Almanya Köln

Almanya Köln

Şehrin en öne çıkan yapısı “Kölner Domm-Katedral” dir. Bulunduğunuz yerden, bir şekilde katedralin bulunduğu yere geliyorsunuz. Bunun en kolay yolu: katedralin hemen yanında bulunan, şehrin en büyük ve muhteşem tren istasyonunu kullanmaktadır.

Tren istasyonundan, merdivenler ile ( biraz fazla merdiven var, kısa molalar ile devam ediniz) katedralin bulunduğu alana çıkılıyor.

Köln Katedrali-Kölner Dom

 

 

KÖLNER DOMM-KÖLN KATEDRALİ

Domkloster bölgesindedir. 1996 yılında; UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek, koruma altına alınmıştır. 2004 yılında ise, yapı, görsel anlamda, çevresine inşa edilen yüksek binalar nedeniyle, tehlike altındaki dünya mirası listesine dahil edildi. Ancak, katedral yakınında ve çevresinde inşa edilen binaların yüksekliklerinin ayarlanmasının ardından, bu durum, 2006 yılında iptal edilmiştir. Yani, katedralin çevresine önceleri yüksek binalar yapılınca, katedralin görüntüsü, silüeti yok olmaya başlamıştı, UNESCO tarafından alınan önlemler ile, günümüzde katedral çevresinde yüksek binalar yapılmasına izin verilmiyor.

Tarihçesi:

Katedralin yapım fikri ilk olarak 7 yüzyılda ortaya atılmıştır.

Temeli ise 15 Ağustos 1248 tarihinde, Meryem’in Göğe Kabul günü tesadüf olmayarak bu tarihe denk getirilerek atılmıştır.

Yapımını başlatan kişi Başpiskopos Konrad von Hochstaden olmuştur.

Katedralin hikayesinin temelinde 13 yüzyılda Üç Bilge Adam’ın kalıntılarının Köln şehrine getirilmesi yatmaktadır.

Bu kutsal emanetleri barındıracak büyük bir katedral tasavvur edilir ve inşaat 1248 yılında başlar.

Bir dönem Fransız askerleri tarafından işgal altına alınan katedral, pek çok tarihi olaya tanıklık etti.

1248’de başlayan inşaatı tam 632 yıl sürdür ve ancak 1880 yılında tamamlandı.

II Dünya savaşı sırasında, katedral, şehirde bombalanmayan nadir yapılardan biridir. Çünkü gerek dini ve tarihi önemi ve gerekse pilotların, yön tayininde kullanmaları nedeniyle, katedral bombalanmamıştır. Yine de yapının bazı kısımları hasar görmüştür. 1956 yılında bina onarımdan geçirilmiştir. Aslında binada hala yapım iskeleleri görülmektedir. Bu durum, buraya has bir durum değildir. Genellikle Avrupa’da bu tür katedral yapıları, kum taşından yapıldığından, bu kum taşı yapılar zamanla temizleme ve onarım yapılmasına ihtiyaç göstermektedir ve bu nedenle sürekli çevresinde iskeleler bulunur.

 

Mimari Özellikleri:

Köln Katedrali, Avrupa yüksek gotiğinin en kapsamlı ve en tutarlı biçimde uygulanmış örneklerinden biri kabul edilir.

Yapı, 1248’de başlayan ilk inşa kampanyası ile 19 yüzyıldaki ulusal tamamlanma hareketinin birleşmesi sonucu çok katmanlı bir mimari karakter kazanmıştır.

Gotik mimari tarzında inşa edilen katedral, sivri uçlar ve heybetli yukarı doğru uzanan sütunlar, kabartma piramitler, görkemli heykeller, kutsal resimler ve mozaik döşemeler göz kamaştırmaktadır.

Üç nefli bazilikal planlı yapı, yüksek sivri kuleleri ve çok sayıda sütun ile penceresiyle, dikkat çeker. Batı cephesi, İncil’den sahneleri tasvir eden karmaşık oymalarıyla ünlüdür.

Katedral, 7000 metre karelik alanda yükselmektedir. Yapının uzunluğu 144.5 metre, genişliği 86.5 metredir.

Katedralin altında yapılan kazılarda 1 yüzyıldan 4 yüzyıla kadar uzanan Roma İmparatorluğu dönemine ait evler bulunmuştur. Yapının bulunduğu yerde daha önce 4 yüzyılda inşa edilen Roma Tapınağının bulunduğu ve bunun 1248 yılında yandığı söyleniyor.

Yapı tamamlandığında İmparator I Wilhelm tarafından kutsanmıştır. 18 Ağustos 2005 tarihinde ise Papa Benedict tarafından katedral ziyaret edilmiştir.

Yapının kuleleri:

Yapının ana kulelerine “Aziz Piyer” (güney) ve “Meryem” (kuzey) ismi verilmiştir. Güney kulesi ziyarete açıktır. Kuzey kulesi ise, halka kapalıdır, çanlara ev sahipliği yapıyor. 1880 ile 1889 yılları arasında bu kuleler, dünyanın en yüksek yapısı konumundaydı. İki büyük kule, katedrali Almanya’nın en yüksek kilisesi ve Avrupa’nın en büyük Gotik kiliselerinden biri yapmaktadır.

Her iki ana kule: 157 metre yüksekliğindedir.

Yapının kulelerinin rengi siyahtır. Bu durum: kullanılan kumtaşının zamanla okside olarak kararmasından kaynaklanmaktadır. Bu kararmış görünüm katedrali daha gizemli ve heybetli kılmaktadır.

Aziz Piyer Kulesi Tırmanışı-Güney Kule:

Köln Katedralinin güney kulesi 157 metre yükseklikte olup 533 basamaktan oluşmaktadır. Güney kulesine ulaşmak ortalama 25 ile 35 dakika kadar sürebilir. Burada asansör yoktur. Kule ziyareti 6 eurodur, kuleye çıkış için hazine ziyaretinin birlikte yapılmasıyla 8 euro olarak ücretlendirilir. Yapıda asansör olmadığı için katedrali ziyaret etmek isteyenler, rezervasyon yaparken özel durumları hakkında bilgi vermelidir. En iyi ziyaret zamanları: sabah erken veya akşamüstüdür. Sabahın erken saatlerinde kuyruğa girmeden çıkabilirsiniz.

98 metre yükseklikteki seyir platformu kulesine çıkarak (533 basamak tırmanmak gerekir) Ren nehrinin hakim olduğu, muhteşem bir şehir manzarası izlemek mümkündür. Köln şehir merkezini 360 derece panoramik olarak görmek mümkündür. Hava açık olduğu günlerde görüş mesafesi 40 km ye kadar ulaşabilmektedir.

Ancak elbette yaşlılar, şişmanlar, kalp hastalığı olanlar çıkmayı düşünmesinler. Çünkü dar merdivenler bir türlü bitmek bilmiyor. Ama çıkmayı düşünürseniz, kısa molalar vererek çıkabilirsiniz. Bu arada duvarlara isminizi yazmayı unutmayın, bu arada kuleye çıkış ücretli. (6 euro)

Köln Katedrali Efsanevi St Peters Bell çanı

Efsanevi Çan-St Peters Bell:

Kulenin en büyük sürprizi tepedeki devasa çandır. Kulenin en üst noktasına çıkarken katedral çanını görmek mümkündür. Burada 24 ton ağırlığında, dünyanın en büyük serbest sallanan kilise çanı olan St Peters Bell (Aziz Peter Çanı) ile birlikte 8 çan bulunmaktadır. Çan, Kölsch (Köln) lehçesinde “Dicke Pitter” yani “Şişman Piyer” olarak da bilinmektedir. Güney kulesinin çan kulesinde asılı durmaktadır. Çanın tokmağı 700 kg dır ve 322 cm çapıyla dünyanın yatay montajlı en büyük serbestçe sallanan çanı unvanını taşımaktadır. 1922 yılında eklenmiştir. Çan yaklaşık 3 metre çapında ve 3 metre yüksekliğindedir. Döküm yeri: Apolda, Thuringia/Almanya dır.

Çanın ilginç bir hikayesi var. Çanın dökümü, I Dünya savaşından toparlanma sürecinin ortasında, 1921 yılında, önceki çanın yerini almak üzere başlatıldı. Finansman, Alman Devleti, Prusya Eyaleti ve halk bağışlarıyla sağlandı. Döküm, usta çancı Heinrich Ulrich tarafından 5 Mayıs 1923’de Apolda’daki Gebrüder Ulrich dökümhanesinde gerçekleştirildi. İkincil bir fırından tam 9 dakika 32 saniyede dökülen çan, saf Do tonu için titizlikle tasarlandı. Çan, yaklaşık % 78 bakır ve % 22 kalay oranında geleneksel çan bronzundan yapılmıştır. Metal, 18 saat boyunca üç odun yakıtlı fırında eritilmiştir.

Çan  döküldüğünde, 1923 yılı Almanya’sı şiddetli bir hiperenflasyon içindeydi. Çancı Ulrich, ödeme olarak Alman Markı almayı kabul etmedi. Bunun yerine Katedral Kurulu 5000 Amerikan doları ödedi. Çanı yaratmanın stresi, başka büyük çan dökümleri nedeniyle iflas eden ustalarla yaşanan sıkıntılar ve bu devasa işi tamamlamanın ağırlığı, sonunda Ulrich in sağlığını çökertti. Usta çancı, çan yerleştirilerek çalınmadan önce hayatını kaybetti. Dev çanı katedrale taşımak hiç te kolay olmadı. Genişliği nedeniyle Petersglocke, katedralin ana kapılarından geçemedi. Bu yüzden iki kapı arasındaki orta bölge söküldü. Çan içeriye alındıktan sonra çan kulesine çekilmesi gerekti.

Evet, çan sadece özel günlerde ve törensel anlarda çalınmaktadır. Köln Piskoposu ya da Papa’nın vefatı veya yeni bir başpiskoposun göreve başlaması, çanın çalınmasına vesile olur. Petersglocse: 1945 yılında II Dünya savaşının sona ermesini, Köln şehrinin yıkıntıları üzerinde ilan etti. Aynı şekilde, 1990 yılında Almanya nın yeniden birleşmesini de bu çanın sesiyle duyuruldu. Genel kural olarak Petersglocke, diğer tüm çanlardan 10  dakika önce tek başına çalar, ardından diğer çanlar sırayla ona eşlik ederler.

Katedralde toplam 11 çan bulunmaktadır ve bu çanlar hala aktif olarak çalışmaktadır.

Çanlar 1842 yılında takılmıştır. 4 tanesi büyük, 10 çan bulunmaktadır. Bunların ilki 1437 yılında takılan 3.8 ton ağırlığındaki çan, diğerleri ise 10.5 ton ve 5.6 ton ağırlığındaki özel çanlardır. 1874 yılında ise yine devasa bir çan eklenmiştir.

Son bir not: çanın sesini yakından duymak isteyenler kuleye çıkarak çanı yakından görebilirler, ancak çalarken yanında durmak kulak sağlığı açısından sakıncalıdır.

Köln Katedrali iç mekan

İç Mekan ve Sanat Eserleri:

Nef Salonu:

İçeriye adım attığınız anda, devasa nef salonu ve göğe uzanan sütunlar sizi sessizce karşılayacaktır. Gün ışığı, 12 yüzyıldan kalma renkli vitraylardan süzülerek kutsal bir atmosfer yaratır. Bu atmosfer, sadece bir dini mekanı değil, zamana meydan okuyan bir sanat galerisine adım attığınızı hissettirir.

İç mekan, 5 ayrı koridordan oluşmaktadır. Yan neflerin yüksekliği 19.80 metredir. Bu kademeli yükseklik farkı, iç mekandaki dikey mimari vurguyu güçlendirir.

Köln Katedrali İç mekan Üç Kral Sandukası -Dreikönigsschrein

 

Eserler:
1-Üç Kral (GASPAR, MELCHİOR, BALTHASAR) Sandukası:

1164 yılında Kutsal Roma İmparatoru I Friedrich (Barbarossa) Milano’yu fethettikten sonra, üç kutsal kralın emanetlerini ele geçirdi ve Köln Başpiskoposu Rainald von Dassel e hediye etti.

Şehre getirilen, üç kralın kemiklerinin bulunduğu bölüm, katedralde en çok ziyaret edilen yerlerin başında gelmektedir. Bu dini kalıntılar, İtalya-Milan şehrindeki St Eustorgio Bazilikasından alınmıştır. Bu kalıntılar, büyük bir dini öneme sahiptir. Burada, kalıntılar bir lahit içinde muhafaza edilmektedir.

Koleksiyonun merkezinde 1190-1220 yılları arasında Nikolaus von Verdun atölyesiyle ilişkilendirilen görkemli Üç Kral Sandukası bulunur.

Uzunluğu 220 cm, genişliği 110 cm ve yüksekliği 153 cm olan bu altın eser, katedralin gözdelerindendir. Üç Kral Tapınağı, Orta Çağ döneminin izlerini taşımakta ve Batı’da yer alan en büyük kutsal emanet olarak kabul edilmektedir.

Efsaneye göre, bu sandukada doğu diyarlarından gelen üç bilgenin kalıntıları yer alır. Müneccimler ya da yıldızbilimciler Hıristiyan geleneğinde bebek İsa’ya “Yahudilerin Kralı” olarak hürmetlerini sunmak için doğadan geldiğine inanılan soylu alimlerdir. Kitab-ı Mukaddes’te isimlerinden ya da kral olduklarından bahsedilmez, ancak sonraki dönem efsanelerde Gaspar, Malkior ve baltazar isimli üç kral oldukları söylenir. İsimleri İncil’de kaydedilmemiş olsa da üç Magi’nin isimleri yaklaşık 8 yüzyılda “Excerpta Latine Barbari” olarak bilinen bir kronikte ortaya çıkmıştır.

Hadi biraz daha ayrıntıya girelim. Matta İncilinde kısaca söz edilen bu Hıristiyanlık efsanesine göre: İsa Mesih’in yıldızı gökte parladıktan sonra bebek İsa’yı görmek için üç bilge kral, doğudan Kudüs’e gelirler. Kral Hirodes’e Yahudilerin kralı olarak doğan çocuğun nerede olduğunu sordular. Duydukları dolayısıyla “Krallık elden mi gidiyor” endişesine kapılan Kral Hirodes, kahinleri ve din adamlarını toplayıp İsa bebeğin nerede olduğunu sordu ve onun Beytlehem de doğacağını öğrendi. Üç bilgi kralı yanına çağırıp bebeği bulup kendisine de haber vermelerini emretti. Krallar yıldızı takip edip Beytlehem e vardıklar ve onlar bebeğin olduğu ahıra vardıklarında yıldız orada duruyordu. Ahıra girip Mesih’e taptılar ve ona hediyeler sundular: altın, tütsü ve mür. Altın krallık ve iktidar, tütsü ilahilik ve ibadet, mür ise ölümlülük ve kefaret anlamına gelir.  Hediyelerini sunduktan sonra rüyalarından uyandırıldıkları için Hidores’e dönmek yerine başka bir yoldan evlerine döndüler.

Bu nedenle Katedral, Orta Çağ boyunca Hıristiyanlar için bir hac merkezine dönüşmüştür.

Köln Katedrali Gero Haçı
2-GERO HACI (GERO-KREUZ)- 970 YILI

Koleksiyonun en dikkat çekici parçalarından biri de yaklaşık 970 yılına tarihlenen Gero Haçıdır. Ahşap üzerine polikrom teknikle yapılmış bu eser, Almanya’da bilinen en eski büyük boyutlu haçlardan biri olup, İsa’nın dramatik betimiyle erken Orta Çağ heykel sanatının bir dönüm noktasını temsil eder.

Köln Başpiskoposunun adıyla isimlendirilen bu heykel figürü, İsa’nın çarmıha gerilmesini tasvir etmektedir. İsa’nın çarmıha gerilişinin İlk Batı tasviri olması nedeniyle turistlerin dikkatini özellikle çekmektedir. 976 yılında bir meşe ağacı oyularak yapılmıştır.

En önemli detay, İsa figürünün öne doğru eğik başı ve sarkık vücududur. Bu o dönem için son derece cesur ve yenilikçi bir betimleme biçimiydi. Önceki tasvirlerde İsa genellikle diri ve zafer kazanmış halde gösterilirdi. Gero Haçı ise, ölümünü ve çektiği ızdırabı gerçekçi biçimde yansıtmasıyla sanat tarihinde devrim niteliği taşır.

 

3-VİTRAY PENCERELER

Katedralin iç kısmı, Gotik mimarinin ince detaylarını barındırır. Özellikle vitray pencereler, Orta Çağın en iyi vitray örneklerinden bazılarını oluşturur ve iç mekana mistik bir ışık sağlar. Vitray pencereler, II Dünya Savaşı sırasında yerinden çıkarılarak muhafaza altına alınmıştır. Bombalamalar sırasında oluşan basıncın en aza indirilmesi için savaş sonrasında camların çoğu yerine takılmıştır.

Katedralde toplam 10.000 metre kareyi aşan pencereler bulunmaktadır. Bunlar arasında 1332-1340 yılları arasına tarihlenen boyalı paravanlar ve Orta Çağ vitrayları öne çıkar. Vitrayların çoğunda, İncil den alınma hikayeler betimlenmiştir.

Köln Katedrali Gerhand Richter vitrayı
4-GERHARD RİCHTER VİTRAYI

Eksik kalan camlar için 2007’de Alman sanatçı Gerhard Richter, katedral için modern bir vitray pencere  tasarladı. Bu eser, 11.000’den fazla aynı büyüklükte cam parçasından oluşan bir vitray penceresinin modern yorumunu sunar. Bu pencere bilgisayar tarafından düzenlenmiştir.

Gerhard Richter tarafından 2007 yılında tasarlanan modern vitray pencereler, Orta Çağ geleneğini çağdaş bir yaklaşımla yorumlayarak, renk ve ışığın mekan içindeki oyununu olağanüstü bir şekilde ortaya koyar.

Köln Katedrali Milan Madonna
5-MİLAN MADONNA:

Milan Madonna, 13 yüzyıldan kalan estetik görünümlü bir heykeldir. Bu heykel, Meryem Ana’yı ve Hz İsa yı tasvir etmektedir. Katedralin en zarif ve duygusal eserlerinden biri olarak öne çıkar. Heykelin adı Milano’dan Köln’e getirildiği efsanesinden kaynaklanmaktadır. Meryem Ana’nın yüzündeki sakin ve şevkatli ifade, Gotik dönemin ideallerini yansıtmaktadır. Kucağındaki bebek İsa figürü ile birlikte Tahttaki Madonna geleneğinin en güzel örneklerinden biridir. Heykelin çevresi genellikle mum ışıklarıyla aydınlatılır, bu da ona mistik ve kutsal bir hava katmaktadır. Bugün hala aktif bir ibadet ve dua noktası olarak kullanılmaktadır, ziyaretçiler önünde dua eder ve mum yakar.

Köln Katedrali Stefan Lochner Sunağı
6-STEFAN LOCHNER SUNAĞI:

Lady Şapelindeki mihrap başlıklı bir triptik olan “Maga’nin Hayranlığı” (yaklaşık 1445) Köln ekolünün seçkin ressamlarından Stefan Lochner tarafından yapılmıştır. Eser 3 panelden oluşmaktadır. Orta panel: Üç Kralın bebek İsa ya hediyeler sunması, Sol kanat: Köln ün kurucu azizi Ursula ve beraberindekiler, Sağ kanat: Aziz Gereon ve askerleri vardır.

Parlak altın arka plan, esere ilahi ve kutsal bir atmosfer katar. Bu teknik, Geç Gotik dönemin karakteristik özelliğidir. Lochner in kullandığı canlı kırmızı, mavi ve yeşil tonlar, 15 yüzyıl boyasının ne denli kalıcı olduğunu gözler önüne sermektedir. Söylendiğine göre, Albrecht Dürer, 1520 yılında Köln şehrini ziyaret ettiğinde bu eseri görmek için özel olarak kapıların açılmasını talep etmiştir. Bu anekdot, eserin dönemindeki itibarını açıkça ortaya koymaktadır.

Köln Katedrali Katedral Hazinesi
7-KATEDRALİN HAZİNESİ

Köln Katedralinin Hazinesi, Orta Avrupa’nın en zengin litürjik koleksiyonlarından biri olarak kabul edilir ve büyük bölümü Orta Çağ boyunca Köln Başpiskoposluğu tarafından biriktirilmiştir.

Katedral hazinesi, altın kutsal emanetler, değerli kumaşlar ve kutsal sanat eserleri de dahil olmak üzere, dini eserlerden oluşan bir koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır.

Hazine II Dünya Savaşı sırasında güvenli alanlara taşınarak korunmuş, savaş sonrasında restore edilip katedralin özel hazine odasında sergilenmeye başlamıştır. Hazineye giriş ücreti 6 eurodur. Katedralin güney kapısından girildiğinde sağ taraftadır.

Hazinedeki eserler:

1-Üç Kral Sandukası-Dreikönigsscherein (Bunun hakkında yukarıda ayrıntılı bilgi verdim)

2-Gero Kodeksi (Gero Codex): Hazinedeki en nadir eserlerden biri olan bu el yazması İncil, 969 yılına tarihlenir. Altın ve değerli taşlarla süslü kapağı ve içindeki ışıltılı minyatürleriyle Orta Çağ kitap sanatının zirvelerinden biridir. Köln Başpiskoposu Gero tarafından sipariş edilmiştir.

3-Ayin Kapları ve Altın Haçlar: Hazinede ayrıca 10 ve 11 yüzyıllara tarihlenen ayin kapları, altın haçlar, antik gem taşlarıyla süslü relikyerler, Roma camlarının litürjik kaplara dönüştürüldüğü örnekler ve Otton dönemine ait tekstiller yer alır.

4/Aziz Petrus Sandukası: Aziz Petrus’a ait olduğuna inanılan bu değnek, katedralin en eski kutsal emanetlerinden biridir. Fildişi ve altın kakma tekniğiyle işlenmiş zarif bir kutu içinde muhafaza edilmektedir.

5-Orta Çağ Tekstilleri ve Piskopos Giysileri: Köln piskoposlarına ait yüzyıllık ipek giysiler, nakışlı kutsal örtüler ve litürjik kumaşlar, hazinenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.

 

Katedralin ziyaret edilmesi:

Köln Katedrali yılda ortalama 6 milyon ziyaretçi çekerek Almanya’nın en çok ziyaret edilen yapısı unvanını taşımaktadır. Günde ortalama 16 bin kişi ziyaret etmektedir. Ziyaret edenlerin ‘% 99 u turisttir.

Şehre gelen herkesin görmesi için, şehir tren istasyonu bile, katedralin yanına yapılmıştır. Özellikle, istasyona bakan kısımdaki meydan çok hareketlidir. Burada, zamanınız olduğunda, oturup, gelen geçeni seyredin.

Katedralin çevresinde: “İnnerstadt” yani “Alstadt” denilen bölge var. Katedralin hemen arkasında, Ren nehri üzerindeki muhteşem köprü ise: yine şehirde görülmesi gereken yerlerden birisidir. Köprünün hemen arkasında, nehrin öbür yanındaki büyük yapı ise: Hyatt Hotel’dir. Eğer daha kuzeye bakarsanız, orada da bir kule görülüyor. Bu kule: 1928 yılında yapılmış ve 80 metre uzunluğundaki “Fair Tower” kulesidir.

Köln Hohenzollernbrücke Köprüsü

HOHENZOLLERN KÖPRÜSÜ

Ren nehri üzerinde, Köln Katedralinin hemen yanındadır.

