İzmir Güzelbahçe

İzmir Güzelbahçe

Güzelbahçe, İzmir il merkezine 24 km uzaklıktadır. İlçe: İzmir-Çeşme otoyolu ve karayolu üzerindedir.

TARİHİ

Yöredeki yerleşimin ismi, MÖ 7’nci yüzyılda yine buralarda kurulu olan “Klazomenia” şehri kurulmuştur. Yerleşim yeri olarak seçilen bölge, aynı zamanda 12 İyon kentinden biridir. Bu isim daha sonra halk dilinde “Klizman” şeklinde kullanılagelmiştir.

1893 yılında Girit’te yaşayan Müslümanların bir kısmı muhacir olarak Güzelbahçe’ye gelip yerleşmişlerdir. 1912 yılında yapılan mübadele sonucu Rumlar gönderilmiş, yerlerine Girit’ten gelen Müslümanlar yerleştirilmiştir. 1919-1922 yılları arasında bölge Yunan işgaline uğrar. 12 Eylül 1922 tarihinde işgalden kurtarılır. 1936 yılında ilçe Bucak müdürlüğü olarak Urla’ya bağlanır.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, 1936 yılında yöreyi ziyaret eden Vali Kazım Direk “Bu yörenin toprağı kızıl ve Kurtuluş Savaşı sırasında buralarda çok fazla şehit kanı döküldü, buranın ismi artık “Kızılbahçe” olsun” demiş ve bu önerisi kabul görmüştür.

Ancak takip eden dönemde, (1958 yılında) “Kızıl” kelimesine karşı gelişen tepki üzerine, 1954 yılında Belediye kuruluşu sırasında ilçenin ismi “Güzelbahçe” olmuştur. 1984 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi kurulunca, Güzelbahçe merkez ilçe belediyesine dahil edilmiştir. 1993 yılında müstakil ilçe olmuştur.

İzmir Güzelbahçe

GENEL

Güzelbahçe ilçesinin kuzeyinde İzmir körfezi, doğusunda Narlıdere ve Konak, güneyinde Menderes ve Urla, batısında yine Urla bulunmaktadır. İlçe, İzmir şehrinin batıya doğru hızla büyüdüğü bir hat üzerindedir. Hızlı kentleşmenin getirdiği sorunlar yoğundur. İlçe düzlük bir alanda bulunmaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 50 metredir.

İlçede tipik Akdeniz iklimi hakimdir. Bitki örtüsü, yüksek yerlerde çam ormanı, alçak bölgelerde ise maki toplulukları şeklindedir. İlçede 23 tane sanayi kuruluşu vardır. Ayrıca küçük el sanatları işletmeleri de vardır. Sahil şeridi nedeniyle, ilçede balıkçılık ta yoğun yapılmaktadır.

110 tane balıkçı teknesi bulunmaktadır. Bölgede oldukça büyük bir balık pazarı vardır. Peki balık yemek isterseniz önerim, Yalı Mahallesine gidin, orada balık lokantaları bulunuyor. Yalı Mahallesinde yaz döneminde her akşam “Gece Pazarı” kurulmaktadır.

İzmir Güzelbahçe Sahil Şeridi ve Plajlar

SAHİL ŞERİDİ VE PLAJLAR

İlçede 6-7 km uzunluğunda sahil şeridi vardır. Bu kadar sahil şeridi olup ta denize girmemek olur mu? Güzelbahçe ilçesinde denize girilebilecek beş yer vardır. 7300 metrelik sahil şeridinde, Belediye, plaja şemsiyeler dikmiş, piknik alanları oluşturmuştur.

Bunlardan en güzeli: İzmir’e en yakın konumda (şehir merkezine 35 km uzaklıktadır) bulunan “Siteler” semtindeki plajdır. Ayrıca: Gece Pazarı yanında ve Maltepe Sahil şeridinde de plajlar bulunmaktadır. Ayrıca 1968’den beri hizmet veren “Oba Dinlenme Tesisleri” bulunmaktadır.

PAYAMLI BARDACIK FESTİVALİ

Her yıl geleneksel olarak Ağustos ayında iki gün süreli yapılmaktadır. Festival kapsamında konserler veriliyor, halk oyunları gösterileri düzenleniyor. En iyi bardacığın seçildiği yarışmalarda üreticiler ödüllendiriliyor. Payamlı köyünün otantik sokaklarında kurulan tezgahlarda yöreye özgü organik ürünler ve el işi ürünler satılıyor.

GELENEKSEL TÜRK EL SANATLARI FESTİVALİ

2014 yılından bu yana her yıl geleneksel olarak düzenlenmektedir.

MALTEPE ASKERİ LİSESİ

Ülkemizde bulunan 4 askeri liseden biri olan (İstanbul Kuleli Askeri Lisesi ve Deniz Lisesi, Bursa Işıklar Askeri Lisesi) “Maltepe Askeri Lisesi” buradadır. Buradan özellikle Hava Harp Okuluna öğrenci yetiştiriliyordu, çünkü halen kapalı bulunduruluyor.

İzmir Güzelbahçe Balıkçı Barınağı

BALIKÇI BARINAĞI

İlçe merkezindedir. Aynı zamanda balık hali olarak da kullanılıyor. Halk arasında “Balıkçılar çarşısı” olarak biliniyor. Balık hali içerisinde, oldukça güzel balık restoranları bulunuyor. Bu restoranlarda: Ege denizinin güzel manzarasına karşı balık türlerini tadabilirsiniz. Balık halinin hemen arkasında balıkçı barınağı vardır.

İzmir Güzelbahçe

Burada, sağ taraftaki mendirek yolunda yürüyüş yapabilirsiniz. Bu yolun sonunda deniz feneri bulunuyor.

GEZİLECEK YERLER

İzmir Güzelbahçe Anıt Ağaç

ANIT AĞAÇ

İzmir il genelinde bulunan 10 anıt ağaçtan, 3 tanesi ilçe sınırları içerisindedir. Bunlardan bir tanesi de: Yarendede bulunan Fıstık Çamıdır. Anıt ağaç Yaka Mahallesindedir. Yarendede Fıstık çamı 1995 yılında Tabiat anıtı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Ağacın muhtemelen 150 yaşında olduğu tahmin edilmektedir. Çapı 1.30 metre, genişliği 4.10 metredir.

İzmir Güzelbahçe Yassıca Adası

YASSICA ADASI

Urla açıklarındadır. Buraya Koyun adası, Alman adası gibi isimler de veriliyor. Çünkü burada bir Alman, uzun süre yaşamış, ancak kimdir ne zaman yaşamıştır, net bilgi yoktur. Burada: İzmir Büyükşehir Belediyesinin tesisleri bulunuyor. İzdeniz gemileri aracılığı ile buraya günübirlik geziler düzenleniyor. Yaklaşık 1.5 saat süren bir deniz yolculuğunun ardından, adadaki Sosyal Tesislerde oldukça güzel zaman geçiriliyor. Denize girilebiliyor. 400 metrelik kumsalda güneşleniliyor.

