Kırım Yalta

Ukrayna Kırım Yalta

Kırım yarımadasının hemen ucunda, Karadeniz’in kıyısındadır. Ukrayna ülkesinin, en güney ucundaki şehri.

Tam bir sayfiye yeri. Deniz kıyısında: kumsallar, birçok iskele ve denize girenler ve yeşil örtünün hakim olduğu bir şehir. Ama, tabii buraya giden ziyaretçiler için: burada, herhangi bir tarihi kalıntı görme şansı yok. Peki, yalnız yeşil doğa örtüsü mü, insanları buraya çeken. Elbette hayır? İnsanları buraya çeken başlıca özellik: seks turizmi. Buraya, yılda, yaklaşık 6000 turist geliyormuş. Gelenler arasında: Almanlar, birinci, Türkler ise ikinci sırayı alıyorlar.

Ukrayna Kırım Yalta Ulaşım

ULAŞIM

İstanbul-Yalta arasındaki ulaşımda, Yalta’ya doğrudan iniş yok. Kırım’ın başkenti Simferopol üzerinden, bu şehre ulaşmak mümkün. İstanbul’dan uçağa bindiğinizde, yaklaşık 1.5 saatlik bir uçak yolculuğu yapmanız gerekiyor.

Arada, yaklaşık 140 km. lik bir yol var. Yol, yaklaşık 90 dakika sürüyor. Bu yol: dünyanın en uzun troleybüs hattına sahip. Yine  bu yol üzerinde: binlerce kulübe var. Bu küçük kulübelerin, başlangıçta ne olduğunu anlamak pek mümkün değil. Ama: yaptığım incelemeye göre: Ukrayna hükümeti, üzerinde ev bulunan toprakları, ev sahibine vermeye karar vermiş. Bunun üzerine, bütün millet, bu çok küçük kulübeleri ( hepsi yaklaşık 10 metre kare civarında) paldır-küldür inşa etmişler. Şimdi: bu küçük kulübelerden, binlerce var ve ilk anda, gerçekten bunların ne olduğunu anlamak mümkün değil. Evet, yöre insanı, hükümetin kararı üzerine, bu kulübeleri inşa etmişler.

Ukrayna Kırım Yalta Vize Ülkeye giriş

VİZE-ÜLKEYE GİRİŞ

Ukrayna ülkesine girerken vize istenmiyor. Yanınızda sadece pasaport veya nüfus cüzdanı (yeni olmalı) bulunması yeterlidir. Bir de yurt dışı çıkış harcı (50 TL.) ödeyerek çıkış ve giriş yapabilirsiniz. Ayrıca: girişte form doldurmanız gerekiyor. Bu küçük bir form ile giriş-çıkış yapılıyor. Bunun yanında: yanınızda, yiyecek maddesi sokmanız mümkün değil.

GENEL

Yalta: Kırım Özerk Cumhuriyetinin güney sahilinde, Karadeniz kıyısındadır. Nüfus: yaklaşık 200 bin civarındadır. Özerk Cumhuriyetin başkenti: Akmescit olmasına rağmen; Yalta daha öne çıkan bir yerleşim yeri. Şehir: iki burun arasında, büyük dağların ortasında kalıyor. Her yanı, doyumsuz güzellikteki manzaralarla dolu. Kırım ve hatta Ukrayna’nın en büyük uluslar arası: tatil ve sağlık merkezi olarak öne çıkıyor. Evet: yanlış okumadınız, sağlık merkezi. Niye? Çünkü: burası, tam bir oksijen deposu. Turizm de öne çıkıyor. Özellikle: yaz mevsiminde, şehrin nüfusu 500 binlere çıkıyor.

Burada: Sovyetler döneminden kalma: otel ve Sanatoryum gibi, sağlık amaçlı merkezler yoğunlukta. Ayrıca: Sovyetler döneminde, Politbüro üyelerinin yazlık evleri olarak kullanılan Daçalar var.

Şehir için: Kırım Özerk Cumhuriyetinin: Bodrum’u denebilir. Çünkü: burada: gece yaşantısı, restoranları, barları, modern ve şık görünümlü gençleri ile, tam bir Avrupa kentini anımsatıyor.

Yalta denilince: tarihi süreç içinde: “Dünyanın Paylaşıldığı Yer” olarak bir ünü var. 1945 yılında, meşhur “Yalta Konferansı” burada yapılmış. Konferans: 1911 yılında, Rus çarı II. Nikolay için yaptırılan Livadiya Sarayında toplanmış. Bu sarayda: konferansın izleri, hala korunuyor.

Ülkede, çalışanlar için asgari ücret: 140 dolar. Emekli aylıkları ise, yaklaşık 70 dolar civarında.

Ukrayna Kırım Yalta Güvenlik

GÜVENLİK

Özellikle: hafta sonları ve tatil günlerinde, şehirde, normal alkol seviyesini aşmış insanlardan uzak durmalısınız. Ayrıca: geceleri ve hava karardığında: karanlık ve sakin park ve bahçeler ile küçük sokaklara girmemenizi öneriyorum.

PARA

Ülkede kullanılan para birimi: Grivna. 100 Amerikan doları, yaklaşık olarak 500 grivna. Yani: 1 dolar, 5 grivna. Bizim paramız ile düşünülürse: 1 TL, 0.6 grivna ediyor.

Sahte para ve kur farkı gibi sorunlarla boğuşmak istemiyorsanız: para bozdururken, döviz bürolarını ve resmi bankaları kullanmalısınız. Kredi kartı kullanmanızı önermiyorum. Malum, bu kredi kart bilgilerinin kopyalanması gibi sahtekarlık ortaya çıkabiliyor.

Ukrayna Kırım Yalta İklim

İKLİM

Yalta bölgesinin iklimi: ılımandır. Akdeniz iklimine benzer. Nem oranı düşüktür. Temmuz ayı ortalama sıcaklık: 25 derecedir. Deniz suyu sıcaklığı da: Temmuz ayında, 26 derecedir. Eylül-Ekim döneminde, sonbahar: çok güzel ve hava ılımandır. Burada havanın ılıman olmasının en büyük nedeni: tepeler arasında, bir amfi-tiyatro gibi bulunmasından kaynaklanmaktadır. Kar nadir görülüyor.

Ukrayna Kırım Yalta Tarihi

TARİHİ

Yalta bölgesi: 1475 tarihinde, Türk egemenliğine girer. Bu yıllarda: Kırım Tatarları ve Anadolu Türkmenleri, burada birlikte yaşarlar. Balıkçılık ve tarım ile geçinirler. 1542 tarihli, Osmanlı kayıtlarına göre: şehir, üç mahalleli bir köy durumundadır.

1783 yılında, Yalta, Rus egemenliğine girer. Rus işgalinin ardından: iklimin uygun olması yüzünden, Çarlık ailesi ve Rus zenginleri, burayı sayfiye yeri olarak kullanmaya başladılar. Pek çok saray ve konak yapıldı ve 1838 yılından sonra, şehir hızla büyümeye başladı.

1860 yılında: Profesör S.P.Botkin: bölge ikliminin, birçok hastalığa iyi geldiğini saptadı. Çar II. Aleksander, bunun üzerine, bölgede bir sağlık ve tatil merkezi yapılmasını sağladı. Böylece; şehir, 19.yüzyılda, soyluların rağbet ettikleri bir sayfiye bölgesi haline gelmeye başladı. Osmanlı döneminde: Rus çarları, yazın buraya dinlenmeye geldiklerinde, Osmanlıdan, dostluk mesajı olarak paşalar gider ve karşılıklı hediyeler verilirmiş.  En son olarak: 1914 yılında, Talat Paşa gitmiş.

