Ordu Perşembe: Çok uzun bir mazisi olan Perşembe, ne yazık ki, tarihi dokusu düşünüldüğünde, pek zengin değil. Çünkü: günümüze kalan pek az eser ve mekan var.
ULAŞIM
Perşembe ordu arası yaklaşık 10 dakikadır. Perşembe-Ordu il merkezi arasındaki uzaklık: 13 km. dir. İlçenin Samsun hava alanına uzaklığı: 140 km. dir. Trabzon hava alanına uzaklığı ise: 190 km. dir. Günümüzde: Perşembe, Bolaman Devlet Kara yolu güzergahından, Bolaman’a bağlanmıştır. Bu yolun üzerinde: 5 adet tünel bulunmaktadır. Bunların toplam uzunluğu: 27 km. dir. Bu yol üzerinde bulunan: Nefise Akçelik Tüneli: 3780 metre uzunluk ile, Türkiye’nin en uzun kara yolu tünelidir.
Ordu Perşembe
TARİHİ
İlçe, uzun süre, Roma ve Bizans hakimiyetinde kalmıştır. 1461 yılında ise, Fatih Sultan Mehmet: Trabzon Pontus İmparatorluğunu ortadan kaldırınca, Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Eski adı: Vona.
1945 yılında, ilçe olmuştur.
Ordu Perşembe
GENEL
Perşembe, Ordu-Samsun kara yolu üzerinde, tabii bir koy durumundadır. Bir sahil yerleşimidir. Aslında: bu bölgedeki ilk yerleşim yeri olan Vona kasabası: önce Perşembe pazarına taşınmış, daha sonra bu günkü yerini almıştır.
İlçe: Kordon tepe denilen, küçük fakat oldukça dik bir tepenin eteğinde kurulmuştur.
Perşembe limanı: Doğu Karadeniz’in ikinci büyük ve tabii limanı durumundadır.
İlçede, tipik Karadeniz iklimi hakimdir. Yılın bütün aylarında, yağış vardır. Kış ayları: normal yağışlı ve ılımandır. Yaz aylarında hava sıcaklığı: 25-30 derece arasında değişmektedir.
En fazla olan bitki örtüsü: fındıktır.
İlçede: Ordu Üniversitesine bağlı: Fen-Edebiyat Fakültesi var. Fakültenin: Sosyal Bilimler alanında 2 ve Fen bilimleri alanında 2 olmak üzere, toplam 4 bölümü var. 2004-2005 Eğitim-Öğretim yılında, ikinci mezunlar verilmiş. Halen öğrenci sayısı: 520 civarında.
Sakin Şehir
Perşembe, ülkemizdeki sakin şehirlerden bir tanesidir. Sakin şehir: içerideki gürültü desibeli ve nüfusun orantılanmasıyla ölçülür. 2015 yılında, dünyanın en sakin şehri: Artvin ilinin Şavşat ilçesi seçilmiştir. Buranın sakin şehir seçilmesinin sebebine gelince: 2006 yılında Karadeniz sahil yolunun bağlantısı olan Türkiye’nin en uzun tüneli yapılınca, trafik tamamen oraya kayar ve buraya sadece işi olanlar ve burayı bilenler gelirler. Trafik olmayınca, yol da tıkanmaz, gelip giden az olunca sakin şehir başvurusu yapılır ve bu başvuru kabul edilir.
Ordu Perşembe
NE YENİR
Perşembe’ye yaklaşırken, sol tarafta, denizle yol arasında Vonalı Celal in yeri var, sakın uğramadan geçmeyin. Hamsi yemeklerinin en iyi yapıldığı yerlerden biri.
Denizin dibinde, bir yar üzerinde kurulmuş. Püfür püfür esiyor. Balıklar harika, sonra meze gibi Karadeniz yemekleri de getiriyorlar. Restoran, denizden 50-60 metre yüksekte olduğu için, martılar neredeyse hemen yanında uçuyorlar.
Hatta tabakla işiniz bittiğinde, kalanları denize doğru fırlattığınızda, martılar, havada kapıyorlar.
Bu arada: buradan turşu da alabilirsiniz. Çok muhteşem bir tadı var.
Evet, sonuç olarak, bu bölgede mutlaka ve mutlaka hamsi ile yapılan çeşitli lezzetleri tadabilirsiniz.
Ordu Perşembe
PERŞEMBE VE BALIK
Perşembe kıyılarında: çoğu, su altı deniz otu çayırlarından beslenen dikenli kalkan ve diğer birçok çeşit balık bulunuyor. Açık sularda ise, yunuslar var. Ayrıca: Karadeniz’i dolaşan ve yavaş daire biçiminde göç yolu izleyen: palamut bulunur. Hamsi sürüleri: Temmuz-Ağustos aylarında Odesa Körfezinde yumurtluyor, saat yönünün tersine olan göçlerine başlıyorlar ve Ağustos-Eylül dönemlerinde, günde 20 km. yol giderek, süreler halinde, Romanya ve Bulgaristan açıklarından geçerek, Anadolu kıyılarına ulaşıyorlar. Kasım ayı başında, hamsi sürüleri daha da irileşerek, Perşembe sularına giriyorlar.
Ancak günümüzde, Perşembe’de balık denilince, balık çiftlikleri akla gelir. Burayı ziyaret ederseniz, deniz üstünde çok sayıda balık çiftlikleri görebilirsiniz. İç Anadolu bölgesine ve özellikle Ankara şehrine, balık, buradan gönderilir. Öte yandan, Perşembe ilçesinin en büyük sorunu da balık çiftlikleridir. Attıkları yemler, akıntıyla birlikte şehir merkezine gelir, özellikle koku berbattır, balık çiftliklerinin karaya bu kadar yakın olmasının sebebi, denizin hemen derinleşmesidir. Kışın rüzgar ters estiğinde, Perşembe merkezinde pis kokudan durulmaz.
Ordu Perşembe
NE SATIN ALINIR
Bu bölgeden: fındık, fındık ürünleri ve fındık yağı satın alabilirsiniz. Ayrıca: yeni yeni üretilmeye başlanan kivi de çok yaygın olarak üretiliyor.
Ordu PerşembeOrdu Perşembe
GEZİLECEK YERLER
PLAJLAR
Perşembe’nin kıyı boyu: 40 km. dir. Efirli den başlayıp, Belicesu da biter. Bu kıyılar: çok özellikler gösterir. Koyları, su altı mağaraları, kıyı boyunda yükselen ilginç kaya oluşumları, kumsalları, doğal manzaraları, bu kıyıları muhteşem güzel hale getirmiş. Bu kıyılarda öne çıkan yerler şunlar:
Ordu Perşembe Bellicesu
BELLİCESU
İlçenin en batısındadır. Kıyı: çok güzel, bu kıyıya yukarıdan bakmanın keyfine doyum olmuyor. Kumsalı küçük olmasına rağmen, yanında kamp yapılabilir. Yeme-içme yeri ve kır kahvesi var.
MEDRESEÖNÜ
Bir tatil beldesi. Kıyıları, çok ilginçtir. Burada: bir otel ve lokanta var. Ayrıca: “uzun saçlının yeri” olarak isimlendirilen bir yer var. Buraya, mutlaka uğramalısınız. Burada bir yorgunluk çayı içmelisiniz.
Ordu Perşembe Büyük Ağız
BÜYÜK AĞIZ
İlçenin 21 km. batısındadır. Burası, eski bir yerleşim yeridir. Güzel bir manzarası var. Ancak: yeterli tesis yok.
Ordu Perşembe Çam Burnu
ÇAM BURNU
Burada bir fener var. Çam burnu feneri: 1880 yılında, Fransızlar tarafından, Osmanlı devletine olan borçlarına karşılık yaptırılmış ve buraya yerleştirilmiş. Denizden yüksekliği: 39 metredir. Çakar sistemli, elektrik akülü bir fenerdir. 1880 yılından bu yana: fener, Koç ailesi tarafından işletilmektedir.