 

Tarihçesi:

Köprü, Prusya Hohenzollern hanedanına atfen adlandırılmıştır. İlk yapıldığında köprü üzerinden sadece demiryolu geçmekte iken, 1945 yılında bu köprü yıkılmış ve sonraki yapılanmada, köprü üzerinden hem demiryolu hem de yaya yolu geçirilmiştir.

II Dünya Savaşı sırasında yapılan bombardıman sırasında köprü ağır hasar görmez. Ancak 6 Mart 1945 tarihinde müttefikler tarafından Köln şehrini saldırı başlayınca, köprü, Alman mühendisler tarafından havaya uçurulmuştur. Savaştan sonra ise 8 Mayıs 1948 tarihinde köprü yeniden açılmıştır. 1980  yılında ise büyük bir onarım geçirmiştir.

 

Köln Hohenzollern Köprüsü

Mimari ve Teknik özellikleri:

Köprünün toplam uzunluğu 408 m, genişliği ise 27 m dir. Ana açıklık sayısı 3 tür. Her açıklığın uzunluğu 107 m dir. Köprünün su üzerinden yüksekliği 14 m dir. İnşaat süresi: 1907-1911 yılları arasında yaklaşık 4 yıldır.

Üç paralel çelik kafes kemeri bulunur. Her üç kemer de yatay kuvvetleri köprü ayaklarına ileterek zemindeki basıncı dengeler. Ren nehri tabanına indirilmiş keson temeller üzerine kurulmuştur.

Köprü ayakları taş kaplama ile güçlendirilmiştir, Gotik köprü kulelerine benzer bir görünüm kazandırılmıştır. Kemer kirişlerinin üst kısmında süslü demir işçiliği bulunur. Her iki köprü başında, anıtsal taş kapı kuleleri yer almaktadır.

İki tarafta demiryolu hattı, ortada ise yaya ve bisiklet yolu bulunur. Demiryolu hatları elektrikli üst yapı ile donatılmıştır.

Her iki uçta Holenzollern hanedanına ait atlı heykeller dikkati çeker.

Günde yaklaşık 1.200 tren köprüden geçer, bu da onu Avrupa’nın en yoğun demiryolu köprülerinden biri yapar.

Sonuç: Hohenzollern köprüsü, hem estetik tasarımı hem de mühendislik performanslarıyla 100 yılı aşkın süredir Köln şehrinin vazgeçilmez bir parçası olmaya devam etmektedir.

Köln Relterstandbild Kaiser Wilhelm I heykeli

Atlı Heykeller:

Köprünün her iki ucunda birer bronz atlı heykel bulunmaktadır. Bu heykeller Prusya ve Alman İmparatorluğunun en önemli hükümdarlarını tasvir etmekte olup köprünün tarihi ve siyasi kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Batı uçta: Prusya Kralı ve Almanya’nın ilk İmparatoru Kaiser Wilhelm (1871-1888) heykeli bulunur. Heykel, onu zafer pozu veren görkemli bir atlı olarak tasvir eder. 1911 yılında yapılmıştır.

Doğu ucunda: Kaiser Friedrich III heykeli vardır. Friedrich III, uzun süre Prusya veliahtı olmuş, ancak sadece 99 gün tahtta kalabilmiştir. (1888) Hemen yanındaki Wilhelm II ise, I Dünya savaşı döneminin imparatoru olup 1918 yılında tahttan inmiştir.

Evet, heykeller tam boy bronz döküm tekniğiyle yapılmıştır. Her biri yaklaşık 6-7 metre yüksekliktedir. Atlar dörtnala değil, vakur ve kontrollü bir duruşta betimlenmiştir. Bu Prusya disiplinini sembolize eder. Kaideler üzerinde Latince ve Almanca yazıtlar bulunur. Heykeller köprü silüetiyle birlikte Köln Katedrali arka planında son derece etkileyici bir görünüm sunarlar. Bu heykeller sadece birer sanat eseri değil, aynı zamanda Alman İmparatorluğunun gücünü ve birliğini temsil eden siyasi birer semboldür. Köprünün 1911’de açılışı, hem ulaşımda modernleşmeyi hem de Hohenzollern hanedanının prestijini kutlama amacı taşıyordu.

 

Köln Holenzollern Köprüsü Aşk Kilitleri

Aşk kilitleri:

Aşk kilidi geleneğinin kökeni tartışmalı olmakla birlikte, Avrupa’da 2000’li yılların başında yaygınlaşmıştır. Holenzollern Köprüsü, dünyada aşk kilidi geleneğiyle en çok özdeşen köprülerin başında gelir. Buradaki gelenek yaklaşık 2008 yılından itibaren popülerlik kazanmış ve kısa sürede dünyanın en ünlü aşk kilidi mekanına dönüşmüştür.

Çiftler, isimlerini veya mesajlarını yazdıkları metal kilitleri, köprünün korkuluklarına asıp anahtarı Ren nehrine fırlatmaktadır. Bu durum, aşklarının sonsuza dek kilitlendiğini simgeler.

Günümüzde köprüde 500 binden fazla kilit bulunduğu tahmin edilmekte olup bu kilitlerin toplam ağırlığının 20 tonu aştığı düşünülmektedir. Köprünün bazı bölümleri o kadar yoğun kilitlenmiştir ki, altındaki demir parmaklıklar artık görülmez. Gece ışıkta binlerce kilidin parıltısı, büyüleyici bir görünüm oluşturur.

 

Geziye devam ediyoruz.

Katedral gezisi sonrasında, katedralin önündeki alandan, güneye ilerleyin, katedralin önündeki alanın hemen solunda: Romishch-Germanish Müzesi var.

Almanya Köln Romen-Germen Müzesi

ROMİSHCH-GERMANİSH MÜZESİ

Köln Katedrali yakınlarındadır. Katedral ve müze yan yanadır. Köprüden yürüme mesafesindedir.

Köln Romen-Germen Müzesi mozaiği

Tarihi:

1941 yılında II Dünya savaşı sırasında Köln’de bir sığınak inşaatı yapılırken işçiler büyük bir Roma dönemi mozaiğini keşfederler. Bu eser, yaklaşık MS 220-230 yıllarına tarihlenen “Dionysos Mozaiği” dir. Mozaik o kadar büyük ve kırılgandır ki, taşınamamıştır, müze mozaiğin etrafına inşa edilmiştir. Müzenin iç avluları da antik villa düzeninde yapılmıştır.

1974 yılında kapılarını açan müze, o günden bu yana Roma döneminin en önemli koleksiyonlarından birini barındırmaktadır.

 

Köln şehrinin Roma geçmişi:

Köln şehrinin Roma dönemindeki adı “Colonia Claudia Ara Agrippinensium” dur. MS 38 yılında Romalılar tarafından kurulmuştur. İmparator Claudius’un eşi Agrippina burada doğduğundan şehir özel statü kazanmıştır. MS 50’de resmi Roma kolonisi ilan edilmiştir. Ren nehrinin en önemli Roma sınır üslerinden biriydi. Nüfusu doruk döneminde yaklaşık 20-30 bin kişiye ulaşmıştır. Bugünkü Köln sokaklarının birçoğu hala Roma kenti ızgara planını takip etmektedir.

 

Müze binasının mimari özellikleri:

Bina 1947 yılında açılmış, modern Brntalist mimari anlaşıyla tasarlanmıştır. Müze binası yakın zamanda kapsamlı bir restorasyon sürecine girmiştir. Koleksiyonun bir kısmı bu süreçte geçici mekanlarda sergilenmektedir.

Müzenin Koleksiyonu:

Müzenin önündeki yazıt, şehrin kuzeyindeki eski şehir kapısından getirilmiştir.

1-Dionysos Mozaiği:

Müzenin taşınmaz baş yapıtı ve en büyük hazinesidir. Boyutları: 10 x 7 metredir. Yani yaklaşık 70 metre karedir. 1.5 milyondan fazla renkli taş parçasından oluşur. Şarap tanrısı Dionysos ve ona eşlik eden mitolojik figürleri tasvir eder. Roma döneminde zengin bir villanın yemek odası zeminini süslemiştir. Renk canlılığı ve işçiliğiyle bugün hala Avrupa’nın en iyi korunmuş Roma mozaiklerinden biri sayılır.

Köln Romen-Germen Müzesi Poblicius Anıtı
2-Poblicius Anıtı:

MS 1 yüzyıla ait dev bir Roma anıt mezarıdır. 1965 yılında Köln’de bir inşaat çalışması sırasında yüzlerce taş parça bulundu. Parçalar titizlikle temizlendi ve kataloglandı, uzmanlar parçaları bir araya getirerek anıtı yeniden inşa ettiler.

Anıtın yüksekliği yaklaşık 15 metredir. Kalker taştan yapılmıştır.

Gaius Iulies Poblicius adlı bir Roma askeri için yaptırılmıştır. Kendisi Fabia kabilesinden, Veleai şehrindendir. Legio V Alaudae’nin (5 Lejyon) Birinci Çavuşudur. Yani bir lejyondaki en yüksek rütbeli çavuş unvanıdır. Son derece prestijli bir pozisyondur. Anıta göre yaklaşık 80 yaşında hayatını kaybetmiştir. Uzun ve onurlu bir askeri kariyerinin ardından, Colonia’da (bugünkü Köln) hayatını sürdürmüş ve orada ölmüştür. Anıt, muhtemelen varlıklı mirasçıları tarafından ona olan saygının göstergesi olarak yaptırılmıştır.

Köln şehrinde bulunan en büyük Roma mezar anıtıdır. Kuzey Avrupa’daki en iyi korunmuş Roma mezar kulelerinden biridir. 1 yüzyıl Rome heykel ve kabartma sanatının mükemmel bir örneğidir. Köln şehrinin erken Roma dönemindeki zenginlik ve önemini gözler önüne serer.

Köln Romen-Germen Müzesi
Diğer önemli eserler:

Roma dönemi cam eserleri ki, bunlar antik dünya cam sanatının zirvesi sayılır. Altın ve gümüş mücevherler, Roma askeri silah ve zırhları, Günlük yaşama ait kap, kacak, heykel ve objeler, sikke koleksiyonu (MS 1-4 yüzyıl) ve Roma dönemi yazıt ve kabartmalarıdır.

 

Geziye devam ediyoruz.

Burayı da gezdikten sonra: hemen bu müzenin arkasındaki başka bir müzeyi geziyoruz.

Almanya Köln

LUDWİG MÜZESİ

Giriş ücreti: tam 13 euro, indirimli 8 eurodur.

Köln şehrinin Avrupa’nın modern sanat başkentlerinden biri yapan en önemli unsurdur. Londra’daki Tate Modern, Paris’teki Centre Pompidou ile aynı üst ligada yer alır. Koleksiyonun genişliği ve kalitesiyle dünya çapında tanınır.

Köln Ludwig Müzesi

Müzenin kuruluşu ve kurucuları:

Müze adını kurucuları Peter Ludwig (1925-1996) ve eşi Irene Ludwig’den almıştır.

Peter Ludwig, Almanya’nın en büyük çikolata şirketi Monheim’in sahibiydi.

İkisi birlikte dünyanın en önemli özel sanat koleksiyoncuları arasına girdiler.

1976’da koleksiyonların büyük bölümü (350 sanat eserini) Köln şehrine bağışladılar.

Peter Ludwig aynı zamanda Budapeşte, Viyana, Havana, St Petersburg ve daha pek çok şehirdeki müzelere de eser bağışladı.

Irene Ludwig ise yardım kuruluşlarıyla sosyal projelere önem verdi.

 

Müze binası mimarisi:

1986 yılında açılmıştır. Köln Katedrali ve Romen-Gemen Müzesi ile birlikte kültürel bir üçgen oluşturur. Binanın dişli çatı profili, şehir silüetinde kolayca tanınır. Holenzollern Köprüsüne ve Rem Nehrine bakan muhteşem konumu ile öne çıkar. İçeride geniş, ferah ve bol doğal ışıklı açık galeri alanları bulunur.

Köln Ludwig Müzesi

Müze koleksiyonunun ana bölümleri:

1-Pop Art Koleksiyonu:

Müze, ABD dışındaki en kapsamlı Pop Art koleksiyonuna sahiptir. Koleksiyonda eserleri bulunan bazı sanatçılar şunlardır: Andy Warhol, Roy Lichtenstein, Jasper Johns, Robet Rauschenberg, Claes Oldenburg.

 

2-Picasso Koleksiyonu:

779 eser ile dünyanın en kapsamlı Picasso koleksiyonlarından biridir. Resim, heykel, grafik, seramik dahil tüm dönemlerini kapsar. Mavi Dönem, Kübizm, Klasik Dönem eserlerinin tümü temsil edilmektedir.

Müzenin en ikonik eserleri:

Marilyn Monroe serisi: And Warhol 1960’lar Pop Art.

Guernica çalışmaları: Pablo Picasso, Kübizm.

Siyah Kare: Kazimir Malevich, Avant-Garde

Fotorealist tablolar: Gerhard Richter. Çağdaş.

 

Geziye devam ediyoruz.

Sonra, hemen önde, başka bir müze var.

Köln Wallraf-Richartz Müzesi

WALLRAF-RİCHARTZ MÜZESİ

Köln’ün tarihi merkezinde, Eski Pazar yakınında konumlanır. Giriş ücreti 13 euro, indirimli ise 8 eurodur.

Müze, iki önemli ismin anısına adlandırılmıştır.

Ferdinand Franz Wallraf (1748-1824)

Köln’ün Katolik rahibi, botanikçi ve koleksiyoncusudur. Fransız işgali döneminde (Napolyon dönemi) kiliselerin ve manastırların kapatılması sırasında binlerce sanat eserini kurtardı. Hayatı boyunca derlediği tüm koleksiyonunu Köln şehrine vasiyet etti. Onun bu fedakarlığı olmasaydı pek çok eser yok olacaktı.

Johann Heinrich Richartz (1795-1861)

Kölnlü zengin bir tüccar ve hayırseverdir. Wallraf; koleksiyonunu sergileyecek bir bina inşa edilmesi için büyük mali bağış yapmıştır. 1861’de ilk bina onun katkısıyla açılmıştır.

Gerard Corboud (Fondation Corboud)

İsviçreli koleksiyoncu Gerard Corboud, 170 izlenimci eser bağışladı. Bu bağıış müzenin adına “Fondation Corboud” ekini kazandırdı.

Köln Wallraf-Richartz Müzesi

Müze binası mimarisi:

Mimar Alman mimarisinin önemli ismi Oswald Mathias Ungers dir. 2001 yılında açılmıştır. Tarz: minimalist, saf geometrik postmodern mimaridir. Ungers’in imzası olan kare ve  dikdörtgen formlar baskındır. İç mekanda bol doğal ışık ve temiz beyaz galeriler vardır. Dışarıdan sade görünse de içeride geniş ve ferah bir deneyim sunar.

Köln Wallraf-Richartz Müzesi

Koleksiyonun öne çıkan eserleri:

Müzenin kalbinde, Orta Çağ Sanatı bölümü vardır. Wallraf-Richard, Köln Okulu tabloları açısından dünyada eşsizdir. Köln’ün en büyük ortaçağ ressamı Stefan Lochner’in eserleri bulunur. Altın arka planlı dini ikonalar ve altar resimleri bulunur. Madonna ve çocuk kompozisyonları, Aziz portreleri ve kilise için üretilmiş paneller vardır.

Rönesans ve Barok eserler bölümünde: Alman Rönesansının zirvesi ressamı Albrecht Dürer, Lucas Cranach te Elder, Flamanların en büyük barok ustası Peter Paul Rubens, Işık ve gölgenin Hollandalı ustası Rembrand van Rijn, Portre sanatının zirvesi Anthony van Dyck eserleri bulunur.

İzlenimcilik yani Empresyonizm bölümünde: Claude Monet’in su zambakları, Seine nehri manzaraları tabloları, Pierre-Auguste Renoir’in neşeli figür kompozisyonları, Camille Pissaro’nun Paris sokakları, Edgar Degas’ın Bale sahneleri, Paul Cezanne’nin Post-Emperyonist geometrik düzenlemeleri bulunur.

 

Müze ziyaretinde bu eserleri görmeden dönmeyin:

Stefan Lochner, 1450 Köln Okulu dönemi yapımı, Madonna im Rosenhag. Gül bahçesinde Madonna tablosu müzenin simgesi haline gelmiştir.

Köln Okulu, 14 yüzyıl, Azizler Tabloları.

Rönesans dönemi, Albrecht Düner, Portreler serisi.

Claude Monet, İzlenimcilik, Su Zambakları,

Edgar Degas, İzlenimcilik, Bale Sahneleri.

Geziye devam ediyoruz.

Müzenin önündeki caddeden, batıya, yani ren nehrinin tam tersi istikametinde yürüyün, solunuzda yeşillikler içinde: başka bir müze ile karşılaşacaksınız.

 

Köln MAKK-Museum für Angewandte Kunst Köln-Uygulamalı Sanatlar Müzesi

MUSEUM FÜR ANGELWANDTE KUNST-UYGULAMALI SANATLAR MÜZESİ

Müze, Köln Katedraline yakın konumdadır.

Tarihçe:

MAKK, 1888 yılında kurulmuş olup Köln şehrinin en eski ikinci müzesidir.

Müzenin tarihi, bir gurup vatandaşın Orta Çağ’dan günümüze uzanan uygulamalı sanat eserlerini barındırarak, bir müze kurulması amacıyla bir araya geldiği 1888 yılına dayanmaktadır.

1987 yılına kadar “Kunstgewerbemuseum” (Dekoratif Sanatlar Müzesi) adıyla anılmıştır.

Bina ve Mimari:

Müze binası, Rudolf Schwarz ve Josef Bernard tarafından tasarlanmış olup bir mimari ikon olarak kabul görmektedir.

1957 yılında II Dünya savaşı sonrasında modern mimari diliyle tamamlanan ilk müze binası olma özelliği taşımaktadır.

İç avlusunda, Ewald Matare’nin eseri olan çeşmesiyle ziyaretçilere görsel yoğunluktan uzaklaştırabilecek sakin bir köşe sunmaktadır.

 

Koleksiyon;

Müzede yaklaşık 250 bin eser bulunmaktadır. Orta Çağ, Rönesans, Barok ve Rokoko’dan Bledermeier, Historismus, Art Nouveai ve Modern döneme uzanan ev kültürü, sofra kültürü, lüks eşyalar ve mücevherler sergilenmektedir.

Müze, 800 yıllık Avrupa el sanatları koleksiyonuna ve 5000 yıl geriye uzanan mücevher koleksiyonunu Köln’ün kalbinde sunmaktadır.

Koleksiyonda öne çıkan parçalar:

Faszination Schmuck (Mücevherin Büyüsü) adlı daimi sergi, 7000 yıllık mücevher sanatını kapsamaktadır.

 

Gezmeye devam ediyoruz.

Buradan doğru ilerleyin ve yol bittiğinde, caddeden sağa döndüğünüzde, yine bir önemli yapı ile karşılaşacaksınız.

Köln El-De Haus

EL-DE HAUS

Tarihi:

EL-DE Haus, adını binanın kurucusu kuyumcu Leopold Dahmen’in baş harflerinden almaktadır. Başlangıçta konut ve ticari bina olarak planlanan yapı, 1935 yazında Köln Gizli Devlet Polisi (Gestapo) tarafından devralınarak kiralanmıştır. Gestapo, binayı kendi amaçları doğrultusunda yeniden düzenlemiş ve bodrum katında 10 hücreli bir tutukevi oluşturmuştur.

 

Nazi Dönemi:

EL-DE Haus, Aralık 1935-Mart 1945 yılları arasında Köln Gestapo’sunun merkezi olarak hizmet vermiştir. Binanın bodrum katındaki tutukevinde siyasi muhalifler ve Nazi rejimine karşı çıkanlar sorgulanmıştır. Haftalarca, çoğu zaman aylarca tutuklu kalmışlardır. Gestapo, işkence yoluyla itiraf koparmıştır. Savaşın son aşamasında EL-DE Haus’un iç avlusunda başta yabancı zorla çalıştırılanlar olmak üzere yüzlerci kişi idam edilmiştir.

Tarihin bir cilvesi olarak savaşın yıkımından büyük ölçüde etkilenmeyen EL-DE Haus binası, günümüze sağlam bir şekilde ulaşmıştır.

 

Gedenstatte-Anıt ve Hücre Koridoru:

NS-Dökümantasyon Merkezi, Almanya’nın en büyük yerel anıt mekanlarından biridir. Burası hem bir anıt, hem öğrenme, hem de araştırma mekanıdır. Merkezde, büyük ölçüde korunmuş hücre bloğu ve eski mahkumların bıraktığı 1800 den fazla duvar yazısından oluşan eşsiz bir koleksiyon yer almaktadır. Bodrum kattaki hapishane hücrelerindeki bu yüzlerce duvar yazısı, Nazi terörünü çarpıcı biçimde gözler önüne sermektedir.

 

Müze ve Araştırma Merkezi olarak Günümüz:

NS-Dökümantasyon Merkezi 1988 yılında kurulmuş, 1995 yılından itibaren tüm işlevleri tek çatı altında toplamak amacıyla, EL-DE Haus yeniden düzenlenmiş ve Haziran 1997’de “Köln im Nationalsozlalismus” (Nasyonal Sosyalizm Döneminde Köln) adlı daimi sergi açılmıştır. NS-DOK: mekanda ve kent genelinde, NS tarihi üzerine turlar düzenlemekte, gençlik ve antisemitizm, ırkçılık ile aşırı sağ konularında atölye çalışmaları sunmakta, ayrıca herkese açık bir araştırma kütüphanesi işletmektedir. Ziyaretçi sayısı yıldan yıla artmış, 2019 yılında rekor kırılarak 97.000 kişi olmuştur. Ziyaretçilerin büyük çoğunluğu okul guruplarından oluşmaktadır.

Müze, 2006 yılında “Yılın Müzesi” seçilmiştir.

 

Geziye devam ediyoruz.

Oradan, kuzeye ilerleyip, yolu kesen cadde ile karşılaşınca sola dönün, biraz ilerleyince yine yeşillikler içinde “Köln Şehir Müzesi” ni göreceksiniz.

Köln Zeughaus

ZEUGHAUS-KÖLNİSCHES STADTMUSEUM

Zeughaus, bugünkü Köln Altstadt-Nord’da 1594 ile 1606 yılları arasında, şehrin silah deposu (cephanelik) olarak inşa edilmiştir. “Zeug” kelimesi, dönemin dillerine göre askeri teçhizat ve silahları ifade etmekteydi.

Zeughaus, Hollanda Rönesansının etkisiyle inşa edilmiş sade bir tuğla yapıdır. 66.80 m uzunluğu ve 17 metre genişliğiyle dikkat çekicidir. Yapının çatısı boyunca her iki uzun cephede, ikişer adet basamaklı alın duvarı yer alır. Yapının köşesine yerleştirilmiş yuvarlak bir merdiven kulesi vardır. Zemin seviyesinden yaklaşık 23 metre yüksekliğe ulaşmaktadır.

“Der Goldene Vogel” (Altın kuş) tescilli tarihi Zeughaus’un merdiven kulesinin tepesine yerleştirilmiş, altın rengine boyanmış ve kanatlı bir otomobildir. HA Schult (fikir ve tasarım) ile Elke Koska'(nın 1989 yılındaki Fetich Auto sanat koleksiyonunun bir ürünüdür.

Yapı, bu tür binaların tipik özelliklerini taşımaktadır. Büyük kapılı geniş bir zemin kat, top ağırlığı nedeniyle bodrum katının bulunmaması, masif sütunlar ve üst katta tahıl ambarı.

