Tanzanya Dar-es Salaam

Tanzanya Dar-es Salaam

 

Tanzanya ülkesinin en büyük şehridir. Uzun yıllar: Arap hükümdarları, kendi ülkelerini bırakıp, Tanzanya’ya hükümdarlık yaptılar. Bugün, Tanzanya ve Dar-es Salaam şehri denilince ilk akla gelenler: tozlu giysiler, tavuklar, keçiler, safari cipleri, iyi giyimli ve takım elbiseli ofis çalışanları, sabahları yol kenarlarına oturmuş ellerindeki kahveyi yudumlayanlar, yerel giysiler giymiş sokak satıcıları, okyanustan esen tatlı rüzgarlar, mükemmel kumsallar.

İşte: Dar-el Salaam şehri denilince ilk akla gelen bunlar. Öte yandan: şehir, daima Tanzanya ve Afrika’nın yakın çevresinin doğa güzelliklerini ve yaban hayatını izlemeye gelenler, Zanzibar’ı gezmeye gelenler tarafından pas geçilmektedir ki, ben şahsen buralara yolunuz düşerse, birkaç gün, Dar-es Salaam şehrine ayırmanızı öneriyorum.

Şehrin isminin kelime anlamı “barış yurdu” anlamına gelmektedir. Eski ismi ise “Mzizima” dır. Burada beyazlara beyaz adam anlamında “Mzungu” diyorlar.

Müslüman ve Türk olduğunuzu rahatlıkla ifade edebilirsiniz, bizlere karşı yaklaşımları olumlu.

Şehirde, yaklaşık 3 milyon insan yaşamaktadır ve bu yüzden sakin değildir. Bu nüfus yoğunluğu içinde: Müslümanlar, Hıristiyanlar, Araplar, Afrikalılar, Hintliler ve Asya kökenliler bulunmaktadırlar. Bu nüfusun yarısı Müslümandır.

Öte yandan, Tanzanya ülkesinin ekonomik kalbidir ve çok katlı iş merkezleri şehirde birçok yerde görülür. Her ne kadar ülkenin siyasi başkenti olma özelliğini Dodoma şehrine kaptırmış olsa da: Tanzanya hükümet üyeleri bile, zamanlarının büyük çoğunluğunu burada geçiriyorlar.

Tanzanya Dar-es Salaam

TARİHİ SÜREÇ

19’ncu yüzyılda, Mzizima ( bu kelimenin Swahili dilindeki anlamı “sağlıklı şehir” dir) : Hint Okyanusu ticaret yolları üzerinde, bir balıkçı köyü olarak görülmektedir.

1865 yılında: Sultan Mecid bin Zanzibar Dedi: buranın çok yakınlarına yeni bir şehir inşa etmeye başlar ve günümüzdeki Der-es Salaam şehrinin ilk temelleri böyle atılır.

1870 yılına gelindiğinde: Sultan’ın ölümünün ardından, şehir düşüşe geçer ve 1887 yılında, Alman Doğu Afrika Şirketinin buraya kurulması ile yeniden hızlı bir kalkınma sürecine girer. 1900’lü yılların başında ise, merkezi tren hattının yapılması ile, gelişim hızlanır.

Takip eden İngiliz döneminde de, şehir, idari ve ticari bir merkez olarak kullanılır. Dünya Savaşından sonra ise, gelişim iyice hızlanır.

Tanzanya Dar-es Salaam

İKLİM

Şehirde ve yakın çevresinde: tropikal iklim koşulları egemendir. Ekvator’a ve Hint Okyanusuna yakın olması, bunların da yörenin iklimi üzerinde yoğun etkilerinin hissedilmesine neden olur. Bölgede iki mevsim görülür ki bunlar: tropikal ıslak ve kuru mevsimlerdir.

Ekim ve Kasım ayları yağışlıdır. En sıcak ay: Aralık-Ocak-Şubat-Mart-Nisan aylarıdır ve bu aylarda sıcaklık ortalaması 30 derecenin üstündedir. Buraya gitmek isterseniz en iyi tarih “Haziran” ayı yani kuru mevsimdir.

Tanzanya Dar-es Salaam

HAVAALANI

Şehirde “Julius Nyerere Uluslar arası Havaalanı” (JNIA) bulunmaktadır. Alanın ismi, ülkenin başkanlarından birine aittir. Oldukça küçük ve düzensizdir. Vize alınmayan ülkeye giriş için, uçakta verilen formları doldurmanız gerekiyor. Formu doldurup, pasaport ile birlikte görevliye teslim ediyor ve daha sonra ülkeye giriyorsunuz.

Alan, şehir merkezine 12 km. uzaklıkta ve bu uzaklık yaklaşık 30-40 dakika sürüyor. 2 terminallidir. Yıllık 2 milyon yolcuya hizmet verilmektedir. Yakında III numaralı terminalin açılacağı ve yolcu kapasitesinin yıllık 3.5 milyon olacağı söyleniyor.
Evet, İstanbul’dan uçağa bindiğinizde 7 saat sonra buraya, havaalanına iniyorsunuz.

Tanzanya Dar-es Salaam

PARA

Şehirde, Tanzanya Şilini kullanılıyor ama Amerikan doları da her yerde geçerlidir.

 

NE YENİR

Tanzanya’nın en büyük ihraç ürünü olan, bir tür meyve “ cashew” denemelisiniz. Bunun hem suyu içiliyor, hem de reçel ve marmelat yapılarak satılıyor. Dünyaya ihraç ediyorlar, mutlaka denemenizi öneririm.

Burada ayrıca muzlu çorba denemenizi öneririm. Bu çorba: muz, havuç ve patates ile yapılıyor.
Evet: şehirde dünya yemek kültürlerine ait her türlü restoranı bulabilirsiniz.

Özellikle: lüks Hint yemekleri servis edilen “Dar Addis” veya “Nawabi Khana” tercih edilebilir. Tay/Japon yemek kültürünü denemek isterseniz, bu kez “Oriental” iyi bir seçim olacaktır.

 

ALIŞVERİŞ

Şehirdeki her türlü alışverişinizde, mutlaka pazarlık etmenizi ve bir şeyi satın almadan önce birkaç yere bakmanızı öneririm. Şehir ziyaretinizde, buraya özgü bir şeyler almak isterseniz, abanoz ağacının oyulmasıyla yapılan bir tür el sanatı olan “Makonde” alabilirsiniz.

Bunun dışında, kumaş ve tişört satın alabilirsiniz. Bunları alabileceğiniz alışveriş caddesi “Samora Avenue” dir. Ayrıca: yine el sanatı ürünleri satan, Nyumba ve Sanaa bölgesindeki dükkanları (Mwalimu Nyerere Kültür Merkezi olabilir) gezebilirsiniz.

Bazı orijinal “Tingatinga” tabloları bulmak isterseniz: Haile Selessie yolu üzerinde bulunan Tingatinga Merkezine gitmelisiniz. Eğer ahşap oymalar isterseniz: Mwenge Carver pazarı nı tercih etmelisiniz.

Mwenge Carvers Market

Burası: Köy müzesi karşısında, Sam Nujoma caddesindedir. Her gün saat: 08.00-18.00 arasında açıktır.
Burada: tezgahlar üzerinde satış yapan satıcılarda: oymacılık ürünleri bulup satın alabilirsiniz. Burası, büyükçe bir alışveriş merkezidir. El işleri, resimler, çanak-çömlek, Afrika yerel kıyafetleri bulup satın alabilirsiniz. Fiyatlar da uygun.

