Malatya Yazıhan

Malatya Yazıhan

Yazıhan, il merkezi olan Malatya’ya 40 km uzaklıktadır. Yazıhan, Hekimhan arasındaki uzaklık: 53 km.

TARİHİ

İlçenin tarihi geçmişteki en önemli özelliği, İpek yolu üzerinde bulunmasıdır. Bölgede yerleşim, mezra olarak başlamış ve 1936 yılında demiryolu ve 1937 yılında ise karayolunun geçmesiyle önem kazanmaya başlamıştır. 1947 yılında nahiye statüsü kazanmıştır.

İlçenin yerleştiği alanda demiryolu kurulmasıyla birlikte kuzey batıda yaklaşık 3 km uzaklıktaki Fethiye köyünde yaşayanların buraya yerleşmesi için bucak merkezi Fethiye’den alınıp 1940 yılında Yazıhan’a taşınmış ve imar faaliyetleri başlamıştır.

Buraya gelen aşiretler arazinin düz olması ve “Sultan Murat Han” adına izafeten konakladıkları bu ovaya “Yazıhan” ismini vermişlerdir. 1990 yılında Yazıhan Belediye teşkilatı kurulmuş ve ilçe statüsü kazanmıştır.

Malatya Yazıhan

GENEL

İlçe yerleşim alanı, güneyden kuzeye doğru bir eğim gösterir. Kuzey tarafında dağlık ve vadilik alanlar bulunur. İlçenin yarısı sulu ve düz arazi üzerindedir. İlçe halkının başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ayrıca halı dokumacılığı yapılır. İlçenin rakımı 900 metredir. Doğusunda Fırat nehrinin bir kolu olan “Kuruçay” bulunur.

Malatya Yazıhan

GEZİLECEK YERLER

 

Yazıhan Hasan Patrik Camii

HASAN PATRİK-HASAN BADIRIK (UZUN HASAN) CAMİSİ-FETHİYE MAHALLESİ CAMİİ

İlçe merkezine bağlı Malatya-Sivas yolunun 41’nci km de bulunan Fethiye Mahallesindedir. 

Kitabesine göre: Kanuni Sultan Süleyman’ın son saltanat döneminde 1566 yılında Malatya Beylerbeyi olan Abdülselam oğlu Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış ve “Uzun Hasan” diye adlandırılmıştır.

Cami Osmanlı mimarisinin en geliştiği dönemde yapılmış olmasıyla önem kazanır.

15’nci yüzyılda Bursa, Edirne ve İstanbul’da yapılan “T” şeklindeki plana sahip ilk Osmanlı camilerindendir.

Cami, tamamen kesme taştan yapılmış, tek kubbeyle örtülü, kare planlıdır.

 

Yazıhan Hasan Patrik Camii

Beş gözlü son cemaat mekanından oluşan caminin, batı ve doğusundaki camiye bitişik moloz taştan yapılan iki zaviye odası bulunur.

Minberi, mührü Süleyman ile süslenen caminin sekiz basamaklı, korkuluksuz ve kapısız olarak taştan yapılan minberi ise dikkat çekiyor.

Pencere önündeki silmelerle, kubbeye geçişte kemerlerin çevresi tuğlalarla süslenerek bir hareketlilik kazandırılmıştır.

Zaviye tipi bir cami. Bu tür camileri geçmişte daha çok dervişler ve tarikatlar ibadethane olarak kullanmıştır.

Caminin bir bölümünde iki oda vardır. Birisi kütüphane, diğeri ise dershane yapılmıştır. 

Caminin çevresi vatandaşların tapulu arazileridir. 

Yaklaşık 500 yıldır ayakta duran cami, orijinal halini koruyarak günümüze gelmiştir.

Yazıhan Buzluk Mağaraları

ANSIR MAĞARALARI-BUZLUK MAĞARALARI

İlçe merkezinin yaklaşık 10 km kuzey batısında eski adı Ağınsur olan Buzluk köyündedir. Köy, Yazıhan ovasına hakim bir yerdedir ve tarihi ipek yolu üzerinde yer almaktadır. 

Önce Ansır kentinden söz etmek gerekir.

Tohma nehrinin sol kıyısında, Yazıhan ovasının kuzeybatı ucunda, Karabel Gavur deresi ağzında bulunan Ansır şehri eski dönemlerde oldukça kalabalık bir şehirmiş.

1912 yılında Ermeni nüfusunun yoğun olduğu bir köymüş.

