Ankara Atakule

Ankara Atakule

 

Atakule, biraz önce de belirttiğim gibi, Ankara’nın simgesi ve şehrin birçok yerinden görülebiliyor, özellikle yeni açıldıktan sonra muhteşem güzel bir ışıklandırma yapılmış, böylece karanlıktan kurtulmuş ve akşamları da şehrin birçok yerinden görülebiliyor.

Hatta 2017 yılında Atakule “Şehrin İşareti” ödülüne layık görülmüştür.

Ankara Atakule

Eski Atakule Alışveriş Merkezinin en büyük sıkıntısı: otopark olmaması, bodrum bölümündeki otoparkın ücretinin yüksek olmasıydı. Şimdi: Atakule’de Çankaya Köşkü istikametinde giderken hemen solda otopark girişi var, otopark şimdilik sıkıntılı değil, yani yer bulunabiliyor.

Atakule, Kızılay merkezinden yaklaşık 4.5 km uzaklıktadır. Buraya aracınızla gelirseniz, bodrum bölümündeki otoparkı kullanabilirsiniz. Otobüsle gelmeyi düşünürseniz, Kızılay’dan gelen birçok özellikle 413 nolu otobüs buradan geçiyor.

Ankara Atakule
Ankara Atakule
Ankara Atakule

 

Atakule hakkında genel bilgiler

Seyir terasına çıkış ücreti, yetişkinler 600 TL, öğrenci, 65 yaş üstü ve engelliler: 400 TL. dir. (2026 yılı ücretleri) Açık olduğu saatler: 10.00-22.00 arasındadır. Biletler Atakule Danışma Danışma noktasından kredi kartı ile alınabilir. Kule eş zamanlı olarak aynı anda 100 kişiye hizmet verebilmektedir.

Atakule, 125 metre yüksekliktedir. Bir iletişim ve gözlem kulesi olarak yapılmıştır.

Üzerinde, Türkiye’nin ilk döner restoranı bulunuyor. Kuleye çıkış ve inişler için, şehir manzarasına hakim iki panoramik asansör bulunuyor. Her bir asansör 10 kişiliktir.

Kule ve eski alışveriş merkezi, 13 Ekim 1989 tarihinde açılmış, açıldığı tarihte Türkiye’nin ikinci ve Ankara’nın birinci en yüksek yapısıdır. Plan ve projesi, mimar Ragıp Buluç tarafından hazırlanmış. Türk mühendis ve işçileri tarafından yapılmış olması, gurur kaynağı.

Buranın ismi, yani “Atakule” ismi, hazırlanan bir anket sonucu, Ankara halkı tarafından belirlenmiş.

Evet kulenin toplam yüksekliği 125 metre. 125 m yükseklikte 600 metre karelik çok amaçlı kokteyl salonu ve Seyir terası var. Buranın rakımı 1173.6 metredir.

111.80 metre yükseklikte ise, döner restoran var. Her birim, saatte kendi ekseni etrafında tam bir dönüş sağlar. 10.38 metre yükseklikte Seyir Terası bulunuyor. 99.8 metre yükseklikte ise kafe-bar var.

Seyir terasından Ankara nın tüm yönleri, görülebiliyor. Ama bir yön hariç, Çankaya ile özdeşmiş “Çankaya Köşkü” (Eski Cumhurbaşkanlığı köşkü) yönü ve Eski Başbakanlık konutunun bulunduğu bölüm branda ile kapalıydı. Bunun hikayesini aşağıda anlatacağım.

Bu bölüm yani terasın altında, kafe-bar bölümü vardı, terasın üstünde ise, döner platformlu lokanta katı vardı. Burası, her 1 saatte bir tur atarak dönüyor, en üst bölümde kubbe altında ise bir kokteyl salonu var.

Ankara Atakule
Ankara Atakule

Alışveriş merkezi

Atakule alışveriş merkezi ilk yapıldığında, Türkiye’nin 2 ve Ankara’nın ise ilk alışveriş merkezi olarak hizmete girmişti. 2009 yılında yeniden yapılanmaya girilmiş ve alışveriş merkezi yenilenerek 2018 yılında yeniden hizmete açılmıştır.

Ancak inşaat oldukça yavaş ilerlemiştir. Çünkü ilk alışveriş merkezini yapan mimar, sonraki yenilenme için kendisinden izin alınmadığı için mahkemeye vermiş, Türkiye Mühendis ve Mimarlar Odası da kendisini desteklemiş ve inşaat uzun süre durdurulmuştur.

Evet, gelelim günümüze.

Atakule alışveriş merkezi, 5 katlıdır. Ortada boşluk bulunmakta ve mağaza ve diğer tesisler, yan bölümlere yerleştirilmiştir.

Özellikle: kuzey yönündeki kafe ve diğer tesislerde muhteşem Ankara manzarası izlenebilir. Yapının en üst katında ilginç bir sinema var. Sinema birçok yere verdiği ilanlarda aşırı rahat ve geniş koltukları, yatak olabilen koltuklarıyla öne çıktı, bilet fiyatlarının yüksek olduğunu duydum; ama sinema meraklılarına duyurulur.

