Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez

Cape Town küçük bir yerdir ve tarihi veya ilgi çekici yerlerin birçoğu, birkaç saatlik yürüyüş mesafesindedir. Bir günlük zaman ayırırsanız, şehri gezmiş-tanımış olabilirsiniz. Yolunuzu bulmanız kolaydır.

Tarihi şehir merkezindeki gezimize “Castle Street” caddesinden başlıyoruz. Burası: şehrin merkezinde yer almaktadır. Caddede: sokak mağazaları, cafe, bar, pub, kulüp ve restoranlar bulunur.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez CASTLE OF GOOD HOPE

CASTLE OF GOOD HOPE

Castle Street üzerindedir. Kaleye giriş ücretlidir. Yetişkinler 30R, emekliler 15R, Çocuklar 15R ödemek zorundadırlar. Kale kapısı her gün saat: 09.00 da açılır ve saat 16.00 da kapanır. Kale: 1936 yılında “Ulusal Anıt” ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Kale yapıldıktan sonra herhangi bir saldırıya uğramadığından sağlam olarak günümüze gelmiştir.

Güney Afrika’nın en eski Avrupa yapısıdır. Günümüzde görülen bu yapı: 13 yıllık bir sürenin sonunda 1679 yılında bitirilmiş ve Hollanda-Doğu Hindistan Kumpanyasının bir deniz ikmal merkezi olarak Jan Van Riebeeck tarafından yapılan ahşap kalenin yerini almıştır. Ahşap kale: 1652 yılında denizden herhangi bir saldırıya karşı korunmak için yapılmıştır ancak 1665 yılında terk edilmiştir. O dönemde yapılan kale: Avrupa’da yapılan diğer kaleler gibi beşgen yapılmıştır.

Bu büyük ve beş köşeli ve herhangi bir mimari değeri olmayıp, yalnızca tarihi önemi olan şato: 150 yıl boyunca şehrin: sosyal, ekonomik ve idari hayatının merkezi olmuştur.

Günümüzde de, bir aktif askeri birliğin merkezi konumundadır ve özellikle: turistler her öğlen zamanında buradaki nöbet değişim törenini izlemeyi tercih ederler.

Bina: “Anton Anteith” yapımı olan muhteşem heykellerin bulunduğu kat balkonu ile dizayn edilmiştir.

Binada yapılan turlarda: işkence odası, silah deposu ve zindan gezilmektedir. Ayrıca: avluda güzel bir restoran bahçesi bulunmaktadır.

Kalede: 3 müze bulunmaktadır. Bunlar

Military Museum

Burada bulunan koleksiyon: Hollanda-Doğu Hindistan Kumpanyasının şehirdeki ilk yıllarını anlatır. Müze: Güney Afrika’nın en eski binasında yer almaktadır. 1936 yılında müze binası “Ulusal Anıt” ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Askeri Müze: 1 Ağustos 1995 tarihinde açılmıştır. Müzenin teması Cape şehrinin askeri geçmişidir. Müzenin kılıç koleksiyonu, ülkenin en tartışılmaz ve etkileyici koleksiyonudur. Müzede ayrıca: Cape Town Millitary Tattoo bulunur.

Secund’s House

Burası: eskiden vali yardımcısının konutu olarak kullanılmıştır ve buradaki odalar 16. ve 17. yüzyıl tarzında mobilyalarla döşenmiştir.

Governor’s Residence

Orijinal balkon: 1786-1790 yılları arasında; 1695 yılındaki haliyle yeniden inşa edilmiştir. Alınlığında Alman heykeltıraş Anton Anreith tarafından yapılmış kabartma bulunmaktadır. Bu balkondan; burunda bulunan askerler, köleler ve sivillere duyurular yapılmıştır. Şehre gelen resmi ziyaretçiler burada karşılanır zaten ismi de bundan gelmektedir.

Bu balkon: Cape Town şehri için özel öneme sahip tabloların ve mobilyaların bulunduğu ünlü William Fehr koleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır. Koleksiyonda ilaveten: yağlı boya tablolar, antika çini ve porselenler bulunur.

Bunlar: işadamı William Fehr tarafından, Güney Afrika hükümetine bağışlanmıştır. Bu koleksiyon Cape kolonisinde yaşam tarzı ve erken yerleşimcilerin yaşamları hakkında bilgi verir.

Kalenin hemen karşısında büyük bir alan bulunuyor.

 

GRAND PARADE

Nelson Mandela’nın ilk konuşmasını dinlemek üzere, buraya yüz binlerce insan toplanmıştır. 14 Eylül 1989 tarihinde ırkçılığa karşı en büyük gösteri burada yapılmıştır ve ertesi yıl Nelson Mandela serbest bırakılmıştır.

Belediye binası önündeki bu mekan: Güney Afrika 2010 FIFA Dünya Kupası sırasında insanların toplandıkları yer olarak bilinir. İnsanlar burada bulunan dev ekrandan: dünya kupası maçlarını izlemişlerdir. Eskiden askeri geçit törenleri burada düzenlenirmiş.

Günümüzde, burada haftanın Çarşamba ve Cumartesi günleri: açık hava pazarı kurulmaktadır. Satıcılar tarafından yeni ve ikinci el giysi satılan burada, aynı zamanda kızarmış balık ve çiçek kokusu da duyulur. Haftanın diğer günlerinde burası büyük bir park yeridir.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez City Hall

CİTY HALL

Darling Street’dedir.
Yapı: 1905 yılında İtalyan-Rönesans mimari tarzında yapılmıştır. Şehrin Viktoria tarzında son kumtaşı yapılarından birisidir. Cape Town şehrinin en ikonik binalarının başında gelmektedir.

Klasik Darling Street caddesine cephesi ve Londra şehrindeki Big-Ben kulesine benzeyen kulesi ilgi çeker. Özellikle: mermer cephesi büyük ilgi çeker, çünkü bu cephe İngiliz sömürge tarzı ve İtalyan Rönesans özelliklerini birleştirir.

Yapıdaki gösterişli vitray pencere: İngiltere kralı Edward VII ve Kraliçe Alexandra için adanmıştır. Günümüzde burada: “City Library” yani “Şehir Kütüphanesi” ve “Cape Town Symphony Orchestra” bulunmaktadır.

Binaya girdikten sonra: güzel mozaik zeminler, eski vitray pencereler ve mermer bir merdiven bulunmaktadır.

Nelson Mandela: 27 yıl hapis geçirdikten sonra, Şubat 1990 tarihinde City Hall balkonundan, 250.000 kişiye hitap etmiştir.

City Hill, aynı zamanda: burada düzenli konserler düzenleyen dünyaca ünlü Cape Filarmoni orkestrasına ev sahipliği yapmaktadır. (Sanırım bu orkestra her hafta Perşembe günü, burada oditoryumda konser veriyor) Öte yandan: şehir kütüphanesi de buradadır.