Ordu Perşembe Aktaş Plajı
AKTAŞ PLAJI
İlçe merkezine 1 km. uzaklıktadır. Fakültenin hemen alt tarafında bulunan plaj, küçük ama yaz aylarında ve özellikle de hafta sonlarında oldukça hareketli ve canlıdır. Burada: her yıl 20 Mayıs günü: “Aktaş Şenlikleri” düzenleniyor. Buraya: binlerce Ordulu ve Perşembe li katılıyorlar. Motorlarla, binlerce insan, Acısu ya kadar giderler.
Ordu Perşembe Hoynat Adası ve KalesiOrdu Perşembe Hoynat Adası ve Kalesi
HOYNAT ADASI VE KALESİ
İlçenin en önemli tarihi yerlerinden biridir. Ramazan köyü sınırları içindedir. Hoynat tünelinin hemen yanındadır. Tarihi: bayağı eskilere kadar gidiyor. Eski gemiciler: burayı, bir çeşit: depo ve sığınak olarak kullanmışlar. Üzerinde: hala küçük sur kalıntıları var.
Tünelin bulunduğu burun: Orta Karadeniz yöresinin en güzel yeri. Ada: martı ve karabatak kuşlarının üzerinde, bolca bulunduğu bir kuş cennetini andırıyor. Çünkü, bu adada nesli tükenmekte olan, yaklaşık 90 çift tepeli karabatak tespit edilmiştir. Yurdumuzda bu tür kuşların yuva yaptığı tek yer, burasıdır.
Ordu Perşembe Çaka Kumsalı
ÇAKA KUMSALI
Hoynat adası yakınındadır. Ekolojik kirlilikten uzak kaldığı için, temizliği ile öne çıkmaktadır. Kumsalın uzunluğu: 1300 metredir. Kumu ince ve beyazdır. Deniz suyu, tertemizdir.
KURTULUŞ KALESİ
İlçe merkezine, 20 km. uzaklıktadır. Kurtuluş köyündedir. Romalılar tarafından yapımına başlanmış, Bizanslılar tarafından tamamlanmıştır. Fatih Sultan Mehmet zamanında, onarım görmüş olup, günümüze, yalnızca temel taşları kalmıştır.
Ordu Perşembe Medreseönü, Efirli camisi
MEDRESEÖNÜ, EFİRLİ CAMİSİ
Medreseönü, Efirli Mahallesindedir. Sahile: 5 km. uzaklıktadır. Bu tarihi cami tamamen ahşaptan yapılmıştır. 150 yıllık bir geçmişi olduğu düşünülmektedir. Hiç restorasyon görmemiştir. Bu yüzden, mimari özelliklerini koruyarak günümüze gelmiştir. Minaresi, tek şerefelidir. Mihrap ve iç kapısı orijinaldir.
Caminin hemen yanında; DSİ binasının hemen yanı başında mezarlık var. Mezarlıkta: birbirinden farklı ve estetik mezar taşları ve kitabeler bulunuyor. Bu mezarlıkta: Sultan II. Mahmut’tan korkarak, bu bölgeye gelmiş olan yeniçeri askerlerinin mezarları ve Esseydin Hacım İbrahim Ağa gibi önemli şahsiyetlerin mezarları da bulunuyor. İlginizi çekerse, gezebilirsiniz.
EFİRLİ PLAJI
Uzun yıllardır, önemli bir tatil yeridir. Kamuya ait tatil kamp yerleri bulunmaktadır. Ayrıca: yaz aylarında: müzik, eğlence ve yeme-içme mekanları, buraya ayrı bir hareketlilik ve canlılık kazandırır. Bölgenin önemli bir cazibe alanıdır.
KURŞUNÇAL ORMANLARI VE ŞELALESİ
İlçenin Selimiye köyü sınırları içindedir. İlçe merkezine: 25 km. uzaklıktadır. Çok büyük bir alanı kapsayan ormanların içinde, kurşunçal şelalesi bulunmaktadır. Şelalelin toplam yüksekliği: 100 metredir. Şelalenin bir kısmı yatay durumda ilerliyor. Eğer tamamı dikey ve suyu da bol olsa, daha muhteşem bir şelale ortaya çıkacakmış.
Orman turizmi için başlı-başına bir potansiyeldir. Kamp, treaking ve diğer doğa sporları yapılabilir. Burada: ayrıca, alabalık üretim tesisi var.
Ordu Perşembe Şenyurt Şelalesi
ŞENYURT ŞELALESI
İlçe merkezine 3 km uzaklıkta, Şenyurt köyü sınırları içinde bulunmakta olup yaklaşık 6 metre yükseklikten 15 metre karelik gölete düşmektedir. Şelalenin hemen yanında köy halkı tarafından Ilıca diye isimlendirilen ve şifalı olduğuna inanılan su kaynağı akmaktadır.
Ordu Perşembe Yoson Burnu
YASON BURNU
Sitede, aynı isim altında, ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Oradan yararlanabilirsiniz.
Karadeniz kıyısında, Karadeniz gezisi düşünenler için, tam merkezde, güzel bir şehir. Şehirde, yemyeşil yaylalar, ahşap mimari örnekleri, misafirperver halk, özgün yemek kültürü ve harika bir sahil: sizi bekliyor.
ULAŞIM
Ordu şehrine, Hava yolu ile ulaşmak isterseniz: en yakın hava alanı, Çarşamba hava alanıdır ve şehre uzaklığı: 110 km. dir. Ordu-Samsun arası uzaklık: 152 km. Ordu-Giresun arası uzaklık; 44 km. Ordu-İstanbul arası uzaklık: 889 km. Ordu-Ankara arası uzaklık: 571 km. Ordu-Sivas arası uzaklık: 314 km. Ordu-Perşembe arası uzaklık: 15 km. Ordu-Fatsa arası uzaklık: 55 km. Ordu-Gülyalı arası uzaklık: 14 km. Ordu-Ulubey arası uzaklık: 22 km.
Ordu-Giresun Hava alanı
Ordu-Giresun yolu üzerinde deniz doldurularak yapılmıştır. Dünyanın sayılı hava alanlarından birisidir. Dünyadaki denize dolgu hava alanlarında, dolgu derinliği önemlidir. Burada 15-17 metre dolgu derinliği vardır. Dünya sıralamasında 6’ncı sıradadır. Ancak, dünyanın denize ve en derine dolgu hava alanının, Türkiye’de yapılması planlanmaktadır.
Rize-Artvin hava alanı, denize dolgu derinliği 35-37 metre olacaktır. Yani, dünyanın en derin dolgulu hava alanı planlanmaktadır. Denizin dibinde kumsallık bir alan bulunmuş, fizibilitesi yapılmış, kazıklar çakılmaya başlanmıştır. Buradaki hava alanının ilginç bir açılış öyküsü vardır. Hava alanının bulunduğu bölge “Gülyalı” dır. Hava alanı ismi olarak: Gülyalı, Ordu, Giresun isimleri düşünülür.
Ancak anlaşılamaz. Bunun üzerine hava alanının ismi “Or-Gir” olarak kabul edilir ve açılış öncesinde bu isimle pankartlar hazırlanır. Ancak, tam açılış öncesinde bir gazeteci, bu ismin İngilizce anlamının çok sapıkça olduğunu ve pornografik bir kelimeyi çağrıştırdığını söyleyince durum anlaşılır ve isim derhal değiştirilerek, hava alanının ismi “Ordu-Giresun Hava alanı” olarak düzenlenir. Açılış öncesi, hazırlanan afişler de yeni isme göre yeniden yazdırılıp asılır.
