Avusturya Viyana Ring Dışı

Avusturya Viyana Ring Dışı

Bu bölümdeki gezimizde, şehrin Ring dışındaki, yani Ring bulvarı  dışındaki bölümlerini gezeceğiz.

Avusturya Viyana Ring Dışı Hundertwasser Haus

HUNDERTWASSER HAUS

Kegelgasse bölgesindedir.

Rengareng ve tuhaf mimarisi olan bir yapı. Ama, bu durumu ile, şehir dışından gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Bu yapının tasarımı : Avusturya’nın en iyi sanatçılarından biri olan: Friedensreich Hundertwasser tarafından yapılmıştır. Şehirde, bu mimarın birçok eserini görmek mümkün. Ama, burası şehrin tam merkezinde kurulmuş, rengarenk bir köy olarak öne çıkıyor ve şehre gelen turistler tarafından yoğun olarak ziyaret ediliyor.

Yapıdan içeriye girdiğinizde: mimarın şu sözleriyle karşılaşılıyor: “Doğayla barışık olun, yağmuru kurtarın, her yağmur damlası doğadan öpücüktür”

Dış cephesi: dalgalı. Parlak boyalı kiremitleri, seramik ve soğan tarzı kubbeleri var. Ayrıca: güzel bir avlusu ve bu avluda bir restoran bulunuyor. Binanın hiçbir yerinde: düz öğe kullanılmamıştır. Dış yüzey ise: rengareng düzenlenmiş. Teras bölümü: 250 ağaç ile yeşillendirilmiş ve büyük bir bahçeyi andırıyor. Binada: 52 daire ve 4 dükkan bulunuyor.

Şehrin: en iyi “Schnitzel” yemeğinin burada yapıldığı söyleniyor. Şehrin ziyaretçileri, burayı mutlaka ziyaret ediyorlar.

Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Belvedere

SCHLOSS BELVEDERE (BELVEDERE SARAYI)

Konumu: Innere Stant’a yakındır. Burası: Savoy Prensi Eugene’nin yazlık sarayıdır. Giriş ücretli. Saray yapısında: heykeller, çeşmeler, şelaleler, göller ve bahçeler ile güzel bir yapılaşma görülüyor. Saray yapısı: 1668-1745 yılları arasında, mimar Johann Lucas tarafından yapılmıştır. Yapı: barok stildedir. İki bölümden oluşmaktadır. Bu iki bölüm: göz alıcı bir bahçe ile birbirine bağlanmaktadır.

Avusturya Viyana Ring Dışı Unteres Belvedere

Unteres Belvedere

Saray: Prensin ölümünden sonra: Maria Theresa’ya geçer. Buranın terasından: Viyana şehrinin muhteşem manzarası görülüyor, mutlaka izleyin. Buranın en önemli özelliği: 1955 yılında, Avusturya’nın, II. Dünya Savaşından sonra, bağımsızlığına kavuştuğu, anlaşma burada imzalanmıştır.

Burada, güzel bir müze var.

ÖSTERREİCHİSCHES BAROCK MUSEUM ( AVUSTURYA SANATI MÜZESİ) 

Müzede; özellikle: Maria Theresa ile kocası François de Lorraine’in portreleri var. Ayrıca: Donner ve Permoser’in: heykelleri de görülebiliyor. Permoser’in “Prens Eugene’in Yüceltilmesi” adlı ünlü heykeli: yaldızlı ve aynalı Altın Oda’da sergileniyor. Bu heykelde: Prens, “Hercules” olarak tasvir edilmiştir.

Oberes Belvedere

Prens Eugene, burada şölenler ve eğlenceler düzenlemiştir. Günümüzde, burada: Österreichische Galerie des 19.und 20.Jahrhunderts (19.ve 20.yüzyıl Avusturya Galerisi) var. Galeride: tarihi süreç içinde kurulun Avusturya-Macaristan imparatorluğunun gücü sergileniyor.

Sergilenen sanat eserlerinin hepsi birinci katta düzenlenmiş. Eserleri sergilenen sanatçılar arasında bulunanlar: Monet, Renoir, Cezanne, Van Gogh. Buranın bahçesinde zamanınız olursa, güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Ayrıca, gün batımı, buradan muhteşem görünüyor.

BESTATUNG MUSEUM ( CENAZE MÜZESİ) 

Belvedere’nin hemen arkasındadır. Müzedeki sigara tablaları üzerine baktığınızda ilginç bir yazı göreceksiniz:  yazının Türkçe açıklaması :” Sigara içmek işimizin garantisidir” Burada, isminden de anlaşılacağı üzere, tabutlar, cenaze törenleri, mezarlar hakkında bir kısım obje sergileniyor. İlginizi çekerse gidebilirsiniz.

HEERESGESCHLİCHTLİCHES MUSEUM (ASKERİ TARİH MÜZESİ)

Belvedere bölümünün hemen diğer tarafında bulunuyor. Giriş ücretli. Çok fazla obje olan bir yer değil. Dikkatimi çeken tek şey: İmparator Franz Ferdinand’ın kanlı üniforması oldu.

Avusturya Viyana Ring Dışı Zentralfriedhof

ZENTRALFRİEDHOF (MERKEZ MEZARLIK) 

Simmeringer caddesinden ilerlediğinizde, şehrin merkez mezarlığına ulaşılır. Bu mezarlıktaki ünlüler: Beethoven, Schubert, Brahms, Arnold Schönberk, Arthur Schnitzel. Çok büyük anıtsal özellikleri olan bir yer değil. Güzel bir günden, güzel bir yürüyüş yapmak için uygun. Ancak, elbette sizin Viyana şehrindeki zamanınıza bağlı, zaman az ise, elbette mezarlık gezisi gereksiz.

Avusturya Viyana Ring Dışı Gasometers

GASOMETERS

Simmeringer caddesinde yürürken, Merkez Mezarlığına gitmeyi düşünmeyenler tarafından tercih edilebilir, hemen solunuzda kalıyor. Bunlar, çok uzaklardan görülebildiklerinden, Simmerling semtinin sembolü olmuşlardır.

Bunlar: 4 tane gaz deposu. Dış cepheleri tuğla kaplı, teleskop model gaz  tankları. Yükseklikleri: 70 metre ve çapları ise: 30 metredir. 1896-1899 yılları arasında inşa edilmişler. Ancak, belirgin bir estetik anlayışa göre dizayn edilmişler. Gaz deposu dedim diye, hemen ilgisizlik yapmayın bence.

