İstanbul tarafından gelenler: Hendek çıkışında, TEM Otoyolundan ayrılmalılar. Ankara yönünden gelenler: Düzce çıkışında, TEM Otoyolundan ayrılmalılar. Daha sonra, Gölyaka’ya ulaşacaksınız. Gölyaka’nın içinde “Güzeldere Şelalesi” takip edin.
Güzeldere Şelalesine, 10 km. kaldığını gösteren tabelayı görünce, Güzeldere’ye sapmayıp, düz devam edin. Kısa bir süre sonra, solunuzda, göl görünecektir. Yol boyunca, oldukça güzel görüntüler ve şirin köyler göreceksiniz. Düzce’ye olan toplam uzaklık, 25 km. Gölyaka ilçe merkezine uzaklığı ise 5 km dir.
Düzce Efteni Gölü
GENEL
Efteni görü, Düzce’nin güney batısında, Gölyaka sınırları içinde kalıyor.
Ana çıkış noktası: Büyük Menderes nehri.
O kadar güzel bir göl ki; adeta bir kuş cenneti. Aslında buraya göl demekten öte, bataklık demek daha doğru olabilir.
Çünkü: gölün içinde kalmış ağaçlar ve çeşit çeşit su çiçekleri, çok güzel bir manzara oluşturuyor.
Aynı zamanda: göl, kuşlar ve bitkiler için bir doğal habitat alanı. Zaten bu özellikleri nedeniyle, 1992 yılında, 1992 yılında, Orman Bakanlığı Milli Parklar Av-Yaban Hayatı Koruma Genel Müdürlüğü tarafından, “koruma” statüsüne alınmış.
Çünkü: gerek geçici ve gerekse kalıcı kuş varlığının gelecek nesillere aktarılması için, koruma şart.
Gölün bazı yerlerinde: ortalara kadar yürüyebilmenizi sağlayan patikalar göreceksiniz.
Son zamanlarda: kuruma tehlikesi baş gösterince, su kaynakları, yeniden göle yönlendirilmiş. Ancak, yine de, eski kaynağına kavuşamamış.
Bunun nedeni ise: geçmiş yıllarda, tarımsal alanlar açmak için, yoğun bir şekilde yapılan kurutma çalışmaları.
Evet: kuşlar dedim. Burası gerçekten tam bir kuş cenneti. Türkiye’nin ikinci büyük kuş cenneti denebilir.
Göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunan, önemli ve ender merkezlerden biri. Burada, yaklaşık 150 çeşit, su kuşu bulunduğu söyleniyor.
Düzce Efteni Gölü
Kuğu, Karabatak, Flamingo, Su Tavuğu, Boz Kaz, Yeşilbaş Ördek, Sakar Meke, Sumru, Kız Kuşu, Çulluk, Balık Kartalı, Balıkçıl, Yılan Boyun, Angıt; ilk göze çarpan kuş türleri.
Bu kuşların izlenebilmesi için, göl çevresinde “Kuş Seyir Terasları” oluşturulmuş. Ayrıca, bir de tanıtım merkezi var.
Göl’de: kuş türleri yanında, ender bitki türleri de bulunuyor.
Bunlar: Nilüfer, Süsen, Düğün Çiçeği, Kamış, Nane, Su Mercimeği. Gölün kıyılarında ise: Söğüt, Dişbudak, Kızılağaç, Çınar gibi, sucul karakterli ağaçlar, göze çarpıyor.
Yaz ayları başında buraya giderseniz; gölün çevresindeki ağaçlardan dökülen polenlerin, gölün üstünü, yer yer bembeyaz kapladığını görebilirsiniz.
Göl’de 1992 yılında koruma statüsü kazanmış, gölde avlanma yasaklanmış ve alanın doğal yaşam ortamı korunuyor.
Düzce Efteni Gölü
GÖL EFSANESİ
Günün birinde, Olympos Tanrılarının en büyüğü olan Zeus; ölümlülerin arasına karışıp, hallerini öğrenmek ister.
Yanına; Hermes’i de alır ve insan görünümüne girerler.
Olympos’dan inerek, insanların arasına karışırlar. Yer yüzünde: dolaşırken, bir eve gelirler.
Kapıyı çalarlar.
– Yolunu yitirmiş iki garip insanız, kapıyı açar mısınız. Derler. Bu şekilde, birçok kapıyı çalarlar, ancak kimse kendilerine yardımcı olmaz, kapılarını açmazlar. Kimseden konukseverlik göremezler. İnsanlar: bunlara ya kapılarını açmazlar ya da hemen geri kapatırlar.
– Bizim çulsuz dilenci takımı ile işimiz yok. Derler.
Her yerden geri çevrilen gezginler, sonunda harap bir kulübeye gelirler. Saz ve samandan yapılmış kulübenin kapısını çalarlar.
Kapıyı, ihtiyar bir kadın açar. Kadın bakar, iki zavallı yolcu, çok yol yürümüşler, yoruldukları her hallerinden belli.
Kadın:
– Kimsiniz, necisiniz. Der ve evin içine buyur eder. Konuklar evin içine girerler ve kendilerine kapıyı açan kadından başka, ihtiyar ve neredeyse iki büklüm, güler yüzlü başka bir ihtiyar adam görürler.
Ev sahipleri, konuklara: ezile-büzüle, eski-püskü ama temiz bir minder gösterirler. Kendileri de, bir kütük bulup, üstüne otururlar. Ellerinde ne varsa, misafirlerine sunarlar. Onlar yemeklerini yedikçe: ihtiyar kadın ve adam mutlu olur. İçten gelen bu konukseverlikleri, misafirlerin dikkatini çeker.
Ancak, ihtiyar, sofradaki yiyeceklerin konuklar tarafından yenilmesine rağmen, hep aynı düzeyde kaldığını ve azalmadığını görür. Konuklar: “Bizler, ulu kişileriz. Sizin o komşularınız, hak ettikleri cezalara çarptırılacaklar. Ama, size hiç kötülük gelmeyecek. Yani, bırakın evlerinizi, dağın tepesine bizimle birlikte gelin.” Derler.
İhtiyarlar, bu söz üzerine: ulu kişilerin ardından yürüyerek, dağa doğru yükselirler. Tepeye varınca, yaşadıkları bütün şehrin, sular altında kaldığını görürler. Kendileri ise, çıktıkları tepede, birer ağaca dönüşürler ve çok uzun seneler, gelen-geçen insanlar, bu ağaçların dallarına çelenk asar.
Evet, Efteni gölünün oluşumu efsanesi bu.
Zaten: gölün altında bir şehir olduğu da söylenmekte. Bu şehir, sellerle, suya gömülmüş. Gölün, hemen yanında bulunan: Hacıyakup Köyü’ne, geçmişte, Sel alt (Saralt) Köyü denilmesinin de, bu nedenle olduğunu düşünmemek elde değil.
SONUÇ
Gözlem evi, sazlıkları ve gölün üzerinde uzanıp giden tahta köprüsü ile Efteni gölü; görülmeye değer bir yer. Arabanızı yol kenarında bırakıp, gölün her iki yanında uzanıp giden yeşilliklerde yürümenizi öneriyorum. Ayrıca, eğer varsa, yanınıza mutlaka bir dürbün alın. Elbette fotoğraf makinanızı unutmayın.
Muratlı, küçük bir yer. Özellikle: bir zamanlar, burada göçmenlerin yerleşmiş olmasıyla tanınıp biliniyor.
Bunun yanında: yine bölgede olduğu gibi, burada da yoğun fabrika yapılaşması var.
Bunun doğal sonucu olarak, bu fabrikalarda çalışan işçilerin yerleştiği ve yaşadığı bir yer olarak biliniyor.
Tekirdağ Muratlı
ULAŞIM
Muratlı ilçesinin bağlı bulunduğu Tekirdağ il merkezine olan uzaklığı: 23 km. dir. Muratlı-İstanbul arasındaki uzaklık: 150 km. Muratlı-Çorlu arasındaki uzaklık: 40 km. Muratlı-Lüleburgaz arasındaki uzaklık: 36 km.
TARİH
Osmanlı Sultanı I. Murat: bir sefer dönüşü, bu bölgeden geçerken, bu bölgeyi çok beğenir ve eski kara yolu köprüsü yanında, ordugah kurar.
Bu sırada: yaveri, hükümdara: “Sultanım, bu beldeyi çok beğendiniz, buraya ne isim koyalım?” der.
Bunun üzerine, Sultan Murat “Murat Eli olsun” der. Böylece, yöreye “Muratlı” ismi verilir.
Yörenin tarihi geçmişindeki diğer öne çıkan hususlar: Sultan II Beyazıt ile oğlu Yavuz Sultan Selim’in: bu topraklarda savaşmış olmalarıdır.
Ayrıca: Yavuz Sultan Selim; Edirne istikametinde ilerlerken, Muratlı ilçesinin Yukarı Yeşilsırt köyü, Ulaz mevkiinde ölmüştür.
Muratlı yöresi: küçük bir köy iken, 1870 yılında buradan demiryolu geçirilmiş ve bunun üzerine hızla gelişerek, 1910 yılında nahiye ve 1957 yılında ilçe olmuştur.
Özellikle, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında, çeşitli yerlerden (Romanya, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya) getirilen göçmenler buraya yerleştirilmişlerdir.
Tekirdağ Muratlı
GENEL
Yörenin büyüklüğü yani yüz ölçümü: 408 km. karedir.
İlçe arazilerinin büyük bölümü: sulanabilir durumdadır. Bunun sonucu olarak toprakların büyük bölümü, tarıma elverişlidir.