Günümüzde, bölgede, 150 civarında, terapi merkezi bulunuyor. En önemlisi: I. Syechenov Yalta Fizik Tedavi Metotları ve Tıbbi İklim Bilim Araştırma Enstitüsüdür.

İNSANLAR

Bu bölgedeki bayanlar, gerçekten çok güzel. Bu ırkın kadınları, güzel yaratılmış. Savaşlarda ölen Rus askerleri nedeniyle, ülkedeki kadın-erkek oranları, öylesine değişmiş ki, kadınlar, toplam nüfusun % 70’ni oluşturur hale gelmiş. Bunun sonucunda: Rus erkekleri, toplum içindeki tercihlerini hep daha güzellerden yana kullanır olmuş. Böylece: yeni nesil, gerçekten güzel.

Ancak: şehrin insanlarından söz etmişken, biraz da şehirdeki insanların, bizlere, yani Türklere bakışından söz etmek istiyorum. Bizim insanlarımız, bu şehre, asla ailecek gitmiyorlar.

Genelde: buraya, kalabalık bayi gezileri düzenleniyor. Yani: amaç, tam anlamı ile, seks turizmi. Tabii: şehirde, görülen her bayan, bu işin bir objesi gibi algılanıyor. Kızlar, çok güzel ve çok rahat giyiniyorlar ama kesinlikle, biraz önce de söylediğim gibi, çoğu fahişe değil. Ama, bizim ülkemizden, bu şehre giden ziyaretçiler, maalesef, yollarda, sokaklarda gördükleri; eşi ve çocuğu ile yürüyüş yapan kadınlara bile asılmaktan çekinmemişler ve bunun sonucunda, elbette, hoş olmayan görüntüler ve hoş olmayan düşünceler çıkmış. Bu kötü imajın silinmesinden yanayım.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Şehirde: Tatar böreği, Gürcü yemeği kara lahanadan yapılan Horçi, Lobyo Phala, Türkmen: katlaması, şekşekisi, Kırgız: kat-kat tokuç, Özbek: pilav.

Burada: Ermeni restoranı da var. Bu restorana yolunuz düşerse; Chee kufta (çiğ köfte), Shish Kebab, Lüle Kebap, Kaburga, Kadın Budu Kufta, Lahmajoon, Mantı, Tass kebap bulabilirsiniz.

Evet, söylediğim gibi, şehir içinde yemek yiyebileceğiniz birçok mekan var. Ancak: domuz eti ve ürünleri çok miktarda kullanılıyor ve yerli halk tarafından tercih ediliyor. Bu yüzden: McDonalts menülerini önermek istiyorum. Buralarda: tavuk menülerinden yiyebilirsiniz.

VİCTORİA CAFE

Burada, Türk yemekleri bulabilirsiniz.

GECE HAYATI

Yazının en başında söylediğim gibi: bu şehirde, turizmin seks yönü ağırlık basıyor.  Bu şehirde, akşamları, yolda ya da sahilde yürürken; yanınıza yaklaşan bayanlar olacak. Aman, bu bayanların, kendi bildikleri mekanlara veya otellere, sizi götürmesine sakın izin vermeyin. Aksi halde, muhteşem hesaplar ödemek zorunda kalabilirsiniz. Anlaşmak konusunda ise, hiç tedirgin olmaya gerek yok, çünkü hepsi gayet güzel “Türkçe” biliyorlar.

Barbarosun yeri

Herhangi bir içecek aldığınızda, inanın ödeyeceğiniz muhteşem hesap, canınızı yakacaktır. Burası: tam bir genelev gibi. Aslında restoran ve çalışan tüm personel bayan . İçinde: yemek yiyorsunuz ve daha sonra, masalarda oturan bir sürü kız arasından, istediğinizi seçiyorsunuz. Kızların bazıları, sizinle, kaldığınız otele geliyorlar. Bazıları ise, sizi, kendi ayarladıkları evlere götürüyorlar ve bu durumda, elbette, ayrıca, o eve para ödemeniz gerekiyor.

Metin’in yeri

Burası da, seks düşüncesinin ön plana çıktığı bir yer. Ama; dediğim gibi, yolunuz düşer giderseniz, büyük hesaplar ödemeye hazır olmalısınız.

TORNADO DİSCO

Hoş vakit geçirilecek bir yer.

Tüm bunların yanında: kumarhaneler de, ilginizi çekerse, size hoş zaman geçirtebilir.

NE SATIN ALINIR

Şehirde; sigara ve içki çok ucuz. Yalta şehrinde bulabileceğiniz en ucuz şeyler: içki ve sigara. Şöyle örnek verilebilir. Bir bardak çay içmek istediğinizde, 20 grivni ödüyorsunuz. Ama, bu para ile, 4 paket “camel” sigarası  satın alabiliyorsunuz.

Ukrayna Kırım Yalta Konaklama

KONAKLAMA

Şehirdeki oteller: Sovyetler döneminden kaldığı için; gayet büyük yapılar, adeta fabrika gibi. Bu oteller: 1000-2000 yataklı. Ancak: yeni dönemde, yabancı yatırımcılar tarafından, butik oteller yapılmaya başlanmış. Zengin yerliler için ise, lüks rezidanslar yapılıyormuş.

En iyi otel: 3 yıldızlı, Yalta Oteli. Otel: 30 yıllık bir geçmişe sahip ve odaları konforlu olmasa da, manzarası mükemmel.

Ukrayna Kırım Yalta Gezilecek Yerler

GEZİLECEK YERLER

Ukrayna Kırım Yalta Yalta Limanı

YALTA LİMANI

Burası: İzmir’e benzetilebilir. Liman bölgesi, çok geniş ve trafiğe kapalı durumda. Çevrede: lokantalar ve kafeler bulunuyor. Hemen merkezde ise, Lenin Meydanı var. Yalta Limanının, tarihi süreç içinde, bizim açımızdan ayrı bir yeri daha var, belki ilginizi çeker. İttihat ve Terakkinin en önemli 3 adamı: Talat, Enver ve Cemal Paşalar: tahttan indirildikten sonra, İstanbul-Kuruçeşme’den bindikleri bir Alman gemisi ile, çok sevdikleri, İstanbul’u terk ederler ve Yalta’ya gelirler. Burada ayrılırlar. Enver Paşa: Rusya içlerine, Cemal Paşa: Kafkasya’ya ve Talat Paşa ise, geldikleri gemi ile, Almanya’ya gider. Bu üç paşa da, bir daha İstanbul’u göremezler.

Sahil boyunca, sokak ressamları eserlerini satıyorlar. Turistlerin: portrelerini, karikatürlerini yapıyorlar. Hatta, müşterilerinin bacaklarına, tırnaklarına bile resim yapanlar var.

LENİN MEYDANI

Burada; şehrin gençlerini görebilirsiniz. Kaykay yapanlar, müzik dinleyenler, güneşlenenler, hepsi burada. Meydanın tam orta yerinde ise: en muhteşem haliyle, “Lenin Heykeli”. Tam karşıda: McDonalts. Meydanın bir yanında da: Osmanlı çınarı olarak isimlendirilen devasa bir ağaç bulunuyor.