Çünkü, buralar günümüzde gaz  deposu olarak kullanılmıyorlar. 2000’li yılların başında, burada; Fransız mimar Jean Nauvel tarafından yürütülen büyük bir restorasyon çalışması yapılmış ve sonuçta ortaya: güzel bir alışveriş merkezi çıkmış. Bu alışveriş merkezinde: 70 mağaza, 20 restoran, birçok kafe ve bar bulunuyor.

Hemen yan tarafta, çok salonlu bir sinema kompleksi, büyük bir toplantı salonu (4200 kişi kapasiteli) , pek çok ofis,  daire, öğrenci konaklama merkezleri (225 odalı) ve Viyana Şehir Ulusal Arşivi burada bulunuyor.

DSC06450
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
DSC06449
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn

SCHLOSS SCHÖNBRUNN (SİSİ’NİN SARAYI) 

Burası: Habsburg hanedanlığı zamanında, imparatorluğun yazlık sarayı olarak kullanılan bir yer.

Sarayın önünden: Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın, şehri kuşatırken çadırını kurduğu tepeyi görmek mümkündür.

Viyana şehir çıkışına  doğru, şehir merkezinin yaklaşık 10 km. güneyindedir. Buraya ulaşmak için: u4 metro hattını kullanmanız, Schönbrun istasyonunda inmeniz gerekiyor.

Bir anlamda, şehir merkezindeki Hofburg sarayının bire-bir küçültülmüşü gibidir. Odaların dekorasyonu, özellikle muhteşem. Zaten: 1400’den fazla oda bulunuyor. Her bir odanın, ayrı bir süsleme ve dekoru bulunuyor.

20160804_134317
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
DSC06454
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
DSC06475
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn

Mimari olarak

Avrupa’nın en güzel, barok yapılı sarayı olarak kabul ediliyor. 1754 yılında: imparatoriçe Maria Theresa tarafından yaptırılmıştır. Buraya: “Viyana Versailles” Sarayı da deniliyor.

Kelime anlamı: “Güzel pınar” Ama, ben daha önce Paris’teki Versailles Sarayını da gördüğüm için burayı orası ile kıyasladığımda: kesinlikle aynı seviyede değil, Versailles Sarayı buradan daha güzeldir.

Habsburg hanedanlığı, bu sarayın sayısız odalarında yaşamışlar. İmparator Joseph ve imparatoriçe Sisi, 1848-1916 yılları arasında, burada yaşamışlar. Hatta: imparatoriçe Sisi, 1830 yılında, bu sarayda doğmuş. Elizabeth’in hüzünlü bir öyküsü var.

Avusturya imparatoriçesi olsa da mutsuz bir hayat sürdürmüştür. Üç çocuğunun da ölümünü görüyor. 60 yaşlarında iken, bir anarşist tarafından, amaçsız ve anlamsız bir şekilde öldürülüyor. Belki de bu yüzden, Avusturyalılar, kendisin çok seviyorlar.

Saray

Saray içi ve saray bahçeleri olarak iki bölümden oluşuyor. Ana kapıdan girdiğinizde: hemen sol yanda bilet ve hediyelik eşya satılan bölüm ve aynı zamanda tuvalet bölümü bulunuyor.

Oradan sarayın gezmek istediğiniz bölümlerine ait bilet satın alabilirsiniz. Daha sonra: eğer sarayın içine girecekseniz, sol yanda sarayın giriş kapısı var, oraya yönelmeniz gerekiyor.

Ama saraya girmeyip sadece bahçeleri gezmek isterseniz, binanın sağ bölümüne yönelin, çünkü sol bölümdeki bahçelerden arkaya geçmek mümkün değildir.

Bu arada, hemen biletlerin satıldığı giriş bölümünün tam karşısında, sağ kolda “Schoss Theatre” denen  bölüm var. Burada birçok tören düzenlenmiştir.

Saray binasının içine girdiğinizde

Avrupa’nın babaannesi olarak (17 çocuk doğurmuş ve kızlarını özellikle Avrupa’nın soylu aileleri ile evlendirmiştir ve bunlardan biri Fransız Devrimi sonunda idam edilen Maria Antuenet’tir.)

Maria Theresa ve varislerinin sarayda yaşadıkları hayata dair birçok örnek görmek mümkün. İmparatoriçe ve çok sayıda kızları tarafından işlenmiş: iğne işleriyle süslü kahvaltı odası, genç Mozart’ın kraliyete verdiği resital salonu (Spiegelsaal-Aynalı Salon), Konspirationstafelstube-çok gizli yemek odası, Chinesisc-hes Rundkabinett-Yuvarlak Çin Salonu, imparatorun 1916 yılında öldüğü yatak odası, Napoleon Salonu (burası Maria Theresa’nın yatak odasıdır); Fransa imparatoru Napoleon ve oğlu Reichstadt dükü tarafından kullanılmıştır.

Bu odada, şu anda: oğlunun ölüm maskı ve dondurulmuş kuşu bulunuyor.

Schoss Theatre denen  bölümün hemen yanında, yani saray binasından ayrı, sağ koldaki bölümde, Wagenburg Museum var. Bu müzede: İmparator VI. Karl’ın altın kaplamalı tören arabası ve bunun yanında, imparatorluk mahiyeti tarafından kullanılan at arabaları koleksiyonunu görebilirsiniz. Buranın kapısında, temsili bir heykel var, bununla fotoğraf çektiriliyor.

Günümüzde

Saray, UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası listesine yazılarak, koruma altına alınmıştır. Hatta: güneş ışınlarından korunması için: sarayın pencerelerinin kapalı bulundurulması, UNESCO tarafından istenmiş ve pencerelerin büyük kısmı kapalı bulunduruluyor. Bu durum:  ziyaretçiler için pek hoş değil, çünkü içeride boğucu bir hava oluşuyor.

Sarayın Bahçesi

Sarayın bahçesi de, muhteşem. UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası Listesinde ve koruma altında. Bu bahçe bölümünde: bir hayvanat bahçesi (burası Avrupa’nın en eski hayvanat bahçelerinden birisidir ve Pandaları ile ünlüdür) , bir labirent bahçesi ve kelebek bahçeleri de bulunuyor. Bunlara giriş ücretli, tüm bunlara girmeyi düşünürseniz, girişten tüm her yere girmek için daha uygun fiyatlı bilet almanızı öneririm.

