Fransa Reims

Fransa Reims

Tarihi süreç içinde, şehir ilk olarak Roma imparatorluğu döneminde, Galyalılar tarafından kurulmuştur.

Burası: kralların şarabının üretim yeridir. Ayrıca: Ortaçağ’dan, 19’ncu yüzyıl başlarına kadar, Fransa kralları, buradaki katedralde taç giymişlerdir.

Şehir: Paris’e 129 km. uzaklıktadır.

Fransa Reims

Şehir sokaklarında, özellikle iki heykel dikkati çekmektedir ki, bunlar “15.Louis” ve “Kardinal Joan of Arc” heykelleridir. Şehir merkezinde, birçok restoran ve bar bulunur.

Ayrıca: biraz önce sözünü ettiğim gibi, şehir sokakları, heykeller, anıtlar ve havuzlarla doludur. Yaz aylarında, şehirliler, bu kafeleri doldururlar ve özellikle Noel pazarı, gayet hareketli ve canlı yaşanır.

Ayrıca, şehir bir şampanya şehri olarak da tanınır ve bilinir. Fransa’nın başlıca gastronomi merkezlerinden birisidir ve en ünlü ve prestijli şarap festivallerine ev sahipliği yapmaktadır.

Fransa Reims

Porte Mars

Bu, şehirde bulunan ve antik Roma dönemine ait bir zafer takıdır. 3’ncü yüzyılda yapılan bu anıt, döneminin en geniş kemeri olarak önem kazanmıştır. Evet: anıtın uzunluğu 32 metre, yüksekliği ise 14 metredir. Dış ve iç geçitlerinde ve tavanında, birçok oyma bulunur.

Söylenenlere göre: şehir sakinleri, Romalıların çevredeki birçok ana yolu burada bir araya getirdikleri için, bu kemeri inşa ettikleri söylenir. Aynı dönemde, şehrin çevresi: surlarla çevriliydi.

Kemer: 1555 yılına kadar şehrin kapısı görevini de sürdürmüştür. 1818 yılında ise, çevresindeki binalar temizlenerek, ortaya çıkarılmıştır.

Fransa Reims

Saint Remi Museum

Burası, şehrin tarihi ve arkeolojik müzesidir. UNESCO Dünya Mirası Listesi içindedir. Müzenin koleksiyonlarında, Abbey bölgesinin tarihçesini anlatan objeler bulunur. Müzede, bunun dışında: mozaikler, Jovin mezarı, mezar stelleri, duvar halıları bulunur. Bir oda ise, bölgesel askeri tarihe adanmıştır.

Fransa Reims

Cathedra-le Notre-Dam

13’ncü yüzyıldan kalmadır. I. Dünya savaşında çok hasar görmüş olmasına rağmen, restore edilerek, ülkenin en büyük Gotik yapılarından biri olarak kullanılmaktadır. Özellikle: Krallar Galerisinin üstündeki muhteşem heykellere dikkatinizi çekerim.

Yapının içinde, 13’ncü yüzyıldan kalma vitraylı pencereler bulunmaktadır. Batı girişinin üzerindeki gül pencerede “Bakire Meryem’in hayatı” anlatılmaktadır.

Transeptin kuzey kolunda ise: “Yaratılışın” betimlendiği vitray görülmeye değerdir. Atların tam altında bulunan “Chagall Şapeli”ndeki bir pencerede, Musevi kökenli Rus ressam “İbrahim ve İsa’yı” birlikte betimlemiştir.

Evet, aslında bu manastır, Fransız ihtilali sırasında yağmalanmıştır. Günümüze, manastırın ilk yapıldığı günden kalanlar ise, yalnızca vitraylardır.

Fransa Reims

Saint Remi Bazilikası

Burası, 5’nci yüzyılda yapılmıştır ve katedrale yürüyüş mesafesindedir. Bazilikanın hemen yanında: St. Remi Kraliyet Manastırı olarak isimlendirilen, bir dini yapı daha vardır ki, bu da 17-18’nci yüzyıllara tarihlenmektedir.

