İngiltere Birmingham genel

İngiltere Birmingham genel

Şehir: “balti” denilen Pakistan mutfak kültürünün önemli bir merkezidir. Balti: 1977 yılında Birmingham şehrinde icat edilmiştir.

Balti mutfağı ürünlerini tatmak isterseniz, şehir merkezinden farklı olarak “Balti triangle” denilen bölgeyi ziyaret etmenizi öneririm. Bu bölgede, sayısız balti restoranı bulunmaktadır ve caddeler baharat kokar.

Ayrıca: hemen yazının başında belirtmem gerekir ki, İngiltere’nin birçok yerinde olduğu gibi, burada da yemek pahalıdır. Çoğu restoran ya Pakistanlı ya da Çinlidir. Dünya mutfaklarının sunan 500 restoran bulunmaktadır.

Restoran önerisi olarak: New Street üzerindeki “Askitalian” önerilebilir. Ayrıca: atıştırmalık olarak: tescodan sandviç deneyebilirsiniz. “Jamie Oliver” denilen restoranda da lezzetli yemekler bulabilirsiniz. Ancak, daha ayrıntılı menü olan bir yer tercih ederseniz, bu kez “Bank restoran” denilen yeri tercih etmelisiniz ki, burası gerek yemekler ve gerekse şaraplar açısından oldukça iyidir. Ancak: burada hesabın yüksek gelebileceğini unutmamanızı öneririm.
Evet, şehri ziyaret ettiğinizde, sushi tatmak isterseniz “woktastik” denilen restoranı ziyaret etmelisiniz. Burada: erik şarabı ve sınırsız suşi yiyebilirsiniz.

Şehirde bir şeyler içmeyi düşürseniz: özellikle “snake bite” denilen kokteylleri denemelisiniz. Bunları içebileceğiniz mekanların başında ise “pubi” denen barlar geliyordur.

 

Kahvaltı

Eğer otel dışında kahvaltı yapmak isterseniz: o zaman şehir merkezine gelmek gerekir. Pinfold Caddesi üzerinde bulunan Victoria Square Cafe sadece Town Hall’e gelen yolda bulunmaktadır ve burada tüm gün boyunca: kızarmış kahvaltı servisi yapılır ki, üniversite öğrencilerinin birçoğu burayı tercih etmektedirler.
New Street üzerinde bulunan Pret a Manger denilen yer ise, her gün saat: 07.30 da açılır ve popüler kahvaltı hizmeti verir. Bunun içinde taze kahve, hamur işleri, somon füme, pişmiş yumurta bulunur.
Yine New Street üzerinde bulunan Cafe Gusto: pastırma ruloları, sosis ve pişmiş fasulyeli börekleri, kruvasan ve püre ile saat: 11.00 e kadar kahvaltı servisi sunar.

Öğle Yemeği

Şehir ziyaretçileri için, popüler bir öğle yemeği alternatifi: restoranlarda alınacak pasta ve cips olabilir. Ayrıca: morina, cips,salata, makarna çeşitleri, baget ve fırınlanmış patates düşünülebilir.

Fast-Food

Birmingham şehrinde, çok sayıda fast/food restoranı bulmak kolaydır. Eğer tanıdık zincirleri tercih ediyorsanız, o zaman Broadway Plaza, KFC ve metro Bull caddesi üzerinde, McDonalts, Domino Pizza ve Burger King düşünebilirsiniz. Ancak: eğer muhteşem lezzetli hamburger yemek isterseniz: “Hamdmade Burger Co” denilen yere gitmeniz gerekir. (B1-2JB-Waters Edge Brindleyplace adresindedir) Burası: Times dergisi tarafından İngiltere’nin en iyi hamburger restoranı seçilmiştir. Bol ödüllü bu hamburgecide: Coleslaw salatası, mısır, soğan halkası, Bluecheese burger, patates kızartması ve elbette yanında kola denemelisiniz.

Akşam Yemeği

Şehirdeki restoranlar, genellikle: akşam 17.30-18.00 gibi açılırlar ve özellikle Cuma ve Cumartesi geceleri saat: 23.00 e kadar açık kalırlar. Temple caddesi üzerinde bulunan ve katedrale yakın San Carlo lazanya, Emiliane makarna, Alla Norma ve Risotto Agli Scampi dahil özellikleri ile ödüllü İtalyan yemekleri sunmaktadırlar.
Tamamen daha baharatlı yiyecekleri tercih ederseniz: çağdaş Hint mutfağı denemelisiniz. Newhall caddesi üzerindeki Ashas Check Out ve Cornwall caddesi üzerindeki Opus, Purnells ve Metro Bar&Gril: önerebileceğim restoranlar arasındadır.

 

Bank Restoran&Bar

B1-2JB-Brindleyplace bölgesindedir.
Şehrin en iyi restoranlarından birisidir. Kalabalık ve keyifli bir restoran olarak biliniyor. Mevsimlik çağdaş ve şık bir ortamda yemekler sunuluyor.

 

İtihaas Indian Restourant

Birmingham şehrinin kalbindeki restoran, geleneksel bir ortamda, otantik kraliyet Hint yemekleri yenilebilecek bir yerdir.

 

Shimla Pinks

Broadway Street üzerinde bulunan bu lüks Hint restoranı: ödüllü geleneksel ve modern heyecan verici karışımları kullanarak Hint yemekleri sunmaktadır.

 

Cucina Rustica

Şehrin kalbinde, lüks ve rahat bir ortamda İtalyan mutfağı ürünleri sunulmaktadır.

 

Kinnaree Thai Restoran

Kanal bölgesinde yer alan bu Thai restoranında, Tay deneyimi yemek kültürü ürünleri sunulmaktadır. Egzotik bir Tay ortamında bunları deneyebilirsiniz.

 

Chamberlains Quality Fish&Chips

Burada: ödüllü geleneksel Fish&Chips ve birçok deniz ürünü ve balık sunulmaktadır. Bunların yanında: et ve vejeteryanlar için de yemekler ve tatlılar bulunmaktadır. Yerel “Black Country” markalı bira: ödül kazanmıştır. Bir örnek olması açısından: burada 9.95 paund ödeyerek satın alacağınız bir menüde şunlar bulunur: büyük fish&chips, yanında: ekmek, tereyağı ve çay.

İtalya Como gölü

2018.02.01-2-Como gölü.7.Genel.9c
İtalya Como gölü

Gölün ismi İtalyanca da “Lago di Como” yani “Como gölü” olarak geçer. İtalya nın kuzeyinde Lombardiya bölgesinde bulunan bir buzul gölüdür. Büyüklüğü 146 km karedir. Maksimum uzunluk 46 km. maksimim genişlik 4.5 km ve ortalama derinlik 154 metredir. Ancak bazı yerlerde derinlik 425 metre olmaktadır. Bu derinlik ile Avrupa’nın en derin göllerinden birisidir. İtalya’nın en büyük 3’ncü gölüdür. Denizden yüksekliği 198 metredir.

