Adanın en büyük özelliği: günümüzün internet kafeleriyle birlikte, eski gelenekleri ve eşsiz bir ruhaniliği aynı bünyede ve bir arada barındırmasıdır.
Bali: Endonezya ile birlikte anılır. Endonezya: Hint Okyanusunu, Pasifik’ten ve Güneydoğu Asya’yı Avustralya’dan ayıran binlerce adadan oluşmaktadır. Ancak, bu adalar içinde en küçük olanı “Bali” dir. Öte yandan “Bali” bu adalar içinde turizm özellikleri en öne çıkandır. Endonezya’nın büyük ölçüde Müslüman olan nüfusunun yanında, Bali, kendi başına bir dünya gibidir.
Bir zamanlar “Ubud”: patikalar, tapınaklar ve pirinç tarlalarından oluşuyordu. Günümüzde ise, adanın kültür merkezi haline gelmiştir. Kırsal bölgesi ise, dünyanın en güzel dinlenme yerleriyle doludur. Bali insanı, inandıkları tanrılara, günde 3 öğün yemek ve çiçek servisi yapar. Hatta: her evde bulunan tapınaklara, ev sahiplerinin: yemek ve çiçek yanında, para, sigara hatta acı sos verdikleri bile görülür.
Bali’nin her yerinde, pansiyonlarda ve binlerce Balili ailenin özenle inşa ettiği odalarda, çok az bir ücret karşılığı kalabilirsiniz. Ancak: Bali’de, etkileyici bir otel altyapısı da gelişmiştir. Bu otellerin birçoğu: Bali’nin manzarası, mimarisi, müziği ve danslarının özelliğini taşırlar. Birçok otel, Bali tapınak ve saraylarının mimarisini yansıtırlar.
Ülkemizden buraya gidenler, genellikle yeni evlenen çiftlerdir ve balayı seyahati için seçerler. Peki, bu uygun mu dur derseniz, niye olmasın, Bali adasında, insanların birlikte zaman geçirebilecekleri birçok sessiz, sakin ve doğal güzellikleri olan yerler var. Yani, bu adada yanınızda sevdiğiniz biri ile gayet güzel zaman geçirebilirsiniz.
Evet: giriş için son yazacaklarım: biraz önce söylediğim gibi, Bali adasında sessiz ve sakin çok yer var ve sevdiğiniz ile burada geçirebileceğiniz saatler, inanın muhteşem güzel olacaktır. Öte yandan: doğal güzellikleri, manzaraları, gün doğumunu, gün batımını izleyebileceğiniz ortamlar var.
Bali Genel
VİZE-HAVAALANI
Başkent Jakarta şehrinden, uçakla 1.5 saat uzaklıktadır. İstanbul-Bali arası uçak yolculuğu 20 saattir.
Ülkeye giriş için, 25 Amerikan Doları vize ücreti alınır. Çıkışta ise, 150.000 Rupian, yurt dışı çıkış vergisi alıyorlar.
Giriş vizesi, pasaport sırasından önceki bir bölümde ödeniyor ve 1 aylık vize veriyorlar. Havaalanı pek karışık değil, yani öyle uzun süre beklemek gerekmiyor. Havaalanı çıkışında, gideceğiniz yere taksi tutmak isterseniz “Taksi tutma ofisine” gitmelisiniz.
Bali Genel
COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ
Bali adasının yüzölçümü: 5623 km. karedir. Lombok adasının yüzölçümü: 4738 km. karedir. Endonezya’nın % 87’si Müslüman olmasına rağmen, bu adada yaşayanların % 90’lık bölümü Hindu’dur. Bu yüzden, adada muhteşem bir tapınak kültürü bulunmaktadır.
Endonezya ülkesinin toplamda 15 bin civarında adası bulunmasına rağmen, Bali, bunların en büyüklerinden ve en çok yatırım yapılanlarının başında gelmektedir. Burada: Maldiv adalarında olduğu gibi, küresel ısınma, kutupların erimesi gibi nedenlerle, adaların deniz suları tarafından işgal edilmesi gibi sorunlar yok. Çünkü: Bali adasının ortasında, iki büyük dağ var ve bunlar yanardağ olarak bilinmektedirler. Bunlardan biri, yakın zamanda, 1960’lı yıllarda püskürmüş ve külleri, taşları ve lavları, bölgenin büyük bölümünde etkili olmuş, birçok insan ölmüştür. Hatta, bu püskürmenin tarım alanlarında oluşturduğu olumsuz etkiler, günümüze kadar sürmüştür. Diğer dağ ise, ara sıra dumanlar püskürtmektedir. Tabii bunları söyleyince, bu adaya gidilir mi, hadi gittik, yanardağlar püskürürse filan gibi düşünceler olabilir. Ama unutmayın ki, burası aynı zamanda siklon bölgesi ve burada, ara sıra tayfun türü fırtınalar da çıkabiliyor, ama tüm bunların doğanın zamanı belli olmayan etkinlikleri olduğunu unutmamak gerekir, dağ patlayacak, tayfun çıkacak diye, bu güzellikleri görmekten kendimizi alıkoymayalım.
İKLİM
Tropik, sıcak ve nemlidir.
Yağmurlu mevsim: Aralık-Mart ayları arasındadır.
Kuru mevsim: Haziran-Eylül ayları arasındadır.
Arada kalan ayların iklimi ise, değişkendir. Buraya gitmek isteyenler için en uygun mevsim “Aralık” ayıdır.
DÖVİZ-PARA
Bali parası bizim paramız yanında çok değersizdir, ama öte yandan uluslar arası geçerliliği olan bir para birimi değildir, yani ülkeden ayrılırken yanınızda Bali parası bulundurmayın, yani dövizinizi az az bozdurun demek istiyorum ama öte yandan, havaalanında ve otellerde döviz bozdurulmuyor yani her istediğiniz an, döviz bozdurmak mümkün değil, bu yüzden, dövizinizi dengeli bozdurmanız gerekecektir.
TAKSİLER
Yalnızca “Blue Bird” denilen taksilere binebilirsiniz. Ayrıca, taksiciyle pazarlık yapamazsınız. Ama, taksimetreyi açmasını isteyin. Gezmek için düşünürseniz, İngilizce bilen bir taksiciyle anlaşın. Tüm gün gezi için pazarlık yapabilirsiniz. Blue Bird dışında, kaçak taksilere asla binmeyin.
Bali Genel
DİNİ TÖRENLER
Bali adasında, dini törenler, ziyaretçiler tarafından ilgi çekse de, sanırım 15-20 dakika sonra, sizin de canınız sıkılıp, töreni izlemeyeceksiniz. Kılık-kıyafetleri ve hareketleri ilgi çekiyor ama dediğim gibi, belli bir zaman sonra sıkıyor.
Bali Genel
YEMEKLER
Bali’nin yöresel yemekleri büyük olasılıkla ve özellikle hijyen nedeniyle hoşunuza gitmeyebilir. Bu durumda, adada bulunan “fast-food” zincir yerlerini tercih edebilirsiniz. Öte yandan, Bali’de, büyük bir ıstakoz tabağını, muhtemelen 30 dolara yiyebilirsiniz ki, bu fiyat gayet mükemmeldir. Bunun yanında, Balililer, yöresel yemeklerinde Hindistan cevizi yağı kullanıyorlar ve bu yağ: yemek yapılan yerlerde ağır bir koku bırakıyor, bu kokuyu mutlaka hissedecek ve rahatsız olacaksınız. Hatta: balık veya deniz ürünü seçerken de, zeytinyağında yapmaları konusunda onları uyarın yoksa muhteşem bir balık yemeğini, yağı nedeniyle ve kokusu nedeniyle yiyemezsiniz. Peki ya diğerleri, Balililer, muhteşem bir çekirgeyi, pişirirler ve afiyetle yerler.
GECE HAYATI
Bali’de, barlar var. Bu barlarda, güzel zaman geçirebilirsiniz, bunun dışında öyle büyük boyutlu veya katılımlı eğlenceler yok. Buradaki festivaller ve törenler genellikle dini içerikli oluyor ve törenlere katılanların gerek giysileri ve gerekse yaptıkları danslar, ilgi çekiyor. Evet, Bali, danslarının özellikleriyle de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor, yerel danslar ilginçtir.
Bunun dışında gece hayatı düşünenler, köşe başlarında, her türlü esrar satan karanlık tipler görebilirler, bunların çoğunun polis olduğunu ve Endonezya hapishanelerinde bu nedenle birçok turist bulunduğunu sakın unutmayın ve bunlara asla yaklaşmayın.
