Brezilya Foz do

Brezilya Foz do

Yazıya başlamadan önce şunu belirtmek istiyorum. Ben daha önce Amerika’da Niagara şelalesini gördüm, ama inanın bu şelaleler Niagara’dan daha heybetli ve muhteşem görünüm veriyor. Yani, fırsat bulanların, her yıl milyonlarca insanın ziyaret ettiği bu bölgeyi mutlaka görmesini öneriyorum.

Brezilya Foz do

 

Evet, Foz Do şehri: Brezilya ülkesinde en büyük 7. şehirdir. Şehir çok miktarda çeşitli etnik gurupları barındırmasıyla bilinir. Şehirde: İtalyan, Portekiz, Lübnan, Çin, Paraguay, Arjantinliler yaşamaktadırlar ve bunlara topluca “iguaçuenses” denilir. Evet şehirde 72 etnik gurup bulunduğu söyleniyor.

Ancak, bu şehri dünya üzerinde en güzel turistik yerlerden biri haline getiren Iguaçu Şelalesidir. Iğuaçu Ulusal Parkı “Dünya Kültür Mirası” olarak belirlenmiş ve doğal zenginlikleriyle rakipsizdir.

Şehrin nüfusu 2010 yılı sayımlarına göre: 256.088 kişidir. Brezilya’nın en büyük sınır nüfusuna sahip şehridir. Şehir: Brezilya, Arjantin ve Paraguay üçlü sınır noktasında bulunmaktadır.

Stratejik konumu nedeniyle, bu metropol alanında, yani 170 km yarıçapındaki alanda, üç ülkeden yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı söyleniyor. Bunlardan 1.2 milyon kişi Parana batı bölgesinde yaşamaktadırlar. Bu nedenle, burası ulusal ve uluslar arası turistler için önemli bir destinasyondur.

Şehir: çeşitli anketlerde, Brezilya’nın yabancı ziyaretçiler için en popüler ikinci destinasyonu olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca uluslar arası kongre ve Toplantı Derneğine göre: ulusal ve uluslar arası etkinlikler ve turizm açısından, Brezilya’nın beş büyük şehrinden biri olarak kabul edilmektedir.

Şehir 23.000 yatak kapasitesiyle Brezilyalı 6 büyük otel kümesine ev sahipliği yapmaktadır. Ülkenin en iyi altyapılarından birine sahiptir. Onun kongre merkezleri aynı anda 40.000 kişiyi alabilmektedir. CNN ABD tarafından, dünyanın 14 en romantik yerlerinden birisi seçilmiştir.

Ama tabii şehrin ve bölgenin en önemli özelliği: Iguaçu Falls şelaleleridir ve bunlar yılda 5 milyon turist ağırlar. Bu ziyaretçiler, şelaleleri gezmek yanında, Paraguay Ciudad del Este alışveriş bölgesine de geçerler. Brezilyalı orta sınıf insanlar, bizde de İstanbul’da Rusların yaptı gibi, Paraguay tarafındaki Ciudad del Este alışveriş merkezinden çanta ile alışveriş yaparlar.

Ayrıca: Brezilya ve Arjantin tarafında bulunan Iguaçu Milli Parkı, yılda 2.5 milyon turist ağırlar.

Dünya üzerinde en büyük, temiz ve yenilenebilir enerji jeneratörü de bu şehirdedir. Itaipu Binational hidroelektrik santralı: bir mühendislik harikasıdır.

Gelelim alışverişe: Foz do Iguaçu ticaret ve alışveriş merkezi: 3 katlı ve 61.000 metre karelik alanı kapsamaktadır ve burada 140 mağaza, 4 sinema ve bir süpermarket bulunmaktadır. Burada ulusal ve uluslar arası birçok markanın malları satılır. Şehir merkezinde de kayda değer mağazalar bulunur.

Hugo Boss, Zegna, Disel gibi uluslar arası markalar yanında, Forum ve Zoomp gibi ulusal markalar da bu mağazalarda sunulmaktadır. Modas Alice: hazır giyim ve giyim tasarımları sunar.

Ayakkabı ve çanta için Keiko, Datelli ve Calçados Rosa tercih edilir. Bambina ise, kadın giyiminde öne çıkar. Colcci: kadın giyim, çanta ve aksesuar, Sadi ise erkek giyiminde popülerdir.

 

İklim

Şehir deniz seviyesinden fazla yüksek olmadığından (173 metre) iklim genellikle sıcak veya ılıktır. İlkbahar ve yaz aylarında bazen yağış görülebilir. Özellikle yaz aylarında yüksek sıcaklıklar görülür.

 

Gece Hayatı

Şehirde halk gayet neşelidir ve gece hayatını seviyorlar. Şehirde: yerel ve Latin Amerika folkloru üzerine tipik şovlar sergileniyor.

Ipora Lenda

Bu bir tür gösteridir ve dans, müzik ve çeşitli renklerin karışımıdır. Dansçılar, müzisyenler ve şarkıcılar olmak üzere sahnede 50 civarında kişi toplanır. Gösteri esnasında müzikal bir yolculuğa çıkılır ve Kuzey ve Kuzeydoğu ile Rio de janeiro canniness kültürü esintileri düzenlenen etkinlikler ile izleyicilere yansıtılır. Gösteriler Cumartesi ve Pazartesi günleri arasında, her gün saat 20.00’de Avenida das Cataratas bölgesinde izlenebilir.

Churrascaria Rafain Show

Brezilya, Paraguay ve Arjantin, Amerika ve Karaipler ve diğer ülkelerin ulusal folklörleri harmanlanarak tanzim edilen bir müzik ve dans gösterisidir. Gösterinin sürdüğü 2 saat boyunca, büfe hizmeti sürdürülmektedir. Büfeden: dondurma, salatalar, sıcak yemekler ve tatlı servisi yapılmaktadır.

Oba-Oba Bottega Samba Show

Foz şehrinde: Rio de Janeiro tarzı Afro-Brezilya kültürü samba şovuda izlenebilir. Bu gösteride, yaklaşık 30 sanatçı ülkede bir numaralı gösteri olan samba danslarını sunuyorlar.

Ono Teatro Bar

Burası 3000 kişi kapasiteli bir gösteri mekanıdır. Burada ulusal ve uluslar arası isimler canlı performans sergiliyorlar. Ayrıca: kurumsal etkinlikler, moda gösterileri ve ticaret ve kültürel sergiler düzenleniyor.

 

ŞEHİRDE GEZİLECEK YERLER

Brezilya Foz do 34.Motorlu Piyade Taburu-34 Battalion Infantry

34.Motorlu Piyade Taburu-34 Battalion Infantry

Burası bölgedeki ilk bağımsız şirketin: askeri birliğidir ve 13 Mayıs 1932 tarihinde kurulmuştur. Tabur 1980 yılına kadar şehirde sürekli olarak kalmıştır. Taburun bulunduğu alan şehir merkezindeki 8 hektarlık alanı kaplamaktadır.

 

Gatulio Vargas Square

Bu meydan: 1973 yılında Belediye Başkanı Tercio Alves Albuquerque zamanında açılmıştır. Meydanda: Iguazuenseli sanatçı Giovanni Vıssotto tarafından yapılan “Vargas” büstü bulunmaktadır. Büst üzerinde çalışırken sanatçı büstün çene bölümünü kırmıştır. Daha sonra Parana nehrinden alınan bir taş yeniden oyulmuş ve bu mükemmellik elde edilmiş, kırılma olmamıştır.

Brezilya Foz do The Old Casino Hotel

The Old Casino Hotel

Burası 1936 yılında mühendis Raul Mesquita tarafından tasarlanmıştır. İnşaatın yapımı 1938-1939 yılları arasında sürmüştür. Şehre gelen ünlü konuklara ev sahipliği yapan otel, günümüzde Parana Turismo bölgesel merkezi olarak kullanılmaktadır.

