İtalya Siena

İtalya Siena

İtalya Siena; Şehir Toskana tepelerindedir. Chianti’nin zeytinlikler ve üzüm bağlarıyla çevrilidir. Toskana bölgesinin en güzel şehirlerinden birisidir. Üç tepe üzerinde kuruludur. Dolambaçlı yollar ve dik basamaklar bulunur. Şehrin güneyindeki Arbia vadisi: ünlü Brunello şarabına ev sahipliği yapan tepedeki Montalcino kasabasına götürür.

Şehir merkezi araç trafiğine kapalıdır. Eğer şehre araç ile geliyorsanız, aracınızı şehir kapılarının dışında bulunan otoparklara bırakmalısınız.

Dünyaca ünlü filmlerden: James Bond filmi “Quantum of Solace” Siena ve Palio yarışları görülebilir.

Şehirde: 13’ncü yüzyılda zaman durmuş gibi görünür. Muhteşem güzel bir Ortaçağ kentidir.

UNESCO, 1995 yılında Siena şehrinin Piazza del Campo meydanını, Dünya Mirası Sit alanı olarak kabul ederek koruma altına almıştır.

İtalya Siena

ULAŞIM

Siena şehri, Floransa şehrine sadece 70 km uzaklıktadır. Roma şehrine uzaklık 233 km dir. Pisa arasındaki uzaklık; 117 km. Grosseto arasındaki uzaklık: 75 km. Livorno arasındaki uzaklık: 131 km.

İtalya Siena

TARİHİ

Şehrin: Roma’nın iki efsanevi kurucusundan olan Remus’un oğlu Senius tarafından kurulduğu söylenir. Bu yüzden Siena şehrinin amblemi Remus ve Romulus’u emziren dişi kurttur.

Daha sonraki süreçte: şehir Roma İmparatoru Augustus tarafından bir Roma kolonisi olarak kurulmuştur. Şehre Saena Julia ismine atfen “Siena” ismi verilmiştir.

Sonraki yüzyılda, Siena, yakındaki Floransa’ya rakip olan müreffeh ve önemli bir Ortaçağ kasabası haline geldi. Ancak 1348 yılındaki veba yani kara ölüm, kasabanın bankacılık işinde düşüşe sebep oldu ve servetinin büyük kısmı yok oldu. Aynı zamanda nüfusun da büyük kısmı öldü. Bunların sonucunda Siena şehrinin yıldızı söndür.

Siena şehri: 17 bölgeye bölündü. Contrada denen bu bölgelerin kendi hayvan amblemleri vardı. (tırtıl, zürafa, kaz ve benzeri gibi) Contrade arasındaki rekabet: Siena şehrinin en büyük turistik cazibe merkezi olan Palio’da her yıl iki kez gündeme geldi. Conrade’yi temsileden atlar (bu atlar yerel kiliseler tarafından kutsanırdı) Piazza del Campo çevresindeki tehlikeli bir yarışta yarışıyorlardı. Tüm olay tarihsel bir gösteri, bayrak sallama ve tezahürat alemiyle çevriliydi. Günümüzde de devam eden Palio geleneği: her yıl 2 Temmuz ve 16 Ağustos tarihlerinde sürmektedir.

Floransa ile savaş yıllarında, büyük sanatçılar şehirde önemli işler gerçekleştirir. Siena Okulunun ustaları: Lorenzetti kardeşler, Duccio di Boninsegna, Simone Martini gibi ustalardır. Bu dönemde, şehir muhteşem yeni anıtlarla süslenir.  

SİENA ÜNİVERSİTESİ

Siena Üniversitesinin tarihi, Ortaçağ döneminden başlayarak Toskana’nın kültürel geleneği boyunca gelişmiştir. Üniversite hakkındaki bilinen ilk belge, 1240 yılına tarihlenir. Üniversitenin en büyük gelişmesi, 1321 yılında Bologna Üniversitesinin buraya taşınmasıyla gerçekleşti. Siena Belediyesi, üniversiteyi her yönden destekledi. Siena Üniversitesi: 1859 yılından sonra, şehir kurumlarının da yardımıyla hızla büyüdü.

NE YENİR

Siena şehrinin yerel lezzetlerinden tatmak isterseniz: bir kadeh Vin Santo eşliğinde Cantuccini olmalıdır. Bölgede Toskana mutfağının önemli ürünleri olan: çorbalar, kavrulmuş et, av etleri ve çeşitli ev yapımı makarna türleri bulunmaktadır. Bruschetta: domatesli ve otlu sarımsaklı bir tür ekmektir. Mutlaka denemenizi öneririm. Ayrıca: yerel sosisler, peynir, karaciğer, ribollita çorbası denenmelidir. Tatlı olarak ise: klasik Vin Santo eşliğinde cantucci bisküvileri, Ricciarelli, Panforte ve Cavalucci vardır.

NE İÇİLİR

Siena ve çevresinde, harika şaraplar vardır. Chianti, Brunello di Montalcino, Montepulciano ve Vernaccia di San Gimignano.

GECE HAYATI

Siena şehrinde gece güzel bir restoranla bir akşam yemeği ile başlar ve ardından dar sokaklarda yürümeye başlayın. Siena geceleri çok canlı olan Piazza del Campo civarında hareketlidir. Akşam dünyanın dört bir yanından gelen çok sayıda öğrenciler: şarap imalathaneleri ve bira fabrikaları, barlar ve revaçta kulüpleri doldururlar.

ALIŞVERİŞ MEKANLARI

Şehirde San Domenico bölgesinde yerel ürünler sunan mağazalar ve zanaatkar atölyeleri vardır.

İtalya Siena Palio

SİENA PALİO

Palio, Siena Belediyesi tarafından düzenlenen bir etkinliktir. Siena şehrindeki en büyük geleneksel festivaldir.

Bu etkinlikte: at yarışları düzenlenir. Ancak bu yarışlar aynı zamanda dünyanın belki de en kötü şöhretli at yarışı olarak bilinmektedir. Çünkü yarışlar parke taşları üstünde yapılmaktadır. Eyersiz olduğu için oldukça tehlikelidir. Sadece 2 dakikadan daha az süren bu yarışlar, yıl boyu süren tartışma ve rekabet konusu olmaktadır.

İtalya Siena Palio

Atlı ilk palio, kesintiye uğramadan 1644 yılından beri sürmektedir. Yani oldukça uzun bir geçmişe sahiptir ve asla kesintiye uğramadan devam etmektedir.

Geleneksel Palio yarışları, her yıl 2 Temmuz ve 16 Ağustos tarihlerinde “Campo” da yapılır.

Palio yarışından önce: antik Siena Cumhuriyetinin kurumlarını temsil eden 600’den fazla kişinin orijinal kıyafetlerle katıldığı bir geçit töreni düzenlenir. Bu törene “Tarihi Yürüyüş” denir.

İtalya Siena Palio

Geçit alayı: öğleden sonra Piazza del Duomo’dan başlar ve Piazza del Campo’ya gelmeden önce şehir merkezindeki bazı sokaklarda dolanarak ilerler.

Palio günü, bu geleneksel yarışa tanıklık yapmak için, güneşe, sıcağa ve terlemeye istekli olan seyirciler, öğleden itibaren meydanda toplanmaya başlarlar. Daha sakin olanlar genellikle 8 ay önce satılan ve meydanın kenarında bulunan koltuklar için bilet alırlar. Meydan, Palio başlamadan birkaç dakika önce kapatılır ve sonunda atlar çekilir ve toz çökmeden önce biter. Kazanan Cantrada haftalar boyunca ziyafet çeker ve kutlar.

Geçit töreninin ardında yapılan yarış ise: uygun şekilde düzenlenmiş ve teçhiz edilmiş, eyersiz olarak Piazza del Campo çevresinde 3 tur şeklinde yapılır.

İtalya Siena

GEZİLECEK YERLER

İtalya Siena Piazza Del Campo

PİAZZA DEL CAMPO

Campo: günümüzde görülen şekilde asfalt bir meydana dönüşene kadar, eskiden olduğu gibi “tarla” anlamına geliyordu.

Kentin ana meydanıdır. Yamuk biçimdedir ve yavaşça kenarlardan merkeze doğru iner. Burası şehrin kalbidir. Siena’ya giden ve buradan ayrılan üç ana yolun kesiştiği yerdedir. Siyasi ve sivil bayramlar burada kutlanır.  

Burada: barlar ve restoranlar, fantastik anıtlar ve kalabalıklar bulunur. Meydana eğimli bir amfitiyatro da vardır. Ayrıca burada ünlü Palio koşusu yapılır. Her yaz meydanda iki kere at koşuları yapılır. (ayrıntılı bilgiyi yukarıda verdim.)

Meydan ve çevresinde “kırmızı” renk hakimdir. Çünkü hükümet: meydanın ve sivil binaların fiili inşasından önce 1297 yılında bazı kararlar almıştır. Çünkü binalar ve meydan arasında uyumlu bir yapı yaratılmak istenmiştir.

Meydanın çevresi: 333 metredir. 10 sıra beyaz traverten taşla bölünen, kırmızı tuğladan, balık kuyruğu tasarımıyla kaplanmıştır. Her bölüm, 9 validen birini temsil eder.

İtalya Siena Museo Civico

PALAZZO PUBBLİCO-MUSEO CİVİCO-KENT MÜZESİ

Piazza del Campo’dadır.

Siena şehrinin en önemli yapılarından birisidir.

13’ncü yüzyıl sonu ile 14’ncü yüzyıl başında Lordlar Nove’nin emriyle inşa edilmiştir.

Dokuzlar Konseyi: 1287-1335 yılları arasında, 70 yıl buradan yönetilmiştir. Dokuzlar Hükümeti: orta sınıftan seçilen halkın dokuz temsilcisi nedeniyle böyle isimlendirilir.

Bu dokuz adam: 2 ay görevde kalmış ve görevde kaldıkları süre boyunca belediye binasından hiç ayrılmadıkları için, şehri dış etkiler olmadan yönettiler. Aslında binada en önemli odalardan biri: Dokuzun Odası “Sala dei Nove” dir.

Mevcut bina üzerine zamanla diğer kamu daireleri ve çoğu soylu aileler için yeni ilaveler yapılmıştır.

Palazzo’nun hem iç hem de dış duvarlarında gösterilen aile armaları; bu konutlarda yaşayan ünlü yargıçlar, doktorlar, askerler ve soylu ailelere aittir. Bu armalar yüzyılın farklı sanatçıları tarafından yapılmıştır.

Zemin katta: Belediye başkanının günümüzdeki ofisinde eski adıyla Şansölye ve Bilanceria di Biccherna armaları görülür. Diğer armalar ise, 2’nci katta anticonsiglio’nun tavanındadır.

Evet, burası Siena şehrinin bağımsızlığının ve zenginliğinin sembolüdür.

İtalya Siena Museo Civico

Museo Civico-Kent Müzesi

Binanın en güzel odalarından bazıları, Şehir Müzesine aittir ve ziyarete açıktır. Müze 1930 yılında kurulmuştur.

İtalya Siena Museo Civico

Binanın sağ tarafındaki giriş ofislere açılır. Sol tarafındaki ana girişten, Cortile del Podesta adlı avluya geçilir ve oradan şehir müzesine ulaşılır. Yine bu bölümden, aşağıda ayrıntılı olarak anlatacağım Torre del Mangia kulesine çıkmak mümkündür.

İtalya Siena Museo Civico

Gelelim müzeye:

Avlunun sonunda Şehir Tiyatrosu girişi yanında, müzenin bilet gişesi bulunur. Giriş ücreti 9 Euro’dur. Burada Siena sanatının başyapıtları bulunmaktadır.

İtalya Siena Museo Civico
Açık hava sundurması

Bir zamanlar Sinea şehrinin Gaia çeşmesinin bir parçasını oluşturan Jacopo della Quercia’nın soluk boyalı panellerine sahiptir.

İtalya Siena Museo Civico

Giriş bölümünde, Siena’nın sembolü olan bronz bir dişi kurt yer almaktadır.

İtalya Siena Museo Civico Sala del Mappomonda
İlk odada-Sala del Mappomonda-Dünya Haritası Odası:

Bir zamanlar duvara asılan büyük ve yuvarlak küre nedeniyle, en büyük salona “Sala del Mappamondo-Globe Salonu” denir.

1345 yılında Ambrogio Lorenzetti: Siena’nın Palazzo Publico’sundaki Mappomondo olan bir dünya haritası yarattı. Sala del Mappalondo (Dünya Haritası Odası); eskiden Cumhuriyet Konseyinin Karargahıydı. Oda, Cumhuriyet topraklarını betimleyen Ambrogio Lorenzetti’nin muazzam ahşap diskinden sonra sözde idi.