Ama, orman yapısı, yok gibidir. Bölgenin iklim özellikleri düşünülürse: karasal bir iklim yapısına bağlı olarak, kış aylarının soğuk ve yağışlı, yaz aylarının ise sıcak ve kurak geçtiği görülür.
NE YENİR/NE İÇİLİR
Buraya yolunuz düşerse “Tekirdağ köftesi” yemenizi öneririm.
Tekirdağ Muratlı
GEZİLECEK YERLER
Muratlı Tren İstasyonu
MURATLI TREN İSTASYONU
İlçe merkezindeki istasyon binası: 1870 yılında, Avrupa-İstanbul demir yolu yapımı sırasında Avusturyalılar tarafından inşa edilmiştir. 1937 yılına kadar Fransız demiryolu şirketi tarafından işletilmiştir. Aynı yıldan itibaren TCDD ye geçmiştir.
1997 yılında elektrifikasyon altyapısı yenilenerek tekrar hizmete girmiştir. 2023 yılında ise, Gar binası, Gar çay bahçesi tadilatı, Gar lojmanları tadilatı ve çevre düzenlemesi yapılmış, aslına uygun şekilde restore edilmiştir.
Muratlı İnanlı Çeşmesi
İNANLI ÇEŞMESİ
Kitabesine göre: 1914 yılında yapılmıştır. Ancak tarihi kitabesi sonradan yok olmuştur. İlçe merkezinin kuzeyinde Mesire alanının karşısındadır.
1914 yılından sonra, 1934 yılında, çeşmenin onarım gördüğü bilinmektedir.
Bu çeşmenin en büyük özelliği: suyunun, uzun yıllar boyunca Tekirdağ iline getirilerek içme suyu olarak satılmış olmasıdır.
Yılda bir defa yapılan Hıdırellez Şenlikleri burada düzenleniyor.
Muratlı Mesire Alanı
İNANLI MESİRE ALANI
2016 yılında yapılmıştır.
Mesire alanı içinde 1 tane restoran, tuvalet ve anfi tiyatro vardır. Ayrıca 29 adet bank ve oturma alanı, kiremit tozu yürüyüş yolu, 2 adet çeşme, 30 adet barbekü ocak, 2 adet çocuk oyun parkı bulunmaktadır.
Tekirdağ Muratlı
ATATÜRK TARAFINDAN ZİYARET EDİLEN GÖÇMEN EVİ
Burası: 1936 yılında, Büyük Önder Atatürk’ün, burada yapılan göçmen evlerini görmek üzere, bölgeyi ziyaret ettiğinde kaldığı evdir.
Ev: günümüzde demir yolu boyunca Gazi caddesi üzerinde bulunmaktadır.
Aynı yıllarda, Bulgaristan ve Romanya’dan göç ederek buraya gelenler için, Kazım Dirik paşa tarafından, buraya göçmen evleri yaptırılmıştır. Yapısından ve planından o sorumluymuş.
Bu göçmen evlerinde, Atatürk tarafından 3 Haziran 1936 tarihinde ziyaret edilen evin bahçesinde bir anıt bulunuyor.
Atatürk bugün demiryolu boyunda Gazi Caddesinde bulunan bu evi ziyaret etmiştir.
Anıtın üzerinde, şöyle bir yazı bulunmaktadır.” Ey bahtlı göçmen, Unutma, üç Haziran, Yurdun en büyük insanı, Konuk oldu evinize, Sevgi sundu hepimize. 03.06.1936 ”
Muratlı Müsellim göleti
MÜSELLİM GÖLETİ VE PİKNİK ALANI
Müsellim Mahallesinde bulunan gölet bir sulama göleti olarak yapılmıştır. Gölet kenarında piknik ve mesire alanları var ve Muratlı halkı burayı yoğun olarak piknik için tercih etmektedir.
YUKARISEVİNDİKLİ ESKİ CAMİİ
Muratlı ilçesinin tek tarihi camisidir. 395 yıldır dimdik ayakta durmaktadır. Osmanlı Sultanlarının en kudretlilerinden biri olarak tarihe geçen IV Murat döneminde inşa edilen ve ibadete açılan cami, o günden bu yana, 3 kez onarılmıştır, Kurtuluş Savaşında Bulgarlar tarafından yıkılan minaresi de Cumhuriyet döneminde tadilat görmüştür.
Şehir gezimize önce, “Eski Şehir” bölümünden: surlardan başlıyoruz.
Eski şehir gezisi bitince, arzu edenler şehrin “Yeni Şehir” bölümü” nü de gezebilirler.
Ancak, Kudüs’te özellik “Eski Şehir” bölümünde.
Yeni şehir bölümünün çok çok bir özelliği yok, burada belki çeşitli müzeler var, onlar ilginizi çekebilir.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek YerlerKudüs Eski Şehir Surları
ESKİ ŞEHİR-OLD CİTY
Bu bölgedeki gezimize başlayacağımız yer: “The Rampart Walk” olarak isimlendirilen, surlar bölgesidir ve burada bir yürüyüş yapabilirsiniz.
Eski şehir, bugünkü Kudus’ün surlarla çevrili bölümüdür. Modern surlar, Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından 16’ncı yüzyılda yaptırılmıştır.
Surların uzunluğu 3662 metredir. Yükseklik 11.6 ile 12.2 metre arasındadır. Surlar üzerinde 34 gözetleme kulesi vardır.
Eski şehirde toplam 11 kapı vardır. Bunlardan 7 tanesi halen açık durumdadır.
Kapılardan bazıları:
1-Yeni kapı (New Gate)
2-Dung kapısı (Çöp kapısı/Bab al-Maghariba)
3-Nablus/Damascus Kapısı
4-Zion Kapısı
5-Habron Kapısı
6-Altın kapı (Golden Gate)
Bu surlar: Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaptırılmıştır. Surlarda, 8 kapı bulunmaktadır.
Bunlar:
Kudüs Altın Kapı-Golden Gate
Golden Gate-Altın kapı
Bu kapı, Kudüs’ün Eski Şehir surlarının doğu cephesinde yer alan ve Tapınak Tepesi doğu duvarına açılan tek kapıdır.
Kapının “Altın Kapı” adı, Hiristiyan literatüründe geçmektedir, diğer dillerdeki isimler “Merhamet Kapısı” temalıdır. Müslüman dünyasındaki adı: “Rahman Kapısı”dır. Bazı İslami inanışlara göre, kıyamet günü insanlar mezarlarından çıkarak bu kapıdan geçip hesap mahkemesine (Allahın huzuruna) çıkacaklardır. Bu kapının “sonsuz yaşam/merhamet kapısı” olarak tasavvufi sembolik yorumları doğurmuştur.
Bu kapı Zeytin dağına bakmaktadır. Yahudilere göre burası “Mesih” in Kudüs şehrine gireceği kapıdır.
Kapı, dışarıdan kapalı durumda olup (yani sur cephesinden geçişi yoktur), ancak iç taraftan (Tapınak tepesi yönünden) kapının iç yapısına ulaşmak mümkün olabilecek tarihi geçitler olduğu düşünülmektedir. Kapının tam önünde, sur duvarının doğu cephesinde Müslüman Mezarlığı bulunmaktadır ve bu mezarlık, Kapı cephesinden aşağı Kidron vadisine doğru iner.
Kapının günümüzde görülen yapısının tam olarak inşa tarihi bilinmiyor. Bazı araştırmacılar, kapıyı Bizans dönemi veya erken Emevi dönemine tarihlemektedir. Bazı teoriler kapının 520’lerde Bizans İmparatoru I Justianus tarafından mevcut surların üzerine yeniden inşa edildiğini öne sürerler. Kapının daha eski sürümünün, (muhtemelen Roma-İkinci Tapınak dönemine ait) temel kalıntılarının altında gömülü olduğu düşünülüyor. Örneğin: alt seviyelerde eski kemer izleri ve kapı kalıntıları saptanmıştır.
Kudüs Altın Kapı-Golden Gate
Evet: kapı, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1541 yılında resmen mühürlenmiş ve kapı geçişi engellenmiştir. Mühürleme gerekçesi: hem savunma stratejileri hem de dini gelenekler ile ilişkilendirilmiştir. Bazı anlatılarda yukarıda sözünü ettiğim gibi, Mesih’in gelişiyle açılacağına dair geleneksel inançlar nedeniyle kapının önceden muhtemel giriş yollarından biri olarak kullanılmasının önüne geçilmek istendiği ifade edilir.
Modern dönemlerde 2003 yılında kapının iç kısmı İsrail makamlarınca kapatılmıştır. 2019 yılında kapının iç kısmı Müslüman ibadetleri için yeniden açıldı, fakat kapının dış cephesi hala kapalıdır.
Şimdi gelelim kapının mimari özelliklerine: altın kapı, çift kemerli bir yapı olarak tasarlanmıştır. Her açıklık, yaklaşık 3.90 metre genişliğinde ve yarım dairesel kemerle üstlenmiştir.
Kapının içindeki kısım: tünel benzeri geçitlerle Tapınak Tepesine inen merdivenler ve tonozlu bölümler içerir. Kapının dış doğu cephesi sur duvarından yaklaşık 2 metre kadar öne çıkmaktadır. Yani kapının dış cephesi, sur hattından biraz çıkarak bir cephe oluşturur. İç kısmı, sütunlar ve tonozlarla bölünmüş geniş bir bölüm içerir, bu yapı 24 x 17 metre dış duvar ölçülerine sahiptir. Kapının zemin seviyesi, günümüz kotuna göre daha alçaktır, alt yapı katmanları gömülü durumdadır.
Evet, günümüzde kapının bulunduğu cepheye doğrudan giriş olmadığından, genellikle sur dışından görüntülenir. Zeytin dağı ve sur dışındaki alanlardan kapının cephesi izlenebilir.