ÇİÇEK ADALARI

Güzelbahçe ilçe merkezine 20.5 km uzaklıktadır. Yassıca adanın karşısındadır. Doğal plajlardan bazılarında cilde çok iyi gelen ince killi bir kum vardır. Söylentilere göre, Akdeniz’de keşfe çıkan güzelliğine düşkün Kleopatra, bu killi kumun namını duyarak adaya uğramıştır. Çiçek adalarında yerleşim yoktur, kıyılarında balıkçılık yapılmaktadır.

Çiçek adaları takımı şunlardan oluşur

Taş ada

Buraya Güvercin ada da denilir.

Pita adası

Üzerinde fener bulunmaktadır.

Eşek adası

Çeşmealtı bölgesinin önüne düşer. Burada eskiden bolca tavşan bulunuyormuş. Ama zamanla hem eşekler hem de tavşanlar yok olmuş.

Adacık

Taş adaya benzer. Üzerinde sadece iki tane Pırnar ağacı bulunur. Çeşmealtı’na yakındır.

UZUN ADA

Uzun ada, en büyük adalardan birisidir ama birinci derece askeri bölge olup, ulaşım yasaktır.

İzmir Güzelbahçe Liman Tepe Kazı Alanı

LİMAN TEPE KAZI ALANI

İzmir körfezinin güney sahilinde bulunan Liman Tepe, günümüzde Urla’nın İskele mahallesindedir. Antik Klazomenia kenti de aynı alanda ve Karantina adasında bulunmaktadır. Bu ada bilindiği gibi, Klasik çağda anakaraya bağlanmıştır. Bu nedenle, Liman Tepe bir yerde rahatlıkla “Prehistorik Klazomenai” şeklinde de tanımlanabilir.

Evet, Liman Tepe, Karantina adasının tam karşısında bir yarımada üzerindedir. Bu yarımada günümüzde en kuzeyde bulunan yüksek kayalık alandan, güneye doğru tedrici olarak alçalmakta ve kıyı ovası ile bütünleşmektedir. Ancak zaman içinde, Liman Tepe üzerine yazlık evler inşa edilmiş ve dolayısıyla höyük üzerindeki arkeolojik açıdan değerlendirilecek alanlar büyük ölçüde tahrip edilmiştir.

Ayrıca İzmir-Çeşmealtı yolu da Liman Tepe’yi doğu-batı istikametinde kat etmektedir. Tüm olumsuzluklara rağmen, bugüne kadar yürütülen çalışmalarda Liman Tepe’de en eski kültür olarak Kalkolitik Çağ tespit edilmiştir. Yani MÖ 4 binli yıllar söz konusudur.

Liman Tepe, MÖ 4 binli yıllardan, 2 binli yıllara kadar tüm kültürlerin kesintisiz olarak yerleştiği bir bölgedir. Antik Klazomenia kenti düşünüldüğünde, bu alanın Klasik Çağın sonuna kadar kültürel sürekliliği sürdürdüğü anlaşılır.

Bu özellik, Batı Anadolu’da sadece Liman Tepe’de görülür. Liman Tepe’de tespit edilen güçlü bir ekonomik yapı, Ege dünyasını aşarak tüm Doğu Akdeniz Balkanlar ve hatta Kafkasya’ya kadar ulaşmıştır.

Evet, aslında Liman Tepe kazısı hakkında sayfalarca yazı yazmak mümkün ancak şu anda burada görebileceğiniz bir şey yok, buradan elde edilen buluntular İzmir Arkeoloji Müzesine götürülüyor ve orada sergileniyor, umarım ileride burası ziyarete açılır.

İzmir Güzelbahçe Klazomenia antik kenti

KLAZOMENİA ANTİK KENTİ

Antik kentin kalıntıları, günümüzde Urla ilçesine bağlı İskele Mahallesindedir.

Sahilin paralelindeki tarlalarda ve kıyı ile bağlantılı Karantina adasındadır.

Antik dönemde, yarımadada bulunan kent, günümüzde doğu ve batı körfezlerinin dolmasıyla kaybolmuştur.

Roma ve Helenistik dönemde, kentin bulunduğu ada 18 ve 19’ncu yüzyıllarda İzmir’e uğrayan gemilerin karantina amaçlı bekletildiği zamandan kalma ismiyle “Karantina Adası” olarak bilinmektedir. Önceleri Yolluca ada ve İoannis adaları isimleriyle de bilinen adada, günümüzde Urla Devlet Hastanesi bulunmaktadır.

Klazomenai yerleşim alanı, doğuda Smyrna (İzmir) sınırlarına kadar gitmektedir. Balçova yakınlarında Agamennon Kaplıcalarının bulunduğu tahmin edilen Apollon Tapınağının, Klazomenai yerleşim alanı içinde olduğu tahmin edilmektedir.

Yerleşim alanının doğusundaki Güzelbahçe köyünün, günümüzde Kilizman olarak isimlendirilmiş olması da alanın buraya kadar uzandığının göstergesidir.

Alessandros’un Klazomenai arazisindeki bir noktada yapılacak bir kanal sayesinde yarımadayı adaya çevirme planlarından söz edilir.

Bu plan için ise en uygun yerin İçmeler’in güneyindeki vadidir. Söz edilen alanda tarihi kaynaklara göre: Aleksandros şerefine Aleksandria oyunlarının yapıldığı bilinmektedir.

Sığacık körfezi yakınlarında arkeolojik bulgulara göre Arkaik dönemlerde iskan gördüğü düşünülen Yaren Tepe’nin Klazomenai alanı içerisinde kaldığı ve Klazomenai’nin MÖ 5’nci yüzyıl tarihinde Daphnous denen bölgede bulunduğu sanılmaktadır.

Ünlü antik dönem yazarı Strabon tarafından: İzmir körfezinde bulunan sekiz adada Klazomenaililer tarafından tarım yapıldığı aktarılmaktadır.

Bugün 6 ada bilinmektedir. Bunlardan Drymoussa (Kösten adası, Uzun ada, Makronisi), Pele (Kiliseli, Hekim adası, İatronisi) ve Marathousa (Aprenisi, Çiçek adaları) önemlidir.

Bu adalarda, henüz arkeolojik araştırmalar yapılamamıştır. İzmir körfezinin kuzeyinde, Klazomenaililerin koloni kurduğu Leukai yerleşim alanın, Üç Tepeler Klazmanı adıyla anılmaktadır.

