İngiltere Londra Kensington ve Holland Park

İngiltere Londra Kensington ve Holland Park

Kensington Gardens’ın batı ve kuzey kısmanda kalan bölge büyükelçilikler ve konutlarla doludur.

Kensington High Street ve Knightsbridge’de şık mağazalar dikkat çeker. Kengsington Church Street ise, nitelikli antikalarla ilgilenenler için mükemmel bir kaynaktır.

Holland Park’ın çevresinde yer alan, Victoria döneminin sonundan kalma muhteşem malikanelerin ikisi halka açıktır. Fakat Bayswater ve Notting Hill, şehrin çok daha canlı ve kozmopolit yüzünü gösterir.

Burada alçı bezekli evler, ucuz oteller ve restoranlar bir aradadır.

Westbourne Grove, modayı yakından takip eden gençlerin gözdesidir. Queensway’in Whitetely, 1912 yılında Belcler ve Joass tarafından gözde bir mağaza olarak tasarlanmış, 1980’lerde ise hareketli bir alışveriş merkezi halini almıştır.

Daha batıda uzanan Portobello Road, yiyeceklerden antikalara dek her şeyi bulabileceğiniz bir sokak pazarıdır. Notthing Hill ise 1972 yılından bu yana, Ağustos ayının dördüncü hafta sonu boyunca sokakları şenlendiren “Karayip Karnavalı” ile canlanmaktadır.

 

HOLLAND PARK

Notting Hill Gate adresindedir.Park her sabah saat: 07.30 da açılır.

Bu küçük (54 dönüm) ama sevimli park, doğusunda bulunan kraliyet parklarından daha ağaçlık ve daha samimidir. Batı Londra’nın en huzurlu ve romantik parklarından birisi olarak bilinir.

Park ilk olarak: Kral James I, döneminde maliye bakanı olan Sir Cope Walter tarafından 17.yüzyıl başlarında: 1605 yılında burada yaptırdığı konutun bahçesi olarak inşa edilmiştir.
(Bahçede bulunan ev ile ilgili olarak aşağıda bilgi vereceğim)

1952 yılına gelindiğinde ise, park alanı halkın ziyaretine açılmış ve parkın bir bölümü “Holland House” arazisi üzerine kurulduğu için, buranın adı da “Holland Park” olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Bu arazinin diğer kısımları, kuzeyindeki ve batısındaki büyük evlerin ve sıra evlerin inşası için satılmıştı.

Holland House’un 19.yüzyılda yapılan bahçelerinin bazıları hala bu parktadır. Burada, bir de 1991 yılında Londra Japonya Festivali için inşa edilen bir Japon Bahçesi vardır. Kyoto Ticaret Odası tarafından bağışlanan bu bahçe içinde; sincaplar ve tavus kuşları doğal yaşamla iç içedir.

Bahçe: seçkin bir Japon Bahçesi tasarımcısı ve ekibi tarafından tasarlanmış ve inşa edilmiştir.
Ayrıca: dev bir satranç seti, bir kriket sahası, tenis kortu ve gençlik yurdu bulunur. Öte yandan: şehrin en iyi çocuk alanlarının da burada bulunduğu söylenebilir.

 

HOLLAND HOUSE

Victoria istasyonuna sadece birkaç dakika uzaklıktadır. Holland Park alanı içinde, tamamen yeşilliklerle donatılmıştır. 1605 yılında Elizabeth döneminde, Jakoben tarzda Kral James I döneminin Maliye Bakanı Sir Walter Cope için mimar John Thorpe tarafından düzenlenmiştir ve başlangıçta “Cope Kalesi” olarak bilinir. Bir merkez blok ve iki revaktan oluşan yapı: zamanın büyük evleri için bir örnek oluşturmuştur.

Cope öldükten sonra yapı karısı Hollandalı Lady Rich Earl’ye kalmıştır ve yapının ismi “Holland House” olarak değiştirilerek kullanılmaya başlanmıştır.

Ardından dünya savaşı sırasında Alman kundaklaması sonucunda ev büyük hasar görmüş, bir kanadı tamamen tahrip olmuştur. 1719 yılında: İngiliz şair ve politikacı Joseph Addison, bu evde ölmüştür.

Yapı: 1721 yılında Edwardes ailesine geçer. 19.yüzyıla gelindiğinde: 3.Baron Holland ve eşi Elizabeth: evde partiler vermeye başladılar ve ev ünlü ziyaretçilerin akınına uğradı, sosyal, ebedi ve politik bir merkez haline geldi. Lord Palmerson gibi devlet adamları ve Byron gibi sanatçılar burada bir araya gelirdi. 1859 yılında: 4.Baron’un ölümünün ardından dul eşi: parkın uzak parçalarını satarak, burada yaşamını devam ettirdi.

1940 yılında: Kral George VI ve Kraliçe Elizabeth: burada düzenlenen son toplantıya katıldılar ve ardından: 27 Kasım gecesi, Holland House: 10 saatlik bir baskın sırasında 22 yangın bombası ile kundaklandı. Bu saldırı sonucunda, evin kütüphanesi hasarsız kalmış, sadece doğu kanadı yıkılmıştır.

1947 yılında, bina I. Sınıf binalar statüsüne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Günümüzde: Holland House’un kalıntıları: açık havada, Holland Park Tiyatrosu içinde bulunmaktadır ve Holland Park Operası için zemin oluşturmaktadır.

Ayrıca: yapının sağlam bölümleri “Hostel” olarak kullanılmaktadır ve 105 kişinin kalabileceği düzen kurulmuştur.

Yapının yanındaki “limonluk” bir restoran, “Belvedere” sergi ve fonksiyon alanı, “buzhane” ise galeri alanı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca: yine yapının arkasındaki alanda: bir kriket sahası, futbol sahası ve 6 tenis kortu bulunur.

 

LEGİHTON HOUSE MUSEUM

Hemen Holland House bahçesinin arkasında, yine yeşillikler içinde bir müzedir.

1864-1879 yılları arasında Victoria döneminin saygıdeğer ressamı Lord Leighton için inşa edilen bu güzel ev, döneminin estetiğini yansıta sıra dışı bir anıt olarak korunmuştur. Leighton: Victoria döneminin en ünlü İngiliz sanatçılarından birisidir.

Kendisi: 1855 yılında yaptığı ilk büyük resmin Kraliçe Victoria tarafından satın alınması ve 1878 yılında Kraliyet Sanat Akademisi Başkanı olması ile ün kazandı. Leighton: 1896 yılında kalp yetmezliğinden öldü ve St Paul Katedraline gömüldü.

Leighton: 1864 yılında ev yaptırmak üzere bir arsa satın aldı. Ev ile ilgili ilk çalışmalar, 1865 yılında başladı ve 3 yılda tamamlandı.

Birinci katta: stüdyo çalışmaları için doğu duvarı yıkıldı ve 5 metre uzatıldı.
Leighton: 1867 yılında Türkiye, 1873 yılında Suriye ve Mısır gezilerine çıktı. Bu gezilerinde: tekstil, seramik ve bugün evde sergilenen diğer nesneleri topladı.

Ancak: 1873 yılında: Şam gezisinde, bugün evinde “Arap Hall” olarak isimlendirilen yerdeki hat duvarı fayanslarını buldu ve koleksiyonunun ilk temelini attı. Öte yandan: başta diplomat ve kaşif Sir Richard Burton olmak üzere birçok başkaları tarafından koleksiyon için parçalar toplanılmasına devam edildi.

 

Arap Hall (1877-1881)

1877 yılında ise, evinde “Arap Hall” olarak isimlendirilen yeri yaptırmaya başladı. Ancak, bu pahalı ve iddialı bir girişim oldu. Çünkü, model olarak: Sicilya-Palermo şehrindeki “La Zisa” denilen ve 12.yüzyıldan kalma bir Norman Sarayının içi seçilmişti.

Aitchison ve Leighon: projeye katkı sağlamaları için birçok kendi çağdaşlarını bir araya topladılar ve sonuçta “Arap Hall” ortaya çıktı. Çoğunlukla Şam ve 15. ile 16.yüzyıl kaynaklı , içinde bazılarında “Kur-an” dan bölümleri içeren İslami çini koleksiyonu: İngiltere’de benzeri olmayan müthiş bir koleksiyonu ortaya çıkarmıştır.

 

İpek Oda (1894-1895)

Burası: evin son ekidir ve Leighton’un ölümünden yalnızca bir ay önce tamamlanmıştır. Evin birinci katında yapılan oda: Leighton’un daha önce çatı terasında bulunan resimlerinin genişleyen koleksiyonu için yapılmış ve galeri olarak kullanılmıştır.

Duvarları yeşil ipek kaplı burada: önde gelen ressamların eserleri de sergilenmektedir. Bunlar arasında sayabileceklerim: Albert Moore, John Everett Millais, Gegorge Frederic Watts, John Singer Sargent.

Koleksiyonlar

Leighton Resimleri

Bu koleksiyonda 76 yağlı boya tablo bulunmaktadır. Bunlar arasında: Kraliyet Akademisinde sergilenmek üzere yapılan büyük ölçekli resimler ile, küçük ve renksiz eskizler bulunmaktadır. Resim koleksiyonunda bulunan iki önemli eser ilgi çekmektedir ki, bunlar: “Brunelleschi Ölümü” ve “Clytie” dir. Clytie: ölüm anına kadar üzerinde çalıştığı, başarı ve hırs kanıtı bir resmidir ve 2008 yılında müze tarafından satın alınarak koleksiyona dahil edilmiştir.

 

Leighton Heykel

Leighton: heykel olarak yalnızca 3 eser sergilemesine rağmen, İngiliz heykeltıraşlığı ve yeni heykel hareketi için büyük etkisi oldu. Müze, bu eserleri koleksiyona katmıştır. “Güreşçi bir sporcu” heykeli; kroki modeli alçı kalıplara dökülerek yapılmış olup sınırlı sayıdadır ve Leighton’un arkadaşı ve yakın komşusu Sanatçı GF Watt tarafından 1900 yılında müzeye hediye edilmiştir.

Bunların dışında, müzede bulunanlar: Leighton çizimleri, baskılar, photogravures, heykeller, De Morgan ve Post De-Morgan Çömlekçilik objeleridir.

 

LİNLEY SAMBOURNE HOUSE

Holland House ve Park alanının öbür yanındadır.

1870’lerde yapılan ev, her ne kadar elden geçirildiyse de, Çin süs eşyaları ve kalın kadife perdeleriyle, Linley Sambourne tarafından yapılan Victoria dönemi dekorasyonuna sadık kalmıştır.

Ev: 1875 yılında: Punch karikatürist Edward Linley Sambourne, karısı Marion ve iki çocuğunun evi olarak kullanılmıştır. Sambourne: çizim için bir yaşam boyu tutku verdi. O birçok stilleri geliştirdi ve insanların ve hayvanların grotesk ve hayali karikatürlerini çizerek sivrildi. 23 yaşında, 1867 yılında popüler mizah dergisi “Punch”da çalışmaya başladı.

Ev: Sambourne ailesinin kişisel hayatları için bir fikir verir ve aynı zamanda iç estetiğinde “House Beautifull” tarzı olarak bilinen nadir bir örnek olarak kabul edilir. 19.yüzyılın estetik hareketi: ev dekorasyonunda yabancı ve egzotik etkilerin kullanılmasına yol açmıştır.

Bu durum, Sambournes evinde kullanılan nesnelerin: Japon, Ortadoğu, Çin kökenli olmasıyla belirgindir.

Linley ve Marion Sambourne’un ölümünden sonra ev kendi torunları tarafından korunmuştur.
1980 tarihinde ise Victoria Derneği tarafından halkın ziyaretine açılmıştır.

Punch hiciv dergisinde karikatürler çizen Sambourne’un çizimleri evin duvarlarını kaplar.
Bazı odalar William Morris’in tasarladığı duvar kağıtlarıyla kaplıdır.

 

KENSİNGTON ROOF GARDENS

99.Kensington.Hight Street adresindedir.
Kensington Hight Street’in 30 metre kadar üstünde Londra’nın en iyi korunmuş sırlarından biri saklıdır.

6.000 metre kare büyüklüğündeki bir çatı bahçesidir. Burada 1.5 metre büyüyen ve tam yetiştirilen meşe ve meyve ağaçları dahil, 1.5 dönüm arazi üzerine yayılan temalı bahçeler, balık ve yaban hayatı ile dolu akan bir dere vardır.

Bahçe ilk defa 1930’larda, altında bulunan büyük mağaza Derry and Toms’un sahipleri tarafından düzenlenmiştir. Peyzaj için mimar Ralph Hancock görevlendirilmiştir.

Hayal gücünün sınırlarını zorlayan temalı bahçelerde, sık ağaçlı bir bahçe, palmiye ağaçlarıyla bezeli bir İspanyol bahçesi ve gölünün yanı sıra, canlı ördekleri ve bir çift flamingosu olan klasik bir İngiliz bahçesi de bulunmaktadır.

İspanyol bahçesi: Granada Endülüs stiline dayanılarak yapılmış bir Magribi bahçesidir.
Tudor bahçesi: morsalkım ve onun narin kokusu havaya yayılır ve bu bahçe, yaz aylarında kokulu lilyum, gül ve lavanta ile çevrili çalılıklar ile doludur.

Woodland: Nergis, çiğdem, muscari ve anemon doludur. Bahar aylarında en güzel yer burasıdır. Burada aynı zamanda filamingolar bulunur.