Çok büyük boyutlara sahip (muhtemelen 4.83 metre çapında) ve formunda yuvarlak, tek bir merkezli pivot üzerine monte edildi ve çeşitli kısımları izleyiciye daha yakın hale getirmek için arka arkaya döndürüldü. Siena’nın böyle bir imaja sahip olma arzusu, 13’ncü yüzyıl sonlarında portolan haritaların ortaya çıkışıyla ilgilidir.

Evet, Ambrogio Lorenzetti’nin çizdiği dünya haritası eşsiz tasarımın muhteşem izlerini bırakmadan kayboldu. Dönen bir tekerlek olan çalışma, asıldığı duvarın yüzeyine bir dizi büyük eşmerkezli halkı çizdi ve böylece altına gizlenmiş bir önceki boyama katmanına zarar verdi.  

İtalya Siena Museo Civico Sala del Mappomonda

Duvarın üst kısmında, iki tahkimat ve arka planda güzel bir mavi gökyüzü ile atının üstündeki ünlü bir şövalye freski görülür. Eser: Guidoriccio da Fogliano’ya aittir.

Odanın diğer ucunda: Sienalı ressam Simone Martini’nin en ünlü iki eseri bulunur.

Solda ilk resim: bir başyapıt olan Maestra’dır. İnanılmaz bir şekilde bu onun ilk resmiydi. 1315 yılında tamamlandı. Martini resimlerini zengin desenli kumaşlarla karakterize etme eğilimindedir ve tahtta oturan Mary’nin elbisesi bir istisna değildir.

Resim: Melekler ve Azizlerle çevrili çocuklarla tahta geçen Madonna, ön taraftaki dört figür şehrin koruyucu azizleridir. Maestra dini sahnesi: Siyen resminin en eski örneklerinden birisi olarak önem kazanır.

İtalya Siena Museo Civico Sala del Mappomonda

Sanatçının diğer eseri: Siena birliklerinin Montemassi’yi fethini anlatan Guidoriccio da Fogliano freskidir. Siena ordusunun komutanını, yeni fetih ettiği topraklarda yine kumaş elbiseli görülmektedir. Son zamanlarda bazı sanat tarihçileri, bu eserin Martini’ye atfedilmesine itiraz ettiler.

Çünkü 1980 yılında, duvarın altında biraz daha eski, hasarlı bir fresk tespit edildi. Bu daha önceki resim, ahşap çitlerle çevrili bir kalenin önünde duran iki figürü tasvir ediyor. Bazıları bunun Martini’nin freski olduğunu iddia ederken, bazıları ise bu eski freskleri başka sanatçılara atfediyorlar.

Burada: ülkenin birleşmesinden sonra hüküm süren İtalya’nın ilk kralı Victor Emmanuel II’ye ithaf edilmiş bir 19’ncu yüzyıldan kalma bir fresk bulunmaktadır.

İtalya Siena Museo Civico Salla della Pace
İkinci odada-Salla della Pace:

Buraya “Sala dei Nove yani Dokuzların Odası, Nine Hall” ve Şehir Meclisinin toplandığı oda yani Salla della Pace’de denir.

Burada fresk döngüsü içinde: Ambrogio Lorenzetti (1319-1348) tarafından yapılan “İyi ve Kötü Hükümeti” ilgi çeker. Odanın üç duvarını kaplayan resimler, zamanın sanat tarihinde istisna niteliğindedir. Dini konular yerine, seküler konular temsil edilmiştir.

İtalya Siena Museo Civico Salla della Pace
İyi yönetim;

Pencerenin karşısındaki duvarda: İyi Hükümet freskinin bir parçası var. Konsept: Nove hükümdarının (kral tahtta siyah-beyaz giysiyle sembolize ediliyor. Siyah-beyaz renkler, iki ikiz ve kurt tarafından da anılan Siena renkleridir.)

Kralın insani erdemleri: kralın yanında oturan 6 bayan tarafından kişiselleştirilir. Sağında: barış, kale, sağduyu var. Solunda ise: yüce gönüllülük, ölçülülük, adalet var.

Kralın ilahi erdemleri olan inanç, umut ve sadaka, başının üzerinde dolaşır. Bununla birlikte, hükümetin toplam fazileti: “Adalet” dir. İkinci olarak: sahnenin sol ucunda izole edilmiş, ona hakim olan “Bilgelik” ten esinlenerek oturan soylu kadın tarafından temsil edilir.

Böylece tüm vatandaş sınıfları, hükümete saygı gösterme konusunda hemfikirdir. Burada iki dizge sahip 24 karakter tarafından temsil edilir. Son olarak: hükümetin askeri güvenliği, bir gurup tutsağı koruyan silahlı şövalyeler tarafından freskin sağında gösterilmiştir.

Lorenzetti, freskte tasvir edilen karakterlerin sembolize etmeleri gereken ahlaki nitelikleri ve duyguları ifade etmesini sağlamak için: bakışlarına itina gösterdi. Bu nedenle, özellikle odaya adını veren “Barış, Concordia, Prudence ve acı çeken savaş esirlerinin resimlerinde“ görmek mümkündür.

İtalya Siena Museo Civico Salla della Pace

Giriş duvarındaki freskte, kırsal kesimden kente iyi yönetimin etkilerine adanmış bir bölüm var. İyi yönetilen bir şehrin, binalarının niceliğinden ve nezaketinden, vatandaşlarının lüks giysisinden, şenlikli iyimserliğinden, pazarlarının refahından da görülebileceği gibi aynı zamanda ne kadar zengin ve mutlu olduğunu anlatır. Böylelikle Lorenzetti, izleyiciye birçok kule evleri, sokakları, kızların klavsen çaldığı ve dans ettiği, düğünlerin yapıldığı meydanlarıyla Siena şehrinin bir ateşli ticaret vizyonunu veriyor.

Hükümet iyiyse, etkileri kırsal kesimde de görülebilir. Bu nedenle Lorenzetti, izleyiciyi duvarın diğer büyük freskinde, kentin iki kompozisyon arasında bir bölge çerçevesi oluşturan mazgallı duvarların ötesinde, tepelik bölgeyi çağrıştırıyor.

İtalya Siena Museo Civico Salla della Pace
Malgovernment freski-Kötü yönetim

Odada karşı duvardadır. Ancak fireskdekiler kolayca okunamayacakları için odadaki en hatalı fresklerdir. Yani kötü hükümetin olduğu duvar ağır hasar görmüş ve sadece kısmen görülmektedir. Elbette önceki yani iyi yönetim fresklerindeki kavramların tersine çevrilmesidir. Özetle: iyiden kötüye geçiliyor.

Böylece öfke kılıcıyla Mal Governo, ayaklarını siyah bir keçiye dayayarak aç gözlülük kadehine hükmeder, kafasından kaçan boynuzlar gibi iki kavisli dişle ve gözlerle ifade edilir. Onun iki yanında: açgözlülük ve vanagloria vardır. Diğer yanında ise: zulüm, aldatmaca, sahtekarlık, gazap görülür. Adalet zincirler içinde güldü ve ayaklar altına alındı. Kötü yönetimin etkilerine gelince, birkaç parça sağlam olup olmadıklarını, harabeye indirgenmiş ve haydutlar ve kasvetli bir şiddet ve ölüm krallığı tarafından istila edilmiş bir şehrin ölümü hayal edilmektedir.

Sonuç:

Odanın çevresindeki banklar oturun ve zamanın şehir hayatını ve ayrıntılarını izleyin. Bağlar ve zeytin tarlaları ile kentin çevresinde tasvir edilen peyzajdan günümüze kırsalın manzarası pek farklı değildir.

Yönetim Alegorisinin merkezinde, beyazlar içinde, zırh üzerinde yatan bir kadın, UNESCO tarafından seçilen “Barış’ın evrensel” amblemidir.

Ayrıca: altından yapılmış zarif bir gül ağacı (Bir Papa’dan Siena şehrine armağandır) da görülmeye değerdir.

İtalya Siena Torre Del Mangıa

TORRE DEL MANGIA

Piazza Del Campo meydanındadır.

Güç ve zarafetin sembolü olan kule, Francesco ve Muccio di Rinaldo kardeşler tarafından, 1325 yılında yapılmaya başlanmış ve 1348 yılında tamamlanmıştır. Kırmızı tuğladan yapılmıştır ve halk ile olan yakınlığının bir sembolü olarak 87 metre uzunluğunda tuğla ve geri kalanı muhtemelen görsel olarak daha belirgin hale getirmek için beyaz travertendir.

İtalya Siena Torre Del Mangıa

Evet kulenin ikinci bölümü: beyaz travertenden yapılmıştır. Lippo Memmi’nin bir tasarımına dayanarak Agustino di Givanni tarafından yapılmıştır. 1666 yılında, Sunto olarak da bilinen “Campanone” adı verilen büyük bir çan yerleştirilmiştir.

İtalya Siena Torre Del Mangıa

Kule ismini: kulenin ilk koruyucusu olan ve belirlenen zamanlarda 400 basamaklı merdiveni tırmanan ve kasaba halkı için saatin zillerini çalacak olan ilk kişiden almıştır. Mangiaguadagni lakaplı (niye bu lakap verilmiştir, çünkü kendisi tüm kazancını Siena tavernalarında yiyerek geçirdiği için, kelime anlamı: kazanan yiyen) Giovanni di Balduccio: 1347 yılında saatin zillerini çalmak için görevlendirilmiştir.

O tarihten sonra ise kuleye ismini vererek tarihe geçmiştir.

İtalya Siena Torre Del Mangıa

Kulenin toplam yüksekliği 102 metredir. İtalya’nın üçüncü en yüksek kulesidir.

Eğer kendinize güvenirseniz, 500 basamaklı bir merdivene tırmanarak kulenin tepesinden 88 metrelik yükseklikten, Siena ve çevresinin muhteşem bir manzarasını görebilirsiniz. Ancak kuleye çıkış için bilet almak gerekiyor. Ayrıca: tırmanışın nefes kesici olduğunu unutmayın, ayrıca bir kerede sınırlı sayıda ziyaretçinin çıkmasına izin veriyorlar, merdivenlerin ne kadar dar olduğunu da söylemeden geçemem.

İtalya Siena Cappella di Piazza

Cappella di Piazza:

Kulenin ayaklarında, Gotik nişlere yerleştirilmiş güzel heykeller bulunan Meryem Ana Şapeli bulunur. Bu şapel, Meryem Ana onuruna, 1352-1376 yılları arasında inşa edilmiştir. Sebep: 1348 yılında Kara vebanın etkilerinden korunmanın onurunadır. Tonozlu tavan, dönemin yerel sanatçıları tarafından aziz resimleriyle süslenmiş ve 4 pilasterle desteklenmiştir. Palio oyunları sırasında jokeyler için ayin: şapelin sunağında yapılır.

İtalya Siena Fonte Gaia

FONTE GAİA

Şehrin ünlü havuzu: Palazzo Pubblico ve Torre del Mangia’nın tam karşısındadır. Hem merkezi konumu hem de bir sanat eseri olan Piazza del Campo nedeniyle, Siena çeşmelerinin kraliçesi olarak kabul edilir. Deniz seviyesinden 321 metre yüksektedir. Şehirdeki tüm çeşmelerin en yüksek kotundadır.

İtalya Siena Fonte Gaia

1346 yılında inşa edilen Siena şehrinin gururu ve eğlencesidir.

Çeşmenin panoları: Jacopo della Quercia tarafından 1409-1419 yılları arasında tamamlanmıştır. O döneme ait İtalyan heykelinin güzel örnekleri olarak kabul edilir

Günümüzde görülen mermer figürler ise, Jacopo della Quercia tarafından yaptırılan orijinal figürlerin: daha sonra Tito Sarrochi tarafından yapılmış kopyalardır. Orijinal heykeller ve alçak rölyefler, Santa Maria della Scala (Museo Civico) müzesinde sergilenmektedir.

İtalya Siena Fonte Gaia

Havuzun suyu, 30 kilometreyi aşan yer altı tünellerinden gelmektedir.

Evet: günümüzde şehirde “Civediamo alla fontana” ismi sık sık kullanılmaktadır. Çünkü şehirliler ve turistler, bu ismin bir buluşma yeri olduğunu ve bu buluşma noktasının şehrin en ünlü ve görülmeyi kolay burayı belirttiğini bilmektedir.

TERZO DI CİTTA

Terzo di Citta meydanın sağındaki binada bulunan dünyanın en küçük penceresine sahip Piazza Postierla günümüzde de bulunmaktadır. Önceleri bölgenin en yüksek tepesinde bulunan Via di Castelvecchio ve Remus’un sığınağı Castelsenio efsaneye göre ve şehrin ilk şehidinin hapsa atıldığı söylenen Cappella delle Ceneri di Sant’Ansona vardır.