Şimdiki adı “Buzluk” olan “Ansır” şehrinin her tarafında arkeolojik kalıntılar içinde mezar taşları, kayalara oyulmuş onlarca mağara, yıkılmış kiliseler, değirmenler bulunur. Ancak bu mezarlar, yıllardır define avcıları tarafından aşırı tahribata neden olmuştur.

Ansır mağaraları: Yazıhan ovasını ve Malatya’yı seyrediyor.

Yazıhan Buzluk Mağaraları

 

Evet mağaralara devam edelim.

Kayaların altında üç kilise ile birlikte, 40 civarında oda şeklinde harabe vardır. Kilise ve mezar kalıntılarına rastlanmıştır.

Mağaraların insanlar tarafından ne zaman barınak olarak kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, kaya mağaralarında Yontma Taş ve Hitit uygarlıkları izlerine rastlanır. 

Ayrıca Ansır vadisinde yer alan tarihi yerleşmelerde Roma ve Bizans dönemlerinin yansımaları görülür. 

Geçmişi çok derin izler taşıyan bu mağaraların, Hıristiyanlığın yayılma safhasında devrin hükümdarından kaçan Hıristiyanların yerleşim yeri olduğu da söylenebilir. 

Efsaneye göre: Şehristan kralı dış saldırılardan kendisini korumak için mağaraların en yükseğine yerleşmiştir. 

Evet, kayaların altında 3 kilise ile 40-50 civarında oda görünümünde kalıntılar vardır. 

Mağaraların hemen eteğinde, kültür katmanı ve mezarlık alanı bulunmaktadır. 

Bu mezarlıklarda Hitit aslan modellemesi ile biçimlendirilmiş taşlar, bölgenin önemini arttırmaktadır. 

Mağaraların derinliği 150-200 metreye kadar inmektedir. Set şeklinde konumlanmış mağaralar, etkileyici bir manzaraya sahiptir. 

Ansır Mağaralarının bulunduğu yerden bakılınca: Malatya Merkez, Yazıhan ve Battalgazi ilçeleri ile Karakaya Baraj gölünün o muhteşem manzarası görülür. 

 

Yazıhan Buzluk Mağaraları

 

Çok eski dönemlerde, yaz aylarında çevredeki köylüler, kayaların arasındaki çatlaklardan zorla girerek Buzluk mağaralarından çuvallara kalıplarla buz, kar doldurup hem şehre hem de köylere satıyorlarmış.

Yakın zaman öncesinde mağaranın giriş kısmına büyük bir kaya parçası düşerek girişi kapatmıştır.

Kültesi 2 km uzunlukta ve 50 metrenin üstünde bir yükseklikte, görünüşü insan yüzüne benzetilen üç kaya mağarası bulunur.

Mağaraların içinde içme suyu vardır.

Son bir not: az eğimli yapısıyla yürüyüş rotası olarak da tercih edilen bu bölge, tarih, kültür ve doğayı, bir arada sunarak ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim kazandırır. 

 

Yazıhan Ali Seydi Sultan Türbesi

ALİ SEYDİ SULTAN TÜRBESİ

Hemen yazının başında belirtmek istediğim önemli bir husus var, Ali Seydi ile aşağıda sözünü edeceğim Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) aynı kişiler değil.

İlçe merkezine bağlı İriağaç köyündedir. 

Türbenin yanında bir çeşme bulunur.

Çeşme suyunun şifalı olduğuna inanılır.

Suyun hikayesi şudur “Bir gün köyün suyu kesilir. Köylüler saf birine suyun gözüne gir de bak derler. Adam içeri girer ve bir türlü çıkmaz.

Bir zaman sonra dışarı çıktığında, içeride bir kara yılan gördüğünü ve aklının başından gittiğini söyler. Derken yılan suyun gözünden ayrılır. Su yeniden akmaya başlar. Kara yılanın Ali Seydi olduğuna inanılır. Ali Seydi, beni arayan burada bulsun diyerek su oluğundan akıp gitmiştir.

Türbeyi ziyaret ederek şifa arayanlar: psikolojik olarak korkan ve felç geçiren kişilerce ziyaret edilir.

Adet olduğu üzere dilekler dilendikten sonra, suyun aktığı kaynağa ellerin girip girmediği sınanır. Eli su kaynağına girenlerin dileklerinin gerçekleşeceğine inanılır. 

 

Yazıhan Kızıldeli Türbesi

KIZILDELİ (SEYİD ALİ SULTAN) TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı Fethiye Kasabasının Tecirli köyündedir.

