Sicilya Genel

Sicilya Genel

Sicilya denilince: çoğu insanın aklına küçük bir ada ve Mafya gelmektedir. Ama, inanın bu ada: tarihi ve turistik birçok özellik taşıyor. Öncelikle: adanın antik dönem ve Ortaçağdan kalma, muhteşem bir tarihi-kültürel yapısı var. Yani, bu adada: antik dönem Grek ve Roma dönemine ait muhteşem kalıntıları görebilirsiniz. Öte yandan: ada, Etna yanardağı ile, ziyaretçilerine başka hiçbir yerde yaşanamayacak bir heyecan yaşatıyor. Son olarak: özellikle adalar olmak üzere, adanın güney kıyılarında muhteşem koylar, plajlar ve deniz varlığını unutmamak gerekir. Bence, zaman ayırın ve Sicilya’ya gidin, inanın güzel  zaman geçireceksiniz.

Ben: Sicilya hakkındaki gezi notlarımı: beş bölüm halinde topladım ve sizlere aktarıyorum. Bunların başında: Palermo şehri geliyor. Palermo şehrini anlattığım bölümün ardından, adayı dört bölüme ayırdım ve bu bölümlerde, tarihi ve turistik özellikleri olan şehir ve kasabaları, yazılarımda sizlere anlatıyorum. Sizler: Sicilya adasını ziyaret edeceğiniz zaman, bu notların okuyup, ilginizi çeken yerleri, bir harita üzerinde işaretleyebilir ve daha sonra, oralara gitmek için, adadaki zamanınıza göre bir gezi planı-rotası yapabilirsiniz.

Evet, Sicilya Akdeniz’in en büyük adasıdır. İtalya ana karası ile arasında, Messina boğazı bulunmaktadır.

Sicilya: 25.808 km. karelik yüzölçümü ile, Akdeniz’in en büyük adasıdır. Nüfusu, yaklaşık 5 milyon civarındadır ki, bu nüfus yoğunluğu ile Akdeniz’in en kalabalık adasıdır. Aynı zamanda, İtalya’nın en büyük bölgesidir.

Ada: genellikle dağlıktır, yani burada ova ve plato gibi düzlükler çok azdır.

Adanın doğusundaki Etna yanardağı, 3323 metre yüksekliktedir ve Avrupa’nın en yüksek aktif yanardağıdır.

Adanın çevresinde: “Aeolian, Ustica, Egadi, Pantelleria, Pelagie adaları bulunur. Pelagie adalarının en büyüğü olarak bilinen “Lampedusa” aynı zamanda Avrupa kıtasının en güney ucunu oluşturur. Bu ada: Kuzey Afrika’da Tunus ülkesine 112 km ve Sicilya adasına ise 200 km. uzaklıktadır.

Adanın çevresini saran Akdeniz: bölgelere göre değişik isimlerle bilinir. Bazı yerlerde “Tiren denizi” dediğimde şaşırmamak adına bunları açıklamakta yarar var. Adanın Messina boğazı tarafına “İon denizi” deniliyor. Palermo tarafında “Tiren denizi”, Agrigento tarafına “Sicilya denizi” deniliyor. Ama, bunların hepsi temelde “Akdeniz” dir.

