Buraya ulaşmak için, Lizbon Campo Grande otobüs terminalinden, otobüse binmeniz gerekir.
Kasaba: orta-batı Portekiz’de bulunmaktadır. Atlantik okyanusuna 29 km uzaklıktadır. Bölgede: tarım ve ticaret önem kazanmaktadır. Ayrıca: kireçtaşı, bazalt, granit, mermer ve su mermeri yatakları bulunmaktadır.
Eşsiz ve kültürel bir doğal çeşitlilik sunmaktadır. Burada: ulusal avcılık faaliyetleri sürdürülmekte olup: geyik, alageyik, yaban domuzu avcılıkları yapılmaktadır. Sahil ise, su sporları için gayet uygundur. Portekiz ülkesinde, sörf yapmak isteyenler, burayı tercih ederler. Bölgenin “Ericeira” isimli limanı da ilgi çekmektedir.
Ama, Mafra denilince ilk akla gelen “Mafra Barok kraliyet sarayı” dır. Yani: Mafra bölgesini ziyaret ederseniz, burada, saraydan başka görecek bir şey yok, ama saray muhteşem ve ilginç, özellikle Brezilya’dan sömürge döneminde getirilen tonlarca altının nasıl kullanıldığının en büyük kanıtı olarak ziyaret için ilgi çekiyor.
Portekiz Lizbon MafraPortekiz Lizbon Mafra
Palacio Nacional de Convento de Mafra-Kraliyet Sarayı
Bu anıtsal saray: 1717 yılında, kral Joao V tarafından kızının doğumunu kutlamak için yaptırılmış ve içinde bir manastır ve bazilika bulunmaktadır. Zaten, buraya yaygın olarak “Mafra Manastırı” sarayı deniliyor.
Saray: manastır, kütüphane ve bazilika içeriyor. Burada: Portekiz’in Brezilya’yı sömürdüğü ve Brezilya’nın tonlarca altınının buraya taşındığı yıllarda yapılmış olması nedeniyle, muhteşem bir lüks hissedilmektedir. Evet, Salı günleri hariç her gün saat 10.00-16.30 arasında ziyarete açık olan saraya giriş ücreti 4 eurodur.
Bu abartılı saray yapısında: 45 bin erkek çalışmış ve birçok sanatçı, 7000 askerin işgücü nezaretinde, yurt dışından gelerek saraya sanatsal katkılarını sunmuşlardır. Bazilika ile birlikte yapının cephe uzunluğu 200 metredir.
Portekiz Lizbon MafraPortekiz Lizbon Mafra
Yapının inşaatına: 1717 yılında, Alman mimar Johann Friedrich Ludwig tarafından başlanılmış ve 1730 yılında bitirilmiştir. 1720 yılında, bölgeyi ziyaret eden Fransız elçisi: sarayın bitirilmesi için gerekli paranın bulunamadığını yazar, ancak Brezilya’nın zengin maden yataklarından ülkeye akan altın, 1730 yılında sarayın bitirilmesini sağlamıştır.
Yapının uzunluğu doğudan-batıya 213 metre, kuzeyden güneye 244 metredir.
Sarayın: 4500 kapısı, 2500 penceresi, 880 salonu ve odası, 154 merdiveni, 29 avlusu ve iki çan kulesi bulunur. Çan kulelerinin yüksekliği: 57 metredir. 18’nci yüzyılda, Belçika-Antwerp bölgesinde yapılan çan: dünyanın en büyüklerinden birisi olarak kabul edilir ve sesi, 24 km. uzaklıktan duyulmaktadır.
Sarayın merkezinde, iki çan kulesi ile çevrili bazilika bölümünün barok cephesi ve kenarlarındaki soğan kubbeleri ilgi çekmektedir. Portekiz ülkesinde Barom mimarinin dönüm noktasıdır.
Evet, burayı gezmek mümkündür. Rehberli turlarda, sarayın diğer ucunda, kubbeli bazilikadan 250 metre uzaklıktaki odası, görkemli barok kütüphanesi görülebiliyor. Abartılı odalarda: 18’nci yüzyıla ait mobilyalar ve tablolar görülüyor. En göz alıcı odalardan birinde, boynuzlar ve hayvan derisinden yapılan avizeler muhteşem güzelliktedir.
Kütüphane
Mafra manastırının doğu kanadında bulunan kütüphane bölümü ise: değerli mermer ve egzotik ahşap dekoru ile Avrupa’nın en iyilerinden birisidir. 83 metre uzunluğundaki ana oda: karmaşık ve uzunluğu ile dikkati çekmektedir. 1819 yılında, kütüphanede bulunan tüm kitapların başlıklarını içeren bir katalog hazırlanmıştır.
