtalyan üretimi deri ürünlerinin kalitesiyle rekabet edemeseler de, çeşitli tarz ve modellerde, çanta, cüzdan, kemer ve ayakkabı yapmak için deri ürünlere ağırlık verirler. Yine de, biraz önce söylediğim gibi, bu ürünleri satın alırken de dikkat, üretim yeri?

Bunun dışında: Yunan adalarından hediyelik eşya olarak ne satın alabilirim, ne satın almam gerekir? diye düşünürseniz: Ege yolculuğunuzda, hangi adayı seçerseniz seçin, kaçınılmaz olarak, ilgi çekici hediyelik eşyalar göreceksiniz.

İşte adaların belli başlı el yapımı eşyaları ve bazı doğal ürünleri:

Kalymnos adasından: sünger,
Karpathos adasından: nakış, dantel, tığ işi,
Lesbos adasından: Zeytinyağı ve uzo içkisi,
Mykonos adasından: Kalın pamuklu süeter.
Naksos adasından: Limonlu likör Kitron.
Sifnos adasından: Klasik temaların işlendiği zarif çömlekler.
Thasos adasından: Bal ve meyve reçelleri.
Tinos adasından: Pirgos’tan mermer, tütsü, adak mumları.

Yunan adalarının genel özellikleri hakkındaki yazım.

Yunan adalarında gezi planı hakkındaki yazım.