TARİHİ
Şehirde ilk yerleşim, MÖ. 8’nci yüzyılda, Miletli kolonistler tarafından başlatılmıştır. Bu kolonistlerce, Kotyora (Cotyora) ismiyle kurulan şehrin, bugünkü yerleşim yeri bilinmiyor. Bu kavimler, uzun süre bölgede varlıklarını sürdürmüşler ve maden işleme sanatında ileri gitmişler ve tunçtan, mükemmel silahlar yapmışlar. Helenistik, Roma, Bizanslıların hüküm sürdüğü Cotyora zamanla önemini ve canlılığını yitirmeye başlamış.
14’ncü yüzyılın ortalarına doğru, Bayramlı aşireti bölgeye gelir ve şehrin 4 km. güneyinde, Yalı Camisinin üst tarafında, bugünkü Eskipazar’da, “Bayramlı” adıyla şehir kurulur. Bayramlı kasabası, 18’nci yüzyıl başlarında eski canlılığını kaybedince, batıda bucak adıyla yeni bir ilçe merkezi kurulur. Yeni merkez, göç edenlerle birlikte büyür ve çok hızlı bir şekilde gelişir.
Bucak adı: 1869-1870 yıllarında: Ordu adına çevrilir. Ordu ismi: Osmanlı ordusundan gelir. Aslında “Ordu” demek: ÖzTürkçe “Saray” anlamındadır. Sarayda kim var: yöneticiler ve askerler. Askerlerin kurduğu yer, zamanla bütün askerlere verilen isim olmuştur. Osmanlı ordusu: zamanla gelip buraya çadır kurar ve burayı kışla gibi kullanır. Bu yüzden, buraya “Ordu” ismi verilmiştir.
Ordu
GENEL
Ordu şehir merkezi, Karadeniz kıyısındaki diğer birçok il ve ilçeye nazaran coğrafi bakımdan şanslıdır. Çünkü arka tarafı dağlık değildir, dağınık bir yerleşim görülür. Yani, şehir merkezi dağ ile deniz arasında sıkışıp kalmış değildir. Ordu şehir merkezinin arka tarafında çok geniş bir alan bulunur.
Ordu şehrinde, Giresun şehri yönünde çikolata fabrikası bulunur. Fabrikanın en önemli özelliği penceresiz olmasıdır. Giresunlular “Bizim fındığımız daha güzel ve lezzetli ve bu yüzden Fisko Birlik Giresun’da kurulu” derler. Ordulular ise “Bizim fındığımız daha güzel ve lezzetli ve bu yüzden Çikolata Fabrikası burada kurulu” derler. Fındık konusundaki bu çekişme sürer gider.
Arıcılık
Ordu’nun günümüzde birçok köyünde: arı kovanıyla arıcılık yapılıyor. Türkiye’de bulunan toplam fenni kovan sayısının: % 10’u, bu şehirde bulunuyor.
Fındık
Fındığın kültür kaynağı ve ana vatan bölgelerinden birisi: Karadeniz kıyılarıdır. MÖ. 400 yıllarında, Pontus cevizi diye adlandırmıştır. Bölgede, kültür fındığına: Heraklit cevizi adı verilmiştir. Plinis ise, ilk kültür fındığını Pontus kıyılarından getirdiği için, buna Pontus Cevizi denmiştir.
Turizm
Ordu turizm aktiviteleri ile de dikkat çekiyor. Ordu’da; kıyı turizmi, inanç turizmi, termal turizmi, yayla turizmi, kuş gözetleme turizmi, foto safari, bitki inceleme turizmi, kamp-karavan turizmi, su altı dalışı, bisiklet turları, olta balıkçılığı, dağ ve doğa yürüyüşü, yamaç paraşütü, rafting, kültür turizmi, tarihi ve arkeolojik değerler, sportif faaliyetlerin hepsini yapmak mümkün.
NE YENİR
Ordu’da, pancar (kara lahana) yemekleri revaçta. Başlıca yöresel lezzetler: kara lahana sarması, kara lahana döşemesi ve kara lahana diblesidir. Ayrıca: hamsi ile yapılan yemeklerde meşhur. Hamsi içli tava, hamsi buğulama, hamsi köftesi ve hamsi tava. Bunların tadına baktığınızda, eşsiz lezzetleri keşfedeceksiniz.
Fındıkla ilgili yemeklerin tümünün yapıldığı Çotanak Restoran Ordu’da hizmet veriyor. Başta fındık çorbası olmak üzere fındıklı tost, fındıklı çiğ köfte olmak üzere birçok fındıklı ürünü tatmak mümkün.
Ordu’nun mahalli yemeklerimiz içinde belli başlıları ise; pancar çorbası, pancar sarması, melocan kavurması, Sakarca Mıhlaması, Galdirik Kavurması, Keşkek, Tirmit kavurması, mısır ekmeği, turşu kavurmaları, su böreği, hamsi buğlama, hamsili içli tava.
NE SATIN ALINIR
Ordu’da; geleneksel el sanatları ürünleri bulabilirsiniz. Kilim, heybe, oyalı yazma gibi dokuma ürünleri ve bunların yanı sıra ahşap eşyalardan baston ve sepet düşünebilirsiniz. Ayrıca, Ordu’da müzik aleti üretimi de yapılıyor. Özellikle: klarnet ve kaval bulup satın alabilirsiniz.
Yörede bolca yetişen fındık ta: iyi bir hediyelik olabilir. Çarşı bölgesinde, çok sayıda hediyelik eşya satılan dükkan var. Burada: “Ordu” baskılı objeler de satın alabilirsiniz.
Ordu
GEZİLECEK YERLER
İBRAHİM PAŞA CAMİSİ
1800 yılında, Atik İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Şehrin orta yerinde bulunduğu için, Orta camisi olarak da bilinir. Ordu’da ilk inşa edilen camidir. 1770’li yıllarda yaptırılmıştır. Deniz kıyısında yaptırılmış, deniz dalgalarından zarar görmesi üzerine, şimdiki yerinde yeniden yapılmıştır.
Çatısı düzdür. Selçuklu Mimarisi tarzında yapılmış orijinal mihrabı: 1840 yılında sökülerek Selimiye camisine taşınmıştır. Yerine ise: o günün mimari anlayışına uygun olarak, yumuşak taşlarla ve zengin motiflerle hazırlanan süslü bir mihrap konulmuştur. En önemli özelliği: barok üslubunda yapılmış, yoğun süslemeli mihrabıdır.
Tek minaresi: çift şerefelidir. Mimari özellikleri açısından, çok büyük özelliği bulunmuyor.
TAŞBAŞI KÜLTÜR MERKEZİ-ORDU ESKİ KAPALI CEZAEVİ
Ordu il merkezinde, Taşbaşı Mahallesindedir. 1853 yılında: Rumlar tarafından yapılmış, eski bir kilisedir.
Kilise: doğu-batı istikametinde, dikdörtgen tarzında yapılmış. Doğuda, büyük bir apsis, yanlarda iki küçük apsis var. Kilisenin ana mekanı, iki sıra üç sütunla, üç nefe ayrılmıştır. Kilisenin semardam çatısı, sütunlarla desteklenen kemerlerle taşınmaktadır. Tamamı kesme taştan yapılmış günümüze kadar ayakta kalabilen, bir bazilika şeklinde yapıdır.
Kentsel Sit alanı olarak ilan edilerek, koruma altına alınmıştır. 10 Nisan 2000 tarihinden itibaren, Kültür Merkezi olarak kullanılmaktadır.
PAŞA KONAĞI VE ETNOĞRAFYA MÜZESİ
İl merkezinde, Boztepe yolu üzerinde, Selimiye Mahallesindedir. Taşocaklar caddesi ile, Erkoçlar sokağın birleştiği köşede.
Konak: 1896 yılında, Paşaoğlu Hüseyin Efendi zamanında yaptırılmış. Son derece zengin bir taş işçiliğine sahiptir ve tescil edilmiştir. Mimarı: İstanbullu bir usta.