Bali Genel
ALIŞVERİŞ
Evet, Bali adasının, deniz ve mimari dışındaki en büyük özelliği alışveriştir. Adanın birçok yerinde, alışveriş yapılabilecek yerler bulunur, ancak bunlar asla öyle lüks alışveriş merkezleri değildir. Genellikle egzotik ve basit tezgahlar şeklindedir ki bazı şehirler ve köyler arasındaki yollarda, oranın insanının kendiliğinden açtığı küçük tezgahlarda kendi ürettiği ahşap oymaları satmaya çalıştığını görebilirsiniz.
Burada alışverişin en büyük özelliği: satıcıların yani işportacıların, hani derler ya “kene” gibi yapışmalarıdır, kolunuzdan-elinizden çekiştirip, size bir şeyler satmaya çalışırlar ki, bu durum bazen gerçekten sıkıntı verir, hatta isyan ettirir.
Alışverişin diğer özelliği ise “pazarlık” yapmaktır.
Burada, size önerilen bir malın fiyatının, en az on kat arttırıldığına inanın ki, bunu makul bir fiyata satın alabilirsiniz. Bir ahşap oyma biblo için sizden satıcı 50 dolar isteyecektir ki, inanın onu 5 dolara satın alabilirsiniz, inanın ve pazarlık yeteneğinizi gösterin. Özellikle: turist otobüslerinin yoğun bulunduğu yerlerden alışveriş yapmayın, fiyatlar yüksektir, düşüremezsiniz. Ana caddeler veya mahallerdeki dükkanlardan alışveriş yapmayın, ara sokaklara dalın, aynı ürünleri daha uygun fiyata bulabilirsiniz.
Peki ne satın alabilirsiniz? Bali adasında özellikle ahşap oymalar ünlüdür. Ayrıca, yine buraya has bir sanat ürünü olarak “Bali resmi” yani yağlı boya resimler satın alabilirsiniz.
Bali insanı fakir, sadece deniz ürünleri ve pirinç üretimine yoğunlaşmışlar ve bunun sonucunda, turizme bel bağlamışlar ve kendilerini sanata vermişler, muhteşem ahşap oymacılığı yapılıyor. Ayrıca: yerel para birimleri çok değersiz, bu yüzden alışveriş çok uygundur.
Bali Genel
DENİZ-KUMSAL
Bali adasının birçok yerinde, plajlar ve deniz ilgi çekmektedir. Ancak; güneyde beyaz kumlar bulunur. Diğer yerlerdeki kumlar, genellikle volkan atıkları ve denizdeki mercan resiflerinin yok edilmesi sırasında, siyah ve gri renge bürünmüştür.
Deniz: gel-git yaşanması nedeniyle bazen değişik atmosferler yaratır, ancak git sırasındaki çekilme nedeniyle, iyice sığlaşır ve çocuklar için ideal olsa da büyükler için çekici olmaz. Bu durumda, otellerin büyük yüzme havuzları tercih edilir. Bunun dışında, denize girerken, bazı dip akıntılarına da dikkat etmek gerekir yani yüzerken, cankurtaran veya kurtarma önlemleri olmayan yerleri tercih etmemeniz önerilir.
Bali adasında, deniz altı da ilgi çeker. Ziyaretçiler, şnolker veya dalış takımları ile dalış yaparak, deniz altındaki güzellikleri görebilirler.
Son bir not, adanın çevresinde sürat motoru ile gezmeyi, su sporları yapmayı ve özellikle gayet uygun fiyatlı olan jet-ski lere binmeyi sakın ihmal etmeyin.
BALİ MASAJI
Özellikle: Kula plajlarında, kadın masajcılar, yerleşik bir gelenektir. Hatta, bazı kadınların, 20 yıllık bir süreçte, bu işi yaptıkları söylenir. Gündüz sıcağında, bir tentenin altında, bu kadınlardan birisiyle, önce ücret için pazarlık yapmanızı ve sonra da gerek uzanacağınız yerin ve gerekse masajcının elinin kumlu olmadığını öğrendikten veya belirttikten sonra, kendinize muhteşem bir masaj yaptırın. Kumlu ellerle yapılan masaj, zımpara ile ovuluyormuş gibi vücudunuzu hırpalayacaktır. Unutmayın ki, masajın: Bali geleneklerinde, tedavi edici özellikleri vardır. Otellerde de gelişmiş masajcılar olmasına rağmen, ben size, plajlarda, bu işin erbabı kadınlara yaptırmanızı öneririm. Ama dediğim gibi “kum” olayına dikkat edin.
Masajın 1 saati, en pahalı yerde 10 dolardır. Masaj yaptırmayı sakın unutmayın, Tayland masajından daha güzel olduğunu söyleyebilirim, hatta Bali masajı, adada geçirdiğiniz zamanın en unutulmaz anısı olarak hafızalarınızda kalacaktır.
Bali Genel
SUBAK SULAMA SİSTEMİ
Bu sistem: çeltik tarlaları üzerindeki bir sulama sistemidir. Sulama: yalnızca bitki köklerine değil, darbeli yapay ekosistem oluşturmak için kullanılır. Aynı zamanda, Bali çeltik tarlaları, su tapınakları çevresinde inşa edilmiştir ve su tahsisi, bir rahip tarafından yapılmaktadır. Yani, su, tapınak rahiplerinin otoritesi altındadır.
Ancak, günümüzde, çeltik alanlarının büyük bölümü, turistik yatırımlar nedeniyle tehdit altındadır. Haziran 2012 tarihinde, “Subak Sulama Sistemi” UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dahil edilerek, koruma altına alınmıştır.
Şehir: Kuzey Denizinden 77 km içeride, Weser ırmağının kıyısındadır. Weser nehri, bu şehir hayatında önemli bir rol oynamıştır. Günümüzde şehir yapısal olarak: otomotiv, gemi yapımı, çelik, elektronik ve gıda sanayiyle öne çıkmaktadır. Öte yandan: şehir küçük bir şehir olarak tanınır ve bilinir. Yani, buraya yapmak isteyeceğiniz bir kültür yani gezi turu: en fazla bir güne yetecektir, yani bir hafta sonunu değerlendirmek için bu şehri ziyaret edebilirsiniz.
Şehirde 550.000 kişi yaşamaktadır. Almanya’nın en küçük federal devletinin olan “AltwSaxony” başkenti olan şehir, Almanya’nın 10. büyük şehridir. Özellikle şehrin Pazar yerinde bulunan “Roland Heykeli” denizaşırı ülkelere giden ticaret gemileri için 1404 yılına kadar eskiye giden özgürlük anlamında dünyanın en eski ve sembolik heykeli olarak önem kazanmaktadır.
Dünya savaşı sırasında, Bremen şehrini yüzde 60’lık bölümü tahrip olmasına rağmen, savaşın ardından birçok yapı orijinal planına sadık kalınarak vatandaşlar tarafından yeniden inşa edilmiştir. Şehir, Almanya’nın en büyük ikinci limanına sahiptir.
2005 yılında, Bremen şehri “Bilimler Şehri” olarak ödüllendirilmiştir ve bu ödülü alan ilk Alman şehridir.
Zaten burası Almanya’nın diğer büyük şehirlerine nazaran daha şirindir.
Kültürel açıdan şehir önemli etkinliklere sahiptir. 2007 yılında, Bremen Tiyatrosu “Yılın Opera House” olarak ödüllendirilmiştir. Her yıl Eylül ayında, şehirde “Bremen Musikfest” düzenlenir ve bu festivalde klasikten çağdaş her türlü tarz müzikler uluslar arası bir izleyici kitlesini buraya çeker. Şehirde ayrıca: antik dönem, nakliye, astronomi ve sanat tasarımı gibi birçok konuda her ilgiye hitap edecek müzeler bulunur. “Überseemuseum” Avrupa’nın en büyük etnolojik müzelerinden birisidir. Eğlence yerleri, genellikle ana tren istasyonu çevresinde toplanmıştır.
Almanya Bremen
ŞEHRİN TARİHİ
Şehir 1200 yıllık limanı ile tanınıp bilinmektedir ve bu liman eski ticaret yollarıyla bağlantılı olarak Bremenlilere büyük servetler getirmiştir. İlk yazılı kayıtlara göre 787 yılında şehirde piskoposluk kurulmuştur. 847 yılında şehir başpiskoposluk olmuş ve 11. yüzyılda altın çağını yaşamıştır. 1358-1646 yılları arasında şehir Imperial City olmuş ve Kuzey Avrupa kıyılarında ticaret anlaşmaları yapmış ticaret şehirleri arasına katılmıştır. Dünya savaşında büyük hasar görmesine rağmen, Bremen eski şehir parçaları üzerine yeniden kurulmuştur.