Como gölü: Roma döneminde itibaren günümüze kadar olan süreçte, aristokratlar ve zenginlerin popüler bir tatil merkezi olmuştur. Buna bağlı olarak göl kıyısında çok sayıda villa ve saray yapısı bulunur.

Göl kıyısında: Bellagio, Menaggio ve Lierna isimli küçük kasabalar vardır ve bunlar arasındaki ulaşım: teknelerle yapılmaktadır. Lake Como feribot servisi, ilk olarak 1826 yılında başlamıştır. 1952 yılından beri bu hizmet Gestione Comminissariale isimli bir hükümet kuruluşu tarafından yürütülmektedir.

ULAŞIM

Como gölü: Milano şehrine trenle yarım saat ve İtalya’nın İsviçre sınırından sadece birkaç kilometre uzaklıktadır. Yani ulaşım bağlantıları mükemmeldir. Milano Como arasında işletilen Ferrovie dello Stato isimli trenler, Como San Giovanni istasyonunda dururlar. Tren istasyonu kasabanın biraz dışındadır, yani yanınızda ağır bagaj varsa, merkeze ulaşmak için bir araç bulmanız gerekir. Como rıhtım yakınında ise, bir otogar bulunuyor. Ancak özellikle yaz aylarında, hafta sonlarında Milano şehrinden Como ya muhteşem bir akın olduğunu unutmayın, yani ulaşım süreleri uzamaktadır.

İKLİM

Como gölünü ziyaret etmek için en uygun zaman: Mayıs-Eylül ayları arasıdır ve en sıcak aylar Temmuz-Ağustos aylarıdır. Temmuz-Ağustos aylarında ortalama sıcaklık 22 derece civarındadır. Ancak sıcaklık 35 dereceye kadar yükselebilir. Burada yılda 200 gün güneş görülür. Kar genellikle nadiren ve yüksek rakımlarda görülür. Kalabalıktan hoşlanmıyorsanız, Haziran-Ağustos ayları arasında buraya gelmeyin.

NE SATIN ALINIR

Como, ipek ticaretinde önemli bir şehirdi ve gölün çevresinde hala yüksek kaliteli Como ipekleri satılan dükkanlar görülür. Buralardan ipek eşyalar, eşarplar ve kravatlar satın alabilirsiniz. İpekli ürünlerin sergilendiği “Museo della Seta” kasaba merkezinin hemen dışındadır.

2018.02.01-2-Como gölü.4.Katedral.3a
İtalya Como gölü

TURİZM

Harika manzara, tarihi kiliseler ve feribot ile yolculuk ve diğer bazı su etkinlikleri yapılıyor. Gölün en büyük özelliği: kıyısında ünlü Hollwood Starı George Clooney’in evinin bulunmasıdır. Ayrıca: Madonna ve Richard Branson gibi ünlülerin de burada evleri bulunuyor.

2018.02.01-2-Como gölü.7.Genel.12c
İtalya Como gölü
2018.02.01-2-Como gölü.7.Genel.10a
İtalya Como gölü

 

 

COMO KASABASI

Hareketli ve keyifli bir kasabasıdır. Como gölünün doğu güney ucunda, doğal bir konuma sahiptir. Kasabanın uzun bir geçmişi, canlı caddeleri ve yoğun bir rıhtım alanı vardır. Kasaba: iki tanınmış Romalı yazar ile (Pliny Elder ve Pliny Youngnal) burada doğmuştur ve katedrallerde heykelleri bulunmaktadır. 20’nci yüzyılın ünlü İtalyan mimarı Giuseppe Terragni de buralıdır. Como çevresinde, Terragini tarafından tasarlanan çeşitli yapılar görülebilir. Piazza Cavour: hediyelik eşya dükkanları ve kaldırım kafeleriyle doludur. Bunlar rıhtıma bakar ve feribot iskelesini görür.

2018.02.01-2-Como gölü.4.Katedral.6a
İtalya Como gölü

 

 

Katedral

Como gölünü ziyaret ederseniz, doğal güzellikler yanında, bence bu tarihi güzelliğin bulunduğu katedrali de ziyaret edin. Çünkü burası İtalya’nın en etkileyici katedrallerinden birisidir.

Giriş ücretsizdir, sadece içeri girerseniz, kilisenin rahibi kiliseye yardım adı altında “1 er Euro” para topluyor. Yani bu para giriş ücreti değil, kiliseye yardım adı altında bir anlamda isteğe bağlı olarak toplanıyor. Özellikle katedralin içindeki duvar halılarının muhteşem güzelliklerini görmek için içeriye girin. (Aslında karanlıkta bunların güzellikleri pek anlaşılmıyor ama gördüğüm kadarı ile bu halılar ince ve uzun yıllara dayalı işçilik ürünü)

Burayı ziyaret ederseniz ki bence içeriye mutlaka girin: kıyafet zorunluluğunu unutmayın özellikle erkekler başlarında şapka, bere gibi bir şey varsa, girerken mutlaka çıkarsınlar.

Bu etkileyici kilise: 1396-1740 yılları arasında yani 350 yıl boyunca inşa edilmiş, yüksek sekizgen kubbe ile taçlandırılmıştır. 1730 yılında: Romanesk çan kulesi, çukurlarla süslü gotik cephe, sivri kemerler ve bitişik çizgili logyalar, Rönesans tarak nişleri ve geç barok kubbe Filippo Juvarra tarafından eklendi. Mermer kaplı yapı: Rönesans ve gotik mimari özellikler gösterir. Cephe 15’nci yüzyıldan kalmadır. Kubbe Filippo Juvarra tarafından 18’nci yüzyılda tasarlanmıştır. Yukarı da da söz ettiğim gibi, bu katedralde, diğer birçok benzerinde olmayan bir özellik var: duvar halıları.