İzmir Güzelbahçe Klazomenia antik kenti

Tarihte ilk zeytinyağı fabrikası Klazomenai şehrindedir. Bu zeytinyağı işliğinin MÖ 6’ncı yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir.

Yine aynı dönemlerde: Doğu’dan Batı Akdeniz kıyılarına kadar yayılan yabani zeytin ağaçları ıslah edilmiştir.

Zeytin ağaçlarından daha çok yağ elde edilmesi için, teknolojik ve mekanizma açısında çok gelişmiş teknikler kullanılmıştır. Bu yeniliklerin başında gelenler: zeytin ezme taşının kayalardan yontulmuş ve ağır silindirlerden oluşan bir mil yardımı ile etrafında dönülebilerek yağ sıkımının kolaylaştırılmasıdır.

Büyük çapta üretim sağlamak için büyük pres/baskı ve bunun zorunlu bir sonucu olarak pres/baskı sırasında bocurgat kullanılmasıdır.

Zeytinyağı teknolojisin tarihsel süreci içinde MÖ 6’ncı yüzyılda Klazomenai işliğinde, ilk defa uygulanmaya başlanan bu buluşlar ulaşılan teknolojik yeniliklerdir.

Bu teknikler, günümüzde, pek çok zeytinyağı üretim yerinde hala kullanılmakta olan teknolojilerin temelini oluşturmaktadır.

Kazı çalışmaları

Klazomenai şehrinde yapılmış tek bilimsel kazı 1921-1922 yılları arasında olmuştur. Savaş koşullarında yarım kalan çalışmalarda elde edilen buluntular, maalesef kazıyı yapan Yunan arkeolog tarafından çalınarak Atina Milli Müzesine götürülmüştür.

Bunlardan: bir lahit ve bazı seramikler dışında kalan hepsi tamamen kaybolmuştur.

Bu çalışmalarda: adanın batı kıyısında kuzey-güney doğrultulu döşenmiş bir yol ve doğuda, zeminleri mozaik döşeli bazı Geç Roma yapıları açığa çıkarılmıştır.

Anakarada yapılan çalışmalarda ise Monastirakia adlı bölgedeki arkaik nekropolisinde 80 civarında gömü incelenmiştir. 1970 yılında ise İzmir Müzesinden bir uzman tarafından Kalabalık mevkiinde yapılan bir kurtarma kazısında, klasik tipteki bir Klazomenai lahdi bulunmuştur.

Günümüz

En üstte de söz ettiğim gibi Klazomenai kentinin kalıntıları, günümüzde Urla İskele mahallesinde denize komşu tarlalar ve kıyıya yakın Karantina adasında bulunmaktadır. Buranın en büyük kalıntısı, İlk Çağ Zeytinyağı işliğidir.

Buranın bir Zeytinyağı Teknoloji Müzesine dönüştürülmesi düşünülüyormuş, umarım en kısa zamanda böyle bir düşünce gerçeğe dönüşür, çünkü bu kalıntının dünya üzerinde başka bir benzeri yok.

İNKAYA MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı Yelki mahallesinin batısındaki Kocadağ doğu yamacındadır.

Mağaranın yakınına kadar arazi taşıtı veya traktörle gidilir, sonra dik ve makilik bir yamaçta 20 dakika daha yürümek gerekiyor. Yani ulaşım biraz zor, göze alıyorsanız gidiniz.

Mağaranın uzunluğu 220 metredir. Ağzına göre, en derin yeri 30 metredir. Genelde yatay, kısmen dikey ve kuru olan İnkaya Mağarasının Ekim ayındaki ısısı, salon kısmında 19, son kısımda ise 22 derecedir. Mağaranın içi, dik bir inişten sonra, geniş bir salona açılır.

Bu salonun genişliği 21, yüksekliği ise 5 metredir. Salondan güney istikametinde ilerleyen galeri, 7 metre derinlikteki bir kuyuya ulaşır. Mağarada bugüne kadar çeşitli kazılar yapılmış, çanak-çömleğe rastlanılmıştır.

Muhtemelen MÖ 7-6’ncı yüzyıllarda mağarada iskan olduğu düşünülmektedir. MS 19 ve 20’nci yüzyıllarda ise, buranın tapınma amacıyla kullanıldığı düşünülür. Çünkü salonda beyaz kalkerli kaya yüzeyinde bulunan Yunanca ibare ve Meryem’e ait bir fresko bulunmaktadır.

 İzmir Gaziemir gezi yazım hakkında Gaziemir

Ardahan Çıldır

Ardahan Çıldır

Çıldır gölü ile öne çıkan ve gölün yüzeyindeki kalın buz tabakası üzerinde gezinen insanlar, atlı-kızaklı arabaların meşhur ettiği bir yer.

ULAŞIM

Çıldır-Ardahan il merkezi arasındaki uzaklık: 45 km. Çıldır-Arpaçay arasındaki uzaklık: 43 km. Çıldır-Hopa arası uzaklık: 221 km. Çıldır-Ankara arası uzaklık: 1122 km. Çıldır-Kars arasındaki uzaklık: 81 km.

TARİH

Çıldır yöresi: MÖ.650-700 yılları arasında ilk yerleşimcilerine ev sahipliği yapmıştır. Bunlar: Saka Türkleri. O yıllarda, yöreye yerleşen Saka Türkleri, bölgeye Türk damgasını vurmuşlardır. Hatta: 1071 Malazgirt Savaşından önce yöreye gelen Alparslan, Akçakale mevkiinde bir süre misafir edilir ve ordusuna takviye birlikler verilir.

Bunların başındaki Oğuz Han: Çavuldur boyundan gelmektedir ve bu nedenle, yörenin ismi, Çavuldur isminin zamanla değişeme uğrayarak, günümüze “Çıldır” olarak ulaşmıştır.

Takip eden tarihi süreçte: 1878 yılında, Berlin anlaşmasıyla: Kars-Batum ve Çıldır, Ruslara teslim edilir. 1921 yılına gelindiğinde ise, Kazım Karabekir komutasındaki milli güçler, Ermeni ve Gürcüleri püskürterek, 25 Şubat 1921 tarihinde, Çıldır yöresini düşman işgalinden kurtarır. Önce Kars iline ve sonra da Ardahan iline bağlanır.

GENEL

İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 1950 metredir. Ama, kuruluş yeri, düz bir ova şeklindedir.

İlçe: Gürcistan ile, 66 km ve Ermenistan ile, 13 km sınıra sahiptir.

NE YENİR

Yöresel lezzet olarak: burada kesinlikle “alabalık” yemenizi öneririm.