Türbenin yanında misafirlerin kurban kesebileceği yerler ve türbe koruma derneği vardır.

Önce birkaç satır, Kızıldeli Seyyid Ali Sultan kimdir?

Kendisi Horasan civarında yaşamakta iken, bir gece rüyasında gördüğü Hz Muhammed’in emriyle Balkan fetihlerinde Yıldırım Bayezid’e yardım etmek için yanındaki 40 arkadaşı ile birlikte yola çıkışından söz edilmektedir.

Kayıtlara göre, Seyyid Ali Sultan ve arkadaşları Horasan’dan yola çıkarak önce Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına uğramışlar, burada bir süre onunla görüştükten sonra Hacı Bektaş-ı Veli’nin emriyle Seyyid Ali Sultan başlarında olduğu halde Osmanlı topraklarına gelmişlerdir.

Balkanlarda, özellikle Dimetoka’daki Kızıldeli Sultan Dergahı ile tanınır. Hacı Bektaş-ı Velinin halifelerinden biri kabul edilir. Menkıbeleri, onun kerametleriyle birlikte Bektaşi geleneğinde yerleşmiştir. 

Yunanistan Dimetoka’daki türbesi Balkan Alevi-Bektaşileri için kutsal bir merkezdir. 

 

Şimdi türbe:

Türbe mermerden yapılmıştır. 72 basamaklı merdivenden yürüyerek çıkılır.

Kapıya yakın yerde bir çam ağacı, biraz ileride kayısı ağacı bulunur.

Türbenin kapısından içeri girilince, içinde büyük mezarın başında bağlanan bir sürü yeşil çaput görülür.

Türbenin tabanı tek parça halı ile kaplanmıştır, üzerine minderler konulmuştur.

 

 

 

 Malatya Yeşilyurt hakkındaki gezi yazım için Yeşilyurt

Düzce Çilimli

Düzce Çilimli

İlçe, doğuda ve güneyde Düzce Merkez ilçe, batıda Cumayeri, güneydoğuda Gümüşova, kuzeyde ise Akçakoca ilçeleriyle çevrilidir.

İlçenin üçte birlik bölümü ormanlık alandır.

İlçede inanç turizmi açısından önem arz eden Şeyh Aliyyü-l Muslihiddin Hazretleri, oğulları ve torunları türbeleri bulunmaktadır.

Düzce Çilimli Tepeköy Camii

Tepeköy Camisi:

Tepeköy’de bulunan cami, dikdörtgen planlı, ahşap çatkılı tuğla örgülü ve kırma çatılıdır.

Cami yazıtında 1954 yılında yapıldığı belirtilmektedir.

Caminin çinko kaplı minaresi vardır. 

Çilimli Tepeköy Camii Balkon bölümü

Caminin ahşap minber ve mihrabı yanında tavan ve balkon bölümünde ahşap işçiliği görülür.

Giriş bölümüne sonradan eklemelerin yapıldığı cami kırma çatılıdır. 

Ankara Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından 1999 yılında tescil edilmiştir.

Çilimli Tepeköy Mesire Alanı

Tepeköy Mesire Alanı

Tepeköy’dedir. İlçe merkezine 3 km uzaklıktadır. 

Meşe ağaçlarıyla kaplı ormanlarla çevrilidir. Her yıl 6 Mayıs gününde bu mesire alanında Hıdırellez Şenlikleri düzenleniyor. 

Çilimli Kaplandede Şifalı Su Yürüyüş Yolu

Kaplandede Şifalı Su Yürüyüş Yolu

Önce Kaplandede; Kaplan Dede’nin kabri onun ismi verilmiş olan Kaplan Dede sıradağlarının en yüksek tepesi olan Dede Dağının tam zirvesinde bulunmaktadır. Denizden yüksekliği 1154 metredir. Çevresinde büyük ve sık asırlık ağaçlarla dolu olmasının yanında zirve yaklaşık 1 hektarlık boş alandır. Yaşadığı dönem tam olarak bilinmiyor. Bu dağın zirvesinde yaşar, üç beş hayvanı onun için hem geçim kaynağı hem de arkadaştır. 

Evet işte Kaplandede isminin kaynağı bu.

Gelelim yürüyüş parkuruna: 35 km lik bir parkurdur. Düzce-İstanbul yolu Çilimli sapağı ayırımından Çilimli’ye ulaşılarak yürüyüşe başlanır. Orta zorlukta, sağlıklı her insanın rahat yürüyebileceği bir parkur olup, her mevsim yürünebilir. Parkur çoğunlukla orman içini takip eder. Kışın kar tedbirleri alınması gerekir. 