Ukrayna Kırım Yalta Aleksander Nevski Rus Ortodoks Katedrali

ALEKSANDER NEVSKİ RUS ORTODOKS KATEDRALİ

Şehir merkezindedir. Kirov sokağının başlangıcındadır. Şehre denizden yaklaşıldığında, ilk görülen yapıdır. Yapı: 18. yüzyılda, Neo-Bizans sitilinde inşa edilmiştir. İkonalar ve freskler, inanılmaz güzellikte, mutlaka ilginizi çekecektir. Kubbeleri ve süslemeleriyle, 17.yüzyıl, eski Rus kiliselerine benziyor. İç tasarımında, Kroşeçkin taslakları kullanılmış. Katedral, mimar Krasnov ve Şapovalov tasarımı ile, 19.yüzyıl sonu ile, 20.yüzyıl başında inşa edilmiştir.

Ukrayna Kırım Yalta Livadiya Sarayı-Beyaz Saray-Yasna Polyana Sanatoryumu

LİVADİYA SARAYI (BEYAZ SARAY/YASNA POLYANA SANATORYUMU)

Mimar V. Hunta tarafından, gotik tarzda inşa edilmiştir. 1831-1836 yılları arasında yapılmıştır. Kırımda, romantik motiflere sahip ilk yapılardan biridir. Günümüzde ise: anne ve çocuklar için, Sanatoryum olarak kullanılmaktadır.

1911 yılında yapılmıştır. Yalta’dan, 3 km. ötede, Livadiya’da: Mohabi Tepesindedir. Sahile yakındır. Çar II. Nikolay için yazlık saray olarak yaptırılmıştır.

Sarayın mimarı: Nikolay Krasnov. Yapımında: beyaz kırım granit mermerleri kullanılmış. Sarayın bazı bölümlerinde ve arka bahçesinde ise: İslami motifler kullanılmış. Bahçe kısmı: sütunları, mermer fıskiyesi ve mükemmel kafes oymalı avlu kapısıyla, İtalyan tarzına benzetilmiş. Çar II. Nikolay: saray yapıldıktan sonra, buraya, sadece iki kez gelebilmiş.

1917 yılındaki bu ihtilal döneminde: saray yağma edilmiş ve sarayda bulunan değerli objelerin çoğu, hala kayıp. Bir kısım eser ise, Avrupa ülkelerinde bulunduğunda, hükümet tarafından satın alınarak, saraydaki yerlerine geri konmuş. Evet, ihtilalden sonra, saray Sanatoryum olarak kullanılmaya başlanmış.

Tüm bunların yanında, sarayın en önemli özelliği, tarihi süreç içinde oynadığı rol. Saray dünya siyaseti açısından, önemli bir yere sahip. Şubat 1945 tarihinde: Avrupa’nın geleceği, burada tartışılmış. Yani: Yalta konferansı, burada toplanmış. Bu tarihi toplantının ardından: 3 lideri (Stalin, Churchill, Roosvelt) sembolize edecek şekilde, sarayın avlusuna, 3 palmiye ağacı dikilmiş. Bu ağaçlar, günümüzde de yerlerinde duruyorlar ve itina ile bakılıyorlar.

Saray içinde: bir tarih müzesi ve resim galerisi var. Müze: 1993 yılında hizmete açılmış. Bunların yanında: Çar’a ait, çok sayıda şarap mahzeni de bulunuyor.

DARSAN TEPESİ

Yalta şehir merkezindedir. Buraya: teleferikle çıkabilir ve şehrin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

EVANGELİST ST.JOHN ÇAN KULESİ (JOANN ZLATOUST TAPINAĞI)

Tapınak ve çan kulesi: 1832-1837 yılları arasında, inşa edilmiştir. Kule: yüksek bir tepeye kurulmuş olup, denizciler tarafından bir referans noktası olarak kullanılmıştır. 1880’li yıllarda, Karadeniz’de, denizcilik kontrol noktalarından biri olarak kullanılmıştır. Ancak: savaşlar sırasında, tapınak büyük zarar görmüş, ancak çan kulesi, bütünüyle kalmıştır. Kulenin yanında, şehrin muhteşem manzarası görülebilen, bir gözlem noktası var.

YALTA OTELİ

Kırım bölgesinin en büyük otelidir. 17. katlıdır. Her iki tarafı da denize bakacak şekilde, 3 terasta kuruludur. Restoranları ve yüzme havuzları, ana binaya bitişiktir. Otelin kapasitesi: 2800 kişiliktir. Binanın ön cephesi ve içi, özenle tasarlanmıştır. 10 adet yemek salonu ve 1 konferans salonu vardır. Otelin tasarımında: başta Zurab Tsereteli olmak üzere, birçok ressam görev almıştır.

POLUKOROVSKY (POLİKUROVSKY) TEPESİ VE ANITI

Burada, ünlü kişilerin mezarları bulunuyor. S. Rudansky, burada gömülmüş.

Ukrayna Kırım Yalta Peri Masalları Çayırı-Polyana Skazok

PERİ MASALLARI ÇAYIRI (POLYANA SKAZOK)

Şehir merkezinden: 5 km. uzaklıktadır. Açık hava müzesidir. Yöresel sanatçılar: ağaç oymacılar, heykeltıraşlar tarafından tasarlanmıştır. Ukrayna ve Rus çocuk kitapları ve hikayelerinde geçen, 200’den fazla peri masalı karakterine ait heykeller, burada bulunuyor. Burası: Yalta Devlet Birleşik Tarih-Edebiyat Müzesinin bir dalıdır.

YEREL PAZARLAR

Şehirdeki, yerel pazarlarda Azeri satıcılar yoğunlukta. Bu pazarlarda: birçok çeşit turşu bulmak mümkün. Ayrıca: balık pazarında kalkan balığının ucuzluğu, mutlaka dikkatinizi çekecektir. Pazar dışında ise, kadınlar tarafından, el işi örtü ve hediyelik eşyalar satılıyor.

ANTON ÇEHOV EVİ

Ünlü Rus yazarın, hayatının son yılları olan 1899-1904 yılları arasında, burada yaşamıştır. Kirova sokağında yaşadığı bu villa; müze olarak hizmet vermektedir.

Müzede: yazarın; eserleri, fotoğrafları, kişisel eşyaları, yazarın o günden kalma tıbbi çantası ve Rahmaninov’un çaldı piyano sergileniyor. Yatak, oturma ve çalışma odası: öldüğü yıl olan, 1904 yılında, olduğu gibi aynen kalmıştır.

NİKİTA DEVLET BOTANİK PARKI

Yalta’ya, 7 km. uzaklıktadır. Magaraç Şarap Enstitüsünün hemen yanındadır. 1812 yılında, İsveç asıllı Rus botanikçi H.H.Steven tarafından yapılmış bir bahçedir. İçinde: 1600’den fazla çeşit gülü ve  dünyanın çeşitli yerlerinden getirilen 28 bin ağaç ve bitkiyi barındırır. Parkta, ayrıca, 1000 yaşında bir şamfıstığı ağacı var. Ayrıca: çok güzel bir restoran ve bar bulunuyor.

Parka: Yalta’dan, fayton ile ulaşabilirsiniz. Park gezisi, yaklaşık 1.5 saat sürüyor.