Kudüs Yafa Kapısı
Yafa kapısı-Jaffa Gate
Kudüs’ün eski şehrinin batı surlarında, Old City’ye girilen en ünlü kapılardan biridir.
Kapı, Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1538 yılında inşa edilen surların bir parçasıdır.
Yafa Limanına çıkan yolu işaret eder. Kapının giriş yolu L şeklindedir. Savunma amaçlıdır. Bu yapı, saldırganların doğrudan içeri dalmasını engellemek için tasarlanmıştır. Kapı, büyük ahşap kapılara ve zırhlandırılmış kaplamalara sahipti. Girişin üst kısmında Sultan Süleyman’ın yaptırdığı duvarın inşa tarihi ve Sultan’ın unvanlarını içeren Arapça bir kitabe vardır.
Kapının üzerindeki sur kısmında “mashikule” adı verilen çıkmalar ve uzun tarihi boyunca savunma unsuru olarak kullanılan gözetleme delikleri bulunur.
1898 yılında Osmanlı yönetimi Alman İmparatoru Wilhelm II’nin şehre görkemli bir şekilde girmesi için Yafa Kapısının hemen yanındaki surda yeni bir geçit açmıştır. (Duvarın bir bölümü yıkılarak ya da kapıya bitişik boşluk verilerek) Bu geçit sayesinde at arabaları ve tören konvoyları dar geçidi değil bu geniş açıklığı kullanmışlardır. Aynı dönemde ya da sonlarında, kapının üzerindeki saat kulesi (Ottoman clock tower) inşa edilmiş, fakat daha sonra bu kule kaldırılmıştır.
Gelelim günümüze, kapı hala Eski Şehir’e batıdan giriş için önemli bir kapıdır. Arabalar büyük kısmıyla buradan değil, geniş açıklıktan girer. Kapının dış cephesi ve plazasının çevresi, hem turistik alanlar hem de halkın günlük geçişleri için yoğun kullanılan bir bölgede yer alır. Mamila Avenue gibi alışveriş ve restoran bölgesi buraya yakındır. Ayrıca, kapıda akşam saatlerinde trafik açma/kapama, özellikle yayaların ve yerel halkın rahatsızlık duyduğu dönemsel trafik yoğunlukları gibi düzenlemeler yapılmaktadır.
Kudüs Yeni Kapı
Yeni kapı-New Gate
Kudüs eski şehrinin surlarında nispeten daha geç yapılmış bir kapı ve özellikle Hıristiyan Mahallesi ileşehrin dışındaki Hıristiyan kuruluşlarını birbirine bağlayan bir geçit olarak önemlidir.
Kapı Osmanlı Sultanı II Abdülhamit döneminde 1889 yılında inşa edilmiştir. Kapının açılma gerekçesi: Eski şehrin Hıristiyan Mahallesi ile dışındaki Hıristiyan kurumlar (örneğin: öğrenci yurtları, hastaneler, misyoner kuruluşlar gibi) arasında daha kolay geçişi sağlamaktır. Ayrıca Batı Kudüs’ten gelen ziyaretçilerin Eski Şehir içine girişlerinde alternatif bir rota sunmaktır.
İngiliz manda dönemi ve 1948 sonrası tipik olarak kapanmalar ve yeniden açılmalar yaşanmıştır. Örneğin: 1948 savaşı sırasında kapı geçici olarak zarar görür. 1967’de, Doğu Kudüs’ün İsrail kontrolüne geçmesiyle kapı yeniden açıldı ve bazı demir bariyerler kaldırıldı.
Evet, Yeni Kapı, Eski şehir surlarının batı-kuzey cephesinde yer alır ve giriş mekanı “Christian Quarter”e açılır. Kapı kemerli bir geçittir. Taş yapı malzemesi ve Osmanlı dönemine özgü mimari dokular içerir. Kapının önü ve çevresi, özellikle son yıllarda yayalar için daha elverişli hale getirmek üzere düzenlemelere tabi tutulmuştur. Kaldırım düzeyleri eşitlenmiş, engelli erişimi arttırılmış, araç trafiğini sınırlayan düzenlemeler yapılmıştır.
Yeni kapı turistik açıdan fazla bilinmeyen ama oldukça kullanışlı bir giriş noktasıdır.
Kudüs Şam Kapısı
Sha’ar Sh’hem-Şam kapısı
Eski şehrin kuzey cephesinde yer alan en önemli kapılardan biridir. İbranice adı: Shaa’ar Shkhem/Nablus Kapısıdır. Arapça adı: Bab al-Amud/Sütunlu kapıdır. İngilizce adı: Damascus Gate.
Çünkü bu kapı eskiden şehirden Şam (Damascus) yönüne çıkan ana yolun bağlantısıdır. Ayrıca bazı kaynaklarda haçlı dönemiyle bağlantılı olarak St Stephens Gate adı da kullanılmıştır.
Kapının bugünkü görünümü, Kanuni Sultan Süleyman zamanında, 1537 yılında inşa edilmiştir. Ancak aynı konumda, Roma-Bizans dönemi kapılarının da kalıntıları mevcuttur. Özellikle 2’nci yüzyıla tarihlenen bir kapı kalıntısı, Hadrian zamanında yapılan “Aelia Capitolina” adını taşıyan yapının parçası olarak burada bulunmuştur. Kapının altında arkeolojik kazılar, antik sütun tabanı, daha eski giriş yapıları ve duvar kalıntıları açığa çıkarılmıştır.
1970’lerden itibaren kapının çevresi düzenlenmiş, alttaki arkeolojik kalıntılar korunarak ziyaretçilere açık hale getirilmiştir.
Kapı, duvar hattının kuzey cephesinde yer alır ve şehrin kuzey yönüne çıkışı sağlar. Kapının iki yanında kuleler bulunur. Kuleler ve duvarlar savunma amacıyla “machicolation” (alt açıdan savunma için açıklıklar) unsuru taşır. Kapı kemerli geçitlere sahiptir, iç yapı sur duvarına entegre bir şekilde inşa edilmiştir. Kapının zemin seviyesi, şehir kapısının altında kalmıştır, yani günümüzde kapı yapısı, eski yapıların üzerine inşa edilmiştir. Kapının cephesi üzerinde dişli savunma duvarları bulunur. Bazı yapı unsarları, Romalıların kullandığı mimari detayları içerir. Örneğin: kapının kemer alt kısmında “Aelia Capitolina” yazılı bir taş kitabe bulunmuştur.
Evet, bu kapı Eski Şehrin kuzey kapısıdır ve özellikle Müslüman Çarşısı/Arap çarşısı ile bağlantılıdır. Namlus ve daha ötede Şam yönüne giden yollarla ilişkilidir. Kültürel olarak, hem Ürdün tarafında hem Filistin tarafında sembolik değeri büyüktür. Günümüzde hem turistlerin hem de yerel halkın sık kullandığı giriş-çıkış kapısı olması nedeniyle yoğundur. Kapının çevresinde pazarlar, dükkanlar ve sokak aktiviteleri yoğundur.
Kudüs Herod Kapısı
Herod kapısı
Kudüs Eski Şehrin kuzey duvarındadır. Müslüman Mahallesine açılıyor. Damascus-Şam kapısının doğusunda, şehir içinden de kuzeye çıkan yeni mahallelere yakın konumdadır.
Hiristiyan geleneğinde, Türpiyot Pontius Pilatus tarafından Hz İsa’nın Herod Antipas’a gönderildiği hikayeyle ilişkilendirilir. Ortaçağ hacıları yakınlarda Herod Antipas’ın sarayı olduğuna inanılan bir yapı olduğunu düşünmüşler, bu ad oradan geliyor.
Kudüs Herod Kapısı
Hem İbranice hem Arapça’ta “Çiçekler Kapısı” anlamına gelir. Kapının üst kısmında taş dekorasyonda çiçek motifleri olduğu için ya da Arapça “al-Sahira” (mezarlık anlamına basitçe) kelimesinin yanlış telaffuzuyla/al-Zahra gibi bir forma dönüşmesiyle bu ad verilmiş olabilir.
Kapı Sultan Süleyman döneminde, 1530’larda inşa edilirken bu bölgede kapı için küçük bir yan geçit vardı. Ancak bu geçit çok sık kullanılmazdı. 1875 yılında Osmanlı yönetimi, şehrin kuzeyinde gelişen yeni mahallelere erişimi kolaylaştırmak için surda kuzey cephede bir geçit açtı. Yani bugünkü Herod kapısının ana girişi bu tarihte oluşturuldu. O zamana kadar orijinal giriş cepheden değil, surun yan kısmındaydı ve savunmalı bir yapıya sahipti.
Kapı, sur duvarının bir kulesi içinde yer alır. Girişin üstünde bekçi odası ve sur duvarı üst yürüyüş yoluna çıkmak için demir basamaklar vardır. Giriş kemeri, sivri olmayan daha sade bir taş kemerli açıklıktır. Kapı dekorasyonunda çiçek motifi taşıyan bir rozet/döşeme üst kısımda dikkati çeker.
Günümüzde kapı turistik olarak diğer büyük kapılar kadar göz kamaştırıcı olarak öne çıkmıyor. Ama yerel halk için önemli bir geçiş noktasıdır.
Kudüs Aslanlı Kapı
Aslanlı kapı-Lions Gate
Kudüs Eski Şehrinin doğu surlarındadır. Müslüman mahallesine açılır. Tapınak Tepesinin kuzey doğu yönünde, yaklaşık olarak Kidron vadisine bakan cephededir.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1538-1539 yılları arasında surların yeniden inşası kapsamında yapılmıştır. Kapı üzerindeki aslan (ya da leopar) kabartmaları buraya özgüdür ve Kapının karakteristik süslerinden biridir.