Via di Stalloreggi’de: efsaneye göre bir karganın düştüğü yerde inşa edilmiş “Karga Madona” vardır. Bu karga, 1348 yılında şehre vebayı yayıyor. Terzo di Citta’da heybetli siyah-beyaz mermerden katedral Duomo ve Avrupa’nın ilk hastanelerinden birisinin yapısında bulunan Santa Maria della Scala müzesi var. Ayrıca: ünlü Çağdaş Sanat Merkezine sahip olan Palazzo delle Papesse artık kapalıdır.

TERZO DI CAMOLLIA

Adını geleneksel düşmanı Floransa’nın yönüne bakan ve bu nedenle her zaman sıkı bir şekilde korunan Porta Camollia denilen şehir kapısından alır. Terzo di Camollia: diğerlerinin yanı sıra, günümüzde şehrin ana alışveriş, bankacılık ve eğlence caddesi olan Via Banchi di Sopra’yı, 2 meydanı, Piazza Salimbeni ve Piazza Tolomei’yi içerir. Terzo di Camollia’da birkaç bazilika bulunmaktadır.

İtalya Siena Duomo

SİENA VİEW OF THE CATHEDRAL-DUOMO

Piazza II Campo’nun çok yakınında, Duomo meydanındadır.

Katedrale giriş ücretlidir. Duomo, vaftizhane, kripto ve müzeyi gezmek için, kişi başı 20 Euro olan karma bilet satın almanızı öneririm.

Katedral: Avrupa sanatsal panoramasının en önemli anıtlarından bazılarına ev sahipliği yapmaktadır. Her yıl 1 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Ancak Floransa şehrindeki katedrale girmek için 3-4 saat beklemek gerekirken, buradaki katedralde o derece yoğun bir bekleme gerekmiyor.

Yani muhtemelen bilet almak için 20-25 dakika beklemek gerekiyor. Katedralin içinde fotoğraf çekmek serbest ama flash ve tripod kullanımına izin verilmiyor.

Katedral: daha önceki bir yapının yerine: 1215-1263 yılları arasında inşa edilmiştir. Şehrin servetinin çöküşünden (veba salgını ile şehir nüfusunun yarısından çoğu ölmüş, serveti çökmüştür.) önce Siena şehrinin yapıyı dünyanın en büyüğü olarak genişletmek için iddialı planları vardır.

Hafif çıkıntılı bir kubbe ve çan kulesi ile Latin Haçı şeklindedir.

İtalya Siena Duomo

Çan kulesi sadece 77 metre yüksekliktedir. Çan kulesinin konumu tepeden 10 metre daha yüksektedir. Yani şehrin siluetine bakarken, daha yüksek olan Mangia kulesi ve katedralin çan kulesi aynı boyda görünüyor.

Dış ve iç mekanlar: beyaz ve yeşilimsi-siyah mermerle değişen, şeritlerle dekore edilmiştir. İçte ve dışta zebra çizgili beyaz ve siyah mermer, yapıya benzersiz ve çarpıcı bir görünüm kazandırıyor. Siyah ve Beyaz: Siena şehrinin sembolik renkleridir. Siyah ve beyaz: efsanevi kentin kurucuları Senius ve Aschius’un siyah-beyaz atlarıyla etiyolojik olarak ilişkilendirilir.

Yapıda: Pisano, Donatello ve Michelangelo VE Pintiricchio’nun sanatsal şahaserleri bulunmaktadır.

İtalya Siena Duomo

Katedralin dış cephesi:

Oldukça etkileyicidir. Katedralin cephesinin yapımına 13’ncü yüzyıl sonlarında Giovanni Pisano tarafından başlanmıştır. Cephenin duvarlarında üç büyük mozaik görülür. Bunlardan büyük merkezi mozaik “Meryem Ananın taç giymesini”, her iki taraftaki daha küçük mozaikler ise İsa’nın Doğuşu ve Tapınakta Meryem’in sunumunu gösterir.

İtalya Siena Duomo

Katedralin içi:

Katedralde bilet gişesine doğru giderken: kilisenin sağında; Piazza Jacopo della Quercia’da bulunan duvar oldukça büyüktür.

İtalya Siena Duomo

Bu duvar önemlidir. Çünkü 14’ncü yüzyıl başlarında kiliseyi büyütme çalışmaları başlamış, ancak 1348 yılında veba salgını nedeniyle şehir etkilenince, nüfus azalmış ve bu çalışma yarım kalmış, hiçbir zaman yeniden başlatılmamıştır.

İtalya Siena Duomo

Çünkü duvarın bulunduğu yerde, yerin çökmesi de söz konusu olmuştur. Duvarın üzerine çıkmak mümkündür, buradan şehrin manzarası izlenir. Buraya “Panaroma dai Facciatone” ismi verilmektedir. (Duvara çıkmak için erişim Museo dell’Opera tarafındandır.)

İtalya Siena Duomo

Katedralin içine girdikten sonra, katedralin bir haritası var, bu haritanın cep telefonu ile resmini çekin ve bu haritaya göre katedrali gezin.

Katedralin içinde, sütunlar beyaz-siyah mermer çizgili motiflerle devam ediyor. Yukarıda ise, geçmişte Siena’nın dindar adamlarının yani azizlerin aşağı bakan büstlerini görürsünüz.

İtalya Siena Duomo

Katedralin kubbesi, destekleyici sütunlarla birlikte, altıgen bir tabandan yükselmektedir. Kubbe 1264 yılında tamamlanmıştır. Kubbenin üzerindeki fener, Gian Lorenzo Bernini tarafından eklenmiştir. Ayrıca: Bernini’nin Mary Magdalena ve Aziz Jerome heykelleri görülmeye değerdir. Bu heykeller, tutkulu ve yoğun bağlılığın ifadesidir.

İtalya Siena Duomo

Minber

Gotik minber, 13’ncü yüzyıldan kalmadır. Nicola Pisano’nun mermer minberi gerçek bir gösteri eseridir.

İtalya Siena Duomo
Katedralin zemini:

Katedralin zemininde ise: en etkileyici hazineler bulunur. Kaldırım: çeşitli teknikler kullanılarak yapılan mozaiklerle süslenmiştir. Bu mozaiklerle çeşitli hikayeler anlatılır. Bu hikayeler genellikle “İncil’den” alıntılardır. Zeminde kullanılan mermerler, bölgeye özgü olan sarı mermerdir ve oldukça canlı bir renge sahiptir, altına benzer.

İtalya Siena Duomo

56 tane kazınmış ve işlenmiş mermer panellerin tümü: 1369-1547 yılları arasında Siena’da yaşamış önde gelen 40 sanatçı tarafından tasarlanmıştır. Tasarımların tamamlanması, 600 yıl sürmüştür. Son tasarım 1800’lerde tamamlanmıştır.

Günümüzde, nef ve koridorlardaki mozaik panolar: genellikle bariyerlerle kapatılarak, ayak basılması engellenmiş ve böylece koruma altına alınmıştır. Ancak bu mozaiklerin en kıymetli olanları: apsis altı ve geçişlerdedir. Bunlar, genellikle insanların toplu olarak oturdukları yer olduğu için özel döşemelerle korunmaktadır.

Bunlar: Palio onuruna ve yıl boyunca birkaç ay ve genellikle Eylül ve Ekim aylarında ortaya çıkarılmaktadır. Evet burası çok önemli, yani mozaikler yıl boyunca sadece Eylül-Ekim ayları arasında görüşe açılmaktadır.

İtalya Siena Duomo

En eski tasarımlar: girişin yanındaki merkezde bulunanlardır. Bunlar: Çarkıfelek ve Müttefik Şehirlerin sembolleriyle çevrelenmiş siyen kurdudur. Bunun yapım tarihi, 1369 yılına kadar uzanmaktadır. Ancak bazı parçaları oldukça yıpranmıştır.  

Her panelin, kendisine ait bir hikayesi vardır. Bu paneller, ziyaretçileri katedralin her yerine bakmaya davet eder. Hatta: kitapçıda satılan küçük rehberlerden birini satın alırsanız, panellerin hikayelerini de öğrenebilirsiniz.

İtalya Siena Duomo Piccolomini Kütüphanesi-Papa Kütüphanesi

Piccolomini Kütüphanesi-Papa Kütüphanesi

Evet bu muhteşem güzel resimlerle dekore edilmiş salonu giriş ücretli ama bence mutlaka girin, görün. Katedrale girdikten sonra nefin solundadır. Kapısı önündeki aşırı kalabalıklar nedeniyle burayı kaçırmamaya dikkat edin.

Enea Silvio Piccolomini: İmparator III Frederick’i Papalık devletiyle uzlaştırmaya çalışırken: İmparatorun Aragonlu Elanora ile evliliğini ve Roma’daki taç giyme törenini düzenlemeye yardımcı olur. Bunun üzerine ödül olarak: 1447 yılında Trieste Piskoposu ve 1450 yılında Siena Piskoposu olur. Roma’da büyük başarılar elde eder. 1456 yılında Kardinal olur ve sadece 2 yıl sonra papa seçilir ve Papa II Pius ismini alır.

İtalya Siena Duomo Piccolomini Kütüphanesi-Papa Kütüphanesi

Katedraldeki kütüphane: Papa II Pius’un yeğeni tarafından inşa edilir. Amaç: amcası ve sevgiyle topladığı zengin el yazması kitap koleksiyonunu korumak içindir.

Ancak: kütüphanede bu el yazması koleksiyonlardan ziyade: Pinturicchio’un freskleri ve genç Rafaello Sanzio’nun eserlerine hayran kalacaksınız. Bu eserlerde: her kişinin renklerine, lüks giyimli figürlerine ve detaylarına, ince iç mekan ayarlarına, ayrıntılı manzaralara ve kıyafetlere bakmak gerekir.

Her sahneyi çevreleyen boyalı sütunlarda ve arka planda perspektif ustalığı hayranlık uyandırır. Duvarlar: Papa II Pius’un yaşamındaki çeşitli önemli aşamaları temsil eden, 10 sahneye bölünmüştür.

İtalya Siena Duomo Piccolomini Kütüphanesi-Papa Kütüphanesi

Odanın ortasında: “The Three Güzelleri” heykellerinin kopyaları vardır. Bunlar: Hellenistik dönemden kalmadır.

Gül pencere

Sunağın üzerindeki dairesel pencere, 1288 yılından kalmadır ve onu İtalya’daki hayatta kalan en eski vitray pencere yapmaktadır. Vitray pencere: Duccio di Buoninsegna eseridir.

Ports del Cielo

Katedralde, mutlaka “Ports del Cielo” yani “Cennetin kapısı” turuna katılmalıdır. Bu turda: tavan tonozlarının yakınındaki görkemli rota, ziyaretçilerin katedralin içinde ve dışında güzel panorama görmelerini sağlar.  Tur esnasında: ünlü kaldırım, Ulusse De Matteis’in çok renkli pencereleri, heykeltıraşlık anıtları görülebilir. Daha sonra Siena şehri ve anıtların muhteşem manzarası izlenir.

 

THE CRYPTA, VAFTİZHANE, MUSEO DELL’OPERA DEL DUOMO Dİ SİENA

Katedralin hemen yakınındadır.

İtalya Siena Duomo The Crypta

The Crypta:

Crypta: 1999 yılında keşfedilmiş ve 2003 yılında ziyarete açılmıştır. 13’ncu yüzyılda Katedralle birlikte aynı yıl depolama için mahzen olarak inşa edilmiştir. Ancak daha sonra terk edilmiş ve 700 yıl saklanmıştır. Odanın herhangi bir özelliği yoktur, ancak duvarları İsa’nın ölümünden hemen önceki hayatından çok renkli fresklerle süslenmiştir. Sanatçılar kesin olarak bilinmemekle birlikte, muhtemelen Dietisalvi di Speme, Guido di Graziano ve Rinaldo da Siena’dır.

İtalya Siena Duomo Battistero-Vaftizhane

Vaftizhane-Battistero

Katedralin aşağısındaki bu oda, 1325 yılında inşa edilmiştir. Kentin en önemli dini sitelerinden birisidir. Yüzyıllar boyunca, Siena şehrinin tüm sakinleri, ünlü olsun ya da olmasın, Vaftizhanenin kaburga kemeri altında vaftiz edildi.

Tonozlar tamamen: Siyen Rönesans’ının en kapsamlı dini döngüsünü temsil eden renkli fresklerle dekore edilmiştir. Jacopo della Quercia’nın mermer bir yazı paneli bulunmaktadır.

Ortada: Donatello’nun ağırlıklı olarak mermer ve bronzdan yapılmış altıgen vaftiz yazı tipini ve Vaftizci Aziz John’un hayatını gösteren panelleri görebilirsiniz. Tüm panelleri görebilmek için yakından bakılmalıdır.