Msasani Slipway Weekend Craft Market

Burası, yalnızca Cumartesi ve Pazar günleri açıktır. Buranın fiyatları daha yüksek olmasına rağmen, şehirdeki diğer alışveriş mekanlarına göre daha kaliteli mallar satılır ve atmosfer daha iyidir. Burada: el sanatları ve bazı resimler bulup satın alabilirsiniz.

Mnazi Mmoja

Burası: Bibi Titi Mohammed caddesi üzerindedir. Burada, birçok Tanzanyalı kadın tarafından giyilen “Kangas” isimli tekstil ürünlerinin satıldığı bir yerdir.

Kariakoo

Msimbazi&Mkunguni caddesi üzerinde bulunan bu Pazar yeri: Tanzanya’nın en büyük açık pazarıdır. Buradaki saat kulesi de ilgi çekmektedir. Burada yankesicilere dikkat etmenizi öneririm.

KONAKLAMA

Şehir merkezinde birçok otel bulunuyor. Ama, sakin bir yerde kalmak isterseniz: hemen şehir merkezinin güneyindeki Ras Kutanı kıyısında veya Amani Beach bölgesinde bir otel seçebilirsiniz. Ayrıca, şehir merkezinin hemen kuzeyinde, Retreat sahilinde de çok güzel butik oteller var.

ETKİNLİKLER

Şehre, eğer Mayıs ayında gidiyorsanız, burada düzenlenen “keçi yarışları” nı mutlaka izleyin, ilginç bu yarışlarda elde edilen gelirler, sosyal kurumlara veriliyormuş ki, keçilerin bu kadar hırslı ve hızlı koştuğunu bilmiyordum.

Bunun yanında: Haziran ayında, el sanatı ürünlerinin satıldığı “Tanz Hands” fuarına uğramalısınız. Ekim ayında burada olursanız bu kere “Avrupa Film Festivali” ilginizi çekebilir. Aralık ayında “Art in Tanzanya” denilen ve Afrika sanatı ürünlerinin sergilendiği bir sergi gezilebilir.

Bunun dışında: burada, yeni yıl ve dini bayram günleri dışında, 12 OCAK tarihi, “Devrim Günü” olarak kutlanıyor ve bu günde alışveriş merkezleri kapatılıyor. Her yıl, 8 AĞUSTOS tarihinde Çiftçiler günü, 1 MAYIS tarihinde Nyere günü, 9 ARALIK tarihinde ise, Bağımsızlık günü kutlanıyor. Bu tarihlerde resmi tatil uygulandığını bilmelisiniz.

Tanzanya Dar-es Salaam
Tanzanya Dar-es Salaam
Tanzanya Dar-es Salaam
Tanzanya Dar-es Salaam

 

GEZİLECEK YERLER

Tanzanya Dar-es Salaam

TANZANYA ULUSAL MÜZESİ

Müze: 1934 yılında kurulmuş ve 1940 yılında ziyarete açılmıştır. Giriş ücretlidir, giriş ücreti yetişkin için 5 dolar, öğrenci için 2 dolardır. Her gün saat: 09.30-18.00 arasında açıktır.
Burada: Tanzanya tarihine ait kalıntılar ve objeler sergilenmektedir.

Bunların en önemlisi: Olduvai bölgesinde Loui Leakey tarafından bulunan; “Paranthropus boisei” olarak isimlendirilen, binlerce yıl öncesinden günümüze kalan insan kafatası kemikleridir.

Ayrıca: yine bu müzede: otomobil meraklıları için, önce İngiliz sömürge hükümeti tarafından kullanılan ve daha sonra yerel kral King George V tarafından kullanılan “rolls royce” marka otomobil sergilenmektedir. Ayrıca: Doğu Afrika Alman topluluğu tarafından kullanılan “Mercedes” marka otomobil görülüyor. Burada: ilgi çeken bir diğer obje: ahşap bisiklettir ve hiç metal kullanılmadan yapılmıştır.

Müzenin bir bölümü ise: Tanzanya’nın en büyük arkeoloji sitelerinden biri olan “Kilwa” yöresinden çıkarılan eserlere ayrılmıştır. Yine: müzede Çin seramikleri sergilenmektedir. Tanzanya kültürüne ait koleksiyonlar ise, müzenin Etnoğrafya bölümünde sergilenmektedir.
Evet, sonuç olarak bu müze elbette ülkemizdeki müzelere benzemiyor, küçük, yarım saatte müzeyi gezebiliyorsunuz.

 

BOTANİK BAHÇELERİ

Ulusal müzenin hemen yanındadır. Burada: tropik bitki ve ağaç örnekleri bulunmaktadır.

 

ST JOSEPH KATEDRALİ

Sivri külah şeklinde kulesi bulunan katedral: günümüz de de ibadete açıktır ve bir Pazar sabahı buraya uğranıldığında, içeriden şarkı sesleri duyulacaktır. Burası: Alman misyonerlerin, Lutheran kilisesi ile birlikte inşa edilmiş ve Katolik kilisesidir.

Ana sunak arkasındaki vitray pencerelerin güzelliği dikkat çekmektedir. Ana sunak üzerindeki oyma kabartmalar ve orijinal Alman yazıtlar da sanatsal içerik taşımaktadırlar.

Tanzanya Dar-es Salaam
Tanzanya Dar-es Salaam

 

BALIK PAZARI

Burası: şehrin en hareketli Pazar yerlerinden birisidir ama burayı ziyaret edecekseniz, sabah saatlerinde gitmeniz gerekir. Öte yandan, kötü kokuya, pis ve düşmanca bakışlara ve pisliğe razı iseniz buraya girmelisiniz.

Balık pazarı girişindeki tezgahlarda: Tanzanya ülkesine ait geleneksel oymalar var. Bu oymalara “Makonde” oymaları diyor ve aynı zamanda bir kabile ismi olarak kullanılıyor.

Bu geleneksel oymalar: özellikle koyu renkli ve sert olarak, abanoz ağacından oyularak yapılıyorlar. Yine balık pazarının bu bölümünde: kurutulmuş çeşitli deniz kabukluları hediyelik eşya gibi satılıyor.

Pazarın iç bölümlerine doğru yürürseniz, bu kez balık kokuları egemen olmaya başlıyor. Hatta: pazarın bazı yerlerinde balıkları pişirip hemen servis ediyorlar.

KİKİTU MEYVE PAZARI

Burada: tropik meyvelerden birçok çeşidini bulup satın alabilirsiniz. Burada: karşılaşacağınız meyveler: Hindistan cevizi, ananas, papaya, muz çeşitleri, avokado, mango, karpuz.

Tanzanya Dar-es Salaam
Tanzanya Dar-es Salaam

THE VİLLAGE MUSEUM-KÖY MÜZESİ

Bu müze: 1996 yılında kurulmuştur.

Müze: şehir merkezi dışındadır ve burada geleneksel ve 16 farklı etnik gurubun kullandığı kulübeler bulunmakta ki bunların içi onların yaşadığı şekilde döşenmiştir. Bu görüntüler, ziyaretçiler için ilginç ve ilkel geliyor. Ama rehberin söylediğine göre: günümüzdeki ülke yöneticileri de, hangi düzeyde olursa olsun, kendi köylerine gittiklerinde aynı ortamlarda yaşıyorlarmış.

Ayrıca: yine her gün, ziyaretçiler için geleneksel müzikler ve dans gösterileri sunulmaktadır. Elbette, bahşiş vermeyi unutmayın.