Almanya Bremen
İKLİM
Güneş çoğu zaman kendini göstermese de özellikle yazın Temmuz-Ağustos aylarında güneş göründüğünde tüm şehir halkı: Weser nehri kıyısındaki birahanelere veya çimlik alanlara giderler. Evet, burada ılıman okyanus iklimi hakimdir. Genellikle yaz ayları serin geçer sıcaklık ortalaması 22 derece civarındadır. Kış ayları ise ılık geçer. Nemli deniz havası, sağanakların sürekli olduğu anlamına gelir. Yağışların çoğu, yaz aylarında görülür. Aynı zamanda havanın en çok güneşli olduğu dönem de yaz aylarıdır.
HAVAALANI
Bremen şehrine en yakın havaalanları: 88 km uzaklıktaki Hannover ve Finkenwerder havaalanları, 103 km uzaklıktaki Hamburg International Havaalanı bulunmaktadır. Şehrin havaalanı ise, şehir merkezinin 3.5 km güneyindedir.
NE YENİR-NE İÇİLİR
Wessel nehri boyunca, Viertel ve Schlachte bölgelerinde yemek yenecek güzel restoranlar bulunmaktadır. Buralarda güzel kafeler de görülür. Dünyanın dört bir yanından gelen kahveler: burada Bremen şehrine özgü şekilde müşterilere sunulmaktadır. Bölgenin tümünde, kahve ya da çikolata kokusunu hissedeceksiniz. Pinkel ve Kohl bölgelerinde: lahana ve baharat soslu gıdalar popülerdir. Öte yandan: Bremen şehrinde şarap ve bira ünlüdür.
Almanya Bremen
BECK’S BİRASI
Dünyaca ünlü bu bira markasının fabrikası bu şehirdedir. Bu yüzden: şehirde bira havası hakimdir. Özellikle nehir kenarında bira içip sapıtan Alman gençliğinin türlü etkinliklerine şahit olabilirsiniz. Bu marka bira: 1879 yılında üretilmeye başlanmıştır.
Beck’s Brewery Turu
Bu turda, Bremen şehrinin dünyaca ünlü birasının yapımının perde arkasını görebilirsiniz. Turda: malt siloları, fermantasyon ve depolama tankları görülebilir. Misafir odasında ise, bira tadımı yapılıyor. Rehberli tur yaklaşık 3 saat sürmektedir.
BREMEN MIZIKACILARI
Grimm kardeşler tarafından 1857 yılında yazılan roman hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum. Çünkü: şehir bununla ilgilidir. Bir zamanlar: uzun yıllar boyunca bıkmadan ve usanmadan değirmenden un taşıyan eşek: ustası tarafından eski gücünün kalmaması nedeniyle beslenmek istemeyince, Bremen yoluna doğru kaçar. O yolda son gücünü tüketerek yürürken, yolda yatan bir av köpeğine rastlar. Eşek: “sen burada ne yapıyorsun” Köpek: “ah ben çok yaşlıyım ve her gün zayıflıyorum, bir daha avcılığa gidemeyeceğim için benim ustam beni öldürmek istedi, ben de kaçtım, ama şimdi ben geçimimi nasıl temin edeceğim” Eşek: köpeğin de kendisi gibi olduğunu görünce “ben müzisyen olmak üzere Bremen kasabasına gidiyorum, benimle gel” der. Köpek bundan mutlu olur ve eşekle birlikte gitmeye karar verir. Çok geçmeden, yol kenarında oturan bir kedi görürler. Kedi “fareler beni boğmak için uğraşıyorlar, ama ben onlardan kaçarak kurtuldum” der.
Bunun üzerine eşek kediye de, kendileriyle müzik yapmak üzere Bremen kasabasına gelmesi önerisinde bulunurlar.
Üç kaçak yolda ilerlerken, bir çiftlik horozu tüm gücüyle ötmeye başlar. Böylece horozu da yanlarına alırlar. Aynı gün Bremen şehrine ulaşamazlar ve geceyi geçirmek için bir ağacın olduğu yere gelirler. Eşek ve köpek büyük bir ağacın altına yatar uyurlar, kedi ve horoz ise ağacın tepesine dallara çıkarlar. Ancak, ağacın dallarından yakındaki bir evde hırsızların soygun yaptığını görürler. Fazla ayrıntıya girmek istemiyorum, sonuçta bu bir gezi sitesi, ancak Bremen şehri denilince, bu hikaye mutlaka ve mutlaka gündeme gelir ve zaten Bremen şehri turistlere bu hikayeyi satar.
GEZİLECEK YERLER
Almanya Bremen
BREMEN MIZIKACILARI HEYKELİ
Bu bronz heykel: Belediye binasının batısında, sanatçı Gerhard Marcks tarafından 1951 yılında oluşturulmuştur.
Almanya Bremen
Almanya Bremen
Almanya Bremen
ROLAND HEYKELİ
Bremen şehrindeki bu özgürlük heykeli, 1404 yılında Almanya’nın ticaret hakları ve özgürlüğünü adına “Roland” ismiyle Almanya’nın diğer birçok şehrinde olduğu gibi burada da yapılmıştır. Şehrin koruyucusu Roland, burada elinde adaletin kılıcı anlamına gelen “Durendart” ve kartal motifli kalkanı ile katedrali seyrediyor. Heykel: 2 Haziran 2004 tarihinde UNESCO tarafından “Dünya Mirası Listesi”ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Heykelin toplam yüksekliği 10 metredir. Heykeldeki genç şövalye: uzun ve dalgalı saçları, dar deri yeleği, ağır ve düşük kemeri, yükseltilmiş kılıç ve zırhlı bacakları ile 15. yüzyıl modasına göre giyinmiştir.
BELEDİYE BİNASI-TOWN HALL
Bina tarihi Pazar meydanının mücevher yapılarından birisidir. Burası Bremen şehrinin en görkemli tören mekanıdır. 20. yüzyıl başında, büyük eski belediye binası için bir uzantıya ihtiyaç duyuldu. Mimar Gabriel von Seidel tarafından tasarlanan modern bina, ahenkli bir bütünlük oluşturacak şekilde ortaçağ bölümü ile sorunsuz kaynaştırıldı. Binanın muhteşem cephesi, Bremen şehrinin Weser-Rönesans tarzında Almanya’nın en iyi sivil binalarından birisidir. Burası aynı zamanda Ortaçağda inşa edilen tek Avrupa kasaba salonu olarak da önem kazanmaktadır. Belediye binası da yukarıda sözünü ettiğim “Roland Heykeli” ile birlikte UNESCO tarafından “Dünya Mirası Listesi”ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Almanya Bremen
Almanya Bremen
AZİZ PETER KATEDRALİ
1200’den fazla yıla yayılan bir geçmişi olan Protestan/Lutheran kilisesi, 13. yüzyılın ilk yarısından itibaren, erken Gotik tarzı bu binada yerleşiktir. Binanın en eski bölümü crpt yani mezarlık bölümüdür. Katedral, Bremen Pazar meydanında Belediye Binası ve Devlet Parlamentosu arasındadır. Yapının ziyarete açık olan iki kulesi, şehrin çok uzaklarında dahi görülebilir. Katedralin hemen karşısında Bremenli tüccarlar tarafından konulan “Roland Heykeli” bulunur. Katedral başlangıçta Katolik katedrali olmasına rağmen, daha sonra Letheran olmuştur. Yapıyı ziyaret ederseniz, kurşun mahzende, mumyaların gizemini keşfedebilirsiniz. Hatta “İncil bahçesi” denilen yerde oturup bir fincan kahve ve bir parça kek tadabilirsiniz.
Burada bir husustan daha söz etmek istiyorum.
İncil’deki bir hikayeye göre: İsa, Aziz Petrus’a cennetin anahtarını vermiştir. Bu yüzden: Aziz Petrus’un tüm resim ve heykellerinde elinde bir anahtar tasviri bulunur. Bremen katedralinin tamamlanmasıyla, bu anahtar figürü de şehirdeki birçok süslemede kullanılmış ve şehrin sembolü haline gelmiştir. Hatta: Bremen bayrağında bulunan gümüş anahtar da, bu hikayeden gelmektedir. “Beck’s” birasının logosundaki anahtar da bu geleneğin simgesidir.