Burada: 1514 yılından kalma, üç dilde İncil, değerli el yazması eserler ve Yunanca Homer’in en eski sürümü de dahil olmak üzere, yaklaşık 35 bin kitap bulunduğu söyleniyor. Ayrıca: 16-17 ve 18’nci yüzyıla ait birçok kitap ve 41 harita bulunmaktadır. Ünlü Portekizli şair Luis de Camoes tarafından yazılan “Os Lusiadas” isimli eserin ilk baskısı da burada bulunmaktadır.
Evet, burayı mutlaka görmelisiniz.
Bazilika
Kraliyet bazilikası: burası aynı zamanda kaliteli pembe ve gri mermerler ile döşenmiş olarak dikkat çekmektedir. Burada: dünyanın en büyük kubbelerinden birinin bulunduğu söyleniyor. Bazilika içinde, 10 tane şapel bulunuyor.
Hastane-Eczane
Sarayın ziyarete açık diğer bölümlerinde görülebilenler ise: hastane, tuhaf tıp aletleri bulunan eczane, izleyici odası ve Chapterhouse bulunuyor.
Portekiz Lizbon MafraPortekiz Lizbon Mafra
Av Bahçesi
Sarayın arka kısmında ise, eski kraliyet av sahası vardır. Bu doğa parkı da ziyarete açıktır. Burada: domuz dahil olmak üzere bir kısım yaban hayatı hayvanı ve İber kurt koruma merkezi bulunmaktadır. Hatta: antika atlı arabaların bulunduğu küçük bir müze de görülüyor.
Kral: ülkeyi işgal eden Napolyon ve Fransız ordusundan kaçmak için: 1807 yılında Brezilya’ya kaçtı ve sarayın iç mobilyalarının büyük bölümü de, Brezilya’ya kaçırıldı.
Portekiz Lizbon Mafra
Joao V Heykeli
Jaoa V (1689-1750) sarayı yaptıran kraldır. Kendisi: Ekim 1708 tarihinde, Avusturya ile ittifakı güçlendirmek için: Avusturya kralı Leopold I’in kızı Mary Anne ile evlenmiştir. Saltanatı boyunca: din adamları ile iyi geçinmiş, en sadık kral olarak Portekiz tarihinde yerini almıştır.
Portekiz Lizbon Mafra
Malveira yel değirmenleri
Malveira, Mafra ilçesinin küçük bir köyüdür ve merkeze 8 km. uzaklıktadır. Bu köyde, tepede, yel değirmenleri görülmektedir.
Portekiz Lizbon Mafra
Igreja de Santo Andre
Bu küçük tapınak, Aziz Andreye adanmıştır. 13’ncü yüzyıldan k alma Romanesk-Gotik mimari özellikler taşımaktadır.
Dünyanın en eski şehirlerinden birisidir. Dünya üzerinde: üç din, yani Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Yahudilik için kutsal şehir olarak kabul edilir. Şehrin kelime anlamı, İbranice’de “Barış yeri” olarak geçmesine rağmen, maalesef bu şehirde barış hiçbir zaman olmamıştır. Bir anlamda: paylaşılamadığı için mi değerli, yoksa değerli olduğu için mi paylaşılamıyor?
Ağlama duvarında dua eden Musevileri izlerken, öte yandan, akşam ezanının okunduğunu duyabilir ve yine aynı anda, kiliseden çan seslerini işitebilirsiniz. Evet, bu şehri ziyaret ettiğinizde görsel ve işitsel olarak: kutsal bir beldede olmanın manevi atmosferini hissedeceksiniz.
Aynı zamanda: uluslar arası ortamda birçok ülkede kabul edilmemesine rağmen, günümüzde “İsrail” devletinin başkenti pozisyonundadır. (Birçok kişi, İsrail devletinin başkentinin “Tel-Aviv”olduğunu sanmaktadırlar.) Zaten yaklaşık 800 bin kişilik nüfusu ile de İsrail devletinin en büyük şehri olarak bilinir.
Şehir içinde inşaat yapmak isteyenler, şehrin genel görünümünü bozmayacak şekilde yapmak zorundadırlar. Böylece, Kudüs şehrinin tarihi havası, etkili bir şekilde korunuyor.
610 yılında, şehir, Müslümanlar tarafından “kıble” olarak kabul edilmiştir. Ayrıca: Hz.Muhammed’in, buradan “miraca” yükseldiği, elinin izini bıraktığı ve secde ettiğine inanılır.
Şehir, Yahudiler için de kutsaldır, çünkü: kutsal kitaplarına göre, İsrail kralı Davut, MÖ. Dönemlerde, Kudüs şehrini, Birleşik İsrail Krallığının başkenti olarak inşa etmiş ve ilk tapınakları, kralın oğlu Kral Süleyman tarafından, yine bu şehirde kurulmuştur. Ayrıca, dünyanın Kudüs’ten yaratılmaya başlandığına inanılır. Bu arada, Yahudiler bu şehirde başlarında “kipa” adı verilen bir tür başlıkla dolaşıyorlar.