Darling Street boyunca yürürseniz, bu kez karşınıza başka bir cadde çıkacaktır.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez ADDERLEY STREET VE ST GEORGE’S MALL

 

ADDERLEY STREET VE ST GEORGE’S MALL

Charles Adderley: 19. yüzyılda yaşamış bir politikacıdır. Kendisi: İngiltere’nin İngiltere’deki mahkumların ve çeşitli suçluların gönderilmesi için, bir sürgün kolonisi kurmasına karşı gösterdiği direnç nedeniyle: şehir halkının minnetini kazanmıştır.

Adderley Street: bir zamanlar şehirdeki önemli ailelerin konutlarının bulunduğu bir yer olmasına rağmen, günümüzde başlıca ticaret bölgelerinden birisidir ve şehrin merkezinde sıkışmış bir caddedir.

St George’s Mall: şehir merkezinde bir yaya alanıdır. Burada: dansçılar, davulcular, sokak sanatçıları ve benzerleri tarafından, kaldırımlarda canlı eğlenceler ve aktiviteler düzenlenir. Ayrıca: kafeler, ziyaretçilerin oturup dinlenmeleri için yoğundur.

St George’s Mall’da: tezgahlar, sanat galerileri, hediyelik eşya satanlar ve Afrika antika dükkanları kombinasyonu, tam bir alışveriş cenneti yaratmıştır. Ayrıca: St George Street Mall: şehrin mücevher rotasını oluşturmaktadır ve Katedrale kadar olan caddede birçok kuyumcu görülür.

Ancak, burayı ziyaret ederseniz özellikle yankesicilere yani hırsızlara karşı dikkatli olmanız önerilir. At sırtında gezen güvenlik görevlilerine rağmen burası güvenli bir yer değildir.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez Standart Bank

Standart Bank

Adderley Street ile Darling Street köşesinde: tepesinde uzun kubbesiyle dikkati çeken bu bina: cadde üzerinde bulunan bir dizi önemli tarihi binanın ilkidir.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez Groote Kerk-Büyük kilise

Groote Kerk-Büyük kilise

Adderley Street üzerindedir.
Burası: Hollanda Reform kilisesidir. 1678 yılından sonra burada bir dini yapı bulunduğu bilinmekle birlikte günümüzde görülen yapı: ilk kilise binasının yapılmasından 137 yıl sonra, 1842 yılı yapımıdır. Ancak, bu mevcut kilise de bir yangın sonucu orijinal halini kaybetmiştir ve sonrasında Hermann Schutte tarafından biraz donuk ve gri yapı olarak yeniden inşa edilmiştir.

19. yüzyılın ikinci yarısında, Cape Town şehrinin önemli aileleri burada ibadet etmişlerdir. Dua sırasında sosyal ayırımlar sağlansın diye: her bir gurubun kendi kapısı bulunur.

Kilisenin devasa oyma minberi ilgi çekmektedir. Minber: heykeltıraş Anton Anreith ve marangoz Jan Graaf tarafından: Burma yöresine ait “Tik” ağacından yapılmış, bunu destekleyen aslan şeklindeki destekler ise keresteden yapılmıştır. Bunlar “Eski ve Yeni Kudüs” temsilidir.

Tavanda ilgi çekmektedir. Geniş taraklı ve alçı davanın dayanak noktası yoktur ve prensip olarak dünyanın en büyüğüdür. Sıvalı tavan, mimar Hermann Schutte tarafından yapılmıştır. Ayrıca bir ahşap tavan da vardır.

Duvarlarda erken Cape ailelerinin armaları görülür. Zeminde ise erken dönem mezar taşları bulunur. Cape bölgesinin erken dönem valilerinden ikisi buraya gömülmüştür. Bunlar: Simon van der Stel ve Ryk Tulbagh.

Kilisenin kilitli sıraları: 19.yüzyılda varlıklı ailelere kiraya veriliyormuş.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez Slave Lodge

Slave Lodge

1657 yılında Cape şehrine ilk köle Angola ve Batı Afrika’dan ve Hint adalarından gelmiştir. Ancak bunlardan şanslı olanlar: sahipleri tarafından beslenerek uzun süre yaşayabilmişler ve eğitim almışlardır. 1685 yılı sonrasında ise kendi özgürlüğünü satın almak için para tasarrufu yapanlar ve esnaf olarak ticarete başlayanlar görülür.

1834 yılında ise kölelik kaldırılmıştır.

Bu yapı: Hollanda-Doğu Hindistan Şirketi için 1600 yılında inşa edilmiştir. Ama, ilk önce genelev olarak kullanılmıştır. 1679-1811 yılları arasında ise, buradan: 9000 kölenin teslim edildiği daha doğrusu satıldığı söylenir. Slave Lodge denilen bu meydanda: kölelerin satıldığı mekan olarak kullanılmıştır. Tüm işlemler, bir ağacın altında gerçekleştirilmiştir. Beton bir plak ile bu eski ağacın bulunduğu yer işaretlidir.

1806-1811 yılları arasında bina: İngilizler tarafından devlet dairesine dönüştürülmüştür.
Günümüzde ise, bina: Anayasa Mahkemesi, Tapu Dairesi ve şehrin ilk kütaphanesi ve postane gibi devlet hizmetine yöneliktir.

Binanın restorasyonu 1960 yılında başlamıştır. Binanın alt katında “South African Cultural History Museum” ve üst katında ise “galeriler” bulunmaktadır. Bu galerilerdeki sergilerin çoğunluğu: seramik, gümüş koleksiyonlarına ayrılmıştır. Bunlar: Güney Afrika’da kölelik tarihine odaklanmazlar.

Dünyanın çeşitli yerlerinden getirilen seramikler sergilenir. Özellikle: Tang hanedanı (618-907) mezarlarından buluntular ve diğer erken Çin seramikleri ilgi çeker. Ayrıca: Güney Afrika Seramik Stüdyolarının ürünleri ve çağdaş eserler bulunur. Gümüş galerisi: şehirde İngiliz, Malezya ve Rus kökenli yerli ve hatıra eşyaları gösterir.

 

South African Cultural History Museum

Burası, tuhaf ama hoş bir müzedir. Çünkü: yapıldığı zaman “Companys Gardens” da çalışan kölelerin konutu olarak yapılmış, daha sonra ise geneleve dönüştürülmüştür.
1810 yılında ise: yine bir düzenleme yapılarak farlı bir etkinliğe, yani hükümet binası olarak “Yargıtay”a tahsis edilmiştir.

Slave Lodge binasının alt katındaki sergide, Güney Afrika’da köleliğin uzun bir geçmişi anlatılmaktadır.

Müzede sergilenenler arasında bulunanlar: mobilyalar, seramik eşyalar, ilk yerleşimcilerden kalma silahlar, oyuncaklar ve Afrika kabile sanatı nesneleri sergilenmektedir.