Aziz Petrus Katedrali Müzesi
Burada: Lucas Cranach gibi sanatçıların ve ortaçağ piskoposlarının ve kazılarda bulunan dini eserlerin yani buluntuların bulunduğu 6 tarihsel oda mevcuttur. 1987 yılında açılan müzede, ortaçağ duvar resimleri, taş heykeller, 900 yıllık mimari tarihi gösteren bir dizi fotoğraflar bulunmaktadır. 1970’lerde katedral kazılarında keşfedilen mezarlar ilgi çekmektedir. Ayrıca: 11. ile 15. yüzyıllar arasında ortaçağ piskoposlarının buluntuları da mevcuttur.
Kurşun Kiler
Bremen katedrali altındaki tonozlu bölümde: yüzyıllar öncesinden günümüze gelen mumyaları görmek mümkündür. Bu mumyalar: katedralin crypta bölümünde 1698 yılında tesadüfen keşfedilmiş ve sansasyon yaratmıştır. O zamandan bu yana, mumyaların sıra dışı sırrını araştırmak için insanlar burayı ziyaret etmektedirler. Günümüzde cesetlerin tamamen doğal ortamlarda kuruyarak mumyalandığı bilinmektedir. Bu mumyanın: katedralin yapımı sırasında çatıdan düşen bir işçi/asker olduğu düşünülmektedir.
WESER STADYUMU
Dört ikonik ışıklandırmalı direkleriyle bu stadyum 42.100 seyirci kapasitelidir. Stadyum nehir kenarındadır ve buraya yürüyerek, tramvay veya tekne ile ulaşmak mümkündür. Evet Weser Stadyumu: Werder Bremen futbol kulübünün evidir. Bu sitede ilk stadyum 1909 yılında inşa edilmiştir. Son olarak ise, stadyum 2008 ve 2011 yılları arasında modernize edilmiş ve ek oturum yerleri düzenlenmiştir. Bu tadilat kapsamında, stadyumda, yeni yüklenen güneş panelleri sayesinde kendi kendine enerjisini üretmektedir. Bir rehberli tura katılarak stadyumu keşfedebilirsiniz. Ayrıca burada bir de “Werder Bremen Müzesi” bulunmaktadır. Burada kulübün geçmişi ile birlikte stadyumun gelişimi hakkında tüm bilgiler öğrenilebilir.
SCHNOOR
Bremen şehrinin bu en eski bölgesi, küçük 15. ve 16. yüzyıl evleriyle tam bir labirent gibidir. Bina sıraları arasındaki dar şeritte, 15. ve 16. yüzyıla tarihlenen oldukça küçük yarı ahşap evler ilgi çekmektedir. Bunlar bir zamanlar burada yaşayan balıkçıların evleridir çünkü bölge Weser nehrinin hemen sağ tarafındadır. Burayı ziyaret ederseniz, bu güzel evleri görmenin yanında, el sanatları ve el yapım ürünü hediyelik bir şeyler bulabilirsiniz ve kafe ve restoranlara takılabilirsiniz. Şehrin bu bölümündeki dükkanlar Pazar günleri açıktır. Çünkü zaten buraya özellikle hafta sonları insanlar akın etmektedirler.
BÖTTCHERSTRASSE
Bu büyüleyici 110 metre uzunluğundaki sokak: 1920’lerde inşa edilen mağazalar, restoranlar, müzeler, atölyeler ve ahşap evlerle doludur. 20. yüzyılın başında, yerel bir kahve tüccarı olan Ludwing Roselius: harap sokaktaki tüm evleri satın almıştır. Daha sonra ise, tamamen homojen ve mimari tasarımıyla dikkati çeken bir sokak yaratmıştır. Bremen şehrinin bu en eski yaya bölgesinde üst sınıf alışveriş için yuvarlak zanaat mağazaları ve küçük ama zarif butikleri gezebilirsiniz. Weser nehrinin kıyısında Pazar meydanındaki yolda: cam oluşturma ustalarını izleyebilirsiniz.
BREMEN DELİK
Eyalet Meclisi önündeki bu kaldırımda bulunan burası bir yer altı toplama kutusudur. Buraya bir bozukluk para attığınızda, derinlerden size teşekkür eden “Bremen Mızıkacıları” nın müziğini hissedebilirsiniz. Para: “Wilhelm Kaiser” e gitmektedir. Yani yerel halk için bir dizi proje desteklenmektedir.
BREMEN RATSKELLER
Belediye binası altındaki bu tarihsel restoran: 600 yıllık bir geçmiş geleneği günümüze taşıyan süslü şarap fıçıları ve sütunlu büyük salonu ve kileriyle dikkati çekmektedir. Yani, görünümü ve içeriğiyle ziyaretçileri etkilemektedir. Alman şair Heinrich Heine: burada ilham bulmuş ve bir şiiri ahşap duvara yazılmıştır. Evet, Almanya’nın en eski şarap fıçısı burada saklanmaktadır. UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” olarak koruma altına alınan 600 yaşındaki Belediye Binasının altında, Ratskeller derinliklerinde, Almanya’nın en eski fıçısı, iyi ışık ve havadan korumalı ortamda bulunmaktadır.
Odaya girildiğinde, mum yakılır ve fıçılar ve şarap kokusu, burada saklanan asırlık hazinelerin ipucunu verir. Fıçıların bulunduğu yere “gül kiler” denilir. Çünkü, eski günlerde yüksek kaliteli şarap en güzel çiçek olan “gül”e benzetilirmiş. Burada bulunan yüzlerce yıllık şaraplara dokundurmuyorlar. Bu asil bağbozumu şarapları korumak için uğraşıyorlar. Ancak, İngiltere Kraliçesi Elizabeth II: 1978 yılında Bremen şehrini ziyaret ettiğinde, kendisine bir yüksük kadar tadımlık eski şarap ikram edilmiştir.
BIRAK KULESİ
Kulenin üstünde bir oda bulunmaktadır. Kulenin en büyük özelliği: sıfır yerçekimli düşme deneylerinin bu odada yapılmasıdır. Bremen Üniversitesi: burada sıfır yerçekimi koşulları yaratmak için: 146 metre yükseklikte 110 metrelik tüp bulundurur. Yani burası bir anlamda, bilimsel tesis ve havacılık araştırma yeridir. Serbest düşme, bu tüp içinde 10 saniye kadar sürmektedir. Öte yandan, Bremen şehrinin muhteşem manzarasına sahip kulede, odalar çeşitli toplantılar için kiralanmaktadır. Guardian gazetesi, burayı, konumu ve mobilyaları nedeniyle “James Bond Lounge” yani “Panaroma Room” olarak nitelendirmiştir.
GEWERBEHAUS-TİCARET ODASI
Ansgariikirchof meydanındaki yanının önündeki muhteşem dış bölüm şehirdeki popüler yerlerden birisidir.
ÇANLAR
Carrillon Meissen denilen yerde, 30 porselen çan bulunmaktadır. Bunlar on ahşap panelde yerleştirilmiştir. Bunlar çaldığında geleneksel halk şarkılarının karışımını dinlemek mümkündür. Deniz ve hava yolu ile okyanusu geçen kaşifler onuruna, binanın yan tarafındaki kulede “Atlantik Fatihleri” betimlenen on tahta tablet bulunmaktadır. Her saat başı bunlar çalar.
HAUS DER BÜRGERSCHAFT-EYALET PARLAMENTOSU
Bina, 1966 yılında mimar Wassili Luckhardt tarafından tasarlanmıştır. O zamandan bu yana, şehir merkezinde Pazar meydanındaki bina, Bremen Bölgesel Meclisine ev sahipliği yapmaktadır. Yapının “Heykel Bahçesi” bölümünde Gerhard Myristoylated tarafından yapılan 6 çalışma sergilenmektedir ve 2005 yılında açılmıştır.
HEİNİ HOLTENBEEN
Schnoor bölgesindeki bu heykel, Bremen şehrinin en eksantrik karakterlerinden birisini betimlemektedir. Kendisi bir efsane olmamasına rağmen, bir yerel karakter olarak efsane haline getirilmiştir. Holtenbeen: 1835 yılında Bremen şehrinde doğmuştur. Kendisi limanda tütün müfettişi olarak görev yaptığı çıraklık döneminde, bir kaza geçirir ve bu kaza sonucunda hafif beyin hasarı ve kırık bir bacakla çıkar. O andan itibaren: Pazar meydanında tüccarlardan puro alır ve içerken görülür. Ardından 1909 yılında ölür, ama tüm şehir kendisini tanımıştır. Bugün bu bronz heykel onu anımsattırmaktadır.