Ankara Atakule

Eski alışveriş merkezinde, özellikle bodrum bölümü çocuklara yönelik “Dream Land” denen yerle öne çıkıyordu, yeni yapıda bu ve benzeri bir yer yok. Daha çok giysi mağazaları yoğunlukta, özellikle büyük bir giysi markasının gayet lüks mağazası dikkat çekiyor, hatta mağazanın içinde yine aynı markaya ait pastane var.

Ayrıca, alışveriş merkezi içinde, birkaç tane fotoğraf çektirme mekanları düzenlenmiş, ilginç, başka bir yerde görmedim. Ziyaretçiler, bu özel bölümlerde ilginç hatıra fotoğrafı çektiriyorlar.

ATAKULE TARİHİNDEKİ İLGİNÇ OLAYLAR:

Ünlü fotoğraf muhabiri Sökmer Baykara, dron ların henüz olmadığı o dönemde, büyük bir cesaret göstererek, kulenin en tepesine çıkıp, yapım aşamasında, Ankara yı yukarıdan aşağı fotoğrafladı.

Bu fotoğrafları gören dönemin Başbakanı Turgut Özel, “Sökmen ne işin vardı orada, o kadar yüksekte, ben fotoğrafa bakınca içim tuhaf oldu” dedi.

Kendisinin de kuleye çıkmak istediğini belirtti.

Birlikte gittiler, Özal ın Çankaya Köşkünü gördüğü o ünlü fotoğrafı “GÖZÜ ÇANKAYADA” başlığıyla yayınlandı.

Ancak bu fotoğraflar, o dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren i son derece rahatsız etti, güvenliği bahane ederek Çankaya köşküne bakan tarafa, özel önlem alınmasını istedi ve kapattırdı.

 

Bir başka olay:

Yapılına 1987 yılında başlandığında kulenin ismi henüz belli değildi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, kulenin ismini halkın belirlemesini istedi.

Bir yarışma düzenlendi.

Böylece “Atakule” adı, Ankaralılar tarafından seçildi, bu Türkiye de bir yapıya halk tarafından isim verilmesinin çok az örneğinden biridir.

 

Bir başka olay:

Seyir terasında bir yön hariç, Ankara nın tüm çevresi görülebiliyor.

Çankaya köşkü ve eski Başbakanlık konutunun bulunduğu bölüm, branda ile kapalıydı.

Devlet güvenliği gerekçesiyle yıllarca bu yönün kapatılmış olması, kulenin siyasi tarihle ne denli iç içe olduğunu gösteriyor.

 

Sonuç:

Sonuç olarak, güzel bir yer, otopark sorunu çözülmüş, nezih bir alışveriş merkezi, kaliteli markaların satış yerleri var, kaliteli kafe ve restoranlar var, eğer bir gün: muhteşem Ankara manzaralı birkaç saat geçirmek isterseniz, mutlaka Atakule’yi ziyaret etmenizi öneririm.

Ankara Atakule
Ankara Atakule

 

Malatya Doğanşehir

Malatya Doğanşehir

Malatya Doğanşehir: Malatya’nın hemen yakınlarında, küçük ve şirin bir ilçe olarak öne çıkıyor. Özellikle, elma.

ULAŞIM

Doğanşehir ilçesi, il merkezi olan Malatya’ya, 58 km. uzaklıktadır. Doğanşehir-Gölbaşı arasındaki uzaklık: 67 km. Doğanşehir-Adıyaman arasındaki uzaklık; 97 km.

Malatya Doğanşehir

TARİHİ

Yörede ilk yerleşimin, MÖ.66 yılında, Romalılar tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. O zamanlar: Zipetra olarak isimlendirilen ilçe: daha sonra Bizanslıların egemenliğine girer. Daha sonra Müslüman Araplar tarafından fethedilir ve 857 yılına kadar, Arapların egemenliği altında kalır.

1399 yılında ise, bu kez, Yıldırım Beyazıt tarafından, yöre toprakları, Osmanlılara bağlanır. 1401 yılında Timur tarafından yağmalanır ve 1515 yılında, tekrar Osmanlılar tarafından ele geçirilir.

1877 yılı öncesinde: Viranşehir ve Harapşehir olarak isimlendirilen bölge: 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında, doğudan getirilerek yöreye yerleştirilen halkından dolayı: Muhacir köy olarak isimlendirilir. 1929 yılında, bucak merkezi olur.

1933 yılında Başbakan İsmet İnönü, ziyareti sırasında “Böyle güzel bir şehre Viranşehir adı yakışmaz, burası olsa olsa Doğanşehir” olur diyerek ilçenin adı Doğanşehir olarak değiştirilmiştir. 1946 yılında, bağımsız bir ilçe olarak Malatya’ya bağlanır.

Malatya Doğanşehir

GENEL

İlçe merkezinin, deniz seviyesinden yüksekliği: 1290 metredir. Yerleşim yeri, genellikle ova ve dağlık bir kısımda kurulmuştur.

İlçenin en önemli gelir kaynağı: tarımdır. Başlıca tarım ürünleri: fasulye, şeker pancarı, buğday, patates, tütün, kayısı ve elmadır. Bunlardan başka, bağcılık ve arıcılık da gelişmiştir.

Doğanşehir Ekşili Köfte

NE YENİR

Malatya mutfağının temeli bulgur, et ve baharattır. Doğanşehir’de de bu zengin mutfak geleneği paylaşılır. 

