Kosova Gjakova

Kosova Gjakova

Kosova ülkesinin batısında bir şehirdir.

Adriyatik denizinden yaklaşık 100 km uzaktadır.

Tiran şehrine, 208 km, Üsküp şehrine 145 km, Priştine şehrine 80 km (yolculuk yaklaşık 90 dakika sürüyor), Belgrad şehrine 435 km ve Podrorica şehrine 262 km uzaklıktadır.

Şehir, Osmanlı döneminde, İstanbul’a kadar giden ticaret yolu üzerinde, bir ticaret merkezi olarak bulundu. Yani, bir zamanlar Balkanlar’daki en gelişmiş ticaret merkezlerinden birisiydi.

Günümüzde şehirde yaklaşık 100 bin kişi yaşamaktadır.

Alış-Veriş

Kapalı çarşı dahil olmak üzere, şehrin çeşitli yerlerinden metal el sanatları ürünleri, mutfak eşyaları ve gravürler satın alabilirsiniz. Ayrıca, beyaz geleneksel Arnavut şapkası Plis’de 5 Eurodan başlayan fiyatlarla satılmaktadır. Ayrıca yine yerel kıyafetleri satın alabilirsiniz. Burada dikkatinizi çekmek istediğim nokta, yabancı olduğunuzu anlayınca yüksek rakamlar istiyorlar, mutlaka pazarlık yapın.

Kosova Gjakova

GEZİLECEK YERLER

Şehir merkezinde, Hadum camisi ve Aziz Paul kilisesi, tarihi şehir merkezini karakterize eder.

Ayrıca, yeni şehirdeki “Eski Çarşı”, Kosova ülkesindeki en eski çarşıdır.

Ünlü gezgin Evliya Çelebi, burası hakkında yazdığı notlarda: burada çatıları ve bahçeleri  olan, taştan yapılmış 2000 ev ve 300 dükkan bulunduğunu ve şehrin ismini Jakovicse olduğunu yazar.

Birinci Balkan Savaşı döneminde, şehir Sırp ve Karadağ orduları tarafından işgal edildi. 1912 yılında Avusturya-Macaristan kaynaklarına dayanarak New York Times dergisinde yapılan bir haberde: şehirde yolun her iki tarafından darağacında asılan insanların olduğu ve Gjakova’ya giden yolun “darağacından bir sokak” gibi olduğunu yazar.

Yine o dönemlerde, Karadağ askeri polisi, şehirde Ortodoks olmayan Hristiyan nüfusa karşı aşırı şiddet işleyen Kraliyet Jandarma Karakolunu kurdu.

Yakın geçmişti, 1999 yılında Kosova savaşı yapıldı. Şehir, bu savaştan büyük ölçüde etkilendi, büyük çapta insan kayıpları ve fiziki yıkıntılar oldu. Arnavutluk sınırından saldırı ihtimali nedeniyle, Kosova Kurtuluş Ordusu, şehir içinde ve yakınlarında iki kışla kurdu.

Kosova Gjakova Eski Çarşı

Eski Çarşı

Şehir merkezinde bulunan İslam Begü köprüsünden sadece beş dakika uzaklıktadır. 1594 yılında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. 1900 yılında çarşı, yaklaşık 1000 işletmeyi barındırıyordu.

1999 yılındaki savaşta yakıldı ve tahrip edildi ancak savaştan sonra yeniden inşa edildi. Günümüzdeki çarşı yaklaşık 35 bin metre karelik alanı kaplıyor. Çarşı merkezindeki ana yolun uzunluğu 1 km dir ve çevresinde 500 dükkan bulunmaktadır. Her türlü ticaretin yapıldığı bu dükkanlarda: özellikle metal işlemecileri, deri işlemecileri, tekstil işlemecileri, halıcılar bulunmaktadır.

Kosova Gjakova Eski Çarşı

18’nci yüzyılda, burada ünlü bir silah ustası “Tush” bulunuyormuş ve lüks silahlar üretiyormuş. Ayrıca yine çarşı içinde: bir aktif cami, birkaç türbe ve bir saat kulesi bulunmaktadır. Burayı ziyaret ederseniz, özellikle çok sayıda kafe olduğunu göreceksiniz, bunlara mutlaka uğrayıp kahve içmelisiniz.

