Amerika New York Tarih

Amerika New York Tarih

Binlerce yıl önce, Amerikan yerlileri, günümüzde “Hudson nehri” denilen bölgenin çevresinde yerleşik olarak bulunuyorlardı. 1554 yılında ise, bir Fransız kaşif olan “Giovanni de Verrazona” bölgeye gelen ilk yabancı olarak bilinmektedir. Takip eden süreçte ise, 55 yıl sonra; 1609 yılında, İngiliz kaptan Henry Hudson; tekrar aynı bölgeye ulaşır.

1624 yılına gelindiğinde ise

Amerika New York Tarih;

Bu kez Hollandalılar: “Governor’s Island” üzerinde bir ticaret merkezi oluştururlar. 1626 yılında ise: Hollanda doğumlu Peter Minuit: efsanelere de konu olan “24 Dolar” değerindeki boncuklar ile Manhattan Adasını satın alır. Yani: 1926 yılında, Hollandalılar tarafından “New Amsterdam” adıyla kurulan şehirde 1644 yılında, 18 ayrı dil konuşan 1.500 insan yaşıyordu.

1664 yılında: İngilizler, bölgenin kendilerine ait olduğunu öne sürerler. İngiliz savaş gemileri bölgeye gelir ve herhangi bir çatışmaya girmeden, o zamanki adıyla “New Amsterdam” olan “New York” şehrini ele geçirirler.

1775 yılında: Amerikan devrimi sırasında, New York’u savunmak için, George Washington bir savaşa girer. Fakat: çok fazla kayıp olması nedeniyle, savaş alanından geri çekilirler. 1783 yılında ise, yeniden geri dönerler ve Manhattan başta olmak üzere bölgeyi ele geçirirler.

Ama, New Yorkluların bağlılıkları: Amerika ve Avrupa arasında sürekli bir bölünmüşlük gösterir. George Washington: Başkumandanlığı bıraktığında, şehrin yarısı onu “yuhalamış” tır. Şehrin diğer yarısı ise, aynı sırada, Londra’dan limana gelen İngiliz Valiyi karşılamakla meşguldü.

1783-1790 yılları arasında

New York, bir ABD başkenti olarak görülür. 30 Nisan 1789 tarihinde ise: “Washington” ülkenin ilk başkanı olarak seçilir.

Devam eden süreçte, şehir önemli bir finans ve ticaret merkezi olur. 1792 yılında, New York borsası kurulur. 1825 yılında ise “Erie Canal” açılır. 1880’lerin sonlarında ise, şehir günümüzdeki görünümüne kavuşur.

Özgürlük Anıtı: Fransız halkının hediyesi olarak gönderilir ve 1886 yılında açılır. 1892-1954 yılları arasında ise “Elias Adası” yolu ile, dalgalar halinde, şehre göçmenler gelmeye başlarlar. Manhattan, Brooklyn, Queens, Staten Island ve Brox’u birbirine bağlayan köprüler ve tüneller inşa edilir. 1898 yılında ise, şehrin çevresindeki yerleşim yerleri, şehirle birleşirler.

20’nci yüzyılın ilk dönemleri

Amerika New York Tarih:

Şehre olan yoğun göçlerin devam ettiği dönem olarak görülür. 1904 yılında, şehirdeki ilk alt geçit açılır ve ardından “Chrysler Binası” ve “Empire State Building” gibi yüksek binalar inşa edilir.

1970’li yıllara gelindiğinde ise, bu kez şehir: suçluların kol gezdiği, iflasların yaşandığı ve çürüyen alt yapı nedeniyle kötü bir şöhret kazanır ve bu durum 1980’lere kadar devam eder. Fakat: 1990’ların ortalarına gelindiğinde ise, şehri yeniden canlandırma çabaları olumlu sonuç verir ve suç oranları düşer, turizm canlanır.

11 Eylül 2001 tarihinde “Dünya Ticaret Merkezi” ne yapılan saldırı, şehirde kalıcı izler bırakır. Ancak, takip eden süreçte, şehir yine büyüyüp gelişmeye devam eder.