 

GIRIK-SULU KÖFTE.

Bulgur, kıyma ve soğan ile hazırlanan sulu bir köfte yemeği olan Gırık, Malatya’nın en sevilen yöresel yemeklerinden biridir. Minik yuvarlak sebzelerle yavaşça kaynatılır ve suyundan koyultularak sıcak servis edilir. 

KARA ÇORBA:

Malatya’ya has kara nohuttan yapılan Karra Çorba, yoğun kıvamıyla yörenin en karakteristik lezzetlerinden biridir. Gendime (dövme), maş, kara nohut, tereyağı, domates salçası ve baharatlarla hazırlanan bu çorba özellikle soğuk kış günlerinin favorisidir. 

Doğanşehir Avrat Köftesi

AVRAT KÖFTESİ-KİRAZ YAPAĞI SARMASI:

Yarma ile hazırlanan iç harcın, kiraz yapraklarına sarılarak suda haşlanmasıyla pişirilen avrat köftesi, Malatya mutfağının özgün ve karakteristik lezzetlerinden biridir. 

 

TAKAZ ALABALIĞI:

Doğanşehir’e özgü bir lezzet olan Sürgü Takaz Mesire Alanının taze alabalıkları öne çıkar. Doğa ile iç içe bir mekanda taze alabalık yemek isteyenler için Doğanşehir Sürgü deki tesisler, yörenin en gözde lezzet duraklarından biridir. 

Doğanşehir kayısı ve ürünleri

NE SATIN ALINIR

 

KAYISI VE KAYISI ÜRÜNLERİ

Malatya’nın dünyaca ünlü kayısısı, götürülebilecek en değerli hediyeliğin başında gelir. Kurutulmuş kayısı, kayısı pekmezi ve yeşil kayısı turşusu gibi çeşitli kayısı ürünleri almak için Malatya ideal bir yerdir. Gün kurusu kayısı, fıstıklı muska, kayısı çekirdeği ve hediyelik kayısı paketleri en çok tercih edilenler arasındadır. 

Doğanşehir Köme cevizli sucuk

PESTİL, KÖME VE CEVİZLİ SUCUK

Doğanşehir ve çevresinin vazgeçilmez yöresel lezzetleri arasında pestil, köme ve cevizli sucuk yer alır. Üzüm, dut veya kayısıdan yapılan pestil ve içine ceviz doldurulmuş sucuklar hem lezzetli hem de uzun süre dayanıklı hediyeliklerdir. 

Doğanşehir el dokuma kilimler

EL DOKUMA HALI VE KİLİMLER:

Malatya halısı ve kilimi, bölgenin tarihi ve kültürel zenginliğini yansıtan geleneksel el dokuması ürünler arasında yer alır. Bu halı ve kilimler genellikle yün iplikle ve doğal kök boyalarıyla dokunur. El tezgahlarında üretilen her parça usta ellerin emeğiyle motif motif işlenerek ortaya çıkar.

 

GEZİLECEK YERLER

Doğanşehir Polat Sulu mağara

POLAT SULU MAĞARA

İlçe merkezine bağlı Polat kasabası sınırları içindedir. İlçe merkezi ve Polat mahallesi arasındaki yol asfalttır. Polat mahallesinden 6 km stabilize yolu araç ile aşmak mümkündür. Bundan sonra 4.5 km lik yol, 2.5 saatte yürünerek mağaraya ulaşılır. Yani, yol oldukça zorlu.

Mağara, 2260 m yükseklikte, Kuzkaya Tepesinin 2150 metresindedir. Bu yüksek rakım sayesinde temiz hava ve etkileyici bir manzara sunan bölge, doğa turizmi açısından stratejik bir noktada bulunuyor. 

Mağara özellikle doğa yürüyüşü ve keşif tutkunları için dikkat çekici bir rota oluşturur. 

Mağara, koruma altına alınırken tabiat varlığı olarak tescil edilmiştir. 

Mağara adını, suyun taşlaşması nedeniyle oluştuğundan aldığı ifade edilmektedir. 

Doğanşehir Polat Sulu mağara

Mağaranın içi:

Girişi 20 m uzunluğunda dar ve alçak bir geçitten oluşur. Zeminin nemli ve kaygın olması nedeniyle dikkatli yürünmelidir. 

Birinci bölüm: yaklaşık 35 m çapında dairesel bir forma sahiptir ve burada yoğun şekilde sarkıt ve dikitler bulunur. 

İkinci bölüm: Bu bölümde kuzeydeki terasa tırmanarak, mağaranın ikinci bölümüne çok dar bir boğazdan, sürünerek geçilir. 

Gizemli devamı; Yerli halk, mağaranın ikinci bölümünden sonra da devam ettiğini söylemektedir. Fakat burada herhangi bir geçiş yeri bulunamamıştır. 

Doğanşehir Polat sulu mağara

Sonuç;

Dar ve kaygan yapısı nedeniyle mağaraya girişin tecrübeli rehber eşliğinde yapılması önerilir. Zemin rutubetli ve kaygan olduğundan sağlam tabanlı, kaymaz ayakkabı şarttır. El feneri veya kafa lambası mutlaka yanınızda olmalıdır. Yürüyüş mesafesi 4.5 km ve yaklaşık 2.5 saatlik yorucu bir tırmanış gerektirir. Fiziksel olarak hazırlıklı olunmalıdır. Mağara içi serin ve nemli olduğundan ekstra katman giysi almanız önerilir. Tek başına gitmek yerine gurup halinde ziyaret edilmesi tavsiye edilir. Kış aylarında kar ve buz nedeniyle, yollar kapalı ve tırmanış tehlikeli olabilir. 