Brezilya Foz do Bartolomeu Mitre School

Bartolomeu Mitre School

Okul vali Caetano Muhhoz da Rocha tarafından 1927 yılında kurulmuştur. 1930 yılında “Üçlü İttifak Savaşı” sırasında Paraguay birliklerinin Brezilya topraklarını istilasını cesur Arjantinli Bartolomeu Mitre ve bu öncü okulda kurulan gurup engellemiştir. 2001 yılında okul büyük bir restorasyon çalışmasına tabi tutulmuş ve günümüzde yerel toplulukların buluşma noktası olarak kullanılmaktadır.

Brezilya Foz do The Mosque-İbn-Hattab Cabii

The Mosque-İbn-Hattab Cabii

Burası Foz şehrindeki Müslümanlar için bir ibadet yeridir. Caminin temeli 1981 yılında atılmış ve cami 1983 yılında açılmıştır. Onun mimarisinde Kudüs şehrinde bulunan Al Akssa cami ilham kaynağı olmuştur. Minaresinin yüksekliği 31 metredir ve uzaklardan bile görülebilir.
Burası Latin Amerika’nın en büyük camisidir.

Brezilya Foz do Gresfi

Gresfi

Burası 1933 yılında açılan Iguaçu Askeri Hava alanıdır. Alanın açılışı 1 Nisan 1936 tarihinde yapılmıştır. Ama sadece 1938 yılında Panam şirketine ait bir yolcu uçağı inmiştir. Takip eden süreçte Henry Fonda, Grace Moore gibi seçkin konuklar bu havaalanı üzerinden bölgeyi ziyarete gelmişlerdir.

Brezilya Foz do Coart

Coart

1978 tarihinde açılan bu mekan, bölgenin el sanatlarını ve kültürünü korumak ve yaymak için düzenlenmiştir. Burada üretilen çömlekler, güzellik ve kaliteleriyle Brezilya’nın en iyileridir. Ayrıca porselen ve cam gibi geri dönüşüm malzemeleri de diğer teknikler kullanılarak üretilmektedir.

 

Agro School

Bu okul kamu eğitimi için 1953 yılında açılmıştır. Şehrin büyük bir alanına sahip okul uzun süre özellikle tarım alanında profesyonel üreticiler yetiştirilmesinde kullanılmıştır.

Brezilya Foz do Dreamland Wax Museum
Brezilya Foz do Dreamland Wax Museum

 

Dreamland Wax Museum

2014 yılında açılan bu mekanda: aileler için çeşitli aktiviteler ve özellikle çocuklar ve gençler için kültürel ve eğlenceye yönelik etkinlikler bulunmaktadır. Burada: Balmumu müzesinde: İngiltere Kraliçesi Elizabeth II, Madonna, Amy Winehouse, Elvis Presley, Pele, Clint Eastwood, Marlyn Monroe, Michael Jackson gibi ünlülerin balmumu heykelleri sergileniyor.

4 katlı binada: 20 dinazor figürü bulunuyor. Bunların boyu, ağzından kuyruğuna kadar 23 metredir. Tyrannosaurus Rex denilen ve bitki örtüsü ile dolu olan alanda “Dinozorlar Vadisi” bulunmaktadır. Dinazorlar vadisi, hayvanların bütün sesleri ve robotik hareketleriyle canlanmaktadır. Kuyrukları, boyunları, ağızları ve gözleri hareket etmektedir.

Brezilya Foz do Brezilya Avenue-Caddesi

Brezilya Avenue-Caddesi

Burası şehrin ana caddesidir. Ayrıca açık bir alışveriş merkezidir. Başlangıçta caddenin adı “Rua Botafogo” imiş. Ancak 50 yıl sonra “Brezilya caddesi” olarak isimlendirilmiştir. Şehrin ana binaları olan ilk Brezilya oteli (HSBC) ve ilk sinema (Cine Star-1956 yılı) bu cadde üzerindedir.

1946 yılında bu cadde üzerinde yalnızca iki araba dolaşıyormuş. Bunlar: Schinke ailesinin Crysler 38 ve Mate Laranjeiras markalı arabalardır.

 

Bölgedeki Casinolar

Foz do Iguaçu gecelerinde, en büyük casino mekanları: Puerto Iguazu (Arjantin) ve Ciudad del Este (Paraguay) bölümlerinde bulunmaktadır ve bunlara kolaylıkla ulaşılır. Bu casinolara transfer hizmetleri otel veya özel şirketler tarafından sunulmaktadır. 1950 yılından sonra Brezilya’da casino yasaklanmıştır.

Casino Iguazu

Burada: rulet, blackjack, poker, bakara ve zar oyun alanları ve Avrupa standartlarında slot makineleri çeşitleri görülür. Zorlu oyuncular için VIP odaları vardır.
Yalnız buranın aşırı pahalı olduğunu unutmamak gerekir. Bir pizza 78 peso yani yaklaşık 30 dolardır. Ayrıca cep telefonu ile fotoğraf çekmek yasaktır.

 

MİLLİ PARK ALANI

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınan park alanında: çeşitli yürüyüş yolları ve şelaleleri izlemek için değişik bakış açısı sunan gözlem yerleri vardır. Şelalelerin bulunduğu milli park alanı: Brezilya tarafında Iguazu otobanına ve Foz do şehrine 15 km uzaklıktadır.

Arjantin tarafında ise Puerto Iguazu şehrine 23 km uzaklıktadır.
Taksiyle Foz Do şehrinden buraya ulaşmak isterseniz yolculuk 15 dakika sürer. Otobüs düşünürseniz yolculuk 30 dakika sürer ve 2.85 dolar ücret ödenir.

Park alanında en büyük su hacmi, yılın Aralık-Ocak aylarında görülür.

Park alanında: otobüs ile 1200 metre uzunluğunda ve nefes kesici manzaralar izlenen bir doğal geçit turu yapılır. Bu çift katlı otobüs 72 yolcu kapasitelidir. Flora, fauna, dev şelaleler ve gökyüzünde çaprazlama renkli gökkuşağı arasında Iguaçu ve çevresinde dünyanın en güzel gezilerinden birini yapmak mümkündür.

Şelale ötesinde, park alanı birçok bitki ve kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır. Çam ağaçları ve orkideler ile papağanlar ve makak maymunları görülür. Yalnız bu maymunlara dikkat etmeniz önerilir, çünkü çanta veya torbalardan gıda veya parlak cisimleri çalıyorlar.

Parkın Arjantin tarafında: ulaşım araçları otobüs ve tren olmak üzere iki devrelidir. Yürüyüş yolları 1700 metre boyunca uzanır. 650 metre yükseklikteki gözlem yerinden tüm şelalelerin düşmesi görülebilir.

Brezilya Foz do IGUAÇU ŞELALELERİ
Brezilya Foz do IGUAÇU ŞELALELERİ
Brezilya Foz do IGUAÇU ŞELALELERİ
Brezilya Foz do IGUAÇU ŞELALELERİ

 

IGUAÇU ŞELALELERİ

Şelaleler Dünyanın Yedi Doğal Harikasından biri olarak seçilmiştir ve 1549 yılında İspanyol kaşif Cabeza de Vace tarafından bulunmuştur. 1860 yılına kadar bölge: Brezilya ve Paraguay arasında tartışmalı bölge statüsünde kalmıştır. Ama yine bu tarihlerde yapılan çatışmalarda Paraguaylılar yenilmiş ve şelalenin bulunduğu yer Brezilya toprakları olarak kabul edilmiştir.

1897 yılına kadar bölge ıssızlığını korumuştur. Bölge daha çok yabancılar ve özellikle Arjantinlilerin ilgisini çekmiştir. 1916 yılından itibaren, Brezilya hükümeti bölgeye daha çok önem vermeye başlamıştır. 1939 yılında bölgede “Parque Nacional do Iguaçı” parkı oluşturulmuştur. 1945 yılında bölgede “Foz Do” şehri kurulmaya başlamış ve 1960’ların sonundaki ekonomik kalkınma sonucunda şehir hızla gelişmiştir.

Arjantin-Brezilya sınırını oluşturan Iguaçu nehri: falls bölümünde 1200 metre genişliğe ulaşır ve Şeytan boğazında 65 metrelik bir kanala gelir. Brezilya topraklarında şelalenin toplam genişliği yaklaşık 800 metredir. Arjantin tarafında ise 1900 metredir.