Sicilya Genel

TARİHİ

Sicilya, Akdeniz’in ortasındaki kritik konumu nedeniyle, uzun bir tarihi geçmişe sahiptir ve bu tarihi geçmiş sürecinde, farklı tarihlerde farklı devletler tarafından istila edilmiştir. Bu yüzden, ada, farklı kültürlerin izlerini taşır. Adanın ilk yerleşimcileri ise: Akdeniz’in diğer yerlerinden geldiği düşünülen “Sicani Uygarlığı” dır. Daha sonra, MÖ.8’nci yüzyılda: Fenikeliler, Kartacalılar ve Grekler tarafından ele geçirilmiş ve MÖ.244 yılında, Sicilya adasının tümü Roma egemenliğine girmiştir. Daha sonra takip eden 600 yıl boyunca, adada, Romalılar hüküm sürerler.
Evet, Roma imparatorluğunun çöküşünden sonra: adada, Bizans egemenliği görülür ve Bizanslıların zayıflamasının ardından, bu kez, Araplar Sicilya’yı ele geçirirler. MS. 966 yılında, tüm ada, Arap egemenliğine girer ve Palermo şehri, dünyanın önemli şehirlerinden biri haline gelir.
Takip eden süreçte, bu kez Normanlar adayı istila ederek ele geçirirler. 19’ncu yüzyılın sonlarında, adada, güçlü bir monarşi yönetimi görülür. Daha sonra ise “Norman Hauteville” hanedanı ortadan kalkar ve yerine “Hobenstaufen” hanedanı yönetimi ele geçirir. Ancak, hanedan ile Papalık arasındaki anlaşmazlık nedeniyle, 1281 yılında, bu kez Fransızlar adayı ele geçirirler. Ancak, gerek Fransız yönetimi ve gerekse ağır vergiler nedeniyle, ada halkı, 1282 yılında isyan ederler. Bu durumdan yararlanan “Aragon kralı” bu kez adayı ele geçirir ve1409 yılına kadar, Aragon hanedanı adayı yönetir. 1479 yılına gelindiğinde, bu kez İspanyollar adayı işgal ederler.
1860 yılına gelindiğinde ise, ada: “Garibaldi” tarafından işgal edilir ve “İtalya Birliği” ne katılır. Ancak, Sicilyalılar, buna tepki gösterirler. 1866 yılında, adada, İtalya’ya karşı çıkan ayaklanma, zorlukla bastırılır. Bu tür ayaklanmaların devam etmesi üzerine, bölgeye ağır ekonomik ve siyasi baskılar uygulanır. Sonucunda ise, adadan dışarıya büyük göç yaşanır.
1894 yılında merkezi hükümetin baskıları şiddetlenince, bu kez, radikal yönetime tepki olarak, adada organize suç örgütleri yani “Mafya” gelişir. 1943 yılında, II. Dünya savaşında, müttefik güçler, adaya çıkarma yaparlar ve bu hareket, yerel Mafya örgütü tarafından da desteklenir.
1948 yılına gelindiğinde: İtalya Anayasası ile, adaya, kısmı özerklik tanınır. Yani, ada, bölgesel bir parlamento tarafından yönetilmektedir. İdari yapı bakımından: 9 şehre bölünmüştür.

Bunlar

1. Palermo
2. Messina
3. Catania
4. Syracuse
5. Ragusa
6. Agrigento
7. Caltanissetta
8. Enna
9. Trapani

Sicilya, tarih boyunca çok sayıda doğal afet ile karşılaşmıştır. Messina bölgesinde 1693 ve1908 yıllarında iki büyük deprem olmuştur. 1669 yılında ise Etna yanardağı patlamış ve Catania bölgesi büyük zarar görmüştür. Etna yanardağı, takip eden yıllarda: 1923-1971-2001-2003 yıllarında tekrar faaliyete geçerek patlamıştır.

Sicilya Genel
Sicilya Genel

TURİZM

Ada: dil, doğa, kültür ve mimari stiller bakımından birbirine yakın olsa da, 4 bölgeye ayrılarak incelenmektedir.
Bunlar:

1. Kuzeybatı

Burada: arkeolojik açıdan önemli şehir ve kasabalar bulunur.
a. Palermo
b. Segesta
c. Solunto
d. Mozai
e. Erice ( bu ortaçağ kasabası, özellikle görülmeye değerdir.)
f. Marsala (burası şaraplarıyla ünlüdür)
g. Trapani
h. Ustica
i. Egadi adaları

2. Kuzeydoğu

a. Etna dağı
b. Aeolian adaları
c. Messina
d. Catania (mutlaka görülmelidir)
e. Taormina (mutlaka görülmelidir)

3. Güneybatı

a. Agrigento: Burada, Yunan dönemine ait muhteşem tapınaklar bulunan “Tapınaklar vadisi” bulunmaktadır.
b. Sciaccio
c. Piazza Armerina (burada Roma dönemine ait muhteşem bir villa bulunmaktadır.)
d. Caltanissetta
e. Enna
f. Pantelleria
g. Pelagie adaları

4. Güneydoğu

a. Ragusa
b. Noto
c. Syracuse

Sicilya denilince ilk akla gelen, adanın iç kısmında bulunan “Etna Yanardağı” dır. 3325 metre yükseklikteki Etna yanardağı: adanın doğu kısmında, Messina ve Catania şehirlerine yakın, Avrupa kıtasının aktif ve en yüksek yanardağıdır. Yükseklik denilince, bu dağın yüksekliğinin sürekli değiştiğini söylemek gerek. Çünkü: 1866 yılındaki son püskürmeden önceki yüksekliği, günümüzden 22 metre daha fazla imiş. Dağın taban çevresi: 140 km. varır.

Sicilya denilince elbette önce “Etna” yanardağı geliyor, ama hemen ardından “Mafya” akla geliyor. İlk mafya ailesi, Sicilya adasında kurulmuş ve Mafya ismi, Sicilya kökenlidir. Mafyanın adada en meşhur olduğu yer ise “Corleona” kasabasıdır.