Doğanşehir Polat Beypınarı Mesire Alanı

POLAT BEYPINARI MESİRE ALANI

Doğanşehir’in Takaz’dan sonra en beğenilen mesire alanlarından biri olan Polat Beypınar, Polat beldesine 3 km, Doğanşehir ilçe merkezine ise 7 km uzaklıktadır.

200 metre yükseklikteki bir dağın eteğinden çıkan soğuk ve berrak sularıyla, gür çam ormanlar arasından geçerek Soğuksu Çayına karışır. Burada: piknik ve aile gezileri için uygun gölgelik alanlar bulunur. Bölgede alabalık üretim tesisi ve restoran hizmetleri mevcuttur. Gürültüden uzak, sakin ve doğa ortamı sunar. 

Bölgede hizmet veren bilinen en ünlü işletme: Beypınarı Balık Restoranıdır. Burada taze alabalık, yöresel kahvaltı ve açık hava oturma alanları bulunmaktadır. İşletme çevresinde su kaynakları ve ağaçlık alanlar mesire yerinin en dikkat çeken bölümleridir. 

 

POLAT BARAJI:

Doğanşehir’in doğal kaynaklarından biri olan Polat Barajı, geniş su yüzeyiyle dikkat çeker, çevresindeki yeşil alanlar barajı daha da etkileyici kılar. Baraj Fındık çayı üzerindedir. Bu baraj ile, Sürgü, Doğanşehir, Polat ve Akçadağ ovaları sulanmaktadır. 

Yapım tarihleri: 1985-1990 yıllarıdır. Yükseklik 54  metredir. Baraj ilçe merkezine 10 km uzaklıktadır. İlkbahar ve yaz aylarında göl çevresi oldukça yeşildir. Balıkçılık ve doğa fotoğrafçılığı için uygun manzaralar sunar. Gün batımında göl yüzeyinde güzel yansımalar oluşur. 

Genellikle balık tutmak isteyenler burada zaman geçirir. 

 

Doğanşehir Roma dönemi sur kalıntıları

ROMA SUR KALINTILARI

Roma döneminde: Doğanşehir ilçesinin çevresini dolanan surların kalıntıları, birkaç yerde ayakta kalarak günümüze ulaşmıştır. Doğanşehir ilçesi bölgesinde bulunan kale ve bu kaleyi çevreleyen surların: MÖ.66 yılında, Bizanslılar döneminde yaptırıldığı sanılıyor.

Ancak: kale ile ilgili, eski bir gravür, günümüze ulaşmamıştır. Temel izlerine dayanılarak, kalenin beşgen bir planı olduğu ve moloz taştan yapıldığı sanılıyor.

2025 yılında Doğanşehir ilçe merkezinde rezerv yapı alanında yapılan çalışmalar sırasında yaklaşık 2000 yıllık olduğu değerlendirilen bir sur duvarı ortaya çıkarıldı. İlk incelemeler bunun Roma dönemine ait olabileceğini gösterdi ve bölgede çalışmalar durdurularak arkeolojik değerlendirmeler başlatıldı. 

Ne yazık ki surların önemli bir kısmı zaman içinde yerleşim ve yapılaşma nedeniyle zarar görmüştür. Bazı bölümler evlerin arasında kalmış, bazı kesimler ise tamamen yok olmuştur.

 

ELMALI KÖYÜ:

Elmalı köyü, Doğanşehir’in sakin ve otantik köylerinden biridir. Geleneksel taş evleri ve misafirperver insanlarıyla kültürel bir deneyim sunar. Köyde yapılan yürüyüşlerde yöreye özgü meyve bahçelerini gezebilir, doğal ürünlerin tadına bakabilirsiniz. 

Doğanşehir Sürgü Takaz Mesire Alanı

SÜRGÜ TAKAZ MESİRE ALANI

İlçe merkezinin 14 km güneydoğusunda bulunan Sürgü beldesindeki Takaz, yöre halkının oldukça rağbet ettiği bir mesire yeridir. Malatya’ya 70 km mesafede olan mesire yeri soğuk ve temiz sularıyla doğal bir akvaryum görünümündedir. Suyun içindeki balıkların çıplak gözle görülebildiği mesire alanı, fotoğraf tutkunları için de eşsiz kareler sunar. 

Burada: Takaz suyunun kaynağında, alabalık üretim tesisleri var. Sürgü Takaz: halkın, piknik için kullandığı yerlerden biri. Ayrıca: burada muhteşem lezzetli alabalık yiyebilirsiniz.

Doğanşehir Sürgü Barajı

SÜRGÜ BARAJI:

Sürgü Barajı, Sürgü çayı üzerinde, sulama amacıyla 1965-1969 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. Baraj, Malatya-Adıyaman yolu üzerinde Doğanşehir ilçesi Sürgü mahallesinde yer alır. Tahliye suyu, Atatürk Barajına kadar ulaşmaktadır. 