Kosova Gjakova Hamud Camii

Hadum Camii

Camiye ismini veren ve yaptıran kişinin ilginç bir hikayesi vardır. Bir çoban, Guske köyünde koyun ve keçilerine bakıyordu. Osmanlı askerleri, iyi ve akıllı bir adam olarak düşündükleri bu çobana ziyarete gittiler ve onunla konuştular. Çoban, onları bir gece misafir etti ve sahip olduğu her şeyi onlarla paylaştı.

Adının “Hadun” olduğunu söyledi. Ayrıca, yine bu akıllı çoban eğitilmek istediğini söyledi. Bunun üzerine, Hadun, İstanbul’a gönderildi ve orada “vaiz” okulunu bitirdi. Ardından geri döndü ve buralarda kendi camisini yaptırmak istediğini söyledi.

Türk yönetimi ona tekrar yardım etti ve Guske köyünden uzak olmayan ve cami yapımına uygun bir yer aradılar. Bir tepeye yakın düz bir alan gördüler ve toprak sahiplerinden burayı almak istediler. Toprak sahipleri Jak ve kardeşi Vule, araziyi satmak istemediler.

Türk askerler, bunların fikrini değiştirmeyi başaramadı ve onlara, sadece bir öküz derisi kadar toprağa ihtiyaçları olduğunu söylediler ve kardeşler, bunu kabul etti. Bir öküz derisini aldılar ve büyük uzun saçlarını kestiler ve bir çuvalın içine koydular, tarlaya gittiler, saçlarını çıkardılar ve onları yere koymaya başladılar.

Kardeşler, Türk askerlerinin kendilerine yalan söylediğini gördü, ancak itiraz edecek şanslarının olmadığını biliyorlardı. Sadece yerin adının Jakove (kardeşlerin Jake ve Vule adlarının birleşeni) olmasını istediler. Türk askerleri daha sonra Gjakove olarak değiştirilen bu ismi kabul ettiler.

Evet, Hadum camii, mimari bir yapı olarak Kosovalı tarzdaki camilerin klasik formuna benzer. Dik açılı dikdörtgen bir kaideye ve güney batı duvarından çıkan, dik açılı bir minareye sahiptir.

Caminin çevresinde Osmanlıca yazılı mezar taşları bulunuyor. Bu mezarda: geçmişte şehirdeki popüler ailelerin üyeleri gömülüyormuş. Cami kompleksi içinde, 1999 yılında Sırp kuvvetleri tarafından yakılan ve 2000 yılında tamamen yıkılan bir hamam ve kütüphane varmış.

Shej Emin Tekke

Çarşı içinde ana Pazar olarak bilinen bölgededir. 17’nci yüzyılda inşa edilmiştir. Saadi tarikatına aittir ve kurucusu Şeyh Emin’dir. Mesleği, Osmanlı imparatorluğu merkezinde eğitim görmüş bir “Kadı” dır.

Tekkenin bir özelliği, bina boyunca geleneksel bina yönteminin uygulanmasıdır. Temel ve zemin kat, oyulmuş taştan yapılmıştır. Çatı uzatılmış, saçaklı ahşap bir yapıdır. Duvarlarda ve tavanda süslemeler vardır. İç ve dış kısımları oyma işleri bakımından zengindir. İkinci kattaki misafir odası açıktır.

Bektashi Tekke

Şehirdeki Bektaşi Tekkesi, 1790 yılında kuruldu. Kosova ülkesinin İslam tasavvuf düzeni merkezidir. Bektaşi Tekkesi, daha önce Türkiye’de iken, Atatürk’ün tekke ve zaviyeleri kapatmasıyla Bektaşi Tekkesi, Arnavutluk başkenti Tiran’a taşınmış, ancak Arnavutluk Lideri Enver Hoca’nın ülkede dini yasaklamasıyla, Bektaşi Tekkesi, buraya yani Gjakova şehrine taşınmıştır.

Son Kosova savaşı sırasında yıkılmış, sonra yeniden inşa edilmiştir. Bu yıkımda, özellikle binanın kütüphanesi, binlerce kitap ve el yazması eserin yok olması tam bir trajedi olarak kayıtlara geçmiştir. Kosova’da Bektaşiliğin lideri Mumin Lamas’dır. Bunun el yazması eserleri de savaş sırasında yakıldı, yok edildi.

Günümüzde görülen geleneksel yeşil ve beyaz renklerle boyanmış bu modern tekke, orjinalinin temelleri üzerine, 2007 yılında inşa edilmiştir. Balkanlarda, Bektaşilik merkezi olarak tanınmaktadır.