Günümüzde bu üç temalı bahçede, yüzden fazla görevli çalışmaktadır. Bunların arasında 10 yıldır burada çalışanlar bulunmaktadır.

Bunların en güzeli de burada dolaşmaktır. Burada düzenlenen etkinliklere katılabilirsiniz. Bahçeler ücretsiz olarak ziyarete açıktır.

 

KENGİNGTON SQUARE

Burası şehrin en eski meydanıdır. 1680’lerde düzenlenen meydanı, 18.yüzyılın başından kalma güzel evlerle dikkate değer. Bu ev tipleri büyük çeşitlilik gösterir.
Ünlü filizof John Stuart Mill ve erken Raffellocu ressam Edward Burne-Jones burada yaşamışlardır.

 

KENSİNGTON PALACE AND GARDENS

Kensington Palace: Kensington Garden içinde bulunmaktadır.
Kraliçe Victoria burada doğmuş ve Prenses Diana: 1981-1997 yılları arasında burada yaşamıştır. Genç Prenses Victoria: kraliçe olduğunu, burada Victoria Rooms denilen odada öğrendi. Burada: aile portreleri ve kraliçenin yaşadığı bölümü süsleyen mobilyalar görülüyor. Sarayın içindeki interaktif ekranda: Kraliçe Elizabeth II tarafından giyilen göz kamaştırıcı elbiselerin modelleri görülebilir.

 

Kralın Bölümü

Kralın merdivenleri, Kralın devlet galerisini oluşturan odaların ilk halkasıdır. Bu muhteşem güzel merdivenlerden yukarı tırmanıldığında kralın galerisine ulaşılır. Bugün burada: George II’nin oğlu Frederick tarafından kullanılan, taht benzeri, yaldızlı bir koltuk görülür.

Hasoda denilen bölüm: Kraliçe Caroline’nin favori eğlencelerini düzenlediği yerdir. 1723 yılında burası, bazı etkileyici halılarla döşenmiş ve William Kent tarafından tavan muhteşem güzel bir şekilde boyanmıştır. Kral Gallery bölümünde: Kral William III ve onun küçük yeğeni: 1702 yılında üşütmüş ve burada ölmüştür.

Evet, odalarda birçok heykel ve sanat eseri bulunmaktadır. Durum odasındaki şömine: Griling Gibbons tarafından yapılmış oymalarla çevrilidir. Ayrıca yine bu galeride: Kral George II ve eşi kraliçe Caroline’ye ait büstler görülür. Bunlar: 1738-1739 yılları arasında Michael Rysbrack tarafından yapılmıştır.

Duvarlardaki duvar halıları: Kral I. Charles tarafından kurulan “Mortlake Goblen” atölyesinde yapılmıştır. Özellikle: Kral’ın Drawin Room denilen odasında: duvardaki Vasari tarafından yapılan “Venüs ve Aşk Tanrısı” tablosunu görmenizi öneririm. Kraliçe Caroline: kocası buradan uzakta iken bu tabloyu başka yere taşıtmış, ancak kocası Kral döndüğünde, öfkeyle tabloyu bugün bulunduğu yere geri astırmıştır.

Kralın Galerisi

Kensington Sarayının en uzun bölümüdür. Bu galeri: 1727 yılında Kral George I için dekore edilmiştir. Burada: resimler bulunmakta olup, özellikle: galerinin doğu ucunda, at üstünde Charles I resmi, Van Dyck tarafından yapılmıştır ve görmenizi öneririm.

Şöminenin üzerinde özel bir düzenek bulunmaktadır. Bu düzenek: rüzgarın hangi yönden estiğini göstermektedir ve muhtemelen çatıda bir rüzgar pervanesine bağlıdır. King William III zamanında yapılan bu düzen ilgi çekmektedir ve hala çalışmaktadır.

 

Kralın Merdivenleri

Kralın merdivenlerinin duvarları Kral George I döneminde, 18.yüzyılda William Kent tarafından boyanmıştır. Resim 1724 yılında tamamlanmış ve Christopher Wren tarafından ahşap panelle değiştirilmiştir. Resimler: merdivenlerden yukarı yürürken, boyalı korkuluklar üzerinden bakar gibi görünmektedir.

 

Kraliçenin devlet odası

Kraliçenin devlet apartments denilen ikametgah bölümü: günümüzde tiyatro şirketi “Coney” tarafından kullanılmaktadır. Kraliçe Mary II: Kralın merdivenin dibinden, bahçelere ulaşırdır. Kraliçenin galerisinde bulunanlar: Türk halıları, işlemeli ve oryantal porselenlerdir. Yan oda: kraliçenin 17.yüzyıldan kalma yemek odasıdır. Drawing Room denilen odada: Çin’den gelen Queen Mary porselenleri bulunur. Galerideki son oda ise, kraliçenin yatak odasıdır.

 

Garden/Bahçe

Astım hastası olan Kral William III için, buranın havasının sağlığına iyi geldiği düşünülmüş ve 1689 yılında burada kırmızı tuğlalı Kensington Sarayı Sir Christopher Wren tarafından yapılmıştır.

Sarayın bahçesi: Queen Anne bölümünden 30 dönümlük kısmın transferi sonucu genişlemiş ve 1704 yılında Hyde Park yapılında görevlendirilen Orangery tarafından oluşturulmuştur. Bahçe: güzel havalarda güneşlenmek ve piknik yapmak için çok popülerdir. Yolları yürüyüş yapanlar ve koşucular tarafından doldurulur.

Güzel bahçenin bitkileri ve çiçekleri, 1908 yılında dikilmiştir. Bahçede, 18. yüzyıl bahçe stili uygulanmıştır. Bahçenin en güzel göründüğü zaman: Nisan-Ekim ayları arasındaki dönemdir. Yaz aylarında: sardunyalar, cannas, begonya ve daha birçok çiçek bahçeyi süsler.

Her yıl milyonlarca Londralı ve turist: başkentin 8 Royal Parkından birisi olan burayı ziyaret ederler. 242 dönümlük bahçe içinde: Kensington Sarayı, İtalyan Bahçeleri, Albert Memorial, Peter Pan heykeli ve Serpentine Gallery görülür.

Gelelim: Kensingtop Palace Road bölümüne

Bir zamanlar Kensington Palace’ın mutfak bahçelerinin yer aldığı bu özel yol, günümüzde lüks evlerle doludur.

Bunların güney yönünde kalanlarının adı Palace Green’dir. Yayalara açık olan yol, burada işyeri bulunan kişilerin araçları dışında yayalara ayrılmıştır. Binaların büyük kısmı büyükelçiliklere ve elçilik çalışanlarına ayrılmıştır.

Kokteyl saatlerinde, yolun iki tarafındaki yükseltilmiş bariyerlerden geçen diplomatik plakalı siyah limuzinleri görebilirsiniz.

 

THE DİANA, PRİNCES OF WALES MEMORİAL PLAYGROUND

Kensington Gardens’da bulunan üç oyun alanından en yenisi. 30 Haziran 2000 yılında açılmış ve merhum Princess Diana’ya adanmıştır. 750.000 den fazla çocuk, her yıl burada ücretsiz oyun keyfi çıkarırlar. Çocuklar oyun alanlarında eğlenirken, büyükler için de dinlenme/oturma alanları yapılmıştır.

Bayswater Road yakınlarındaki bu maceralarla dolu yeni oyun alanı, büyümek istemeyen bir çocuğu konu edinir. Peter Pan hikayelerinden esinlenilerek, çocuklar burada oyun oynarlar ve oyun oynarken öğrenme, hayal güçlerini keşfetme güçleri teşvik edilir.

Burada, 15 metre uzunluğundaki korsan gemisinin bulunduğu bir koy, rampa ve geçitlerden geçilerek çıkılan bir ağaç ev ve içinde pinekleyen timsahlarıyla bir denizkızı çeşmesi gibi yeni etkinlikler vardır. Büyük ahşap korsan gemisi: Prenses Diana Memorial Playground’un merkezidir.

12 yaşından küçük çocuklara bir yetişkinin eşlik etmesi zorunludur. Ama yine de görevliler gerektiğinde çocukların güvenliğini sağlayacak biçimde iş başındadırlar.
Oyun alanındaki pek çok oyuncak engelli çocukların da kullanabilmesi için özel olarak tasarlanmıştır.

 

QUEENSWAY

Londra’nın en kozmopolit caddelerinden biri olan Queensway (Kraliçenin Road) Soho’nun dışında, yeme-içme mekanlarını en yoğun olduğu yer olarak bilinir. Caddenin adı, prensesken burada at binen Queen Victoria’dan gelmiştir.

Bu çok sayıda restoran içinde: özellikle Arap, Çin ve Akdeniz kültürlerinin restoranları ilgi çekmektedir. Öte yandan, burası Londra’nın 35 önemli merkezinden birisi olarak kabul edilir.

Gazete büfeleri yabancı dilde gazetelerle doludur. Yolun kuzey ucunda “Whiteley’s” alışveriş merkezi bulunur. 1863 yılında Yorkshire’da doğan William Whiteley tarafından kurulan çok katlı mağaza, muhtemelen dünyadaki ilk örneklerden birisidir.

Mağaza: Kralın emriyle, 1896 yılında Kraliçe Victoria’ya verilmiştir. Mevcut binanın cephesi 1911 yılı yapımı olmasına rağmen, aynı bina 1989 yılında yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir.
Londra şehrinin en büyük buz pateni pisti (Queen Ice&Bowl) buradadır.

İngiltere Londra Kensington ve Holland Park PORTOBELLO ROAD
İngiltere Londra Kensington ve Holland Park PORTOBELLO ROAD
İngiltere Londra Kensington ve Holland Park PORTOBELLO ROAD

 

PORTOBELLO ROAD

İngiltere Londra Kensington ve Holland Park;

Londra şehrini ziyaret edenlerin mutlaka görmelerini önereceğim bu bölgede: 1837 yılından bu yana burada bir Pazar bulunuyor. 1 kilometre uzunluğundaki bu yolun güney ucundaki bölgede, antikalar, mücevherler ve hediyelik eşyalar satan şık tezgahlar ve dükkanlar bulunuyor.

Londra şehrinde, her şeyin en ucuza temin edilebileceği bir sevimli bit pazarı olarak ilgi çeker. Hatta: burayı ziyaret ettiğinizde şansınız varsa güzel ve ilginç sokak gösterilerine de şahit olabilirsiniz. Yolun sonunda ise: ünlü “Portobello Market Place” ı bulabilirsiniz. Londra şehir merkezinde 100 paund olan yünlü elbiseler, burada 30 paund fiyatla satılmaktadır. Ayrıca: bayanlar için küpe, kolye, yüzük gibi takılar da çok uygun fiyata satılıyor.

Turistler arasında çok revaçta olan Pazar, yaz aylarında özellikle hafta sonları çok kalabalık olur. Pazar günü açık olan dükkanların yarısının Türk olduğunu görünce şaşırmamalısınız. Ancak vatandaşlarımızın sattığı malların çoğunun taklit olduğunu da bilmeniz gerekir.

Bir şey satın almaya niyetiniz olmasa bile, canlı ve neşeli atmosferini paylaşmak için pazarı ziyaret etmenizi öneririm. Ama yine de alışveriş yapmaya karar verirseniz, bilin ki iyi pazarlık yapma fırsatı bulamayabilirsiniz. Çünkü tezgah sahipleri sattıkları malların gerçek değerini gayet iyi bilirler. Öte yandan burayı ziyaret edecekseniz yanınıza nakit para almanız önerilir, çünkü bir şey beğendiğinizde ödemeyi nakit yapmanız istenir.

Evet: antikalar ve biblo tezgahları yalnızca Cumartesi günleri açıktır. Meyve-Sebze bölümü: Perşembe: 09.00-18.00 arasında, Pazartesi-Çarşamba günleri: saat: 09.00-13.00 arasında açıktır. Özellikle, cumartesi günleri: yüzlerce antika ve uzman dükkanları ve tezgahları açılır.

Bu dükkan ve tezgahlarda: Milattan Önce ve 1960’lı yıllar arasındaki döneme ait: cam, kristal, gümüş, kitap ve diğer pek çok harika ve geniş yelpazede antikalar bulup satın alabilirsiniz. Bazı dükkanlar: Cuma günü saat: 08.30-09.00 gibi açılır ama Cumartesi günü asıl işlem günüdür. Eğer kalabalıktan hoşlanmıyorsanız, pazarı saat: 11.30 dan önce ziyaret etmenizi öneririm.

 

NOTHİNG HİLL

İngiltere Londra Kensington ve Holland Park;

Günümüzde Avrupa’nın en büyük sokak karnavalına ev sahipliği yapan bölgenin büyük kısmı, 19.yüzyıla kadar tarım arazisi olarak kullanılıyordu.

1950’lerde ve 1960’larda, Notting Hill, İngiltere’ye geldiklerinden beri burada yaşayan Karayipliler’i merkezi haline geldi. Özellikle: Trinidadlılar, güçlü bir geleneğin (tüm köleliğin kaldırılması ve köle ticaretinin bitişi) kutlanması için 19.yüzyılda Karaip karnavalları düzenlemeye başlamışlardır.

İlki 1966 yılında Ağustos ayında yapılan ve her yıl Ağustos ayının son hafta sonu tatilinde düzenlenen ve 3 gün süren karnavalda, sokaklar eğlenceli ve rengarenk kostümlü geçit törenleriyle canlanır.