Konağın taşları: Ünye’den, ahşap malzemesi Romanya’dan getirilmiş. Zemin dahil olmak üzere, 3 katlıdır. Bahçesiyle birlikte, 625 metrekarelik bir alan üzerine kurulu. Zemin kata, doğudan, birinci kata da kuzey ve batısında bulunan iki kapıdan giriliyor. Konağın: birinci ve ikinci katı, bir silme ile ayrılmış. Köşeleri, yarım sütunlar ve bitkisel motifli konsollarla desteklenmiş. Zengin bir taş işçiliği var. Zemin üzerindeki iki katın, doğu cephesinde, en altta dört, üst katlarda da beşer penceresi var. Doğu cephesindeki orta pencereler, burmalı sütunlar ve yarım sütunlar arasına alınmış.
Kuzey cephesindeki birinci katın girişi: basık kemerli ve çift kanatlı. Bu kapının çevresi, bitkisel motifli kalem işleriyle bezenmiş. Aynı zamanda, korint başlıklı iki sütunla desteklenen giriş kapısının önünde bir çıkma, üst katta bir balkon bulunuyor.
Konağın merdivenleri: balkonu ve çatı kenarlarındaki korkulukları, cepheye hareketlilik kazandırıyor. Bahçesine, fıskiyeli bir havuz ile bir de taş ocak yerleştirilmiş.
Konağın zemin katı: taş döşeli, birinci ve ikinci katlar ahşap döşemeli. Tavanlar, ahşap kaplama olarak yapılmış, üst kattaki sofa kağıt üzerine yağlı boya ile çeşitli desenlerle bezenmiş. Tavanın ortasında: baklava şekilleri, bitkisel motifler, köşelerdeki madalyonlara da çeşitli manzaralar resmedilmiş. Banyosunda da çinilere yer verilmiş.
Konağın bahçesinde: fıskıyeli bir havuz ve günümüzde ahşap örtü altına alınmış, orijinal taş ocak bulunmaktadır.
Konak: Kültür Bakanlığı tarafından, 1982 yılında kamulaştırılır. Yapılan onarım sonucu, 1987 yılında: müze olarak hizmete açılır.
Müzenin zemin katı: İdare binası olarak kullanılmaktadır. Birinci katta: Etnoğrafik eserler sergileniyor. Bu bölümde: silahlar, takılar, kadın ve erkek giysileri sergileniyor.
İkinci katta: Sofa, Paşa Nine Odası, Günlük Oda, Misafir Odası, Yatak Odası, Yüklük gibi bölümler var. Bunlar: 19.yüzyıl yaşamının özelliklerini aksettiriyor.
Müzede: 1567 Etnoğrafik eser, 234 arkeolojik eser, 1287 sikke olmak üzere, toplam: 3088 eser sergileniyor.
Ordu
PLAJLAR
Ordu ili, deniz turizmi ve plaj yönünden, Doğu Karadeniz Bölgesinin en önemli ilidir. Buradaki doğal plajlar, turizm yönünden oldukça önemlidir. Ordu kıyıları, doğuda Piraziz’den, batıda Akçaya kadar, 107 km. lik koylarla çevrili doğal kumsallar halindedir.
İl merkezine 2 km. uzaklıktaki Güzelyalı Plajı, Melet Irmağı ile Turna suyu arasındaki kumsallar, Kumbaşındaki kumsal,
Ordu Cotyora (Bozukkale)
COTYORA (BOZUKKALE)
Ordu-Samsun kara yolu üzerinde, il merkezine 2 km uzaklıkta, deniz kıyısındadır. Ordu ilinin ilk kuruluş yeridir. Burası, halk arasında: Bozukkale olarak bilinir. Yapılan araştırmalarda: burada: 11.yüzyılda, Bizanslılar tarafından yapılan küçük bir gözetleme kulesinin bulunduğu anlaşılmıştır. 2. derece arkeolojik sit alanı olarak koruma altına alınmıştır.
ESKİ PAZAR CAMİİ VE HAMAMLARI
İl merkezine 3 km. uzaklıktadır. Ordu-Sivas kara yolunun doğusunda, Ulubey yolu üzerinde, dikdörtgen planlı küçük bir camidir. Caminin ilk yapılış tarihi: Beylikler dönemine yani 1380 yılına kadar uzanıyor. Sonradan, 1782 yılında, Battal Hüseyin Paşa tarafından onartılmış ve onarım kitabesi, kapısının üstüne konulmuş.
Yalnız, eski cami depremde yıkılınca, bugün görülen cami, 20’nci yüzyılda yeniden yapılmış. Caminin en büyük özelliği: Emiroğlu Beyliği döneminden kalma olması. Yani: Karadeniz’in Türkleşmesinde öncü kuşak olan Emiroğlulları, Ordu’yu başkent olarak kullanmışlardır. Bu başkentin en önemli yapılarından biri de: yanında iki hamam da bulunan Eskipazar Camidir.
Caminin ahşap kapı ve pencereleri, Anadolu’daki Türk ahşap sanatı açısından çok önemli görülürken, özellikle, sayıları çok az olan Karadeniz’e yakın Selçuklu eserlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Caminin kapı ve pencerelerindeki çalışmaların süsleme sanatı açısından da çok önemli yeri var. Camiden günümüze, yalnızca giriş kapısı ve portalı kalmıştır.
Ordu BoztepeOrdu BoztepeOrdu Boztepe
BOZTEPE
Ordu şehri, Boztepe’nin yamaçlarına kurulmuştur. Boztepe: şehir merkezine 6 km uzaklıktadır. Yolu asfalttır. Buraya araç veya teleferikle ulaşılıyor. Teleferik biniş yerinin hemen yakınında otopark bulunuyor, yani aracınız ile buraya gelip teleferikle çıkmayı düşünürseniz aracınızı hemen teleferik kalkış yerinin yakınındaki otoparka bırakabilirsiniz. Bence, buraya teleferikle çıkın. Teleferik biniş ücreti, gidiş-dönüş tam bilet 10 TL ve öğrenci 8 TL dir. Tek yön, tam bilet 6 TL ve öğrenci 5 TL dir.
6 yaşına kadar olan çocuklar ücretsiz biniyorlar. Açık öğretim, yüksek lisans ve doktora öğrencileri, öğrenci olarak kabul edilmiyorlar. Öğrenci kimliklerinin güncel tarihli, vizelerinin bulunmasını istiyorlar. Teleferiğin teknik özelliklerine gelince: alt istasyon rakımı 8 metredir. Üst istasyon rakımı ise 509 metredir. Eğik uzunluk 2372 metre, kot farkı 501 metredir. Seyahat süresi 6.35 dakikadır. Teleferik her gün saat: 09.00 da açılmaktadır. Yükseklik korkusu olanlar, düşünerek binmelidirler.
Tepe, denizden 450 metre yüksekliktedir. Tepe çam ağaçları ile kaplıdır. Ordu şehrinin bütün güzelliklerini ve Karadeniz’in muhteşemliğini, tepeden görmek mümkündür. Tepede: yeme-içme alanları, dinlenme tesisleri ve ormanlık piknik alanları vardır. Yamaç paraşütü için ideal bir yerdir. Avrupa Doğa Merkezi tarafından Kaliteli Destinasyon Programına dahil edilmiştir. Evet, özellikle güneş batarken ve geceleri buranın muhteşem manzarasını mutlaka izlemenizi öneriyorum. Ayrıca, yine tepede bulunan tesislerde özellikle kahvaltı yapmanızı öneririm.
TURNA SUYU
İl merkezine: 9 km. uzaklıktadır. Ordu-Giresun karayolu üzerindedir. Doğal plajı ile ünlüdür. Halk arasında büyük rağbet gören bir yerdir. Doğu Karadeniz’in hemen başlangıcındaki bu el değmemiş güzellik, belki de şimdiye kadar bilinmemesinin tüm avantajlarını doğa severlere sunuyor. Yürüyüş rotaları, yani hazırlanan bu eşsiz vadide yaklaşık 60 km. uzunluğunda, çok cazip bir yürüyüş parkuru bulunuyor.