Düşme yüksekliği nehrin akışına bağlı olarak 40 ile 80 metre arasındadır. Nehrin ortalama debisi saniyede 500 metre küptür. Taşkın zamanlarında bu oran saniyede 8500 metre küpe kadar çıkmaktadır. Suyun en yoğun olduğu tarihler Ekim-Mart ayları arasındaki dönemdir.

19 ana düşme bölümü vardır. Bunların 5 tanesi Brezilya tarafındadır. 14 tanesi ise Arjantin tarafındadır. Düşme en iyi Brezilya tarafında gözlemlenmektedir.

Evet şelalelerin görülmesi için çeşitli turlar düzenlenmektedir. Bu şelaleler her yıl 1 milyon kişi tarafından ziyaret edilmektedir.
Burayı ziyarete gitmek isteyenler, yanlarında mutlaka yağmurluk ve yedek ayakkabı bulundurmalıdırlar.

Brezilya Foz do Falls Rappel
Brezilya Foz do Falls Rappel

 

Falls Rappel

Iguacu’da büyük bir macera yaşamak isteyenler için bunu denemek gerekir. Ziyaretçi: Iguazu nehri kenarında, Rappel Platformuna, ormanda maceralı bir yolculuk yapıyor. Bir iz boyunca, askıda köprüde yürünüyor.

55 metre tırmanış var. Adrenalin dolu bu turu, kendisine güvenenlerin mutlaka denemesini öneririm. İpler ve emniyet ekipmanları gayet güvenlidir ve bir defada en fazla iki kişi için uygulanıyor. Süre yaklaşık 30 dakikadır.

Rahat kıyafetler ve ayakkabı giymek şarttır. Yaş aralığı var: 7 yaşından büyükler ve 1.30 cm den daha uzun boylular kullanabiliyor.

Brezilya Foz do Macuco Safari
Brezilya Foz do Macuco Safari

 

Macuco Safari

Bu safari turu, turistler tarafından yoğun olarak tercih edilir. Tur şelale yakınlarında büyük bir final ile heyecan dorukta sonuçlanıyor. Tur bu tur için yapılmış elektrikli araçlar tarafından çekilen vagonlar ile başlıyor ve biniş kapısına gidiliyor. Iguazu nehrinin sağ kıyısında bulunan bir platformdan botlara biniliyor. Video kameralar ve fotoğraf makinelerini korumak için plastik torbalar veriliyor.

3 km boyunca, 5 metrelik şişme botlarla yapılan yoğun ve güzel flora ile harmanlanmış nadir yerel fauna gözlemlemek mümkündür. Bu tekneler: 25 kişi kapasiteli ve her biri 150 bg motor ile donatılmıştır ve Iguazu nehrinin akıntısını yenmek için yalnızca kürek çekmek yeterli olmamaktadır.

Tekne birkaç dakika durdurulduğunda, yolcular manzaranın tadını çıkarır ve fotoğraf çekerler. Ayrıca, Arjantin tarafındaki şelale de görülebilir. Tekne bazalt kayalardan aşağıya sağır edici bir ses tonuyla düşen suların yani şelalenin bulunduğu yere yaklaştığında heyecan doruklara ulaşır.

Gezinin en heyecanlı kısmı buradadır. Tekne pilotu ustaca manevralar yaparak yolcuları bazen duş yaptırır ve şelaleye yaklaştıkça heyecanla gelen tepkiler artar, sonuç olarak yılın en az 8 aylık bölümündeki yaz sıcaklarında bu yolculuk gayet serinleticidir. Sırılsıklam giysiler ile, 3-4 duş sonrasında, 1.5 saatin ardından maceralı yolculuk biter.

Ayrıca, yine yolculuk boyunca yaban hayatını de izleyebilirsiniz. Ayrıca yüzyıllık ağaçlar ve orkideler ilgi çekiyor. Iguazu’ya ulaşmadan önce son 600 metre yürüyerek geçiliyor.
Farklı bir açıdan şelaleleri görmek isteyenler bu tura katılmalıdırlar.

 

Trilha Poço Preto

Park alanı içindeki bu 9 km lik tur: daha çok ekolojik özellikler taşır. Tur yalnız yürüyerek veya bisikletle yapılır. Ormanın panaromik manzarasına sahip 10 metre yükseklikteki sığınaktan geçilir ve bir asma köprü ile devam eder.

 

Trilha das Bananeiras

1.6 km.lik bu ekolojik tur: park alanı içindeki en güzel turlardandır. Yürüyerek veya özel jeeplerle, özel rehberler eşliğinde yapılır. Turda parkın fauna ve florasını görmek mümkündür. Ziyaretçiler su kuşlarını görürler, küçük lagünler gezilir.

 

Canion Iguaçu

Milli park alanı içindeki bu turda: Kanyon içinde halatlar ile ağaçlara tırmanma, Iguaçu nehrinde rafting, 55 metre yükseklikteki rappel ve Falls panaromik manzaralı büyük kaya duvarlara tırmanış gibi etkinlikleri düzenler. Tüm etkinliklerde profesyonel rehberler nezaret ederler.

 

Itaipu Binacional

Elektrik üretiminde dünyanın bu en büyük tesisini görmek için, panoramik manzaralı baraj turuna katılmak gerekir. Bu turda: karmaşık eko-müze, Biyolojik sığınma ve Astronomik Hub gibi yerler görülür.

Brezilya Foz do BARAJ VE  SANTRAL
Brezilya Foz do BARAJ VE  SANTRAL

 

BARAJ VE  SANTRAL

Itaipu Dam barajı: çok ihtişamlıdır ve Parana nehri üzerinde, şelalelere 38 km uzaklıktadır.

Dev barajın uzunluğu 7919 metre ve yüksekliği 196 metredir. Yükseklik 65 katlı bina yüksekliğine eşdeğerdir. Baraj inşaatında: Rio de Janeiro şehrindeki Maracana gibi 210 tane stadyum inşa edilebilecek kapasitede beton kullanılmıştır. (12.3 milyon metre küp) Kullanılan demir-çelik ile, Paris-Eyfel kulesinden 380 tane yapılabilirmiş.

1350 km karelik rezervuar: Brezilya ve Paraguay için elektrik üretir. Daha önce Brezilya tarafı harap bir alan iken, tarım uygulamaları ile rezervuar koruma alanına 20 milyondan fazla yerli ağaç fidanı dikilmiş ve böylece hidroelektrik sahasında dünyanın en büyük ağaçlandırma projesi başlatılmıştır.

Burası Brezilyalılar ve Paraguaylılar için gurur kaynağıdır, çünkü temiz, yenilenebilir enerji üretilmektedir.

Parana nehri üzerindeki bu baraj: enerji üretiminde dünyanın en büyük 20. hidroelektrik santralıdır. Burada üretilen enerjinin % 20’lik bölümü Brezilya ve % 80’lik bölümü Paraguay’da tüketilmektedir.

Hidroelektrik santrali, hem Brezilya ve hem de Paraguay tarafındadır ve 1977 yılından bu yana 16 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiştir. Özellikle baraj aydınlatması ilgi görmektedir. Baraj: kademeli reflektör ve lambalar ile aydınlatılır. Işıkları kontrast ve gece karanlığında, hidroelektrik santralı daha büyük görünür.

Buraya yapılan özel turda: panoramik manzaralarının görülmesine ilave olarak: barajı oluşturan görkemli beton mimarinin detaylarına daha yakından bakılmaktadır. 65 katlı binaya eşdeğer yükseklikten, saniyede 700.000 litre su aktığında: bulunduğunuz yerde bir titreşim hissedeceksiniz.

Elektrik üretim fabrikasının kontrol odasında: Brezilyalı ve Paraguaylı teknisyenler görülüyor. Buradaki bir türbinin yalnızca 2.5 milyon evin elektrik ihtiyacını karşıladığı söyleniyor.

 

Porto Katamaran

Itaipu barajının geniş göletindeki sakin sularda katamaran gemisi ile gezi düzenlenmektedir. Tur yaklaşık 1 saatten biraz fazla sürmektedir. Günde 4 gezi düzenlenmektedir. Cuma ve Cumartesi günleri, baraj aydınlatıldıktan sonra gece gezileri de düzenlenmektedir. 35 metre uzunluğundaki teknede, bir seferde en fazla 200 kişi yolcu olarak alınmaktadır.