Tanzanya Dar-es Salaam
Tanzanya Dar-es Salaam
Tanzanya Dar-es Salaam

BAGAMOYO

Şehir merkezinin 75 km kuzeyinde, Zanzibar adasına yakın ve Hint Okyanusu kıyısındaki burası: 18’nci yüzyılda kurulmuştur. Doğu Afrika kıyılarındaki en önemli ticari limanlardan birisidir. Kurulduğu dönemlerde, Afrika’nın doğu kıyısında, Alman sömürgesi ve Hıristiyan misyonerler, Hintli ve Arap tüccarlar için bir merkez görevi görmüştür.

Evet: 18’nci yüzyılın sonlarında, burada, Müslüman aileler yerleşiktir. Burası, ticaret için önemli bir liman haline gelince: fildişi ve köle ticareti, tamamen buradan yapılmaya başlandı. Özellikle: Afrika içlerinde ticaret yapan tüccarların, taşıyıcı yani hamal olarak köleleri kullanmaları, zaman zaman şehirde, binlerce kölenin bulunmasına neden oluyordu.

Köle ticareti, Doğu Afrika’da, 1873 yılında yasaklanmasına rağmen, 19’ncu yüzyılın sonuna kadar gizlice devam ettirilmiştir.

1868 yılına gelindiğinde, burada, misyonerlerin etkisiyle Katoliklik yayılmaya başlanmıştır. Doğu Afrika’daki ilk Katolikler buraya yerleşmişlerdir. Şehrin bir bölümünde tahsis edilen arazide: bir kilise, okul ve bazı atölye çalışmaları yapılan yerler kurulmuştur.

Zamanla: Bagamoyo: fildişi ticaretinin yanında hindistancevizi ticaretinin de merkezi durumuna gelmiştir. Aynı zamanda, ünlü Avrupalı kaşifler, buradan Afrika içlerine girmişlerdir. Hatta: Nil nehrinin kaynağını bulmak için, birçok kaşif buraya gelmiştir.

1905 yılına gelindiğinde, Almanlar Dar-es Salaam bölgesine bir demiryolu inşa etmeye başlayınca, buranın önemi azalmaya başlamıştır.

Günümüzde, buradaki nüfus 30 bin civarındadır. Şehrin otantik yapısı: dünya mirası listesine aday gösterilmesine neden olmuştur.

 

KARİMJEE HALL

Burası: Dodoma şehrine taşınmadan önce Tanzanya Parlamentosu tarafından kullanılan bir yerdir ve günümüzde halka kapalıdır. Burası: meclis komitesi ve siyasi işlevler için kullanılır.

Tanzanya Dar-es Salaam

ASKARİ MONUMANENT-ANIT

I. Dünya savaşında ölen Afrikalılara adanmış, bronz bir heykeldir. Öyle pek ilgi çekecek bir şey değil, ama yine de gidip görülüyor.

Tanzanya Dar-es Salaam

KUNDUCHİ HARABELERİ-KAOLE KALINTILARI

Şehir merkezine, araba ile 1 saatlik uzaklıktadır. Burası küçük bir kasabadır. Bagamoyo şehrinin çok yakınında ve Hint okyanusu kıyısındadır. 13-16’ncı yüzyıllar arasında, burada, Müslüman Şirazi’ler yerleşmiştir. Bu nedenle: 15’nci yüzyıldan kalma iki cami kalıntısı ve 30 mezar bulunmaktadır.

Camilerden birisi, Doğu Afrika’nın bilinen en eski camisidir. Mezarlar ise: özel olarak inşa edilmiştir. Sütunları ve mercan işlemeleri ilgi çekmektedir. Bu mezarlarda: yerel sultanların torunları gömülüdür. Buraya gitmeye niyetlenirseniz, sakın yalnız gitmeyin, gasp olayları oluyor, yanınıza mutlaka yerel rehber alın.

Evet: burada bulunan bazı kalıntıların sergilenmesi ve muhafazası için, bölgede küçük bir müze bulunmaktadır. Müzede sergilenen kalıntılar-buluntular arasında: özellikle Çin malları ve özellikle Uzak doğu ile ticari ilişkileri yansıtan bazı belgeler ve objeler bulunmaktadır.

 

COCO BEACH

Oyster Bay bölgesindedir. Özellikle hafta sonlarında çok yoğundur. Buranın adının coco olmasının nedeni sahil boyunca burada çok sayıda “coconat” ağacının bulunmasına bağlıyorlar. Buradaki kumsalda: tahta tezgahlar üzerinde satılan yerel yiyecekleri (kasava kızartması) tadabilirsiniz.

Ayrıca, yine burada yaygın olarak Tanzanya’nın en büyük ihraç ürünü olan ve bir tür meyve olan “Cashew” satılıyor. Şehir çevresinde: çok sayıda cashew fabrikası var. Buralarda: bu meyvenin gerek suyunu içiyorlar ve gerekse reçel ve marmelatını yapıyorlar.

MSASANİ

Burası, şehrin plajlarının bulunduğu yöredir.

KİGAMBONİ

Şehir merkezinin plaj bölgesi olan burası, gerek şehirliler ve gerekse turistler tarafından yoğun olarak ziyaret edilir.

Tanzanya Dar-es Salaam

BONGOYO ADASI

Burası: tekne ile gidilen bir yerdir ve burada: yüzme, güneşlenme ve dalış etkinlikleri yapılır.

İzmir Efes Yamaç Evler

İzmir Efes Yamaç Evler

Yamaç evler, Efes antik kenti içinde, ilave ücret ödeyerek girilen bir bölümdür. Çünkü, buranın restorasyonu için çok büyük paralar ödenmiştir. Öyle ki yamaç evlerin üstünün kapatılması maliyetinin 10 milyon dolar olduğunu duydum. Ama Efes antik kentini ziyaret ettiğinizde, bence kesinlikle ilave bir ücret ödeyerek burayı da mutlaka gezin ve görün, inanılmaz güzel, inanılmaz orijinal yerler.

Evet şimdi Yamaç Evler hakkında ayrıntılı tanıtıma başlıyorum.

Kuretler caddesi üzerinde, Hadrian tapınağının karşısında, Bülbül dağının kuzey yamacına konuşlandırılmış bulunan bu 7 ev ve içlerinde yaşayan aileler, Efes’in en işlek semtinin merkezindeydiler.

Antik şehrin tam merkezinde bulunan bu evler, yaklaşık dört bin metre kareye yayılmıştır.

öNEMİ:

Efes şehrindeki zengin ve ünlülerin evleri, Efes’teki yamaç evler, antik çağın en zengin vatandaşlarının bazılarının özel hayatına benzersiz bir bakış açısı sağlar. Bu evler, zengin Efeslilerin belediyeye misafir ağırlama ve günlük işlerinde kullanılması için verdikleri evlerdir. Yüksek rütbeli Roma ordusu subayları, valiler ve zengin tüccarlar ve daha fakir Efeslilerin tüm aileleriyle birlikte yaşadığı tek kişilik odalara kıyasla, çok büyüktüler.

 

öNCESİ

Yamaç evler bölgesi, Romalılar tarafından yaşam alanına dönüştürülmeden önce, Helenistik dönemde (MÖ 6’ncı yüzyıldan MÖ 4’ncü yüzyıla kadar) mezarlık olarak kullanıldı. Yeni yerleşimciler evleri inşa ederken, kendilerinden öncekilerden kalan malzemeleri de kullandılar.