Akarsu yatağından 55 m yüksektedir. Göl alanı 5.10 km karedir. 

Sürgü barajı, geniş gölet yüzeyi ve çevresindeki yeşilliklerle sakinlik arayanların gözdesidir. 2023 Depreminde, 7.6 büyüklüğündeki depremin merkezi olan Malatya’nın Doğanşehir ilçesindeki Sürgü Barajının kretende (baraj gövdesinin en üst noktasında) çatlaklar meydana gelmiş, DSİ görevlileri tarafından incelemeler yapılmıştır. 

 

Doğanşehir Erkenek Yaylası

ERKENEK YAYLASI:

Erkenek Yaylası, yemyeşil doğası ve temiz havasıyla ziyaretçilerine huzurlu bir ortam sunar. İlçe merkezine 30 km ve Malatya il merkezine 90 km uzaklıktadır. Osmanlı döneminde ait 1524 yılı sayımlarında Erkenek, 35 haneli bir köy olarak geçmektedir. Yani, Erkenek’in yüzyıllar öncesine uzanan köklü bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmıştır. 

Yayla özellikle yaz aylarında serinlemek isteyenlerin tercih ettiği bir noktadır. Kamp, doğa yürüyüşü ve piknik yapmak için oldukça elverişlidir. 

Erkenek kasabasının görülmeye değer doğal güzellikleri arasında: Elektrik santralı şelalesi, sulama tünelleri, Güpdüştü Şelalesi, Eskiköy ve vadisi, Kınalıtaş mevkiindeki yeşil renkli taşlar, Reşadiye geçidi, Karanlıkdere geçidi, Karayolu tüneli, Yumurta köprü ve Bozkavak sayılabilir. 

Doğanşehir Erkenek Güpdüşen Şelalesi

GÜPDÜŞEN ŞELALESİ:

Erkenek mahallesindeki bu şelale, bölgenin gizli hazinesi olarak bilinir. Malatya il merkezine uzaklık 90 km ve İlçe merkezine uzaklık 30 km dir. 

Yoğun kar yağışının ardından havaların ısınmasıyla birlikte eriyen kar suları şelaleyi harekete geçirir, şelalenin çevresini saran buz sarkıtları ve katlı çam ağaçları, akan suyun coşkusu birleşince kartpostallık görüntüler ortaya çıkar. Son bir not: İstanbul Teknik Üniversitesinden deprem sonrası hazırlanan raporda Güpdüşen Şelalesinin 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında kurulduğuna yer verilmiştir. 

 

GELENEKSEL YAYLA KAMPI:

Erkenek dağlarında bir gurup dağcı, 7 yıldır dedelerinin çadır kurduğu yaylalarda kamp yapmaktadırlar. Doğayı ve Doğal Hayatı Koruma Derneği’ni de kuran bu doğaseverler, gittikleri yaylalarda tahrip olan çeşmeleri ve su kaynaklarını onararak bölgeye gelen gezginlerin ve dağdaki hayvanların kullanımına imkan sağlamaktadırlar. Kampa katılanlar dedelerinden kalan keçeleri giyinip yaylanın serin havasının tadını çıkarıyor, dağlarda yürüyüş yapıp dağ çayı ve kekik topluyorlar. 

 

Gölbaşı tanıtımı.

Doğanşehir tanıtımı.

Malatya tanıtımı.

 

Malatya Pütürge

Pütürge

Malatya Pütürge denilince, aklıma hemen “Nemrut Dağı” ve muhteşem kalıntılar geliyor. Nemrut dağına her ne kadar Kahta üzerinden gitmek mümkün ise de, Pütürge üzerinden de gidiliyor. Yol derseniz, zor yol.

ULAŞIM

Pütürge ilçesi, il merkezi olan Malatya’ya: 74 km. uzaklıktadır. Ancak yolun üzerinde bulunan Kubbe dağı geçidi, kış aylarında yoğun kar ve tipi nedeniyle zaman zaman ulaşıma kapanabilmektedir. Pütürge yol sonu. Buradan sonra başka bir yere ulaşım yok.

 

TARİHİ

Pütürge, ilçe olmadan önce, Şiro isimli bir nahiye olarak bilinir. İlçe olduktan sonra, Pütürge ismini almıştır.

Yöredeki ilk yerleşim: yaklaşık 300 yıl önce, İmrün (güzel yer) ismiyle kurulmuştur. 1877 yılında bucak statüsü kazanınca, Kahta ilçesine bağlanmış, 1892 yılında ise nahiye yapılmıştır.

Malatya Pütürge

GENEL

Pütürge, Gördük dağı yamaçlarında, denizden yaklaşık 1250 m yükseklikte kurulmuştur. İlçe arazisi son derce engebeli, dağlık ve  diktir, düzlük alan yok denecek kadar azdır. İlçenin can damarı, Fırat nehrine dökülen Şiro çayıdır. Yerleşimler ve tarım alanları genellikle bu çayın açtığı vadinin tabanında ve çevre dağların yamaçlarında dağınık şekilde kümelenmiştir. Akdeniz karasal geçiş iklimine sahiptir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise oldukça sert, uzun ve yoğun kar yağışlı geçer. 

Deprem kuşağı üzerindedir. Son büyük deprem: Mayıs 2000 tarihinde, 4.5 şiddetinde gerçekleşmiştir.  

