Malatya Doğanyol

Malatya Doğanyol

Doğalyol, il merkezi olan Malatya’ya 90 km uzaklıktadır. Doğanyol, Elazığ arası uzaklık: 162 km. Doğanyol, Gerger arası uzaklık: 86 km. Doğanyol, Adıyaman arası uzaklık: 146 km.

TARİHİ

İlçenin eski adı “Keferdiz” dir. Osmanlı döneminde Adıyaman-Kahta ilçesine bağlıdır, daha sonra Elazığ ve Cumhuriyetten sonra Malatya iline bağlanmıştır. 1990 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur. İlçe sınırları içinde herhangi bir tarihi kalıntı yoktur.

24 Ocak 2020 saat: 20.55’de Elazığ el merkezinde meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremden en çok etkilenen çevre beldelerinden birisi de Doğanyol ilçesi olmuştur.

İlçede çok sayıda evde hasar meydana gelmiştir. Çünkü Doğanyol ilçesinde evlerin birçoğu kerpiç tir ve bu evler depremde ağır hasar görmüştür.

Malatya Doğanyol

GENEL

İlçede karasal iklim hüküm sürmektedir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve yağışlı geçer. Engebeli bir arazi üzerine kurulmuştur. Rakımı 860 metredir. Sarp dağlar çoğunluktadır, ilçenin en yüksek noktası Ulubaba dağıdır. (2116 m. )

İlçede en büyük ekonomik gelir kaynağı “kayısı” yetiştiriciliğidir.

Doğanyol

Şimdi gelelim en önemli hususa: 6 Şubat 2020 Elazığ-Sivrice depreminde, ilçede yüzlerce konut, iş yeri kullanılmaz hale gelmiş. Ancak, depremden 4 ay sonra, ilçe merkezi yeniden inşa edildi. TOKİ tarafından üç mahallede 600’den fazla modern  konut, 75 ticarethane, 2 cami ve 85 ahırdan oluşan bir kentsel dönüşüm çalışması yapılmıştır. Hak sahibi vatandaşlar, 2023 yılının başından itibaren modern konutlara yerleştiler.  

Doğanyol Gökçe Mahallesi Kemal Sunal’ın baba evi (Bu eski ev depremde yıkılınca yerine yenisi yapılmıştır.)

GÖKÇE MAHALLESİ:

Türk sinemasının yüzünü güldüren Kemal Sunal’ın köyüdür. Halk eski ismi olan Ağvan’ı kullanıyor. Gökçe ismi sadece resmi tabelada ve resmi yazışmalarda kullanılıyor. Gökçe mahallesi de yerinde yapılanma ile villa köy olmuş durumdadır. Kemal Sunal, Gökçe Mahallesindeki baba evinde doğmuştur. Bu ev: Elazığ-Sivrice depreminde ağır hasar almış ve kentsel dönüşüm kapsamında bu ev de diğerleri gibi yıkarak yeniden yapılmıştır. Yeni evde halen sanatçının amca çocukları yaşamaktadır. 

Geçmiş dönemlerde Belediye Hizmet Binası olarak kullanılan ve bugüne kadar atıl durumda olan Gökçe Mahallesinde bulunan bir bina, Kemal Sunal adına kütüphane ve Kemal Sunal anılarının yaşayacağı bir müzeye dönüştürülecekmiş. 

 

Malatya Doğanyol Karakaya Barajı

KARAKAYA BARAJI

İlçe sınırları içindedir. Baraj seti, Diyarbakır-Çüngüş ilçesindedir. Baraj Türkiye’nin en büyük 3’ncü enerji santralıdır. Baraj 1987 yılında hizmete girmiştir. Karakaya barajının uzantısı, ilçeye 1.5 km uzaklıktadır. 

Doğanyol Karakaya Barajı

Fırat nehri üzerinde Atatürk Barajından sonra kurulu en büyük ikinci barajdır. Karakaya baraj gölünden sulama suyu akıtılarak araziler sulanmakta, kayısı ve diğer meyve ve bitki üretimi yapılmaktadır.