 

Düzce Çilimli Şeyh Müslihittin ve oğulları türbesi

Şeyh Muslihiddin ve Oğulları Türbesi:

Rivayete göre: Şeyh Muslihiddin’in 1484 yılında doğduğu ve Horasan’dan geldiği sanılmaktadır.

Soy itibarı ile Zeynel Abidin Oğullarından Bakir/Bakir oğlu, Yahya/Yahya’nın soyundan geldiği söylenir.

Düzce Çilimli Şeyh Müslihittin ve oğulları türbesi

Anadolu’ya gelerek Ankara’da Hacı Bayram Dergahında ve İstanbul Fatih Külliyesinde ilim tahsilinde bulunan Aliyyül Muslihiddin, Kastamonu’da meftun bulunan Şeyh Şaban-ı Veli ile tanışıp arkadaş olmuştur.

Düzce Çilimli Şeyh Müslihittin ve oğulları türbesi

1526 yılında İstanbul-Ankara yolculuğunda, Bolu’nun Elmalık köyünden geçerken büyük İslam mutasavvıfı Halveti Tarikatı pirlerinden Şeyh Tokat-i dergahına uğrayarak 12 sene kalmış, Tokat-ı’ye hizmet etmiştir.

Sonra Çilimli ilçesi, Yukarı Karaköy’üne gönderilir. Buranın o günkü ismi “Kokabeli” dir.

Kendisi bir süre burada kalmış ve burada vefat etmiş, vefat ettiği yere türbesi yapılarak defnedilmiştir.

Çilimli Hasan Dede Türbesi

Hasan Dede (Çoban Dede) Türbesi;

İlçe merkezine bağlı Karaköy’dedir. 

Hasan Dede’nin yaşadığı dönem 18 ve 19’ncu yüzyıl, vefatı ise bu yüzyılın başındadır. Bu da türbenin giriş kapısı tarafından yatan Hasan Dede hikayesiyle özdeş merhum Kadir Ağa’nın o döneme ait mezar taşı kitabesinden anlaşılıyor. Kadir Ağa’nın mezar taşına, vefat tarihi Nisan 1220 düşülmüştür. Yani, Kadir Ağa, miladi takvime göre 1807 yılında vefat etmiştir. 

Hasan Dede, Kadir Ağa’nın çobanıdır. 

Şimdi gelelim Hasan Dede ile ilgili yörede anlatılan rivayete:

Yaklaşık 300 yıl kadar önce Çilimli ilçesi Yukarı Karaköy’den gelen Hacı Kadir adlı bir şahsın buraya yerleşmesi sonucu kurulmuş olan köy ismini de bu şahıstan almıştır. 

Rivayete göre, Hasan Dede, Hacı Kadir’in manda çobanlığını yapmıştır. Hacı Kadir’in Hacca gittiği bir zamanda hamımı Hasan’a “Ağan bu yemeği (hoşmerim) çok severdi” demiş. Hasan yemeği beze sarmış ve mandalarını da alarak kıra gitmiştir. Hacı Kadir Hacda namaz kılarken bu yemek önüne gelmiştir. Hacı Kadir tabağının ve bezin kendilerine ait olduğunu anlamıştır.

Hacı Kadir, Hacdan döndükten sonra hanımına yemek tabağını ve bezi göstererek “bu yemek önüme koyulduğunda buharı tütüyordu, bunu bana kim getirdi” demiş. Hanımı da yemeği Hasan’a yaptığını söylemiştir. Onların yıllardır yanlarında çalışan, bu t emiz ve çalışkan kişinin bir Allah dostu, veli olduğunu anlarlar. Kadir Ağa otlağa onun yanına koşar, fakat çoban Hasan’ı vefat etmiş bulur, çünkü kerameti belli olmuştur. 

Onların o dönemde yaşadıkları yer Hacı Kadirler köyüdür. Bu köy Hacı Kadir’in adıyla anıla gelip bu adı almıştır. Hacı Kadirler köyü, türbeye göre güney kısımda 2 km mesafededir. Türbe ise Yukarı Karaköy’ün Düzce çıkışından E-5 istikametindeki mezarlığın karşısında ayrılan Yeniköy’e bağlayan yol üzerindedir. 

