Uşak Eşme

Uşak Eşme

Ana karayolları dışında kaldığı için, öne çıkamamış şirin bir ilçemizdir.
Ama, Eşme denilince, akla ilk gelen kilimdir. Zaten, Belediye, simge olarak kilim kullanıyor. Çünkü: kilimcilik, burada geçmişi çok eskilere kadar giden ama son yıllarda Uzakdoğu ürünleri nedeniyle durgunluğa giren bir el sanatı olarak önem kazanıyor. Buraya yolu düşenler, mutlaka Eşme el dokuması kilimlerini görmelidirler.

Bir de, burada iken, size telefon gelip, nerede olduğunuz sorduklarında “Eşmedeyim” derseniz, bilin ki, karşı taraf büyük olasılıkla “Çeşme” de olduğunu sanacaktır.

Uşak Eşme

ULAŞIM

Eşme, il merkezi olan Uşak iline, 64 km. uzaklıktadır. Demiryolu uzaklığı ise, 69 km. dir. Eşme-Alaşehir arasındaki uzaklık: 50 km. Eşme-Kula arasındaki uzaklık: 45 km. Eşme-Güney arasındaki uzaklık: 39 km.

Uşak Eşme

TARİH

Eşme yöresinin ilk yerleşimcilerinin Frigler olduğu düşünülmektedir. MÖ.676 yılında Kimmerler, bölgedeki hakimiyeti ele geçirirler. Daha sonra ise, Lidyalılar ve Bergama krallığı ve takiben Roma ve Bizans egemenlikleri görülür.

1233 yılında ise, yöre, tamamen Türklerin eline geçer. 1300 yılında, bölge, Germiyanoğulları Beyliği hakimiyetine girer. 1429 yılında ise, bu kez, Osmanlılar görülür.
Bu dönemde: bölgenin ilk sakinleri “Esmeli” aşiretindendir. Aşiretin bu ismi: Eşme pınarlarından veya göç kafilelerinden almış olmalıdır. Eşmeli aşireti yanında, bölgede birçok aşiret konaklamış olmasına rağmen, özellikle Kocaeli yöresindeki bazı aşiretlerle kan bağı bulunan Eşmeli aşireti, yörede etkin olmuştur.

1920 yılında, bölge Yunanlılar tarafından işgal edilir ve 1922 yılında işgal sona erdirilir. Ancak, yine bu dönemde, Taymak köyü olarak isimlendirilen yerleşim yeri, ulaşım zorluğu nedeniyle, daha sonra günümüzdeki yerine taşınmış ve 1953 yılında kaza olarak, Uşak iline bağlanmıştır. Bu taşınmanın başkaca bir nedeni ise, yani Takmak köyünden, bugünkü yerleşime geçmenin bir başka nedeni de, Yunan işgali sonunda, Takmak köyünün Yunanlılar tarafından tamamen yakılıp yıkılmasıdır.

Uşak Eşme

GENEL

Yörenin büyüklüğü yani yüzölçümü: 1338 km. karedir. Merkezin denizden yüksekliği ise, 823 metredir. Yörede, Gediz nehrinden başka akarsu yoktur. Bunun dışında, kışın yağmur suları ile beslenen Güllü ve Eşme dereleri mevcuttur.
Yörede karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak: kışlar çok soğuk, yazlar ise sıcak ve kurak geçer. Kışın fazla kar yağmaz.

Yöre insanının ekonomik faaliyetlerinin başında: tarım ve hayvancılık gelmektedir. Tarım ürünleri olarak: buğday, arpa, mısır, nohut, kuru fasulye, haşhaş, susam, soğan, sarımsak ve salçalık biber üretimi yapılır. Ancak, Eşme halkının büyük bölümü: yurt dışında, özellikle Almanya’da işçi olarak çalışmaktadır. Bu durum, Eşme halkının ve ilçenin gelişmesinde önemli katkıda bulunmuştur.

Yörede, son yıllarda, halk arasında “Ufo” görüldüğü hakkındaki söylentiler yoğunlaşmış ve bilahare, bölgede altın üretimi ve özellikle siyanürle altın üretimi artmıştır. Siyanürle altın üretimi, yörenin en büyük problemi olarak gündeme gelmektedir. Yani, Türkiye’nin en büyük altın madeni kaynakları burada bulunmaktadır.