İtalya Siena Dell’Opera del Duomo

Dell’Opera del Duomo

Dumo’nun bitişiğindedir. İtalya’nın en eski özel müzelerinden biridir.

Katedralin orijinal sanat eserleri burada sergileniyor. Duccio’nun çalışmaları da dahil olmak üzere, 1300’lerden 1500’lere kadar olan döneme ait kutsal eserler burada bulunuyor. Galleria della Statua’da: Giovanni Pisano ve Jacopo Della’nın “Donatello” heykelleri de sergilenmektedir.

İtalya Siena Dell’Opera del Duomo
İtalya Siena Dell’Opera del Duomo

Ayrıca: tamamlanmamış yapının cephesini süsleyen Siena dini heykelleri, vitray pencereleri, duvar halıları ve el yazmaları bulunmaktadır. Ayrıca bir klimalı oda: müzenin hazinesi olan Duccio di Buoninsegna’nın Maestra sunağına ev sahipliği yapmaktadır.

Sanatçı 1311 yılında eseri bitirdiğinde, din adamları, devlet adamları ve kasaba halkı tarafından katedrale alay halinde taşındığı söyleniyor. Ziyaretçiler 1339 yılında yeni bir katedralin cephesi olması planlanan, merdivenlere tırmanabilir ve Siena şehrinin muhteşem manzarasını görebilirler.

Burası müzenin en popüler kısmıdır. Katedralin yanı sıra Siena çatılarının ve Toskana tepelerinin muhteşem manzarasına sahip tepedeki panoramik manzara yeridir. Çok dar kıvrımlı merdivenleri tırmanmaya cesaret ederseniz, tepede muhteşem manzarayı izleyebilirsiniz.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi

SANTA MARİA DELLA SCALA-ULUSAL ARKEOLOJİ MÜZESİ

Müzenin giriş ücreti tam bilet 9 Euro, indirimli bilet 7 Euro’dur.

Müze, şehrin merkezinde, katedralin karşısındadır. Duoma’nun önündeki tepenin tüm eğimini yukarıdan yamaçlara kadar kaplar ve arka cephesi, aşağıdaki vadiye bakar.

12’nci yüzyılın sonunda, katedralin önüne inşa edilen ve 15’nci yüzyılın ortalarında büyük bir bina kompleksine dönüşen yapı: bir Ortaçağ hastanesi olarak doğmuştur. Yapılış amacı: Roma yolunda hacılara yardım etmek için Via Francigena boyunca inşa edilen, dünyanın en eski hastanelerinden birisidir.

898 yılından 1990’lara kadar burada yoksullara, yetimlere ve hacılara tıbbi yardımlar yapıldı. Yerel bir efsaneye göre: hastane kompleksin kurulduğu arazi, bir kilise tarafından yönetilmektedir ve üzerinde bir kunduracı tarafından kurulmuştur. 15’nci yüzyılda Siena şehri yönetimi devir aldı.

Geçen yüzyılın sonlarında çağdaş şehrin sıhhi işlevleri ortadan kalktığından, bina yapılan restorasyon sonunda müze yapılmıştır. Daha sonra ünlü arkeolog Ranuccio Bianchi Bandinelli katkılarıyla düzenlenmiştir. 1990’larda ziyarete açılmıştır.

Sala dei Pellegrinaio’nun resim döngüsü: tıbbi bakım ve aynı zamanda yardım sağlamaktan sorumlu olan hastanenin yaşamını anlatmaktadır. Burada “gettateli” denen terk edilmiş çocuklar da yaşamıştır.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi

Bodrum kattaki odalar:

Bodrum katta: tüf içine kazılmış odalar ve tünellerden oluşan bir labirentte; Ulusal Arkeoloji Müzesi bulunmaktadır.

Girişte: Domenico Beccafumi’nin “Porta Andrea’daki Buluşma” adlı: 15’nci yüzyıl yapımı bir fresk vardır. Bir zamanlar hastalar için yatak bulunan ana koğuş odasının duvarlarında: hastanenin tarihini tasvir eden fresklerle kaplıdır.

Diğer odalarda da: Siyen sanatçılarının etkileyici bir koleksiyonu sergilenmektedir.

Santa Caterina della Notte’nin “Oratory” si vardır. Geleneğe göre, Aziz Catherine, hastalara yardım ettikten sonra sol duvardaki bir pencereden görünebilen bir yatakta dinlenmeye gitti.

Günümüz:

Evet: Ortaçağ kökenli eski bir hastane olan Santa Maria della Scala, günümüzde binanın tarihi, mimari, sanatsal ve işlevsel karmaşıklığı ve içerdiği eserlerle bağlantılı bir yapıdır. Kalıcı sergiler, sergiler ve konferanslara ev sahipliği yapmaktadır.

 

Fonte Gaia

Jacopo della Quercia tarafından, 1419 yılında tamamlanmıştır.

Campo’nun ortasında bulunan kaynak: Şehrin koruyucusu olan Madonna’nın kabartmalarıyla süslenmiş ve iyi erdemler tarafından kuşatılmıştır. Yapıda kullanılan zayıf malzeme ve meydanda yaşanan günlük yaşam, kaynağın maddi bozulmasına sebep olur. En büyük olaylardan biri ise, 1743 yılında Palio’nun ilerleyişini dahi iyi görmek için raunddaki iki heykelden birine (Rea Silvia) ya tırmanıp onu kıran bir kişi tarafından yaratılır.

1859 yılında Jacopo çeşmesinin heykeli: başka bir kopya ile değiştirilmiştir. Bu kopya: Sinealı Heykeltıraş Tito Sarrocchi tarafından daha dayanıklı malzeme olan Carrara mermerinden yapılmıştır.

Orijinal heykel ise, Santa Maria Della Scala müzesine taşınmıştır.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi Hazine

Hazine

Müzenin hazinesi: Konstantopolis (günümüzdeki ismiyle İstanbul şehrimiz) İmparatorluk şapelinden gelen: altın, gümüş ve değerli taşlardan yapılmış önemli kalıntılar gurubudur.

Bunlar: 1359 yılında Floransalı tüccar Pietro di Giunta Torrigiani tarafından İmparatorluk evinden satın alır ve mali olarak sıkıntıya düşünce, bu objeleri tekrar Santa Maria della Scala’ya satar.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi Hazine

Satış sözleşmesi, kutsal objelerin ticaretinin yasak olması nedeniyle, 1359 yılında bağış olarak düzenlendi.

Kutsal objelerde bulunan “Haç kısmı”: İmparatorun annesi Saint Helena tarafından yapılan muazzam keşif sonucu ele geçmiştir. Kemerin parçası: Saint Thomas tarafından toplanıp korunmuştur. Haçın kutsal çivisi: hem dini değeri ve hem de bütünlüğü açısından istisnai olarak İmparator Konstantin’e ait olan objeler içinde en öne çıkandır. Kalıntılar uzun süre hastane şapelinde saklanır. 25 Mart tarihinde ise, Hastane Bayramında özel bir pencereden halka teşhir edilir. Meydanda toplanan halkı kutsamak için kullanılır. Şehir içinde geçit töreniyle taşındılar.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi Hazine

Bu objelere, sonraki yüzyıllar boyunca başkaları da eklenmiştir. 1443 yılında hastane yöneticileri: kiliseye yaslanan yeni bir büyük oda yaratarak, kutsal emanetlerin farklı bir düzenlemesini sağladılar.

İtalya Siena Museo Dell’Acqua-Su Müzesi

MUSEO DELL’ACQUA-SU MÜZESİ

Müze: mimar Roberto Santini, Goffredo Serrini, Calaudio Zagaglia tarafından tasarlandı ve mimar di Paco Lanciano tarafından inşa edildi. Müzede: şehre su getiren kaynaklar ve eserler sergileniyor.

Müze: 3 katlıdır. Bu katlardan ilk ikisinde: 18’nci yüzyıl ve üçüncü katta ise 19’ncu yüzyıl etkindir. Müze gezi güzergahı: multimedya yaklaşımıyla tasarlanmıştır. Ziyaretçiler: filmler, anlatılar ve nesneler aracılığıyla kaynakların hikayesine ulaşırlar.

İtalya Siena Museo Dell’Acqua-Su Müzesi

Bottini:

Bottini şehrin tarihi kaynaklarını hala besleyen bir yeraltı su kemerleri sistemidir. Siena şehrinin Ortaçağ sokaklarında dolaşırken, sanat ve mimarinin harikalarını seyrederken, çoğu kişi altında 12’nci yüzyıldan beri şehrin evlerine akar suyu getiren 25 kilometrelik tüneller sisteminin farkına varmaz. Bu tünellere “Bottini” denir.

Siena şehri, engebeli konumu ve önemli suyollarının olmaması yüzünden, her medeniyet için öncelikle su temini için alternatif seçenekler yaratmak öne çıkmıştır. Bunların başında ise, ustaca bir kazma tünel sistemi gelir. Yaya olarak ve yürüme yolunun dibinde, küçük bir kanal olan gorello’da toplanan yağmur suyu, tarihi kaynaklara ulaşana kadar bu tünel sisteminde akar.  

Bu tarihi su kemerleriyle ilgili ilk kayıtlar, 1226 yılından kalmadır ama net yapım tarihi belli değildir.

İtalya Siena Museo Dell’Acqua-Su Müzesi

Antik suyolu, kollarıyla birlikte toplam 25 km uzunluktadır. 1918 yılında Siena şehrinde evlere su getiren yeni su kemeri inşa edilene kadar, yüzlerce yıl tek su kaynağı, Bottini ve ana dalları olmuştur.

Eğer Bottini’yi gezip görmek isterseniz, ilkbahar ve sonbaharda, Bottini’ye rehberli turlar düzenlenmektedir.

İtalya Siena Orto Botanıco

ORTO BOTANICO-BOTANİK BAHÇESİ

Via Pier Andrea Mattioli adresinde, yani şehrin merkezinde birçok bitkinin bulunduğu oldukça güzel bir doğal alandır.

Bahçenin kökeni: Santa Maria della Scala hastanesinin Orto dei Semplici’nin tıbbi özelliklere sahip bitkilerinin yetiştirilmesi için kullanıldığı 17’nci yüzyıl başlarına kadar uzanmaktadır. Bahçe: Biagio Bartalini tarafından 1784 yılında kurulmuştur. 1856 yılında ise günümüzdeki yerine taşınmıştır.

Girişi, Piazza Sant Agostino’nun yanındadır. 2.5 hektarlık bahçe, Siena şehrindeki Porta Tufi’nin yanındaki duvarların hemen içindeki küçük bir vadide bulunuyor. Bahçenin üç farklı bölümünde, çeşitli bitkiler sergileniyor.

İlk bölüm: tıbbi, aromatik ve yemeklik bazı bitki örnekleriyle doludur. Ayrıca Toskana bölgesinin yerel bitki çeşitleri de vardır.

İkinci bölüm: ayva, nar ve hünnap gibi yerel iklime dayanamayan daha egzotik ağaçlar ve çalılar ile su bitkilerini barındırır.

Üçüncü bölüm: meyve veren bitkilere ayrılmıştır. Ayrıca kaktüsler vardır.

İtalya Siena Orto Botanıco
 

PİNACOTECA NAZİONALE

1932 yılında açılan ve özellikle İtalyan sanatçıların geç Ortaçağ ve Rönesans resimlerini barındıran, ulusal bir müzedir. Galeri: 14 ve 15’nci yüzyıldan kalan en büyük Siena resim koleksiyonlarından birine sahiptir. Sanat kolleksiyonerlerinin bağışladığı uluslararası ressamların değerli resimleri sergileniyor.

Pinacoteca Nazionale Sanat Galerisine: iki saray yani Brigidi ve Buonsignori Sarayları ev sahipliği yapmaktadır.

Brigidi Sarayı:

Pannocchieschi ailesinin ikametgahı olarak hizmet veren 14’ncu yüzyıldan kalma bir yapıdır.

Buonsignori Sarayı:

Cephesi 19’ncu yüzyıla kadar uzanmasına rağmen, 15’nci yüzyıldan kalma bir yapıdır. Sanat koleksiyonu: 18’nci yüzyılda Abbott Giusseppe Cicacheri tarafından kuruldu ve bağışlar ve satın almalarla genişletildi. İtalyan Hükümeti müzeyi, 1930 yılında devir aldı. 1977 yılından itibaren müze uluslararası sanatçıların eserlerini sergiledi.

Pinacoteca Nazionale’nin 2’nci katında, 14 ve 15’nci yüzyıllardan kalma altın zemin üzerine, değerli bir Siena resim koleksiyonu vardır. Galeride eserler; kronolojik sırayla belgelenir ve sergilenir. Galeride yer alan tanınmış Siyen sanatçıları: Sodoma, Lorenzetti kardeşler ve Simone Martini’dir.