Kuruluş Aşaması

MÖ 200 yıllarında Kuretler caddesine açılan dar sokaklar, masif taş duvarlar kullanılarak üç teras oluşturuldu. Bu üç terasın her bölümüne dikilmiş ikişer ev vardı. Yani, üç terasta, orijinal olarak altı tane bitişik ev yapılmıştır.

Ara sokaklar çok dardı. Bazı ev sahiplerinin evlerini tonoz çatı ile kapattıklarına  dair kalıntılar vardır. En kuzeydeki terasta, MS 1’nci yüzyılda, bir mesken inşa edildi. Diğer teraslarda ise bir el sanatları mahallesi gelişti.

İzmir Efes Yamaç Evler
EVLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

En yüksek noktadaki ev ile, en alt noktadaki ev arasında 27 metrelik yükseklik farkı vardır.

Evler üçü bir katta ve ikisi iki katta ve üç katta olmak üzere, üç ayrı teras üzerine inşa edilmiştir ve sadece ara sokakları ve geçitleri paylaşırlar.

Evler, hemen hemen aynı ölçülerde (400-600 metre kare) olan, sütunlu avlulu şekildedir.

Evlere, ara sokaklardan bir dizi basamakla girilir. Yani, evlerin her birinin doğrudan sokak erişimi vardır.

Bu teraslar, ilk olarak MÖ 1’nci yüzyılda sığınak olarak kullanılmış olsa da, bugün görülebilen evler MS 1’nci yüzyılın sonuna kadar inşa edilmemiştir.

 

Ana girişler:

Ana girişler, dar taraflı koridorlar tarafında konuşlandırılır. Mermer yüzlü portrelerle çevrelenmiştir.

 

Kutsal Amaçlı Yerler

Giriş bölgelerinde ve iç bahçede, görünüşleri, amaçları ve aile gelenekleri doğrultusunda değişiklik gösteren kutsal amaçlı yerler vardır. Bu bölgelere küçük ibadet oyukları, bu oyuklarda epiksi kahraman sahneleri veya ölenlerin anısına buketler konulmaktaydı.

 

Zemin Katlar:

Avlular-Peristil:

Evler, dört sütunla çevrili, açık bir prestil etrafından ortalanmıştır. Merkezdeki avlular 25-50 metre arasındadır.

Büyük mermer avlu/salonlar, ince sütunlara sahiptir. Avlu, oldukça lüks şekilde dekore edilmiştir. Avlular, iletişim merkezi ve misafirler için prestifli yer olma konumunu korumuştur.

Çok iyi işçilikli mozaikler, duvarlara gömülü kuyular ve çok yüksek kalitede duvar süslemeleri vardır. Küçük figürlü konsantrasyonları ile yapılan dekorasyonlardan, avluların evleri temsil eden yerler olduğu anlamı çıkar. Avlular aynı zamanda ışık kaynağı olarak hizmet vermekteydi.

Zemin katta bulunan diğer mekanlar:

Salona açılan oturma ve yemek odaları, üst katta ise yatak odaları ve misafir odaları bulunuyordu.

Pencereler:

Evin tüm odalarında pencere yoktu, sadece açık salondan gelen ışıkla aydınlatılıyordu. Bu yüzden odaların çoğu loştu ama bu sayede hırsızların pencerelerden eve girmesi de engelleniyordu. Pencereler, genellikle kapıların üstünde, yüksek seviyelere yapılmış, bunlardan bazıları demir çubuklarla çevrelenmiş, ekstra ışık sağlamak için metal ve camdan oluşan meşaleler konmuştur. Fakat bunların sürekli açıkta olan ateşleri, her zaman bir tehlike oluşturuyordu.

İzmir Efes Yamaç Evler

İlham Perileri Odaları:

Bunlar muhtemelen misafir kabul odaları olarak kullanılmıştır. Ancak bu odaların aslında ne için kullanıldıkları net değildir. Ama duvarlardaki dekorasyon, odaların misafir kabul odaları olabileceğini gösterir. Öyle ki, odaların kenarlarında şarap amforaları bulunmuştur.

Yemek Odası:

En önemli odalardan biriydi. Rahatlığına ve ruhu iyileştirdiğine inanılan müzik çalınırdı. Konuklar kanepelerde yarı yaslanmış olarak oturur, ayakları cömertçe süslenmiş mermer veya bronz masalarda yemek yerlerdi.

Üretimle ilgili Odalar:

Misafir ağırlama salonları ve oturma odaları hariç, evlerde üretimle ilgili odalar da vardı. Bu odalar, genelde evin girişine yakın olarak konumlandırılırdı. Merdiven ya da koridorla ulaşılabilen üretim odasının birçok ev tarafından kullanılacak şekilde oluşturulması ilginçtir.

Mutfak:

Gömme mutfak genelde bulunmazdı. Duvardaki resimlerden, yemeklerin genellikle dışarıdan sağlandığı anlaşılmaktadır.

Banyolar;

Bu evlerin ayrıca zeminin altından ve duvarların içinden geçen kil borularla sağlanan sıcak ve soğuk su akan özel banyoları vardı.

 

Isıtma Sistemi:

Evlerin merkezi ısıtma sistemlerinde kil borular kullanıldı. Evler kaplıcalarda kullanılanlara benzer bir sistemle ısıtılırdı.

İzmir Efes Yamaç Evler

Su Sistemi:

Peristilin yani avlunun yukarısında temiz hava için bir açıklık vardı ve yağmur yağdığında yağmur suyu avlunun ortasında bir havuzda veya kuyuda toplanırdı. Her evin içindeki özel kuyularda su toplanabilirdi. Evlerin su ihtiyacı, kuyulardan ve genellikle giriş bölgelerinde avlularda bulunan çeşmelerden sağlanıyordu. Ayrıca sıcak ve soğuk su vardı.

Tuvaletler:

Tuvaletler, gelen ziyaretçilere kolaylık olması için ön bölgelerdeydi. Kanalizasyon, bölümlere ayrılmış bir kanal sistemiyle kurulmuştu.

İzmir Efes Yamaç Evler
Üst Katlar

Üst katlara sütunlarla çevrili bir merdivenden ulaşılırdı. Depremden sonra ulaşılan yığınlarda bulunan duvar parçaları ve mozaik zeminler, üst katlardaki odaların da zengin şekilde dekore edildiğini gösterir.

İzmir Efes Yamaç Evler

Duvarlardaki sanat eserleri:

Evlerin en inanılmaz kısmı zemin ve duvarlardaki güzel sanat eserleridir. İç odaların duvarları, özellikle mitolojik konular tasvir eden fresklerle süslüydü. Duvarlar, mitolojik sahneleri tasvir eden muhteşem alçı heykeller ve resimlere sahipti.

Yamaç evlerin birkaç duvar resmi, sakinlerinin günlük yaşamlarına dair bir fikir veren çizimler ve grafitlere sahiptir. Çizimler ağırlıklı olarak gladyatörleri, karikatürleri ve hayvanları gösteriyor. Graffiti, kişilerin adlarını, şiirleri ve aşk beyanlarını içerir.

Özellikle ilgi çekici olan, fiyatları da dahil olmak üzere (örneğin: soğan, 3 eşek, kimyon-1/2 eşek, termal banyolara giriş 12 eşek) günlük hayatın mallarına ve gerekliliklerine atıfta bulunan 30 listeden oluşan bir guruptur.

Ayrıca ev sahipleri, birçok özel portrede resmedilmişti. Evlerin ana mekanlarında sergilenen bu portrelerin aile bireylerine ait oldukları düşünülmektedir.