Bazilika ise: 11-12-13’ncü yüzyıllarda eklemeler yapılara, günümüze ulaşmıştır. İlk yapılışı, 11’nci yüzyıldır. Bazilikada, kimliği belirsiz bazı mezarlar bulunmaktadır. Kimliği bilinenler arasında ise: kral ve kraliçeler bulunmaktadır.

Palais du Tau

Burası: katedralin hemen yanındadır. Saray ve katedral: Fransa krallarının taç giyme törenlerinde kullanılıyormuş. Krallar, katedrale geçmeden önce, bu sarayda taç giyerlermiş. Taç giyme töreninden sonra, sarayda ziyafet verilirmiş. Saray günümüzde, 1972 yılından bu yana, müze olarak kullanılmaktadır.

Katedralin belli başlı heykellerinin orijinalleri, hemen yapının yanındaki başpiskoposluk konutu olan burada sergilenmektedir.

Bu sergilenenler arasında öne çıkanlar: Reims konukseverliğinin sembolü olan “Gülümseyen Melek” ve Musevilerin, Hıristiyanlık gerçeğini kabul etmemekte inat ettikleri düşünüldüğünden, gözleri bağlı olarak betimlenen “Alegorik Sinegog” figürüdür. Evet, bu yapıda, özellikle heykel ve duvar halıları çok özelliklidir.

Son bir not: gerek katedral ve gerekse bu saray; 1991 yılında UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Fransa Reims

Şampanya Mahzenleri

Bunlar: eski Gallo-Romen döneminde açılmış taş ocaklarında, kireç tesislerinde bulunan 250 km. lik galerilerdir. Ünlü şampanya üreticilerinin hepsi, buraya tur düzenlerler.

Bazı gezilerin sonunda, buraya has şampanya ikram edilir, ama satın almayı düşünürseniz, fiyatların yüksek olduğunu bilmeniz gerekir.

Amerika New York Yemek

Amerika New York Yemek

Şehirde: iki yılda bir “Temmuz” ayında düzenlenen Restoran Haftasına rast gelebilirsiniz.

Bu dönemde: nadide restoranlar, tanınmış şeflerin “prix fixe” yani “özel ve uygun fiyatlı” menülerini sunarlar.

Yemek saatleri: restoranlarda genellikle öğle yemeği: 11.00-15.00 arasında yenilir. Akşam yemekleri ise, saat: 17.00-23.00 arasında yenilir. Ben kaldığım sürede: birlikte kaldığım Amerikalı ailenin sabah kahvaltısı yaptığını görmedim.

Amerikalılar, sabah kahvaltısı olarak yalnızca bir bardak “kahve” içmeyi tercih etmektedirler. Bunun yanında, şehirde bolca bulunan bizdeki unlu mamul satan yerlere benzeyen dükkanlar var, buralarda, tatlı ve tuzlu poğaça benzeri bir şeyler alıp kahvaltı yapabilirsiniz, ama söylediğim gibi Amerikalıların kahvaltı geleneği yok.

Şehirde, 20 binden fazla değişik alternatifler sunan restoranlar bulunduğu söylenmektedir. Her ücrette, her zevke uygun lezzetli yiyecekler bulabilirsiniz.

Amerika New York Yemek
Amerika New York Yemek

New Yorklular

Yemeğe genellikle bir “entre” yani “ana yemek” ve “salata” ile başlarlar. Porsiyonlar, oldukça büyüktür ve sebzelerle çeşitlendirilirler. Onlar için başlıca yemek: en az iki parmak kalınlığındaki az pişmiş, yani derler ya “kanlı kanlı” et yemeğidir.