Evet, Sicilya adasına gidecekseniz, Paskalya haftasını tercih etmemenizi öneririm. Hani, Paskalya döneminde, malum buralara ülkemizden ucuz turlar düzenleniyor ama unutmamak gerekir ki, bu dini hafta boyunca Sicilya’da hayat duruyor. Zaten, bölgenin bir diğer özelliği de, her gün saat: 13.00-16.00 arasında “siesta” geleneğinin bulunmasıdır, yani bu saatler arasında uyuyorlar, her yer kapalı, hayat duruyor.

Küçük şirin adaları bulunuyor. Bunlar

a. Eolie-Lipari
b. Ustica
c. Egadi
d. Pantelleria
e. Pelagie

Sicilya Genel

ULAŞIM

Adadaki havaalanları, yalnızca “Palermo” ve “Catania” şehirlerinde bulunur. Yaz aylarında: Palermo ve Genova ile Livorno ve Napoli arasında ise, feribot seferleri bulunmaktadır. Messina-Napoli arasında, feribot seferleri, adaya ulaşımın en etkin yoludur. Bunun dışında, adalıların birçoğu özellikle meskun mahallerde skoter kullanıyorlar ki, bazı yerlerde ulaşım için eşek kullanıldığını da görmek mümkündür.

Sicilya Genel

İKLİM

Sicilya adasında Akdeniz iklimi görülür. Buna bağlı olarak, en sıcak dönem Temmuz-Ağustos aylarıdır. Kasım-Aralık-Ocak ve Şubat aylarında ise, Avrupa’nın diğer bölgelerine nazaran daha ılıman yani yağmurlu bir iklim görülür. Dolayısı ile, burayı ziyaret etmek isterseniz, bence Temmuz-Ağustos ayları dışında gidin ve rahatlıkla gezebilirsiniz. Hatta: en güzel zaman derseniz, Eylül-Ekim aylarını önerebilirim. Ancak: elbette adanın gideceğiniz bölgesine göre, iklimde az da olsa farklılıklar görülebilecektir. Örneğin: adanın iç kesimlerinde deniz seviyesinden yüksek yerlerde, kıyılardaki gibi ılıman Akdeniz iklimi beklemek olmaz, buralar aşırı soğuk olmasa da, yağmurlara karşı tedbirli olmak gerekir.

DİL

Dil denilince, Sicilya’da İtalyanca konuşuluyor ama lehçeleri bir gariptir. Yani, İtalyanca bilenler bile bu lehçeyi konuşmakta zorluk çekerler. Bunun dışında, Sicilyalıların büyük çoğunluğunun tek kelime İngilizce bilmediklerini de söylemeliyim. Ama ada insanı gerçekten çok yardımseverdir ve beden dilini kullanarak, kolaylıkla anlaşabilirsiniz.
Evet, gerçekten Sicilyalılar, hani Mafya filmlerinde görüldüğü gibi asık suratlı insanlar değiller, gayet cana yakın ve yardımseverler.

Sicilya Genel

GÜVENLİK VE İNSANLAR

Sicilya, her ne kadar Mafya’nın ana yurdu denilse de, ada, İtalya’nın diğer birçok şehrine nazaran daha güvenlidir. Ancak, yine de tedbirli olmakta yarar vardır.
Sicilya insanı: İtalya’nın diğer birçok bölgesinden farklı olarak daha cana yakın ve yardımseverdir.

Sicilya denilince, haritalara baktığınızda görünce belki dikkatinizi çekecektir: İtalya ülkesi, çizme gibi Akdeniz’e uzanır ve bu çizme gibi görüntü, hemen önündeki bir olguyu, yani Sicilya adasını “tekmelemek” ister gibi durur. İlginç olsa da, hadi bir bakın haritaya, bu söylediğime inanacaksınız.

Takım elbiseli, bıyıklı, esmer tenli, delikanlı erkeklerin şehri. Bunları görünce, hani bir de Mafya olayını bilince, ister istemez insanın içine bir ürperti geliyor ama gerçekte turist olarak bu adayı ziyaret ettiğinizde böyle bir korkuya kapılmanıza gerek yok. Çünkü: Sicilya insanı, samimi, cana yakın ve sevecendir. Bir anlamda, bu insanları ülkemizdeki Anadolu insanına benzetmek te mümkündür. Çok farklılar ve insani yönleri ağır basıyor. Ama, bu insanlar asla İtalyan’ım demezler ve “Sicilyalıyım” demeyi tercih ederler. Öte yandan, özellikle Kuzey İtalya’da yaşayanlar da Sicilyalıları, İtalyan olarak kabul etmezler.