İzmir Efes Yamaç Evler

 Şimdi günümüzde ziyarete açılan bazı evlerle ilgili bilgiler:

Doğu Külliyesi: 

Doğu külliyesi, 2500 metre karelik bir alanı kapsar ve üç teras üzerine inşa edilmiş müstakil evlerden oluşur.

Külliyenin başlangıcı MS 1’nci yüzyıla kadar uzanır ve bu evler MS 7’nci yüzyıla kadar iskan edilmiştir.

Günümüzde tüm alan, değerli iç mekanları havanın zararlı etkilerinden korumak için masif çatı ile kaplanmıştır.

Kuzey yolundaki caddede Kuretler caddesine açılan dükkan vardır. Bu sıra binalar, dükkan (taberna) veya bar olarak kullanılmıştır. Taberna yani dükkan ve caddenin arasındaki tören yolunda, geç Helenistik döneme ve İmparatorluk zamanına ait olan anıtsal eserler sıralanmıştır.

Roma dönemi ev tipleri

Geç Roma-Erken Bizans konutları iki ana formda yapılıyordu. İnsula (apartman) tipi konutlar ve Domus (özel) konutlardır. Yamaç evler, her iki yapı tipinin de özelliklerini göstermesine rağmen, büyüklükleri ve özel konutlar olması nedeniyle Domus sayılır.

 

Domus Evi:

En göze çarpan bina, varlıklı kişilerin yaşadığı bir villa ve orta sınıf vatandaşlara ait birkaç ev olan “Domus” olarak adlandırılır. Domus, varlıklı bir aileye ait iki katlı bir evdi. Bu evde: bir avlu, bir salon, bir yemek odası ve özel bir bazilika da dahil olmak üzere, birkaç odası korunarak günümüze ulaşmıştır.

Avlu (peristil) sütun dizileriyle çevriliydi. MS 1’nci yüzyılda inşa edilmiştir. MS 37 yılındaki depremden sonra restore edilmiştir. MS 300 civarında renkli mermer kaplamala ve peristil yani avlunun güney kısmına bir çeşme eklenmiştir.

İzmir Efes Yamaç Evler Bazilika

Salonun güneyindeki oda, özel bazilika olarak düzenlenmiştir. Bazilika, konuklara büyük bir zenginlik ve önem izlemini vermek için özel olarak tasarlanmıştır. Bu bazilika, yaklaşık MS 160 yılında inşa edilmiştir. Duvarlar mermerdir ve beşik tonoz fresklerle süslenmiştir.

İzmir Efes Yamaç Evler
Batı Külliyesi

Günümüze kadar mükemmel bir şekilde korunarak gelmiştir. Burada peristilli yani avlulu veya iç avlulu, en az beş lüks villa bulunur. Odaların çoğu, freskler ve sanat eserleriyle dekore edilmiştir. Ayrıca, bu bölümde tüm evlerde akan su ve küvetli banyo izlerine rastlanmıştır. Bu bölüm, Anadolu’nun batısında, Roma dönemine ait en büyük antik mozaik zemin koleksiyonunu barındırır.

İzmir Efes Yamaç Evler Duvar süslemeleri

 

Bu mozaikler, MS 1’nci yüzyıl başlarından MS 3’ncü yüzyılın ilk yarısına kadar uzanan dönemde yapılmıştır. Mozaiklerin çoğu: İtalya’dan gelen mozaiklerle bağlantılı olan, küçük siyah ve beyaz taşların kullanıldığı geometrik desenlerdir.

İzmir Efes Yamaç Evler Duvar süslemeleri

Çok az sayıda renkli ve figüratif mozaik bulunmaktadır. Bunlar: Triton, Nereids, Dionysos, Medusa ve bir aslan.

İzmir Efes Yamaç Evler Duvar süslemeleri

Nereid ve Triton mozaiği, evin oturma birimindedir.

Görüntü stilistik olarak MS 3’ncü  yüzyıla tarihleniyor. Gorgon’un başı, Roma dönemine özgü bir şekilde, boğazına Herakles düğümüyle bağlanmış iki yılanın kuyruklarıyla gösterilmiştir. Yılanların vücutları, kanatlı kafasının yanlarında kıvranıyor ve başları yukarıda, birbirine bakıyor gibi görünüyor.

İzmir Efes Yamaç Evler Duvar süslemeleri Medusa Başı

Medusa’nın yuvarlak yüzü oldukça insani, kadınsı ve güzeldir.

X şeklindeki arka plan, muhtemelen Aegis’i temsil eden gri pullardan oluşan bir desene sahiptir.

İnce bir şekilde uygulanan görüntü, kesişen dairelerin tekrar eden siyah ve beyaz deseninden oluşan büyük bir dikdörtgen mozaik alanla çevrilidir.

Daha ince siyah dörtgen bir çerçeve içinde siyah oval bir çerçeveye sahiptir.

Aynı odada, bu mozaiğin solunda, Dionysos’un bir büstünü içeren bir amblemi olan, aynı boyut ve stilde başka bir mozaik daha vardır.

İzmir Efes Yamaç Evler Duvar süslemeleri
En büyük villa (Ziyarete açıktır)

Bu villaya Kuretler caddesinin ortasından basamaklı bir yolla ulaşılır.

Batı kompleksinin en büyük villalarından birisi, MS 1’nci yüzyılda inşa edilmiş ve MS 2’nci yüzyılda değiştirilen, iki katlı ve avlulu bir evdir.

Evin çift kanatlı kapısı vardır. Eve girince, sağda görülen merdivenler, ikinci kata çıkmayı sağlar. İkinci kat, tamamen yıkılmış durumdadır. Yaygın bir geleneğe göre, ikinci katta yatak odaları bulunmaktadır.

Giriş kapısından birkaç basamakla zemin kata inilir.

Merdivenlerin bittiği giriş holünde: avlu görünümündeki orta bölümün ortasında, akan su sistemi ve olukları olan bir şadırvan vardır ve eve girenlerin temizlenmesi içindir.

Oradan karşıdaki peristile yani avluya geçilir.

Peristilin ortasında avlu benzeri göğe açılan bir bölüm ve bu bölümün çevresinde mozaik zeminli koridorlar ve bunların arkasında odalar ve holler bulunur.

Bunun güneyindeki alçak tonozlu mekan, ev sahibinin sıcak yaz günlerinde istirahat ettiği yerdir.

Zemin katında 12 oda bulunur. Toplam yaşanabilir alan sayısı 900 metre karedir. Korunarak günümüze ulaşmış odalar: hol, mutfak ve küvetli banyodur.

Bu villanın zemin ve duvar mozaikleri arasında: Herakles, Ariadne, Eros, tavus kuşu ve çiçek motifleri vardır.

İzmir Efes Yamaç Evler Duvar süslemeleri

Salondaki odalardan biri, fresklerin konularından dolayı “tiyatro odası” olarak adlandırılır. Oldukça büyük olan giriş açıklığının solunda Euripides’in “Orestes” oyunundan bir  sahne tasvir edilmiştir. Roma dönemi tiyatro oyuncularının tamamı maske kullanan erkeklerdir.

Bu nedenle, fresklerdeki oyuncular maske takmış olarak gösterilmiştir. Sağda komedi yazarı Menander’in Sikyonios adlı oyunundan bir sahne var. Soldaki geniş duvarın üst kısmında ise, Herakles ile Akhilleus arasındaki mücadele temsil edilmektedir.