Amerika New York şehri genel özellikleri hakkındaki yazım için  Newyork Genel

Amerika New York şehrindeki gece hayatı hakkındaki yazım için New York Gece hayatı

Amerika New York şehrindeki alışveriş hakkındaki yazım için New York Alışveriş

Amerika Tarih

Amerika Tarih

Amerika Tarih:

Amerika tarihi denilince, ilk önce, elbette “yerliler” akla gelir. Çünkü, yerliler bu ülkede: 25 bin, beklide mamutlar ve bizonlar, günümüzde bataklık olan “Bering Boğazı” üzerinde, yeni otlaklar bulmak üzere “Sibirya” dan ayrıldığından beri, neredeyse 40 bin yıldır atalarının avcı ve balıkçı göçmen olarak günümüzdeki Alaska’dan tüm ülkenin içlerine yayıldıkları zamanlara kadar, buradalar.

Amerika kıtasına: ilk gelen ve yerlilerin ataları olan avcı ve balıkçı göçmenler; yüzyıllar süresinde, Pasifik kıyılarına ve kıtanın içlerine ilerlediler. MÖ.500 ve MS.500 yılları arasında: Hopiler ve Zunniler: New Meksiko ve Arizona bölgelerinde, kerpiç duvarlı evlerin bulunduğu köyler kurdular ve tarım yaptılar.

1500’lü yıllara gelindiğinde ise, Rock Mountains (Kayalık dağlar) ve Mississipi Nehri ormanları arasında dolaşan “ova yerlileri” görülür. Doğu bölgelerinde yaşayan yerliler: kabak, mısır, fasulye, tütün eken ve yetiştiren yetenekli çiftçiler olarak gündeme gelirler.

Evet: Amerika kıtasındaki bu yaşam tarzı devam ederken: kıtaya dışarıdan girenler olur. Tarihçilere göre: Grönland bölgesinde yaşayan Eskimolar: 1001-1015 yılları arasında kıtaya ayak basarlar ama iz bırakmadan tekrar kaybolurlar.

Diğer tarihi kayıtlara göre, kıtaya ilk gelen yabancı: 6’ncı yüzyılda yaşamış bir İrlandalı olan rahip St. Brendan’dır.

11 Ekim 1492 tarihinde, Cenovalı gemici Kristof Kolomb: Miami sahillerinden yalnızca 380 km. uzakta bulunan “Bahamalar” da bir adayı görür.

Evet, bundan tam 5 yıl sonra: bir başka Cenovalı denizci John Cabot: Kral VII Henry adına, yeni kıtaya ayak basar.

Ama: kıtanın ismi; üçüncü İtalyan kaşif olan “Americo Vespucci” den gelir.

1513 yılında

Amerika Tarih: İspanyol kaşif Juan Ponce de Leon: “Edebi Gençlik Çeşmesi” ni ararken, kıta ile Avrupa’nın ilk bağlantısını gerçekleştirir. Kendisi: Florida sahillerini bulmuştur.

1565 yılında: İspanyollar, Kuzey Amerika’daki ilk daimi yerleşim yeri olan “St Augustine” de bir kale yaparlar. İspanyollar, bu keşifleri sırasında: ülkenin diğer bazı yerlerine de ulaşırlar ki, buralar: New Meksixo, Texas, Missisipi Nehri’dir. Ancak: yine İspanyollar, yeni kıtaya: cesaret, vahşet ve medeniyetin karşı konulmaz bütünlüğünü getirirler.

Yerliler: bu keşifler sırasında, yeni gelen yabancılara yenilirler. Çünkü: yabancılar birliklerinde, Avrupa hastalıkları getirmişler ve silah üstünlüğü gücünü ortaya koymuşlardır. Ancak, yerlilerin, kendi aralarında birleşememeleri de yenilmelerinin en başlıca sebebidir.

Çünkü, her kabile, diğer kabileyi, potansiyel düşman olarak görüyordu. Avrupalılar: müttefikleri yerliler için “Tanrı tarafından gönderilenler” olarak görülüyorlardı.

Derken, 1607 yılında İngilizler, Amerika’yı kolonileştirirler. Jamestown; Virginia’da ilk yerleşim yerini kurar.

11 Kasım 1620 tarihinde: “Mayflower” bölgesindeki bir kısım ayrılıkçı: Massachusetts’e gelirler. Burada: kıtaya dışarıdan gelen göçmenler tarafından hazırlanmış önemli bir anlaşma, çoğunluk tarafından kabul edilir. Mayflower isimli bu anlaşma: kanunlara karşı herkesin uyması gerektiğini belirtmektedir ve Amerikan demokrasisinin ilk tohumları bu anlaşma ile atılır.