GEZİLECEK YERLER

Ardahan Çıldır

ÇILDIR GÖLÜ

Çıldır gölü, genellikle Kars turuna katılanlar tarafından tercih edilen bir yer, ben Kars üzerinden buraya, şehir merkezinden yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuktan sonra ulaştım.

Evet, şimdi Çıldır gölü hakkında ayrıntılı bir tanıtım yazısı:

Önce yörede anlatılan bir efsaneden söz etmek istiyorum:

Tarihi süreç içinde, Çıldır gölünün bulunduğu yerde bir şehir varmış. Şehrin yöneticisi, Akçakale bölgesinde otururmuş. Çukurda kurulu olan şehirde, burma musluklu bir çeşme varmış.

Yönetici: “Gece-gündüz, çeşmeden su alanlar, sakın çeşmeyi kapatmayı unutmasınlar, yoksa şehri su basar” diye, herkesi uyarmış.

Şehirde yaşayanlar, bu uyarıyı hep dikkate almışlar. Ancak, günlerden bir gün, çeşme başında su dolduran bir genç kız, gurbetten sevdiğinin geldiğini duyar ve çeşmeyi kapatmadan, hızla koşarak, çeşme başından ayrılır.

O gece karanlığında, şehrin çukur bölümündeki evleri su basar ve zamanla, burmalı çeşme görünmez olur ki, kimse kapatamaz.

Evi yüksekte olanlar, hiçbir eşya alamadan, evlerini terk ederler. Ertesi gün ise, şehir tamamen sular altında kalır. Şehirden sağ kurtularak kaçanlar, Akçakale adasına yerleşirler.

Evet, Çıldır gölü: kabaca üçgen şeklindedir. Ardahan il merkezine, 45 km. uzaklıktadır. Yukarıda belirttiğim gibi, Kars il merkezine de 45 dakika uzaklıktadır.

MÖ 650’li yıllarda yöreye gelen Saka Türklerinin başındaki Oğuz Han, Çavundur boyundan gelirmiş. Bu yüzden yörenin ismi “Çavundur” olmuş ve daha sonra değişerek günümüze “Çıldır” olarak gelmiş.

Yani, çıldırmak, delirmek gibi bir anlamı yok. Bir başka söylentiye göre, Gürcüler tarafından yöreye Çavundur ismi verilmiş ve bu isim günümüze Çıldır olarak gelmiştir. Hangisi doğru pek belli değil, ama Gürcistan sınırı, Çıldır gölüne kuş uçuşu 20-25 km uzaklıktadır.

Evet, göl Akbaba dağı ve Kısır dağı arasındadır. Bu dağların tektonik hareketleri sonucu, ortada kalan boşluğun kar suları ve dereler tarafından doldurulmasıyla göl oluşmuş. Göl üçgen şeklindedir. Doğu Anadolu bölgesinin en büyük 2’nci gölüdür. (En büyük göl Van gölü)

Deniz seviyesinden yüksekliği yaklaşık 1800 metredir. Bu yükseltiyi çevre ile karşılaştırmak için, şöyle düşünmek gerekir, hemen kuzeyde Doğu Karadeniz bölgesi var. Doğu Karadeniz bölgesinde, 1750-1800 metre aralığında yerleşim yerlerinin sadece yaylaları var. Burada ise, yaylalar daha da yükseklerde bulunmaktadır.

Gölün kapladığı alan 120 km karedir. Gölün uzunluğu 18 km ve doğu-batı yönünde genişliği 16 km dir. Çevresinin uzunluğu 23 km dir. En derin yeri 49 metredir. 

Göl kışın donar ve gölün üstünde 60 cm ile 1 metre arasında değişen bir buz tabakası oluşur. Bu buz tabakası oldukça kalındır ve bu yüzden, gölün üzerine çıkmanın tehlikesi yoktur diye söyleniyor. Yani buzun kırılma riski az imiş.

Göl her yıl sıcaklık durumuna göre Aralık ayı sonu ile Ocak ayı başında donar ve Nisan ayında ise buz çözülmeye başlar. 

Göl, birçok dere ve pınarla beslenir. Tek çıkış yeri ise, Arpaçay ın bir kolu olan Telek çayıdır. Buraya giderseniz, Telek çayını, hemen sol yanda görebilirsiniz.

Göl temiz bir göldür. Çünkü çevresinde yerleşim yoktur. Çıldır ilçe merkezi Ardahan a bağlıdır. İlçe merkezi göl kıyısında değildir. Bu yüzden ilçenin kanalizasyonları göle akmaz. Ayrıca, yine gölün kıyısında veya yakınlarında sadece birkaç köy bulunmaktadır.

Ayrıca: göl çevresinde tarım da olmadığından, tarımda kullanılan kimyasal maddeler, atıklar göle sızmak, akmaz.

Gelelim Balıkçılığa:

Göl çevresinde, dört mevsim balıkçılık yapılmaktadır. Zaten göl çevresinde yaşayanların başlıca geçim kaynağı balıkçılıktır. Gölde avlanan en bilindik balık türü sazandır. Bu oldukça büyük bir balıktır, bazen nadir de olsa alabalık tutulduğu söyleniyor.

Yine, balıkçıların söylediklerine göre, gölde tutulan balık miktarı her yıl azalmaktadır. Göl kenarında, Akçakale köyünde balık lokantaları var. Ayrıca, yine kütük ev tarafından Belediyenin balık restoranı var.

Bu restoranda, balık menüsü 75 TL. dir. 

Atlı Kızak Gezisi

Gölün kıyısında, Kütük ev önünden atlı kızaklara biniliyor. Kıyıya yakın bir bayrak var, o bayrağa kadar olan tur “kısa tur” olarak adlandırılıyor ve kişi başı ücreti 30 TL. dir. Daha uzakta, yani kıyıdan daha uzakta ikinci bir bayrak var, bu bayrağa kadar giden tur ise, “Uzun tur” dur ve kişi başı ücret 60 TL. dir.

Uzun turu tercih etmenizi öneririm, çünkü bayrağın olduğu yerde, yarım saat kadar mola veriliyor, gölün üstünde yürüme ve resim çekme şansı var. Sonuçta; atlı kızakları çalıştıran yöre insanı sadece yılın 3 ayı çalışıyor ve atların bakımı için de masraf yapıyorlar, bu yüzden tur ücretini çok görmemek gerekir.

Tur sonunda ise, yine ilk hareket noktasının olduğu yerde, buz üzerinde bulunan sobanın üstünde yapılan çay içme şansı var, ama bir garip tir ki, bu çayı ikram ettikten sonra, tam ayrılırken 5 TL çay parası istiyorlar, Anadolu’nun en yaygın geleneği konuklara bir bardak çay ikram etmektir, bu çay parasını anlamadım, etik değil. Umarım birileri bunlara söyler de bu bir bardak çay için peşinizden çay parası diye koşmayı bırakırlar.