 

GEZİLECEK YERLER:

Doğanyol İskele Mesire Alanı

İSKELE MESİRE ALANI:

Doğanyol ilçesinin Koldere Mahallesinde, Fırat Nehri kıyısında sakin bir mesire alanıdır. İlçe merkezine 15 dakika uzaklıktadır. Malatya il merkezine uzaklık ise 90 km dir. Doğal su kaynakları ve göl manzarasıyla dikkat çeker. 

Doğanyol İskele Mesire Alanı

Mesire alanı, Karakaya Baraj gölünün manzarasına hakimdir ve çevresi dağlarla çevrilidir. Fırat Nehrinin suları ve çevredeki yeşil alanlar, ziyaretçilere huzurlu bir atmosfer sunar. Alanda yürüyüş yolları, banklar ve piknik masaları gibi olanaklar bulunmaktadır. Göl kıyısındaki taş döşeli yürüyüş yolları olağanüstü güzeldir. 

Doğanyol Kayacık köyü mesire alanı

KAYACIK MESİRE ALANI:

İlçe merkezine bağlı Çolak Mahallesinde, ilçe merkezine yaklaşık 30 dakika uzaklıkta doğal bir dinlenme alanıdır. Yüksek konumu sayesinde özellikle yaz aylarında serin atmosferiyle tercih edilmektedir. Buz gibi suyu ve etkileyici manzarasıyla doğa severler için huzurlu bir kaçış noktasıdır.  

Mesire alanında çardaklar ve piknik masaları bulunmaktadır. Ancak tesis veya market bulunmadığı için ziyaretçilerin yanlarında yiyecek ve içecek getirmeleri önerilir. 

 

ZİYARET DAĞI:

İlçenin en yüksek rakımlı dağıdır. Doğanyol ilçe merkezine yaklaşık 30-40 dakika uzaklıktadır. 

Doğal kaynak suyu, temiz hava ve panoramik manzara sunuyor. Gün doğumu ve batımı için güzel noktalardandır. Haziran ayında uçkun (ya da uhçun) ve laleleriyle ünlüdür. 

Doğanyol Hellegıran Mesire Alanı

HELLEGIRAN MESİRA ALANI:

İlçe merkezine yarım saat uzaklıkta, Konurtay yolu üzerinde, Ulutaş Mahallesindedir. İlçe merkezine yaklaşık 30-40 dakika uzaklıktadır. 

Dağlardan gelen soğuk suyu ile serinlemek mümkündür. Doğayla iç içe yürüyüş yapma imkanı sunar. Uygun piknik alanları mevcuttur. Dağların arasından çıkan suyun oluşturduğu doğal güzellik, ilgi çeker. Mesire alanında çeşitli piknik masaları ve oturma alanları bulunmaktadır. Ancak tesis ve market yoktur. 

Doğanyol Konurtay Köyü

KONURTAY KÖYÜ

İlçe merkezine bağlı Konurtay köyü, geleneksel köy evleri, dar sokakları ve samimi köy halkıyla ziyaretçilere güzel ortamlar sağlıyor. Köyün çevresindeki patikalarda doğa yürüyüşü yapabilir, ayrıca köy yaşamını izleyebilirsiniz. Köydeki yerel lezzetler, el sanatları ve geleneksel yaşam biçimi görülmeye değerdir. 

 

 

Malatya Hekimhan

Almanya Trier

Almanya Trier

Augusta Treverorum olarak da bilinir.

Trier şehri, bugün: Almanya’nın batısında, Renanya-Palatina (Rheinland-Pfalz) eyaletinde yer alan tarihi bir şehirdir.

Trier

Önemi ve tarihi süreç

Trier şehri kurulduğu dönemde ise, Güneybatı Almanya’ta Moselle ırmağı üzerinde, Roma öncesinde Germen-Kelt Treveri kabilesine (veya Romalıların kabileler için kullandıkları sözcükle civitas) ait olan topraklardadır.

