Düzce Konuralp

Düzce Konuralp

Düzce’nin 7 km. kuzeyinde, Akçakoca yolu üzerinde bir beldedir.

Konuralp, bir belde olmasına rağmen, günümüzde Düzce ile birleşmiş gibidir. Ayrıca: Düzce Üniversitesine ait Tıp Fakültesinin de burada olması, burayı anlamlandırır. Ancak, Konuralp, özellikle Roma dönemi kalıntıları ile öne çıkmaktadır.

Tarihi, Milattan önce 3’ncü yüzyıla kadar dayanan Konuralp antik kenti, Konuralp Müzesi, Roma Köprüsü, Su kemerleri ve Antik Tiyatrosu ile Düzce ilinin tarihi ve kültürel değerlerini içinde barındırıyor. Ayrıca, yine Konulalp, günümüzde, Düzce Üniversitesine ait Tıp Fakültesinin burada bulunmasıyla önem kazanıyor. Bir de Konuralp Bey’in türbesi vardır.

Düzce Konuralp

GEZİ ROTASI

Konuralp’deki gezide: antik kalıntılar görülebilir. Bunların başlıcaları: Konuralp Müzesi, Antik Şehir, Tiyatro, Roma mermer köprüsü, mozaikler, surlar, atlı kapı görülebilir.
Zamanınız yettiği sürece, buraları gezebilirsiniz. Özellikle: tiyatro ve müzeyi görmenizi öneriyorum.

Ama önce “Prusias ad Hypium” antik şehrinden söz etmek istiyorum.

 

Düzce Konuralp
Düzce Konuralp

Konuralp Müzesi

Prusias ad Hypium antik kentinin zengin kültürel mirasını yaşatmak üzere kurulan müze: 2003 yılında ziyarete açılmıştır.

Müzede: 3 teşhir salonu, 1 laboratuvar, 2 depo, 1 konferans salonu ve idari bölümler vardır. Müzenin envanterinde: 1848 arkeolojik eser, 491 Etnoğrafik eser ve 3989 sikke olmak üzere toplam 6237 eser vardır.

Düzce Konuralp

Bahçe

Müze bahçesinde: Konuralp (Prusias ad Hypium) antik kentinden çıkan, büyük mimari parçalar, sütunlar, bomoslar (adak yazıtları), ostothekler (ölü küllerinin konulduğu küçük taş lahitler), şehir yasası yazıtları, pythoslar (büyük depolama küpleri), mezar stelleri (mezar taşları), çeşme parçaları, İslami mezar taşları sergilenmektedir.

Düzce Konuralp

Bahçedeki eserlerden en önemlisi: MS 1’nci yüzyıla ait bir girlandlı bir lahittir. Konuralp’in batısında bulunan Tepecik Nekropolde, 1937 yılında bulunmuştur. Mermerden yapılmış lahit: 1.20 metre yükseklikte, 1.22 metre genişlikte ve 2.47 metre uzunluktadır. Lahdin uzun yüzünde, kabartma olarak öküz başlarının taşıdığı çelenkler işlenmiştir.

Bunların ortasında yazıtsız bir tabulaansata görülür. Altta ise aslan, kartal, yaban domuzu ve balıkçıl kuşu tasvirleri bulunur. Lahdin alt kısmında, çeşitli hayvan resimleri resmedilmiştir.

Düzce Konuralp

Yine bahçede mermer üzerinde bir yazıt vardır. Bu yazıtta “Roma imparatoru Hadrian Prusias ad Hypium’u ziyaret etti” ve “İmparator Caracalla Nisan ayında kentten geçerek şereflendirdi” yazılıdır.

Düzce Konuralp

Müze bahçesinde, sıralı olarak sergilenen bomoslar, yaşarken itibarlı insanların ardından dikilmiş birer övgü taşlarıdır.

Düzce Konuralp

Arkeoloji Salonu

Müzenin arkeoloji bölümündeki eserlerin bazıları, Bolu Müzesinden buraya getirilmiştir. Bunlar: günlük kullanım kapları, süs eşyaları, sikkeler, figürlerdir. Bu bölümdeki eserler: Tunç çağından, Doğu Roma’ya kadar çeşitli dönemlere aittir. Bunlar: pişmiş toprak ve mermer heykelcikler, metal eserler, takılar, cam kaplar ve mezar hediyeleridir ve kronolojik olarak sergilenmektedir.