Kütük Ev

Hemen gölün kıyısında, İl Özel İdaresi tarafından yaptırılmış, tamamen ahşap, oldukça güzel, fiyatlar uygun, bence mutlaka uğrayın, bir çay, kahve veya sahlep için.

Buzdan Heykeller

Her yıl, Şubat ayı içinde, burada “Kristal Buz Festivali” düzenleniyor. Bu festivalde, çeşitli etkinlikler yanında, 80 kamyonla toplanan kar ile, 7 metre yükseklikte ve 5 metre eninde Atatürk Heykeli yapılıyor. Heykel: Kafkas Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümü öğretim görevlileri ve öğrencileri tarafından yapılıyor. Şansınız varsa, gidiş tarihinize göre bu heykeli de görebilirsiniz.

 

AKÇAKALE ADASI

İlçe merkezine, 27 km. uzaklıkta, Akçakale köyünün hemen batısında, Çıldır gölü üzerindedir.

Birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Çünkü, ada üzerinde, eski bir şehre ait kalıntılar bulunmaktadır.

 

TAŞKÖPRÜ KİTABELERİ

İlçe merkezine 30 km. uzaklıkta, Taşköprü köyündedir. Köyün kuzeyindeki kayalıklarda, büyük bir kaya üzerinde: bir kitabe bulunuyor. Bu kitabenin, Urartu krallarından II. Sarduri’ye ait olduğu söyleniyor.

ŞEYTAN KALESİ

İlçe merkezine, 1 km. uzaklıkta, Yıldırımtepe köyünün, 1.5 km. kuzeydoğusundadır. Karaçay vadisine hakim bir sarp alana kurulan kalenin: Ortaçağ döneminde yapıldığı tahmin ediliyor.

 

İspanya Endülüs Genel

İspanya Endülüs Genel

 

Endülüs bölgesi: İber yarımadasında, Akdeniz kıyılarından Atlantik okyanusu kıyılarına kadar uzanan bölgenin ismidir. Batıda Portekiz sınırına kadar uzanan bölge: İspanya’nın diğer bölgelerinde: Sierra Morena dağları ile ayrılır. Buna bağlı olarak, hem Akdeniz hem de Atlantik Okyanusunda kıyıları bulunmaktadır.

Akdeniz kıyısında, yani en güneyde, Fas ülkesi, bölgeye yalnızca 15 km. uzaklıktadır. Cebelitarık boğazının karşısındaki Fas ülkesinin kıyısı, bölgeye çok yakındır.

Endülüs: İspanya’nın yüzölçümünün % 17’sini oluşturur. Yani, bir anlamda, Avrupa’daki Danimarka, İrlanda veya İsviçre ülkelerinden daha büyüktür. Nüfus ise, 8 milyon civarındadır ve bu nüfus miktarı ile, İspanya’nın en kalabalık bölgelerinin başında gelir.

Endülüs kültürünü keşfetmek istiyorsanız, öncelikle UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine alınarak koruma altına alınmış yerleri gezmenizi öneririm. Bunlar arasında görebilecekleriniz:

1. Cordoba şehrinde: Büyük cami ve tarihi merkez.
2. Sevilla şehrinde: Katedral, Alcazar sarayı ve Hint Adaları Arşivi.
3. Granada şehrinde: Elhamra sarayı, Generaralife bahçesi ve Ortaçağ Albaicin mahallesi, Jaen, Übeda ve Baea anıtsal siteleri.

Ayrıca: bölgede Paskalya festivallerini yaşamalısınız. Cadiz, Huelva Rocio şehirlerinde ise haç törenleri ve Sevilla şehrinde: Nisan Fuarı ve Karnaval törenlerini mutlaka görmelisiniz.

Sen Costa del Sol, Costa del la Luz ve Almeria plajları: Jaen şehrinin geniş zeytinlikleri ilginizi çekecektir.

Daha sonra: Donana Milli Parkı, Sierra Nevada kayak tesisleri, bölgenin önem kazanan diğer tesisleridir.

Mutfak kültürü derseniz: Andalucia’da binlerce farklı tat olduğunu unutmamalısınız. Cadiz ve Montilla sherries, Cordoba, Cadiz, Malaga bölgelerinde: Pescaito friti olarak isimlendirilen taze kızarmış balık, mutlaka tatmanız gereken lezzetlerdir.

Huelva ve Cordoba bölgelerindeki yemekler zeytinyağı ağırlıklıdır. Özellikle: gaspaço ve salmorejo isimli yemekleri mutlaka tatmalısınız.

İspanya Endülüs Genel

TARİHİ SÜREÇ

İspanya Endülüs Genel; Tarihi süreç içinde, bir zamanlar, Güney İspanya’nın doğal güzellikleri, Akdeniz kıyısında yerleşik ulusların dikkatini çeker.
Bunun sonucunda ise, Avrupa’nın en eski kasabalarından biri olarak nitelenen “Cadiz”in: MÖ.1100 yıllarında Fenikeliler tarafından kurulduğu ortaya çıkmıştır.

MÖ.3’ncü yüzyılın sonlarında ise, Endülüs bölgesi, özellikle Roma imparatorluğunun önemli bir parçası haline gelmiş ve yine aynı dönemde, bölgede, MÖ.206 yılında “Sevilla” şehri kurulmuştur.

Takip eden süreçte: MS.4’ncü yüzyılda, bölge, Vizigotların istilasına uğramıştır. Hıristiyan Vizigotlar, Endülüs bölgesini ve özellikle Sevilla şehrini: bir ticaret, kültür ve eğitim merkezi haline getirirler.

MS.711 yılında ise, bu kez, bölgede Kuzey Afrikalılar görülür. Bölgede kolayca yayılan bu yeni istilacılar, bölgenin kültür ve görünüşünde büyük değişiklikler yaratırlar. Mağribi olarak adlandırılan bu yeni yerleşimciler: su teknolojisi konusunda bilgi ve tecrübelerini kullanarak, büyük bölümü adeta çöl şeklinde olan bölgenin toprak yapısını değiştirirler ve aynı zamanda, kendileri Müslüman olmalarına rağmen, gerek Hıristiyanlara ve gerekse Yahudilere din ve ticarette özgürlük tanırlar.

Mağribilerin bu kültürel etkisi, zamanla bütün İber yarımadasına yayılır. En kalıcı etkileri ise, kentsel yapı ve mimaride olmuştur. Sevilla, Granada ve Cordoba şehirlerindeki gösterişli sarayların yanında, diğer birçok yerlerde küçük ölçekli yapılar ve kaleler inşa etmişlerdir.