Brezilya Foz do Biyolojik Sanctuary Bela Vista
Brezilya Foz do Biyolojik Sanctuary Bela Vista

 

Biyolojik Sanctuary Bela Vista

Burası 1970’lerde oluşturulmuş bir hayvan koruma ünitesidir ve rezervuarın biriken suları sonucunda hayvanlar için bir ev/yaşama ortamı sağlanmaya çalışılmıştır.
Burası: yabani hayvanların üreteme ortamı ve orman türleri fide üretimi çalışmaları dahil, flora ve fauna çalışmaları merkezidir.

Yemyeşil orman boyunca, burada 2 km lik yürüyüş yolunda yürüyüş yapabilirsiniz. Yürüyüş yaklaşık 2 saat sürer ama uygun ayakkabı giymeniz önerilir.

Burayı ziyaret ederseniz Itaipu gölünün oluşumundan beri, burada korunan birçok hayvanı görebilirsiniz. Ayrıca 950’den fazla bitki türü de görülür. Hayvanlar arasında bulunanlar: timsah, atmaca, kral akbaba, rakun, kırmızı papağan, kaplumbağa, baykuş, yılan ve çeşitli maymun türleridir. Bir cam duvarın ardından jaguarları da görebilirsiniz.

26 metre yükseklikte, 3.5 metre çapında ve yaklaşık 300 yaşında olan Angico ağaçları ilgi çekmektedir.

Brezilya Foz do Eko Müze

 

Eko Müze

Itaipu Hidroelektrik santralı ve bölgedeki tüm tarihi ve ekolojisi bu müzede yansıtılmaktadır.
Müze sergileri, ziyaretçileri hem heyecanlandırmak ve hem de bilgilendirmek için düzenlenmektedir ve sürekli yenilenmektedir. Müzede dünya ile ilgili arkeolojik ve paleontolojik sahnelere ait görüntüler bulunur.

Müze gezisinde, ziyaretçiler tur süresince, çevrenin korunması için Itaipu tarafından tasarlanan projeler ve santralın nasıl çevreye duyarlı inşa edildiğine şahit olacaklardır. Ayrıca yine burada santraldeki türbinlerden birinin ekseninin kopyası bulunur.

Ayrıca yine müze içinde, Itaipu gölü ve havzanın büyük ölçekli modeli üzerindeki cam panoda yürüyebilirsiniz. Brezilya ve Paraguay ülkelerini birbirine bağlayan yerli kültürünün tarihini öğrenebilirsiniz ve yine burada çağdaş sanat sergileri düzenlenmektedir.

Brezilya Foz do Astronomi Hub

 

Astronomi Hub

Itaipu Santralı Tourist Complex alanında “Karadağ Filho Astronomi Gözlemevi” bulunmaktadır. Burada: takımyıldızları ve gezegenleri gözlemlemek mümkündür. Burada: bir teknoloji parkı, Astronomi gözlemevi ve planetaryum bulunmaktadır. Gözlemevine 10 dakikalık bir yolculukla ulaşılıyor.

Tura seans başına 73 kişi alınmaktadır.

Planetaryum’da: 11 metre çapında ve 8 metre yüksekliğindeki kubbede, sanal gökyüzü gözlemlenmektedir. Projeksiyon ile gözlemci yani ziyaretçilere gökyüzü simüle edilmektedir. Yani gökyüzü yansıtılmaktadır. Işıklar kapatılır ve projeksiyon ile kubbedeki ekranda sanal gökyüzü oluşturulmaktadır.

Müzede: meteorların parçaları, uzay sondaları kopyaları, gezegenlerin küreler ve astronomi prototipleri ve teleskopları görmek mümkündür.

Brezilya Foz do Elektrikli Araç Test Sürüşü

 

Elektrikli Araç Test Sürüşü

Itaipu Fabrikası bünyesinde üretilen temiz ve sessiz olan bu prototip elektrikli araç: tüm teknolojiyi tanımak açısından ziyaretçilere kullandırılmaktadır. Bu tur yaklaşık 20 km dir ve fabrika yolunda atılır. Bir eğitmen tarafından eskort hizmeti verilir, 1 sürücü ve 2 misafir araca binebilir.

Brezilya Foz do Şeytan Boğazı
Brezilya Foz do Şeytan Boğazı
Brezilya Foz do Şeytan Boğazı

 

Şeytan Boğazı

Evet, Iguaçu nehri: falls bölümünde 1200 metre genişlikte iken, burada 65 metrelik bir kanalda akar.
Burası hem yolları hem de heyecan verici görüntüsü ile öne çıkmaktadır. Şelaleler içinde en fazla düşüş yüksekliği buradadır ve 97 metredir. Yani burası bölgenin en etkileyici yeridir.

Brezilya Foz do Kuş Parkı
Brezilya Foz do Kuş Parkı

 

Kuş Parkı

Kuş Parkı: Iguazu Milli Parkı girişinde, Iguazu Falls yakınlarında, dünyanın en cazip yerlerinden birinde yer almaktadır. Subtropikal ormanlar ile uyumlu yapılan kuş kafeslerinde uçan nadir ve renkli kuşları hayranlıkla izlemek mümkündür.

Park 1994 yılında Dennis ve Anna Croukamp tarafından düzenlenmiş ve günümüzde 1400 metrelik yürüyüş yolu boyunca 150 farklı türden, 900’ün üzerinde kuş görmek mümkündür. Bu 1400 metrelik parkur üzerinde: kuşlar alanı, sürüngenler alanı ve kelebek bahçesi görülür.

Pantanal bölümünde, kuşlarla ziyaretçiler yakın olmaktadırlar ve bu bölümde fotoğraf çektirmelisiniz. Aviary ve Afrika Savana bölümlerinde: egzotik renkleri ve nadir türleriyle kuşlar, ziyaretçilerin hayranlığına neden olurlar. Olağanüstü kuşlar yanında, park alanında yılan, kertenkele ve kelebeklerin bulunduğu bölümler de ziyaretçiler tarafından ilgi görmektedir. Tek kural, park alanı içinde dolaşırken sakince dolaşmak ve kuşları ürkütmemektir. Özellikle papağanlar ilgi çekiyor.

Ayrıca park alanında bazı türlerin üremeleri için çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Flamingo kuş kafesleri: aynalarla kaplanmıştır. Çünkü: bu kuşa, nüfusunun çok büyük olduğu izlenimi verilmek istenilmektedir. Flamingolar: büyük sürüler halindeyken üremeyi tercih ederler. Burada birey sayısı az olduğundan, aynalarla kuşlar kendilerini büyük sürüler arasında hissederler.

 

Dostluk Köprüsü

Buradan Paraguay ülkesinin Ciudal del Este şehrine geçebilirsiniz. Bu şehirdeki alışveriş mekanlarında özellikle içecek ve parfüm ucuzdur.

 

Three Landmarks

Brezilya, Paraguay ve Arjantin sınırında bulunan bu anıt, 20 Temmuz 1903 tarihinde açılmıştır. Bir eşkenar üçgen şeklindeki dikilitaş , yeşil-sarı ve ulusal renklerle yani her ülkenin işaretleri ve bayrakları renklerine boyanmıştır. Anıtın bulunduğu yerden: Parana nehri ve üç komşu ülkenin bazı muhteşem manzaralarını izlemek mümkündür.

Brezilya Foz do Foz Budist Tapınağı
Brezilya Foz do Foz Budist Tapınağı

 

Foz Budist Tapınağı

Parana nehri kıyısındadır ve Iguazu üçlü sınırında Çin toplumu tarafından inşa edilmiştir. Tapınak 50 hektarlık geniş bir alana yayılır ve Latin Amerika’daki Budist çalışma ve meditasyon için en büyük merkezlerden birisi olarak kabul edilir. Tapınakta 7 metre boyundaki Buda heykeli ilgi çekmektedir. Bina 2 katlıdır. Tapınakla uyumlu olarak park alanında çeşitli heykeller bulunmaktadır.