Uşak Eşme Kilimleri

EŞME KİLİMLERİ

Eşme denilince, kilim çeşitleri başlıca 3 başlık altında toplanmaktadır. Bunlar:

Altınbaş Kilimi

Bunlarda: motif ve kompozisyon, ayrı bir özellik gösterir. Tek sıra halinde sıralanmış dikdörtgen toplar: kıvrım denilen tabana yerleştirilmiştir. Bunlar: eli belinde kız ve tavşan topuğu motifleriyle doldurulmuştur. Dikdörtgen dışında kalan kilim zemini ise, yine bu kilimlere has, çok zengin motiflerle süslenmiştir.

Ablaş Kilimi

Bu tür kilimlerde: zeminde altıgen toplar bulunur ve kenarlar birbirine bitişik sıralanmıştır. Altıgenler, bıçkır motiflerinde oluşur. Toplar dışında kalan zemin: yine çeşitli motiflerle doldurulur. Madalyonlar arasına: genelde, karagöz, bazen de çakmak motifi yerleştirilir.

Toplu Kilimler

Bunlar, genel olarak baklavaya yaklaşan iç içe kancalı, basık, altıgen madalyonlar şeklindedir. Top sayısı, kilimin büyüklüğüne göre değişir. Top sayısına göre, kilime ad verilir. Üç, beş yada yedi toplu kilim gibi.

Takmak Kilimi

Bu tip kilimlerde, genellikle zemin üçe bölünmüş, basık altıgen toplar bu bölümler içinde, tek eksende sıralanmıştır. Toplar dışında kalan zemin, çeşitli motiflerle doldurulmuştur. Madalyonlar arasına genelde, karagöz ve bazen çakmak motifleri yerleştirilmiştir.

ULUSLAR ARASI KİLİM FESTİVALİ:
Her yıl, Haziran ayında düzenlenir. Genellikle 3 gün süren festival etkinliklerinde, çeşitli spor yarışmaları, konserler ve diğer yarışmalar düzenlenmektedir.

Uşak Eşme Kilimleri

NE SATIN ALINIR

Eşme ilçesi ve çevresinde, yoğun olarak ve özellikle kış aylarında “kilim” dokumacılığı yapılmaktadır. Ancak, her ne kadar uzakdoğudan gelen kilimler, bu sektörü olumsuz etkilemiş olsa da, 1994 yılından bu yana, bölgede özellikle “Kilimcilik Festivali” yapılarak, kilimcilik sektörünün ayakta kalması için uğraş verilir olmuştur. Bu nedenle, buraya yolunuz düşerse, yörede dokunan kilimleri görün, beğendiklerinizi satın alabilirsiniz ki, bu el emeği, göz nuru ürünleri beğenmemek mümkün değil.

Uşak Eşme

GEZİLECEK YERLER

Uşak Eşme Kemer Dağı

KEMER DAĞI

Kemer dağı: Eşme ilçesinin eteklerine kurulduğu bir yükseltidir.
Burada, yapılış tarihi ve yapanları bilinmeyen büyük bir kemer bulunuyor. Ancak, ilginç olan, uzun yıllara rağmen, bu kemerin hala ayakta kalabilmiş olmasıdır.

Uşak Karahallı gezi yazım için  Karahallı

Uşak Ulubey

Uşak Ulubey

İlçe 1953 yılında Uşak’ın il olmasıyla ilçeye dönüştürülmüş ve Uşak iline bağlanmıştır.

ULAŞIM

İlçenin, il merkezine uzaklığı: 30 km. dir. Ulubey-Karahallı ilçesi arasındaki uzaklık: 28 km. Ulubey-Eşme arasındaki uzaklık: 30 km. Ulubey-Sivaslı arasındaki uzaklık: 56 km. Ulubey-Banaz arasındaki uzaklık: 61  km. dir.

TARİHİ

İlçe ve çevresinde yapılan kazılarda, yörenin MÖ.4000 yıllarından bu yana yerleşim yeri olarak kullanıldığını ortaya koyar. Sırası ile, bölgede hüküm süren medeniyetler: Hititler, Frigler, Lidyalılardır. Özellikle: Lidyalılar döneminde, Ulubey’in önemi daha da artmıştır. Çünkü: Lidyalıların, kara ticaretini geliştirmek için yaptıkları “Kral Yolu” bu bölgeden geçmektedir.

Lidyalılardan sonra Persler ve Büyük İskender, bölgeden egemenlik kurmuşlardır. Daha sonra Bizanslılar ve Türkler, bölgedeki hakimiyeti ele geçirirler.

Bu dönemde: önce Karesioğulları ve daha sonra da Germiyanoğulları yönetimi ele geçirirler. Daha sonra: bölge, Yıldırım Beyazıt’a çeyiz olarak sunulur. Daha sonra bölge yine Osmanlılardan gider ve takip eden dönemde: Germiyan Bey II. Yakup, erkek çocuğu olmadığı için, vasiyet yolu ile toprakları, Osmanlılara bırakır.

