Lübnan Beyrut

Lübnan Beyrut

 

Beyrut şehri: farklı uygarlıklar, farklı dinler, eski ve zengin tarihi geçmişi, ilginç mutfağı ile biraz Doğu ve biraz Batı düzeninin etkileri, biraz Arap, biraz Osmanlı, biraz Fransız ve hatta İtalyan kültür ve mimari esintileri, Akdeniz’in muhteşem mavisi ve geri planda kalan karlı beyaz dağları ile; ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir .

Ancak: uzun yıllar, Ortadoğu bölgesinin ekonomik ve kültürel merkezi olan Beyrut şehri: 1970’lerden sonra başlayan toplumsal hareketler ve siyasi karışıklıklar nedeniyle, olumsuz etkilenmiştir.

Bu şehirde: devlet tarafından tanınmış 18 ayrı din ve mezhep bulunmaktadır. Sosyal yapısı bu kadar parçalı bir ülkede, siyasi yapının düzgün olması elbette düşünülemez. Nüfusa göre idari yapının düzenlendiği ülkede: devlet başkanı Maruni, Başbakan Sünni ve Meclis Başkanı Şii olmak zorundadır.

Yine birçok bakanlık: çeşitli din ve mezhepler arasında paylaştırılmıştır. Ancak, elbette ki bu karışık düzen sık sık sorun çıkmasına neden olmakta ve ülkede çatışmalar hiç bitmemektedir.

Evet: Beyrut ilginç bir şehirdir. Sokaklarının temizliği, insanlarının şık giyim tarzları, sokaklarda dolaşan lüks marka arabalar, kadınların güzelliği mutlaka dikkatinizi çekecektir.

Kafelerde otururken, çocuklu kadınlar geldiğinde, mutlaka biraz geride çocuk bakıcısı görülür, çünkü kadın çocukla uğraşmaz.

Çarşaflı Müslüman kadınları ve mini etekli Avrupai bayanları, aynı caddede görebilirsiniz.

Lüks evler ve yapıların birçoğunda ise iç savaştan kalan “mermi” izleri kapatılarak restore edilmemiştir.

Çünkü, bu mermi izleri, o günlerin anısına özenle muhafaza edilmektedir. Bunun yanında, yine şehirde birçok terk edilmiş bina görmek mümkündür.

Lübnan: coğrafi konumu nedeniyle, tarıma elverişli toprakları olan bir yer değildir. Ülkedeki üretim, tüketimin sadece küçük bir bölümünü karşılıyor.

Bunun dışında, Beyrut şehrinin başlıca geçim kaynağı: turizm ve bankacılık sektörüdür.

Ayrıca: Afrika ve Körfez ülkelerindeki ticaretin büyük bölümü, Lübnanlılar tarafından yürütülmektedir.

Bunun yanında: Lübnanlıların, kendi ülkelerindeki çatışmalardan kaçmak için büyük bir dış göç olayını yaşadıkları, hatta Brezilya ülkesinde, Lübnan’dan daha fazla Lübnanlı bulunduğu söyleniyor.

Lübnan ülkesinde üniversite bitiren gençlerin büyük çoğunluğunun, yurt dışına gittikleri veya gitmeyi planladıkları bilinmektedir.

 

TARİHİ GEÇMİŞİ

Beyrut şehri: 1950-1970 yılları arasında: Ortadoğu yöresinin en güzel şehirlerinden birisi olarak hatırlanır.

Lübnan devletinin: serbest ekonomisi, döviz sistemi, altına dayalı istikrarlı para birimi, banka hesaplarının gizliliğini sağlayan yasaları, banka faizlerinin yüksekliği ve bankacılık sistemi: yöredeki tüm Arap zenginleri buraya çekmiştir.

Ayrıca: şehrin deniz ve hava yolu ile tüm dünyaya açılması ve rahatlıkla ve kısa sürede ulaşılabilir olması: tüm bu özel ve olumlu etkilerini pekiştirmiştir.

Ancak: 1970’lerde başlayan iç karışıklıklar ve Arap-İsrail savaşının ardından, Filistin Kurtuluş Örgütünün karargahını buraya taşıması: Lübnan devleti otoritesinin zayıflamasına ve düzenin olumsuz etkilenmesine neden olmuştur. Bunun sonucunda: Beyrut şehri, tüm özelliklerini yitirmiş ve çekiciliğini kaybetmiştir. Toplumsal ve siyasi olumsuzlukların artması, kargaşa doğurmuş ve Nisan 1975 tarihinde iç savaş çıkmıştır.

İç savaş: özellikle Beyrut şehrinin çok ağır maddi hasarına ve can kayıplarına neden olmuştur. 1991 yılında iç savaş bittiğinde: Beyrut şehri, tam bir harabeye dönüşmüş ve 150 binden fazla Lübnanlı canını kaybetmiştir. Ateşkes yapıldıktan sonra: Refik Hariri diye, zengin bir işadamı ortaya çıkıyor ve 1992 yılında, Lübnan ülkesinde devlet başkanlığı koltuğuna oturuyor. Hariri: öyle imar çalışmaları yaptırıyor ki, şehir yeniden ayağa kalkıyor.

Gerek dünyanın en zengin adamlarından biri olması ve gerekse dini yapısı ve ilişkileri nedeniyle, birçok yabancı yatırımı, ülkeye çekmeyi başarıyor. Ancak: devlet başkanlığını bıraktıktan kısa bir süre sonra, yine favori olduğu 2005 seçimleri öncesinde, 1 ton TNT patlatılarak öldürülüyor.

Evet,

Lübnan tarihinin en önemli dönüm veya kırılma noktasıdır, bu suikast. Suikastin ardından, iç savaştan beri devam etmekte olan Suriye işgali sona eriyor. Halk: tüm dini, sosyal ve kültürel farklılıkları unutup, tek bayrak altında birleşiyorlar ve Hariri suikasti nedeniyle suçladıkları Suriye’ye karşı sivil bir zafer kazanılıyor ve Suriye işgali bitiyor, Suriye ordusu Lübnan’ı terk ediyor. Hatta: bu halk hareketine, Lübnan bayrağında bulunan “Sedir ağacı” nedeniyle “Sedir devrimi” deniliyor.

Bunun ardından, 12 Temmuz 2006 tarihinde başlayan İsrail-Lübnan krizinde de, İsrail uçakları tarafından bombalanan şehir, yine büyük hasara uğramıştır.

İç savaştan önce: Beyrut şehrinde yaşayan Müslüman ve Hıristiyanların nüfusu eşit iken, günümüzde Müslümanlar çoğunluktadır ve halkın büyük bölümü Araplardan oluşmaktadır. Bunların yanında: Filistinli mülteciler, Suriyeliler ve başkaca Arap kökenli göçmenler de, şehrin nüfusunu oluşturmaktadırlar. En büyük ve etkin azınlık ise Hıristiyan Ermenilerdir. Ancak, iç savaş sonrasında, bunların sayısı da hızla azalmıştır.

Evet iç savaş bitmiş olsa da, kasveti hiç eksilmemiş Beyrut şehrinde, günümüzde: şehrin doğusunda Müslümanlar, batısında ise Hıristiyanlar yaşamaktadırlar. Sünni Müslümanlar şehrin kuzeybatısına yerleşmiştir ve burası konaklama için, fiyatlardaki uygunluk açısından tercih edilen bir bölgedir. Şiiler, şehrin güney tarafındadır ve şehrin en varoş bölgeleri buradadır.

Doğuda ve şehrin kalan kısımlarında Hıristiyan yerleşimleri mevcuttur. Gençlerin daha çok takıldığı güzel kafeteryalar ve barlar burada bulunmaktadır.

 

ULAŞIM-HAVAALANI

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var “Lübnan’a giriş için vize” istenilmiyor. Ancak: pasaportunda “İsrail” e giriş-çıkış damgası bulunanlar, ülkeye sokulmuyorlar. Ayrıca: yine bu ülkede iken İsrail bölgesine girer ve pasaportunuza İsrail gümrük damgası vurdurursanız, bu ülkeden, uçağa binerek ayrılma şansınız yok.

İstanbul-Beyrut arasındaki uçak yolculuğu, muhtemelen 1.5 saat sürüyor. Beyrut’ta “Refik Hariri Uluslar arası havaalanı” (BEY) na iniliyor. Alan, şehir merkezinin 9 km. güneyindedir.

Bu arada, uçakta size verilecek ülkeye giriş formlarını yine uçakta doldurun ve inişte bunları pasaport kontrolünde vermeniz gerekiyor. Daha sonra bavulunuzu alıyorsunuz, duty free ve sonra havaalanından çıkıyorsunuz.
Havaalanı ile şehir merkezi arasında resmi otobüs servisi bulunmamaktadır, aramayın.

Havaalanından şehir merkezine ulaşım için bineceğiniz taksiler muhtemelen 10-15 dolar arasında ücret talep edeceklerdir. Bu taksiler ile havaalanı şehir merkezi arasındaki yolculuk yaklaşık 15-20 dakika sürer.

Ancak, söylediğim gibi, taksiciler tutturabildiğine ücret isteyeceklerdir ve hatta 35-40 dolar isteyen bile olacaktır, ama bence siz, şehir merkezine gitmek için taksiye en fazla 15 dolar ödeyebilirsiniz. Bu arada: Beyrut duty free mağazalarının çok ucuz olduğunu söylemem gerekir.

Aslında: ben birçok ülke gezerken, İstanbul duty free mağazalarının birçok ülkedekinden daha ucuz olduğunu görmüştüm, ama Beyrut daha ucuz, ülkeye girerken buradan birçok şey satın alabilirsiniz ki, özellikle içki satın almak isteyenler ülkeye girerken almalıdırlar ki, dönüş için bavullarına yerleştirsinler, malum uçak içine yolcu yanına belli bir miktar dışında içki almak mümkün olmuyor. Sigara derseniz, toplu aldığınızda paketi 1 dolara kadar olabiliyor. Özellikle: parfüm, sigara, içki, kozmetik konusunda dünyanın belki de en ucuz duty free mağazaları burada bulunuyor.

 

KONAKLAMA

Beyrut şehrinde: konaklamak için iki seçenek var ki bunlar oteller ve hostellerdir.

Hosteller ucuz da olsalar genellikle yer bulunmuyor ve gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırmanız gerekir. Otellere gelince, şehirdeki 3 yıldız verilen oteller, bizim ülkemizdeki pansiyon ayarındadır. En ucuz kalabileceğiniz yerin geceliği 50 dolardır.
Bu tür pansiyonvari yerlerde ve hostellerde: sıcak su vardır ve tuvaletler nispeten temizdir.

 

PARA

1 Amerikan doları= 1500 Lübnan lirası ediyor. Bu kur, şehrin her yerinde sabittir. Dolar her yerde geçiyor, ama yanınızda bir miktar Lübnan lirası bulundurmanızda yarar var.

 

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM

Beyrut şehrinde, metro ve tramvay bulunmuyor. Otobüs derseniz: resmen iki toplu taşıma şirketi (OCTF ve LCC) bulunduğu yazılıp çizilmesine rağmen, bu otobüslere binilmesini önermiyorum.

Beyrut’ta şehir içi ulaşımı için kullanabileceğiniz başlıca alternatif taksilerdir. Ancak: taksilerde taksimetre yok. Bu yüzden taksiciler kafalarına göre fiyat verirler, taksiye binmeden önce şoförle gideceğiniz yer ve ücret konusunda mutlaka anlaşmanızı öneririm. Taksi genellikle her yere 10 dolar ücret istiyor ancak pazarlık yapmak gerek. Öte yandan: 3 veya 4 kişi iseniz: 10’ar dolar vererek şehrin birçok yerini aynı taksi ile gezebilirsiniz.