Ukrayna Kırım Yalta Kırlangıç Yuvası-Lastivchyne Hnizdo-Lastochkino Gnezdo

KIRLANGIÇ YUVASI (LASTİVCHYNE HNİZDO/LASTOCHKİNO GNEZDO)

Yalta şehrinden, 10 km. uzaklıktadır. Karayolu veya deniz yolundan ulaşmak mümkündür. Yalta’dan saat başında kalkan: sahile paralel bir rota izleyen deniz motorları ile gidilebiliyor.

Kırım’ın en önemli sembollerinden biri olan şatodur. 1912 yılında inşa edilmiştir. 38 metrelik, Aurora uçurumunun hemen yanındadır. Alman petrol kodamanı Baron Shteingel burayı sevgilisi için, Amerikalı mimar A. Sherwood tarafından yapılmıştır.

Ortaçağ kalesi şeklinde tasarlanmıştır. 1927 yılındaki depremden sonra, kayaların bir kısmı denize düşmüş ve yapı tamamen kayalığın en son ucunda kalmıştır. Kayaların ucunda, kanatlanıverecek masalsı bir yapı gibidir. Depremden sonra, hasar gören duvarları, restore edilmiştir.

Şatonun gezinti terasında: Karadeniz bütün ihtişamı ile izleniyor. Burada, halen bir İtalyan restoranı var. Ancak, oldukça pahalı. Restoranın hemen yanındaki plajda, denize girmek de mümkün.

Ukrayna Kırım Yalta Massandra

MASSANDRA

Yalta şehrinin 3 km. doğusundadır. Küçük ama şirin bir beldedir. Nikita yaylasında, yeşil kayaların bitişiğinde bulunmaktadır. Doğal ormanları, muhteşem parkları, fıskiyeli havuzları, dünyaca meşhur şarapları ve Massandra şatosu ile tanınmaktadır.

Ukrayna Kırım Yalta Sivastopol Turu

SİVASTOPOL TURU

Sivastopol şehri: Kırım’ın en bilinen şehirlerinden biridir. Yalnızca bir liman ve endüstri şehri değil, aynı zamanda Ukrayna’nın bilimsel ve kültürel merkezidir. Nüfusu, 300 bin üzerindedir. 1783 yılında, Karadeniz Rus donanmasının ilk 17 gemisi, buraya demir attı. Böylelikle, limanın ve askeri yerleşimin temeli atılmış oldu. Şehir, daha sonra: 1854-1855 yıllarında, Rus-Türk savaşında ve 1941-1944 yılları arasındaki Sovyet-Alman savaşlarında, çok büyük hasarlar gördü.

Yavuz ve Midilli isimli, aslı Alman ama Osmanlıya ait iki gemi: bir zamanlar, gidip bu küçük sahil kasabasını bombalamışlar. Bu sırada, Ruslar, bize savaş ilan eden: İngilizlere ve Fransızlara da savaş ilan eder demişler ve İngilizlere hemen haber uçurmuşlar. Bunun üzerine: İngiliz ve Fransızlar, bizim Çanakkale’ye saldırmışlar.

Daha sonraki dönemlerde ise: Sovyetler zamanında, ülke içinde çok iyi iş yapan memurlar, ödül olarak, Sivastopol şehrinde, 2-3 haftalık tatiller ile ödüllendirilmişler. Dolayısı ile, burada muhteşem sayfiye tesisleri oluşmuş. Ancak: 1989 yılından sonra, partililer, buralara pek gitmez olmuşlar.

Rus ve Ukrayna donanmaları, buradaki körfezde bulunuyor. 40’dan fazla gemi bulunuyor. 1997 yılında yapılan anlaşma ile, Rus donanması, 20 yıl boyunca burada kalacak ve karşılığında, Ukrayna’ya, yılda yaklaşık 90 milyon dolar verecekti. Ukrayna Meclisinde yakın zamanda alınan karar gereğince, buradaki Rus deniz üssünün varlığı, 2042 yılına kadar uzatılmış, bunun karşılığında ise, Rusya, Ukrayna’ya verdiği doğalgazda, % 30’luk bir indirim yapmış.

Limanda: sağlı-sollu gemiler sıralanmış, hoş bir manzara oluşturuyor. Burada: Osmanlı döneminden kalma eserleri bulmak mümkün değil. Çünkü: Osmanlı eserlerini silmek için, bu eserlerin % 99’u yıkılmış. Şehirdeki tek cami: 1905 yılında yapılan, Mevlana Camisi.

Bunun dışında: plaj amiga bölgesinde: bol miktarda gece kulüpleri var ve her akşam, birçok insan, buralarda çılgınca eğleniyorlar.

Ukrayna Kırım Yalta Panaroma Müzesi

PANAROMA MÜZESİ

Mutlaka görmenizi tavsiye ediyorum. Müze: 1854-1856 yılları arasında, Kırım savaşının Sivastopol cephesinin resmedildiği üç boyutlu bir ortam sunuyor. Burayı mutlaka gezmelisiniz. Kırım savaşında, bir günlük olaylar, 3 boyutlu olarak, 360 derece, bir duvara işlenmiş.

Duvara baktığınızda, kendinizi, 1854 Kırım Savaşının içinde hissediyorsunuz ve savaşın acımasızlığını görüyorsunuz. En ön cepheden, en arka cepheye kadar, hepsi var. Ancak, bunu tarif etmek mümkün değil, mutlaka görmeniz gerek. Tabloda: Fransız, İngiliz, Türk ve Rus askerlerinin mücadeleleri, ayrı ayrı görülüyor. İşte, tarihe sahip çıkmak bu olsa gerek diye düşüneceksiniz.

Singapur’da Alışveriş

Singapur’da Alışveriş

Evet, Singapurda ne alınır, nerden alınır. Singapur’da Alışveriş denince akla, önce orkideler ve sonra ise alışveriş geliyor. Tertemiz, nezih ve aynı zamanda elektronikte ucuz bir ülkedir.

Alışverişin en problemli yanı, her alışverişten sonra, otelinize dönerken, aldığınız ürünü pahalı mı yoksa ucuz mu aldığınız konusundaki tereddütleriniz.

Çünkü, satıcılar o kadar uyanık ki, satmak istedikleri ürünü, kesinlikle kendi arzuladıkları, etikette yazan fiyattan size satıyorlar ve siz hiç farkında bile olmuyorsunuz.

Ama yazacaklarımı okuyunca alışverişi daha mantıklı yapacağınız kesin. Daha önce de söylediğim gibi, Singapur doları ile Amerikan doları arasında sürekli olarak gidip geliyorsunuz, hesaplar kafanızı yeterinden fazla karıştırıyor.

Satıcı, almak istediğiniz ürünün fiyatını, size dolar olarak söylüyor. Kendi açısından fiyat Singapur doları ama siz anlayın diye, sözüm ona Amerikan doları olarak söylüyor. Pazarlık fiyatınızı söylüyorsunuz, satıcı onun Singapur dolarına çevirip, size fiyatı Singapur doları olarak veriyor.

Ve bu muhabbet, öncelikle sizin kafanız karışana kadar sürüyor, sonra bir ara, siz kafanız iyice karışınca “evet” diyorsunuz ve alışveriş bitiyor, ama satıcının arzuladığı fiyata bitiyor.

Kesinlikle; bu satırların karışık olduğunu düşünüyorsunuz, en iyisi bir örnek ile durumu size anlatmalıyım.