Göçmenler: Plymouth körfezinde: yerlilerden: balık avlamayı ve mısır yetiştirmeyi öğrenirler. Ancak, yörede yaşanan ilk sert kış mevsiminde: bu göçmenlerin yarısı ölür. Ancak, ardından Ekim dönemindeki verimli bir hasat: kalan göçmenler için umut kaynağı olur. Yerliler ve kalan göçmenler: yabani hindi ve su kuşundan oluşan, 3 gün süreli bir ziyafet vererek kutlamalarda bulunurlar. Bu kutlamalar: “İlk Şükran Günü” olarak bilinir.

1630-1646 yılları arasında

Amerika Tarih: Pek çok gurup: yeni şehir oluşturmak için, New England bölgesine giderler. Burada, yerel düzenlemeler kararlaştırılır ve toprak sahipleri, şehir toplantılarında memur olarak seçilirler.

Ancak, zamanla aralarında çatışmalar çıkar. Daha batıda: Rhode Island ve Connecticut bölgelerindeki yeni topluluk kurma girişimleri başarılı olur. Böylece, yeni kıta Amerika hareketlenmeye başlar.

1626 yılında: Manhattan yerlileri: adalarını, Hollanda Batı Hindistan Kumpanyasına: 24 dolarlık boncuklar karşılığında satarlar. Böylece, yeni ada: New Amsterdam adı ile: klasik bir denizci kenti haline gelir.

Yeni kentte: meyhaneler, kaçakçılar ve aylaklar ortaya çıkar. Bunun üzerine: ruhban sınıfı ve halk, geceleri Manhattan bölgesinde dolaşmayı güvenli bulmazlar. Evet, Hollandalılar Manhattan bölgesine rağmen, enerjilerini “Doğu Hindistan” bölgesinde yoğunlaştırdıklarından, buraya gereken önemi vermezler.

Ancak, akıllı New England’lılar: kıta içinde yayılmaya devam ederler, Westchester ve Long Island bölgelerine doğru aşağılara inerler. 1664 yılında: İngiliz filosu ile, Hollandalı vali Peter Stuyvesant arasında: New Amsterdam bölgesinin, New York olması kabul edilir. Bölge, Hollandalılar tarafından terk edilir, yalnızca Rooseveltlerin de bulunduğu birkaç Hollandalı aile, bölgede kalırlar.

Bu sırada: 1608 yılından beri, Mississipi nehri üzerinde kunduz postu ticareti yapan Fransızlar, keşif seferleriyle bu kürk ticaretin geliştirirler. 1682 yılında, Fransızlar Louisina şehrini kurarlar.

Aynı yıl: William Penn: Philadelphia bölgesinde bir koloni kurar. Londralı bu şahıs: eyaletini serbest ticaret ve hoşgörü limanı haline getirir. Böylece: bölgede bulunan İsveçli, Finlandiyalı ve Hollandalılara: İngiltere, Fransa ve Almanya’dan gelen göçmenler katılır. Böylece: Amerika kıtasında etnik birliktelik, yaşam başlamış olur.

18’nci yüzyıl ortalarına gelindiğinde

Amerika Tarih: İngiltere, büyük oranda güç kazandığından, Londra hükümeti: Amerikan kolonilerinden savunma ve korumaya katkı sağlamalarını ister. Koloniler, dış ilişkilerde Londra hükümetinin otoritesini kabul etmekte olsalar da, İngilizlerle aynı haklara sahip olacakları düşüncesiyle bunu kabul ederler.

1764-1767 yılları arasında getirilen bir kısım özel vergileri ve gümrükleri gördüklerinde, İngiliz olmadıklarını, İngiliz sayılmadıklarını anlarlar. Bu günlerde, Güney Carolina lideri Chistopher Gadsden: “New Englandlı, New Yorklu değil, hepimiz Amerikalıyız” diyerek, kaçınılmaz sonucu belirler.

New York, Charleston ve Boston’da kurulan ve “Özgür çocuklar” olarak isimlendirilen guruplar: İngiliz kraliyet vergi toplayıcılarına saldırırlar ve çatışma çıkar. Boston’da: propagandacı ve tahrikçi olarak bilinen Samuel Adams: sevilmeyen memurların asıldığı bir karaağaç olan “Özgürlük Ağacı” çevresinde danslar başlatır. Hoşnutsuzluk tüm kıtada yapılmaya başladığında, İngilizler, Boston’a 2 alay asker gönderirler.