Bunun ızgarada pişirilmesini isterler. Özellikle: domuz onlar için milli yemek gibidir. Sağlam bir restoranda, bir Amerikalı, bir domuz butunu rahatlıkla sipariş eder ve iyice kızarmış bir domuz butunu büyük bir keyifle yer.

Şehir sakinleri, çoğu zaman koşuşturmaca arasında yemek yerler. Mezeci dükkanları, her yerde bulunur. Buralarda özellikle sabah kahvaltıları için, sandviç çeşitleri bulabilirsiniz.

Şehirde bolca pizzacı bulunuyor. Sosisli sandviç ve hamburgerler de, geleneksel yiyecek alternatifleridir.

Greenwich Village bölgesi

kaldırım kafeleriyle, gelen geçenleri seyretmek için ideal ortamlar sunar.

Evet, son bir not: Amerika, malum bizlere pek uygun gelmeyen “domuz” eti kültürünün yoğun olduğu bir yer. Onlar, domuz etini ve eti ürünlerini severek yiyorlar.

Ama, ben şahsen her seferinde yediğim yemeğin içinde “domuz” eti olup olmadığını sormama, kontrol etmeme ve “hayır” cevabını almama rağmen, bu ülkede kaldığım uzun süre içinde, sindirim sistemimde ciddi rahatsızlıklar yaşadım, çünkü yemek kültüründe domuz eti bulunmasa da, domuz yağı veya yan ürünleri kullanılıyor ve bunlar, alışık olmayanların sindirim sistemlerini bir süre bozuyorlar ve tatilin büyük kısmı, tuvalette geçiyor.

Bu yüzden: dikkatli olmakta yarar var diye düşünüyorum. Özellikle: Mc Donalt gibi, uluslar arası zincir mağazaların, bu ülkede, bu şehirde bulunan restoranlarında tanıdık-bildik tatları tadabilirsiniz.

Hatta: sizler için küçük bir not: “domuz” eti Yahudiler için de günah sayılır ve kullanılmaz, yani bu restoran zincirleri de Yahudi kökenli olduklarından, buralardaki ürünlerde domuz eti ve ürünlerinin kullanılmadığı söyleniyor. Yani, yiyecek hiçbir şey bulamasanız: gidin bir “burger” mağazasına tanesi 1 dolardan hamburger alın, sınırsız “kola” için ve karnınızı doyurun.

Veya, bir İtalyan restoranında iyi bir “spagetti” veya “makarna” yemeği yiyebilirsiniz, ama soslarına dikkat. En olmadı: ya Türk restoranları ya da benzer yemekleri yapan “Yunan restoranları” bir tercih sebebi olabilir.

Bu arada: özellikle sabah ve öğlen bazı restoranlarda açık büfe yemek veriliyor. Muhtemelen 15-20 dolar arasındaki bu açık büfe yemeklerinde: o kadar çok çeşit var ki, hoşunuza gidenleri seçip bir güzel karnınızı doyurabilirsiniz.

Ama, yöresel yemek tadacağım derseniz, bilin ki, Amerikan yemek kültürü yok. Bu ülkedeki en büyük yemek kültürü “Meksika” ve “Hindistan” yemekleri üzerine ve Çin mahallelerinde “Çin” yemekleri üzerine kurulmuştur.

Amerikan yemek kültürü: az kızarmış, kalın et parçası, bol ve çeşitli salatadır. Onlar kahvaltı bilmezler, acıktıklarında bolca kahve içerler ve her yerde bulunan sandviç marketlerinden, küçük atıştırmalık sandviç yerler.

Amerika New York Yemek

BİR KISIM YEMEK MEKANI

Açık hava pazarı

Şehirde meyve-sebze satılan en büyük açık hava pazarı: “Union Square” semtindedir. Bu alışveriş mekanı: Pazartesi, Çarşamba, Cuma ve Cumartesi günleri açıktır. Yerel halkı tanımak, taze peynir, bal, taze sebze-meyve satın almak isterseniz, burayı ziyaret etmelisiniz.