Köln Zeughaus

Zeughaus, yüzyıllar boyunca farklı amaçlarla kullanılmıştır. Eski subay gazinosu, idari bina ve Deutz’daki kışla gibi mekanlarla konaklayan müze, en sonunda bu tarihi cephaneliğe taşınmıştır. 1924’ten 1945’e kadar binada vergi idaresi bulunmaktaydı.

1912’de Zeughaus’un yeni müze mekanı olarak değerlendirilmesi gündeme gelmiş, ancak Büyük Buhran ve II Dünya Savaşı bu planı geciktirmiştir. Kölnisches Stadtmuseum ancak 1958’de buradaki daimi sergisini açabilmiştir.

Köln Zeughaus

2000 metrekarelik alanda Köln’ün Orta Çağ’dan II Dünya Savaşı sonrasına uzanan tarihi sergilenmiştir. 1268 tarihli şehir mührü, katedrali inşa ederken kullanılan dev halat makarası ve 1960’lara ait kırmızı Ford Taunus gibi eserler ilgi çekici hikayeler anlatmaktadır. 800 yıl önce Köln, Alpler’in kuzeyindeki en önemli şehirdi, Londra ve Paris’ten bile daha büyüktü.

Müzenin koleksiyonu, Ferdinand Franz Wallraf’ın zengin birikimine dayanmakta olup şehir tarihine ait eserler 1888’den itibaren derlenmektedir.

 Geziye devam ediyoruz.

Müzenin hemen önündeki caddeden kuzeye ilerleyin, meydanla karşılaştığınızda, sola dönün ve bu kez: şehrin ünlü 12 Romanesk kilisesinden birini göreceksiniz.

Köln ST Gereon Bazilikası

ST.GEREON BAZİLİKASI

St Gereon Bazilikası (Basilika Sankt Gereon), Aziz Gereon’a adanmış bir Alman Roma Katolik kilisesidir. 25 Haziran 1920 tarihinde küçük bazilika statüsüne kavuşturulmuştur.

Yapının temeli, yaklaşık MS 350 yılına tarihlenen geç antik çağa ait oval bir merkezi binadır. Bu yapının fonksiyonu tam olarak bilinmemekle birlikte, Köln’ün en eski Roma mezarlığının üzerinde bulunduğundan büyük olasılıkla bir anıt mezar ya da kilise olarak inşa edilmiştir.

Efsaneye göre: Aziz Gereon, Teb Lejyonunun bir Roma subayıydı. Hıristiyanları zulmetme emrine uymayı reddetti ve yaklaşık MS 304’da başı kesilerek idam edildi. Onun ve yoldaşlarının kanıt, dekoganon girişinde sol tarafta yer alan ünlü “Kan Sütunu” na sıçradı. Kripta da ise Gereon’un kalıntılarının bulunduğu lahit yer almaktadır.

Kiliseden bu konumda bahseden ilk belgelenmiş kayıt, MS 612 yılına aittir. 1060-1062 yılları arasında Başpiskopos Anno II döneminde yeni bir uzun koro odası ve altına bir kripta eklenmiştir.

Köln ST Gereon Bazilikası

Mimari:

Bazilika son derece düzensiz bir plana sahiptir. Nef kısmı, 21 m uzunluğunda ve 16.9 m genişliğinde, ongen (dekagonal) oval bir kubbe ile örtülüdür. Bu kubbe 1227 yılında antik yapının kalıntıları üzerinde tamamlanmıştır.

Dekagonun geç Romanesk-erken Gotik kubbesi, 6 yüzyılda inşa edilen Ayasofya ile birlikte 15 yüzyıldaki Floransa Katedrali arasındaki dönemde Batı dünyasında inşa edilmiş en büyük kubbedir.

1219-1227 yılları arasında erken Hıristiyanlık dönemine ait oval yapı, ongen biçimine dönüştürülmüştür. 3 katlı galeri ve bir aydınlık şeridi eklenerek dönemin yeni mimarisi olan Gotik tarzda bir kubbe ile örtülmüştür.

Bu dönem yapısı, Alplerin kuzeyindeki Orta Çağ’ın en büyük serbest tonozlu merkezi binası olma özelliğini taşımaktadır. Dekagonun tasarımı, Romanesk ve erken Gotik stilleri kusursuzca harmanlayan mimari bir başarının ürünüdür.

 

İç Mekan ve Hazineler:

Bazilikada çarpıcı mozaikler ve Roma İmparatorluğu döneminden kalma hamam kalıntıları bulunmaktadır. Apsislerden birinde, tüm merkezi binayı kaplayan mozaik zeminin günümüze ulaşabilen tek korunmuş bölümü görülebilir.

Kriptada Aziz Gereon’un lahdi ve antik mozaikler yer almaktadır. II Dünya Savaşı sırasında ciddi hasar gören yapı restore edilmiş olsa da içerideki vitray pencereler eski ile yeninin ilginç bir karışımını sunmaktadır. Gotik mimarinin şaheseri olan üst sacrictia (hazine odası) 2019 yılında restore edilmiştir.

 

Aziz Gereon’un Kumaşı:

Avrupa’nın en eski halısıdır. Koro bölümünde asılı olan Aziz Gereon Kumaşı, Avrupa’da günümüze ulaşan en eski dokuma halıdır. 11 yüzyıla ait bu eser, parçalar halinde çeşitli müzelerde sergilenmektedir. Nürnberg Alman Ulusal Müzesi, Berlin Kungstgewerbemuseum, Lyon Tekstil Müzesi ve Londra Victoria Albert Müzesi.

Kumaşın Londra’daki bölümünde aslan başı maskesi, diğer parçalarda ise boğalara saldıran grifonları gösteren madalyon motifleri yer almaktadır.

 

Gezmeye devam ediyoruz.

Buradan sonra, aynı caddeden batıya doğru ilerlemeye devam ediyoruz ve bir süre sonra, bol ağaçlıklı bir caddeye ulaşıyoruz. Burası: Christophstr/Mediapark bölgesidir. Buraya ulaştığımızda, sola dönüyoruz ve güneye doğru ilerlemeye başlıyoruz. Önce, Friesenplz meydanı ve sonra: Ehrenstrabe denilen caddeye ulaşıyoruz.

Köln Ehrenstrafe

EHRENSTRABE

Burası Köln şehrinin Trend caddesidir.

Ehrenstrabe, Köln’ün en popüler alışveriş caddelerinden biridir. Cadde boyunca çok sayıda butik, dükkan ve restoran bulunur. Köln şehrinin en gözde alışveriş caddesi olan Schildergasse’ye alternatif bir alışveriş aksı olarak kabul edilmektedir. Aralarındaki molalarda ziyaretçileri davet eden kafeler ve restoranlar bulunur.

Ehrenstrabe, yıllar içinde büyüleyici bir dönüşüm geçirmiş, canlı ve trend bir caddedir. 1960’lara kadar farklı bir geçmişi olan bu cadde, sonraki dönemlerde sanatçıların ve moda tutkunlarının odağı haline gelmiştir. 2026 yılı itibarıyla Ehrenstrabe’nin en önemli değişimi, büyük ölçüde araç trafiğine kapalı hale getirilmesidir. Cadde artık Arket ve Ganni gibi trend markalar ile yüksek kaliteli sokak modası için şehrin birincil adresi konumundadır.

Ehrenstrase 60 Numaradaki Pick Weight mağazası gerçek vintage tutkunlarının vazgeçilmez durağıdır. 1960’lardan 2000’lere uzanan döneme ait parçaların kilogram üzerinden fiyatlandırıldığı bu mağaza, adeta bir hazine avına çıkma deneyimi sunar.

1875 yılında açılan Zimmermann Fırınında ise Köln’e özgü Schnecke (salyangoz şeklinde çörek) yiyebilirsiniz.

 

Geziye devam ediyoruz.

Bu cadde üzerinde doğuya doğru yürümeye devam edin, Hahnan caddesi ile karşılaşacaksınız. Bu caddeden sonra, Schilder gasse caddesine ulaşılıyor.

Köln Schildergasse

SCHİLDERGASSE

Schildergasse, Almanya’nın Köln şehrinin merkezinde yer alan bir alışveriş caddesidir. Gfk’nın 2008 yılında gerçekleştirdiği araştırmaya göre saatte 13.000 kişinin geçtiği bu cadde, Avrupa’nın en işlek alışveriş caddesidir.

BNP Paribas Real Estate ve Locatus tarafından yapılan araştırmaya göre, Schildergasse, 2021 yılında günde yaklaşık 77.200 ziyaretçisiyle Avrupa’nın en çok ziyaret edilen alışveriş caddesi olarak birinci sıraya yerleşmiştir. Aynı çalışmada Köln’ün Hohe Strastse Caddesi de günde 48.000 ziyaretçiyle 8 sıraya girmiştir.

Cadde, Roma döneminde şehrin Decumanus Maximus’u (Doğu Batı ana ekseni) olarak kullanılmaktaydı. Köln’ün ikinci en eski caddesi olan Schildergasse, tarihte Galya’ya uzanan ticaret yolunun bir parçasıydı. Caddenin adı (tabelacı/ressam) Orta Çağda’ki sanatsal kökenlerine işaret etmektedir. Almanya’nın ilk yaya bölgelerinden biri olan Schildergasse, 1967’de araç trafiğine kapatılmıştır.

Schildergasse, 1966’da yaya bölgesine dönüştürülmeden çok önce de alışveriş ve gezinti için tercih edilen bir caddeydi. Örneğin: Çikolata üreticisi Franz Stollwerck burada 1847’de Cafe Royal’ı açtı. Köln’ün ilk sineması da Schildergasse’deydi. Şehrin o dönemki en büyük ve en modern mağazası olan Kaufhaus tietz, 1914’de Schildergasse ile Hohe Strasse’nin köşesinde açıldı.

534 m uzunluğundaki cadde, Neumark’tan (Yeni Pazar) Köln’ün 2 nci büyük alışveriş caddesi Hohe Strasse’ye kadar uzanmaktadır. Her gün 79 bin kadar kişi bu güzergahtan geçmektedir.

Caddede dikkat çeken mimari yapıların başında ünlü mimar Renzo Piano tarafından tasarlanan ve pek çok kişinin “cam balina” ya benzettiği Weltstadthaus’un kavisli cam cephesi gelmektedir.

Geniş yaya bölgesi, geleneksel dükkanların yanı sıra modern mağazaların, sokak müzisyenlerinin, kafelerin ve atıştırmalık duraklarını bir arada barındırmaktadır. Onlarca yıl boyunca, Almanya’nın en tanınan sokak müzisyeni “Kemancı Klaus” burada sıklıkla karşılaşılan bir figürdür.

 

Gezmeye devam ediyoruz.

Bu cadde üzerinde ilerlerken, hemen bir sağ paralel caddede kalan bir müzeyi gezmenizi öneririm.

 

Köln Museum Schnütfen

SCHNÜTGEN MÜZESİ

Giriş ücretlidir, giriş bileti 10 euro, indirimli 7 eurodur.

Museum Schnütfen, Ortaçağ Hıristiyan sanatına adanmış en önemli müzelerden biridir. Müze, 1956’dan beri Romanesk mimarinin eşsiz örneklerinden biri olan St Cacillien Kilisesi içinde yer alır. Koleksiyonun temeli, Katolik rahip ve ilahiyatçı Alexander Schnütgen’in (1843-1918) bağışladığı eserlerle atılmıştır. Bugün müzede yaklaşık 2000 eser sergilenmektedir. Toplam koleksiyon ise 13.000 parçadan oluşur.

 

Mimari:

Müzenin en büyük sergi salonu, 1000 yıllık St Cacilien Kilisesidir. Romanesk mimarinin uyumlu oranları, sergilenen eserlerin ruhani atmosferini güçlendirir. 2010 yılında açılan modern ek bina, koleksiyona çağdaş bir sergi alanı kazandırmıştır.

 

Öne çıkan eserler:

St George Haçı: 11 yüzyıldan kalmadır. Ahşap üzerine işlenmiş etkileyici bir haçtır.

Heribert Tarak: 9 yüzyıldan kalmadır. Fildişinden yapılmış litürjik tarak.

Parler Büstü: Avrupa Gotik sanatının önemli örneklerinden biridir.

Saint-Alban Psalter yaprağı: Carolingian dönemi el yazmasıdır.

Vitraylar ve Tekstiller: Köln Katedrali dönemine ait vitraylar ve nadir dokuma eserler.

 

Gezmeye devam ediyoruz.

Burada ilerlerken: şehrin en ünlü meydanlarından birini görmeden geçmeyin. Daha sonra: önce “Hohe caddesi” ve sonra “İnnerstadt” bölgesine kadar ilerleyin ve Ren nehri kıyısından: güneye doğru yürümeye devam edin.

Köln Hohe Strabe

HOHE STRABE

Köln’ün en ünlü alışveriş caddelerinden biri olan Hohe Strabe, Köln Katedralinin hemen yanından başlayarak Schildergasse’ye kadar uzanan, trafiğe kapalı ve her gün binlerce ziyaretçiyi ağırlayan canlı bir alışveriş caddesidir. Tamamen trafiğe kapalı, sadece yayalara açıktır.

Tarihi Roma dönemine kadar uzanan bu cadde, bugün Almanya’nın en yoğun alışveriş sokaklarından biridir.

Uzunluk yaklaşık 683 metredir. Wallrafplatz’dan Hohe Pforte’ye kadar uzanır. Schildergasse ile kesişir, bu iki cadde, birlikte Köln’ün alışveriş kalbini oluşturur.

Gelelim caddenin tarihçesine: Hohe Strabe, antik Roma’nın Cardo Maximus adı verilen ana kuzey-güney ekseninin devamıdır. Dar ve taş döşeli sokak yapısı korunmuştur. II Dünya Savaşından sonra yeniden inşa edilerek günümüzdeki geniş alışveriş caddesi kimliğini kazanmıştır.

Yine, bu sokak ve alanlarda, müzik yapanları görebiliyorsunuz. Ayrıca: ilgi alanınızı bilemem ama, burada, şehrin meşhur birası “Kölsch” tadılması mümkün olan yerler var.

 

Gezmeye devam ediyoruz.

Bu kez karşınıza: Çikolata ve Olimpiyat Müzelerinin bulunduğu, Ren nehri üzerinde bir adacık çıkıyor. Burada, bu müzeleri gezmelisiniz. Özellikle: çikolata müzesini sakın atlamayın.

Almanya Köln
Köln Imhoff-Schokoladenmuseum

IMHOFF-SCHOKOLADENMUSEUM-ÇİKOLATA MÜZESİ

Giriş ücreti yetişkinler için 14 Euro, indirimli ise 11 Eurodur. Çocuklar için özel indirimler vardır.

Köln’deki İmhoff-Schokoladenmuseum (Çikolata Müzesi),  dünyanın en kapsamlı çikolata müzelerinden biridir ve her yıl yaklaşık 650.000 ziyaretçi ile Köln’ün en çok ilgi gören kültürel merkezlerinden biri sayılır. Müzenin en ünlü simgesi, sürekli akan 200 kg Lindt çikolatası ile doldurulmuş altın renkli çikolata çeşmesidir.

Müzenin kurucusu Hans Imhof (1922-2007) isimli, Köln’ün çikolata üreticisidir. Kendisi 12 Mart 1922 tarihinde Köln’de doğdu ve 21 Aralık 2007 tarihinde hayatını kaybetti. II Dünya Savaşının ardından çikolata ve şeker fabrikası kurdu, markasız çikolataları büyük başarı kazandı.

Müze 31 Ekim 1993 tarihinde, Köln şehrinin Altsadt-Süd semtinde, Rheinauhafen yarımadasında, eski gümrük binası üzerine inşa edilmiştir. Hans Imhoff, müzeyi sadece 13 aylık bir inşaat sürecinin ardından 53 milyon Alman Markına mal ederek açmayı başarmıştır. Müzenin adı, 2006’daki değişikliğiyle “Imhoff-Schokoladenmuseum Köln” e dönüştürmüştür.

İmhoff, 2007’deki ölümüne kadar müzeyi yönetti. 2015’e kadar eşi Gerburg Klara Imhoff yönetimi devraldı, Ocak 2016’dan itibaren ise kızı Annette Imhoff ve eşi Dr Christian Unterberg-Imhoff müzeyi yönetmeye devam etti.

Müzenin kuruluş hikayesi, adeta bir tesadüf eseridir. 1975’te Stollwerck şirketi Köln-Porz’a taşınırken, bugünkü sergilerin büyük bölümü çöpe atılmak üzereydi. “Hurda” ve “döküntü” olarak nitelendirilen koli yığınlarını inceleyen Hans Imhoff, bunların aslında gerçek birer hazine olduğunu keşfetti.

Köln Imhoff-Schokoladenmuseum-Çikolata Müzesi

Müze binası:

Cam ve alüminyum ağırlıklı modern yapı, eski gümrük binasını çevreler. Müze binası, gemi güvertesini andıran tasarımıyla Rheinauhafen’in “İlk gemisi” olarak bilinir.

9 sergi alanı, 4000 m kare: Çikolatanın 5000 yıllık kültürel yolculuğu, Olmekler, Maya ve Azteklerden başlayarak Barok dönem, sanayileşme ve günümüz üretim tekniklerine kadar.

Cam Çikolata Fabrikası: Ziyaretçiler üretimi sürecini şeffaf bir şekilde görebilir.

Çikolata Çeşmesi: Müzenin en popüler noktasıdır. Ziyaretçilere taze çikolata ikram edilir.

Atölyeler ve Tadımlar: Çocuklar ve yetişkinler için çikolata yapım atölyeleri düzenlenir.

Müzede ayrıca içine girilebilen küçük bir tropikal sera yer alır. Bu cam küp yapı içinde Theobroma Cacao ve Theobroma grandiflorum türünden kakao ağaçları sergilenmektedir. Bazı üretim tesisleri minyatür olarak yeniden oluşturulmuştur.

 

Müzede değerli eserler:

Müzede değerli eserler arasında 18 ve 19 yüzyıllara ait porselen ve gümüş kaseler, Kolomb öncesi Mezoamerika’dan çikolata içme kapları ile tarihi çikolata makineleri ve çikolata otomatları bulunmaktadır.

Köln Imhoff-Schokoladenmuseum-Çikolata çeşmesi

Çikolata Çeşmesi:

Müzenin en özel cazibe merkezi olan 3 metrelik çikolata çeşmesinde ziyaretçiler çikolata tadabilirler. Çeşmede sürekli olarak 200 kg çikolata akmaktadır.

 

Sonuç:

Yılda 4000 rehberli tur ve 650.000 ziyaretçiyle müze, Almanya’nın en çok ziyaret edilen ilk 10 müzesi arasına girmektedir. Müze herhangi bir sübvansiyon almadan tamamen kendi kendini finanse etmektedir. Mart 2006’dan itibaren İsviçreli çikolata üreticisi Lindt-Sprüngli, müzenin yeni ortağı olmuştur. Daha önce Köln’ün köklü çikolata üreticisi Stollwerck bu rolü üstleniyordu. Evet, müze çikolata tarihini öğrenmek, tarihi makinaları görmek ve elbette çikolata tatmak isteyen, her yaştan ziyaretçilere hitap eden Köln’ün en popüler turistik mekanlarından biridir.

Unutmayın, müzenin girişinde her türlü çikolata ürünlerini satan bir yer var. Buradan binbir çeşit çikolatalardan satın alabilirsiniz. Bu dükkanı yani satış yerini ziyaret etmek için müzeye girmek gerekmiyor, müzeye girmek istemezseniz, burayı yine de ziyaret edebilirsiniz.

 

ŞEHRİN KUZEY BÖLÜM

Köln Flora und Botanicher Garten

FLORA UND BOTANİSCHER GARTEN

Tarihçe ve Kuruluş:

Bahçe, 1863 yılında bir özel şirket tarafından Flora parkının oluşturulması amacıyla kuruldu. Bu gelişme, 1857’de Köln Katedrali yakınındaki eski botanik bahçesinin merkez tren istasyonu inşası için yıkılmasına karşılık olarak hayata geçirildi.

Flora, 1864’te kapılarını açtı. Açılış gününde Köln’ün “üst tabaka” sakinlerinden 4.000 ziyaretçi fayton, araba ve buharlı gemilerle geldi. O dönemin en göz alıcı unsuru, Belgal ateşiyle aydınlatılan lüks Cam Saraydı.

Arazi, 19 yüzyılın ortasında Prusyalı Peyzaj mimari Peter Joseph Lenne tarafından tasarlanmış ve 1864’te açılmıştır.

Flora Lenne’nin 1864 tasarımı ile 1914’te açılan Botanik Öğretim Bahçesi, 1920’de birleştirilerek benzersiz bir bahçe anıtı ve seralı botanik bahçesi bütünlüğü oluşturuldu.

Köln Flora und Botanischer Garten

Konum ve Genel Bilgiler:

Flora und Botanischer Garten, Köln Hayvanat Bahçesinin hemen yanı başında, Amsterdamer Strasse 34 adresindedir. Bahçeye her gün ücretsiz olarak girilebilmektedir.

Köln’ün kuzeyinde, Ren nehrinin sol kıyısına yakın konumlanan Flora, kentin en eski ve köklü yeşil alanıdır. 11.5 hektarlık bu alan, 19 yüzyıldan kalmadır ve o dönemde çeşitli bahçe ve sanayi fuarlarına ev sahipliği yapmıştır.

Köln Flora und Botanischer Garten

Bitkiler ve Koleksiyon;

Dünya genelinden getirilmiş 12.000 kültüre adanmış bitki türüyle Flora und Botanischer Garten, hem açık alanda hem de seralarda tüm duyularla gerçek bir dünya turu imkanı sunmaktadır, üstelik tamamen ücretsizdir.

Park, Almanya’nın ilk palmiye avenüsüne ev sahipliği yapmaktadır. Bunların yanı sıra Amerikan mamut ağaçları, yerli Avrupa ve Asya bitkileri bir arada bulunmakta, küçük göletler, kıvrımlı bahçeler ve hatta bir şelale de ziyaretçileri karşılamaktadır. Bu zengin doğal ortam, kuşlar ve sincaplar için de adeta bir cennet niteliğindedir.

Subtropikal serada geniş bir kamelya koleksiyonu yer almaktadır. Bahçe turu: Barok, köylü ve dağ bahçelerinin yanı sıra kış bahçesine de uğramaktadır.

 

Glasplast-Cam Saray:

Parkın içinde, tam merkezde, bir cam saray var. Bu yapı, dökme demir üzerine desenli ve düz camlarla yapılmıştır. Eski Cam Saray, kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından 2014 yılında yeniden ziyaretçilere açılmıştır. Farklı salonları ve odalarıyla düğün gibi özel etkinlikler için çekici bir mekan işlevi görmektedir.

Etkinlikler:

Her yıl Ocak-Nisan ayları arasında uluslararası ödüllü “Uzakdoğu Çiçek Büyüsü” sergisi düzenlenmekte ve bu etkinliğe yaklaşık 60.000 ziyaretçi akın etmektedir. Bunun dışında da pek çok etkinlik, rehberli tur ve eğitim programı sunulmaktadır. Sıcak aylarda “Dank Augusta” adlı bahçe restoranı açılarak ziyaretçilere kavanozlarda sunulan küçük atıştırmalıklar ve terastan içecekler eşliğinde keyifli bir mola imkanı tanınmaktadır. Her yaz “Hayvanat Bahçesi ve Flora’da Yaz Gecesi” etkinliği düzenlenmekte, bu etkinlikte gece hayvanat bahçesi turu ve çekici müzik programı bir arada sunulmaktadır.