Mart 1770 tarihinde: kalabalık, Boston Gümrük Binasının önündeki korumaları, kartopu yağmuruna tutar. Saldırılan şiddetlenir ve İngilizler ateş ederek, 4 Bostonluyu öldürürler.

Gümrüklerin çoğu kaldırılır ve bunu 3 yıllık bir huzur dönemi izler. Fakat: çay üzerindeki gümrük kalmıştır. Birçok yerde boykotlar düzenlenirken: Sam Adams’ın Özgür Çocukları: Boston Limanındaki 3 İngiliz gemisine binerler ve kargoları denize atarlar. 1773 yılındaki bu olay: yani tarihi “Boston Çay Partisi” duyulunca, İngiliz kralı III. George şunları söyler “Koloniler ya boyun eğmeli ya zafer kazanmalı”

İngiltere baskıcı önlemlerini arttırır ve bunun üzerine Amerikan kolonileri muhalefeti organize etmek için: Eylül 1774 tarihinde, Philadelphia’da ilk “Kıta Kongresi” ni düzenler.

Massachusett bir sefer daha öncülük ederek “Bağımsız bir devlet” olduğunu ilan eder ve her türlü İngiliz müdahalesine karşı, silah ve cephaneyle direnme için hazırlıklara başlarlar. İngilizler bunun üzerine Boston bölgesine 12 bin asker gönderirler. Nisan 1775 tarihinde: isyancılarla anlaşmak üzere temsilciler seçilir.

Bu arada: vatanseverlerin habercisi Paul Revere: İngilizlerin Concord bölgesine ilerlediğini haber vermek için “Middlesex” kasabalarından ve tarlalarından geçer. İlk direniş: Lexington bölgesinde başlar ve savaşa hazır çiftçiler: İngiliz askerleriyle Concord’daki köprüde karşılaşırlar ve bütün dünyada yankı uyandıran çatışma başlar.

Evet bu savaşta

Virginialı George Washington başkomutan olarak görev yapar. Yeni kurulan kıta ordusu Bunker Hill’deki ilk meydan savaşında: 2200 askerin 1000 kadarı şehit olur ve bu büyük kayıplar sonucunda, İngilizler zafer kazanırlar.

Ancak: İkinci kıta kongresinde de, bağımsızlık istenmesine rağmen, bir kısım kolonistler, İngilizlerle irtibatın koparılmamasından yanadırlar. Ancak, bu sırada, Boston’un İngilizler tarafından boşaltılması, bağımsızlık yanlılarını bir araya getirir. 4 Temmuz 1776 tarihinde: Amerika Birleşik Devletleri hükümetinin amacının “Yaşam, özgürlük ve huzurun sağlanması” olduğunu ilan eden “Bağımsızlık Bildirgesi” imzalanır.

Ancak, savaş ve çatışmalar 7 yıl daha süregelir. Daha sonra Amerikalılar tarlalarına geri dönerler. İngilizler, Ağustos 1776 tarihinde yapılan “Long Island” savaşından sonra, New York bölgesinin kontrolünü ellerinden bırakmazlar. Eylül 1777 tarihinde, Philadelphia İngilizler tarafından ele geçirilir.

Bunun üzerine, Amerikalılar, Fransızlarla yeni bir stratejik ortaklığa girerler. İngilizler zaferler kazanarak Atlantik kıyılarını kontrolleri altına alırlar. Amerikan askerleri ise, yolları üzerindeki İngiliz karakollarını düşürerek, Kuzeye, Virginia bölgesine doğru ilerlerler. Fransız destekli Amerikan askerleri, burada 15 bin askerli İngiliz ordusunu yenerler ve Lord Cornwallis’in İngiliz askerleri teslim olurlar.

Benjamin Franklin tarafından sürdürülen 2 yıllık barış görüşmelerinden sonra, 2 Eylül 1783 tarihinde “Paris Anlaşması” imzalanarak savaş bitirilir.

New York, yeni Amerika Birleşik Devletlerinin ilk başkentidir.

George Washington: 30 Nisan 1789 tarihinde, Wall Street’e bakan bir balkonda: törenle başkanlık görevini devralır. 1790 tarihinde yapılan ilk nüfus sayımında: yaklaşık 4 milyon olan nüfusun 700 bin kişilik bölümünün, siyah kölelerden oluştuğu görülür. Bunun üzerine, bütün kölelerin azat edilmesine karar verilir.