Yazının en başında da belirttiğim gibi, her ne kadar buranın bahçeleri, Paris Versay Sarayı bahçeleriyle kıyaslanmış olsa da, bence oradan kötü, çünkü en basitinden, yerlerde minikte olsa çakıllar var ve Versay Sarayında ise her yer yani yürüyüş yolları dahil çimdir. Burada sanki çiçeklendirme veya yeşillik, daha doğrusu çim, daha az görülüyor.

20160804_134328
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
DSC06466
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn

Bahçeyi mutlaka gezin ve hatta, hava güneşliyse, Viyanalılar gibi, sizde, çimlere uzanarak dinlenebilirsiniz. Bahçeleri gezerken: imparatorluk görkeminden çok, bütün duygulara zevk veren bir peysaj göreceksiniz. Özellikle: çiçekler ve havuzlar güzel bir görüntü oluşturuyor.

20160804_135420
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
20160804_133529
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn
DSC06471
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn

 

Parkta

bir tepenin zirvesine yerleşmiş, sütun dizisi olan “GLORİETTE” görülüyor. Gün batımında, Gloriette’nin silüetinin görüntüsü gerçekten çok güzeldir. Buraya ulaşmak için biraz yürümek gerekiyor.

Benden size öneri, yürürken, yolları takip etmek yerine, sol koldan, ağaçların arasından ilerleyen ve aynı zamanda gölgelik ve pek dik olmayan yolu takip ederek yukarı çıkmanızdır. Yukarı çıktığınızda muhteşem bir manzara ile karşılaşacaksınız.

Aynı zamanda, bu yapının hemen altında bir kafe var. Ama bence saçma olarak kafe arka cepheye yapılmış ve kötü bir havuza bakıyor, keşke ön cepheye yapılsa imiş ki bu durumda muhteşem manzarayı izlemek ve bir şeyler içmek aynı anda mümkün olabilirdi.

Yine de çıkarken yorulanlar için, yapının hemen altında ve arka cephesinde bir kafe bulunuyor. Hatta, içme suyu alabileceğiniz bir çeşme de vardır.

Bunun üstüne (biletli) birkaç basamak merdiven tırmanarak çıktığınızda, karşınıza muhteşem bir manzara çıkacaktır ki, bence çıkmayı düşünün.

20160804_134253
Avusturya Viyana Ring Dışı Schloss Schönbrunn

Eğer

Buraya gitmek isterseniz: karşınıza, antik mitolojiden esinlenerek tasarlanmış birçok heykel önünden geçeceksiniz. Özellikle: Matyas tarafından bulunan ve saraya ismini veren Schöner Brunnen (Güzel Havuz) görülmeye değer. Bu güzel havuz görüntüsü ile ve suların akustiği ile görülmeye değerdir.

Avusturya Viyana Ring Dışı Lihtenştayn Sarayı

LİHTENŞTAYN SARAYI

Alsergrund ilçesindedir. 2004 yılında restore edilerek, yeniden ziyarete açılmıştır. Sarayın odalarında, günümüzde: Lihtenştayn hanedanlığına ait, dünyadaki en zengin koleksiyonlarından biri sergileniyor.

Saray yapısı ise: 1688 yılında, mimar Domenico Egidio tarafından başlanmış ancak bitirilişi, 1962 yılında, mimar Domenici Martinelli tarafından sağlanmıştır. Yapı: eski roma stilinde inşa edilmiştir.

Zemin katın tavan süslemeleri: binanın inşaat faslında, farklı sanatçılar tarafından yapılmış olup, bu farklılık görenler tarafından hemen hissedilmektedir.

Evet, saray, günümüzde müze olarak ziyarete açıktır. Hanedanlığın, kendine ait özel tablo, eşyalar ve ayrıca ünlü sanatçı Rubens’e ait tablolar ve çeşitli sanat eserleri sergileniyor.

Avusturya Viyana Ring Dışı Volksoper

VOLKSOPER (HALK OPERA BİNASI)

Alsergrund ilçesindedir. Bina, ilk olarak, 1898 yılında açılmıştır. Başlangıçta, tiyatro adı altında açılmış olmasına rağmen, 1903 yılından sonra, yalnızca operalar sergilenmeye başlanmıştır. Burası: ilk açıldığında özel mülkiyet tarafından işletilmekte iken, 1938 yılından sonra, Viyana Eyaleti yönetimi tarafından satın alınarak, halkın hizmetine sunulmuştur.

Avusturya Viyana Ring Dışı Augarten Sarayı

AUGARTEN SARAYI

Burası: bir park. Şehrin: barok tarzda düzenlenmiş en eski bahçesi ve parkıdır. İlk yapıldığında: imparatorun av alanı olarak kullanılmış. 1775 yılında ise, İmparator II. Joseph tarafından, halka açık bir park ve dinlenme alanı olarak hizmete sokulmuş.

Parkta: kestane, meşe ve ıhlamur ağaçları bulunuyor. Dinlenme ve spor amaçlı olarak kullanılıyor.

Ayrıca: park içinde: Avrupa’nın en eski ve dünyaca ünlü “Augarten” markalı porselenlerinin üretildiği bir atölye ve aynı isimle anılan bir saray yapısı bulunuyor.

Park içinde, dikkate değer bir diğer yapı: savaş zamanında yani 1942-1944 yılları arasında, havadan gelebilecek saldırılara karşı şehirde kurulmuş olan 6 beton kuleden biri de, bu park içinde bulunuyor. Bu kulelerin tasarımları: mimar Friedric Tamms tarafından yapılmış.

Avusturya Viyana Ring Dışı Heeresgeschichtliches Museum

HEERESGESCHİCHTLİCHES MUSEUM (ARSENAL MÜZESİ)

Bu müze: savaş tarihine ışık tutuyor. 1850-1856 yılları arasında yapılmış. Mimarı: Theopil Hansen. Sitili: gotik. Müzenin içinde: 16.ve 20.yüzyıl ile ilgili savaş araç ve gereçleri var. Buranın en büyük özelliğiyse: Avrupa’da bulunan, en büyük Osmanlı savaş malzemeleri koleksiyonunun bulunması.

SCHWARZENBERG PARK

Avusturya ülkesinin en büyük parkı. 1801 yılında, burası özel bir mülk iken, 1958 yılında, Viyana Eyalet Meclisi tarafından satın alınarak, açık park ve dinlenme alanı olarak ziyarete açılmıştır.