NE YENİR

İlçede, yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz, önerim: saç kavurma, incik kebabı, kaburga doldurma, içli köfte ve ekşili köfte sayılabilir. Özellikle Pütürge Tava (Şiro Tavası) meşhurdur. İlçenin en bilinen ve en prestijli et yemeğidir. Genellikle özel misafirlere ve düğün gibi büyük organizasyonlarda ikram edilir. Bir de Gırık (Pütürge köftesi) önerebilirim. 

 

NE SATIN ALINIR

Pütürge yayla balı (şiro balı) satın alabilirsiniz. Yüksek rakımlı dağlardaki endemik çiçeklerden toplanan, şeker katkısız, tamamen organik ödüllü bir baldır. Kurutulmuş dut ve dut pekmezi de olabilir. Pütürge cevizi de çok meşhurdur. İnce kabuğu, içi beyaz ve yağ oranı yüksek, çok lezzetli bir cevizdir.

Pütürge

GEZİLECEK YERLER

Pütürge Mor Barsavmo Manastırı

MOR BARSAVMO MANASTIRI-PERAŞ KALESİ

İlçe merkezine bağlı, Tepehan bucağı, Uzuntaş köyündedir. Manastıra ulaşmak için özel araç şart.

Süryani Patrikliği: ortaçağ dönemlerinde buradaymış. Ortaçağda, Süryani Patrikliğine ev sahipliği yapmış olan yer, yani burası: “Mor Barsavmo” olarak biliniyor. Günümüzde pek adı duyulmayan: Mor Barsavmo Manastırı: ilçe merkezine bağlı: Uzuntaş yani Peraş köyü yakınlarındadır.

Burası: yöre halkı tarafından: “Peraş kalesi” olarak isimlendiriliyor. Günümüzde, buradaki manastırın, sadece birkaç duvarı kalmış ve gerisi yıkık durumda. İlk olarak, 5’nci yüzyılda inşa edilen manastırın önemi, Süryaniler, Bizanslılar tarafından Malatya’ya yerleştirilince ortaya çıkmıştır.

985 yılında, Mor Barsavmo Manastırına taşınan Süryani Ortodoks Patrikliği: 1293 yılında Deyrulzafaran’a (Mardin) taşınana kadar, burada kalmıştır. Bu dönemde: manastır, Süryanilerin dini ve kültür merkezi olarak öne çıkmaktadır. Manastır yapısında bulunan: Mor (Aziz) Barsavmo rölyeflerinin, mucizevi özellikleri olduğuna inanılıyormuş.

Süryani tarihçi Abü’l Farac: 1134 yılında, çekirge istilasını önlemek için, Mor Barsavmo’nun sağ kolunun bulunduğu tabutun, Urfa’ya gönderildiğini ve tabutun mucizesi sonucunda, çekirgelerin Urfa’ya uğramadan, çekip gittiklerini anlatır. Burada bulunan Patriğin: dönemin devlet adamlarıyla dostluklar kurduğu ve Selçuklu Sultanı 2.Kılıçaslan ile, burada, üç kez görüştüğü bilinmektedir.

Sultan II. Kılıçaslan: İslam geleneklerine aykırı olmasına rağmen, kendisini ziyarete gelen Patrik Roboyu, elinde İncil ve haçı ile huzuruna kabul etmiştir. Kılıçaslan, bu tavrı nedeniyle, İslami çevrelerce eleştirilmiş ve hatta dinsizlikle suçlanmıştır.

 

DİLBERSEN (PERİEŞ) KALESİ:

Uzuntaş köyü sınırlarında yer alan bu tarihi kalenin MS 450 civarında Bizans döneminde yapıldığı ve inşasında 10.000 askerin çalıştığı rivayet edilir. 

Süryani kadim kültürü açısından çok büyük öneme sahip bir kompleksin parçasıdır. 

Kale Tepehan bölgesindeki Uzuntaş köyü sınırlarında, halk arasında Peraş veya Şalyan olarak anılan vadi ve mezra yakınında bulunur. Şalyan vadisine tamamen hakim, yaklaşık 300 m yükseklikte çok yalçın ve sarp kayalıkların üzerinde inşa edilmiştir. Stratejik konumu sayesinde antik dönemlerde vadiyi ve buradan geçen yolların kontrol altında tutma amacı taşımıştır. 

Tarihi kayıtlara ve yerel inanışlara göre kalenin temelleri MS 450 yıllarına kadar uzanmaktadır. 

Bugün doğu-batı doğrultusunda uzanan ve oldukça geniş bir alanı kaplayan Dilbersan Kalesi kompleksinde şu yapılar ve kalıntılar dikkat çeker.

Surlar ve Mimari Kalıntılar: Kalenin tepe, kuzey ve güney yamaçlarında yer yer su kalıntıları, tuğla, seramik ve antik küp parçaları göze çarpmaktadır.

Yaşam alanları ve su sarnıçları: Kalenin zirvesine ve yamaçlarına doğru kayalara oyulmuş basamaklar ile kuşatmalarda su ihtiyacını karşılamak için tasarlanmış derin su sarnıçları yer alır. Ayrıca depremlerle tahrip olmuş yeraltı şehri uzantıları ve mağaralarda kalenin etrafında kümelenmiştir. 