Pazar günü çocuklar için, Pazartesi günü ise yetişkinler için karnaval geçit töreni, saat: 19.00 da düzenlenir. Gösterilere 1 milyondan fazla kişinin katıldığı söyleniyor.
Evet, her yıl batı Londra’nın sokakları: Avrupa’nın en büyük sokak festivali sesleri ve kokuları ile canlanır.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık

Şehir: Varna-Romanya Köstence şehirleri arasındaki karayolu ve demiryolu hattı üzerinde bulunmaktadır.

Şehir, Karadeniz sahiline 30 km uzaklıktadır.

Şehir ismini, 1882 yılında, Ortaçağ döneminde bölgede bulunan Bulgar Lordu Dobrotitsa’dan almıştır. Eski isimleri: Bazardzhik ve Tolbukhin’dir. 1913-1940 yılları arasında Romanya ülkesinin içinde kalan şehir bu dönemde “Bazargic” olarak isimlendirilmiştir. 1944 yılında şehir Bulgaristan ülkesine bağlanmıştır. 1990 yılında Dobrich ismini almıştır.

Şehirde, 1990 yılında bu yana, her yıl 25 Eylül tarihi resmi tatil olarak kutlanmaktadır. Çünkü Romanya’dan bağımsızlığın kazanılması tarihidir. Bu tarihte: bir dizi kültürel ve eğlenceli programlar düzenlenmektedir.

ULAŞIM

Şehir, başkent Sofya’ya 379 km uzaklıktadır.

TATİL YERLERİ

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Albena

Albena

Varna havaalanı, Albena sahiline sadece 40 km uzaklıktadır. Albena-Balchık beldesi arasındaki uzaklık ise 12 km dir.

Albena: Bulgaristan ülkesinin Karadeniz kıyısındaki özel olarak inşa edilmiş tatil beldelerinden birisidir. Tek tip ve benzersiz mimariye sahiptir. 1960’lı yıllarda tesisler inşa edilmiştir. Günümüzde burası: caddeleri, sokakları, meydanları ve toplu taşıma sistemi olan bir kasaba gibidir.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Albena

Albena bölgesindeki oteller: sahilde ya da sahile yakın tepelerde kuruludur. Bölgede yaklaşık 43 otel, 5 tatil köyü ve 1 kamp alanı vardır.

Albena’daki plaj, Bulgaristan’ın en iyi plajlarından birisidir. Plajın uzunluğu 6 km ve genişliği 150 metredir. Sahil hafif eğimli ve ince kumludur. Özellikle çocuklu aileler için oldukça uygundur. Albena denizi, plajın ve çevrenin temizliği nedeniyle “Mavi Bayrak” almıştır.

Tesis, Baltata doğal rezervine yakındır ve bu yüzden oksijen içeriği yüksektir. Deniz suyu ılıktır. Kıyıdan 100-150 metre açıldığınızda, denizin derinliğinin sadece 1.6 metre olduğunu görebilirsiniz. Deniz meltemi, aşırı sıcaklardan korunmak için idealdir.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Albena

Plajda şezlong ve şemsiye ücretlidir, her biri 1 Levadır. Otellerin ise her oda için plajda ücretsiz 2 şemsiye ve şezlongu bulunmaktadır. Otellere ait özel plaj bölgeleri arasında, serbest bölgeler yani Halk plajları bulunur. Her plajda günlük olarak saat: 18.00’e kadar cankurtaran hizmeti verilmektedir.

Evet bu muhteşem güzel yerde, turizm sezonu her yıl Mayıs-Ekim ayları arasında sürmektedir. Yaz aylarında deniz suyu sıcaklığı 22-25 derece arasındadır, hava sıcaklığı ise 29-32 derece arasındadır. Mayıs ayının 3’ncü haftasında deniz suyu sıcaklığı 20 derece olur. Ekim ayı sonunda ise 15-16 dereceye iner.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Baltata Doğal Koruma Alanı

Baltata Doğal Koruma Alanı

Burası Albena bölgesinin yeşil kalbidir. Rezerv, Batovska nehri vadisi boyunca, 203 hektarlık bir alanı kaplar. Buranın tanıtımında tek cümle: ateş, parıldayan güneş ve tutkulu geceler ve sudur. Alanda 36 tür memeli hayvan barınır. Bitki örtüsü ise çeşitlilik 600 türdür. Ormanın ortalama yaşı 60 üzerindedir.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Baltata Doğal Koruma Alanı

Albena bölgesinde yürüyüş yapmaya karar verirseniz: sahil şeridinden başlayıp, ünlü Baltata Doğa Koruma alanına gidebilirsiniz. Batova nehrine rastlarsınız ve çok çeşitli bitki ve hayvanları görebilirsiniz. Rezervi kesen yol: çarpıcı manzaralar sunar ve bu yol bisiklet sürmeye de elverişlidir.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Balchik

Balchik

Balchik kasabası, Varna şehir merkezinin 31 km kuzeyinde, Karadeniz kıyısındadır.

Küçük bir koyda, teras benzeri bir konumdadır. Sahil şeridi oldukça dardır. Tesisin birkaç kilometre kuzeyinde, kayalıkların altında tenha plajlar bulunur. Tatil köyünde ise, farklı oteller, villalar, evler ve diğer konaklama imkanları bulunur. Kasabanın limanı: Bulgaristan ülkesinde Varna ve Burgaz’dan sonra 3’ncü sıradadır.

Tatil beldesinde başlıca gezilecek yerler:

Balchik Sarayı

Saray Kompleksi

Balchik Botanik Bahçesidir.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Quiet Nook Sarayı

Quiet Nook Sarayı

Saray ve park alanı, 35 hektarlık bir alana yapılmıştır. Burada 3 binden fazla bitki yetişmektedir. Karadeniz kıyısında bu kesimdeki iklim, sadece Akdeniz bitkilerinin florası için uygundur. Ayrıca dünyanın her yerinden nadir bitki türleri için de uygundur.

Bahçe tasarımında: gül bahçesi ve Avrupa’nın en büyük ikinci kaktüs koleksiyonu olan Garden of Cactus bulunur. Burada 250’den fazla kaktüs türü bulunmaktadır.

Bölgede: Romanya kraliçesi Maria’nın eski yazlık konutu bulunur. Bu konut, eşsiz romantik tasarımı ve atmosferiyle ilgi çeker. İtalyan mimarlar Americo ve Augustino tarafından yaratılmıştır.

Sarayın parkı: Girit adasındaki meşhur labirentin kopyası olarak tasarlanmıştır. Küçük kilise, bir Girit tapınağının kopyası ve mimari topluluğu tamamlayan zarif bir ayrıntı, güzelliktir.

Duvar resimleri, Ortodoks geleneklerini yansıtır. Bu resimler: Kraliçeyi, kızını ve Azizleri tasvir etmektedir. Parktaki sokaklar: ziyaretçileri: bir Hıristiyan kilisesi kubbesi, Floransa şehrinden getirilen mermer bir taht, Manzaralar köprüsü, Fas’tan büyük toprak kavanozlar, stil ve dekorasyonda Rama ve Magribi stili birleştiren bir havuz görülebilir.

Söylentiye göre: Kraliçe Maria, bu saraydan o kadar çok etkilendi ki, ölümünden sonra bile burada kalmayı istedi. Öldüğünde, kalbi özel bir kaba kondu ve parktaki saatlerden birinde 24 saat bekletildi.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Golden Sands

Golden Sands

Varna şehrine 19 km uzaklıktadır. St Konstantin ve Elena Resort ve Riviera tatil beldesiyle birleşir. Golden Sands: Kuzey Karadeniz kıyısındaki en büyük tatil beldesidir. Bölge, Karadeniz kıyısındak en saf kumu ile ünlüdür. Tesis: yemyeşil bitki örtüsüyle ilgi çeker. Sayısız çalı ve ağaçla gerçekten bir parkı andırır.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Golden Sands

Mavi Bayraklı bir tatil yeridir. Plajlar ve deniz temiz ve kirlilikten arındırılmıştır. Tatil köyünde, çoğu geniş yapraklı ormanların ortasında bulunan yüzlerce farklı kategoride ve fiyatta otel vardır.

GEZİLECEK YERLER

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Tv Tower

DOBRİCH TV TOWER

Kulenin yüksekliği 146 metredir. Petar Andreev tarafından tasarlanmış ve 1979 yılında bitirilmiştir. Kulede: bir gözlem güvertesi vardır. Şehri ziyaret ederseniz buraya çıkmanızı öneririm, şehrin ve çevresinin güzel bir manzarası görülebilmektedir.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Monument To General Ivan Kolev

MONUMENT TO GENERAL IVAN KOLEV

Anıt 7 Eylül 2016 tarihinde, Dobriç Epopee olarak bilinen Dobrich Kurtuluşunun 100’ncü yıldönümü için açılmıştır. Anıtın kaplaması için Savunma Bakanlığı tarafından, 3.5 ton kovan temin edildi.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Monument To General Ivan Kolev

2017 yılında resmi bir askeri törenle Dobriç Epopee savaşlarında ölen 1013 asker ve 3’ncü Bulgar Ordusu subaylarının isimlerinin yer aldığı anma pilaketleri takıldı. Bu aktiviteyle, anıt inşaatının ikinci aşaması ve anıt kompleksinin genel bileşimi tamamlandı.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Singing Monument of General Ivan Kolev Anıtı

SİNGİNG MONUMENT OF GENERAL IVAN KOLEV ANITI

General Ivan Kolev: şehrin Romanya işgalinden kurtarılması sırasında, Bulgar askerlerinin komutanıydı. 1’nci Dünya Savaşında görev yapmış bir Bulgar Korgenarilidr.

2016 yılında açılan anıt: heykeltıraş Alexander Haytov tarafından yapılmıştır. Trebich’tedeki dökümhanede yapılmıştır.

Heykelde: General Kolev: atı üzerinde tasvir edilmiştir.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Regional Historical Museum-Bölgesel Tarih Müzesi

REGIONAL HISTORICAL MUSEUM-BÖLGESEL TARİH MÜZESİ

Konstantin Stoilov Street adresindedir.

1953 yılında kurulmuştur. Kuzeydoğu Bulgaristan’nın tarihi ve kültürünü inceleyen bir kurumdur.

Müzenin ilk sergisi ise, eski kumarhane binasında 1960 yılında açılmıştır.

Müzenin koleksiyonunda: bölgenin kültürel ve doğal mirasına ait objeler bulunmaktadır. Bunlar arasında öne çıkanlar: Bulgaristan ülkesindeki en büyük silah koleksiyonlarından biri, en çok sayıda ikona sahip Aziz Kril ve Medodil’i tasvir eden Dobruca’dan Canlanma İkonları koleksiyonu ve Dobruca Sorunu koleksiyonu’dur.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Regional Historical Museum-Bölgesel Tarih Müzesi

Müze: eğitim programları, bilimsel forumlar, arkeolojik araştırmalar, geçici sergiler ve diğer kültürel etkinlikler düzenlemektedir.

Müzeye bağlı olan yerler şunlardır:

1-Etnografik açık hava müzesi

2-Etnografya evi

3-Modern ve çağdaş tarih müzesi

4-Askeri Mezarlık Müzesi

5-Jordan Jovkov evi

6-Doğal tarih müzesi

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Museum of Modern And Contemporary History

MUSEUM OF MODERN AND CONTEMPORARY HİSTORY-MODERN VE ÇAĞDAŞ TARİH MÜZESİ

Şehir parkının hemen başındadır.

1860 yılında kurulmuştur.

Şehirde sosyal ve kültürel yaşamın bir merkezi olan burada, eskiden bir bina vardı. Modern balolar ve partiler, matineler ve suareler burada yapılırdı. Daha sonra ünlü İtalyan mimarlar binayı kumarhaneye çevirdiler. Kısa sürede toplumdaki yerini koruyarak, Avrupalı gelişme yolunda şehrin bir simgesi haline geldi.

Günümüzde müzede 2 tane teşhir salonu bulunmaktadır.

1’nci Salonda:

Bölgenin doğası sergisi vardır. Burada flora ve faunanın tipik temsilcilerinin sergilendiği panoramik paneller bulunmaktadır.

2’nci Salonda:

Burada: geçici sergiler düzenleniyor. Ayrıca: toplantı ve eğitim programları yapılıyor. Çocuk atölyeleri var.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Art Gallery

ART GALLERY-SANAT GALERİSİ

Galeri Kültür Anıtı olarak ilan edilmiş ve koruma altına alınmış bir binadadır. Sanat Galerisi, Balkan Yarımadasının en büyüğüdür.

Bina: 1933-1935 yılları arasında inşa edilmiştir. Mimarlar: İtalyan ve Romendir, bu yüzden Avrupa etkisi görülür. Bina, 1940 yılına kadar bir hukuk mahkemesiydi. Sonra hapishane oldu ve 1981 yılına kadar Bulgar Komünist Partisinin Bölge Komitesi merkez ofisi olarak kullanıldı.

O dönemden kalma 10 otantik tutuklu hücresinde, çağdaş görsel sanatlar sergileniyor.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Art Gallery

Galeride, 3 binden fazla eser sergileniyor. Bunlar farklı nesil Bulgar sanatçılarına aittir. Eserler arasında: tablolar, heykeller, grafikler, plastik sanat eserleri vardır.

Vazrajdane Salonunda: Dobruca ikonları koleksiyonu bulunuyor. Burada: 17 ve 19’ncu yüzyıllar arasında usta ressamlar tarafından boyanmış eserler vardır. Bunlar Bulgar Rönesans İkonografisinin harika örnekleridir.