Özellikle: günümüzde burada bulunan oryantal koleksiyonda: Hollanda ticaret gemileri tarafından mektup kutuları olarak kullanılan “posta taşları” ilgi çekmektedir.

Adderley Street üzerinden yürürken, Goverment Street caddesine devam ediyoruz.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez Houses of Parliament-Parlamento Evleri

Houses of Parliament-Parlamento Evleri

Güney Afrikanın başkenti, Cape Town şehri olmamasına rağmen, burası Güney Afrika’nın parlamento evidir. Çünkü Cape Town ülkenin “Yasama Başkenti” dir. (Genel bölümünde Güney Afrika ülkesinin üç başkenti bulunduğunu söylemiştim)

Yapının özgün tasarımı Charles Freeman tarafından 1885 yılında tamamlanmasına rağmen, yanlış hesaplama nedeniyle Henry Greaves tarafından tamamlanmıştır. Sir Herbert Baker tarafından ise dizayn edilmiştir.

Companys Garden bahçesinin en üst köşesinde, Meclis caddesi üzerindedir. Burası: Güney Afrika ülkesinin çalkantılı tarihinde birçok dramatik olaya sahne olması ile önem kazanmaktadır.
Burası Ocak-Haziran ayları arasında rehberli turlarla ziyaret ediliyor ama yanınızda pasaport olması gerekiyor. Bu gezide: parlamento kütüphanesi, meclis binası, merkezi kubbe ve korint sütunlar ve pavyonları görebilirsiniz.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez De Tuynhuis

De Tuynhuis

Bina, bir şehre gelen önemli misafirler için 1700 yılında ilk olarak; ilk vali Simon Van Der Stel tarafından bir misafirhane olarak düz çatılı, iki katlı bir yapı olarak inşa ettirilmiştir.
Arkasında: Parlamento evleri ve Company Gardens uzanır.

1824 yılında: Lord Charles Somerset tarafından: güzel bir balo salonu eklemek ve yeniden dekorasyon çalışmaları başlatılmıştır. 19.yüzyılın sonlarına doğru ise, yaşanılamaz olduğu bahisle buranın yıkılması gündeme gelmiş ve 1967 yılında büyük bir restorasyon yapılmıştır.

Sömürge döneminde: Hollandalı ve İngiliz tüm valiler, burayı resmi ikametgah olarak kullanmışlardır. 1961 yılından sonra ise, Güney Afrika Devlet Başkanları tarafından kullanılmaya başlanmıştır.

Günümüzde: Tuyhhuys binası: kolonizasyon ve ırkçılık öncesi dönemin bir sembolü olarak duruyor.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez COMPANYS GARDEN

COMPANYS GARDEN

Başlangıçta: 1652 yılında Riebeeck tarafından “Hollanda-Doğu Hindistan Kumpanyası” gemilerine taze sebze-meyve sağlamak için şehirde kurduğu ilk tarım alanı: 17 hektar iken, günümüzde 3 hektara düşmüş ve zarif bir park alanı olarak düzenlenmiştir.

17.yüzyılda buranın önemi bitmiştir. Çünkü: kıyıya biraz daha yakın, daha verimli toprakları bulunan, rüzgardan korunaklı, Wale caddesi üzerindeki yeni bahçeye taşınılmıştır.

Bunun üzerine, tarım alanı, şehrin seçkinleri için botanik bahçesine dönüştürülmüştür.
Günümüzde burası: büyük bir kamu parkı olarak düzenlenmiştir. Bu park alanı: gül bahçesi, Japon bahçesi, balık göleti ve bir ev bulunan botanik bahçesidir.

Özellikle: öğle saatlerinde genellikle temiz hava almak ve güzel manzara izlemek isteyenler, burayı doldururlar. Fonda ise, geride Masa Dağı görülür. Ağaçlıklı cadde: banklar ve sincaplar: Gardens banliyösü ile şehir merkezi arasında bir yol oluşturur.

Company Gardens: karmaşık Güney Afrika sanatı ile bağlantılıdır. Parkın içinde bir sanat galerisi vardır, ama aynı zamanda burada konserler ve gençlik festivalleri düzenlenir. Ayrıca: burada halka doğrudan kendi ürünlerini pazarlamak için yaklaşık 20 üreticinin bulunduğu bir Pazar vardır.

Bahçe içinde bir kısım önemli bina bulunmaktadır.

Bunlar

1.Güney Afrika Müzesi
2.Planetaryum
3.Güney Afrika Sanat Galerisi

 

Cecil Rhodes Heykeli

Ana yolun üzerindeki bu heykelin çevresinde: Rhodes’in yüz yıl öncesinde Güney Afrika’ya getirdiği gri sincapların sonraki nesilleri ordu şeklinde yaşamaktadırlar.

 

South African Library

Company Gardens’in hemen yanındaki bu kütüphane, dünyanın ilk ücretsiz kütüphanesi olarak bilinir.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez SAM-South African Museum

 

SAM-South African Museum

Kraliçe Victoria caddesi üzerindedir.
Burası, ülkenin en eski ve en büyük müzesidir. Binanın arka planında “Masa dağı” görülmektedir. Müze: temelde doğa tarihine adanmıştır. 200 yıllık müze: 1825 yılında kurulmuştur. Müzede balık ve böcek fosilleri ilgi çekiyor.

Özellikle: 4 kat yükseklikteki “Balina Kuyusu” denilen bölüm ilgi çekmektedir. Burada: dev bir mavi balina iskeleti bulunmaktadır. Bunlar: müzede geçen yüzyılın geleneksel giysi görüntüleriyle yan yana duruyorlar.

Öte yandan: burada, Güney Afrika’nın ilk yerlileri olan “San” kabilesi üyelerinin hayatı ve kaya sanatına ait örneklerin bulunduğu sergiler de ilgi çekmektedir.

Burası: aynı zamanda Lord Charles Somerset tarafından kurulan ve ülkenin en eski ikinci bilimsel enstitüsü olmuştur. Bu bir araştırma ve eğitim kurumu olup: tarih ve doğa tarihi koleksiyonlarına ait her türlü belge, antropolojik nesneler sunuluyor. Her yıl 400.000 kişinin müzeyi ziyaret ettiği söyleniyor.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez Planetarium

Planetarium

Queen Victoria Street adresindedir. Pazartesi günleri kapalı, diğer günler açıktır.
Müzeye bitişik burada: her gün; güney yarım kürede gökyüzünün gece görünümü hakkında şovlar düzenlenmektedir.