Gerek Müslümanlar ve gerekse Yahudiler tarafından inanılan bir olay ise: “Kubbet-ül Sahra” içinde bulunan ve hacer-i muallak ismi verilen ilk taş üstünde, Hz.İbrahim’in oğlunu ( oğlunun ismi Yahudi inancında İshak, Müslüman inancında İsmail olarak bilinir) kurban etmek istediği taştır. Zaten: Filistinlilerin İsmail’den ve İsrailoğullarının ise İshak’tan geldiğine inanılır.
Gelelim Hıristiyanlara: İncil’e göre: İsa bu şehirde çarmıha gerilmiş ve 300 yıl sonra, Aziz Helena: İsa’nın hayatındaki haç noktalarının başlangıcı olarak burayı belirlemiştir.
Sonuç olarak: Eski Kudüs şehri: dini yönden, büyük öneme sahiptir. Yahudiler ve Hıristiyanlar tarafından inanılan “Eski Ahit” belgesinde, şehrin ismi yüzlerce kez geçmektedir. (600 kez) Bu konuda kısa bir bilgi vermek gerekirse: Hz. Davut’un Hz. Musa’ya gönderdiği “10 Emir” bulunan taş tabletlerin bulunduğu “Ahit Sandığı” bu şehre konulmuştur. Hz. Davut’un oğlu Süleyman’da: bu sandığı koymak için, şehirde, bir tapınak yaptırmıştır. (Büyük Tapınak)
Aslında: bu “Ahit Sandığı”: Müslümanların kutsal kitabı olan “Kuran-ı Kerim” de de geçmektedir. Bu sandıkta: taş levhalar, Tevrat’ın orijinal nüshası ve Musa’nın asasının bulunduğu söylenir. Müslüman inanışına göre: sandık “mehdi” tarafından ortaya çıkarılacaktır. Hıristiyan inanışına göre ise: sandık, tapınak ile birlikte yok olmuştur.
İsrail Kudüs Genel
COĞRAFİ KONUM
Akdeniz ve Ölü Deniz arasındadır. Konumunun yüksekliği nedeniyle, İsrail’in en serin yeridir. Yani, şehir Beyrut gibi tepeler üzerine kurulmuştur.
Şehrin deniz seviyesinden yüksekliği 760 metredir. Şehir: idari, dini, eğitim, kültür ve Pazar merkezidir. Kesme ve parlatılmış elmas, plastik, giyim ve ayakkabı ve elektronik baskı ve diğer ileri teknoloji sanayi gelişmiştir.
VİZE
İsrail devleti: lacivert yani umumi pasaport dışındaki pasaport sahiplerine vize uygulamıyor ve 3 aylık giriş izni veriyor. Yalnızca, uçakta, ülkeye girmeden önce, kalacağınız yer ve kişisel bilgileriniz konusunda bir kart dolduruyor ve bunu pasaport kontrolünde, pasaport kontrolü yapan görevliye veriyorsunuz.
Bunun dışında, lacivert pasaport sahibi olanların Büyükelçilik ya da Başkonsolosluktan vize almaları gerekiyor.
ULAŞIM
Burada havaalanı yok. İstanbul-Telaviv arasında uçmak gerekiyor.
Elbette: Telaviv havaalanına indiğinizde, saatler süren kontroller ve bütün bavul ve çantalarınızın aranması ve ardından İsrail ülkesine girişiniz onaylanıyor.
Her kontrol noktasında: kemerler, metal eşyalar ve her türlü “x-ray” cihazından geçmenizi engelleyecek malzemeler, objeler tek tek çıkarılıyor, işin kötüsü, bu şekilde birkaç kontrol noktası var ve her seferinde bu sıkıntıyı yaşıyorsunuz. Ama sonuçta, İsrail topraklarındaki İsrailliler, korku ile yaşıyorlar, aksi mümkün değil, çünkü her an çevreden atılacak uzun veya orta menzilli bir roketin tepelerinde veya tepenizde patlama riski yok değil.
Havaalanı, İsrail ülkesine göre gayet büyük ve modern yapılmıştır.
Buradaki otobüs terminali: Kudüs şehrinde göreceğiniz gibi, bir 8-9 katlı alışveriş merkezinin içinde bulunuyor. Merkezin 4’ncü katında şehir içi otobüsler, 6’ncı katında ise şehirlerarası otobüsler bulunuyor.
Daha sonra ise: Tel Aviv ile Kudüs şehri arasında karayolu ile yolculuk yapmanız gerekiyor ki, 60 km. lik bu yolculuk trafiğin çok yoğun olması nedeniyle yaklaşık 45 dakika ile 1 saat arasında sürüyor. Günün her saatinden, Telaviv “Ben Gurion” havaalanından, Kudüs şehrine servisler servis yapıyorlar. Telaviv-Kudüs arasındaki yolculukta sıkılmazsınız çünkü sağlı sollu ormanlar ve içinde cami minareleri yükselen köyler, tertemiz yerleşim yerleri göreceksiniz. Biraz önce de söylediğim gibi araç sayısı bir hayli bol, ama trafik bir yandan akıyor.