Kayalık vadi yatağı ve bitki örtüsü sayesinde, suyu neredeyse her mevsim berrak olan Turna suyu deresi, Fırtına deresi ile birlikte, Karadeniz bölgesinin en temiz vadi yatağına sahip. Canik dağlarından kıvrıla kıvrıla, Karadeniz’e dökülen akarsu boyunca, çok çeşitli bir renk cümbüşü ve bitki örtüsü ile birbirinden farklı ve güzel çiçekler, yürüyüş yapanlara eşlik ediyor.
Buranın bir başka özelliği de: Karadeniz alası ya da Som balığı diye bilinen alabalık türünün yumurtlama alanı olarak temiz suyundan dolayı Turna suyu tercih ediliyor. Turna suyu deresinde başka tatlı su kefali olmak üzere, birçok tatlı su balığı ve tatlı su canlısı bulunuyor.
YOROZ KENT ORMANI
İl merkezi ve Gülyalı ilçesi arasında, il merkezine yaklaşık 15 km. uzaklıktadır. Burası tam bir zirvedir ve Ordu ile deniz, tamamen ayaklar altındadır. Işıklandırılmıştır. Oturma yerleri, gezi alanları ve teraslar var. Yolu stabilizedir.
Ordu Kurul Kayası Yerleşimi
KURUL KAYASI YERLEŞİMİ
İl merkezine, 13 km. uzaklıkta, Bayadi köyü sınırları içindedir. Sivri bir kaya üzerine kurulmuş, antik bir yerleşim yeridir.
Yer altı galerileri bulunmaktadır. Ana kayanın oyulması ile oluşturulmuş, 8 metre derinliğinde bir sarnıç ve su yolu olduğu tahmin edilen, 250-300 basamaklarla aşağıya inilen bir dehliz var. Özellikle: yukarı çıktığınızda, sizi bir tünel karşılayacak. Devasa bir şey. Oldukça aşağılara iniyor.
Yine, söylentilere göre, burası kaçış tüneli imiş. Sonuna; hala ulaşılamamış. Söylentilere göre, burada, buna benzer başka kaçış tünelleri de varmış. Tünelin içi: aynın bir buzdolabı gibi serin ve rutubetli. Bir de su sarnıcı var. Bu sarnıcı için, yaz-kış su dolu.
Bunların yanında: bina kalıntıları ve değişik dönemlere ait seramik parçaları görülüyor. Kazı sırasında bulunan, bu seramik parçaları ve pişmiş toraktan çatı kiremitleri incelenmiş ve MÖ. 5 veya 6.yüzyılda, burada bir yerleşim yeri bulunduğu fikrine varılmış.
1991 yılında, Ordu Müze Müdürlüğünce, çevre temizliği ve tanzimi yapılmış ve alan tel örgülerle koruma altına alınmış. Bu bölgede, insanlar piknik yapıyorlar. Gezi parkurları, oturma gurupları, seyir terasları var. Ayrıca: otopark da bulunuyor.
Şehir: 1949-1956 yılları arasında “Stalin” ismiyle bilinmiştir. Ülkemiz sınırlarına yakın, Karadeniz kıyısında tam bir tatil cennetidir. Yeşil ve mavinin birleştiği bir yer. Daha çok genç nüfusun yoğun olduğu ve eğlenmeyi bilen ve seven insanların diyarıdır.
Bulgaristan Varna
VİZE
Bulgaristan ülkesine girmek için vize gerekiyor. Vize evraklarınızı, Bulgar konsolosluğuna, hareket tarihinizden en az 7-8 gün önceden teslim etmeniz şart, çünkü vize 7-8 gün sonra belli oluyor.
ULAŞIM
Varna şehrine otobüs ile ulaşmayı düşünürseniz, İstanbul-Varna arasındaki uzaklığı: 10 saatte alabilirsiniz. Şehir: ülkenin başkenti olan Sofya şehrine, 469 km. uzaklıktadır.
Elbette, şehirde havaalanı da var. Varna havaalanı (VAR): şehir merkezinin 8 km. batısındadır. Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım için, otobüs ve taksi kullanılır.
TARİH
Şehirde yapılan arkeolojik araştırmalarda yörede 12.000 yıl öncesine ait insan yerleşimi kalıntıları bulunmuştur.
1972 yılının sonunda, burada; MÖ.4500 yıllarından kaldığı düşünülen bir mezar bulundu. Mezarın içinde ise: 3010 objeden oluşan, toplam ağırlığı: 6 kg olan altın nesneler çıktı. Bu altın nesnelerin, bugüne kadar Avrupa kıtasında bulunan en eski işlenmiş altın objeler olduğu söyleniyor.
Mezar içinde: üzerinde, 990 adet altın boncuk bulunan (toplam ağırlık: 1.5 kg. dır), 40-50 yaşlarındaki ölü, dünyanın ilgisini çekmiştir. Cesedin hemen yanında, altından yapılmış bir ok bulunmuştur. Hatta: mezarın bulunduğu yer çevresinde yapılan araştırmalarda, buranın toplu bir mezar olabileceği değerlendirilmiştir.
1444 yılında, Osmanlı Sultanı II. Murat: buranın yakınlarında, Macaristan-Lehistan krallıklarının askeri güçlerinin ağırlıklı olduğu Haçlı Ordusunu, büyük bir bozguna uğratmıştır. Ama, bölge, 1389 yılında, Osmanlı egemenliğine girmiştir. Ancak: 1878 yılındaki “Berlin Antlaşması” sonucu, Osmanlı egemenliğinden ayrılarak, Bulgaristan Prensliği topraklarına katılmıştır.
1775 yılında, bir Fransız gezgin tarafından, Varna hakkında yazılanlar: 16 bin şehirli, 12 cami, 2 kilise ve 1 saat kulesi bulunmaktadır. Yani: Varna, 18’nci yüzyılda, şehir saatine sahiptir ve bu kule, aynı zamanda yangın kulesi olarak da kullanılmaktadır.
Bulgaristan Varna
GENEL
Şehir: Karadeniz kıyısında; büyük Varna körfezinin sonundadır. Deniz kıyısındaki liman, Bulgaristan ülkesinde, Burgaz limanından sonra ikinci büyüklüktedir. Büyüklük olarak ise, Sofya ve Plovdin şehrinden sonra, Bulgaristan’ın üçüncü büyük şehridir.
Şehir, orman ve denizin birleştiği yerde kurulmuştur. Yani, muhteşem bir şehir göreceksiniz. Bölgenin her yerinde: ormanlar var. Özellikle: Frengen yaylası ve Avren yaylaları arasındaki derin vadi bölgesinde yeşil alanlar çoğunluktadır.
Şehirde: 350 bin kişi yaşamaktadır. Ancak, turizm sezonunda yani yazın, nüfus 1.5 milyona yaklaşıyor. Özellikle: Alman ve Rus turistler, şehri tercih ediyorlar.
Şehrin iklimi: Akdeniz iklimi özellikleri gösterir. Buna bağlı olarak, kışları kurak ve soğuk, yazları ise nemli ve oldukça sıcak geçer. Özellikle, Temmuz-Ağustos aylarında, güneş yaklaşık 10-11 saat, ziyaretçilerin güneşlenmesini sağlıyor. Soğuk Baltık rüzgarları burada görülmez. Deniz ise, inanılmaz derecede sakindir. Ancak: tehlikeli gel-git olayları olmaktadır.
Şehrin ekonomik etkinliklerinin başında: turizm ve şehir dışından üniversite okumak için buraya gelen öğrencilerin yarattıkları potansiyeldir. Çünkü, şehirde 6 tane üniversite bulunmaktadır. Ayrıca, şehirde “gemi inşa sanayi” etkindir.
OTOBÜSLER
Şehirdeki otobüsler: 05.00-23.00 arasında çalışmaktadır. Bilet ücreti: 1 levadır. (yani, Euro olarak düşünürseniz, 0.45 Euro yapıyor). Otobüse bindiğinizde, biletinizi inene kadar atmayın, çünkü sık sık kontroller yapılıyor.