Füniküler

Como’nun tepesindeki muhteşem manzarayı izlemek isterseniz, tepenin üst kısmına çıkın. 1894 tarihinde açılan feniküler demiryolu hattı, Como dan Brunate ye kadar olan tepeyi geçer. Her iki yönden 15 dakikada bir hareket eden araçlar, tam ortada karşılaşırlar. Brunate denen yerdeki manzara çok güzeldir. İki durak arası 7 dakikadır. Gidiş dönüş bileti: 5.30 Euro’dur. Brunate: Deniz seviyesinden 720 metre yüksekliktedir. Burada: barok “Chiesa di San Andrea”, soluk pembe dış cephesiyle ve çan kulesiyle önem kazanır. 1927 yılında inşa edilen ilk feniküler durağı yine buranın ilgi çeken yeridir.

genel.0
İtalya Como gölü Villa Olmo

Villa Olmo

Göle bakan Neoklasik yapı kremalı cephesiyle Como sahillerindeki en görkemli binadır. Fazla abartılı olmayan yapı, 1728 yılında Odescalchi ailesinden Pope Innocent XI tarafından yaptırılmıştır. Özellikle yapının iç mekanı hayranlık uyandırır. Günümüzde çeşitli sergi ve etkinlikler için kullanılmaktadır. Villa bahçeleri halka açıktır.

villa del balbianello.2
İtalya Como gölü Villa del Balbianello-Lenno

Villa del Balbianello-Lenno

Bu yapı, gölün batı kıyısındadır. Lenno’nun ana meydanından, göl kıyısına doğru yaklaşık 1 km. lik bir yürüyüşle ulaşılır. Villa Kardinal Angelo Durini tarafından 1787 yılında yaptırılmıştır. II. Dünya Savaşından sonra, bir süre müttefik komutanlar tarafından kullanılmıştır. Bahçe Monzino tarafından Rönesans ihtişamıyla restore edilmiştir. Bölgenin büyüleyici manzarasına sahiptir. Tekne ya da kısa yürüyüşle ulaşılabilir. Buranın en önemli özelliği: 2006 yılı yapımı “Casino Royale” filmi ve “Yıldız Savaşları Episodu II” filminin bazı sahneleri burada çekildi.

Çünkü Como gölünün her yerinde, en dramatik yerlerden birisidir ve mimari ve göl manzaralarının çarpıcı bir güzelliği ve birlikteliğini sunar. Bu nedenle bakımlı bahçeleri birçok hayran ziyaretçiyi buraya çeker. Villanın içindeki  rehberli turlara katılırsanız: villanın son oturanı Guido Monzino nun 1974 yılında satın aldığı nefis koleksiyonu görebilirsiniz. Bu koleksiyon villanın içindeki odalardadır ve 18’nci yüzyıl İngiliz ve Fransız mobilyaları ile döşenmiştir. Ayrıca Çin, Afrika ve Kolomb öncesi sanat koleksiyonları vardır. Villa rehberli turlarla gezilebilir.

valla carlotto.1
İtalya Como gölü Villa Carlotta-Tremezzo

Villa Carlotta-Tremezzo

Tremezzo’daki feribot iniş limanından, kısa bir yürüyüşle ulaşılır. Prusya prensesi Carlotta: 1847 tarihinde annesinden düğün hediyesi olarak bu villayı aldı. Üst katta dönem mobilyalarına sahip odalar, kraliyet yaşam tarzına inanılmaz bir bakış görülür. Günümüzde villada bulunan botanik bahçeleri arasında dolaşıp, prensesin eski evini ziyaret edebilirsiniz. Bahçeler ziyarete açıktır. Giriş ücreti 9 Euro’dur. Burada Antonio Canova’nın heykelleri görülür. Avrupa’nın en iyi ormangülleri, açelyaları ve kameriyeleri buradadır. Burası müze olarak işlev görüyor.

george clooney villası.1
İtalya Como gölü Villa Oleandra-Villa Margherita

Villa Oleandra-Villa Margherita

Bu yan yana iki villanın sahibi George Clooney’dir. 2002 yılında bu evi, 7.5 milyon Euro ya satın aldığı söyleniyor. Ancak Clooney: bölge halkı ve magazincilerden şikayetçi olunca, mahkeme kararıyla bulunduğu villalara 100 metreden fazla yaklaşmak yasaklanmıştır. Bu durum, tur tekneleri içinde geçerlidir, eskiden gölde tur yapan tekneler, Clooney’in villasına yaklaşır ve burayı gezginlere yakından gösterirdi, ancak günümüzde bu yasaklanmıştır. Bu yasağa uymayanlara 600 dolar para cezası verileceği de bildirilmiştir.

Villa  Belmonte

Benito Mussolini ve Calaretta Petacci: 1945 yılında Como gölünün yanında ele geçirildiler. Yakalanmadan önce: XXIV Maggio’daki Villa Belmonte’nin kapısında partizanlar tarafından vurulup öldürülmeden önce, Mezzegra da bir villada kaldılar. Günümüzde: bu villanın dışında hatıra haçı görülüyor. Hatta villanın içinde, Mussolini’nin kaldığı odanın bıraktığı şekilde korunduğu söyleniyor.

Sonuç

Ben Como gölüne turla ve kış döneminde gittim. (Şubat 2018) Hava soğuk değildi, zaten buranın en ilgi çeken yanı ikliminin güzel olması. Kış dönemi olması nedeniyle göl ve çevresi çok sakindi ve hatta Como sokaklarında yani birkaç kişi bile görmek pek mümkün değildi. Bu sakinlik yanında: gerek göl ve gerekse çevresi kış nedeniyle karanlık, pusluydu ve buranın çok övülen yeşillik ve gölün maviliğinden bir şey hissedemedim. Burası yazın ziyaret edilmeli, ancak yazın da buranın aşırı kalabalık olduğu unutulmamalı. Sonuç olarak: Como gölünde kaldığım 3-4 saatlik sürede belki garip gelebilir ama beğenmedim. Belki kış olmasından belki de buraya ayrılan zamanın kısa olmasından, çevreye gidememekten, sonuç olarak buraya yazın gidin ve kesinlikle uzun zaman ayırın, yoksa turların ekstraları ile buraya sakın gitmeyin, hiç bir şey anlamazsınız.

Bulgaristan Filibe Plovdin

Bulgaristan Filibe Plovdin

Bulgaristan ülkesinin, nüfus yoğunluğu olarak ikinci büyük şehridir. Şehir: 1999 yılında, “Avrupa Kültür Başkenti” olarak seçilmiştir.

Coğrafi olarak: Meriç nehrinin iki tarafında bulunmaktadır. Bu nehir, şehre ayrı bir güzellik vermektedir. Şehre girerken, Meriç nehrinin üzerinden geçeceğimiz köprünün bir yanında sere serpe uzanmış erkek ve diğer yanında bayan heykelleri göreceksiniz. Şehir: özellikle: “7 Tepeli şehir” olarak bilinir. Hatta: bu tepelere isim de verilmiştir ki “cehennem tepesi”, “saat tepe”, “taksim tepe”, “nöbet tepe”, “cambaz tepe”, “bunarcık tepe”, “makro tepe”.

Bunlar her ne kadar 7 tepe olarak bilinse de, şehri ziyaret ederseniz, yalnızca 5 tepe bulunduğunu göreceksiniz. Bu 5 tepeye çıkıp, her birinin size sunacağı değişiklikleri yaşayabilirsiniz, peki kalan 2 tepe nerde derseniz, göremedim, Filibelilerin söylediklerine göre, o diğer 2 tepeyi kesmişler, yok olmuş. İşin gerçeği: Roma döneminden bu yana, bu iki tepe taş ocağı olarak kullanılmış ve doğal olarak yok olmuş.