Şöyle ki, bir ürün beğendiniz, ürünün gerçek satış fiyatı 15 Singapur dolarıdır. Bunun Amerikan doları olarak karşılığı ise gerçekte 10 Amerikan doları. Satıcıya fiyat sorduğunuzda, satıcı ürün için 15 dolar fiyat söylüyor.

Siz bunu Amerikan doları olarak kabul ederseniz, ürünün üstünde 15 Singapur doları yazılı olmasına rağmen, size verdiği fiyatı ödediğinizde yani 15 Amerikan doları verdiğinizde, ürünü 22.5 Singapur dolarına almış olacaksınız.

Bir alışveriş için örnek: Singapur-Amerikan Doları

Yani, kafadan 7.5 Singapur doları fazla vermiş oluyorsunuz. Tabii siz pazarlık düşüncesi ile atılıp, diyorsunuz ki, 15 dolar değil, 10 dolar olsun. Satıcı naz yapıyor ama bir süre sonra peki diyor. Satıcıya 10 Amerikan doları verip, ürünü alıyorsunuz.

Sonuç, evet sonuç nasıl oldu? Ürün üzerinde 15 Singapur doları yazılı idi, yani 10 Amerikan doları. Siz ürüne 10 Amerikan doları vererek yani 15 Singapur doları karşılığı satın aldınız.

Sanıyorsunuz ki, pazarlık yaptınız 5 dolar ucuz aldınız, halbuki hayır, ürünü satıcının istediği fiyattan satın almış oldunuz.

İşte, konu bu, Bunun önlemek için, satıcıların her türlü alışverişte size verdiği fiyatı, Singapur mu, Amerikan doları mı diye mutlaka sorun. Fiyat nerede biterse bitsin, özellikle belirli elektronik ürünlerin satış fiyatları çok uygun.

Mesela, dijital video kameralar, fotoğraf makinalarının fiyatları, Türkiye’den kesinlikle daha ucuz. Amerika fiyatlarına yakın, cep telefonlarında ise, fiyat olarak Türkiye’den 100 Amerikan doları daha ucuz.

Ancak, bu tür cihazları alırken dikkatli olmanız ve riske girmeyi kabullenmeniz şart. Çünkü, size yeni diye sunulan bir mal, eski model olabiliyor. Ayrıca, aldığınız cihazın garanti belgesinin bulunmaması veya var ise de, uluslararası özelliğinin olmaması mümkün.

Lütfen buna dikkat edin, aldığınız malın garanti belgesinin uluslararası olmasına mutlaka dikkat edin. Yoksa ucuz diye satın aldığınız bir cihaz bozulduğunda, garantisi olmadığı veya garantisi uluslararası olmadığı takdirde, verdiğiniz paranın tümünün boşa gitme şansı var.

Alışveriş Merkezleri

Singapur’da Alışveriş için Singapur’da genelde, belli başlı mallar için belli alışveriş merkezleri, büyük, üç-beş katlı alışveriş merkezleri var. Örneğin, tüm bilgisayarlar ve aparatları, yazılımları için belli bir alışveriş merkezi var.

Ayrıca, ağırlıklı olarak fotoğraf makinalarının her türlü modeli ve aparatlarının satışı için ayrılmış belli alışveriş merkezleri ayrılmış. Cep telefonları ise, yoğun olarak aynı mekan içinde, tüm modelleri ve farklı farklı fiyatları ile bulunuyor, Hatta bir alışveriş merkezinde, tahta tezgahlar üzerinde, alıcılarını bekleyen binlerce cep telefonu var.

Ben cep telefonu almak istediğimde, alacağım cep telefonunun markası, modeli ve imi numarasını Singapurlu satıcıdan istedim. Türkiye’de bir arkadaşıma bunu bildirdim ve özellikle imi numarasının Türkiye de çalışıp çalışmayacağını sordum.

Çünkü, daha önce belirttiğim gibi, alacağınız her türlü elektronik cihazın Türkiye de çalışıyor olup olmadığına dikkat etmek gerek. Özellikle, Singapur’da, bazı cihazların fişleri, ülkemizdeki standartlara uygun değil, yani, fiş girişleri değişik.

Bu durumda, cihazı satın alırken, fişi için de bir adaptör almanız şart, dikkat edin. Dolayısı ile, almak istediğiniz bir cihaz ile ilgili tüm modelleri ve aparatları, aynı mekan içinde bulmanızın mümkün olması güzel, büyük bir şans.

Yalnız, elbette mutlaka tüm fotoğraf makinalarını aynı mekanda bulacaksınız diye bir kural yok, bazı ara sokaklarda da fotoğraf makinası satılan dükkanlar var, ama büyük alışveriş merkezlerinde her türlü modeli ve markayı, bir arada bulmak mümkün, bu güzel.

Sahte ürünler;

Ayrıca, dikkat etmeniz gereken diğer bir nokta, alışveriş merkezlerinde alışveriş yaparken alacağınız ürünün sahtesi ile gerçeğinin birbirinden ayırt edilemeyecek durumda olması. Dikkat ediniz, burası Çin ülkesine yakın ve Çin ülkesi, sahte ürün cennetidir, dikkat edin ve sahte ürün satın almayın ve hatta, bir ürünün pazarlığını yaptıktan sonra, mağaza sahibinin kapalı kutuda size ürünü takdim etmesine hatta paketlemesine inanmayın, kutuyu açın ve ürüne bakın.

Orchid Street-Orkide Caddesi

Elbise, ayakkabı ve diğer alışveriş malları için böyle bir durum yok, yani belli merkezlerde toplanmış değiller. Yalnızca elektronik cihazlar için bu durum geçerli. Diğer her türlü alışveriş malını, Orkide Caddesi üzerindeki mağaza ve büyük alışveriş merkezlerinde rahatlıkla bulabileceksiniz.

Vergi İadesi

Ayrıca; yurt dışına giden tüm okurların dikkat etmesi gereken bir husus, burada da geçerli. Şöyle ki; alacağınız özellikle elektronik eşyalar başta olmak üzere diğer yüksek meblağlı ürünler için; satıcıdan, mutlaka gümrük vergi beyannamesini doldurmasını isteyin. (Genellikle sarı renkli bir belge).

Bu belgeyi ve satın aldığınız ürünün faturasını birlikte muhafaza edin, hava alanında, ülkeden çıkarken, bu belgeleri Singapur Gümrük Bürosuna vererek, ödediğiniz vergi miktarını, nakit para olarak geri alabilirsiniz.

Bu konuda lütfen dikkatli olun, boşuna vergi vermek anlamsız, biraz dikkat eder ve bu iki belgeyi alır, muhafaza ederseniz, Singapur havaalanında, kesinlikle hiçbir zorlukla karşılaşmadan, ödediğiniz vergiyi nakit olarak geri alabilirsiniz.

Aman uğraşmaya değmez demeyin, uğraşmıyorsunuz, birkaç dakika içinde alabiliyorsunuz. Burada tek dikkat edilecek husus, hava alanında gümrük polisi bazen vergi makbuzu ile birlikte aldığınız ürünü de görmek istiyor, hani bavula koyarsanız, buna dikkat ediniz, yanınıza alınız.

Ordu Fatsa

Ordu Fatsa

 

Karadeniz’in en çağdaş ilçesi, insanları sıcakkanlı, hümanisttir. Gördüğünüzde, buraya hayran kalacaksınız. Doğası, insanları, çağdaş ve aydın görüşleriyle, süper şirin bir yöredir. Yanınızda, her mevsim mutlaka yağmurluk veya rüzgarlık bulundurmayı sakın ihmal etmeyin.