Sicilya Genel

YEME-İÇME

Evet, Sicilya adası tamamen turistik özellikler taşıyor ve yeme-içme çok pahalıdır. Yani, bir dilim pizzaya Roma şehrinde 7.5 Euro ödeyince şaşırmıştım ama burada, küçük bir pizza için 17 Euro ödemek gerekiyor. Bir kola içmeye kalkarsanız, Roma şehrinde, 2.5 Euro olan kola, burada 10 Euro kadar ücretle sunuluyor. Dikkat etmelisiniz, bir yere gittiğinizde menüye bakmadan bir şeyler yiyip içmemenizi öneririm.
Bunun dışında: adada, muhteşem bir deniz ürünleri yemek kültürü var. Deniz yosunu, deniz kestanesi ve daha birçok deniz ürünü ve mahsulünü yiyecek hale getirip yiyorlar ve turistlere de ikram ediyorlar. Bunun dışında ise: ada halkı domuz ve at eti tüketiyor. Ama, at eti, restoranlarda değil, yalnızca evlerde tüketiliyor.
Adada yerel lezzetlerden tatmak isterseniz “caponata” denilen bir tür patlıcanlı yemek düşünebilirsiniz. Ayrıca: “rocotto” peynirleri çok lezzetlidir. Bu peynirden bir tür tatlı da yapıyorlar ki, mutlaka deneyin derim.
İçecek olarak ise: bu adada her türlü meyvenin likörü yapılıyor, tercihinize göre bunları da deneyebilirsiniz.

Evet, tarihi geçmişinde, adanın, farklı kültürlerin etkisinde kalması: mutfağının da gelişmesine neden olmuştur. Yani, Sicilya mutfağı çok zengin ve lezzetlidir. Hatta: bize uygun olarak “ekmek” buranın vazgeçilmez gıdasıdır. Birbirinden farklı ve lezzette, çok çeşitli ekmekler bulabilirsiniz. Yine, makarna birçok çeşitte ve lezzette yapılır. Hatta, makarna düşünürseniz, deniz ürünleri ile zenginleştirilmiş makarna denemelisiniz. (mürekkep balığı ile yapılan “pasta al nero di sepia” deneyin)
Arap mutfağından gelen “pirinç” de burada etkindir. Pirinç, çeşitli yiyeceklerde sıkça kullanılır. Et olarak ise: oğlak ve kuzu eti kullanılır. Balık bol ve ucuzdur. Özellikle “Sardalya” balığı, buranın en tercih edilen deniz ürünüdür.

Sicilya Genel

İÇKİ

Adada, şarap kaliteli ve ucuzdur. Her restoran, cafe ve barda, kaliteli ev şarapları bulmak mümkündür. Ayrıca: yine adaya özgü likörler lezzetlidir. Özellikle: bademli, limonlu ve farklı meyvelerin özü ile yapılan likörleri mutlaka tatmalısınız. Bunların arasında, mutlaka deneyin diyeceğim, limon aromalı “lemonçello” likörüdür. Hatta: bunu hediyelik olarak satın alabilirsiniz. Ama, Sicilya adasına gelip te Marsala şarabı almasanız, sanırım büyük eksiklik olur. Marsala şarabı dünyaca meşhur olması ile önem kazanıyor.

Sicilya Genel

ALIŞVERİŞ

Adada, adaya özgü bir şeyler satın almak isterseniz, özellikle “Palermo” şehrinde birçok alternatif bulabilirsiniz. Sicilya’da, buraya has bir hediyelik eşya var ve bunun adı “trinacrea” dır. Bu: 3 bacaklı ve Medusa’ya benzerdir. Bunun dışında: canlı renklerle süslenmiş seramik süs eşyaları, lav taşından yapılmış eşyalar, adanın simgesi olan ve sarı-kırmızı renklerin kullanıldığı at arabaları ve el arabaları minyatürleri olabilir. Ayrıca: tahtadan yapılmış kuklalar da ilginizi çekebilir. Sicilya adasının birçok yerinde, seramik eşyalar da önem kazanıyor ve hediyelik olarak tercih ediliyorlar. Son bir not, adadan iyi bir hediyelik eşya olarak Marsala şarabı veya limon likörü satın alabilirsiniz.

İngiltere Birmingham genel

İngiltere Birmingham genel

Şehir: “balti” denilen Pakistan mutfak kültürünün önemli bir merkezidir. Balti: 1977 yılında Birmingham şehrinde icat edilmiştir.

Balti mutfağı ürünlerini tatmak isterseniz, şehir merkezinden farklı olarak “Balti triangle” denilen bölgeyi ziyaret etmenizi öneririm. Bu bölgede, sayısız balti restoranı bulunmaktadır ve caddeler baharat kokar.