1800 yılına gelindiğinde, Jefferson başkan seçilir. Ertesi yıl, yeni başkent olarak “Washington” şehri seçilir. 1812-1814 yılları arasındaki iki yıllık süreçte, İngilizler ile yeniden savaş çıkar. Amerikalılar, Kanada ülkesine girerek yerli kabilelerinden “Şavni” kabilesinin reisini öldürürler, binaları yakarlar ve kasabaları kuşatırlar. Bunun üzerine, İngilizler, misilleme yaparlar, Washington şehrine saldırıp, Beyaz Saray’ı ateşe verirler.

General Andrew Jackson: yerliler ve İngilizler ile yapılan çatışmalarda, yaptığı korkunç saldırılar ile ün kazanır. Başkan James Monroe: Avrupalıları, Kuzey ve Güney Amerika’dan, ellerini çekme konusunda yaptığı uyarı ile dikkat çeker.

Jackson dönemi: 1829-1840 yılları arasında devam eder. Jackson, Amerikan sınırlarını batıya doğru iter. Amerika’nın Pasifik’e yönelişi, ulusun “kaderinin ilanı” olarak kabul edilir. Diğer bir kısım Amerikalı ise, sınırların dışına Meksika ve Texas topraklarına göç ederler. 1845 yılında, Texas bağımsız bir eyalet olarak, Birleşik Devletlere katılır.

1848 yılına gelindiğinde

Amerika Tarih;

Sert ve yayılmacı Başkan James Polk: Meksika’ya savaş açar ve sonunda: California, Utah, Nevada ve Arizona’nın bir bölümü ve New Mexico, Wyoming ve Colorado bölgelerini kazanır. Tüm bunlar için, Amerikalılar toplam 15 milyon dolar para öderler.

Batı’ya doğru genişleme dönemi bitince, büyüyen kölelik sorunu gündeme gelir. Köleler: Güney Eyaletlerinde, nüfusun % 40’nı oluşturmaktadırlar. Güney bölgelerinde, pamuk tarlalarında köleler çalıştırılmaktadır.

Ancak, zamanla kölelerin masrafı, pamuktan elde edilen geliri aşmaya başlamıştır. Güney Caroline ve Virginia bölgelerinde isyanlar çıktığında, acımasız baskılar ve sokağa çıkma yasakları uygulanmaya başlanır. Köle sahipleri gece-gündüz devriyeler düzenlediler ve kölelerin okuma-yazma öğrenmeleri yasaklandı.

1840 yılına gelindiğinde, Kuzeyde köleliğin kaldırılmasını destekleyenlerin sayısı hızla arttı. 1850 yılına gelindiğinde, köle Eyaletleri: federal hükümetin müdahalesi olmadan iç işlerinde karar alma yetkisinde ısrar ediyorlardı.

1854 tarihide, kölelik karşıtı “Cumhuriyetçi Parti” kuruldu. 1860 yılında, Başkanlık seçimleri, Kuzeyle birlik tutuldu. Abraham Lincoln, başkan seçildi.

1861 yılında: Amerikan Konfederasyon Devletleri, Jefferson Davis’i kendi başkanları olarak seçtiler. 12 Nisan 1861 tarihinde: Güney Carolina askerleri, Birleşik Devletlerin Fort Sumter askeri üssüne ateş açmaları üzerine, iç savaş başladı.

Savaş yaklaşık 4 yıl sürdü. Amerikalıların Amerikalılara karşı olan bu savaşında: binlerce insan öldü.

Zaferi Kuzey kazandı. Savaş sonunda: Kuzey zenginleşti ve yeni bir sınıf doğdu. Takip eden 10 yılda, binlerce göçmen Kuzeye aktı. Kölelik bitirilmesine rağmen, azat edilen köleler, yine de Güneyin aşağılayıcı siyah kanunları ile karşı karşıya kaldılar.

1914 yılına gelindiğinde

Amerika’nın, dünyanın önde gelen endüstri devlerinden bir olduğu görülür. Demiryolları, kömür, demir, petrol ve pek çok tarımsal kaynak: dünyanın daha önce tanık olmadığı bir zenginlik getirmiştir.

Nüfus: 1860 yılından 1920 yılına kadar, 31 milyondan 106 milyona yükselmiştir. Çünkü: birçok Avrupalı, Amerika’ya göçmüştür.