Burası: evrenin harikalarını seyretmek için, karmaşık Minolta yıldız makinesi ve birden fazla projektör kullanılarak yaratılmış yuvarlak bir gök tiyatrosudur. Koltuklara oturduğunuzda gökyüzü yolculuğu başlıyor. Kubbeli oditoryum içinde, gece gökyüzünün muhteşemliğini izleyebilirsiniz. Evet, bu olağanüstü görsel-işitsel deneyi mutlaka yaşamalısınız.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez South African National Gallery

South African National Gallery

Müzenin hemen karşısındadır.
Güney Afrika Ulusal Sanat Galerisi: 1871 yılında, Thomas Butterworth Bayley tarafından, 45 resimlik bir koleksiyonla kurulmuştur.

Burada: ilk kurulduğunda Avrupa sanatı sergilenmiş olup özellikle “Reynolds” ve “Gainsborough” isimli sanatçıların eserleri beğenilmektedir.

Galeri günümüzde ise, daha çok çağdaş Güney Afrika sanatına yoğunlaşmıştır.
Özellikle: oyma ve boncuk işleri, geleneksel kabile sanatı koleksiyonları ilgi çekmektedir. Bunun dışında: resim, fotoğraf, heykel, mimari, boncuk işi, tekstil geçici sergilerine de ev sahipliği yapmaktadır.

Sömürgeci çağdaş sanatı içeren ulusal galerinin daimi koleksiyonu, düzenli olarak döndürülür. 1990 yılımdan sonra, müzede, Afrika kıtasının ifade kültürlerine ait boncuk ve yerli heykellerine ait saygın bir koleksiyon kurma çalışmaları sürdürülmektedir. 1999 yılında müzede, Güney Afrika boncuk derneği kurulmuştur.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez Mount Nelson Hotel

Mount Nelson Hotel

Orange Street üzerindedir.
Goverment Street caddesinin ucundadır. Şeker pembesi renginde boyalı bu otel şehrin en lüks ve klasik otelidir. Şehirliler tarafından “Nellie” olarak bilinen otel: 1899 yılında şehir hayatının önemli bir parçası olarak kullanılmıştır.

Boen savaşları sırasında ise: otelin koridorlarında, Winston Churchill genç bir gazeteci olarak bulunmuştur. Binanın muhteşem manzaralı bahçesi, ziyaretçileri kendisine çekmektedir.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez LONG STREET

LONG STREET

Bir zamanlar genelevleri ve içkili batakhaneleriyle ünlü bu cadde: günümüzde antika mobilyalar, ikinci el kitaplar ve giysilerin satıldığı dükkanlarla doludur. Bu caddenin en önemli tarafı: cadde üzerinde bulunan “Baths” yani “buhar odaları” dır.

 

Koopmans de Wet House

Strand Street adresindedir. Giriş ücretlidir, yetişkinler için 20R, çocuklar için 10R ödemek gerekir.

Neo-klasik ön cephesi, pembe/beyaz boyası ile ilgi çeken ön cephesi: bu zarif yapıya, yüksek işyerleri arasında ayrı bir hava vermektedir. Yapı: 1701 yılında; sanat koleksiyoncusu Maria Koopmans için yapılmıştır.

Yapının odaları: Avrupa tarzında gayet lüks olarak döşenmiştir. Evde, paha biçilmez bir seramik koleksiyonu yanında, Cape tarzı mobilya ve gümüşler görülür. Evin son sahipleri olan Marie Koopmans de Wet ve kız kardeşi Margaritha öldükten sonra yapı 1914 yılında müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu kişiler: yetimlere ve dullara yardım için Güneş Afrika’da bulunmuşlardır.

 

Lutherci Kilise

Strand Street üzerinde bulunan dini yapı: Güney Afrika’nın ilk kilisesidir.
Şehirdeki Alman göçmenler, 1771 yılına kadar ibadetlerini, şehirde bulunan Hollanda Reform kilisesinde yapmışlardır. Takip eden süreçte ise: tüccar Martin Melek: bu kilisenin yapımını finanse ederek insanların dini özgürlüğünü sağlamıştır. Kilisenin hayranlık uyandıran ahşap minberi: Anton Anreith eseridir.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez ST GEORGE’S CATHEDRAL

 

ST GEORGE’S CATHEDRAL

Wale Street üzerindedir.

Katedral yapısı: gotik görünümlüdür. İlk yapılan bina: 1834 yılında mimar Herbert Baker tarafından yenilenmiştir. Victoria dönemi vitray pencereleri, muhteşem crypt ile ilgi çekmektedir. Vitray pencereler: Gabriel Loire çalışmasıdır.

Büyük batı penceresinin merkezindeki panelde “İsa” figürü hakimdir. Burada: İsa, siyah-yüksel atlar üzerinde durur gösterilmiştir. Bu çalışmanın sağ tarafındaki panel, sevgi ve ırkçılarla mücadelede ilham alınan “Mahatma Gandhi” için ayrılmıştır.

Katedral: ırkçılığa karşı direnişin sembolüdür. Burası: tüm zamanlar boyunca tüm ırklardan insanlara açık bulundurulmuştur. 1989 yılında 30.000 kişilik bir kitle önünde, Grand Parade meydanında: Başpiskopos ve aynı zamanda ırkçılık karşıtı lider Desmond Tutu: “Biz gökkuşağı insanlarıyız” ifadesini söylemiştir.
Katedralin ilk rahibi Rowan Smith’dir.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez

GREENMARKET SQUARE

Shortmarket Street üzerinde yürüdüğünüzde, buraya ulaşabilirsiniz.
Meydanda ilk ev, buraya 1696 tarihinde dikilmiştir. 1761 yılında ise, buradaki bir binanın “Şehrin City Hall” ı gibi (Old Town House) kullanıldığı görülür ve takip eden yıllarda birçok kamu bildirimi buradan ilan edilmiştir. Ancak bu binanın ilk açılış nedeni: şehrin birleşik polis gücü ve itfaiye teşkilatının merkezidir.

Günümüzde ise, bu tarihi bina bir galeri olarak ziyarete açıktır. Galeride: 17.yüzyıl Hollanda manzaralı resimlerinden oluşan güzel bir koleksiyon sergilenmektedir.

Günümüzde meydan ise: Afrika oymaları, maskeleri, kumaşları, mücevherleri satılan bir hatıra eşya pazarına dönüşmüştür. Yani, şehrin en renkli ve otantik yeridir.

Burada: Afrika kıtasının hemen hemen her ülkesinden yerel sanat ürünleri, el sanatları, kumaş ve çeşitli nesneler bulabilirsiniz. Öte yandan: alışveriş sonrası dinlenmek için, yine burada restoranlar ve kafeler bulunur. Restoranlarda yerel yemekleri tadabilirsiniz.

Meydanda bulunan evlerin çoğu ve meydan ise: 1961 yılında “Ulusal Anıt” ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez BO-KAAP

BO-KAAP

Burası, şehirdeki Müslüman toplumun yaşadığı bir mahalledir.
Shortmarket Street caddesi boyunca yürüdüğünüzde, Butengranch Street karşısında Signal Hill tepesinin yamaçlarındadır.