Ayrıca: hemen yazının başında belirtmem gerekir ki, İngiltere’nin birçok yerinde olduğu gibi, burada da yemek pahalıdır. Çoğu restoran ya Pakistanlı ya da Çinlidir. Dünya mutfaklarının sunan 500 restoran bulunmaktadır.

Restoran önerisi olarak: New Street üzerindeki “Askitalian” önerilebilir. Ayrıca: atıştırmalık olarak: tescodan sandviç deneyebilirsiniz. “Jamie Oliver” denilen restoranda da lezzetli yemekler bulabilirsiniz. Ancak, daha ayrıntılı menü olan bir yer tercih ederseniz, bu kez “Bank restoran” denilen yeri tercih etmelisiniz ki, burası gerek yemekler ve gerekse şaraplar açısından oldukça iyidir. Ancak: burada hesabın yüksek gelebileceğini unutmamanızı öneririm.
Evet, şehri ziyaret ettiğinizde, sushi tatmak isterseniz “woktastik” denilen restoranı ziyaret etmelisiniz. Burada: erik şarabı ve sınırsız suşi yiyebilirsiniz.

Şehirde bir şeyler içmeyi düşürseniz: özellikle “snake bite” denilen kokteylleri denemelisiniz. Bunları içebileceğiniz mekanların başında ise “pubi” denen barlar geliyordur.

 

Kahvaltı

Eğer otel dışında kahvaltı yapmak isterseniz: o zaman şehir merkezine gelmek gerekir. Pinfold Caddesi üzerinde bulunan Victoria Square Cafe sadece Town Hall’e gelen yolda bulunmaktadır ve burada tüm gün boyunca: kızarmış kahvaltı servisi yapılır ki, üniversite öğrencilerinin birçoğu burayı tercih etmektedirler.
New Street üzerinde bulunan Pret a Manger denilen yer ise, her gün saat: 07.30 da açılır ve popüler kahvaltı hizmeti verir. Bunun içinde taze kahve, hamur işleri, somon füme, pişmiş yumurta bulunur.
Yine New Street üzerinde bulunan Cafe Gusto: pastırma ruloları, sosis ve pişmiş fasulyeli börekleri, kruvasan ve püre ile saat: 11.00 e kadar kahvaltı servisi sunar.

Öğle Yemeği

Şehir ziyaretçileri için, popüler bir öğle yemeği alternatifi: restoranlarda alınacak pasta ve cips olabilir. Ayrıca: morina, cips,salata, makarna çeşitleri, baget ve fırınlanmış patates düşünülebilir.

Fast-Food

Birmingham şehrinde, çok sayıda fast/food restoranı bulmak kolaydır. Eğer tanıdık zincirleri tercih ediyorsanız, o zaman Broadway Plaza, KFC ve metro Bull caddesi üzerinde, McDonalts, Domino Pizza ve Burger King düşünebilirsiniz. Ancak: eğer muhteşem lezzetli hamburger yemek isterseniz: “Hamdmade Burger Co” denilen yere gitmeniz gerekir. (B1-2JB-Waters Edge Brindleyplace adresindedir) Burası: Times dergisi tarafından İngiltere’nin en iyi hamburger restoranı seçilmiştir. Bol ödüllü bu hamburgecide: Coleslaw salatası, mısır, soğan halkası, Bluecheese burger, patates kızartması ve elbette yanında kola denemelisiniz.

Akşam Yemeği

Şehirdeki restoranlar, genellikle: akşam 17.30-18.00 gibi açılırlar ve özellikle Cuma ve Cumartesi geceleri saat: 23.00 e kadar açık kalırlar. Temple caddesi üzerinde bulunan ve katedrale yakın San Carlo lazanya, Emiliane makarna, Alla Norma ve Risotto Agli Scampi dahil özellikleri ile ödüllü İtalyan yemekleri sunmaktadırlar.
Tamamen daha baharatlı yiyecekleri tercih ederseniz: çağdaş Hint mutfağı denemelisiniz. Newhall caddesi üzerindeki Ashas Check Out ve Cornwall caddesi üzerindeki Opus, Purnells ve Metro Bar&Gril: önerebileceğim restoranlar arasındadır.

 

Bank Restoran&Bar

B1-2JB-Brindleyplace bölgesindedir.
Şehrin en iyi restoranlarından birisidir. Kalabalık ve keyifli bir restoran olarak biliniyor. Mevsimlik çağdaş ve şık bir ortamda yemekler sunuluyor.

 

İtihaas Indian Restourant

Birmingham şehrinin kalbindeki restoran, geleneksel bir ortamda, otantik kraliyet Hint yemekleri yenilebilecek bir yerdir.