MÖ 16 civarında, Augusta Treverorum adıyla kurulmuştur.

100 km kuzeyde, Moselle’nin Ren ırmağı ile birleştiği noktada, yüzyıllar boyunca Roma imparatorluğunun kuzeybatı sınırını belirlemiştir.

Hatta bir dönem Batı Roma İmparatorluğunun başkentlerinden biri olmuştur.

İmparator Augustus döneminde bir ordu kampı olarak kurulan şehir, zamanla bugünkü Kuzey Fransa, Belçika, Lüksemburg ve Ren nehrinin batısında kalan Almanya’dan oluşan kuzeybatı bölgesinin siyasal ve ekonomik merkezi haline gelmiştir.

Bölgenin mali görevlisi olan procurator’un, 337’den itibaren bölgenin en üst düzey adli görevlisi olan proetor praefectus’un karargahı buradaydı.

Kentte yapılan işlerden bazıları: şarap ticareti ile çömlek, tekstil ve silah imalatıydı.

Özellikle, şehir, 3 ve 4’ncü yüzyıllarda siyasal, kültürel ve ekonomik açıdan büyük öneme sahip olmuştur.

Ayrıca, 3’ncü yüzyıl sonları ile 4’ncü yüzyıl arasında, kent imparatorluk ikametgahı oldu, kültürel ve dini bir merkeze dönüştü.

Bu nedenle, Roma döneminde; Trier, Nimes veya Londra’dan çok daha önemliydi.

Bu statü mimarisine de yansıdı.

Ancak güvenlik nedeniyle, 395’te, Romalılar idari bir merkez olarak Trier’i terk ettiler.

Çünkü, Ren sınır bölgesindeki askeri çarpışmalar yoğunlaşıyordu.

Kısa süre sonra, 5’nci yüzyıl başlarında, kent imparatorluğun batısını fethedecek Germen kabilelerinden biri olan Franklar tarafından ele geçirildi.

Kentin 1’nci yüzyıla ait kalıntıları hakkında fazla bir şey bilinmemektedir.

Kazıklı bir köprü ve ızgara planın başlangıçları, bu döneme ait olabilir.

2’nci yüzyılda, inşaat faaliyetleri hız kazandı.

Bu döneme ait bir ızgara plan ile merkezde; batık bir Cryptopirtucus yani bir yeraltı galerisi ve geniş bir Forumun (400 x 100 metre) varlığı biliniyordu.

Bu dönemde diğer yapılar arasında bir taş köprü, ırmak yakınlarında dev bir hamam kompleksi (yakınlarında bir kiliseden dolayı Azize Barbara Hamamı adı verilir) belki Roma öncesinden gelen elliden fazla küçük tapınaktan oluşan bir kutsal bölge olan Altbachtal ve kentin doğu ucunda, 20.000 kişi kapasiteli bir amfi tiyatro sayılabilir.

Kentin önemli siyasal stütüsü en iyi şekilde imparatorluğun son dönemlerinde yapılan görkemli binalardan anlaşılabilir.

Bunlardan bazıları: Porte Nigra (Kara kapı), anıtsal İmparatorluk hamamı (Kaiserthermen) ve aynı zamanda Constantinus Bazilikası adıyla da bilinen Aula Palatina’dır. (Sarayvari hol)

Trier Constantinus Bazilikası-Aula Palatina

Constantinus Bazilikası-Aula Palatina

Constantinus Bazilikası, orijinal olarak bir saray kompleksinin parçası olup, kraliyet kabul salonu olarak hizmet veriyordu.

Yapım tarihi yaklaşık MS 310 yılıdır.

Roma imparatoru I. Konstantin (Constantinus) tarafından yaptırılmıştır. İmparator I Konstantin, Hıristiyanlığı serbest bırakan Milano Fermanını MS 313 yılında yayınlayan imparatordur.