Müzenin en ilgi çeken bölümü: farklı ülke sanatçıları tarafından yaratılan bir kağıt eserler koleksiyonudur. Bu koleksiyonda: el yapımı kağıt biçimleri ve ilginç heykeller vardır.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Old Dobrich

AÇIK HAVA ETNOGRAFYA MÜZESİ-OLD DOBRİCH ETHNOGRAPHİC MUSEUM-ESKİ DOBRİCH

Modern Dobric şehir merkezinde, eski Odun çarşısındadır.

Dobric Bölgesel Tarih Müzesinin bir parçasıdır. Diğer etnografya Müzelerinden farklı olarak yüksek katlı apartmanların bulunduğu bir arazinin ortasında birkaç eski binadan oluşmaktadır.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Old Dobrich

Burada 19’ncu yüzyıl sonlarından 20’nci yüzyıl başlarına kadar olan sürece ait, Dobrudjan el sanatları sergilenmektedir. Bunlar: çömlekçilik, demircilik, nakışçılık, dokuma, terzilik, kuyumculuk ve diğer geleneksel zanaatlardır. 30’dan fazla atölyede, eski el teknolojileri ve orijinal aletler kullanılarak yapılmıştır.

Kompleksin merkezinde, 18’nci yüzyılda inşa edilmiş, Bulgar uyanış kasabasının sembolü olan eski saat kulesi restore edilmiştir.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Old Dobrich

Kompleksin sergi salonunda: Dobruca Arkeolojisi kalıcı sergisi vardır. Bu sergide: Büyük Ada yerleşim höyüğü ve Durankulak gölünün batı kıyısındaki nekropoller sunulmaktadır. Bu sergide: çeşitli dönemlere ait dokuz yapı ufku sergilenir. Durankulak bölgesi: Neolitik dönemin en iyi incelenmiş nekropolü ile Avrupa’daki en eski taş mimarisi özellikleri gösterir.

Ayrıca: Topola köyü yakınlarında bulunan Avrupa’nın en büyük erken Bulgar seramik üretim merkezi kalıntıları vardır. Sergi: geç Ortaçağ silah ve teçhizatından oluşan Bulgaristan ülkesinin en büyük koleksiyonu ile biter.

Ayrıca: 19’ncu yüzyıldan kalma bir Revival Okulu kısmen yeniden inşa edilerek Eğitim Müzesi düzenlenmiştir.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Ethnographıc House

ETHNOGRAPHIC HOUSE-ETNOGRAFI EVİ MÜZESİ

Şehrin merkezinde, St George kilisesi yakınındadır.

1860 yılında zengin bir tüccar tarafından yapılmıştır. Ancak yapan usta bilinmemektedir. Tarzı tipik Bulgar Rönesansıdır. Uyanış döneminin tipik bir mimari anıtıdır.

1960 yılında restore edilen ev: daha sonra müzeye dönüştürülmüştür.

Müzede: Dobrudzha halkının hayatını ve geçimini gösteren objeler sergilenmektedir. Bunlar arasında: yöre halkının kıyafetleri, mutfak ve yatak odası sergilenmektedir. Ayrıca: tarım araç ve gereçleri de bulunur.

Evin zemin katında: yerel halkın geleneksel kıyafetleri sergileniyor.

Bodrum katında ise, tarım aletleri ve nesneler görülebilir.

Müzenin üst katında: yeniden yaratılan misafir odasında, Kotlensko’dan göç etmiş zengin bir tüccarın evi atmosferi yaratılmıştır. Diğer mekanda ise, 20’nci yüzyılın bir dönemine ait ev ve bir dikiş makinası atölyesi restore edilmiştir. Yanlarında ise, aile hayatında önemli yer tutan veranda bulunur.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Revival Hall

Revival Hall

Dobriç binasında bulunan bir müze alanıdır.

Burada: Dobruca ikonları koleksiyonu sergileniyor. Bunlar: 17 ile 19’ncu yüzyıllar arasında Tryavna usta ressamları tarafından boyanmıştır. Bunlar arasında: Zacharia Tsaryuv, Nedko Todorovich, Koycho Dosyuv’un eserleri ilgi çeker. Özellikle: “Cyril ve Methodius” görülmelidir. Bu eser: Aziz Kutsal Kardeşlerin görüntülerinden oluşan ülkenin en zengin koleksiyonudur.

TEKKE CAMİİ VE KÜLLİYESİ

Şehir merkezinde bugün cami olarak ayakta kalan tek Osmanlı mirasıdır. Eski şehir bölgesindeki yapı: ahşap evler, dükkanlar ve saat kulesiyle birlikte meydanda toplanmıştır.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık St George Church

ST GEORGE CHURCH

Şehir merkezinde: Etnografya Müzesi yakınındadır.

Şehirde en eski kilisedir. 1843 yılında yapılan ve 1864 yılında Kırım Savaşı sırasında yanan eski bir kilisenin yerine yapılmıştır. 1889 yılında kutsanmıştır. Şehrin en eski Ortodoks kilisesidir.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık St George Church

Bazilika tipindedir. Ünlü Bulgar usta Kolyu Ficheto Okuluna ait ustalar tarafından yapılmıştır.

Binanın yüksekliği 12 metredir. Çünkü binanın yapım döneminde, Ortodoks kiliselerini yasaklayan bir yasa vardı ve camilerden daha yüksek boyutlu yapılması yasaktı.

Kilisedeki freskler: Kozma Blazhenov tarafından yapılmıştır. İkonalar 1889 yılına kadar gitmektedir.

Kilisenin cephesi çok güzeldir. Çünkü iyi boyanmıştır.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık The City Park St George

THE CİTY PARK ST GEORGE-ST GEORGE PARKI

Şehir merkezinde yaya bölgesinin hemen yanındadır.

Şehir halkının en çok ziyaret ettiği parktır. Bulgaristan ülkesinde en eski 5 parktan biridir.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık The City Park St George

1867 yılında Belediye Meclisi tarafından kurulmuştur. Ancak park alanındaki gelişim, Gradinarovi ailesine aittir.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık The City Park St George

Park alanı çeşitli bölümlere ayrılmıştır. Bunlar: Eski bahçe, çocuk bölümü, oyun ve eğlence bölümü, göller bölgesi, kaya teras bahçeleri ve spor bölgesidir.

1999 yılında park alanı: anıt olarak ilan edilmiş ve korumaya alınmıştır.

Evet park alanını ziyaret ederseniz, güzel bir gölün çevresinde yürüyüş yapabilirsiniz.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Yordan Yovkov Evi Müzesi

YORDAN YOVKOV EVİ MÜZESİ

18 Major Vekilski caddesindedir.

Ev müzesi, Yordan Yovkov: şehrin orta kesimindedir. 1976 yılında Kültür Anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Yazarın 117’rnci doğum yıldönümüyle bağlantılı olarak tam bir restorasyondan geçirilmiştir. Abadijikol Evinin büyük odasında, genç Yovkovi ailesinin yaşadığı dönemden kalma atmosfer yaratılmıştır. Diğer iki odada ise Despima Yovkova’ya adanmış bir müze sergisi vardır.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Yordan Yovkov Museum

YORDAN YOVKOV MUSEUM

General Gurko Street adresindedir.

Şehir merkezindedir. Bulgaristan ülkesinin 100 turistik yeri listesinde bulunmaktadır.

Müze, ünlü Bulgar yazarın 100’ncü yıldönümü nedeniyle 1980 yılında açılmıştır.

Müzede: ünlü yazarın havayı ve eserleriyle ilgili 10 bin civarında obje bulunmaktadır. Bunlar arasında pek çok fotoğraf, belge, yazı makinesi, kişisel eşyaları, kıyafetleri, eserlerin farklı dillerdeki çevirileri ve belgeler vardır.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Holy Trinity Church

HOLY TRİNİTY CHURCH

Çar İvan Assen iki Street adresinde, şehir merkezindedir. Küçük ama bakımlı bir park içindedir.

Şehrin ana Ortodoks kilisesidir.

Kilise, 1905-1911 yılları arasında yerel halkın maddi katkılarıyla yapılmıştır.

Resmi açılışı Piskopos Simeon tarafından yapılmıştır.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Holy Trinity Church

Kilisede: güzel taş sütunlar: Varnalı Hristo Leonidiev tarafından yapılmıştır.

Kilisede ilaveten: bir Pazar okulu, kütüphane ve muhtaç insanlar için ücretsiz yemek dağıtılan bir yemekhane bulunmaktadır.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Museum Military Cemetery

MUSEUM MİLİTARY CEMETERY-ASKERİ MEZARLIK MÜZESİ

25 Eylül Bulvarında, şehrin kuzey kesimindedir. 1916 yılında şehir için yapılan savaşlarla ilişkilendirilen eşsiz bir kültürel anıttır.

1’nci Dünya Savaşı sırasında ölen 3000 binden fazla asker bu mezarlıktadır. Ancak bu askerler: farklı dinlere ve ülkelere aittir. (Bulgarlar, Ruslar, Romenler, Almanlar, Türkler, Sırplar, Yahudiler)

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Museum Military Cemetery

1922 yılında Dobrudzha halkı: bir kemik kilisesi inşa etmiştir.

Günümüzde müzede isimsiz sergide, Dobriç’de savaşanların gömülü olduğu her ülkenin bayraklarının bulunduğu Anıt Sokağı ve Ebedi ateş ziyaretçilere Dobriç destanını hatırlatır.

 NATURE AND ANİMAL PROTECTİON CENTRE-DOBRİCH HAYVANAT BAHÇESİ

Nikola Petkov Street adresindedir.

Bulgar-İsviçre ortak projesi olarak 16 hektarlık alanda kurulmuştur. Hayvanat bahçesinde 50 civarında hayvan türü bulunmaktadır. Ama öncelikle nesli tükenme tehlikesi altındaki hayvanlar burada barındırılmaktadır. Etobur hayvanlar yoktur. Oturmak ve dinlenmek için banklar bulunuyor.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Cape Kaliakra

CAPE KALİAKRA

Kale: Kavarna bölgesinde Kaliakra burnunda kayalık bir yarımadanın üzerindedir. Çevresindeki kayalıklara Karadeniz’in azgın dalgaları çarpıyor ve güzel bir görüntü oluşturuyor.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Cape Kaliakra

Kale girişini geçtikten sonra hediyelik eşya satan küçük tezgahlar görülüyor.

Kaleden kayalıkların ve denizin muhteşem manzarasını görebilirsiniz.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Cape Kaliakra

Kalede: Amiral Fyodos Ushakov heykeli bulunuyor.

Ayrıca Aziz Nicholas’a adanmış küçük bir mağara vardır.

Bulgaristan Dobrich-Hacıoğlupazarcık Cape Kaliakra Müze

Müze:

Müze, batı tarafında, restoranın yanındadır. Müzede Roma kalıntıları sergilenmektedir. Küçük bir odadan ibarettir.  Kalede: denize nazır bir terasta oldukça güzel bir kafe bulunmaktadır.

Sofya şehri tanıtımı ve gezilecek yerler hakkındaki yazım.

Varna şehri tanıtımı ve gezilecek yerler hakkındaki yazım.

Bulgaristan Veliko Tarnovo

Bulgaristan Veliko Tarnovo

Bulgaristan Veliko Tarnovo; şehir Yantra nehri kıyısındadır.

Şehir: Balkanları Karadeniz’e ve Doğu Avrupa’yı Ortadoğu’ya bağlayan ana yollar üzerindedir. Bu yüzden konumu stratejiktir.

 1965 yılında şehrin ismi resmi olarak “Tarnovo” iken, zengin tarihi ve önemini anmak için “Veliko Tarnova” yani “Büyük Tarnovo” olarak değiştirilmiştir.

Günümüzde şehir, Bulgaristan ülkesinin önde gelen eğitim ve kültür yerlerinden birisidir. Şehirde iki büyük üniversite vardır.

22 Mart tarihi şehrin resmi günüdür. Bu tarih: Çar II İvan Asen’in Teodor Komnin’e karşı kazandığı tarihi zaferle ilgilidir. (1230 yılı) Geleneksel olarak bayram gününün akşamı: Tsarevets tepesinde ücretsiz bir performans sergileniyor. Görsel ve işitsel performans: Ses ve Işık gösterisi olarak : müzik, ışıklar lazerler ve kilise çanları aracılığıyla anlatılıyor ve özellikle şehir dışından gelen turistlerin çok ilgisini çekiyor.

2019 yılında şehir, Bulgaristan ülkesinin manevi başkenti ilan edildi.

ULAŞIM

Veliko Tarnovo şehri: Başkent Sofya şehrine 241 km, Varna şehrine 228 km ve Ruse kasabasına 107 km uzaklıktadır. Şehre en yakın havaalanı, 10 km uzaklıktaki Gorna Oryahovitsa havaalanıdır.

TARİHİ

Kasaba 167 yıl boyunca devam eden Bizans egemenliğinin sonunu ilan eden Asen ve Petar kardeşler tarafından 1185 yılında yapılan ayaklanmanın ardından, Bulgar devletinin başkenti ilan edildi. Başkent seçildikten sonra şehir hızla gelişti. 12 ile 14’ncü yüzyıllar arasında Bulgar kalesi yapıldı, kültür ve entelektüel merkezi oldu.

Şehir, 1’nci Bulgar imparatorluğunun tarihi başkentidir.

Bu yüzden “Çarların Şehri” olarak tanınır.