 

Köln Zoologischer Garten

ZOOLOGİSCHER GARTEN -KÖLN HAYVANAT BAHÇESİ

Tarihçe ve kuruluş:

Temmuz 1857’de Köln’de ekonomik ve siyasi açıdan etkili birkaç isim, bir öğretmenin önerisi üzerine “Zoologischer Garten Komitesi” ni oluşturdu. Komite, o dönemde hala Riehl köyüne bağlı olan Stammheimer Weg, Riehler Strasse ve Frohnweg arasındaki 23 dönümlük araziyi 17.700 talere satın aldı. Şehir bahçevanı Anton Strauf, 17 Eylül 1859’da yeşil alanların ve göletlerin düzenlenmesine başladı.

Hayvanat bahçesi, 1860’da açıldı ve bugün Almanya’nın en önemli hayvanat bahçelerinden biri konumundadır. Ren nehri kıyısındaki 20 hektarlık alanda yaklaşık 650 türden 6.000 hayvan sergilenmektedir. 1860’da kurulan Köln Hayvanat Bahçesi, Almanya’nın 3 en eski hayvanat bahçesidir.

Köln Zoologischer Garten

Alan ve Hayvan koleksiyonu:

Yaklaşık 20 hektarlık alanda hayvanat bahçesi, fil, maymun, su aygırı, timsah ve yırtıcı kediler gibi pekçok hayvanı özenle tasarlanmış alanlarda barındırmaktadır. Bugün 700’den fazla farklı türden yaklaşık 10.000 hayvan bulunmaktadır. Bahçe özellikle primatlar konusunda uzmanlaşmış olup mükemmel bir lemur koleksiyonuna sahiptir.

Köln Zoologischer Garten

Öne çıkan bölümler ve yapılar:

1863’de Mağribi üslupta inşa edilen Fil evi ve 1914’ten kalma Maymun Kayalığı gibi korunmuş tarihi yapılar ile yeni binyılda açılan “Yağmur Ormanı” ve “Fil Parkı” gibi modern alanlar, hayvanat bahçelerinin menajeri döneminden doğa koruma merkezine dönüşümümü gözler önüne sermektedir.

Kuzey Avrupa’nın en büyüğü olan Fil Parkı, ilgi çekici bir akvaryum ve sizi egzotik iklimlere götüren yemyeşil bir yağmur ormanı evi, bahçenin en dikkat çekici bölümleri arasındadır.

1985’te insan benzeri prikatlar için orman evi, 1994’te leopar biyotopu, 2000’de yağmur ormanı evi ve 2004’de toplam alanın yüzde onuna karşılık gelen yaklaşık 2 hektarlık fil parkı ziyarete açılmıştır.

Köln Phantasialand

PHANTASİALAND

Köln şehir merkezine 20 km uzaklıktadır. Giriş ücreti yetişkinler için 57 euro, çocuklar için ise 47 eurodur. Park içinde 3 tematik otel bulunmaktadır. Kışın dahi açıktır, kışın yalnızca su konumları dışındaki yerleri açıktır. Yani, konumların % 70’lik kısmı kışın kapalıdır. Ancak, yine de her türlü hava koşulunda, çok eğlencelidir.

Tarihçe ve Genel Bilgiler:

Phantasialand, 30 Nisan 1967 tarihinde açılmıştır. 28 hektarlık alana sahip olan park, bugün yılda yaklaşık 2 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapmaktadır. Altı tema alanı, hız trenleri ve kanal gezileri ile tam bir macera dünyası sunmaktadır.

Kuruluşunda kukla tiyatrosu olarak başlayan Phantasialand, bugün yılda yaklaşık 2 milyon ziyaretçiyi çeken renkli bir tema parkına dönüşmüştür.

Köln Phantasialand

6 Tema Bölgesi:

Phantasialand’ın 6 tema bölgesinin her biri, sizi farklı bir dünyaya taşıyacak şekilde, titizlikle tasarlanmıştır. 1920’lerin kalabalık Berlin sokaklarını keşfedin. China Town’ın gizemli bahçelerinde dolaşabilir ya da Deep in Africa’da heyecan dolu bir safari yaşayabilirsiniz. Mexico bölgesi, parkın en renkli ve canlı bölgelerinden biridir. Güzel duvar resimleri, mozaik karolar ve geleneksel Meksika dekorasyonları, kültürel bir zenginlik katmaktadır. Bölgede adım atar atmaz mariachi gurupları ve halk müziğiyle çevrili sesler duyacaksınız.

 

Öne çıkan sürüşler ve atraksiyonlar:

Phantasialand, dünyanın ilk fırlatmalı uçan hız trenine ev sahipliği yapmaktadır. F.L.Y aynı zamanda dünyanın en uzun uçan hız treni ünvanını taşır. Colorado Adventura adlı maden treni hız treni ise ABD’li şarkıcı ve dansçı Michael Jackson tarafından resmi olarak açılmıştır.

Taron: dünyanın en uzun çok fırlatmalı hız trenidir. Rekor kıran bir hızda sizi fırlatır ve çevirişlerle dolu nefes kesici bir yolculuğa çıkarır.

Mystery Castle: 5 saniyede 65 metreye çıkıp aynı hızla geri indirilen kule içi serbest düşüş deneyimidir. River Quest ise, suların içinden geçtiği için ziyaretçileri sırılsıklam bırakan bir su macerası sunmaktadır.

Tüm hız trenleri ve tema bölgelerinde, özel müzikler kullanılmaktadır. Her deneyime işlenen müzikler, gizemli, ürkütücü ya da heyecan verici temaları güçlendirerek ziyaretçileri hikayenin içine çekmektedir.

Köln Phantasialand

Aileler ve Çocuklar için;

Adrenalin pompalayan hız trenlerinin yanı sıra Phantasialand, genç kaşifler için de bol seçenek sunmaktadır. Çocuklar Fantasy bölgesindeki Wuze Town’da atlıkarıncalara, tekne turlarına ve labirentlere binebilirler. Aileler Colorado Adventura ile nehirde ya da Geister Rikscha ürkütücü tekne yolculuğuyla parkı keşfedebilirler.

 

Gösteriler ve otel deneyimi:

Çok sayıda ödül kazanmış hız trenleri, atraksiyonlar ve gösterilerin yanı sıra üç macera oteli ile Phantasialand, tüm aile için sınırsız eğlence, aksiyon ve macera sunmaktadır. Fantisima’da muhteşem bir akşam yemeği gösterisi izleyebilir, Meksika ormanlarında tekne turu yapabilirsiniz.

Köln Seilbahn

KÖLNER SEİLBAHN

Sachsenbergstasse bölgesindedir. Her gün saat 10.00-17.45 arasında çalışmaktadır. Bilet tek yön 5 euro, gidiş dönüş 7.5 eurodur. Yürümeyi sevenler için tek yön bilet alıp, Rhein Park’ta dolaştıktan sonra nehir boyunca yürüyerek Dom Meydanına dönmeleri önerilir.

935 metre uzunluğundaki teleferik, 1957’de Federal Bahçe Fuarı (Bundesgartenschau) için inşa edildi ve Riehl ile Deutz semtleri arasında hizmet vermektedir. Avrupa’nın bir nehir üzerinden geçen ilk teleferiği unvanını taşıyan bu tesis, 1967 yılında de yeniden düzenlenmiştir.

Köln Seilbahn

Güzergah ve Bağlantı:

Teleferiğin en önemli özelliği, Rheinpark’ı kentin Hayvanat Bahçesi ve Heykel Parkına bağlamasıdır. Rheinpark ile Köln Hayvanat Bahçesi arasında yaklaşık 930 metrelik bir mesafede çalışan teleferik, şehrin havadan keşfedilmesinin keyifli bir yolunu sunmaktadır.

Ren nehri üzerinden süzülürken Köln’ün eşsiz panoramasını ve katedralle bezeli şehir silüetini izlemek mümkündür. Gündüzleri harika olan bu deneyim, geceleri ise “Kölner Lichter” veya “Zoo’da Halloween” gibi özel etkinliklerde romantik ve unutulmaz bir gece gezisine dönüşmektedir. Yaklaşık 930 metrelik güzergahı her yıl yarım milyondan fazla yolcu kullanmaktadır. Son dönemde teleferiğe, iki yeni Pico gondol eklenmiştir. Sloganı: “Bin, havalan ve Köln’ü uçuşta deneyimle” dir.

 

 

ŞEHRİN ÇEŞİTLİ BÖLGELERİNDE BULUNAN ROMANEKS KİLİSELER-12 KİLİSE

KİLİSELER

Şehirde, Romenesk üslupla yapılmış 12 kilise bulunuyor. Bu kiliselerin çoğu: dini şehitlerin ve piskopos mezarlarının olduğu yerlere inşa edilmiştir. Bu nedenle, şehre, “Kutsal Köln” ismi de veriliyor.
Ancak, bu kiliselerin tamamı, II. Dünya savaşındaki bombardıman sonucu yıkılmıştır. St. Kolumba ve bazıları dışında, tamamı, yapılan restorasyonlar sonucu, eski görünümlerine kavuşmuşlardır.

Köln Gross St Martin Kilisesi

1-GROSS ST. MARTİN-BÜYÜK AZİZ MARTİN

Tarihçe ve kuruluş:

MS 1150 ile 1240 yılları arasında, 1 yüzyıldan kalma Roma spor tesisleri ve 2 yüzyıldan kalma depo yapılarının üzerine inşa edilen kilise, bir Benediktin manastırına aitti.

Gross St Martin, Köln Katedrali tamamlanama kadar şehrin en büyük kilisesi unvanını  taşıyordu. Kilisenin inşası ilk olarak 1150-1250 yıları arasında gerçekleşti. Kilisenin inşa edildiği yerde 12 veya 13 yüzyıla tarihlenen bir Roma şapeli bulunmaktaydı. Roma şapelinin kalıntılarını incelemek isteyenler kilisenin mahzenine inmek durumundadır.

Köln Gross St Martin Kilisesi

Mimari:

Gross St Martin kilisesi, Köln’deki 12 büyük Romanesk kilisenin en önemlilerinden biridir. Bu kiliseler, Katedralle birlikte şehrin öne çıkan simgeleri arasında yer almaktadır. Kilise binası, Altstadt’ta Ren nehri kıyısında konumlanmakta olup 1970’lerden kalma konut ve işyerleriyle iç içe geçmiş durumdadır.

Üçgen çatılı devasa kulesiyle şehrin pek çok noktasından görülebilen kilise, Orta Çağ boyunca Benediktin manastırı olarak kullanılmıştır. Kilise iç mekanında yüksek tavanlar, taş sütunlar ve sade ama etkileyici bir atmosfer hakimdir. Kilise özellikle büyük dört yönlü kulesi ve üç apsisli düzeniyle öne çıkmaktadır.

 

II Dünya Savaşı Hasarı ve Restorasyon:

II Dünya savaşında ağır hasar alan kilise, savaşın ardından aslına uygun olarak restore edilmiş ve günümüzde dini ayinler, klasik müzik konserleri ve diğer sanatsal etkinlikler için kullanılmaktadır. Kilise, şehirdeki birçok yapı gibi II Dünya savaşı sırasında büyük hasar görmüş, 1985 yıllına kadar süren yenileme çalışmaları tamamlanınca yeniden ziyarete açılmıştır.

Köln Gross St Martin Kilisesi

Konumu ve çevresi:

Köln’ün kartpostallık görüntülerine hayat veren ikonik yerlerden biri olan Fischmarkt, Eski Şehir bölgesinde Ren nehri kıyısında yer almaktadır. Rengarenk cepheli dar evleri ve hemen arkasında yükselen Büyük St Martin Kilisesi ile bu küçük meydan, şehirde en çok fotoğraflanan noktalardan biri olma özelliği taşımaktadır. Yaz aylarında sokak müzisyenleri, kış aylarında ise Noel süslemeleriyle farklı bir yüz kazanmaktadır.

Kilisenin ahşap kapısı, 1065 yılından kalmadır. Veba haçı ise: yaklaşık 1300 yılından kalmadır.

Köln St Kunibert Kilisesi

2-ST.KUNİBERT KİLİSESİ

Tarihçe ve Kuruluşu:

St Kunibert Bazilikası, Köln’deki büyük Romanesk kiliseler arasında en genci olup 1247’de, Köln Katedralinin temellerinin atılmasından tam bir yıl önce kutsanmıştır. Daha önceki bir yapı olan ve Aziz Clemens’e adanmış kilisenin üzerine inşa edilmiştir.

Aziz Kunibert (yaklaşık 623-663) yılları arasında görev yaptığı düşünülmektedir. 7 yüzyılda Aziz Clemens’e adanmış bir kilise kurmuş ya da yenilemiştir. 1168’de Kunibert’in kemiklerinin yükseltilmesi ve aziz ilan edilmesinin ardından Kunibert, kilise koruyucu azizi olarak Aziz Clemens’in yerini almıştır.

Yaklaşık 1210/1215’te daha büyük ve yeni bir kilisenin inşasına başlanmış, bu kilise 1247’de, Köln Katedralinin temelinin atılmasından bir yıl önce kutsanmıştır. Bu nedenle St Kunibert, 12 Romanesk kiliseden en genci olmakla birlikte en büyüklerinden biridir.

Köln Gross St Martin Kilisesi

Mimari Özellikleri:

Tüf taşından, trakit ve bazalt bölmelerle inşa edilmiş Geç Romanesk bazilika, pek çok tipik Köln mimari unsurlarını barındırmaktadır. Batı transepti ile nefin duvar bölümleri ve tonozları St Aposteln Kilisesinden esinlenilmiş, apsis ise St Gereon’da da görülen Ren’e özgü katlı koro tipinden türetilmiştir.

Üç nefli kilise, 1993’ten bu yana Gotik Köln Katedralinin kuzeyindeki şehir panoramasında yeniden en belirgin silüetlerden birini oluşturmaktadır. Geç inşaat dönemine özgü formel zenginliği ve bütünlüklü tasarımı dikkat çeker. Apsisin dış duvarları ince işçilikle iki katlı olarak yükselmekte, apsisin üzerindeki arka cepheyi tamamlayan cüce galerisiyle son bulmaktadır.

Yüksek tonozlu salon, ahenkli kemerler ve sütunlar, yürüyüş koridorları 24 çan (Köln’ün üçüncü ve en büyük çanı  dahil) ve renklendirici ışık süzen büyük yuvarlak kemerli pencereler ziyaretçileri karşılamaktadır.

Köln Gross St Martin Kilisesi

Vitray Pencereler:

Vitray koleksiyonunun en dikkat çekici parçaları, 1220/1230 yıllarına tarihlenen ve Köln şehir sınırları içindeki en eski kurşun camları olan özgün apsis pencereleridir. 18 yüzyılda diğer kiliseler iç mekana daha fazla ışık alabilmek amacıyla renkli camları beyazlarla değiştirirken, St Kunibert bu  nadide renkli camları korumayı başarmıştır.

Savaş sırasında güvenli yerlere taşınarak korunan bu 13 yüzyıldan kalma özgün pencereler olağanüstü bir değer taşımaktadır. Üst bölümde sağ dışta Aziz Kunibert’in, solda ise Aziz Clemens’in efsanesi yer alırken, ortadaki pencere İsa’nın yaşamı “Yesse’nin Kökü” biçiminde süslenmiştir.

 

Efsane: Kunibertuspütz (Bebek Kuyusu)

Efsaneye göre, Köln’de bebekler leylek tarafından değil, kilisenin altındaki  derin bir kuyu olan Kunibertuspütz’den gelir. Bu kuyunun dibinde, Meryem Ana(nın onlara yulaf lapası yetirdiği cennete benzer bir yer bulunduğuna ve çocukların burada oynadığına inanılmaktadır.

 

Sanat eserleri ve hazineler:

Panel tablolar, emanet küçük sandıkları, emanet büstleri ve ortaçağ duvar resimleriyle St Kunibert son derece zengin bir iç donamına sahiptir. Koro mekanında, altındaki kriptada Kunbertuspütz’e gönderme yapan ve 1955’te Elmar Hillebrand tarafından tasarlanan bir zemin levhası bulunmaktadır.

 

Müzik ve Dini Yaşam:

Bazilika, imanın ve müziğin canlı bir mekanıdır. Bunun yanı sıra yüzyıllardır Köln Kevelaer Kardeşliğine ev sahipliği yapmaktadır. 1672’den bu yana her yıl bir kez hacılar, Köln’den yaya olarak Niederrhein’daki Kevelaer’deki kutsal resme kadar yürümektedir.

 

 

Köln St Andreas Kilisesi

3-ST. ANDREAS KİLİSESİ

Tarihçe ve kuruluş:

St Andreas kilisesinin kökenleri “çukurdaki Aziz Matta” (St Matthaeus in fossa) adlı erken Hıristiyan şapeline kadar uzanmaktadır. 10 yüzyılın ikinci yarısında Başpiskopos Bruno öncülüğünde Aziz Andreas’a adanmış bir manastır kilisesi kuruldu. Başpiskopos Gero, kiliseyi 1974 yılında kutsadı ve Aziz Andreas’a ithaf etti. Ancak daha önce aynı yerde Aziz Matta’ya adanmış bir kilise bulunuyordu.

12 yüzyılda kilise Romenesk üslupla yeniden inşa edildi ve büyük olasılıkla 1220’deki büyük Köln yangınının ardından tamamlandı.

Köln St Andreas Kilisesi

Mimari-Romanesk ve Gotik’in buluşması:

St Andreas, Romanesk ve Gotik arasındaki üslupsal köprüdür. Romenesk’in zengin, süsleme dolu mimari unsurları, geç Gotik koro salonu gibi yalın Gotik zarafetiyle yan yana yer almaktadır. Böylece tek bir mekanda birkaç yüzyılın mimari stillerini bir arada deneyimlemek mümkündür. MS 1200 dolaylarında St Andreas, batı yapısı, kavşak kulesi ve uzun korosuyla üç nefli yeni bir sütun bazilikasına dönüştürüldü.

Özgün Romanesk doğu korosu ve kripta, 15 yüzyılda Aachen koro salonundan esinlenerek Gotik bir koro salonuyla değiştirildi. Kuzey transepti 1470-1480 yılları arasında yenilendi. Güney transepti ise 1492 yılında tamamen geç Gotik uslupla yenidne inşa edildi. Kilisenin belirgin özelliği olan katlanmış çatılı kavşak kulesi, Romanesk dönemden günümüze ulaşan önemli bir mimari unsurdur.

 

En önemli hazine-Albertus Magnus’un Mezarı:

Kilisenin kriptasında, 13 yüzyılın büyük ilahiyatçısı ve doğa filozofu Aziz Albertus Magnus’un kalıntılarını barındıran MS 3 yüzyıldan kalma bir Roma lahdi bulunmaktadır. Kriptada ziyaretçileri büyüleyen, 10 yüzyıla ait özgün yapıdan korunan bölümlerin yanı sıra kilisenin doktoru unvanını taşıyan 13 yüzyıl Dominikan ilahiyatçı ve filozofu Aziz Albertus Magnus’un mezarıdır. Relikleri, 3 yüzyıldan kalma bir Roma lahdiyle saklanmakta olup St Andreas’ı köklü bir hac merkezi konumuna getirmektedir.

Papa IX Pius, Aziz Albertu Magnus’u 16 Aralık 1931’de aziz ilan etti. Ardından sadece 35 kişiye verilen Kilise Doktoru unvanını kendisine da bahşedildi. Bilim insanları ve filozofların koruyucu azizi olan Albertus Magnus’un aziz günü 15 Kasım olarak kutlanmaktadır. Kilisenin ünlü ziyaretçileri arasında 1980’de Papa II Jean Paul de yer almaktadır.

Köln St Andreas Kilisesi

Markus Lüpertz’in Modern Vitrayları:

2005’ten bu yana Markus Lüpertz’in tasarımlarına  dayanarak bir dizi modern vitray pencere hazırlandı ve St Andreas’a yeni bir parlaklık kazandırıldı. 2005-2010 yılları arasında iki tkansept, Marian ve Maccabee Korusunda 12 pencere oluşturuldu, bu pencereler Mesih’in çilesi, Maccabee şehitleri ve Albertus Magnus’un yaşamı gibi hikayeleri anlatmaktadır.

 

Sanat Eserleri ve Hazineler:

Kilise içinde ziyaretçileri çeşitli ortaçağ sanat eserleri ve kutsal emanetler karşılamaktadır. Bunlar arasında Usta Tilman’ın yaptığı Aziz Kristof heykeli ile, 1475’te Apostolik Nuncio tarafından hediye edilen Tesbih Meryem Ana yer almaktadır. Yüksek sunaktaki geç Gotik Havariler Sandığı ise Niederlahnstein’daki Aziz Yuhanne Kilisesinden getirilmiş olup azizlerin ve piskoposlara ait tempere resimlerini içermektedir.

 

II Dünya Savaşı ve Sonrası:

II Dünya savaşının yıkımına karşın St Andreas, 1947’ye kadar yeterince restore edildi ve Dominikan tarikatının kardeşleri kilisenin pastoral bakımını üstlendi. Sonraki yıllarda kripta kazılarak Dominikan Albertus Magnus için bir mezar şapeli oluşturuldu.

 

ŞEHİRDE GEZİLEBİLECEK DİĞER YERLER

Köln Deutz

DEUTZ

Köln’ün Ren nehrinin sağ yakasındaki eşsiz semti Deutz.

Buranın ilk kurulumu: Roma İmparatoru I. Constantinus tarafından, 310 yılına kadar gitmektedir. O dönemde, burada bir askeri kamp kurulduğu söyleniyor. Kamp ve şehir, bir köprü ile birbirine bağlanmıştır. Ortaçağ döneminde ise, bu bölge, bir öğrenme merkezi haline gelmiştir. Burada, birçok önemli manastır açılmış ve ilahiyatçılar yetişmiştir.
Modern Deutz bölgesi, 1888 yılında kurulmuştur. Burada, günümüzde, özellikle “Luthansa Havayolları Şirketi” nin merkezi bulunuyor.

 

Genel Tanıtım:

Modernlik ve tarihin iç içe geçtiği büyüleyici bir  semttir. İkonik Lanxess Arena, geniş yeşil alanlarıyla nefes kesen manzaralar sunan Rheinpark ve çeşitli yeme-içme mekanlarıyla dikkat çekmektedir. Geleneksel Alman bira salonlarından çağdaş fine dining restoranlarına uzanan geniş bir mutfak yelpazesiyle de tanınmaktadır.

Köln Fuarı (Koelmesse) burada yer almakta, devasa Lanxess Arena bu semtte bulunmaktadır. Dom’a ve Ren nehri ile Hohenzollern Köprüsüne bakış açısından Köln’ün en ünlü ve tanımmış manzarası da Deutz yakasında yakalanmaktadır.

Köln Lanxess Arena

Lanxess Arena:

Konser kapasitesi 20.000, hokey maçları için 18.500 kişilik kapasiteye sahiptir. İnşaat maliyesi 153 milyon euro olan arena, mimar Peter Böhm tarafından tasarlanmış ve 5 Ekim 1998 tarihinde açılmıştır. Arenanın planlanması 1988 yılına dayanmaktadır. Kasım 2012’de 25 milyon ziyaretçi sınırını aşan Lanxess Arena, Köln halkı tarafından belirgin 76 metrelik kemerinden dolayı sevgiyle “Henkelmannchen” (saplı kap) olarak adlandırılmaktadır. Açılış gecesinde efsanevi Luciano Pavarotti bir konser vermiştir.