1867 yılında, Amerika, Alaska’yı Rusya’dan satın alır. Hawai’yi topraklarına katar. Eski uluslar, Avrupa sahnesinde savaşırken, Amerika dünya sahnesi için hazırdı. Müttefiklere, Almanlara karşı kazanılan zaferde yardım eden Amerika, daha sonra uluslar arası barış ve mağlup devletlere karşı hoşgörülü tavrı ile dikkati çeker.

1920’li yıllar, güzel günlerin geri dönüşüydü. Caz, radyo, sessiz filimler ve on yılın sonunda sayıları 26 milyona ulaşan arabalar.

Büyük şehirlerin, göçmenler nedeniyle büyümesi ve genişlemesi, Amerika’nın eski kırsal ve küçük kasaba prensibini tehdit etmeye başlamıştı. 1929-1932 yılları arasındaki büyük ekonomik bunalım döneminde, binlerce banka kapandı.

1933 yılına gelindiğinde, nüfusun üçte biri işsizdi. Meyve, sebze ve hububat bol iken, insanlar aç kaldılar. Kömür yığınları tepeleme büyümüş iken, insanlar ısınamıyorlardı. Amerika, organizasyon ve refah meziyetlerinde yenilgiye uğramıştı.

1940 yılına gelindiğinde, Hitler’in Avrupa’daki hamleleri, tarafsız kalmayı yeğleyen Amerika’nın bu tarafsızlık düşüncesini yeniden yargılamasına neden oldu. Kongre, Birleşik Devletler Ordusu ve müttefiklere yardım için 37 milyon dolar ödenek ayırdı. Japonların 7 Aralık 1941 tarihindeki “Pearl Harbor” saldırısı, tarafsızlık konusundaki tüm düşünceleri sona erdirdi.

Birleşik Devletler: Almanya ve Japonya’ya karşı yapılan savaşta müttefiklerine esirgemeden insan gücü ve para desteği verdi. Yaşam standartları, savaş süresince hep yüksek kaldı.

Amerika Tarih:

Nisan 1945 tarihinde, Roosvelt ölünce, yeni başkan olarak Harry Truman seçildi ve Japonya’ya karşı, savaşı bitiren atom bombasının atılması kararını, Truman vermek zorunda kaldı.

1960 yılına gelindiğinde, Martin Luther King liderliğindeki Afro-Amerikalılar: sonunda kendilerine yüz yıl önce vaat edilen özgürlüklerini, yasalarla garanti altına aldılar. Aya gidilmesiyle, yaşam yeni bir boyut kazandı. Bundan sonra, Amerika için, hayalleri gerçekleştirmek esas düşünce oldu.

Amerika New York şehri tarihi hakkındaki yazım için New York Tarih

Amerika New York şehri genel özellikleri hakkındaki yazım için New york Genel

Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen

Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen

Vaals şehrine yakınlığı nedeniyle “Vaalserberg”  ismini almıştır.

Vaalserberg, aynı zamanda Almanya, Belçika ve Hollanda arasındaki sınır noktasıdır.

Buraya: Hollandaca “Drielandenpunt” denir. Buranın en büyük özelliği: dil, kültür ve tarih farklılıklarına rağmen ülkelerin bir araya gelip uyum içinde bir arada yaşayabileceklerini hatırlatır. Drienlandenpunt’ta güzel kırsal bölgeden geçen çok sayıda yürüyüş ve bisiklet parkuru bulunmaktadır.

Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen

Tarihi:

Yaklaşık 100 yıl önce, üç ülke noktası, dört ülke noktasıydı. 1816 yılında bir sınır anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, Kelmis altında bulunan çinko madeni bölgesini üçe böldü. Moresnet kasabası Hollanda’ya eklendi. Mevcut Neu-Moresnet, Purusya Moresnet’i oldu.

Kelmis kasabası ve çinko madenini içeren bölge tarafsız bölge oldu. Dördüncü ülkenin sınır taşı “Tarafsız Moresnet” hala Drielandenpunt’ta bulunmaktadır.

1830 yılında Belçika devrimi olunca durum değişti. Hollanda Krallığının güney kısmı, ayrılarak bağımsız Belçika devleti olarak devam etti.Belçika devletinin gerçeğe dönüşmesinden sonra, gerçek bir dört ülke noktası oluştu.

Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen

II Dünya savaşı öncesinde ve sırasında sınırlar kapatılmış ve özel konumu nedeniyle Vaals izole edilmiştir.