Bu dönemde ortaya çıkan şehirlerde, evler birbirine girer ve bazen surlar bile ayırt edilemez. Böylece: değişik sokak planları ortaya çıkar. Mimaride, en göze batan özellik ise, binaları yaparken, mevcut arkeolojik unsurların bolca kullanılmasıdır.

Örneğin: Cordoba şehrindeki Mezquita (Kutuba Camisi) da görülen, klasik at nalı kemerler, Vizigotların kilise tasarımlarında kullandıkları modelden alınmıştır.

Sonuç olarak, Mağribi mimarisi, zaman içinde büyük bir değişim ve gelişim göstermiştir. Ancak, özellikle bazı sabit öğeler göze çarpar şekilde öne çıkmıştır. Bunlar: hava, ışık, alan ve sudur. Işık: kemerli geçitlerin ve desenli bölmelerin arasından geçerek süzülmektedir.

Alan: El Hamra Sarayında görüleceği gibi, orantılı olarak kullanılır ve nadiren kısıtlanır. Akan su: havalandırma görevi görür, havayı temizleyerek iyonize eder ve meditasyona yardımcı olur.

Mağribiler

İspanya Endülüs Genel; Bu mimari özellikler dışında, Endülüs bölgesine, entelektüel alanlarda birçok şey katmışlardır. Özellikle: matematik, felsefe, hukuk ve tıp alanlarında çalışmaları görülür.

Bunlara örnek olarak: modern tıbbın babası sayılan Yahudi Filozof, hukukçu, tabip ve hahambaşı Musa İbn Meynun (1135-1203) Cordoba şehrinde yaşamıştır. Yine, aynı dönemde, Cordoba şehrinde tabip ve filozof Averroes görülür.

Ancak, devam eden süreçte: yarımadanın kuzeyinde bulunan Katolik kralları: topraklarını parça parça geri almaya başlarlar. 11’nci yüzyıldaki bu süreç ile, Kuzey Afrikalıları güneye doğru püskürtürler. Sonunda ise: Mağribi hükümdarı Muhammed: 1492 yılında, Granada şehrinden kaçmak zorunda kalır.

Bu tarih: yani 1492 tarihi, İspanyollar için bu yüzden büyük önem taşır. Hıristiyanlık yerleşik Ortodoks’luk halini alınca, Mağribiler dağlara sürülürler ve sonunda din değiştirerek yaşamak veya ülkeyi terk etmek zorunda kalırlar.

Kazananlar ise: onların İslami kültürlerini aşağılamaya ve kökten yok etmeye yönelik hamlelerde bulunurlar. Buna örnek olarak: Cordoba camisinin orta yerine yerleştirilen katedral ve El Hamra sarayının yakınlarındaki V. Charles Rönesans sarayıdır.

Evet, yarımadanın büyük bölümüne sahip olan Katolik krallıklar döneminde: Sevilla şehri, İspanyol yayılmacılığının en etkin yerlerinden birisi olur. Hatta: 16’ncı yüzyılın başlarında, Sevilla şehri, Amerika kıtası ile olan ticaretin merkezi olur.

Ancak, zamanla Amerika ile yapılan ticarette düşüş görülür ve bağımsızlık hareketleri, İspanyolların kolonilerinin tek tek düşmesine neden olur.

Bunun sonucunda ise, elbette, Endülüs ekonomisi düşüşe geçer ve bölge, İber yarımadasında, güneyde, fakir bir bölge haline gelir.

Uzunca bir süre devam eden bu düşüş ve durgunluk: İspanyollar tarafından bölgenin turizm hizmetine açılması ve İspanya’nın Avrupa Birliğine katılması ile son bulur ve bölge yeniden hareketlenir.

Evet: günümüzde bölgenin üç büyük şehri şunlardır

1. Sevilla
2. Cordoba
3. Granada.

Bölgenin diğer şehirleri ise şunlardır

1. Cadiz
2. Huelva
3. Jaen
4. Costa del Sol
5. Malaga

Evet, Endülüs özerk topluluğu içinde, 8 tane şehir bulunuyor.

FLAMENKO KÜLTÜRÜ

Flamenko’nun kökleri: 18’nci yüzyılda, İspanya ülkesine gelen Doğu Avrupa Roman halkına, yani Çingenelere dayanmaktadır. Hatta: bazı araştırmacılar, daha gerilere giderek, Flamenko’yu 15’nci yüzyılda, Arap halk müziğinin uttan-gitara geçişi olarak değerlendirirler. Hatta, kimi araştırmacılar, Flamenko’yu, Roma dönemine kadar bile götürürler.

Flamenko’nun kökeni konusundaki tüm bu farklı görüşler, bir noktada birleşmektedirler ki, Flamenko’yu dinlemek zordur. Flamenko’nun yuvası olan: 19’ncu yüzyıl Sevilla ve Jerez şehirlerinin kafeleri, barları ve kulüpleri, 20’nci yüzyılın başlarında, yerlerini, tabloa (şov) ya bırakırlar.

Bir dönemde, Granada şehrinde, dillere destan Flamenko yerleri bile, günümüzde turistik mekanlar haline gelmişlerdir.

Evet, Flamenko’nun temeli: el perküsyonu haricinde, eşlik edilmeden uygulanan ve derin şarkı (cante jonda) olarak nitelenen bir vokal türüdür. Flamenko’nun özü olan ruh (duende) burada bulunur. Bu özel partilerde karşılaşılan ve ölçülemez bir maneviyattır. Hatta: 20’nci yüzyılın en büyük erkek şarkıcısı El Camaron; 1992 yılında, 40 yaşında öldüğünde aşırı alkolik ve uyuşturucu kullanan biri olarak tanınıyordu.

Devam eden süreçte, Flamenko’nun yolu: rok ve dans müziğiyle kesişmiştir.

PASKALYA

Yılın en büyük etkinliği olan Paskalya: Şubat-Mart ayının ortasındaki “Büyük Perhiz” ile Mayıs-Haziran ortalarına denk gelen “Karnaval” ve “Hamsin Yortusu” arasındaki dönemde kutlanır.

Eğer, Endülüs bölgesinin en büyük etkinliklerinden birine katılmayı düşünürseniz, bu dönemden çok önce, rezervasyon yaptırmanız gerekir.

ENDÜLÜS BÖLGESİNDE YAPILAN KUTLAMALAR

OCAK

Fiesta de San Anton: 16-17 Ocak tarihlerinde kutlanır. Muhteşem havai fişek gösterileriyle sürdürülen kutlamalar, şenlik ateşi ve geçit töreni ile son bulur.