Brezilya Foz do Burtoni Müzesi

Burtoni Müzesi

Tur: 40 yolcu kapasiteli Iguaçu Explorer yatı ile başlar. Yat: kapalı kabinli ve güvertelidir. Tekne: Burtoni Müzesine ulaşmak için Parana nehri üzerinde 40 dakikalık bir yolculuk yapar.

Müzeye geldiğinizde: İsviçreli bilim adamı Moises Burtoni’nin yaşamı ve çalışmalarını yaptığı iki büyük ahşap ev göreceksiniz. Moises Burtoni: 19. yüzyıl Avrupa siyasi ve sosyal ortamında, 1857-1929 yılları arasında yaşamıştır.

Bu yaşamında, ünlü İsviçreli araştırmacı, Arjantin’e taşınır ve daha sonra botanikçi hayatının en güzel anlarını burada yaşamış ve çalışmalarını ölümsüzleştirmiştir. Kendisi: botanik, Etnografya ve Guarani dili üzerine ve ayrıca zooloji, entomoloji, meteoroloji, tarım ve biyoloji alanlarında önemli çalışmalar yapmış ve başarılar kazanmıştır.

Evet, bu evlerde, sayısız kitap, bilimsel nesneler ve Moises Bertoni’nin eserleri sergilenmektedir. Bölgede ise egzotik bitkiler görülür. Buna ek olarak: Burtoni aile mezarlığı ve sitenin çevresinde yaşayan kabileler tarafından yerli el sanatlarının satıldığı yerleri de ziyaret edebilirsiniz.

 

Ciudad Del Este Alışveriş Merkezi

Bölgeyi ziyaret eden Brezilyalı turistler özellikle Paraguay bölgesindeki bu alışveriş merkezine mutlaka uğramaktadırlar. Söylenenlere göre: burası Miami ve Honk Kong arkasından dünyanın üçüncü en işlek ticaret ve alışveriş merkezidir. Brezilyalı turistler Paraguay’dan 300 dolarlık vergisiz alışveriş yapabiliyorlar.

Alışveriş bu tutarı aşıyorsa, vergi ödemek zorunda kalıyorlar.

Evet burası ülkenin alışveriş cenneti olarak kabul edilir. Alışveriş merkezi “Ciudad del Est” girişinde bulunmaktadır ve erişim kolaydır. Burada: elektronik, bilgisayar oyunları, kozmetik, spor ve balıkçılık, oyuncak, çanta, aksesuar ve giysi satan mağazalar, Del Este Mall restoran ve Casino bulunmaktadır.

Del Este Mall ile Iguaza arasında ücretsiz servis bulunuyor. Şehir merkezinden farklı otellerden toplanan yolcular bu ücretsiz servis ile buraya götürülüyorlar.

Brezilya Foz do Duty Free Shop
Brezilya Foz do Duty Free Shop

 

Duty Free Shop

Burası Brezilya ve Arjantin’i birleştiren “Kardeşlik Köprüsü” yanında, serbest bölgededir. Bütün mallar ve ürünler: Brezilya’da satılanlardan daha ucuzdur çünkü vergiden muaftır.

Buradaki dükkanlarda: giysi, bavullar, kozmetik, parfümeri, oyuncak, çikolata, içecek ve pazarda elektronik ürünlerin en iyi markalarını bulup satın alabilirsiniz.

Ayrıca: zeytin, yağ ve peynir gibi ülkenin geleneksel mallarının satıldığı dükkanlar bulunur. Ama buranın en önemli ve popüler ürünleri, Arjantin şaraplarıdır. Alışveriş yaparken, klimalı ortamda, konfor, güvenlik ve huzur hakimdir.

Brezilya Foz do Su Parkı

Su Parkı

Yüksek yaz sıcaklarında, burası turistler için dinlenme ve eğlence noktasıdır. Acquamania Su parkı: 1992 yılında açılmıştır. 20 bin metre karelik alana yapılmıştır. Alanda 7 havuz bulunmaktadır. Havuzlar her yaş için adrenalin dolu eğlenceler sunmaktadır. Kaydıraklar 22 metre ile 200 metre arasındaki uzunluktadır.

Brezilya Rio da Janairo

Amerika, Brezilya, Salvador

 

Meksika Guanajuato

Meksika Guanajuato

 

Burası yerli dilinde “Kurbağalar Yatağı” anlamına gelmektedir. Yerliler bölgeye ilk geldiklerinde, bataklığa benzeyen zemini beğenmeyip “burada ancak kurbağalar yaşar” demişlerdir. Şehir başkent Mexico City şehrine otobüsle 5 saat uzaklıktadır.

1552 yılında İspanyol komutan Juan de Jaso; Guanajuato bölgesinde gümüş yataklarına rastlamıştır. 16. ve 17. yüzyıllarda İspanyollar bu kasabaya akın edince nüfus hızla artmıştır. Katolik kilisesinin gönderdiği papazlar, kasabalarda aralarında San Cayetano gibi görkemli yapıların bulunduğu 15’e yakın kilise ve manastır inşa etmişlerdir.

18. yüzyılda bölgedeki Valenciana madeni tek başına dünyanın gümüş üretiminin üçte ikisini sağlamıştır.

Daha sonra kasaba çevresinde altın, bakır, kurşun ve civa yatakları da bulununca, yerel halk bu gelişmelerden öyle memnun olmuş ki, mevcut refahları bozulmasın diye ülkelerinin bağımsızlık savaşına bile destek vermemiştir.

Meksika Guanajuato

 

Guanajuato bu bölgenin en güzel yerleşim yeridir. Kasaba, sinema yapımcılarının da dikkatini çekmiştir. 2003 yılında gösterime giren: Antonio Banderas ve Salma Hayek’li “Bir zamanlar Meksika’da” filmi burada çekilmiştir.

Birçok sokak trafiğe kapalıdır. Şehrin, biri gidiş biri geliş olmak üzere sadece iki ana caddesi vardır.

Guanajuato nehrini takip eden bu caddelerden biri yeraltındadır. Sokaklar küçük geçitlerle birbirine bağlanmıştır.

Bunların en ünlüsü yalnızca 68 cm genişliğindeki Öpücük geçididir. Zamanında iki aşık, geçidin iki yanındaki evlerinin balkonuna çıkar ve burada öpüşürlermiş.

Efsaneye göre: burada öpüşen çiftler 7 yıl mutlu olmayı garantiliyorlarmış. Guanajuato’nun rengarenk çiçeklerle dolu küçük, şirin meydanında gezinmek çok keyiflidir.

Şehir yıllık Cervantino Festivaline ev sahipliği yapmaktadır.

Şehir 1988 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Meksika Guanajuato

 

GEZİLECEK YERLER

Meksika Guanajuato San Cavetano Kilisesi

 

San Cayetano Kilisesi-Iglesia de San Cayetano

Bu dini yapı “La Valenciana” gümüş madeni girişine yakın “La Valenciana” köyündeki (bir zamanlar bu köyde 20.000 kişi yaşıyormuş) en etkileyici yapılardan birisidir.

Yapı 18. yüzyıla tarihlenmektedir. Şehir manzaralı bir tepenin üzerinde durmaktadır. Sömürge döneminde La Valenciana gümüş madeninin büyük zenginliğinin bir anıtı olarak durmaktadır.

Kilise: La Valenciana gümüş madeninin orijinal sahibi tarafından inşa ettirilmiştir. İnşaatına 1765 yılında başlanmış ve gümüş madenlerinden gelen kar ile finanse edilmiş ve 1788 yılında tamamlanmıştır.

Yapıda “cantera rosa” olarak bilinen yerel bir pembe taş kullanılmıştır. Cephe Meksika barok tarzında oyulmuş ve yan taraflar neo medejar tarzı kemerlerle süslenmiştir.

Kilise bitmiş denilse de, sağ tarafındaki ikinci çan kulesi ve saati eksiktir. Ama özellikle kilisenin içinde 18. ve 19. yüzyıla ait muhteşem güzellikler görmek mümkündür.

Günümüzde burası Guanajuato Üniversitesi Sanat Okuluna ev sahipliği yapmaktadır ve burada müzik odaklı farklı etkinlikler düzenlenmektedir.