DENİZCİLİK MİLE
Bremen şehrinin deniz tarafındaki bu bölgede: eski kaptanların evleri, bir liman müzesi ve tersaneler görülür. Bremen şehir merkezinden yaklaşık 20 km uzaklıktaki burada denizcilik ve gemicilik tarihi görülebilir. Denizcilik Mile denilen bölge: Weser nehri boyunca 1852 metre ilerler. Bu bölgenin en büyük olayı: Denizcilik Festivalidir. Bu festivalde, 150 den fazla konser düzenlenir ve müzik dünyasının uluslar arası yıldızları bu açık hava etkinliğine katılırlar. Yiyecek ve içeceklerin geniş bir yelpazesiyle birlikte, korsan gösterileri, havai fişek gösterileri ve tüm aile için büyük bir eğlence etkinliği yaratılır.
ŞEHİR MERKEZİ
Şehir merkezi: sayısız butikleri, moda mağazaları, mağazalar ve restoranlar ile tanınır ve Bremen şehrindeki alışveriş bölgesidir. Evet, Bremen tarihi şehir merkezinde, alışveriş kendi başına bir deneyimdir. Sokaklar: kafeler ve barlarla çevrilmiştir. Burada bazı binaların zemin katları modernize edilmiş, ama kimi üst katlarda hala geçmiş dönemlerin mimari özelliklerini taşıyan Bremenli tüccarların evleri bulunmaktadır. Burada bulunan yaklaşık 450 dükkan ve mağaza gerçekten geniş bir mal yelpazesi sunmaktadır.
PAZAR MEYDANI
Burası Bremen şehrinin odak noktasıdır. Meydanın en görkemli binası “Town Hall” denilen yerdir. Hemen önünde şehrin özgürlüğünü sembolize eden “Roland” heykeli durmaktadır. Heykelin yakınında, Aziz Peter katedrali, Devlet Parlamentosu ve Schütting Guildhall görülür. Meydanın batı bölümünde ise: 1755 yılı yapımı cephesiyle ilgi çeken Sparkasse bank binası görülür. 1595 yılı yapımı Akzise (gümrük binası) ve 1830 yılı yapımı (konsey eczanesi) de ilgi çekmektedir. Bremen Mızıkacıları heykeli de buradadır.
SCHLACHTE EMBANKMENT
Riverboats rıhtımı: bira bahçeleri, restoranlar ve marketlerle doludur. Burası: Pazar meydanı ve Bremen mızıkacılarına, sadece bir taş atım uzaklığında, Weser nehri boyunca popüler bir gezinti yeridir. Burada yıl boyunca her cumartesi günü saat 08.00-14.00 arasında antika ve biblo pazarı kurulur.
Nehirdeki Tekne Turları
Buraya sadece tekneleri izlemek için gidebilirsiniz ama Wasel nehri üzerinde bir tekne gezisi de yapabilirsiniz.
ÜBERSEESTADT
Bremen şehrinin eski liman bölgesinde, günümüzde kafeler, barlar ve restoranlar ile adeta bir 21.yüzyıl ortamı yaratılmıştır. Tarihi depo binaları yeni etkinliklerle çekici hale getirilmiştir, burada modern mimari ve denizcilik geçmişi birleştirilmiştir.
VİERTEL
Viertel, şehir merkezine kısa bir yürüme mesafesindedir ve Bremen şehrinin en renkli ve bohem alanıdır. Kitsch: sıra dışı bir gece hayatı sunmaktadır. Çünkü burada eğlence ve sanat, tiyatro ve müzeler bulunmaktadır. Ayrıca: barlar ve restoranlar da popülerdir.
FEDELHOREN
Burası: antika ve sanat severler için gerçek bir hazinedir. Sokak: antikalar, high-end tasarımcılar, moda ve altın takı ve aynı zamanda şehrin en iyi kafe ve restoranlarına sahiptir.
STADTWAAGE SANAT MERKEZİ
Burası ilk olarak 1586-1588 yılları arasında inşa edilmiş, ancak savaştan sonra 6 Ekim 1944 tarihinde yıkılınca, yeniden inşa edilmiştir. Yapı günümüzde “Günter Grass” vakfına ait “Alman Filarmoni Oda Orkestrası”na 2000 yılından bu yana ev sahipliği yapmaktadır. Yeni bina mimar Lüder von Bentheim tarafından tasarlanmıştır. Binanın hem mimari ve hem de tarihi yönden önemi büyüktür.
SCHÜTTİNG-GUİLDHALL
Burası Bremen şehrinin ticaret odasıdır. Yapı: 1537-1538 yılları arasında Rönesans tarzında yapılmıştır. Tasarım mimar Johan den Buschener’e aittir. 1594 yılında, pazara dönük binanın ön dekorasyonunda yenileme sırasında, girişin yukarısına tüccarların silahı tasviri çift başlı kartal ile birlikte eklenmiştir. Günümüzde buranın 29.000 üyesi olduğu söyleniyor.
Şehrin en öne çıkan yapısı “Kölner Domm-Katedral” dir. Bulunduğunuz yerden, bir şekilde katedralin bulunduğu yere geliyorsunuz. Bunun en kolay yolu: katedralin hemen yanında bulunan, şehrin en büyük ve muhteşem tren istasyonunu kullanmaktadır.
Tren istasyonundan, merdivenler ile ( biraz fazla merdiven var, kısa molalar ile devam ediniz) katedralin bulunduğu alana çıkılıyor.
KÖLNER DOMM-KÖLN KATEDRALİ
Domkloster bölgesindedir. 1996 yılında; UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek, koruma altına alınmıştır. 2004 yılında ise, yapı, görsel anlamda, çevresine inşa edilen yüksek binalar nedeniyle, tehlike altındaki dünya mirası listesine dahil edildi. Ancak, katedral yakınında ve çevresinde inşa edilen binaların yüksekliklerinin ayarlanmasının ardından, bu durum, 2006 yılında iptal edilmiştir. Yani, katedralin çevresine önceleri yüksek binalar yapılınca, katedralin görüntüsü, silüeti yok olmaya başlamıştı, UNESCO tarafından alınan önlemler ile, günümüzde katedral çevresinde yüksek binalar yapılmasına izin verilmiyor.
Yapının inşaatına: 1248 yılında başlanılmış ve 632 yıllık bir süreci takiben, 1880 yılında tamamlanmıştır. Çanlar: 1842 yılında takılmıştır. Katedralde: dördü büyük, 10 çan bulunmaktadır. Bunların ilki: 1437 yılında takılan 3.8 ton ağırlığındaki çan, diğerleri ise, 10.5 ton ve 5.6 ton ağırlığındaki özel çanlardır. 1874 yılında ise, yine devasa bir çan eklenmiştir. 1922 yılına gelindiğinde ise, 24 tonluk, Petersglocke denilen ve dünyanın en büyük sallanan çanı olan, çan eklenmiştir.
Yapının uzunluğu: 144.5 metre ve genişliği: 86.5 metredir. Yapının bulunduğu yerde, daha önce, 4’ncü yüzyılda inşa edilen Roma tapınağı bulunduğu ve bunun 1248 yılında yandığı söyleniyor. Yapı tamamlandığında: İmparator I. Wilhelm tarafından kutsanmıştır. 18 Ağustos 2005 tarihinde ise, Papa Benedict tarafından katedral ziyaret edilmiştir.
Yapının
“Aziz Piyer” ve “Meryem” isimli ana kuleleri, 157 metre yüksekliktedir. Bu ölçüler ile, dünyanın en büyük gotik katedrallerinin başında gelmektedir. Hatta: 98 metre yükseklikteki, seyir platformuna kulesine çıkarak ki 510 basamak tırmanmak gerekiyor, Ren nehrinin hakim olduğu, muhteşem bir şehir manzarası izleyebilirsiniz. Ancak, elbette: yaşlılar, şişmanlar, kalp hastaları çıkmayı düşünmesinler, çünkü dar merdivenler bir türlü bitmek bilmiyor. Ama, çıkmayı düşünürseniz, kısa molalar vererek çıkabilirsiniz. Bu arada duvarlara isminizi yazmayı unutmayın. Bu arada, kuleye çıkış, 3 Euro.
Yapının içinde, çok değerli sanat eserleri bulunmaktadır. Bunların başında:1350 m. karelik vitraylar gelmektedir. Bu vitrayların çoğunda: İncil’den alınma hikayeler betimlenmiştir. 25 Ağustos 2007 tarihinde, güney cephedeki 113 m. karelik vitray pencere: Alman sanatçı Gerhart Richter tarafından yapılmıştır. Bu muhteşem eser: 11.500 tane, aynı büyüklükteki renkli parçalardan oluşmaktadır ve bilgisayar tarafından düzenlenmiştir.