Ulubey: merkezi bir noktada bulunması nedeniyle “Göbek” ismiyle anılır. Stratejik özelliği nedeniyle, Yunanlılar, 20 Ağustos 1920  tarihinde, burayı işgal ederler. Böylece: kıyı ve iç kesimler arasındaki bağlantılı tren yolu, kontrol altına alınmış olur. 2 Eylül 1922 tarihinde, Ulubey, Yunan işgalinden kurtarılır.

Uşak Ulubey

GENEL

Ege bölgesinin, İç Batı Anadolu bölümündedir. Rakım 750 metredir.

Arazi engebelidir. Düzlükler, az yer kaplar. Düz olan yerler, sel yatakları ile yarılmıştır. İlçe merkezi: güneye doğru hafif meyilli olan, azar azar alçalan arazi üzerinde kurulmuştur.

İlçe: Ege bölgesinde görülen Akdeniz iklimiyle, İç Anadolu bölgesinin iç kesimlerinde görülen karasal iklim arasında, ılıman bir geçiş iklimine sahiptir. Diğer ilçelere göre, ortalama sıcaklık, burada daha yüksektir. Nedeni ise, yükseltinin düşük olmasıdır.

İlçede: 210 ton rezerve sahip, Kışla Dağı altında, derin altın yatakları mevcuttur. Ayrıca: Alüminyum, mangan, diyotomit, mermer ve uranyum rezervleri vardır.

NE YENİR

Buradaki muhteşem lezzetler şunlar: Ulubey demir tatlısı, döndürmesi ve Ebem köftesi. Bunları tadabilirsiniz.

GEZİLECEK YERLER

Uşak Ulubey Blaundos

BLAUNDOS

Sülümenli köyü yakınlarındadır. İlçe merkezine 10 km. ve İl merkezine ise 30 km. uzaklıktadır. Kanyonda bulunan cam seyir terasına yaklaşık 10 km uzaklıktadır.

Derin vadilerle çevrili bir yarımada üzerinde kurulmuş. Üç tarafı dik uçurumlu dere yatağı ile çevrili, yarım ada görünümünde, düz bir burun üzerinde oturmaktadır. Çevresinde, 100 metre derinliğindeki kanyon içinden, kentin su ihtiyacını karşılayan dere geçmektedir.

Kalesi, tapınakları, tiyatrosu, stadyumu ve kaya mezarları ile, ilgi çeken bir yer.

Şehir: Helenistik dönemde, Makedonya’dan gelenler tarafından kurulmuştur. Bu durum: 1845 yılında, Hamilton isimli bir araştırmacı tarafından, Ulubey mezarlığında bulunan bir yazıt ile kanıtlanmıştır. Bu yazıtta “Blaundeon Makedonon” yazılıdır.

Şehir: Büyük İskender’in ölümünden sonra, mirasını paylaşan 8 generalden, Antigonos’un payına düşer. Daha sonra, MÖ.189 yılında, şehirde, Roma hakimiyeti görülür. Bu dönemde: şehir, önemli bir merkez haline gelir. Kendi adına  para basarlar.

Uşak Ulubey Blaundos

Evet, şehir konum olarak ilginç özellikler taşıyor. Üç tarafı derin ve dik vadilerle çevrili. Düz bir burun üzerinde. Şehir merkezinin üç yanının vadilerle çevrili olması, dışarı ile sadece kuzeydeki tek kapıdan irtibatının bulunmasını sağlar. Bu kapının merkeze bakan, iç cephe genişliği: 26.5 metre, dış cephe genişliği: 23 metre, derinliği ise 8.20 metredir. Arazi yapısından dolayı, kapı yamuk plan gösterir.

Kapıdan geçildiğinde: batı yamacında tek, doğu yamacında alt ve üst olmak üzere 2 şehir suru var.

Uşak Ulubey Blaundos

Stadion

Doğudaki alt ve üst surlar arasında kalan alandadır. Uzunluğu 140 metre, genişliği ise 37 metredir. Oturma sıraları, tek taraflı olup, üst şehir suruna dayanmış durumda yapılmıştır.

Uşak Ulubey Blaundos

Tiyatro

Şehir surları dışında ve Stadyumun alt kısmında, vadi içinde, yamaca yapılmıştır. Sahnesi tamamen yıkılmıştır. Oturma sıralarının bir kısmı, sağlam kalabilmiştir.

Uşak Ulubey Blaundos

Şehir merkezi

Şehir merkezi, surlar içinde kalmıştır. Burada: İon düzeninde yapılmış bir tapınak ve bir kısım yapılar bulunmaktadır. Şehrin metropolü: 2 ayrı alanda bulunur.