Şehir, deniz seviyesinden 160 metre yüksekliktedir. Nüfus ise, 338 bin civarındadır.

Bulgaristan Filibe Plovdin

ULAŞIM

Şehir: ülkenin başkenti Sofya’nın 120 km. güneydoğusundadır. Yani, 2 saatli bir karayolu ulaşımı ile buraya ulaşılır.
Şehrin diğer bazı yerlere uzaklığı ise şöyledir: Assenovgrad: 19 km, Smolyan: 102 km, Stara Zagora: 90 km. dir.

Bulgaristan Filibe Plovdin

TARİH

Şehir: tarih sahnesinde ilk olarak: “Traklar” tarafından: MÖ.1200 yıllarında kurulması ile biliniyor. Takip eden süreçte ise, Makedonya kralı Filip burayı ele geçirmiş ve şehrin ismi, bu kralın ismine atfen “Filipopolis” olarak bilinmeye başlamıştır. Peki: kimdir bu kral Filip. Evet, bu kral, Büyük İskender’in babası olarak bilinir.

Bulgaristan Filibe Plovdin

Flip’in heykeli, şehirdeki tepelerden birinin üstünde, uzaktan görülebiliyor. MS.46 yılında, şehir Romalılar tarafından işgal edilir ve bir Roma eyaleti olur.

1390 yılına gelindiğinde ise, yani İstanbul fethedilmeden 60 yıl kadar önce, burası Osmanlılar tarafından ele geçirilmiş ve şehrin ismi “Filibe” olarak anılmaya başlanmıştır. Lala Şahin Paşa: şehri ele geçirdikten sonra, 1364-1878 yılları arasında, burada Osmanlı egemenliği görülmüştür.

Hatta: 15’nci yüzyılın sonlarına doğru, Anadolu’nun çeşitli yerlerinden getirilen göçmenler, buraya yerleştirilmiş ve şehir Rumeli Beylerbeyi’nin merkezi olarak kalmıştır.
1885 yılında ise, şehir, Bulgarların egemenliğine geçmiştir.

Bulgaristan Filibe Plovdin

İKLİM

Şehirde: tipik kara iklimi görülmektedir ve buna bağlı olarak: yıllık sıcaklık ortalaması 12 derece ve Temmuz ayı sıcaklık ortalaması 30 derece civarındadır.

DİL

Bulgaristan ülkesinin diğer yerlerinde olduğu gibi, burada da “Kiril” alfabesi kullanılan “Bulgarca” konuşuluyor ve bu değişik alfabe nedeniyle, tabelalar incelenerek bir yere ulaşmak pek mümkün olmuyor. Bu yüzden, bu şehri ziyaret edecekler, konaklayacakları otel veya hostel isimlerinin yazılı olduğu kartvizitleri yanlarında bulundurmalıdırlar. Böylece, konaklama yerine ulaşmak için taksi kullandığınızda, şoföre konakladığınız yeri anlatmak derdinden kurtulursunuz.

PARA

Bulgaristan’ın resmi para birimi “BG Leva” dir. Euro kuru ile değerlendirildiğinde:
1 Euro = 1.95 leva’dır.
Döviz bozdurmak isterseniz: banka veya otel lobisini tercih etmelisiniz. Şehirde, birçok yerde ödemeler nakit yapılır ve kredi kartı kullanılmaz. Kredi kartları, yalnızca oteller, süpermarketler ve benzin istasyonlarında kabul edilir. Kesinlikle şunu söylemem gerek: Bulgaristan’ın diğer şehirlerinde olduğu gibi, burada da kredi kartı, dolar ve Euro kullanılmıyor, her yerde Leva istiyorlar.

TAKSİLER

Şehirde taksiler genellikle “sarı” boyanmıştır. Taksi durakları: otel, tren istasyonları, otobüs istasyonları önünde ve şehrin bazı noktalarında bulunur. Ama aynı zamanda, sokakta veya telefon ile de taksi bulabilirsiniz. Fiyatları kilometre başına 0.60 levadır ve başlangıç ücreti yoktur. Bir taksi kullanmadan önce, fiyatların doğru görüntülendiğinden emin olmalısınız. Yaklaşık 10 leva ödediğinizde, şehrin bir ucundan öbür ucuna taksi ile yolculuk yapabilirsiniz.

RESMİ TATİLLER

1 Ocak Yılbaşı
3 Mart Milli Bayram (Osmanlı İmparatorluğundan kurtuluş günü)
1 Mayıs Çalışma ve Uluslar arası İşçi Dayanışma Günü
6 Mayıs St George Günü ve Bulgar Ordusu günü
24 Mayıs Bulgaristan Eğitim ve Kültür Günü
6 Eylül Bulgaristan Birleşme Günü
22 Eylül Bağımsızlık Günü
1 Kasım Bulgar Aydınlanma Günü
24 Aralık Noel Arifesi
25-26 Aralık Noel Günü

NE YENİR-NE İÇİLİR

Şehri ziyaret ederseniz: “pasta garaj” yemenizi öneririm. Bunun dışında, Bulgaristan ülkesinin tüm süt ve süt ürünleri burada üretilmektedir. Özellikle: peynir denemelisiniz.

GECE HAYATI-EĞLENCE

Evet, şehir gündüzleri nispeten sakin olsa da, geceler için bu sakinlik geçerli değildir. Geceleri: şehirde çok sayıda bar, disko ve eğlence mekanı açılmaktadır. Mekanlar, asla salaş değil, yani burada yaşayan insanlar ne kadar fakir olsalar da, bu mekanlarda rüküşlüğü yaratmaya çalışmışlardır. Tüm bunların yanında: buraların çok ucuz olduğunu da söylemek gerekir.

Bulgaristan Filibe Plovdin Uluslararası Fuarı
Bulgaristan Filibe Plovdin Uluslararası Fuarı

PLOVDİN ULUSLARARASI FUARI

1892 yılında, modern Bulgar tarihinin en büyük fuar endüstrisi başlamış ve yine aynı yıl I.Bulgar Tarım ve Sanayi Fuarı düzenlenmiştir.
Fuar merkezi: şehrin kuzey kısmında, Tsar Boris III bölgesindedir. Fuar alanı: 352 bin metre karelik bir alanı kapsamaktadır ve bu alanda: her türlü sergi için gerekli her şey bulunmaktadır. Güneydoğu Avrupa’nın en büyük sergi mekanları arasında yer almaktadır.
17 tane çok fonksiyonlu sergi pavyonu vardır. Yıllık uluslar arası fuar zamanında, burada 40 sergi düzenlenir.
Fuarda, ayrıca 20-550 koltuklu 15 tane çok fonksiyonlu salon bulunan modern bir kongre merkezi de vardır. Her sergi pavyonu, 2000 kişilik bir konferans salonuna dönüştürülebilir. Burada, yılda 600 den fazla etkinlik (konser, seminer, spor etkinliği, iş konferansı gibi) düzenlenmektedir.
Günümüzde, burada yılda iki kez, Mayıs ve Eylül aylarında fuarlar düzenlenmektedir.