Burada: dar sokakların arasında: değişik renklere boyanmış, 18. ve 19.yüzyıl yapımı küçük evleri ve baharat dükkanlarını ve Afrika’nın ilk resmi camisi olan “Auwall”ı görebilirsiniz. Cape Town şehrinin en renkli banliyölerinden birisidir. 19.yüzyıldan kalma eski evlerin çoğu: Londra şehrinin bir köyünü anımsatacak şekilde dönüştürülmüştür. Yine geleneksel giysiler giyen insanların bulunduğu bölgede: çok sayıda sanat galerileri, restoranlar ve dünyanın dört bir yanından gelen modacılar görülür.

Günümüzdeki Bo-Kaap sakinleri: bir zamanlar Doğu-Hint adalarından buraya getirilmiş eğitimli kölelerin torunlarıdır.

Malezya ve Endonezyadan 16. ve 17.yüzyıllarda Hollandalılar tarafından toplanan köleler; “Good Hope Cape” şehrine getirilmişlerdir. Bu köleler, şehre gelirken yanlarında: dillerini, tarihlerini, kültürlerini, inançlarını ve güçlü kültürlerini getirmişlerdir.

Onlara “Cape Malayları” dense bile, aslında Cape Müslümanlarının atalarının çok azı: Malezya’dan gelmişlerdir. O dönemdeki tüccarlar: Malezya dilini kullandıklarından, Cape Malezyalıları deyişi hafızalara yerleşmiştir.

Bunların bugün yerleştikleri ve Bo-Kaap olarak isimlendirilen bölge ise; 1834 yılına kadar Hollandalı ve İngiliz zanaatkarlar tarafından kullanılmış ve köleliğin kaldırılmasının ardından, onlar buradan ayrılmışlar ve bölgeye özgür kalan Müslüman köleler yerleşmişlerdir.

Bugün burada bu kölelerin torunları yaşamaktadırlar ve bölge: Bo-Kaap ve ayrıca Cape Malay Mahallesi olarak bilinir.

Burayı ziyaret ederseniz: restoranlardan birinde baharatlı ve tarifleri yüzyıllar öncesine uzanan geleneksel Malay yemekleri tadabilirsiniz. Ayrıca, burada çok değişik bir tur olarak “mutfak turları” düzenleniyor. Bu mutfak turlarında geleneksel Malay yemeklerinin nasıl hazırlandığını görebilirsiniz.

Şehrin Malaylı aşçıları kendi yemeklerine patates ve baharat eklerken, Hollandalı ev hanımları kendi keklerine tarçın ve karanfil eklemektedirler. Böylece Güney Afrika’da harika bir mutfak kültürü gelişti ve en iyi yemekler yapılmaya başlandı.

Bu arada: Bo-Kaap mahallesinin pek güvenli olmadığını da söylemem gerek. Özellikle, burayı ziyaret edecek olanların gündüz saatlerinde gitmeleri önerilir ve fotoğraf makinesi ve diğer eşyalarınıza sahip olmalısınız.

Bo-Kaap Museum

Wale Street caddesindedir. Bölgenin tarihini keşfetmek için burayı ziyaret etmenizi öneririm. Girişi ücretlidir ve ücret olarak yetişkinler için 10R ve öğrenci ve çocuklar için 5R alınır. Müze 1978 yılında kurulmuştur.

Müze binası: 1760 yılında yapılmış ve bölgenin en eski ve orijinal binasıdır. Ev: tipik bir Malay aile hayatını gösterecek şekilde döşenmiştir.

Ayrıca: 19.yüzyıl Müslüman ailelerine ait eşyalar sergilenmektedir. Üst katta: siyah beyaz fotoğraflarla yerel yaşam betimlenmektedir.

Auwall

Dorp Caddesinin karşı tarafında “Auwal” denilen ve Güney Afrika’nın ilk resmi camisi görülmektedir. Bu tarihi bina: imam ve tanınmış Müslüman bilgin ve aktivist Abdullah İbn Abd al Salam tarafından 1797 yılında yaptırılmıştır. Cami: minaresi ve büyüleyici yapısıyla ilgi çeker.

Güney Afrika Cape Town Tarihi Merkez DİSTRİCT SİX MUSEUM

DİSTRİCT SİX MUSEUM

Tarihi şehir merkezinin diğer yanında: Nüfus Kayıt Yasasına direnememiş Melez yerleşim yerlerinin acı bir örneği görülmektedir.

District Six; bir zamanlar 60.000 civarında Melez insanın yaşadığı canlı ve kozmopolit bir yer olarak hatırlanmaktadır. Irkçı hükümet: 1965 yılında bölgeyi beyazlara ait bir alan olarak ilan edince: burada yaşayan insanlar evlerinden koparıldı ve Cape Flats yani birkaç kilometre uzaktaki kasvetli ovalara taşındılar.

Takip eden beş yıllık süreçte: buradaki yapılar planlı şekilde yıkılmıştır.

Ancak, yapılan bu faaliyetler nedeniyle ulusal ve uluslar arası güçlü öfke oluşmuş ve boşaltılan yerlere yapılması planlanan lüks evler asla yapılamamıştır.

Günümüzde: bölge hala gelişmemiştir ve Müzede: burada köklerinden sökülen insanların öykülerini: fotoğraflar, eski sakinlerin yazılı hatıraları, orijinal cadde levhaları ile ziyaretçilere anlatılmaktadır. 1994 yılında kurulan müze: zorla başka yerlere sürgün edilen insanların anılarını korumak için 1989 yılında oluşturulan District Six Museum Vakfı tarafından kurulmuştur.

Müze: sosyal adaleti savunan bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Misyonu: eski sakinlerinin anılarını ve geçmişini paylaşmak ve keşfetmektir. Müzede: eski sahipler tarafından bağışlanan: fotoğraf, resim, eserler, sokak işaretleri, kitaplar gibi fiziksel kalıntıların yanı sıra, sesli-görüntülü kayıtlar ile anılan canlı tutulmaktadır.

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı

Güney Afrika Cape Town Alışveriş

Güney Afrika Cape Town şehir yakınları

G.Kore Seul Jamsil

G.Kore Seul Jamsil

Jamsil, Asya’nın önde gelen açık ve kapalı eğlence parkıdır.
1988 yılında Seul Olimpiyatları anısına oluşturulan Olimpiyat parkı civarında bulunan Hanseong Baekje: bugünkü Seul çevresinde gelişti, burada eski bir Koreli krallığın kalıntıları bulunmaktadır.

 

Burada Bulunanlar

Jamsil-dong
Songpa

G.Kore Seul Jamsil Jamsil-dong
G.Kore Seul Jamsil Jamsil-dong
G.Kore Seul Jamsil Jamsil-dong

 

Jamsil-dong

Bu mahalle, Seul şehrinde doğu bölümünde; Joseon Hanedanlığı döneminde ipekböceği yetiştiriciliğinden almıştır.