O dönemde Efteni Gölü, daha büyük olduğundan göle yakın ve su havzasında bulunan bu yerleşimin, çok sulak olup mezar kazıldığında aşırı su çıktığı bilinmektedir. Bu bölgenin mezarlık olarak bu kısımların kullanıldığı biliniyor. Çünkü türbe çevresi eski mezarlıktır. 

O günden sonra Hasan Dede’nin ismi halk arasında “Allahın sevgili kulu” olarak anılmaya başlar. Çilimli halkı onun adına bir türbe yaptırır ve hatırasını yaşatır. Bugün bile, Hasan Dede’nin Türbesinde dualar edilir, dilekler tutulur. 

 

 

Düzce Cumayeri

Düzce Cumayeri

Doğuda Çilimli, güneyde Gümüşova, batı ve kuzeyde Sakarya, kuzeydoğuda Akçakoca ile çevrilidir.

İlçenin üçte biri ormanlık alandır.

150 yıllık tarihi geçmişi olan Cumayeri, önce Çevrik köyü adı altında Büyük Melen çayı kenarında kurulmuş, yerleşim daha sonra bataklık ve buna bağlı sıtma hastalığı nedeniyle batı bölgelerine kaymıştır. 

Bölgeye Balkanlarda 93 Muhaciri olarak gelen göçmenler yerleştirilmiştir. 

1987 yılında Cumaova, 1993 yılında ise Cumayeri olmuştur. 

İlçeden geçen Büyük Melen nehri üzerinde, Kasım ve Mart ayları arasında rafting ve kano sporları yapılır.

Dokuzdeğirmen köyünde, bu amaca yönelik olarak kurulmuş birçok tesis bulunur.

Cumayeri-Dokuzdeğirmen köyü yanından geçen Büyük Melen nehri, raftinge elverişli 13 km parkuru ile Türkiye’nin 3’ncü büyük raftign sporlarının yapıldığı yerdir.

İlçe merkezine 3 km uzaklıkta bulunan Dokuzdeğirmen köyü, içinden geçen Melen çayı üzerine kurulmuş 9 adet su değirmeninden dolayı bu isimle anılmaktadır.

Yılın her döneminde, profesyonel rafting ve kano yapılmaktadır.

GEZİLECEK YERLER:

Düzce Cumayeri Yenicami

Cumayeri Yeni Camisi:

Cami, 1942 yılında inşa edilmiştir.

Yöresel ahşap iç mimari özellikleri oldukça dikkat çekicidir.

Orijinali dikdörtgen planlı olan cami, sonrasında kare planlı olarak yeniden yapılmıştır.

Yeni cami, ahşap iç mimari özellikleri nedeniyle, Ankara Kültür Varlıkları Koruma Kurulu tarafından tescil edilmiştir.

Düzce Cumayeri Harmankaya Şelalesi

Harmankaya Şelalesi:

Harmankaya köyünde bulunan şelale, il merkezine 31 km ve Cumayeri ilçe merkezine 11 km uzaklıktadır. Şelaleye ulaşmak için dere içinde ortalama 750 metre taşlı, ağaçlı engelli yürüyüş ile yarım saatte ulaşmak mümkün olur. Yürüyüş tecrübesi olmayanlara tavsiye edilmez. Mevsim şartlarına bağlı olarak, toprak kayması gözlenmekte olup şelaleye ulaşımı da güçleştirmektedir. Şelaleye ulaşmak için navigasyon kullanırsanız, sizi Harmankaya köyü içine kadar götürür ancak köyün içinde şelaleye iniş yoktur. Bu yüzden, eğer şelaleye gitmek istiyorsanız, Harman köyü içine gelmeden nehir evleri sapağından, köprünün dibinden giriş yapmalısınız.

Düzce Cumayeri Harmankaya Şelalesi

Harmankaya Şelalesi, Cumayeri Dokuzdeğirmen köyü yanından geçen Büyük Melen nehri üzerindeki, 13 km lik parkuru ile Türkiye’nin 3’ncü büyük rafting alanıdır. 

Şelale kendi görkemli görüntüsü yanında, 700 metre uzunluğunda, orta zorlukta bir yürüyüş parkuruna sahiptir. 

Bölge doğa yürüyüşü ve foto-safari için oldukça uygundur.