Hatta: iki-üç günden fazla kalacaksanız, taksicilerin şerrinden kurtulmak için mutlaka araba kiralamanız en uygun seçenek olacaktır. Ancak araba kiralarken de dikkat etmek gerekir, çünkü kilometreyi fazla gösterip, kira bedelini yüksek rakamlara bir anda ulaştırıyorlar.
Şehirde: toplu ulaşım diye bir şey yoktur ve herkes kendi arabasını kullanmaktadır. Bunun sonucunda, trafik çekilmez hale geliyor. Ancak, şehir çok büyük olmadığı için, şehri yürüyerek de rahatlıkla gezebilirsiniz.

Öte yandan, şehirdeki turizm potansiyeline olumsuz darbe vurulmaması için, polis ve askerlerin 24 saat güvenlik kontrollerini yapmaları, ziyaretçilerin sabahlara kadar şehrin sokaklarında rahat rahat gezmelerini sağlıyor. Ancak, yine de, yanınızda pasaport bulundurmanızda yarar var, çünkü polis ve askerler bazı yerlerde kimlik kontrolü yapabiliyorlar.
Şehir içi ulaşımı hakkında son bir not, aslında şehir içi ulaşımda bazı minibüsler de kullanılıyor, ama bunlara binmeyin çünkü bunlara genellikle ülkedeki Filistinliler biniyor, yani hoş bir ortam olmuyor.

Araba Kiralama

Beyrut şehrinde, birçok uluslar arası araç kiralama şirketlerinin ofisleri bulunmaktadır. Bu şehirde bir araba kiralamak isterseniz, en az 2 yıllık olan bir uluslar arası sürücü belgeniz olması gerekiyor.

Ancak: yukarı da da söz ettiğim gibi, benzin üzerinden kiralama yapıyorlar ve araç tesliminde birçok sıkıntı yaratıyorlar ki, başınız derde girmesin diye, her dediklerini kabul etmek durumunda kalıyorsunuz. Öte yandan: yollar kötü, bazı yerlerde yol gösteren tabelalar yetersiz, yerel hızlı sürücülerin yarattıkları tehlikeleri de unutmamak gerekir. Bu yüzden: 3 veya 4 kişi iseniz, bence araba kiralamaktan öte, mevcut bir taksi ile anlaşarak, şehirde gayet güzel gezi yapabilirsiniz.

 

İKLİM

Beyrut şehrinde tipik Akdeniz iklimi görülür. Beyrut şehrini ziyaret etmek için en güzel zaman “Kasım” ayıdır. Türkiye’de havalar soğumaya başlayınca, yazın en güzel zamanları, Kasım ayında Beyrut şehrinde yaşanır. Bunun dışında kışın serin aylarında veya yazın boğucu sıcak aylarında buraya gitmenizi önermem. Bahar’da yağmur yağar.

 

GÜVENLİK

Hani, yukarıda söz ettim ya, iç savaş bitmesine rağmen, şehrin kasveti gitmemiş diye, gerçekten Beyrut şehrine giderken, televizyondaki haberlerden duyduğum “Türk mühendis, şöför vs. kaçırıldı” haberlerinin etkisinde kalmamak mümkün değildir. Şehirde: güvenliği polis değil, asker sağlıyor. Her köşe başında, bir tank görünce şaşırmamalısınız.

Özellikle: şehir dışındaki gezilecek tarihi ve arkeolojik yerlere giderken: yanınızda mutlaka yörenin insanı bulunmasına özen göstermenizi, güvenliğiniz açısından önemle belirtiyorum. Çünkü: Hizbullah, ülkede çok etkindir ve yeri geldiğinde hükümete dahi kafa tutabilmektedirler. Bunun nedeni ise: ülkede bulunan Filistin Mültecileridir. Lübnan ülkesinde bulunan 16 Filistin mülteci kampında, yaklaşık 400 binden fazla mülteci yaşadığı biliniyor.

Ancak, bu tahmini bir rakam, ne kadar mülteci yaşadığı asla kesin olarak bilinmiyor. Vatanından sürülmüş ve kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bu kadar insan, Hizbullah için büyük bir destek olarak varlığını sürdürmektedir. Lübnan ordusu yetersiz kaldığından, ülkenin güney sınırları tamamen Hizbullah tarafından korunmaktadır.

Polis dedim ya, polis gece çevirme yaptığında mutlaka turist olduğunuzu belli edin. Hatta: polise İngilizce herhangi bir yer sorduğunuzda, gayet iyi niyetli olarak size yardımcı oluyor ve gitmek istediğiniz yeri tarif ediyorlar.

 

ALIŞVERİŞ

Şehirdeki alışveriş merkezleri: Pazar günü kapalıdır. Bunun dışında açık bulunduğu saatler: 09.30-18.30 dur. Ancak, cumartesi günleri saat 14.30 da kapanır.
Şehirde fiyatlar konusunda pek istikrar bulunduğu söylenemez. Kimi yerde bir paket sigara 7 dolar iken kimi yerde aynı paket sigaranın 15 dolardan satıldığı görülür.

Beyrut şehrinde beklediğinizden fazla alışveriş merkezi bulabilirsiniz. “ABC” hem en lüks markaların satıldığı bir yer ve hem de cüzdanınıza uygun seçenekler sunan mağazaların bulunduğu Beyrut şehrinin en popüler alışveriş merkezidir. ABC Alışveriş merkezi: Ashrafiye bölgesindedir.

“Beırut Souk” ise: Amerikan Outlet mağazalarını andıran, açık hava alışveriş merkezidir. Mağaza seçenekleri, ABC ye göre daha kısıtlıdır ve Downtown bölgesindedir. Bunların dışında “Galxy” ve “Beırut Mall” şehrin diğer popüler alışveriş merkezleri arasındadır.

Lübnan Beyrut

NE YENİR-NE İÇİLİR

Beyrut şehrinde, bir kafede bir bira ve biraz çerez almak isterseniz, muhtemelen 50 dolar hesap ödemeniz gerekebilir, bu yüzden girdiğiniz ortamlarda mutlaka menü incelemenizi öneririm.
Çünkü: yemek, bölge ülkelerine nazaran oldukça pahalıdır. Yöresel lezzetler derseniz: damak tadı bizimkine son derece yakındır, hemen her şeyi “zeytinyağı” ile pişiriyorlar ve mükemmel mezelerle masaları donatıyorlar.

Gelelim mekan önerilerine: lokanta olarak Hamra bölgesindeki “El leziz” ve Nemce bölgesindeki “El Beled” önerilebilir. Bunun dışında, pek çok yerde “felafel” denilen bir tür yiyecek satılıyor. Bir de Hamra bölgesinde “Hot dog and beyond” var. Tüm bunların yanında, şehrin en önemli yemek mekanı “le chef” denilen yerdir. Burada: şef denilen adam dükkan ve müşterileriyle çok ilgilidir. Salaşlığın hakim olduğu bir yer, ama yemekleri bize uzak değil.
Bunların yanında: Beyrut şehrinde, tüm sahili gören manzarası bulunan “Hard rock Cafe” ye mutlaka uğrayın ve patates kızartması yanında, yerel bira olan “almaza” denemeyi ihmal etmeyin.

Ancak, hafta içinde burası bomboş. Özellikle Cuma ve cumartesi günü gidin.
Evet, Beyrut şehrinde yerel lezzetleri tatmak isterseniz: Humus, babagannuş, kısır ve tabule denemelisiniz. Bu mezeler, dünyaca ünlü Lübnan mutfağının temelini oluşturmaktadırlar. Öte yandan, şehirde, kebap kültürü de oldukça gelişmiştir. Ama, Lübnan ülkesine gelip te “Falafel” yemeden sakın ayrılmayın. Falafel yemek için özellikle Rue Bliss caddesi üzerindeki büfeleri deneyebilirsiniz.

Beyrut şehrinde yöresel bir şeyler içmek isterseniz, bu kez Lübnan’ın en meşhur birası “Almaza” önerilir. İçimi kolay ve lezzetli olan bu bira ile birlikte “Arak” denilen ve daha sert bir içki türü olan içecek tüketiliyor. Arak: yani Lübnan rakısı: alkol oranı 55 ve şekerli bir tadı var.
İçmek dedim de, Beyrut şehrinde yemekle birlikte “nargile” içme adeti var. Nargileye “sisha” diyorlar. Özellikle kafelerde, kızlı-erkekli guruplar, çoğu yemekle birlikte “sisha” içiyorlar. Yani, yemek sonrasında değil yemekle birlikte içiliyor.

 

GECE HAYATI

Beyrut şehrinde gece hayatı gündüzden pek farklı değildir, yani oldukça hareketli gece hayatı bulunmaktadır. Çünkü: tarihin her döneminde, Beyrut şehrinde, bir köşede bomba patlaması sesi duyulurken, eğlence-dans da yine olmasa olmazlardanmış. İç savaş olduğu günlerde bile, Beyrutluların söylediklerine göre, gece kulüplerindeki eğlence yine devam ediyormuş.

Günümüzde ise: özellikle “Gemmayze” ve “Rue Gouraud” ve “Rue Monot” bölgelerinde, gece hayatı büyük bir tempo ile sürdürülmektedir. Ancak: Beyrut gece hayatının en güzel mekanının “Music Hall” olduğunu söylemeden geçmemek gerekir. Fiyatlar nispeten pahalı olsa da, buraya uğramadan, Beyrut gece hayatını yaşamak imkansızdır.

Gemmayze bölgesine giderseniz: “Dragon Fly” denemelisiniz. Burası, küçücük bir bar ancak, tüm taksiciler ve Gemayze üzerinde kime sorarsanız, burayı biliyorlar ve tarif ediyorlar. Buraya yolunuz düşerse içki olarak “dudu” deneyebilirsiniz.

Lübnan Beyrut
Lübnan Beyrut

GEZİLECEK YERLER

Savaş zamanında, şehir doğu-batı olarak ikiye ayrılmış olmasına rağmen, günümüzde bütün ayırımlar ortadan kalkmış durumdadır.

DOWNTOWN

Bu bölge: iç savaş sırasında tamamen tahrip olmuş, ancak Hariri döneminde, tüm binalar ,aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir.
Bölgede: hükümet binaları, lüks iş ve alışveriş merkezleri, oteller bulunur. Şehrin merkezi olarak kabul edilen “d’Etoille Palace” özellikle akşam saatlerinde hareketlenir.

Downtown’da mağazalara girmeli, saat kulesi meydanında, Pazar günü oynamaya gelen çocukları izlemelisiniz. Evet, burası lüks restoranlar, kafeteryalar ve mağazalarla doludur. Ayrıca, güzel kadınlar, spor arabalar ile oldukça gösterişli bir yer havasındadır. Yani, burası tam bir Avrupa kenti görünümündedir.

Lübnan Beyrut
Lübnan Beyrut

Al-Omari Camisi

Downtown Rue Weygand bölgesindedir.
Burası: 1153 yılında, haçlı seferlerinde, şövalyeler tarafından St. John yani Vaftizci Yahya adına yaptırılmış bir kilisedir. Ancak: 1291 yılında Memlüklüler, burayı ele geçirince, kilise camiye dönüştürülmüştür.

Önceleri: “Al-Tabwa” camisi olarak bilinen yapının ismi, İkinci Halife Ömer İbn Al-Hattab’ın anısına değiştirilmiştir.

Camiyi ziyaret etmek isterseniz, bayanların yalnızca başını örtmesi yetmiyor, cami görevlisi girişte, ilaveten siyah renkli bir başörtüsü veriyor. Caminin içi çok temiz. Altın bir çelik kafes var, bu Sultan Abdülhamit’in şehre hediyesidir. Caminin içindeki kumtaşı duvarları: muhteşem Memluk ve Osmanlı yazıtları ile dekore edilmiştir. Caminin çevresinde Vaftizci Yahya için yaptırılmış bir türbe bulunmaktadır.