 

Shimla Pinks

Broadway Street üzerinde bulunan bu lüks Hint restoranı: ödüllü geleneksel ve modern heyecan verici karışımları kullanarak Hint yemekleri sunmaktadır.

 

Cucina Rustica

Şehrin kalbinde, lüks ve rahat bir ortamda İtalyan mutfağı ürünleri sunulmaktadır.

 

Kinnaree Thai Restoran

Kanal bölgesinde yer alan bu Thai restoranında, Tay deneyimi yemek kültürü ürünleri sunulmaktadır. Egzotik bir Tay ortamında bunları deneyebilirsiniz.

 

Chamberlains Quality Fish&Chips

Burada: ödüllü geleneksel Fish&Chips ve birçok deniz ürünü ve balık sunulmaktadır. Bunların yanında: et ve vejeteryanlar için de yemekler ve tatlılar bulunmaktadır. Yerel “Black Country” markalı bira: ödül kazanmıştır. Bir örnek olması açısından: burada 9.95 paund ödeyerek satın alacağınız bir menüde şunlar bulunur: büyük fish&chips, yanında: ekmek, tereyağı ve çay.

İtalya Como gölü

2018.02.01-2-Como gölü.7.Genel.9c
İtalya Como gölü

Gölün ismi İtalyanca da “Lago di Como” yani “Como gölü” olarak geçer. İtalya nın kuzeyinde Lombardiya bölgesinde bulunan bir buzul gölüdür. Büyüklüğü 146 km karedir. Maksimum uzunluk 46 km. maksimim genişlik 4.5 km ve ortalama derinlik 154 metredir. Ancak bazı yerlerde derinlik 425 metre olmaktadır. Bu derinlik ile Avrupa’nın en derin göllerinden birisidir. İtalya’nın en büyük 3’ncü gölüdür. Denizden yüksekliği 198 metredir.

Como gölü: Roma döneminde itibaren günümüze kadar olan süreçte, aristokratlar ve zenginlerin popüler bir tatil merkezi olmuştur. Buna bağlı olarak göl kıyısında çok sayıda villa ve saray yapısı bulunur.

Göl kıyısında: Bellagio, Menaggio ve Lierna isimli küçük kasabalar vardır ve bunlar arasındaki ulaşım: teknelerle yapılmaktadır. Lake Como feribot servisi, ilk olarak 1826 yılında başlamıştır. 1952 yılından beri bu hizmet Gestione Comminissariale isimli bir hükümet kuruluşu tarafından yürütülmektedir.

ULAŞIM

Como gölü: Milano şehrine trenle yarım saat ve İtalya’nın İsviçre sınırından sadece birkaç kilometre uzaklıktadır. Yani ulaşım bağlantıları mükemmeldir. Milano Como arasında işletilen Ferrovie dello Stato isimli trenler, Como San Giovanni istasyonunda dururlar. Tren istasyonu kasabanın biraz dışındadır, yani yanınızda ağır bagaj varsa, merkeze ulaşmak için bir araç bulmanız gerekir. Como rıhtım yakınında ise, bir otogar bulunuyor. Ancak özellikle yaz aylarında, hafta sonlarında Milano şehrinden Como ya muhteşem bir akın olduğunu unutmayın, yani ulaşım süreleri uzamaktadır.

İKLİM

Como gölünü ziyaret etmek için en uygun zaman: Mayıs-Eylül ayları arasıdır ve en sıcak aylar Temmuz-Ağustos aylarıdır. Temmuz-Ağustos aylarında ortalama sıcaklık 22 derece civarındadır. Ancak sıcaklık 35 dereceye kadar yükselebilir. Burada yılda 200 gün güneş görülür. Kar genellikle nadiren ve yüksek rakımlarda görülür. Kalabalıktan hoşlanmıyorsanız, Haziran-Ağustos ayları arasında buraya gelmeyin.

NE SATIN ALINIR

Como, ipek ticaretinde önemli bir şehirdi ve gölün çevresinde hala yüksek kaliteli Como ipekleri satılan dükkanlar görülür. Buralardan ipek eşyalar, eşarplar ve kravatlar satın alabilirsiniz. İpekli ürünlerin sergilendiği “Museo della Seta” kasaba merkezinin hemen dışındadır.

2018.02.01-2-Como gölü.4.Katedral.3a
İtalya Como gölü

TURİZM

Harika manzara, tarihi kiliseler ve feribot ile yolculuk ve diğer bazı su etkinlikleri yapılıyor. Gölün en büyük özelliği: kıyısında ünlü Hollwood Starı George Clooney’in evinin bulunmasıdır. Ayrıca: Madonna ve Richard Branson gibi ünlülerin de burada evleri bulunuyor.