Bu dönemde: şehirde önemli bir askeri garnizon bulunuyordu.

Ortaçağın ikinci yarısında, şehir: Bulgaristan ülkesinin en güçlü ve en müreffeh şehri oldu. Aynı zamanda İmparatorluğun en önemli ekonomik, siyasi, kültürel ve dini merkeziydi.

Başkent olması nedeniyle, şehirde birçok yabancı tüccar ve elçi bulunuyordu.

1393 yılında Osmanlılar şehri fetih ettiler. Zaten şehrin düşmesinden 3 ay sonra bütün Bulgaristan ülkesi, Osmanlı yönetimine girdi.

17’nci yüzyılda: Tornovo şehrinde, iki büyük Osmanlı ayaklanması olur.

Ancak: 19’ncu yüzyıla kadar Osmanlı hakimiyeti devam etti.

1876 yılındaki Bulgar ayaklanmasının ardından (ayaklanmanın merkezi burasıdır), 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı devamında, 1877 yılında 480 yıllık Osmanlı hakimiyeti bitti. 1878 yılında Berlin Antlaşması ile kurulan Bulgar Prensliğinin başkenti Veliko Tarnovo şehri oldu. 1879 yılında ise başkent, Sofya şehrine devredildi.

5 Ekim 1908 tarihinde Bulgaristan’ın tam bağımsızlığı, Çar Ferdinand tarafından 40 Kutsal Şehitler Kilisesinde ilan edilmiştir.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Üniversiteler

ÜNİVERSİTELER

Şehirde iki üniversite vardır. Bunlar:

Veliko Tarnovo Üniversitesi ve Vasil Levski Ulusal Askeri Üniversitesidir.

Tarnovo Üniversitesi, Bulgaristan ülkesinin en büyük üniversitelerinden biridir ve günümüzde yaklaşık 20 bin civarında öğrenci eğitim görmektedir. Vasil Levski ise ülkenin en eski askeri üniversitesidir.

Bulgaristan Veliko Tarnovo

ALIŞVERİŞ

Bulgaristan Veliko Tarnovo Samovodska Charshya

Samovodska Charshya

Burası bir iş merkezidir. Ancak asırlık bir zanaatkarlık geleneğini koruyan birçok zanaat dükkanı vardır.

Piccadilly Veliko Tarnovo

Bu ünlü Bulgar Süpermarket zincirinin şehirde bir şubesi bulunmaktadır. Burada her türlü ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

Central Mall

Şehrin batı kesimindedir. Müşterilerine modern ortamda konfor ve kolaylık sağlayan bir alışveriş merkezidir. Birkaç katlıdır. Yerel moda markaları, bir kafe ve restoranları ile şehrin tek sineması ve bowling salonu bulunur.

Mall Veliko Tarnovo

Oborishte Street adresindedir.

Şehir merkezinin kuzeybatı kesiminde, Sofya-Varna otoyolunun yakınındadır. Her gün saat 10.00-21.00 arasında açıktır.

Praktiker yapı Market

Şehir merkezinden bir miktar uzaktadır. Sofya-Varna otoyolunun yukarısındadır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo

GEZİLECEK YERLER

ESKİ ŞEHİR-ASENOVA MAHAVA

Kasabanın eski kısmı: Yantra nehrinin kıvrımlarının ortasında yükselen üç tepededir.

Bunlar:

1-Tsarevets tepesi,

2-Trapezitsa tepesi,

3-Sveta Gora’dır.

Kalenin altındaki Yantra nehri boyunca yürüyerek yaklaşık 10 dakikada buraya ulaşabilirsiniz.

TRAPEZİTSA VE TSAREVETS TEPELERİ ARASINDA ASENOVA MAHAVA

1187-1256 yılları arasında Bulgaristan ülkesini yöneten Asen Hanedanlığı döneminde, bu bölge “Yeni Şehir” olarak biliniyordu.

Günümüzde ise şehrin en eski mahallelerinden biridir.

Bir zamanlar Yeni Şehir: Yantra nehri boyunca, müstahkem tepeler Tsarevents ve Trapezitsa arasında bulunuyordu.

 Vladishki Most (Vladishki köprüsü) u geçip mahallenin diğer yarısına ulaşılır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo VVladishki Most-Vladishki Bridge

Vladishki Most-Vladishki Bridge-The Bishop’s Bridge:

1774 yılında Yantha nehri üzerine, Asenova Mahava’da inşa edilen en eski ahşap köprüdür.

Köprünün ismi, eski Tarnovo Piskoposu St Aziz Peter ve Paul’dan gelmektedir.

Köprü: şehrin en büyük iki mahallesini birleştirir. Tsarevets ve Trapezitsa kalesini birbirine bağlar.

Köprünün yapımı: Tarmovo Piskoposları tarafından finanse edilmiştir. Aslında köprü tamamen ahşap değildir. Taş temellidir ancak yayalar ahşap bir yapı üzerinden yürürler. Köprü: şehirde Arbanassi köyüne giden tek yol olduğu için, Asenov bölgesinde oldukça önem kazanır. Köprünün doğu ucunda eskiden köprü muhafızlarını barındıran bekçi evleri görülür.

Ayrıca: gümrük memurlarının çalıştığı özel odalar vardır.

Köprüde bir de gelenek vardır. Her yıl 6 Ocak tarihinde, Yantra nehrinin buzlu sularına “Holy Cross” atılır. Nehrin buzlu sularına girerek haçı yakalamayı başaran delikanlının, sonraki yıl boyunca sağlıklı olacağına inanılır.

Evet köprü boyunca dolaşırken, Yantra nehrinde yüzen devasa balıkları görebilirsiniz.

Son bir not: şehrin ziyaretçileri, köprüye anı olarak asma kilit bırakır, anahtarının nehre atarlar.

Ulitsa General Gurko

Eski şehrin en eski ve en güzel caddelerinden birisidir. Bulgar Uyanış mimarisinin tipik örnekleri olan evlerle doludur. Bu evlerin hepsi, tepe yamaçlarına inşa edilmiştir. Osmanlı ve Bulgar evleri, geçmiş yüzyıllara özgü mimari tarzlarını koruyorlar. Bu evler nehrin kıyısı boyunca amfitiyatro şeklinde tünemiş güzel evlerdir.

Cadde ismini Rus Genaral Vladimirovicih Romeyko-Gurko’dan almıştır.

Bu general: 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında, 7 Temmuz 1877 günü şehri kurtarmıştır.

General Gurko’nun: şehir merkezindeki Marno Pole Park’ta bir büstü bulunmaktadır.

Her yıl, 7 Temmuz tarihinde, şehirdeki Askeri Üniversite öğrencileri tarafından, resmi bir onur kıtası ile kutlama yapılmaktadır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Sarakinata Kashta Museum-Sarafina House

SARAKİNATA KASHTA MUSEUM-SARAFİNA HOUSE

Gurko caddesindedir.

Burası, 1861 yılında inşa edilmiş, zengin bir tüccar olan Dimo Sarafina’nın evidir. Ancak kendisi evin inşaatı bitmeden ölmüştür. Böylece ev hiçbir zaman ofis olarak kullanılamadı. Karısı Anastasia’ya miras kaldı.

Evin geçmişi oldukça ilginçtir. 19’ncu yüzyıl sonunda, evin altındaki kayalıklara bir demiryolu hattı tüneli yapıldı. Ancak bu tünelin kazısı sırasında, 1913 yılındaki  depremde olduğu gibi kayaların kazılması oldukça zor olmuştur.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Sarakinata Kashta Museum-Sarafina House

Ev daha sonraki süreçte, çeşitli kişilerin mülkü olarak kullanılmıştır.

1981 yılında ise müze olarak ziyarete açılmıştır. Günümüzde Tarnovo yöresinin halk sanatı etnografik sergisine ev sahipliği yapmaktadır. Müzenin ilk iki katı ziyarete açıktır.

Evet: günümüzde ev, şehrin mimari şahaserlerinden birisidir.

Dik bir yamaç üzerine inşa edilmiş, büyüleyici bir tasarıma sahiptir. Kuzey cephesi yola bakar ve 2 katlıdır. Nehre bakan güney tarafı ise, 5 katlıdır.

Büyük ve iki kanatlı kapıdan, büyük bir giriş holüne girilir. İkinci kata ahşap bir merdivenle çıkılır. Aşağıdaki üç kat, servis odalarıdır.

İçinin dekorasyonu ve tasarımı oldukça iyidir. Yerel kültür ve geleneklere ait öğeleri barındırıyor. Bunlar arasında: halk kıyafetleri, çömlekler, mobilyalar, eski fotoğraflar sayılabilir.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Sarakinata Kashta Museum-Sarafina House

İkinci ve üçüncü salonlar: kostümlere, el yapımı kumaşlara ve süs eşyalarına ayrılmıştır. Birkaç kadın tunik ve çift önlük ve ev dokuması dokulardan yapılmış erkek kostümleri görülebilir. Antik başörtüsü “Sokai” ilgi çeker. Ayrıca: kemer tokaları, bilezikler, yüzükler ve küpelerden oluşan bir koleksiyon sergilenmektedir.

Bir sonraki salon: ritüel objelere ayrılmıştır. Burada halk ile bağlantılı çeşitli bayramlar ve ritüeller canlandırılmaktadır.

Son katta fotoğraf koleksiyonu bulunur. Bu koleksiyon: Tarmovo şehrini kurtuluştan, 20’nci yüzyıl ortasına kadar olan bazı ünlüleri göstermektedir.

Samovodska Charshiya Complex

Bu merkezde, iki tane oldukça güzel sokak bulunmaktadır ve eski şehrin tam merkezindedir. Arnavut kaldırımlı sokakta büyüleyici bir atmosfer görmek mümkündür. Çok sayıda dükkan vardır. El yapımı hediyelik eşyalar ve farklı el sanatı türlerini görebilirsiniz. Hatta: farklı Bulgar yemekleri sunan restoranlar vardır. Ama bence burada merakınız varsa yerel Bulgar şaraplarından satın alınız.

Bulgaristan Veliko Tarnovo King Bridge

KİNG BRİDGE

Yantra nehri üzerindeki Kral köprüsü taş bir köprüdür. 1930 yılında Esenova Mahala’da Gorna Oryahovitsa bağlantılı olarak yapılmıştır.

1-TSAREVETS (FORTRESS) HİLL

Tsarevets tepesi, deniz seviyesinden 206 metre yüksektedir.

Burada Kraliyet Sarayları bulunur. Çünkü burası doğal bir erişilmezlik sağlamaktadır. Bu yüzden devletin en yüksek kontrolünün merkezi olarak belirlenmiştir.

Ayrıca: Bulgar İmparatorluğunun ana kalesi vardır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Multimedia Visitor Centre Tsarevgrad Tarnov

MULTİMEDİA VİSİTOR CENTRE TSAREVGRAD TARNOV-TSAREVGRAD MULTİMEDYA ZİYARETÇİ MERKEZİ

Tsarevets kalesini çok yakın bir yerdedir. Burayı ziyaret etmek isterseniz, bilmelisiniz ki, biletler pahalıdır. 1 kişi 20 Leva’dır. Fotoğraf çekmek isterseniz 5 Leva daha ödemek gerekir.

Ortaçağ Bulgaristan ülkesindeki yaşamın izlerini görmek mümkündür. Silikondan yapılmış gerçek boyutlu figürler bulunuyor. 2’nci Bulgar Krallığında, çeşitli gurupların (krallar, savaşçılar, zanaatkarlar, köylüler gibi) nasıl göründüğünü görmek mümkündür.

Her ekran için ayrıca küçük bir bilgi panosu bulunmaktadır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Tsarevets kalesi

TSAREVETS KALESİ

Bu stratejik kalenin bulunduğu yer: Trakyalılar ve Romalılar tarafından savunma amacıyla kullanılmıştır. Ancak Bizanslılar burada ilk önemli kaleyi, MS 5 ile 7’nci yüzyıllar arasında inşa ettiler. Kale: 8 ile 10’ncu yüzyıllar arasında ise Slavlar ve Bulgarlar tarafından ve 12’nci yüzyıl başlarında ise Bizanslılar tarafından yeniden ve güçlendirilerek inşa edildi.

Ancak 1393 yılında bu muhteşem kale, Osmanlı ordusuna dayanamadı ve fetih edildi, yağmalandı ve yok edildi.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Tarnovo Tsarevets kalesi

Arkeolojik Araştırmalar

Arkeolojik araştırmalara göre: oldukça yüksek ve sağlam bir duvarla çevrili olmasına rağmen, buranın kapalı bir kale olmadığı, merkezinde gerçek bir Ortaçağ kasabası bulunduğu anlaşılıyor.

Çünkü Ortaçağ döneminde, tepenin eteklerinde konutlar, çok sayıda kilise, manastır ve zanaatkar atölyeleri bulunuyordu. Arkeologlar, burada yaklaşık 400 konut kalıntısı keşfetmişlerdir. Bu konutlarda ayrıca Bulgar aristokratları yaşıyorlardı.

Evet günümüzde: Veliko Tarnovo şehrinin birçok yerinden görülebilmektedir. Bir anlamda şehrin simgesidir.

Kale 1930 yılında restorasyona alınmış ve Bulgar devletinin kuruluşunun 1300’ncü yıldönümü olan 1981 yılında restorasyon tamamlanmıştır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Tarnovo Tsarevets kalesi

Kalenin önemi:

Çarlık sarayında yaşayan Bulgar hükümdarlarını koruyan, iki yüksek müstahkem tepeden biridir.