 

Mor Barsaum Manastırı ilişkisi:

Kalenin batı ucunda, adeta bir kartal yuvası gibi uçurumun kenarındaki kayalıklara oturtulmuş olan ünlü Süryani Kadim Mor Barsaum Manastırının kalıntıları yer alır. 

Bu alan Orta Çağda dünya Süryanilerinin patriklik merkezi ve çok büyük bir ilim yuvasıydı. Dünyaca ünlü Süryani tarihçiler bu kalede ve manastırda korunaklı şekilde yaşanarak eserlerini üretmişlerdir. Kalenin hem askeri bir sığınak hem de bu kutsal manastırı koruyan ana savunma hattı olduğu bilinmektedir. 

 

Günümüz:

Sarp kayalıklar üzerindeki bu tarihi alan, 1 Derece Arkeolojik Sit alanı olarak tescil edilmiştir. Coğrafi yapısının aşırı dik ve ulaşılması zor olması, kaleyi doğa olaylarına karşı korumuş olsa da ne yazık ki resmi bir bekçi veya tam koruma olmaması sebebiyle kaçak kazı yapan definecilerin tahribatına uğramıştır. Günümüzde turizme tamamen kazandırılmayı ve kapsamlı bir arkeolojik kazı ile restore edilmeyi bekleyen, saklı bir tarihi mekandır. 

Pütürge Gerar Kalesi

GERAR KALESİ-KERAR KALESİ:

 Bölgenin sarp coğrafyasında, Fırat nehrini besleyen önemli kollardan biri olan Şiro Çayı havzasına hakim bir noktada kurulmuş çok köklü bir antik dönem savunma yapısıdır. 

Kale kalıntıları, Taşmış köyünün çermik mezrası sınırları içine komşu Ormaniçi Mahallesindedir. Şiro çayının hemen üzerinden geçen Pütürge-Malatya karayolunun kuzey tarafında yükselen sarp bir tepenin üst yamaçlarında konumlanmıştır. Bu konumu, antik dönemde vadi tabanından geçen stratejik ve askeri geçiş yollarını tamamen kontrol altında tutmasını sağlamıştır. 

Yapılan arkeolojik araştırmalar ve yüzey araştırmaları, kalenin temellerinin MS 1 yüzyıla yani Erken Roma dönemine kadar uzandığını gösterir. İlk olarak bir Roma sınır karakolu veya kalesi olarak inşa edildiği düşünülür. Zaman içinde bölgenin el değiştirmesiyle kale, Bizans, Ermeni, Keldani ve Süryani medeniyetleri tarafından da aktif olarak kullanılmıştır. Bu yönüyle kale harabeleri, Doğu Anadolu’daki çok kültürlü askeri mimarinin önemli örneklerinden biridir. 

Kale, geçirdiği şiddetli depremler ve zamanın aşındırmasıyla günümüze büyük ölçüde harabe halinde gelmiştir. 

Günümüzde buraya ulaşmak için, engebeli bir tırmanış gerektirir. Kalenin bulunduğu tepe Şiro çayı vadisine bakan muazzam bir panaromik manzaraya sahiptir. Özellikle gün batımı saatlerinde kale kalıntılarının silüeti, tarih ve doğa fotoğrafçıları için etkileyici görüntüler sunar. 

 

TEPEHAN SELÇUKLU HANI VE TARİHİ KERVAN YOLLARI

Tepehan Selçuklu Hanı ve bu yapının merkezinde yer aldığı Şiro Havzası Tarihi Kervan Yolları, Malatya’nın sarp coğrafyasında, Orta Çağ ticaretinin ve askeri lojistiğinin en hayati geçiş koridorlarından birini oluşturmaktaydı.

Tepehan: ilçe merkezinin güneyinde, bugünkü Tepehan beldesi ve yakınındaki Yandere (eski adıyla Şengrik) ile Yazıca köyleri hattındadır.

Burası, İç Anadolu ve Yukarı Fırat Havzasını, Güneydoğu Anadolu’ya ve oradan Mezopotamya ile Suriye’ye bağlayan en kestirme ama en sarp dağ rotasıdır. Malatya’dan yola çıkan bir kervan 1900 metrelik zorlu Kubbe Dağı geçidini aşıp, Şiro vadisine indiğinde ya da tam tersi istikamette güneyden gelip dağa tırmanmadan önce, kış şartlarında sığınabileceği ve lojistik ikmal yapabileceği korunaklı bir alana ihtiyaç duyuyordu. Tepehan tam bu stratejik noktada kurulmuştur. 

Tepehan, ovalardaki süslü ve geniş avlulu Sultan hanlarının tersine, sarp bir dağ yamacında yer aldığı için dışa kapalı, adeta küçük bir kaleyi andıran, kalın duvarlı ve savunma endeksli bir mimariye sahiptir. Yapımında bölgedeki moloz taşlar ve dayanıklılığı arttırmak için kireç esaslı horasan harcı kullanılmıştır. 

Gelelim günümüze: Tepehan yüzyıllar boyu süren ağır kış şartları, bölgedeki şiddetli depremler ve ne yazık ki korumasızlık nedeniyle günümüze büyük ölçüde yıkılmış, harabe halinde ulaşmıştır. Bugün alanda hanın temel duvarları, bazı kemer ve tonoz parçaları ile çevre binaların yapımında kullanılan devasa yapı taşlarının izleri görülebilmektedir. 