ŞUBAT

Karnaval: Cadiz şehrinde yapılan karnaval kutlamaları: geçit törenleri ve kostümleriyle İspanya ülkesinde yapılan en büyük karnavaldır. Toplulukların çoğu kutlamalara katılırlar.

Flamenco viene del sur gösterileri ise, Cordoba şehrinin çeşitli yerlerindeki mekanlarda, Şubat-Mayıs ayları arasında sunulur.

MART-NİSAN

Mart ayı sonundan, Nisan ayı sonuna kadar, Endülüs bölgesinin her yerinde: Semana Santa (Kutsal Hafta) şenlikleri kutlanır. Bu şenliklerde, Sevilla şehri, tören alaylarıyla öne çıkar. Granada ve Malaga şehirlerinde yapılan kutlamalar da, görülmeye değerdir.

Nisan ayının sonunda, Kutsal Haftanın hemen ardından ise, bu kez: Feria de Abril kutlamaları yapılır. Bu kutlamalar: Sevilla şehrinde, nehrin, şehir merkezinin bulunduğu bölümünün karşısındaki gösteri alanında, Flamenko giysileri giymiş göstericiler tarafından, bir hafta süreyle yapılır.

MAYIS

Mayıs ayı başında, Cordoba şehrinde “Crusez de Mayo” şenlikleri yapılır. Bu şenliklerde, eski şehir merkezinde, en iyi çiçek düzenlemesi yarışması düzenlenir.

Yine, Mayıs ayının ilk haftasında: Cordoba şehrinde, eski şehir evlerinin avlularının açıldığı, Feria de los Patios kutlamaları yapılır.

Mayıs ayının ortalarında ise: Feria del Caballo kutlamaları yapılır. Bu kutlamalarda: tüccarlar, Endülüs bölgesinin en eski kırsal etkinliğine ve en büyük hayvancılık fuarına katılırlar.

Hamsin Yortusu Haftasında ise, Endülüs bölgesindeki en ünlü dini hac etkinliği olan “Romeria el Rocio” kutlamaları yapılır. Bu kutlamalarda, yüzbinlerce hacı, Bakire ikonasını kutlamak için, El Rocio denilen küçük kasabaya inerler.

MAYIS-HAZİRAN

Zahara de la Sierra şehrinde: bir günlüğüne bütün kasaba merkezi, yemyeşil bitkilerle kaplanarak “Corpus Christi” kutlamaları yapılır.

Haziran ayı ortalarında: Virgen de la Sierra kasabasındaki mabede, büyük bir gitano haccı olan “Romeria de los Gitanos” düzenlenir.

23 Haziran tarihinde, Vejer de la Frontera kasabasında, şenlik ateşleri ve yanıcı maddelerden yapılan büyük bir öküz: bu beyaz kasabayı aydınlatır ve böylece “Candelas de San Juan” kutlamaları yapılır.

TEMMUZ

Bir ay süren ve kasabanın mağaralarında sürdürülen bu klasik ve pop müzik konserleri: birinci sınıf sanatçılar tarafından sunulur ve “Festival İnternacional de Müsica y Danza de la Cueva de Nerja” olarak isimlendirilir.

16 Temmuz tarihinde; Marbella ve kıyıdaki diğer yerlerde, “Fiesta de la Virgen del Carmen” festivali kutlanır. Kutlamalarda, bakirenin resimleri, geçit törenlerinde, süslenmiş balıkçı tekneleriyle taşınır.

AĞUSTOS

Ağustos ayının son iki haftasında, Sancular de Barrameda köyünde: “Exaltacion del Rio Guadalquivir” festivali kutlamaları yapılır. Binlerce yıllık geçmişi olduğu söylenen bu kutlamalarda: etkileyici at yarışları ve sahilde koşu yapılır. Bu kutlamalarda, deniz ürünleri önem kazanır.

AĞUSTOS-EYLÜL

Endülüs bölgesinin dört bir yanındaki kasabalarda, birbirlerini ziyaret edebilsinler diye, “Ferias” denilen fuarlar düzenlenir. Bu fuarların en ünlüleri ise, Granada ve Malaga şehirlerinde yapılır.

EYLÜL

Eylül ayının ilk haftasında, Ronda köyünde “La Goyescat” isimli sonbahar fuarı düzenlenir. Festival, boğa güreşleriyle sona erer.

EYLÜL-EKİM

Bu dönemde, Endülüs bölgesinde, şarap üretimi yapılan kasabalarda üzümler toplanır ve o yılın şarabının yapımı kutlanır ve kutlamalara “Vendimia” ismi verilir. En büyük festival, Jerez de la Frontera şehrinde yapılır.

ENDÜLÜS BÖLGESİNDE GENEL TURİZM DURUMU

Endülüs bölgesinde gezinmek ve işlerinizi halletmek için biraz sabırlı olmanız gerekir. Çünkü: yerel yaşama ayak uydurmak için, yavaşlamanız gerekecektir.

Bölgede: iyi işleyen bir ulaşım düzeni bulunmaktadır. Bu nedenle, seyahat etmek kolaydır. Eğer gezinirken kaybolursanız, yöre insanı size yol gösterir ve bunu severek yapar.

Yeni bir yere geldiğinizde, bence ilk iş olarak: bulunduğunuz yerdeki “Plaza Mayor” (Büyük Meydan) u bulmalısınız. Çünkü: bu meydan, şehirdeki gezinizde size rehberlik edecek ve yönünüzü bulmanızı kolaylaştıracaktır. Zaten “Turizm Danışma Ofisleri” de genellikle bu meydanlardadır.

İspanya Endülüs Genel

NE ZAMAN GİTMEK UYGUNDUR

Endülüs bölgesini ziyaret etmek için en uygun zaman: genelde ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Kış ortasında: bölgede ılık ve yumuşak bir hava görebilirsiniz. Yaz ortasında ise: genellikle kuraklık hakimdir ve beklenmedik şekilde bazen yağmur da yağabilir.

Sevilla şehrinde “Semana Santa” kutlamalarına katılmak isterseniz: önceden rezervasyonlar yaptırmanız ve diğer dönemlere göre daha fazla para harcamanız gerekecektir. Çünkü, bölgedeki oteller, bu dönem için, altı ay önceden dolarlar ve oda fiyatları, üçe-dörde katlar. Hatta, bazı yörelerde, kutlamalar 24 saate yayıldığından, uyuyamama gibi sıkıntılar da ortaya çıkabilir.

Ağustos ayında, birçok şehirli, sahil tarafındaki yerlere giderler. Bunun sonucunda, sakin şehir turları yapmak isterseniz, Ağustos ayını tercih edebilirsiniz. Ancak, yine Ağustos ayının sıcaklığına dayanmanız gerektiğini de unutmamak gerekir.

Şubat ayı, seyahat için en uygun zamandır.