Köln Triangle

KölnTriangle-Köln üçgeni

Deutz’da yer alan 103 metre yüksekliğinde bir bina ve Köln’ün önemli bir simgesidir. Bina, Köln merkezli Gatermann+Schlossig mimarlık tarafından Dörte Gatermann tarafından tasarlanmış ve 2006 yılında tamamlanmıştır. Aynı zamanda Avrupa Havacılık Güvenlik Ajansının (EASA) genel merkezidir.

Bu cam bina, Ren nehrinin sağ kıyısında Deutz semti üzerinde yükselmektedir. Binanın üç tarafı hafifçe dışa doğru kıvrılmakta ve taban planı bir Reuleaux üçgeni oluşturmaktadır. 29 kattaki platformdan aşağıya baktığınızda Köln’ün ve ötesinin muhteşem manzarasıyla karşılaşırsınız. UNESCO, binanın inşasında Köln Katedralinden dikkati uzaklaştıracağı uyarısında bulunmuş ve o dönemde katedrali tehlike altındaki Dünya Mirası Listesine almıştır.

Köln Messe

Köln Messe-Köln Fuarı:

Deutz istasyonunun hemen karşısında, uluslararası fuarlar, konserler ve etkinliklere her yıl milyonlarca kişiyi çeken Koelnmesse’nin geniş alanı bulunmaktadır. Avrupa’nın en büyük ve en ünlü fuar merkezlerinden biri olma özelliğini korumaktadır.

Köln Rheinboulevard ve Rheinpark

Rheinboulevard ve Rheinpark:

Arkeolojik kalıntıların şık tasarımla bütünleştiği Rheinboulevard, Ren nehrinin doğu yakasında popüler bir buluşma noktasına dönüşmüştür. Geniş basamakları ve nehir kıyısıyla eşsiz bir panoramik Köln manzarası sunmaktadır. Rheinpark ise Ren nehri ve Köln Katedraline nefes kesen manzaralar sunan geniş ve yeşil bir kent vahası olma özelliği taşımaktadır.

Köln Messe/Deutz Tren İstasyonu

Köln Messe/Deuts İstasyonu:

Köln’ün ikinci en önemli ulaşım merkezi olan Deuts istasyonu, yerel ve uzun mesafeli ulaşımı kusursuz biçimde entegre etmektedir. Ana istasyon binası, etkileyici kubbesiyle 1912-1913 yılları arasında inşa edilmiştir. Hohenzollern Köprüsünü geçtiğinizde Köln’ün Eski Şehir ve Katedraline kısa yürüyüş mesafesiyle ulaşmak mümkündür.

 

 

Köln Altstadt ve Fıshmarkt

ALTSTADT VE FISH MARKET

Altstadt-Eski şehir hakkında:

Ren nehrinin batı kıyısında yer alan Altstadt için Köln’ün kalbi denebilir. Orta Çağ’da önemli bir ticaret merkezi olarak gelişerek bu zengin tarihi bugüne kadar taşıyabilmiş nadir bölgelerden biridir. Otantik sokakları, pastel renkli tarihi binaları ve taş döşeli dar yollarıyla adeta zamanda yolculuk yapıyormuş gibi hissedilir. Evet, Altstadt, Köln’ün en sıcak ve karakterli sokaklarını bir arada sunar. Renkli evler ve dar geçitler gezintiyi bir keşif yolculuğuna dönüştürür. Geleneksel birahaneler yerel kültürü tutmak isteyenleri hemen çağırır, küçük meydanlar ise sokak müzisyenleriyle gün boyu canlı kalır.

Köln Fıshmarkt

Fischmarkt-Balık Pazarı Meydanı:

Köln şehrinin kartpostallık görüntülerine hayat veren ikonik yerlerden biri olan Fischmarket, Eski Şehir bölgesinde Ren nehri kıyısında yer almaktadır. Rengarenk cepheli dar evleri ve hemen arkasında yükselen Büyük St Martin kilisesi ile bu küçük meydan, şehirde en çok fotoğraflanan noktalardan biri olma özelliği taşımaktadır.

Köln, II Dünya Savaşı sırasında oldukça hasar alan şehirlerden biri olmasına rağmen, bu bölgedeki evler hasar görmeden kalmış nadir yerlerden biridir. Bu nedenle bu renkli evler mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır.

Tarihte balık pazarı olarak kullanılan bu alan, bugün nostaljik atmosferi ve çevresindeki kafe ve restoranlarıyla birlikte turistik bir cazibe merkezi haline gelmiştir. Özellikle sabah saatlerinde sessiz ve huzurlu olan meydan, gün içinde canlanmakta, akşam saatlerinde ise nehir kıyısında oturmak isteyenlerle dolup taşmaktadır. Yaz aylarında  sokak müzisyenlerine, kış aylarında ise Noel süslemeleriyle farklı bir yüz kazanmaktadır.

 

Alter Markt-Eski Pazar Meydanı:

Arnavut kaldırımlı dar sokakları, dik çatılı tarihi evleri, kafe, restoranlar ve birahaneleriyle Köln’de gezilmesi en keyif veren yerlerin başında gelir. Meydanda oturup Kölsch içmek ve çevredeki tarihi yapıları izlemek şehrin en keyifli anlarından biridir. Eski Şehir Meydanının hemen yanındaki Fishmarkt’ın renkli cepheleri ve arka planda yükselen St Martin Kilisesi, Köln’ün en çok fotoğraflanan manzaraları arasındadır.

 

Almanya Köln

COLOGNE CİTY HALL

Hohe Strabe bölgesinde, İnnenstadt-Rathausplatz bölgeleri arasındadır.
Yapı: Belediye Başkanına ev sahipliği yapmaktadır. Almanya ülkesinin, en eski Belediye binasıdır. Yaklaşık 900 yıllık bir geçmişi belgelenmiştir.
Binada: 14’ncü yüzyıldan kalma bir salon, 15’nci yüzyıldan kalma, gotik bir kule ve 16’ncı yüzyıldan kalma Rönesans tarzı bir sundurma ve revak, 20’nci yüzyıldan kalma: Atrium bulunmaktadır.

Günümüzdeki yapı: 1135 yılında yine aynı yerde yapılan Romanesk tarzda meclis binasının olduğu yerdedir. Yapının içindeki solunun uzunluğu 30 metre, genişliği ise, 9.5 metredir.
Yapının kulesi: 19 Ağustos 1406 tarihinde, gotik tarzda yapılmıştır. 61 metre yüksekliktedir. 5 katlıdır. En altta: esas belgeleri saklamak için, bir mahzen bulunmaktadır. II. Dünya savaşındaki bombalamada, yapı ağır hasar görmüştür. Günümüzde, kule, tamamen restore edilerek yenilenmiştir. Burada, günde 3 kez, çan çalmaktadır.

Köln Overstolzenhaus

OVERSTOLZENHAUS

Köln’ün  en eski yapıları arasında yer almakta olup Almanya’nın günümüze ulaşmış en eski patrisyen evi unvanını Trier’deki Dreikönigenhaus ile paylaşmaktadır. Köln’ün Altstadt-Süd semtinde, Rheingasse 8 numarada, biraz gizli bir konumda bulunmaktadır.

Karakteristik basamaklı alınlıklarıyla öne çıkan bu Romaneks patrisyen evi, yapı-tarih araştırmalarına göre yaklaşık 1230 yılında Blithildis Overstolz tarafından inşa ettirilmiştir. Blithildis (1175-1255) hanedanın kurucusu Gottschalk Overstolz’un kızıydı. Evlendiği şövalye Werner von der Schuren, Blithildis ile evlenerek “Overstolz” soyadını almıştır.

Overstolz ailesi, Orta Çağ Köln’ünün en nüfuslu ve zengin ailelerinden biriydi. Değerli yabancı kumaşlar ticareti yapıyordu.

 

Mimari özellikleri:

Overstolzenhaus, laiksel Romaneks mimarinin muhteşem bir örneğidir. Binanın ilk iki katı konut olarak kullanılırken, üst dört kat mal depolama amacıyla hizmet vermiştir. Yapı, ağır taş işçiliği ve yuvarlak kemerlerle tanımlanan Romaneks üslubunun açık bir temsilcisidir. Ancak büyük pencereleri ve plaka izleme kullanımıyla erken Gotik mimariye dair ipuçları taşımaktadır.

Binanın alın duvarını taçlandıran etkileyici basamaklı çatı alınlığı, cephenin en görkemli unsurudur. Overstolzenhaus, Köln’de günümüze ulaşan tek Romaneks patrisyen evidir ve aynı zamanda Almanya’nın bu türdeki en büyük ve en güzel yapısı olarak kabul edilmektedir.

 

İç mekan ve  duvar resimleri:

Binanın görkemli kabul ve yönetim odaları alt katta yer alıyordu. Birinci katta ise bir şölen salonu vardı. Duvar resimleri, Overstolzenhaus’ta yaşanan görkemli dönemin tanıkları olarak bugün hala görülebilmektedir. Bir odada günümüze ulaşmış bir  Romaneks duvar resmi mevcuttur. Bu  resim, dünyevi içerikli bu  tür eserler arasında nadir örneklerden biridir. Söz konusu resimde şövalye turnuvası sahneleri tasvir edilmiştir.

 

Sonraki dönemler ve bugünkü kullanımı;

Ticaret ailesi Overstolzen tarafından nesiller boyunca depo ve konut olarak kullanılan bina, 1838’de şehir tarafından satın alınıp restore edilmiş, ardından 1843’ten 1932’ye kadar Köln Borsası ve Ticaret Odası olarak hizmet vermiştir. II Dünya savaşı sırasında Köln’ün pek çok ortaçağ yapısı yıkılmıştır. Overstolzenhaus da ağır hasar görmüş, sadece ilk iki katın bir kısmı ayakta kalabilmiştir. Ancak diğer tarihi yapıların aksine bina, 1955 yılında tamamen restore edilmiştir. Köln Medya Sanat Yüksekokulunun kütüphanesi, 2006’dan bu yana Overstolzenhaus’ta bulunmakta olup yaklaşık 60.000 eserden oluşan koleksiyonuyla herkese açık bir okuma kütüphanesi işlevi görmektedir.

 

Köln Farina Parfüm Müzesi

FARİNA PARFÜM MÜZESİ

Köln Belediye binasının hemen karşısındadır.

Farina, 13 Temmuz 1709’da kurulmuş olup dünyanın en eski parfüm fabrikasıdır. 1723’den bu yana Obenmarspforten’deki Farina-Haus’ta faaliyet göstermekte, bu bina heme Eau de Cologne’nin doğduğu yer hem de bugün Köln’ün Koku Müzesi olarak hizmet vermektedir.

1685 yılında Piermonte’nin Santa Maria Maggiore kasabasında doğan Johann Mria Farina, köklü bir İtalyan aromacı aileden gelmektedir. Son derece hassas bir koku alma duyusuna ve aromalar ile özler konusunda mükemmel bilgiye sahipti. 21 yaşında Avrupa’nın önemli ticaret merkezi Köln’e geldi.

Farine, limon, portakal, bergamut, greyfurt, otlar ve çiçeklerden oluşan bu yenilikçi koku karışımıyla hem kendini hem de Köln’ü orijinal Eau de Cologne’nin anavatanı olarak dünyaya tanıttı. Parfümün “yağmur sonrası bir İtalyan bahar sabahı” gibi kokması gerekiyordu. Bill Clinton, Françoise Sagan, Goethe, Kraliçe Victoria, Napolyon, Marlene Dietrich, Voltaire ve Sissi gibi ünlü isimler Eau de Cologne kullanmıştır. Bugün parfüm 8 ve 9 nesil tarafından üretilmeye devam etmektedir.

 

Müzenin tarihi ve binası:

Aralık 2003’te Köln’ün tarihi merkezindeki özgün konumuyla yeniden açılan parfüm müzesi, Farina-Haus’un 3 katına yayılmaktadır. Bina, Roma döneminden kalma bodrumuyla orijinal yapısını korumaktadır. II Dünya Savaşında içi tamamen yansa da dış duvarlar bütünüyle ayakta kalmış ve 1949  sonrasında eksiksiz restore edilmiştir. Farina-Haus, aynı koku, aynı konum ve aynı aile çizgisiyle dünyanın en eski parfüm fabrikası unvanını taşımakta, Farina şirket arşivi ise Alpler’in kuzeyindeki ticaret evi tarihleri arasında en kapsamlı koleksiyon olma özelliğini korumaktadır.

Köln Farina Parfüm Müzesi

Müzede neler var:

Müze ziyaretçilere, Roma döneminden Art Deco’ya ve modern tasarıma uzanan parfüm şişeleri, şirket yazışmaları, aile portreleri, hesap defterleri, firmanın orijinal büro mobilyaları ve tarihi bodrumda kurulu eski sedir ağacı fıçılı imbikhaneden oluşan zengin bir koleksiyon sunmaktadır. Müzede ayrıca parfüm üretiminde kullanılan distilasyon aletleri, üretim belgeleri ve henüz marka koruması olmadığı dönemde yaşanan taklit girişimlerine ilişkin belgeler de sergilenmektedir. Cam kaplarda pazarlama ve parfüm üretiminin tarihsel gelişimi de kapsamlı bir biçimde aktarılmaktadır.

 Rehberli turlar:

Müzede Rokoko dönemi kostümü giymiş bir rehber eşliğinde gerçekleştirilen konaklı turlar sunulmaktadır. Ziyaretçiler parfümün nasıl yapıldığını öğrenir, damıtma odasında koku testleri yapar ve götürülmek üzere kokulu bir hediye alır. Her saat başı düzenli Almanca ve çok dilli turlar yapılmaktadır.

 

Ödül:

25 Kasım 2006’da Johann Maria Farina’nın vefatının 240 yıl dönümünde, Farina-Haus, Cumhurbaşkanı’nın “Almanya-Fikirler Ülkesi” projesi kapsamında “Seçilmiş Mekan” ödülüne layık görülmüştür.

 

 

Almanya Trier

Almanya Trier

Augusta Treverorum olarak da bilinir.

Trier şehri, bugün: Almanya’nın batısında, Renanya-Palatina (Rheinland-Pfalz) eyaletinde yer alan tarihi bir şehirdir.

Trier

Önemi ve tarihi süreç

Trier şehri kurulduğu dönemde ise, Güneybatı Almanya’ta Moselle ırmağı üzerinde, Roma öncesinde Germen-Kelt Treveri kabilesine (veya Romalıların kabileler için kullandıkları sözcükle civitas) ait olan topraklardadır.

MÖ 16 civarında, Augusta Treverorum adıyla kurulmuştur.

100 km kuzeyde, Moselle’nin Ren ırmağı ile birleştiği noktada, yüzyıllar boyunca Roma imparatorluğunun kuzeybatı sınırını belirlemiştir.

Hatta bir dönem Batı Roma İmparatorluğunun başkentlerinden biri olmuştur.

İmparator Augustus döneminde bir ordu kampı olarak kurulan şehir, zamanla bugünkü Kuzey Fransa, Belçika, Lüksemburg ve Ren nehrinin batısında kalan Almanya’dan oluşan kuzeybatı bölgesinin siyasal ve ekonomik merkezi haline gelmiştir.

Bölgenin mali görevlisi olan procurator’un, 337’den itibaren bölgenin en üst düzey adli görevlisi olan proetor praefectus’un karargahı buradaydı.

Kentte yapılan işlerden bazıları: şarap ticareti ile çömlek, tekstil ve silah imalatıydı.

Özellikle, şehir, 3 ve 4’ncü yüzyıllarda siyasal, kültürel ve ekonomik açıdan büyük öneme sahip olmuştur.

Ayrıca, 3’ncü yüzyıl sonları ile 4’ncü yüzyıl arasında, kent imparatorluk ikametgahı oldu, kültürel ve dini bir merkeze dönüştü.

Bu nedenle, Roma döneminde; Trier, Nimes veya Londra’dan çok daha önemliydi.

Bu statü mimarisine de yansıdı.

Ancak güvenlik nedeniyle, 395’te, Romalılar idari bir merkez olarak Trier’i terk ettiler.

Çünkü, Ren sınır bölgesindeki askeri çarpışmalar yoğunlaşıyordu.

Kısa süre sonra, 5’nci yüzyıl başlarında, kent imparatorluğun batısını fethedecek Germen kabilelerinden biri olan Franklar tarafından ele geçirildi.

Kentin 1’nci yüzyıla ait kalıntıları hakkında fazla bir şey bilinmemektedir.

Kazıklı bir köprü ve ızgara planın başlangıçları, bu döneme ait olabilir.

2’nci yüzyılda, inşaat faaliyetleri hız kazandı.

Bu döneme ait bir ızgara plan ile merkezde; batık bir Cryptopirtucus yani bir yeraltı galerisi ve geniş bir Forumun (400 x 100 metre) varlığı biliniyordu.

Bu dönemde diğer yapılar arasında bir taş köprü, ırmak yakınlarında dev bir hamam kompleksi (yakınlarında bir kiliseden dolayı Azize Barbara Hamamı adı verilir) belki Roma öncesinden gelen elliden fazla küçük tapınaktan oluşan bir kutsal bölge olan Altbachtal ve kentin doğu ucunda, 20.000 kişi kapasiteli bir amfi tiyatro sayılabilir.

Kentin önemli siyasal stütüsü en iyi şekilde imparatorluğun son dönemlerinde yapılan görkemli binalardan anlaşılabilir.

Bunlardan bazıları: Porte Nigra (Kara kapı), anıtsal İmparatorluk hamamı (Kaiserthermen) ve aynı zamanda Constantinus Bazilikası adıyla da bilinen Aula Palatina’dır. (Sarayvari hol)

Trier Constantinus Bazilikası-Aula Palatina

Constantinus Bazilikası-Aula Palatina

Constantinus Bazilikası, orijinal olarak bir saray kompleksinin parçası olup, kraliyet kabul salonu olarak hizmet veriyordu.

Yapım tarihi yaklaşık MS 310 yılıdır.

Roma imparatoru I. Konstantin (Constantinus) tarafından yaptırılmıştır. İmparator I Konstantin, Hıristiyanlığı serbest bırakan Milano Fermanını MS 313 yılında yayınlayan imparatordur.

Amaç: imparatorluk sarayının taht salonu olmasıdır. İmparatorluğun resmi toplantıları burada yapılıyordu.

Boyutları: 67 x 25 x 33 metre olun, bir ucunda geniş bir apsise sahip dikdörtgen biçimli bu görkemli yapı, Roma döneminden kalma en büyük holdür. Yani, geniş yüksek tavanlı tek bir devasa salondur.

Trier Constantinus Bazilikası içi

Duvarlar sade ama çok etkileyicidir. Hiçbir sütun veya süslemeye gerek kalmadan, devasa boyutlarıyla büyüleyicidir. Gün ışığı, yüksek pencerelerden salonu aydınlatır.

Özellikle büyük tek salon, sütunsuz, geniş iç mekan, arka kısmında yarım daire biçimli apsis bulunur.

Tamamen tuğladan inşa edilmiştir ve orijinal Roma dönemi duvarları hala ayaktadır.

19’ncu yüzyılda Prusya Kralı I Friedrich Wilhelm tarafından yapı restore edilip kiliseye çevrilmiştir.

Yapı günümüzde Protestan kilisesi olarak kullanılmaktadır.

Evet Avrupa’daki en iyi korunmuş Roma salon yapılarından biridir ve 1986 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Trier Porte Nİgra-Kara Kapı

Porta Nigra-Kara Kapı

İmparatorluğun batısında kalan en büyük kapı yapılarından biri olan Roma dönemi Trier şehrinin kendisine özgü kuzey kapısı ve Porta Nigra özellikle ilgi çekicidir.

Orta çağda taşıdığı koyu rengi nedeniyle bu isim verilmiştir, orijinal adı bilinmiyor.

Tahkimat duvarlarına inşa edilen dört ana kapıdan biridir ve günümüze tek ulaşan kapıdır.

Tarihi tartışmalıdır.

Tarihi için: 2 ve 3’ncü yüzyıl sonları ve 4’ncü yüzyıl başları önerilmiş olup, daha ileri tarihler ağır basıyor gibi görünür.

Yaklaşık MS 170 civarıdır.

Trier Porte Nigra-Kara Kapı

Amacı: Trier şehrinin kuzey girişini korumak için yapılmış bir şehir kapısıdır.

Kapı gri kumtaşındandır. Zamanla koyulaşmıştır. Yaklaşık 7200 taş blok kullanılmıştır.

Uzunluk 36 metre, genişlik 21.5 metre ve yükseklik 29 metredir.

Taş duvarların kaba dokusu bilinçli olmayıp, yapının hiçbir zaman bitirilememiş olduğunun bir göstergesidir.

Harç kullanılmamıştır, onun yerine, bloklar yerlerine paslanmalarını önlemek için kurşun kaplanmış demir kıskaçlarla sabitlenmiştir.

Bugün görünen yapı, metale erişmek isteyen Ortaçağ insanlarının açtığı deliklerle kaplıdır.

Orijinal olarak, Porta Nigra, bir geçidin iki yanındaki, dört katlı iki kuleden meydana geliyordu.

Hem iç hem de dış yanlardan birer çitf kemerle kuşatılmış bir avlu söz konusuydu.

Kuzeyde, dışta, kuleler eğrisel, hatta neredeyse yarım daire biçimindedir.

Güney cephe düzdür.

Trier Porte Nigra-Kara kapı

Bütün katlar sütunlarla süslenmiştir.

Üstteki üç kattaki sütunların arasında kemerli açıklıklar vardır.

Orta çağlarda, Porta Nigra bir kiliseye dönüştürülmüştür.

Pek çok başka değişikliğin yanı sıra, doğu yanına bir apsis eklenmiş ve batıda tek bir baskın kule yaratmak adına, doğu kulesinin tepe katı kaldırılmıştır.

MS 11’nci yüzyılda bir münzevi olan Simeon’un yaşaması için kullanılmış, ölümünden  sonra yapı “Simeon Kilisesi” olarak yeniden düzenlenmiştir.

Yapının orijinal işlevi ve görünümünün kazandırılması için; 19’ncu yüzyılda Nepoleion emriyle yapılan restorasyon çalışmaları sonucunda, kilise özelliği kaldırılmış, Roma dönemindeki haline yeniden düzenlenmeye başlamıştır.

Trier Roma Hamamları

İmparatorluk Hamamları

MS 4’ncü yüzyıldan kalma, devasa hamam kompleksidir. Alt yapı sistemleri hala görülebilir.

Trier Barbara Hamamları

Barbara Hamamları

MS 2’nci yüzyıla tarihlenir. Roma imparatorluğunun kuzeyinde inşa edilen en büyük hamam komplekslerinden biridir. Şu anda kalıntılar düzeyinde ziyaret edilebilmektedir.

 

Almanya Düsseldorf

Almanya Düsseldorf

Almanya’nın tam bir ticaret kentidir, özellikle bu şehirde düzenlenen fuarlar, şehre milyonlarca ziyaretçi çekmektedir.

Zaten: bende bu şehrin ismini ilk olarak burada düzenlenen fuarlara katılan bir arkadaşım sayesinde duydum ve bu fuar etkinliğine birlikte gittik.

Bir keresinde de, bu şehre yakın bir Belçika şehrinde yaşayan bir akrabamızı ziyarete gittiğimizde, uçaktan burada indik ve bu sırada, şehri bir süre gezme imkanı buldum.

Evet, küçük ve düzenli bir Alman şehri, gezilip görülmesi için, en fazla 2 gün yeterlidir.

HAVAALANI

Duesseldorf uluslararası havaalanı: Flughafen Duesseldorf International olarak anılır ve Kuzey Ren-Vesfalya bölgesinin en büyük havaalanıdır. Almanya ülkesinin ise, üçüncü büyük havaalanı olarak bilinir. Yıllık yolcu kapasitesi: 20 milyondur.