Kemerli giriş açıklığı, sur duvarıyla bütünleşik savunma unsurlarıyla beraber cephede dekoratif kabartmalar (aslan figürleri) yer alır. Girişin üst kısmında sur duvarı boyunca yürüme yolu ve gözetleme sur presingleri vardır.
Kapının kemer üstü cephesinde dört yırtıcı hayvan (çoğu kaynakta aslan ya da leopar olarak geçer) kabartması bulunur. İki sol tarafta, ikisi sağ taraftadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın Memlüklere galip oluşunu onurlandırmak amacıyla süslemeler yapılmıştır.
Hıristiyan geleneklerinde Via Dolorosa (Hz İsa’nın çarmıhla yürüdüğü yol) başlangıç noktalarından biri olarak görülür.
Kudüs Magrip Kapısı
Magrip Kapısı
Kudüs’te ağlama duvarına en yakın kapıdır. Eski şehrin batı duvarının (Ağlama duvarı) yakınındadır. Bu kapıdan geçildiğinde doğrudan Ağlama Duvarına, Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Tapınak Tepesinin alt bölümlerine ulaşılır.
İsrail ve Filistin arasındaki dini ve tarihi önemi olan bir alan olduğu için kapı ve çevresi oldukça hassas ve sıkı güvenlik önlemleriyle korunur. Kapı Müslüman mahallesinden çıkış için en önemli kapılardan biridir.
Kudüs Siyon Kapısı
Sion-Davut kapısı
Bu kapı, Kudüs’ün surlarında bulunan önemli bir giriş noktasıdır ve hem tarihi hem de dini açıdan büyük öneme sahiptir.
Kudüs Eski Şehrinin güneydoğusunda, Siyon Tepesine açılan bu kapı, Tapınak Tepesinin güneydoğusundadır. Kapı, 16’ncı yüzyılda Sultan Süleyman tarafından inşa edilen surların bir parçasıdır. Ancak bölgedeki ilk yerleşimlerin MÖ 1000’lere kadar uzandığı düşünülmektedir. Kapı, tipik Osmanlı sur mimarisine sahiptir. Girişin üzerinde bir burç bulunur ve kapı, sağlamlaştırılmış ahşap kanatlarla korunur. Ayrıca ok atma ve yağ dökme noktaları gibi savunma unsurları da mevcuttur. Kapı, hem Yahudi ve hem de Hıristiyanlar için kutsal kabul edilen Siyon Tepesine açılır. Bu nedenle, özellikle dini ziyaretler için önemli bir geçiş noktasıdır.
Kudüs Çöp Kapısı
Çöp kapısı-Dung Gate
Eski Şehrin güney duvarında bulunur. Bu kapı, Kudüs’ün Batı Duvarına (Ağlama Duvarı) en yakın girişlerden biridir ve hem tarihi hem de dini açıdan büyük öneme sahiptir.
İsmi, Eski Ahitteki Nehemya Kitabında geçen “ashpot (çöp)” kelimesinden türetilmiştir. Antik çağlarda, şehirdeki atıkların bu kapıdan dışarıya taşındığı bilinmektedir. Bu nedenle, kapıya çöp kapısı ismi verilmişitir.
Kapı, Osmanlı dönemine ait surların bir parçası olarak inşa edilmiştir. 1952 yılında, kapı araç trafiğine uygun hale getirilmek üzere genişletilmiştir. Bu genişletme sırasında, dekoratif kemer altına beton bir kiriş yerleştirilmiştir.
Günümüzde Dung Gate, hem araçlar hem de yaya trafiği için kullanılan bir geçiş noktasıdır. Batı duvarına en yakın kapı olması nedeniyle, özellikle dini ziyaretçiler için önemli bir giriş noktasıdır.
The Rampart Walk bölgesinden yürümeye devam ederseniz, buranın sonunda Ağlama Duvarına ulaşırsınız. Ancak: Ağlama Duvarına, şehir içinden yürüyerek ulaşmak isterseniz, bu kez, surlardan inmelisiniz.
Buradan inip şehir içine girdiğinizde, önce “Ermeni Bölümü” karşınıza çıkıyor.
Kudüs Ermeni Mahallesi
ERMENİ MAHALLESİ-ARMENİAN QUARTER
Hıristiyan mahallesinin güneyindedir ve Kudüs’ün dört ana mahallesinden biridir. Bu mahalle, hem tarihi hem de kültürel açıdan büyük öneme sahiptir.
Eski şehrin güneybatısında yer alan mahalle, Siyon kapısı ve Yafa kapısı ile bağlantılıdır. Mahalle, Hıristiyan mahallesinden Davut Sokağı ve Yahudi Mahallesinden Habad Sokağı ile ayrılır.
Kudüs şehrindeki Ermeni varlığı, Ermenistan’ın Hıristiyanlığı ulusal bir din olarak kabul ettiği, MS 4’ncü yüzyıla kadar uzanır. Bu nedenle, Ermeni mahallesi, Ermenilerin Kudüs’teki en eski ve sürekli yerleşimlerinden biridir.
Kudüs Aziz Yakup Katedrali
Aziz Yakup Katedrali-Cathedral of Saint James:
Ermeni Apostolik Kilisesinin merkezi olan bu katedral, mahalledeki en önemli dini yapıdır. 12’nci yüzyıldan kalmadır. İlk olarak Gürcüler tarafından Aziz Yakup’un başının kesildiği ve ilk şehit olduğu kabul edilen bu noktada bir kilise inşa edilmiştir. 12’nci yüzyılda Haçlı seferleri sırasında, Ermeniler bu kiliseyi ele geçirerek kapsamlı bir şekilde yeniden inşa etmişlerdir. Yapı, Ermeni mimari tarzında, kubbeli bir bazilika olarak inşa edilmiştir. İç mekanda mavi-beyaz çiniler, altın işlemeli ikonalar ve zengin desenli halılar dikkat çeker. Katedralin içinde, Aziz Yakup’un başının gömülü olduğu kabul edilen bir şapel bulunmaktadır. Ayrıca, Aziz Yakup’un kardeşi olan Aziz Yakup’un da mezarının burada olduğuna inanılır.
Kudüs Ermeni Patrikhanesi
Ermeni Patrikhanesi:
Ermeni Ortodoks Patrikhanesinin merkezi olan bu yapı, mahalledeki dini ve idari liderlik merkezidir. Aziz Yakup katedralinin yanındadır. Bu patrikhane, Ermeni Apostolik Kilisesinin Kudüs şehrindeki en yüksek dini otoritesidir ve yaklaşık 1600 yıldır Kudüs’te varlığını sürdürmektedir.
Ermeni Patrikhanesi, 12’nci yüzyılda, Haçlı seferleri sırasında Ermeniler tarafından Aziz Yakup Katedralinin yanına inşa edilmiştir. Günümüzde patrikhanenin merkezi olan St James Manastırı, Eski Şehrin büyük bir kısmını kaplar. Yapının iç mekanlarında, khachkar adı verilen taş haçlar, mozaikler ve ikonalar gibi dini sanat eserleri bulunur. Patrikhane sadece dini bir merkez değil aynı zamanda Ermeni kültürünün ve tarihinin korunmasında da önemli bir rol oynar. Patrikhane bünyesinde bir müze ve kütüphane bulunur.
Mardigian Müzesi:
Aziz Yakup Katedralinin yanındadır. Müze, 19’ncu yüzyılda inşa edilen ve zamanla yetimhane, manastır ve teolojik okul olarak kullanılan tarihi bir binanın içinde bulunmaktadır. Ermeni halkının Kudüs şehrinde 1700 yıllık varlığını ve kültürel mirasını sergileyen zengin bir koleksiyona sahiptir. Sergiler arasında öne çıkanlar: 6’ncı yüzyıldan kalma bir mozaik vardır. Müzenin avlusunda sergileniyor. Mozaik: egzotik kuşlar ve sarmaşık motifleriyle bezeli olup 1894 yılında Musrara bölgesindeki bir Ermeni manastırında bulunmuştur. Ayrıca: 1833 yılında Kudüs şehrinde kurulan ilk matbaanın replikası, Ermeni basın tarihini simgler.
Gelelim sonuca:
Burada: birçok kilise göreceksiniz. Bunların bazılarının içine girmek mümkündür. Burada ayrıca, bolca “Türkiye” karşıtı yazı ve afiş görebilirsiniz.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
YAHUDİ MAHALLESİ
Daha sonra: eski şehrin “Musevi Bölümü” görülüyor. Musevi bölümü: fanatik Yahudiler (Hasidik Yahudiler) den oluşuyor. İsrailliler, Yahudi mahallesini 1967 yılında yeniden inşa etmiş ve yenilemişlerdir. Bölgenin en temiz yeri burasıdır denilebilir.
Kudüs şehri hakkında genel bilgiler verirken yazdığım gibi, buraya, özellikle “Cuma” günü giderseniz: Cuma günü günbatımından Cumartesi günü gün batımına kadar “Shabbat” denilen kutsal zamanın içine düşersiniz. Bu dönemde: genellikle Sinegoglar dolar ve insanlar içeride dua ederler.
Zaten: İsrail’de, hafta sonu tatilleri “Cuma” ve “Cumartesi” günleri yapılır.
Pazar günü ise, çalışıyorlar.
Binlerce yıldır, böyle bir inanışları var ve Tevrat’ta yazdığına göre, eskiden bu kutsal günde çalışanları taşlayarak öldürüyorlarmış.
Hatta ve hatta: elektrik sisteminde bile bu dönemde kesintiye gidiyorlar, yalnızca asansörler çalışıyormuş.
Şehir gezimize ilk önce “Ağlama duvarı” bölümünden başlıyoruz.
Buraya girmeden önce, ilk karşımıza çıkan “Mamilla” denilen bir alışveriş merkezidir.