2018.02.01-2-Como gölü.7.Genel.12c
İtalya Como gölü
2018.02.01-2-Como gölü.7.Genel.10a
İtalya Como gölü

 

 

COMO KASABASI

Hareketli ve keyifli bir kasabasıdır. Como gölünün doğu güney ucunda, doğal bir konuma sahiptir. Kasabanın uzun bir geçmişi, canlı caddeleri ve yoğun bir rıhtım alanı vardır. Kasaba: iki tanınmış Romalı yazar ile (Pliny Elder ve Pliny Youngnal) burada doğmuştur ve katedrallerde heykelleri bulunmaktadır. 20’nci yüzyılın ünlü İtalyan mimarı Giuseppe Terragni de buralıdır. Como çevresinde, Terragini tarafından tasarlanan çeşitli yapılar görülebilir. Piazza Cavour: hediyelik eşya dükkanları ve kaldırım kafeleriyle doludur. Bunlar rıhtıma bakar ve feribot iskelesini görür.

2018.02.01-2-Como gölü.4.Katedral.6a
İtalya Como gölü

 

 

Katedral

Como gölünü ziyaret ederseniz, doğal güzellikler yanında, bence bu tarihi güzelliğin bulunduğu katedrali de ziyaret edin. Çünkü burası İtalya’nın en etkileyici katedrallerinden birisidir.

Giriş ücretsizdir, sadece içeri girerseniz, kilisenin rahibi kiliseye yardım adı altında “1 er Euro” para topluyor. Yani bu para giriş ücreti değil, kiliseye yardım adı altında bir anlamda isteğe bağlı olarak toplanıyor. Özellikle katedralin içindeki duvar halılarının muhteşem güzelliklerini görmek için içeriye girin. (Aslında karanlıkta bunların güzellikleri pek anlaşılmıyor ama gördüğüm kadarı ile bu halılar ince ve uzun yıllara dayalı işçilik ürünü)

Burayı ziyaret ederseniz ki bence içeriye mutlaka girin: kıyafet zorunluluğunu unutmayın özellikle erkekler başlarında şapka, bere gibi bir şey varsa, girerken mutlaka çıkarsınlar.

Bu etkileyici kilise: 1396-1740 yılları arasında yani 350 yıl boyunca inşa edilmiş, yüksek sekizgen kubbe ile taçlandırılmıştır. 1730 yılında: Romanesk çan kulesi, çukurlarla süslü gotik cephe, sivri kemerler ve bitişik çizgili logyalar, Rönesans tarak nişleri ve geç barok kubbe Filippo Juvarra tarafından eklendi. Mermer kaplı yapı: Rönesans ve gotik mimari özellikler gösterir. Cephe 15’nci yüzyıldan kalmadır. Kubbe Filippo Juvarra tarafından 18’nci yüzyılda tasarlanmıştır. Yukarı da da söz ettiğim gibi, bu katedralde, diğer birçok benzerinde olmayan bir özellik var: duvar halıları.

Füniküler

Como’nun tepesindeki muhteşem manzarayı izlemek isterseniz, tepenin üst kısmına çıkın. 1894 tarihinde açılan feniküler demiryolu hattı, Como dan Brunate ye kadar olan tepeyi geçer. Her iki yönden 15 dakikada bir hareket eden araçlar, tam ortada karşılaşırlar. Brunate denen yerdeki manzara çok güzeldir. İki durak arası 7 dakikadır. Gidiş dönüş bileti: 5.30 Euro’dur. Brunate: Deniz seviyesinden 720 metre yüksekliktedir. Burada: barok “Chiesa di San Andrea”, soluk pembe dış cephesiyle ve çan kulesiyle önem kazanır. 1927 yılında inşa edilen ilk feniküler durağı yine buranın ilgi çeken yeridir.

genel.0
İtalya Como gölü Villa Olmo

Villa Olmo

Göle bakan Neoklasik yapı kremalı cephesiyle Como sahillerindeki en görkemli binadır. Fazla abartılı olmayan yapı, 1728 yılında Odescalchi ailesinden Pope Innocent XI tarafından yaptırılmıştır. Özellikle yapının iç mekanı hayranlık uyandırır. Günümüzde çeşitli sergi ve etkinlikler için kullanılmaktadır. Villa bahçeleri halka açıktır.

villa del balbianello.2
İtalya Como gölü Villa del Balbianello-Lenno

Villa del Balbianello-Lenno

Bu yapı, gölün batı kıyısındadır. Lenno’nun ana meydanından, göl kıyısına doğru yaklaşık 1 km. lik bir yürüyüşle ulaşılır. Villa Kardinal Angelo Durini tarafından 1787 yılında yaptırılmıştır. II. Dünya Savaşından sonra, bir süre müttefik komutanlar tarafından kullanılmıştır. Bahçe Monzino tarafından Rönesans ihtişamıyla restore edilmiştir. Bölgenin büyüleyici manzarasına sahiptir. Tekne ya da kısa yürüyüşle ulaşılabilir. Buranın en önemli özelliği: 2006 yılı yapımı “Casino Royale” filmi ve “Yıldız Savaşları Episodu II” filminin bazı sahneleri burada çekildi.