Hatta, üç ülke noktasının bir kısmı, savaş sırasında yok edildi. Eylül 1944 tarihinde, hem Almanya ve hem de Hollanda’nın güzel manzarasına sahip “Wilhelmina Kulesi” çatışmalar sırasında ağır hasar gördü.

Kule, direniş savaşçıları tarafından Aachen şehrine bakış açısı olarak kullanıldı. Alman savunucuları, ağır toplarla kuleye birkaç kez ateş ederek karşılık verdiler ve kule yıkıldı. Wilhelmina Kulesi, Drielandenpunt savaşı sonrasında yeniden yapıldı.

Almanya’nın Aachen şehri de muazzam bir gelişme gösterdi. Evet, günümüzde Aachen şehri, üç ülke sınır noktasına sadece 10 dakika uzaklıktadır.

Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen

Gelelim Günümüze:

Labirent ve hediyelik eşya mağazası, her gün saat 10.00-16.00 arasında açıktır.

Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen

Sınır Taşı:

Anıt, 1926 yılında yeni sınırları ve toprak anlaşmazlıklarının barışçıl çözümünü anmak için dikildi. Üç ulusun uyumlu bir arada yaşamasını simgeliyor ve bölgede ikonik bir dönüm noktası haline geldi.

Hollanda, Belçika ve Almanya ülkelerinin ortasında her ülkenin üç bayrağının bulunduğu bir anıt bulunmaktadır. Anıt bölgenin birliğini temsil ediyor ve turistler için popüler bir fotoğraf noktası olarak hizmet veriyor.

Anıtın çevresinde yürüyüş yapmak mümkündür. Her adımda farklı bir ülkede olacaksınız.

Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen

Hollanda’nın en yüksek yeri:

Burası Vaalserberg’in tepesinde bulunmaktadır. Yükseklik 322.7 metredir. Bu yükseklik dünyadaki diğer dağ sıralarına nazaran mütevazi sayılabilecek olsa da Hollanda’nın en yüksek noktası olma unvanına sahiptir. Günümüzde üç sınır direğine sahip bu anıtın olduğu yerdeki bir taşta ”Hoogste Punt van Nederland” (Hollanda’nın en yüksek noktası) yazmaktadır.

Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen

Labirent:

1992 yılında Avrupa’nın en büyük ve en güzel labirenti burada inşa edildi.

Yeşil bitkiler çok geçmeden büyüdüler ve bir labirente dönüştü ve neredeyse 30 yıl sonra milyonlarca insan burada kayboldu. Labirentin inşa edilmesinden sonra bölge turizm ve rekreasyon açısından hızla gelişti.

Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen

Labirentin merkezindeki altın tacı ararken, yol boyunca cevapları internette dahi kolaylıkla bulunmayan soruların cevaplanması gerekir. Bu arada kendiliğinden fışkıran su duvarlarına dikkat etmek gerekir.

Devasa kelebek şeklindeki çatıya sahip eşsiz giriş binasının yanı sıra onlarca çeşmenin yer aldığı bir su oyun alanı oluşturuldu. Evet labirente giriş ücretli, giriş ücreti 5.50 euro. Labirentte dolaşmak ise, kişi başı 8.50 euro.

Hollanda Drielandenpunt-Vaalserberg Aachen

Boudewijntren-Gözlem kulesi

1994 yılında Belçika tarafından açılmıştır. Yükseklik 50 metredir. Daha önce burada 1970 yılında yapılan 33 metrelik başka bir kulenin yerine yapılmıştır. Hollandaca ismi: Boudewinjnotoren’dir. Almanca: Balduin-Turm ve Fransızca Tour Budouin’dir.

Hollanda Aachen

AACHEN:

Almanya’nın Aachen şehri, tüm tanınmış mağazaların bulunduğu güzel bir kültür merkezine sahiptir. Düzenli olarak etkinlikler yapılmaktadır. Şu anda şehirde 60 bin öğrenci bulunmaktadır. Bunlar 4 üniversitede eğitim görüyorlar. Şehirdeki Rathaus ve Katedral gezilebilir.

Hollanda Aachen

Katedral:

Eski şehir merkezindeki Unesco Dünya Mirası alanındadır.

Aachen şehrinin en gözde turistik yerlerinden biridir. 8 nci yüzyılın sonlarında Charlemagne adına inşa edilen binanın günümüzde mimarisi ve mobilyaları, önemini ve heybetini vurgulamaktadır. İçeri girildiğinde göz alıcı iç mekanı ortaya çıkmaktadır.