Lübnan Beyrut
Lübnan Beyrut

Mohammed al-Amin Camisi-Mavi kubbeli cami

Burada: Refik Hariri’nin anıt mezarı bulunmaktadır.
Evet, cami, Beyrut şehrinde “Şehitler Meydanı” bölgesindedir. 2002-2007 yılları arasında inşa edilmiştir. Yapı: çok ihtişamlı ve büyüleyici bir güzelliği sahiptir. 4 tane, ikişer şerefeli minaresi bulunmaktadır. Özellikle: mavi kubbesi, çok uzaklardan bile dikkati çekmektedir.

Sanırım bu mavi kubbe nedeniyle, bu camiyi, Sultanahmet Camisine benzetiyorlar ki, bence böyle bir benzetme tamamen anlamsızdır. Yani kubbesi maviye boyandı diye Sultanahmet Camisine benzetilmesi gerçekten saçmadır.

Yine de, caminin içinde, kubbenin süslemelerinin muhteşem olduğunu söylemek gerekir. Ayrıca: yine caminin içinde büyük kristal bir avize görülüyor.

Lübnan Beyrut
Lübnan Beyrut

 

Place des Martyrs

Downtown Rue Bshara El Khoury bölgesindedir.
Burası Şehitler Meydanı olarak da bilinmektedir. Mohammed al-Amin camisinin hemen yanındadır. Meydan: iç savaş sırasında en şiddetli çatışmaların sürdürüldüğü bir yer olarak önem kazanmaktadır.

Meydanda bulunan bronz şehitler anıtı ise: I. Dünya savaşı sırasında, Osmanlılara karşı yapılan mücadeleleri nedeniyle, Lübnan milliyetçilerinin anısına yapılmıştır. (söylediklerine göre, Osmanlılar tarafından asılan Lübnan milliyetçileri için yapılmıştır)

Anıt: 1960 yılında açılmış ve İtalyan heykeltıraş tarafından yapılmıştır.

Anıt üzerinde: iç savaştan kalma mermi ve patlama izleri görülmektedir. Bu izler, daha önce de sözünü ettiğim gibi, tamir ettirilmiyor, çünkü iç savaşın anlamsızlığının gözler önünde durması amaçlanıyor.

Meydanın bir diğer özelliği de; şehirde yapılan tüm protesto gösterilerinin burada yapılıyor olmasıdır. En son olarak: 2005 yılında, Suriye karşıtı “sedir eylemi” burada yapılmıştır.

Bu yüzden, burayı ziyaret etmek isterseniz, her hangi bir siyasi eylem veya toplantı, gösteri bulunmadığına dikkat etmeniz gerekir.

 

Place Etoile

Buraya “Yıldız Meydanı” deniliyor. Burada, meydanda dolaşan özel güvenlik elemanlarının fotoğraflarını çekmeyin. Zaten: Beyrut şehrinde fotoğraf çekerken, kesinlikle dikkat etmenizde yarar var. Saat kulesinin hemen karşısında, Ortodoks St. George Katedrali görülüyor. Ama buranın en özel yapısı, Lübnan Parlamentosudur.

Saat kulesi: Fransız işgali döneminde, Belediye Başkanı tarafından şehre sunulmuş olup, saatler “Rolex” markadır ve bu yüzden saat kulesi “Rolex saat” olarak bilinir. Saat kulesinin çevresi: Osmanlı mimari izleri taşıyan taş ve mermer yapılarla doludur. Tüm meydan ise, parke taşlarla döşelidir. Meydanın güvercinleri de dikkatinizi çekecektir.
Meydanın çevresindeki daha küçük sokaklarda, trafik korkusu olmadan yürüyerek gezebilirsiniz.

 

St.George Katedrali

Downtown Rue Emir Bechir bölgesinde, Place d’Etoille’den biraz ileridedir.
Burası da, haçlılar döneminde 1772 yılında inşa edilmiştir. Ancak, burada daha önce, yani 6’ncı yüzyılda, Bizans imparatoru Theodosius II tarafından verilen bir kararname ile yapılan bir kilise bulunuyormuş. Evet, burası Beyrut şehrinin en eski kilisesidir.

Ancak, Lübnan iç savaşı sırasında yapı ağır hasar görmüş ve talan edilmiştir. Yağmalaman sanat eserlerinin bazıları, daha sonra ele geçirilmiştir. Daha sonra, katedral restore edilmiş ve yeniden açılmıştır. Katedralin içi çok güzel, zamanınız varsa gezmenizi öneririm.

Lübnan Beyrut

Holiday İnn Oteli

Şehir merkezindeki bu bina da: delik deşik olmuş olarak görülür. Otel: savaş boyunca keskin nişancıların uğrak yeri olmuş ve bu yüzden defalarca roketlenmiştir.

1975 yılındaki iç savaşın, ilk cephelerinden biri burada açılmış ve oteller savaşı adı altında çatışmalar sürmüştür.
Şehirde, “Holiday İnn” oteli, daha sonraki yıllarda “Dunes” olarak yeniden açılmıştır.

Lübnan Beyrut

SOLİDERE SEMTİ

Burası, Beyrut şehrinin merkez semtidir. Burada bulunan ve görebileceğiniz yerler şunlardır.

Lübnan Beyrut
Lübnan Beyrut

Büyük Serail (Grand Serail)

Majidiye bölgesindedir.

Lübnan Başbakanı tarafından kullanılan “Hükümet Sarayı”, bir tepenin üzerinde, Lübnan Parlamentosunun birkaç blok ötesindedir.

Burası, 1853 yılında inşa edilmiş ve Osmanlı ordusu için kışla olarak yapılmıştır. Fransız sömürge döneminde ise, bu yapı, Fransız yönetim binası olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise, devlet sarayı olarak kullanılıyor.

Yapının mimari özelliklerinden biraz söz etmek istiyorum. Yapının mimari tasarımında: İstanbul-Selimiye kışlası örnek alınmıştır. Uzun cephesi 80 metredir. Doğu cephesinde üç sıra halinde 16 sıra pencere bulunur. 1861 yılında, yapı, Askeri hastaneye dönüştürüldüğünde, binanın anıtsallığı sürdürülmüştür.

Özellikle iç savaş sırasında, Serail, sık sık saldırılara hedef olmuştur. Savaş sonundaki 900 işgünü süren restorasyon ise, 1998 yılında tamamlanmıştır.

Günümüzde: Serail: modern iç ve ileri teknoloji olanaklarıyla donatılmıştır. Orijinal Osmanlı yapısının sadık bir uyarlaması olarak, daha işlevsel bir bina ortaya çıkmıştır. Dış duvarlar tamamen restore edilmiştir.

Üstteki 2 katta: Başbakanlık konutu, ofisi ve personel için ofisler, kabine odası ve bakanların ofisleri bulunur. Zemin katta ise, bir ziyafet salonu, iki resepsiyon alanı, basın odaları ve bir avlu bulunur. Yeraltında ise: otopark, ofisler ve odalar bulunur. Büyük Serail binasında: 430 oda bulunmaktadır.

Gezmek derseniz, bu büyük olasılıkla mümkün olmayacaktır, çünkü: siyasi huzursuzluklar ve Suriye’deki durum nedeniyle, çevredeki yolların birçoğu, şu anda dikenli tellerle kapatılmıştır. Yani, yaklaşmak mümkün olmuyor.

Evet: hükümet sarayının hemen yanında: Osmanlı Abdülhamit saat kulesi ve kalkınma ve imar yüksek kurulunun iki binası bulunmaktadır.

Lübnan Beyrut

Hamidiyyeh Saat Kulesi

Saat kulesi, 1897 yılında, Sultan Abdülhamit’in taç giyme töreni yıldönümü anısına, Müslümanlara namaz vakitlerini göstermesi için yaptırılmıştır.

Dönemin Beyrut Valisi Rashid Bey’in isteği üzerine, Sultan, saatin yaptırılması emrini vermiştir. Saat kulesinin yapımı için ilk taş: 9 Ocak 1897 tarihinde yani Sultan’ın doğum gününde yerleştirilmiştir.

Kule: 25 metre yüksekliktedir. Tamamlandığında Beyrut şehrinin en yüksek yapısı olarak dikkat çekmiştir. Kumtaşı ve kireçtaşı kullanılarak yapılmıştır. Saat kulesinin üçüncü katında, 300 kg. ağırlığında bir çan asılıdır.

 

ASHRAFİEH VE GEMMAYZE BÖLGESİ

Ashrafieh bölgesi

Burası, Downtown bölgesinin doğusundadır ve Beyrut şehrinin en eski ve cazibeli mahallelerinden birisidir. Burada: çok sayıda restoran, kafe ve gece kulüpleri bulunur. Bu nedenle, turizm içinde önemli bir merkezdir. Ticari mekanlara ek olarak, yine bu mahallede yenilenmiş evler, apartmanlar bulunur ki, şehirde alışveriş ve gezmek için uygun bir yer olarak tercih edilir.

Escalier de Saint Nicolas

Burası: Achrafieh Rue Surscok ve Rue Gouraund arasında bulunan merdivenlerdir, ancak Orta doğunun en uzun merdivenleri olarak bilinirler. Her yıl, yılda iki kez burada açık hava sergisi düzenleniyor ve gerek yerel gerekse uluslar arası el sanatları ürünleri kurulan tezgahlarda satılıyor.

ABC Alışveriş Merkezi

Şehrin en popüler ve büyük alışveriş merkezi, buradadır. Bu alışveriş merkezinde 200 mağaza, 20 restoran, 7 sinema salonu bulunmaktadır. Gün içinde, saat: 10.00-22.00 arasında açıktır.

Monot Caddesi

Burada birçok pub bulunmaktadır. Hatta, burası Beyrut şehrinin barlar sokağı gibi bilinir. Şehir merkezinden çok kısa bir yürüyüş ile buraya ulaşmak mümkündür. Şehrin diğer bölgelerinde yaz aylarında açık hava kulüpleri açıldığından, buranın popülütesi azalmaktadır. Çünkü, buradaki kulüpler, kapalı mekanlardır. Bu bölgede, çoğu yerel ve uluslar arası ölçekte tanınmış DJ’lerin müzik yaptıkları kulüpler bulunmaktadır.

Lübnan Beyrut

Gemmayze Bölgesi

Burası, Beyrut şehrinin Fransız döneminin özelliklerini yansıtan köşesidir. Burada: dar sokaklar, güzel tarih kokan binalar bulunur ki, eski bir semttir. Ancak, yine de burada birçok barlar, kafeler, restoranlar ve salonlar bulunur.

Yani her zaman sokakta iyi bir restoran bulmak mümkündür. Burası, daha elektronik ve bohem havasının hakim olduğu bir bölgedir. Burada, görülecek yerler daha fazladır.

Saifi Mahallesi

Bu mahalle: Fransız evlerinin restore edilmesiyle oluşturulmuş olup, alışveriş meraklıları, burada orijinal şeyler bulup satın alabilirler.

Rue Gouraud

Günümüzde, Beyrut gece hayatının merkezi burasıdır. Bu bölgede, dar sokaklarda araba çalışmıyor, daha doğrusu giremiyor. Fransız döneminin izlerini taşıyan bir bölgedir. Zaten Fransız general Henri Gouraud’un ismine atfen caddenin ismi verilmiştir. Burada, çok sayıda üst düzey restoran ve turizm tesisleri bulunmaktadır.

Achrafiye

Burada, muhteşem güzel evler bulunmaktadır. Burada, ara sokaklarda dolaşabilirsiniz.

Lübnan Beyrut

Hotel Albergo

Burası: şehrin en otantik otelidir. Buranın çatı katında, kahve içerek küçük bir mola verebilirsiniz. Bu mola sırasında, özellikle gün batımında, şehirdeki yapıların çatılarını izleyebilirsiniz.