Meksika Guanajuato Kıss Allev

 

Kıss Alley-Callejon del Beso

Eğer eşiniz veya sevgilinizle romantik bir zaman geçirmek istiyorsanız “Kiss Alley” denilen “Callejon del Beso” sokağına gitmelisiniz. Bu sokak: Alley Plaza de los Angeles yakınındadır. Burası iki genç sevgilinin dramatik bir hikayesine tanıklık etmesiyle tanınır.

Buradaki dar bir sokakta iki balkon bulunmaktadır. Bu balkonlardan birine çıkıp öpüştüğünüzde, yörenin yerlileri küçük bir ücret karşılığında fotoğrafınızı çekerler. Öte yandan bu geleneği yaparsanız, 7 yıl boyunca kötü şansın sizden uzak kalacağı söyleniyor.

Evet burası hakkında anlatılan efsaneyi de bilmelisiniz: Dona Carmen: inatçı ve öfkeli bir babanın tek kızıdır. Dona Carmen: evlerine yakın bir kilisede Don Luis ile tanışır ve birbirlerine aşık olurlar.

Ancak babası, azalan serveti nedeniyle Dona Carmen’i zengin ve soylu bir İspanyol ile evlendirmek ister. Evlenmediği takdirde kendisini kilitli bir manastırda tecrite göndermekle tehdit eder.

Dona Carmen ve arkadaşı Dona Brigida ağlarlar ve birlikte dua ederler. Daha sonra Dona Brigida: Don Luis ile arasında mesaj alıp götürmeye başlar. Dona Carmen: evindeki bir pencereden dışarı eğildiğinde karşı taraftaki duvara dokunabilmektedir.

Yani ev mümkün olduğu kadar dar bir sokaktadır. Bunun üzerine, sokağın diğer tarafındaki ev: genç sevgili fakir madenci Don Louis tarafından alınır. Böylece iki genç sevgilinin konuşmaları mümkün olacaktır.

Don Luis: o evin sahibi öğrenir ve evi satın alır. Evin balkonuna çıkıp, Dona Carmen hayalleriyle yaşamaya başlar. Dona Carmen de buna çok sevinir çünkü hayallerindeki adam çok yakındadır.

Bu iki aşığın konuşmaya başlamasının üstünden birkaç dakika geçmiştir ki, odanın arkasından Dona Carmen babasının bağırmalarını duyar. Arkadaşı Dona Brigida, babasının odaya girmesini engellemeye çalışsa da başaramaz ve babası Dona Brigida’yı iterek odaya girer ve hançeriyle tek bir darbede Dona Carmen’i öldürür.

Don Luis: sessizlik içinde şok olur. Dona Carmen’in tuttuğu eli yavaş yavaş soğur ve Don Luis: bu pürüzsüz, soluk ve cansız sevgilisine bir öpücük bırakır. Evet tam bu nokta: günümüzde “Kiss Alley” olarak bilinmektedir.

İki evin iki balkonu arasındaki mesafe, yalnızca 69 cm. dir. Don Luis: bu ayrılık sonrasında “La Valenciana” madeninde intihar etti.

Meksika Guanajuato Don Kişot Müzesi

 

Don Kişot Müzesi-Museo Iconografico del Quijote

Burası Allende Plazada Don Kişot ve onun yaratıcısı Sancho Panza’ya adanmış bir müzedir. 1987 yılının sonlarında açılan müzede 17 oda ve avlularda: Salvador Dali, Jose Guadalupe Posada gibi sanatçıların resim, baskı, heykeller ve el sanatlarını kapsayan 800 parça eser sergilenmektedir.

Öte yandan bu eşsiz koleksiyonda Don Kişot figürleri ilgi çekmektedir. Ayrıca: Honore Daumier, Pablo Picasso ve Miguel de Cervantes Savedra gibi sanatçıların eserlerine isimlerini veren kahramanların figürleri de bulunmaktadır.

Meksika Guanajuato Yer altı Sokağı

Yer altı Sokağı

Burası da şehirde kaçırılmaması gereken bir yerdir. Calle Miguel Hidalgo olarak bilinen, şehrin içinde çalışan eski bir nehir alanıdır. Günümüzde ise şehir trafiğini hafifletmek için kanal yol olarak inşa edilmiştir.

Meksika Guanajuato Plaza Mayor

Plaza Mayor-La Paz

Burası şehrin merkezinde, şehrin en güzel binalarıyla çevrili, yarı üçgen kare bir meydandır. Meydanda bulunan bronz anıt, mermer ocağı bazlı ve kurtuluş savaşının sonunu anmak için yapılmıştır. Anıt Başkan Porfirio Diaz tarafından 27 Ekim 1903 tarihinde açılmıştır.

Meksika Guanajuato Teatro Juarez

Teatro Juarez

Bu yapı 1872-1903 yılları arasında inşa edilmiş ve Meksika’nın en güzel tiyatrolarından birisidir. Tiyatro Başkan Diaz tarafından 27 Ekim 1903 tarihinde açılmıştır. Özellikle: 8 tane Roma Dor sütunları ilgi çekmektedir. Konumları arasında bir art nouveau fuaye bulunmaktadır.

Meksika Guanajuato Hidalgo Pazar

Hidalgo Pazar

Burası da Başkan Diaz tarafından 1910 yılında açılmıştır. Onun cephesi yöreye özgü pembe taştır. İnce demir kulesinin tepesinde dört yüzlü bir saat bulunur. Metal kubbede 30 pencere bulunur ve 35 metre genişliğinde ve 70 metre uzunluğundadır. Burada özellikle yöresel tatlılar ve el sanatları satın alabilirsiniz.

 

Mumya Müzesi-Museo de los Momias

Şehre gelen turistlerin ilk uğrak yerlerden birisidir.
19. yüzyılda şehirde uygulanan bir mezarlık vergisi varmış. Her mezar için yıllık vergi ödeniyormuş. Eğer ölünün yakınları bu vergiyi ödemezse, mezar yeri hakkını kaybeder ve merhumun naşı mezarından çıkarılırmış.

Sonunda, kimse bu vergiyi ödemeye yanaşmayınca gömülenlerin % 90’ının mezarları Belediye tarafından boşaltılmıştır. Bu arada 1833 yılında Guanajuato’da kolera salgını baş göstermiştir. Ölüler, salgın yayılmasın diye aceleyle gömülmüştür. Salgında ölenlerin yakınları mezarlık vergisini ödemeyince mezarlar açılmış ve bazı ölülerin bedenlerinin bozulmadan kaldığı fark edilmiştir.

Bölgenin kuru havası ve topraktaki mineraller bir nevi doğal mumyalama işlevi görmüştür. 1865 yılında Santa Paula mezarlığında yatan ilk mumyalanmış vücut ayıklanır ve yüzden fazla beden mezarlıktan alınıp sergilenmeye başlamış ve böylece 1865 yılında Mumya Müzesi resmen açılmıştır.

Ölülerin açıkça sergileniyor oluşu ürkütücülüğü bir yana, mumyaların yüzünde de korkunç ifadeler vardır. Mezarlar boşaltıldığında, mumyaların yüz ifadelerinden salgının yayılmasını engellemek isterlerken merhumların bazılarının diri diri gömüldüğü anlaşılmıştır.

Alman yönetmen Werner Herzog, bu mumya görüntülerini “Vampir Nosferatu” filminde kullanmıştır.

Ölülerin bedenlerinin bu şekilde sergilenmesinin etik olup olmadığı sorusu, yıllık bir milyona yakın ziyaretçi sayısı göz önüne alınınca boşlukta kalmıyor olabilir. Müzenin, kasabanın turizm bütçesine katkısı yadsınamaz.

Mumyalar bu müzede camlar arkasında, vitrin benzeri yerlerde sergileniyor. Kimisinin üzerinde halen yırtık pırtık elbiseleri duruyor, kimisinde ise sadece çorapları vardır.

Meksika Guanajuato Hidalgo Pazar

Müze turunun sonunda, asıl etkileyici sahneye tanık oluyorsunuz. “Dünyanın en küçük mumyası” etiketiyle sergilenen altı aylık cenin.