Parkta: 2 adet obelisk var. Bu obelisk üzerinde: 1795-1831 yıllarında yaşamış ve hayatı boyunca bu bölgede geziler yapmış olan “Josef Kyselak” tarafından, siyah yağlı boya ile yazılı “Kyselak” kelimesi bulunmaktadır. Bu kelimeyi, parkta bulunan birçok yapı üzerinde göreceksiniz. Gördüğünüzde, kelimenin anlamını merak ederseniz, işte bu.

Avusturya Viyana Ring Dışı Theater in der Josef Stadt

THEATER İN DER JOSEF STADT

1788 yılında kurulmuş olup, şehrin en eski tiyatrosudur. Ününü: zamanında, Beethoven ve Wagner tarafından, burada oyun yazılıp-yönetilmesinden almaktadır. Ayrıca: Johann Straus, burada kemanı ile tek kişilik konserler vermiştir.

Bina: 1822 yılında yıkılmış ve eskisine sadık kalınarak, yeniden yapılmıştır.

Avusturya Viyana Ring Dışı Kuntz Historische Museum

KUNTZ HİSTORİSCHE MUSEUM

Ring bölgesinde, yolun hemen karşısında bulunuyor. Bu müzenin en büyük özelliği: Anadolu’dan, yani ülkemizden çalınarak buraya getirilen birçok sanat eseri sergileniyor olması. Giriş ücreti her ne kadar 10 Euro da olsa, mutlaka gidip görmenizi öneriyorum.

Özellikle: Efes bölgesinden çalınarak getirilen ve burada sergilenen eserlerimizi mutlaka görün. İngilizler, hiç olmasa yurt dışından çalarak ülkelerine kaçırdıkları tarihi eserleri, Londra-British Museum’da ücretsiz sergiliyorlar.

Burada: biraz önce söylediğim gibi, 10 Euro giriş ücreti ödemeniz gerekiyor.

Avusturya Viyana Genel

Avusturya Viyana Genel

Avusturya Viyana Genel:

Sakin bir insanım, huzur ve güven arıyorum diyorsanız, Viyana şehri, tam size uygun bir yer. Eğlenmeyi, hareketli bir yaşamı severim, geceleri uyumayan bir şehir istiyorum diyorsanız, Viyana’dan hoşnut kalmayacaksınız.

Şehrin adı: Almanca “Wien” olarak okunuyor. Bunun dışında, tarihi süreç içinde; şehre verilen diğer isimler şunlar: Venia, Wienne, Vedunia. Bu kelimelerin anlamı: orman akışı. Habsburg hanedanlığı: Osmanlının en güçlü olduğu dönemde: Osmanlıya kafa tutan ve defalarca kuşatılmasına rağmen, düşmeyen bir şehri yüzyıllarca yönetmiş. Bu nedenle: hanedanlık “Bütün Dünya Egemenliği Avusturya’ya Aittir” sözünün Latince karşılığının baş harflerini “armasına” yazmıştır.

Şehir: 16.yüzyıldan günümüze, Avrupa’nın müzik başkenti olarak biliniyor. Müzik, bu şehirde, günümüzde de önemini koruyor. Johann Strauss’un valslerini, şehirdeki gezinizde, birçok yerde duyabileceksiniz.

Viyana: birçok yıl, dünyanın yaşanılacak en iyi şehirlerinin başında seçilmiştir. Tabii bu sözlerimi Viyana’ya gittiğinizde hatırlayıp ta, nerden uydurduğumu düşüneceksiniz. Ama, unutmamak gerekir ki, bu söylediklerim, Avrupa basınındaki ciddi yayın organlarının yaptıkları araştırmalar sonucu elde edilen veriler.

Zaten: dünyanın yaşanılacak en iyi şehri seçiminde, belli kriterler ön plana çıkıyor. Bu kriterler: güvenli, düzenli, ulaşımı rahat, eğitim ve sağlık sistemi gelişmiş, konumu özel olmak. Viyana; tüm bu kriterler değerlendirildiğinde, rakiplerinden öne çıkıyor. Özellikle: bu şehirdeki güven duygusu had safhada.

İnsanlar, birbirlerine o kadar güveniyorlar ki, şaşırmamak elde değil.

Evet, şehir güvenli bir yer. Burada: bir şeyiniz çalınmaz, ancak, siz bir şeylerinizi düşürüp kaybedebilirsiniz. Özellikle: pasaport öne çıkıyor. Bu yüzden, değerli eşyalarınızı ve özellikle pasaportunuzu yanınızda taşımamanız önerilir.

Benden size bir öneri: ülkeden ayrılmadan önce pasaportunuzun ilgili sayfalarının bir fotokopisini çektirin ve pasaportunuzu yanınızda gezdirmekten se, bu fotokopi sureti yanınızda bulundurun. Hatta, tüm yurtdışı seyahatlerinizde, bu iyi bir yöntemdir. Yoksa, pasaport kaybolduğunda, çok büyük sorunlarla uğraşmak zorunda kalırsınız.

Mimarisi

Muhteşem bir şehir. Tarih ve sanatın muhteşem eserlerini görebilirsiniz. Görkemli heykelleri, düzenli yaşamı, az ama kültürlü nüfusu ile, Avrupa’nın kalbinde, ziyaretçilerin ilgisini çeken bir şehir.

Avusturya ülkesinin toplam 8 milyonluk nüfusunun, yaklaşık 2.5 milyon kişisi, burada yaşıyor. Bu şehir nüfusunun, büyük bölümü ise, öğrencilerden oluşuyor. Bir zamanlar: 50 milyon nüfuslu ve Habsburg hanedanlığı tarafından yönetilen Avusturya-Macaristan imparatorluğunun başkentliğini yapmıştır.

Yüzölçümü açısından düşünüldüğünde ise

Şehir 414 kilometrekarelik yüzölçümü ile, Avusturya’nın en küçük eyaletinin başşehri durumundadır. Kaplamış olduğu alanın, % 30’u yeşil alan.

Şehir meydanlarının birçoğunda: saatler var ve bunlar çalışır durumda ve zamanı doğru olarak gösteriyorlar.

Sokaklar ve caddeler çok temiz. Avrupa’nın en temiz suyu: Avusturya’daymış. Sular: Alplerden geliyor ve musluklardan akan sular içilebiliyor.