Rue de Damas

Burası, ilk bakışta önemsiz bir cadde olarak görülse de, aslında iç savaş sırasında “yeşil hat” oluşturmasıyla bilinir. Burada: iç savaş sırasında, Hıristiyanlar ve Müslümanlar, esir değişimi yaparlar ve tüm pazarlıklar bu cadde üzerinde yaşanırmış. Cadde boyunca: birçok kurşunlanmış ve roketlenmiş binayı, sık sık görebileceksiniz.

Lübnan Beyrut
Lübnan Beyrut

Beyrut Ulusal Müzesi

Beyrut şehri ziyaretinizde, mutlaka görmenizi önereceğim bir yerdir. Müze, pazartesi günleri hariç her gün açık olup, saat: 09.00-17.00 arasında ziyaret edilmektedir. Rue de Damas bölgesindedir.

Müzede sergilenen koleksiyon, II.Dünya savaşından sonra toplanmaya başlamış ve müze 1942 yılında ziyarete açılmıştır.

Müzede, kronolojik olarak sergilenen eserler arasında: Lübnan tarihi ve Lübnan ülkesinin Akdeniz’deki önemi vurgulanıyor.

Müzede: iç savaş sonrası yeniden kurulma belgeseli, her saat başı, ziyaretçilere gösteriliyor. İç savaşın mantıksızlığını anlatan bu belgesel, mutlaka izlenmelidir. Çünkü: 1975 yılındaki iç savaş sırasında, Beyrut Ulusal Müzesi de, özellikle Mısır bölümü ve koleksiyonu, büyük zarar görmüş ve yapılan restorasyonun ardından, 1999 yılında yeniden açılmıştır.

 

HAMRA BÖLGESİ

Burası: nispeten daha az turistik bir bölge olarak biliniyor. Burada bulunan “Beyrut Amerikan Üniversitesi” kampüsü; şehrin temposundan kaçıp kafa dinlemek isteyenler için idealdir. Burada yürüyüp kahve içmelisiniz.

Hamra bölgesini keşfetmek isterseniz: özellikle Rue Hamra ve Rue Bliss arasında bulunan sokakları gezmelisiniz.

Şehrin gerçek yüzünü burada görebilirsiniz. Burada her şey elinizin altında ve fiyatlar oldukça makuldür. Ancak, burada göreceğiniz birçok markanın ürünleri: genellikle sahtedir yani bunu bilerek alışveriş yapın.

 

Hamra Caddesi

Hamra caddesi sahil boyunca uzanır, ancak Hamra caddesini bir sokak geçtiğinizde, bu kez, sokak ortasında yaşayan evsizlerle karşılaşırsınız.

Lübnan Beyrut

Corniche

Burası: Akdeniz’in muhteşem manzarası eşliğinde, sahil yürüyüşü yapabileceğiniz bir yerdir. Burayı ziyaret ederseniz, yerel halkı tanıma fırsatı bulabilirsiniz. Birçok yerdeki sokak satıcıları: kahve, baklava gibi yiyecek ve içecekler satıyorlar.

Lübnan Beyrut

Roma Hamamı

Rue Riad El Solh bölgesindedir.

Bir zamanlar Finike, Roma eyaletinin bir parçasıymış. Bu yüzden, Beyrut şehri, son derece iyi korunmuş Roma eserleriyle doludur. Bunlar arasında, 1968 yılında ortaya çıkarılan ve iç savaştan sonra temizlenerek 1997 yılında ziyarete açılan bir Roma hamamı da bulunmaktadır.

Bank Street arkasında bulunan Roma hamamı: günümüze kadar sağlam olarak gelebilmiştir. Burada, çok sayıda boş havuz görülür. Güçlü kireçtaşı sütunlar ve ağır alınlıkların bazıları, yakın geçmişte onarılmıştır.

Lübnan Beyrut

Beyrut Amerikan Üniversitesi-AUB

Hamra Rue Bliss bölgesindedir.

Orta doğunun en saygın üniversitelerinden birisidir ve ormanlık bir alan içinde bulunur. Kampus: Rue Bliss Corniche’dedir ve güzel korunur. Ziyaretçilerin, Rue Bliss bölgesine bakan ana kapıdan kampüs içine girmelerine izin verilir.

 

Beyrut Amerikan Üniversitesi Müzesi

Şehirdeki iki arkeoloji müzesinden biridir. Bu müze, aynı zamanda Ortadoğu bölgesinin en eski müzesidir. Müzede: taş devrinden, İslam dönemine kadar birçok obje sergilenmektedir. Özellikle: Arap sikkeleri, çanak-çömlekler, Lübnan ve Doğu eserleri, kil tabletler ve birçok özel koleksiyon eserlerini görmek mümkündür.

Kilikya Müzesi

Rue Sawma Jaber ve Rue Akhawain Rahbani bölgsinde bulunan bu müze: Ermeniler tarafından oluşturulmuş ve sözde 1915 soykırımı ile ilgili belgelerin bulunduğu bir müzedir. Gitmeye gerek yok, bu tür politik ve siyasi içerikli yerlere müze bile denilemez.

Rene Moawad Garden

Rue Spears bölgesinde bulunan bu bahçe: Beyrut şehrinin en eski parkıdır ve 1907 yılında kapılarını ziyaretçilere açmıştır. Günümüzde ise, şehir hayatının popüler bir parçasıdır.

Burada, oyun alanları, üç tekerlekli bisiklet kullanılan yollar ve yürüyüş yolları bulunur. Yaz aylarında, özellikle hafta sonlarında aşırı kalabalık olur.

Bunun dışında, huzur ve sessizlik düşünürseniz ve piknik yapmak isterseniz, Beyrutlular gibi, siz de burayı ziyaret edebilirsiniz. Parkın ismi, yerel halk dilinde ”Sanayeh Garden” olarak biliniyor.

Lübnan Beyrut

Pigeon-Pigeon Rocks-Güvercin Kayalıkları

Hamra bölgesini gezdikten sonraki durak “Güvercin Kayaları” olmalıdır. Raouche Corniche bölgesindedir. Güvercin kayaları: Beyrutluların Corniche dedikleri sahil yolundan izlenebiliyor. Yol kenarındaki kafeye oturup, uzaktan şehrin sembolü olmuş bu kayaları izlemek mümkündür.

Burası, şehrin en önemli turistik sembolüdür. Bunlar: denizin ortasında bulunan iki büyük kayadır. Küçük teknelerle, bu kayaların bulunduğu yere turlar düzenleniyor. Kayalardan birinin altından kayıkla veya botlarla geçilebiliyor.

Raouche Semti

Beyrut şehrinin batı sınırında Akdeniz boyunca uzanan bu bölge, şehrin en popüler ve en cazip yerleşim alanıdır ve Güvercin kayaları, sahil açıklarında bulunur.

 

Corniche

Burası bir gezinti yeridir.
Beyrut şehrinde güneş battıktan sonraki en hareketli yerlerden birisidir. Bu kordon boyunda, birçok kafeler bulunmakta olup, bu kafelere oturup, Beyrutluların yaşam tarzlarını izleyebilirsiniz.

 

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

 

Lübnan Beyrut
Lübnan Beyrut
Lübnan Beyrut

Jeita Grotto

Burası, Beyrut şehir merkezinin biraz dışındadır ancak dünyanın en önemli birkaç doğa harikasından biridir. Evet, bu mağaralar, Beyrut şehir merkezinin 20 km. kuzeyindedir.

Mağaralar ilk olarak, 1863 yılında, Amerikalı bir misyoner tarafından bulunmuştur.

Rahip Williams Thomson: mağara içinde yaklaşık 50 metre ilerlemiştir.

Avlarınken yer altı nehrine düşen silahını bulmaya çalışırken mağarayı keşfetmiştir.

1873 yılında ise: bir kısım araştırmacı, bu mağaraları araştırmışlar ve 1060 metre ilerlemişlerdir.

Ancak: 1958 yılında turizme açılmıştır. Üst galeri ise, 1969 yılında ziyarete açılmıştır. İç savaşın ardından, Temmuz 1995 tarihinde yeniden ziyarete açılan mağaralarda, fantastik kaya oluşumları, yılda 280.000 ziyaretçiyi buraya çekmektedir. Mağara ve diğer tesislerde ise, 115 civarında yerel halk çalışmaktadır.

Bu sıra dışı mekanların açılışını dünyaya duyurmak için: Lübnanlı sanatçı ve heykeltıraş Ghassan Klink tarafından, Fransız besteci François Bayle ile birlikte bir müzik konseri düzenlenmiştir. Ayrıca, 1969 yılında Alman besteci Carl-Heinrich Stochausen tarafından bir konser düzenlenmiştir.

Dağların altındaki bu alan: iki kireçtaşı mağara, üst galerileri ve 6230 metre uzunluğunda “Dog River” ismi verilen bir yer altı nehrinden oluşmaktadır. Mağaralar: yer altı nehri için bir tünel veya geçiş yoludur.

Mağaraların toplam uzunluğu 9000 metredir ve mağara içinde 8.20 metre uzunluktaki sarkıt, dünyanın en büyük sarkıtı olarak kayıtlara geçmiştir.

Mağarada, tüm bunların yanında, su seviyesinden tavana kadar 108 metre yükseklik ile, büyük bir salon bulunmaktadır. Mağaralar deniz seviyesinden 300 metre yüksektedir.

Lübnan Beyrut
Lübnan Beyrut

 

Alt katta:

623 metre uzunluğunda bir yer altı gölü bulunmaktadır. Özellikle kışın yükselen su seviyesi nedeniyle, bazen ziyarete kapatılmaktadır. Su seviyesinin uygun olduğu zamanlarda ise, ufak teknelerle mağara muhtemelen 2 saat içinde gezilebilmektedir.

Buradaki yürüyüş parkuru toplam 7800 metredir ancak 400 metrelik bölüme yürüyerek ulaşılmaktadır.

Üst katta ise:

Mağaranın asıl görkemli kısmı bulunmaktadır. Burası kuru kısımdır ve her zaman ziyarete açıktır. Bu kısımda: uzun dikitler ve sarkıtlar ziyaretçileri büyülemektedir.

Burayı: yürüyerek gezebilirsiniz. 2200 metrelik yürüyüş parkurunda, 750 metrede çok ilginç: taş kolonlar, perdeler ve mantarlar görülüyor.

Bölgede, bunların dışında: ziyaretçilerin zaman geçirmesi için: teleferik, tren, minyatür hayvanat bahçesi, bahçe ve birçok heykelcik bulunuyor.

Ayrıca: geleneksel ve ilginç hediyelerin satıldığı 4 hediyelik eşya mağazası bulunuyor. Son olarak, burayı ziyaret edenler, geleneksel Lübnan yemekleri tatmak isterlerse, bir restoran var, orayı deneyebilirler.

İç savaş sırasında:

Hıristiyanlar, burayı cephanelik olarak kullanmışlardır. Bu çatışmalarda: kurulum, teleferik, otopark, idare binası ve restoranların bulunduğu bölümler tamamen imha edilmiştir. 1995 yılında ise, Refik Hariri tarafından 1 yıl 4 aylık çalışmanın ardından turizme kazandırılmıştır.

Evet, buraya yolunuz düşerse: otoparka aracınızı bıraktıktan sonra: teleferik veya yükseklik korkusu varsa, bir buhar makinesinin küçük bir örneği tarafından çekilen tren ile, mağaraların bulunduğu yere ulaşırsınız.

Üst galeri girişine yakın bir klimalı tiyatro salonunda, birçok dilde, Jeita hakkında bir film gösterimi düzenlenmektedir. Alacağınız giriş bileti: alt ve üst galeriler ve teleferik içindir. Tiyatro ve tren ve otopark çıkışı için bileti yanınızda bulundurmaya devam edin.