Uşak Ulubey Blaundos

Tapınak

Şehir merkezindeki tapınak: bu yapıda restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Tahminlere göre: 17.30 x 8.95 metre boyutlarında, İon düzeninde bir tapınaktır. Üst yapısı tamamen yıkılmıştır. Tabanı: mermer döşeme, alt duvarları: kalker, temeli: andezit ve krepisleri: mermerdir.

Güney ön cephesi ile kuzey arka cephesi: üçgen alınlıklıdır. Sima kısmında: bitkisel motifler, aslan başları, diş sıraları var. Arşitav üzerinde bulunan yazıtlardan: 4 tanesi Latince, 6 tanesi Yunancadır. 1833 tarihinde, Arundel isimli bir araştırmacı bu yazıtları okumuş ve buranın “Kaudios Tapınağı” olduğu ortaya çıkmıştır.

Ancak: daha sonra yapılan araştırmalar, bu bilginin doğruluğunu kanıtlamamıştır.

Araştırmalar sırasında: kazı yeri yakınlarında bulunan bir yazıtta: tapınakla ilgili konular aydınlatılmıştır. MÖ.1.yüzyıl ve MS.1.yüzyıl arasındaki dönemdeki bu yazıta göre: tapınak “Athena” ve “Homonia”ya adanmıştır.

Kazı çalışmaları ile: tapınak çevresi açılmış, yapının kuzey arka cephesinde, arka duvara: 5.30 m. ve yan duvara ise 6.70 metre uzaklıkta: Temenos duvarı olarak adlandırılan duvar temeli ortaya çıkmıştır. Burada: bu yapıya bitişik, Bizans dönemine ait 6.40 m. x 8.60 m. boyutlarında ve tapınak taşları kullanılarak yapılan, avlu şeklinde bir mekan bulunmuştur.

Bu avlu şeklinde mekanda, herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. Ancak: 1970 yılında yapılan kaçak kazılarda bulunan ve sonradan Müzeye teslim edilen bir kadın heykelinin parçaları aranmıştır. Çünkü: MS.1.yüzyıla tarihlenen ve 1.90 m. boyundaki bu kadın heykelinin: baş, sağ kol ve sol kol kopuktur.

Daha sonra: ön cephe tamamen temizlenmiş ve 8 basamaklı, 8.95 metre genişliğindeki tapınak girişi: tamamen ortaya çıkarılmıştır. Dağılmış yapı elemanları, tek tek yerlerine oturtulmuştur.

Yukarıda: şehrin metropolünün iki alandan oluştuğunu söylemiştim. Bu alanlar:

Uşak Ulubey Blaundos

Birinci alan: Kuzeydeki mezarlık ve birkaç Tümülüs ile, doğudaki vadide bulunan kaya mezarları. Kaya mezarları: 2 kişilik olduğu gibi, 10 veya 12 kişilik aile tipi mezarlar şeklinde de yapılmıştır. Bunlar tonozlu yapılardır. Nişli odacıklar ve sabit lahit tipi gömütlerdir.

Çoğunun, koridor tabanında da gömüye rastlanır. Mezarların çoğunda: beyaz sıva ve sıvının üzeri: kızıl, mavi, yeşil boyalarla yapılmış: bitki ve stilize hayvan motifleriyle bezenmiştir.

İkinci alan: Kent merkezi dışında kalır. Burada: İon tarzında ikinci bir tapınak ve çeşitli kemerler var. Bu kemerlerin fonksiyonu anlaşılamamış olup sayıları 14 dür. Su kemeri oldukları tahmin edilmektedir.

Evet: Blaundos antik kenti. Genelde, doğanın tahribatı dışında, fazla bir  tahribat görmemiştir. Ancak:  antik kentteki çalışmalar, günümüze dek, yalnızca tapınak ile sınırlı kalmıştır. Gelecekte yapılan çalışmalar sonucunda, kentin tam olarak tanıtılabileceği kesin. Yani: burayı ziyaret ederseniz: kapı, stadyum, tiyatro, surlar, tapınak görebileceğiniz antik kalıntılar.

Uşak Ulubey Kanyonu

ULUBEY KANYONU

Uşak ilinin güney ve güneybatı kesiminde, jeolojik yapının özelliğinden dolayı oluşmuş, 73 km. uzunluğunda bir kanyon. Kanyon denilince, isterseniz birkaç kelime bilgi vermek istiyorum. Kanyon: dünya yüzeyinde, nehirler tarafından oluşturulan derin vadilere verilen isim. Kanyonun iki yanındaki duvarlar: erozyon ve aşınmaya dayanıklı sert kayalardan oluşuyor. Bunlar: granit ya da kumtaşı kayaları.