Kosova Gjakova Saat Kulesi

Gjatova Saat Kulesi

Kapalı çarşının tarihi merkezindedir. 1597 yılında inşa edilmiştir. Bina, balkan savaşları sırasında, 1912 yılında yıkıldı. Çan kulesi çıkarıldı ve Karadağ’a taşındı. Ardından, eski saat kulesinin temellerine yakın yeni bir saat kulesi inşa edildi.

Kule 4,10 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğindedir. Esas olarak taştan yapılmıştır. Gözlem alanına kadar olan duvarlar taş ve tuğladır. Gözlem alanının yukarısındaki kule, ahşaptır. Çatı kurşunla kaplıdır. Bu yeniden yapılandırılmış kulenin batı cephesinde, orijinal kuleden kalan bazı yazılı taşlar görülür.

Kosova Gjakova Aziz Paul ve Aziz Peter Kiliseleri

 

Aziz Paul ve Aziz Peter Kilisesi

Şehrin farklı noktalarından görülebilen ve yürüyerek 25-30 dakikada ulaşılan en yüksek anıtlarındandır. Bu Katolik kilisesi 1931 yılında inşa edilmiştir. Kilisenin 2 tane çan kulesi bulunuyor.

Terezin Köprüsü

Köprünün zengin bir terzi tarafından yaptırıldığı ve bu yüzden bu ismi aldığı söyleniyor. Şehrin güneydoğu kesiminde, Prizren yolu üzerindedir. 190 metre uzunluğunda, 11 kemerli bu köprü 18’nci yüzyılda yapılmıştır. Köprü şehir merkezine 15-20 dakika uzaklıktadır ve taksi ile kolayca ulaşabilirsiniz.

Tabak Köprüsü

1771 yılında inşa edilmiştir. Erenik nehri üzerindedir ve Gjakova ile Shkodra arasındaki yolda uzanır.

Rexhep Haxhi İsmail’in Evi

Günümüzde Gjakova Müzesi olarak kullanılıyor. Merkeze yürüyerek 10 dakika uzaklıktadır.

Çabrati Tepesi

Şehrin tepesi olarak da bilinir. Şehir merkezine yürüyerek 30 dakika uzaklıktadır. Burada çeşitli restoranlar, gece kulüpleri vardır ve günün her saatinde hareketlidir. Ancak özellikle geceleri, buradan şehrin manzarası muhteşem görünür.

Kosova Prizren

İskoçya Glasgow Eğlence

İskoçya Glasgow Eğlence

Eğer kozmopolit gece hayatı ve canlı bir sanat ve kültür sahnesi arıyorsanız: şehirdeki büyük bir geleneksel pub’ı ziyaret edebilirsiniz. Şehirdeki gece hayatı erken başlar ve erken biter.

Horsesboe Bar

Burası: İngiltere’de en uzun süreli bar olarak kabul edilir.

İnsomnia:

Bu kulüp: şehirde 24 saat açık bir yer olarak önem kazanmaktadır. Şehirden uzak, geleneksel bar ve pub’ları düşünürseniz, bu kez: Biggar ve Paisley olabilir.

Bon Accord

North Street.G3-7DA adresindedir.
Burada, 1000’den fazla farklı bira, 250 çeşit malt viski bulunduğu söyleniyor. Yani, burada muhteşem bira ve malt viski koleksiyonu bulunuyor.

Alexanders

Alexanders Street.Clydebank.G81-1SQ adresindedir.
Burası, şehrin geleneksel publarından birisidir. Aynı zamanda, İskoç sosyal buluşma yeri olarak da değerlendirilir.

Sicilya Genel

Sicilya Genel

Sicilya denilince: çoğu insanın aklına küçük bir ada ve Mafya gelmektedir. Ama, inanın bu ada: tarihi ve turistik birçok özellik taşıyor. Öncelikle: adanın antik dönem ve Ortaçağdan kalma, muhteşem bir tarihi-kültürel yapısı var. Yani, bu adada: antik dönem Grek ve Roma dönemine ait muhteşem kalıntıları görebilirsiniz. Öte yandan: ada, Etna yanardağı ile, ziyaretçilerine başka hiçbir yerde yaşanamayacak bir heyecan yaşatıyor. Son olarak: özellikle adalar olmak üzere, adanın güney kıyılarında muhteşem koylar, plajlar ve deniz varlığını unutmamak gerekir. Bence, zaman ayırın ve Sicilya’ya gidin, inanın güzel  zaman geçireceksiniz.