1’nci Katta:

15’nci yüzyıldan itibaren Siena sanatçılarının eserleri vardır. 1977 yılında eklenen Spannocchi Koleksiyonunda Kuzeyli ve Flaman ustaların eserleri bulunmaktadır.

Zemin kat:

Karikatürlere, eskizlere ve heykel sergilerine adanmıştır.

İtalya Siena Museo Diocesano D’Arte Sacra

MUSEO DİOCESANO D’ARTE SACRA

Müze, tarihi San Francesco Kilisesi içindedir. Oratorio di San Bernardino’dadır.

Siena şehrinin zengin tarihi ve dini gelenekleri bu müzede sergileniyor. Müzedeki sergiler arasında dini sanat eserleri bulunuyor.

Oratorio: Saint Bernardino’nun halka Hıristiyanlığı vaaz ettiği yere 1400’lerde inşa edildi. 20’nci yüzyılın sonunda restore edilerek müzeye dönüştürüldü. Müze: 2 katlı oratoryonun birkaç odasını kapsıyor ve Siena ve diğer tanınmış İtalyan sanatçıların freskleri ve diğer resimlerine sahiptir.

Ayrıca: İtalya Hükümeti tarafından önemli antika olarak ilan edilen birçok eserde müzede bulunmaktadır. Sergilenen önemli eserler arasında: Mark di Monaventura, Tomme Luca, Ambrogio Lorenzetti ve Andrea Vanni gibi sanatçıların, 14’ncü yüzyıl eserleri bulunmaktadır.

Ayrıca: Domenico Beccafumi’nun “Bakirenin hayatını tasvir eden döngü freski”, Sodoma’nın ve tanınmış Sienalı ressam Pietro Lorenzetti’nin “Madonna del Latte” nin bazı muhteşem freskleri vardır.

İtalya Floransa şehri tanıtımı ve gezi planı hakkındaki yazım için.

İtalya Pisa şehri tanıtımı ve gezi planı hakkındaki yazım için.

Arnavutluk İşkodra

Arnavutluk İşkodra

Avrupa’nın ve Arnavutluk Cumhuriyetinin en eski şehirlerinden birisidir. Günümüzde, Arnavutluk ülkesinin en büyük 5’nci şehridir. Aynı zamanda, ülkenin kuzey kesiminin önemli sanayi ve kültür merkezidir.

Tiran ile karşılaştırıldığında, İşkodra çok daha samimi bir kasaba havasındadır. Tarihi doku halen korunmaktadır, sayısız tescilli tarihi binaların yanı sıra, onlarca cami, müze ve kilise bulunur. Şehir, biraz Anadolu’yu andırır. Akşamları oldukça canlıdır.

Özellikle eski Belediye binasının önündeki cadde çok hareketlidir. Burada, Türk tekstil mağazaları da bulunuyor. Yolun kıyısında, kafeler çoğunluktadır. Tarihi dokusu, dar sokakları, eski evleriyle şehir, Arnavutluk’a gelen turistlerin gözdesidir.

Arnavutluk İşkodra

Tarihçe

Şehir, 1467 yılında Osmanlı hakimiyetine girer. Fatih Sultan Mehmet döneminde, Rumeli Beylerbeyi Mahmut Paşa tarafından şehir fetih edilir.  1468 yılında Türk egemenliğinin kurulmasıyla da Rumeli Beylerbeyine bağlı bir sancak haline gelir.

Bugünkü karakteristik dokusunu da o dönemde alır. Osmanlı döneminde, ticaret ve el sanatları yönünden oldukça gelişmiş bir şehirdi. Bu dönemde bir Osmanlı paşası tarafından yönetilen şehir: bölgenin merkeziydi.

1913 yılında Karadağlılar, şehri işgal etti. I. Dünya savaşı sırasında ise, sık sık el değiştirdi. II. Dünya savaşının ardından, Komünist yönetim, İşkodra’daki tarihi eserlerin bir çoğunun yok olmasına sebep oldu. 1979 yılında büyük bir depremle, şehir oldukça zarar gördü. Daha sonra yeniden inşa edildi.

Arnavutluk İşkodra

Para

Burada Arnavutluk’un resmi para birimi olan “Lek” kullanılıyor. Euro yaygın olarak kabul ediliyor.

1 Euro: 137 Lekdir. 1 dolar: 121 Lekdir.

Arnavutluk İşkodra

 

GEZİLECEK YERLER

Meydan

Meydan adlı sokak, Osmanlı döneminde burası İşkodra pazarı olarak bilinirdi. Osmanlı dönemi evleriyle çevrilidir. Meydanda: Balkan savaşında İşkodra’daki Türk birliklerine komuta eden Hasan Rıza Paşanın anıtı görülür.

Arnavutluk İşkodra Hasan Rıza Paşa Anıtı

Arnavutluk İşkodra Hasan Rıza Paşa Anıtı

Arnavutluk İşkodra Hasan Rıza Paşa Anıtı

 

Hasan Rıza Paşa Anıtı

İşkodra şehrine ulaştığınızda, tur ile buraya geldiyseniz, büyük olasılıkla sadece Hasan Rıza Paşa anıtını göreceksiniz. Zaman darlığı bahane edilerek, İşkodra şehrinde başka bir yer göremeyeceksiniz. Yine de ben müstakil gidenler için İşkodra kalesi ve İşkodra gölü hakkında kısa bilgiler vereceğim.

Hasan Rıza Paşa: 1912-1913 yılları arasında yaşanan Balkan savaşı sırasında, İşkodra’yı savunmuş, Osmanlı paşasıdır. Aslen Kastamonu’nun Tosya ilçesinden olan Paşa, Bağdat ve Kastamonu valilikleri yapmış olan Namık Paşa’nın oğludur.

1911 yılında, İşkodra Fırka Komutanlığına atanmış, 1912 yılında İşkodra valisi olmuştur. Aynı yıl başlayan Balkan savaşında, neredeyse tüm Rumeli’nin elden çıkmasına rağmen, Karadağ ve Sırbistan saldırıları karşısında İşkodra bölgesini can siperane savunmuştur.

Uzun süreli bu savunmanın ardından, şehir elden çıkmış, Hasan Rıza Paşa, 30 Ocak 1913 günü akşamı, bir suikast sonucu şehit edilmiştir. İşkodralılar, ertesi günü, Paşa’nın cenazesine topluca katılarak kendisine duydukları saygıyı göstermişlerdir.

Mezar 1996 yılında restore edilmiş, anıt ise 2006 yılı Nisan ayında, İşkodra Belediyesi tarafından yaptırılmıştır.

Hasan Rıza Paşa anıtı, şehrin hemen merkezindedir. Belediye binasının yanındaki yolun hemen başındaki anıt: Türk ve Arnavut bayraklarıyla görülüyor. Bu anıt: Arnavutluk İşkodra şehrinde, ordularımızın komutanı Hasan Rıza Paşa’ya olan saygı nedeniyle yapılmıştır.

Yani: kendisi İşkodra müdafii olarak bir kahraman olarak kayıtlara geçmiştir. Çünkü Osmanlı, bu paşa sayesinde, burada uzun süre kalabilmiştir, yoksa şehir 15’nci yüzyılda Osmanlı egemenliğinden çıkacakmış. Anıtta: biraz önce de söylediğim gibi, hem Türk ve hem de Arnavut bayrakları dalgalanmaktadır.

 

Eski Rozafa kalesi

Antik çağda inşa edildiği düşünülen bu anıtsal yapı, günümüze kadar Roma ve Osmanlı dönemleri boyunca varlığını sürdürmüştür. Rozafa efsanesi, Arnavutluk ülkesinin ana sembollerinden birini temsil eder.

Bu efsaneye göre: kalenin inşaatı, tanrılar tarafından lanetlenmiştir. Kale duvarlarının ayakta durması için, tanrılar, duvarlarda yaşayan bir aileden bir fedakarlık yani bir kurban isterler.

Ailenin en büyük erkek çocuğun aldatıcı taktikleriyle, tanrılar tarafından istenen kurban: haksız olarak, ailenin en genç gelini olan “Rozafa” seçilir. Rozafa, tanrılara kurban edilir, ancak kalenin duvarlarına gömülmeden önce, vücudunun yarısının açıkta bırakılmasını, böylece bebeğini beslemeye devam edebileceğini söyler.

Daha fazla ayrıntıya girmiyorum. Ancak: kaleyi ziyaret ederseniz, Rozafa’nın güzel bir heykelini, kalenin ana girişinde, duvarın içine oyulmuş olarak görebilirsiniz.

Kalenin üç ana avlusu vardır. Ana girişten girildiğinde, bir bahçe görülür. Bu bahçede, kalenin ilk yapıldığı dönem, yani İlirya dönemine ait bir duvar görülür. İlk avlu boyunca, ortaçağdan kalma sarnıçlar görülür. Ayrıca, günümüzde bir cami olan, Aziz Stephen kilisesi kalıntıları görülür.

1865 yılında terk edilen bu kilise-cami kalıntısı, tarihin izlerini simgeler. Kalenin üçüncü ve son avlusu: Venedik hükümdarlarının ikametgahı olan ve “Capitol” olarak bilinen, üç katlı bir Venedik binasıdır.

 

Aziz Stefan kilisesi

1479 yılında Osmanlılar İşkodra şehrini fetih ettikten sonra, camiye dönüştürülmüştür. Cami, Fatih Sultan Mehmet camisi adıyla bilinir. Ancak 1967 yılında Enver Hocanın Komünist yönetimi, camiyi yıktırır.

Ebubekir camii

1990 yılında inşa edilmiştir. Çifte minaresiyle dikkat çeken yapı, eski Osmanlı camisinin bulunduğu yere yapılmıştır.

 

Shkodra Gölü

İşkodra gölü, Ohri gölünün yaklaşık iki katı büyüklüktedir. Kışın yağan yağmurların eriyiklerine göre, çok büyük olabilmektedir. Gölün en büyük özelliği: rakımının deniz seviyesinden 7 metre daha aşağıda olmasıdır.

Dolayısıyla, birçok nehrin beslediği ve yer altı su kaynakları bulunan göl: devasa bir alanı kapsamaktadır. Hatta, gölün büyüklüğü Arnavutluk’tan ziyade Karadağ’dan görülür. Çünkü göl, Arnavutluk ve Karadağ arasındadır. Yani, Arnavutluk ülkesinin güneyinde Ohri gölü, kuzeyinde ise İşkodra gölü vardır.

 

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil
 

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil; Şehir: Osogova dağının eteğinde kuruludur. Banshtica nehrinin her iki kıyısında yerleşmiştir.

Şehir: çok sayıda Osmanlı evi ve Avrupa Neoklasik konağına ev sahipliği yapmaktadır.

Bugünkü Köstendil kasabasının üç adı vardır. Bunlar: Pautalia, Velbazhd ve Kyustendil’dir.

Şehir özellikle meyve üretimi açısından gelişmiştir ve Bulgaristan ülkesinin meyve bahçesi olarak tanımlanır.

Şehirde: Akdeniz geçiş iklimi hakimdir. Buna bağlı olarak kışlar ılık ve kısadır.

Şehir, yaklaşık 500 yıl Osmanlı hakimiyeti altında kalmıştır. Bu yüzden, 17’nci yüzyılda şehirde 17 tane cami varmış. Ancak, günümüzde bu camilerden  sadece iki tanesi bulunmaktadır. Öte yandan, bu iki cami de ibadete kapalıdır. Bunları sadece dışarıdan görmek mümkündür.

Şehir, ağırlıklı olarak bir Ortodoks Hıristiyan şehridir. Bu yüzden, oldukça fazla kilise bulunmaktadır. Öte yandan, 1884 yılına kadar Piskoposluk merkeziydi. Şehrin en eski ve önemli kilisesi olan Saint George: 10’ncu yüzyılda yapılmıştır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil

TARİHİ

MÖ 106 yılında Romalılar burada kurulan Pautalia şehrini bölgesel merkez ilan ettiler ve daha sonra şehir “Ulpia” ön ekini aldı ve ismi “Ulpia Pautalia” oldu.

4’ncü yüzyılda Hissarlaka kalesi yapıldı.

1019 yılında Bizans İmparatoru II Vasili döneminde şehrin ismi “Velbajd” dır.

Kral Kaloyan (1197-1207) döneminde şehir Bulgar Devletiyle bütünleşir.

1330 yılında bölgede Sırp Krallığı hakimiyeti görülür. Bu dönemde Orhan Gazi komutasındaki Osmanlı ordusu, bölgeyi yöneten Jovan Dragas’ı hakimiyeti altına aldı. Şehir Rumeli genel valiliğine bağlı bir sancak merkezi olarak kaldı.