Musevi bölümüne ilk girdiğinizde: gezerken: bir çarşı karşınıza çıkıyor. Burası: Mamilla Alışveriş Merkezidir.
Burası: bir anlamda, İstanbul Kapalı Çarşı veya Mısır çarşısını anımsatmaktadır. Şehir içinde, taş duvarları ve mağazaları ile şehrin tipik atmosferini bozmayacak şekilde düzenlenmiş, tepesi açık bir alışveriş merkezidir. İçeriye girdiğinizde, güzel kafeler ve restoranlar da göreceksiniz.
Burada özellikle, yöreye özgü “İsrail Breakfeast” yani “kahvaltı” denemelisiniz. Bu kahvaltıda: omlet, süzme yoğurt, somon-tuna balığı karışımı kremalı bir tür meze, humus, avokado ve güzel bir salata getiriyorlar. Yanında ise “şampanya” ikram ediyorlar. Ama, dini yerlerin ziyaretinde, birçok müşteri bu şampanyayı içmemeyi tercih ediyorlar.
Bu çarşıdan: çeşitli tişörtler, kipalar (Yahudilerin kafalarına taktıkları küçük takkeler), mezuzular (Yahudilerin evlerinin giriş kapısına astıkları ve içinde Tevrat’tan pasajlar bulunan objeler) satın alabilirsiniz. Ayrıca: yine bu çarşıdan, Kudüs şehrine özel “dilek ipi” olarak isimlendirilen “kırmızı Kaballah ipleri” satın almayı unutmayın.
Ağlama duvarına girerken, İsrail askerlerinin yaptığı kontrolden geçmek gerekiyor. Kontrolden sonra: Ağlama duvarı bölümünde, haremlik-selamlık olarak ayrılan yerlere girebiliyorsunuz.
Yani: burayı, kadınlar ve erkekler, ayrı ayrı ziyaret edebiliyorlar. Ayrıca: yine buraya girişte dikkat edilmesi gereken birkaç husus daha vardır.
Kadınların: çok miniye kaçacak ölçüde kısa etek giymemeleri, ayrıca omuzları açıkta bırakacak kıyafet giymemeleri istenir.
Aksi halde: görevliler, kadınları, ağlama duvarına çok yaklaştırmıyorlar veya omuzları ve bacakları örtecek kıyafet veriyorlar. Sağ bölümde kadınlar dua ederken, duvarın büyük bölümü olan sol yanda ise erkekler dua ediyorlar.
Duvar hakkında ayrıntılı bilgi vermeden önce: duvara yaklaşırken yanınıza küçük bir kağıt ve kalem almanızı öneririm.
Çünkü: bu küçük kağıda dileklerinizi yazıp, bu küçük kağıdı, duvarın taşları arasına sıkıştırsanız, dileklerinizin olacağına inanılmaktadır. Öte yandan: eller duvara dönük dua edildikten sonra, duvara arkayı dönmeden buradan uzaklaşmak ta uyulması gereken bir kuraldır.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerler
HA-KOTEL HA-MA’ARAVİ-AĞLAMA DUVARI
Burası: şehirde Yahudiler tarafından kutsal olarak kabul edilen “Büyük Tapınak” ın: günümüze kadar ayakta kalarak gelebilmiş “Batı” duvarıdır. Öte yandan, bu duvarın ilginç bir yönü daha var.
Duvar aynı zamanda: Beytülmakdis yani Müslümanlar için kutsal kabul edilen ve diğer ismi “Mescid-i Aksa” olan bölümünde “Batı duvarı” olarak geçmektedir.
Evet şimdi Büyük Tapınakla ilgili ayrıntılar:
Tanrı Yehova’nın ve Ahit Sandığında saklanan ilahi yasaların evi olan Büyük Tapınak Kudüs’teki en eski yerleşimin hemen kuzeyindeki bir tepeye (günümüzde Tapınak Dağı veya Arapça Haaremü’ş Şerif) Süleyman döneminde yapılmıştır.
Geleneklere göre: inşaat 7 yıl sürmüş ve ağırlıklı olarak Fenikeli zanaatkarlar ve sedir ile selvi (veya ardıç) ağacı gibi Fenikelilerce sağlanan maddelerden yararllanılmıştır.
İlk tapınak, MÖ 586 yılında Babillilerce yok edilmiş ama Kitabı Makaddes’te ayrıntılı şekilde anlatılır.
Küçük ama sıkça donatılmış dikdörtgen bir yapıydı. Bir giriş holü, bir ana oda ve bir iç tapınak olarak üç ana kısımdan oluşuyordu. İçeride zemin selviden olup üstü altın kaplanmış, duvarlardaki paneller sedirden yapılmıştı. İç tapınak ve Tapınağın dışı altınla kaplanmıştı. Kutsalı koruyan yarı hayvan, yarı insan iki kerubi açılmış kanatlarıyla Ahit Sandığını korumaları için havada asılıydı. Tapınağın geri kalanındaki bezemeler arasında tümü altın varak kaplı oyma kerubiler, palmiye ağaçları ve rozetler vardı. Tapınağa giriş, rahipler ve hizmetkarlarla sınırlıydı. Halkın çoğunluğu, ibadetlerini ve adaklık kurban sunularını dışarıda yapıyordu.
MÖ 8’nci yüzyıl sonlarında ve 7’nci yüzyıl başlarında, Yahuda’nın Asur’dan Mısır’a giden yolun doğrudan üzerinde bulunduğu dönemdeki Asur tehdidi, Kudüs’e yeni tahkimatlar gerektirdi. Asur kralı Senharib, MÖ 701 yılındaki başarısız kuşatması sırasında, kent surlarının henüz dışındaki Gihon Pınarından kente su getirmek için kayaya oyulan ve bugüne kadar korunmuş 540 metrelik Hizkiya Tüneli dikkate değer bir çalışmadır.
Kudüs, MÖ 7’nci yüzyılda zenginleşti ve sonunda Asur egemenliğinden kurtuldu.
İbranilerin bağımsızlığı MÖ 586 yılında, Babilliler Kudüs’ü ele geçirip yıktığında ve sakinlerinden çoğunu götürdüklerinde, sona erdi. Babil’in; Pers Kralı Büyük Kyros tarafından, MÖ 539 yılında ele geçirilmesiyle bir rahatlama geldi. Sürgünler yurtlarına döndü ve Kyros’un izniyle İkinci Tapınağın inşasına başlandı. Kudüs yine Yahudi kültürünün merkezi haline geldi. İkinci Tapınak ise, MÖ 1’nci yüzyılda, Büyük Herodes tarafından genişletilecek ve tekrar donatılacaktı. Ama, MS 70 yılında Romalılar tarafından yıkıldı. Tapınak bir daha tekrar inşa edilmemiştir. Tapınağın yerinde, Müslümanlar için çok kutsal yapılar olan Kubbetü’s Sahra ve El Aksa Camisi bulunuyor. Ancak İkinci Tapınağın kilit kalıntılarından biri günümüze ulaşmıştır.
Tapınak platformunun batı duvarı yaygın adıyla Ağlama Duvarı, Yahudilerin önemli ibadet mekanlarındandır.
Evet, Romalılar tarafından tapınak yıkılınca, Yahudiler o kadar üzülmüşler ve ağlamışlar ki, buraya “Ağlama Duvarı” veya “Western Wailling Wall” ismini vermişler. Hatta: kıyamet günü olduğunda, büyük tapınağın, yine burada, aynı yerde inşa edileceğine inanıyorlar.
Evet, niye “ağlama duvarı” ve niye burada “ağlanır”: biraz önce de belirttiğim gibi, Yahudiler: bir zamanlar bu duvarın arkasında bulunan mabetleri için ve mabedin yeryüzüne yeniden gelecek olan Mesih tarafından yeniden inşa edilmesi için ağlıyorlarmış. Hatta: Yahudiler, duvarın kendi ağlamalarına eşlik ettiğine de inanıyorlar.
Ağlama duvarı: yaklaşık 19 metre uzunluğundadır ve toprak seviyesinden 18 metre yüksekliktedir. Yer üstünde 24 ve toprak zemin altında ise 19 taş sırasından oluşmaktadır. Taşlardan bazıları 12 metre uzunluğunda, 1 metre yüksekliğinde ve ağırlıkları ise 100 ton civarındadır.
Duvarın yüksekliği 18 metre olmasına rağmen, tapınağın yüksekliğinin 12 metre olduğu bilinmektedir. Öte yandan, bu duvarın tapınak duvarı olmadığı, batı cephesinin dayanak duvarı olduğu da söylenmektedir.
Evet,
Museviler, oldukça büyük boyuttaki bu taş duvar karşısına geçip ağlıyorlar ve tanrı ile konuşuyorlar. Bazı ziyaretçiler ise, dileklerini, küçük kağıt parçalarına yazıp, duvardaki taşların aralarına sıkıştırıyorlar.
Çünkü: Musevi inanışına göre, bu duvarın karşısında dilenen dileklerin gerçek olacağına inanılmaktadır. Hatta: Tanrının, taş duvar karşısında kendisiyle konuşanların seslerini duyacağına da inanılıyor. (yukarıda yanınıza küçük kağıt ve kalem almanızı hatırlatmıştım)
Son bir not: yazının başında da belirttiğim gibi: İsrailoğulları, Mısır’dan çıktıktan sonra, içinde Hz. Musa’dan kalma taş levhalarla, Hz. Harun’un eşyalarının bulunduğu Ahit Sandığının: burada yani Hz. Süleyman Mabedinde bulunduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca: bu sandığı bulacak kişinin “Mehdi” yani “Kurtarıcı” olacağına inanılıyor.