Yunanistan’ın en büyük nehir tanrısı olan Akhilleus, Calydon Kralının kızı Deianeira ile evlenmek ister. Ama Deianeira, Aşil’in ejderha ya da boğa gibi varlıkların şeklini alabileceğini bildiği için onunla evlenmek istemez.

Bunun üzerine Herkül araya girer ve kavga çıkar. Freskte çömelmiş olarak gösterilen kız, kavganın konusu olan kızdır.

Efes Yamaç Evler

Peristilin yani avlunun kuzey cephesi, MS 4’ncü yüzyılda değiştirilmiş ve burada duran evin ana odası, iki küçük odaya bölünmüştür. Bu bölümde bulunan yangın izleri de aynı döneme aittir.

Peristilin yani avlunun açık bölümünün üst kısmı, benzer malzemelerle eski modellerine benzetilerek yeniden yapılmıştır.

Girişin sağındaki açıklığı geçtikten sonra, sağdaki oldukça geniş alan, evin hamamıdır. Hamamın sadece alt yapısı korunmuştur. Duvarlarda kışın soğuk havalarda evi ısıtmak için sıcak havanın dolaştığı görülen bacalar vardır.

İzmir Efes Yamaç Evler
2’nci villa-B Evi (Ziyarete açıktır)

Tarih, bilim ve kültür için mükemmel bir referans olan bu ev, restorasyonu ve muhafaza edilmesi zorlu bir yapıdır. 2000 yılında ziyarete açılan Yamaç evler-2’nin kazılmış bölümlerinde bir de müze açılmıştır. Restorasyonu halen devam eden bina, 2011 yılından bu yana, yüz binden fazla kişi tarafından ziyaret edilmiştir.

Ev, güneyde Yamaç evler caddesi ve kuzeyde Kuretler caddesiyle sarılmıştır.

İnsulan tipi yani çok kişiye kiralanan ev, üçgen alt planlıdır. Kenarları, iki basamaklı giriş yollarıyla çevrilidir. Bu yollardan, müstakil evlere de giriş yapılmaktadır. Girişler, 27 metrelik açıklığın üstünden gelir.

Villa, MS 1’nci yüzyılda inşa edilmiştir. Yapıda önce “Muses Salonu” na girilir. Salon, duvarlarında Musa freskleri olduğu için bu ismi almıştır.

Başlangıçta evin girişi diğer tarafta olmasına rağmen, restorasyon sırasında bu şekilde yapılmıştır.

İlham perileri salonundan son derece güzel olan peristile yani avluya girilir.

Peristil yani avlu, ortadaki açık bölümün daha büyük ve daha dekoratif olması dışında, A evindekine benzer. Korint sütunları ince ve zariftir. Ortada görülen kuyu, suların kesildiği zamanlarda kullanılıyordu.

Cam Tonozlu İstirahat Odaları:

Avlunun güney tarafında, genellikle kayadan oyma serin odalar vardır. Bu odalardan bazıları: döşeniş biçimlerine göre sınıflandırılmış, efendilerin bölgeleri olarak değişik cam mozaiklerle süslenmiş, duvarlar ve yer döşemesi mermer yüzle kaplanmıştır.

Ev sahibinin istirahat ettiği bölümün tonozuna cam mozaik işlenmiştir. Cam mozaikler, antik dönemde sanatın en üstün biçimi olarak kabul edilir. Bu cam mozaiklerin, MS 5’nci yüzyıla ait olduğu düşünülüyor.

Dionysos ve Ariadne figürlerinin bulunduğu ilüzyonik bir şarap evi ile çevrelenmiş ortadaki mozaik “cenneti” tasvir eder.

Mozaikler “Hıristiyanlık” tan önce olduğu gibi Dionysos ve Ariadne, merkezde bir daire içinde ve çevrelerinde cennette var olduğu düşünülen tavus kuşu, ördek, horoz vb. var.

Efes Yamaç Evler

Bu bölümün zemini, sepet örgü desenli siyah-beyaz mermer kaplıdır.

Buradan evin avlusuna girilir. Atriumun batı duvarı da yapım tarzından anlaşılacağı üzere geç bir döneme aittir. Evin orijinal girişi bu duvarla kapatılmıştır.

Evet, B evi 900 metre karelik bir alanı kaplar. Atriumlu, hiçbir noktası eksik planlanmamış eksiksiz bir evdir. Atrium, dar bir avlu şeklindedir. Köşelerde sütunlar, sütun aralarında ise ahşap kirişler vardır. Ahşap kirişlerin montaj ve demontajını kolaylaştırmak için kolonlarda uygun prizler sağlanmıştır.

Tuvalet:

Batı köşesinde evin çok kişilik tuvaleti bulunur. Tuvaletin girişinde, günümüzdeki helalara benzer bir hela bulunmaktadır. Buradaki duvarlar da tamamen fresklerle kaplıdır.

Mutfak:

Batıdaki son boşluk evin mutfağıdır. Tuvaletin yanındaki oda, MS 1’nci yüzyıla ait olduğu sanılan evin birinci katının mutfağıdır. Oldukça dar olan mutfağın batı duvarındaki kemerli ocaklar, benzerleri arasında en iyi korunmuş olanlardır.

Efes Yamaç Evler Yemek Odası

Yemek odası: 

Avludan çıkıldığında, soldaki oda yemek odasıdır. Bu odada, prestile bakan taraf, çubuk şeklinde düzenlenmiştir. Hane halkının yemeklerini burada birlikte yediği varsayılır.

Salon ve Yemek Masası:

Bunun bitişiğindeki salon gibi görünün boşluk ise, ana oda denilen evin en önemli odasıdır. Ev sahibi, misafirlerini burada karşılamıştır. Bu odanın zemini yanlarda düz, ortada renkli mozaiklerle kaplıdır.

Kenarlar, bu kısımlara sedirler konulduğu için tek renkli ve sadedir. Odadaki kırmızı masa yerinde keşfedilmiştir. Masanın oldukça yüksek olan ayağı; yarı yatay pozisyondaki kanepenin üzerine gerilmiş ve yemek yiyenlere çirkin görünmemesi için fazla oyulmuştur.

Efes Yamaç Evler
FLAVİUS FURİUS EVİ-ÜNİTE 6

Evler arasında en etkileyici olandır. MS 3’ncü yüzyılda dönemin konsülü Gaius Glavius’a ait saray tipi evdir. Bu ev, Yamaç evlerin en görkemlisidir. Mermer salonun tamamı, çeşitli ithal renkli mermerler ile geniş kaplama alanları vardır.

Evin yemek salonu: üç katlıdır ve taban alanı 178 metre karedir. Bu yemek salonunda, Anadolu ve Ege adalarından getirilen 22 farklı tür mermer, granit ve oniks taşlarla kaplanan 350 metre karelik duvarlar, MS 270-280 yılları arasında gerçekleşen büyük depremde yerle bir olmuştur.

Deprem sonucu, yıkılan duvarlar ve diğer kıymetli kalıntılar, yıllar içinde toprağa gömülerek, evlerde yer alan eserlerin günümüze kadar korunması sağlanmıştır. Bu salonda dağılmış halde bulunan 120 bin parça mermerin, bir araya getirilme çalışmaları adeta bir puzzle çözer gibi devam ediyor.

Prestil ev ve diğer evler;

Bu evde, MS 450 yıllarına tarihlenen freskler vardır.