Tesiste: çeşitli restoranlar, bir bar ve tuvaletler ve Lübnan el sanatlarının satıldığı hediyelik eşya dükkanları da bulunuyor. Pazartesi tesis kapalı, pazartesi dışında ise saat: 09.00-17.00 arasında açık bulunuyor.

Harissa-Notre Dame du Liban heykeli

Akdeniz’e şehrin tepesinden bakan ve Maruni şapelinde bulunan heykel: muhteşem bir manzaranın bulunduğu yerdedir. Burası: şehir merkezine 20 km. uzaklıktaki Harisa köyündedir. Burası “Katolik” toplulukların odak merkezidir.

Heykel yapımı ilk olarak: 1854 yılında gündeme gelmiştir. Daha sonra, Fransa-Lyon şehrinde: sanatçı Durenne tarafından 8 metre uzunluğunda ve 14 ton ağırlığındaki bronz heykel yapıldı ve beyaz boya ile boyandı. “Meryem” e benzeyen heykel, ardından, büyük bir gemiyle, 1906 yılında Beyrut şehrine getirildi.

Mayıs 1908 tarihinde heykel, 20 metrelik bir kule üzerine yerleştirildi. Burası, Lübnan ülkesinde en çok ziyaret edilen dini yerdir. Çünkü: heykel aynı zamanda “Lübnan Kraliçesi” olarak isimlendirilmektedir. Papa John Paul II: heykeli 10 Mayıs 1997 tarihinde ziyaret etmiştir.

Heykelin bulunduğu şapelin bahçesinde ise, Lübnan bayrağında da bulunan “Sedir ağacı” görülüyor. Heykelin balkonundan, biraz önce sözünü ettiğim muhteşem manzarayı izledikten sonra: teleferiğe binerek “Jounieh” bölgesine inebilirsiniz.

Evet, buraya çıkmak için teleferik kullanılıyor. Teleferik, deniz seviyesinden 520 metre yüksekliğe, yani heykelin bulunduğu tepeye çıkıyor ve 1.5 kilometrelik bu uzaklık, yaklaşık 10 dakikada alınıyor.

Ancak: 4 kişi alabilen teleferik kabinleri, eski ve minicik, aynı zamanda yolculuk yaparken, evlere o kadar yakın geçiyor ki, korkmamak elde değil, geçerken binaya, evlerin balkonlarına çarpacak diye korkuyorsunuz.

Burayı ziyaret ederseniz, Pazar günü gitmemeye dikkat edin, çünkü Pazar günü yukarıdaki kilisede ayin var ve bayağı kalabalık oluyor.

Lübnan Beyrut
Lübnan Beyrut

 

Jounieh

Burası, bir sahil yerleşim yeridir. İç savaş sırasında, Beyrut’tan dinlenmeye gelen Hıristiyan militanları: bu yerleşim yerine giderlermiş.

Günümüzde, teleferikle buraya giderken, evlerin çok yakınından geçerek yapılan yolculuk oldukça eğlenceli geçiyor. Özellikle, gün batımı saatlerinde bu teleferik yolculuğunu yaparsanız, muhteşem manzara daha da ilginç hale gelecektir.

Bunun dışında: yerleşim yerinde güzel restoranlar ve mağazalar bulunuyor. Ayrıca: barlar sokağı denilen bir yer var. Zaten Üniversiteler de o mahaldedir. “Casino Du Liban” buraya yalnızca 2 km. uzaklıktadır. Beyrut havaalanı ise, 50 km. uzaklıktadır. Beyrut şehir merkezi ise, buraya 15 km. uzaklıktadır.

Ksara

Anjar

Baalbek

Amerika Atlanta

Amerika Atlanta

Georgia Eyaletinin tarihi başkenti ve kalabalık şehridir.

Şehir: Appalachian dağlarının eteklerinde kurulmuş olup, deniz seviyesinden 320 metre yüksektedir.

Şehir nüfusunun, büyük bölümü (% 55) siyahlardan oluşmaktadır. Bu yüzden, Amerika’nın en büyük dördüncü siyah şehri olarak bilinir.

1864 yılında, iç savaş sırasında, tamamen harap olmuş ve daha sonra kendi küllerinden yeniden doğmuştur.

Zaten, bu yüzden “Anka” kuşunu simgeleri olarak kabul ediyorlar.

Evet: 1860 yılında, iç savaş sırasında: burası, demiryolu hattı nedeniyle, askeri malzeme dağıtımı için bir merkez olarak kullanılmıştır.

1864 yılında, şehir, dört aylık bir kuşatmanın ardından: Birlik ordusu tarafından teslim alınmış ve şehrin kilise ve hastanesi korunarak, geri kalan yapıların hepsi yakılmıştır.

1865 yılında iç savaş bitince, şehir tecritten kurtulmuştur.

Yirminci yüzyılın, ilk on yıllık sürecinde, şehir muhteşem bir büyüme dönemi yaşar.

Ancak: yine aynı dönemlerde, ırkçılık çatışmaları yaşanır.

1917 yılında, şehirde çıkan bir yangın sonucu; 2000 civarında bina yakılıp-yıkılır ve 10.000 kişi evsiz kalır. Sonuç olarak: şehrin tarihi mimarisi, yok olmuştur.

Şehrin simgesi 2 heykeldir.

Bunlar: Broad Street üzerinde bulunan “First National Bank” ve diğeri “Martin Luther King Drive” da bulunan, efsanevi ve küllerinden yeniden doğan “Anka kuşu” heykelidir. Şehrin bir diğer simgesi ise bir meyve şeftalidir. Çünkü, burada üretimi fazladır.

Tarihi süreç içinde, şehrin bir diğer özelliği ise: insan hakları konusunda liderlik yapan, Martin Luther Kingin bu şehirden olmasıdır.

Şehrin diğer bir özelliği: 1996 yılında, Olimpiyat oyunlarının burada yapılmış olmasıdır.

Amerika Atlanta

İKLİM

Şehir, ılıman bir iklime sahiptir. Buna bağlı olarak: yazlar çok sıcak ve nemli, kışlar ise ılık geçer. Temmuz ayındaki ortalama sıcaklık: 32 derece civarındadır. Ocak ayı ortalama sıcaklıkları ise, 6 derece civarındadır.

Amerika Atlanta

GEORGİA STATE UNİVERCİTY

1913 yılında kurulan üniversitede, günümüzde 30.000 den fazla öğrenci bulunduğu söyleniyor. Kampus içinde, öğrencilerin güvenliği için her türlü tedbir alınmaktadır. 1996 yılındaki olimpiyatlarda konut olarak kullanılan 2000 yataklı bölüm, günümüzde üniversiteye tahsis edilmiştir.

TURİZM

Şehir: seçkin mağazaları, şık restoranları ve renkli diskoları ile dikkat çekmektedir. Şehirde: MARTA ismi verilen toplu taşıma sistemi, özel bir turistik tur sunmakta ve bu turda, görülmesi gereken yerleri gezdirmektedir.

Evet, bu şehir, Amerika’nın en çok ziyaret edilen 7’nci şehridir. Yıllık ziyaretçi sayısı, 35 milyon civarındadır. Bu şehrin turistik özellikleri hakkında, kısa bilgiler vermek gerekirse: gece hayatı açısından oldukça hareketlidir.

Şehir merkezinde, özellikle hafta sonu yani Cuma ve cumartesi akşamları gece kulüpleri dolup taşmaktadır. Ancak: şehirde genellikle gece yalnız başınıza veya arka sokaklarda yalnız olmasanız da bulunmanızı önermem, çünkü kesinlikle emniyet ve güvenlik sıkıntısı var.

Birkaç başlık altında gezilecek yerler derseniz: öncelikle şehirdeki akvaryumu öneririm, çünkü gerçekten muhteşem güzel deniz canlıları, özellikle köpekbalıkları var.

Ayrıca: ünlü Titanik batığından çıkarılan bir kısım obje de sergileniyor.

Bunun yanında: CNN merkezini görebilirsiniz, burada Irak savaşında kullanılan bir haber yayın aracı; jeep var, ilginizi çekecektir. Mimariye ilginiz varsa, dünyanın 25’nci en büyük gökdeleni olan “The Bank of America Plaza” yapısını görebilirsiniz.

Şehirdeki hayvanat bahçesi ise, yine bir özelliği ile öne çıkıyor, evet burada “panda” lar var. Hatta, Çin hediyesi olan bu pandalardan, yavru bile alınmış ve görebilirsiniz.

Son bir not: sivil haklar savunucusu Martin Luther King; bu şehirde doğmuş ve yaşamış ve halen mezarı yine bu şehirde bulunmaktadır.

Unutmadan, pek ilginç olmasa da, Coca Cola’nın doğduğu yer ve genel merkezi, yine bu şehirde, hatta bir Coca Cola Müzesi bile bulunuyor.

Amerika Atlanta
Amerika Atlanta

BANK OF AMERİCA PLAZA

Şehrin silüetini etkileyen bu gökdelen: 317 metre yüksekliktedir ve dünyanın en yüksek 61’nci binasıdır. 1992 yılında tamamlandığında ise, dünyanın en yüksek 9’ncu binası imiş. Yapının bir diğer özelliği: 14 ay gibi kısa bir sürede yapılmış olmasıdır. Evet, bu binanın en tepe bölümü, özellikle geceleri çok güzel bir şekilde ışıklandırılıyor.

PEACHTREE PLAZA HOTEL

Buranın, özellikle 70’nci katındaki dönen restoranı, şehrin muhteşem manzarasını izlemek için idealdir. Buraya giderseniz, binanın dışından cam tüpler içinde yükselen asansörler ile, tepeye çıkabilir ve Blue Ridge dağlarına kadar uzanan manzarayı izleyebilirsiniz.

Binanın yüksekliği derseniz, 220 metredir. Dünyanın en yüksek 17’nci otel binasıdır. 1977 yılında hizmete girmiştir.

PEACHTREE CENTER

Şehir merkezinin kalbidir. Bu alışveriş ve iş merkezi: şehrin gökdelenleri arasında: sarmaşıklar ve tropikal bitkileri, yansıma havuzları ve fıskiyeleriyle dikkati çeker. Peachtree merkezinde, üç katlı alışveriş merkezi bulunmaktadır. Buradan kişisel alışverişinizi yapabilir, restoranlardan yararlanabilir ve 60’dan fazla özel mağazada aradıklarınızı bulabilirsiniz.

Buradaki perakende satış mağazaları: Pazar günleri hariç, her gün saat: 10.00-18.00 arasında açıktır.

Amerika Atlanta

MARTİN LUTER KİNG ANITI

Auburn Avenue’dedir.

Bilindiği gibi, Luter King; büyük bir insan hakları savunucusudur ve 1968 yılında bir suikastte öldürülmüştür. Anıt: onun mezarının yerini belirlemektedir. Mezar ve anıt: kendisi ve babasının, şiddet karşıtı vaazlar verdikleri, Ebenezer Baptist Kilisesinin arkasındadır.

Hemen yandaki araştırma enstitüsü: Kingin hayatı ve eserlerine ayrılmış bir merkez olarak görev yapmaktadır.

OMNİ İNTERNATİONAL COMPLEX

Burası: 14 hektar büyüklüğünde: göz kamaştırıcı, mega bir yapıdır. Bu yapı içinde: basketbol, sirk ve konserler için bir stadyum, buz hokeyi alanı, sinema, mağazalar, diskotek ve paten sahası ve restoranlar bulunmaktadır.

Burada, geceleri lazer gösterileri düzenlenir. Gündüz ise, güneş ışınları, çatı penceresinde, etkileyici görüntüler sunacak şekilde düzenlenmiştir.

Amerika Atlanta

HİGH MUSEUM OF ART

Amerika’nın en çok ziyaret edilen sanat müzesidir. Atalanta Sanat Derneği tarafından, 1905 yılında kurulmuştur.