Ayrıca, iç bölümdeki
1164 yılında, İmparator I. Friedrich Barbarossa tarafından şehre getirilen; üç kralın kemiklerin bulunduğu bölüm: en çok ziyaret edilen yerlerin başında gelmektedir. Bu dini kalıntılar: İtalya-Milan şehrindeki St. Eustorgio Bazilikasından alınmıştır. Bu kalıntılar, büyük bir dini öneme sahiptir. Burada, kalıntılar: yaldızlı bir lahit içinde muhafaza edilmektedir. Bu lahit içindeki sandık: 13’ncü yüzyıldan kalmadır ve Batı dünyasının en büyük kutsal emanetleri içinde saklanmaktadır.
II. Dünya savaşı sırasında; katedral, şehirde bombalanmayan nadir yapılardan birisidir. Çünkü: gerek dini ve tarihi önemi ve gerekse pilotların, yön tayininde kullanmaları nedeniyle, katedral bombalanmamıştır. Yine de, yapıda bir kısım hasarlar oluşmuş ve 1956 yılında, bina onarımdan geçirilmiştir. Aslına bakarsanız, binada hala, yapım iskeleleri görülmektedir. Bu durum, buraya has bir durum değil. Genellikle, Avrupa’da, bu tür katedral yapıları, kum taşından yapıldığından, bu kum taşı yapılar zamanla; temizleme ve onarım yapılmasına ihtiyaç göstermektedirler ve bu nedenle, sürekli olarak çevrelerinde iskele bulunmaktadır. Aynı durum, İspanya ve İtalya bölgesindeki katedrallerde de görülmekte olup, tek sebep, kum taşından yapılmış olmalarıdır.
Almanya’nın en çok ziyaret edilen tarihi yapısıdır.
Günde 20 bin, yılda, yaklaşık 5 ile 6 milyon turist tarafından ziyaret edilmektedir. Şehre gelen herkesin görmesi için, şehir tren istasyonu bile, katedralin yanına yapılmıştır. Özellikle, istasyona bakan kısımdaki meydan çok hareketlidir. Burada, zamanınız olduğunda, oturup, gelen geçeni seyredin.
Katedralin çevresinde: “İnnerstadt” yani “Alstadt” denilen bölge var. Katedralin hemen arkasında, Ren nehri üzerindeki muhteşem köprü ise: yine şehirde görülmesi gereken yerlerden birisidir. Köprünün hemen arkasında, nehrin öbür yanındaki büyük yapı ise: Hyatt Hotel’dir. Eğer daha kuzeye bakarsanız, orada da bir kule görülüyor. Bu kule: 1928 yılında yapılmış ve 80 metre uzunluğundaki “Fair Tower” kulesidir.
HOHENZOLLERN KÖPRÜSÜ
Ren nehri üzerinde, bir geçiş köprüsüdür. Başlangıçta: 1907-1911 yılları arasında yapılan ve “katedral köprüsü” olarak isimlendirilen köprü üzerinden, yalnızca demiryolu geçmekte iken, 1945 yılında bu köprü yıkılmış ve sonraki yapılanmada, köprü üzerinden hem demiryolu ve hem de yaya yolu geçirilmiştir. II. Dünya savaşı sırasında yapılan bombardıman sırasında: köprü ağır hasar görmemiştir. Ancak, 6 Mart 1945 tarihinde, müttefikler tarafından Köln şehrine saldırı başlayınca, köprü, Alman mühendisler tarafından havaya uçurulmuştur. Savaştan sonra ise, 8 Mayıs 1948 tarihinde, köprü yeniden açılmıştır. 1980 yılında ise, büyük bir onarım geçirmiştir.
Köprü: Almanya’nın en yoğun demiryolu köprüsüdür. Köprünün uzunluğu: 410 metredir. Köprüden, düzenli olarak günde 1200 tren geçmektedir. Sonuç olarak: Ren nehrinin diğer tarafında bulunan Avrupa şehirleriyle, Köln şehri arasında önemli bir bağlantı ve geçiş noktasıdır.
Katedral gezisi sonrasında, katedralin önündeki alandan, güneye ilerleyin, katedralin önündeki alanın hemen solunda: Romishch-Germanish Müzesi var.
Almanya Köln
ROMİSHCH-GERMANİSH MÜZESİ
Köln katedrali yakınlarındadır. Müzenin kuruluşu 1946 yılıdır, ancak bugünkü binasına, 1974 tarihinde geçmiştir.
Şehirdeki önemli bir arkeoloji müzesidir. Büyük bir koleksiyona sahiptir. Özellikle, Roma camları, cenaze ve gömülerine ait geniş bir koleksiyon bulunmaktadır. Özellikle, Roma döneminde burada üretilen cam eserler, dünyanın bu konudaki en büyük koleksiyonunu oluşturmaktadır.
Burada: Roma kenti villasından alınan “Dionysos mozaiği” sergilenmektedir. Bu Roma villası, hava saldırısı için barınak inşaatı yapılırken, 1941 yılında keşfedilmiştir. İşin ilginci, bu meşhur mozaik yerinden hareket edemediği için, mimarlar Klaus Renner ve Heinz Röcke tarafından, müze mozaik çevresinde tasarlanmıştır. Müzenin iç avluları da, antik villa düzeninde yapılmıştır.
Müzenin önündeki yazıt ise, şehrin kuzeyindeki eski şehir kapısından getirilmiştir. Tarihe meraklı okurların mutlaka gezmesini öneririm.
Burayı da gezdikten sonra: hemen bu müzenin arkasındaki başka bir müzeyi geziyoruz.
Almanya Köln
LUDWİG MÜZESİ
Modern sanatın, en önemli koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmaktadır. Müze ilk olarak, 1976 yılında kurulmuştur. O yıl, şehirdeki çikolata üreticisi zengin Peter Ludwig kendisine ait, 350 modern sanat eserini, müze idaresine bağışlamayı kabul etmiştir. Bunun üzerine, mimarlar tarafından tasarlanan yeni müze binası: 1986 yılında ziyarete açılmıştır. Giriş ücreti, 10 Eurodur. Sesli rehber isterseniz, 3 Euro daha ödemeniz gerekir.
Müzede, ikinci bir parça koleksiyon olarak ise: avukat Sammlung Haubrich’e ait koleksiyondur. Bu koleksiyon içinde de: Picasso, bir kısım Rus ve Amerikan sanatçıların eserleri bulunmaktadır. Özellikle, Picasso’nun, 900 civarında eseri bulunmaktadır ve bu sanatçının dünya çapındaki üçüncü büyük koleksiyonudur. Bunun dışında, Peter Ludwig ve karısı İrene tarafından, başka sanatçılara ait, çeşitli tarihlerde toplanan 600 eser daha bulunmaktadır.
Sonra, hemen önde, başka bir müze var.
Almanya Köln
WALLRAF-RİCHARTZ MÜZESİ
Müze, adını: 1824 yılında, kendi sanat koleksiyonunu, şehre bağışlayan Ferdinand Franz Wallraf ve ilk binayı yaptıran Johann Heinrich Richartz’dan almıştır. Müze. Günümüzdeki binasına. 2001 yılında geçmiştir.
Burada, daha çok empresyonist sanatçıların eserleri sergilenmektedir. Bu sanatçılar arasında: Peter Paul Rubens, Edward Munch, Albrecht Dürer var.
Müzenin önündeki caddeden, batıya, yani ren nehrinin tam tersi istikametinde yürüyün, solunuzda yeşillikler içinde: başka bir müze ile karşılaşacaksınız.
MUSEUM FÜR ANGELWANDTE KUNST
Burası, Köln şehrinin uygulamalı Sanatlar Müzesidir. Müzenin koleksiyonunda: porselen, mobilyalar, mücevherler, silah ve çeşitli mimari eserler bulunmaktadır. Bu koleksiyondaki, yaklaşık 100 binden fazla öğe, 10’ncu yüzyıldan günümüze kadar olan süreçte toplanmıştır. Müzede, özellikle modern koleksiyon içinde, tasarım ürünleri bulunmaktadır. Günümüzde, müzede sık sık bireysel ve geçici sergiler düzenlenmektedir.
Buradan doğru ilerleyin ve yol bittiğinde, caddeden sağa döndüğünüzde, yine bir önemli yapı ile karşılaşacaksınız.
Almanya Köln
EL-DE HAUS
Burası, Nazizm Dokümantasyon Merkezidir. Yani, eski adı ile “Gestapo” merkezidir ve günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.