PARA
İsrail ülkesinde kullanılan para birimi Şekeldir ve işareti “Ç” dir.
1 Amerikan doları= 4 Ç dir.
Yani, son aylarda döviz kurundaki yükselmeyi de hesaba katarsak: 1 Şeker= 0.500 kuruşa denk geliyor.
İNSANLAR
İsrail halkı: özellikle turistlere karşı son derece yardımsever ve kibardır. İnsanlar gerek kadın ve gerekse erkek olsunlar, son derece şık ve temiz giyiniyorlar.
DİL-YAZI
İsrail ülkesinde, tüm yazılar ve levhalar “Hebrew” denilen İsrail alfabesine göre yazılıyor ve dolayısı ile anlaşılması zor bu durumun üstesinden gelebilmek için, kaldığınız otelin veya mekanın, mutlaka bir adres kartvizitini yanınızda bulundurmayı ihmal etmeyin, yoksa taksi şöförüne derdinizi, gideceğiniz yeri anlatamazsınız.
Neyse ki, güzel taraf: levhalar bu garip alfabe ile yazılı olmasına rağmen, rakamlar “Latin” yani bizim de kullanmış olduğumuz rakamlardandır.
Ayrıca: birçok turistik yerde, bu garip yerel alfabe ile birlikte, İngilizce de yazıları görmek mümkündür.
GECE HAYATI
Kudüs şehrinde gece hayatını yaşamak isterseniz: Alman Colony, Ben Yehuda alışveriş merkezi, Nakhalat Shiv, Shlomtsiyon Hamakla caddesi bölgelerinde: akşamları, gençlerin takıldıkları barları ve kafeleri görebilirsiniz. Bu mekanlar: şehrin “Yeni Şehir” bölümünde bulunuyor.
İKLİM
Şehirde pek kar görülmez. 1990 yılından sonra, yalnızca 2008 yılında kar yağmıştır. Genelde ise, kuru ve temiz bir havası olduğu söyleniyor. Çünkü: Tel Aviv şehrine gidiş yönündeki ormanlık alan çok etkilidir.
YEME-İÇME
Kudüs şehrini ziyaret ederseniz, mutlaka “Shawarma” yemelisiniz.
Bunların dışında, burada tatmanızı önereceğim yiyecekler: bir tür güveç olan “Cholent” ve kızarmış börek olarak tadına bakabileceğiniz “Malouweh” olabilir.
YAHUDİ KIYAFETLERİ
İsrail’deki dindar Yahudiler, Kudüs şehrinde yaşıyorlar. Bunlar, özellikle kıyafetleriyle tanınıyor ve ilgi çekiyorlar. Kadınlar: genellikle diz altı etek giyiyorlar ve başlarında “bandana” benzeri bir başörtüsü takıyorlar.
Erkekler: genellikle şapka giyiyorlar. Favorileri çok uzun ve bukle bukledir. Beyaz gömlek, siyah takım elbise giyerler. Bunlara “Hasidik Yahudileri” deniliyor.
Bunlar: hayatları boyunca şakaklarına makas ve sakallarına jilet dokundurmuyorlarmış. Bu yüzden: şakaklarından sarkan saçlar: kıvrıla kıvrıla lüle şekline dönüşerek uzuyor. Bu lülelere “peyos” deniliyor.
YAHUDİLERİN KUTSAL GÜNÜ-ŞABAT
Musevilerin kutsal günü olan “Şabat”: Cuma gün batımında başlıyor ve Cumartesi gün batımında bitiyor. Yahudilere göre: bu zaman diliminde: beşeri fiillerde bulunmak, çalışmak, ateş yakmak vs. haramdır.
Cuma günü saat 17.00’de her yer kapanır, otobüsler hareket etmezler. Bütün İbraniler: hava kararırken “Kotel” ismini verdikleri Ağlama duvarına akın ederler. Askerler: omuzlarında İsrail bayraklarıyla marş söylerler. Cumartesi gecesi, hava kararıncaya kadar ibadetlerini sürdürürler.
Zaten: İsrail devleti: hafta tatili olarak “Cuma ve Cumartesi” günlerini belirlemiştir. İsrail’de, Pazar günü, iş günüdür.
Peki niye böyle bir uygulamaları var: Çünkü, tanrının dünyayı 6 günde yarattığı ve 7 nci günü dinlenmeye çekildiğine inanıyorlar. Bu yüzden, binlerce yıldır, çalışmazlar, Tevrattaki olaylara göre, çalışanları da taşlayarak öldürürlermiş.
KUDÜS SENDROMU
Söylenenlere göre: şehri ziyaret eden turist ve hacılardan bir bölümü: kendilerini, bu şehirde daha önce yaşamış olan ve mukaddes kitaplarda isimleri bulunan (özellikle Hz. İsa ve Hz. Musa gibi) kişilere benzetmekte ve bu kişilere tıbbi müdahale yapılmaktadır.