FESTİVALLER

Şehirde: sanatsal içerikli olarak düzenlenen festivaller şunlardır:
Mayıs ve Haziran aylarında: Amfi Tiyatro Opera günü.
Temmuz ayında: Uluslar arası Oda Müziği Festivali
Ağustos ayında: Uluslar arası Folklor Festivali
Eylül ayında: Uluslar arası Muppet-Show Festivali ve Ulusal Sonbahar Sanat Sergisi.

Bulgaristan Filibe Plovdin Evleri

FİLİBE EVLERİ

Şehirde, tepeler üzerinde bulunan evler: Türk ve Bulgar mimari özelliklerini yansıtması açısından önem kazanmaktadırlar. Bu stil, günümüzde “Filibe Barok Tarzı” olarak kabul edilmektedir.
Pişirilmemiş kerpiç tuğla veya ince düz pişmiş toprak, taş harç temeller üzerine, zemin ve iki katlı olarak yapılan, ahşap çerçeveli bu evler, her odaya güneş girebilecek şekilde dizayn edilmiş: ahşap tavanlarda, oymacılık sanatı üst düzeye çıkmaktadır.
160 civarında ve restore edilerek günümüze ulaştırılan bu evler: şehre tam bir Açıkhava müzesi görünümünü kazandırmaktadır. Günümüzde, bu evlerin bir kısmı müze, bir kısmı atölye ve bir kısmı lokanta gibi kullanılmaktadır.

Bulgaristan Filibe Plovdin

GEZİLECEK YERLER

Bulgaristan Filibe Plovdin
Bulgaristan Filibe Plovdin
Bulgaristan Filibe Plovdin

 

Evet, eğer buraya tur ile geldiyseniz, aşağıda gezilecek yerler olarak belirttiğim yerlerin sadece çok küçük bir kısmını göreceksiniz. Çünkü, Balkan turunda, program genellikle  dönüş yolunda, bu şehirde sabah saatlerinde Sofya’dan hareket, 2 saatlik bir yolculuk ve burada yaklaşık 30-40 dakika bir yürüyüş molası, çünkü buranın devamında Bulgar sınırından çıkış ve Kapıkule sınırından giriş yapılacak.

Özellikle, yurt dışındaki vatandaşlarımızın yurda dönüş zamanı ise, büyük bir kalabalık, sınır kapılarında uzun sıralarla karşılaşmamak için, tur görevlileri, Filibe şehrinde, sadece 30-40 dakika bir zaman ayırıyorlar. Özellikle, bir de bu zamanlama Pazar gününe geldiyse, boş sokaklar, boş caddeler ve kapalı dükkanların bulunduğu bir mekanda yapacağımız bir yürüyüş, başka bir özellik yok. Ama: tur programı dışında, bu şehre yolunuz düşerse, aşağıda yazdıklarımı değerlendirerek bu güzel şehri gezebilirsiniz. Zaten, şehir 2019 yılında “AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ” seçilmiş.

ESKİ ŞEHİR

Buradaki ilk yerleşimin, günümüzden 8000 yıl öncesine kadar gittiği düşünülmektedir. Burada: Ortaçağ dönemlerinden kalma ve Bulgar Revival mimarisinin çok iyi korunmuş eserleri bulunmaktadır. Öte yandan: bu şehir, Bulgaristan ülkesinden daha eskidir. Çünkü: 342 yılında, Makedonyalı Philip: bu şehri fethetmiş ve şehre kendi ismini vermiştir. (Philippopolis)
19’ncu yüzyıla gelindiğinde ise: Bulgar mimarlar: dik Arnavut kaldırımlı yolları, büyük ve cumbalı ve ince sütunlu, kafes saçaklı ve ağır meşe kapılı evleri inşa ettiler. Bunların arasında ise: mermer çeşmeler dikildi. Her evin: kendine göre bir atmosferi vardı.

Bulgaristan Filibe Plovdin

Roma döneminden kalma Philippopolis merkezinde ise: Amfitiyatro ve restore edilerek günümüze ulaştırılan, 2’nci yüzyıldan kalma Antigue tiyatrosu ilgi çekmektedir. Bu tiyatronun bir kısmı görülebiliyor, kalan kısmı ise, günümüzde mevcut binaların altında kalmıştır. Burayı mutlaka görmenizi öneririm, gayet düzgün bir şekilde restore edilmiş. Zaten şehirdeki kısa gezi yolunuz üzerinde bulunuyor.

Trimontzium tepesinde bulunan eski şehir bölümü: 18-19’ncu yüzyıllara tarihlenen ulusal mimarisiyle ünlüdür.
Bölgede bulunan evlerin bir çoğu günümüzde müze olarak ziyarete açıktır.

Bulgaristan Filibe Plovdin Etnografski Muzey

Bölgesel Etnoğrafya Müzesi-Etnografski Muzey

Dr Stoyan Chomakov caddesinde bulunan ve 1847 yılında inşa edilen: Argos Kuyumdjioğlu’na ait olan ev: günümüzde “National Monument” olarak belirlenmiştir. “Royal Hause” denilen bu ev: 12 büyük odalı ve yaklaşık 130 pencerelidir. 1917 yılında açılan müzenin en çarpıcı özelliği: her odada farklı motifler şeklinde görülen, ahşap tavan oymalarıdır. İkinci katta: bir odanın tüm genişliğini kapsayan, süslü bir rozet görülür. Yapının avlusunda ise: yaz aylarında, oda müziği konserleri düzenlenmektedir.

Müzenin daimi koleksiyonunda, yaklaşık 40 bin obje bulunduğu söyleniyor. Bunların çeşitleri ise: el sanatları, tarım, kumaş ve giyim, bakır tencere, süs eşyaları, kilise levhaları, tığ işi dantel kostümler, mobilyalar, müzik aletleridir. Bunlar: Rodop ve Srednogorie bölgelerinden gelmiştir ve Bulgaristan’ın manevi kültürünü sergilerler.

Milli Uyanış Müzesi ve Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri-Revival Müzesi-Georgiadi evi

Bu ev: 19’ncu yüzyıldan k alma: tipik simetrik bir Plovdin evi örneğidir. Onun mimarisi: yüksek zemin kat ve cumbalı, ortada bulunan bir çıkıntının bir araya getirdiği iki kattan oluşmaktadır. Şu anda evde bulunan nesnelerin koleksiyonunda: eski silah ve fotoğraflar bulunmaktadır.