Ordu Fatsa

ULAŞIM

Fatsa-Samsun arası uzaklık: 165 km.dir. Fatsa-Ordu arası uzaklık ise: 55 km. dir. Özellikle bu yol üzerinde iki alternatifiniz var. Yeni yapılan otoyoldan Ordu’ya gitmek isterseniz, yaklaşık 30 dakika sürüyor. Ancak, eski yoldan gitmek isterseniz, 1.5 saat sonra, Ordu’ya varabilirsiniz. Bence, eski yolu tercih edin.

Çünkü, bu yol üzerinde, gezip görebileceğiniz muhteşem yerler var. Bolaman virajları. Yol üstünde, et lokantaları ve meşhur uzun saçlının yeri bulunuyor. Uzun saçlının, ülkemizdeki en güzel çayı yaptığı söylenir, doğrudur. Ama kahvesi de güzeldir.

Bolaman virajlarında; mükemmel manzaralar görebilirsiniz.

Türkiye’nin en uzun kara yolu tüneli olan: Bolaman-Perşembe arasında uzanan Ordu Nefise Akçelik Tüneli; Ordu-Fatsa arasını, yalnızca 20 dakikaya indirmiş. Tünelin uzunluğu: 3850 metre.

Ordu Fatsa

TARİHİ

MÖ. 675 yılından itibaren bu bölgede: Kimmerler, Persler, Büyük İskender ve komutanları: çeşitli tarihlerde egemenlik kurmuşlardır. İlk çağ dönemlerinde: burada en ilgi çeken yapılanma: Pontus dönemidir.

Pontus krallığı: MÖ.280 ile MS.263 yılları arasında: Fatsa ve yöresinde egemenlik kurmuşlardır. Aslen: bunlar Perslerin asillerinden oluşmaktadırlar. Ancak: zamanla, Ege kıyılarından buraya göçmüş olan Helen kültürünün etkisinde kalmışlardır.

Evet: 1. yüzyılda: Roma’ya bağlı bir krallık olan “Pont devleti” yörede egemen olmuştur. Bu krallığın başına geçen II. Farnak, günümüzdeki Fatsa yöresinde hükümdarlığını sürdürürken, Roma’nın kendi iç karışıklıklarından yararlanarak, topraklarını genişletme faaliyetlerini sürdürmüş, ancak başarılı olamamıştır.

Kral II. Farnak: halen Fatsa’nın eski hükümet binasının bulunduğu alanda, kızı Fanizan adına, bir şato inşa ettirir. Bu şato nedeniyle: Fatsa’nın o dönemdeki ismi “Fanizan” olarak anılır. Daha sonraki yıllarda, bu isim, çeşitli değişimlere uğrayarak: Fanise, Phadsane, Pytane ve Faça olarak değişimlere uğramıştır. Günümüzdeki Fatsa ismi de buradan gelmektedir.

MS. 63 yılında: Pont devleti, Romalılar tarafından ortadan kaldırılır. 395 yılında ise, Bizanslılar yörede egemen olurlar.

Türklerin, Fatsa yöresine kesin yerleşmeleri: 1071 Malazgirt Savaşından sonraki akınlar sonucu gerçekleşir. 1380 yılında: Hacı Emiroğulları adlı bir Türk Beyliğinin hakimiyet dönemi başlar.

13. ve 14. yüzyıllarda: kıyı kesiminde Ceneviz kolonileri görülür. Sahildeki tabya: Cenevizliler tarafından depo olarak kullanılır. II. Mehmet döneminde, Cenevizliler, yöreden uzaklaşırlar. Osmanlı İmparatorluğu dönemi: 1427-1428 yılları arasında başlar.

Ordu Fatsa

GENEL

Fatsa: Karadeniz kıyısında bulunmasına rağmen, kıyıya tam olarak 2 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Fatsa’da ırmağın ağzında, iyi bir kışlık liman var. Üç mil açıkta: Kuş adası denilen, ufak bir kayalık ada var. (Ada hakkında, aşağıda daha ayrıntılı bilgi vereceğim)

Evet: Fatsa’nın ırmağı, zamanında çok tanınan bir ırmak imiş ve adı: Vatasa. Burada: Poliman adlı bir ırmak ve ırmağın yanında bir şehir bulunuyormuş. Küçük tonajlı gemilerin girebildiği bu ırmağın yanında: ılıca, hamamlar ve eski bir kilise varmış. Burada, eski Bolaman şehrinin bulunduğu sanılıyor.

İlçede: fındık üretimi çok yaygın olarak sürdürülmektedir. Dünyada, fındığın en çok üretiminin yapıldığı yer: Fatsa’dır. Üretilen fındığın: % 98’i pazarlanmaktadır.

Fatsa’nın eski ismi: Satılmış nahiyesi olarak kullanılmışsa da, daha sonra, Satılmış ismi ortadan kaldırılıp, yerine yine Fatsa ismi kullanılmaya başlanmıştır. Son yıllarda ise: fındık ile birlikte, yörede kivi üreticiliği önem kazanmaya başlamıştır.

İlçede, tipik Karadeniz iklimi hakimdir. Yaz mevsimi sıcak, kış mevsimi ise ılık geçer. Isı farkları, oldukça azdır. Yaz mevsiminde, bunaltıcı sıcaklar görülmez.

Tarihi süreçte: ipek yolunun ilçeye yakın olması, Fatsa’ya uzun bir süre, parasal kazanç sağlamıştır. Fakat, coğrafi keşifler sonucu, bu yolun işlevinin azalması sonucu, ekonomik hareketlilikte duraklamalar oluşmuştur.

Fatsa ilçesinde: 2006 yılında, Ordu Üniversitesine bağlı, Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi kurulmuştur.

12 Eylül 1980 hareketinden önce: Fatsa, sosyalist Dev-Yol fraksiyonuna mensup kişilerin etkili oldukları bir yerdi. Belediye Başkanı seçilen, terzi Fikri Sönmez; Fatsa’da müstakil ve özerk bir yapılanma gerçekleştirilmesinde öncülük etmiştir.

O zamanlar, Fatsa, kurtarılmış bölge ilan edilmiş, askerlerin ve polislerin giremediği, denetleyemediği, devlet kurumlarına alternatiflerin üretildiği bir yer olarak öne çıktı. Sonuçta: 11 Temmuz 1980 tarihinde, Fatsa’ya operasyon düzenlendi ve yaklaşık 15 kişinin öldüğü bu operasyon sonucu: bu bölgede oluşturulan, gayri yasal oluşum bitirildi.

Son olarak, Fatsa’nın en büyük özelliklerinden birinden söz etmek istiyorum. Japonya’da, günümüzde yaklaşık 7000 Türk yerleşik olarak bulunuyor.

Bunların yaklaşık yarısının: Fatsalı olduğu söyleniyor. Kanada’nın Montreal şehrinde Denizlililerin yoğunluğu gibi, Japonya’da da Fatsalılar çok yoğun imiş.

Fatsalıların çoğu, Japonya’nın önemli sanayi şehirlerinden: Nagoya ve çevresinde yaşıyorlar. Bu kent, bir otomotiv kenti imiş. Japonya’da yaşayan Türkler, bu kentte otomobil parçalama işi ve bina yıkım işleriyle uğraşıyorlarmış. Yaptıkları iş “Kaitai” olarak isimlendiriliyor.