Amaç: imparatorluk sarayının taht salonu olmasıdır. İmparatorluğun resmi toplantıları burada yapılıyordu.

Boyutları: 67 x 25 x 33 metre olun, bir ucunda geniş bir apsise sahip dikdörtgen biçimli bu görkemli yapı, Roma döneminden kalma en büyük holdür. Yani, geniş yüksek tavanlı tek bir devasa salondur.

Trier Constantinus Bazilikası içi

Duvarlar sade ama çok etkileyicidir. Hiçbir sütun veya süslemeye gerek kalmadan, devasa boyutlarıyla büyüleyicidir. Gün ışığı, yüksek pencerelerden salonu aydınlatır.

Özellikle büyük tek salon, sütunsuz, geniş iç mekan, arka kısmında yarım daire biçimli apsis bulunur.

Tamamen tuğladan inşa edilmiştir ve orijinal Roma dönemi duvarları hala ayaktadır.

19’ncu yüzyılda Prusya Kralı I Friedrich Wilhelm tarafından yapı restore edilip kiliseye çevrilmiştir.

Yapı günümüzde Protestan kilisesi olarak kullanılmaktadır.

Evet Avrupa’daki en iyi korunmuş Roma salon yapılarından biridir ve 1986 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Trier Porte Nİgra-Kara Kapı

Porta Nigra-Kara Kapı

İmparatorluğun batısında kalan en büyük kapı yapılarından biri olan Roma dönemi Trier şehrinin kendisine özgü kuzey kapısı ve Porta Nigra özellikle ilgi çekicidir.

Orta çağda taşıdığı koyu rengi nedeniyle bu isim verilmiştir, orijinal adı bilinmiyor.

Tahkimat duvarlarına inşa edilen dört ana kapıdan biridir ve günümüze tek ulaşan kapıdır.

Tarihi tartışmalıdır.

Tarihi için: 2 ve 3’ncü yüzyıl sonları ve 4’ncü yüzyıl başları önerilmiş olup, daha ileri tarihler ağır basıyor gibi görünür.

Yaklaşık MS 170 civarıdır.

Trier Porte Nigra-Kara Kapı

Amacı: Trier şehrinin kuzey girişini korumak için yapılmış bir şehir kapısıdır.

Kapı gri kumtaşındandır. Zamanla koyulaşmıştır. Yaklaşık 7200 taş blok kullanılmıştır.

Uzunluk 36 metre, genişlik 21.5 metre ve yükseklik 29 metredir.

Taş duvarların kaba dokusu bilinçli olmayıp, yapının hiçbir zaman bitirilememiş olduğunun bir göstergesidir.

Harç kullanılmamıştır, onun yerine, bloklar yerlerine paslanmalarını önlemek için kurşun kaplanmış demir kıskaçlarla sabitlenmiştir.

Bugün görünen yapı, metale erişmek isteyen Ortaçağ insanlarının açtığı deliklerle kaplıdır.

Orijinal olarak, Porta Nigra, bir geçidin iki yanındaki, dört katlı iki kuleden meydana geliyordu.

Hem iç hem de dış yanlardan birer çitf kemerle kuşatılmış bir avlu söz konusuydu.

Kuzeyde, dışta, kuleler eğrisel, hatta neredeyse yarım daire biçimindedir.

Güney cephe düzdür.

Trier Porte Nigra-Kara kapı

Bütün katlar sütunlarla süslenmiştir.

Üstteki üç kattaki sütunların arasında kemerli açıklıklar vardır.

Orta çağlarda, Porta Nigra bir kiliseye dönüştürülmüştür.

Pek çok başka değişikliğin yanı sıra, doğu yanına bir apsis eklenmiş ve batıda tek bir baskın kule yaratmak adına, doğu kulesinin tepe katı kaldırılmıştır.

MS 11’nci yüzyılda bir münzevi olan Simeon’un yaşaması için kullanılmış, ölümünden  sonra yapı “Simeon Kilisesi” olarak yeniden düzenlenmiştir.