Efes Yamaç Evler Sokrates Firizi (Selçuk Efes Müzesi)

Başka bir evde, kompleksin kuzeydoğu köşesinde, mükemmel durumda “Sokrates” i tasvir eden bir fresk bulunmuştur. Sokrates’i bir bank üzerinde otururken gösteren fresk, oldukça iyi durumdadır. Sokrates (MÖ 469-399) yılları arasında Atina’da yaşamıştır.

Modern Batı felsefesinin kurucularından biri olarak kabul edilen bu hatip ve filozof, tartışma metodu yoluyla, akıl, mantık, ahlak ve demokratik ilkenin genel pratiğine dair fikir ve söylevleriyle tanınır.

Yamaç evlerdeki fresk, Yamaç evlerin genel olarak MS 2-5’nci yüzyıllar arasında yapıldığı göz önüne alındığında, Sokrates’in ölümünden en az 500 yıl sonra bile Ege havzasında bilinen bir figür olarak resim ve heykellerinin yapıldığını gösteriyor.

Evet, bu fresk günümüzde Selçuk Efes Müzesinde sergileniyor.

Günümüz

Evler, MS 262 yılındaki büyük deprem ve tusunami tarafından olumsuz etkilendi. MS 7’nci yüzyılda ise bir dizi yıkıcı Arap akını ve limanın sürekli dolmasıyla Efesliler Ayasulluk Tepesine taşındıklarında bu evler terk edildi.

Terk edildikten sonra, heyelan ve çamur kaymaları nedeniyle evler toprak altında kaldı. Ancak toprak evleri iyi korumuştur.

Efes Gezi Planı

Gezi Planı

Kuruluş Öyküsü

 

Ankara Cepa Alışveriş Merkezi

Ankara Cepa Alışveriş Merkezi

Eskişehir yönünden, Ankara’ya gelen ziyaretçilerin, hemen şehre girişte, sol yanda dikkatlerini çekecek ölçüde büyük bir yapı var.

İşte, burası “Cepa” isimli alışveriş merkezi. İsim neden Cepa: bu ismin verilme sebebini 1 ay önce öğrendim, hem de bizzat isim sahibinden, Cepa ismi, soy isimden “Celepçioğlu” türetilmiş, bu güzel, çağdaş ve özellikle ziyaretçilerinin kalitesiyle yoğunlaşan alışveriş merkezini, gerçekten tam bir beyefendi insan yaptırmış.

Evet: burası, bence, Ankara’nın bugün için, en güzel alışveriş merkezlerinden biri, hatta en iyisi diyebilirim ve inanın tamamen tarafsız bir yorum, çünkü diğerlerini de çok iyi biliyorum, gezdim, gördüm.

Özellikle değerlendirmelerimi, dünya üzerinde 5 kıtada birçok ülke gezmiş, bu ülkelerdeki alışveriş merkezlerini de görmüş, gezmiş biri olarak aşağıda bulabilirsiniz.

Ankara Cepa Alışveriş Merkezi

ULAŞIM

Ankara-Eskişehir yolu üzerinde, 7’nci km. de bulunuyor. ODTÜ nün karşısında. Konum itibarıyla, çok kolay ulaşım imkanı var. ODTÜ ve Bilkent kavşakları arasında bulunan alışveriş merkezine, özel araçlarla rahatlıkla ulaşılabileceği gibi, civar bölgelerden toplu taşıma araçları ile maksimum 10 dakikada gelinebiliyor. Ama en büyük sorun: Eskişehir istikametinden Ankara’ya gelirken, Cepanın bulunduğu bölüme geçme sıkıntısı.

Ankara Cepa Alışveriş Merkezi

Toplu ulaşım araçlarını kullanacaksanız: Cepanın önünden yaklaşık 200 metre ilerleyerek üst geçidin bulunduğu yere gitmeniz gerekiyor. Oradan karşıya geçip; Kızılay istikametine giden dolmuşlara binebilirsiniz. Fazla beklemek istemiyorsanız, ODTÜ’nün önüne kadar yürüyüp, buradan daha bol ulaşım aracı bulabilirsiniz.

Özel aracınız ile gidecekseniz: Cepa’nın gerek önünde ve gerekse arkasında ve de kapalı bölümde otoparkları bulunuyor. Ön bölümden girerseniz: buradaki otoparkta yer bulamasanız, binanın sol yanından, arka bölüme ve kapalı otopark bölümüne ulaşabilirsiniz.

Aslına bakarsanız: otopark açısından pek sıkıntılı değil, yani yer bol. Özellikle: hafta içinde, kesinlikle otopark sıkıntısı yaşamıyorsunuz. Bu arada: kapalı otoparkın bir özelliği var. Her araç park yeri üzerinde, kırmızı ve yeşil küçük ışıklar var.

Bunlar: uzaktan bakıldığında, boş otopark yeri bulmanız açısından büyük imkan yaratıyorlar. Yani: ışık, altındaki otopark alanı boş ise, yeşil yanıyor, dolu ise kırmızı yanmakta. Uzaktan, yeşil ışıkları arayarak, boş otopark yeri bulmanız mümkün.

Ancak: kapalı otoparkta bir sıkıntı var. Çok miktarda, “Çıkış” tabelası kullanılmış, bu tabelaları karıştırdığınızda, dışarı çıkabilmek için uzun süre dolaşmanız gerekiyor. Son bir not, kapalı otoparkta, aracınızı bıraktığınızda, otopark bölüm numarasını mutlaka kafanıza bir yere yazın, yoksa dönüşte, uzun süre aracınızı bıraktığınız yeri aramak zorunda kalabilirsiniz.

Cepaya özel aracınız ile gelirken: Eskişehir yolundan ilerleyip, binanın ön bölümünden otopark alanına girebilirsiniz. Ama: size daha rahat bir ulaşım istikameti belirtmek istiyorum. Şöyle ki: Eskişehir yolunda ilerlerken, benzinlikleri geçtiğinizde, İstanbul istikametine sapıp, yaklaşık 300 metre sonraki ışıklardan, sola döndüğünüzde, Cepanın arka bölümüne, Bauhaus market önüne çıkacaksınız. Buradan, Cepaya ulaşmak daha rahat ve otopark bulmak daha kolay.

GENEL ÖZELLİKLERİ

Evet: Cepa: Celebcioğlu Şirketler Gurubuna ait bir yapı. 53 bin m. karelik arsa üzerine kurulmuş. İnşaata Kasım 2005 tarihinde başlanmış ve 22 aylık bir süre sonunda, tamamlanarak, 24 Ağustos 2007 tarihinde hizmete açılmış. Yatırım maliyeti: 148 milyon dolar.

Ankara Cepa Alışveriş Merkezi

Alışveriş merkezinin aydınlatılmasında: gün ışığından yararlanılması esas alınmış. Yani: bol miktarda cam ile kaplanmış açık alan var. Bu da elbette, mekana ferah bir hava vermiş. Ayrıca: burada, Türkiye’nin ilk renkli spektrumlu dış cephesi var.

Ön cephenin hava karardığında değişmeye başlayan renkleri, kafelerin bulunduğu en üst katın kubbemsi tavanına da yansıyor. Ara ara konuşlandırılmış küçük ışıklar da, eş zamanlı olarak renkleniyor.

Yapı: yatay dikdörtgen prizma şeklinde yapılmıştır. Birinci kat ve ikinci katlarda, ana giriş yönünde mağazalar, arka bölümde ise, iki kat yüksekliğinde hipermarket var. Üçüncü katta: hazır yemek üniteleri ve restoranlar ile eğlence bölümü ve sinemalar tasarlanmıştır.