Ben: Sicilya hakkındaki gezi notlarımı: beş bölüm halinde topladım ve sizlere aktarıyorum. Bunların başında: Palermo şehri geliyor. Palermo şehrini anlattığım bölümün ardından, adayı dört bölüme ayırdım ve bu bölümlerde, tarihi ve turistik özellikleri olan şehir ve kasabaları, yazılarımda sizlere anlatıyorum. Sizler: Sicilya adasını ziyaret edeceğiniz zaman, bu notların okuyup, ilginizi çeken yerleri, bir harita üzerinde işaretleyebilir ve daha sonra, oralara gitmek için, adadaki zamanınıza göre bir gezi planı-rotası yapabilirsiniz.

Evet, Sicilya Akdeniz’in en büyük adasıdır. İtalya ana karası ile arasında, Messina boğazı bulunmaktadır.

Sicilya: 25.808 km. karelik yüzölçümü ile, Akdeniz’in en büyük adasıdır. Nüfusu, yaklaşık 5 milyon civarındadır ki, bu nüfus yoğunluğu ile Akdeniz’in en kalabalık adasıdır. Aynı zamanda, İtalya’nın en büyük bölgesidir.

Ada: genellikle dağlıktır, yani burada ova ve plato gibi düzlükler çok azdır.

Adanın doğusundaki Etna yanardağı, 3323 metre yüksekliktedir ve Avrupa’nın en yüksek aktif yanardağıdır.

Adanın çevresinde: “Aeolian, Ustica, Egadi, Pantelleria, Pelagie adaları bulunur. Pelagie adalarının en büyüğü olarak bilinen “Lampedusa” aynı zamanda Avrupa kıtasının en güney ucunu oluşturur. Bu ada: Kuzey Afrika’da Tunus ülkesine 112 km ve Sicilya adasına ise 200 km. uzaklıktadır.

Adanın çevresini saran Akdeniz: bölgelere göre değişik isimlerle bilinir. Bazı yerlerde “Tiren denizi” dediğimde şaşırmamak adına bunları açıklamakta yarar var. Adanın Messina boğazı tarafına “İon denizi” deniliyor. Palermo tarafında “Tiren denizi”, Agrigento tarafına “Sicilya denizi” deniliyor. Ama, bunların hepsi temelde “Akdeniz” dir.

Sicilya Genel

TARİHİ

Sicilya, Akdeniz’in ortasındaki kritik konumu nedeniyle, uzun bir tarihi geçmişe sahiptir ve bu tarihi geçmiş sürecinde, farklı tarihlerde farklı devletler tarafından istila edilmiştir. Bu yüzden, ada, farklı kültürlerin izlerini taşır. Adanın ilk yerleşimcileri ise: Akdeniz’in diğer yerlerinden geldiği düşünülen “Sicani Uygarlığı” dır. Daha sonra, MÖ.8’nci yüzyılda: Fenikeliler, Kartacalılar ve Grekler tarafından ele geçirilmiş ve MÖ.244 yılında, Sicilya adasının tümü Roma egemenliğine girmiştir. Daha sonra takip eden 600 yıl boyunca, adada, Romalılar hüküm sürerler.
Evet, Roma imparatorluğunun çöküşünden sonra: adada, Bizans egemenliği görülür ve Bizanslıların zayıflamasının ardından, bu kez, Araplar Sicilya’yı ele geçirirler. MS. 966 yılında, tüm ada, Arap egemenliğine girer ve Palermo şehri, dünyanın önemli şehirlerinden biri haline gelir.
Takip eden süreçte, bu kez Normanlar adayı istila ederek ele geçirirler. 19’ncu yüzyılın sonlarında, adada, güçlü bir monarşi yönetimi görülür. Daha sonra ise “Norman Hauteville” hanedanı ortadan kalkar ve yerine “Hobenstaufen” hanedanı yönetimi ele geçirir. Ancak, hanedan ile Papalık arasındaki anlaşmazlık nedeniyle, 1281 yılında, bu kez Fransızlar adayı ele geçirirler. Ancak, gerek Fransız yönetimi ve gerekse ağır vergiler nedeniyle, ada halkı, 1282 yılında isyan ederler. Bu durumdan yararlanan “Aragon kralı” bu kez adayı ele geçirir ve1409 yılına kadar, Aragon hanedanı adayı yönetir. 1479 yılına gelindiğinde, bu kez İspanyollar adayı işgal ederler.
1860 yılına gelindiğinde ise, ada: “Garibaldi” tarafından işgal edilir ve “İtalya Birliği” ne katılır. Ancak, Sicilyalılar, buna tepki gösterirler. 1866 yılında, adada, İtalya’ya karşı çıkan ayaklanma, zorlukla bastırılır. Bu tür ayaklanmaların devam etmesi üzerine, bölgeye ağır ekonomik ve siyasi baskılar uygulanır. Sonucunda ise, adadan dışarıya büyük göç yaşanır.
1894 yılında merkezi hükümetin baskıları şiddetlenince, bu kez, radikal yönetime tepki olarak, adada organize suç örgütleri yani “Mafya” gelişir. 1943 yılında, II. Dünya savaşında, müttefik güçler, adaya çıkarma yaparlar ve bu hareket, yerel Mafya örgütü tarafından da desteklenir.
1948 yılına gelindiğinde: İtalya Anayasası ile, adaya, kısmı özerklik tanınır. Yani, ada, bölgesel bir parlamento tarafından yönetilmektedir. İdari yapı bakımından: 9 şehre bölünmüştür.