Yapının orijinal işlevi ve görünümünün kazandırılması için; 19’ncu yüzyılda Nepoleion emriyle yapılan restorasyon çalışmaları sonucunda, kilise özelliği kaldırılmış, Roma dönemindeki haline yeniden düzenlenmeye başlamıştır.

Trier Roma Hamamları

İmparatorluk Hamamları

MS 4’ncü yüzyıldan kalma, devasa hamam kompleksidir. Alt yapı sistemleri hala görülebilir.

Trier Barbara Hamamları

Barbara Hamamları

MS 2’nci yüzyıla tarihlenir. Roma imparatorluğunun kuzeyinde inşa edilen en büyük hamam komplekslerinden biridir. Şu anda kalıntılar düzeyinde ziyaret edilebilmektedir.

 

Osmaniye Toprakkale

Osmaniye Toprakkale

Adı üstünde, antik döneme ait, bölgede öne çıkan “Topkakkale” ile tanınıyor.

Buralardan geçerken, çok uzaklardan bile görünebilen bu kale, tarihi yer meraklılarının mutlaka ilgisini çekecektir.

Osmaniye Toprakkale

ULAŞIM

Toprakkale: Adana-Osmani-Gaziantep Otoyolu ve karayolu üzerindedir. Osmaniye iline 8 km. uzaklıktadır. Akdeniz sahiline 23 km. uzaklıktadır.

Osmaniye Toprakkale

TARİH

İlçenin tarihi gelişimi, Çukurova tarihiyle paralellik gösterir.

Çukurova’ya ilk gelen kavim: Luviler. MÖ.17-16.yüzyıllarda: Çukurovalılar, güneydoğudan gelen göç dalgalarından korunmak için, bir krallık kurarlar.

Kizvatno isimli bu krallık, MÖ.12.yüzyılın sonlarında, Hitit devleti ve denizci kavimler tarafından çökertilir. Ancak, MÖ. 612 yılında, Kilikyalılar olarak, yeniden eski krallıklarını diriltmişlerdir.

Kilikya ismi: Finike hükümdarı “Kilik”in adından gelmektedir. MÖ. 6.yüzyılda, bölge, Persler’in işgaline uğrar. MÖ. 333 yılında, Büyük İskender bölgeye hakim olur.

Orta çağın ilk yarısında, bölge etnik yönden büyük değişikliklere uğrar. Çünkü, şiddetli depremler sonucu, bölgedeki köy ve şehirlerin büyük bölümü yıkılır ve buraların halkı, çevreye dağılır.

7.yüzyılda, İslam orduları, bölgede görülmeye başlanır. 11.yüzyılda ise, Türkler, bölgeye yerleşmeye başlarlar. 14.yüzyıldan itibaren, Mısır Memlukları ve Ramazanoğulları bölgede üstünlüğü ele geçirirler.

1608 yılında ise, Osmanlılar egemen olurlar. Bu dönemde, Toprakkale ilçesi, Osmanlı idaresi altındaki “Cebel-i Bereket” vilayetinin içinde yer alır.

I. Dünya Savaşından sonra, bölge İngiliz ve Fransız askerleri tarafından işgal edilir. 1920 yılında, ilçe, işgalden kurtulur.

Daha önce Adana’ya bağlı olan Osmaniye ilçesinin bir kasabası olan Toprakkale, 1996 yılında, Osmaniye’nin il haline getirilmesiyle, Osmaniye iline bağlanır.

Osmaniye Toprakkale

GENEL

Toprakkale, adını: sınırları içinde bulunan bir kaleden alır.

İlçenin, güneybatısı dağlarla çevrilidir. Bunun dışında, kuzey ve doğu yönleri, büyük ovalardır. Çeşitli meyve ağaçları ve tabii bitki örtüsüyle, şirin bir ilçedir.

İlçenin rakımı: 123 metredir.

Yörede, tipik Akdeniz iklimi görülür. Yazları: sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer. Yağışlar sonbaharda başlar ve ilkbahara kadar sürer.