Ayrıca: Roma imparatoru Antonius Pius (MS.138-161)un, 1991 yılında, Konuralp güneyindeki bir tarlada bulunan büstü, ostotekler, mimari elemanlar, bu bölümü tamamlıyor. Müzede bulunan çeşitli dönemlere ait mezar stelleri ise, antik Konuralp hakkında bilgi vermesi açısından ilginçtir.

Düzce Konuralp

Etnoğrafya Salonu

Geleneksel kültürlere ait eserlerin sergilendiği bu salonda: el işlemeleri, yöresel kıyafetler, süs eşyaları, mutfak kapları, aydınlatma gereçleri, tartı aletleri, kişisel eşyalar, kılıçlar, tüfekler sergilenmektedir.

Düzce Konuralp

Taş Eserler Salonu

Konuralp antik kentinde bulunan birçok heykel, çok önceden il dışına götürülmüş ve gittiği müzelerde sergilenmektedir. Bunlardan en önemlisi: burada arkeoloji salonunda sergilenen ama aslı İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunan “Tykhe” heykelidir. Orijinali MÖ 4’ncü yüzyıla ait olan bir eserin Roma döneminde, MS 2’nci yüzyılda yapılmış bir kopyasıdır.

Zengin bir süslemeye sahip: kader, şans ve başarı tanrıçası Tykhe’nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü, şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda, çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu ile zenginliğin simgesi olan Plutos isminde bir çocuk taşımaktadır.

Tykhe Okeanos’un kızlarından biridir. Kader, şans, başarı tanrıçasıdır. Her kentin bir Tykhe’si vardır.  Tykhe’ler kentlerin koruyucu tanrıçaları olup, başlarında şehir suru şeklinde bir taçla gösterilirler.

Düzce Konuralp

Evet, müzenin bu bölümünde bir mozaik görülüyor. Oprpheus konulu mozaik: Roma dönemi bir taşınmaza ait zemin döşemesidir. Yaklaşık 45 metre kare olan mozaiğin tamamının konservasyonu yapılmış ve sergilenmektedir.

Mozaiğin merkezinde, Orpheus lirini çalar şeklinde, etrafında hayvanlar toplanmış, çevresinde ise dört mevsim, insan yüzü şeklinde betimlenmiştir.

Orpheus: çaldığı müzikle ağaçları ve kayaları harekete geçirdiği ve canavarları yatıştırdığına inanılan bir mitoloji kahramanıdır. Mozaiğin çevresinde aslan, kaplan, tavus kuşu gibi hayvan figürleri ve dört köşesinde, dört mevsim tasvirli kadın başı figürleri yer almaktadır.

Düzce Konuralp

Bir diğer önemli eser Roma Tanrısıdır. Bir yüzü sağa, bir yüzü sola bakan, iki yüzlü Roma tanrısı, taş eserler salonunda sergilenmektedir. Bu tanrı resmine Roma paralarında rastlanır. Janus’a ait olan yüzlerden biri kentten içeri girenlere, diğeri ise kentten çıkanlara bakar. Böylece kentin güvenlik içinde yaşamını sürdürdüğüne inanılır.

Tüm bunların yanında, Konuralp yöresinde bulunan eserlerin bir kısmı ise: İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergileniyor. Bunların başında: 1931 yılında bulunan bereket tanrıçası “Tyche” heykeli, Roma dönemine ait (MS.2’nci yüzyıl) oturan kadın heykeli, Konuralp’in Sarafiye Mevkiinde bulunan ve MS.3’ncü yüzyıla tarihlenen, mermer, çocuk heykeli geliyor.

Düzce Konuralp

Antik Şehir. Prusias Ad Hypium

Düzce’ye bağlı, Konuralp beldesinde, adı: Prusias ad Hypium olan bir de antik şehir kalıntısı var.

Bu şehir: MÖ.3’ncü yüzyıl başlarına tarihleniyor.