Bunlar

1. Palermo
2. Messina
3. Catania
4. Syracuse
5. Ragusa
6. Agrigento
7. Caltanissetta
8. Enna
9. Trapani

Sicilya, tarih boyunca çok sayıda doğal afet ile karşılaşmıştır. Messina bölgesinde 1693 ve1908 yıllarında iki büyük deprem olmuştur. 1669 yılında ise Etna yanardağı patlamış ve Catania bölgesi büyük zarar görmüştür. Etna yanardağı, takip eden yıllarda: 1923-1971-2001-2003 yıllarında tekrar faaliyete geçerek patlamıştır.

Sicilya Genel

Sicilya Genel

TURİZM

Ada: dil, doğa, kültür ve mimari stiller bakımından birbirine yakın olsa da, 4 bölgeye ayrılarak incelenmektedir.
Bunlar:

1. Kuzeybatı

Burada: arkeolojik açıdan önemli şehir ve kasabalar bulunur.
a. Palermo
b. Segesta
c. Solunto
d. Mozai
e. Erice ( bu ortaçağ kasabası, özellikle görülmeye değerdir.)
f. Marsala (burası şaraplarıyla ünlüdür)
g. Trapani
h. Ustica
i. Egadi adaları

2. Kuzeydoğu

a. Etna dağı
b. Aeolian adaları
c. Messina
d. Catania (mutlaka görülmelidir)
e. Taormina (mutlaka görülmelidir)

3. Güneybatı

a. Agrigento: Burada, Yunan dönemine ait muhteşem tapınaklar bulunan “Tapınaklar vadisi” bulunmaktadır.
b. Sciaccio
c. Piazza Armerina (burada Roma dönemine ait muhteşem bir villa bulunmaktadır.)
d. Caltanissetta
e. Enna
f. Pantelleria
g. Pelagie adaları

4. Güneydoğu

a. Ragusa
b. Noto
c. Syracuse

Sicilya denilince ilk akla gelen, adanın iç kısmında bulunan “Etna Yanardağı” dır. 3325 metre yükseklikteki Etna yanardağı: adanın doğu kısmında, Messina ve Catania şehirlerine yakın, Avrupa kıtasının aktif ve en yüksek yanardağıdır. Yükseklik denilince, bu dağın yüksekliğinin sürekli değiştiğini söylemek gerek. Çünkü: 1866 yılındaki son püskürmeden önceki yüksekliği, günümüzden 22 metre daha fazla imiş. Dağın taban çevresi: 140 km. varır.

Sicilya denilince elbette önce “Etna” yanardağı geliyor, ama hemen ardından “Mafya” akla geliyor. İlk mafya ailesi, Sicilya adasında kurulmuş ve Mafya ismi, Sicilya kökenlidir. Mafyanın adada en meşhur olduğu yer ise “Corleona” kasabasıdır.