Amanos dağlarının denize bakan yamaçları, gür ormanlarla kaplıdır. Karaçay, ilçenin en önemli akar suyudur. Sulamada kullanılır ve Akdeniz’e dökülmektedir. Ancak, taşıdığı su miktarı genelde yetersiz.

Tarım ürünleri olarak ise: en çok, buğday, mısır, soya ve yer fıstığı yetiştirilir. Hayvancılık ise, tarımdan sonra, bölge insanının en büyük geçim kaynağıdır.

GEZİLECEK YERLER

Osmaniye Toprakkale

TOPRAKKALE

İlçe sınırları içinde, D-400 ve D-817 karayollarının kavşağında, 65 rakımda, bir Tunç çağı höyüğü yani yığma bir toprak üstünde konumludur.

Kale, Osmaniye il merkezine 7 km asfalt yolla bağlıdır. Osmaniye yolu üzerinden 3 km içeride olan orman içindeki bir kaledir. Anayol üzerinde bulunması ve Suriye’ye yakınlığı nedeniyle önemli bir konuma sahiptir.

1966 yılında restorasyon yapılmış ve çevre ağaçlandırılmıştır.

Kale: ilk çağlarda, Çukurova’yı, Suriye’ye bağlayan yolu kontrol altında tutmak için yapılmıştır.

Kale, MÖ 312-64 yılları arasında Selevkoslar tarafından 75 metre yükseklikteki yığma bir tepe üzerine kurulmuştur.

Abbasiler döneminde Harun Reşit’in Çukurova’yı fethinde (786) siyah taş kullanılarak yeniden yapılmıştır.

İskenderun-Osmaniye yol kavşağında bulunan kaleye, Abbasiler “Al-Kenisat-Tüs Savda” (Kara Kilise), Hamdaniler 10’ncu yüzyılda Tel-Hamdün adını vermişlerdir.

Sonrasında: Bizans ve Memlüklar zamanında esaslı değişikliklere maruz kaldığı düşünülmektedir. 1337 yılında Memlükler kalenin kalıcı sahibi olmuşlardır.

Kalede beyaz taş dekorasyon ve yuvarlak formlu mazgal delikleri, Memluk dönemi mimari üslubundadır.

Kale dikdörtgen planlıdır. Dış ve iç kaleden oluşmaktadır. Sur ve iç kalede kulelere yer verilmiştir.

İç kaleye kuzeybatı köşeden giriş sağlanmaktadır. Örtü sistemi olarak giriş kısmında çapraz tonoza, diğer mekanlarda ise, beşik  tonoz örtü sistemine yer verilmiştir.

Toprakkale kalesi, iki sura sahiptir. Dış sur, kalenin batısında arazinin etkisiyle geniş bir alanı kapsarken, doğuda eğimin artmasından dolayı iç sura daha yakın bir şekilde planlanmıştır.

Surlar üzerinde çok sayıda burç bulunmaktadır. Bu burçların planları farklılık gösterir. Güneydeki yol batıdaki surun alt kısmından geçer. Aşağı surda Y kulesini çevreleyen kiriş delikleri vardır. Bu durum, yapının içinde ahşabın kullanıldığını gösterir.

Kuzeydoğuda üst çevre duvarında iç kaleye girişten sonra ön giriş formunda bir avlu bulunur. T noktasındaki bazı kapı kalıntıları, dış suru ön avlu ile ilişkilendirir fakat ön avlu içerisinde günümüze gelen herhangi bir iz yoktur.

Batı cepheyi koruyan surun özelliklerinden birisi 12 kulenin konumu ve şeklidir. Kulenin üç tanesi kare, beş tanesi beşgen, üç tanesi yarım dairevi olup güney uçtaki kulenin formu belirsizdir. Batı surunun güney tarafında belirli aralıklarla beşgen kulelere yer verilmiştir.