Sezaryan sırasında annesiyle birlikte ölmüş, bedeni şu an neon ışıklar altında sergileniyor. Yapılan araştırmalara göre kadının ölüm yaşının 40 olduğu yani 19. yüzyılda anne olmak için çok fazla yaşlı olduğu düşünülüyor.

Böyle ileri bir yaşta gebelikte gerekli besinleri alamadığı ve o nedenle kötü beslenme yüzünden öldüğü veya aynı dönemde bir kötü kadın (fahişe) olduğu düşünülüyor. Bu dünyanın en küçük mumyası, başlangıçta annesinin kollarında sergilendi, şimdi ise ayrı sergileniyor. 5 yada 6 aylık bir gebelik sürecinde olduğu düşünülüyor. Muhtemelen ölü doğmuş ya da doğum sırasında ölmüş olabilir.

Müzeye gelen bazı anne-babaların yanlarında çocuklarını da getirmeleri bence bu görüntüler nedeniyle hiç hoş olmuyor.

Meksika Guanajuato Ölüler Günü

Dia de los Muertos-Ölüler Günü

Nobel ödüllü Meksikalı yazar Octavio Paz: yurttaşlarının ölüme yaklaşımlarını şöyle değerlendirir “Meksikalılar için ölüm bilindik bir şeydir.

Ölümün şakasını yapar, onu kucaklar ve hatta onu kutlarlar. Doğrudur, onlar da herkes gibi ölümü ancak en azından ölümle yüzleşince bilirler. Ölümü bazen küçümserler”

Octavia Paz “Meksikalılar ölümü kutlar” derken aslında mecazi anlamda söylemiyor.
Meksikada 28 Ekim tarihinde “Ölüler Günü” kutlamaları, resmi tatil ilan edilen 2 Kasım’a kadar sürüyor. 2 Kasım’da: ölülerin ruhlarının ilahi izinle dünyaya indiğine inanılıyor.

Böylece merhum, arkadaş ve akrabalarını ziyaret etme, dünya zevklerini yılda bir kez de olsa tatma olanağı buluyorlar. Angelito denen küçük meleklerin, yani bebeklerin ve çocukların ruhlarıysa büyüklerden bir gün önce, 31 Ekim gecesi iniyor ve ertesi günü ailesiyle birlikte geçiriyor.

Ölüler günü öncesinde mezarlıklar çiçeklerle süsleniyor. O sabah aileler, yitirdikleri yakınlarının mezarlarını ellerinde mumlar, kadife çiçekleri, içecek ve yiyeceklerle ziyaret ediyorlar. Çocuk mezarlarına oyuncaklar, büyüklerinkine ise tekila şişeleriyle gidiliyor. Ruh mezarını bulabilsin diye ağır kokulu tütsüler yakılıyor.

Ardından mezarın yanına piknik örtüleri seriliyor ve merhumun sevdiği yiyecekleri hep birlikte yiyorlar. Ölüm yakın zamanda gerçekleşmiş ise, aileler bazen mezarlığa arkalarında müzisyenlerle birlikte geliyorlar ve yakınlarının sevdiği parçaları çaldırıyorlar.

Ruh önce mezarlığa sonra da eve geliyor. Azteklerin ölülerini hatırlamak için yetiştirdikleri sarı/turuncu renkli kadife çiçekleri, ruhun evi bulmasına yardımcı oluyor. Evde “ofrendas” denen sunaklar, yani üzeri delikli, renkli kağıt örtülerle kaplı küçük masalar ruhun gelmesini bekliyor.

Sunakların üzerinde merhumun resimleri, mumlar, tütsüler ve bu güne özel yapılan tatlımsı “pan de muertos” (ölü ekmeği) bulunuyor.

Bunların yanında, yine merhumun sevdiği yiyecekler ve şekerden yapılan, alnına merhumun isminin yazıldığı bir kurukafa var. Ruh eve gelince bu yiyeceklerin özünü ve aromasını alıyor. Ruh evi terk edince bu yiyecekler ve şekerden kurukafa, akrabalar, arkadaşlar ve komşular arasında paylaşılarak yeniliyor.

Kurukafa geleneği ise, Azteklerden geliyor. Aztekler ve diğer Mezoamerika toplumları, esirlerin kafataslarını zaferlerinin sembolü olarak saklar, törenlerinde sergilerlermiş. İnanışlara göre kurukafa ölümü ve yeniden doğuşu simgeliyor.

Yaşamın sadece bir rüya olduğuna, ancak öldükten sonra bu rüyadan uyanıldığına inanan Aztekler ölümü bir son gibi görmezlermiş.

İspanyol işgalciler bu törenleri Katolik inanışına saygısızlık diye nitelendirerek barbar dedikleri yerlileri bu geleneklerinden vazgeçirmek için çok çabalamışlardır.

Çabaları sonuçsuz kalınca da bu törenleri biraz olsun Hıristiyan dinine uygun formata sokabilmek amacıyla “Ölüler günü” tarihini kendi Azizler Günüyle çakışacak şekilde değiştirmişlerdir.

Daha önceleri Azteklerin güneş takvimine göre, Ölüler Günü Ağustos başında kutlanıyormuş.

Ölüler günü gecesinde aileler yakınlarının ruhlarıyla yine mezarlıkta buluşuyor.Ruhları dansa davet etmek için mezarlığın girişindeki çanlar çalınıyor. Azteklerin güneşe hürmet danslarının bir benzeri olan The Danza de los Viejitos’ta (Yaşlı adamın dansı) hep beraber dans ediliyor.

Daha sonra kadınlar ve çocuklar karanlıkta ellerinde mumlarla yakınlarının mezarlarını buluyorlar. Dua ve ilahiler söylemeye ölen yakınlarının sonsuz huzura kavuşması için Tanrıya yakarmaya başlıyorlar. Erkeklerse sessizce olup biteni izliyorlar.

Sosyologlar, Meksikalıların bu geleneklerine halen sıkı sıkıya bağlı kalmalarını ve ölülerine yas tutmaktansa insanoğlunun varoluşunun devamını kutlamayı yeğlemelerini Meksika’nın fırtınalı geçmişiyle açıklıyorlar.

İspanyol işgalcilerin yerli katliamları ve kanlı Meksika Devriminin yanı sıra son dönemdeki kartellerin yarattığı şiddet, ister istemez “doğal olmayan ölümlerle yüzleşmeyi gerektiriyor.

Meksikalı entelektüellerin devrim sonrasında ölüm kavramını sürekli işlemeleri, bu konunun insanların zihninde iyice yer etmesine yol açmış. Diego Rivere bir konuşmasında bu konuyla ilgili olarak şöyle söyler “Bir bakın atölyeme. Her yerde ölümü göreceksiniz. Her boyutta ve her renkte ölümü”

Meksika Guanajuato Diego Rivera

Diego Rivera-Museo Casa Diego Rivera

Mumya müzesini gezdikten sonra Diego Rivera’nın müzeye dönüştürülen evine gitmelisiniz.
Diego ve ikiz kardeşi 1886 yılında bu evde doğmuştur. Anneleri doğum sırasında komaya girince öldü sanılmış.

Neyse ki, bir hizmetli nefes aldığını fark etmiş de kadıncağız canlı canlı tabuta konmaktan kurtulmuştur. Bir sene sonra Diego ikiz kardeşini kaybetmiş ve tek çocuk olarak büyümüştür.

Daha küçük bir çocukken ilk sergisini açan Diego aldığı bursla Madrid’e gitmiş, Avrupa’nın çeşitli ülkelerini dolaştıktan sonra, 1911 yılında Paris’e yerleşmiştir. Burada Cezanne’dan çok etkilenmiş kübizme yönelmiştir.

Meksika’ya döndükten sonra duvar resimleri yapmaya başlayan Diego 1929 yılında, Frida Kahlo ile evlendiği yıl, Meksika komünist partisiyle ters düşerek partiden atılmıştır.

Komünist parti, Diego’nun devletin hizmetinde çalışmasını kabul edilemez bulmuş. Diego devletten aldığı maaşla yetinemeyince Frida’yı da alarak Amerika’ya taşınmıştır. Detroit şehrinde çalışırken Rockefeller’in daveti üzerine New York şehrine gitmiş ve yeni RCA binasında devasa bir duvar resmi yapmaya başlamıştır.