Şehirde: her şeyin olumlu olmasının yanında, bazı olumsuzluklar da yok değil. Örneğin: yazın bolca bulunan sivrisinekler. Özellikle, bir parkta otururken, gökyüzüne baktığınızda, sivrisinek bulutlarını görebiliyorsunuz. Bunun sonucunda, elbette ki, sivrisinekler tarafından ısırılıyorsunuz ve kaşıntılarınız başlıyor.

Viyana’da bulunduğunuzda: yaşadığınız yerin pencerelerini açtığınızda: muhteşem bir uğultu duyuyorsunuz. Sanırım: sokakların darlığı, apartmanların yüksekliği nedeniyle, böyle bir akustik oluşmuş. Sokakta olup biten her şey, bulunduğunuz yüksek katlara kadar, büyük bir uğultu halinde ulaşıyor.

2001 yılında, Innere Stadt (İç kent) bölgesi

UNESCO Dünya Mirası Listesine dahil edilerek, koruma altına alınmış. Ancak, burası listeye alınan tek yer değil. 1996 yılında, Schloss Schönbrunn bölgesi de, Dünya Mirası Listesine alınmıştır.

Avusturya Viyana Genel

ULAŞIM

İstanbul-Viyana arasındaki uçak yolculuğu, yaklaşık 2 saat sürüyor. Ama, ülkemizden hareket eden turların çoğunluğunda olduğu gibi, Prag-Viyana şehirlerinin birlikte bulunduğu bir tur paketi seçerseniz veya kendi başınıza giderseniz, bilin ki, Prag-Viyana arası, karayolu yaklaşık 4 saatlik bir zaman gerektiriyor ve bence bu yolu, kesinlikle gece yapın.

Çünkü, gündüz zaman kaybetmeye değecek bir yol değildir. Öte yandan, tura katıldınız, seçme hakkınız yok, gündüz saatlerine denk gelirse uyuyarak gidersiniz, çünkü yol keyifli değil, otobandır.

HAVAALANI

Viyana şehir havaalanı ismi: Wien-Schwechat. Havaalanı şehir merkezine, 20 km. uzaklıktadır. Modern olanaklara sahip bölgede, gelen yolcu katında: Turizm Danışma Bürosu da bulunuyor.

Bu ofisten: Viyana şehrine ait: broşür ve harita temin edebilirsiniz. Havaalanı düzenli, polisler sıkıntı yaratmıyor, pasaport kontrolünden çabuk geçiliyor ve hemen ardından bagaj alım bölümüne ulaşılıyor ve kapıdan çıkınca, dışarıda araçların park yeri vardır. Yani, düzenli bir havaalanıdır.

Bu arada, havaalanında bulunan satış mağazalarına yani free shop mağazalarına aldanmamanızı öneririm, çünkü: hava alanında satılan ürünleri, şehir merkezinde daha ucuza bulma şansınız var. Ancak, bu hava alanında diğer birçok yerde görmediğim bir özellik gördüm.

Bu hava alanında iki tane süpermarket var. Spar ve Billa olarak isimlendirilen bu süpermarketlerden özellikle Spar çok büyük, çeşit bol, fiyatlar uygun ve hemen merkeze yakın, yani zaman kaybetmezsiniz. Bence Viyana’dan almayı düşündüğünüz birçok şeyi, giderken yani geri dönerken hava alanındaki bu süpermarketlerden alın, fiyatlar uygun, hatta et ürünleri bile var ve uçak için gayet iyi paketliyorlar.

Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım bağlantıları için çeşitli alternatifler var. Bu alternatifler: ulaşım süresine ve ücretine bağlı olarak değişiyor. Tercih sizindir.

İlk seçenek

CAT (City Airport Train) denilen bir ulaşım aracı. Bu araç, her 30 dakikada bir hareket ediyor ve 16 dakikada şehir merkezine varıyor. Ücreti: 10 Euro. İkinci seçenek: Şehir hatları treni. Bu araç: 25-30 dakikalık bir yolculuktan sonra, şehir merkezine ulaşıyor. Ücreti:  3 Euro. Diğer bir seçenek: otobüs. Havaalanından şehir merkezine giderken, toplam: 3.40 Euro’luk bilet kullanmanız gerekiyor.

Çünkü: şehir merkezi ve havaalanı bölgeleri, birbirinden farklı ve bu nedenle, yani aynı bölgede bulunmadıklarından, çift bilet kullanılması gerekiyor. Ancak: şehir içi ulaşımı yazısında belirttiğim gibi, 72 saat boyunca tüm ulaşım araçlarından ücretsiz yararlanmanızı sağlayacak “Wienne Card” denilen pasoyu kullanırsanız, böyle bir sıkıntı yaşamanızın gereği kalmayacak. Bu kart: havaalanındaki Turizm Ofisinde satılıyor.

TURİZM

Evet, daha önce söylediğim gibi: Viyana şehrine gidenler, genellikle: Prag-Budapeşte-Viyana paket tur programını satın alıp ta, buraya uğrayan ziyaretçilerden oluşuyor. Prag ve Budapeşte: tarihi süreç içinde Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun iki şehri ve Viyana bu imparatorluğun başşehri olmasına rağmen: günümüzde Prag ve Budapeşte: mimari yapılarının bozulmaması, doğa ve tarihin uyum içinde olması ile, Viyana’nın önüne geçmiş durumdalar.

Yani: Prag ve Budapeşte şehirlerini gören ziyaretçiler, Viyana şehrine gelince, bu şehri önceleri pek beğenmiyorlar. Viyana, daha çok yeni bir görüntü sergiliyor ve turizm açısından pahalı bir şehirdir. Prag ve Budapeşte ise daha çok tarihi binaların bulunduğu, tarihin daha çok egemen olduğu ve özellikle alışverişlerin ucuz olması açısından Viyana’dan üstündür. Ama, Viyana şehri de kendine has kültürü ve yapısı ile insanların ilgisini çekiyor, burada sadece gezin gezin gezin, sakın alışveriş yapmayın.

İKLİM

Şehir: nemli bir karasal iklime sahiptir. Kış mevsimi ve özellikle, Mart ayları: genellikle kar yağışlı geçiyor. İlkbahar ve sonbahar mevsimleri: hafif serin geçiyor. Yaz sıcakları: genellikle 22 derece civarında seyrediyor. Bu şehri gezmek için: kış aylarını tercih etmeyin. Kışın şehrin havası, muhteşem şekilde dondurucu.