Antik kervan yollarının bir kısmı modern karayolları tarafından kesilmiş olsa da, dağ eteklerinde kervanların ve süvarilerin kullandığı taş döşeli antik patikaların izlerini doğu yürüyüşçüleri görebilmektedirler. Bugün bu kervan yolu güzergahı, özellikle Nemrut dağına Pütürge üzerinden gitmek isteyen macera ve tarih tutkunları tarafından kültür rotası olarak kullanılmaktadır.

 

ORMANİÇİ (TELLİ) ASLAN KABARTMASI VE ANTİK YERLEŞİMLER

Pütürge ve çevresi antik dönemde Geç Hitit krallıkları (özellikle Malatya merkezli Melid Krallığı) ile güneydeki Kommagene Krallığı arasında doğal bir sınır ve geçiş noktasıydı. Hitit sanatında aslan figürü, gücü, krallığı ve kutsal alanların korunmasını simgeler. 

Orman içindeki aslan kabartması, bölgedeki sarp kaya kütlelerinin yüzeyine doğrudan oyularak yapılmış bir kaya rölyefidir. Halk arasında “Telli” veya “Yeleli” aslan olarak anılmasının sebebi, aslanın boyun ve gövde kısmındaki tüylerin (yelelerin) çizgisel/tel tel bir işçilikle kayaya işlenmiş olmasındandır. 

Bugün Ormaniçi (Telli) aslan kabartması ve etrafındaki yerleşim kalıntıları, Kültür ve Turizm Bakanlığı envanterinde Arkeolojik Sit Alanı olarak kayıtlıdır. Coğrafyanın aşırı engebeli olması yapıların modern kentleşmeyle yok olmasını engellemiş olsa da resmi bir arkeolojik kazı  ekibi tarafından tam anlamıyla gün yüzüne çıkarılmayı ve turizm rotalarına dahil edilmeyi beklemektedir. 

 

 

NAN-I GUNİ (EKMEK VE TEKNE) KAYALIKLARI VE BATTALGAZİ ZİYARETİ

Nan-ı Guni (Ekmek ve Tekne) Kayalıkları:

Kadim dillerdeki kelime kökleriyle doğrudan “Ekmek ve Tekne” anlamına gelmektedir. (Farsça kökeni Nan: ekmek) Pütürgenin dik yamaçlarında yer alan bu alan, jeolojik bir oluşumun halk efsaneleri ve inanç ritüelleriyle birleştiği korunaklı bir kaya oluşumudur. 

Bu alan, dışarıdan bakıldığında yan yana duran devasa bir hamur teknesini ve fırından yeni çıkmış ekmek somunlarını andıran doğal karstik/aşınmış kaya bloklarından oluşur. Ancak  dikkatle incelendiğinde, bu kayalıkların etrafında antik çağlardan kalma ilkel oyma izleri, basamaklar ve barınma amaçlı kullanılmış küçük kaya sığınakları göze çarpar.

Anadolu genelinde yaygın olan “nankörlük edenlerin veya ekmeğe saygısızlık yapanların taş kesilmesi” efsanesinin çok net bir silsilesi bu kayalıklara atfedilir. İnanışa göre, eski dönemlerde bu dağlarda yaşayan kurnaz veya katı yürekli bir topluluğun, kıtlık zamanında ellerindeki ekmeği ve hamur teknelerini muhtaçlardan saklaması üzerine, tekne ve ekmekleriyle birlikte taşa dönüştükleri rivayet edilir. Bu yönüyle burası, bölge halkı için tarih boyunca ahlaki bir sembol ve ibret mekanı olarak görülmüştür. 

 

Battalgazi Ziyareti:

Malatya: Bizans’a karşı verilen mücadelelerde destanlaşmış Seyyid Battal Gazi’nin (ve babası Hüseyin Gazi’nin) ana vatanıdır. Pütürge’deki Battal Gazi ziyareti, doğrudan bir mezar (türbe) değil, Battal Gazinin Bizans a karşı düzenlediği seferlerde ordusuyla birlikte sığındığı, stratejik planlar yaptığı veya atlarını otlatıp konakladığı kabul edilen bir Makam ve Mağara ziyaret alanıdır. 

Pütürge’nin bu dağlık bölgesindeki kutsal kabul edilen bu noktaya yerel halk “Ziyaret” adını vermiştir. Yüzyıllardır süregelen bir gelenekle, kuraklık dönemlerinde yağmur duasına çıkmak, adak kurbanları kesmek ve lokma dağıtmak için bu mekana gelinir. İnanca göre, adalet ve yiğitliğin timsali olan Battal Gazi nin ayak bastığı ve namaz kıldığı bu topraklarda yapılan duaların kabul olacağına inanılır. 

 

Malatya Pütürge Nemrut

NEMRUT DAĞI

İlçe merkezine 8 km. uzaklıktadır. Turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir. Nemrut dağı ve buradaki antik kalıntılar hakkında: yine bu sitede, ayrıntılı bir yazım var. Bu yazıya “Nemrut dağı” adı altında ulaşabilirsiniz.

 

Nemrut dağı tanıtımı ve ayrıntılı gezi yazıma ulaşmak için.

Malatya tanıtımı.