Bu sendroma tutulanlar: beyaz giysiler giyerek şehirde gelip-geçenlere vaaz vermeyi düşünürler. Hatta: ilahiler söyleyerek, şehirdeki toplum düzenini bozmaya kadar giderler ve tutuklanırlar. Bu sendroma yakalananlar: beyaz giymeleri dışında sürekli temizlenmeleriyle de tanınıyorlar ve derileri soyulacak dereceye gelinceye kadar yıkanıyorlarmış.
Öğrendiğime göre: 1980-1993 yılları arasında şehri ziyaret eden 1200 civarında kişinin bu sendroma tutulduğu söyleniyor. Bunu niye anlattım, hani şehir sokaklarında gezerken beyazlar giymiş, çevresindeki insanlara nutuk atmaya ve vaaz vermeye kalkanları görürseniz, şaşırmayın.
İsrail Kudüs Genel
TURİZM
Şehirdeki bütün evler taştır. Taş dışında, yapı malzemesi kullanılması yasaklanmıştır. Bu yüzden, bütün evler birbirine benzemektedir. Şehir içinde gezerken, bu yüzden dikkat etmeniz gerekir, çünkü kaybolma riski fazladır.
Mescid-i Aksa ve Kubbet-ül Sahra’nın bulunduğu bölüme girerken: Müslüman olma şartı aranıyor. Yani: pasaportunuz yanında, nüfus cüzdanınızı da yanınızda bulundurmanızı öneririm, çünkü nüfus cüzdanı arkasında, İslam ibaresine bakıp, girişinize izin veriyorlar. Yoksa, girmek mümkün değil.
Şehirdeki diğer Hıristiyan ve Yahudi ibadet yerlerinde ise, böyle bir zorunluluk yok, eğer Arap değilseniz, özellikle Ağlama duvarına girmekte herhangi bir sorun yok, ama ağlama duvarında, haremlik-selamlık uygulaması ilginç gelecektir.
Şehir “Eski Kudüs” ve “Yeni Kudüs” olarak ikiye ayrılmıştır.
ESKİ KUDÜS BÖLÜMÜ-OLD CİTY
Eski şehir: iki tepe üzerinde kurulu, dört çeyrek parçadan oluşmaktadır. Bunlar:
Müslüman, Yahudi, Ermeni ve Hıristiyan çeyreği olarak isimlendirilir. Bu parçaların bulunduğu dörtgen alan yani eski şehir bölümü, 1542 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından surlarla çevrilmiştir. Ermeni bölümü dışındaki tüm bölümlerde, rahatlıkla “Türk” olduğunuzu söyleyebilirsiniz ve hatta size avantaj sağlar.
Müslüman Bölüm-Arabian Quarter
Şehrin doğusundadır ve içinde: Harem-i Şerif ( burası Yahudiler tarafından “Tapınak dağı” olarak bilinir) bulunur. Ayrıca: 691 yılında tamamlanmış olan “Kubbet-ül Sahra” (buraya Ömer Camii ismi de verilir) ve El-Aksa Camisi bulunur.
Yahudi Bölümü-jewish Quarter
Burada: Ağlama duvarı olarak da bilinen, eski büyük tapınağın “Batı duvarı” bulunmaktadır. Burası, Yahudiler için kutsal sayılan tapınağın istinat duvarıdır. İsrailliler, Yahudi mahallesini 1967 yılında yeniden inşa etmiş ve yenilemişlerdir. En temiz bölge, burasıdır.
Ermeni Bölümü-Armenian Quarter
Yahudi mahallesinin batısındaki bu bölümde: bolca “Türkiye” karşıtı yazı ve afiş görebilirsiniz. Oldukça küçük ve temiz bir bölgedir. Burada: “Gülbenkian Kütüphanesi” bulunmaktadır.
Hıristiyan Bölümü-Christian Quarter
Bu bölüm: eski şehrin kuzey ve kuzeybatı parçalarını kapsamaktadır. Buradaki en büyük anıt Kutsal Kabir Kilisesidir. Ayrıca: “Via Dolorosa” ayni “Çile yolu” da bulunuyor.
YENİ KUDÜS BÖLÜMÜ-NEW CİTY
Bu bölümde: lüks oteller, süper yollar ve güzel konutlar bulunur. Yani, burası gayet modern bir Avrupa şehrini andırır. Özellikle, şehrin bu bölümü 19’ncu yüzyıldan sonra çok gelişmiştir.
Bu bölümde: birçok eğitim kurumu, İsrail Parlamentosu (Knesset) ve diğer hükümet binaları bulunmaktadır.