 

 
Cumayeri Dokuzdeğirmen köyü değermeni

Tarihi Dokuzdeğirmen Köyü ve Çınar Ağacı:

Tarihi Dokuzdeğirmen köyü: İlçe merkezine 3 km uzaklıktadır. İçinden geçen Melen Çayı üzerinde 150 yıl önce kurulmuş 9 tane su değirmeninden (söylenenlere göre Rumlardan kalmıştır) dolayı, bu isimle anılmaktadır. Bu değirmenlerden ayakta kalmayı başarabilen iki tanesi, taşlarını bir asırdan fazladır döndüren sudan aldığı güçle zamana direniyor. Değirmenlerin 4 tanesi yıkılmış, 3 tanesi tamamen yok olmuştur. Zamana direnen iki değirmen de mısır ve buğday öğütülmektedir. 

Yılın her döneminde, burada profesyonel rafting ve kano yapılmaktadır. 

Cumayeri Dokuzdeğirmen Tarihi Çınar Ağacı

Şimdi gelelim köydeki çınar ağacına:

Dokuzdeğirmen köyü sınırları içinde bulunan ve yaklaşık 600 yıllık olduğu belirtilen çınar ağacıdır. Boyu 20 metre, çapı 3.36 metre ve çevre genişliği 11.3 metredir. Ağaç yerli ve yabancı turistler tarafından sık ziyaret edilmektedir. 5 kişinin içinde rahat bir şekilde oturabileceği, geniş bir alana sahip çınar ağacının içinde bulunan oturma bankı ve masa dikkat çekerken, köyü ziyarete gelenler, ağacın içine girerek hatıra fotoğrafı çektirirler. 

Çevresiyle birlikte 2004 yılında koruma altına alınmıştır. 

 

Düzce Cumayeri Dokuzdeğirmen Rafting

 

Düzce Cumayeri Dokuzdeğirmen Rafting

Dokuzdeğirmen Köyü Rafting Tesisleri:

İlçe merkezine 3 km mesafede bulunan Cumayeri-Dokudeğirmen köyü, yanından geçen Büyük Melen Nehri ile tanınmaktadır.

Raftinge elverişli orta zorluktaki 13 km lik parkuru ile Türkiye’nin 3’ncü büyük rafting sporlarının yapıldığı bölgedir.

Cumayeri-Dokuzdeğirmen köyü, yüksek adrenalini, eşsiz doğal güzellikleri içinde yaşayabileceğiniz ender yerlerden biridir.

Yılın her döneminde, profesyonelce rafting ve kano yapılan Dokuzdeğirmen köyü, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından pilot bölge seçilmiştir.

Alt yapısı tamamlanmış ve İl Özel İdaresi tarafından gerekli tesisler yapılmıştır.

Eski evler ve su değirmenleri arasında bulunan tesislerde, yöresel ürünler tadılabilir, lezzetli sazan ya da Melen balığı yiyebilirsiniz.

Dokuzdeğirmen köyü, içinden geçen Melen çayı üzerinde kurulmuş 9 adet su değirmenlerinden dolayı bu isimle anılan bir köydür.

Köyde, tabii varlıklara kayıtlı 600 yaşında, 20 metre boyunda, 3.6 metre çapında ve 11 metre çevre genişliğinde asırlık çınar ağacı bulunmaktadır.

Dokuzdeğirmen köyü rafting alanına, 5 km mesafede bulunan Harmankaya Şelalesi, kendi görkemli görüntüsünün yanında, 700 metrelik orta zorluktaki yürüyüş parkuru ile de bölgenin saklı cennetidir.

 

 

Dokuzdeğirmen Köyü-Melenağzı Köyü Yürüyüş Parkuru:

Cumayeri Dokuzdeğirmen Köyü ve Melenağzı Köyü arasındaki 24 km lik parkurdur. Düzce İstanbul yolu Cumayeri sapağından Dokuzdeğirmen köyüne ulaşarak yürüyüşe geçilmektedir. Kolay bir parkurdur. Parkur genellikle köy içlerinden geçer ve sahile ulaşır. Bölgede dikkat çekici yerler: restoran, taş işlemeli cami, su kuyusu, anıt ağaç, su değirmeni, Harmankaya Şelalesi, konaklama, sahil, sivil mimari ve benzerleridir. 

 

 

Düzce Cumayeri Yeni camii

Cumayeri Yeni Camii;

Çevrik Mahallesindedir. Yazıtında belirtildiği üzere 1942 yılında yapılmıştır. Ancak 12 Kasım 1999 depreminde ağır hasar görmüş ve sonrasında, kare planlı olarak günümüzde görülen cami yapılmıştır. Yöresel ahşap iç mimarisiyle dikkat çekmektedir. 

 

 

 

 

 

Düzce Akçakoca gezi yazım için Akçakoca