Bu doğal oluşumların, en büyük örneği: Amerika-Arizona’da bulunan “Büyük Kanyon” Dünya üzerinde, ikinci en büyük kanyon ise, Uşak-Banaz kanyonu. Burası, Türkiye’nin en büyük kanyonu. Bir de, Kastamonu yöresinde Vanya Kanyonu var.

Uşak Ulubey Kanyonu

Evet, hani girişte söylemiştim. Kanyon denilince, kanyon insanlar için ne anlama geliyor. Yani: kanyonda ne yapılır. Kanyon bulunduğu yöre için ne anlam ifade ediyor? Kanyon, gerek bilimsel ve gerekse turistik potansiyele sahip bir yer. Tektonik evrim ve nehir aşındırması arasındaki ilişki: burada rahatlıkla görülebilir, yani bilimsel araştırma ve geziler için çok uygun.

Bunun dışında: burada, treaking, doğa yürüyüşleri yapmak mümkün. Bu muhteşem arazi yapısını seyrederek yapılacak yürüyüşler, gerçekten muhteşem heyecan yaratıyor. Derin vadi boyunca, uzanan uçurumlar, manzara amaçlı yürüyüşler için çok ideal.

Buranın rakamsal değerlerine gelince: kanyonun genişliği 500-100 metre, derinliği: 135-170 metre ve uzunluğu ise: 40-45 km. civarında değişiyor. Toplamda: 73 km. ye kadar uzanıyor. Yani: akarsular boyunca uzanıyor. Ulubey çayı ve Banaz çayı boyunca devam eden bir ana kanyon ile buna bağlanan onlarca büyük yan kanyonlardan oluşur.

Hıristiyan Montanism tarikatının merkezi olarak kabul edilen ve yaklaşık olarak 377 yılında Hıristiyan saldırılarıyla yıkıldığı bilinen Pepouza antik kenti de kanyon içindedir. Kanyon boyunca, antik dönemlerden kalan su kanalları, kaya mezarları ve mağaralar görülebilir. Clandıras su kemeri de, bu kanyon sınırlarında Karahallı ilçesinde yer alır.

Uşak Ulubey Kanyonu Cam seyir terası

Cam seyir terası

Kanyon üzerinde, Ulubey ilçe merkezinde, cam seyir terası ile hediyelik eşyaların satıldığı küçük dükkanlar bulunur.

AKSAZ KAPLICALARI

İlçeye 25 km. uzaklıkta, Aksaz Çayı kıyısındadır. Büyük bir granit kayanın dibinde, 5 ayrı noktadan kaynamaktadır. Suyu: 39 derece sıcaklıktadır. Konaklama tesisi yoktur. Çadırlarda kalınmaktadır. Kaplıca suyu: içildiğinde: karaciğer ve safra yolları hastalıklarına, banyo olarak kullanıldığında ise: nevralji, nefrit, kırık ve çıkıklar ile kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.

İYON TAPINAĞI

MÖ.700-600 yıllarında, Saka Mezarlığı yakınlarında kalıntıları bulunan tapınak: İyon mimarisi tarzında yapılmıştır. Perslerin Anadolu’ya hakim olduğu dönemde yıkılmıştır.

Uşak Ulubey Yaver Deresindeki Kale-Manastır

YAVER DERESİNDEKİ KALE/MANASTIR

MÖ.320-300 yıllarında yapılan kale: Büyük İskender İmparatorluğunun parçalandığı dönemde yapılmıştır. Kale duvarında: İyon Tapınağı kalıntıları kullanılmıştır. Kale: iç içe geçmiş iki duvarlıdır. Yapılan kazılarda: kaleden haçların çıkması: buranın hem kale, hem de manastır olarak kullanıldığını ifade etmektedir.

Uşak Ulubey Clanudda

CLANUDDA ANTİK KENTİ

Çırpıcılar köyündedir. Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde kullanıldığı düşünülen, antik bir şehirdir. Kendi adına para basmıştır. Şehirde: stadyum, tiyatro ve kilise kalıntıları ve ayrıca lahit mezarlara ait kalıntılar var.

HASKÖY ASARI

Banaz çayı üzerinde, bir kanyon görünümünde olan bölgede: dik yamaçların üst kısımlarında, büyük kaya mezarlığıdır. Mezarlığın resimleri, köylülerce tahrip edilmiştir. Bu resimler: Hz. İsa ve havarilere ve meleklere aittir. O dönemde, Hıristiyanların, Romalıların zulmünden kaçarak, burada ibadet ettikleri düşünülmektedir. Henüz  tam olarak arkeolojik inceleme yapılmamıştır.