TAKSİLER
Taksiciler, pek yardımsever değiller ve daha çok sizden alabilecekleri en fazla parayı düşünüyorlar. Ama, özellikle, uzak bölümlere gittiğinizde, örneğin: Golden Sans denilen bölgeye gittiğinizde, taksiye binmek isterseniz, binmeden önce mutlaka pazarlık yapmalısınız.
PARA BİRİMİ
Bu ülkede kullanılan para birimi: Bulgaristan her ne kadar Avrupa Birliğine girmiş olsa da, Leva. Levanın bir küçüğü para birimi: Stotinki’dir.
Leva’nın değişimi için, şöyle bir hesaplama yapılabilir: 1 Euro= 1.95 Leva veriyor. Yani: döviz bozdurmadan önce, birkaç yere sormanızı önereceğim. Çünkü: 1.60 ile 1.95 arasında verenler var.
Şehirde, para bozdurmaya kalkarsanız: cadde ve sokaklarda gezinenlere bozdurmamalısınız. Çünkü: gerek kur farkları ve gerekse sahte para olasılığı fazladır. Bence, döviz bozdurmak istediğinizde: özellikle banka veya döviz bürolarını tercih etmelisiniz.
Ama döviz bürolarının önünde de, bu şekilde, bir, iki ve hatta üç kişilik gurup halinde bekleyenler ve hatta Türkçe bilip, sizinle Türkçe konuşarak, dövizinizi yüksek kurdan bozmak istediğini söyleyen tiplerle karşılaşacaksınız.
Sakın inanmayın, ya yalan söylüyorlar ya da sahte para veriyorlar. Hatta, bunların yanına hiç yaklaşmayın, Türkçe konuşurlarsa cevap vermeyin, şehrin tek tehlikeli yerleri ve tipleri bunlardır.
Kredi kartı derseniz: bu ülkede kredi kartı hemen hemen hiçbir yerde geçmiyor. Yani: kredi kartı ile alışveriş yapmayı düşünmemelisiniz.
Bulgaristan Varna
ÜNİVERSİTELER
VARNA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
1962 yılında kurulmuştur. Üniversite bünyesinde, 1965 yılında, Araştırma Enstitüsü kurulmuştur. Günümüzde, burada, 500 civarında öğretim görevlisi, ve 7000 civarında öğrenci bulunmaktadır.
EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ
Üniversite, günümüzden 78 yıl önce kurulmuş ve bugüne kadar 40 binden fazla öğrenci mezun etmiştir. Üniversitenin mezunları: uzmanlar, yöneticiler ve işadamları olarak başarılı performanslar sergilemektedirler.
VARNA HÜR ÜNİVERSİTESİ
1991 yılında kurulmuştur. Özerk bir özel üniversite olarak öne çıkmaktadır.
DİL
Burada, Bulgarca konuşulmaktadır. Ancak: otel, tatil köyü ve restoran gibi turistik tesislerin birçoğunda: İngilizce, Almanca, Fransızca ve Rusça bilinip konuşulmaktadır. Ama en kötü yanı: Bulgarcanın “Kiril” alfabesinden oluşması ve bu yüzden birçok tabela gibi yazıların okunmasındaki zorluktur.
RESMİ TATİLLER
1 Ocak .Yeni yıl tatili
3 Mart. Milli gün (Bulgaristan’ın Osmanlı hakimiyetinden kurtuluş yıldönümü kutlanır)
1 Mayıs. İşçi bayramı.
6 Mayıs. Bulgar ordusu günü.
24 Mayıs. Bulgar Aydınlanması ve Kültürü ve Slav günü kutlamaları.
6 Eylül. Bulgaristan birleşme günü.
22 Eylül. Bağımsızlık günü.
25-26 Aralık. Noel.
ALIŞVERİŞ-NE SATIN ALINIR
Varna şehir merkezinde, alışveriş yapabileceğiniz birçok dükkan ve mağaza bulunuyor. Bu mağazalarda, birçok ürün, ülkemizden daha düşük fiyatlar satılıyor olabilir ancak, yine de araştırmanız şart. Şehirde, genellikle giyecek yani tekstil ucuzdur.
2008 yılının baharında, şehirde 3 büyük alışveriş merkezi açılmıştır. Bunlar: Grand, Pfohe ve Central Plaza Alışveriş Merkezleridir.
Son bir not: alışverişlerinizde, pazarlık yapmayı seviyorsanız, Varna şehri pazarlık için pek uygun değil. Yani, dükkan ve mağaza sahipleri, pazarlık olayına pek olumlu yaklaşmıyorlar.
NE YENİR-NE İÇİLİR
Otellerdeki kahvaltıda: peynir, zeytin ve domates bulabilirsiniz. Ayrıca, omlet tercihinde de bulunabilirsiniz. Bu ülkede ve dolayısıyla şehirde, yemek konusunda en ilgi çeken, gitmeden önce birçok ziyaretçiden duyduğum gibi, yemek porsiyonlarının çok büyük ve bol olması. İnanın: porsiyonlar o kadar büyük ki, inanamazsınız.
Yemeklerde, peyniri birçok yerde kullanıyorlar. Çünkü: peynirleri gerçekten lezzetlidir. Bulgar mutfağının en önemli yönü, tam bir kültür birleşimi olmasıdır. Bu birleşimde: Slav, Yunan ve Türk yemekleri bulunmaktadır. Ayrıca, Karadeniz’in taze deniz ürünlerini de, bolca bulabilirsiniz. Verimli çiftliklerde ise, organik sebze ve meyveler yetiştirilmektedir.
Yemek için: genellikle şehirde bulunan “happy gril” lokantalarını kullanabilirsiniz. Bunlar, diğer yerlere oranla daha uygun fiyatlı ve kaliteli yemekler sunmaktadırlar.
Su derseniz: şehirdeki çeşme sularının içilebilir olduğu söyleniyor. Ayrıca, şişe suyu olarak burada da “maden suyu” sattıklarını hatırlatmam gerek.
Şehirde önerebileceğim restoranlar
Old City
Burası: Cherno More Otelinin altındadır. Burada otururken, şehrin en renkli caddesini de izleyebilirsiniz.
BMS
Burada, tipik Bulgar yemekleri bulabilirsiniz.
Hapy Bar and Gril
Burada: tipik yemekler yanında, fast-food yiyecekler ve tavuk yemeklerinin spesiyallerini öneririm.
GECE HAYATI-GECE KULÜPLERİ
Varna şehrinde, çılgın gece eğlenceleri var. Bu gece kulüpleri her ne kadar görünüm olarak, gözünüze fazla pahalı gibi gelebilirse de, çekinmeden girebilirsiniz ve girdiğinizde o kadar da pahalı olmadıklarını göreceksiniz. Şehir merkezindeki gece kulüpleri, yaz döneminde deniz kıyısında, sahil kesiminde aynı isimle, yazlık mekanlarını açıyorlar. Hatta: sahil kesiminde, dip dibe yerleşen bunlardan herhangi birine gidip, çılgın eğlenceleri yaşayabilirsiniz.
Gece eğlenceleri yanında, bu şehirdeki “Casino” lar da öne çıkıyor. Black Sea Hotel casino’sunu, meraklılarına önerebilirim. Eğer daha pahalı ve kaliteli bir yerlerde kumar oynamak isteyenler olursa: bunlar da, “Golden Sand” bölgesindeki otellerin casino’larını tercih etmelidirler. Özellikle: “İnternational Otel” tercih edilebilir. Kaliteli bir yerdir.
Gece kulüplerinden önerebileceklerim şunlardır
Ultra
Şık bir gece kulübüdür. Lüks, zarif ve modern bir atmosfer var. Oturma kapasitesi 200 kişiliktir. Her gün çeşitli programlar sunuluyor.