Bu havaalanında, en büyük yabancı şirket havayolu, THY dır. 3 Terminal bulunmaktadır ve THY, C Terminalini kullanmaktadır.

Buranın en büyük özelliği: ulaşımının kolay olmasıdır. Avrupa’nın birçok yerine, bu havaalanında, gayet ucuz ve her an uçak bulabilecek şekilde uçabilirsiniz.

Havaalanı, şehir merkezine, 10 dakika uzaklıktadır. Yani, yaklaşık uzaklık 7 km. dir. Essen şehri ise, havaalanına, 20 km. uzaklıktadır.

Taksi ile, havaalanından, şehir merkezine gitmek isterseniz, 16 Euro ücret ödemeniz gerekir. Havaalanı, Ticaret Fuar merkezi arasındaki uzaklık için ise, bir taksiye 11 Euro ödemeniz gerekir.

Bu arada, şehrin, ülkenin diğer şehirleriyle olan mesafesi değerlendirilirse, Köln şehri, buraya tren ile 25 dakika uzaklıktadır. Duesseldorf şehrinde, merkezi tren istasyonu şehir merkezinde değildir ama merkeze, yürüyerek 10 dakika uzaklıktadır.

Almanya Düsseldorf

Sky Train

Sky Train: Havaalanı terminali ile, şehir merkezindeki tren istasyonunu birbirine bağlamaktadır. Terminal ve istasyon arasında, hızlı ve konforlu bir ulaşım sağlamaktadır. Değişik bir deneyim isteyenlere öneririm, havadan gidiliyor.

Almanya Düsseldorf

GENEL

Almanya ülkesinin yedinci en kalabalık nüfusuna sahip şehridir. Kentsel nüfus, 1.5 milyon civarındadır. Mercer Dergisinin, 2009 yılında yaptığı bir araştırmada, kentsel yaşam kalitesi açısından, dünya üzerinde en yaşanılabilir, 6’ncı kent seçilmiştir.

Bu nüfus içinde dikkati çekenler, 11 bin Japon toplumudur. Ayrıca: azınlık olarak, Türkler (15 bin civarındadır), Yunanlılar ve İtalyanlar bulunmaktadır.

Ama, bu kadar yabancı bulunmasına rağmen, Almanya’nın diğer şehirlerinin bazılarında görülebilen ırkçılık burada görülmemektedir. Yani, şehir çok uluslu bir şehir olarak tanınmaktadır.

II. Dünya savaşında, şehirdeki yapıların % 40’lık bölümü yıkılmış ve kalanların ise, yine büyük kısmı hasar görmüştür. Daha sonra ise, bu binaların hepsi, aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. Hatta, devlet, eski binaların restorasyonu için, içinde oturanlara belli oranlarda maddi yardım yapmış ve bu binaların restorasyonunu sağlamıştır.

Şehir: Ren nehri üzerinde, nehrin iki kıyısında kurulmuştur. Ama, yalnızca görsel anlamda değil, nehir, taşımacılık alanında da, büyük imkanlar sunmaktadır.

Zaten, bu şehri ziyaret ederseniz, nehir üzerindeki inanılmaz trafiği, nehir gemilerini görebileceksiniz.

Ren nehri: dünyanın en önemli limanlarından “Rotterdam” ve “Antwerp” limanlarına çok yakındır. Meşhur “Ruhr” bölgesinin madenleri ve bunlardan elde edilen ağır metaller, Ren nehri üzerinden, dünyanın birçok yerine kolayca aktarılmaktadır.

Yani: sonuçta, Ren nehri üzerinde yapılan bu taşımacılık, karayolu taşımacılığına oranla, % 70 daha ucuza mal oluyormuş.

Şehir: uluslararası: fuarcılık, medya ve ticaret merkezidir.

İklim: şehirde, yıllık sıcaklık ortalaması: 12 derecedir. Yazlar sıcak, kışlar soğuk geçer. En yüksek sıcaklık, Temmuz ayında görülür ve 23 derecedir.

En düşük sıcaklık ise, Aralık-Ocak-Şubat aylarında görülür ve 4 ile 5 derece arasında değişir. Sonuç olarak, Temmuz ayında bile, gayet serin ve yağışlıdır.

Gitmeden önce, mutlaka hava durumunu kontrol etmeniz gerekir veya tedbirli olmak ve uygun kıyafetler almak yeterlidir.

Şehirde: 26 müze ve 100’den fazla sanat galerisi bulunmaktadır.

Ulaşım ağı: inanılmaz kaliteli ve yaygındır. İnanın, şehrin en dar sokaklarına kadar tramvay girmektedir.

Almanya Düsseldorf

GECE HAYATI-EĞLENCE

Altstadt, genellikle Alman ve yabancı turistler tarafından tercih edilmektedir. Bolker strabe caddesi üzerinde, Ratinger Strabe ve Kurze Strabe caddeleri üzerinde ilginç barlar bulunmaktadır. Hafen denilen yer: tam bir eğlence merkezidir.

Burada güzel barlar ve diskolar bulunur ve bunlara genellikle elit kesim gider. Özellikle, bu bölümde, şehrin en ünlü barı “3001” bulunmaktadır.

Şehirdeki eğlence sektörünün en öne çıkan yeri: Kom ödchen denilen kabare sahnesidir. 1947 yılında kurulan tiyatro: 1967 yılında günümüzdeki yerine taşınmıştır. Burada, tanınmış guruplar tarafından gösteriler düzenlenmektedir.

Evet, şehir Almanya’da partilerin merkezidir. Cuma ve cumartesi geceleri, bütün kafeler, diskolar tıklım tıklım doludur.

DÜSSELDORF WELCOME CARD

Bu bir tür: Almanya’nın şehirlerinde olduğu gibi, limitsiz kullanımlı, çeşitli müzelere, turistik ve eğlence yerlerine ücretsiz giriş imkanları veren bir karttır. Ayrıca: tramvay ve otobüslere de küçük bir ücret ödeyerek, bu kart ile birlikte binebiliyorsunuz.

24 saatlik kart: bireysel: 9 Euro, aile: 18 Euro’dur. 48 saatlik kart: bireysel: 14 Euro, aile: 28 Euro’dur. 72 saatlik kart: bireysel:19 Euro, aile: 38 Euro’dur. Aile: 2 yetişkin, 2 çocuktan oluşmaktadır.

Almanya Düsseldorf MESSE DÜSELDORF

MESSE DÜSELDORF

Burası bir fuar merkezidir ve 40 yıllık bir geçmişe sahiptir. Toplam sergi alanı: 285 bin m. karedir. Burada: 23 sektörde, fuarlar düzenlenmektedir.

Dünyanın en büyük fuar alanıdır. Yılın her bölümünde, burada düzenlenen fuarlar nedeniyle, şehirdeki otel fiyatları ve doluluk oranları hep etkilenmektedir.

Burası tam bir fuar alanı, yani ticaretin kalbi burada atıyor ve zaten, bu şehre gelen yabancıların büyük bölümü, hatta % 90 kadarı, yalnızca bu tür fuarlar için geliyorlar ve bu sırada şehrin tarihi ve turistik yerlerini de geziyorlar. Büyük olasılıkla, bu satırları okuyan siz de, fuar için bu şehre gideceksiniz.

Almanya Düsseldorf Karnaval

KARNAVAL

Şehirdeki karnaval, her yıl, Şubat ayının sonuna doğru ve 11 Kasım tarihinde düzenlenmektedir. Parti: 11 Kasım tarihinde, saat 11.11 de başlamaktadır. Karnaval insanları, izleyicileri, dansları ve kıyafetleriyle güldürmektedirler.

Almanya Düsseldorf Lunapark

LUNAPARK

Şehir merkezinden, yalnızca 6 dakika uzaklıktaki, Lueg platz meydanındadır.
Burada, Avrupa’nın en büyük eğlence fuarı, her yıl, Temmuz ayının üçüncü haftasında kurulur ve milyonlarca ziyaretçi çeker.

Lunaparka girmek için, 11 Euro ücret ödemek gerekiyor. Özellikle çocuklu ailelerin ve lunapark merakı olanların gitmesini öneririm, birçok oyuncak var.

Old Town ile lunapark arasında, Ren nehrinde bir feribot çalışıyor ve bence bu 10 dakikalık keyifli yolculuğu mutlaka yaşayın.

Almanya Düsseldorf

HEİNRİCH-HEİNE ÜNİVERSİTESİ

Bu üniversite, dünya çapında ünlüdür ve birçok genci, kendisine çekmektedir. Özellikle, Hukuk ve Eczacılık alanlarında başarılı bir üniversitedir.

Almanya Düsseldorf yemekleri
Almanya Düsseldorfi içkileri

 

NE YENİR-NE İÇİLİR

Şehirde, yerel lezzet tatmak isteyenler için önerebileceğim başlıca yemek: bezelye çorbasıdır. Burada: Ahzetupp olarak bilinir. Geleneksel bir yiyecektir. Bunun dışında, şehirliler, kendi kültürleri gereği, domuz etinin tüm spesiyallerini yani özel ürünlerini severek yemektedirler.

Sauerbraten: sığır etinin kızartılması, sirke ve baharatlarla soslanması ile yapılan bir yemek türüdür. Reibekuchen: kızarmış patates, elma sosu ile servis edilen bir tür gözlemedir. Kendi lezzetlerimizden tatmak isterseniz, yine, bu şehirde birçok Türk restoranı bulabilirsiniz.

Graf-adolf street üzerindeki İş bankasının bulunduğu caddede, “Schwarzes meer restoran” isimli, Türk lokantası bulunuyor. Ayrıca: merkez tren istasyonunun hemen ilerisinde, yine, ev yemeklerimizi yapan bir Türk lokantası var.

İspanyol ve Latin Amerika yemek kültürü lezzetlerini tatmak isterseniz: Schneider-Wibbel-Gasse denilen bölgede: Bolker strasse ve Flinger strasse caddelerini birbirine bağlayan, eski şehir içindeki küçük sokağı deneyebilirsiniz.

Buradaki restoranlar çok ünlüdür. Yiyecek konusunda son bir not: merkezi tren istasyonundan yani “Hauptbahnhof” denilen yerde “Brezel Bub” olarak isimlendirilen ve tanesi 50 Cente satılan simitlerden tatmalısınız. Bu bir tür tuzlu simit, sıcak sıcak gayet güzel gidiyor.

Ne içilir derseniz,

Elbette Almanya’nın diğer şehirlerinde olduğu gibi “bira” denilebilir. Zaten: Old Town bölgesinde, dünyanın en uzun barı bulunmaktadır.

Zaten, Old Town bölgesi, biranın en iyi tadının bulunduğu yerdir. Burada, çok hassas ve önemli bir konudan söz etmek istiyorum. Duesseldorf ve Köln şehirleri arasında bir rekabet bulunmaktadır.

Bu yüzden; Duesseldorf şehrinde, asla “Kölsch” denilen marka bira siparişi vermeyin. Bunu yaparsanız, size kötü kötü bakan insanlar göreceksiniz. Buna dikkat etmenizi öneririm. Burada, buraya has, geleneksel bira “Uerige” tatmalısınız.

Almanya Düsseldorf alışveriş

ALIŞVERİŞ

Şehirdeki Königsallee bölgesi, yaklaşık 50 yıldır, büyük bir moda ve alışveriş merkezi olarak önem kazanmaktadır. Bu seçkin alışveriş merkezi, şehrin kalbindedir.

Hatta, Avrupa’nın bile en önemli, güzel ve muhteşem alışveriş merkezi denilebilir.

Bunun dışında, alışveriş düşünülebilecek yerler: Old Town ve Schadow strasse düşünülebilir.

Erkek ve bayan moda mağazaları, kuyumcular, antika dükkanları, kitap mağazalarıdır.

Schadow strabe

Almanya’nın en fazla alışveriş yapılan yerlerinin başında gelmektedir. Burada, çok sayıdaki sokaklarda, bir sürü mağaza bulunmaktadır.

Carlstadt

Şehrin en huzurlu bölgelerinden birisidir. Burada: 18-19’ncu yüzyıllardan kalma, barok binalar görülebilmektedir. Özellikle: sebze ve meyve pazarı tezgahları görülebilmektedir.

Japon Mahallesi

Şehirde, Paris ve Londra’dan sonra, Avrupa’da bulunan en büyük üçüncü Japon topluluğu vardır. Bunların kendi kültürlerinin ürünlerinin satıldığı süpermarketler, kitap mağazaları ve restoranları, burada bulabilirsiniz.

Tüm bunların yanında, bu şehirde, çok meşhur bir tür “hardal” satılmaktadır. Löwensent isimli bu Alman hardalı: özel bir hardal olarak önem kazanmaktadır. Şehirde, bazı fantezi hardal (çilek hardalı gibi) bulup satın alabilirsiniz.

Almanya Düsseldorf

GEZİLECEK YERLER

Ren nehri kıyısındaki alanlar, trafiğe kapalı yürüyüş alanlarıdır. Bu bölgede, nehre paralel sıralanmış, birçok restoran, kafeterya ve yeşil alan görebilirsiniz. Araç trafiği: yerin altında yapılan tünellerden ilerlemektedir.

Şehirde başlıca gezilecek yerler, şu başlıklar altında toplanabilir:

1. Old Town-Altstadt
2. MediHarbour
3. Königsallee
4. Ren mesire
5. Benrath Sarayı-Schloss Benrath
6. Kaiserswerth
7. Ren nehri tekne gezileri,

NEHİR TEKNE GEZİNTİLERİ

Ren nehri kıyısındaki gezinti tekneleriyle, yaklaşık 1 saat süren, güzel bir gezinti yapabilirsiniz. Bu gezinti: genellikle, fuar alanından, şehrin en modern binalarının bulunduğu Medienhafen bölgesine, yani Basın Limanına kadar uzanmaktadır. Yani, şehri nehirden görmek gerçekten büyük keyif, Duesseldorf şehrinde, mutlaka nehir tekne gezisine katılmalısınız.

Almanya Düsseldorf

DÜSSELDORF GEZİ PROGRAMI

Bulunduğunuz yerden, bir şekilde, ana tren istasyonunun bulunduğu yere, yani “Hauptbahnhof” denilen yere gelmelisiniz. Gezimizin başlangıç noktası, buranın hemen önündeki bir meydanlık alan.

Almanya Düsseldorf KONRAD ADENAUER MEYDANI

Tren istasyonunu hemen önünde: “Konrad Adenauer Meydanı” var.

KONRAD ADENAUER MEYDANI

Burası, şehre trenle gelenlerin ilk gördükleri yer olması nedeniyle ilginçtir, çünkü: meydanda, çok sayıda Türk restoranı, kebapçısı görülüyor. Hatta, yalnızca restoren veya kebapçı değil, yine Türklere ait birçok dükkan ve mağaza bulmak mümkün.

Buradan sonra: Graf-Adolf caddesi boyunca: batıya, Ren nehri istikametinde yürümeye başlıyoruz. Bu cadde, Ren nehrine kadar uzanıyor, ancak bizim hedefimiz, Almanların kısaca “Kö” dedikleri, Almanya’nın en meşhur caddelerinden birini görmektir.

Dolayısı ile, cadde üzerinde ilerlerken, bir süre sonra yani 2 meydan geçtikten sonra, caddenin solunda, çok büyük “GAP 15” binasını gördüğümüzde, hemen binaya varmadan, sola döneceğiz.

Almanya Düsseldorf KÖNİGSALLEE
Almanya Düsseldorf KÖNİGSALLEE

 

KÖNİGSALLEE

Caddenin ilk temelleri: 1848 yılında, Kral Friedrich Wilhelm zamanında atılmıştır.
1 km. uzunluğundaki bulvarın ortasında: 585 metre uzunluğunda ve 33 metre genişliğinde ve 5 metre derinliğinde olan bir kanal bulunuyor.

Bu kanal: Ren nehrinin bir kolu olan ve şehrin ismini aldığı Düssel nehrinin suyunu barındırmaktadır. Kanalın içinde: kuğular, ördekler var ve hoş bir görüntü yaratıyorlar.

Kanalın çevresinde ise, dev kestane ağaçları sıralanıyor ve bu ağaçların içinde de, özellikle yaz döneminde kuşlar ve ortam tamamen kuş sesleriyle canlanıyor. Bu kestane ağaçlarının büyük kısmı: buranın ilk oluşturulduğu dönemden, yani 1850 yılından kalmadır.

Zaten, daha önce buranın ismi “kestane bulvarı” imiş. Bulvar yapıldıktan sonra, Prusya kralı Wilhelm buradan geçiyor ve bundan sonra caddenin ismi, bu olayın anısına “kral caddesi” yani “königsallee” olarak değiştiriliyor.

Günümüzde ise, şehirliler buraya kısaca “kö” diyorlar.

Evet, bu kanalın üzerinde

Yayaların ve araçların geçebildiği köprüler var. Bulvarın her iki yakası arasındaki geçişi sağlamak için, özellikle, yayaların geçmesi için çok sayıda küçük köprü yapılmıştır. Bu köprülerden, bulvarın her iki yanını gezinmek mümkündür.

Bulvar üzerinde, oturup dinlenmek için banklar yerleştirilmiştir. Banklar, genellikle kanala bakıyor, yani banklara oturduğunuzda, kanalı izleyebiliyorsunuz. Bulvarın iki yanında ise, lüks mağazalar sıralanıyor.

Bu lüks mağazalarda mevcut markalardan bazıları: Yves Saint Laurent, Cerruti, Escada, Chanel, Burberry, Armani, Kenzo gibidir. Tabii bunun sonucu olarak, gerek Almanya’nın ve gerekse Avrupa’nın birçok ünlüsü, buraya gelip alışveriş yapıyorlar, yani gezinirken, bir anda, bir ünlü ile karşılaşma olasılığı çok fazladır.

Yalnızca kanalın bulunduğu yerdeki bulvar mı? Hayır, burada, kapalı alışveriş mekanları da bulunuyor. Özellikle: “Sevens” isimli, 7 katlı alışveriş merkezi, muhteşemdir. Burada: marketler, kafeler, restoranlar bulabilirsiniz.

Zaten bulvar üzerinde de, kafe sahipleri, özellikle güzel havalarda, masa ve sandalyelerini, bulvar üzerine yani açık havaya çıkarıyorlar. Zaten, güzel havalarda, bu kafelerde oturmak için masa bulmak bir hayli zor, yani belli bir süre beklemeniz gerekiyor.

Cadde üzerindeki “Kaufhof” binası ise, Almanya’nın ilk Department Store olarak önem kazanmaktadır.

Alışveriş mekanları yanında, şehrin en lüks otelleri de buradadır. Bulvarın köşesinde “Slim Matilda” saati var ve burası, şehirliler için başlıca buluşma yeridir.

Evet, Kö bulvarında alışveriş yapmak istemezseniz ki, fiyatlar aşırı pahalıdır, bu güzel ortamı mutlaka gezin, teneffüs edin diyorum.

Cadde üzerinde, kanalın üzerinde, iki güzel köprü var. Bunlardan en öne çıkanı: Triton çeşmesinin hemen yanındaki “Girardet köprüsü” dür.

Almanya Düsseldorf TRİTONENBRUNNEN ÇEŞMESİ

TRİTONENBRUNNEN ÇEŞMESİ

Burası, caddenin ortasında, nehir havası verilmiş suni gölün kuzey kısmında tarihi bir çeşmedir. Anıt: denizi temsil eden bir deniz savaşçısı bulunduruyor.

Evet, cadde üzerinde bulunan lüks dükkanların önünden ilerleyerek, yürümeye devam ediyoruz. Kanalın bittiği yerde, doğaya yani Ren nehrinin ters istikametine dönüyoruz.

Theodor-Körner caddesinde, Ansons denilen yere varınca, yani yol ikiye ayrılınca, Blumen strabe caddesinde, sağdan ilerleyerek, Martin Luther Meydanına doğru yürüyoruz.

Martin Luther Meydanının ortasında, Almanya’nın ilk Başbakanı Bismark’ın bronz bir heykeli var. Bunun hemen yanında ise, yine şehrin ünlü bir anıtı bulunuyor. Her iki anıtta, yeşillikler içine yerleştirilmiştir.
Meydanın hemen yanında ise, bir kilise görülüyor.

Almanya Düsseldorf BİSMARCK ANITI

BİSMARCK ANITI

Şehir merkezinde, Martin Luther Place bölgesindedir.

1899 yılında, Johann Röttger tarafından, granit temel üzerine bronz olarak yapılmıştır. Otto Von Bismark: 19’ncu yüzyılın, en önde gelen Avrupalı aristokrat ve devlet adamlarından birisidir. 1890 yılında Prusya Başbakanlığı yani Şansölyeliği yapmıştır.

Kendisi: Alman konfederasyonunun kurulması için büyük bir savaş yaşamıştır ve Almanya’nın birleşmesinde büyük katkıları olmuştur.

Almanya Düsseldorf KAİSER-WILHELM ANITI

KAİSER-WILHELM ANITI

Stadtmitte bölgesinde, Martin Luther Platz meydanındadır.

1896 yılında, bronz ve granit olmak üzere, Karl Jansen tarafından yapılmıştır. Ülkede, yurtseverliğin güçlendirilmesi için inşa edilmiştir. Ancak, 70 yıl sonra, 1961 yılında kaldırılır ve 1964 yılında yeniden yerleştirilir.

Ancak, metro inşaatı nedeniyle, 1983 yılında yeniden, bulunduğu yerden kaldırılan anıt: bugünkü yerine, 1987-1988 yılları arasında yeniden yerleştirilir.

Anıtta: Wilhelm: üniforması ve başında kaskı ile güçlü bir at üzerinde görülmektedir. Hemen yanındaki kanatlı zafer tanrıçası, sağ elinde defne dalı ile görülür.

Almanya Düsseldorf JOHANNES KİRCHE-KLAGENFURT
Almanya Düsseldorf JOHANNES KİRCHE-KLAGENFURT

 

JOHANNES KİRCHE-KLAGENFURT

1881 yılında Gotik tarzda yapılmıştır. 4950 kişilik bir Protestan topluluğu olan kilisedir. Hatta, şehirdeki ilk Protestan kilisesidir. 1875-1881 yılları arasında mimar Kyllman und Heyden tarafından yapılmıştır. Şehirde, açık alanda yapılmasına izin verilen ilk Protestan kilisesidir.

Yuvarlak kemer tarzı, kırmızı tuğla görünümlüdür. Sade bir görünüm sunar. Erken dönem İtalyan Rönesans mimari etkileri görülmektedir.

Kilise, dini ibadet yanında, kültürel ve sosyal programların icrası için de kullanılır. Özellikle konserler ilgi çekmektedir. Çünkü: 1989 yılında, org yapımcısı Gerhard Schmid tarafından burada büyük bir org yapılmıştır.

Böylece, bu org; ibadet ve müzik konserlerinin merkezi müzik aracı olmuştur ve diğer araçlar ve koro ile birlikte kullanılmaktadır.

Bunları gördükten sonra, bu kez hedefimiz; şehrin en popüler yeri olan: Altstadt bölgesidir.

Almanya Düsseldorf OLD TOWN-ALSTADT
Almanya Düsseldorf OLD TOWN-ALSTADT
Almanya Düsseldorf OLD TOWN-ALSTADT
Almanya Düsseldorf OLD TOWN-ALSTADT

OLD TOWN-ALSTADT

Kentin bu bölümü: II. Dünya savaşı sonunda, tamamen yıkılmış ve takip eden dönemde, temel duvarları esas alınarak yeniden inşa edilmiştir.