Evet, sonuç olarak, Endülüs bölgesini bu denli verimli kılan yağmurlara daima hazırlıklı olmanız şarttır. İnce bir yağmurluk, buradaki gezilerinizde inanın iyi bir yardımcınız olacaktır.

İspanya Endülüs Genel

OTOBÜS YOLCULUĞU

Endülüs bölgesinin tüm büyük şehirleri ve kasabaları, birbirlerine otobüs ile bağlanırlar. Toplu taşıtlar: temiz ve güvenlidir. Şehir merkezlerinde dolaşmak için: toplu taşıtları kullanmayı, yürümeyi veya gerektiğinde taksiye binmeyi düşünmelisiniz.

BİSİKLETE BİNMEK

Endülüs bölgesinde: birçok turistik tesiste, bisiklet kiralama imkanı bulunmaktadır. Bazı şehirlerde ise “Vias Verdes” (Yeşil Yol) denilen bisiklet parkurları bulunmaktadır. Ancak, yine de Endülüs bölgesinde, bisiklet sık kullanılan bir ulaşım aracı değil, yani yeterli işaretler yok. Özellikle, ana yol girişlerinde ve anayollarda bisiklet kullanıyorsanız çok dikkatli olmanız gerekir. Zira, sürücüler, bisiklet kullanıcılarına yeterli dikkat ve özeni göstermiyorlar.

ARABA KULLANMAK

Endülüs bölgesinde, anayolları birbirine bağlayan muhteşem güzel otoyollar bulunmaktadır. Ancak, tali yollara girerseniz, kötü ve bozuk yol yapılarıyla karşılaşma riski var. Eğer araba ile geziyorsanız, özellikle park problemi olan büyük şehirlere girmemenizi öneririm.

Ayrıca, konaklamayı düşündüğünüz otelinizin otoparkı bulunmasına da dikkat etmeniz gerekir.
Küçük köylere ise, yine araba ile gitmenizi önermem. Çünkü, dar sokaklar, arabaların geçmesini engeller. Bu yüzden, köyün dışına park edip, yürüyerek gezmeniz en doğru karardır. Bu arada, arabanızı park ederken, içinde, hırsızlığa sebebiyet verecek bir şeyler bırakmamanız şarttır.

TAKSİLER

Taksiler: taksimetrelerine ve bulundurdukları bir güzergah listesindeki sabit ücretlere göre çalışırlar. Ayrıca, bagaja koyduğunuz bavul adedine göre, fazladan ücret ödemeniz gerekir. Gece geç saatlerde ve festival günlerinde ise, yüksek tarifeler uygulanır. Bu yüzden, taksiye binerken tahmini ne kadar ücret ödeyeceğinizi sormanızda yarar var.

TRENLER

Endülüs bölgesindeki her yere ulaşım sağlanamasa da: RENFE demiryolu hatta, temiz ve ucuz olması nedeniyle elverişlidir. Yol haritaları, bilet satışları ve zaman çizelgeleri, RENFE’nin internet sitesinden temin edilebilmektedir.

Hatta, bölgenin kırsal kesimini görmek isterseniz, mutlaka treni tercih etmelisiniz.
Bobadilla-Jimene de La Frontera demiryolu rotası: Avrupa’nın en iyi dağlık demiryolu seyahat rotasıdır.

İspanya Endülüs Genel

RESTORANLAR-BARLAR

İspanyollar: geç saatte yemek yerler.
Öğle yemekleri: nadiren saat: 14.00’den önce olur.
Akşam yemekleri: saat 21.00 ile gece yarısı arasındaki herhangi bir saatte yenilir.

Öğle yemeği: Genellikle büyük öğündür.

Akşam yemeği: Hafif olur. İspanyol mezeleriyle geçiştirilir.

Hesapta yazılı değilse, servis bedeli ücrete dahil edilmiştir. Hesap bedelini yuvarlayıp bir miktar ilave etmek, nezaket olarak kabul edilir. Bunun dışında, bahşiş ücret içine ilave edilmediyse, genellikle hesabın % 10’luk bir bölümü, bahşiş olarak verilebilir.

GECE HAYATI

Özellikle yaz aylarında, İspanyollar, saat geç olmadan dışarı çıkmazlar. Bunun sonucunda, çoğu kez, sabaha kadar ve hatta işe gitme zamanları gelene kadar eğlenceye devam ederler. Ama, genellikle çok az içki içerler.

Çoğu gece kulübü: gece saat ikiden sonra veya daha geç saatte açılırlar. Gözde gece kulüplerinin bir çoğuna, saat dörtten önce gidilmemelidir.

Geç saatlere kadar açık olan barların çoğu ücretsizdir. Birçok gece kulübü de, gecenin erken saatlerinde, girişte ücret almazlar. Giriş ücretleri, saatler ilerledikçe artar. Şehir merkezlerine yakın bazı gece kulüplerinde, kot pantolon ve spor ayakkabısının yasaklandığı, kıyafet zorunluluğu uygulanan durumlar bulunur.

EMNİYET GÜÇLERİ

İspanya ülkesinde emniyet güçleri, 3 bölüme ayrılmıştır.

1. Guardia Civil: Bunlar, avcı tipi yeşil askeri üniforma giyerler. Bunları: otoyollarda trafik kontrolü yaparken görebilirsiniz. Kırsal kesimlerde, bunlar tek güvenlik gücüdür.

2. Policia Nacional (PN): Denizci mavisi üniforma giyerler. Bunlar, kentlerdeki başlıca polis gücüdür. Bir şehir veya tatil beldesinde, bir suçu bunlara iletmeniz gerekir. Suçu iletmek için “Comisarias” yani “Karakol” a başvurmanız gerekir.

3. Policia Local-Municipal: Bazı kasaba ve şehirlerin, kendi emniyet ekipleri bulunmaktadır. Üniforma renkleri bölgeden bölgeye değişir. Bu ekiplerin görevleri: hatalı park edilen araçları çekmek, sarhoşlarla baş etmek gibi faaliyetlerdir. Bunlar, herhangi bir sorununuzda size yardımcı olamasa da, ne yapmanız gerektiği konusunda sizi aydınlatabilir.

KİMLİK BELGESİ

İspanya ülkesinde gerek kendi vatandaşları ve gerekse ziyaretçiler, mutlaka yanlarında birer kimlik belgesiyle dolaşmak zorundadırlar.

Herhangi bir şekilde polis tarafından durdurulduğunuzda, yanınızda kimlik belgesi yoksa: ceza ödemeniz gerekebilir ve hatta tutuklanıp hapse bile atılmak mümkündür.

Bu yüzden, yanınızda mutlaka pasaportunuzu bulundurmanızı öneririm.