Çünkü Como gölünün her yerinde, en dramatik yerlerden birisidir ve mimari ve göl manzaralarının çarpıcı bir güzelliği ve birlikteliğini sunar. Bu nedenle bakımlı bahçeleri birçok hayran ziyaretçiyi buraya çeker. Villanın içindeki  rehberli turlara katılırsanız: villanın son oturanı Guido Monzino nun 1974 yılında satın aldığı nefis koleksiyonu görebilirsiniz. Bu koleksiyon villanın içindeki odalardadır ve 18’nci yüzyıl İngiliz ve Fransız mobilyaları ile döşenmiştir. Ayrıca Çin, Afrika ve Kolomb öncesi sanat koleksiyonları vardır. Villa rehberli turlarla gezilebilir.

valla carlotto.1
İtalya Como gölü Villa Carlotta-Tremezzo

Villa Carlotta-Tremezzo

Tremezzo’daki feribot iniş limanından, kısa bir yürüyüşle ulaşılır. Prusya prensesi Carlotta: 1847 tarihinde annesinden düğün hediyesi olarak bu villayı aldı. Üst katta dönem mobilyalarına sahip odalar, kraliyet yaşam tarzına inanılmaz bir bakış görülür. Günümüzde villada bulunan botanik bahçeleri arasında dolaşıp, prensesin eski evini ziyaret edebilirsiniz. Bahçeler ziyarete açıktır. Giriş ücreti 9 Euro’dur. Burada Antonio Canova’nın heykelleri görülür. Avrupa’nın en iyi ormangülleri, açelyaları ve kameriyeleri buradadır. Burası müze olarak işlev görüyor.

george clooney villası.1
İtalya Como gölü Villa Oleandra-Villa Margherita

Villa Oleandra-Villa Margherita

Bu yan yana iki villanın sahibi George Clooney’dir. 2002 yılında bu evi, 7.5 milyon Euro ya satın aldığı söyleniyor. Ancak Clooney: bölge halkı ve magazincilerden şikayetçi olunca, mahkeme kararıyla bulunduğu villalara 100 metreden fazla yaklaşmak yasaklanmıştır. Bu durum, tur tekneleri içinde geçerlidir, eskiden gölde tur yapan tekneler, Clooney’in villasına yaklaşır ve burayı gezginlere yakından gösterirdi, ancak günümüzde bu yasaklanmıştır. Bu yasağa uymayanlara 600 dolar para cezası verileceği de bildirilmiştir.

Villa  Belmonte

Benito Mussolini ve Calaretta Petacci: 1945 yılında Como gölünün yanında ele geçirildiler. Yakalanmadan önce: XXIV Maggio’daki Villa Belmonte’nin kapısında partizanlar tarafından vurulup öldürülmeden önce, Mezzegra da bir villada kaldılar. Günümüzde: bu villanın dışında hatıra haçı görülüyor. Hatta villanın içinde, Mussolini’nin kaldığı odanın bıraktığı şekilde korunduğu söyleniyor.

Sonuç

Ben Como gölüne turla ve kış döneminde gittim. (Şubat 2018) Hava soğuk değildi, zaten buranın en ilgi çeken yanı ikliminin güzel olması. Kış dönemi olması nedeniyle göl ve çevresi çok sakindi ve hatta Como sokaklarında yani birkaç kişi bile görmek pek mümkün değildi. Bu sakinlik yanında: gerek göl ve gerekse çevresi kış nedeniyle karanlık, pusluydu ve buranın çok övülen yeşillik ve gölün maviliğinden bir şey hissedemedim. Burası yazın ziyaret edilmeli, ancak yazın da buranın aşırı kalabalık olduğu unutulmamalı. Sonuç olarak: Como gölünde kaldığım 3-4 saatlik sürede belki garip gelebilir ama beğenmedim. Belki kış olmasından belki de buraya ayrılan zamanın kısa olmasından, çevreye gidememekten, sonuç olarak buraya yazın gidin ve kesinlikle uzun zaman ayırın, yoksa turların ekstraları ile buraya sakın gitmeyin, hiç bir şey anlamazsınız.