Burada, çok sayıda restoran, genellikle hava güzel olduğunda, cadde ve sokaklara kadar taşan bir insan kalabalığını barındırıyor. Bu kalabalık: garsonlara “köbesse” denilen bira ve elbette kendi kültürlerine uygun olarak “domuz etinin değişik lezzetlerini” tadıyorlar. Zaten, dünyanın “en uzun barı” burada bulunuyor.

Siz, şehir ziyaretinizde, bu bölgeye gittiğinizde, şehrin sakin bölgesinin huzurunu yaşamak için kısa molalar verip, bu restoranlara veya kafeteryalara oturup, gelip-geçeni seyredebilirsiniz.

Burada: ayrıca, sanat ve kültür etkinliklerinin yapıldığı mekanlar da bulunuyor. Bunlar arasında öne çıkanlar:

Geldiğimiz yere, yani Kö caddesinin ucuna geri dönüyoruz. Buradan, doğru, Ren nehri istikametine yürüyerek, Heinrich-Heine Alle denilen yere yöneliyoruz. Bu uzun, güzel ve ağaçlıklı cadde üzerinde ilerlerken, bir süre sonra solumuzda bir müze var. Bunlar, aynı binada, yan yana bulunan: K-20 ve K-21 Müzeleridir.

Almanya Düsseldorf Grabbenpltz-K-20 Sergi Binası

Grabbenpltz-K-20 Sergi Binası

Bina, siyah granit cephesiyle dikkati çekmektedir ve 1986 yılında açılmıştır. Yapıda: 2 bin m. karelik kapalı alanda, iki galeride, Piet Mondrian, Pablo Picasso, Henri Matisse gibi ünlü sanatçıların tabloları ve çizim çalışmaları bulunuyor.

Özellikle, 12 bireysel sanatçının eserlerinin sergilendiği yerde, Pablo Picasso’nun hemen hemen tüm kariyerinin en önemli yaratıcılık aşamasının yaşandığı kübizm tarzındaki eserler görülmeye değerdir. Zaten, koleksiyonun en önemli parçalarını da bunlar oluşturmaktadır.

Yapının arka cephesinde: Amerikalı sanatçı Sarah Moris tarafından, mozaik ile yapılan, 27 metre uzunluğundaki duvar ilgi çekmektedir.

Almanya Düsseldorf Standehaus-K-21 Sergi Binası

Standehaus-K-21 Sergi Binası

Kunstsammlung koleksiyonunun sergilenmesi için, 2002 yılında, bu bina, ek bina olarak açılmıştır. Bina; daha önce, yani 1949-1988 yılları arasında “Kuzey Ren-Vestfalya Federal Eyalet Parlamentosu” olarak kullanılmıştır.

Daha sonra 14 yıl boş kalmıştır. Yapılan restorasyon sonucu: geniş bir plaza şeklinde, merkezi meydanın çevresinde, geçitler içeren dört kanat şeklinde yapılandırılmıştır.

Cam kubbeli çatı dikkati çekmektedir. Dış cephe korunmuş, ama içerideki tüm demirbaşlar çıkarılmıştır. Binada, çok sayıda sanatçı odaları bulunmaktadır.

Müzenin hemen önünde, değişik bir anıt var. Anıt: 1897 yılında, bronz ve granitten, Carl Janssen tarafından yapılmıştır.

Bu iki müzenin hemen ilerisinde, sağ bölümde: Maximilian Weyne Alle bölgesinde, caddenin hemen köşe başında, karşılıklı duran iki tarihi yapı var.

Almanya Düsseldorf RATİNGER KAPISI

RATİNGER KAPISI

Pempelfort bölgesinde, Maximilian Weyne Allee’dedir.

1811-1815 yılları arasında, mimar Adolph von Vagades tarafından, Kılasizm tarzında yapılmıştır. Yapıda: Dor sütunları dikkat çekmektedir.

Bu müzeleri gördükten sonra: hemen kuzeyindeki: Opera binası görülebilir.

Almanya Düsseldorf DÜSSELDORF DEUTSCHE OPERA M RHEİN (OPERA EVİ)

DÜSSELDORF DEUTSCHE OPERA M RHEİN (OPERA EVİ)

Yapı: şehrin dışında, cazip bir konumdadır. Tam yeri: Heinrich Heine Alle ve King caddesi arasındadır. Ancak, Ren nehri kıyısındaki merdivenlere, yürüme mesafesi uzaklıktadır.

Bu opera: Duesseldorf ve Duisburg kentleri arasında yapılan bir işbirliği sonucu doğmuştur. Ren nehrinin bağlantı sağladığına inanılır. Sanatçıların kostüm ve sahne gereçleri, her iki yapı arasında, kamyonlar ile taşınırmış.

1956 yılında kurulduğundan bu yana, burada bir tiyatro topluluğu da vardır. Çünkü, gerek burası ve gerekse Duisburg şehrindeki tiyatro binası: opera ve bale prodüksiyonlarının gösterilmesine uygun şartlar sağlıyormuş.

Theater Duisburg: Opera Merkez Meydanında, King street caddesi üzerinde, Duisburg şehrinin en önemli binalarından birisidir.

Ön cephesi, parlak beyaz, antik bir tapınağın girişini andırır. İlk olarak, mimar Martin Dulfer tarafından tasarlanmış ve 1912 yılında yapılmıştır. 4 katlıdır ve 1652 seyirci kapasitelidir.

Gelelim, Duesseldorf Opera Evine.

Opera evi

ilk olarak, 1875 yılında, mimar Ernst Giese tarafından tiyatro olarak yapılmıştır. İtalyan Rönesans stilindeki bina, Dresden şehrindeki “Semper Opera” binasına benzerlik göstermekte olup, 1260 seyirci kapasitelidir.

II. Dünya savaşı sırasında bombalama sonucu harap olan bina, kapsamlı bir yenileme çalışmasına tabi tutulmuştur. Basit olan ön cephe: 1950’li yıllarda günümüze gelen fuaye ve güze kavisli merdiven, yapının ilgi çeken aksesuarlarıdır.

Yapı: 2006-2007 yıllarında, büyük bir restorasyona tabii tutulur. 1955 yılından kalma, platform teknolojisi değiştirilir, iş ve güvenlik teknolojisi yenilenir, orkestra ve bale prova salonları yapılır.

Günümüzde, salon 1296 seyirci kapasitelidir. Bodrum bölümünde, 50 bin civarında kostüm koleksiyonu bulunmaktadır.

Burada 2 seçenek var. Birinci seçenek: Opera binasının hemen arkasında: Dreischeibenhaus isimli uzun kule binanın hemen yakınındaki şehrin tiyatro binasının görülmesidir. Diğer seçenek ise: müzeler esas alınarak geziye devam etmektir. Tercih sizin.

Almanya Düsseldorf DÜSSELDORF SCHAUSPİELHAUS (TİYATRO)

DÜSSELDORF SCHAUSPİELHAUS (TİYATRO)

Yapı: 1970 yılında, mimar Bernhard Pfau tarafından tasarlanarak yapılmıştır. Yapıldığında, 300 seyirci kapasiteliyken, günümüzde 760 seyirci kapasitelidir.

Cephe: kavisli ve beyaz metal kaplamadır. Ana binada ise: ana sahne ve sahne evi bulunmaktadır.

Burada, klasik yazarların yanı sıra, çağdaş yazarların oyunları da sergilenmektedir.

K-20 ve K-21 müzelerinin bulunduğu caddenin hemen karşısında, yine bir müze kompleksi var.

Almanya Düsseldorf KUNSTSAMMLUNG NORDRHEİN-WESTFALEN (VESFALEN SANAT KOLEKSİYONU)

KUNSTSAMMLUNG NORDRHEİN-WESTFALEN (VESFALEN SANAT KOLEKSİYONU)

Alman Federal Devletinin “Standehaus” isimli sanat koleksiyonu: bu şehirde, üç farklı binada; 10 bin m. karelik kapalı alanda sergilenmektedir. Bu sergi mekanları: K20, K21 ve Schmela Haus’dur ve graben pltz meydanındadır.

Standehaus isimli bu sanat koleksiyonu: 1961 yılından bu yana, satın almalar yolu ile genişletilerek, günümüze ulaşmıştır.

50 yıllık bu süreç boyunca: koleksiyonun sergilendiği “Kunstsammlung Nordrheid Westfalen” müzesi, önemi bir müze olarak, uluslararası ün kazanmıştır.

İlk açıldığında, koleksiyon, yaklaşık 2 haftalık sürede, 60 bin kişi tarafından gezilmiştir.

Schmela Haus Sergi Binası

Bu bina, 2009 yılında, binalar zincirine dahil edilmiştir. Bina ilk olarak, 1971 yılında, Hollandalı mimar Aldo van Eyck tarafından, sanat galerisi olarak; 5 katlı yapılmıştır ve daha sonra: bu bina, Federal Devlet tarafından satın alınmış ve yapılan restorasyonun ardından, 2011 yılında yeni hali ile yeniden açılmıştır.

Bu müzeleri de gördükten sonra, Graben Strabe caddesinde yürümeye devam ediyoruz. Hemen köşede yan yana iki kilise var. Bunlar: Andreas kirche ve Neander kirche kiliseleridir.

Mühlen strabe caddesi üzerinde yürümeye devam ediyoruz, hedef Ren nehri kıyısı. Ağaçlarla karşılaştığınızda, Ren nehri kıyısına ulaştığınızı anlayabilirsiniz. Karşımıza önce büyük bir meydan karşımıza çıkıyor. Burası: Burg Platz yani Kale Meydanıdır.

Almanya Düsseldorf BURG PLATZ-KALE MEYDANI
Almanya Düsseldorf BURG PLATZ-KALE MEYDANI

 

BURG PLATZ-KALE MEYDANI

Ren nehri kıyısında, çok keyifli bir meydandır.

Burada, eskiden barok bir saray yapısı bulunuyormuş ve 1872 yılında yanmış ve 1888 yılında ise tamamen yıkılmıştır. Daha sonraki çalışmalarda, bu eski kale yapısına ait bir kule ortaya çıkarılmıştır.

Bugün kule: Denizcilik müzesi olarak kullanılmaktadır. En üst katında ise bir kafeterya var ve Ren nehrinden geçen gemilerin görkemli görüntüsü sunuluyor.

Meydanın: 1995 yılında, burada restorasyon yapılmış ve savaş sonrası Almanya’nın en güzel meydanlarından biri olarak ödül kazanmıştır. Bu restorasyonda: meydan araç trafiğine kapatılmıştır.

Araç trafiği: Ren nehri kıyısına paralel, yeraltından gitmektedir. Meydanda ise, bisiklete binenler, yürüyenler veya yeşil alanlara kendilerini atarak güneşlenenler görebilirsiniz.

Ren nehri üzerinde tekne gezintisi düşünürseniz: meydanın kıyısındaki gezinti teknelerine binip, şehri kıyıdan görebilecek bir gezinti yapabilirsiniz. 2011 yılında, bu meydanda, gayet muhteşem bir “Türk Festivali” yapıldığı söyleniyor.

Evet, eskiden burada büyük bir kale yani “Duesseldorf kalesi” bulunuyormuş. 1260-1872 yılları arasında mevcut olan kale: 1260 yılında inşa edildikten sonra, 1845 yılından sonra kraliyet sarayı olarak kullanılmış ve daha sonra “Duesseldorf Sanat Akademisi” tarafından teslim alınmıştır.

1872 yılında ise, büyük bir yangın, yapıyı tamamen yok eder. Yalnızca: kale kulesi kalır. Yangından sonra, kule restore edilir. 1943 yılında ise, bir hava saldırısında, kule yeniden hasar görür. Daha sonra, yeniden restore edilir.

Eski kalenin kulesi (Schlossturm) : günümüzde, 1984 yılından bu yana, bir müzeye ev sahipliği yapmaktadır.

Almanya Düsseldorf SCHİFFAHRT MUSEUM-DENİZCİLİK MÜZESİ
Almanya Düsseldorf SCHİFFAHRT MUSEUM-DENİZCİLİK MÜZESİ

 

Almanya Düsseldorf SCHİFFAHRT MUSEUM-DENİZCİLİK MÜZESİ

SCHİFFAHRT MUSEUM-DENİZCİLİK MÜZESİ

Burgplatz meydanındadır.
Şehir eski sarayından, günümüze kalan tek yapı olan, Burgplatz Schlossturm kulesinde bulunmaktadır. Müzede: Ren denizcilik tarihiyle ilgili olarak, 1984 yılından günümüze, denizcilik ekipmanları sergilenmektedir. Etkileyici giriş bölümünde, ücret ödeyerek müzeye giriliyor.

Önce, kulenin bodrum katında sergilenen eserler görülür. Burada, Ren nehri hakkında ayrıntılı bilgi verilmektedir. Ren nehrinde ilk kullanılan gemilerin modelleri sergilenmektedir. Bir döner merdiven ile, kulenin üst bölümlerine çıkılabilmektedir.

Yelken, römork veya buhar gücüyle çalışan her türlü gemi örnekleri görülebilmektedir. Ayrıca, ekranlardan, görüntülü açıklamalar da yapılmaktadır.

Burgplatz bölgesinde, bir de “Şehir Anıtı” bulunuyor. Anıt sembollerle doludur.

Almanya Düsseldorf Mark Platz

Burada, önce: güneydeki “Mark Platz” meydanına gidiyoruz. Bu meydanda bulunan, anıt ve yapılar şunlardır.

Almanya Düsseldorf RATHAUS-BELEDİYE BİNASI

RATHAUS-BELEDİYE BİNASI

Altsdadt bölgesinde, Mark platz meydanındadır.

Yapı: 1570-1573 yılları arasında mimar H. Tussman tarafından yapılmış, 1749 yılında yeniden tasarlanmış, 1958-1961 yılları arasında ise yeniden yapılandırılmıştır. Yapı: birbirinden farklı dönemleri ifade eden, 3 binadan oluşmaktadır.

İlk bina: Old Town Hall, ikinci bina: New Town Hall ve eski Grupellohaus, üçüncü bina: yönetim bölümüdür. Her Çarşamba, saat: 15.00’de, ücretsiz rehberli turlar düzenlenmektedir.

Meclis salonunda: Domenico Zanetti ve Johannes Spilberg tarafından yapılan çatı resimleri ilgi çekmektedir. Dünyanın bu en eski ofis binasını gezmelisiniz.

Belediye binası önünde: Prens Johann Wilhelm II. Anıtı bulunuyor. Bu şahıs: 1679-1716 yılları arasında yaşamıştır.

Almanya Düsseldorf JOHANN WİLHELM II-OCA WELLEM ANITI

JOHANN WİLHELM II-OCA WELLEM ANITI

Belediye binası önünde, Markplatz meydanındadır. Şehirliler, sevgileri nedeniyle, kendisine: Oca Wellem demektedirler.
1711 yılında, Gabriel de Grupello tarafından, bronzdan yapılmıştır. İmparator ise, 1716 yılında ölmüştür.
Anıtın simgelediği Oca Wellem: 1658-1716 yılları arasında yaşamıştır. Alplerin kuzeyinde, en güzel binicilik heykellerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Almanya Düsseldorf MARY SÜTUNU

MARY SÜTUNU

Karlstadt bölgesinde, Markplatz meydanındadır. 1872-1873 yılları arasında, Renn isimli sanatçı tarafından, kutsal Maria adına, dini özellikler ön planda tutularak yapılmıştır.

Bunları gezdikten sonra, yeniden kale meydanına geri dönüyoruz ve gezimize devam ediyoruz.

Meydanın hemen arkasında, Ren nehrine bakan cephesiyle görülen bir kilise yapısı var.

Almanya Düsseldorf ST LAMBERTUS KİRCHE

ST LAMBERTUS KİRCHE

Şehrin ana Katolik kilisesidir.

İlk olarak, 1394 yılında: Gotik tarzda inşa edilmiştir. Katolik kilisesidir. Büklümlü ve sivri bazilikası: şehrin silüetine etkilidir. Kulenin burgulu olması ilginçtir.

1634 yılında: kilisenin hemen yanındaki bir mühimmat deposu patladı ve çıkan yangın kiliseyi de etkileyerek, özellikle gotik iç bölümün büyük ölçüde tahrip olmasını sağladı. Yalnızca koro yeri ve bazı küçük bölümler, alevlerden kurtarıldı.

Takip eden dönemde, Prens Oca Wellen döneminde (kendisinin meydanda atlı bir heykeli bulunmaktadır) şehir hiç olmadığı kadar popüler oldu ve aynı dönemde kilise yeniden inşa edildi.

Ancak, bu kez: 11 Ocak 1815 tarihinde, kiliseye yıldırım çarptı ve çan kulesi ile kilise ve bitişikteki evler etkilendi. Kule: Josef Wimmer denilen bir usta tarafından kurtarıldı. Yalnız kulenin restorasyonunda, taze yani yaş ahşap kullanılmış ve ahşap kuruyunca, bükülmüştür.

Bu bükülme nedeniyle, kulede değişik bir görünüm ortaya çıkar ve şehrin simgesi haline gelir. İnanışa göre: bakire Lambertuskirche, evlendiğinde, kulenin bu çarpıklığı düzelecekmiş.

Kilisenin bazilikasındaki sunak bölümünde, şehrin koruyucu azizi, St. Apollinaris’in mezarı ve kutsal emanetleri bulunmaktadır. St. Lambert: 705 yılında şehit edilmiştir.

Ancak, kalıntıları, 1665 yılından bu yana, kilise sunağında bulunmaktadır. Kendisi, 1394 yılından bu yana, şehrin koruyucu azizi olarak bilinmektedir. Her yıl 23 Temmuz tarihinde anma günü düzenlenmektedir.

Kiliseyi ziyaret ederseniz, özellikle, hazine odasındaki altın ve gümüş kalıntıları görmenizi öneririm.

Bu kilisenin hemen arkasındaki sokakta yine bir kilise görülüyor.

Almanya Düsseldorf KREUZHERREN KİRCHE (HAÇ ŞÖVALYELERİ KİLİSESİ)

KREUZHERREN KİRCHE (HAÇ ŞÖVALYELERİ KİLİSESİ)

1445 yılında inşa edilmiştir. İlk yapıldığında, birinci kat kilise ve manastır, zemin kat ise hastane olarak kullanılmıştır. 1549 yılında, yapı, manastıra dönüştürülmüştür.

Günümüzde de ibadet yeri olarak kullanılmaktadır. Şehrin ilk inşa edildiği yıllardaki resimlerde, bir mihenk taşı gibi göründüğü söyleniyor.

Günümüzde ise, özellikle, Johann Friedrich Sichelbein tarafından yapılan barok alçı tavan dikkat çekmektedir.

Buradan sonra, kuzeye, yani Ren nehri kıyısından yürümeye devam ederseniz, karşınıza önce, bir konser salonu ve sonra yine birkaç müze çıkıyor. Evet, B1 karayolunu yani Ren nehrine paralel uzanan karayolunu takip edersek, hemen sağımızda büyük bir yapı var.

Almanya Düsseldorf TONHALLE (KONSER SALONU)

TONHALLE (KONSER SALONU)

Burası, şehirdeki bir konser salonudur. Wilhelm Kreis isimli bir mimar tarafından 1926 yılında inşa edilmiştir.

Aslında başka amaç için yapılmış olmasına rağmen, 1970 yılında konser salonu haline getirilmiştir.

2005 yılında ise, tamamen modern bir ortam yaratılmıştır. Özellikle, akustik ve aydınlatma sistemi muhteşemdir. Çünkü: gece, gökyüzünün altında konser veriliyor izlenimi yaratılmıştır.

Burada, yılda 450 konser düzenlenmekte ve yaklaşık 300 bin izleyiciye ulaşılmaktadır. Almanya’nın bu en güzel konser salonunu, mutlaka görmelisiniz ve özellikle, klasik müziğe merakınız varsa, burada mutlaka bir konser izlemelisiniz. Sanki yıldızların altında, konser izliyorsunuz gibi hissedeceksiniz.

Salonda: 130 müzisyenden oluşan, Duesseldorf Senfoni Orkestrası eserlerini sergilemektedirler. Bu orkestra, yaklaşık 400 yıl önce bir belediye orkestrası olarak kurulmuştur. Gerek burada ve gerekse konuk olarak başka yerlerde verdikleri konserlerle, haklı bir üne sahiptirler.

Tonhalle binasının hemen arkasında, şehrin en güzel parklarından biri bulunuyor. Bu parka biraz zaman ayırıp, sonra yeniden gezimize kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Almanya Düsseldorf HOFGARTEN

HOFGARTEN

Burası, mimar Nicolas de Pigage tarafından planlanan ve uygulanan, Almanya ülkesinde, halka açık ilk park alanıdır.
Park alanında: bir müze var. Goethe Müzesi olarak kullanılan Jagerhof sarayı. Ayrıca, Hofgarten evleri ve ünlü bazı sanatçıların heykelleri görülebilmektedir.

Yürümeye devam ettiğimizde, hemen sağda, yine başka bir bina var.

Almanya Düsseldorf NRW-FORUM KÜLTÜR UND WİRTSHCHAFT (Vestfalen KÜLTÜR VE İŞ FORMU)

NRW-FORUM KÜLTÜR UND WİRTSHCHAFT (Vestfalen KÜLTÜR VE İŞ FORMU)

Ehrenhof bölgesindedir.
1998 yılında açılmış ve o günden bu yana, sergiler ve çeşitli: estetik, sosyal ve ekonomik etkinlikler ile, kendisini tanıtan bir isim olmuştur. Aynı zamanda: yüksek ve popüler sanat eserlerinin: toplanması, restorasyonu ve dağıtımında ev sahipliği yapmaktadır.

Aynı cadde üzerinde yürümeye devam ettiğimizde, bu kez, yine sağ bölümde: Kunst Palast müzesi karşımıza çıkıyor.

Almanya Düsseldorf KUNST PALAST (MÜZE VE SANAT SARAYI)
Almanya Düsseldorf KUNST PALAST (MÜZE VE SANAT SARAYI)

 

KUNST PALAST (MÜZE VE SANAT SARAYI)

Old Town’un kuzeyindedir.

Şehrin en eski sergi binasıdır. Serginin bulunduğu bina, Eylül 2001 tarihinde yeniden açılmıştır.
Koleksiyonda, 18’nci yüzyıldan bu yana toplanan: resim, heykel, çizimler, grafikler, el sanatları, fotoğraflardan ve cam eserlerden oluşan, yaklaşık 100 bin eser bulunmaktadır.

Cam koleksiyonunda, Roma döneminden günümüze kadar cam sanatının gelişiminin öyküsünü izleyebilir ve görebilirsiniz.

Burada, Avrupa’nın en kapsamlı cam koleksiyonu var.

Gerek müzenin yönetimi ve gerekse eserlerin kontrolü, kurulan bir vakıf tarafından yürütülmektedir. Cam eserler, ayrı bir yerde sergileniyor.

Serginin resim bölümünde: Anna Maria Luisa de Medici ve Johann Wilhelm von der Pfalz’ın, Rönesans ve Barok döneme ait önemli eserleri bulunmaktadır.

Ren sanat fotoğrafları arşivinde ise, yaklaşık 6000 fotoğraf bulunmaktadır. Ayrıca, müzede özel ve geçici koleksiyonlar da sergilenmektedir. Müzede, Robert Schumann salonunda ise, oda müziği programları sunulmaktadır.

Müzenin hemen arkasında, yine ilginç mimarisiyle dikkati çeken “Hauptverwaltung” binası görülüyor.

Onun hemen arkasında, yine ilginç bir mimari yapısı ve yüksek kulesi ile, “Victoria-Hochhaus” binası görülüyor.