Bulgaristan Filibe Plovdin Balabanov Evi ve Müzesi

Balabanov Evi ve Müzesi

Bu yapı: 20’nci yüzyılın başlarında, onun son sahibinin yani tüccar Luka Balabanov’un ismiyle anılmaktadır. Günümüzde, burada: birinci kat: kalıcı bir sergiye ev sahipliği yapmaktadır. İkinci kat ise: hala tipik Revival dönemi özelliklerini taşımakta ve bunun yanında: şehrin en popüler oda müziği mekanlarından birisi olarak kullanılmaktadır. Zemin katta: mevcut iki oda, geçici sanat sergilerine ev sahipliği yapmaktadır. Yapının uzun antresi ve yüksek tavanı ilgi çekmektedir.
Evet, Dr.Konstantin Stoilov caddesindeki ev, ücretsiz olarak ziyaret edilmektedir.

Bulgaristan Filibe Plovdin Stepan Hindillian Evi ve Müzesi

Stepan Hindillian Evi ve Müzesi

Yapı: 1835-1840 yılları arasında, zengin tüccar ve çiftçi olan Stepan Hindlian tarafından yaptırılmıştır. Eski şehir bölümünün en iyi konunmuş ve en süslü yapılarının başında gelmektedir. Tüm odalar: içeriden ve dışarıdan boyalıdır.

Yapının iç bölümünde: İstanbul, İskenderiye, Venedik ve bölgenin diğer şehirlerinden güzel manzara resimleri görmek mümkündür. İyi korunarak günümüze ulaşmış, sıcak ve soğuk su tesisatı bulunan banyo bölümü de ilgi çekmektedir.

Avlunun kuzey kesiminde, iyi tahkim edilmiş “Maaza” yani “depo” kısmı görülmelidir. Tavan ise harika şekilde oryantal boyanmıştır. Yapının bodrum katında: Bulgaristan ülkesinin her bölgesinden getirilen şarapların tadım ve tanıtım merkezi bulunmaktadır.

Evet, bu yapı: 1974 yılında restore edilmiş ve Bulgar Revival dönemi mobilyaları ile döşenmiştir. Artin Gidikov caddesindeki ev ücretsiz gezilebilmektedir.

Sarı Okul

Bu okul: modern standartlara göre küçük, ama tarihsel olarak büyük öneme sahiptir. Çünkü: 1868 yılında kurulan bu okul: resmi olarak tanınan ilk Bulgar okulu olarak bilinmektedir. Çünkü: o yıllarda, ülkede yaşayan tüm etnik gurupların ve hatta Fransız ve Amerikalıların şehirde ayrı okulları bulunuyordu. Bu yüzden, Bulgarlar nezdinde: bu okulun tarihsel önemi büyüktür.

Bulgaristan Filibe Plovdin Lamartin Evi

Lamartin Evi

Knyaz Tseretelev caddesindeki bu ev: 1829 yılında inşa edilmiş ve Old Town bölgesinin en büyük ve en güzel simetrik evlerinden birisidir.
Büyük Fransız şair Alphonse de Lamantin: 1833 yılında Bulgaristan üzerinden geçmiştir ve bu evde 3 gün kalmıştır.
Ancak, bu kısa süreye rağmen, bu eve hayran olmuştur. Onun: güçlü siyasi bağımsızlığı ifade eden görüşleri dünya çapında popüler olmasına neden olmuştur. Plovdin şehrine gelişi, büyük olay oldu ve şehirde, birçok kişi toplandı.
Bugün, ev, Bulgar yazarlarının yaratıcı bir evi olarak kullanılmaktadır. Birinci kattaki odaların birinde, Lamartine adanmış küçük bir müze bulunur.

St.Konstantin ve Elena Kilisesi

Şehrin en önemli yerlerinden birisidir ve antik kalenin yıkıntıları üzerine, 4’ncü yüzyılda inşa edilmiştir.
Kutsal tapınağın inşaatı: Hıristiyanlık dininin bir dünya dini olarak tanınmasıyla yakından ilişkilidir. 313 yılında, Roma imparatoru Konstantin: resmi din olarak Hıristiyanlığı açıkladı.

Ardından: Philipopolisliler yani günümüzün Plovdinlileri: İmparator onuruna ve takdir işareti olarak bir tapınak dikmeye karar verdiler ve burayı yaptılar.

Ancak, kilise birçok kez yıkıldıktan sonra: 1830 yılında geriye kalan duvarlarının kalıntıları üzerine, yeniden inşa edilmiştir. Yani: günümüzdeki kilise, eski erken Hıristiyanlık kilisesinin temelleri üzerine, 1830-1832 yılları arasında yeniden inşa edilmiştir.

Yeni inşa edilen kilise: 26 metre uzunluğunda, 18 metre genişliğinde ve 8 metre yüksekliğindedir ve bu ölçüleriyle, dönemin en etkileyici yapılarından birisidir. Tapınağın avlusunda, 8 metre yüksekliğe ulaşan ve ağır bir tuğla korniş ile biten, güçlendirici taş bir duvar bulunmaktadır.

Bulgaristan Filibe Plovdin Hisar Kapısı

Hisar Kapısı

5-6’ncı yüzyıllarda inşa edilen iç kalenin doğu kapısı: Hisar kapısı/Sert kapı olarak bilinir. Hisar kapısı: şehrin sembolü olarak günümüze kadar korunarak gelmiştir.
Aslında: caddenin kaldırım seviyesinin altında, muhtemelen 2’nci yüzyılda inşa edilen bir kapının temelleri bulunmaktadır. Ancak: yukarıda sözünü ettiğim gibi, önce Roma döneminde ve sonra Rönesans ve 20’nci yüzyıl boyunca kapı yeniden inşa edilmiştir.

Kutsal Anne Katedral Kilisesi

Günümüzde görülen kilise yapısı: 1844 yılında, gönüllü vatandaşların bağışları ile, Bratsigovolu usta inşaatçılar tarafından yapılmıştır. 1859 yılında ise, ilk Bulgarca ilahi, burada okunmuştur. Ayrıca: 19’ncu yüzyılı simgeleyen, yaldızlı ağaç oymaları bulunan ikonlar ilgi çekmektedir. Bulgar yazar Hristo G. Danov: bu kilisede gömülüdür.

Bulgaristan Filibe Plovdin
Bulgaristan Filibe Plovdin

ROMA DÖNEMİ KALINTILARI

Şehrin, eski şehir bölümünde: burada uzun yıllar egemenlik kuran Romalılardan kalma bir kısım yapı bulunmaktadır.