 

Songpa-gu

Seul şehrinin güneybatı bölümünde bir ilçedir, ama kalabalık nüfusu ile şehrin en büyük ilçesidir. 1988 yılında düzenlenen Yaz Olimpiyatlarının birçok tesisi buradadır.

 

BU BÖLGEDE GEZİLEBİLECEK YERLER

G.Kore Seul Jamsil K-Pop Müzik Sergi Salonu-Olimpiyat Salonu

 

K-Pop Müzik Sergi Salonu-Olimpiyat Salonu

Burası: Kore popüler müzik tarihin arşivlenmesine adanmış bir kalıcı yerdir. Ziyaretçiler: müzik kültürünün tarihi eğilimleri hakkında bilgi edinebilirler. Olimpiyat salonunda, Kore popüler müzik tarihine adanmış bir sergi: salonunun birinci katında ziyarete açılmıştır. Burada kalıcı sergiler yanında, özel sergiler de bulunmaktadır.

G.Kore Seul Jamsil Seul Olimpiyat Müzesi
G.Kore Seul Jamsil Seul Olimpiyat Müzesi

 

Seul Olimpiyat Müzesi

Seul Olimpiyat Müzesi, 1988 Yaz Olimpiyatları anısına 1990 yılında kurulmuştur. Müzenin 5 ana bölümü, Olimpiyatların farklı yönlerine adanmıştır. İkinci katta bir kafeterya ve hediyelik eşya dükkanı bulunmaktadır.
Müzenin bölümleri şunlardır:

 

Harmony Yeri

Burada ziyaretçiler, Japonya’nın Nagoya şehrinde yapılan oylamada seçilen Seul şehrinin oylama aşaması görülmektedir. Seçimin ardından duygusal ve coşkulu anlar ve açılış ile kapanış törenleri canlandırılmaktadır.

G.Kore Seul Jamsil Refah Yeri

Refah Yeri

Bu bölümde ziyaretçiler Kore ve oyunlara katılan ülkelerin hatıraları bulunmaktadır. Yani burada özellikle maskotlar ilgi çekmektedir.

 

Hope Yeri

Burada, modern spor tanıtılması ve 1980’lerdeki gelişimi, modern toplumda sporun pozitif etkisi izlenmektedir. Ayrıca bu bölümde, Seul Olimpiyat Oyunları Stadyumu ve Olimpiyat Parkının minyatür kopyaları ve olimpiyat madalyası kazananların kapsamlı listesi bulunur.

 

Glory Yeri

Burada 70 metre genişliğindeki ekrandaki simülatörde, 1988 Seul Olimpiyat Oyunları manzaraları ve görüntüleri, sesleri paylaşılmaktadır.

 

Barış Yeri

Müzenin bu bölümünde, Olimpiyat oyunları kökeni ve antik tarihi, modern zamanlarda olimpiyat oyunları ruhu ve olimpiyatlarla ilgili çeşitli bilgiler ayrıntılı olarak sunulmaktadır.

G.Kore Seul Jamsil Hanseong Baekje Krallık

Hanseong Baekje Krallık

Seul şehrinde, en güzel yerlerde yürüyüş yapmak isterseniz, Pungnaptoseong kalesi ve Songpa-gu Mongchontoseong kalelerinde yürüyüşler yapabilirsiniz. Onlar: Hangang nehrine çok yakındır. Açık otsu alanlar ve yeşillikler, piknik için idealdir.

 

Hanseong Baekje Palace Road

Mongchontoseong kalesi: MS.3 ve 4. yüzyılda farklı dönemlerde inşa edilmiştir ama özellikle Baekje hanedanlığının erken dönemlerine ait olduğu düşünülmektedir. Mongchontoseong Fortress, iyi cilalanmanış bir park duvarı ile çevrilidir. Çünkü günümüzde sessiz bir yerleşim alanını çevreleyen küçük bir höyüktür.

 

Chiljido Structure

Songpa futbol sahası önünde, Seongdonggyo köprüsü altındadır. Chilljido yedi kollu bıçak demektir. Baekje hanedanının demir yapım teknolojisin ifade etmektedir. Bir zamanlar kutsal olduğu düşünülen Chiljido, 4. yüzyılda Japonya’ya Baekje hanedanlığının bir hediyesi olarak sunulmuştur. Günümüzde Japonya’nın ulusal hazinelerinden birisidir. Ancak bu nesnenin dekoratif görüntüsünden öte, onu ilginç kılan hikayesidir.

Kore ve Japon tarihçileri, kılıcın Japonya’ya haraç yani hediye olarak gönderildiği konusunda hemfikirdirler. Tarihçiler: Baekje hanedanı ile Japonya’nın geçmişteki ilişkileri ve kraliyet belgelerine dayanarak bu yorumda bulunmaktadırlar. Kılıç Baekje hanedanlığı veliaht prensi tarafından, Japonya’da krala sunulmuştur. Evet günümüzde, bu kılıcın benzeri Hanseong Baekje Palace Road yolunda dikilmiş olarak görülebilir. Kılıç: Baekje hanedanı insanlarının teknolojisin göstermesi açısından ilgi çekmektedir.

 

Mongchon Museum of History

Olimpiyat-ro, Songpa-gu adresindedir.
Burası Seul şehrinin eski tarihi ve kültürüne adanmıştır. Burası aynı zamanda çocuklar için bir eğitim tesisidir. Mongchontoseong Fortress duvarları içinde bulunan müze: Tunç çağından itibaren tarihi emanetleri sergilemektedir ve Ocak 1992 yılında açılmıştır.
Pungnaptoseong kalesi ve Mongchontoseong kalesi ve diğer önemli yerlerden kurtarılan parçalar yani Baekje hanedanlığından kalanlar, burada sergilenmektedir.

 

Dugout Hut Gallery

Olimpiyat-ro, Songpa-gu adresidedir.
Dugout Hut Gallery, kale duvarının güney kısmına yakın, doğu kapısındadır. Dört sığınak kulübesi ve depolama delikleri/yerleri: Olimpiyat parkı inşası sırasındaki kazı çalışmalarında bulunmuştur. Bunlar Baekje hanedanlığı bir köylü evinin tipik örneğidir. Kulubenin kuzeydoğu köşesinde, bir mangal bulunur. Baekje hanedanlığı döneminde halktan birinin yaşadığı yeri görmek açısından ilgi çekmektedir.

 

Seoul Baekje Museum

Uiseong-daero, Songpa-gu adresindedir.
Müze, Baekje dönemine tarihlenen diğer birçok eser yanında, Pungnaptoseong kalesi kazılarında bulunan eserlerin sergilenmesi için kurulmuştur. Bina zemin altında iki bodrum katı ve zemin üstünde iki kattan oluşmaktadır. Ziyaretçiler: Pungnaptoseong kalesi ve tarih öncesi çağlardan beri Hanseong Baekje’de değişen eserleri görebilmektedirler.