29 Ocak 1878 yılında Osmanlı hakimiyeti bitti.  

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil

ULAŞIM

Şehir: Sofya ve Üsküp şehirlerini birbirine bağlayan yol üzerindedir.

Kyustendil ile Sofya arasındaki uzaklık 85 km, Üsküp arasındaki uzaklık 130 km ve Selanik arasındaki uzaklık 243 km dir. Kuzey Makedonya ve Sırbistan sınırına sadece 22 km uzaklıktadır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Maden Suyu Kaynakları

MADEN SUYU KAYNAKLARI

Köstendil şehri: 2500 yıl öncesinden günümüze kalan ve şifalı sular çıkaran 40 maden suyu kaynağı ile ünlüdür. Suların hemen hemen hepsi aynı kimyasal bileşime ve sıcaklığa (71-73 derece) sahiptir ve sülfür içeriklidir. Sular: berrak, renksiz, hoş bir tada ve hafif bir hidrojen sülfür kokusuna sahiptir.

Kaplıca tedavi merkezi konumundadır. Bu kaplıca suları: kas ve iskelet sistemi hastalıkları, jinekolojik hastalıklar, nevralji, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve ağır metallerin kronik zehirlenmesinde olumlu etkiler yaratmaktadır.

Günümüzde şehirde, iki tane Spa özellikle otel bulunmaktadır. Bu otellerden bir tanesi şehir merkezinde, diğeriyse Hisarlaka Tepesinin altındadır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Kiraz Festivali

KİRAZ FESTİVALİ

Her yıl Haziran ayında kirazların olgunlaştığı dönemde gerçekleşir. Kiraz çeşitleri, kiraz sanat eserleri, kiraz rakısı, folklor şarkıları ve dansları ve bir konserin yer aldığı çok popüler bir yerel etkinliktir.

 

GEZİLECEK YERLER

 

BOULEVARD BULGARİA

Şehrin ana yaya bölgesidir. Tren istasyonun güneyinden başlar ve ana meydan olan Velbazhd’a kadar gider. Şehirdeki en canlı bölge burasıdır.

Bu yemyeşil cadde üzerinde: güzel konaklar ve kafeteryalar bulunmaktadır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil The Building of Kyustendil Municipality

THE BUİLDİNG OF KYUSTENDİL MUNİCİPALİTY- KYUSTENDİL CİTY HALL-BELEDİYE BİNASI

Şehir merkezinde, Velbazhd meydanının yanındadır.

Tipik Bulgar Uyanış Dönemi tarzında inşa edilmiştir.

En temsili binalardan birisidir. Yerel pedagoji okulunun ihtiyaçları için, 1889-1894 yılları arasında inşa edilmiştir. İnşaatçılar Bulgar ve İtalyan ustalardı ve tasarımcılar Viyanalı mimarlardı. Binanın kapladığı alan yaklaşık 1500 metre karedir. Simetrik ve dikdörtgendir. Bir verandası, bir çıkıntıyla birbirine bağlanan dört sütunla süslenmiş güzel bir girişi vardır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil The Building of Kyustendil Municipality

Yapının mimarı: Viyanalı Friedrich Grünanger’dir.

Yapı: 19’ncu yüzyıl sonlarında yapılmıştır. Önce: bir pedagoji okulu, sonra bir erkek lisesi, ardından bir kız lisesi olarak kullanılmıştır. 1931 yılında Bulgaristan ülkesindeki ilk adliye binası burasıdır. 1959-1973 yılları arasında ise yerel Komünist Parti merkezi olarak kullanılmıştır. Çanı: meydanın güneybatı kısmında bulunan ve 20’nci yüzyıl başlarında yıkılan eski bir saat kulesinden alınmıştır.

Yapının tepesinde bir saat kulesi bulunur. Mekanizması Sofyalı ünlü bir usta olan Georgi Mihailov tarafından yapılmıştır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil The Building of Kyustendil Municipality

Çan: 1429 yılında bugünkü Priştine ve Güney Sırbistan’daki Vranya kasabaları arasındaki ünlü Novo Burdo madencilik merkezinde yapılmıştır. Yüzeyinde Balkan Yarımadasındaki en eski olduğu kabul edilen Slav bir yazıt vardır.

1915 yılına kadar bina eğitim amaçlı olarak kullanılmıştır. Başlangıçta Pedagojik okul tarafından ve daha sonra normal lise ve kız lisesi tarafından kullanılır. 1’nci Dünya Savaşı sırasında Bulgar ordusu Komutanının karargahı olmuştur. 1930 yılında bina Adalet Bakanlığına devredilerek Adliyeye dönüştürülmüştür.

1960-1972 yılları döneminde, Bulgar Komünist Partisi ihtiyat komitesi ve ardından Köstendil Belediye Meclisine tahsis edilmiştir.

Günümüzde Belediye Binası ve Belediye Meclisi olarak kullanılmaktadır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Prokopieva House

PROKOPİEVA HOUSE

Velbazhd meydanında, Belediye binasının çaprazındadır.

2 katlı olan yapı: 18’nci yüzyılda Sofyalı Davidko Yachkov tarafından yaptırılmıştır. Yanchkov; Sofya’dan Kyustendil’e taşındı. Dekorasyonu yapan dekoratör ağaç oymacılığı okuluna aittir. Varendaya açılan odanın tavanında, iki başlı kartallar ve çiçek süslemelerinin yer aldığı oyma kalkanlarından oluşan, sekizgen bir ayna vardır.

19’ncu yüzyılda, binaya üçüncü kat eklenmiştir. Yapı eskiden bir okul olarak kullanılmıştır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Drama Theater

DRAMA THEATER-DRAMA TİYATROSU

Orijinal tiyatro gurubunun geçmişi, 1873 yılına dayanmaktadır. Ancak buradaki mevcut binasına 1978 yılında taşınmıştır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Drama Theater

Mermer yapı: dikdörtgen planlıdır.

2011 yılından bu yana, şehrin tek sineması burada faaliyet göstermektedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Iron Bridge

IRON BRİDGE-DEMİR KÖPRÜ

Drama Tiyatrosunun hemen yanında tarihi Demir Köprü bulunur. Bulgaristan Bulvarındadır. Tren istasyonundan ilçe merkezine giderken bulunur.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Iron Bridge

Köprü: 1909 yılında yapılmış, Banshtitsa Nehrini geçen en eski köprüdür. Uzunluğu 100 metredir. Mimari stil: yerel olarak yeniden üretilen antik, ortaçağ ve Rönesans unsurlarının bir karışımıdır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Iron Bridge

Eskiden Osmanlı döneminde şehrin girişinin olduğu yerde bulunmaktadır.

Köprü: mimar Rudolf Fisher tarafından tasarlanmış ve 1909 yılında inşa edilmiştir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Iron Bridge

Demir köprünün dört keşişinde farklı duruşlarda güzel kadın figürleri vardır.

Bunlar: heykeltıraş Lyuben Dimitrov tarafından Vratsa bölgesindeki beyaz taştan yapılmıştır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Iron Bridge

Şehir yerlileri, köprünün çevresindeki 4 kadın heykelinden dolayı, köprüye “Çıplak Kadınlar Köprüsü” ismini verirler.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Nevestin Bridge

NEVESTİN BRİDGE-KADIN KÖPRÜSÜ

Nevestino Köyü yakınlarındadır. Köprü iki isimle anılmaktadır. Biri “Kadin Köprüsü” ve diğeri “Nevestin Köprüsü” dür. Birincinin kökü Türkçe, ikinci ismin kökü Bulgarca olmasına rağmen, her iki kelime de aynı anlama geliyor, bu anlam “evli bir kadın” dır.

Evet köprü hakkında ayrıntılı bilgi vermeden önce, bir efsaneden söz etmek istiyorum.

“Kahramanlar inşaatçı olan üç erkek kardeştir. Struma nehri üzerine bir köprü inşa etmeye başlarlar. Ancak işler sorunlu gider. Her gece bilinmeyen bir kuvvet, gündüz inşa ettikleri her şeyi yıkar ve her sabah yeniden başlamak zorunda kalırlar.

Sonunda inşaatçılar köprünün bir insan kurbanına ihtiyacı olduğunu anlarlar ve bu nedenle üçü, ertesi sabah geçecek ilk kişinin köprünün temellerine gömülmesini kabul ederler. Ağabeyler eşlerine bu anlaşmayı anlatırlar ama en küçük kardeş, adil olmaya karar verir ve bu anlaşmayı kendi eşine anlatmaz.

Ertesi gün genç karısı, öğle yemeği getirmek için köprüye gelir. Geleneğe göre kardeşler durumu anlatırlar ve en küçük kardeşin karısı, kaderine razı olur.

Ancak çocuklarını emzirebilmek için göğüslerinden birinin açıkta bırakılmasını ister. Kısa bir süre sonra köprü tamamlanır.”

Evet bu efsane yörede oldukça etkili olmuştur.

Yakınlardaki Nevestino köyünde, 1880’lerde gezen Çek gezgin ve tarihçi Konstantin Jirecek: çevredeki emziren kadınların, köprünün orta kemerindeki belirli bir taştan küçük parçalar kopardığını, onları sütle kaynatıp içtiklerini ve bunun annelerin sütlerini arttırdığına inanıldığını yazmıştır.

Jirecek, ayrıca köprünün kendi kendine inşa edildiğini iddia eden, köprünün inşası hakkında daha muhteşem bir efsane daha duymuştur.

Görünür bir güçle hareket etmeyen ağır bir demir çubuk, çevresindeki dağlardan taş parçalarını kırdı. Kayalar kendiliğinden şantiyeye taşınarak yerlerini aldı.

Köprü hazır olduğunda, kırılan ancak henüz nehre ulaşmamış olan taşlar yerlerinde dondu.

Yerel halk, yakınlardaki Kyustendil kasabasının dışındaki tepelerden birinde, demir çubuğun hala görülebildiğini söylemiştir.

Yine köprü hakkında bir başka efsane daha var. Bu efsaneye göre: Sultan Murat, bir savaşa giderken çevredeki bölgeden geçerken bir Bulgar düğünü ile karşılaşır.

Yasa, düğün davetlilerinin padişah ve çevresine yol açmak için kenara çekilmesini gerektiriyordu. Ancak düğün davetlileri hareket etmedi ve gelin padişahın yanına gelerek alçak bir selam verdi.

Cesaretinden etkilenen padişah, ona bir hediye teklif etti.

Genç kadın bu noktaya bir köprü yapılmasını istedi ve dileği yerine getirildi.

Evet, tüm bu anlatılan efsaneler köprünün çok önemli bir detayını gözden kaçırdı. Jirecek, yapıyı incelediğinde, içine yerleştirilmiş eski bir binadan bir taş buldu.

Yüzeydeki yazıt neredeyse tamamen okunaksızdı, ancak Jirecek yine de “Pautalian” kelimesini deşifre etmeyi başardı.

Taş, bir zamanlar müreffeh bir Roma kasabası olan ve bugün Kyustendil kasabası olan antik Pautalia’dan alınmıştı.

Evet: bu efsaneler ve ilginç açıklamalardan sonra, köprü hakkındaki bilgiler:

Köprü: Struma nehri üzerinde yapılmış bir Ortaçağ dönemi köprüsüdür.

Köprünün uzunluğu 100 metredir. 3 kemeri vardır, en uzun kemer açıklığı 20 metredir.

Köprünün doğu parapetinin güney kesiminde, Türkçe yazılı bir granit kitabe levhası bulunmaktadır. Bu yazıt: köprünün 1470 yılında inşa edildiğini belirtir. Köprünün adı: yapısıyla ilgili efsanelerle bağlantılıdır.

Evet köprü Sultan II Mehmet döneminde, İshak Paşa’nın emriyle Struma nehri üzerine, 1469-1470 yılları arasında yaptırılmıştır. Yapılış amacı: İstanbul şehrinden Üsküp ve Batı Balkanlar’a seyahati kolaylaştırmak içindir.

Günümüzde köprü: ulusal öneme sahip kültür anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Explore Historic Baths-Roman Thermae

EXPLORE HİSTORİC BATHS-ROMAN THERMAE-TARİHİ ROMA HAMAMLARI- ROMAN THERMS

Bölgesel Tarih Müzesinin arkeolojik sergilerine ev sahipliği yapan Ahmed Bey camisinin hemen yakınında, şehrin orta kesimindedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Explore Historic Baths-Roman Thermae

Hamam işlevi gören termikler: 2-3’ncü yüzyıllarda yapılmıştır.