NAİS ANTİK KENTİ 

İnay köyünün 2 km. güneyindedir. Lidya uygarlığına bağlı bir şehirdir. Roma ve Bizans dönemlerinde de yerleşim görülür. Kent üzerinde: W.Ramsay, Buresch, H.Keil, Arundej, Veli Sevin ve Prof.Bilge Umar, bazı incelemeler yapmışlardır. Kentin bulunduğu yerdeki taşlar: Roma ve Osmanlı dönemlerinde başka yapılarda kullanılmıştır. Köy içindeki çeşitli yapılarda görülen bu taşlar dışında, Nais kenti ile ilgili günümüze pek bir şey gelmemiştir.

Kent: Lidya-Frigya sınırında, Lidya’nın Sardes kentine bağlı bir yerleşim yeridir. Yakınında: Blaundos ve Klanudda kentleri bulunmaktaydı.

Klanudda kentinin de, bugünkü İnay köyü arazisi içinde bulunduğu sanılmaktadır. Sardes gelen, ünlü “Kervan Yolu” Nais ve Blaundos şehirlerinden geçmekteydi.

Lidya döneminden sonra, Romalılar döneminde de, Nais yerleşim yeri olarak kullanılmaya devam etmiştir. Bu dönemde, ticaret yolu üzerinde bulunması nedeniyle, tüccarlar, burada mal alıp satıyorlarmış.

İNAY KÖYÜ BALÇIKLI DERESİ HÖYÜĞÜ

İnay köyünde, demiryolu kenarında bulunan, büyük bir höyüktür. 1982 yılında SİT alanı ilan edilmiştir. Buranın: Antik Yunan, Roma ve Bizans dönemlerinde, yerleşim yeri olduğu düşünülmektedir. Ancak, büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Çevresinde: şehir mezarlığı vardır. Bu yörede: filler ve cüsseli hayvanlara ait fosiller bulunmaktadır.

Ayrıca: MÖ.5000-3000 yıllarından kalma kaplar, MÖ.3000 yılına ait Hititlerden kalma küpler bulunmuştur.

Uşak Ulubey Kervansaray-Han

KERVANSARAY (HAN) 

İnay köy merkezindedir. 16.yüzyılda yapılmıştır. Han’ın üzeri, önceleri toprakla örtülü iken, sonradan kiremitle örtülmüştür. İçinde: kemerli bölmeler vardır. Taş yapıdır. TRT’de yayınlanan, televizyon dizisi “Köroğlu” filminin  bazı sahneleri bu handa çekilmiştir.

Uşak Ulubey Taş Köprü

TAŞ KÖPRÜ

İnay köyü içinde, Kervansaray önündeki dere yatağı üzerindedir. Tek gözlüdür. Kışın, yağmur ve karın bol yağdığı dönemler dışında, dere kurudur. Köydeki Kervansaray ile aynı  dönemde, yani 16. yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Günümüzde, köprünün dış yüzeyinde bulunan yazıt ise, onarım yazıtıdır. Köprünün uzunluğu: 8 metre, genişliği 3 metre ve yüksekliği ise 5 metredir.

Karahallı tanıtımı.

Eşme tanıtımı.

Sivaslı tanıtımı.

Banaz tanıtımı.

Uşak tanıtımı.

Balıkesir Gömeç

Balıkesir Gömeç

Gömeç girişinde bir yazı var, benim ilgimi çekti “Gömeç’e hoş geldiniz. İlk gün misafirimiz, yarınki gün Gömeçlisiniz”

Buyurun değerlendirme size kalmış, aslına bakarsanız, bu cennette sürekli yaşamayı kim istemez, keşke şartlar elverişli olsa.

Balıkesir Gömeç

ULAŞIM

İlçe, İzmir-Çanakkale karayolu üzerindedir. Gömeç-Burhaniye arasındaki uzaklık: 18 km. Gömeç-Ayvalık arasındaki uzaklık: 19 km. Gömeç-Balıkesir arasındaki uzaklık: 111 km. Gömeç-Susurluk arasındaki uzaklık: 156 km. Gömeç-Bandırma arasındaki uzaklık: 201 km.

TARİH

İlçenin antik dönemlerdeki yerleşiminin adı “Kisthene”dir. Yerleşim merkezinin kuzeyinde, deniz kıyısında, Kızçiftliği Höyüğü bulunmaktadır ki, burada eski tunç çağından sonra, kesintisiz yerleşim görülmektedir. Buradan elde edilen seramikler, MÖ.1200’lerden sonra, buradaki yerleşim yerinin, Ege Adaları ve Batı Ege kıyılarındaki diğer şehirler ile, sıkı ticari ilişkiler içinde olduğunu göstermektedir.