Good Enough to Eat

483 Amsterdam Avenue. Burası tamamen Amerikan lezzetlerinin sunulduğu bir lokantadır. Geniş Amerikan tabakta: gözleme, salam ve yumurta sunulur ve tüm bunların yanında, benden size öneri: balkabaklı ekmek tostlarından deneyin.

Sylvia’s

328 Lenox Av. Burada, zenci yemek kültürü lezzetleri tadabilirsiniz. Buraya yolunuz düşerse, kesinlikle: Kraliçenin yeşil salatası, taze pirzola ve şekerli patates yemenizi öneririm.

Joe JR

482 Sixth Avenue. Burası, bir ailenin sahip olduğu lokantadır ve burgerleriyle Yunan yemekleri lezzetlidir. Ayrıca, birçok sabit menüler ve sıradan yemekler de bulmak mümkündür.

Angelica Kitchen

300 E 12th Street. Burası vejateryanlar için uygun bir restorandır. Oldukça bol yemek vardır ve kalitelidir. Buraya yolunuz düşerse “Dragon Tabağı” denemenizi öneririm. Bunun muhteviyatında: pirinç, fasulye, peynir, buğulama ve deniz sebzeleri var.

La Nacional

239 W 14th Street. Burası tam bir İspanyol eğlence mekanıdır. Burada: İspanyol tavuklu deniz ürünlü pilav (paella) tadabilirsiniz. Hafta sonlarında burada “Flamenko dansı gösterisi” sergilenir. Gösteri, saat: 02.00’ye kadar sürer.

Orwasher’s Baker

308 E 78th Street üzerindedir. Burada, üçüncü nesil fırıncılar, eski moda yöntemlerle “çavdar ekmeği” yapıyorlar, satın alabilir ve “Carl Schurz Park”da East River boyunca piknik yapabilirsiniz.

Serendipity

225 E 60th Street üzerindedir. Burada: sandviçten oluşan bir öğlen yemeği ve güveç, omlet, hamur işi ve deniz mahsullerinden oluşan akşam yemeği yiyebilirsiniz. Ayrıca: donmuş sıcak çikolata da, muhteşem bir lezzettir. Dondurma salonuna girip bunu da tatmalısınız.

Soup Burg

1095 Lexington Avenue bölgesindedir. Bu kahve dükkanı ve burger dükkanı, muhteşem lezzetleri ile tanınmakta ve önerilmektedir. Dekorasyonu sadedir.

Cafe Sabarsky

1048 Fifty Avenue bölgesindedir. Zarif bir kasaba evinin alt katındaki bu otantik kafe, krem şantili ithal Viyana kahvesi ve yanında Viyana’dakilere rakip hamur işleri ile meşhurdur.

Buraya yolunuz düşerse “elmalı turta” denemeli ve üzeri bitter çikolata kaplı fındıklı kek (klimt torte) denemelisiniz. Ayrıca, burada zengin çeşitlerin sunulduğu öğle yemeği de yenilebilir. Ancak, dikkat edin, pahalı bir yerdir, menüyü incelemeden sipariş vermeyin yoksa sürpriz fiyatlarla karşılaşabilirsiniz.

Sfoglia

1402 Lexinton Avenue bölgesindedir. İnsanlar, bu şık İtalyan lokantasında yemek yiyebilmek için, günler öncesinden rezervasyon yaptırırlar. Menü, ayda iki kez değiştirilir. Akşam yemeği yemek için yer bulamasanız da öğlen yemeğinde şansınızı denemenizi öneririm.

Aurele

34 E 61th Street üzerindedir. Restoran, kumtaşı bir binada bulunmaktadır ve tüm odaları çiçeklerle bezenmiştir. Tek fiyat menü denemenizi öneririm.

Old Homestead

56 Ninth Avenue. New Yorklular, lezzetli sığır eti yemek için, şehrin birçok yerinden buraya akın ederler. Siz de deneyebilirsiniz.