İngiltere Birmingham Genel

İngiltere Birmingham Genel

Şehir, İngiltere’nin iç batı bölgesindedir. Şehrin denizden yüksekliği: 200-300 metre arasındadır. Mimarisinin güzelliği ve kanalları ile dikkat çekmektedir. Özellikle: kanalların bulunduğu bölgede gezinirken yorulduğunuzda bir mekana oturup güzel dakikalar geçirebilirsiniz. Bu kanallar: bir zamanlar teknelerle mal taşımak üzere yaptırılmıştır.

Söylenenlere göre: kanalları ile ünlü Venedik şehrinden daha çok kanalı vardır, ama: şehir Venedik şehrine göre daha büyük olduğundan, kanallar şehrin çevresini kaplamadığından, Birmingham, Venedik’ten daha ünlü olamamıştır. Ayrıca: bu kanalların büyük çoğunluğunun şehir merkezinde bulunmadığını da söylemem gerekir.

Ancak, her şeye rağmen: burada yaşamak veya eğitim görmek dışında, gezmek için burayı tercih ederseniz, 3-5 günden fazla kalmanız mutlaka canınızı sıkacaktır. Yani, genel anlamda ölü bir şehir denilebilir. Hareketlilik ve modernlik göremezsiniz. Görüntüde gri tema hakimdir.

Nüfus yoğunluğu değerlendirildiğinde, İngiltere’nin üçüncü büyük şehridir. Şehirde 200 park alanı bulunmaktadır ve bunların büyüklüğü 6000 dönümdür. River Lea kenarında Cannon Hill bölgesinde ise: büyük bitki ve hayvanların doğal ortamda yaşayabildikleri 6.5 dönümlük bir doğa merkezi bulunmaktadır.

Bizim açımızdan şehrin önemi, THY’nin buraya direkt uçuşlara başlamasıdır.

İngiltere Birmingham Genel;

 

TARİH

Şehirde, çok çok önceki tarihlere kadar uzandığı bildirilen yerleşim bulunsa da, bunu kanıtlamak mümkün olmamıştır. 1. yüzyıl boyunca İngiltere’de görülen Romalılar: Birmingham yaylası ve ormanlık alanda da görülmüşlerdir.

Bölgede: MS.48 yılında yapılan Roma yolları görülür. Edgbaston bölgesinde ise, yine aynı tarihe tarihlenen bir kale kalıntıları görülmektedir ki, ismi “Metchley Ford” dur.

Anglo-Sakson döneminde şehirde yerleşme görülür. Şehrin isminin anlamı, eski İngilizcede “ev” veya “yerleşim” demektir. Şehirdeki ilk yerleşim: MS.6. ve 7. yüzyıl başlarında görülür.
1085 yılında, Birmingham şehrinin az nüfuslu ve yoksul bir yer olduğu görülür.

1165 yılına gelindiğinde ise, şehrin bir ticaret merkezi olduğu görülür. 16.yüzyıla gelindiğinde: kömür ve demir cevheri bulunması nedeniyle bölgenin öneminin arttığı ve yeni sanayi tesislerinin kurulduğu görülür.

17.yüzyılda, İngiltere iç savaşı sırasında, şehir küçük silah üretiminin merkezi haline gelir. 1760-1850 yılları arasındaki sanayi devriminin esas merkezi ise, yine Birmingham şehri olarak bilinir. Şehirde: 1708 yılında: demir cevheri üretiminde kok kömürünün kullanılmaya başlanması sonucu “dökme demir” elde edilir.

1731 yılında ise: şehirde, mekanize pamuk endüstrisi hızla gelişmeye başlar. 1741 yılında dünyadaki ilk pamuk fabrikası, bu şehirde kurulur. 1780’li yıllarda ise, şehirde kimya endüstrisi gelişir.

En önemli gelişme ise, 1775 yılında endüstriyel buhar motorunun James Watt ve Matthew Boulton tarafından keşfedilmesiyle yaşanır. Su, hayvan ve insan kapasitesinin terk edilerek, bu gücün kullanılması ile yüzyıl boyunca sürecek sanayi devriminin temeli atılır.

19.yüzyıla gelindiğinde: Birmingham, dünyanın ilk uzun menzilli demiryolu hattına sahip olur.

1839 yılında ilk modern evrensel posta sistemi, Rowland tarafından bu şehirde icat edilir. 1889 yılında: Kraliçe Victoria tarafından buraya şehir statüsü verilir. Neville Chamberlien ilk belediye başkanı ve ardından ülkenin Başbakanı olur. 1900 yılında, şehirdeki ilk üniversite kurulur.

1950-1960’lı yıllar, şehirde büyük inşaat faaliyetlerinin olduğu dönem olarak görülür. 1951 yılında göçler nedeniyle şehrin nüfusu en yüksek düzeye ulaşır.

 

İngiltere Birmingham Genel;

DİL

Şehirde standart İngilizceden farklı bir lehçede dil kullanılıyor. Yani: farklı sözcük ve kelimeler var, mutlaka dikkatinizi çekecektir. Birminghamlılar bildiğiniz İngilizce dışında sanki ayrı bil dil konuşuyorlar. Zaten bu nedenle: İngiliz komedyenlerin birçoğu da bu şehirden çıkıyormuş.

 

 

İNSANLAR

Şehirde yaşayan insanların büyük çoğunluğu beyaz ırk ve bir kısmı Uzakdoğulu ve küçük bir kısmı da siyahi nüfustur. Yani, şehir, Londra gibi yabancı nüfusu fazla bir yer olarak öne çıkmaktadır. Şehirde bol miktarda Çinli ve Pakistanlı bulunması nedeniyle: değişik kültürel yapı ortaya çıkmaktadır ve bu durumun, İngiltere’deki ırkçıları rahatsız ettiği söylenir.

Birminghamlılar: İngiltere’nin diğer birçok bölgesindeki insanlardan farklı olarak: sıcak ve yardımseverdir denilebilir. Yerlilere “brummie” denilir ve bunlar genellikle “kızıl” olurlar. Öte yandan, sanayi şehri olması nedeniyle, Birminghamlıların birçoğu zengindir. Özellikle: orta yaş ve üstü Birminghamlılar harikadır.

 

 

İKLİM

Şehirde ılıman deniz iklimi hakimdir. Ancak ülkenin diğer şehirlerine nazaran daha yüksekte olduğundan, buranın karlı olduğu görülür. En yüksek ortalama sıcaklık değeri: Temmuz ve Ağustos aylarında 21 derece olarak ölçülmüştür.

En düşük ortalama sıcaklık ise, Aralık-Ocak-Şubat aylarında görülür ve 6 derece civarındadır. Şehir ziyaretinizde aşırı şiddetli rüzgar mutlaka size kendisini hissettirecektir.