Bu nedenle: İsrail devleti: uzun yıllardır, Mescid-i Aksa çevresinde ve altında, arkeolojik çalışma adı altında tüneller kazarak, bu Ahit Sandığını arıyormuş. Öte yandan, Müslümanlar ise, İsrail’in bu çalışmalarında “Mescid-i Aksa”nın altına girdikleri ve tüneller kazarak buranın yıkılmasını sağlayacakları iddia ediliyor.
Evet, burası, son derece etkileyici ve kalabalık bir yer.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerler
WESTERN WALL TÜNELİ
Ağlama duvarı olarak isimlendirilen ve Romalılar tarafından yıkılan; 2000 yıl öncesinin Kudüs Tapınağının 455 metre yakınında, Batı Duvarı Tüneli bulunmaktadır.
Tüneller: Tapınak dağı içinde, çok sayıda kemerlerle desteklenen merdivenlerden oluşturulmuştur. Tüneller Müslüman Mahallesinin altına doğru gitmektedirler. Antik duvar boyunca: tünellerde yürümek mümkündür.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
DAVİDSON MERKEZİ
Burası: Batı duvarı yakınlarındadır. 8’nci yüzyıldan kalma bir binanın bodrum katında inşa edilmiştir. Burada, 10 dakikalık bir video gösterimi ile: Tapınak hakkında bilgi verilmektedir.
Hatta: Tapınak dağı, Ağlama Duvarı ve Güney Duvar hakkında da bilgiler sunulur. Görüntüler üç boyutlu sunulur ve ziyaretçiler, görüntülerin etkisinde kalırlar. Cumartesi günleri kapalı olan merkez, guruplar halinde gezilmektedir.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
HIRİSTİYAN MAHALLESİ
Burası: eski şehrin kuzey ve kuzeybatı bölümlerini kapsamaktadır. Buradaki en büyük anıt Kutsal Kabir Kilisesidir. Ayrıca: “Via Dolorosa” yani “Çile yolu” da Hıristiyan hacılar tarafından yoğun olarak ziyaret edilmektedir.
Evet, şehrin Hıristiyan mahallesinde: 40 kadar dini yapı bulunmaktadır.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Via Dolorosa-Çile Yolu
Kudüs şehrinin Hıristiyan mahallesindeki en çarpıcı yerdir. Hz. İsa: çarmıha gerilmek üzere, çivileneceği çarmıhı sırtında taşıyarak, bu yolu geçmiştir. Yani: “acıların yolu” anlamına gelir.
Yol üzerinde, 14 durak bulunmaktadır ve Hıristiyanlar için bu yol özel bir anlam taşımaktadır. Bu yol üzerinde ilerleyenler “hacı” olmaktadırlar. Yani, burası Hıristiyanlar için “hac yolu” olarak kullanılmaktadır.
14 durak noktası ise: Hz. İsa’nın çarmıhı taşırken, durakladığı ve zaman zaman da yere düştüğü yerler olarak değerlendirilmektedir. Zaten, bu noktalara da daha sonra kiliseler inşa edilmiştir.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Zeytin Dağı
Burası: eski Kudüs şehrinin doğusundadır. Surlarla çevrili Kudüs şehri ve Mescid-i Aksa buradan gayet güzel izlenmektedir.
Burasının da son derece kutsal bir mekan olduğuna inanılmaktadır. Tepede: 2000-3000 yıllık zeytin ağaçları bulunmaktadır. Hz. İsa’nın zaman zaman burada dinlendiği söylenmektedir. Aynı zamanda; İsa burada öğrencilerine, öğretilerini vermiştir.
Yine, rivayetlere göre: Tufan ardından, Nuh Peygamberin güvercini, bu tepeden aldığı zeytin dalını, kendisine götürmüştür. Ayrıca: Hz. İsa’nın 12 havarisiyle son akşam yemeğini yediğine inanılan yer de, bu dağın eteklerindedir.
Burada bir kilise bulunmaktadır. “Dominus Flevit” isimli bu kilise, bir Bizans kilisesinin kalıntıları üzerine, gözyaşı şeklinde, 1954 yılında kurulmuştur.
Tepenin eteklerinde, batı bölümündeki yamaçta: Yahudi mezarlığı bulunmaktadır. Surlar üzerindeki Altın kapının hemen karşısında bulunan bu mezarlıkta yatanların: Mesih geldiğinde “ilk canlanacak kişiler” olacaklarına inanılıyor.
Bu nedenle, duyduğuma göre, burada bir mezar yeri alabilmek için, milyon dolarların gözden çıkarıldığı söyleniyor.
Yahudi inancına göre: kıyamet gününde “sırat köprüsü” nün, tepenin iki yamacı arasında kurulacağına inanılıyor. Yahudi mezarlığındaki 150.000 mezar içinde, Yahudi Filozof Nahmanides’in mezarı da bulunmaktadır. Bunun yanında, birçok ünlü Yahudi’nin mezarı da buradadır.
Vadinin karşı yamacında ise “Müslüman Mezarlığı” bulunuyor. Burada: sahabelerden Hz. Selman-ı Farisi ve Rabiat-ül Adeviye’nin kabirleri bulunuyor. Burada “Türk bayrağı” dikkat çekiyor, çünkü 2009 yılında, buranın dış duvarları, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından yaptırılmıştır.
Vadide: Müslüman ve Yahudi mezarlıkları arasındaki bölümde ise, bir Hıristiyan kilisesi dikkat çekiyor.
Hıristiyanlar da, kıyamet gününde, bütün hepsinin, bu kilise önünde toplanacaklarına inanıyorlar. Evet, burası Tevrat ve İncil’de anlatılan kutsal mekanlara ev sahipliği yapmasıyla önem kazanıyor.
Tepenin kuzeyinde: Müslüman Arapların yaşadığı “Tur Mahallesi” ve biraz daha kuzeyde ise “Kudüs İbrani Üniversitesi” bulunuyor.
Mary Magdalene Kilisesi
Zeytin dağı üzerindedir. Altın kaplama kubbeleriyle ilgi çekmektedir. Kilise, Annesi Maria Aleksandrovna anısına, Rus çarı Alexander II tarafından, 1895 yılında yaptırılmıştır.
Kilisenin büyük yeşil kapısından girince, sanki başka bir ülkede bulunduğunuza sanacaksınız. Aslında, Kudüs şehrindeki bir çok kilisede bu duygu hissedilir.
Çünkü: Avrupanın birçok ünlü başkanı ve lideri: kendi ülke stillerinde, özellikle 19’ncu yüzyılda, büyük binalarla kutsal şehri süslemişlerdir.
Burasıda, daha çok Rus tarihini yansıtır. Koruyucu aziz “Mary Magdalena” için seçilmiştir. Kilisenin tepesindeki 7 muhteşem altın kaplama soğan kubbe: Moskova şehrinde bulunan, 6’ncı yüzyıl kilise tarzına benzemektedir.
Bu altın kaplama soğan kubbeleri nedeniyle, kilise, Kudüs şehrinin en iyi bilinen kilisesidir.
Kilisenin “Golden Gate” denilen giriş kısmındaki çiçek bahçeleri ve servi ve zeytin ağaçları, ziyaretçilere muhteşem bir güzellik sunmaktadır.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Kidron Valley-Avşalom Mezarı
Burası, Kudüs şehrinin en kutsal yerlerinden birisidir ve Tapınak dağı ve Zeytin dağı arasında yer almaktadır. Buranın kutsal olmasının nedeni, Allah tarafından, dünya uluslarının ahiret gününde burada yargılanacak olmalarını belirtmesi nedeniyledir.
İncil’de belirtildiği üzere, David, burada asi oğlu Avşalom için bir mezar anıtı inşa ediyor. Avşalom, babasının adamları tarafından öldürülünce, buraya gömülüyor.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Mary Mezarı
Zeytin dağının eteklerinde, Kidron vadisinde: İsa’nın annesi Meryem’in mezarı bulunmaktadır. Bu mezarın bulunduğu kilise, Kudüs şehrinin en saygıdeğer kiliselerinden birisidir.
Söylenenlere göre: 1500 yıl önce, burada ilk ev inşa edilmiştir. Haçlılar tarafından tahrip edilen kilisenin yerinde, yalnızca küçük bir kubbe mezar kalmıştır.
Ama, 1130 yılında, yeniden kilise inşa edilmiştir. Yapının sivri gotik kemerleri bulunan iç bölümü inanılmaz güzeldir. Ancak, Kidron çayı, sık sık burada sel felaketine neden olmuştur.
Evet, içerinin dekoru gerçekten inanılmaz otantik, titrek kandil ışıkları, kilisenin içinde gizemli bir hava yaratıyor. Doğu Hıristiyan toplumları, burayı özellikle ziyaret ediyorlar.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Saint Sepulcre Bazilikası-Kıyamet Kilisesi-Kutsal Mezar Kilisesi
Burası: Sion Tepesinde, eski şehrin en yüksek noktasındadır. Bütün kiliselerin “anası” olarak bilinir. Buradaki ilk ibadet yerinin, bir pagan tapınağı olarak, Roma döneminde İmparator Hadrian tarafından, MS.2’nci yüzyılda inşa ettirildiği sanılıyor.
MS.4’ncü yüzyılda ise, Hıristiyanlığın kabul edilişiyle, burada İmparator Konstantin’in annesi Helena tarafından, ilk kilise inşa ettirilmiştir. Ana Forum’un kuzey ucunda, vaftizhanesi olan bir katedraldi.
Böylece, Forum yani kamusal merkez ile ana tanrılar Jüpiter, Iuno ve Minerva’ya adanmış ana tapınaktan meydana gelen eski Roma kalıpları tekrar edilmiş, ama şimdi bu itibarlı birleşim Hıristiyan bağlamda tahsis edilmişti.