Asklepion adı verilen daha büyük bir kompleksin parçası oldukları düşünülmektedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Explore Historic Baths-Roman Thermae

Pautalia termikleri, Bulgaristan’daki Roma döneminden kalma en önemli anıtlardan birisidir. Hamamlar: bir tuğla tabakası, ezilmiş tuğla ve bir harç tabakası kullanılarak inşa edilmiştir.

Bina: dikdörtgen planlı ve 3 bin metre karelik yerleşim alanına sahiptir.

1000 metre karelik bir alan üzerinde yer alan bina araştırılmış ve sergilenmektedir.

Tüm tesislerde bir ısıtma sistemi (hypocaust) vardır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Explore Historic Baths-Roman Thermae

Asklepion (arcado) tasarımlı tonozlu bir koridor sistemidir ve şimdiye kadar Bulgaristan’da bilinen tek tasarımdır.

Salonların zemini ve duvarları mermer levhalar, şekillendirilmiş kornişler ve duvar ayakları ile kaplanmıştır. Bazı binalarda yarım daire nişler ve yüzme havuzları bulunmuştur.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Dervish Bath

DERVİSH BATH-DERVİŞ HAMAMI

1566 yılından kalma hamam Osmanlı dönemi yapısıdır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Dervish Bath

Hamam yapısı: kırık taş blokları ve kırmızı tuğladan yapılmıştır. İki kubbelidir. Kubbelerden biri üçgendir. Ana hamam yapısı: büyük kubbenin altında, sekizgen bir oda şeklindedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Dervish Bath

Hamam, 1992 yılına kadar hamam olarak kullanılmıştır. 2005 yılında restore edilmiş, ancak günümüzde hizmet vermemektedir, kapalıdır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Chifte Banya

CHİFTE BANYA-ÇİFTE HAMAM

Şehir merkezinde, Ahmet Bey camisinin yanındadır. Salı günü dışında her gün açıktır.

1489 yılında Roma hamamı kalıntıları üstüne, Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Chifte Banya

Orijinal Roma hamamı kalıntılarının bir kısmı, günümüzde de görülebilir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Chifte Banya

20’nci yüzyıl başlarında, 1910 yılında, yerel yönetim, Köstendil şehrini, Avrupa kaplıca kenti yapmak ister. Böylece: orijinal Osmanlı hamamının bir kısmı tahrip edilir ve Hristo Kovachevski tarafından yeni anıtsal bir hamam tasarlanarak yapılır. Halka açık olan hamamda, üç ayrı havuz ve bay-bayan olmak üzere iki ayrı bölüm bulunmaktadır. Hamamdaki suyun ağır bir kükürt aroması vardır. Bu koku bazı ziyaretçileri rahatsız etmektedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Alay Bath

ALAY BATH-ALAY HAMAMI

Osmanlı döneminde yapılmıştır. Çifte hamamdan daha küçüktür.

Ancak Bulgar Kurtuluş Hareketi sonrasında harabe halinde kalır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Alay Bath

1912-1914 yılları arasında ise tekrar faaliyete sokulur. Tek bölmeli, iki katlı küçük bir bina olarak restore edilmiştir. İçinde mineral su bulunan küçük bir çeşmesi vardır.

Ancak, günümüzdeki görünümünü 1928 yılında yapılan restorasyon sonucunda elde etmiştir.

Hamamda: sauna, açık havuz ve masaj odası vardır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Church of Saint George

MEDİEVAL CHURCH OF SAİNT GEORGE-SAİNT GEORGE KİLİSESİ

Şehir merkezinin güneybatısında, Kolusha Mahallesindedir.

10—11’nci yüzyıllardan kalmadır. Böylece şehirde korunmuş en eski Ortaçağ kilisesidir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Church of Saint George

Yapı: büyük bir merkezi kubbe ve kare şekilli bir kat planlıdır. Yani, tipik Bizans haçı stilindedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Church of Saint George

1330 yılında Velbazhd savaşında öldürülen Bulgar Çarı Mihail III Shisman’ın mezarının burada olabileceği tahmin edilmektedir. Yanının freskleri: 11 ve 12’nci yüzyıl tarihlidir. Kilise: 19’ncu yüzyıl başlarına kadar “Köstendil Katedrali” olarak kullanılmıştır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Church of Saint George

19’ncu yüzyılda kilise tonoz kemerlerinin temellerine kadar yıkılmıştır. 1878-1880 yıllarında yeniden inşa edilmiştir.

Ortaçağ freskleri, Bulgaristan’daki görkemli Bizans resim sanatının tipik özelliklerini taşıyan nadir kayıtlardır. Uyanış dönemine ait olan freskler, o döneme ait Bulgar kilise resim sanatı hakkındaki bilgileri göstermektedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Assumption Church

ASSUMPTİON CHURCH-VARSAYIM KİLİSESİ

Şehir merkezinde, merkez meydanın hemen yakınındadır.

1816 yılında şehrin Katedrali olarak inşa edilmiştir. Daha önce burada bulunan eski Aziz Nikolaos kilisesi temelleri üzerinde yükselir.

Ancak eski kilisenin sunak kapısı orijinal olarak hala durmaktadır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Assumption Church

Tasarıma göre, üç nefli ve ahşap sırtlı, tek apsisli kazılmış bir sahte bazilika vardır. Kuzey ve  batı narteksleri, kandil işleri ve bir mezar, 1933 yılında yapılmıştır.

Kadınlar bölümü 16-17’nci yüzyıllar yapımıdır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Assumption Church

Kilisenin olağanüstü güzel freskleri, 19’ncu yüzyıl başlarında ünlü Bulgar ressam Toma Vishanov tarafından yapılmıştır.

Kilisenin günümüzdeki görüntüsü ise, 1894 ve 1914 yıllarında yapılan yeniden yapılandırmalar sonucunda oluşmuştur.

Kilise, ulusal öneme sahip bir mimari ve sanat anıtı ilan edilmiştir. Şu anda aynı zamanda operasyonel bir tapınaktır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Saint Demetrius Church

SAİNT DEMETRİUS CHURCH-SAİNT DEMETRİUS KİLİSESİ

Bulgar Uyanış Döneminde yapılmıştır. Kilisede bulunan İkonostasis 1865 yılında yapılmıştır. İkonaların çoğunluğu: aynı zamanda ilk Bulgar fotoğrafçısı olan Iva Dospevski tarafından çizilmiştir. İki dünya savaşı arasında kilise bir okul olarak kullanılmıştır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Nikolas Church

ST NİKOLAS CHURCH

Slokoshtitsa’dadır.

Küçüktür, zemine hafif kazılarak yapılmıştır. Tek nefli, yarı silindirik kemerli ve çift eğimli çatılı ve tek apsislidir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Nikolas Church

Kilisenin iç ve cepheleri, birkaç resim katmanının izlerini ortaya koymaktadır. Geç Ortaçağ’dan, 16’ncı yüzyıldan, 18’nci yüzyıldan, Kurtuluş sonrası dönemden ve daha sonraki dönemden kalmadır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Mina Bulgarian Revival Church

ST MİNA BULGARİAN REVİVAL CHURCH

İlçenin batı kesimindedir.

1859 yılında manastır kilisesi olarak inşa edilmiştir. Tasarıma göre narteksi olmayan, üç nefli bir yapıdır. Güneyden bir revak, birini kutsal kaynak suyuyla küçük bir yeraltı şapeline götürür. 1934 yılında yeni tapınak kilisenin yanına inşa edilmiştir. Mimar Anton Tornyov tarafından tasarlanmıştır. Şu anda kilise bir katedral tapınağıdır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Ahmed Bey Mosque

AHMED BEY MOSQUE-AHMED BEY CAMİİ

Şehirde, Roma hamamlarına ve Pirkov kulesine yakın konumdadır. Antik Roma hamamının hemen yanındadır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Ahmed Bey Mosque

Cami: 15’nci yüzyıl ortalarında, Ortaçağ döneminden kalma bir Bulgar kilisesi olan Sveta Nedelya temelleri üzerine inşa edilmiştir. Caminin girişinin üstünde: Türkçe bir kitabe vardır.

Kitabeye göre: “Bu camiyi yapan, dünya bitene kadar anılsın. Onu kim tamir ettirdiyse, ey Tanrım, her iki dünyada da mutlu ve mutlu olsun.

Buraya büyük bir başarıya dönüştürün. Cennet katlarına girdiklerinde onları görün. 1147” (Bu tarih 1734-1735 yılları arasına denk gelir.)

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Ahmed Bey Mosque

Caminin girişi orijinal haliyle korunmuştur. 1734 yılında Ahmet Bey, camiyi genişleterek yeniden inşa ettirmiştir. Yapının ön cephesinde: eski binalardan alınmış taş bloklar ve tuğlalar kullanılmıştır. Tuğlalar: tipik Bulgar mimarisini gösterir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Ahmed Bey Mosque

1904 yılındaki depremde caminin minaresi çatlamış ve daha sonra yıkılarak kaldırılmıştır. Caminin geniş kubbesine, destek olan mermer sütunları etkileyicidir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Ahmed Bey Mosque

Kültür anıtı ilan edilerek koruma altına alınan cami, günümüzde cami ibadete açık değildir.

Köstendil müzesinin teşhir salonu olarak kullanılıyor.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Fetih Mehmed Mosque

FETİH MEHMED MOSQUE-FATİH SULTAN MEHMET CAMİİ

1531 yılında ünlü mahalli mütahit ve vergi tahsildarı Haradzhi Kara Mehmed bin Ali tarafından yaptırılmıştır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Fetih Mehmed Mosque

Tonozun doğu kısmında tuğlalarla yazılmış 1531 yazılıdır.

Altıgen süslemeleri olan minaresi ilgi çeker. Cami günümüzde oldukça kötü durumdadır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil House Museum Ilyo Voyvoda

HOUSE MUSEUM ILYO VOYVODA-ILYO VOYVODA MÜZESİ-BÖLGESEL TARİH MÜZESİ

Burası bir Osmanlı dönemi evidir.

İki katlı binanın önünde bir cumbalı pencere ve üzerinde ahşap bir sundurma bulunur.

Ev: 1870 yılında Köstendil şehrinin ana caddelerinden biri olan “Boulevard Tsar Osvoboditel” de yapılmıştır.

Ünlü Bulgar devrimcisi Ilyo Voyvoda, 1878-1898 yılları arasında burada yaşamıştır.

Günümüzde ise, Bölgesel Tarih Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Regional Historical Museum “Academician Yordan Ivanov”

REGİONAL HİSTORİCAL MUSEUM “ACADEMİCİAN YORDAN IVANOV”:

İlk müze: ülkenin 3’ncü okul müzesi olarak 1907 yılında kurulmuş ve 1908 yılında ziyarete açılmıştır. 1944 yılında, bu okul müzesi, galerili bir ilçe müzesine dönüşmüştür.

1960 yılında ise ilçe tarihi müzesi olur. 1992 yılında, ünlü bilim adamı “Yordan Ivanov” un ismini alır. 2000 yılında müze, Merkezi Köstendil şehrinde bulunan bölgesel bir tarih müzesine dönüştürülmüştür.

Köstendil müzesi: genel tarihle ilgili koleksiyonlara sahiptir. Şu bölümler vardır.

Arkeoloji, Nümismatik, Etnolojik, Folklor, Bulgar Tarihi (15-19’ncu yüzyıllar arası), Çağdaş Tarih, Kültür Anıtları, Kütüphane, Bilimsel Arşiv, Koruma ve Restorasyon Stüdyoları, Fotoğraf Stüdyosu ve Yayıncılık Gurubu.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Regional Historical Museum “Academician Yordan Ivanov”

Müzede 100 binden fazla eser bulunmaktadır. En önemli koleksiyonları arasında: tarih öncesi mutfak eşyaları ve idol heykelleri, Trakya höyüğünün mezarlarından eşsiz buluntular, antik bronş ve mermer heykeller koleksiyonu, süs eşyaları, nümismatik koleksiyon, geleneksel kostümler ve kumaşlar, baskılar, el yazısı ve eski basılı kitaplar vardır.