Evet, Sicilya adasına gidecekseniz, Paskalya haftasını tercih etmemenizi öneririm. Hani, Paskalya döneminde, malum buralara ülkemizden ucuz turlar düzenleniyor ama unutmamak gerekir ki, bu dini hafta boyunca Sicilya’da hayat duruyor. Zaten, bölgenin bir diğer özelliği de, her gün saat: 13.00-16.00 arasında “siesta” geleneğinin bulunmasıdır, yani bu saatler arasında uyuyorlar, her yer kapalı, hayat duruyor.

Küçük şirin adaları bulunuyor. Bunlar

a. Eolie-Lipari
b. Ustica
c. Egadi
d. Pantelleria
e. Pelagie

Sicilya Genel

ULAŞIM

Adadaki havaalanları, yalnızca “Palermo” ve “Catania” şehirlerinde bulunur. Yaz aylarında: Palermo ve Genova ile Livorno ve Napoli arasında ise, feribot seferleri bulunmaktadır. Messina-Napoli arasında, feribot seferleri, adaya ulaşımın en etkin yoludur. Bunun dışında, adalıların birçoğu özellikle meskun mahallerde skoter kullanıyorlar ki, bazı yerlerde ulaşım için eşek kullanıldığını da görmek mümkündür.

Sicilya Genel

İKLİM

Sicilya adasında Akdeniz iklimi görülür. Buna bağlı olarak, en sıcak dönem Temmuz-Ağustos aylarıdır. Kasım-Aralık-Ocak ve Şubat aylarında ise, Avrupa’nın diğer bölgelerine nazaran daha ılıman yani yağmurlu bir iklim görülür. Dolayısı ile, burayı ziyaret etmek isterseniz, bence Temmuz-Ağustos ayları dışında gidin ve rahatlıkla gezebilirsiniz. Hatta: en güzel zaman derseniz, Eylül-Ekim aylarını önerebilirim. Ancak: elbette adanın gideceğiniz bölgesine göre, iklimde az da olsa farklılıklar görülebilecektir. Örneğin: adanın iç kesimlerinde deniz seviyesinden yüksek yerlerde, kıyılardaki gibi ılıman Akdeniz iklimi beklemek olmaz, buralar aşırı soğuk olmasa da, yağmurlara karşı tedbirli olmak gerekir.

DİL

Dil denilince, Sicilya’da İtalyanca konuşuluyor ama lehçeleri bir gariptir. Yani, İtalyanca bilenler bile bu lehçeyi konuşmakta zorluk çekerler. Bunun dışında, Sicilyalıların büyük çoğunluğunun tek kelime İngilizce bilmediklerini de söylemeliyim. Ama ada insanı gerçekten çok yardımseverdir ve beden dilini kullanarak, kolaylıkla anlaşabilirsiniz.
Evet, gerçekten Sicilyalılar, hani Mafya filmlerinde görüldüğü gibi asık suratlı insanlar değiller, gayet cana yakın ve yardımseverler.

Sicilya Genel

GÜVENLİK VE İNSANLAR

Sicilya, her ne kadar Mafya’nın ana yurdu denilse de, ada, İtalya’nın diğer birçok şehrine nazaran daha güvenlidir. Ancak, yine de tedbirli olmakta yarar vardır.
Sicilya insanı: İtalya’nın diğer birçok bölgesinden farklı olarak daha cana yakın ve yardımseverdir.

Sicilya denilince, haritalara baktığınızda görünce belki dikkatinizi çekecektir: İtalya ülkesi, çizme gibi Akdeniz’e uzanır ve bu çizme gibi görüntü, hemen önündeki bir olguyu, yani Sicilya adasını “tekmelemek” ister gibi durur. İlginç olsa da, hadi bir bakın haritaya, bu söylediğime inanacaksınız.

Takım elbiseli, bıyıklı, esmer tenli, delikanlı erkeklerin şehri. Bunları görünce, hani bir de Mafya olayını bilince, ister istemez insanın içine bir ürperti geliyor ama gerçekte turist olarak bu adayı ziyaret ettiğinizde böyle bir korkuya kapılmanıza gerek yok. Çünkü: Sicilya insanı, samimi, cana yakın ve sevecendir. Bir anlamda, bu insanları ülkemizdeki Anadolu insanına benzetmek te mümkündür. Çok farklılar ve insani yönleri ağır basıyor. Ama, bu insanlar asla İtalyan’ım demezler ve “Sicilyalıyım” demeyi tercih ederler. Öte yandan, özellikle Kuzey İtalya’da yaşayanlar da Sicilyalıları, İtalyan olarak kabul etmezler.