Benzer şekilde, mevcut Roma gelenekleri diğer alanlarda uyarlanacaktı.
Görüldüğü gibi, kilise mimarisinde Romalıların bazilikası, Hıristiyanlar tarafından dini kullanıma uyarlanmıştı.
Resim sanatında, mevcut Yunan-Roma motiflerinin pek çok Hıristiyan bir izleyici kitlesi için tekrar yorumlanmıştı, tarzı açıkça o günün yaygın Roma sanatının tarzıydı.
Bu kendi başına şaşırtıcı değildi. Çünkü daha eski dönemde bu alan bir Yahudi mezarlığı olarak kullanılmıştı. Ama İsa’nın mezarı ve dolayısıyla Hıristiyanlıkta kilit olay olan dirilişin gerçekleştiği mekan olarak belirlenen bu mezar, kısa süre içinde Anastasis (Diriliş) Rotund’u olarak bilinen yuvarlak bir martyrium ili çevrilecekti.
Kısa süre sonra kilisenin Gerçek Haç (İsa’nın üzerinde can verdiği tahta haç) kutsal emanetine ev sahipliği yapmaya başlamasıyla, atrium avlu, bazilika kilise, ikinci avlu ve rotunda dan meydana gelen dört parçalı kompleks Hıristiyan hacıların başlıca uğraklarından biri haline geldi.
Constantinus döneminin rotundu ve kilisesi, 1009 yılında Fatimi hükümdarlarından Hakim tarafından yıkılacak, daha sonra 1048 yılında Bizans İmparatoru IX Konstantinos Momomakhos’un hamiliğinde tekrar inşa edilecekti.
Bugün görülen yapı budur.
Haçlılar 1099’da Kudüs’ü ele geçirdikten sonra pek çok değişiklik yaptılar.
Bu yüzden bu günkü kilise, 4’ncü yüzyıldaki ilk halinden son derece farklıdır.
Evet, burası dünya üzerindeki Katolikler, Ortodokslar, Ermeniler, Süryaniler, Kıpti ve Habeş kiliseleri tarafından, yani 6 mezhep tarafından kutsal olarak kabul ediliyor. Yani Hıristiyan mezhepleri için burası muhteşem önemli bir yerdir.
Her mezhep buraya sahip olabilmek için, yüzyıllardır büyük uğraşı verirler. Ancak: Osmanlı döneminde, bu uğraşıları çözmek adına, çok uygun bir çözüm bulunmuştur. Osmanlılar: bu kilisenin anahtarını bir Müslümana emanet etmişlerdir.
Çünkü: Protestanlar dışında, dünya üzerindeki bütün Hıristiyanlar: Hz. İsa’nın; burada çarmıha gerildiği, çarmıha gerilmesinin ardından kanlar içindeki cansız bedeninin, defnedilmeden önce, burada bulunan taş üstünde yıkandığı ve yine burada defnedildiğine inanıyorlar. Hatta: yıkandığı taşın, sürekli ıslak olduğu söyleniyor.
Bu yüzden: kiliseye “Kıyamet” yani “Diriliş” kilisesi ismi verilmiştir.
Evet: yapımı yaklaşık 1500 yıl geriye giden bu kilise, şehirdeki gezilecek yerlerden birisidir. Günümüzde: bazilika içindeki değişik alanlar: değişik Hıristiyan mezheplerinin kontrolü altındadır.
Örneğin: Hz. İsa’nın mezarının bulunduğuna inanılan yer, Yunan Ortodokslarının denetimindedir.
Burayı gezerseniz: duvarlarda yüzlerce yıl boyunca kazınmış haçlar göreceksiniz. Zemin seviyesinin altında, merdivenlerden indiğinizde: Kraliçe Helene döneminde yaptırılan ilk kilisenin temellerini-kalıntılarını görebilirsiniz.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Dormition Abbey
Zion tepesindeki bu muhteşem kilisede, Meryem’in öldüğüne yada “ebedi uykuya” daldığına inanılıyor.
Kilise, 1906 yılında kutsanmıştır. 1948 ve 1967 yılındaki savaşlarda ise zarar görmüştür. Kilisenin yukarısındaki kubbeli mozaik burç, bir Hıristiyan kilisesi için son derece sıra dışı bir görünüm vermektedir.
Manastırın bodrum katında “uyuyan Meryem” heykeli bulunuyor. Manastırın hemen yanında ise, yine dini özellikleri ağır basan bir yer bulunuyor.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Coenaculum
İsa ve 12 havarisinin son akşam yemeği yedikleri yerdir.
Burada: Kral Davut’un mezarı da bulunuyor. Ancak, söylenenlere göre, David: şehrin daha güneydoğusunda yatmaktadır. Ama, mezarı burada bulunmaktadır.
Yahudi hacılar, Kral David’in geleneksel ölüm yıldönümünü burada kutlamaktadırlar. Yani: mezarın buraya sonradan monte edildiği söyleniyor. Günümüzde, burası, gerek Hıristiyanlar ve gerekse Yahudiler tarafından paylaşılmaktadır.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
MÜSLÜMAN MAHALLESİ
Şehrin doğusundadır ve içinde “Hakem-i Şerif (burası Yahudiler tarafından “Tapınak dağı” olarak tanınmaktadır) bulunur. Ayrıca: 691 yılında tamamlanmış olan “Kubbet-ül Sahra” ( buraya Ömer Camii ismi verilmektedir) ve El-Aksa Camisi ziyaret edilmektedir.
MESCİD-İ AKSA
Burayı ziyaret etmek isterseniz: önce İsrail askerleri ve daha sonra Arap görevlilerin kontrolünden geçmek ve
Müslüman olduğunuzu ispatlamak zorundasınız. Çünkü: şehirde diğer kutsal yerlere girerken “din” zorunluluğu aranmamasına rağmen, buraya girmek için “Müslüman” olmak bir şart olarak ortaya konuluyor.
Hatta: girişin bu kadar zor olduğu kutsal mekanın içinde bile, uyulması gereken kurallar bulunuyor.
İçeride: gülmek, yüksek sesle konuşmak, şakalaşmak, laobali hareket etmek kesinlikle yasak, giysi zorunluluğunu elbette söylemiyorum, onu tahmin edebiliyorsunuzdur, özellikle bayan ziyaretçilerin giysilerinin uygun, yani kapalı olmaları şart.
Gelelim burası hakkında ayrıntılı bilgi vermeye
Burada bulunan 144 dönümlük alanda: Mescid-i Aksa, Aksa Camisi ve Kubbet-ül Sahra başta olmak üzere, birçok tarihi yapı bulunuyor ve bölgenin ismi “Beytülmakdis” olarak biliniyor.
Ancak: Kuran-ı Kerim’deki “İsra” suresinde, buranın ismi, Allah tarafından “Mescid-i Aksa” olarak belirtilmiştir.
Bu yüzden: Müslümanlar, Beytülmakdis olan bölgenin ismini “Mescid-i Aksa” olarak kullanırlar. Yani; Mescid-i Aksa; bir bina değil, bölgenin ismidir.
Özellikle: altın kubbeli yapının Mescid-i Aksa olduğu konusundaki bilgi, tamamen yanlıştır.
Müslüman inanışına göre: Beytülmakdis’in temelleri: Hz. Adem ve çocukları tarafından atılmış; MÖ.940 yılında ise, Hz. Süleyman tarafından yeniden inşa edilmiş ilk İslam mabedidir.
Cennetin kapılarının yeryüzüne en yakın olduğu yer olarak burası kabul edilmektedir. Çünkü: Hz. Adem cennetten çıkarılınca ilk olarak buraya gelmiş ve bir süre burada yaşamıştır.
Mescid-i Aksa ismi:
Burada bulunan “Muallak kayası” yani “Kubbet-ül Sahra” dan gelmektedir. Zaten: Mescid-i Aksa, bu kaya üzerine kurulmuştur. Peygamberimizin: bu kayanın üzerinden “miraca” yükseldiğine inanılır. Aynı zamanda, yeryüzündeki bütün tatlı suların kaynağının da, bu kaya olduğuna inanılır.
Hatta: bu muallak kayasının, Miraca yükselirken Peygamberimizi takip etmek istediği, onunla birlikte yükseldiği, bir süre havada asılı kaldıktan sonra ancak Hz.Cebrail tarafından durdurulduğuna ve yere düştüğüne inanılır.
Bu muallak kayasının: aynı zamanda, Hz. İbrahim’in en sevdiği oğlunu (oğlunun ismi Müslümanlara göre İsmail, Yahudilere göre İshak’tır) kurban etmek istediği yerdir.
Öte yandan: Mescid-i Aksa: Müslümanların ilk kıblesidir. Kabe’den sonra, yeryüzündeki en kutsal ikinci mabet burasıdır. Mekke şehrindeki “Mescid-i Haram” ve Medine şehrindeki “Mescid-i Nebevi” den sonra: üçüncü kutsal mekan olarak kabul edilmektedir.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Kubbet-ül Sahra
Buraya ulaştığınızda: “Kubbet-ül Sahra” yani “Sarı Kubbe” hemen dikkat çekiyor. Bu kubbe: Muallak kayasının zirvesinde kuruludur. Zaten bu yüzden, günümüze kadar olan süreçte bölgede olan depremlerden etkilenmemiştir, sadece zaman zaman yenilenmiştir.
Dış döşeme 1963 yılında yenilenmiş ve kubbe 1993-1994 yıllarında yeniden yaldızla süslenmiştir.
Bu kubbenin: MS.600’lü yılların sonunda Hz. Ömer tarafından 14 ayar altından yaptırıldığı biliniyor. İnşası: 668-691 yılları arasında tamamlanmıştır.