Müze, 4 kalıcı sergiye sahiptir. Arkeolojik, Ulusal Kurtuluş Savaşları (18-19’ncu yüzyıllar), Etnografik (19’ncu yüzyıl başında kentsel yaşam tarzı), Dimitar Peshev Evi Müzesi-Bulgar Yahudilerinin kurtarılmasına ilişkin bir sergi.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Doma Kovacheva’s House and Dimitar Peshev’s House

DONA KOVACHEVA’S HOUSE AND DİMİTAR PESHEV’S HOUSE-DONA KOVACHEVA EVİ- HOUSE-MUSEUM OF LYUDMİL YANKOV

Sanat galerisinin arkasında, küçük han Kurum Caddesindedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Doma Kovacheva’s House and Dimitar Peshev’s House

Dona Kovacheva: Bulgar kurtuluş hareketinin bir üyesiydi. Devrimciler yıllar boyunca bu evde buluştular.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Doma Kovacheva’s House and Dimitar Peshev’s House

Yapı, günümüzde ise yerel dağcı Lyudmil Yankov’a adanmış küçük bir müzeye ev sahipliği yapmaktadır. Lyudmil Yankov: birçok ödül alan ve Köstendil Fahri Vatandaşı unvanına sahip bir gazeteci, şair ve dağcıdır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Vladimir Dimitrov Art Gallery

VLADİMİR DİMİTROV ART GALLERY-VLADİMİR DİMİTROV SANAT GALERİSİ

Şehrin sanat galerisi ünlü ressam Vladimir Dimitrov adını taşımaktadır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Vladimir Dimitrov Art Gallery

Sanatçı: 20’nci yüzyılın ilk yarısından itibaren, Bulgaristan ülkesinin en iyi ressamlarından birisi olarak kabul edilir. Etkileyici portreleri ve renkli kompozisyonlarıyla tanınır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Vladimir Dimitrov Art Gallery

Müzede, sanatçının 1357 tane resmi ve diğer 580’den fazla Bulgar sanatçılarının 3400’den fazla eserine ev sahipliği yapmaktadır. Konserler, sanat etkinlikleri de burada düzenlenmektedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Dimitar Church

ST DİMİTAR CHURCH

İlçenin doğu kesimindedir. Güzel bir parkın içindedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Dimitar Church

Bulgar Uyanış döneminden kalmadır. 1864-1865 yılları arasında inşa edilmiştir. İkonların çoğunun yazarı, Samakov Ivan Dospevski’dir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Pirkova Tower

PİRKOVA TOWER

Şehrin orta kesiminde, Roma hamamlarının yakınındadır.

Ortaçağ’dan kalma bir savunma kulesidir. Kulenin yapımında Roma hamamının malzemeleri devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.

Pirkova ismi “kule” anlamına gelen Yunanca “Pirogs” kelimesinden gelir.

Bu savunma kulesinin 14’ncü yüzyıl sonu ve 15’nci yüzyıl başında inşa edildiği düşünülmektedir. Profesör Yordan Ivanov, Kuzey Makedonya kitabındaki Pirkova Kulesi ile Vidin’deki savunma kulelerini karşılaştırıyor ve bu kulelerin tam da bu döneme ait olduğunu savunur.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Pirkova Tower

Kule 4 yönlüdür.

Kulenin boyutları: 8.25 x 8.35 metredir. Yüksekliği 15 metredir. Neredeyse kare bir şekle sahiptir. Bir zemin katı ve üstte 3 katı daha vardır. Üçüncü katı, iki yarım kata bölünmüştür.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Pirkova Tower

Zemin kat depo işlevi görmektedir. Birinci katta: kuzey cepheli bir giriş, güney duvarında ısıtma için kullanılan bir taş şömine ve iki boşluk vardır. İkinci kat yaşamak için kullanılmıştır. Şömine, niş, 3 dikey ve 2 yuvarlak mazgal ve sıhhi ihtiyaçlar için bir yeri olan bir galeri vardır. Üçüncü kat: dairesel savunma için kullanılmıştır.

Pirova kulesi, Ortaçağ kasabası Velbazhd’daki savunma sisteminde kullanılan mimari ve yapı tekniklerinin kanıtlarını vermektedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Monument of the Historical Names of the Town

MONUMENT OF THE HİSTORİCAL NAMES OF THE TOWN-TARİHİ İSİMLER ANITI

Burası şehrin isimlerinin kökenlerine aittir. Günümüzdeki Köstendil ilçesinin üç adı vardır. Bunlar: Pautalia, Velbazhd ve Kyustendil’dir.

Antik Pautaliam adı: yerleşimdeki sıcak mineral kaynakları ile ilgili olarak Latince “bahar” kelimesinden gelen Trakya kökenlidir.

Ortaçağ döneminde muhtemelen Slav hükümdarlarından sonra, Velbazhd olarak yeniden adlandırılır.

14’ncü yüzyılın başında Köstendil “Konstantin Ülkesi” olarak bilinmeye başlamıştır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Monument of the Historical Names of the Town
 

THE MAYORSKA HOUSE

Osmanlı yönetiminin son yıllarından kalan, en ilginç ve iyi korunmuş mimari yapılardan birisidir. 1870 yılında inşa edilmiştir. Kurtuluştan sonra, Binbaşı Yosif Angelov’a aittir ve adının geldiği yer burasıdır.

Bulgar Ulusal Uyanış tarzında bir yapıdır. Zengin ve güzel bir cepheye sahiptir. Giriş kısmı oldukça dikkat çekicidir. İki eski granit sütunu, kemeri ve üzerinde bir alınlık bulunan güzel bir sırlı köşkten oluşan niş şeklindedir. Bu stil, geçmişte Köstendil bölgesinde yaygın olarak kullanılmıştır.

Evin iç mimarisi de ilgi çekicidir. Ev: yüksek ve kalın bir duvarla çevrili geniş, güneşli bir avluya sahiptir. Bir kısmı iri taşlarla kaplıdır.

THE EMFİEDZHİEVA HOUSE

Bulgaristan Uyanış döneminden kalma, nadir, ilginç ve iyi korunmuş bir mimari yapıdır. 1874 yılında Bakırcı Hristo Lazov tarafından yapılmıştır. Güzel bir ön cephesi vardır. Debar’dan bir sanatçı tarafından oyulmuş, ahşap oyma unsurlara sahiptir. Odalar Viyana Barok tarzında güzel bir şekilde döşenmiştir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil The Building of Neofit Rilski High School

THE BUİLDİNG OF NEOFİT RİLSKİ HİGH SCHOOL

Lisenin güzel binası, ilçe merkezinin batı kesimindedir. 1906-1912 yılları arasında yapılmıştır. Yaklaşık 2700 metre karelik bir alanı kapsar. Cephe, dekorasyonu ve ana girişe bakan zarif küçük balkonu ile etkileyicidir. İç mekan: güzel resimler, metal korkuluklar ve ikinci kattaki merkezi fuayenin zarif tavanıyla oldukça ferahtır. Okul bahçesi, halkın da kullandığı devasa bir parka dönüştürülmüştür.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Btarstvo Commonity Centre

BTARSTVO COMMUNİTY CENTRE

Burası bir Toplum Merkezidir. Güney Batı Bulgaristan bölgesindeki en eski kültür ve eğitim kurumudur. 1 Temmuz 1869 yılında kurulmuştur.

Toplum merkezinin ilk bağımsız binası, 1907 yılında Köstendil sakinlerinin bağışlarıyla tamamlanmıştır. Tüm olanaklarla donatılmış yeni salon, tiyatro gösterileri için yapılmıştır. Toplum Merkezine; zamanla yavaş yavaş bir edebiyat kulübü, bir çocuk müzik okulu, bir senfoni orkestrası, bir koro, bir folklor topluluğu eklenmiştir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Btarstvo Commonity Centre

Halkevi binası 1981 yılında yıkılmış ve burada sadece giriş kemeri korunmuştur.

Toplum merkezi şu andaki binasına 1992 yılında taşınmıştır. Toplam 2200 metre karelik alandaki bina iki katlıdır.

Burada: günümüzde çeşitli konserler, gösteriler, sergiler, farklı organizasyonlar ve kurumların kongreleri, konferanslar ve çeşitli kültürel etkinlikler düzenlenmektedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Hissarlaka Fortress-The Acropolis of Poutalia

MEDİEVAL HİSSARLAKA FORTRESS-THE ACROPOLİS OF POUTALİA-HİSARLAKA KALESİ- THE FORTRESS AT THE HİSARKAYA PARK

Kale: şehir merkezinin 2 km güneydoğusundaki Hisarlaka Tepesinin en yüksek düzlüğündedir.

Ortaçağ döneminde 4’ncü yüzyıl sonu ile 5’nci yüzyıl başlarında yapılmıştır. 6’ncı yüzyılda yeniden düzenlenmiştir ve Birinci ve İkinci Bulgar Devletleri döneminde kullanılmıştır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Hissarlaka Fortress-The Acropolis of Poutalia

Düzensiz bir çokgen şeklindedir.

Kale: 117 x 175 metre büyüklüktedir. İki kapısı vardır, ana kapı, doğu duvarındadır. Bu kapı en geniş ve ana yola yakın kapıdır.

Kalenin 14 tane kulesi vardır. Bunlar: yuvarlak, dikdörtgen ve üçgen şekillidir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Hissarlaka Fortress-The Acropolis of Poutalia

Kale duvarlarının genişliği 1.6 ile 3 metre arasında değişir. Duvarların varsayılan yüksekliği 10 metredir, kulelerin yüksekliği ise 12 metredir. Yapım tekniği opus mixtum olarak adlandırılır.

İlginç inşaat teknikleri, farklı yapım teknikleri ve malzemelerin birleşimi ve farklı tarihi dönemlerde kazılan arkeolojik anıtlar, Hisarlaka Kalesini, Bulgaristan’ın en önemli kalelerinden birisi haline getirir.

14’ncü yüzyılın ikinci yarısı başlarında, hükümdar Konstantin Dragas, kaleyi güzel bir saraya çevirir. Ancak 15’nci yüzyılda yıkılır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Hissarlaka Fortress-The Acropolis of Poutalia

Kalenin sadece küçük bir bölümü, günümüze ulaşmıştır. Kalenin içinde, birkaç kamu ve konut binası bulunmaktadır.

Eski bir geleneğe göre, her yıl 21 Mart tarihinde Köstendil halkı, ritüelleri gerçekleştirerek ve çeşitli eğlencelere katılarak bahar ayının gelişini kutlarlar.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Acropolis of Ancient Pautalia, Chesmeto Locality

ACROPOLİS OF ANCİENT PAUTALİA, CHESMETO LOCALİTY

Yordan Mitrev anıtı: Hisarlaka Parkındadır.

Kendisi: Bulgaristan ülkesinde, ağaçlandırma öncülerinden birisidir. Hisarlaka tepesindeki ormanı, buraya çam ağaçlarının dikilmesini organize ederek yaratan kişidir.

Anıtın arkasında antik Pautalia Akropolisi kalıntıları bulunur.  

 

ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK YERLER

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Aziz Joachim ve Anna Kilisesi

AZİZ JOACHİM VE ANNA KİLİSESİ

Smolichano köyü yakınlarında, şelaleli bir kaya nişinin üzerinde, aynı adı taşıyan manastırda bulunmaktadır.

Bir Ortaçağ kilisesi temelleri üzerine yapılmıştır.

Kilisede bulunan resimler: 1888 yılında ise ressam Georgi Popaleksov tarafından yenilenmiştir. Ancak yapılan bir sondaj çalışmasına göre, burada daha önce 17’nci yüzyıldan kalma daha eski bir resim tabakası bulunduğu tespit edilmiştir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Luka Girls Monastery

ST LUKA GİRLS MONASTERY-AZİZ LUKE MANASTIRI

Granitsa köyünün yaklaşık 4 km güneybatısında ve Köstendil şehrinden 8 km uzaklıktadır.

2’nci Bulgar İmparatorluğu döneminde Velbuzh-Shtip yolunu kontrol eden Ortaçağ kalesi Granitsa yakınındadır.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Luka Girls Monastery

Manastır 10’ncu yüzyıl yapımıdır. Ancak günümüzdeki şekline restore edildiği 1948 yılından gelmiştir. Yani tamamen yenilenmiştir.

Tek nefli, tek apsisli ve kubbesiz bir kilise kompleksidir. Batı cephesinde bir çan kulesi ve konut binaları vardır. Burada, otel bazında 16 kişilik bir konaklama potansiyeli bulunur.

Efsaneye göre: Aziz Luke bu manastırda okumuştur.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Luka Girls Monastery

Manastırın avlusunda: aslen Granitsa köyünden olan üç keşişe adanmış bir çeşme vardır.  

Manastır kültür anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Her yıl 18 Ekim tarihinde manastırda kutlama düzenlenmektedir.

Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Holy Trinity Memorial Church

HOLY TRİNİTY MEMORİAL CHURCH

Gyueshevo köyündedir. Bulgaristan-Makedonya sınırına yakın bir yerde inşa edilmiştir.

Sofya ile Üsküp arasındaki demiryolu güzergahındadır.

20’nci yüzyılın başlarında yaşanan savaşlarda, çok sayıda Bulgar askeri ve subayı, sınır bölgesinde ölmüştür. Memorial kilisesi, onları anmak ve kalıntılarını korumak için inşa edilmiştir. Sofya Metropoliti Stephan tarafından 2 Ağustos 1930 tarihinde kutsanmıştır.

Sofya şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Üsküp şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.