Müzenin hemen ilerisinde, Ren nehrinin kıyısında ise, bu bölgedeki son durağımız olan: “Rheinterrasen” denilen ve Ren nehrinin panoramik manzarasının izlenebildiği bir yer bulunuyor.

Buradan sonra, geldiğimiz yoldan; Schlosstrum kulesine kadar geri dönüyoruz. Daha güneye doğru devam ettiğimizde, Old Town bölgesinin güneyindeki birkaç yeri daha gezeceğiz. Bunların başında: Film müzesi bulunuyor.

Citadell strabe isimli caddede ilerlediğimizde, bu müze ile karşılaşıyoruz.

Almanya Düsseldorf FİLM MUSEUM-MÜZESİ

FİLM MUSEUM-MÜZESİ

Old Town bölgesinin merkezinde, 1993 yılında kurulmuştur.
Daimi sergi bölümünde : 2200 m. karelik bir alanda, sinema öncesi ve erken tarihlere ait teknik donanım sergileniyor.

Bunlar arasında: 1880’lerden kalma, film projeksiyon cihazı ve fotoğraf makinaları görülmektedir. Ayrıca, stüdyo ve animasyon teknikleri sergileniyor.

Bu daimi koleksiyon yanında: filmlerden oluşan geniş bir koleksiyon arşivi ve kütüphane ve bir ev sineması bulunuyor. Koleksiyonda: 500 bin fotoğraf, 25 bin civarında film posteri-afişi, gazete kupürleri ve 5500 adet film ve 12 bin adet video bulunuyor.

Koleksiyonun özel bir bölümü: gölge oyunları topluluğudur. Burada, 13.500 tane gölge oyunu kuklası bulunduğu söyleniyor. Ayrıca: gölge oyunu sahnesi, aksesuarları da var.

Ayrıca: müzede, ülkenin dört bir yanındaki okullardan ve diğer eğitim kurumlarından gelenler için: sinema ve medya eğitim programları, geziler, seminerler ve atölye çalışmaları yapılmaktadır.
Müzedeki kütüphane bölümünde ise, 27 bin kitap bulunmaktadır.

Burada: Film Müzesinin hemen arkasında, bir kilise var.

Almanya Düsseldorf BERGER KİRCHE

BERGER KİRCHE

Altstadt bölgesinde, Berger Strasse caddesindedir. 1683-1687 yılları arasında yapılmıştır.
Burası şehirde ilk açılan 31 Protestan kilisesinden biridir ve yapıldığı dönemde Protestan kiliselerinin cadde üzerinde yapılmasına izin verilmiyordu.

Bu yüzden kiliseye küçük bir iç avludan geçilerek ulaşılmaktadır. Yapı: barok iç Alman Rönesans tarzında, tuğla yüzlü duvar ile bir salon şeklinde inşa edilmiştir. II. Dünya savaşındaki bombardıman dönemine kadar, hiç değişmeden kalmıştır.

1960’ların başında, kilise, aslına sadık kalınarak yeniden inşa edilmiştir. Ancak, Martin Luther Meydanındaki, St. John kilisesi tamamlanınca, buradaki düzenli ibadete son verilmiştir. Günümüzde, burada yalnızca, özel ayinler, düğün ve konserler düzenlenmektedir.

Kiliseyi gördükten sonra, Film müzesi önüne dönüyoruz ve aynı cadde üzerinde ilerlediğimizde, Berger Alle bölgesinde, Backer strabe caddesi üzerinde, bu kez: yine bir müze karşımıza çıkıyor.

Şehrin en eski müzelerinden birisidir. 1873 yılında, müze kurulmuştur. Müzenin 3 katında, farklı temaların yansıtıldığı koleksiyon sergilenmektedir.

Müzenin bulunduğu yerden ve hatta birçok yerden görülen büyük bir köprü var. Ren nehrinin her iki yakasını birbirine bağlayan bu büyük köprü:

Almanya Düsseldorf OBERKASSELER KÖPRÜSÜ

OBERKASSELER KÖPRÜSÜ

Oberkassaler, Ren nehrinin öte yakasıdır ve her iki yakayı birleştiren bu köprü ise, 1967-1969 yılları arasında, mimar Friedrich Tamms tarafından yapılmıştır.

Ancak, bu köprünün bulunduğu yerde, ilk olarak: 1896 yılında bir köprü bulunuyormuş ve bu köprü, II. Dünya savaşı sonundaki bombardıman sonucu imha edilince, yerine, uzun yıllar kullanılan, bir duba köprü yerleştirilmiştir.

1946 yılına gelindiğinde ise, kalıcı bir köprü yapılmıştır. Günümüzdeki köprü: 47.5 metre yüksekliktedir.

BÖLGEDE GEZİLECEK DİĞER YERLER

PEGELUHR

1990 yılında inşa edilen kule yapısı, Ren nehri kıyısında bulunan bir saattir. Ama, aynı zamanda, nehrin su seviyesini göstermektedir. Ren nehrinin su seviyesinin bilinmesinin önemi: nehir üzerinde hareket eden nakliye gemilerinin hareketini etkiler.

Su seviyesi, belli oranlara düştüğünde, nakliye geçici olarak durdurulur. Su seviyesi, nehrin geçtiği diğer şehirlerdeki seviye ile orantılanır.

Ayrıca, Ren nehrinin taşkın olasılığı, buradan takip edilir. Bu şehirde, Köln şehrindeki gibi büyük taşkınlar olmaz. Çünkü, burada, nehrin sol akış yönünde park ve büyük çayırlık alanlar bulunmaktadır.

Almanya Düsseldorf HABAKUK HEYKELİ

HABAKUK HEYKELİ

Old Town bölgesinde, Graben Platz meydanındadır. 1929 yılında, sanatçı Max Ernst tarafından, bronz olarak yapılmıştır. Max Ernst: 1891 yılında Almanya’da doğan bir heykeltıraştır.
Heykel: bronz kaide üzerine, 4 parça döküm şeklinde yapılmıştır.

Yüksekliği: 3.9 metredir. Ağırlık: 2200 kg. dır. Bu patlak gözlü, büyük gagalı, koyu renkli kuş: söylenenlere göre, sanatçının hayranlık duyduğu bir kuşun ölümünün kendisinde yarattığı etki sonucu ortaya çıkmıştır.

Habakuk: MÖ.620 yılında yaşamış bir kahindir. Aynı zamanda, sahte bir Yahudi peygamberi olduğu da söylenir.

Almanya Düsseldorf GÜZEL SANATLAR AKADEMİSİ

GÜZEL SANATLAR AKADEMİSİ

Old Town bölgesinde, Eiskeller strabe caddesindedir.

1972 yılında, Norbert Kricke tarafından kurulmuştur. Bugüne kadar Düsseldorf’lu sanatçılardan bir kısmı: ressam Jörg İmmendorff, heykeltıraş Thomas Schütte ve fotoğraf sanatçısı Andreas Gursky’dir.

Bu bölümdeki gezimizde: Ren dolgu bölgesi ve liman bölgesini geziyoruz. Önce: Ren nehri kıyısındaki, İspanyol merdivenlerini göreceğiz ve sonra, buradan limana yani güneye doğru yürüyerek ilerleyeceğiz.

Almanya Düsseldorf REN DOLGU BÖLGESİ
Almanya Düsseldorf REN DOLGU BÖLGESİ

 

REN DOLGU BÖLGESİ

1990-1997 yılları arasında, mimar Niklaus Fritschi tarafından yapılmıştır. Roma şehrini görenler için, “İspanyol Merdivenleri” benzetmesi yapılabilir.

Özellikle yaz aylarında, deniz havası yaşamak isteyen şehirliler tarafından yoğun olarak ziyaret edilen bir yerdir.
Şehrin, ana caddelerinden biri olarak kullanılan yere inşa edilmiş, basamaklar şeklindedir. Ren nehrinin dalgaları, bu basamak-kaldırımları etkilemektedir. Burada, araç trafiği yok, yani alan trafiğe kapalıdır. Araçlar, yerin altındaki tünellerden gidiyorlar.

Evet, burada, yani Ren kıyısındaki merdivenlerde, gece-gündüz-hafta sonunda inanılmaz hareketlilik yaşanıyor. Ama, en güzel olan nedir biliyor musunuz? ;

Siz burada otururken, sizi hiç kimsenin rahatsız etmiyor olmasıdır. Burada, sokak sanatçıları gelir gösteriler yaparlar ve o kadar insan içinde hiçbir huzursuzluk yaşanmaz. Yanınıza gelip bir şeyler satmak için uğraşanlar göremezsiniz, otururken tam karşınızda, televizyon kulesinin eşlik ettiği, muhteşem güzel bir şehir manzarası izleyebilirsiniz.

Almanya Düsseldorf MEDİA HARBOUR
Almanya Düsseldorf MEDİA HARBOUR

 

MEDİA HARBOUR

Ren merdivenlerinin güney bölümü sonundadır. Buraya: “Basın Limanı” da deniliyor.
Bu bölgede, eskiden şehrin limanı bulunuyormuş. Ancak, daha sonra, buradaki metruk yapılar, çeşitli mimarlar tarafından dekore ve restore edilerek, bambaşka bir ortam yaratılmıştır.

Yaratılan bu ortamdaki konutlara ise, genellikle Medya kuruluşları yerleşmiştir ki, bunların başında “WDR” ve “CNN” gelmektedir. Zaten, bu nedenle, değişen bölgenin ismi “Media Harbour” olmuştur.

Ancak, sadece medya kuruluşlarının ofisleri değil, limanda birçok restoran, kafeterya, bar, diskotek ve otel yapılmıştır.

Ancak: liman her ne kadar değişmişse de, bölge hala liman atmosferini korumaktadır. Çünkü: tarihi anıtlar, vinçler, rıhtım duvarları, merdivenler, dökme demir babalar, parmaklıklar ve demiryolu, aynen korunmuştur.

Buraya yolunuz düşerse: özellikle mevcut restoranlardan birkaçına girmeyi ve buraya has bir lezzet olan “köri soslu” yemeklerden tatmanızı öneririm.

Bu bölgede: ayrıca: Eyalet Parlamento binası ve şehrin en yüksek yapısı olan; Rheinturm yani TV kulesi bulunuyor.

Almanya Düsseldorf LANDTAG OF NORTH RHİNE-WESTPHALİAN-KUZEY REN-VESTFALYA EYALET PARLAMENTOSU

LANDTAG OF NORTH RHİNE-WESTPHALİAN-KUZEY REN-VESTFALYA EYALET PARLAMENTOSU

Liman bölgesinde, Rheinturm kulesinin hemen yanındadır.
1982-1988 yılları arasında mimarlar Eller, Maier ve Walter tarafından yapılmıştır.

Almanya Düsseldorf RHEİNTURM-REN KULESİ
Almanya Düsseldorf RHEİNTURM-REN KULESİ

 

RHEİNTURM-REN KULESİ

Kulenin yapımına: 1979 yılında başlanmış ve 1981 yılında tamamlanmıştır. Üzerinde, radyo, televizyon ve FM verici antenleri bulunmaktadır. Şehrin en yüksek yapısıdır. 22.5 bin ton ağırlığındadır.

Kule, toplamda 240.5 metre yüksekliktedir. 172’nci metrede, gözlem güvertesi ve panoramik bir restoran bulunmaktadır. Buradan, şehrin peyzajı ve nehir üzerinde, şehir silüetine güzel bir görüntü vermektedir.

Kuleye, asansör ile çıkmak mümkündür ve şehrin muhteşem bir panoramik manzarası ile karşılaşırsınız. Her gün, saat: 10.00 ile 23.30 arasında ziyarete açıktır. Kulenin üzerinde bir dijital saat var ve bu, dünyanın en büyük dijital saatidir.

Evet, 3.5 Euro ücret ödeyerek, bu kuleye mutlaka çıkmanızı öneririm. Restoran pahalı ama, bu şaşırtıcı görüntüyü görmek için bu yolculuğa değer.

Kulenin hemen yanında: Stadttor bulunmaktadır.

STADTTOR

Avrupa’nın en iyi ofis binası ödülünü almıştır. Yapı: cam, çelik, ahşap ve taş unsurlardan yapılmıştır. Temel olarak, şeffaflık esas alınmıştır. Yerden yükseklik: 73 metredir. Toplam 20 kat bulunmaktadır. 1992-1998 yılları arasında inşa edilmiştir.

Binada: ulusal ve uluslararası birçok firma, ofis kiralamıştır. Hatta: Kuzey Ren Vestfalya Başbakanı konutu da, yapının orta katlarındadır.

Bu bölümdeki gezimizde, şehir merkezinin güneyinde, güzel bir saray yapısı, içinde 2 müze ve önünde muhteşem bir park var. Şehirde zamanınız varsa, burayı görmenizi öneririm.

Almanya Düsseldorf SCHLOSS BENRATH SARAYI-PARKI
Almanya Düsseldorf SCHLOSS BENRATH SARAYI-PARKI
Almanya Düsseldorf SCHLOSS BENRATH SARAYI-PARKI

 

SCHLOSS BENRATH SARAYI-PARKI

Şehir merkezinin güneyinde, Benrather Schlossalee bölgesindedir. Şehir merkezinde, ana tren istasyonundan, 6 dakika uzaklıktadır. Saraya giriş ücreti, 4 Euro’dur. Pazartesi günleri kapalıdır.

Burada ilk yerleşimcilerin oluşturduğu köy, kaleye paralel olarak gelişmiştir. İlk Roma Katolik kilisesi ise, 13’ncü yüzyılda yapılmıştır. 1929 yılında, Benrath, şehrin bir parçası haline gelmiştir. Muhteşem bir saray yapısıdır. Ayrıca, bu güzel saray yapısının hemen önünde, yine büyük bir göl ve park bulunuyor.

Buradaki kale yapısı: 1756-1773 yılları arasında, mimar Nicolas de Pigage tarafından, rokoko-klasizm tarzında yapılmıştır. Yapılış amacı: Carl Theodor için bir av sarayıdır. Dışarıdan 2 katlı, içeriden 4 katlıdır.

Yapının bahçesi: Blossoming bahçeleri: gizli havuzları, kıvrımlı yolları ile, ziyaretçilere hoş zaman geçirme imkanları yaratmaktadır. Bu park içinde mutlaka bir yürüyüş yapmanızı öneririm. Günümüzde: bahçeleriyle birlikte toplam 60 hektar alana yapılan bu sanatsal binalar topluluğu içinde, Avrupa’nın en nadir toplama eserleri bulunan, 3 müze var.

Ana saray binası: resimler, mobilya ve porselenler ile dikkat çekiyor. Ayrıca: 18’nci yüzyılın ikinci yarısının yaşamına ait izler görülmektedir. Burada: ülkeye gelen önemli ziyaretçiler (1965 yılında Kraliçe Elizabeth, 1988 yılında Michail Gorbastchow gibi) konaklıyorlar.

MUSEUM FÜR EUROPAİSCHE GARTENKUNST-AVRUPA PEYZAJ SANAT MÜZESİ

Giriş ücretlidir. Yetişkin: 5 Euro, çocuklar ve gençler: 2 Euro’dur.

Nisan 2002 tarihinde, Benrath Sarayının doğu kanadında açılmıştır. Serginin kapalı alanı, yaklaşık 2000 m karedir. Müzede bulunan 7 odada sergilenenler: heykel, resim, baskı, porselen, kitap, modeller ve modern bahçe sanatı temalarıdır. Bunlar arasında: İngiliz peyzaj, İtalyan Rönesans stilleri bulunmaktadır.

MUSEUM FÜR NATURKUNDE-DOĞA BİLİMLERİ MÜZESİ

Benrath sarayının batı bölümündedir.

Bu müzede, özellikle Aşağı Ren Havzası doğal tarihi ve yeşil kırsalı ile ilgili objeler sergilenmektedir. Bölgenin: fauna ve florasına ait bitkiler ve ağaçlar görülmektedir.

Bu müzenin ziyaretçileri özellikle: sabah erkan saatlerde, hatta şafak vaktinde gelip, müzenin önündeki parktaki kuşları izliyorlar. Çünkü, kuşların sabahın ilk saatlerindeki sesleri, inanılmaz güzelmiş.

Bu kez, şehir merkezinin kuzey bölümünü geziyoruz. Burada: şehrin en eski tarihi kalıntısı, eski bir kale kalıntısı bulunuyor. Hedefimiz: Kaiserswerth bölgesidir.

Almanya Düsseldorf KAİSERSWERTH-BARBAROS-PFALZ
Almanya Düsseldorf KAİSERSWERTH-BARBAROS-PFALZ

       

KAİSERSWERTH-BARBAROS-PFALZ

Şehir merkezinin kuzey bölümünde: tarihi özellikleri ön plana çıkan bir yerdir. Şehir merkezine, otobüs ile 20 dakika uzaklıktadır. Yani, 8 km. uzaklıktadır.

Yılın her döneminde, ziyaretçilere güzel bir ortam sunar. Buranın merkezinde: Kaiserpfalz denilen cadde bulunmaktadır. Bölgede, bir tarihi kalıntı bölgesi, kafeler ve bira bahçeleri bulunmaktadır.

Almanya Düsseldorf Kaiserpfalz

Kaiserpfalz

Ülkenin efsanevi imparatoru Friedrich Barbarossa’nın; Ren nehri kıyısındaki; 10-12’nci yüzyıllar arasında yapıldığı düşünülen, Ortaçağ kraliyet sarayı kalıntılarının bulunduğu yer olarak önem kazanmaktadır.

Burası, bir zamanlar, Ren nehri üzerindeki en büyük ve etkileyici kale imiş. Burası daha sonra kraliyet sarayına dönüştürülmüştür. Bu eski imparatorluk sarayı kalıntıları, ücretli olarak (3 Euro) gezilebilmektedir.

Günümüze kadar yapılan arkeolojik kazılarda: yapının 1.5 ile 4 metre arasında kalınlığında; 50 metre uzunluğundaki etkileyici duvarları ortaya çıkarılmıştır.

İmparatorluk sarayı kalıntılarının hemen karşısındaki bahçeler içinde: bölgede yaşamış, 5 tarihe mal olmuş kişinin büstü bulunuyor. Bunlar arasında, benim dikkatimi çeken, ünlü bir hemşire olan ve İstanbul’da bir hastaneye adı verilmiş olan Florence Nightingale’dir.

Yanılmıyorsam, bu hemşire, Kırım savaşı sırasında, İstanbul’a gelerek, bir süre günümüzde “Kuleli Askeri Lisesi” binasında, o yıllarda kurulan hastanede görev yapmıştır. İmparator sarayı kalıntılarının hemen yanındaki alanda “Galeria Burghof” isimli bira bahçesini görmenizi öneririm.

Bu saray kalıntısının hemen arkasında, üç etkileyici bina var. Bunlar: Nordtrakt, Mitteltrakt, Foyer und Zweiter Teil ve Südtrakt binalarıdır. Bu binaların hemen arkasında, yine yüksek bir bina: Klstertrakt und Kapelle binası görülüyor.

Bölgede: “Değirmen kulesi” denilen bir sokak var. Bu sokak ta, çok sayıda tarihi bina barındırmaktadır. Sokakta, ayrıca 1852 yılında inşa edilen, uzun cephenin diğer tarafından bulunan, bir “kadın hastanesi” bulunmaktadır.

Yine burada, 11 ve 13’ncü yüzyıllar arasında inşa edilmiş “St. Suitbertus Basilica” sı bulunuyor. II. Dünya savaşındaki bombardımandan üst düzeyde etkilenen yapı, daha sonra kapsamlı restorasyona tabii tutulmuştur.

Clement köprüsü: yerleşim yeri ile, Ren nehri üzerindeki eski ada arasında: 1759 yılında yapılmış bir köprüdür. Köprü üzerinde bulunan “çift başlı kartal” eski imparatorluk simgesidir.

ŞEHİRDE GEZİLECEK DİĞER YERLER

Almanya Düsseldorf CARLSTADT

CARLSTADT

Şehrin merkezine yakın bir semttir. Kö caddesi ile Ren nehri arasında kalan bölümdür.
Buradaki evlerin çoğunda, Barok cepheler dikkat çeker ve aynı zamanda, yaklaşık 100 yıllıktırlar.

Ayrıca, bu evlerin çoğunda, çeşitli sanatçıların atölyeleri bulunmaktadır. Bunların yanında: çeşitli butikler, antika eşya satıcıları ve sanat atölyeleri bulunmaktadır. Bu bölümde, ara sokaklarda, sıkılmadan yürüyerek dolaşabilirsiniz.

Almanya Düsseldorf SCHLOSS MOYLAND MUSEUM-JOSEPH BEUYS KOLESKİYONU

SCHLOSS MOYLAND MUSEUM-JOSEPH BEUYS KOLESKİYONU

Burası: şehrin Kunsthalle denilen bölgesinde, eski bir sanat müzesidir. İsmini aldığı: Joseph Beuys: 1921-1986 yılları arasında yaşamış, bir Alman heykel ve grafik sanatçısıdır. 20’nci yüzyılın en etkili sanatçılarından birisi olarak kabul edilmektedir.

Kendisi: birçok yerel sanatçıya ait, 5000 eser toplamış ve büyük bir koleksiyon oluşturmuştur. Bu koleksiyon, 14’ncü yüzyılda, Schloss Moyland’ın konutu olarak yapılan sitede 1986 yılından itibaren sergilenmeye başlamıştır.

Müze binası, II. Dünya savaşındaki bombardımandan etkilenip hasar görmesine rağmen, yeniden restore edilmiş ve bu restorasyonda, özellikle, neo-gotik dış cephesi orijinalliğini korumuştur.
Müze yapısının birinci katında: odalarda, Beuys koleksiyonu sergilenmektedir.

Almanya Düsseldorf GOETHE MUSEUM

GOETHE MUSEUM

Schloss Jagerhof bögesindedir. Yani, Altstadt bölgesinin hemen doğusunda kalıyor, yani merkeze pek uzak değil, merakınız varsa, rahatlıkla ulaşıp gezebilirsiniz.

Goethe’nin hayatı, çalışmaları, ana teması ile ilgili, yaklaşık 1000 parça obje, burada bulunan 11 odada sergilenmektedir. Bu objeler arasında: ünlü şairin: bireysel çalışmalarının ilk sürümleri, taslak el yazmaları ve mektupları bulunmaktadır.

Almanya Düsseldorf EKO HOUSE-JAPON KÜLTÜR EVİ

EKO HOUSE-JAPON KÜLTÜR EVİ

Ren nehrinin karşı kıyısında, Niederkassel bölgesinde, Bruggener Weg alanındadır.
Japon kültür evi: 1993 yılında kurulmuştur. İçinde: bir kütüphane, uluslararası bir anaokulu ve Avrupa’nın tek Budist tapınağı bulunmaktadır.

Ayrıca: çay odası ve Japon bahçeleri de var.

Buranın en büyük özelliği: bir Japon vatandaşının kendi geleneklerine göre yaşayabilmesi ve yerel insanların yani Düsseldorfluların, Japon gelenekleri ve kültürünü görüp tanımalarının sağlanmasıdır.

Burada, düzenli olarak: konserler, müzik ve tiyatro gösterileri, bahçe partileri, çay törenleri, Budist bayram kutlamaları yapılmaktadır.

NEANDERTHAL ADAMI MÜZESİ

1856 yılında tesadüfen bulunan ve “Neandertal Adamı” olarak dünyaca ünlenen iskeletin bulunduğu bir müzedir. Burada: arkeolojik nesneler ve antik malzemeler bulunmaktadır. Bunlar, insanlık tarihinin gelişimini açıklamaktadırlar.

Yalnız, bu müze, şehir merkezine bayağı uzaktır. Neanderhöhe bölgesinde, şehrin kuzeydoğusundadır.