Bunları niye anlattım? Bizim ülkeden Japonya’ya giden Fatsalı gençler, orada belli bir süre çalışabilmek için Japon kızları ile evlenmişler ve bunlar, bugün, kesin dönüş yapıp geri döndüklerinde, Fatsa’da yerleşmişler. Yani: Fatsa’da bulunduğunuz sürede, mutlaka birkaç Japon gelin/bayan göreceksiniz.

Son bir not: 110 bini aşan nüfusu ile bir değerlendirme yapıldığında: “Ünye mi-Fatsa mı” sorusunun cevabı: Ünye’den çevre yolu geçince trafik sorunu çözüldü denir. Fatsa’da ise, ana yol şehir içinden geçmektedir, yani trafik tam bir sıkıntıdır. Ayrıca: Ünye ve Fatsa, Ordu şehrinin Büyükşehir olmasını sağlamıştır.

Ordu Fatsa

NE YENİR

Fatsa’da, mutlaka pide denemelisiniz.

Bunun yanında: taze fasülye, tursi kavurma (fasülye turşusundan yapılır),  malez (süt kabağı ve süt ile yapılan bir çeşit muhallebidir), hamsili ekmek (özü mısır ekmeğidir ve içinde az miktarda salamura hamsi karıştırılmıştır), hamsi kaygana (kargana da denir, mısır unu, tuzlanmış hamsi, maydanoz, süt, yumurta, yağ ve tuz ile yapılır), hamsili pilav, keşkek, sakarca yemekleri ve son olarak lahana yemeklerini deneyebilirsiniz.

Ordu Fatsa Hekimoğlu Efsanesi

 

HEKİMOĞLU EFSANESİ

Hekimoğlu: Ordu dolaylarında yaşayan yoksul bir ailenin çocuğudur. Üstelik, yoksul bir annesinden başkası yoktur. Çevresinde: dürüstlüğü, akıllılığı ve yiğitliği ile tanınmaktadır.

Aynı dönemde: yörede egemenlik kurmuş: Gürcü Bey bulunmaktadır. Bu Gürcü Beyi: Ayşa, adında, güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ancak, bu kız, Gürcü Beyini sevmemektedir. Hekimoğlu’na bağlanmıştır.

Ancak: Gürcü Bey: bu iki gencin sevdasını duyar ve Hekimoğlu’na düşman olur. Kendisini: teke tek, hesaplaşmak üzere çağırır. Hekimoğlu: gözü pek ve mert bir gençtir. Mavzerini kuşanır, tek başına buluşma yerine gider.

Ama, Gürcü Bey, sözünde durmaz ve buluşma yerine, adamları ile birlikte gider. Hekimoğlu bölgeye gelince, hep birlikte, kendisine ateş açarlar ve aralarında büyük çatışma başlar.

Hekimoğlu: çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur. Bolu şehrine, tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve yanına Mehmet adlı amca oğlunu alarak, dağa çıkar.

Köylüler: dağda Hekimoğlu’na kucak açarlar. Onun mertliği, yiğitliği ve doğru sözlülüğü, yöre insanını çok etkiler ve kendisine yardım ederler. Özellikle: zenginlerden aldıklarını, yoksul köylülerle paylaşarak, onların gönüllerinde taht kurar.

Ancak; bir zaman sonra, Gürcü Beyi, kurdurduğu bir tuzakta, Hekimoğlu’nu öldürtür. Günümüzde, Hekimoğlu adlı türkü ile bu efsane, yörede anlatılmaktadır.

Ordu Fatsa Fındık

NE SATIN ALINIR

Halıcılık: Fatsa’nın el sanatlarından. Birbirinden güzel halıları, ilçe içindeki çeşitli mağazalardan satın alabilirsiniz. Ayrıca: burada, yaygın fındık üretimi yapılıyor ve ilçenin lezzetli fındıklarından mutlaka satın alın. Ayrıca: burada yetiştirilmeye başlanan kivi de çok yaygın, satın alabilirsiniz.

GEZİLECEK YERLER

Ordu Fatsa Plajlar

PLAJLAR

Buradaki doğal plajlar; turizm yönünden oldukça önemli. İlçede, Belicesu ve Yalıköy çevresindeki kumsallar çok güzel. Fatsa ilçe merkezinde de bir plaj var. Halk plajı. Ama: sanırım bu plajın kullanılmasını pek istemiyorlar, plajın pek plajlık hali kalmamış, denize girmek için ilçe dışına, çevredeki plajlara gitmek gerekiyor.

Ordu Fatsa Adası

FATSA ADASI

Fatsa sahiline, 1.5 km. uzaklıktadır. Karadeniz’deki nadir adalardan biridir.

Yaklaşık: 1 dönüm büyüklüğündedir.

Adada herhangi bir bitki yetişmez. Tamamen taşlardan ve kayalardan oluşmaktadır.

Eski dönemlerde: Fatsa’dan adaya; kara yolu bulunduğu veya Dolunay mevkiinden yani Fatsa çamlıklarından, deniz altından, bir tünel ile adaya ulaşım olduğu söylenmektedir. Bu tünel ile: adanın altında bulunan bir şehre ulaşıldığı düşünülmektedir.

Ayrıca: her ne kadar bir söylenti olsa da: yani inanılması zor olsa da: geçmiş zaman imparatorlarının hazinelerini bu yer altı şehrinde sakladıkları söyleniyor.

Ayrıca: başka bir söylentiye göre: Fatsa’yı kuran Pont kralı II. Farnakes, kızı Fanizanı korumak için, bu ada üzerinde bir kale yaptırmış. Kaleyi ise, bir tünel ile ulaşımını sağlamış. Ancak, bu ada ve ada üzerinde, ne kale, ne de tünel kalıntısı yok, bulunamamış.

Ada: takip eden tarihi süreçte: Fenikeliler ve Miletuslular tarafından kurulan kolonilerce ve daha sonra Cenevizlilerce uzun yıllar kullanılmış.

İlçeden adaya tekne turları yapılmaktadır. Üzerinde herhangi bir tesis yok. Yalnızca, bir deniz feneri bulunuyor.

Ordu Fatsa Sarmaşık Kaplıcaları

SARMAŞIK KAPLICALARI

İlçeye 13 km. uzaklıktadır. Yol asfalt ve düzgün, ayrıca ulaşım için gün içinde, ilçe merkezinden buraya: karşılıklı dolmuş seferleri yapılıyor. Tarihi çok eskilere dayanan bir mazisi var. Söylenenlere göre: ilk kullanımı, Cenevizliler zamanında.

Zamanın hükümdarının: çok güzel bir kızı varmış. Bey, kızının üzerine titrermiş. Bu güzel kız, bir gün hastalanmış. O güzelliğinden eser kalmamış. Tüm bedenini, önce ağrılar ve daha sonra ise yaralar kaplamış. Bey: dönemin önemli tabiplerini çağırmış, kızını tedavi edecek olana, hem kızını ve hem de servetini vereceğini söyler.

Ancak, tüm tabipler, bildikleri tedavi yöntemlerini denemelerine rağmen, genç kızı iyileştiremezler. Kız dünyaya küser. Her sabah saraydan çıkıp, amaçsızca, dere kenarında, dağlarda dolaşmaya başlar.