Bu sanat müzesi: Amerikan Dekoratif Sanatının: 19 ve 20’nci yüzyıldan kalan örneklerini barındırır. Bunlar: fotoğraf sanatı, Afrika sanatı ve bazı güncel modern sanatlara ait koleksiyonları kapsamaktadır.

Bu koleksiyonlardaki eserlerin toplam sayısı: 11.000 civarındadır. Bu objelerin büyük bölümünün satın alma yoluyla elde edildiği söyleniyor.

DESİGN ATLANTA MUSEUM-MODA

Burası bir moda tasarım müzesidir. Burası: tasarım sergileri aracılığı ile, insanların günlük yaşamlarının nasıl etkilendiğini göstermektedir.

MİCHAEL C. CARLOS MUSEUM

Şehirde, Emory Üniversitesi içindeki bir müzedir. Burada: antik sanat koleksiyonları sergilenmektedir. Bunlar: Eski Mısır, Yunan, Roma, Yakın Doğu ve eski Amerika kültürlerine aittir. Koleksiyonda bulunan eserlerin toplamının: 16.000 olduğu söyleniyor.

DECATUR MEYDANI

Burası: şehir merkezinin 6 km. doğusundadır. Burada: 200’den fazla butik, restoranlar ve galeriler bulunmaktadır. Bu meydanda yıl boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Bunlar arasında öne çıkanlar: Mayıs ayında Sanat Festivali, Haziran ayında Plaj Partisi, İşçi Bayramı ve Kitap Festivali.

Amerika Atlanta

ATLANTA ZOO-HAYVANAT BAHÇESİ

Burada, 220 den fazla hayvan türü ve 1.500 civarında hayvan bulunduğu söyleniyor. Yani, Amerika’nın en büyük hayvan çeşitliliği bulunuyor. Hatta: burada “dev pandalar” var ki, Amerika’da yalnızca dört hayvanat bahçesinde panda bulunuyor.

Buradaki pandalar: 1999 yılında, Çin’den gönderilmiştir. Biri dişi, diğeri erkek olan pandaların ismi: L un ve Yang Yang.

2006 yılında, Amerika’da ilk panda yavrusu burada doğmuştur. 2008 yılında ikinci panda yavrusu doğar. 2011 yılında ise, üçüncü panda yavrusu alındı.

Amerika Atlanta
Amerika Atlanta

CENTENNİAL OLİMPİYAT PARK

Olimpiyat oyunları için, Atlanta Komitesi tarafından yapılmıştır. Olimpiyat oyunları döneminde milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilen park, günümüzde çeşitli popüler müzik konserlerinde kullanılmaktadır. Bağımsızlık günü havai fişek kutlamaları da burada düzenlenmektedir.

1996 yılında, 27 Temmuz günü parkta bir bombalama olayı oldu ve 2 kişi öldü. Bundan sonra, parkın girişinde çanta araması ve metal dedektörlerle kontroller yapılmaya başlanmıştır. Yine, bir felaket: 14 Mart 2008 tarihinde, tornado kasırgası, parkta büyük hasar vermiştir.

Günümüzde park çevresinde bulunan yapılar şunlardır:

Georgia World Congress Center

Şehirdeki güzel bir kongre merkezidir. Aynı zamanda, Amerika’nın en büyük dördüncü kongre merkezidir. Her yıl, 1 milyon ziyaretçi tarafından ziyaret edilmektedir.

3 binalı yapıda, 12 sergi salonu, 105 toplantı salonu, 2 balo salonu bulunur. Oditoryum bölümünde ise, 1740 koltuk kapasitesi bulunmaktadır.
2008 yılındaki tornado kasırga felaketinde, yapının çatısı büyük hasar görmüştür.

Amerika Atlanta

Georgia Dome

Burası, kubbeli bir stadyumdur. 1992 yılında tamamlanmıştır. 72.000 koltuk kapasitelidir. Kubbe yüksekliği: 271 metredir. Yapının uzunluğu: 746 metredir. Amerika’daki en büyük kapalı spor tesisi olarak önem kazanmaktadır.

1996 Atlanta Olimpiyat oyunlarının birçok sportif etkinliği burada düzenlenmiştir.

Philips Arena

1999 yılında açılmıştır. Burası, büyük bir kapalı spor salonudur. Burada: 19.000 seyirci kapasiteli basketbol, 18.000 seyirci kapasiteli buz hokeyi maçları düzenlenmektedir.

Konserler ve diğer eğlence etkinliklerinde ise, 21.000 koltuk kapasitesi mümkündür. 2011 yılında, Amerika’nın en işlek arenası seçilmiştir.

Amerika Atlanta
Amerika Atlanta

CNN Center

Cable News Network olarak isimlendirilen (CNN) kurumun merkezi buradaki stüdyolardadır. Merkez, 1987 tarihinde burada açılmıştır. Burayı ziyaret etmek mümkündür. Ziyaret sırasında: stüdyolar gezilir ve teknolojiler izlenir.

Bu ziyaret sırasında kullanılan “yürüyen merdiven”; dünyanın en uzun yürüyen merdivenidir. Ayrıca, yine CNN Center ile, Kubbe-Philips Arena arasındaki bağlantıda, demiryolu ile sağlanır.

Amerika Atlanta
Amerika Atlanta
Amerika Atlanta

Georgia Aquarium

Evet, burası dünyanın en büyük kapalı akvaryumudur ve 32.000 m. küplük su bulunan havuzlarda: 500 farklı türden, 12.000 den fazla deniz canlısı yaşamaktadır. Bu canlılar arasında en çok ilgi çekenler: balina köpekbalıklarıdır.

Ayrıca: şişe burunlu yunuslar da bulunmaktadır.
Asya dışında, balina köpekbalıklarının bulunduğu tek yer olarak burası önem kazanmaktadır. Deniz canlılarının her biri, farklı ortamlarda sergileniyorlar.

Amerika Atlanta

Coca-Cola

Burası, 24 Mart 2007 tarihinde hizmete açılmıştır. Müze: şehrin en çok ziyaret edilen yerlerinden birisidir. 3 katlıdır ve girişinde: büyük bir “Coca Cola” neon işareti bulunmaktadır. Bunun yüksekliği 30 metre ve 25 metre genişliğindedir.

Ziyaretçilerin gezi turu: üst kattan başlar ve interaktif sergilerden devam eder. Bu tur sırasında: 1930’larda üretilen ilk cola, yıllarca süren cola reklamları örnekleri ve 10 dakikalık bir video filmi ile cola hakkında bilgiler verilir.

Ayrıca: yine ziyaret sırasında, ziyaretçiler, cola ürünlerini denemek için mevcut bir çeşmeyi kullanabilirler. Bu bölümde, çeşitli ülkelerde kullanılan değişik ve alkolsüz içecek markaları ve tatlarını da denemek mümkündür. Burada: Coca Cola tarafından üretilen çeşitli markalar görebilirsiniz. Ayrıca: bir de hediyelik eşya dükkanı bulunuyor.

Evet: yukarıda söz ettiğim, Coca Cola’nın eski müzesidir.

Günümüzde: Coca Cola, yeni yerinde “Coca Cola Dünya” olarak hizmet vermektedir. Burayı da ziyaret etmek mümkündür. Buraya giderseniz: önce bir güvenlik kontrol noktasından geçiriyorlar.

Sonra: dünyanın her yerinde, farklı malzemelerle yapılmış coca cola ürünlerinin şişelerini görebileceğiniz bir lobi kısmı var.

Ziyaretçiler daha sonra, 1896 yılından bu yana yapılan Coca Cola reklamlarının tanıtıldığı bölüme geçiyorlar.

Burada: yani Mutluluk Fabrikası Tiyatrosunda, ziyaretçilere tanıtıcı bir video filmi sunuluyor.

Evet, sonra yine Coca Cola’nın tarihi süreç içindeki yolculuğunun sunulduğu bölgelere devam eden, tur, en sonunda hediyelik eşyaların satıldığı yerde noktalanıyor.

Bence, Atlanta şehrine yolunuz düşerse, burayı ziyaret etmeyi sakın unutmayın.

İnteraktif Havuz

Bu havuz: bilgisayar kontrollü ve ışıklarla süslenmiştir. Ayrıca: hoparlörlerden müzik sesi duyulur. Yani: müzik eşliğinde, senkronize su fıskiyeleri, muhteşem bir seyir keyfi.
251 fıskiye bulunduğu söyleniyor.

Bunlar, havaya doğru: 12 ile 35 metre arasında suyu yükseltiyorlar. Yaz olimpiyatları sırasında: havuz çevresi, bayraklarla süslenmiştir. Parkın güney kıyısında ise, küçük bir amfi tiyatro bulunmaktadır. Havuzdaki su-ışık-müzik gösterilerini izlemek isterseniz, gösteriler günde 4 kez yapılıyor, bunu takip etmeniz gerekir.

Amerika Atlanta

ATLANTA BOTANİC GARDEN

Midtown denilen bir kasabadadır.

Burada: ünlü bitki koleksiyonları, güzel görüntüler ve muhteşem sergiler görebilirsiniz. Her mevsim ziyaret mümkündür. Bahçede: Faqua Orkide Merkezi bulunmaktadır ki, bu merkez Amerika’daki en önemli orkide koleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır. Bahçede: zarif toplantılar ve kutlamalar yapılabilecek, kapalı ve açık alanlar bulunmaktadır.

DOĞA TARİHİ MÜZESİ-FERNBANK

Müzede: yeryüzündeki yaşamın gelişimini keşfedebilir, dünyanın en büyük dinazorları ile yüz yüze gelebilirsiniz.

SİX FLAGS OVER

Burası bir eğlence parkıdır. Park alanında, 40’dan fazla eğlence ünitesi bulunuyor. Yaz aylarında: parkın büyük interaktif su oyun alanında, su elemanları ile eğlenceler sürdürülmektedir.

Özellikle “Kafatası adası” çevresi ilgi çeker. Ekim ayında ise, park alanı, perili bir tema parkı haline dönüştürülür. Cadılar bayramı gösterileri, gezici zombi ve korkunç yolculuklar, cadılar bayramını heyecanlı hale getirmektedir.

Amerika Chicago şehri gezi yazılarım için  Chicago Gezilecek yerler

Amerika Los Angeles Disneyland gezisi yazım için Los Angeles Disneyland

Amerika Miami şehri gezi yazım için Miami

Çin Şanghay Shanghai

Çin Şanghay Shanghai

Şehrin ismi: Shanghai.

Şanghay şehrinde, iki havaalanı bulunuyor. Pudong havaalanı, şehrin doğusundadır.

Büyük, modern ve güzeldir.

Dış cephesi: eğimli cam yapılarak değişik bir mimari özellik gösteriyor. Havaalanı şehir merkezi arasındaki uzaklık: yaklaşık 1-1.5 saat çekiyor.

Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki bu yolda: geniş yollar ve tamamen yeşillendirilmiş bir çevre görülüyor.

Çin Şanghay Shanghai

Şehir, yaklaşık 18 milyonluk nüfusu ile  dünyanın en büyük şehirlerinden biridir. Ama aynı zamanda, dünyanın en pahalı şehirleri sıralamasında: 6. durumdadır. Yani: New York, Londra, Cenevre gibi şehirlerin önünde yer almaktadır.

Elbette, Çin ülkesinin de, en büyük şehri olarak öne çıkmaktadır. Aynı zamanda, büyük gökdelenleri ve ışıl ışıl alışveriş merkezleriyle, tam bir Avrupai şehir görünümündedir. Ülke içindeki en büyük rakibi olarak kabul edilen Pekin şehrinin ise, çok ilerisindedir.

Çünkü: bu şehirde; yüksek yaşam standardı, gece hayatı ve muhteşem bir atmosfer var. Bu durum: ülke içinde biraz önce söylediğim gibi, bu şehrin, Pekinden ileride, Hong Honkun ise biraz gerisinde kaldığını ifade etmektedir.