Bulgaristan Filibe Plovdin
Bulgaristan Filibe Plovdin
Bulgaristan Filibe Plovdin

Antik Anfitiyatro

Şehir merkezinde bulunan tiyatro: Dzhambaz Tepe ve eski şehir içindeki Taxim tepe arasında, şehir ziyaretçileri için önemli bir çekim merkezi olarak ziyarete açıktır. 1970’lerde, bir toprak kayması sonucu tesadüfen keşfedilmiştir.
Tiyatro: Roma imparatoru Trajan emriyle: MS.2’nci yüzyılda inşa edilmiş ve halen Bulgaristan ülkesinde, ayakta kalarak günümüze ulaşan en büyük Roma eseridir.
Yapı: 7 bin koltuk kapasitelidir.

Seyirci bölümü: yatay bir seyirle yerleştirilmiş, 14 satırlık iki safha ayrılmıştır. Bu bölümlerde, her vatandaşın nereye oturacağı belirlenmişti. Bu yüzden: oturma yerleri üzerinde, oyulmuş isimler bulunmaktadır.

Sahne bölümü: kornişler ve heykellerle süslenmiştir.
Günümüzde: burada, gösteriler düzenleniyor ve özellikle her yıl Ağustos ayında burada düzenlenen, geleneksel “Balkan Halk Dansları Festivali” muhteşem ilgi görüyor. Aslında, festival “Balkan” ismini taşısa da, birçok ülkenin geleneksel halk dansları toplulukları katılıyor.

Bulgaristan Filibe Plovdin Odeon

Odeon

Bölgedeki diğer antik yapı: “Roma Odeon” udur. Burası: 3500 seyirci kapasitelidir ve şehir toplantılarının yapılması ve kapalı tiyatro ihtiyacının karşılanması için inşa edilmiştir.

Roma Forumu

Odeon yakınlarındaki bu yapı: 2’nci yüzyıldan kalmadır. Yaklaşık 11 hektarlık alanı kaplamaktadır ve burada: dükkanlar ve kamu binaları bulunmaktadır. Yani: bir anlamda, antik şehrin, en önemli ana caddesidir. Antik şehrin: idari, ekonomik, dini ve kültürel hayatının odak noktası, burası olmuştur.

Bulgaristan Filibe Plovdin

Stadyum

Antik kent merkezinin en önemli anıtlarından birisidir. Sahat Tepe’nin doğu yamacındadır ve kare şeklindedir. Yapının: İmparator Hadrian II döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Yanının genişliği 240 metre ve uzunluğu 50 metredir. Buradaki yarışmaları: 30 bin civarında seyircinin izlediği tespit edilmiştir. Günümüzde ise, halen 14 oturma sırası bulunmaktadır.
Burada “Flashiest” yarışmaları düzenlenir ve sadece Yunan Olimpiyat oyunları gibi: İskenderiye oyunları varmış. Ana spor dallarında: disk atmak, mızrak atmak, koşmak bulunurmuş. Oyunlar, her 4 yılda bir düzenlenir ve birkaç gün devam edermiş.

Bulgaristan Filibe Plovdin Saat Kulesi
Bulgaristan Filibe Plovdin Saat Kulesi

SAAT KULESİ

Sahat adlı tepede bulunan bu kule: Doğu Avrupa’nın en eski saat kulelerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Osmanlı döneminde yani 1812 yılında inşa edilmiştir. Yüksekliği 17.5 metredir. Kulede bulunan saat: Viyana’da üretilmiş ve 1883 yılında yerine takılmıştır.

GLAVNA CADDESİ

Bu cadde, İstanbul-İstiklal caddesine benzemektedir. Şehri ziyaret edenlerin başlıca uğrak ve gezi yeri olarak bilinir.
Cadde üzerinde bulunan “Çar Simeon Bahçesi Parkı”, 1863 yılında kurulmuştur. Yaz sıcaklarında, birçok Filibeli, bu parkta zaman geçirmektedirler. Yine bu cadde üzerinde, şehrin amblemi olan “Düğmeler havuzu” bulunmaktadır ki, özellikle gece aydınlatıldığında benzersiz bir atmosfer oluşturmaktadır. Caddenin her iki tarafında bulunan eski binalarda ise, birçok modern mağazalar görülür. Ancak, şehri Pazar günü ziyaret ederseniz, bu dükkan ve mağazaların hepsinin kapalı olduğunu göreceksiniz. Boş yollarda yürüyüş yapmak hiç de keyifli değil.

OSMANLI MAHALLESİ

Bir tepe üzerinde bulunan bu mahalle, gerçekten ziyaret edenlerin ve özellikle Türklerin gezmekten büyük keyif aldıkları bir yer olarak dikkat çekiyor. Çünkü: burada çok sayıda mağaza, restoran ve kafeterya bulunuyor.
Son olarak: bu mahalleyi ziyaret ettiğinizde, şehrin panoramik manzarasını izleyebilirsiniz.

Bulgaristan Filibe Plovdin Muradiye Camisi

MURADİYE CAMİSİ

Bir zamanlar, ünlü gezgin Evliya Çelebinin yazıtlarına göre: 54 cami bulunan şehirde, bunlardan günümüze yalnızca, iki cami gelebilmiştir.
Jelezarska caddesinde bulunan cami: 15’nci yüzyılda, II. Murat zamanında yapılmıştır. Zaten, ismi bu yüzden “Muradiye Camisi” olarak bilinmektedir. Ancak: 1425 yılında yapılan bu cami: depremde yıkılmış ve 1785 yılında, yerine yeni cami, I. Abdülhamit döneminde yaptırılmıştır.
Ama günümüzde, buraya genellikle “Ulu cami” ve “Hüdavendigar cami” olarak da biliniyor. Namaz saatleri dışında burayı ziyaret edebilirsiniz. Bu ziyaretinizde: güzel çeşme, çiçek motifleri ve Kur-an metinleri taşıyan madalyonları görebilirsiniz.

Bulgaristan Filibe Plovdin İmaret Camisi

İMARET CAMİSİ

Vistula sokakta bulunan bu cami: 1444-1445 yılları arasında, Meriç nehrinin güney kıyısında inşa edilmiştir. Caminin ismi: bahçesinde Müslüman yolculara ücretsiz yemek ve konaklama imkanları sağlanması ile belirlenmiştir. 19’ncu yüzyıla kadar da bu özellik devam etmiştir.

Bulgaristan Filibe Plovdin Bölgesel Arkeoloji Müzesi

BÖLGESEL ARKEOLOJİ MÜZESİ

Saedinenie meydanında bulunan müze, Bulgaristan’ın en eski kültür kurumlarından birisidir ve ilk olarak 1882 yılında kurulmuştur. 1928 yılında ise, günümüzdeki binasına taşınmış ve depolarda bekletilen objeler sergilenmeye başlamıştır. Müze, 3 bölüm halinde tanzim edilmiştir. Bunlar: Tarih Öncesi, Antik dönem ve Ortaçağ dönemidir. Özellikle: Filibe ve Filibe bölgesinin tarihi ile ilgili eserlerden oluşan zengin koleksiyon ilgi çekmektedir. 1500 parçalık sikke koleksiyonu önem taşımaktadır.