Rüzgar, an gelir yolda yürümeyi dahi engelleyecek şekilde hızlanır. Ayrıca: ülkenin diğer şehirlerinde olduğu gibi, yağmur eksik olmaz.

 

ULAŞIM

Şehirde muhteşem bir tren yolu ağı bulunuyor. Bu yüzden: burada yaşarken, başta Londra olmak üzere, ülkenin diğer birçok yerine günübirlik gidip geri dönebilirsiniz. Şehir içinde üç tren istasyonu bulunuyor.

Bunlar: New Street, Moor Street, Snow Hill. Özellikle: New Street istasyonu: İngiltere genelinde birçok büyük kasaba ve şehirle hızlı ve sık hizmet verilen ulusal demiryolu ağının merkezi durumundadır. Buradan Londra-Euston istasyonu ile direkt bağlantı bulunmaktadır.

Gelelim havaalanına. Coventry yolu üzerinde bulunan havaalanı pek sıkıntılı değildir. İşlemler gayet hızlı ve pratik yürütülüyor ve saatlerce beklemek zorunda kalmıyorsunuz. İstanbul-Birmingham arasındaki hava yolculuğu yaklaşık 4 saat 10 dakika sürüyor.

Havaalanı şehir merkezinin 8 km. doğusundadır. Ücretsiz olarak kullanılan “Hava-Ray” bağlantısı: her gün saat: 05.00-02.00 arasında: yolcu terminallerini, havaalanı tren istasyonuna bağlamaktadır.

Yolculuk süresi 2 dakikadan azdır. Havaalanı tren istasyonu ile Birmingham uluslar arası tren istasyonu arasındaki yolculuk tek yön: 3 paund tur ve yolculuk 15-20 dakika sürer.

Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım için otobüs tercih ederseniz: 2 paund ücret ödemeniz gerekir.

Taksi düşünürseniz: 30 dakikalık taksi yolculuğu için 22 paund civarında ücret ödemeniz gerekir.

 

İngiltere Birmingham Genel

 

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Trafik Londra şehrine göre oldukça rahattır. Şehir içi ulaşımı büyük ölçüde otobüsler ile yapılır. Şehirde: otobüsler ile her yeri birbirine bağlayan çok büyük bir ağ bulunmaktadır. West Midlands denilen yerde: bilet alma, rota planlama ve gereken tüm çevrimiçi tarifeleri ve ücret bilgilerini almak mümkündür.

Otobüslere bir biniş bileti: 1.20 paund. Ancak gece saat 24.00 den sonra otobüs bulunmaz. Öte yandan: otobüslerin arka koltuklarına oturmamanızı öneririm çünkü bu arka koltuklarda bazen zencilerin esrar çektikleri görülür.

Taksiler

Şehirdeki taksiler, yanınızda ağır bagaj veya geç bir saatte bir yere ulaşmanız için idealdir. Şehirde “siyah” taksi operatörlerine, şehir içinde elinizi kaldırarak veya birçok taksi sırasında ulaşabilirsiniz. Ama bunlar genellikle: New Street istasyonu, Stephenson Street ve Digbeth otogarında bulunmaktadırlar.

Comcab olarak isimlendirilen taksiler ise şehir ve çevresindeki seyahatler için hızlı ve en uygun seçimdir. Bu taksiler büyük bir filo ile, şehir genelinde 24 saat ve haftanın 7 günü çalışırlar. Sürücüler, şehrin mükemmel coğrafyasına hakimdirler.

 

ELEKTRİK

Şehirde 230 voltluk elektrik akımı kullanılır. Ancak, priz uçları düz ve üç uçludur. Bu yüzden, ülkemizden götürdüğünüz elektrikli cihazlarınızı çalıştırabilmek için yanınızda priz ucu dönüştürücüsü bulundurmanız önerilir.

 

ÜNİVERSİTELER

Şehirde 6 üniversite bulunmaktadır. Bunlar: Birmingham Üniversitesi, Aston Üniversitesi, Birmingham City Üniversitesi, Univercity College Birmingham, Hukuk Üniversitesi, Newman Üniversitesi.

Bu üniversitelerde, yaklaşık 65 bin öğrencinin eğitim gördüğü söyleniyor. Üniversite kampus yaşamlarının çok güzel olduğu söyleniyor. Bu yüzden üniversitede çalışan ve eğitim görenlerin büyük kısmının: şehir merkezine pek inmedikleri söyleniyor.

Ancak: özellikle Aston Villa üniversitesi şehir merkezine çok yakındır ve buranın öğrencileri 4-5 dakikalık yürüyüş mesafesinde olan şehir merkezine sıkça inerler.

 

FUTBOL

Birmingham şehri, spor tarihinde önemli rol oynamıştır. Dünya üzerinde, lig tipi futbol yarışması, ilk olarak Birmingham şehrinde düzenlenmiştir. Aston Villa şehrin en ünlü futbol kulübüdür ve 1874 yılında kurulmuştur. Şehrin diğer ünlü futbol takımı ise Birmingham City takımıdır ve 1875 yılında kurulmuştur. Bir diğer ünlü takım ise “West Bronwich Albion” takımıdır ki, her üçü de İngiltere’de ünlü premier leaguda mücadele ederler.

 

TURİZM

  1. Edgbaston
  2. Broad Street
  3. New Street
  4. Digbeth
  5. Balti Triangle

 

EDGBASTON

Bu bölge şehir merkezinin biraz dışında kalmaktadır ve üniversite buradadır.

 

BROAD STREET

Şehrin en hareketli caddesidir denilebilir. Ayrıca: burada kanallar bulunuyor yani bir anlamda Venedik denilebilir mi bilmiyorum ama benzeridir gibi. Ancak: bu kanalların büyük çoğunluğunun kapalı olduğunu belirtmem gerekir.

Bu bölgede: şehrin ve hatta İngiltere’nin en büyük gece kulübü olan “gatecrasher” bulunur. Bunun çevresinde de yine birçok eğlence mekanları mevcuttur. Bu mekanlar: özellikle hafta sonlarında çok hareketli ve renklidir.

 

THE İCC

Burası gerçekten güzel bir merkezdir.

 

NEW STREET

Burası alışveriş alanı olarak bilinir. Caddenin sonunda “Bull ring” denilen büyük bir alışveriş merkezi bulunuyor. Bunun yanında ise, “Open Market” ve “China Town” bulunuyor.

 

DİGBETH

Burada “İris” bölgesi ve devamında endüstriyel alanlar yani fabrika ve tesisler bulunuyor. Öte yandan: şehirdeki büyük İrlandalı topluluklar buradadır.

 

BALTİ TRİANGLE

Burası şehirdeki Hindu bölgesidir. Ancak, bu Hindular genellikle Müslümandır.