Katedralin kubbesi, 32 metre yüksekliktedir. Burada 30 kral taç giymiştir. Yapıda kullanılan mozaik fayansların sayısı ise 32 milyon civarındadır.

Şimdi gelelim katedral hakkındaki efsanelere:

Bir zamanlar burada Kolbert adı verilen, hizmetçilerin yıkanma yeri olarak kullanılan kalıcı bir su birikintisi varmış. Efsaneye göre:  Aachen’in parti tutkunu halkının, Charlemagne için muhteşem kiliseyi, bugünkü Aachen Katedralini tamamlamak için paraları kalmamıştı.

Uzun süre ne yapacaklarını düşündüler.

İmparator seferlerinden dönmeden mutlaka bitirmek istiyorlardı. Daha sonra asil giyimli bir bey yanlarına yaklaştı ve onlara kiliseyi tamamlamak için ihtiyaç duydukları kadar para sözü verdi. Ancak karşılığında binaya ilk giren kişinin ruhunu almak istiyordu.

Aachen halkı adama yakından baktı, koyu renk giysisi içindeki korkutucu görünüyordu, atın ayağının tabanı ve alnındaki küçük boynuzlar da onları korkutmuştu.

Şeytanla ilgili bir sorun yoksa diye düşündüler. Ancak teklif çok cazip geldi ve anlaşmayı yaptılar. Birkaç hafta içinde Şarlman’ın kilisesi tamamlandı, her şey hazırdı ve İmparatoru bekliyorlardı.

Şeytan ağır bronz kapının arkasına saklandı, zavallı ruhu yakalamaya hazırdı. Aachen halkı bir kez daha ne yapacağını düşündü. Akıllıca Aachen ormanına gittiler ve bir dişi kurt yakaladılar ve onu kiliseye sürdüler. Kapı yavaşça açıldığında şeytan hızla ayağa fırladı ve ruhu yakaladı.

Ancak bunun insan ruhu olmadığını ve aldatıldığını anlayınca öfkelendi. Kiliseden koşarak çıktı ve kapıları arkasından tüm gücüyle çarptı. O kadar sert ki kendi başparmağını sıkıştırdı ve kapıda büyük bir çatlak yarattı.

Katedral hazinesi Alplerin kuzeyindeki en önemli kilise hazinesi olarak kabul edilir. Koleksiyonlarda: kadehler, kutsal emanetler ve sunak parçaları gibi çok sayıda kutsal altın ve gümüş eser yer almaktadır. Şarlman’ın mezar yeri, taç giyme töreni ve hac kilisesi olarak kilisenin uzun geleneğine ve tarihine tanıklık edilir.

Hollanda Aachen

Katcchhof-Meydan:

Bir yanında Aachen katedrali ve diğer yanında ise belediye binası bulunmaktadır. Bu eşsiz bir tarihi arka plana sahip meydan: çok sayıda etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır. Bunlar; Noel pazarları, NetAachen katedral atlama iskelesi veya eski şehirdeki bit pazarı sırasında meydanın özel atmosferi görülmelidir.

Hollanda Aachen

Elisenbrunnen-Kaplıca:

Burası: şehrin kalbinde spa ve yüzme sitesidir. Burada sadece Şarlman değir Romalıların da takdir ettiği kaplıcalar görülür. İki çeşmesi olan klasik bina, gençler ve yaşlılar, Aachen sakinleri ve Aachen dışı sakinleri için popüler bir buluşma noktasıdır.

Kaplıcada çeşmeden akan suyun sıcaklığı 53 derecedir. Yapı ilk olarak 1827 yılında inşa edilmiştir. Günümüzdeki yapı ise 1953 yılında yapılmıştır.

Hollanda Aachen

Pontviertel:

Burası Aachen Pazar Meydanıdır. Çeşitli pub, restoran ve kafelerin yanında ve Aachen’in parke taş döşeli yollarından geçilerek buraya ulaşılır. Pontsrasse’nin ilk bölümü hala genç ve kendini genç hisseden kalabalığın buluşma yeri olarak kabul edilirken, üst kısmı biraz daha sessizliği sevenler için restoran ve barlar bulundurmaktadır.

Burası şehirde bulunan üniversite öğrencilerinin buluşma yeridir.