Şehrin ortasında ise: yani eski ve yeni şehir bölümlerinin tam ortasında, bir Pazar kurulur. Bu pazarda, her şey ortalıkta satılıyor. Özellikle: Ermeni tarzı dekore edilmiş, seramik boncuk dizileri, otantik giysiler, işlemeli yastıklar, renkli yün halılar, mumlar ve şaşırtıcı cam ve sayısız hediyelik eşyalar bulup satın alabilirsiniz, bu pazara mutlaka uğrayın.
Güney Afrika Cumhuriyetinin “idari başkenti” olan bu şehir: yaz aylarında Brezilya’dan ithal edilen binlerce jakaranda ağacından oluşan: bahçelerinin güzelliğiyle dikkati çekmektedir. Bu bahçeler tüm cadde hatları boyunca mor çiçeklerle süslenir.
Şehir, Boer devlet adamı Andries Pretorius’un oğlu Marthinus Pretorius tarafından 1854 yılında kurulmuştur ve 1930 yılında şehir olmuştur. Güzel ve sessiz bir şehirdir.
Şehrin harika parkları: her zaman beğenilmektedir.
Şehirde yaklaşık 750.000 kişi yaşamaktadır. Nüfusun çoğunluğu hükümetin bürokratik memurlarından ve beyazlardan oluşmaktadır. Nelson Mandela: Güney Afrika’nın ilk siyahi başkanı olarak burada yemin etmiştir.
Church Tower
Şehrin merkezi: ilk yerleşimcilerin 1850’li yıllarda yaptıkları ilk kilisenin bulunduğu bu meydandır ve bu kilise 1882 yılında yanmıştır. Meydan: Londra Trafalgar meydanının benzeri olarak 1912 yılında Vivian S.Rees tarafından tasarlanmıştır.
Meydanın tam ortasında ve meydanın bu kadar ünlü olmasının en büyük nedeni olan : 19.yüzyıl sonlarında, ülkede dört kez cumhurbaşkanı seçilen sert lider “Paul Kruger” in büyük bronz heykeli görülür. Anıtın kaidesi üzerinde ise: aynı dönemin dört yurttaşı ve askerlerinin betimlemeleri de görülür. Heykel: Sammy Marks tarafından yaptırılmıştır. 1954 yılında meydana dikilmiştir.
Meydanın çevresinde: eskiden resmi dairelere tahsis edilmiş binalar görülür. Bunların birçoğu 1891 yılında inşa edilmiştir. Özellikle: İtalyan Rönesans tarzıyla inşa edilen “Raadsaal” ve Sir Herbert Baker tarafından inşa edilen “Güney Afrika Merkez Bankası” ve 1900 yılındaki İngiliz işgali sırasında hastane olarak kullanılan “Adliye” binası ilgi çekmektedir.
Burada: haftalık geçit törenleri yapılmaktadır. Çarşamba sabahları saat 09.30-10.30 arasında milli marş okunmasının ardından bayraklar çekilir ve tören yapılır.
Güney Afrika Pretoria Sttijdom Square
Sttijdom Square
Gökdelenlerin bulunduğu sokağın hemen aşağısındaki bu meydanda, 1950’li yılların Başbakanı J.G.Sttrijdom’un büstü dikkat çeker. Meydanın hemen yanında ise “Devlet Tiyatroları Kompleksi” bulunur. Kompleks rehberli turla gezilebilir.
31 Mayıs 2001 tarihinde Güney Afrika’da 40 yıl sonra Cumhuriyet ilan edildi ve Strijdom meydanındaki anıt esrarengiz şekilde yıkıldı. 1972 yılında açılan anıt: eski başbakan Johannes Gerhardus Strijdom büstü ve üzerindeki kubbedir. Bütün anıt, tamamen tahrip edildi.
Eski Apartheid yani ırkçılık lideri büstü, iki kez kırıldı ve büyük deliğin merkezinde yatıyor. Olayın temelinde, anıtın Marksist yöneticiler tarafından belirgin bir jest olarak patlayıcılarla havaya uçurulduğu şeklindeydi. Öte yandan, yapının çöküş nedeni olarak yapısal yorgunluk ve ihmal gündeme getirildi. Bir bomba söylentisi de vardı, ama hiç kimse bunu sahiplenmedi.
Güney Afrika Pretoria Pretoria Ulusal Botanik Bahçeleri-SANBİ
Pretoria Ulusal Botanik Bahçeleri-SANBİ
Burası görkemli çiçek bahçelerinde 3500 çiçek türünün sergilendiği ve bazı yerleri elektrikli arabalarla gezilen büyük bir yeşillik alandır. Botanik bahçesi, üniversitenin bünyesinde Haziran 1946 tarihinde kurulmuştur.
Bahçe resmen halkın ziyareti için 23 Ekim 1958 tarihinde açılmıştır.
Özellikle “Reynolds kapısı”nı görmenizi öneririm. Amatör bir botanikçi ve Aloe bitkileri üzerinde uzman olan Dr Gilbert Reynolds onuruna, bu eski giriş kapısı Aloe türlerinin tasvirleriyle süslenmiştir. Bu güzel dövme demir kapı Hans Brugger tarafından tasarlanmış ve yapılmıştır.