Bina, bir zamanlar, kuyumcu Leopold Dahmen tarafından kullanılıyormuş ve bu yüzden, bina adı: onun adının baş harflerini almıştır. 1934 yılında ise, Naziler, binayı kendisinden kiralamışlar ve gizli polis Gestapo merkezine dönüştürmüşlerdir. Bina: II. Dünya Savaşındaki bombardımandan, ilginç şekilde, etkilenmemiştir. Şehrin, büyük bölümü yok olurken, bu bina, hapishane hücreleri ve bodrum katındaki işkence odaları, savaş dosyaları ve evrak saklamak için kullanılan bölümler hasar görmemiştir. Hapishane hücrelerinin duvarlarında, mahkumlar tarafından yazılan yazılar, günümüzde de görülmektedir.
2006 yılında, bina, burası “Yılın Müzesi Ödülü” nü almıştır.
Oradan, kuzeye ilerleyip, yolu kesen cadde ile karşılaşınca sola dönün, biraz ilerleyince yine yeşillikler içinde “Köln Şehir Müzesi” ni göreceksiniz.
Almanya Köln
ZEUGHAUS
1594-1606 yılları arasında yapılmış, bir cephaneliktir. Yapının batı kenarında, 23 metre yüksekliğinde bir kule var. Günümüzde, şehir müzesi olarak kullanılmaktadır.
Müzenin hemen önündeki caddeden kuzeye ilerleyin, meydanla karşılaştığınızda, sola dönün ve bu kez: şehrin ünlü 12 Romanesk kilisesinden birini göreceksiniz.
ST.GEREON BAZİLİKASI
Burada daha önce, 612 yılında yapılmış ve St. Gereon’a adanmış bir kilise varken, bu görülen yapı: 25 Haziran 1920 tarihinde yapılmıştır. Köln şehrinde inşa edilmiş, 12 Romanesk tarz kiliseden biridir.
Oval kubbesi: 21 metre uzunluğunda ve 17 metre genişliğindedir.
Buradan sonra, aynı caddeden batıya doğru ilerlemeye devam ediyoruz ve bir süre sonra, bol ağaçlıklı bir caddeye ulaşıyoruz. Burası: Christophstr/Mediapark bölgesidir. Buraya ulaştığımızda, sola dönüyoruz ve güneye doğru ilerlemeye başlıyoruz. Önce, Friesenplz meydanı ve sonra: Ehrenstrabe denilen caddeye ulaşıyoruz.
EHREN STRABE
Aposteln starasse ve Ehren starse bölgesindeki bu alışveriş alanı, şehrin en şık mekanlarının bulunduğu bir yer olarak önem kazanmaktadır.
Bu cadde üzerinde doğuya doğru yürümeye devam edin, Hahnan caddesi ile karşılaşacaksınız. Bu caddeden sonra, Schilder gasse caddesine ulaşılıyor.
SCHİLDERGASSE
Hohe Strabe caddesinin doğu ucunda, Numarkt plaza meydanına bağlanan caddedir. Burası, her saat geçen yaklaşık 15 bin kişilik nüfus yoğunluğu ile, Avrupa’nın en işlek alışveriş caddesidir.
Bu cadde üzerinde ilerlerken, hemen bir sağ paralel caddede kalan bir müzeyi gezmenizi öneririm.
SCHNÜTGEN MÜZESİ
Bu müze, Hıristiyan dini sanatına ayrılmış olup, ağırlık Almanya’dır. Alexander Schnütfen tarafından toplanan koleksiyon: 1906 yılında, kente hibe edilmiş ve bu müzede sergilenmeye başlanmıştır.
Burada ilerlerken: şehrin en ünlü meydanlarından birini görmeden geçmeyin. Daha sonra: önce “Hohe caddesi” ve sonra “İnnerstadt” bölgesine kadar ilerleyin ve Ren nehri kıyısından: güneye doğru yürümeye devam edin.
HOHE STRABE
Burası, şehrin önemli alışveriş alanlarından birisidir ve güneye doğru uzanır. Burada, birçok hediyelik eşya dükkanları, mağazalar, giyim ve aksesuar mağazaları, fast-food restoranları ve elektronik eşya satış yerleri bulunmaktadır.
Evet:Hohe strasse denilen yerde; Romalılardan kalma, mimari tarz ile inşa edilmiş: binalar, eski sokaklar, müzeler görebilirsiniz. Ayrıca: birçok restoran, kafeterya bulunuyor. Bu sokaklarda: ünlü markaların satıldığı giysi dükkanları yoğunluktadır. Yine, bu sokak ve alanlarda, müzik yapanları görebiliyorsunuz. Ayrıca: ilgi alanınızı bilemem ama, burada, şehrin meşhur birası “Kölsch” tadılması mümkün olan yerler var.
Bu kez karşınıza: Çikolata ve Olimpiyat Müzelerinin bulunduğu, Ren nehri üzerinde bir adacık çıkıyor. Burada, bu müzeleri gezmelisiniz. Özellikle: çikolata müzesini sakın atlamayın.
Almanya Köln
Almanya Köln
İMHOFF-SCHOKOLADEN MUSEUM-ÇİKOLATA MÜZESİ
Katedralin güneyinde, Ren nehri üzerindeki bir adadadır. Hemen arkasında, Olimpiyat müzesi var.
31 Ekim 1993 tarihinde, Hans İmhoff tarafından açılmıştır. Şehirde, Altstadt-Süd Rheinauhafen yarımadasında bulunmaktadır.
Müzenin girişinde: küçük çikolata yapma süreci görülebiliyor ve böylece çikolata üretiminde kullanılan minyatür makineler var. Ayrıca, 3 metre yüksekliğindeki çikolata çeşmesi ilgi çekiyor. Ayrıca, müze girişinde, her türlü çikolata ürünleri satan bir yer var.
Müzenin koleksiyonu içinde en değerli ürünler: 18 ve 19’ncu yüzyıldan kalma, porselen ve gümüş kaseler içindeki çikolata gemileridir. Burası, çikolata hakkında tam bir hazine ve bence mutlaka gidip görün. Hatta, görmenin yanında, biraz önce sözünü ettiğim gibi, buradan bin bir çeşit çikolatalardan satın alabilirsiniz. Evet, müzeye girmek 5 Euro, ama bu kadar parayı müzeye girmek için vermem diyorsanız, müzeye girmeyin ve hemen altındaki mağazadan, bu paraya çikolata satın alın.
ŞEHRİN KUZEY BÖLÜM
Almanya Köln
FLORA UND BOTANİSCHER GARTEN
Burası, şehirdeki resmi Belediye parkıdır ve 11 hektarlık bir alana yayılmıştır. Hayvanat bahçesinin hemen yanındadır ve giriş ücretsizdir.
Parkın hemen yanında, 5.5 hektarlık bir alana yapılan bir de botanik bahçesi bulunuyor. Bahçe: 1857 yılında, Köln katedrali yapılması için tahrip edilmiştir. 1864 yılında ise, Fransız Barok, İtalyan Rönesans ve İngiliz Peyzaj ustaları tarafından park yeniden tasarlanmıştır. Parkın içinde, tam merkezde: bir cam saray var. Bu yapı: dökme demir üzerine, desenli ve düz camlarla yapılmıştır.
Park: 1987 yılında restore edilmiştir. Hemen yanındaki botanik bahçesi, yaklaşık 2000 türden, yaklaşık 10 bin bitki barındırmaktadır. Bunlar arasında özellikle dikkati çekenler: orman gülleri, iğne yapraklı ağaçlar, manolyalar, akağaçlar. Bunların büyük kısmı: seralarda bulunmaktadır.
Almanya Köln
AKTİENGESELLSCHAFT-KÖLN HAYVANAT BAHÇESİ
Park içindeki hayvanat bahçesi: 1860 yılında kurulmuştur. II. Dünya savaşında durgunluk yaşanan bahçe: 1947 yılından sonra yeniden açılmıştır. 1971 yılında ise, akvaryum eklenmiştir. 1985 yılında yapılan büyük piramid ev, özellikle turistlerin ilgisini çekmektedir. 2000 yılında, yağmur ormanları bölümü eklenmiş ve aynı yerde, kuşlar ve sürüngenler için ilave bir salon, fil parkı ve maymun adası ilave edilmiştir.
Burada: 20 hektarlık alanda: 700’den fazla türden, 8000 civarında hayvan barınmaktadır. Türü yok olma tehlikesinde bulunan hayvanlar için ayrı bölümler oluşturulmuştur.
PHANTASİALAND
Burası, bir eğlence parkıdır. Hatta, Avrupa’nın en iyi eğlence parkı denilebilir. Ancak, güneyde, şehir merkezine bir hayli uzaktadır. Ancak, şehirde yeterli zamanınız varsa mutlaka gitmenizi öneririm.