Çin Şanghay Shanghai

Şehrin tarihi geçmişi incelendiğinde: ilk yerleşimcilerin 13.yüzyıl civarında buraya geldiği, uzun yıllar önemsenmeyen bir balıkçı yerleşim yeri olarak bulunduğu ve denizaşırı ticaretin gelişmesi üzerine, Japon korsanlar tarafından etkilenen şehir çevresine, 1910’lu yıllarda, surların yapıldığı bilinmektedir.

Devam eden tarihi süreçte;

Şehir hızla önemli bir ticaret merkezi olmaya devam etti. Ancak, şehir tamamen yabancıların egemenliğinde gelişimini sürdürdü. 1921 yılına gelindiğinde, şehirde Çin Komünist Partisinin kurulduğu görülüyor. 1938-1945 yılları arasında, Japonlar şehri işgal ederler.

Evet, şehirdeki hava durumundan söz etmek istiyorum. Ortalama en yüksek sıcaklık değerleri: Ocak: 8, Şubat: 9, Mart:13, Nisan: 19, Mayıs: 24, Haziran: 28, Temmuz: 32, Ağustos: 31, Eylül: 27, Ekim: 23, Kasım: 17, Aralık: 11. Bu arada en yağışlı aylar, sırasıyla: Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül-Mart-Nisan-Ekim aylarıdır.

Çin Şanghay Shanghai

Evet, tüm bunların sonucu olarak, şehirde tarihi eserler azdır. Bunun dışında, şehirdeki gezilecek yerler şunlardır:

Çin Şanghay Shanghai Liman ve Kordon Boyu Bund

LİMAN VE KORDON BOYU (BUND)

Liman bölgesi: eski ve yeninin, Doğu ile Batının garip bir karışımını göstermektedir. Şehrin bu turistik bölgesinde bina yükseklikleri sınırlandırılmıştır.

Huangpu ırmağı: şehri ikiye böler. Bu nehir üzerinde ise: Çin yelkenlileri, modern konteynırlar, yük gemileri ve mavnalar görebilirsiniz. Nehrin sol yakasında ise: 1 km. uzunluğunda kordon boyu uzanır.

Kordon boyuna: Bund ismi verilir ve bunun kelime anlamı ise: toprak  dolgu, set demektir. Bu koridor üzerinde, şehrin ilk Belediye Başkanı Oan Çen Yi’nin,  bronz bir heykeli bulunuyor.

Çin Şanghay Shanghai Liman ve Kordon Boyu Bund

Şehirde yabancıların yoğun olarak yaşadığı dönemlerde Bund bölgesi, şehrin en lüks semtlerinden biriydi ve buraya “köpekler ve Çinlilerin” girmesi yasaklanmıştı.

O zamanlar: İngiltere, Fransa, Amerika, İtalya, Rusya, Almanya, Japonya ve daha birçok batılı ülkenin konsoloslukları buradadır.

Yani, yoğun olarak burada İngiliz ve Amerikan yerleşimi söz konusu olmuştur. Nehrin üstünde ise, Bund bölgesinin kuzey ucunda, Waibaidu köprüsü var.

Çin Şanghay Shanghai Liman ve Kordon Boyu Bund

Günümüzde, burası genişletilmiş, lüks restoranlar ve alışveriş mağazaları ile donatılmıştır. Siz de, bu geniş caddelerde keyifli yürüyüş yapabilirsiniz.

Çin Şanghay Shanghai Liman ve Kordon Boyu Bund

Nehrin karşı yakasında ise: günümüzde “Pudong” olarak isimlendirilen “Doğu Şanghay” bölgesi var. Bu bölgede, şehrin gökdelenleri çoğunluktadır. Bunlardan birinin üst katlarına çıkıp, şehrin manzarasını izleyebilirsiniz.

Çin Şanghay Shanghai Nanjing Caddesi

NANJİNG CADDESİ

Ülkenin en ünlü alışveriş caddesidir. Hatta, Çin ülkesinin en ünlü alışveriş caddesi olduğu bile söylenmektedir. Cadde: doğu ve batı bölümü olmak üzere iki bölüme ayrılmaktadır.

Doğu Yolu: bir ticaret bölgesidir. Burada, geleneksel Avrupa tarzı restoran ve kafeler bulunuyor. Burada: Central Market, açık bir Pazar ve elektronik ve dijital medya konusunda uzmanlaşmış alışveriş mekanları var. Şehrin, en eski ve en büyük mağazalarının birçoğu burada bulunuyor.

Çin Şanghay Shanghai Nanjing Caddesi

Batı Yolu: Burada: şehrin en lüks alışveriş merkezleri, ofis binaları, Sergi Merkezi ve alışveriş mekanları bulunuyor. 2010 yılında tamamlanan Wheelock Meydanı Binası, 58 katı ile, buranın en yüksek binası olarak öne çıkıyor.

Burada bulunan yapılardan bazıları şunlardır:

Çin Şanghay Shanghai PEACE HOTEL (HEPİNG FANDİAN)

PEACE HOTEL (HEPİNG FANDİAN)

Burası, Steven Spielberg’in “Güneş İmparatorluğu” filminin bazı sahnelerinin çekildiği yerdir. Otelin kuzey bölümünde, 1930 yılından bu yana, her akşam bir orkestra konser veriyor. Otelin kuzey ve güney olmak üzere, iki bölümü bulunuyor.

OHEL MOSHE SİNAGOGU (MOXİ HUİTANG)

Yahudi toplumunun dini ibadeti için, 1927 yılında kurulmuştur. Günümüzde ibadet yeri olarak değil, müze olarak kullanılmaktadır.

Çin Şanghay Shanghai HALK MEYDANI (RENMİN GUANGCHANG)

HALK MEYDANI (RENMİN GUANGCHANG)

Burası, caddenin güney kısmındadır. Burası, 1990 yılında, büyük değişiklikler sonucu, kare olarak yapılmıştır. 1860 yılında, şehrin at yarışları pisti, burada bulunuyormuş.

Burada, görkemli Büyük Tiyatro görülüyor. Bu görkemli bina: Fransız mimar Jean-Marie Charpentier tarafından tasarlanmış ve 1998 yılında açılmıştır.

Ayrıca: Şanghay Şehir Planlama Sergi Sarayı ve Şanghay Şehir Müzesi var.

Çin Şanghay Shanghai ŞANGHAY ŞEHİR MÜZESİ (SHANGHAİ MEİSHU GUAN)

ŞANGHAY ŞEHİR MÜZESİ (SHANGHAİ MEİSHU GUAN) 

Halk meydanı parkı yanındadır. Şehrin en güzel müzelerinden biridir. 1952 yılında kurulmuştur. Beş katlı binanın yüksekliği 29.5 metredir. Yerel bir mimar tarafından tasarlanan bina, gemi şeklindedir.

Müzede: modern sergileme teknikleri kullanılıyor. 4 katlı müze binasının her katında: hediyelik eşyalar ve sergilenen eserlerin kopyaları satılıyor. Müzede: toplam 120-130 bin civarında kalıntı bulunuyor. Ancak, bunların sınırlı sayıda olanları sergilenebiliyor. Toplam 11 salonda sergileniyor.

Müzenin katlarında sergilenenler ise:

Zemin Katta: taş ve bronz heykeller var.

1.Katta: Seramikler sergileniyor. Gezerken küçük bir mola vermek isterseniz, bu kattaki çay evini tercih edebilirsiniz.

2.Katta: resim ve kaligrafi çalışmaları sergileniyor.

3.Katta: yeşimler, sikkeler ve mobilyalar sergileniyor.

Çin Şanghay Shanghai ŞANGHAY ŞEHİR PLANLAMA SERGİ SARAYI:

ŞANGHAY ŞEHİR PLANLAMA SERGİ SARAYI

Halk meydanında, Belediye binasına bitişiktir. Bu altı katlı binada, kentsel  planlama ve geliştirme konusunda çalışmalar yapılıyor. Bina güzel görüntüsüyle  dikkat çekiyor. Beyaz Alüminyum ön cephesi, 43 metre yüksekliktedir. Çatısı da orijinal görüntüsüyle dikkati çekiyor.

Çin Şanghay Shanghai SHİMAO ULUSLAR ARASI PLAZA:

SHİMAO ULUSLAR ARASI PLAZA

Şehrin bu bölgesindeki bu binanın yüksekliği: 333.3 metredir. 2005 yılında tamamlanmıştır. En üstünde, iki kulesi görülüyor. Toplam kat sayısı: 48’dir. Binada: 770 odalı ve beş yıldızlı bir otel bulunuyor. Ayrıca, binanın 9 katında, bir alışveriş merkezi var.

Çin Şanghay Shanghai TARİHİ ŞEHİR BÖLGESİ (NANSHİ ):

TARİHİ ŞEHİR BÖLGESİ (NANSHİ )

Bund bölgesinin güneybatısındadır. Renminlu ve Zhonghualu caddelerinin: çember içine aldığı bölgededir. Şanghay şehrinin tarihsel çekirdeğini oluşturan bir bölgedir.

Ming hanedanı döneminde şehir merkezi burada iken, 1842 yılında İngilizler, şehir merkezini kuzeye doğru kaydırmışlardır. Duvarlarla kapalı güneydeki burası ve imtiyazlarla dolu, kuzeydeki şehir merkezi. Zaten: Nanshi kelimesinin anlamı, Güney şehir demektir.

O dönemlerde, şehirde yabancılar dışında, Çinlilerin yaşayabildiği tek bölge burası idi. Burada bulunan ve yukarıda sözünü ettiğim, surlar, 1912 tarihinde yıkılır ve hendekler doldurularak, bugünkü “Ring” yolu oluşturulur.

Ancak, buranın, gerek kalabalık mahalleleri, gerek küçük evleri ve gerekse daracık sokakları, hala derme-çatmadır. Yani, pek gidilip görülmesi ve gezilmesi önerilmez.

Çin Şanghay Shanghai YUYUAN BAHÇESİ:

YUYUAN BAHÇESİ

Ming hanedanı döneminde: 1577 yılında yapılmıştır. Pan ailesi için yapılan bu bahçeler tarihi süreç içinde Pan ailesi düşüşe geçince, bahçelerde harap olur. 1760 yılında, bazı zengin tüccarlar, bahçeleri satın alırlar ve binalar yeniden inşa edilir.

Ancak, 19.yüzyıldaki Afyon savaşlarında, bahçeler yeniden harap olur. Daha sonra restorasyona tabii tutulan bahçeler, 1961 yılında halka açılır. Giriş ücretlidir. Ücret: 40 yuandır.

Çin Şanghay Shanghai YUYUAN BAHÇESİ

Bahçelerin bulunduğu yer, yaklaşık 5  dönümlük bir alanı kapsamaktadır. Şehirdeki klasik Çin bahçeleri içinde, en öne çıkanıdır. Çünkü: mimari ve peyzaj açısından üst düzeydedir. Yani, şehirde klasik bir Çin bahçesi gezmek isterseniz, burası tam düşündüğünüz gibi.

Bahçesin kapısından girer girmez: ilginç bir yapay kayalık alan görüyorsunuz. Buraya: büyük taş döşeli bahçe deniliyor. Taş döşeli bahçedeki kayalıkların yüksekliği: 14 metredir. Bu kayalık alan: ilginç doğal taşların, Pirinç tozu ve kireç kullanılarak bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur.

Bahçeyi yaptıranlar: bu kayalık alanın hemen üzerindeki pavyondan: bölgenin güzel manzarasını seyrederlermiş.

Çin Şanghay Shanghai YUYUAN BAHÇESİ
Bahçelerin içinde ise

6 tane,  doğal alan bulunmaktadır. Bu doğal alanların her birinde, çok sayıda doğal noktalar oluşturulmuştur.

Sansui Hall: 1760 yılında yapılmıştır. Misafir ağırlamak için kullanılmıştır. 9 metre yüksekliğindeki bu yapı, içindeki 5 salonu ile, büyük ve ferah bir yapıdır. Sansui, elverişli ve şanslı anlamına gelmektedir.

Noel Pavilion ve Wanhua Odası: Bu bölümde dolaşırken, dereler, koridorlar, avlular, pavyonlar gibi birçok doğal özellikleri görebiliyorsunuz. Özellikle, bahar aylarında burada büyüyen bambular, bambaşka bir hava yaratıyorlar. Wanhua odasının önündeki iki ağacı mutlaka görün. Bunlar, biri 70 metre ve diğeri 21 metre boyunda, maidenhair ağaçlarıdır.

Bu ağaçların, yaklaşık 400 yıl önce, bahçe sahibi tarafından dikildiği söyleniyor. Evet, on bin çiçek salonu olarak isimlendirilen bu odanın önündeki ginkgo yani mabet ağaçlarını mutlaka görmelisiniz.

Bahçede bunun dışında: içinde balıkların bulunduğu bir gölet, pavyonlar, köprüler, heykeller ve bitkiler bulunuyor.

Bahçe duvarlarının hemen dışında: dikdörtgen bir gölet var. Gölet’in ortasındaki bölgede ise, yaklaşık 400 yıllık Huxinting çayevi bulunuyor. Bu çayevine geçmek için, köprü kullanılıyor.

Köprünün ismi de ilginç: Dokuz Dönemeç Köprüsü. Anlatılanlara göre, kötü ruhları kovmak için ayrı bir şekil verilerek yapılmıştır. Köprüden geçtiğinizde, orta bölümde, biraz önce söz ettiğim gibi, muhteşem bir çay evi ile karşılaşacaksınız. Bu çay evi, yukarı kıvrık çatısıyla dikkat çekiyor.

Çin Şanghay Shanghai YUYUAN ALIŞVERİŞ MERKEZİ

YUYUAN ALIŞVERİŞ MERKEZİ

Şehrin karışık arka sokakları, yenilenerek alışveriş merkezine dönüştürülmüştür. Bu sokaklarda, günümüzde, hala: çeşitli ilaçlar, bambu yelpazeler, ipekler, yemek çubukları, tütsüler satan eski dükkanları bulabilirsiniz. Buraya mutlaka zaman ayırın, ama pazarlık yapmayı sakın unutmayın. Satıcının önerdiği fiyatın, % 30’na aldığınız bir malın fiyatı uygundur.

ŞEHİR TANRILARI TAPINAĞI ALIŞVERİŞ BÖLGESİ (CHENG  HUANG MİAO)

15.yüzyılda yapılmıştır. Buranın, adına bakıp ta bir tapınak olduğunu sanmayın. Sadece, isim bu şekildedir. Aslında ise, tanınmış bir alışveriş merkezidir. Her yıl, turistler büyük bir alışveriş deneyimi için, burayı ziyaret ederler. Çünkü burada şehrin bol alışveriş seçeneklerini bulabilirsiniz. Çeşitli dükkan ve mağazalar var. Bu mekanlardan: Çin el sanatları, özel hediyeler, hediyelik eşyalar bulup satın alabilirsiniz.

ESKİ ŞANGHAY SOKAĞI(FANGBANK ZHONGLU)

Tarihi şehrin güney sınırında, antikacılar ve çay evleriyle dolu bir bölümdür.

FRANSIZ SEMTİ

Şehri ortadan ikiye bölün nehrin ve Eski Şehrin hemen batısındadır. Semt: villalar, bürolar ve büyük ve şık evlerle dikkati çeker.

Çin Şanghay Shanghai XİNTİAN Dİ (YENİ GÖKYÜZÜ VE YERYÜZÜ)

XİNTİAN Dİ (YENİ GÖKYÜZÜ VE YERYÜZÜ):

Burası, bir alışveriş merkezidir. Ayrıca, muhteşem restoranlar da, buraya ayrı bir güzellik katmaktadır. Ancak, yazının en başında belirttiğim gibi, bu kalburüstü bölümdeki fiyatlar, ateş pahasıdır. Burada: romantik ayarları yüksek sesli müzik ve dans yerleri daha sık olmasına rağmen: hafta içi ve hafta sonlarında, aktif gece hayatı vardır.

76 XİNGYELU

Xintiandi bölgesinde bulunan bu yapı: Temmuz 1921 tarihide: Çin Komünist Partisinin kurulduğu yer olarak önem kazanmaktadır. 2 katlı, alçak tuğla bina: şehrin Fransız kontrolündeki bölgesinde bulunduğundan: Fransız polisi, bu gizli toplantıyı haber alır almaz harekete geçer ve binaya vardığında ise: aralarında Mao’nun da bulunduğu 12 kurucu üyenin hiçbirini bulamaz. Bu bina, günümüzde müze haline getirilmiştir.

Çin Şanghay Shanghai ŞANGHAY EL SANATLARI VE SANAT MÜZESİ

ŞANGHAY EL SANATLARI VE SANAT MÜZESİ

Müze, eski bir Fransız evinde hizmet vermektedir. Müzede, bir kısım sanatçı eserlerini canlı performans ile yaratmaktadırlar.

YENİ ŞANGHAY KÜTÜPHANESİ(SHANGAİ TUSHUGUAN)

Buradaki  kitap koleksiyonunda, yaklaşık 14 milyon kitap bulunduğu ve bu sayı ile, dünyanın en büyük kütüphanesi olduğu söyleniyor. Bu kitaplar içinde, 1400 yıl öncesine kadar dayanan el yazması kitapların da bulunduğu belirtiliyor.

Çin Şanghay Shanghai YENİ ŞANGHAY (PUDONG)

YENİ ŞANGHAY (PUDONG)

Şehri ikiye bölen nehrin diğer tarafında, Kordon Boyu ve Eski Şehrin tam karşısındaki bölümdedir. Bu bölüm: Pudong kalkınma bölgesi olarak anılır. Çünkü: hükümet tarafından kalkınma, teknoloji ve finans merkezi olarak seçilmiştir. Şanghay borsası ve uluslar arası havaalanı buradadır.

Çin Şanghay Shanghai YENİ ŞANGHAY (PUDONG)

Bölgedeki gökdelenlerden bazıları ise, ülkenin en yüksek binaları olarak ilgi çekmektedir. Özellikle: Jinmao Plaza (429 metre yükseklikte ve 88 katlıdır), Doğunun İncisi Televizyon Kulesi (Shanghai Mingzhu-468 metre yüksekliğindedir) ilgi çekmektedir.

Televizyon kulesinin yüksek seyir balkonu, şehir ziyaretçilerinin ilgisini çekmektedir. Bu binanın bodrum katında ise, Şehir Tarih Müzesi var. Müzede: şehrin koloni dönemindeki resimleri ve bir kısım obje sergileniyor. Evet, buradaki gökdelenler, görüntüleriyle gerçekten mimari güzellikler olarak önem kazanmaktadır.

YAOHAN (NEXTAGE)

Burası, Asya’nın en büyük mağazasıdır. Zhangyang caddesi üzerindedir. Bu mağazada: ne ararsanız, aklınıza ne gelirse bulup satın alabilirsiniz.

ŞEHİR MERKEZİNİN YAKIN ÇEVRESİ

YEŞİM BUDA TAPINAĞI

Şehrin kuzeybatısındadır. Şehrin, en önemli Budacılık merkezidir. Tapınağın önemi: içinde bulunan ve beyaz yeşim  taşından yapılmış 2 Buda heykelidir. Bu heykellerin birinde, Buda otururken ve diğerinde uzanırken betimlenmiştir.

Heykeller: 1882 yılında Burma’dan getirilmiş ve 1918 yılında tapınak tamamlanınca, buraya yerleştirilmiştir. Aslında, Budacı tapınakların çoğunluğunda, Buda heykelleri, kilden yapılıp altın yaldız ile kaplanırken, buradaki yeşim taşından heykeller, özel ilgi görmektedirler.

Tapınakta, sunağın hemen arkasındaki üç boyutlu duvar resmi ilgi çekmektedir. Tapınakta ayrıca: hediyelik eşyaların satıldığı bir mağaza ve ziyaretçilere yönelik restoran var.

Çin Şanghay Shanghai LONGHUA  TAPINAĞI (LONGHUAGUSİ)

LONGHUA  TAPINAĞI (LONGHUAGUSİ)

Şehrin güneybatısındadır. Bu pagoda tarzı (kule şeklindeki, kat-kat  dini yapı) tapınaktaki çan, ilgi çekmektedir. Özellikle yeni yıl kutlamalarında, çanın sürekli çaldığı söyleniyor.

ŞANGHAY ŞEHRİNDEKİ GECE-EĞLENCE HAYATI

Çin Şanghay Shanghai ŞAHGHAY MERKEZ TİYATROSU

ŞAHGHAY MERKEZ TİYATROSU

Şanghay Akrobasi Tiyatrosu buradadır.

BÜYÜK TİYATRO (DAJUYUAN) 

Burada: dünya üzerindeki birçok kültüre ait gösteriler sergilenmektedir.

ŞANGHAY ŞEHRİNDE YEMEK KÜLTÜRÜ

Şehrin en tercih edilen yemeği: bambu filizleri ve mantarla yapılarak sunulan: soya peyniridir. Ancak, şehrin ana yemeklerinden öne çıkanlar: su ürünleri ağırlıklıdır. Bunlar arasında öne çıkanlar ise: buharda pişmiş tatlı su yengecidir. Nehir yılan balığı da, yoğun tercih edilen yemeklerin başında gelmektedir.

Şehirdeki restoranların kapısında, özellikle geceleri, ellerinde kırmızı fenerler olan, ulusal giysili kızlar tarafından ziyaretçiler karşılanıyorlar. Hatta, bu restoranların bazılarında, dans gösterileri bile düzenleniyor. Restoranda, ortadaki masalar üzerinde, cam ve yuvarlak bir tabla var. Cam tablanın üzerinde, tabaklar içinde çeşit çeşit yöresel yemekler var. Masaya oturanlar, bu cam tablayı kendilerine doğru çevirerek, önlerine gelen tabaklardan kendi tabaklarına değişik yemekler aktarıyorlar.

Son olarak, restoran çıkışlarında, bileğinize uğur-şans getirmesi için bir kırmızı ip bilezik bağlarlar sa şaşırmayın, bu bileziklerin inanışlara göre sizi kötülüklerden koruduğu ve kendi kendine çıkıp-koparak düşeceği düşünülür.

Çin Şanghay Shanghai HUANG PU (SARI SU)  NEHRİ ÜZERİNDE, TEKNE GEZİNTİSİ

 

HUANG PU (SARI SU)  NEHRİ ÜZERİNDE, TEKNE GEZİNTİSİ

Şehir gezisinin, klasik turlarındandır. Şehrin gece güzelliklerini görmek için, özellikle bu tekne gezisini gece yapmalısınız. Şehrin tam ortasından geçen ve dünyanın en uzun üçüncü nehri olan Yantze nehrinin Doğu Çin denizine  döküldüğü delta üzerinde bulunan parçası, Huang Pu nehridir.

Bu nehir üzerinde, genellikle iki katlı küçük teknelerle yapılan gezinti, yaklaşık 1.5 saat sürüyor. Bu gezide, şehrin muhteşem büyük ve ışıklandırılmış gökdelenlerini ve köprülerini görebiliyorsunuz.

Ayrıca, Asya kıtasının en yüksek kulesi olan “Pearl Tower” da, görecekleriniz arasındadır. Ayrıca: 101 katlı Ticaret Merkezi de var.

Çin seddi

Pekin merkezi yakınları

yemek kültürü

Alışveriş