Kışın bu şehre giderseniz, beş dakika gezersiniz, beş dakika bir kafede oturup ısınmanız gerekir ve bu şekilde, zamanınız geçer. Hani derler ya, “ayaz” yani “soğuk doğu rüzgarları”; havayı iyice soğutuyor.

Hani, kendinize güvenip de, “soğuk bana işlemez “ gibisinden düşünür ve kışın giderseniz, büyük olasılıkla pişman olacaksınız. Şehirdeki en güzel mevsim: ilkbahar. Yani: bu şehri görmek için, seçmeniz gereken en güzel zaman: Mayıs-Ekim ayları arasındaki dönem. Bu dönemde: özellikle, ilkbaharda: kestane ağaçları, beyaz leylaklar ve rengarenk açan çiçekler görebilirsiniz.

Ama: ilkbahar ve yaz başlarında, yine de, havanın kesin bir garantisi yok. Soğuk olmasa da, gündüzleri yağmur görülebiliyor ve akşamları, serinlik etkiliyor.

Bir bakıyorsunuz güneş açıyor, bir bakıyorsunuz yağmur ve yine güneş, sonra yine yağmur. Bu şehirde: Temmuz ve Ağustos ayların dışında, mutlaka yanınızda yağmurluk ve kalın giysiler bulundurmanız şart.

Kışın elbette yünlü giysiler şart ama bunun dışındaki zamanlarda, şehir gezinizde; sizi, akşam serinliğinden koruyacak bir kısım giysiyi yanınızda bulundurmanız şart. Sıkça yağmur yağıyor ve yağmur yağdığında, her yeriniz sırılsıklam olsa da, yerlerde asla su birikintisi oluşmuyor.

Çünkü: şehrin alt yapısı mükemmeldir. Temmuz ve Ağustos aylarında ise; Viyanalılar, şehirlerini, geçici olarak ziyaretçilere terk ediyorlar ve kendileri, tatile çıkıyorlar. Zaten: Temmuz ve Ağustos aylarında, şehir iyice ısınıyor ve muhteşem sıcak oluyor. Özellikle: merkezi bölgelerde bulunan bina, taş ve asfalt: sanırım şehrin aşırı sıcak olmasına neden oluyor.

GİYİM

Viyana şehrinde: doğu rüzgarları çok etkin. Bunlar: kışın ayaz şeklinde ve aşırı dondurucu olabiliyorlar. Bu yüzden, kışın bu şehre gidecek olanların, sıkı giysiler götürmelerini öneririm. Bunun dışında ise: gündüzleri sıcak olsa da, akşamları serinlik çıkıyor ve bu nedenle, akşam gezilerinizde, yanınızda mutlaka ilave bir üst giysisi bulundurmalısınız.

Ayrıca: çok ve belirsiz zamanlarda yağmur yağan bu şehre giderken, mümkünse, yanınızda mutlaka yağmurluk bulundurun. Bu arada: giyimden söz ederken, eğer bu şehirde: opera, tiyatro ve konser gibi sanat etkinliklerine mutlaka katılmayı düşünüyorsanız ki ben kesinlikle önermiyorum, giderken, yanınızda koyu renk bir takım elbise ve kıyafet götürmenizi öneririm. Çünkü, bu tür etkinlikler için, kıyafet zorunluluğu var.

DİL

Şehirde: “Almanca” resmi dil olarak kullanılıyor. Bunun  dışında ise, en yaygın dil “İngilizce” Şehirde, herkes İngilizce anlayabiliyor. Adres sorduğunuzda, insanlar size yardımcı olmaya çalışıyorlar. Ama yine de İngilizcenin yaygın konuşulduğunu sanmayın, örneğin bir süpermarkete girdiğinizde eleman İngilizce den hiç anlamıyor.

DİN

Şehirde yaşayanların, çoğunluğu: % 50 kadarı: Katolik’tir ki hem de koyu Katolik’tir. Bunun dışında: % 8 Müslüman, % 6 Ortodoks bulunuyor.

Avusturya Viyana Genel

İNSANLAR

Yapılan bir araştırmaya göre: bu şehirde yaşayanların % 44’ü yabancı kökenliymiş. Üstelik bu araştırmaya, 1960’lı yıllardan sonra, bu ülkeye çalışmaya gelenlerin torunları, yani üçüncü nesil dahil edilmemiştir. Tabii, ortaya büyük bir göçmen nüfus çıkıyor. Ama: bunlar, Viyanalılar tarafından sevilmiyorlar. Viyanalılar; genellikle çok sakin ve kibar insanlar. “Merhaba” ve “Hoşça kalın” anlamında kullanılan “Servus” sözcüğünün anlamı; bu ülke insanları tarafından “hizmetkarınızım” gibi kabul ediliyor.

Yani: bu derece kibar insanlar. Siz de, bu şehirdeki gezinizde, bu kelimeyi yani “Servus” sözcüğünü kullanmaktan kaçınmayın. Yani: Viyanalılar yardımsever insanlar. Şehirde: birçok Türk ile karşılaşmak mümkün. Bunların çalıştırdıkları yerlerde ise, ülkemizden getirtilen birçok gıda ürününü bulabiliyorsunuz. Ancak, elbette fiyatları çok yüksek. Bunun yanında: metro istasyonlarında “tezgahtar aranıyor” türünden, Türkçe yazılı ilanlar görürseniz, şaşırmayın. Hatta: metrodan çıktığınızda, karşınıza “Denizbank” ve  “Vakıfbank” çıkabiliyor.

Bu iki banka şubesinin arasında ise “Topkapı Kebap Salonu”. Yani: bu derece yoğun Türk etkisi görülen bir şehir. 1529 yılındaki kuşatmada yapılamayanı, günümüzde göçmen işçilerimiz ve devam eden nesilleri sanırım yapmışlar ve şehirde yaşayan büyük bir Türk nüfusu ortaya çıkmış. Ama, bunlar yaşayış tarzı bakımından, yerel kültürlerinden asla vazgeçmiyorlar, yaşam tarzlarından taviz vermiyorlar ve yerli Viyanalılara değişik geliyor ve göçmenleri sevmiyorlar.