New Green Bo

66 Bayard Street üzerindedir. Bu restoran, lezzetli ve pek fazla pahalı olmayan “Şangay” tarzı yemekleri için oldukça övgü almaktadır. Dekorasyonu ise mükemmel denilemez. Sokağın karşısındaki Chinatown Dondurma Fabrikasından dondurma almayı unutmayın.

Wo Hop

17 Mott Street üzerindedir. Bodrum katta bulunan bu restoran pek göz alıcı denilemez, ama Çin yemekleri mükemmeldir. Porsiyonlar büyüktür ve her zaman açık olması ile bilinir.

Delmonico’s

56 Beaver Street üzerindedir. Bu restoran 1827 yılında Amerika’da ilk açılan restoran olarak önem kazanmaktadır.

1800’lerin ortalarında, 20 yıl süresince, o zamanlar Amerika’nın en büyük şefi olan “Charles Renhofer” bu restoran için, halen kullanımda olan “tabak” markasını keşfetmiştir.

Buraya yolunuz düşerse yemenizi önereceğim yemekler: Istakoz Newburg, Fırında Alaska ve Büftek Delmonico.

Island Burger’s N Shake

766 Ninth Av. Burada, kara çavdar üzerine Avakado’lu, İsveç peynirli bir Burger ya da Tayvan kırmızı biberli, köri ve fıstık soslu “Bankok” gibi 65 çeşit hamburger ve tavuklu sandviç bulup tadabilirsiniz.

Carnegie Deli

854 Seventy Av. Burası, mükemmel bir Yahudi meze dükkanıdır. Buradaki sandviç türleri: konserve sığır eti, söğüş, sığır pastırması, kıyılmış ciğerli.

Oyster Restaurant

Grand Central Station. Yapının tavan süslemeleri etkileyicidir. Burada: özellikle Long Island Blue Su balıklarının yenmesi önerilir.

Toloache

251 V 50th Street bölgesindedir. Evet, bu lokanta tam Tiyatro bölgesinin merkezindedir. Geleneksel Meksika yemeklerinden tatmak isterseniz, burayı tercih etmelisiniz. Lokantanın iç dizaynı ise, bir Meksika şehrinin andırır.

Amerika Chicago şehri hakkındaki gezi yazım için Chicago Gezilecek yerler

Amerika Miami şehri hakkındaki gezi yazım için Miami

Amerika’nın genel özellikleri hakkındaki yazım için  Genel

Amerika’da Trafik ve Polis

Amerika’da Trafik ve Polis

Amerika’da Trafik ve Polis; Amerika’da trafik gerçekten çok farklı, özellikle kaldığınız süre boyunca, belki de hiç korna sesi duymayacaksınız.

Yollarda araç kullanan insanların, bırakın cadde ve sokak dönüşlerini, aynı yol üzerinde şerit değiştirdiklerinde bile, sağ veya sol şeride geçme durumlarına karşın, sinyal verdiklerini göreceksiniz.

Ayrıca, Amerika’da ki araç sürücülerinin, yaya geçitleri veya yaya geçitleri dışında, yola adım atan veya atmaya hazırlanan bir yayaya yol vermek üzere yavaşladıklarını ve durduklarını göreceksiniz.

Yolda hareket halinde iken, arkadan gelmekte olduğunu gördükleri bir ambulans veya itfaiye aracını gördükleri anda: Derhal araçlarını en sağa çekip, sabit bekleyerek o araca yol verdiklerini göreceksiniz.

Çünkü, insanların birbirine saygısı trafikte başlıyor. Bizim ülkemizde dikkat edin, saygısızlık ve hırçınlık trafikte başlıyor, özellikle sabah erken saatte, trafikteki insanların nasıl araba kullandıklarını, nasıl araç kullanırken birbirlerine nefretle baktıklarını düşünün.