Evet, günümüzdeki Gömeç yöresinin: 1660-1700 yılları arasında kurulduğu biliniyor. Ancak, yaklaşık 150 yıl kadar önce, Balıkesir-Ayvalık kara yolunun buradan geçirilmesiyle, İlçenin ekonomik gücü yükselmiştir.

Evet, tarihi süreç içinde, diğer yerleşimlerde olduğu gibi, burası da Yunan işgaline uğrar ve 1922 tarihinde işgal sona erer. 1956 yılına kadar, muhtarlıkla yönetilen bölge, 1956 yılında Belediye teşkilatına kavuşur. 1990 yılında ise, İlçe statüsünü kazanır.

Balıkesir Gömeç

GENEL

İlçe, ismini bal peteğinden alır.  Çünkü merkezde arıcılık yapılıyor.

Gömeç çayı: taşıdığı kum-çakıl benzeri alüvyonlarıyla denize akmış, kıyıda birikme olmuş, 2 km. sahil boyunca, sahilden 100 metre açıklara kadar: balçık, sığ ve bulanık bir bölge oluşmuştur. Özellikle: yağışlı dönemlerde bu durum daha da belirginleşiyor. Çay ağzı önlerinde, kıyının morfolojik yapısı tamamen değişiyor ve küçük adacıklar oluşuyor.

İnce malzeme: hakim rüzgar yönüne göre, kıyıya yayılıyor ve bu civarda, akıntının azalmasıyla birlikte, bu alana yığılıyor. Yığılan bu malzeme, denizden esen rüzgarlarla, kara içine hareket etmeye başlamış ve bu alandaki kumbarı oluşmuştur. Ancak, kumulun üzerine yerleşen bitkiler, kumulun ilerlemesini kısmen önlemiştir.

Merkezin rakımı: 10 metredir. Yıllık ortalama sıcaklık: 15-16 derecedir.

İlçenin kıyı şeridinin uzunluğu; 17.5 km. dir. Ancak kıyı şeridi, kara yolundan yaklaşık 2 km. içeridedir.

İlçe halkı, geçimini tarımla sürdürürler. Ana ürün: zeytindir. Ancak, zamanla bu önceliğin turizm olarak değişeceği  değerlendiriliyor.

Turizm yönünden ilçe ele alındığında: Keremköy civarındaki yazlık sitelerin ünü öne çıkar.

NE YENİR.NE İÇİLİR

Burada, koyun sütünden, jöle kıvamında harika bir yoğurt yapılıyor, giderseniz, mutlaka bu yoğurdun tadına bakın.

GEZİLECEK YERLER

ATATÜRK KAYALIKLARI

İlçede, Gömeç-Ayvalık kara yolunda ilerlerken, arka kısımlarda bulunan dağlara dikkatli bakarsanız: bir Atatürk profili görebilirsiniz.

Evet Madra dağının zirvelerinden birinde, Atatürk ün profil silüetini andıran bu doğal oluşum, Gömeç Belediseninin de amblemindedir. Bu özelliğiyle, ülkemizde, bayrağında Atatürk olan tek belediye, Gömeç Belediyesidir.

Şaşılacak derecede benzerlik taşıyan bu kayalıklara: Atatürk kayalıkları ismi verilmiş.

 

Balıkesir Gömeç Kız Çiftliği Höyüğü

KIZ ÇİFTLİĞİ HÖYÜĞÜ-KİSTHENE

İlçenin kuzeyinde, 3 km. uzaklıkta, dik bir sırtla yükselen höyük, adını, en yüksek noktasında bulunan eski bir çiftlik evinden almaktadır.

Antik kaynaklarda, ünlü coğrafya bilgini Strabon, Sokrates ve Plinius tarafından, bu bölgede: Kisthene adından bir şehrin bulunduğundan söz edilmektedir. 

Kaynaklara göre, antik kent, Edremit körfezinin güneyinde, Pyrrha (Armutova) ve Adramyttion (Ören) arasındaki stratejik bir liman kentiydi.

 

Tarihi:

Kentin geçmişi MÖ 5 yüzyıla kadar uzanır. Antik çağda Mysia/Aeolis bölgesinde yer alan bir kıyı yerleşimidir. Atina vergi listelerinde adı geçen, yani o dönemde ekonomik gücü olan bir yerleşimdir. Sparta kralı Agisialaas: MÖ.397 yılında bu şehri ele geçirir, MÖ.4.yüzyılda prens Orantes adına para basılmıştır.