Özellikle: zenciler ve Hintliler, akşam saatlerinden yani saat: 19.00’dan sonra şehri ele geçiriyorlar. Şehirde yaşayan özellikle genç kesim, oldukça yardımsever ve İngilizce konuşma konusunda sorun çıkarmıyorlar. Ama, orta yaş ve üstü kesim, “Almanca” konuşma konusunda kararlılar. Çok da yardımsever değiller. Kısa ve net cevaplar vererek, başlarından savmayı tercih ediyorlar. Ben şehirde kaldığım sürede, Viyanalılarla ilgili bir problem yaşamadım, yani genelde sessiz ve sakin insanlar, herkes kendi ayarında, kimse kimseye sataşmıyor.

BAHŞİŞ

Oteller ve restoranlarda, hesap pusulasına dahil edildiğinde, bahşiş vermek zorunlu değil. Ama, yine de hesabın % 10 kadarı, bahşiş olarak verilebilir. Bir yerde yemek yediğinizde hesap fişine bakın, en altında bahşiş yani tip hesaba eklenmiş ise belirtilir, aksi halde hesabın % 10’u kadar bahşiş vermek gerekir.

ELEKTRİK

Şehirde ve otellerde: 230 volt elektrik akımı kullanılıyor. Fişler ise: yuvarlak-delikli. Tıraş makinası prizleri, genellikle çift voltajlıdır.

TUVALETLER (TOİLETTEN)

Şehirde, halka açık tuvaletler: genellikle, önemli cadde veya meydanların yakınlarında ve yaya alt geçitlerinde bulunuyor. Bunun dışında, acil durumlarda, kafelerdeki tuvaletleri de kullanabilirsiniz. Ancak genel yerlerde bulunan tuvaletlerin hepsi paralıdır.

Ya bir görevli oturur ve sizden 0.5 Euro para ister ya da tuvaletin kapısı şifrelidir veya tuvaletin kapısı, yine 0.5 Euro atılarak açılan bir düzenekle korunmuştur.

Yani, tuvalete girmek için yanınızda sürekli olarak 0.5 Euro bulundurmanızı öneririm. Bu arada, fast food restoranlarının tuvaletlerini ücretsiz olarak kullanmayı düşünenlere de, bu tuvaletler de ücretli, yine 0.5 Euro veya görevli tarafından para verilerek kullanılıyor. Bunu değerlendirirken, bir kafeye oturup birkaç Euro vererek bir şeyler içmek ve ardından ücretsiz tuvaleti kullanmak da bir alternatif olabilir.

Avusturya Viyana Genel

TUNA NEHRİ

Tuna, şehrin merkezinin kuzeyinden yani bir anlamda ortasından geçiyor, ama şehirle tam uyumlu bir yapısı yok. Özellikle: Tuna nehri üzerindeki köprüler, güzel veya mimari özellikleri yansıtan köprüler değil. Bunun yanında: Tuna nehri kıyısına: “Donaustadt” yani “Tuna şehri” isimli bir ilçe yapmışlar. Tarih kokan bir nehir yanında, tarihle pek ilgisi olmayan bir ilçe.

Hatta, bazı söylentilere göre: bu Avusturyalılar, şehirlerinin mimarisine o kadar güveniyorlarmış ki, şehrin içinden geçen Tuna nehrine, sırtlarını çevirmişler. Yoksa, koca nehir, niye öyle kendi başına salına salına akıyor, anlamak veya bunu herhangi bir şeyle izah etmek mümkün değil diye düşünüyorum.

Tuna nehri boyunca gezmek isterseniz, gezinti teknelerine binebiliyorsunuz.

VALS (DANS)

Vals, bir Alman dansı olarak biliniyor. Ancak, Viyanalılar tarafından, canlı bir dönüş hareketine dönüştürülmüştür. İlk kez: 1819 yılında görülüyor. Küçük bir müzik gurubu yöneten: Joseph Lanner, vals dansını, dans salonlarına taşıyor. Özellikle: Johann Strauss isimli kemancı, bu guruba katıldıktan ve gurup bir orkestraya dönüştükten sonra: vals, büyük bir gelişim ve değişim gösterir. Ancak, takip eden süreçte, Strauss, guruptan ayrılır ve kendi orkestrasını kurar. Bu gelişme üzerine: Lanner (Ayrılık Valsi)’i besteler.

Daha sonra: Lanner ve Strauss, şehrin kafelerinde, halk önünde, uzun yıllar vals müziği savaşları sergilerler. Özellikle: Strauss tarafından, Lanner’in cenaze töreninde bile vals çalınması, ilginç bir anı olarak tarihe geçer.

Avusturya Viyana Genel

MOZART

Aslında, Almanya-Salzburg doğumlu olan Mozart: burada en geniş şekilde kullanılıyor. Çeşit çeşit Mozart çikolataları, konserleri, restoranları, evi, cd’leri. Bunların tümünün, Avusturya ekonomisine üst düzey katkı sağladığı kesin. Hatta ve hatta, ünlü sanatçının, Osmanlı Mehter Marşından etkilenerek bestelediği, “Türk Marşı”, günümüzde bizim bile gururumuz olmuş. Ülke, tanıtımında kullanıyoruz. Sağlığında yeteri kadar değer bulamamış bu ünlü müzik adamının isminden, günümüzde, Viyanalılar had safhada yararlanıyorlar.

Avusturya Viyana Gezi planı

Avusturya Viyana Gezi planı

Avusturya ülkesi 8 milyonun biraz üstünde nüfusa sahiptir. Ülke federal bir cumhuriyettir ve 9 federal bölgeden oluşur. Viyana hem başkent, hem de federal bölge özelliği taşır.

Viyana şehri ortalama 1,7 milyon nüfusa rağmen, yüzölçümü açısından: Ankara’dan daha küçük ve nispeten toplu. Eyalet olarak Viyana’nın nüfusu 2,5 milyon civarındadır.

Yani: günün erken saatlerinde başlayacağınız bir tur: büyük olasılıkla, gece geç saatlerde tamamlanabiliyor.

Yani: zaman sıkıntınız varsa, bu şehri gezmek için, bir gün bile yeter. Ancak: elbette, müzeler ve alışveriş merkezlerinin, akşam saat: 19.00’da kapanacağını dikkate almanız gerekiyor.

Bu saat: Cumartesi ve Pazar günleri, yani tatil günleri, bazen 18.00 olabiliyor. Bu belirttiğim saatlerden sonra, şehirde bir tane alışveriş merkezini açık bulamasınız.