Kışın dahi açıktır, kışın yalnızca su konumları dışındaki yerleri açıktır. Yani, konumların % 70’lik kısmı kışın kapalıdır. Ancak, yine de her türlü hava koşulunda, çok eğlencelidir. Park alanında: özellikle, korku ve kuvvet etkinliği olan “Gizemli kale”, Black Mamba, Colorado Macera ve Talocan bölümleri, heyecanlı aktiviteleriyle ziyaretçilere güzel zaman geçirtir.
Temapark bölümünde: Fantasy, Deep in Africa, Mexico, Mystery, China Town bölümleri var. Çeşitli şovların sergilendiği Abendshow bölümünde ise: Fantissima, Asia Nights, Winter, Silvester bölümleri var. Kışın her ne kadar pek canlı olmasa da, yazın muhteşem ve mutlaka gitmenizi öneririm.
ŞEHRİN ÇEŞİTLİ BÖLGELERİNDE BULUNAN ROMANEKS KİLİSELER-12 KİLİSE
KİLİSELER
Şehirde, Romenesk üslupla yapılmış 12 kilise bulunuyor. Bu kiliselerin çoğu: dini şehitlerin ve piskopos mezarlarının olduğu yerlere inşa edilmiştir. Bu nedenle, şehre, “Kutsal Köln” ismi de veriliyor.
Ancak, bu kiliselerin tamamı, II. Dünya savaşındaki bombardıman sonucu yıkılmıştır. St. Kolumba ve bazıları dışında, tamamı, yapılan restorasyonlar sonucu, eski görünümlerine kavuşmuşlardır.
ST.MARİA İM KAPİTOL
11’nci yüzyılda yapılmış, Romanesk tarza bir kilisedir. St. Mary adanmıştır ve 1040-1065 yılları arasında yapılmıştır. Yapının iç alanı: 4 bin m. karedir. 12 kilisenin en büyüğüdür. Kilisenin ahşap kapısı, 1065 yılından kalmadır. Veba hacı ise: yaklaşık 1300 yılından kalmadır.
Almanya Köln
ST. ANDREAS KİLİSESİ
960 yılında, Başpiskopos Bruno tarafından kurulmuştur ve kuruluş yıllarında, şehir surlarının dışında bulunmaktadır.
Kilise; 974 yılında kutsanmıştır. 12’nci yüzyılda, yeniden inşa edilmiştir. 1220 yılında, Köln şehrindeki büyük yangından sonra tamamlandığı düşünülmektedir. Yapı: zarif ve şık bir görünüm vermektedir. Zengin süslemeleri bulunmaktadır.
ST.APOSTLEN KİLİSESİ
Şehrin tam ortasında, Neumarkt bölgesindedir. Yapının odak noktası: 1220 yılında inşa edilen, dört yapraklı yonca biçimli korosudur. 13’ncü yüzyıla gelindiğinde, kilise, önemli ölçüde büyütülmüştür. Özellikle, sekizgen kubbe, yapıya, anıtsal bir görünüm verir.
GROSS ST.MARTİN KİLİSESİ
Ren nehrinin kıyısındaki kilisenin temelleri, muhtemelen 960 yılında, burada daha önce bulunan bir Roma şapelinin kalıntıları üzerine atılmıştır. Esas yapı: 1150-1250 yılları arasında inşa edilmiştir.
Yapı: II. Dünya savaşında ağır hasar görmüştür. 1985 yılında ise, büyük bir restorasyon çalışması görmüştür. 2009 yılında ise, yeniden ziyarete açılmıştır.
ST.PANTALEON KİLİSESİ
Şehir merkezinin güney batısındadır. Yapının büyük bölümü, orijinal olarak günümüze ulaşmıştır. Kilise: 10’ncu yüzyılın ortalarında inşa edilmiştir. Yapının en ilgi çeken bölümü: koro bölümünün özgün Barok tarzıdır.
Almanya Köln
ST.KUNİBERT KİLİSESİ
Aziz Cunibert burada gömülüdür. Şehir mezarının hemen kuzeyinde, küçük bir kilisedir. Kilise, ilk olarak St. Clement’e adanmıştır, ancak Cunibert, 9’ncu yüzyılın başından itibaren ona hayrandır ve 11’nci yüzyılın ortalarında, günümüzdeki kiliseden önceki kilise yapısı inşa edilir. Kilise: 1247 yılında kutsanır. 1261 yılında, batısına bir kule ilave edilir. 1802 yılındaki Fransız işgali ve 1830 yılındaki bir fırtına sonucu, kilisede büyük hasarlar meydana gelir. 1860 yılında, yeniden kule inşa edilerek, yapıya ilave edilir. Derken, II. Dünya savaşı ve bombalamalarda, kilise yine büyük hasar görür. Daha sonra, 1955 yılında başlanan onarım çalışmaları, 1985 yılında tamamlanır.
ŞEHİRDE GEZİLEBİLECEK DİĞER YERLER
DEUTZ
Nehrin hemen sağ kıyısındadır.
Şehir merkezinin bir parçasıdır. Buranın ilk kurulumu: Roma İmparatoru I. Constantinus tarafından, 310 yılına kadar gitmektedir. O dönemde, burada bir askeri kamp kurulduğu söyleniyor. Kamp ve şehir, bir köprü ile birbirine bağlanmıştır. Ortaçağ döneminde ise, bu bölge, bir öğrenme merkezi haline gelmiştir. Burada, birçok önemli manastır açılmış ve ilahiyatçılar yetişmiştir.
Modern Deutz bölgesi, 1888 yılında kurulmuştur. Burada, günümüzde, özellikle “Luthansa Havayolları Şirketi” nin merkezi bulunuyor.
Almanya Köln
OLD TOWN EVLERİ-BALIK PAZARI
Kasaba evleri: 17 ve 17’nci yüzyıllar arasındaki dönemden günümüze kalmadır. Bunlar: eski çarşı meydanı, muhteşem Romanesk kilise ve Martinsviertel tarihi merkezi çevresinde toplanmışlardır. Özellikle: Pitoreske balık pazarı civarındaki rekreasyon alanı (eskinin yeniden düzenlenmiş hali) bölgesinde keyifli yürüyüşler yapabilirsiniz.
Almanya Köln
COLOGNE CİTY HALL
Hohe Strabe bölgesinde, İnnenstadt-Rathausplatz bölgeleri arasındadır.
Yapı: Belediye Başkanına ev sahipliği yapmaktadır. Almanya ülkesinin, en eski Belediye binasıdır. Yaklaşık 900 yıllık bir geçmişi belgelenmiştir.
Binada: 14’ncü yüzyıldan kalma bir salon, 15’nci yüzyıldan kalma, gotik bir kule ve 16’ncı yüzyıldan kalma Rönesans tarzı bir sundurma ve revak, 20’nci yüzyıldan kalma: Atrium bulunmaktadır.
Günümüzdeki yapı: 1135 yılında yine aynı yerde yapılan Romanesk tarzda meclis binasının olduğu yerdedir. Yapının içindeki solunun uzunluğu 30 metre, genişliği ise, 9.5 metredir.
Yapının kulesi: 19 Ağustos 1406 tarihinde, gotik tarzda yapılmıştır. 61 metre yüksekliktedir. 5 katlıdır. En altta: esas belgeleri saklamak için, bir mahzen bulunmaktadır. II. Dünya savaşındaki bombalamada, yapı ağır hasar görmüştür. Günümüzde, kule, tamamen restore edilerek yenilenmiştir. Burada, günde 3 kez, çan çalmaktadır.
Almanya Köln
OVERSTOLZENHAUS
13’ncü yüzyılda inşa edilmiştir. 1843 yılında borsa ve ticaret odası olarak kullanılan yapı, günümüzde “Köln Medya Collage” tarafından kullanılmaktadır.
ORTAÇAĞ ŞEHİR KAPILARI
1180-1220 yılları arasında, ortaçağ kent surlarında bulunan 12 şehir kapısından, 3 tanesi günümüze kadar ayakta kalmıştır. Bunlar: Severinstor, Eigelsteintor ve Hahnentor kapılarıdır ve bunlar, günümüzde de kullanılmaktadırlar.
Almanya Köln
FARİNA PARFÜM MÜZESİ
Köln Belediye Binasının hemen karşısındadır. Yapı: yani parfüm fabrikası, 1723 yılından bu yana ayakta kalarak günümüze ulaşmıştır.
Müzede: birkaç kat boyunca, çeşitli aşamalarda, parfüm üretim yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir.