Mısır Kahire

mısır.kahire.genel.4
Mısır Kahire

Şehir: 641 yılında kurulmuş. 9’ncu yüzyılda, Fatımiler döneminde gelişmiş. Kelime anlamı: “muzaffer”. Şehrin ismi, Mısırlılar tarafından, çoğu kez, ülkenin ismi olan Arapça “Misru”, mısır Arapçası “Masr” olarak da adlandırılıyor.

Şehir: 1979 yılından bu yana UNESCO Dünya Tarih Mirası listesinde bulunuyormuş.

m.kahire genel manzara.1
Mısır Kahire

Kahire: Nil Deltasının genişlediği yerdeki konumu ve 20 milyonluk nüfusu ile, günümüzde, Afrika’nın en büyük kentidir. Şehir, Mısır devlet başkanı tarafından atanan vali tarafından yönetiliyor. Mısır hükümeti Parlamentosu, devlet daireleri ve diplomatik temsilciliklerin çoğu, Kahire’de bulunuyor.

Mısır Müzesi gerçekten dünyada eşi benzeri olmayan bir yer. Sokak hayatı ise, tam anlamı ile, bir kültür deneyimi. Ama yine de, bu sokak hayatına paldır-küldür dalmamak ve nispeten biraz dikkatli olmak, güvenliğiniz açısından şarttır.

mısır.kahire.nil nehri.3
Mısır Kahire Nil Nehri

Yoksullukla zenginliğin, gelenekle modern zamanların karıştığı bu kentte, ilk dikkati çeken trafik karmaşasıdır. Birbirini sollayanlar, sağlayanlar, kilitlenmiş trafikte yol istemek için durmadan korna çalanlar ve bu kalabalıktan yükselen bir ses cümbüşü insanı serseme çeviriyor.

Ayrıca, taksilerin eskiliği de rahatsız edici. Tam bir hurdaya dönüşmüş olan bu taksiler, hala müşteri taşımakta direniyorlar.

Bir de çölden gelen toz, kentin üstüne dayanılmaz bir duman gibi çöküyor.

Toz burada, gündelik yaşamın bir parçası haline gelmiş. Yerli halk, öğleden sonra, Nil Nehrinin Batı kıyısındaki çay bahçelerine gölge düşünce, buralara kaçıyorlar. Gece, halk nehir boyunca dolaşmaya çıkıyor.

Kafelerde, rengi kırmızı tarçına benzeyen, ama baharlı kokusu yollara yayılan bir çay içiyorlar. İnsanlar sakin ve yumuşak başlı. Daha ilkbaharda, öğleden sonraları sıcaklık 32 dereceye yükseliyor.

Bir başka dünya sanki Kahire. Zaten, buraya gelenler, ya burayı çok seviyorlar ve bir kez daha gelmek istiyorlar. Ya da, nefret edip bir daha uğramıyorlar.

mısır.kahire.nil nehri.1x
Mısır Kahire Nil Nehri

Kahire’de gezecek ve yapacak çok şey var. Ama, genel olarak karışıklığa ve hijyen olmayan ortama hazır olmalısınız. Karşınıza, her an bir rahatsız edici görüntü çıkabiliyor.

20 milyona yakın insanın yaşadığı söylenen bu kentte, bazı binalara, neredeyse, 50 yıldır, el sürülmemiş. Bir yandan binlerce turist buraya akarken, bir yandan yıllardan bu yana değişmeyen bir şehir.

Evet, sabahları, nehir boyunca hep sislidir.

Nehir kıyısından bakılınca, gezi gemileri, o sis örtüsü içinde; zor seçiliyor. Sanki: Kuzey Avrupa nehirlerinin kıyısında dolaşıyor gibisiniz.

Çöl ikliminin yegane çiçekli mevsimi olan ilkbahar aylarında, begonviller pembe, mor, kaldırım kenarlarında Kıbrıs akasyası ağaçları masmavi. Sokaklarında Ümmü Gülsüm, camilerinde Abdülsamed, çölde rüzgar sesi duyacaksınız. Bazen ise raks sesi duyabilirsiniz.

Kahire, Müslüman Arap bir ülkenin başkentidir.

Sanıldığının tersine oldukça moderndir. Geçmişindeki tarihsel zenginliği taşıyabilecek güçte. Rengareng çarşısında nargile içenler, dillere destan kadınların güzellikleri.

Ama yine de “Bin bir gece” masallarında anlatıldığına göre, safahata ve eğlenceye meraklı bir halkı olan şehir. Mısırda göbek dansı, ayrı bir öneme sahip.

Mısırlılar, usta dansçıları izleyebilmek için aylarca önce para biriktiriyorlarmış. Eğlencenin gece geç saatlere kadar sürdüğü “Alhambra” da, göbek dansının üstatlarını izlemek mümkün.

Burası: pahalı ancak güzel kulüplerden birisi. Daha çok yabancıların ya da çok zengin yerlilerin yerleşmiş olduğu bölgeler dışında, genelinde insanların giysileri ve caddelerdeki arabalarıyla zamanda yolculuk yapar gibi olur insan. Zaten Kahire de önemli olan zamandır, geçmiş zaman.

Şehirde gezerken,

Çok fazla sayıda asker göreceksiniz. 80 milyon ülke nüfusunun 20 milyonu asker. Ülkede askerlik zorunlu ve üç yıl. Sanırım bu nedenle, her yerde asker göreceksiniz.

Ve dünyanın, en önemli müzelerinden biri olan Mısır Müzesiyle, geçmişe yolculuğa çıkacaksınız.

KAHİRE: KENT MERKEZİ

Kahire’nin kent merkezinde: mağazalar, kafeler ve restoranlar ile bankalar var. Merkezin büyük bölümü: Hıdiv İsmail tarafından: 1865 yılında yaptırılmış.

Binaların çoğunluğu: Avrupalı mimarlarca tasarlanmış. Nil nehri, Kahire’yi ikiye bölüyor. Eski şehrin bulunduğu bölge: İslami Kahire.

Burada: Fatımiler ile başlayıp Osmanlılarla süregelen İslami dönem eserleri bulunuyor. İstanbul’daki Sultanahmet civarına benzeyen bir bölge.

Kent merkezi: Büyük Tahir Meydanı(diğer adı: özgürlük meydanı) var. Gezimize bu meydandan başlayacağız. Bu nedenle, bulunduğunuz yerden bir şekilde buraya ulaşın.

BÜYÜK TAHRİR MEYDANI

Yerel ismi: “Meydan el-Tahrir”. Arap Birlik Binası, Mısır bürokrasisinin merkezi: Mugamma ve Kahire Amerikan Üniversitesi, bu meydana bakıyor. Burada: Mc Donalt şubesi bulunuyor. Bilindiği gibi, Kahire’de yemek yemek oldukça sakıncalıdır. Sular pis olduğu için yemeklerden sık sık zehirlenilmekte, bazı bakteriler mideden uzun süre çıkmayarak, kimi rahatsızlıklara sebep vermektedir.

Bu yüzden, bilindik markaları tercih etmekte yarar var. Kentte yaklaşık 10 tane Mc Donalt bulunuyor. Tat olarak bizden farklılar, ekmekleri garip. Bir şey aldığınızda mayonez istemeyin, çünkü mayonezler ketçapın aksine ekstraya giriyor. Üst katta bulunan erkek tuvaletinde dikkatli olmak gerekiyor.

Çünkü: pisuarlar duvar çukurluğunda bulunuyor ve bu çukurluğun yüksekliği 1.80 metre. 1.80 ve daha uzun bir kişi kafasını çarpabilir. Burada: dolar ve Euro geçmiyor, mutlaka Mısır poundu bulundurun.

ARAP BİRLİĞİ BİNASI

Alçak bir kamusal hizmet bloğunun ardında konumlanan, yüksek ve orta koridorlu bir büro bloğundan oluşuyor. 1950’li yılların dünya genelinde tipik olan çalışma yapılarının olağan bir örneği. Kahire için, ilginç olan yönü, bu coğrafyada erken bir ürün sayılmasından ötürüdür. Yapı, özgün işlevini halen sürdürüyor.

Evet, meydandan Nil nehrine doğru ilerleyin, nehre geldiğinizde, sağa dönün ve yürümeye devam edin. Biraz ileride, Nil kıyısında, Kahireliler kadar, turistler için de bir nirengi noktası olan: Nile Hilton Oteli ve onun biraz ilerisinde muhteşem Mısır Müzesi var.

MISIR ESKİ ESERLER MÜZESİ (MATHAF AL-MASRİ)

Her gün: saat: 09.00-16.45 arasında açık. Giriş katında 42 odada ve üst katta ise 47 odada eserler sergileniyor. Müze ilk kez, 1891 yılında Gize’de kuruldu. 1902 yılında ise, Kahire’de bugün bulunduğu yere taşındı. Böylece: Mısır’da ne bulunursa (ister rastgele bulunsun, ister planlı bir biçimde kazılarak çıkarılsın) hepsi müzenindi.

Bununla: arkeolog Mariette, eski eserlerin: ülke dışına çıkarılmasını ve yağmalanmasını durdurmuş oluyor ve bir Fransız; Mısırlılar için, Mısır’ın olan şeyleri koruyordu.

Gönül borçlusu Mısır; müzenin ön bahçesine onun heykelini dikti ve ölümünden sonra da, cenazesini buraya getirerek mermer bir lahde gömdü. (Müzenin bahçesinde bu heykeli göreceksiniz.)

Evet: Kahire Müzesi olarak inşa edilmiş bir bina. Fransız mimar “Auguste Mariette” tarafından, sanat eserlerinin ülke dışındaki müzelere götürülmesini engellemek için kurulmuş. Yalnızca toplama değil, aynı zamanda denetim merkezi olarak da görev yapıyor.

Günümüzde:

Dünyanın en önemli koleksiyonlarından birine ve değerli Antik Mısır hazinelerine ev sahipliği yapıyor. Zenginliğiyle göz kamaştırıyor. Genç yaşta hayata veda eden ve laneti dillerde dolaşan “Tutankhamon” un hazinelerinden, firavun mumyalarına, Akenaten ile Nefertitinin Amarna sitili zarif heykellerine kadar, bu eşsiz medeniyetin en nadide eserleri buradadır.

Müzede: Yunan, Roma ve Suudi Arabistan gibi farklı medeniyetlere ati koleksiyonlara da yer verilmiştir.

Mısır Müzesinde sergilenen en önemli eser, MÖ.15’nci yüzyılda, Roma İmparatoru Augustus tarafından yaptırılan Dendur Tapınağıdır.

mısır.kahire.müze.2
Mısır Kahire Eski Eserler Müzesi (Mathfa Al-Masri)

Kısmen demode, karışık ve genellikle kalabalık olsa da, sergilenen 120 binden fazla eser nedeniyle, kesinlikle görmeniz gereken bir yer.

Buraya: en az 4-5 saatinizi ayırmanız gerekiyor.

O kadar çok eser var ki, her esere 3 dakika ayırsanız, müzeden altı ayda ancak çıkarsınız. Özellikle: Kahire’ye ilk geldiğinizde müzeyi gezin ve daha sonra Nil kıyısındaki tapınakları gezdikten sonra, müzeyi tekrar gezin, inanın çok farklı duygular yaşayacaksınız.

Eğer: öğrenci veya öğretmen iseniz, Mısır’a gitmeden önce, Türkiye’den mutlaka: “İnternational Student Card” alın. Bütün girişler: yarı fiyatına iniyor. Müze giriş: 40 Paund (8 dolar) ve öğrenci 20 (4 dolar) Paund. Müzeye girerken, dikkatli olun. Yanınıza: fotoğraf makinası alıyorsanız, ekstra ücret ödemeniz gerekiyor. Bir de video kameranız varsa, 10 misli yüksek ücret ödemeniz gerekiyor.

Evet, içeri giriyorsunuz.

Kahire Müzesi: Mısır antik dünyasının neredeyse kalbidir. Yalnız müzeyi gezmeden önce, yanınıza; ya kitap alın ya da rehber. Bunun yanında: ya da, bizim bu satırları yazdığımız, sayfadan bir çıktı alın.

Yanınızda rehber olmasa veya herhangi bir bilginiz olmasa, müzeyi gezmeniz günler sürebilir. Ayrıca: bir çok objeyi görmeden veya önemini anlamadan, müzeden çıkmak durumunda kalırsınız.

mısır.kahire.müze.3
Mısır Kahire ESKİ ESERLER MÜZESİ (MATHAF AL-MASRİ)

Müzeye giriyorsunuz.

Giriş katında:

Lahitler ve mumya yapımı ile ilgili eşyalar sergileniyor. Karşınıza: ilk önce, nasıl mumyalama yapıldığını anlatan bir bölüm çıkıyor. Evet, müzenin “Mumya Kısmı”, insanı açıkça şok ediyor. Musa Peygamber: eski Mısır’da, köle olarak çalıştırılan insanları, Süveyş Kanalından geçirirken “Asası” ile , Kızıldeniz’i ikiye böler. Denizin ortasında açılan bu yoldan, halk karşıya geçer, fakat arkadan kovalayan mısır askerleri, denizin tekrar kapanması ile, boğularak ölürler. Musa’yı kovalayan Mısır Firavunu II. Ramses; işte karşınıza çıkıyor.

Ramses’in mumyası incelendiğinde; boğularak öldüğü anlaşılmış. Firavun mumyaları, müze içinde özel bir bölümde sergileniyor. Buraya girerken ilave para ödemeniz gerekiyor. Bununda bedeli 100 Mısır Paundu.

Yani: yaklaşık olarak 20 dolar.

Burada: flaşsız bile olsa fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Ancak, ortalıkta pek te nöbetçi dolaşmadığından çekim yapanlar var. Oldukça karanlık olan bu kısımda, bir oda Ramses’e diğeri Ramses’in ailesine ait. Bir kadın ve kedisinin mumyası var. Kedi mumyası, bir zamanlar bebek mumyası sanılıyormuş.

Yanınızda çocuk varsa, buraya sokmayın derim. Mumyaların görüntüleri, çok gerçekçi, ilave parayı ödeyip mutlaka buraya da girin.

m.kahire müzesi.01
Mısır Kahire KAHİRE ESKİ ESERLER MÜZESİ (MATHAF AL-MASRİ)

Burada yer alan bilgilere göre: mumyalama işlemi için, hafif meyilli bir taş kullanılıyor. Ölen kişi, buraya yatırılıyor. Burun kıkırdağı kırılıyor, beyni, burun kanallarından çekilerek alınıyor. Boşaltılan bölüme: yine aynı yoldan; keten dolduruluyor.

Böylece: gözler, içeriye düşmüyor. Diğer yandan: vücudun yanlarından delikler açılıyor ve bu deliklerden, zarar görmeden, dört organ çıkarılıyor.

Vücutta, yalnızca: kalp kalıyor. Kalp; onların inanışına göre, mahkeme gününde hesap vermek için vücutta bırakılıyor.

Diğer organlar: yeniden yaşama dönüldüğünde kullanılmak üzere, testilere konularak, mumyanın yakınına bırakılıyor.

Mumyalama işlemini yapan kişi: çakal maskesi takıyor.

Ölü yiyen bir hayvan olan çakal: onlar için “Mumya Tanrısı” konumunda. Mumyalama işlemi: 40 gün sürüyor. Bir çok medeniyette; çokluk belirtilen “Kırk” sayısının, Firavunlar için önemli olduğu anlaşılıyor.

Bu işlem sırasında, formülü hala gizli bir sıvı; etlerin çürümemesi için, ölünün vücuduna sürülüyor. En son olarak da, vücut; ketenle sarılarak, sandığın içine yerleştiriliyor.

Zemin kattaki odalarda:

Eski Krallık Odalarından itibaren, kronolojik sırayla, Antik Mısır tarihi anlatılıyor. Burada: bir mezardan çıkmış “Sakkara Krallar Listesi” var. Bunun bir yüzünde: Yeraltı Tanrısı Osiris’e bir ilahi, öbür yüzünde ise katip Tunrin’in, iki kolona adları yazılmış, 58 krala duası var.

Bunların ilki: Miebis, sonuncusu da Büyük Ramses’tir.

Evet devam ediyoruz. Genellikle: mezarlardan çıkarılmış olan hazineler var. Bunların arasında: Sakkara’daki Basamaklı Piramitte bulunan: Kral Conser’in gerçek boyutlardaki heykeli de görülüyor. 32 ve 42 numaralar arasındaki odalarda: daha ileri tarihlere ait eserler sergilenmiş.

Bunlar arasında: Ka-Aper’in yekpare ahşaba oyulmuş gerçek boyutlardaki heykeli ve çocuklarıyla birlikte çiftleri tasvir eden heykeller var.

m.kahire müzesi.02
Mısır Kahire ESKİ ESERLER MÜZESİ (MATHAF AL-MASRİ)

Mezarlarda bulunan nesneler; Antik Mısır’daki inanışlar ve günlük hayatla ilgili ipuçları bakımından zengin kaynaklar. Ölümden sonraki yaşamda: krala hizmet etmek üzere yapılan: ahşap hizmetçi heykelleri (uşabti) arasında; muhafızlar ve zanaatkarlar, hatta tekneleriyle birlikte gemiciler de var. Aynı nedenle: ölümden sonra kralın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ördek ve sığır gibi tasvirlere de yer verilmiş.

Amarna Odası (3’ncü oda)

Sapkın olarak adlandırılan ve Ahenaton’un Aton’u tek tanrı olarak kabul ettiği ve Orta Mısır’da bulunan “Tel el-Amarna”yı başkent ilan ettiği döneme ayrılmıştır. Ahenaton’un yeni dini, yalnızca onun yaşamı boyunca sürmüş. Ölümünden sonra ise “deliliğinin” bütün izleri, ortadan kaldırılmış. Bu odada sergilenen objeler: mezardan çıkarılmış.

Burada sergilenen, Ahenaton’un iki dev heykelinde: uzun çenesi ve yuvarlak karnı gibi fiziksel özellikleri dikkati çekiyor. Giriş katında, 3 numaralı odada sergileniyor. Marfan sendromu denilen hastalıktan muzdarip olduğu için, yüz kemikleri uzamış, yarı Çinli bir görünüm almış. Sapkın olarak ilan edildiği için, adı bütün yazıtlardan silinmiş ve heykelleri kırılmış, tapınakları yerler bir edilmiş.

Sonradan, toprak altından çıkarılan heykellerinin hepsi kırık bulunmuş ve bu müzeye taşınmış.

Yani: Akhenaten’i, bu müze dışında görmek mümkün değil.

Ayrıca: eşi Nefertiti’nin de harika bir büstünü, burada görebileceksiniz. Çünkü: Nefertiti, güzelliğiyle dillere destandır. Bu güzellik taşa işlenmiş ve büstü yapılmış. Ancak, müzede göreceğiniz büst, orijinal değil. Orijinali: Berlin Müzesinde, evet çalınmış. Nefertiti ;”güzellik geliyor” anlamında bir kelimedir.

En güzel hazineler: ikinci katta

Özel Tutankamun bölümü

Tutankamun: 9 yaşında Firavun olmuş. Ancak: 18 yaşına gelince, başına aldığı bir darbe ile ölmüş. Tutankamun’un önemi ise: yaşadığı dönemde yaptığı yönetiminden değil, mezarı korunarak çıkarılan tek Firavun olmasından kaynaklanıyor.

Çünkü: kendisinden sonra gelen bir kral, Krallar Vadisindeki mezarlara el koyar ve Tutankamun’un mumyasını, başka emanet bir mezara taşıtır. Bu sayede: mezar, tahrip edilmeden, günümüze ulaşmıştır. Mumyası, halen “Luksor” şehrinde bulunuyor. Kahire Müzesinde ise: piramitten çıkarılan: altın eserler sergileniyor.

Burada

Howard Carter’in, 1922 yılında Tutankhamon’un mezarından çıkardığı, 1700’den fazla eser var. Çünkü: bu mezar, Krallar Vadisinde bulunanlar arasında tahrip olmamış tek kral mezarı. Firavun öldüğünde: 19 yaşında idi ve daha büyük bir mezar hazırlanması için zaman yoktu. Buna karşın, mezarı: ölümünden sonra kullanması için hazinelerle donatılmıştı.

Takip eden yıllar içinde: mezarın girişi, yanındaki mezarların yıkıntılarıyla kapanır ve mezar, yağmacılardan korunur.

Firavunun mumyasının konulduğu 3 tabut: müzede sergileniyor.

Tabutun üzerinde: “Ey Ana Nut; kanatlarını üzerime ger, tıpkı ölümsüz yıldızlar gibi” yazılı. En içteki tabut: 170 kg. ağırlığında ve som altından. En dışta, tahtadan ve üstü altın yapraklardan oluşan kısım bulunuyor. İkinci tabut, yine tahtadan, altın kaplamalı ve daha süslü.

Onun içinde ise Tutankhamun’un mumyası bulunan ve en içteki tabut bulunuyor. Hemen yanındaki sandıkta ise, mumyalama sırasında çıkarılan organların bulunduğu küçük bir tabut var.

Kralın: altın ve ikinci derece kıymetli taşlarla süslü cenaze maskı muhteşem. Bu ilgi çekici keşif; 3000 yıl sonra bile göz kamaştırıyor. Özel odasını ve çıkarılan objeleri, mutlaka görmelisiniz. Bu bölümden, büyülenerek çıkıyorsunuz.

Evet, geziye devam ediyoruz.

Müzede: birbirinden orijinal eserler göreceksiniz. Ama en ilginci; bugün bile kullanımına, insanların zorla alıştığı prezervatif. Evet, birden karşınıza çıkıyor.

Ancak: 5500 yıl öncesine ait keten prezervatif, insanların geçmiş yıllarda da aile planlamasına verdikleri önemi ortaya koyması açısından ilginç. Ama, günümüz Mısır’ında, buna kimsenin uymadığı da, Kahire sokaklarında karşınıza çıkacak olan görüntüden anlaşılıyor. Her yan çocuk dolu.

Evet: üst katta: mumya odası var.

Burada: Mısır’ın en ünlü yöneticilerinin korunmuş kalıntıları bulunuyor. Ağırlıklı olarak: 18 ile 20’nci sülalelere ait mumyalar arasında: IV. Ramses, I. Seti ve III. Tutmosis mumyaları var. Tutankhamon; Krallar Vadisindeki mezarına geri konulmuş ve günümüzde tekrar taş lahitte yatıyormuş.

Bu muhteşem ve renkli buluntular arasında; Mısır’ın kronolojisini çıkarmak için arkeologların yararlandıkları eserler de var. Bunlardan biri de: Kral Narmer levhası. Bu levha: Mısır’ın birleşik krallık olmasından sonra, bir kraldan söz eden ilk belge olma özelliğini taşıyor.

Ayrıca:

Ülkenin dört bir yanında bulunan heykeller: Osiris, Hathor, İsis ve diğer önemli tanrılar ile belli başlı sülalelerin firavunlarını temsil ediyor. Firavunların gücü, genellikle taşa ne büyüklükte kopya edildikleriyle ifade ediliyormuş. II. Ramses’in kiler, çok büyük. Bunlara ek olarak: kraliçe Hatşepsut’un büstü gibi, küçük heykeller de görülüyor.

Mısır Müzesini gezdikten sonra:

Müzenin hemen yanındaki yoldan, Nil nehrinin tersi istikametinde yürümeye devam edin.

Şare Ramses yolundan doğruca yürüdüğünüzde: Ramses Meydanına geleceksiniz. İstanbul’ta Topkapı Meydanı gibidir. Çeşit çeşit insanların gelip geçtiği, sürekli ve yoğun bir hareketliliğin olduğu, minibüslerin, otobüslerin ana duraklarının bulunduğu, keşmekeş bir yer Ramses Meydanı.

Burada: bir anda “üçüncü dünya ülkesinde” miyim? diye düşünüyorsunuz. Burada: hem Londra Metrosunu aratmayacak bir hız ve teknik donanıma sahip metro istasyonu ve de özel klimalı otobüsleri, hem de eskiliği ve bakımsızlığı yanında zaman zaman insanların birey olmaktan çıkıp etten bir yığına dönüşecek şekilde doluştuğu otobüslerin ana duraklarını bulabiliyorsunuz.

mısır.ramses meydanı.2.ramses heykeli taşınması.1
Mısır Kahire ESKİ ESERLER MÜZESİ (MATHAF AL-MASRİ)

Bu meydanın hemen yakınında: Ahram Gazetesinin tesisleri var. Mısır’ın yarı resmi gazetesi. Bir milyon tirajı bulunuyor. Burada, ayrıca: Victoria dönemi tren istasyonu var.

m.ramses tren istasyonu.1
Mısır Kahire  RAMSES TREN İSTASYONU

RAMSES TREN İSTASYONU

Ramses Meydanında bulunuyor. Kahire’nin kalbinin attığı yer. Ülkenin her yanına, buradan trenler kalkıyor. Eski bir bina. Ana kapıdan içeri girer girmez, insan kalabalığı ile karşılaşıyorsunuz. İçerden: İskenderiye, Luxor, Aswan gibi şehirler başta olmak üzere, her yere tren bulabilirsiniz. Burada kalıp gerçek Mısır yaşamını gözlemeniz mümkündür.

Binanın: neoklasik cephesi, eşit aralıklarla tekrar eden İslam sanatı motifleriyle bezenmiş.

Cephede: çıkıntı oluşturan aynalar ile, kare biçimli kulelerin gizli oyukları üzerine uygulanmış turkuaz renkli zeminin rölyefinde bulunan girift örgülü ağ, cephenin en çok göze çarpan öğeleri. Ayna bölücülerin her birinde, birinci ve ikinci katları sınırlandıran, üç katlı ve dikdörtgen biçimli birer oyuk var.

Zemin katta, sivri kemerli bir pencere ya da atnalı kemerli bir pencere çifti bulunuyor. Oyuğun birinci katında kaşmerli bir pencere, ikinci katındaysa sivri uçlu, atnalı kemerli bir pencere çifti bulunuyor.

Meydanda, ayrıca II. Ramses’in heykeli bulunuyor. Ancak: meydanda bulunan bu heykel kopya. Çünkü: orijinali, kirlilikten korunması için, 1955 yılında, heykelin bulunduğu Memphis şehrine geri götürülmüştür.

Çünkü: devam eden tarihi süreçte, heykelin çevresinde: iki köprü, bir metro, bir cami oluşmuş. Heykelin bunlara dayanacak hali olmadığı düşünüldüğünden, piramitlerin hemen yanında kurulacak yeri müzede sergilenmek üzere, 15 km. uzaklıktaki yeni yere taşınmıştır.

Ramses: Mısır’ın en ünlü firavunudur.

66 yılı aşkın bir süre tahtta kalmış. Sekiz karısı ve yüzü aşkın çocuğu olmuş. Hititlerle uzun bir savaştan sonra, ilk defa barış antlaşması yapıp, hükümdarlığı süresince Mısır’ın her bir yanına mabetler, heykeller diktirmiş.

MÖ. 1225 yılında ölen ve savaşçı bir kral olarak bilinen 2. Ramses, 67 yıllık yönetiminde Mısır’a altın çağını yaşatmış. 2. Ramses’in piramitlerin yanına taşınan heykeli, geçen yüzyılın ortalarında, Kahire’ye getirilmeden önce, 3200 yıl boyunca, antik Mısır’ın başkentlerinden “Memphis” deymiş.

Burada: 1882 yılında yapılan kazılarda bulunmuş. Daha sonra sekiz parçaya bölünen heykel, 1955 yılında Kahire’ye taşınarak, aynı adla anılan büyük meydana yerleştirilmiş. 100 tonluk, pembe granit heykelin taşınma için, 15 km. lik yolculuğun maliyeti 1 milyon Euro olmuştur.

mısır.kahire.metro.
Mısır Kahire RAMSES TREN İSTASYONU

Aynı yoldan, Nil nehri istikametinde geri dönüyoruz. Yalnız: Yüksek Mahkemenin arkasından, Talat Harp Meydanını buluyoruz ve buradan “Kasrü’n Nil denilen ve batı tarzı restoran ve mağazaların bulunduğu yola giriyoruz. Bu bölgeyi de gezdikten sonra; yine, istikametimizi Tahrir Meydanına yöneltiyoruz.

m.nil nehri.genel.1
Mısır Kahire Nil Nehri

Meydana gelince, El Tahrir Köprüsünden: Nil üzerindeki en büyük ada olan: Cezire’ye geçiyoruz.

TAHRİR KÖPRÜSÜ

Nil Nehri üzerinde yapılan ilk köprü olarak kabul edilir. Yapıldığında: 406 metre uzunluğa ve 2.5 metresi kaldırım olmak üzere, 10.5 metre genişliğe sahipmiş. Orta kesimi açılır-kapanır bir kafes kiriş strüktürken, 1950’lerde bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiş. Ancak, köprü girişindeki aslanlar, aynı biçimde değerlendirilmeyi sürdürmüşlerdir.

mısır.kahire.cezire adası.f
Mısır Kahire Kulesi
Mısır Kahire Kulesi

KAHİRE KULESİ

Baklava biçiminde kafes bir yapıya sahip kulenin, yelpaze şeklinde açılan üst bölümü, lotus çiçeğini andırıyor. Yüksekliği: 187 metre. İlk inşa edildiğinde, dünyanın en uzun betonarme yapısı unvanına sahipmiş.

Burası: Kahire’nin görülmesi gereken ilginç yerlerinden biridir. Nil Nehrinin hemen yanı başında bulunuyor. İlginç bir mimarisi var. Eski Cumhurbaşkanı Cemal Abdulnasır döneminde, Amerika tarafından, Mısır’a para yardımı yapılır. Nasır, bu para ile bu kuleyi yaptırmış.

Kuleye asansör ile çıkılıyor. Tepesinde iki kat var. Birinci katında döner lokanta bulunuyor. İkinci katında ise kafeterya var. Kulenin en tepesinde ise seyir yeri var. Kahire’yi para ödeyerek dürbünle seyrediyorsunuz. Ayrıca; buradan, hava açık olduğunda piramitleri bile görmek mümkün. Ayrıca, Kahire’yi ikiye bölen Nil nehrinin kollarını da görebiliyorsunuz.

m.genel bir resim.1
Mısır Kahire Kulesi
Ana girişinde; devasa bir ağaç bulunuyor.

Bunun köklerini görün. Gerçekten orijinal. Ağaç: salkım-saçak gibi birkaç gövdeden oluşuyor. Ayrıca: kulenin çevresinde bulunan “Endülüs Bahçeleri” değişik özelliklere göre düzenlenen yemyeşil bir dokuyu barındırıyor. İçlerinde değişik bitkiler de bulunuyor. İnanın güzel bir gezi olacak, mutlaka gidin.

Evet: Cezire adasında gezilecek yerler bitiyor. Yürüyerek; el-Tahrir Köprüsünden geri geçiyoruz ve Tahrir Meydanına varmadan önce, Nil kıyısındaki yolu takiben, sağ istikamette ilerliyoruz.

Hedefimiz: Ravda adası. Şa Es-Saray bölümünden adaya geçiyoruz ve burada Menyal Sarayı var. Bu saray: günümüzde bir sanat galerisi olarak kullanılıyor ve güzel bahçeleri var. Mehmet Ali Paşa’nın sarayı olarak anılıyor.

Sarayı gördükten sonra;

Şare Sayalatül Ravda yolunu takiben ilerlediğimizde, adanın uç noktasında: Ümmü Gülsüm Müzesi, Nil Ölçer ve Manastırlı Sarayını göreceğiz.

Ümmü Gülsüm Müzesi:

Kahire’de, 19’ncu yüzyıl yapısı olan Manastırlı Sarayı içinde, 250 metrekarelik alanı kaplıyor. 2002 yılında açılmış. Müzede: Ümmü Gülsüm’e ait: sahne kıyafetleri, tablolar, çoğu devlet başkanlarıyla birlikte çektirilen (Cemal Abdülnasır, Enver Sedat, Şeyh Zayed gibi) fotoğraflar ve diğer eşyalar sergileniyor.

Ayrıca: Ümmü Gülsüm’ün; çeşitli sanat ya da devlet adamlarıyla mektuplarından örnekler de burada bulunuyor. Müzenin kütüphanesinde, sanatçı hakkındaki tüm kitaplar, yüksek lisans ve doktora çalışmaları var.

Ümmü Gülsüm:

Arap dünyasının gelmiş geçmiş en sevilen sanatçısıymış. Sevda şarkıları ve içli parçaları öyle bir söylermiş ki, izleyicilerini ve radyo başında evlerinde dinleyenleri ağlatırmış. Büyülü bir sese ve alışılmadık bir ses rengine sahipmiş. Nefesi o kadar güçlüymüş ki, aynı notayı bir buçuk dakika boyunca okuyabiliyormuş.

mısır.kahire.ümmü gülsümmüzesi.1
Mısır Kahire Ümmü Gülsüm

Evet, devam ediyoruz. Sırada: Nil ölçer: MS.715 yılında: Nil’in taşma seviyesini ölçebilmek amacıyla yapılmıştır.

mısır.kahire.hayvanat bahçesi.1
Mısır Kahire Hayvanat Bahçesi

Ravda adası gezimiz bittikten sonra: El-Gize köprüsünden, Nil nehrinin batı yakasına geçiyoruz. Burada: Kahire Üniversitesinin, göz alabildiğine uzanan konut alanları var. Ayrıca; güzel bir bahçe içinde, Kahire Hayvanat Bahçesi de burada.

Burası: Nil’in batı kıyısında, Roda Adasının karşısındaki güzel bir arazide bulunuyor. Koşulların daha iyi hale getirileceği vaat edilmiş olsa da, hayvanların kafesleri bakımsız. Binlerce hayvan var. Burada: aslan, maymun, fil, deve, kaplan ve bunun gibi daha onlarca hayvan çeşidini bir arada görme şansınız olacak.

Bunların yanında: köprüyü geçince hemen karşınıza; görülmeye değer: Mahmud Halil Müzesi ( dikkat buraya girerken pasaport göstermenizi istiyorlar) var.

Muhammed Mahmud Halil ve eşi için, 1915 yılında inşa edilen saray, günümüzde müze olarak kullanılıyor. Müze: Paul Gauguin, Auguste Renoir, Vincent van Gogh, Claude Monet, John Jonkkind, Charles Francois Daubigny gibi Avrupa sanatının önde gelen isimleriyle, Eugene Fromentin gibi Doğu sanatının başarılı temsilcilerinin koleksiyonlarını barındırıyor. Batı sanatı ile Doğu sanatının buluşma noktası, mutlaka ziyaret edin.

mısır.kahire.felluka.2
Mısır Kahire Nil Nehri

Bu arada:

Fırsat bulduğunuzda, Nil Nehri üzerinde, “felluca gezisi” yapmayı sakın ihmal etmeyin. Felluca, Mısır’ın geleneksel yelkenli kayıklarına verilen isim. Bu yelkenlilerde hayat diğer gezinti tekneleriyle kıyaslandığında, oldukça basit ve ilkel görünebilir.

Kamarası, tuvaleti, duşu olmayan kayıklar, konuklarına konfor namına bir şey sunmasa da Mısır’ın benzersiz gökyüzünü izleyerek açık havada uyumanın tadı başka hiç bir şeyle kıyaslanmayacak ölçüde büyüleyici.

Bu deneyimi, 5 yıldızlı otellerde, süper lüks teknelerde yaşamanın imkansızlığının farkında olanlar, bu yolculuğa çıktıklarında, yüzlerinden uzun süre silinemeyen bir tebessüme sahip oluyorlar.

Ayrıca: teknelerdeki ilkel koşullar, katlanılmayacak ölçüde değil.

Her kayığın kaptanı ve aşçısı var. Bu sayede, yapmanız gereken tek şey, uzanıp çevrenin keyfini çıkarmak. Akşam olduğunda aşçının iptidai koşullarda yaptığı yemeğe kaptanın söylediği yöresel şarkılar eşlik ediyor. Sonrasında ise kıyıda yakılan kamp ateşinin çevresinde keyifli sohbetler yaşanıyor.

Evet: uzun yolculukların sırrı bu. Bunun dışında, geleneksel fellucalar ile nehirde gezerken, şehri bir başka açıdan görüp, Kahire’nin gizemini daha iyi anlayacaksınız. Bunlara binmeyi tercih etmeseniz, kiralık motorlar var.

Pazarlık yaparak bir saatlik tur için, 10 dolara bir tekne kiralayabilirsiniz ki Kahire’yi ziyaret edenlere, bu turu yapmalarını mutlaka öneriyorum.

KAHİRE; İSLAMİ YAPILAR

Kahire’nin yeni kurulan, sıradan pek çok dış mahallesi var. Ama bunların yanında: kentin eski mahalleleri de iyi şekilde korunmuş ve bu bölgeler, İslam dünyasının en güzel mimari örneklerini barındırıyor. Şehirde, nereye giderseniz gidin, cami kubbelerinin ve minarelerinin düşsel mimarisinin karmakarışık çatılar arasında yükselişine tanık olacaksınız.

Şehir: nehrin doğusuna kurulduğu için: Nil Nehrinin yıllık taşkınlarından etkilenmiyor. İstilacılara karşı ise, yüksek surlarla korunmuş.

Evet, bugünkü gezimize: yine tahrir meydanından başlıyoruz. Bulunduğunuz yerden, tahrir meydanına herhangi bir şekilde geliyorsunuz. Şare el-Bostan caddesi istikametinde, doğuya doğru ilerliyorsunuz.

Abdin Metro İstasyonunun bulunduğu yerde:19’ncu yüzyıl tarihli Cumhuriyet (Abidin) Sarayından geçip, Ahmet Mahir Meydanına ulaşıyorsunuz.

Burada, kalabalık bir Pazar yeri sizi karşılıyor. Ayrıca: ortaçağ şehir surlarına inşa edilmiş, heybetli bir kapı olan: Bab Züveyla.

BAB ZÜVEYLA KAPISI

Evet: bu kapının silindir şeklindeki burçlarını görüyorsunuz. Geçmişte, mahkum edilen suçlular, ceza olarak bu kapıda asılırmış. Bu kapının üzerinde yer alan iki minare: aslında 1420 yılında Memluk Sultanı El-Müeyyed tarafından tamamlanan, bitişikteki camiye ait.

Bu Sultan: Bab Züveyla’nın ünlü zindanına hapsedildiğinde, eğer kurtulursa bir cami yaptıracağına yemin etmiş. Serbest kaldığında, taş işçiliği ve hoş bir avlu bahçesine sahip, çok güzel bir bina yaptırmış.

Burada: Segn’i (zindan) gördükten sonra, harika manzarayı seyretmek için, merdivenlerden Bab Züveyla’nın üstüne çıkın.

Burada biraz da kent surlarından söz etmek istiyorum.

KENT SURLARI

El-Muiz ve generali Cevher el-Sicili tarafında kurulmasının hemen ardından, Kahire: dikdörtgen planın kenarlarında kapılar bulunacak şekilde, kerpiç surlarla çevrilmiş. Ancak, daha sonra, el-Cuyuşi (Ordular Komutanı), Bedrül-Cemali’nin emri üzerine, kerpiç surların yerine, taş surları inşa ettirir.

Yeni sur düzeninin eskisinden tek farkı, biraz daha geniş bir alana yayılmış olmasıdır. Kentin, kuzey kesimindeki surların büyük bir bölümü ile: Fetih kapısı ve Zafer kapısı korunmuş.

Güney yakasında ise, sur kalıntılarıyla Bab Zuvayla adlı kapı bulunuyor. Diğer kapılar günümüze ulaşmamış.

Taş mimarisinin önemli örneklerinden biri sayılan Bedrül-Cemali, sur ve kapılarının inşasında da, firavunlar dönemi anıtlarının yıkımıyla elde edilen malzemeler kullanılmış.

Surlar:

Üç kotta inşa edilmiş. Kapıların giriş hollerinin bulunduğu cadde kotu daha yüksek olduğundan, her bir kapıya ulaşım rampalarla sağlanıyor.

İkinci kot, tonozlu oda ve hollerle birbirine eklenen, ok biçimli yarık ya da daha geniş açıklıklarla, dışarıya açılan galerilerden meydana gelmiş.

Üçüncü kotun oluşturduğu teras, surların üst kısımlarıyla dişler tarafından korunmakta. Babül-Nasr’ın üstündeki teras, Fatımiler döneminde, gözlemevi olarak kullanılmış.

Evet, gezimize devam ediyoruz. Şare el-Müizz Li-Dinillah caddesinden kuzeye doğru devam edin. Medrese ve Kansu Gavri’nin Mezarına ulaşıyorsunuz.

Bu görkemli medreseler kompleksi, müze ve medrese: son Memlük sultanlarından Kansu Gavri tarafından yaptırılmış.

Batıdaki Medrese, haç şeklindeki bir plana ve baca biçiminde şerefeli, sıra dışı dikdörtgen biçimli bir minareye sahip.

Karşısında bulunan anıtmezarın kubbesi günümüzde yıkılmış ve kültür merkezi olarak hizmet vermektedir.

“Kansu Gavri Sarayı” olarak bilinen Kansu Gavri’nin Mezarı restore edilmiş ve ziyarete açılmış. Burada: sürekli sergiler düzenleniyor ve her Çarşamba ve Cumartesi akşamları girişin serbest olduğu Dervişlerin Sema gösterileri yapılıyor.

Buradan birkaç adım kuzeye yürüyüp sağa döndüğünüzde, 16’ncı yüzyılda inşa edilmiş olan Kansu Gavri kervansarayına ulaşacaksınız. Burada: pek çok el işi hediyelik ve satılık el eşyaları sergileniyor.

Biraz ileride, solda: İslam’ın en ünlü öğreti merkezi olan Ez-Ezher Camisi ve Üniversitesi var.

EL-EZHER CAMİSİ VE ÜNİVERSİTESİ

Cami: Fatımi Kahire’sindeki ilk cami ve ilk dini bilimler okulu. Adı, Arapçada: “muhteşem” anlamına gelir. Yapımından bugüne kadar hep önemli bir yer tutmuş. Fatımi Halife el-Muiz tarafından yaptırılmış. İlk yapıldığında: Fatima el-Zehra (Hz. Muhammed’in kızı) Camisi olarak isimlendirilmiş.

İbadete 972 yılında açılan cami, 989 yılında okul statüsü kazanmış ve Fatımiler’in içinde bulunduğu, İsmaili Şii ilahiyatına göre eğitim vermeye başlamış. Heybetli kapıları ve peri masallarını andıran minareleriyle, İslam mimarisinin coşkunu temsil etmektedir.

mısır.kahire.el ezher camisi.3
Mısır Kahire El Ezher Camisi

Caminin yanına, öğrencilerin kalacağı bir de bina yapılmış. Osmanlıların hakimiyetinden sonra Memluk medreselerinin düşüşe geçmesinin ardından, El-Ezher, Müslüman dünyasının en önemli merkezlerinden biri haline gelmiş. El-Ezher Camisi: pek çok genişletme ve restorasyon çalışması geçirmiş.

Bugün, bu aşamaların neredeyse tümü görülüyor. Orijinal cami şimdikinden çok daha küçükmüş. Yapıldığında: avlunun üç tarafında, korint sütun başlıklı, İslam öncesi kolonlarla taşıtılan revaklar bulunuyormuş.

1130’larda, dördüncü yöndekiler ile bir de kubbe eklenmiş. İbadet alanı, kıble duvarının iki köşesinde yer alan orijinal kubbeler ise bugün yok.

m.kahire.el ezher parkı.1
Mısır Kahire El Ezher Üniversitesi
Bugün: küçük, tuğla minarenin yerine, Memlük döneminde (1226) yeni ve daha büyük bir minare inşa edilmiş.

Bu minarenin yerine 1397, 1424 ve geç 15’nci yüzyılda yeni minareler yapılmış, ancak hepsi yıkılmış. El-Guri, 1510 yılında yine girişin yanına, çift soğan kubbeli büyük bir minare yaptırmış. Restorasyonlar dışında, camiye yeni binalar eklenmiş.

Bunlar arasında: üç Memlük medresesi var. Girişin sağ yanında bulunan Taybars Medresesi, sol yanındaki Emir Akbuğa Medresesi (1340), ibadet mekanının kuzeyinde bulunan Cevher el-Kankabay Medresesidir.

Osmanlı döneminde;

Cami yine pek çok restorasyon geçirmiş ve genişletilmiş. Günümüzde, iç mekanın büyüklüğü: 10300 metre karedir. Bunlardan en önemlisi, bugün görülen cepheyi yaptıran Abdurrahman Kethüda’nın 1753 yılında yaptırdığıdır.

İkisi günümüze kala üç minare ile güney cephesindeki giriş kapısı bu dönemde eklenmiştir. El-Ezher özellikle bir eğitim merkezi olarak ünlenmiştir ve geçmişte burada dört mezhebin dini eğitimi de verilmiştir.

Bugün, modern bir üniversite olan El-Ezher Üniversitesi, caminin çevresindeki binalarda eğitim vermektedir.

Hukuk, Tıp ve ilahiyat olmak üzere, tüm İslam dünyasından gelmiş, 30.000 öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Mısırlılar tarafından dünyanın ilk üniversitesi olduğu iddia edilmektedir.

Halbuki, bizim ülkemizde, Harran Üniversitesinin dünyanın ilk üniversitesi olduğu kanıtlanmış. Yalnız; burada verilen eğitimin çağdaş ve laikliği konusunda tereddütlerin bulunduğu da kesin.

Evet, El-Ezher Caddesinin kalabalık trafiğiyle baş ederek ilerleyeceksiniz ve Kahire’nin meşhur el işi pazarı: Han El-Halili’ye ulaşacaksınız.

mısır.kahire.halil çarşısı.1
Mısır Kahire Han El Halili Çarşısı

HAN EL-HALİLİ ÇARŞISI

Mısır’ın tüm ziyaretçileri için, burada alışveriş yapmak bir zorunluluktur. Ancak, burası yalnızca bir turist pazarından ibaret değildir. Kahireliler, paha biçilmez mücevherlerden süs eşyalarına ve ev gereçlerine kadar, her şeyin satıldığı küçük dükkanları dolduruyorlar. Pek çok dükkan; birer sanat eseri.

Çok güzel süslemeler, ahşap kapılar, ince taş işlemeleri, yerlerde ve sedirlerde serilmiş halılar, sandal ağacı ya da tütsü kokularıyla kaplanmış iç mekanlar. Dükkan sahiplerinden atölyesini gezdirmesini rica ederseniz, sizi çatı arasındaki dağınık bir odaya götürecektir.

Burada: zanaatkarların bakır üzerine yaptığı girift kakmaların ya da gümüş ve altından yaptığı ince işlemelerin ne kadar zor olduğuna tanık olacaksınız. Herhangi bir el işi eşyanın yaratılması için harcanan emeği görünce, fiyatların aslında gayet makul olduğunun farkına varacaksınız.

Evet: buraya bol zaman ayırın, gezecek ve görecek çok şey var.

Kahire’nin ünlü alışveriş pazarı: Hanül Halili ( Pazar günü hariç, her gün: 10.00-19.00 arası açık) günümüzde bile, Ortaçağ döneminden kalma bir “suk” (çarşı) havasına sahip.

Dünyanın en eski kozmopolit çarşılarından biridir. İsmi, burada 1380 yılında bir han yaptıran Emir Cevher el-Halili’den kaynaklanıyor. Uzun süre boyunca, burası hemen yakınındaki bedestenin de işaret ettiği gibi, kentin ticaret merkezi işlevini görmüş.

Burada konumlanan iki vilake (altı dükkan, üstü küçük apartman dairelerinden oluşan han), 20’nci yüzyılın başlarında, yerlerini birkaç küçük iz dışında, çağdaş yapılara bırakmışlar. Dolayısıyla, bu tanınmış adın işaret ettiği önemli bir mimari üründen bahsetmek zor.

Yalnızca, çevredeki küçük sokaklardan birinde konumlanan el-Fişavi kahvesinin Neo-Arap iç mekanı, ilginç sayılabilir. Bu mekan hakkında, aşağıda ayrıntılı bilgi vereceğim.

Evet: burada, özellikle Mısır’ın Nobel Ödüllü yazarı Nagıp Mahfouz’un adını taşıyan kafede, mango suyu ve Mısır’a özgü içecekler ve meşhur elmalı nargileyi mutlaka deneyin.

Evet: burada bakır, altın, deri ve kaymaktaşı ürünler, daracık sokaklarda satılıyor.

Ayrıca: bu sokaklarda, avaz avaz bağırarak, müşteri çekmeye çalışan işportacılar göreceksiniz. Yeterince dikkatle ararsanız: el yapımı, küçük ve güzel parçalar satın alabilirsiniz. Han; Orta doğunun en büyük çarşılarından biridir. Yaklaşık 1000 yıldır bu özelliğini koruyormuş.

Çarşı: Fatımiler döneminde; şehrin güney kapısı Babül Zuveyla ve kuzey kapısı Babül Fütuh arasında kurulmuş ve gelişmiş. Adını: zamanın tek ulaşım biçimi olan deve kervanları için bir dizi kervansaray inşa ettiren: Emirül Halil’den almış.

Çarşının sokakları: zarif taş oymalar, harika ahşap, bakır ve pirinç işleriyle ve çiniler gibi İslami mimarinin güzel örnekleriyle süslü. Muhteşem yapılar arasında: aynı dönemden kalma camiler ve medreseler, hanlar ve evler dikkati çekiyor.

Burada: Mısır’a özgü her türlü hediyelik eşya yer alıyor.

Tabii ki, papirüsler, değerli taşlar ve gümüş incik boncuk. Paranıza göre alışveriş yapabilirsiniz. Ama fiyatları inanılmaz. Pazarlık payı her zaman var. Artık insafınıza kalmış bir şekilde pazarlık yapabilirsiniz. Gerçekten asıl fiyatın ne oluğunu, söylenen fiyatın üçte birine bile alsanız inanamıyorsunuz. Yine bir şey beğendiyseniz alın. Çok güzel kıymetli taşlar, el işçiliği kolyeler burada yer alıyor.

Bayanlar için, çarşı içinde yolda kurulan seyyar tezgahlarda satılan kolyeler, bilezikler çok ucuz. Bunları, Türkiye’de çok pahalı fiyatlarla aldığınızı unutmayın. O nedenle de bolca alın. Nasıl olsa Mısır’dan geldiğinizi duyan dostlarınız, sizi bol bol ziyaret edeceklerdir.

mısır.kahire.fişvekahvesi.nargile.1
Mısır Kahire Fişavi Kahvesi

FİŞAVİ KAHVESİ

Evet, çarşının en önemli mekanı: Fişavi’nin Kahvesi’dir. Nostaljik bir kahvehane. Burası: Seyyid el-Hüseyin Camiinin karşısında bulunuyor. 200 yıldır hiç değişmeyen bir mekan. Burada: 24 saat boyunca: çay ve şişe (nargile) içebilirsiniz. Akşam: saat: 21.00 den sonra masalar toplanıyor.

Bizim Mehmet Akif Ersoy orada çay içmiş. Acaba o zamanlarda bugünkü gibi kalabalık mıydı?

Öyle olsaydı, Mısır’ın Nobel Ödüllü yazarı Necip Mahfuz, romanlarını bu kahvede yazabilir miydi?

Oysa şimdi. Birbirini kesen dar sokaklardan oluşmuş Han Hali Çarşısı içindeki kahve, bugün sadece bir kahve olmaktan çok uzak. Sokağın iki yanına, karşılıklı dizilen sandalyelerde, sedirlerde oturmak can sıkıntısına birebir. Dünyanın en kaotik şehrinin renkliliğini görmek için sokaklarda gezinmeye gerek yok belki de.

Kimler geçiyor kahvenin içinden: “henna” diye seslenen Nübyeli kadınlar, kına dövmesi yapmaktan kararmış ellerinde desen kağıtları ile dolaşıyorlar. Elini ve bileğini kınacıya teslim edenler, nasıl bir hata işlediklerini sonradan anlıyorlar, ucuz kına birkaç gün güzel görünse de, tez zamanda solup anlamsız bir lekeye dönüşüyor, dikkat.

Evet: cüzdan ve boncuk satıcıları: kahvenin aşina simaları.

Ancak, yasemin çiçeğinden kolyelerle kahveye giren kadınlar daha sevimli görünüyor. Garsonların satıcılara iyi davrandığı söylenemez. Ama yine de el şakalarından yada karşılıklı bağırıp çağırmalardan kimse incinmemiş görünüyor.

Fişavi’nin vaat ettiği naneli çayın ve elmalı nargilenin müdavimleri arasında, Avrupalı turistler çoğunlukta olsa da, Birleşik Arap Emirliklerinden gelenlere ve Mısırlılara da sıkça rastlanıyor. Burada: naneli çay içmeyi mutlaka deneyin.

Evet, çarşıdaki gezintimiz bitti. Şimdi: Şare el-Müizz Li-Dinillah caddesine geri dönün. Buradan ilerlediğinizde: hastane, medrese Sultan Kalavun’un anıt mezarı ve camiden oluşan, görkemli Kalavun Camisi kompleksine varacaksınız.

SULTAN KALAVUN CAMİSİ KOMPLEKSİ

Bu kompleks, 1293 yılında tamamlanmış. İslami tarzda, zengin bir biçimde işlenmiş olan ön cephesi aynı zamanda Fransa’dan getirilen Haçlı mimarisinin izlerini de taşıyor. Karanlık bir geçidin sonunda bulunan Sultan’ın Anıtmezarını mutlaka ziyaret edin.

Buradan sola dönünce, mükemmel bir salonla karşılaşacaksınız. Müslüman el sanatının seçkin bir örneği olan ince işlemelerle yaldızlanmış tavana özellikle dikkat edin.

Hemen yanında: Nasır Muhammed Medresesi var.

EL-NASIR MUHAMMED MEDRESESİ

Buranın: ihtişamlı taç kapısı, Avrupa Gotik kiliselerinin kapılarına benziyor. Gerçekten, bu taç kapı: Arap güçlerinin Akka (günümüzdeki İsrail) seferinde, Haçlı Kiliselerinden getirdikleri ganimet. Külliyedeki en yeni yapı: 1300’lerin sonlarında tamamlanan: Berkuk Camisidir.

Hemen bitişikte, Sultan Berkuk Medresesi var.

mısır.kahire.sultan berkuk medresesi.1
Mısır Kahire Sultan Berkuk Medresis

SULTAN BERKUK MEDRESESİ

1836 yılı yapımlı. İhtişamı, Sultan Kalavun Medresesiyle yarışır. Çerkez kökenli Sultan Berkuk’un hükümdarlığı döneminde inşa edilmiş. Minarenin yanındaki düz yüzeyli, kaidesinin stalaktitli bir kornişin çevrelediği tuğla kubbe, 19’ncu yüzyılda çöken, üzeri sıvalı ahşap kubbenin yerine inşa edilmiş. Sekizgen planlı minare, oymalı gövdesiyle, 14’ncü yüzyıl minarelerinden ayrılıyor. Kemerli girişten haç biçimli iç mekana, tonozlu bir koridordan ulaşılıyor.

Büyük bir özenle işlenmiş tunç kapıdan geçip, koridorun sonundan sağa dönüp, tekrar tunç kapılardan geçtiğinizde, kendinizi gök mavisi bir zemin üstünde, altından işlemelerle kaplanmış bir sayvanın karşısında bulacaksınız.

Buradaki görevli memura verilecek bir miktar bahşiş, Sultan Berkuk’un kız kardeşinin gösterişli mezarının kapılarını açacaktır.

Misafirhane, Berkuk Medresesinden fazla uzak olmasa da, dar sokakların labirentinden sizi oraya götürecek bir rehber gerekecektir. Bu iş için, çevrede oturan bir çocuğa rica etmeniz yeterli olur. İsteğiniz küçük bir bahşiş karşılığında memnuniyetle yerine getirilir.

Misafirhane, 18’nci yüzyılın sonlarına doğru Memluk tarzında inşa edilmiş bir konaktır. Ana salondaki girift bir biçimde işlenmiş tavana dikkat edin.

Tekrar: El-Muizz Li-Dinillah caddesine geri dönün.

Bir iki adım kuzeyde, sağ tarafta: Beyt es-Suheymi var.

BEYT ES-SUHEYMİ

200 yıl önce, El-Ezher yöneticisinin konutu. Bu konak: iki geleneksel bölüme ayrılmış. Erkek misafirlerin kabul edildiği selamlık ve kızları ile eşinin yaşadığı haremlik. Ana kabul odasının açıldığı salondaki yüksek oturma yerleri, aile reisinin yüceliğini simgeliyor. Üst katlar, vitraylar, Osmanlı çinileri ve ahşap kafes biçimindeki izleme yerleri (müşrefiye) haremliği bir saraya çevirmiş.

Ortaçağ Kahire’sinin şehir duvarlarına doğru yaklaştığınızda, büyük El-Hakim Camisi, sağ tarafta yükseliyor. Bu caminin inşası, deli halife El-Hakim tarafından, 1013 yılında tamamlanmış. Cami, o dönemden sonra Bahara Müslüman tarikatı tarafında yenilenmiş.

mısır.kahire.el hakim camii.1
Mısır Kahire El Hakim Camii

EL-HAKİM CAMİİ

El-Hakim’in babası halife el-Aziz tarafından yaptırılmış. Caminin inşaatına 990 yılında başlanmıştır. Yaklaşık bir yıl sonra, yapımı henüz tamamlanamadan ibadete açılmış. Fatımi camii. Deli halife El-Hekim’in emri üzerine, 1003 yılında tamamen bitirilmiş. Cami: kent surlarının hemen dışında.

Surların yeniden inşası sırasında, sur içine dahil edilmiş. Kuzey duvarı, surlarla bitişik. Yamuğa yakın dörtgen planlı, mimari karakteriyle İbn Tulun ve el-Ezher camilerinin sentezi durumundadır.

Yapının avlusu, dört yönde revaklarla çevrilidir.

İbn Tulun Camisindekilere benzeyen, dikdörtgen kesitli, tuğla ayaklarla desteklenen ve yüksek revaklar oluşturan, sivri kemerleri var. El-Ezher Camisinde olduğu gibi, ibadet mekanını dikine kesen bir transepti var.

Anıtsal kapı ile ön cephenin köşelerinde yer alan minareler: yapıya sonradan eklenmiş. Cephe ve minareleri taş, geri kalansa tuğla olan yapının cephe düzeninde, büyük ölçüde Tunus’taki Mehdiye Camisinden esinlenilmiş. 1303 yılındaki depremde zarar gören cami, 1360 yılında, Sultan Hasan döneminde restore edilmiş.

Kentin, en eski ikinci camisi.

Çevresindeki yüksek duvarların herhangi bir süsü yok. Sanki bir kale gibi görünüyor. Giriş-çıkışlar: bekçiler tarafından kontrol ediliyor. 19’ncu yüzyılda, bir restorasyon daha gören yapı, aynı yüzyılın sonunda ilk İslam Müzesi’ne de ev sahipliği yapmıştır.

Yakınlarda: 11’nci yüzyılın sonlarına doğru inşa edilen, şehir duvarlarının bir parçası olan: Bab’ün Nasr ve Bab’ül Fütuh kapıları var. Bu duvarlar, yıllar boyunca yenilenmiş. En geniş çaplı restorasyonda, 200 yıl önce Napolyon’un askerleri tarafından yapılmış. Askerlerin, kulenin ve burçların taşlarına kazıdığı isimler, hala okunabilir durumda.

Evet: geri dönüyoruz. Şare el-Müzzi Li-Dinillah caddesinden yürüyerek geri dönüyoruz. Bab Züveyla kapısına vardığınızda, hemen karşısındaki İslam Sanatı Müzesi var.

İSLAM SANATLARI MÜZESİ

1903 yılında, resmi bir törenle açılmış. Kahire Emniyet Müdürlüğünün hemen karşısındadır. Diğer adı: Mathafül İslamiye’dir. Bu müzede: Osmanlı döneminden kalma eserleri görebilirsiniz.

Bir dizi odada: her biri ahşap oymacılığı, fildişi işleri, çiniler ve el yazmaları gibi belli bir konuya ayrılmış eserler sergileniyor. Muhteşem bir koleksiyon var. Sergilenenler arasında: ince süslemeli silahlar da var.

Burada: Fustattan gelme, Gördes düğümlü ve kırmızı zemin üzerine Palmet motifli bir yün halı parçası var.

Bu son yıllarda, Johanna Zick-Nissen tarafından titizlikle incelenmiş ve ortaçağ İslam dünyasında düğümlü halıların başlangıcı olduğu belirlenmiş. Halının, Abbasiler zamanında, Maveraünner yani Batı Türkistan’dan ithal edildiği tahmin ediliyor. Yapımına: 7-9’ncu yüzyıllar arasında bir tarih veriliyor.

Evet, çarşı ve yakın çevresi gezimiz, burada tamamlanıyor. İslam Sanatları Müzesinin bulunduğu cadde olan: Şare el-Kale yolundan, kuzeye doğru yürümeye devam edin. Selahattin Meydanını geçin ve Kahire Kalesine ulaşacaksınız.

ÖLÜLER ŞEHRİ

Mısır Kahire şehir dışında bulunan “Kahire Kalesi” ne giderken, zamanınız varsa, “Ölüler Şehri” isimli, eski Memlük Mezarlığına da mutlaka gidin. Kahirelilerin yalnızca “Arafa”, yani mezarlık, yabancıların ise “Ölüler Şehri” diye isimlendirdiği, ilk başta fikrine alışması bile zor gelen bir çeşit gecekondu bölgesi.

Burası: birkaç kilometre boyunca devam eden geniş bir alanı kapsıyor ve bugünkü nüfusu; yaklaşık 500 bin kişi. Ölüler kentinin sakinleri: kentin hemen her yerinden savrulan aşırı yoksullar, evsizler ve ayrıca Mısır’ın farklı kırsal bölgelerinden kente göç edenlerden oluşuyor.

Bunların çoğu kalabalık aileleriyle birlikte buraya gelip yerleşmiş ve yeni bir kentli topluluk oluşturmuşlar. Bugünse, çoğu turistin şaşkınlıkla anlattığı gibi: berberi, bakkalı, okulları, elektriği, suyu ve hatta belediye otobüsleri olan, yaşayan bir mezar kent durumundadır.

Kaldırılması için, Mısırda tartışmalar yapılan eski bir mezarlık.

Burada: mezarlık bekçileri, mezar üstlerine ev yapıyorlarmış. Yaşam öyle yoğunlaşmış ki, Kahire’de doğan bir çocuğun ikamet adresi olarak, mezarlığın gösterilmesi üzerine, yetkililer harekete geçmişler.

Şimdi, burayı boşaltıp, mezarları çöle taşımayı düşünüyorlarmış. Mezarların bulunduğu yerlere ise: çok katlı, modern yerleşimlerin yapımı planlanıyormuş.

Ölümle yaşamın bu denli iç içe bulunduğu başka bir yer var mı?

Sanmıyorum. Buraya gittiğinizde: ölülerle birlikte yaşayan insanları göreceksiniz. Kapı önünde oturan bir yaşlı insana küçük bir bahşiş verdiğinizde, size evini gezdirecektir.

Sarı taştan yüksek duvarlarla çevrili geniş ve çiçekli bir avluya girince, bir köşede, genişçe bir mermerin altında, ebedi istirahata çekilmiş ve hiçbir zaman bugünkü oturandan kira istemeyecek ideal ev sahiplerinin bulunduğuna şahit olacaksınız.

Ancak, bu mekanlardan sefalet aktığını görmek de, başka bir gerçek. Başka bir eve giriyoruz, avluda televizyon izleyin naneli çay yudumlarken, temkinle kabirlerin nerede olduğunu sorduğumuzda, evin gençlerinin rahatsızlığı hemen göze çarpıyor.

Evleri babalarından devralan yeni nesil, ölü şehri benimsemiş olsa da, gençler, posta adresi olarak kabristanı vermekten pek hoşnut değiller.

mısır.kahire.kale.1
Mısır Kahire Kalesi

KAHİRE KALESİ (İÇ KALE)

Gezimizin çarşıdan sonraki bölümünde: Kahire Kalesine gideceğiz. Kale: Han pazarından, taksiyle 10 dakika ve yürüyerek ise 30 dakika uzaklıkta bulunuyor.

Kale: 13’ncü yüzyılın başlarında, yüksek bir tepeye inşa edilmiş. Fatımiler’i, Haçlılardan kurtarmak için, Suriye’den gönderilen Selahattin Eyyübi, El-Fustat ile el-Kahire’yi birleştirerek, daha sonra surlarla çevrilecek tek bir kent haline getirmiş.

Haçlı tehdidine karşı, kente istihkamlar eklenmiş ve Mukaddem Tepesi’ne; hem kale işlevi görecek, hem de yöneticiler ve garnizonların kalacağı İç kaleyi inşa ettirmiş. Nitekim, 13’ncü yüzyılın başından, 19’ncu yüzyıla kadar, burası kraliyet ikametgahı olarak kullanılmış.

İç kalenin birinci işlevi:

Mısır Kahire kentini çevreleyen surları birbirine bağlamak ve güçlendirmekmiş. İç kale: iki ana bölümden oluşuyor. Kuzey bölümü ve aslen Memluklar tarafından inşa edilen güney bölümü. Eyyubiler döneminde: Selahattin tarafından yaptırılan, bağımsız kuzey bölümü, ilk yapıldığında iki kapısı varmış. Bunlar: Babül-Mudarrac ve Babül-Cebel.

Kuzey bölümü:

İçe kapalı askeri birimleri barındırmış. Güney bölümünde ise, kente bakan ikametgah alanları varmış. İç kalede bulunan Memluk Sarayları, bugüne ulaşamamış olsa da, güney ve batı yönlerinde konumlandıkları biliniyor. İki bölüm, birbirine Sultan Baybars tarafından yaptırılmış Babül-Kule (1260) ile bağlanıyor.

Baybars, iç kalenin hemen dışında adli işler için, Darül-Adl olarak adlandırılan, yeni bir saray da yaptırmış. Sultan Kavalun, ne zaman yapıldığı bilinmeyen el-Eyvan el-Kebir’i restore ettirmiş.

El-Nasır Muhammed ise, 13’ncü yüzyılda, güney bölümü yıkıp, neredeyse yeniden inşa ettirmiş. Bunlar arasında, 19’ncu yüzyıla kadar ayakta kalacak yeni bir saray da var. Sultan Hasan (1347-61) ve Sultan Kayıtbay (1468-96) dönemlerinde de, iç kaleye çeşitli eklentiler yapılmış.

Osmanlıların Mısır’ı fethinden sonra, iç kale eski önemini kaybeder.

Paşalar, büyük Memluk eyvanını kullanmadılar, sarayın belli bölümlerinde barındılar ve idari birimler de burada yer aldı. Süleyman Paşa Camii, 1528 yılında, Babül-Azab kapısı da 1754 yılında inşa edildi.

Mehmet Ali döneminde ise, iç kalenin batı duvarları ve kente açılan kapılan yeniden inşa edildi. Cavhara Sarayı (Adalet Sarayı), darphane ve Mehmet Ali Camisi, yine bu dönemde eklenen yapılar arasındadır.

Takip eden tarihi süreçte, II. Dünya Savaşında, İngiliz garnizonu olarak kullanılmış.

Kalenin batı duvarından: muhteşem manzarayı seyretmeyi sakın ihmal etmeyin. Buradan; havanın açık olduğu bir günde; piramitleri bile görebileceksiniz. Kentin gürültüsünden ve tozundan uzaklaşmak için ideal bir mekandır. Ramazan ayında: iftar saatini duyurmak için, buradan top atılıyormuş.

Kalenin en gözde yapısı: Muhammed Ali Camisidir. Bu arada: kale içinde, Qasr Al-Gawhara (mücevher sarayı olarak da biliniyor) içinde: küçük bir müzede, Mehmet Ali Paşa’nın temsili meclisi var. Modern Mısır’ın kurucusu sayılan Mehmet Ali Paşa; buradaki ana kabul odasında, 500 adet Memlük önde gelenini, bir ziyafette ağırladıktan sonra, hepsini bir bir boğazlatarak öldürmüş ve kendine rakip bırakmamış.

MEHMET ALİ PAŞA CAMİSİ

Mısır Valisi ve modern Mısır’ın kurucusu sayılan Mehmet Ali, bu camiyle: Memlük döneminden Osmanlılara kadar olan Kahire mimarlığıyla radikal bir kopuş yaratmayı amaçlar. Bunun ilk göstergesi: arsa seçimidir. Mehmet Ali: Mısır’da, yüzyıllar boyu hüküm sürmüş Memluklar’dan kalan bütün sarayları yıktırır.

Bu yüzden, Kahire’de, bugün tek bir Memluk krallık sarayı yoktur. Mehmet Ali, bu camiyi kendi için bir anıt olarak inşa ettirmiş ve buraya gömülmüştür. Cami, Mehmet Ali’nin Fransız mimarı Pascal Coste yerine, adı bilinmeyen bir Ermeni mimara yaptırılmıştır.

Planı metresi İstanbul’daki Sultanahmet Camisine benzeyen yapı, konumlanışı ve anıtsal dış görünüşü nedeniyle kentin simgesi haline gelmiş.

Revaklarla çevrili avlunun ortasında bir şadırvan bulunur. Sebilin ve avlunun cephesinin üst bölümü, Akdeniz manzaralarını gösteren duvar resimleriyle süslenmiş. 1936 yılında, strüktürel yetersizliği nedeniyle, kubbe yeniden inşa edilmiş, 1980’lerde ise tüm kompleks elden geçirilerek onarılmıştır.

Evet, kentin en büyük camisidir. Osmanlı tarzındaki muhteşem iç mekanı: soluk renkli düzgün taşlarla döşenmiş olduğu için, halk arasında “Kaymaktaşı” Camisi olarak da bilinir. Mehmet Ali Paşanın türbesi de burada. Türbenin ön cephesi: işlenmiş mermerle bezenmiş.

Buranın hemen yakınında: daha sade bir cami olan: En-Nasır Camisi de gezilebilir.

SULTAN EL-NASIR CAMİSİ

Küçük bir avlu içindeki bu cami: hem İran ve hem de Moğol izleri taşıyor. Kahire’deki sultanlar, dini bayramlar haricinde tüm Cuma namazlarını burada kıldıklarından, burası Kahire’nin kraliyet camisidir.

Halihazırda, birkaç cami bulunan iç kalede, Sultan el-Nasır döneminde inşa edilen bu Memlük dönemi yapısı, mihrabın üstünde yükselen yeşil çinili orijinal kubbesi, 16’ncı yüzyılda çöküp, mermer kısımları Osmanlı fethi sırasında sökülene kadar, kentin en gösterişli camilerinden biri olmuş.

Kuzey girişindeki yazıta göre, yapı 1318 yılında inşa edilmiş. 1335 yılında, içeriği tartışmalı bir yeniden inşa süreci geçirmiş. Mihrap bölümünü örten büyük kubbesiyle dikkat çeken yapının, biri kuzeydoğu köşesinde, diğeri kuzeybatı girişine konumlandırılan iki minaresi var.

Evet: bu civarda: Askeri Müze ve Araba Müzesi de bulunuyor. Ön planda ise: iki önemli İslami yapı var. Solda: Sultan Hasan Medresesi.

 SULTAN HASAN MEDRESESİ

Bir Memluk dönemi yapısı olan Sultan Hasan Camii, asla tamamen bitirilememiş olsa da, İslam dünyasının en büyük anıtlarından biri olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Çocuk yaşta tahta geçen Sultan Hasan; önemli Mısır yöneticilerinden sayılmamaktadır.

Tahta çıkışından kısa süre sonra öldürülen sultanın cesedi saklanmış, asla bulunamamıştır. Bu nedenle, adına yaptırılan Kahire’nin en büyük türbesi, Mısır emirlerinden biri gömülünceye kadar, 100 yılı aşkın süre boş kalmıştır.

Sultan Hasan Camii, aynı zamanda dört mezhebe yönelik eğitim verilen bir medrese olarak da kullanılmış.

Ayrıca; Kahire’nin içinde, Cuma namazı kılınan ilk medrese statüsündeymiş.

400 öğrenci için barınma mekanları içeren yapı, Kahire camilerinin mimari oranları bağlamında en büyüklerindendir. Yüksek maliyeti nedeniyle,

Sultan Hasan’ın caminin tamamını inşa etmekten vazgeçmeyi düşündüğü, inşaatı bir süre durdurduğu, fakat camiyi bitiremediği söylentilerinin çıkmasından çekinerek yapıma yeniden başladığı söylenmektedir.

Evet, caminin yapım yılı olarak: 1362 yılı varsayılmaktadır. Dikkate değer güzelliktedir. Kandilleri: altından. Gerçekten değişik bir camiidir. Ortada büyük bir avlu var.

Bunun çevresinde: her birinin kendi ayrı kapısı ve avlusu bulunan, dört ayrı okul var. Güneybatı yönünde göreceğiniz minare: Kahire’nin en uzun minaresidir. Uzunluğu: 81 metre. Medresenin sağ tarafında: yapımı 1902 yılında tamamlanan ve kentin en son dini yapısı olan: Er-Rifai Camisi var.

Burada: ayrıca, soyu Mehmet Ali Paşa soyundan gelenlerin mezarları ve 1980 yılında ölen, son İran Şahı’nın (Pehlevi) türbesi bulunuyor.

Sultan Hasan Medresesinden; batıya doğru yürüyün. Kısa bir süre sonra: Tolunoğlu Camisi var.

mısır.kahire.ibn tolon camii.1
Mısır Kahire Tolunoğlu Camisi

TOLUNOĞLU CAMİSİ

Mısır Kahire deki ilk Türk camisidir. Abbasilerin Mısır valisi Tolunoğlu Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Yapım yılı olarak: 876 düşünülmektedir. Kahire için sıra dışı bir özellik olarak: ön cephesi yok. 19 kadar açıklığı olan, koruyucu bir duvarın arkasına gizlenmiş.

Ayrıca; kentteki tek spiral minare de, burada. Samarra camisinin minaresine benziyor. Çok uzaklardan bile dikkat çekiyor.

Caminin arkasında bir müze var. Burası: Gayer-Anderson Müzesi.

mısır.kahire.gayer andrson müzesi.1
Mısır Kahire Gayer Anderson Müzesi

GAYER-ANDERSON MÜZESİ

Burada: İslam ve Avrupa’ya özgü mobilyalar, sanat ve el sanatları sergileniyor. Göz alıcı örnekler var. Müze binası: 1540 yılında, özel ikametgah olarak inşa edilmiş. Hemen yanında bulunan; 1631 yılı yapımlı ev ile birlikte; burası, 1930 yılında satın alınmış.

Satın alan: İngiliz milyoner Robert Gayer Anderson. Yapıda bulunan : zarif süslemeler, ahşap balkonlar, çini zeminler ve duvarlardaki sade alçı süslemeler; Anderson tarafından restore edilmiş.

Bu müzenin hemen biraz ilerisinde, yine bir camii var.

SEYYİDÜ ZEYNEB CAMİSİ VE TÜRBESİ

Peygamberimizin torunlarından Seyyidü Zeyneb’in, bu camide türbesi bulunuyor. Kahire’nin ünlü camilerindendir. Bu camide her Cuma işitme engelliler için hutbe okutuluyor.

KAHİREDE; ESKİ ŞEHİR

Mısır Kahire kent merkezinin güneyinde kalıyor. Mısır’ın Babil’i sayılan: Roma kalesinin içine inşa edilmiştir. Eski Kahire’ye ulaşmanın en kolay yolu: Tahrir Meydanından 1 numaralı Metroya binerek: “Mar Girgis” İstasyonuna gitmektir.

Burası: aynı zamanda, Kopt cemaatinin, Kahire’deki en önemli merkezidir. Kopt Kilisesi: Hıristiyanlığın ilk yıllarında inşa edilmiştir. Günümüzde: Mısırlıların, yaklaşık %10’u kopt’dur. Bu küçük ve huzurlu yerde: bir zamanlar, 20’den fazla kilise bulunuyormuş. Ama, günümüze, bunların çok azı gelmiş.

Kale içine: tarihi Roma kapısından giriyorsunuz. Karşınıza: El-Muallaka Kilisesi çıkıyor.

mısır.kahire.el muallaka.sarkan kilise.1
Mısır Kahire El Muallaka Kilisesi

EL-MUALLAKA KİLİSESİ

7’nci yüzyıla tarihleniyor. Diğer adı: Sarkan Kilisedir. Adını: Roma kent kapısındaki, iki kulenin ortasına asılı olmasından alıyor. Bakire Meryem Kilisesi olarak da biliniyor. Tarihi: MS.4’ncü yüzyıla kadar uzandığı için; Mısır’ın en eski kilisesi olduğu söyleniyor.

Hemen yanındaki: Ebu Serga (Aziz Sergius) Kilisesi de; aynı iddiayı taşıyor. Kilisenin: Yusuf, Meryem ve Bebek İsa’nın kutsal topraklardan Mısır’a geldiklerinde, kaldıkları yere inşa edildiği söyleniyor.

Devam ettiğinizde: Azize Barbara Kilisesi var.

AZİZE BARBARA KİLİSESİ

Kopt tarzında dekore edilmiştir. Sol tarafta, bir zamanlar Yahudi Mahallesine girişi sağlayan kapı var. Eski Kahire’nin en ilgi çekici mekanlarından biri de: Kopt Müzesidir.

mısır.kahire.kopt kilisesi.1
Mısır Kahire Kopt Müzesi

KOPT MÜZESİ

Eski bir saraya kurulmuştur. Taş nişleri süslemek için kullanılan: cüppeler, goblenler, erken dönem el yazması İnciller, boyalı ikonlar ve Mısır’ın dört bir yanında bulunan kiliselerden ve manastırlardan getirilmiş oyma tavan süslemeleri gibi kopt sanatının çeşitli yönleri, burada sergileniyor.

Dünyanın 7 harikası Mısır Keops piramidi tanıtım yazısı.

İskenderiye şehri tanıtım ve gezi yazısı.

Nil nehri adaları tanıtım ve gezi yazısı.

Nil nehri batısı tanıtım ve gezi yazısı.

Nil nehri doğusu tanıtım ve gezi yazısı.

Mısır ülkesi genel hususları tanıtım yazısı.

Mısır gezi yazısı.

Mısır Gezi Planı

mısır.tarih.5
Mısır gezi planı

Mısır; 1 milyon km. karelik bir alana yayılır ve nüfusu, özellikle Nil kıyılarında yoğunlaşır. Gezimize: bunaltıcı olduğu kadar, büyüleyicide olan başkent Kahire’den başlayacağız. Kahire gezi planı sayfamızı inceleyerek, kendinize ait orada kalacağınız gün sayısı ile orantılı bir gezi planı yapabilirsiniz.

Ben size gezilecek yerleri ayrıntılı olarak anlattım, siz tercihlerinize göre, gezmek-görmek istediğiniz yerleri belirleyerek, bir gezi planı yapabilirsiniz.

Evet: Kahire yakın çevresindeki gezilerimize, daha sonra: Gize’deki piramitlere ve Akdeniz kenti İskenderiye’ye geçerek devam edeceğiz.

Mısır gezi planı

Daha sonra

Nil Nehri boyunca yolculuk ederek: Luksor ve Karnak Tapınaklarının yanı sıra, Teb Nekropolisi’ne de geçeceğiz.

Nil Vadisinde: Asuan’dan, Abu-Simbel’e kadar, Nasır Gölünün kıyılarını dolaşacağız.

Batı vahalarında bir tur attıktan sonra, yolculuğumuz Kızıldeniz sahillerinde ve Sina Yarımadasında sona erecek.

Daha öncede söylediğim gibi: Mısır’a herhangi bir tur şirketi ile gidecekseniz, tur şirketinin verdiği plandaki yerleri, buradan inceleyebilir ve ayrıntılı bilgiler alabilirsiniz.

Bunun dışında; bir tur şirketi ile gitmeyecekseniz, yine sitede anlatılanları değerlendirerek, kendinize bir tur programı yapabilirsiniz. Ancak Mısır zor bir ülke, kendi başınıza gezmenizi asla önermem, muhtemel sıkıntıları göze almak gerekir. Çünkü, Mısır ülkesinde bir otorite boşluğu var, yani başınız sıkıntıya girse, muhtemelen derdinizi anlatabilecek bir resmi merci bulamayacaksınız. 

Öte yandan, son gezimde anladığım kadarıyla, Mısırlı satıcılar ve dilenciler ve de maalesef çocuklar, turistleri yani sizleri her türlü sözle taciz etmelerine ve ısrarlı satış yapmak istemelerine rağmen, asla ve asla dokunmuyorlar, muhtemelen Mısır devleti, turistlere temas edilmemesi hakkında bir açıklama yaptı ve büyük cezalar açıkladılar diye tahmin ediyorum. 

Çünkü gerçekten çok ilginç, sözle inanılmaz taciz yapıyorlar, sıkıyorlar, gitmiyorlar, sizi uzun süre takip ediyorlar ama asla dokunmuyorlar. 

Mısır gezi planı
Evet devam edelim.

Ama bence: Mısır’da hani derler ya, görmeden geri dönme diye: mutlaka görmenizi önereceğim yerler şunlar:

Kahire şehrinde, özellikle Yeni açılan Mısır Müzesi ve Gize piramitlerini görmelisiniz. Bunun haricinde, Kahire şehrinde, turla gittiyseniz panoramik şehir turunda gezdirecekleri bazı ilginç yerler var. Örneğin: Enver Sedat Mozolesi, kale, Mehmet Ali Paşa Camii gibi. 

Eğer Kahire’de yeterli zamanınız varsa: Han El Halil çarşısına mutlaka birkaç saat ayırmanızı öneririm. 

Evet devam edelim.

Kahire’den sonra: isterseniz Nil nehrindeki Cruise gemileri ve isterseniz, kara veya demiryolu ile gitmenizi önereceğim ilk durak: 

Luksor şehri:

Bu şehirde, şehir merkezindeki Luksor Tapınağı ve Karnak Tapınağını mutlaka görmelisiniz. Bunlara faytonla ulaşabilirsiniz. Zaten Luksor Tapınağı şehir merkezinde, Karnak Tapınağı 3 km uzaklıkta.

Luksor şehrinde sıcak hava balon turları da düzenleniyor, Nil nehrinin karşı kıyısından havalanıyorlar. İnternet üzerinden anlaşırsanız kaldığınız otelden sizi alıyorlar, balona götürüyorlar, uçuştan sonra aldıkları yere getir getiriyorlar. Bir de uçuş sertifikası veriyorlar. Sabah saat: 04.30 uçuş başlıyor, internet satış fiyatı 90 Euro. Turdan satın alırsanız 180 Euro.

Sonra şehir yakınlarında, Nil nehrinin karşı tarafında bulunan Krallar Vadisi, Hatshepsut Tapınağı ve Mennon Heykellerini görebilirsiniz. Turla gitmediyseniz veya isterseniz, kendiniz gitmek isterseniz, Luksor şehir merkezinden söylediğim üç yere gidiş, orada bekleme ve geri dönüş, sadece taksi ile 20 Dolar. 

Şöförlerin çoğu yarım yamalak İngilizce biliyorlar ve oldukça yardımseverler. Ancak şartlarınızı önceden mutlaka konuşun, fiyatta anlaşın. 

Memnun heykellerine giderken, taş işleme atölyeleri ve zanaatkarları mutlaka uğrayıp izleyin, hatta satış yerleri var buralara da uğrayabilirsiniz. Taşa, elle şekil veren bu insanları görün.

Luksor şehrinden sonraki hedef: 

Edfu şehri: Bu şehirde, Mısır da bulunan tapınaklardan en sağlam olarak günümüze ulaşan muhteşem bir tapınak var. Şehir merkezine 15-20 dakika uzaklıkta, faytonla gidebilirsiniz. Fayton sürücüsüyle anlaşın, tapınağa gitme, 2 saat orada bekleme ve sonra sizi geri getirmek üzere anlaşın, parasını konuşun (4 dolar), parasını kesinlikle dönüşte sizi aldığı yere bıraktığında verin, ilave bahşiş isteyecektir, hatta at için bahşiş isteyecektir, vermeyin veya tercih sizin.

Edfu Mısır’ın en fakir şehirlerinden biri, sürekli çevrenizi dilenen, bir şeyler satmak isteyenler dolduracaktır, son derece dikkatli ve bu insanlara karşı sabırlı olmanızı diliyorum. 

Mısır gezi planı

Sonra:

Aswan şehri; şehir Nil nehrinin Yukarı Nil bölümündedir. Bizler, Nil nehrinin Akdeniz’e döküldüğü yeri, yani üst kısmı Yukarı Nil olarak biliriz, ancak Nil nehri, doğduğu yere göre Yukarı Nil ve Akdeniz’e döküldüğü yere göre Aşağı Nil olarak isimlendiriliyor. 

Aswan şehri, oldukça büyük ve nispeten modern bir şehir. 

Bu şehirde: Kom Ombo Tapınağı, hemen şehir merkezinde bir tepede, yürüyerek rahatlıkla gitmek mümkün. Mısır da 2 tanrıya adanmış bir tapınak, iki tanrı için, tapınak iki bölümlü, her bölüm simetrik, birbirinin aynısıdır. 

Bu tapınağın çıkışında Timsah Müzesi var, görmeyi unutmayın.

Mısır gezi planı

Evet, Aswan şehrinde Nübye köyü var. Nübyelilere ait bu köy, barajın göleti altında kalan Nübye köylerinden bu bölgelere göç ettirilen yaklaşık 100 bin Nübyelinin oluşturduğu köylerden biridir. Nübyelilerin geçmişi, Antik Mısır döneminde Yukarı Mısır da Kuş krallığı denen bölgedeki insanlardan gelir. 

Evet, buraya turla gitmek 50 Euro, ama siz kıyıdan rahatlıkla tekne tutup kendiniz de gidebilirsiniz. Tekne ücreti kişi başı gidiş dönüş 4 dolar, yolculuk yaklaşık yarım saat sürüyor, Nübye köyü oldukça ilginç bir yer, gitmenizi görmenizi öneririm.

Mısır gezi planı
Mısır Nil nehrindeki Cruise gemileri:

Mısır’da Nil nehrinde 4 veya 5 günlük turlar düzenleyen Cruise gemileri var. Bu gemilerle ilgili geniş yorum yazımı, yine bu sitede Nil nehrinde Cruise gemileri yazarak bulabilirsiniz. Kısaca: Luksor veya Aswan şehrinden hareket eden bu gemiler, iki şehir arasındaki uzun yolu 4 veya 5 günlük sürede tamamlıyorlar, yol üzerinde tapınaklara ve turistik yerlerde mola veriyorlar, değişik ve güzel bir seyahat, ücreti yüksek. 

 

Evet, Mısır’a gidenlerin ortak kanısı: evet bu ülke pis ve kirli. Özellikle hijyen konusunda gerekli titizlik ve özen gösterilmiyor ve bunu sonucunda sokaklarda, oteller ve cruise gemileri dışında yemek yiyen, bir şeyler atıştırıp yiyen turistlerin hepsinin olmasa da büyük çoğunluğunun bağırsak enfeksiyonu yani ishal olduklarıdır. İlaveten mide bulantısı ve kusma da olabilmekte.

Özellikle ve asla: çeşmeden akan suları içmeyin, yanınızda sabun veya el dezenfektanı bulundurun. Yiyecekler için: sadece otellerde veya cruise gemilerinde yemeklerinizi yiyin, bunun dışında belki uluslararası zincir hamburger markaları dükkanlarını da kullanabilirsiniz. 

Bir de trafiğe dikkat edin, ışık bulamazsınız, arabalar belki durur ama motorlar asla durmaz, motorlar zaten trafiğin en büyük hız tutkunları, arabalar durdu diye geçerseniz, motorlar durmaz, dikkatli olmalısınız.

Mısır gezi planı

Bir de Mısır da dikkat etmeniz gereken husus, pazarlık ve bahşiş tir. 

Hani, size rehberler veya Mısır da daha önce gidenler pazarlık yapmadan asla alışveriş yapmayın derler ya, hani almak istediğin bir ürünü: 5 dolar derse 1 dolar teklif et, 2 dolara satın alırsın derler. Bunu Mısırlılar da öğrenmiş, 5 dolar diyeceği ürüne, sizin pazarlıkla indireceğinizi bildiği için 20 dolar der ve sonunda size o sürünü 5 dolara satar. 

Bir de şu var: Mısır alışveriş için çok uygun bir ülke değil. Market benzeri yerler yok, dükkanlarda asla ürünün fiyatını bulamazsınız. Çünkü yerliye ayrı, turiste ayrı fiyat biçerler. Öte yandan, ürünlerin yüzde 90 fazlası, kalitesiz Çin malıdır, bunun unutmayınız.

Bahşiş konusuna gelince, Mısırlının tüm hayatı turistten alacağı bahşiş üzerine kuruludur. Vapurdan inerken, faytona binerken elinizi tutar, bahşiş ister. Fotoğrafınızı çeker bahşiş ister. Yol tarif eden bahşiş ister. Aklınıza gelebilecek her konuda, size yapabileceği en ufak bir yardımda bile mutlaka bahşiş ister. Bahşiş olarak, eğer Mısır ülkesine girerken, yanınıza bozuk dolar veya euro almadıysanız, işte sorun burada başlar, 1 dolar bahşiş vermek durumunda, bozuk paranız yoksa sıkıntı başlar. Bu yüzden, mutlaka yanınızda bozuk para bulundurun.

Mısır gezi planı

Son bir notun var. Son Mısır seyahatimde: gerek ülkeye girerken ve gerekse ülkeden çıkarken gümrük te büyük sıkıntılar yaşadım. Kabin bagajlarınızı, el bagajlarınızı x ray cihazından geçtikten sonra, mutlaka bir sebeple açarlar. Telaşlanmayın ve bagajınızın, çantanızın başında tüm dikkatinizle görevliyi takip eden, çünkü takip etmediğini hissettiği anda, çantanızdan mutlaka bir şeyler, önemli olmasa da bir şeyler çalacaktır. Son ziyaretimde: çantamdan bir çanta dolusu ilaç (inanamıyorum bu insanların bu kadar vicdansız olduklarına inanamıyorum, ilaç çalınır mı, inanamıyorum) ve 1 paket eski kaşar peyniri (Mısır da sandviç yapmak için ülkeden oraya götürmüştüm, kullanmadım geri getiriyordum) poşetini kaşla-göz arasında çalmış.

Tabii, çantanız veya kabin bagajı açılınca, bir sıkıntı olmasa gerek diye telaşlanıyorsunuz, çünkü kendi aralarında ve size hitaben Arapça bir şeyler söylüyor, anlamıyorsunuz, bu arada çalıyor. 

Ben sonradan bu hırsızlığı tespit ettiğim için herhangi bir girişimde bulunamadım, yani polise haber veremedim, zaten görseydim, muhtemelen yardım alabileceğim bir resmi makam olup olmadığından da emin değilim.

Neyse; bu konuda da sizleri uyardıktan sonra; devam edelim.

Sonuç olarak: Mısır gerçekten tarihi olarak büyük anıtlara sahip bir ülke ama halkın sanırım gelir seviyesi oldukça düşük ve fakir olduklarını düşünüyorum. Bu yüzden: Mısır’a gidip gitmemek kişisel tercihlere bağlı. Ama giderseniz, hem muhteşem anıtlar göreceksiniz, hem de bu anıtlar kadar çok sorunla karşılaşacaksınız.

Tercih sizin.

 

Kahire şehri tanıtımı ve gezi yazısı için. 

İskenderiye şehri tanıtımı ve gezi yazısı için. 

Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş kanalı gezi yazısı için.

Abu Simbel Tapınağı gezi yazısı için.

Karnak gezi yazısı içi.

Sakkara gezi yazısı için.

Luksor gezi yazısı için.

Memphis gezi yazısı için.

 

 

 

 

 

Mısır Genel

Mısır Genel

Evet, Mısır;  Mısır’ın ünlü antik tarihi, modern dünyanın ilgisini çekmektedir. MÖ. 3200 yıllarından sonra, Hıristiyanlığın ortaya çıkışına kadar, bu coğrafyada gelişen imparatorluk: dünyanın gelmiş geçmiş en büyük uygarlıklarından biriydi. Napolyon: 19’ncu yüzyılın başında: subaylarını, ülkeye keşfetmeye gönderdikten sonra, bu subaylar ülkelerine, yarı gömülü heykellerin ve sütunların çizimleriyle döndüler. Bunun üzerine: dünya, bu kadarı ile yetinmek istemedi.

Howard Carter

1922 yılında Tutankhamon’un tozlu mezarını incelerken; gördüklerini “muhteşem şeyler” olarak tanımlar. Firavunların ölçülmez servetlerine tanık olur. Kazıyı destekleyen Lord Carnarvon’un; birkaç ay sonra ani ölümü, halk arasında Firavunun mumyasının laneti olarak yorumlanır. Sonuçta: günümüzde, kitapevi rafları ve belgesel kanallarının programları, piramitlerin kökenleri ve amacı hakkında, sözde birçok bilimsel teoriyle doludur. Öyle görülüyor ki; Mısır’a duyulan merak ve ilgi hiçbir zaman azalmayacak.

Evet: coğrafi olarak, Aşağı ve Yukarı şeklinde tanımlanan Mısır’da ekonomi: turizm, Nil ve alüvyonlu topraklarda yetişen, dünyanın en kaliteli ve uzun elyaflı pamuğu ile tekstil ürünleri ihracatına dayanmaktadır.

Müslüman Kardeşler Örgütü’nün çeşitli zamanlarda:

Piramitlerde ve Şarm El Şeyh’te gerçekleştirdikleri bombalı saldırılar, turizm gelirlerini olarak olumsuz etkilese de, Uzak Doğulu turistler için Mısır, her zaman bir çekim merkezi olmuştur. Özellikle: turizmin olumsuz etkilendiği bu dönemde: Mısır hükümeti, aldığı bir kısım tedbirlerle, turizmi yeniden canlandırmayı başarmış. Hatırlarsanız, terörist saldırıları takiben, Mısır’a olan ilgili yine canlı tutabilmek için, Mısır Hükümeti, Antik Mısır dönemine ait bir çok yazılı eser çıkmasını, romanlar yazılmasını sağladı. Kleopatra’nın aşklarını ve diğer firavunların yaşamlarını anlatan romanlar, bir anda piyasada bayağı artmıştı.

Kahire; dünyanın en büyük zincirlerinin, beş yıldızlı otellerinin yoğun konaklama imkanlarına sahiptir. Ülkemiz yani Türkiye açısından durum ise, son birkaç yıldır her iki devletin üst düzey yetkililerinin resmi yakınlaşması nedeniyle, Mısır’a çok sayıda Türk turist gitmeye başlamıştır.

Nil boyunca:

Dünyanın en önemli üç medeniyetinden biri olarak tanımlanan: Eski Mısır tapınaklarını görebileceğiniz, Aswan’a kadar yapılan gemi turları var. Aswan Müzesinde: Yukarı Mısır medeniyetinin örneklerini ve günlük yaşamın sergilenmesini göreceksiniz.

Nil boyundaki bu gezide: ayrıca: dünyanın en büyük barajlarından biri olarak: Cemal Abdülnasır tarafından inşa ettirilen Aswan Barajının yapımı sırasında: yerinden taşınan “Büyük Tapınak” ı (Abu Simbel Tapınağı) görebilirsiniz.

Nil nehrinin iki kıyısında kurulmuş şehirlerde, geleneksel ürünlerin temin edilebileceği pazarlarda: özellikle dünyaca ünlü “Papirüs” bulabilirsiniz. Gize bölgesindeki dükkanlarda yüksek fiyatlardan; büyük indirim yapılarak satılan papirüsleri, Kahire içinde, Han el-Halil gibi çarşılarda, size önerilen son fiyatın dörtte biri fiyata satın alabilirsiniz.

Buraya gidenlere Mısır’ı sorarsanız: eğer tarihe merakı yoksa, size sadece: gürültü, toz, kalabalık, pislik, gerek yiyecek ve gerekse içecek açısından hijyen olmayan şartları ve en önemlisi satıcılar ve dilencilerin sizlere yaptıkları akıl almaz ölçüdeki aşırı bezginlik yaratan ısrarlı tavırlarını anlatacaktır.

Evet: bunlar yalan değil, gerçek, bunların hepsi gerçek. Ama: bunların yanında; başka bir gerçek daha var, birazcık tarihe ilginiz varsa, bu muhteşem yapıları gördüğünüzde etkilenmemeniz mümkün değil. Mutlaka gidin, mutlaka görün.

Mısır

ÜLKEYE GİRMEDEN ÖNCE, TÜRKİYE DE YAPMANIZ GEREKENLER:

1-Para durumunuzu belirleyin ve kredi kartınızı mutlaka yurt dışı kullanımına açtırın. Kredi kartı çok önemli çünkü tapınak, mabet ve müze gibi yerlerin girişlerindeki biletler sadece kredi kartı ile satılıyor, peşin para kesinlikle kabul etmiyorlar.

2-Paranızı (Dolar ve Euro) mutlaka Türkiye de bozdurun. Çünkü: Mısır da para bozdurma şansınız yok. Örneğin: Mısır da sokakta 5 dolarlık bir nesne satın aldınız, eğer yanınızda bozuk para yok ta, satıcıya 100 Dolar veya 50 Dolar verdiniz mi yandınız. Çünkü satıcı paranızın geri kalanını yani üstünü ödememek için size mutlaka başka mallar da satmak için aşırı ısrar edecektir, kabul etmezseniz, paranızın üstünü vermek için sizi uzun süre bekletecektir.

3-Mısır Lirası edinin. Mısır Lirası: demir paraları yok, kağıt paralar 5-10-20-50-100 lük banknotlar şeklindedir. Aralık 2025 tarihi itibarıyla: 1 Mısır Lirası= 1 Türk Lirasıdır. Mısır Lirası uluslararası geçerliliği olmayan bir para olduğu için, zor bulunur, sadece Sabiha Gökçen Havaalanındaki döviz bürolarında var, buradan bence Mısır da kalış süresine göre, 4000-5000 TL verip Mısır Lirası satın alın, bu döviz büroları dönüşte üstünüzde kalan Mısır Lirasını aldıklarını söylüyorlar.

Mısır Lirası nerede lazım olur? Örneğin: tuvalete girmeniz gerekti, Mısır Lirası verirsiniz. (Genelde 20 Mısır Lirası) Yanınızda yoksa Dolar veya Euro vermek durumunda kalırsınız. Veya 1 veya 2 şişe küçük su aldınız, yine Mısır Lirası verirseniz uygun fiyata gelir. Tercih sizin.

Bu arada, Mısır ülkesinde kurumsal satış yerleri (örneğin: Kahire Müzesi satış yeri, Müzede bulunan kafe ve restoranlar) Dolar ve Euro kabul etmezler, ya Mısır Lirası vereceksiniz ya da Kredi kartı kullanacaksınız.

4- Seyahat Sağlık Sigortası: Birçok kişi bu seyahat sağlık sigortasını ihmal ediyorlar. Mısır girişinde bana kimse seyahat sağlık sigortan varmı yokmu diye sormadı, ben yaptırdım, karar sizin.

5-Bavul ve bavullarınız için mutlaka küçük kilitler satın alın, yanınızda plastik şeffaf bant bulunsun. Kilitler bavulların açılıp içinden bir şeylerin çalınmaması için, şeffaf bant ise, bavullar yerlere atılır patlar, çatlarsa yapıştırmak içindir.

6-Kılık-Kıyafet: Mısır öncesinde özellikle bayanlar kılık-kıyafet konusunda tedirgin olurlar. Elbette cami vb ibadet yerlerine girmek isteyenleri dışarıda bırakırsam, Mısır ülkesinde turistlerin kılık-kıyafetine karışanı görmedim hatta birçok turist, tapınaklarda rahat kıyafetler ile geziyorlardı. Ayakkabı da önemli, sakın topuklu ayakkabı ile gelmeyin, tapınaklarda ve piramitlerde yürümek oldukça zor, düz, rahat ayakkabıları tercih edin, bir de elbette şapka ve yaz dönemi için güney kremi olmalı.

7-Mısır da, gerek otel odaları ve gerekse Cruise gemilerinde kış döneminde (Kasım-Aralık-Ocak-Şubat) odalarda klima olmasına rağmen, klimalar sadece soğuğa ayarlı, ısıtma ayarları yok, bu yüzden kesinlikle kalın pijamalar getirmelisiniz, akşamlar ve sabahın serinlikleri için ise, kalın üstler getirmelisiniz.

8-Mısır da sinek, sivrisinek, haşarat varmı? Ben Türkiye den giderken, yanıma sinek-sivrisinek ilacı aldım, Nil nehri malum, mutlaka sivri sinek olur diye, ama kaldığım 7 gün boyunca gerek otellerde ve gerekse gemide sinek-sivri sinek yoktu.

9-Paranızı ve pasaportunuzu iyi korumanız gerekir. Özellikle: bir satıcıdan bir şeyler satın aldığınızda, bir faytoncu veya taksici veya tekneci ile pazarlık yapıp anlaştınız, sonunda asla cüzdanınızdan para çıkarırken sizi görmesinler, özellikle bunu takip ederler, eğer fazla paranız olduğunu görürse, bahşiş bahşiş diye yırtınır ve anlaştığınız paradan daha fazla para ister veya para üstü vermek istemez.

Mısır

 

MISIR, ÜLKEYE GİRİŞ

VİZE-HAVA ALANI:

Evet, Mısır Türk vatandaşlarından yeşil pasaportu olmayanlara vize uyguluyor ancak vize vermek için sıkıntı yaratmıyorlar, kapı vizesi var, yani Mısır da herhangi bir hava alanına uçaktan indiğinizde, alanda bulunan Mısır Bankasına gidip 25 Dolar yatırdığınızda vizenizi hemen veriyorlar, yani “Kapıda vize” uygulaması var. Evet 25 Dolar ödediniz, vize pulunuzu aldınız, pasaportunuza yapıştırın.

Söylediğim gibi Yeşil Pasaportlulara vize yok.

Gelelim, biraz daha önceye, uçaktaki durumlara. Uçakta size bir karton belge dağıtılıyor, bu karton belgeyi doldurun ve hava alanında pasaport kontrol görevlisine vereceksiniz. Bu karton belgede neler yazılı: adınız, soyadınız, pasaport numarası, pasaport geçerlilik tarihi ve Mısır da hangi şehirde kalacaksınız. Bu sorunun cevabı olarak, sadece şehir adı yazmanız yeterli, Avrupa girişi gibi ayrıntılı kalma yeri adresi istemiyorlar.

Evet havaalanından devam edelim. Yeşil pasaportlular pasaport giriş damgası için kuyruğa girdiler, normal pasaportlular vize pulu aldıktan sonra onlar da aynı kuyruğa girerler.

Pasaport kontrol görevlisine pasaportunuz ile birlikte uçakta size verilen ve doldurduğunuz karton formu teslim edersiniz. Görevli polis, pasaportunuzu onaylar ve ülkeye girişiniz sağlanır.

Mısır

Pasaport kontrolünden geçtiniz, 10 adım sonra, başka bir görevli tekrar pasaport kontrolü yapıyor, şaşırıyorsunuz hangi biraz önce olmuştu diye, derdinizi anlatacak kimse yok, yine pasaportunuzu görevliye çıkarıp gösteriyorsunuz.

Sonra; bavulları bekliyoruz, hani Mısır da çok bavul kaybı oluyor deniyor ya, bavullarınızı dört gözle bekliyorsunuz, derken bavullar geliyor, bavullarınızı kontrol edin, açılmış mı, açıldığını düşünürseniz, içindeki eşyalarınızı kontrol edin, çünkü Mısır gümrüklerinde eşya kaybolması nadir vukuat değil, sık olan bir durum.

Evet, bavulları aldınız, sonra x ray cihazlarının bulunduğu bölüme yönlendirildiniz, bavulları kontrol edecekler, bir bakıyorsunuz, kadın-erkek ayrı sıralara yönlendiriliyorsunuz.

İnanılmaz, bugüne kadar 5 kıta 65 ülke gezdim, böyle bir uygulama görmedim. Neyse kadın erkek ayrı sıralara girdiniz, cihazdan bavullarınız geçiyor, bu arada siz de üst baş kontrolüne tabi tutuluyorsunuz, burada yine bir ilginç olay, üzerinizdeki tüm metal eşyalarla birlikte, ayakkabılarınızı da çıkartıp, cihazdan geçmesi için bir sepete koyuyorlar. Hatta üzerinizde hani boyun cüzdanı varsa, onu da çıkarın yoksa, dedektörden geçerken öterse, ayrı bir bölüme alıp üstünüzü tamamen çıkarttırıyorlar.

Sonra: cihazdan geçen bavullarınızın başına gelin, mutlaka bir şekilde bavullarınızı açmanız için masalara yönlendiriyorlar, bu masalarda gümrük görevlileri başlıyorlar bavulları karıştırmaya, bu arada gözünüzü dört açın, mutlaka bir karışıklık esnasında bavulunuzdan bir şeylerin kaybolması mümkün, benin girişte değil, Mısır dan çıkışta, bavuldaki hayati öneme haiz ilaçlarım çalındı, bir de hani sandviç yapar yeriz belki diye aldığım, 250 gramlık eski kaşar peyniri gözümün önünde çalındı, itiraz şansın yok, şikayet şansın hiç yok, çünkü şikayet mercii yok.

Neyse, burayı da geçtiniz, yine 10 adım sonra, bir görevli, tekrar pasaport kontrolü var. Arkadaşlar burada benim kafama takılan bir soru var? Mısırlı görevliler bu saçma sapan uygulamaları Türk olduğumuz için bize mi yaptılar bilmiyorum. Yoksa bu tür uygulamaları, İspanyol, İngiliz veya Fransızlara veya Çinlilere de yaptıklarını, yapabildiklerini sanmıyorum. Çünkü muhtemelen adamlar bir daha bu ülkeye ayak basmamaya yemin ederler.

Bu kontrolden sonra havaalanı free shop mağazaları var, bence hiç zaman ayırmayın, sigara, parfüm ve içkiler oldukça pahalı.

Yanınızda Mısır Lirası getirmesiyseniz, havaalanında bulunan Bankamatik makinası ile biraz Mısır Lirası almanızı öneririm, biraz sonra bu konuyu daha ayrıntılı anlatacağım.

Ayrıca yine Havaalanında, bir e-sim yani cep telefonu hattı satan dükkan gördüm, ama sayın rehberimiz havaalanında oyalanacak vakit yok araçlar bekliyor cep telefonu işini Türkiye de halledin dediği için, buradan hızla uzaklaşıyoruz, halbuki buradan satın almak kesinlikle daha ekonomik olur diye düşünüyorum. Benim Türkiye de kullandığım cep telefonu hattı, Mısır da birçok yerde çekmedi. Mısır ın kendi cep tel hattını kullanmak daha mantıklı ve daha ucuz.

Mısır

 

DÖVİZ SINIRLAMASI

Ülkeye girerken, bana kimse yanında ne kadar para var diye sormadı. O yüzden bu konuda başka bir şey söylemeyeceğim.

Mısır

HAVAALANI

Eyer tur gurubu ile gittiyseniz zaten araç sizi kapıda bekliyor olacaktır. Hayır ise, yine kapıda birçok taksi şöförü bekliyor ve bunlarla sıkı bir pazarlık yaparak istediğiniz yere gidebilirsiniz. Pazarlıkta taktik, gideceğiniz yeri söyledikten sonra şöförün size yapacağı teklifin beşte birini ona karşı teklif olarak sunmanızdır, uzun uğraşlar sonucu beşte iki ücrete mutlaka istediğiniz yere gidebilirsiniz. Bu da olmazsa telefonunuza yükseleceğiniz Uber programı ile taksi çağırabilirsiniz.

Bir de, elbette bu şehirdeki akıl almaz berbat trafik var. Bu sizi olumsuz etkilemesin. Uçağınız, saat: 08.00-10.00 arasında kalkacaksa Kahire’den havaalanına gitmek için en az 2 saat zaman ayırın, trafik berbat yoğun. İskenderiye, Assuan, Hurgada, Luksor ve Şanüş-Şeyh’de de havaalanları var. Kahire’den kalkan yurt içi uçuşların yanı sıra, Batı Avrupa’dan uluslar arası charter seferleri için de bu havaalanları kullanılıyor.

Mısır

PARA VE KREDİ KARTI

Mısır Lirasının (Paund) işareti “LE” dir. Demir paraları yok, kağıt banknotlar: 5-10-20-50-100’lük banknotları var. Mısır ülkesinde Dolar ve Euro her yerde geçerli paradır ama bence yanınıza bir miktar Mısır Lirası almanızı öneririm. Yoksa sorunlar yaşarsınız.

Ne gibi sorunlar? Örneğin alışverişlerde birçok ürünü, sokak satıcılarından veya derme-çatma dükkanlardan 1, 2, 5, 10 dolara satın alacaksınız. (10 dolar Mısır da büyük paradır, nadir harcanır) Satıcıya 50 veya 100 Dolar verirseniz, satıcı paranın üstünü vermemek için size dükkanından başka ürünler satmak için çırpınır durur, kabul etmezseniz, paranın üstünü almak için mutlaka uzunca bir  süre sizi bekletir.

Bu yüzden: yanınızda mutlaka bozuk para bulundurun. Mısır da para (Dolar-Euro) asla bozduramazsınız, tek kaynak bankalardır, ama bankalar aşırı kalabalıktır.

Hani Mısır Lirası alın dedim ya, tapınak, müze gibi yerlere girerken asla nakit para kabul etmezler, yukarıda açıkladığım gibi sadece kredi kartı kabul ederler.

Mısır

ALIŞVERİŞ

Alışverişte, cüzdanınızda para çıkarırken, asla satıcının önünde para çıkarmayın, arkanızı dönün ve kontrollü olarak cüzdandan para çıkarın.

Aksi halde, satıcı sizde çok para bulunduğunu öğrenirse, ısrarlarını sürdürür, fiyatı yükseltir, başka bir şeyler daha satmak için sizi perişan edene kadar uğraşır.

Öte yandan: o kadar çok satıcı göreceksiniz ki, küçük çocuklar ellerinde küçük objeleri satmak için uğraşırlar, büyükler özellikle tekstil ürünleri (masa örtüsü, erkek ve bayan için tişörtler vb) satmak için uğraşırlar. Hatta en keyifli ve ilginç alışveriş: Cruise gemisiyle giderken, gemiye tekneyle yanaşan satıcıların yaptıkları alışveriştir. Ürünlerini naylon poşetlere koyarak teknenin üzerindeki alıcılara hızla atarlar, alıcı malı kabul ederse, naylon torbaya parasını koyar ve aşağıya atar. Adamlar Nil nehri üzerinde bu konuda tam uzman olmuşlar. Ama unutmayın burada da pazarlık önemli.

 

Mısır

BAHŞİŞ:

Bence Mısır ülkesindeki en büyük sıkıntı bu bahşiş konusudur. Ülkeye girmeden bu konuda mutlaka bilgi sahibi ve tedbirli olmanız gerekir. Mısır da belki en çok duyacağınız ve bezeceğiniz kelime bu bahşiş kelimesidir. Hatta o kadar çok yaygındır ki, sizi bıktırana kadar, en ufak bir yardım yaptıklarında mutlaka ısrarla bahşiş isterler.

Faytoncu ile anlaşırsınız, inerken anlaştığınız parayı vereceksiniz, adam atı için bahşiş ister. Otelde gülümsediğiniz garson, bahşiş ister. Deveci, sandal kullanıcısı bahşiş ister. Taksi şöförü, anlaştığınız parayı ödersiniz, ilave bahşiş ister. Tapınaklara bilet alıp girersiniz, içeride yöresel kıyafetle dolaşan adamlar görürsünüz, bunlar resmini çeker bahşiş ister, sizi inanılmaz şekilde tapınakta ziyarete kapalı yerlere götürür, bahşiş isterler.

Peki çare? Arkadaşlar bu bahşiş isteyen kişilerden kurtulmak için asla gülümsemeyin, asla göz teması kurmayın, asla bir şeyler söylemeyin, yoksa kurtulamazsınız, size asla temas etmez ama önünüzde durur, sözle taciz eder. Hatta İngilizce “No no , go go go” deseniz bile gitmez, halbuki tüm hepsi bu basit kelimelerin anlamını gayet iyi bilir, ama dedim ya, bıktırana kadar sözlü taciz sürer. Asla: bağırıp çağırmayın, asla adam veya çocukla fiziksel temas etmeyin, kolunu tutmayın, çekmeyin, itmeyin, yoksa başınız derde girer. Sabırla gitmesini bekleyin, bir noktada mutlaka ayrılıp gidiyorlar.

Bu arada bir konuya değinmek istiyorum. Sanırım Mısır devleti, turizmden elde ettiği gelirlerin sıkıntıya girmemesi için, halkı turistlere asla dokunmamaları konusunda bilinçlendirmiş ve sanırım turistlere dokunanlara büyük cezalar var. Dediğim gibi her türlü sözlü taciz var ama temas yok.

Son bir not, bahşişi Mısır Lirası verirsiniz, surat asarlar, Dolar-Euro isterler.

Mısır

SERVİS BEDELİ:

Mısır’a tur operatörü ile giderseniz, sizden servis bedeli olarak Mısır girişinde para talep ederler. (Örneğin: 25 Dolar) Bu ne parası derseniz, tur belgelerinde ücrete dahil olmayan hizmetler bölümünde yazılı olduğunu söylerler. Bakarsınız, yazılı ama miktar yazılı değil. Bu miktar turu satın aldıktan sonra, tur görevlisi tarafından belirlenir.

Peki bu ne ücretidir. Görevlinin söylediklerine göre, Mısır da kalacağınız otel veya gemideki çalışanlara ve yerel rehbere, önceden bahşiş adı altında para veriliyormuş, bu toplanan para onlara dağıtılmak üzere toplanıyormuş. Tabii içinizden gelmese de bu parayı vermek zorunda kalıyorsunuz. Çünkü tur görevlisi, bu parayı vermezsek, otele varışta oda anahtarlarını vermediler vs gibi hikayeler anlatır. Böyle bir şey olabileceğine elbette inanmıyorsunuz ama Mısır ı görünce başınıza böyle bir şey gelmesinin mümkün olabileceğine inanıyorsunuz, çünkü derdinizi anlatabileceğiniz, şikayette bulunabileceğiniz bir merci yok, en basiti dil problemi yaşarsınız.

Son bir not: Mısır ülkesinde inanın 1-5-10 Dolar bahşiş veya servis ücreti çok çok büyük paralardır. Sizden toplanan parayı düşünün.

Mısır

İKLİM:

Mısır a gideceklerin en büyük merakı, acaba orada havalar nasıl? Evet, Mısır a gitmek için en uygun zamanlar: Ekim, Kasım, Nisan ve Mayıs aylarıdır. Genellikle yaz aylarında hava sıcaklıkları 40 derece civarında seyreder. Güneşin yakıcılığından kaçınmak için, gezi programınızı yaz dönemlerinde kesinlikle sabah erken veya akşam geç saatlere ayarlamanızı öneririm. Kış döneminde, günlük sıcaklıklar, gündüz 20-22 derece civarındadır. Ancak akşamları ve sabahın ilk saatleri soğuktur. Özellikle: gece yatarken, otel odaları ve Cruise gemi kamaralarındaki klimalar sadece soğuk ayarlı olduğundan, ısınamazsınız, ısıtıcı yoktur, bu yüzden kalın pijamalar almalısınız. Yine geceleri üşümemek için kalın bir giysi mutlaka bulundurun.

Mısır

CEP TELEFONU KULLANIMI-Wİ Fİ :

Mısır da cep telefonu kullanmak isterseniz,

Birinci yol: Türkiye’den ayrılmadan önce kendi cep tel operatörünüz ile görüşmeniz ve Mısır için yurt dışı hazır paketi satın almanızdır. Örneğin: ben kendi operatörümden, yurt dışında geçerli 3 gb internet (yeterli geliyor) ve 200 dakika konuşma paketi satın aldım, 1200 TL idi.

Diğer operatörlerde daha uygun fiyatlı paketler var. Ancak böyle bir hat satın aldığınızda, telefonunuzdaki “uluslararası dolaşıma” açmayı unutmayın, eğer hattınız yine de açılmaz ise, telefonla Türkiye deki operatörünüzü aramanız gerekir.

Oteller ve Cruise gemilerinde wifi hattı yok, daha doğrusu arızalı diyorlar, zaten olsa da ücretliymiş. Bu yüzden, mutlaka cep telefonu hattınızı bir şekilde (Mısır girişinde havaalanında e-sim mağazası vardı ama sayın görevli, zamanımız yok, orada bekleyemeyiz dediği için, Türkiye den halletmek zorunda kaldık) halletmeniz gerekir. Şunu da söylemem gerek, bizim operatörler, Mısır da çok sağlıklı çalışmıyorlar, hat çekmeyen birçok bölgeye rastladım ve telefonu kullanamadım.

Mısır

DİL:

Mısır da yerel ve resmi dil Arapçadır. Ama tapınakların bulunduğu yerlerde taksiciler, faytoncular, deve sürücüleri, satıcılar, sokakta ayak üstü satış yapanlar, tekne kullananlar inanın hepsi çat-pat İngilizce konuşurlar. Özellikle nereli olduğunuzu sorarlar, TÜRKİYE deyince, ilk tepkileri YAVAŞ YAVAŞ, HASAN ŞAŞ derler, böylece yakınlık kurup size ürünlerini satmaya, hatta yüksek fiyattan satmaya çalışırlar.

En sevdikleri kelime, “BAHŞİŞ” ve 1 Dolar, 1 Dolar, 1 Dolar kelimesidir. Yani: Türkleri severler ama parayı daha çok severler. Malum: Arap kelimesini tersten okuyun “Para” demektir.

Mısır

TUVALET:

Mısır da tuvalet var mı, temiz mi, bu soru da çok sorulur.

Ben Mısır da bulunduğu 7 gün boyunca (otel ve gemi tuvaletleri hariç) sokaklarda birçok yerde tuvalet bulunduğunu gördüm. Özellikle turistik yerlerde tuvaletler vardı, ama bu tuvaletlerin kapısında bir adam oturur, sizden para ister (genellikle 20 Mısır Lirası verebilirsiniz) ve karşılığında fiş filan beklemeyin, tuvaleti kullanın ve çıkın gezmeye devam edin. Yanınızda Mısır Lirası yoksa, elbette Dolar-Euro verirseniz, adamı çok mutlu edersiniz. Tercih sizin.

Peki tuvalet temiz mi, elbette değil, Mısır da oteller ve gemiler dışında her yer kirli ve pis. Bunu unutmamak gerek. Kahire de bir kafenin tuvaletine girmek istedik, adam bekleyin dedi, tuvalete girdi ve inanın 15 dakika temizledi, sonra hadi şimdi girin dedir. İşte durum bu.

Son bir not, gezerken restoran veya kafelerin tuvaletine girmek isterseniz, mutlaka para isterler, sonuçta tuvaleti kullanırsanız, para vermeniz şart.

Mısır

TEMİZLİK:

Mısır da gezerken, 7 günlük süre boyunca asla büyük çöp konteyneri görmedim. Çöpler genellikle sağa-sola atılmıştı. Daha ayrıntıya girmek istemiyorum, hijyen çok sıkı değil, hatta hiç yok.

Yanınızda dezenfektan bulundurmanız işe yarayabilir, en azından paraları tutuyorsunuz, onlardan her türlü bakteri ve mikrop geçme olasılığı yüksek. Bu arada eğer maske takarsanız, garip garip bakan tipler görebilirsiniz.

Mısır

 

OTEL ODALARI-CRUİSE GEMİLERİ  KAMARALARI;

Mısır da kaldığım 7 gün boyunca, iki otelde (biri 4 yıldızlı, biri 5 yıldızlı) kaldım ayrıca Cruise gemisinde 4 gün kaldım. Odalar gayet temizdi, odalarda lavabo, klozetli tuvalet ve banyo bölümleri var. Banyoda kişilere göre bir büyük, bir küçük havlu var. Duş şampuanı ve saç kremi var, el yıkama sabunu var.

Büyük otellerin oda ve restoranlarında tuvaletler temizdir, tuvalet kağıdı bulunur. Ancak otellerin ve Cruise gemilerinin yatak takımlarının her farklı yolcuda değiştirilmediği, ütülenmediği konusunda çok sık yorum alabilirsiniz. Ben yanımda yastık kılıfı ve çarşaf götürdüm. Ama inanın kaldığım 2 otel ve gemide yatak takımları kirli değildi, bilemem belki temiz veya kirli yatak takımları tamamen tesadüflere göre değişmektedir.

Otel odaları ve Curuise gemilerindeki kamaralarda, klimalar var ama bu klimalar sadece soğuk için ayarlanmış, sıcak ayarları yok, yani buraya kış döneminde giderseniz, mutlaka özellikle gece yatarken kalın pijamalar almayı sakın unutmayın, ayrıca akşamları ve sabahın erken saatlerinde de hava serin oluyor.

Elektrik tesisatı iki girişli, İngiliz tipi 3 girişli değil, 220 Volt. İlginç olan, Mısır da kaldığım süre boyunca hiç elektrik kesintisine rastlamadım.

Mısır

YEMEKLER-İÇECEKLER:

Hemen en başta belirtmek istediğim bir husus var. Oteller ve gemide restoranlarda asla ne aldın, ne kadar aldın diye tabağına bakan kimse yok. Hatta, mekan dışına bir şeyler çıkarmak istenseniz, aleni olmamak şartıyla kimse bir şey söylemiyor.

Yukarıda da sözünü ettiğim gibi, Otellerde ve Cruise gemide kaldım. Oteller ve gemide kahvaltı ve yemekler açık büfedir. Hani söylendiği gibi, yani kötü senaryolarda belirtildiği gibi, yemekler oteller ve gemide asla aşırı baharatlı ve aşırı acı, sarımsaklı değildir.

Yemekler tamamen bizim damak tadımıza uygundur.

Kahvaltıda: açık büfedir, birçok ürün bulunur (Örneğin: 3-4 çeşit kaşar peyniri, beyaz peynir, yumurta, omlet, çörekler, kekler, meyveli yoğurtlar, zeytin, reçeller, ballar, tereyağı vs. ) İçecek olarak çay ve kahve makinası var, kahve çeşitleri tercih edebilirsiniz.

Öğle ve Akşam yemekleri: Yine açık büfedir. Yine damak tadımıza uygun yemekler var. Öyle ki yemeklerde aşırı tuz bile olmuyor. Önce bir ekmek reyonu bulunur ki, mutlaka 4-5 çeşit değişik lezzetlerde ekmekler vardır.

Her öğünde önce bir veya iki çeşit çorba (tanıdık mercimek çorbası gibi) sonra 6-7 çeşit sıcak yemek (her öğünde mutlaka pirinç pilavı ve patates kızartma olur) bulunur. Genellikle her öğünde mutlaka: kırmızı et, beyaz et ve balık bulunur. Hatta bir öğünde “suşi” çıktı. Sonrasında yemeklerden sonra tatlı reyonu var. Mutlaka 6-7 çeşit pasta türü ve 3-4 çeşit şekerli tatlılar bulunur. Sonrasında meyve reyonu var. Burada da en az 5-6 çeşit meyve bulunur. (Sanırım benim bulunduğu sezonda bol bulunan meyveler: kavun, çilek, taze hurma vs.)

Evet: içecek olarak gerek otel ve gerekse gemi restoranlarında tüm içecekler ilave ücrete tabidir. Örneğin: 1 kutu kola 150 Mısır Lirası.

Peki şehirde, dışarıda ne yenir ne içilir? Tek kelime, asla hiçbir şey yenmez, hiçbir şey içilmez arkadaşlar. Yanınızda mutlaka bir bisküvi benzeri atıştırmalık ve küçük bir şişe su bulundurun. Su kapalı olarak satılıyor zor durumda satın alabilirsiniz ama yemek asla önermem. Tek önerim: büyük zincir marketlerin ürünlerinin (hamburger) satış yerleri var, bunları deneyebilirsiniz, ben denedim sorun yok.

Mısır

MISIR DA ULAŞIM ŞEKİLLERİ:

TAKSİ:

Genellikle büyük şehirlerde (Kahire gibi) Uber üzerinden taksi çağırmak en mantıklısı ve uygun fiyatlısıdır.

Ancak özellikle tapınakların bulunduğu küçük şehirlerde, taksi tutabilirsiniz. Ancak sıkı bir pazarlık yapmanız şart. Size şöyle bir örnek vereyim: Luksor şehrinde bir taksi tuttum, pazarlık şu şekildeydi, Luksor şehir merkezinden, Nil nehrinin karşı kıyısına geç, orada Krallar vadisine uğra, 2 saat bekle, sonra Hatshepsut Tapınağına git, orada 2 saat bekle, sonra Memnon heykellerini git, orada yarım saat bekle, sonra beni Luksor şehrinde aldığın yere geri getir, evet arkadaşlar bu pazarlık sadece 20 dolardır.

Ama sizden önce, elbette bu iş için 40 hatta 50 dolar ister. Pazarlık gücünüzü konuşturun çünkü zaten insanlar fakir, insanlar muhtemelen zor geçiniyorlar ve paraya ihtiyaçları var, sonuçta sizin dediğinizi kabul ediyorlar. Bu arada, taksicilerin çoğu, İngilizce biliyor.

Mısır

FAYTON:

Kahire hariç diğer küçük şehirlerde çok miktarda fayton var ve turistler için ana ulaşım aracı olarak kullanılıyor. Piramitlerde bile fayton var, piramit bölgesinde gezi için, tam bir turist kazığı 30 Dolar istiyorlar.

Evet devam edelim. Turist olarak bir yola, kaldırıma çıktığınızda, çevrenizi hemen yöresel kıyafetler giymiş, birçok faytoncunun sardığını görürsünüz, yine klasik sözle tacizler başlar. İngilizce den çat pat anlarlar. Siz gitmek istediğiniz yeri söylersiniz, örneğin: şehir turu yapalım dersiniz, o hemen 15-20 dolar der, sonunda uğraşın, 5 dolara, hatta 4 dolara razı olacaktır. Dediğim gibi paraya ihtiyaçları var, birkaç Dolar onlar için büyük para.

Neyse faytona binersiniz, ne demiştiniz, şehir turu, hayır faytoncu sizi hemen kendi önceden anlaştığı mekanlara götürür. Bunların başında: mutlaka bir Papirüs satan yer ve yine mutlaka bir baharatçı olacaktır. Eğer buralardan alışveriş yapmazsanız, suratını asar ve en kısa yoldan otele yakın bir yerde sizi indirir. Buyurun bu adamı şikayet edin, anlaşmaya uymadı kime şikayet edeceksiniz, yetkili merci, polis filan yok.

Herhangi bir turistik yere (Örneğin: Luksor ve Karnak Tapınağı) gitmek istediniz, faytoncu ile anlaşabilirsiniz, önce Luksor Tapınağı, orada 2 saat beklersin, sonra Karnak Tapınağı orada da 2 saat beklersin, sonra beni aldığın yere bırakırsın) inanın bu turun maliyeti yani vermeniz gereken ücret en fazla 5 dolardır.

 

TEKNE:

Nil nehri üzerinde birçok kiralık tekneler bulunmaktadır. Bunların kullanıcıları, zaten kıyı şeridine gittiğinizde, hemen çevrenizde biterler ve başlarla önerilerini hızlı ve sıkıcı bir şekilde söylemeye ve ikna etmeye çalışmaya.

Bu teknelerle Nil nehrinde gezinti yapabilirsiniz. Ben, tekne ile Nübye köyüne gitmeyi denedim. Tekneciyle gidiş orada 3 saat kalış ve aynı yere geri  dönüş için kişi başı (6 kişi) 3 dolardan anlaştım ve gayet güzel bir tur oldu. Ama şunu özellikle belirtmek isterim ki, bu teknelerin hiç birinde en ufak bir güvenlik önlemi yok, cankurtaran simidi yok, yani en ufak bir tehlike durumunda ne olacağını düşünmek bile istemiyorum, çünkü Nil nehri akıntısı hızı yüksek bir nehir, ayrıca bolca girdap var. Tercih sizin.

Mısır

FOTOĞRAF VE VİDEO ÇEKİMİ

Mısır da tarihi ve turistik yerlerde, tapınaklarda, piramitler bölgesinde yürüme yolları oldukça engebelidir. Yani düz yolda yürümeyeceksiniz, bu arada resim veya video çekmeye çalışırsanız, muhtemelen düşme tehlikesi yaşamanız kaçınılmazdır. Bu yüzden, fotoğraf ve video çekerken dikkatli olmanızı öneririm. Bir de Mısırlılara ve özellikle kadınlara doğrudan fotoğraf çekmek için fotoğraf makinanızı veya cep telefonunuzu yöneltmeyin, bundan rahatsız oluyorlar.

 

SUÇ VE GÜVENLİK:

Mısır ülkesinde kaldığım 7 günlük süre boyunca, çarşı ve alışveriş yerlerinde ve sokaklarda polis görmedim, sadece bazı yerlerde konuşlandırılmış askerler vardı.

Mısır güvenlik güçleri, zor durumdaki turistlere yardımdan çok, sanırım terör saldırılarına karşı önlem almakla meşguller.

Mısır da kaldığım 7 günlük sürede, ne kendim ne de çevremdeki gurupta hırsızlıkla karşılaşan olmadı. (gümrükler hariç) Dolayısıyla polisle veya emniyet yetkilileriyle işimiz olmadı, olsa ne olurdu bilmiyorum, bu konuda çok iyimser olduğum söylenemez.

Size tavsiyem, sakın polis ve askerlere müdahale etmeyin, sesinizi yükseltmeyin. Dediğim gibi teröre karşı aşırı dikkatli ve tedbirliler.

Luksor-Kahire arasındaki karayolu yolculuğu boyunca, tur otobüslerine polis-asker araçlarının refakat ettiğini duydum.

 

Mısır ülkesinin tarihi hakkındaki yazım için.

 

 

Mısır ülkesinde ne yenir, ne içilir hakkındaki yazım için.

Mısır ülkesinde alışveriş, ne satın alınır yazım için.

Mısır ülkesinde, eğlence yazım için.

Mısır ülkesi gezi planı yazım için.