Ulusal Kültür Tarihi ve Açıkhava Müzesi
Parkın hemen yanındaki bu müzede: Taç çağı oymalarından, General Smuts’un yatak odasının kopyasına kadar birçok nesne sergilenmektedir. Ayrıca: eski toplar, vagonlar, tarihi İncillerin sergilendiği bölüm de ilgi çekmektedir. 18.yüzyıla tarihlenen gümüş yemek takımları: Kap koloni dönemi izlerini yansıtır.
Güney Afrika Pretoria Birlik Binaları
Birlik Binaları
Sir Herbert Baker tarafından tasarlanan bu binalar: yarım dairesel sıra sütunludur ve şehrin en zarif mimari yapılarıdır. Bu mekan: 1994 yılında Cumhurbaşkanı Mandela tarafından törenle açılmıştır. Kompleksin bahçeleri: kusursuz çimenlik alanları ve harika çiçekleriyle dikkati çeker.
Burada: Güney Afrika Cumhurbaşkanı ofisleri ve ikametgahı bulunmaktadır.
Yapılar kumtaşından ve İngiliz anıtsal tarzında inşa edilmiştir. Binanın doğu ve batı kanatları: iki dili yani İngilizce ve Afrikaans dilini temsil eder. Binanın iki kanadı üzerindeki 275 metrelik bir yarı dairesel şekil ise, eskiden bölünmüş halkın birliğini temsil eder.
Birlik binaları, mimarın büyük başarısı ve Güney Afrikalı mimari şaheser olarak kabul edilir. 1913 yılında tamamlanan yapının temeli Kasım 1910 tarihinde atılmıştır ve 3 yılda 1265 işçinin çalışması ile tamamlanmıştır.
Özellikle, bahçe bölümüne önemli yerel bitkiler ekilmiştir. 9000 koltuklu bir de amfitiyatro vardır. Çeşitli heykeller ve anıtlar da görülür. Şehri ziyaret ederseniz birlik binaları ve muhteşem bahçelerini mutlaka görmenizi öneririm.
Güney Afrika Pretoria Transvaal Museum
Transvaal Museum
Burası Güney Afrika’nın önde gelen doğal tarih müzesidir. Müze 1892 yılında kurulmuştur. Bugünkü konumuna ise, 1925 yılında ulaşmış ve Paul Kruger caddesi üzerinde güzel bir kumtaşı binaya taşınmıştır. Bu heybetli binanın girişinde dinozor iskeletleri ve hatta bir balina dekorasyonda kullanılmıştır.
Buraya taşınmadan önce: İlk parlamento binasının üst katında çok küçük bir koleksiyon olarak bir odada bulunuyormuş.
Güney Afrika’da yaşayan kuş türleri tanımlanmaktadır. Burada: bir kısım eğitsel araçların yanı sıra, kuş çağırmak için kullanılan bir çeşit ses kutusu da bulunur. Müzede: kelebekler, sürüngenler ve doğal hayatın diğer yönleri de tanıtılıyor.
Müzenin en ilginç bölümü: sergilenen insan fosillerini içeren “İnsanlığı Beşiği” denilen bölümdür. Mrs Ples ülkenin en iyi ve ünlü ve bütün insanlığın akrabası olduğuna inanılan bir fosil kafatasını bulmuş ve burada sergilenmektedir. Ayrıca: Karoo bölgesinden gelen: kurbağa, balık, sürüngen ve bitki fosilleri de bulunmaktadır.
Güney Afrika Pretoria Freedom Parkı
Freedom Parkı
Bu 52 hektarlık özgürlük parkı, 1999 yılında Nelson Mandela tarafından açılmıştır. Demokrasi için bir anıttır. Güney Afrikalıları ve ülkeye gelen ziyaretçilere, geçmişi anımsatmak ve geleceğe ilham kaynağı yaratmak için bir alandır. Park, insan onuru, hak ve özgürlük temelleri üzerine kurulmuş ve milletin kurbanlık başarılarını yansıtır. Parkın içindeki yerler: isimlerin yazıldığı bir yol, bir amfi tiyatro, sonsuz bir alev, liderlerin bir galerisi ve kutsal bir alandır.
Güney Afrika Merkez Bankası
Şehrin en yüksek binasıdır. Onun amacı, para birikiminin değerini korumak ve finansal istikrarı sağlamak ve korumaktır.
Devlet Tiyatrosu
Mayıs 1981 tarihinde tamamlanan Pretoria Devlet Tiyatrosu kompleksi: güney yarımkürede kendi türünün en büyük kompleksidir. Burada, 5 tiyatro ve büyük bir halk meydanı, restoran, bir dizi kafeterya bulunur. Kompleksin içi yerel sanatçılar tarafından yapılan sanat çalışmaları ile dekore edilmiştir.