Krallar Petar, Asen, Kaloyan ve İvan Asen burada yaşadılar.

Kalenin özellikleri:

Kalenin üç girişi vardır. Ana giriş, tepenin doğu yönündedir. Bu kapının önünde, bir asma köprü bulunur.

Kalede yaşayan insanların güvenliğini karmaşık bir savunma sistemi sağlıyordu. Kale: üst üste dört kapı ve kulelerle korunuyordu. Kalenin çevresi, 3.6 metre genişlikte duvarlarla çevrilidir.

Kaleden şehre ve nehir yatağına doğru muhteşem bir manzara vardır. Kalenin bulunduğu tepenin üç tarafı Yantra nehriyle çevrilidir.

Kalenin içinde bulunanlar:

Bu kasabada yani kalenin içinde:

Saray, St Petka kilisesi, çok sayıda konut ve bina, su depoları, savaş kuleleri bulunuyordu.

Saray

Patrik Külliyesinin altında: Bulgaristan ülkesini birbirini izleyen 22 kralın yönettiği Kraliyet Sarayının temelleri bulunmaktadır. Sarayda: devletin genel politikasını oluşturan ve uygulayan orta çağ hükümdarları ve ortakları yaşıyorlardı.

Saray: tepenin orta ve düz kısmındadır. Bir iç taş duvarla çevrilidir. Ayrıca iki savaş kulesi bulunur.

Sarayda: bir taht odası, bir saray kilisesi ve bir kraliyet konutu bulunur.

Taht odaları ve hükümdarların özel odaları muhteşem iç mekanlara sahiptir. Taht odasının ölçüleri: 30 x 10 metredir.

Sarayda: kralın idari büroları, yemek yeme yerleri ve ekonomik amaçlı bir dizi yapı da bulunuyordu.

St Petka Royal Churchilisesi-Kraliyet Kilisesi

Aziz Petka’nın kalıntıları bu kilisededir.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Tarnovo Tsarevets kalesi Ascension of Christ

Ascension of Christ-Mesih’in Yükselişi Kilisesi

Günümüzde tamamen restore edilerek yenilenmiştir. İçindeki freskler, Bulgar sanatçı Theophanes Sokerov tarafından boyanmıştır. Kompozisyonlarda, Ortaçağ tarihinin önemli anları görülebilir.

Patrikhane

Burada: kütüphane, yazıhane, patriğin mesken ve büroları ve keşişlerin hücreleri vardı. Avlunun ortasında, çan kuleli, Patriklik Kilisesi bulunuyordu.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Patriarchal Cathedral of the Holy Ascension of God

Patriarchal Cathedral of the Holy Ascension of God

Tsarevets kalesinin en yüksek tepesindedir.

Tarihi kaynaklara göre, buradaki ilk katedral: 11’nci yüzyıl sonlarında 12’nci yüzyıl başlarında geç Roma dönemi bazilika kalıntıları üzerine inşa edilmiştir.

Ancak gerek bina ve gerekse freskler, 1985 yılında yeniden yapılmıştır. 

Bulgaristan Veliko Tarnovo Patriarchal Cathedral of the Holy Ascension of God

Katedralin içi Bulgaristan ülkesindeki diğer kiliselerden çok farklıdır. Çok detaylı resimler, kalenin tarihi ve 2’nci Bulgar İmparatorluğu hakkında bilgi vermektedir.

Yani binanın içinde post modern sanat görülmektedir. Yani, tam bir sanat sergisi gibidir.

Katedralin yakınında bulunan kulenin son katı ve terasını ziyaret etmek için asansöre binebilirsiniz. Asansör, katedral girişinin karşı tarafındadır.

Tepeden Veliko Tarnova bölgesinin muhteşem manzarasını görebilirsiniz.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Baldwin Kulesi

Baldwin Kulesi

Manastırın yanında bir de gözetleme kulesi vardır. Bu kule 1930’lu yıllarda inşa edilmiştir. Bir Ortaçağ kulesinin benzeridir. Kulenin bulunduğu yerde daha önce: Ortaçağ kulesi bulunuyordu.

Bu kulenin özelliği: 1204 yılında Hıristiyan Konstantinopolis kentinin yağmalanmasına önderlik eden hain Haçlı Flandersli I Baldwin’in Bulgarlar tarafından yenilgisinden sonra esir edildiği ve 1 yıllık süreni sonunda idam edildiği yerdir.

Günümüzde, yeni düzenlenen bu kulede: savaş silahları ve zırhlardan oluşan bir koleksiyon sergileniyor.

Execution Rock-İnfaz Kayası

Bu kayalık: Yantra nehrine hainlerin itildiği ve vücutlarının nehre düştüğü bir yerdir. Burada: 1300 yılında hain olduğu iddia edilen Patrik Joachim III, Çar Theodore Svetoslav tarafından nehre itilerek idam edilmiştir. Kayadan atılan en ünlü kişidir.

Kalenin gezilmesi

Kaleyi ziyaret etmek için, kaleye giden tuğla yolun kenarındaki büfeden bilet almak gerekir. Giriş ücreti 10 Levadır.

Yaz aylarında burayı ziyaret etmeyi düşünürseniz, gerekli tedbirleri almalısınız. (su, şapka, güneş kremi, lastik tabanlı ayakkabı gibi.) En önemli husus adımlarınıza dikkat etmenizdir, çünkü çok sayıda çukur, kırık basamak ve çitle çevrili olmayan yükseltiler vardır.

Son bir not, burada akşamları yapılan ses ve ışık gösterisini mutlaka izlemenizi öneririm.

2-TRAPEZİTSA HİLL

Bu bölümde birçok kilise ve soyluların evleri bulunmaktaydı.

THE HİSTORİCAL CHURCHES İN ASENOV NEİGHBOURHOOD-ASENOV MAHALLESİNDEKİ TARİHİ KİLİSELER

CHURCH OF SAİNT DEMETRİUS OF THESSALONİKİ-SELANİK DEMETRİUS KİLİSESİ

Şehirdeki en tarihi kiliselerden birisidir. Asen kardeşlerin isyanıyla güçlü tarihi bağları da vardır. 1186 yılında Asen ve Peter kardeşler, Bulgaristan’ın Bizans yönetiminden kurtuluş isyanını burada ilan edip başlattılar.

Trapezitsa surlarının hemen dışında, Yantra nehrinin sağ kıyısında, kentin en güzel büyük binaları arasında kalır.

Bununla birlikte, güçlü bir deprem 2013 yılında kiliseyi neredeyse tamamen yok etti ve orijinal fresklerin ve apsisin sadece bazı kısımları kaldı. 1977-1985 yılları arasında kilise yeniden yapıldı. Bu yüzden, günümüzde görülen binanın çoğu yeni yapımdır. Hayatta kalan freskler bu kilisenin en büyük hazineleridir.

Restorasyon geçirmiş kilise, tepededir ve buraya ulaşmak için yürümek gerekir. Yapı, dışarıdan çok etkileyicidir ama içeride, freskler yenidir. İlginç olan bu resimlerin karanlık olmalarıdır. Görünüşe göre, boyandıkları dönemde Komünist yönetim olduğundan resimler koyu boyanmıştır. Diğer ilginç yönü, gittiğinizde büyük olasılıkla kapısı kapalı olacak ve kilisenin içini gezemeyeceksiniz.

AZİZ GEORGE KİLİSESİ

17’nci yüzyılda inşa edilen kilise, Kutsal 40 Şehitler kilisesine yakın ve Trapezitsa tepesinin hemen altındadır. Diğerlerine nazaran daha genç olan kilise, ilginç duvar resimleriyle ilgi çeker.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Forty Martyrs Church

FORTY MARTYRS CHURCH-40 ŞEHİTLER KİLİSESİ

Kilise: Tsarevets kalesine yakında, Yantra nehrinin sol yakasında, Çarevets’in eteğindedir. Büyük Lavra Manastırının ana kilisesidir.

En sembolik Ortaçağ kiliselerinden olan yapı: St Çar Ivan Asen II’nin (1218-1241); Epir Despot Teodor Komnin’e (1180-1273)e karşı kazandığı zaferin onuruna inşa edilmiştir. Bu zaferle birlikte, Bulgaristan o zamanlar Güneydoğu Avrupa’nın en büyük gücü olmuştur. Kilisenin içindeki sütun bu savaşın hikayesini anlatmaktadır.

Burası 2’nci Bulgar Krallığının sembolü olan bir kilisedir.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Forty Martyrs Church

Kral II İvan Asen: manastır kompleksinin bulunduğu bu arsaya 1230 yılında, yeni bir kilise yani bu kiliseyi inşa ettirmiştir.

Kilise 21’nci yüzyılın başlarında restore edilmiştir ve ziyarete açılmıştır. Ancak önceki duvar resimlerinden çok azı korunmuştur. Bunun sebebi olarak, kilisenin Osmanlı yönetimi döneminde cami olarak kullanıldığı öne sürülmektedir. Ancak kasabanın en popüler camisi olduğu söylenemez.

Çünkü Bulgar krallarının hayaletlerinin, gece uyanıp camiyi ziyaret eden Müslümanları kovaladıkları hakkında söylentiler ortaya atılmıştır. Bunun üzerine birçok Müslüman oraya gitmekten korktu ve kaçındı. Tapınak kasabanın 9 Mart 1978 yılında yeniden kilise olarak ibadete açıldı.

Sütunlar

Kilisenin içinde, üzerinde savaş yazıları olan ve 9’ncu yüzyıla ait orijinal sütunlar görülür. Bunlar Bulgar Epikrafi anıtlarıdır. Omurtag sütunu, Asen sütunu ve Han Krum zamanından kalma Rodosto kalesinin sınır sütunudur.

9’ncu yüzyılda hüküm süren efsanevi Bulgar hükümdarı Khan Krum’un zamanına ait sütun dışında, oğlu Khan Omurtag’a ait bir sütun bulunmaktadır. Bu sütunun üzerinde yazılı olanlar şunlardır “Bir insan iyi yaşasa bile ölür ve bir başkası ortaya çıkar. Bu yazıtı gördükten sonra gelen, onu yapan kişiyi hatırlasın. Ve adı Omurtag Knasubigi”

Burada ilginç bir ayrıntı ortaya çıkıyor.

Krum ve Omurtag hanların sütunlarının burada yani Veliko Tırnovo şehrinde olması pek anlamlı değildir. Çünkü Krum ve Omurtag, 1’nci Bulgar İmparatorluğunun (681-1018) hükümdarlarıydı. Ancak hükümdarlıkları sırasında eyaletin başkenti Pliska şehriydi. Veliko Tırnova ise, 2’nci Bulgar İmparatorluğunun (1185-1396) başkentiydi.

Bir teoriye göre: bu sütunların, her zaman 1’nci Bulgar İmparatorluğu için de önemli bir kasaba olan Tarnova’da olduğudur.

Bir başka teoriye göre: Bu sütunların bir şekilde, Pliska’dan Veliko Tarnovo şehrine nakledildiğidir.

Bu teorilerden hangisinin doğru olduğu kanıtlanamamıştır. Ancak bu sütunların hem orijinal hem de alıntı yapılan dönemlerden olduğuna dair yeterli kanıtlar vardır.

Evet, bu sütunlara rağmen, kilisede fresk yoktur. Sadece: farklı Bulgar hükümdarları tarafından yapılan yazılı sütunlar ilgi çeker.

Çar Kaloyan mezarı

Oldukça etkileyicidir. 1972 yılında keşfedilmiştir. Bunun hükümdarın mezarı olduğuna dair en büyük kanıt: mezarın içinde “Kaloyan’ın yüzüğü” yazılı devasa bir altın yüzüktür. Mezarın kendisi büyüklüğü ile çarpıcıdır. Kaloyan zaman için, son derece uzun bir insandır ve muhtemelen 1.90 metre boyunda olduğu düşünülmektedir. Çar Kaloyan, 1207 yılında Selanik kuşatması sırasında ölmüştür.

Çar İvan Asen II mezarı

Kilisenin yapılması fikri: ilk olarak hükümdar Çar İvan Assen II ve yakın çevresine ait bir aile mezarlığı olması isteğidir. Çarın yanı sıra kilisede taçlı bir kadın cenazesi de bulunmuştur. Eşlerinden en az birinin de içeriye gömüldüğü görülüyor.

Aziz Sava mezarı

Kendisi önemli bir Sırp azizidir. Şu anda mezar boştur. Ancak buranın azizin ilk mezar yeri olduğu bilinmektedir. Aziz Sava: 1235 yılında Kudüs şehrinden dönerken Bulgaristan’da öldüğü bilinmektedir. Bulgar hükümdarı Ivan Asen: kendisinin bu kiliseye gömülmesini emretmiştir. Daha sonra kalıntıları Sırbistan ülkesine götürülmüştür. Ancak, ilk mezar yeri hala hac yeridir. Aziz Sava’nın mezarının hastalara şifa getireceğine dair çeşitli efsaneler vardır.

Kurtuluştan sonra kilise

Kilise kurtuluştan sonra da Bulgar tarihinde önemli rol oynadı. Kurucu Meclis’in 1879 yılında açılması nedeniyle, ilk kutsal ayin burada yapıldı. Ayrıca: 27 Temmuz 1879 tarihinde ilk Bulgar Prensi Battenberg İskender burada seçildi. Ama kilise tarihindeki en önemli olay: Ferdinand’ın 1908 yılında Bulgaristan’ın bağımsızlığını burada ilan etmesidir.