Günlerden bir gün, dere kenarında dolaşırken, tüyleri dökülmüş perişan halde, bir kurt görür. Kurt, neredeyse ölmek üzeredir. Ancak, bu kurt, bugünkü sıcak su kaynağının olduğu yerde: buharı tüten sulardan içiyor, bu sulara girip yıkanıyormuş.

Evet, kız, her gün gelip kurdu izler. Ama sonunda kurdun iyileşip gittiğini görür. Bunun üzerine, kendisi de, bu sıcak suya girmeye, suyundan içmeye başlar. Bir süre sonra, kız, eski sağlığına ve güzelliğine kavuşur. Bey de, çok sevinir ve tüm halkının yararlanabilmesi için, suyun çıktığı yere, bir hamam yaptırır.

Daha sonra insanlar, buradan ayrılırlar ve kaplıca alanı harabe haline gelir. Sarmaşık örtüleri arasında, kaybolmaya yüz tutar. Zaten adı da buradan geliyor. Aslında: aradan geçen uzun süre sonunda, kaplıcanın bulunmasının yine bir öyküsü var.

Bir çoban, zaman zaman sürüsünün kaybolup tekrar ortaya çıkmasına bir anlam veremez. Sürüyü takibe alır ve sürünün, sarmaşıklar arasında bir süre otladığını, otladıkları bu yerin altından ise buhar çıktığını görür.

Sarmaşık örtüsünü temizleyip baktığında, içinde sıcak su akan bir barakanın bulunduğunu görür. Daha sonra, bu bölge temizlenir ve Sarmaşık Kaplıcaları ortaya çıkar.

Burada, su sıcaklığı: 47 derecedir. Suyun içinde: sodyum klorür, silis bulunduğu saptanmış. Kaplıcanın suyu dakikada: 200 litre akıyor. Romatizmal ve benzeri hastalıklara iyi geldiği söyleniyor.

Ordu Fatsa Gaga Gölü

GAGA GÖLÜ

İlçeye, 10 km uzaklıktadır. Sefaköy sınırları içinde bulunmaktadır. Karadeniz bölgesindeki, birkaç doğal gölden biridir. Gölün çevresi: ağaçlar ve fındık bahçeleriyle kaplıdır. Göl: Fatsa-Aybastı kara yolu kenarındadır.

Gölde: birkaç adım atıldığında, derinlik 4-5 metreye kadar inebilmektedir.

Gölün tam ortasında bir adacık var. Bu adacık: kilise adası olarak isimlendiriliyor. Burada: bir kilise bulunduğu söylense de, herhangi bir buluntu ve kalıntı yoktur. Göl: doğal Sit alanı olarak ilan edilerek, koruma altına alınmıştır.

Göle akan akarsu bulunmamaktadır. Ancak: küçük bir kanal ile, Bolaman ırmağına bağlanmıştır. Gölde: kerevit, sazan ve kadife balığı bulunmaktadır. Çevresinde ise: özel şahıslara ait gayrimenkuller var.

Buraya aşırı yağışlı günlerde gitmemenizi öneriyorum, çünkü aşırı yağışlarda gölün su seviyesi yükseliyor ve özellikle ulaşımın sağlandığı kara yolu sular altında kalıyormuş, aman dikkat.

Ordu Fatsa Çıngırt Tepesi ve Kayalıkları

ÇINGIRT TEPESİ VE KAYALIKLARI

İlçenin, 5 km. batısında, Kavaklar deresinin doğusunda bulunan bir tepenin üzerindedir. Daha doğrusu: Fatsa Büyük Sanayi Sitesinin üstünde bulunduğu bir tepe.

Kalenin üzerinde: Kavaklar deresine 45  derecelik eğimle inen, 120 basamaklı ve sonu görünmeyen bir tünel var. Hatta, bu tünelin Fatsa’nın 1,5 mil kuzeyinde, Karadeniz içinde bulunan adaya gittiği tahmin edilmektedir.

Bu tünelin dibi: yüzyıllarca atılan taşlarla dolmuş, ancak temizlendiğinde, yörenin yerli ve yabancı turizme açılması halinde; kesinlikle ilçe için gelir kaynağı olacaktır.

Burası: Fatsa’ya ilk yerleşen kavimlerin yeridir. Burada: henüz tam olarak bir arkeolojik araştırma yapılmamıştır. Yapıldığında: o dönemlere ait (MÖ.400) önemli bilgi ve belgelerin bulunmasının sağlanacağı düşünülmektedir.

GÖREĞİ MANASTIRI 

İlçenin batısında, 5 km. uzaklıktadır. Evkaf köyü sınırları içindedir. Pont devleti zamanından kalmadır. İçinde: kale, şato, kilise, manastır ve yapı kalıntıları bulunmaktadır. Bu kalıntılardan, burada büyük bir şehir bulunduğu tahmin edilmektedir.

Ayrıca: bu kalıntıların üzerinde bulunduğu bir gümüş para mevcut olup, o devirde burada yaşayan Hacı Şevda isimli bir yerel yöneticinin, burada hüküm sürdüğü ve kendi adına para bastırdığı anlaşılmaktadır.

Ordu Fatsa Bolaman ve Tarihi Konak

BOLAMAN VE TARİHİ KONAK (HAZNEDAR KONAĞI)

Bolaman: Fatsa-Ordu karayolu üzerinde, ilçeye 9 km. uzaklıktadır. Şirin bir beldedir. Kuruluşunun, antik dönemlere kadar uzandığı düşünülmektedir. Antik dönemdeki adının: Polemeon’dur.

Bölgenin en eski yerleşimlerinden biridir. Antik dönemde, bir liman kenti olduğu düşünülmektedir. Bolaman merkezinde ve çevresinde çok şirin restoranlar ve çay bahçeleri bulunuyor. Özellikle: balık lokantalarını denemenizi mutlaka öneriyorum. Ayrıca: Bolaman Pidesi çok muhteşem bir lezzet.

Evet, Haznedar konağı: Bolaman yöresinin sembolü olmuştur. Her yıl birçok fotoğrafı çekilmekte ve hatta kibrit kutularında bile, fotoğrafları yer almaktadır.

Yapıyı iki bölüm halinde incelemek gerekir. Birinci bölüm: 1.yüzyıl civarında yapıldığı düşünülen, taş duvarlar. İkinci bölüm ise: Osmanlı döneminde yani 18.yüzyılda yapıldığı düşünülen, mevcut taş duvarların üzerindeki tarihi konaktır.

Bu konağın: kaleye ilk yerleşmiş olan Mehmet Bey tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Yaklaşık 200 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır. Alt bölümde bulunan taş duvarların: yapıldığı dönemde, dört bir yanı su ile çevrili bir ada üzerinde bulunduğu, o ada üzerinde yaşayanları korumak amacıyla yapıldığı, bu surların içinde bir de kilise bulunduğu tahmin edilmektedir.

Ordu Fatsa Yason Kilisesi

YASON KİLİSESİ

Pontus imparatorluğu döneminde, Hıristiyan misyonerler “Altın post”u aramak için: Yunanistan’dan yola çıkarlar. Bu yolculukları sırasında: konakladıkları “Yosun” yöresinde inşa ettikleri “Yosun kilisesi”, Fatsa’ya 25 km. uzaklıktadır. Görülmeye değer, tarihi bir hazinedir.

Sitede: Ordu, Çaytepe, Yosan Burnu adı altında: ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Lütfen, oraya bakınız.

Ordu Perşembe Çaytepe Yoson Burnu hakkındaki yazım için  Çaytepe Yason Burnu