Sicilya Genel

YEME-İÇME

Evet, Sicilya adası tamamen turistik özellikler taşıyor ve yeme-içme çok pahalıdır. Yani, bir dilim pizzaya Roma şehrinde 7.5 Euro ödeyince şaşırmıştım ama burada, küçük bir pizza için 17 Euro ödemek gerekiyor. Bir kola içmeye kalkarsanız, Roma şehrinde, 2.5 Euro olan kola, burada 10 Euro kadar ücretle sunuluyor. Dikkat etmelisiniz, bir yere gittiğinizde menüye bakmadan bir şeyler yiyip içmemenizi öneririm.
Bunun dışında: adada, muhteşem bir deniz ürünleri yemek kültürü var. Deniz yosunu, deniz kestanesi ve daha birçok deniz ürünü ve mahsulünü yiyecek hale getirip yiyorlar ve turistlere de ikram ediyorlar. Bunun dışında ise: ada halkı domuz ve at eti tüketiyor. Ama, at eti, restoranlarda değil, yalnızca evlerde tüketiliyor.
Adada yerel lezzetlerden tatmak isterseniz “caponata” denilen bir tür patlıcanlı yemek düşünebilirsiniz. Ayrıca: “rocotto” peynirleri çok lezzetlidir. Bu peynirden bir tür tatlı da yapıyorlar ki, mutlaka deneyin derim.
İçecek olarak ise: bu adada her türlü meyvenin likörü yapılıyor, tercihinize göre bunları da deneyebilirsiniz.

Evet, tarihi geçmişinde, adanın, farklı kültürlerin etkisinde kalması: mutfağının da gelişmesine neden olmuştur. Yani, Sicilya mutfağı çok zengin ve lezzetlidir. Hatta: bize uygun olarak “ekmek” buranın vazgeçilmez gıdasıdır. Birbirinden farklı ve lezzette, çok çeşitli ekmekler bulabilirsiniz. Yine, makarna birçok çeşitte ve lezzette yapılır. Hatta, makarna düşünürseniz, deniz ürünleri ile zenginleştirilmiş makarna denemelisiniz. (mürekkep balığı ile yapılan “pasta al nero di sepia” deneyin)
Arap mutfağından gelen “pirinç” de burada etkindir. Pirinç, çeşitli yiyeceklerde sıkça kullanılır. Et olarak ise: oğlak ve kuzu eti kullanılır. Balık bol ve ucuzdur. Özellikle “Sardalya” balığı, buranın en tercih edilen deniz ürünüdür.

Sicilya Genel

İÇKİ

Adada, şarap kaliteli ve ucuzdur. Her restoran, cafe ve barda, kaliteli ev şarapları bulmak mümkündür. Ayrıca: yine adaya özgü likörler lezzetlidir. Özellikle: bademli, limonlu ve farklı meyvelerin özü ile yapılan likörleri mutlaka tatmalısınız. Bunların arasında, mutlaka deneyin diyeceğim, limon aromalı “lemonçello” likörüdür. Hatta: bunu hediyelik olarak satın alabilirsiniz. Ama, Sicilya adasına gelip te Marsala şarabı almasanız, sanırım büyük eksiklik olur. Marsala şarabı dünyaca meşhur olması ile önem kazanıyor.

Sicilya Genel

ALIŞVERİŞ

Adada, adaya özgü bir şeyler satın almak isterseniz, özellikle “Palermo” şehrinde birçok alternatif bulabilirsiniz. Sicilya’da, buraya has bir hediyelik eşya var ve bunun adı “trinacrea” dır. Bu: 3 bacaklı ve Medusa’ya benzerdir. Bunun dışında: canlı renklerle süslenmiş seramik süs eşyaları, lav taşından yapılmış eşyalar, adanın simgesi olan ve sarı-kırmızı renklerin kullanıldığı at arabaları ve el arabaları minyatürleri olabilir. Ayrıca: tahtadan yapılmış kuklalar da ilginizi çekebilir. Sicilya adasının birçok yerinde, seramik eşyalar da önem kazanıyor ve hediyelik olarak tercih ediliyorlar. Son bir not, adadan iyi bir hediyelik eşya olarak Marsala şarabı veya limon likörü satın alabilirsiniz.