1913 yılındaki büyük depremde: kilise neredeyse yıkıldı ve 20’nci yüzyıl boyunca harabe halde kaldı. 21’nci yüzyıl başlarında restore edilerek ziyarete açıldı.

Bulgaristan Veliko Tarnovo St Peter and Paul Church

ST PETER AND PAUL CHURCH

Manastır iki tepe arasındaki vadide çok güzel bir bölgededir. Giriş ücreti 6 Leva, fotoğraf çekmek isterseniz 5 Leva daha ücret ödemek gerekiyor.

Aziz Petrus ve Paul Kilisesinde: Aziz John’un kalıntıları bulunmaktadır.

Kalıntılar 1204 yılında Çar Kaloyan tarafından kiliseye nakledilmiştir.

Ardından kilisenin çevresinde: manastır kompleksi oluşturulmuştur.

Çar İvan Assen II’nin eşi Anna Maria’nın iradesine ve rahipliğine göre inşa edilmiştir.

Günümüzde aktif değildir, müze olarak kullanılıyor. 1913 yılındaki depremden sonra restore edilmiştir. Böylece günümüzde çevrede en iyi korunarak gelmiş bir yapı olmuştur.

Bulgaristan Veliko Tarnovo St Peter and Paul Church

Ancak Osmanlı döneminde inşa edildiği için, bina dışarıdan hiçbir şeye benzemiyor. Ama içeride duvar resimleri inanılmaz güzeldir. 1600 yıllarında Osmanlı Bulgarlara kendi kiliselerini inşa etmelerine izin verdi ve bu kilise, ilk yapılan kilisedir. Böylece kilise, 1600 yılı civarında yapılmaya başlandı, kadınlar bölümü 1700 yılı civarında inşa edildi. Şehrin en eski kiliselerindendir. Bulgar mimar Kolyo Felchev tarafından yapılmıştır.

Kilisenin önünde, kendi ekseni etrafında dönen iki sütun vardır. Bunlar dönmediğinde, deprem veya başka nedenlerle binada çökme olduğu anlaşılır.

Kilisenin içinde duvarlarda ve tavanda: freskler, grafitiler ve eski ahşap kirişler görülmeye değerdir. Freskler, tipik Ortodoks stilinden çok farklıdır. Çünkü freskler: 13, 14 ve 17’nci yüzyıldan kalmadır. Freskler, eski Ahit’den sahneler içerir.

Kubbeler: İsa’nın doğumunu gösterir. Çobanlar bağdaş kurarak oturmaktadırlar. Kubbe üzerinde bir başka görüntü: İsa’nın Adem ve Havva ile el tutuştuğu görüntüdür.

Bulgaristan Veliko Tarnovo St Peter and Paul Church

Kadınlar ve erkekler için, ayrı ibadet odaları vardır. Odaların farklı duvar resimleri görülür. Kadınlar ibadet odasının duvar resimleri, Romalılar tarafından zulüm gören ve günümüzde şehit ve aziz olarak kabul edilen kadınları tasvir ediyor. Şehit haçları tutuyorlar. Bu şehit haçları, üzerinde ikinci bir yatay haç seti bulunan bir haçtır. Haçın 4 omzu, 4 kiliseyi temsil etmektedir.

Bulgar ordusunun koruyucu azizi St George’de burada temsil edilmektedir.

Osmanlı yönetimi sırasında, buraya Kraliyet Kütüphanesinden yüzlerce el yazması yerleştirilir. Bunların birçoğu, 1842 yılında Yunan hükümdarı tarafından tahrip edilmiştir.

Bulgaristan Veliko Tarnovo The Ancient Roman City-Nikopolis AD Istrum

THE ANCİENT ROMAN CİTY-ANTİK ROMA ŞEHRİ-NİKOPOLİS AD ISTRUM

 Şehir merkezine 25 km uzaklıkta, Nikyup köyünün kenarındadır. Giriş ücretlidir, yetişkinler için 6 Leva’dır.

Burada; MS 106 yılında İmparator Trajan tarafından yaptırılan bir Roma şehrinin kalıntıları bulunmaktadır. İmparator, Daçyalılara karşı kazandığı bir zaferin anısına kurdurmuştur.

Bulgaristan Veliko Tarnovo The Ancient Roman City-Nikopolis AD Istrum

Nicopolis ad IStrum kenti yüzyıllar önce tamamen yıkıldı ve terk edildi. Sonra Avrupa Birliği fonlarıyla kazı çalışmaları yapıldı ve hala kazılacak çok yer olduğu söyleniyor. Şimdiye kadar sadece beşte, birinin kazıldığı söyleniyor.

Şehrin 2000 yıl önce nasıl göründüğüne dair resimler bulunuyor.

Bulgaristan Veliko Tarnovo The Ancient Roman City-Nikopolis AD Istrum

Geniş taş sokaklar, amfitiyatro, kuyular ve daha birçok yer görmek mümkündür.

Harabelere girdikten sonra sağ kapıdan yürüdüğünüzde: şehrin ana caddelerinden birine çıkıyorsunuz ve yer altı drenaj sistemini görebiliyorsunuz.

Bu satırları okurken, eminim ki, ülkemizdeki birçok Roma eseri gözlerinizin önüne geldi. Evet, burası öyle şahane bir yer değil, ama bizim ülkemizdeki Roma dönemi eserlerine göre şahane değil, ama iyi satış yapıyorlar, yani iyi reklam yapıyorlar ve turist çekmeye çalışıyorlar. Tek farkımız tanıtım.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Sveta Gora Hill

3-SVETA GORA HİLL

Buranın isminin kelime anlamı “Kutsal Dağ” demektir. Bir başka ismi “Athos dağı” dır.

2’nci Bulgar İmparatorluğunun ruhani ve edebi bir merkezdir. Günümüzde burası halka açık bir park alanıdır.12’nci yüzyıl sonunda tepe dini bir merkez olur. Birkaç manastır inşa edilir.

Osmanlı yönetimi sırasında tepe bir park ve eğlence yeri olarak kullanılmıştır.

Günümüzde: Veliko Tarnova Üniversitesi Rektörlüğü buradadır. Bugün, manastırların en büyüğünde, Turmovo Sanat Okulu ve Turnovo Edebiyat Okulu faaliyetleri ve eğitimi sürdürülmektedir.

UNİVERSİTY OF VELİKO TURNOVO-ST CYRİL VE ST METHODİUS ÜNİVERSİTESİ

Üniversite 1963 yılında Sveta Gora’nın tarihi ve pitoresk tepesinde kurulmuştur. Başlangıçta Cyril ve Methodius Kardeşler olarak kuruldu. 1962 yılında Yüksek Eğitim Enstitüsü olarak tescillendi.

Enstitüde derslerin sayısı, öğrenci ve öğretim üyeleri ve bölüm sayısı zamanla arttı ve ilk fakülteler doğdu. Teknik bir temel oluşturuldu ve günümüze kadar getirildi. 1971 yılında Yüksek Eğitim Enstitüsü bir Üniversiteye dönüştürüldü.

Günümüzde Sofya şehri dışında en büyük Bulgar Üniversitesidir. Güzel Sanatlar ve Beşeri Bilimler için çok saygın bir merkezdir. Hem ulusal ve hem de uluslararası üne sahiptir. Çevresinde çok çeşitli uluslararası bağlantılar sürmektedir.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Monastery of the Holy Transfiguration of God

MONASTERY OF THE HOLY TRANSFİGURATİON OF GOD

Şehir merkezine kısa bir yürüyüş mesafesindedir. Yaklaşık 3 km uzaklıktadır. İsterseniz taksiyle de gidebilirsiniz. Eğer buraya yerel otobüsle giderseniz, otobüsten indikten sonra dik bir yokuşu tırmanmanız gerekir.

Burası, Bulgaristan ülkesinde 3’ncü ve en küçük Ortodoks manastırıdır. Buradaki ilk manastır 11’nci yüzyılda Bulgar Çar’ının emri üzerine yapılmıştır.

Osmanlı döneminde tahrip edilir. Mevcut binalar 1830’lu yıllardan kalmadır. Kiliseden 20 yıl sonra yapılmışlardır. Manastır ve çevresindeki binaların mimarı Bulgar mimar Kolyu Fitcheto’dur.

Bulgar/Rus-Osmanlı savaşı sırasında, manastır bir üs ve yaralı askerler için hastane olarak kullanıldı. Savaştan sonra Rus askerleri, manastıra kilise için çan, avize ve ayin kitapları bağışladılar.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Monastery of the Holy Transfiguration of God

Efsane

Manastırı anlatmaya başlamadan önce, buradaki bir efsaneden söz etmek gerek.

En yakın köyde genç bir çoban vardır. Kasabadan zengin bir adamın kızına aşık olur. Yani, imkansız bir aşk. İkisi de: bu manastırı kurarken, hayatlarını Tanrıya adarlar. Çoban her sabah Aziz Trinity’ye gider, her sabah onun için kilise çanlarını çalar ve çanlar her taraftan duyulabilir. Aşkları sonsuza kadar yaşar.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Monastery of the Holy Transfiguration of God
Evet, manastıra devam edelim.

Günümüzde manastırda keşişler yaşamıyor. Manastırın keşişleri çevrede yaşıyorlar, ama her gün buraya gelip dini hizmetler için burayı işletiyorlar.

Muhteşem manzaralı güzel bir manastırdır. Ancak turistler için yeterli bilgi bulunmadığından pek tercih edilmiyor.

Manastırın ortasında, yakınlardaki bir uçurumdan düşen devasa bir kaya var. 1991 yılında yukarıdaki uçurumdan, devasa kayalar düşer. Keşişler kilisede dua ederken, her iki taraftan düşen kayalar onları ıskalamıştır. Bunun bir mucize mi yoksa şans mı olduğu tartışılır. En büyük kaya kütlesi çan kulesine çarparak onu ikiye böldü ama kiliseyi kurtardı.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Monastery of the Holy Transfiguration of God

Manastırın dışında güzel resimler var. İçindeki duvar resimleri de ilgi çekiyor, özellikle altın kaplama simgeler görülmelidir. İç ve dış freskler: 1849-1851 yılları arasından kalmadır ve tanınmış Bulgar ikon ressamı olan sanatçı Zahari Zograf tarafından çizilmiştir. Bu ikonların resimleri, İncil’den çeşitli hikayeler anlatmaktadır.

Manastırın en ilginç objesi bir ikonadır. Kutsanmış bir kalıntı üzerinde durduğuna inanan yerel bir keşiş tarafından son zamanlarda keşfedilen üç elin ikonu, görülmelidir. Zemin kazıldığında bu kutsal simge gerçekten bulunmuştur.

Manastırın çan kulesine tırmanmayı unutmayın. Ancak korkuluk olmadığından, dikkatli olmak gerekiyor.

Ayrıca vadiye bakan balkonu da görmelisiniz.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Asen’s Monument

ASEN’S MONUMENT

Boris Denev Devlet Sanat Galerisinin bitişiğindedir. Yantra nehri ve eski şehre bakar. Anıt özellikle akşam saatlerinde yerel halkın bir buluşma yeridir.

Burası yerel tarihi temsil eden mimari bir yapıdır. Atlarla çevrili bir dikilitaş de denilebilir. Anıt Bulgaristan’ı Bizans’tan kurtaran ve 12 ile 13’ncü yüzyıllarda Bulgaristan’ı yöneten Asen kardeşlere adanmıştır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Asen’s Monument

Yani: Asen ve Petar kardeşleri ve onların halefleri olan Tsar Kloyan ve Ivan Assen II’yi temsil ediyor.

Özellikle anıtta, iki ayak üzerinde duran atların çok nadir olduğu söyleniyor. 1985 yılında, Bulgaristan’ın Bizans imparatorluğundan kurtulmasına yol açan Asen ve Petar ayaklanmasının 800’ncü yıldönümünü kutlamak için inşa edilmiştir. Anıtı yapan: Bulgar sanatçı Profesör Doktor Kurum Damyanov’dur.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Asen’s Monument

Ortada bulunan kılıç: daha doğrusu dikilitaş: 2’nci Bulgar Krallığının gücünü ve refahını simgelemektedir.

Asen kardeşlerin iktidarı sırasında, Bulgaristan yüksek ekonomik, siyasi ve kültürel değerlere ulaşmıştır.

Eski kentin birçok yerinde, uzaktan görülebilmektedir. Hatta en iyi nehrin karşısından görülmektedir. Yanına giderseniz, yakından bakınca oldukça kaba görülüyor. Yani biraz önce belirttiğim gibi nehrin karşı kıyısından, uzaktan izleyin derim.

Anıtın yanına giderseniz de, hemen yandaki Sanat Galerisinin kafesine girip ve bir masadan şehri ve anıtı izleyin.

ŞEHİRDEKİ DİĞER YAPILAR

Bulgaristan Veliko Tarnovo Aziz Nikola Kilisesi

AZİZ NİKOLA KİLİSESİ

Vastanicheska adresindedir. Kilisenin bulunduğu yer, şehirdeki mevcut 31 camiye hakim bir noktada seçilmiştir.

1934 yılında Ivan Davdata tarafından yapımına başlanmış ve 1836 yılında Kolyo Ficheto tarafından tamamlanmıştır. 1836 yılında Tarnovo şehrindeki Girit Metropolitanı Hilarion tarafından kutsanır.