İlk yaptığı işlerden biri Moskova’daki 1 Mayıs kutlamalarını resmetmek olunca, Rockefeller bu konuda rahatsız olduğunu söylemiştir. Bunun üzerine bir de Lenin’in portresini eklemesi, Diego’nun çok geçmeden işten kovulmasına neden olmuştur. Frida ile birlikte 1934 yılında Meksika’ya dönmek zorunda kalmıştır.

Yaptığı fresklere siyasi görüşlerini yansıtan Diego halk arasında politik bir lider gibi saygınlık kazanmıştır. Meksika tarih ve geleneklerini, toprak, çiftçi ve işçileri resmettiği canlı renklere sahip eserleri, Diego’yu sadece Meksika’nın değil, dünyanın 20. yüzyıldaki en büyük sanatçılarından biri yapmıştır.

Bugün birçok Meksikalı Diego’nun Frida’dan daha büyük bir sanatçı olduğunu düşünüyor ve onun haksız bir biçimde Frida’nın gölgesinde kaldığını iddia ediyorlar.

1954 yılında Frida’yı kaybettiğinde Diego yıkılmış “Artık söylemek için çok geç ama anladım ki hayatımdaki en harika şey Frida’ya olan aşkımdı”.

Frida’nın ölümünden bir yıl sonra: kendisine kanser teşhisi konmuştur. Diego’nun 1957 yılında kalp rahatsızlığından ölmeden önce, küllerinin Frida’nınkilerle karıştırılması vasiyetinde bulunmuş, bu vasiyeti devlet tarafından yerine getirilmemiş ve başkentteki Panteon Civil de Dolores mezarlığına gömülmüştür.

Bugün bu müzede, Diego’nun kişisel eşyalarının yanı sıra kübizm dönemi eserleri ve erken dönem çalışmaları görülebilir.

Meksika Mayalar ve Aztekler

Meksika Mayalar ve Aztekler

Meksika gezimize başlamadan önce: burada antik dönemde büyük uygarlık kuran ve bazı sırları hala keşfedilmemiş, İspanyol sömürgeciler tarafından yok edilmiş Maya ve Aztek kültürleri hakkında bazı bilgiler vermek istiyorum.

Zaten gezi süresince genellikle Meksika’da Maya ve Aztek kültürlerinin yoğun olduğu yerleri tercih ettim ve sizlere de buralar hakkında ayrıntılı bilgiler vereceğim, malüm benim sürekli okurlarım, özellikle tarihe ve tarihi yerlere meraklı olduğumu bilirler.

Meksika Mayalar ve Aztekler
Meksika Mayalar ve Aztekler

 

MAYA DÜNYASI

Mayalar, bugünkü Guatemala, Honduras, Belize ve Meksika’da yaklaşık 3000 yıl önce ortaya çıkmışlardır. Ancak özellikle Yucatan yarımadasında olmak üzere Meksika’nın güneydoğu bölgesinde, antik çağda, kayıtlı tarihin en gelişmiş kültürlerinden birini kurmuşlardır.

Mayalar: ayı, güneşi ve Venüs gezegenin hareketlerini gözlemleyerek bu göksel gözlemlerinde kendi matematik bilgilerini kullandılar, anıtlar oluşturdular.

Onlar: yıldızları ve dünyanın döngülerini, ayrıntılı mimari çizimler ve titiz matematik hesapları ile birleştirmişler ve yetenekli sanatçılar bunları yapılara dökmüşlerdir.

Antik çağda: Mayalar uzun boylu tapınaklar inşa ettiler ve tanrılarının yüzlerini heykellerde betimlediler. Onlarda yağmur suyunun korunması için sistemler vardı ve hatta suların taşmasını önlemek için uyumlu şehirler inşa ettiler.

Günlük yaşamlarını yönetmek için son derece hassas takvimler yaptılar. Tarım ve fennin sırlarını deşifre ettiler.

Öte yandan Mayalar çok yetenekli çiftçilerdi ve aynı zamanda birçok sofistike yazılı dil yaratmışlardır. Hatta bu dilin, Amerika’daki ilk yazılı dil olabileceği düşünülmektedir.

Mayalar aynı zamanda gelişmiş sosyal sınıf sistemini yarattılar ve kurdukları şehirler ağı üzerinde ticaret yaptılar. Matematikçiler, onların sayı sistemi konusunda uzman olduklarını ve sıfır kavramını onların yarattıklarını ileri sürmektedirler.

Güneydeki bu imparatorluk MÖ.900 yılında çöktü. Ancak niye çöktüğü sırdır. Bilginler: büyük olasılıkla hastalık, politik kargaşa, aşırı nüfus veya kuraklık etkenlerini bu çöküş için düşünmektedirler. Ancak güneydeki imparatorluk, özellikle Yucatan kuzeyinde, 16. yüzyılda İspanyol fatihler bölgeye gelene kadar gelişti.

Meksika Mayalar ve Aztekler

AZTEKLER

Aztekler 14. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar Meksika’nın kuzeyini kontrol altında tutmuşlardır. Asıl saltanatları ise 1427 yılında Tepaneklere karşı kazandıkları savaştan sonra başlamıştır. Mezoamerika’nın Meksika’dan Honduras’a kadar olan bölümüne yaklaşık 100 yıl hükmetmişlerdir. Farklı kültürlerden öğrendikleri tekniklerle “Tenochtitlan”ı, yani şu anki başkenti kurmuşlardır.

Şehrin içinde gerektiğinde caddeler yerine kanallar inşa edip kanoyla ulaşım yapılabilmesini sağlamışlardır. Öyle ki İspanyollar buraya ilk geldiklerinde, şehre Yeni Dünya’nın Venedik’i ismini vermişlerdir. Tenochtitlan: en kalabalık zamanında 200.000 nüfusa ulaşmış. O zamanlar Avrupa’da bile bu kadar büyük şehir yoktur.

Savaşmak Aztekler için günlük yaşamın bir parçası sayılır ve her erkek çocuğu okula gidip silah kullanmasını ve savaş tekniklerini öğrenir. Askerler öğrencileri savaşa götürüp onlara düşmanın nasıl esir alınacağını gösterir ve öğrenci ilk esirini aldığında erkekliğe adım atmış sayılırdı. Azteklerin sürekli savaşmalarının bir diğer nedeni de; düşman esir almak olduğu söyleniyor.

Azteklerin, en önemlisi güneş tanrısı olmak üzere bine yakın tanrısı vardır. Kendilerine verilen nimetler için bu tanrılara kurbanlar sunuyorlarmış ki bunlar da savaş esiri olurmuş. Eğer tanrılara kurban vermezlerse, o gün güneşin doğmayıp kıyametin kopacağını düşünürlermiş.

Dolayısıyla Aztekler yaşama nedenlerinin kopacak bu kıyameti geciktirmek olduğuna inanıyorlarmış.

Aztek din adamları: dillerini, el ve ayaklarını, hatta cinsel organlarını kanatarak tanrıları memnun ettiklerini düşünürlermiş. Aztekler’e göre, tanrıların en çok hoşuna gidecek şeyse, canlı insan kalbidir.

Dini törenlerde, uyuşturucu verilen kurban ellerinden kancalara asılıp tören platformuna çıkarılırmış. Burada kurban henüz canlı iken kalbi sökülür ve önce kalbi, sonra da tüm bedeni ateşe verilirmiş.

Aztek savaşçılar daha fazla esir alabilmek için, savaşta düşmanlarını mümkün olduğunca öldürmemeye, onları sadece dizlerinden yaralamaya çalışırlarmış. Kıtlık zamanlarında, tanrıların kendilerine çok kızdığını düşünüp 10.000 esiri birden öldürdükleri olurmuş.

Aztekler için yaşama biçimlerinden çok nasıl öldükleri önemlidir. Bir erkek savaştayken ya da bir kadın hamileyken ölürse, doğrudan güneş tanrısının yanına gidiyormuş.

Ölüm normal yollardan gerçekleşirse, bu çok kötü. İşte o zaman, yer altı dünyasında 9 hayat yaşadıktan sonra ölüler diyarına ulaşabiliyorlarmış.