Amerika’da Trafik ve Polis

Trafik ışıkları

Neyse, aslında sanırım Amerikalıların bu kadar tedbirli olmalarının başlıca nedenlerinden biri de, trafik ışıklarındadır.

Trafik ışıkları da bizdeki trafik ışıklarından farklıdır.

Bizde: cadde veya sokak bitiminde trafik ışığı varken, Amerika’da trafik ışıkları kavşaklarda, karşı cadde ve sokak girişindedir.

Yani bizim ülkemizdeki gibi, kavşağa çıkarken, hemen cadde ve sokak bitiminde değil, karşı tarafta) kırmızı ışıkta geçenleri tespit eden, bir sistem var.

Eğer kırmızı ışıkta geçerseniz, kısa bir süre sonra adresinize bir zarf geliyor, içinde ceza makbuzu ve aracınız ile kırmızı ışıkta geçtiğinizi kanıtlayan bir fotoğraf.

Evet,
trafik ışığı üzerindeki bu sistem, kırmızı ışıkta geçen araçların fotoğraflarını çekiyor. plaka görünebilecek netlikte fotoğraflar bunlar.

Tabii, bu cezaları ödemeden veya daha ileri düzey ve tekerrür eden cezalarda mahkemelik olma durumlarında, mahkemeye çıkmadan ülkeyi terk eden insanlar yok değil.

Hani, ceza adrese geliyor ama takibi yok. Ülkeyi bu şekilde terk eden insanlar, büyük olasılıkla ülkeye tekrar girerken, bu ceza veya cezalar ile yüzleşmemesi sanırım mümkün değil. Çünkü, malum bilgisayar kayıtları çok sağlıklı.

Amerika’da Trafik ve Polis

Hız Limitleri

Evet, trafik ile ilgili diğer hassas bir nokta, trafikte araç kullanıyorsunuz. Hız limitlerini aşma gibi bir durumunuz oldu ve arkanızda, üst ışıklarını yakarak ve siren çalarak bir polis arabasının sizi takip ettiğini fark ettiniz.

Bu husus çok önemli, çünkü verilen talimatlara aykırı hareket edenler hakkında polislerin “vur yetkisi” var.

Polis durdurduğunda yapmanız gerekenler

Derhal, yolun sağ bölümüne aracınızı çekin, asla araçtan inmeyin, ellerinizi direksiyon üzerine, polisin arkadan ellerinizi görebileceği şekilde koyun ve beklemeye başlayın.

Polis, aracından iner, bir süre bekler ve sonra yanınıza gelir, camınızı açmanızı isterse, ellerinizi direksiyondan çekip, camı açabilirsiniz.

Bu senaryo niye, çünkü, alınan tüm tedbirlere rağmen, hala Amerika’da her yıl yaklaşık 300 civarında polisin direksiyondaki psikopatlar tarafından öldürüldüğü söyleniyor.

Bu nedenle, direksiyondakilere karşı aşırı dikkatli ve tedbirliler. Direksiyondakiler, bu söylenenleri yapmadıkları takdirde, polisin ateş etme yetkisi olduğu söyleniyor. Yani, gerçekten hassas ve dikkat edilmesi gereken bir konu.

Evet, polis yanınıza geldi;

Sizden istediği belgeleri kendisine verin. Büyük olasılıkla kendi arabasına giderek, verdiğiniz belgelere dayanarak size suçunuz varsa ceza kesecek, bekleyiniz. Makbuzunuzu alınca, hareket edip bulunduğunuz yerden ayrılabilirsiniz.

Benim dikkatimi çeken bir şey daha oldu, ceza makbuzunda, ceza yazılan kişinin, göçmen mi, beyaz mı, siyah mı olduğu sorusu var.

Amerikalı bir arkadaşım, araç sürerken trafik cezası aldı, ceza makbuzunda böyle bir soruyu görünce şaşırdım. Ancak oldukça makul bir sebebi var, sebebi aşağıdadır.