Disco Club “İn The Zone”
Özellikle, gençler tarafından tercih edilmektedir. Müziğin mükemmel ses kalitesi önem kazanmaktadır. Bazen, burada ünlü müzisyenler canlı müzik yapıyorlar. Erotik gösteriler de düzenleniyor.
TURİZM
Şehirde: 17 km. uzunluğundaki sahil kesiminde: 35 bin yatak kapasiteli, 5 ayrı otel bulunmaktadır. Ayrıca, yine sahil boyunca: yeşillik alanlar, 4 marina, sıcak kaplıcalar, mineralli çamur banyoları, sağlık merkezleri bulunmaktadır.
Şehirde, ziyaretçiler için: çok eğlenceli kıyı alanı ve yaya bölgesi bulunuyor. Özellikle: gece eğlenceleri muhteşemdir. Çünkü: gerek dışarıdan gelen turistlerin yaş ortalamasının 30 civarı gibi genç bir ortalamada olması ve gerekse şehirde üniversite gençliğinin bulunması, burada, özellikle gece eğlencelerinin muhteşem olmasını sağlamaktadır.
Olur a, “bungee jumping” denemek isterseniz: şehirdeki 50 metre yükseklikte olan, Asparuhov köprüsü, bunun için ideal ortam sunmaktadır.
GEZİLECEK YERLER
VARNA KATEDRAL
1880-1886 yılları arasında yapılmıştır. Odessalı mimar Maas tarafından tasarlanmıştır. 1910 yılında Papa tarafından kutsanmıştır. Varna şehrinin sembolüdür.
Yapının içinde görülmesi gereken yerler: duvar resimleri, vitraylar, piskopos tahtı ve incelikle oyulmuş ikonostasislerdir. Yapının çan kulesine, 133 basamak dar ve spiral merdiven tırmanarak çıkarsanız, buradan şehrin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.
Bulgaristan Varna
FESTİVAL VE KONGRE-KÜLTÜR MERKEZİ
Şehir: konferanslar, kongreler, bilimsel ve iş forumları için dünyaca ünlü bir mekandır. Burada bulunan çok sayıdaki otelde, çok fonksiyonlu salonlar bulunmaktadır. Bu salonlarda: sözünü ettiğim etkinlikler için, her türlü hizmet ve imkanlar sunulmaktadır.
Büyük salonda, 1000 katılımcı oturma kapasitesi bulunmaktadır. Ayrıca: simültane, projeksiyon ve ses ekipmanları vardır. Daha küçük bir salonda ise, 250 kişilik oturma kapasitesi, tiyatro salonunda 100 izleyici kapasitesi ve modern bir basın merkezi bulunmaktadır. Ayrıca merkez içinde, restoranlar ve kafeteryalar da bulunuyor.
SEA SİDE PARK
Şehrin en büyük parkıdır. Sahildedir. Parkın ilk yapılışı: 1878 yılına kadar gitmektedir. Park içinde: Astronomik Gözlemevi bulunuyor. Burada: gözlem seansları düzenleniyor. Ayrıca: kaplıca tarzı banyolar, Ulusal Denizcilik Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi ve Akvaryum var.
Bulgaristan Varna
ULUSAL DENİZCİLİK MÜZESİ
Bulgar denizciliğinin temeli: 1879 yıllarına kadar inmektedir. Aynı yıl, Rus deniz subayları tarafından, Bulgar deniz gücü oluşturulmuştur. Bu müze: 1923 yılında kurulmuştur. Başlangıçta, şehirdeki Deniz Harp Okulu içinde iken, 1956 yılında, Sea Garden içinde “Villa Diana” ya taşınmıştır. Müzede görebilecekleriniz: deniz silahları koleksiyonu, ilk mayın tarama gemisi. Eserler: 12 salonda sergilenmektedir. Müzenin en önemli eseri olarak öne çıkarılan: 1912 yılındaki Balkan Savaşında, ülkemize ait “Hamidiye” gemisini batıran “Drazki torpido botu” tur. Bot: kendi türünde, günümüze kadar korunarak gelebilmiş tek gemidir.
VARNA AKVARYUM
1984 yılında açılmıştır. Burada: Karadeniz, tatlı su, tropikal balıklar ve su organizmaları bulunuyor.
Bulgaristan Varna
DOLPHİNARUİM
Sea Garden içindedir. Burada: yunus balıkları tarafından yaklaşık 40 dakika süren gösteriler sergileniyor. Bu gösterilerde: deniz canlılarının, muhteşem gösterileri izleyenleri büyülüyor. Hatta: 1992 yılında, bir yunus balığının burada doğduğu söyleniyor. Yani, o ölçüde, yunuslar, kendilerini burada doğal ortamlarında gibi hissediyorlar.
Bulgaristan Varna
ROMA HAMAMLARI
Bölgenin Roma dönemindeki ismi “Odessos” idi. Hamam yapısının korunarak günümüze gelmiş bölümlerinin büyüklüğü, burada kurulu şehrin zenginliği ve büyüklüğünü ifade etmektedir. Yapı: kubbelidir ve yüksekliği, 20 metre civarındadır. Kalın duvarları: 5-6 kat, katı kil tuğla ile örülmüştür. Yerleşim alanı ise, yaklaşık 7000 m. karedir. MS.2’nci yüzyılda inşa edilmiştir. MS.3’ncü yüzyılın sonuna kadar kullanılmış ve sonra terk edilmiştir.
Bulgaristan Varna
VARNA ARKEOLOJİ MÜZESİ
Müze binası: Bulgar mimar Petko Momchilov tarafından tasarlanmıştır.
Müzede: günümüzde, yaklaşık 55 bin eser sergilenmektedir. Burayı ziyaret ederseniz: orta çağ ve antik dönemlere ait: Trakya kültürü, Slav ve Bulgar çanak-çömlek ve takılarını görebilirsiniz. Bunlara ilaveten: mezar taşları koleksiyonu çok zengindir.
Bulgaristan Varna
ETNOĞRAFYA MÜZESİ
Müze: 1974 yılında açılmıştır. Müzede sergilenenler: el sanatları, giysi, mücevherat. Ayrıca: yörenin geleneklerine ait objelerde sergileniyor. Örneğin: yeni yılın ilk günlerinde, çocuklar tarafından kullanılan: popcorn, şekerlemeler, kurdelalar var. Bunlar: yeni yılda, sağlık, mutluluk ve başarı istekleri için kullanılırmış.
Yapıda: bir antre, misafir odası, yatak odası, mutfak bulunuyor. Yani: 19’ncu yüzyılın zengin bir evinin tüm ihtişamı sergileniyor.
Bulgaristan Varna
VLADİSLAV VARNENCHİK PARK-MÜZE
Bu müze: 15’nci yüzyıldaki bir olaya atfen düzenlenmiştir. 10 Kasım 1944 tarihinde; ağırlığı Macarlardan oluşan bir Hıristiyan Haçlı ordusu: burada, Türklerle yaptığı savaşta (Varna savaşı) büyük bir bozguna uğramış ve birçoğu yaşamını yitirmiştir. Hatta: Macaristan ve Polonya kralları da ölmüştür.
Park: burada yaşamını yitiren Hıristiyanlar adına inşa edilmiştir. Park içinde, çeşitli anıtlar var
VARNA HALOCLİNE NEKROPOL
Varna gölünün kuzey kısmındaki Nekropol, 1972 yılında keşfedilmiştir. Yaklaşık 5000 yıllık olduğu düşünülmektedir. Buradan yola çıkılarak, burada, bir zamanlar Güney Doğu Avrupa’nın gelişmiş bir medeniyetinin yerleştiği anlaşılmaktadır. Buradaki mezar kazılarında bulunanlar: seramik araçlar, bakır süslemeler, altın objelerdir. Ayrıca: bu 200 mezar kazısında, çeşitli masklar da bulunmuştur.