Kistane şehri, yakınında bulunan ve adına para basmış Adramyttion şehri dışında, Edremit körfezinin güneyinde önemli bir şehirdir.

 

Özellikleri:

Kisthene, sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda bölgesel bir ticaret noktasıydı. Liman ticareti ve zeytincilik (antik çağda bölge zeytinyağı ile ünlüdür) vardı.

 

Günümüz:

Günümüzde yüzeyde çok fazla görkemli yapı kalmamıştır. Bunun sebebi, antik kentin taşlarının zamanla çevre yerleşimlerinin (özellikle liman inşaatlarının) yapımında kullanılmış olmasıdır.

Ancak bugün bölge Sit alanı olarak tescillidir, yüzey araştırmalarında seramik parçaları ve temel kalıntılarına rastlanmaktadır.

Evet bugün buraya giderseniz, toprak altında kalmış bir tarihle karşılaşırsınız. Ancak bölgenin coğrafi yapısı, antik limanın neden orada kurulduğunu anlamanıza yardımcı olur. Sahil şeridinde yürürken, rastlayabileceğiniz antik molozlar ve seramik kırıkları, binlerce yıl önceki liman hayatının sessiz tanıklarıdır.

Ancak, resmi arkeolojik kazılar henüz yapılmamış.

 

KAYA SUNAKLARI

Adramytteion un etki alanındaki kırsal kutsal alanlardan birisidir. Devasa kayalara oyulmuş bu yapılar mistik bir hava sunar.

Madra dağı eteklerinde bulunan Kaya Sunakları, antik dünyada insanın doğayla ve tanrılarla bağ kurduğu en gizemli noktalardan biridir.

Bu sunaklar, bölgenin en eski inanç sistemlerine, özellikle de Ana Tanrıça kültüne ışık tutar.

 

Tarihçe ve inanç sistemi:

Bu sunakların geçmişi Cilalı Taş Devrine kadar uzanmakla birlikte, yoğun olarak Erken Demir Çağında kullanıldıkları bilinmektedir.

 

Ana Tanrıça Kültü:

Sunaklar, doğanın ve bereketin simgesi olan Ana Tanrıçaya (Kybele veya benzeri yerel formlar) adaklar sunmak için yapılmıştır.

İnanca göre, kaya “Eril Doğa Gücü”nü, içindeki oyuklar veya yakındaki mağaralar ise “Dişil Doğa Gücü” nü temsil eder.

 

İkili Taht:

Bazı kayalarda görülen ikili koltuk benzeri yapılar, Tanrıça nın eşiyle birlikte oturup evreni yönettiği “İkili Taht” olarak adlandırılır.

 

ÖNE ÇIKAN KAYA SUNAKLARI

 

Deliklitaş Kaya Sunağı-Dutluca:

Gömeç e en yakın ve en bilinen noktadır.

Burhaniye nin Dutluca Mahallesinde yer alan bu devasa kaya kültesi, üzerinde insan eliyle açılmış oyuklar, merdivenler ve arınma havuzları barındırır.

Adını üzerindeki doğal veya yapay deliklerden alır.

 

Hisarköy Kaya Sunağı;

Daha çok savunma ve gözetleme amacıyla da kullanıldığı düşünülen, stratejik bir noktada yer alan bir diğer önemli sunaktır.

 

Bahadınlı Köyü Sunağı:

Yine Madra dağı eteklerinde, antik yollar üzerinde bulunan bir ritüel alanıdır.

 

MİMARİ VE GÖRSEL ÖZELLİKLER

Sunu çukurları:

Kurban edilen hayvanların kanını veya sunulan sıvıların (şarap, yağ vb) toplandığı küçük havuzcuklardır.

 

Basamaklar:

Ritüel sırasında dini görevlilerin en üst noktaya çıkmasını sağlayan, doğrudan kayaya oyulmuş merdivenlerdir.

 

Nişler:

Adak eşyalarının veya küçük heykelciklerin yerleştirildiği duvar oyuklarıdır.

 

 

ZİYARETÇİ REHBERİ

Çoğu sunak, Gömeç merkezinden iç kısımlara, Madra dağına doğru giden yollar (Dutluca istikametinde) üzerindedir.

Bu alanlar sadece tarihi değil, aynı zamanda muhteşem bir körfez manzarası sunar.

Kendi aracınız ile gitmeniz önerilir, çünkü toplu taşıma köylere kadar gitse de sunakların tam yanına ulaşmak için kısa yürüyüşler yapmanız gerekir.

Burhaniye tanıtımı yazısı için.

Ayvalık tanıtımı yazısı için.

Balıkesir tanıtımı yazısı için.