Ankara Cepa Alışveriş Merkezi

Mimari çizgisiyle yeni bir kentsel simge oluşturmak ve iç mekan zenginliği ile rahat ve keyifli vakit geçirilebilecek bir merkez yaratılması amaçlanmıştır.

Ferah bir yer. İnsanlar içeride daralıp bunalmıyor. İçeri girdiğinizde: kafanızı kaldırıp tavana bakarsanız, içinizde garip bir duygu oluşuyor. Sanki; devasa bir cami ve kubbesi gibi bir görüntü var. Yani: muhteşem yüksek ve kubbemsi bir iç tavan görüntüsü yaratılmış.

Bu giriş bölümünde: zaman zaman sergiler yapılıyor. ( örneğin: ayakkabılar sergisi, oyuncak arabalar sergisi, resim sergileri gibi) Bu sergiler: insanlar tarafından genellikle ilgi çekici oluyor. Yani: yalnızca bir alışveriş merkezi olmanın yanında, bu tür sosyal faaliyetlerin yapılması da olumlu.

Ankara Cepa Alışveriş Merkezi

Mağaza çeşitliliği ve konumlandırılması mükemmel. Örneğin: ayakkabıcıların çoğu, yan yana konumlandırılmış. Bir de alanlar oldukça geniş ve yüksek tavanlı olduğu için, kalabalık pek fazla algılanmıyor.

Evet: en alt kattan, zemin kata ulaşan yürüyen merdivenler; basamaklı değil. Diğer katlar arasında ise, basamaklı yürüyen merdivenler var. Bunların avantajı: aynı hizada olması. Yani: yürümeden, aynı bölümdeki yürüyen merdivenleri kullanarak, en üst kata kadar ulaşabiliyorsunuz.

Diğer alışveriş merkezlerinde, insanların mağazalar arasında dolaşmalarının sağlanması için, yürüyen merdivenler, birbirinden farklı bölümlere konulmuş ve bir üst kata çıkmak için, alışveriş merkezi içinde bir hayli yürümek gerekirken, burada böyle bir sıkıntı yok. Asansörler ve yürüyen merdivenler, aynı bölümde bulunuyor.

Ancak: yürüyen merdivenlerin, yan bölümlerinde ve aşağıda, her hangi bir koruma önlemi yok. Sakın aşağıya bakmayın, uzay mekiğine asansörle çıkar gibi hissedebiliyorsunuz.

Evet, en üst kata çıktınız: muhteşem bir teras sizi bekliyor. Belki de, Ankara sınırları içinde görebileceğiniz en mükemmel manzaralardan biri (ODTÜ ormanları ve Bilkent manzaralı) ile karşılaşacaksınız. Yemek bölümü ve sinemaların bulunduğu bu bölümde: bir balkon olması çok güzel.

Ancak, bu güzel balkonun yarısının, bir kafe tarafından işgal edilmiş olması da o ölçüde saçma. Yine de: bu balkonda, mutlaka manzara seyretmenin keyfini yaşayın, olmasa bir sıcak çikolata içmeyi de deneyin.

 

ALIŞVERİŞ

Cepada: bir hipermarket (Carrefour Sa: Ankara’nın en büyük ve Türkiye’nin ilk, iki katlı Carrefour marketi.

14 bin metre karelik alanda, 500 personel, 46 kasa ile hizmet veren markette, 50 binden fazla ürün çeşidi bulunuyor. ), 1 yapı market (Bauhaus: 15 bin metre karelik alanda, Ankara’nın ilk Bauhaus marketi ), 11 Büyük Mağaza zinciri halkası (Boyner, D-R, Esse, Joker, Koton, LcWaikiki, Mango, Mudo, Nezih, Teknosa), birçok Bay-Bayan giyimi mağazası, 5 spor giyim (Adidas, Billabong, Fenerimu, İntersport, Nike).

Bunların dışında: Bebe-Çocuk giyimi, İç giyim, mayo, Optik, Saat, Takı, Aksesuar, Kuyum, Mücevherat, Elektronik ve İletişim alanında, birçok mağaza bulunuyor.

Ayrıca: 4 banka (Akbank, Garanti bankası, İş bankası, Ziraat bankası) şubesi ve birçok bankanın ATM bulunuyor.

Ankara Cepa Alışveriş Merkezi

YEMEK BÖLÜMÜ

Alışveriş merkezinin en üst katındaki yemek katı: gerçekten Ankara’daki alışveriş merkezleri arasında, en iyisi.

Toplam: 12 tane firma tarafından: fast food hizmeti verilmekte. Yiyeceklerde, çeşitlilik yaratılmış olup; gerek pizza, gerek hamburger ve gerekse diğer lezzet çeşitleri var. Bunun dışında: 17 tane restoran faaliyette bulunuyor. Ayrıca: kafeler var. Yani: her türlü damak zevkine uygun yiyecek ve içecek bir şeyler bulmak mümkün.

Özellikle: bazı restoranların ikinci katlarının bulunması, yanınızdan geçip giden insanlar olmadan, sakin bir şekilde yemek yemeniz için olanak sağlıyor.

SİNEMA

Alışveriş merkezinin en üst katında: AFM Sinemaları bulunuyor. Sinemaları: konforlu salonları, görüntü ve ses kalitesini garanti altına alan ileri teknoloji olanakları sunuyor.

10 salon ve 1889 koltuk var. Sinemalar: Autoban tarafından dizayn edilmiş. Şık fuayesi ve son teknoloji ürünlerle donatılmış salonlar cidden çok güzel. Salonlara, en kaliteli ve etkili ses ve görüntü standardı olan: THX sistemi konulmuş.

Ünlü sinema ustası George Lucas’ın geliştirdiği; görüntü ve ses kalitesini garanti altına alan bu teknoloji sayesinde, izleyiciler filmi, yönetmenin tasarladığı şekliyle izleyebiliyorlar. THX donanımlı salonlar, Türkiye’de yalnızca AFM sinemalarında var.

SONUÇ

Cepa; ulaşımın kolay olduğu, park yeri probleminin bulunmadığı bir yer olması nedeniyle avantajlı. Buraya gittiğinizde: aradığınız her türlü objeyi bir çatı altında bulabilmenin rahatlığını yaşayacaksınız.

Özellikle: Bauhaus bölümünden yapıya girip, burayı da gezdikten sonra, üst katlara çıkabilirsiniz. Üst katlarda: mekan o kadar ferah ki, gerçekten sıkılıp bunalmadan gezinme şansınız var. Koridorların arasında: gerek kafeler ve gerekse yapıya ait oturma yerleri oluşturulmuş.

Yorgunluk gidermek için birebir. Her katta, bol miktarda ve temiz tuvaletler bulunuyor. Yürüyen merdivenler ve asansörün aynı bölümde bulunması avantaj. En üst kata çıktığınızda:yemek bölümünün kalitesi ve çeşitliliği ve yerleşimi çok güzel. Terasta; şehir manzarası harika. Evet, tüm güzellikleri bir arada bulabileceğiniz bir yer.

Son olarak: Cepa’ya mutlaka gidin, hoş ve güzel zaman geçireceğiniz kesin. Burası: sizi, bir tam gün veya en azından yarım gün rahatlıkla meşgul edebilir.

Cepa’nın hemen yanında yapılan “Kentpark” ve birkaç kilometre ilerideki “Gordion” ve diğer yapılmakta olan alışveriş merkezleri açıldıktan sonra da, Cepa’nın tercih edilirliği azalmadı, hala yoğun ve özellikle yakın çevrede oturanlar tarafından tercih ediliyor.