KÜÇÜK SARAY
Varna yakınlarındaki küçük saray: 1886 yılında yapılmıştır. Egzotik bitkiler olan küçük bir park içindedir.
Yapının inşasında görev alan mimarlar: Viyanalı Rumpelmeyer, İsviçreli Meyer ve Lazarov’dur. Burası: Kral Ferdinand ve III. Boris tarafından yazlık konut olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak: yapı 18’nci yüzyıl Fransız saraylarını anımsatıyor.
VARSAYIM KİLİSESİ
Bu kilise, ülkede, Sofya’da bulanan St. Alexander Nevsky Katedralinden sonra ikinci büyüklüktedir. Kilise: 1884-1886 yılları arasında, Osmanlı egemenliğinden kurtuluşları onuruna yaptırılmıştır. Mimarı: Gencho Kunev. Modern Bizans mimarisi ağırlıktadır. İç bölümdeki: vitraylar dikkati çekmektedir. Kilise: 1949-1950 yılları arasında boyanmıştır.
Bulgaristan Varna
BELOGRADCHİK KALESİ
Bulgaristan ülkesinin en iyi korunmuş ortaçağ kalelerindendir. Kalenin bulunduğu yerde, ilk yapı Romalılar döneminde yapılmıştır. Kuzeybatı ve güneydoğu bölgesindeki duvarların uzunluğu: 70 metredir. Diğer bölümler ise, yüksek kayalar ve uçurumlar ile çevrilidir. Yani, doğal koruma var.
Yapı: başlangıçta, gözetleme amacı ile yapılmıştır. 14’ncü yüzyıla gelindiğinde ise, Bulgar Çar Ivan Stratsimir tarafından genişletilerek savunma amacı da taşır hale getirilmiştir. Hatta, bölgenin en önemli kalelerinden biri olduğu da söylenebilir. 1396 yılına gelindiğinde, kale, Osmanlılar tarafından ele geçirilir. 19’ncu yüzyıl başında, kalede, Osmanlı genişletme çalışmalarının izleri görülür.
Bulgaristan Varna
BOYANA KİLİSESİ
Kilise: Vitosha dağı eteklerindedir ve ortaçağ dönemi yapısıdır. Yaklaşık 750 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Özellikle, iç bölümdeki resimler ve freksler görülmeye değerdir. Bu resimler arasında: Kral Konstantin ve Kraliçe İrina, aziz ve şehitlerin resimleri görülmektedir. Resimler, 13’ncü yüzyılda, yani Avrupa Rönesansı’ndan 200 yıl önce, burada yapılmış olmaları nedeniyle, doğu Hıristiyanlığının sanatını ifade etmektedirler.
CHİLİFKA
Şehir merkezine 50 k m. uzaklıktadır. Yörede: bir köy var ve köyün içinde, restoranlar bulunuyor. Ancak, en ilgi çeken yer: bir çiftlik bulunması. Hemen çiftliğin girişinde: iki antika buharlı traktör ilgi çekiyor. İç kısımda ise, bir avlu var. Bölgedeki evlerin biri ise, müzeye dönüştürülmüş ve içinde, köyde kullanılan malzemeler sergileniyor. Ayrıca: bazı hayvanlar, çiftlik içinde serbestçe dolaşıyorlar. Burada, canlı müzik eşliğinde, muhteşem yemekler yiyebilirsiniz. Sonuç olarak: burası, doğa ile iç içe olabilmek için yaratılmış bir yer. Yani: Bulgarlar, kalabalık batı ülkelerinden gelen insanların, doğa ile baş başa olabilmeleri için böyle bir ortam yaratmışlar ve gayet güzel satıyorlar.
Bulgaristan Varna
GOLDEN SANDS
Şehir merkezinin 17 km. kuzeyindedir. Burada: ağaçların bittiği yerde, hemen deniz başlıyor. Sahil şeridinin uzunluğu: 3.5 km. genişliği ise, 100 metredir. Kumsal: ince, altın sarısı kumludur. Burada ayrıca: şifalı suların bulunduğu kaplıcalar da var. Buranın bir diğer özelliği: deniz meltem rüzgarlarını almasıdır. Bunun sonucunda: Temmuz ve Ağustos ayları, aşırı sıcak ve nem olmuyor.
Kumar meraklıları, buradaki otellerin casino’larını ziyaret edebilirler. Bunun dışında: burada, belki dikkatinizi çekecektir, ücreti karşılığı, sahilde masaj yapan bayanlar var. Denemenizi öneririm.
Bulgaristan Varna
ST.CONSTANTİNE VE HELENA
Bulgaristan ülkesinin en eski sahil beldesidir. Şehir merkezine 8 km. uzaklıkta, kuzeydedir. Burası: nispeten küçük ve gözlerden uzaktır. Sahil: ince kumludur. Sualtı dalış ve balıkçılık yapılmaktadır.
Bulgaristan Varna
RİVİERA
Şehir merkezine 17 km. uzaklıkta, kuzeydoğudadır. Park içinde: birçok bitki türü bulunmaktadır. Sakin koylarda, lüks bir atmosfer sunulmaktadır. Burası: genellikle iş turizmi ve kongreler için mükemmel olanaklar sunmaktadır.
Bulgaristan Varna
ALBENA
Burası, tam bir cennet gibidir. Burada: tertemiz bir deniz suyu ve 7 km uzunluğunda, 150 metre genişliğinde: mavi bayraklı sahil bandı bulunmaktadır. Deniz sığdır. Koyun çevresi: derin bir bitki örtüsü ile çevrilidir.
ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER
Bulgaristan Varna
ALADJA MANASTIRI
Bulgaristan ülkesinin Karadeniz sahilindeki en önemli manastırıdır. Şehir merkezine 14 km. uzaklıktadır. Burada: yumuşak kum taşlarına oyulmuş keşiş mağaraları ve şapel hücrelerini görebilirsiniz.
Manastır kompleksi, günümüzde 40 metre yüksekliktedir. Burada: özel bir kilise, mezarlar, mutfak, yemek odası, hücreler, rahiplerin mekanları görülebilmektedir. Manastır: 18’nci yüzyılda keşişler tarafından terk edilmiştir.
Bulgaristan Varna
POBİTİ KAMANİ-TAŞ ORMANI
Varna şehrinin ova kesiminde yani batıda bulunmaktadır. Buradaki taş sütunlar: 6 metre yüksekliktedir. Bunlar: birçok fosil (midye, salyangoz gibi) barındıran kum taşı taşlardan oluşmaktadır. Burası bulunduğu ilk anda, yıkık bir tapınak olarak düşünülmüş, ama daha sonra yapılan incelemelerde, buranın jeolojik bir oluşum olduğu anlaşılmıştır.
Bulgaristan Varna
BALÇIK-BOTANİK BAHÇESİ
Burası, muhteşem bir park oluşumudur. İçinde: Nook Sarayı bulunmaktadır. Ayrıca: 3000’den fazla bitki türü görülür. Sonuç olarak: yalnızca Karadeniz kıyısında Akdeniz bitki örtüsü bitkileri değil, dünyanın birçok bölgesinde gelişen bitkilerin, burada da geliştiği görülmektedir. Özellikle: gül bahçesi ve kaktüs bahçesi, önde gelmektedir. Farklı bitki türlerinin, tür sayısının 250 olduğu söyleniyor.
Bulgaristan Varna
KALİAKRA-BURUN
Burası, Karadeniz kıyısına doğru, 2 km uzanan ve bu yüzden “burun” olarak nitelenen bir yerdedir. Burada: 14’ncü yüzyılda, Helen döneminde, Kaliakra isimli bir kale bulunduğu söyleniyor. Anlatılan bir efsaneye göre: kale, Osmanlılar tarafından kuşatılır ve kalenin erkeklerinin birçoğu ölür. Bunun üzerine, kalede kalan 40 kadın, ölümü seçmeye karar verirler. Bunlar: el ele tutuşarak, yüksek kayalıklardan denize atlayarak ölürler.