Kolyo Ficheto: bu yapımı nedeniyle “usta” lakabını almıştır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Aziz Nikola Kilisesi

Yapının uzunluğu 37 metre ve genişliği 17 metredir. 3 nefli bazilika tipindedir.

1843 yılında şehirdeki ilk Bulgar Okulu burada açılır. İki bölümden yani kızlar ve erkeklerden oluşan ortak bir okuldur. Nikola Zlatarski bir öğretmendi. 1844 yılında ilave ayrı bir bina inşa edilir. 1872 yılında çan kulesi yapılır. 1913 yılında kilise bir katedral haline getirildi. 1949 yılında kuzey bölümde bir şapel inşa edildi.

Güney kapısı üstünde kilisenin inşa edildiği durumu anlatan, Yunanca ve Bulgarca bir metin bulunmaktadır.

SAEDİNENİE MEYDANI

Bulgaristan Veliko Tarnovo Regional Museum of History

BÖLGESEL TARİH MÜZESİ-REGİONAL MUSEUM OF HİSTORY

Saedinenie meydanının batısındadır.

1871 yılında kurulmuştur. Bulgaristan ülkesinin en eski ve en büyük kurumudur. Misyonu: Veliko Tarnovo bölgesinde, geçmişe ait kültürel kayıtları tutmak, keşfetmek ve saklamaktır. Sergi bölümlere ayrılmıştır ve eski şehrin çeşitli yerlerinde yer almaktadır.

Tüm müze ve sitelere giriş ücreti 6 Leva’dır. Ancak toplam 10 müze için iki günlük kombine bilet almanız önerilir.

Bölgesel Tarih Müzesi bünyesinde 8 farklı müze bulunmaktadır. Bunlar:

1-Multimedya Center

2-Ethnographic Complex-Etnografya Kompleksi (Osenarka Reka)

3-Archaeological Reserve- Arkeolojik Rezerv (Nicopolis ad IStrum)

4-Architectural Reserves-2 tane mimari rezerv (Tsarevets ve Trapesitza)

5-Eight Churchus-8 kilise (4 tanesi komşu Arbanasi’de)

Bu sekiz müzeden sadece 4 tanesi, tarihle ilgilidir.

Evet gelelim Tarih Müzesine:

Müze: şehir merkezinden kaleye giden yoldadır. Yani: 2’nci Bulgar Krallığının Parlamentosundaki eski Veliko şehrinin merkezindedir. 3 katlıdır.

Müzenin;

1’nci Katında: Bulgaristan’daki eski loncaların çeşitli eşyaları (bakır aletler, demir yapımı, altın işlemeler gibi), Veliko’dan bina mimarisi ve İkonlar hakkında bilgi.

İlk odada: Neolitik Çağa (MÖ 5700-5000) dayanan en eski sergiler vardır. Önceden yazılmış Neolitik set ve altın hazinelere sahip bir seramik tencere tabanı en değerli objedir.

İkinci sergi salonunda: antik dönemin başarılarına, yöredeki seramiğin gelişimi, plastik ve mücevher sanatı sergileniyor.

Üçüncü Salon: Burada Tarnovo şehrinin Ortaçağ Bulgaristan başkenti olduğu dönemden sergiler bulunuyor. Bunlar arasında öne çıkanlar: kraliyet mühürleri, madeni paralar, Bulgar kralları tarafından basılmış çeşitli objeler ardır.

2’nci Katında: Bulgar kurtuluşu ile ilgili ve Osmanlı-Rus savaşından birçok kalıntı görülebilir.

3’ncü Katında: 2’nci Bulgar Krallığı Parlamentosuna ait objeler bulunmaktadır. Ayrıca Bulgar krallarına ait bazı öğeler görülebilir.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Museum of Bulgarian Revival and Comstituent Assembly

MUSEUM OF BULGARİAN REVİVAL AND COMSTİTUENT ASSEMBLY-UYANIŞ VE KURUCU MECLİS MÜZESİ

Saedinenie meydanının kuzey tarafındadır.

Müzenin bulunduğu bina: Osmanlı bölge valisinin emriyle yetkilileri barındırmak için 1872 yılında inşa edilmiş büyük bir konaktır. Bulgar mimar Kolyu Ficheto’nun eseridir. Haç şeklindeki yapının girişi kuzey yöndedir. Dik arazi, binanın ilginç konumunu belirler. Kuzeyde 2 katlı ve güneyde ise 4 katlıdır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Museum of Bulgarian Revival and Comstituent Assembly

Bina 1985 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Müzenin sergisi 3 kattadır.

Bulgar hükümeti, erken dönemlerde burada faaliyet göstermiştir.

Müze: Osmanlı imparatorluğundan bağımsızlık mücadelesiyle ilgili resim, belge ve nesnelerin sergilendiği bir yerdir. Bunlar arasında: üniformalar, silahlar, kılıçlar bulunur.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Museum of Bulgarian Revival and Comstituent Assembly

Ayrıca: Bulgaristan tarihine ait kitap ve evraklar da sergileniyor.

Müzenin en ilginç yeri: Kurucu Meclis’in yapıldığı ve Bulgaristan ülkesinin ilk Anayasası’nın kabul edildiği orijinal salonun bulunduğu 2’nci kattır. Anayasa belgesi, serginin bir parçası olarak zeminin karşı tarafında bulunmaktadır. 1878 yılında Bulgaristan bağımsızlığın ilanından bir yıl sonra, Bulgar Kurucu Meclisi Birinci Bulgar Anayasasını ilan etmek için burada toplanmıştır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Museum of Bulgarian Revival and Comstituent Assembly

Son bir not, müzede bir de ikon koleksiyonu bulunuyor.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Archaeological Museum

ARCHAEOLOGİCAL MUSEUM

Ulusal Uyanış Müzesinin hemen sağındadır ve uzun bir merdivenden aşağıya inilerek ulaşılır. Yani, kütüphane binasının arka girişidir. En başta belirtmem gerekir ki, müzede İngilizce çeviriler yok, yani eserlerin açıklaması sadece Bulgarca yapılmıştır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Archaeological Museum

İç avluda: bir heykel koleksiyonu bulunur.

Daha sonra kilitli bir kapı bulunuyor ve çaldığınızda görevli kapıyı açıyor.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Archaeological Museum

Ana katta 2 galeri ve üst katta 1 galeri bulunuyor.

İlk galeride: taş devri objeleri bulunuyor.

Üst kattaki galeride ise, çok daha eski seramikler, metal aletler ve günlük eşyalar sergileniyor.

Bulgaristan Veliko Tarnovo The Prison Museum

THE PRİSON MUSEUM-CEZAEVİ MÜZESİ

Bulgar Uyanış ve Kurucu Meclis Müzesinin güneyinde Saedinenie meydanındadır. Uyanış ve Kurucu Meclis Müzesinin güneyindedir.

Müzeye giriş ücreti 6 Levadır.

19’ncu yüzyıl ortalarında inşa edilmiştir. 1954 yılına kadar hapishane olarak kullanılmıştır. 1960 yılında ise müzeye dönüştürülmüştür. 2011 yılında ise ziyarete açılmıştır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo The Prison Museum

Yapıda: 1 zemin kat ve 2 üst kat bulunur. Yüksek duvarlarla çevrili 2 tane iç avlu ve bazı hizmet binaları vardır.

Tutuklular: yer seviyesinin iki kat altında, sert ahşap barakalarda uyurlar ve sistematik olarak işkence görmek için zindanlara götürülürlerdi. Tarnovo hapishanesinde bulunan 399 Ulusal Kurtuluş Savaşçısının isimleri de müzede bulunuyor.

Bulgaristan Veliko Tarnovo The Prison Museum

Hücrelerde: pek çok devrimci hapsedilmiş ve işkence görmüştür. Hücreler günümüzde restore edilerek ziyaretçilere gösterilmektedir. İşkence aletleri de görülebiliyor.

Üst katta: 20’nci yüzyılda mahkumların tutulduğu, bir tuvalet kabini kadar büyük olmayan, sadece hücre hapsi hücreleri görülebilir. Ayrıca: yemek için alüminyum kutular, kaşıklar, seramik su sürahileri, kişisel eşyalar ve tahta kutular gibi mahkumlara ait günlük eşyalar da görülebilir. Satranç tahtası ve saç tokası gibi bazı nesneler mahkumlar tarafından yapılmıştır.

Tabii: resimde de gördüğünüz gibi, doğrudan Osmanlı askerlerinin işkenceci olarak gösterildiği görülüyor.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Hadji Nikoli Inn Museum Art Gallery

HADJİ NİKOLİ INN MUSEUM ART GALLERY-HACI NİKOLİ HAN MÜZESİ SANAT GALERİSİ

Şehirde: Sanat ve El Sanatları Caddesi olarak da bilinen Georgi Sava Rakovski Caddesindedir.

Müzenin bulunduğu bina: 1858 yılında inşa edilmiştir.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Hadji Nikoli Inn Museum Art Gallery

Bulgar mimar Kolyu Ficheto’nun eseridir. Bir saraya benzeyen yapı, Bulgar Rönesans anıtsal kamu mimarisinin bir şaheseridir. Ulusal öneme sahip ulusal bir antik ve kültürel anıt ilan edildi.

Han sahibi ise: Avrupa’nın birçok başkentinde iş sahibi olan Turnovalı kürk tüccarı Hadji Nikoli’ye aittir. Kendisi: bağımsız bir Bulgar Ortodoks kilisesi mücadelesinde aktif rol oynamıştır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Hadji Nikoli Inn Museum Art Gallery

Bir zamanlar eski şehrin merkezinde bulunan 70 handan, günümüze sağlam olarak kalan tek yapıdır.

Yapı güzel bir şekilde restore edilmiş, şimdi bir şarap barı, restoran, kafe, müze ve sanat galerisine ev sahipliği yapmaktadır.

Müze: 2 ve 3’ncü katlardadır.

Tarihsel sergiler ve sanat galerisi, binanın eşsiz mimarisiyle birleşir.

Müzede hem kalıcı bir koleksiyon, hem de çağdaş Bulgar sanatının en iyi eserlerinden oluşan geçici sergiler bulunuyor. Özellikle Ortaçağ silahları özel koleksiyonunu görmenizi öneririm.

Müzede bahçede bir de restoran bulunuyor.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Hadji Nikoli Inn Museum Art Gallery Restoran

Restoran:

Mükemmel hizmet, Avrupa ve Bulgar geleneksel yemekleri, gurme menü ve geniş bir kaliteli Bulgar şarapları koleksiyonu ile benzersiz bir konfor ve otantik atmosferi ilgi çeker.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Hadji Nikoli Inn Museum Art Gallery Restoran

Restoran han binasının 2’nci katındadır. Birkaç salon bulunur. Birinci katta bulunan ana restoran 60 kişi kapasitelidir. Restoranın ikinci katında, 20 kişilik iki salon vardır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Hadji Nikoli Inn Museum Art Gallery Müze

Müze

Müze Mart 2010 tarihinden beri ziyarete açıktır. Bulgaristan ülkesinin en büyük devlet müzelerinden ve özel koleksiyonlardan temsil edilen tarihi sergilere ev sahipliği yapmaktadır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Hadji Nikoli Inn Museum Art Gallery Sanat Galerisi

Sanat Galerisi

Bulgar ve yabancı çağdaş sanatın en iyi parçalarının değerli sergilerinin düzenli bir yeri olması için Mart 2010 tarihinde açılmıştır. Sanat galerisi, Hacı Nikoli Han’ın 3’ncü katında bulunur ve iki ayrı kanata bölünmüş, 6 sergi salonuna sahiptir. Hacı Nikolai Hanında, kendi resim koleksiyonu bulunmaktadır.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Hadji Nikoli Inn Museum Art Gallery Yaz Bahçesi

Yaz Bahçesi

Kompleksin güzel yaz bahçesi, Hacı Nikoloi Han’ın avlusundadır. Bahçe: yemek, dinlenme, eğlence, açık havada performanslar, oda müziği konserleri, şirket etkinlikleri, partiler, ziyafetler, şarap tadımı, düğünler, kokteyller ve başkaca etkinlikler için kullanılan mükemmel bir yerdir. Yaz akşamları, açık havada canlı klasik gitar, akerdeon ve piyano müziğinin keyfini çıkarabilirsiniz. Bahçe 60 kişi kapasitelidir.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Ethnographic Complex-Museum

ETHNOGRAPHİC COMPLEX-MUSEUM

Slavyanska Street adresindedir.

Müze binasının yarı ahşap dış cephesi orijinaldir.

Müze: 1964 yılında kurulmuştur. Son 500 yılda Balkanlardaki el sanatlarının gelişim aşamalarını yeniden canlandıran bir müzedir.

Bulgaristan Veliko Tarnovo Ethnographic Complex-Museum

Müze, Bulgaristan ülkesinde geçmiş yaşam hakkında bilgi veren objelerle doludur.

Müzede: Etara mimarisinin ustalarını ve önceki yüzyılda Bulgarların yaşam tarzını görebilirsiniz.

Müzede, insanların nasıl yaşadıklarını gösteren odalar düzenlenmiştir. Yerel rehber tarafından müze ziyaretçilere gezdiriliyor. Özellikle Etnografik gurupların geleneksel kostümleri ilgi çekiyor. Ama genelde: bir varlıklı Bulgar tüccar ailesinin 18 ve 19’ncu yüzyıllardaki günlük yaşamı canlandırılıyor. Aile yatak odaları, alaturka tuvaletler, yemek pişirme tesisleri var.

Sofya şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.