Kubbet-ül Sahra’nın hemen altında kalan mağaranın: “Miraç gecesi” Peygamberimiz tarafından ziyaret edildiğine ve Peygamberimizin: bu mağarada: Hz. İbrahim, Hz. Davut, Hz. Süleyman ve Hz. İlyas ile birlikte namaz kıldığına inanılıyor.
Kubbet-ül Sahra içinde bulunan ilk taş yani “hacer-i muallak”: Hz. İbrahim’in üzerinde oğlunu (oğlunun ismi Yahudilerde İshak, Müslümanlarda ise İsmail olarak geçer) kurban etmek istediği taştır.
Buranın çinileri Osmanlı çinileri ve halıları da Anadolu’dan gelmedir. İç kısımdaki ahşap süslemeler ve renkli mozaikler de ilgi çekmektedir.
El Aksa Camisi
Burası: Mescid-i Aksa bölgesindeki: ikinci büyük binadır. Hz. Ömer’in: Kudüs şehrine geldiğinde, beraberindekilerle birlikte ilk namazını burada kıldığına inanılıyor ve Aksa Camisinin temelleri, burada atılıyor.
Ancak: cami, yüzyıllar boyunca birçok kez yıkılıp yeniden yapılmıştır.
Caminin alt katında: iki koridor şeklinde “Kadim Aksa Camisi” bulunuyor. Bu koridorlara açılan kapıya ise “Nebi kapısı” deniliyor. Çünkü: Peygamberimiz, Miraca yükselmeden önce bu koridorlardan birini kullandığına inanılıyor.
Hatta, bu koridorlardaki kireç taşından yontulmuş sütunların; Miraç gecesi, Peygamberimiz tarafından, Mescid-i Aksa’da gördüğünü belirttiği sütunlar olduğuna inanılıyor.
Evet, cami günümüzde 5000 kişinin aynı anda ibadet edebileceği boyutlardadır. Caminin yakın tarihi geçmişinde dikkat çeken olaylara gelince: Ürdün Kralı Abdullah’ın 1951 yılında burada öldürüldüğü ve 1969 yılında yine caminin kundaklandığı hatırlanmaktadır.
Burak Mescidi
Mescid-i Aksa’nın güneydoğu köşesindedir. Yine inanışa göre: Peygamberimiz, Miraca yükselmeden önce, Kudüs şehrine geldiğinde “Burak” adlı bineğini, buraya bağlamıştır.
Zaten: mescidin duvarında küçük bir demir halka görülmektedir. Peygamberimiz: “Burak’ı, peygamberlerin atlarını bağladıkları halkaya bağladım” hadisiyle , bu halkayı ifade ettiğine inanılıyor.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
ESKİ ŞEHİR BÖLÜMÜNDEKİ ARKEOLOJİK YERLER
GENİŞ DUVAR
Şehrin kuzey duvarı kalıntıları, 1970 yılında ortaya çıkarılmıştır. Rechov Plugat Hakotel’in köşesindeki bu antik duvar kalıntılarını görebilirsiniz.
Duvar yaklaşık 23 metre genişliğindedir ve uzunluğu 10 metredir. Orijinal yüksekliğinin ise, muhtemelen 25 metre olduğu sanılıyor.
BURNT HOUSE
Burada, Roma döneminden kalma bir ev kalıntısı bulunuyor. Burayı ziyaret ederseniz: yanmış-kömürleşmiş ahşap gemi kalıntıları, bir Roma mızrağı ve bir kadının kol iskeleti görülebiliyor. Burada ayrıca o dönemde bir evin içindeki yaşamın betimlendiği bir slayt gösterisi de izlenebiliyor.
CARDO
Burası, antik Roma döneminde, şehrin iki ana caddesinden birisidir. Bir zamanlar burada dev sütunlar bulunuyormuş. Hatta yüksekliklerinin 16 metreye kadar ulaştığı tahmin ediliyor. Yolun genişliği ise, kaldırımlarla birlikte 50 ayaktır. Her iki tarafında, geniş kaldırımlar ve dükkanlar bulunmaktadır.
WOHL ARKEOLOJİ MÜZESİ
Müze “Yeshiva Hakotel” binasının bodrum katındadır. Burada, 2000 sene önceki evlerin neye benzediğini görebilirsiniz. Kalıntılarda: ilginç mozaik zeminler, taş mobilyalar, süs eserleri ve duvar resimleri, freskler görülür.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
YENİ ŞEHİR-NEW CİTY BÖLÜMÜ
Evet, yazının başında da belirttiğim gibi, burada pek ilgi çekici yer yok. Burası, 19’ncu yüzyıl sonlarında inşa edilmeye başlanmıştır.
Özellikle: 1967 yılındaki savaştan sonra: şehrin bu bölümü, İsrail tarafından imara açılmış ve hızla yeni yerleşim alanları inşa edilmiştir. Bu bölüm “Holoskot” olarak da isimlendiriliyor.
Holoskot
“Holoskot” kelime anlamı olarak: Nazi Almanya’sı tarafından, Avrupalı Yahudilerin zulüm ve imha dönemine verilen isimdir.
1933 yılında, Hitler, Almanya’da iktidara yükselince, Alman Yahudilerine karşı zulüm başlar. Yahudiler, zorla gettolara sürgün edilirler. Haklarına ve mülklerine el konulur ve son olarak Toplama kamplarına sürülürler.
II. Dünya Savaşının başlaması ile, Hitler: imha mangalarını bu kamplara gönderir ve toplama kampları, ölüm kampları haline dönüşür. “Babi Yar” denilen yerde, bir anda 30.000 Yahudi öldürülür.
Toplamda ise, 1.7 milyon Yahudi öldürülür. Evet, tüm bu olaylara “Holoskot” deniliyor.
Holoskot anısını korumak için, burada müze ve anıtlar bulunuyor.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Yüksek Mahkeme
Yüksek Mahkeme, etkileyici şekilde tasarlanmıştır. Yapıda, 5 tane görkemli mahkeme salonu bulunmaktadır.
İsrail Müzesi
1 Rupin Road üzerindedir.
Buranın koleksiyonunda “Ölü Deniz Parşömenleri” dikkat çekmektedir. Ayrıca: Japon Zen bahçeleri temelleri, uluslar arası sanatçıların heykel koleksiyonları ve eserleri sergilenmektedir. Kudüs: ikinci Tapınak dönemi modeli, şehrin topoğrafyası ve mimarlık özellikleri açısından ilgi çekmektedir.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Hayvanat Bahçesi
Malkha Mall yakınındaki Aharon Sholov Road üzerindedir.
Burada, 250 dönümlük bahçede, 1200 hayvan bulunmaktadır. Özellikle, İncil’de adı geçen ve soyu tükenme durumunda olan hayvan türleri barındırılmaktadır.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Knesset
Burası, İsrail Devletinin temsilcilerinin bulunduğu bir yerdir. Mekanda: genel kurul ve konferans salonları bulunur. Ayrıca devlet resepsiyonları için bir salon daha vardır. Genel Kurul salonu rehberli turlarla ziyaret edilmektedir.
Mahane Yehuda Market
Mahane Yehuda ve Elz Haim sokakları arasında, 1928 yılında inşa edilmiş bir büyük açık hava pazarıdır. Burada: meyve-sebze, balık, kümes hayvanları, ekmek ve unlu mamuller, ucuz restoranlar bulunur. Ayrıca: ev eşyaları, giysiler ve biraz önce de söylediğim gibi her türden taze gıdalar bulmak mümkündür.
Tezgahlarda ise, satıcı olarak: genç öğrenciler, Araplar ve Yahudiler göreceksiniz.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerlerİsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Rockefeller Müzesi
Bu müze: 1938 yılında, eski şehirde ilk müze olarak John D. Rockefeller tarafından kurulmuştur. Yapıda: ağır ceviz kapılar ve metal armatürler ile Ortadoğu taş kemerleri, kubbeleri ve iç avlu birleştirilmiştir.
Müzede: özellikle sikke ve mozaikler, heykeller ve lahitler görülmeye değerdir. Tarih severlere bu müzeyi ziyaret etmelerini öneririm.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Bible Lands Müzesi
Müzede, antik bölgelerin ve tarihi dönemlerin içinde bir gezinti yapmak mümkündür. Özellikle İncil’de anlatılan topraklarla ilgili bilgiler bulunur. Kenan tanrıları, Kraliçe Esther ve daha birçokları.
Ayrıca: İsrail arazisi üzerindeki sayısız kültür ve inançlarda sergilenen objelerin ana temasıdır. Sergilenen objelerin çoğu: Mısır, Türkiye, Mezopotamya ve Yakın Doğu’dan toplanmıştır.
Objeler: 1913-2003 yılları arasında, Elie Borowski isimli şahıs tarafından toplanmıştır.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İslam Sanatı Müzesi
2.Hapalmach Street üzerindedir.
Başkanın ikametgahına yakın olan bu müze, 1974 yılında ziyarete açılmıştır. Müze: Bayan Vera Bryce Salomons tarafından kurulmuştur. Kendisi: Yahudiler ve Araplar arasında köprüler inşa etmesiyle tanınır ve bilinir. Sonuçta, İslam sanatında ileri düzey bilgi sahibi olmuştur.
Günümüzde: Arap şehirlerinden ve Doğu Kudüs bölgesinden gelen çocuklar, Arap ülkelerinden gelen devlet konukları da, bu müzeyi ziyaret etmektedirler.
Müzede sergilenen objeler: hançer, kılıç, kask, diğer silahlar, tekstil, halı, takı, cam eşyalar, seramik, metal eşyalar, satranç taşları, domino ve antika oyun kartları.
Müzede: İbranice, İngilizce, Arapça olmak üzere, üç dilde rehberli turlar düzenlenmektedir.