Bir kaç kule doğal tahribata maruz kalmıştır. Meyilli kısma düşen taşlar siyah değildir, kalenin üzerindeki kuleler ve duvardaki taşlarla birlikte bazalttan yapılmış ve Kilikya’daki gibi gri kireç taşıdır. Bu, Ermeni Kilikya sınırları içindeki sadece büyük kaya parçaları birikintileridir. E ve I kuleleri arasına güçlendirilmiş yer altı sığınağı yapılmıştır. Bu sığınaklara mazgal pencereler açılmış ve kuzey-güney yönünde dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Üzeri tonoz örtülü olup günümüzde kısmen yıkılmıştır.

Toprakkale

Kulelerin cephelerindeki beyaz renkli düzgün kesme taştan oluşan şeritler ya Hamdanilere ya da Bizanslılara özgü veya Franklara atıfta bulunacak derecede önemlidir. Yapının ilk inşasında Bizans izlerini göstermektedir.

Evet, Toprakkale kalesi: yaklaşık 105 x 66 metre boyutlarındaki bir iç kale ve onu çevreleyen bir dış kaleden oluşur.

Yuvarlak kalın surlarla birbirine bağlanmıştır.

Duvarları bazalt blok taşlarla örülü kalenin, iç kale ve dış kale olarak düzenlenmiş olması, dış kale surlarında beşgen burçların varlığı, bir Bizans yapısına işaret etmekteyse de kalenin ilk yapıldığı tarih kesin değildir.

Toprakkale

Kale, 1517’den sonra Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında ele geçirilen kale, Osmanlı döneminde bir süre Kışla olarak kullanılmış ve terk edilmiştir. Evliya Çelebi, o dönemde Toprakkale kalesinde yaşanan bazı huzursuzluklar nedeniyle 1670 yılı civarında kalenin boşaltıldığını bildirmiştir.

Osmanlıların “Kınık Kalesi” olarak isimlendirdikleri Toprakkale, Çardak, Bodrum Kalesi, Hemite, Anavarsa ve Tumlu kalelerinin görüş ve kontrol alanı içindeydi. İstanbul-Bağdat demiryolunun yapıldığı yıllarda Kınık Kale’sinin adı değiştirilerek Toprakkale ismiyle anılmaya başlanmıştır.

Toprakkale kalesinin kuzeyinde, Adana yolu üzerinde eski Kınık Şehri (Örenşehir) bulunmaktadır.

Osmaniye Toprakkale

Son olarak: kalenin restorasyonu yapılmış ve kazı çalışmaları devam etmektedir. Kalenin gece ışıklandırması ve çevre düzenlemesi yapılmıştır.

Evet ilçe merkezindeki kaleyi gezebilirsiniz. Giriş ücretsizdir. Otopark var. Kale, tarih, mimari ve manzara açısından zengindir. Kaleye çıkan tepe ve çevresi, fotoğraf çekimi için oldukça uygundur. Özellikle gün batımı manzaraları önerilir.

Toprakkale Tren İstasyonu

DEMİRYOLU TREN İSTASYONU:

İlçedeki demiryolu istasyonu 100 yıllık bir tarihe sahiptir. Gar binası iki katlıdır, kırma çatılı, geniş saçaklı, kapı ve pencereleri sivri kemerlidir. Bu stil, erken 20’nci yüzyıl Osmanlı/Alman demiryolu mimarisini yansıtır.

Gar binası ve yardımcı yapılar, düz bir sahaya kurulu kampüs şeklindedir. Bağlı lojmanlar, servis binaları ve bakım alanlarını içerir.

İstasyon binası, Osmanlı Bağdat Demiryolları Şirketi izniyle Alman imtiyazı çerçevesinde inşa edilmiştir. İnşaat ve açılış yılı olarak 1913 yılı verilmektedir. I. Dünya Savaşının ardından bölgeye yönelik işgal süreci başlamış ve istasyon stratejik bir nokta haline gelmiştir.

Evet istasyonda günümüzde: Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep hızlı tren hattı için modernizasyon çalışmaları yürütülmektedir.