Bulgaristan Filibe Plovdin Bölgesel Tarih Müzesi

BÖLGESEL TARİH MÜZESİ

Tsanko Lavrenov bölgesindeki müze, 1951 yılında kurulmuştur. Bu müzede: Filibe şehrinin geçmişi hakkındaki tarihsel kanıtlar ve kültürel objeler sergilenmektedir. Müze, 3 ayrı binada kuruludur. Özellikle: Bulgarların ulusal kimliğini savunmaları sırasında yani özerk Bulgaristan döneminde: eğitim, kilise ve ulusal bağımsızlık mücadelesi objeleri burada sergilenmektedir.

DOĞA TARİHİ MÜZESİ

Hristo Danov bölgesinde bulunan müze, 1955 yılında açılmıştır. Müzenin zengin koleksiyonu, Fransız Kolejli tarafından oluşturulmuştur. Zemin katta bulunan, büyük tatlı su akvaryumunda: Bulgaristan’a özgü 40 süs balığı cinsi görülmektedir. Ayrıca: Rodop mineralleri de ilgi görmektedir.

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK  DİĞER YERLER

Bulgaristan Filibe Plovdin Baçkova
Bulgaristan Filibe Plovdin Baçkova

BAÇKOVA-BACHKOVSKİ-KİRAZLI MANASTIRI

Şehir merkezinin 20 km. güneyinde: Asenovgrad yolunun sağ tarafında, 2.5 km. yürüyüş mesafesinde “Assen kalesi” bulunmaktadır. Kale: Ege ve eski Roma yolu bağlantılıdır ve Trakya bölgesini korumak için: 6’ncı yüzyılda, Bizans imparatoru Jüstinyen (527-565) döneminde inşa edilmiştir. 4 teras üzerinde, 15 dönümlük bir alanı kapsar. Taş duvarlar, 10-15 metre yüksekliğe ulaşır ve yapılan kazılarda, kalenin bazı binalarının temelleri bulunmuştur. Ayrıca: kule, iki rezervuar, askeri tesisler ve askeri şapel bulunmuştur.

Kale: 1230 yılında Klokotnitsa savaşından sonra, Ivan Asen II tarafından restore edilmiş ve bu durum, bir taş yazıt ile kanıtlanmıştır.
Burası: en iyi korunmuş kale kilise olarak bilinir. 18 metre uzunluğunda, iki katlı bir binadır. Ortaçağ Bulgar mimarisinin tipik bir anıtıdır. 13-14’ncü yüzyıl Tırnovo Okulu ustaları tarafından yapılan ve kısmen korunarak günümüze ulaşan freskler: kilisenin kubbesinde görülebilmektedir.
Kale manastır: birkaç kez soyulmuş ve yıkılmıştır. 16’ncı yüzyılda, manastır restore edilir ve 1604 yılında yeniden yapılır.
Enteresan bir yer, tarih meraklılarının mutlaka ziyaret etmelerini öneririm.

HİSAR ILICALARI

Şehir merkezine 45 km. uzaklıkta, küçük bir vadide yer almaktadır. Burada, 22 termal kaplıca bulunmaktadır. Ayrıca: kültürel miras açısından görülmeye değerdir. Yani, tam bir tedavi ve turizm bölgesidir.

Buradaki “Hisar” kalıntısının: MÖ 4 ve 3’ncü yüzyıllara ait olduğu düşünülmektedir. Söylenenlere göre, Romalılar Gotlardan şehri ele geçirdiklerinde, değerli maden suları nedeniyle, buraya yerleşmişlerdir.
Evet: Hisar günümüzde: 8200 yataklı 20’den fazla otel ve spa merkezine sahiptir ve her yıl binlerce kişi: ülkenin en büyük şifalı spa merkezine gelirler.

Bulgaristan Filibe Plovdin Pamorovo
Bulgaristan Filibe Plovdin Pamporovo

PAMPOROVO

Şehir merkezine 91 km. uzaklıktadır. Burada: birçok hastalığın tedavisinde kullanılan ılıcalar bulunmaktadır. Burada çıkan ılıca sularında, yüksek radyoaktivite bulunur ve suyun sıcaklığı 21-32 derece arasındadır. Bölgede: birçok tatil köyü, spa merkezi, huzurevi, oteller, konuk evleri ve açık yüzme havuzu bulunmaktadır.
Bölgede bir de “kayak tesisleri” bulunmaktadır. Pamporovo Mount Snow olarak isimlendirilen bu tesisler: 1926 metre rakımlı Rodop dağlarının eteklerinde, 1650 metre rakımda bulunmaktadır.

Burada: yıllık ortalama sıcaklık 5.5 derece civarındadır. Ayrıca: açık havalarda Yunanistan sınırı bile görülebilen panoramik manzaraya sahip restoranı bulunan Televizyon kulesi bulunmaktadır. Kış aylarında buraya gelenlerin tercih nedeni “kayak” tır. Kayak tesisleri: Aralık ayında başlar ve Nisan ayı sonuna kadar, 1400-1926 metre arasındaki rakımda sürdürülür. Yaz aylarında da, bölge çok sayıda turist tarafından ziyaret edilmektedir. Çünkü: Rodop dağları bölgesinde: dağ yürüyüşü ve dağ bisikleti etkinlikleri düzenlenir.

HAVACILIK MÜZESİ

Şehir merkezine 12 km .uzaklıktaki “Krumovo hava üssü”nde bulunan bu müze, 1991 yılında açılmıştır. Bulgarlar, Plovdin şehri içinde, ilk olarak, 1892 yılında, “La France” balonunun uçuşlarını izlediklerinde, Teğmen Vasil Zlatarov: ilk Bulgar havacı olarak tarihe geçmiştir. Kendisi, Rusya’dan malzemeleri satın almış ve yeni kurulan Havacılık birliğinin komutanı olmuş, ilk Bulgar balonu yapılmıştır.
1910 yılına gelindiğinde ise, Boris Maslenikov isimli, Rus uçak üreticisi şehre çağırılır ve kendisi gelirken, Fransız Farman IV tipi bir uçakla gelir ve şehirde gösteriler yapar. Bulgar pilotlar: mekanik ve pilotajda yetiştirilmek üzere, bazı yabancı okullara gönderilirler.
Evet, Bulgar havacılığından kısaca söz ettikten sonra: tarihi bayağı eskilere giden, bu konuda, günümüzde kurulan müzede, yaklaşık 6800 objenin sergilendiği söyleniyor. Ayrıca: hangarlarda 59 uçak da ziyaretçilere sunuluyor.