Ekonomik olarak çok yüksek konumdadırlar. Kişi başına düşen milli gelir, 45-46 bin dolar civarındadır.

Ekonomik kaynaklar ise: endüstriyel anlamda çok önemli yatırımlar, otomotiv sektörü, silah sektörü, kimyasal ham madde, plastik ham madde sektörleri başı çeker.

Birkaç markaları dünyaca ünlüdür ki, başta “Redbull” denen enerji içeceği, silah sektöründe “Glock” benzin daha doğrusu petrol rafineri sektörü önem kazanmaktadır.

Ülkemizdeki Petrol Ofisinin sahibi Avusturyalılardır.

Turizm ülke için inanılmaz bir değerdir. Bu turizmde, yaklaşık 10-11 milyon insan ülkeyi ziyaret eder.

Özellikle: kültür turizmi yanında, doğa turizmi, Alp dağları, göller bölgesi ve bunların hepsi toplandığında, ülkeye yıllık 20 milyon turist gelir.

Nüfusu 8 milyon olan ülkeye gelen 20 milyon turist, iyi bir turizm geliri yaratmaktadır. 171

Viyana şehri, günümüzde 23 bölgeden oluşuyor.

Avusturya Viyana Gezi planı;

Örneğin: Innere Stand bölgesine, aynı zamanda “1. Bölge” deniliyor. Şehir: 1850 yılında, bugünkü 1. Bölgenin büyük bölümünü oluşturan tarihi kent içinde kurulmuş. İmparator Franz Joseph döneminde, kentteki ilk genişleme yapılır.

Kentin yakın çevresindeki varoşlar, kentin bugünkü 9. bölgesine kadar olan ilçeleri oluşturacak şekilde, kente dahil edilir. 1892 yılında ise, kent tekrar genişletilir ve toplam 19 bölge oluşur.

1900 yılında, 2.bölgenin kuzey kesimi, 20 bölge haline gelir. Bölge isimleri, cadde ve sokak tabelalarında rakamla ifade ediliyor.

Günümüzde: kentin 1. bölgesinde: şehrin zengin ve itibarlı kişileri oturuyor. 3.bölgesinden itibaren ise: yabancılar (Macarlar, Sırplar, Slovaklar, Türkler, Yunanlılar gibi) oturmaktadırlar.

Viyana şehrini, en fazla 3 günde tamamen gezebilirsiniz. Ancak, genelde, paket programlarda, Viyana şehrine, bir tam gün veriliyor. Şehir içinde, her ne kadar ulaşım sıkıntılı olmasa da, ben size kesinlikle yürüyerek gezmeyi öneriyorum. Bu şekilde, şehirdeki tüm güzellikleri keşfedebilirsiniz.

Havaalanı

Hava alanında, gelen yolcu katında bulunan “Turizm Ofisi” veya başka bir yerden, mutlaka Viyana şehir haritasını edinin. Benim yazılarımı okuduktan sonra, şehirdeki zamanınız ve ilgi düzeyiniz, tercihlerinize göre, görmek istediğiniz yerleri belirleyin ve bunları şehir haritası üzerinde işaretleyerek, en uzaktan başlayarak, şehir merkezine doğru, kendinize bir gezi planı yapın.

Bu şekilde, şehri gayet güzel gezebilirsiniz. Ulaşım İstanbul-Viyana arasında, yaklaşık 2 saat sürüyor yani uçak havada 2 saatlik bir yolculuktan sonra Viyana’ya ulaşıyor.

Viyana havaalanı gayet düzenli ve güzel, polisler sıkıntı yaratmıyor, pek fazla sıra beklemeden pasaport kontrolü yapılıyor ve ardından yine hızlı şekilde bavulların yani bagajların alındığı bölüme geçiliyor. Viyana havaalanında, başka yerlerde pek rastlanılmayan bir özellik gördüm. Hava alanında 2 tane süpermarket var.

Özellikle Spar isimli süpermarket çok büyük, bol çeşitli, uygun fiyatlı ve merkezi bir yerdedir. Viyana’dan almayı unuttuğunuz bir şeyler varsa, buradan rahatlıkla satın alabilirsiniz, hatta et ürünleri dahi satılıyor.

Son olarak: sizleri şu konuda uyarmak istiyorum. Viyana, genelde pahalı bir şehirdir. Özellikle: turistik yerlerini gezeceğim diye, birinci derece yerlere  takılırsanız, süper para harcarsınız. Öyle ki, gezinizin ikinci günü, ne kadar para harcadığınıza baktığınızda, ortaya çok yüksek rakamlar çıkabiliyor.

Özellikle

yiyecek konusunda dikkatli olmanız şart ve burada geçireceğiniz birkaç gün: fast-food restoranlarına giderek, gıda ihtiyaçlarınızı ucuz yollu karşılayabilirsiniz.

Ama bu fast food restoranlarının da ucuz olduğunu düşünmeyin, bir hamburger menü, 5-8 Euro civarındadır, yani şehir pahalıdır. Şehirde alışveriş yapmak istiyorsanız, mutlaka süpermarketleri tercih edin.

Şehrin birçok yerinde “Billa” ve “Spar” isimli süpermarketler var ve bunların fiyatları ucuz, ancak bunlara giderken yanınızda naylon veya bir tür çanta bulundurmayı unutmayın, çünkü alışverişin ardından bizdeki gibi çanta veya poşet vermiyorlar veya para ile satın almak zorunda kalıyorsunuz, bence yanınızda birkaç küçük poşet veya çanta sürekli bulundurun.

Bir önemli husus ta, bu süpermarketler, saat 19.00 da kapanıyor.

Yoksa; şehirde, bir şişe su: 2.5 Euro’ya satılıyor. Fakat, bir kadeh şarap: 1 Euro bile değil. Yani: hani derler ya “sudan ucuz” diye, burada bu gerçek. Ancak su pahalı dedim de, bir özellik daha var, Viyana şehrinde çeşmelerden akan sular rahatlıkla içilebiliyor, hatta çeşmeden akan suyun, şişede satılan sudan daha temiz ve lezzetli olduğunu söyleyenler de var, yani bence çeşmeden akan suları rahatlıkla içebilirsiniz.

Şehrin bazı yerlerinde çeşmeler var, insanlar bunlardan kendi şişelerini doldurup içiyorlar. Yoksa şişe suyu gerçekten pahalı.