PRETORİA ŞEHRİ YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER
Güney Afrika Pretoria Klapperkop Kalesi-Askeri Müze
Klapperkop Kalesi-Askeri Müze
Pretoria şehrinin güneyinde, Fountains vadisi doğal yaşamı koruma alanında: Pretoria şehrini korumak için yapılan dört kaleden biridir ve 1898 yılında inşa edilmiştir ve eski adı “Zuid-Afrikaanschle Republiek” dir. Aslında şehri korumak için 8 kale yapılması düşünülmüş ama ekonomik şartlar nedeniyle yalnızca 4 tanesi yapılabilmiştir.
Daha sonra 1902 yılında dönemin Başkanı CR Swart tarafından askeri tarihi anlatan bir müzeye dönüştürülerek açılmıştır. Müzede, savaşta kullanılan silahlar ve askeri araçlar görülür. Anglo-Boer savaşına katılan askerlerin ve onlar tarafından kullanılan silahların görüntüleri, resimleri sergileniyor.
Müze son olarak 1963 tarihinde restore edilmiştir.
Güney Afrika Pretoria Voortrekker Anıtı
Voortrekker Anıtı
Şehrin birkaç kilometre dışındaki bir tepede bulunur. Anıt: uzaktan bakıldığında ürkütücü bir canavar veya elektrik güç istasyonunu çağrıştırır. Ama: amacı semboliktir. Anıt: dillerini, dinlerini ve yaşam şartlarını korumak için 1830’lu yıllarda “Kap” bölgesinden çıkarak “Transvaal” a giden öncülerin cesaretine adanmıştır.
Anıtta: öncüler, kendilerini tehlikeden korumak için kamplarının çevresine sıraladıkları öküz arabalarından oluşan bir duvarla, yani “laager” ile temsil edilmişlerdir.
Granit anıtın içinde: zorlu yol boyunca yaşanan kazaların anısına yontulmuş bir friz bulunur. Her yıl 16 Aralık tarihinde: öğle zamanında güneş ışığının kubbenin içine süzülmesi ve taş sanduka üzerine yazılmış kitabeyi aydınlatması için: yüksek kubbenin çatısında, bir pencere yapılmıştır. Kitabede “Ons vir jou.Suid-Afrika” yazılıdır. (Güney Afrika senin için varız)
Bu tarih: 1838 yılında yapılan “Blood nehir savaşı” yıldönümüdür. Boerler: bu savaşta intikam almak için 3000 Zulu savaşçısını öldürmüşlerdir.
Yine anıtın müzesinde: büyük yürüyüş sırasında yaşanmış olayların betimlendiği, canlı renklerle işlenmiş iğne işi panoların bulunduğu “Voortrekker dokumaları” sergilenir. Ayrıca: eski bir Flemenk çiftlik evinden tek farkı zemine serilmiş aslan postu olan tipik bir Boer oturma odası da görülür.
Güney Afrika Pretoria Premier Elmas Madeni
Premier Elmas Madeni
Cullinan köyü, şehrin 40 km doğusunda, Cullinan bölgesindedir ve şehir merkezine 20 dakika uzaklıktadır. Köyde: sanki bir açık hava müzesi gibi eski taş binalar, kiliseler ve madenci evleri bulunmaktadır.
Tarihin en büyük elması: 1905 yılında burada 3105 kıratlık “Cullinan” elması bulunmuştur. Güney Afrikalı kaşif Thomas Cullinan: yüzyılın başında Premier Mine sahibi oldu. Transvaal hükümeti, ondan mücevher aldı ve doğum gününde İngiltere kralı Edward VII ye sundu. Sir Thomas Cullinan, sularda ve alüvyon içindeki elmasları buldu. Ancak: Anglo-Boer savaşları nedeniyle, madencilik 1903 yılına kadar mümkün değildi.
Hollanda-Amsterdam’da kesilen bu taştan: Afrika’nın yıldızına kadar birçok mücevher günümüzde “Britanya Kraliyet Mücevherleri” arasında bulunmaktadır. Afrika yıldızı 530.20 karat ve bir armut şeklindeki elmastır.
Maden günümüzde: yılda yaklaşık 1 milyon kıratlık kapasiteyle çalışmasını sürdürmektedir. Günümüzde Güney Afrika’nın üçüncü en zengin elmas üreticisidir ve Big Hole denilen yerden dört kat daha büyüktür.
Ancak, çıkarılan taşların çoğu endüstriyel amaçlı olarak kullanılmaktadır. Buraya rehberli turlar düzenlenmektedir.
Bu turlarda: yer altı maden kuyusu, vinç odası, büyük delik ve odalar görülüyor. Bir kaba taşın nasıl bir elmasa dönüştüğü, bunun için neler yapıldığı görülüyor. Yüksek basınç ve ısı ile, yeraltında milyonlarca yıl kalan taş, aşırı sert olmaktadır.