Bunu merak ettim, niye yazıyorsunuz, diye.

Gerçekte, cezayı yazan polis memuru örneğin siyah ise, beyaza mı ceza yazdığı veya polis beyaz ise, ceza yazılan kişi siyah mı, yani cezanın yazılmasında bir kasıt var mı, yok mu diye, ceza makbuzuna böyle bir madde koymuşlar.

Evet, gerçekten trafik çok farklı, ama olumlu yönde farklı, hız sınırlarını asla aşmayın, kurallara uyun.

Çünkü kurallara uymadığınız takdirde, normal bir Amerikan vatandaşı bile, polise cep telefonu ile ulaşıyor. Kurallara uymayan sürücü olarak sizin araç plakanızı veriyor ve aracınızın bir süre sonra bir bakıyorsunuz polis tarafından çevrildiğini görüyorsunuz.

Amerika, duyduğuma göre, her eve dört araç düşen bir ülke.

Dolayısı ile, mevcut yolların en sağlıklı şekilde kullanılabilmesi ve trafiğin tıkanmaması için, mutlaka trafik kurallarına titizlikle riayet etmeleri gerektiğini, birbirlerine saygılı olmaları gerektiğini öğrenmişler. Ve gayet güzel uyguluyorlar ve o yoğun trafik kaza olmadığı takdirde, asla tıkanmıyor.

Amerika’da yollarla ilgili diğer dikkati çeken husus şu.

Yollar genelde kuzey-güney ve doğu-batı istikametinde yapılmış, dümdüz yollar. Yollarda giderken, gideceğiniz yeri planlayın, ya yönleri iyi bilmek zorundasınız yada yanınızda bir pusula bulundurmak zorundasınız.

Çünkü, bir yolu seçtiğinizde, örneğin 96 nolu yol sizin yolunuz, bu yolun doğu-batı, kuzey-güney açılımları var, gideceğiniz yere göre bu açılımlara yönelmeniz şart.

Ayrıca; Amerika’da araba kullanırken, özellikle otobanlarda, dikkat, kesinlikle dikkat, karşınıza geyik çıkabilir.

Öyle ki, geyiklerin yaşadıkları alanların otoyol ile birleştiği bölümlerine, özel bir güvenlik şeridi koymuşlar.

Yani bir geyik veya herhangi bir hayvan, yola çıkması durumunda, bu güvenlik şeridindeki alıcılar etkileniyor ve yol üzerindeki sinyal lambaları yanarak, sürücünün yavaşlamasını, yol üzerinde bir hayvan bulunabileceğini belirtiyor. Bunun yanında, yol üzerinde yine de bir iki geyik ölüsü görmemek mümkün olmadı.

Tedbirler iyi alınmış ama sanırım tedbir alınması değil, alınan tedbirlere insanların uyması önemli.

Yine de, büyük bir çoğunluğun bu tedbirlere uyduğu kesin.

Amerika’da Trafik ve Polis; Yine Amerika’da yollarla ilgili bir hususu belirtmek istiyorum.

Şöyle ki, şehirler arası yollarda, benzin istasyonları veya bekleme istasyonlarında, oldukça büyük bir televizyon görülür, bu televizyondan sürekli olarak bölgenin ve çevre bölgelerin hava durumları verilir.

Yani bir fırtına veya hava şartlarında kötü ihtimaller, bu televizyonlardan sürekli olarak sürücülere bilgi verilerek uyarılıyor ve gerekirse sürücülerin o istasyonda tehlike geçene kadar beklemeleri sağlanıyor.

Evet, işte Amerika’da trafik ve kara yolları böyle.

Amerika Miami şehri gezi yazısı için Miami

Amerika Atlanta şehri gezi yazısı için Atlanta

Amerika Washington şehre genel bilgileri için  Washington Genel