Doğudan batıya uzanan, Küçük Melen ve Tabak Çayları yakınında, ovada, bir tepenin üzerinde kurulmuş. Bugünkü Düzce şehrinin kuzeyinde bir yamaç üzerindedir. Güneyindeki ovaya hakim bir tepe üzerindedir.

Antik şehir, önceleri, Hypios olarak anılırken, daha sonraları, Kieros olarak anılmaya başlanmış.

Ancak: Kieros, MÖ.2’nci yüzyıl sonlarında, tarih sahnesinden çekilmiştir.

Bitinya Kralı Prusias, kenti ele geçirdikten sonra büyük bir imar faaliyetine girişmiştir. Şehrin adı: kralın adına izafeten, “Prusias” olarak anılmaya başlanmış.

Roma yapılarının ortaya çıkmasıyla birlikte kent, mimari olarak en üst düzeye ulaşır.

Prusias ad Hypium şehri: MÖ.74 yılına kadar, Bithyn hakimiyeti altında kalır. Bithy birliğini oluşturan 12 kentten biridir. Bereketli topraklarıyla bir tarım kentiydi. Karadeniz ticaretinde önemli bir etkinliği olan kent, Ege ile de irtibatını muhafaza etmiştir.

Özellikle ürettiği tarım ürünleri ve keresteyi nehirler aracılığı ile Karadeniz’e aktarıyor oradan da Ege ile bağlantılar kuruluyordu.

Kral 4. Nikomedes Philopater zamanında; şehirde, siyasi çalkantılar ortaya çıkar.

Büyük Pontus Kralı Mitridates; bölgedeki diğer Bithyn şehirleri gibi, burayı da istila eder ve Pontus hakimiyetine sokar.

Daha sonra, takip eden tarihi süreçte ise, bölgede, Romalılar görülür.

Roma dönemi boyunca: ekonomik hayat canlanır. Şehrin sembolü olan, tanrıça Tyche heykeli ve bu gün Tabak Çayı yatağında, toprakla kapanmaya yüz tutmuş Roma Köprüsü, bu dönemlerden günümüze kalan eserlerdir. Şehrin surlarından ise, günümüze herhangi bir iz kalmamıştır.

Roma devri: MS.395 yılında biter. 535 yılına doğru, Prusias şehri; Claudiopolis’den sonra, bölgenin en önemli ikinci şehirlerinden biri olur. Konuralp’te bulunan haç işaretli mezar mermerleri de, bu devre ait arkeolojik kalıntılar olarak dikkati çeker.

Evet, takip eden dönemde: Osman Gazi Beyliği sırasında, Düzce ve yöre, Türk hakimiyeti altına girer. Konuralp Bey; bu dönemde, bölgedeki çoğu yer gibi, burayı da fetiheder. Düzbazar’ı ele geçirir ve sonra Bizanslılar ile, Uzuncabel’de yapılan iki gün süren savaşı kazanır ve bölgenin tek hakimi olur.

Bunun üzerine: Osman Gazi; Düzce Pazarı (yani ovayı) ve Bizans Prusias şehrini, Konuralp Bey yönetimine verir. Bundan böyle, burası: “Konrapa” diye anılmaya başlanır.

Düzce Konuralp

Antik Tiyatro-Kırk Basamaklar:

Konuralp’in tarihi zenginliğini gösteren en önemli kalıntılardan biridir. Batı Karadeniz bölgesinde, günümüze gelebilen tek antik tiyatrodur. Halk arasında “Kırk Basamaklar” olarak da bilinir.

Helenistik dönemde MÖ 300-30 yılları arasında inşa edilen tiyatro, Roma döneminde (MÖ 30-MS 300) eklemelerle büyütülmüştür.

Düzce KonuralpMS.1’nci yüzyıla kadar, yöreye hakim olan Prusias krallığı döneminin sanatsal zenginliğini gösteren, en canlı eserlerdendir. Tepenin üst kısmına yaslanmış olarak durmaktadır. Yarı daire şeklindedir. İki ucu kesişmiş oturma kademeleri, yarı daireden daha kısa bir şekil almıştır. Güneye bakmaktadır.

Seyirci kapasitesi 10.000 kişiliktir.

Uzunluğu: 100 metre, genişliği ise 74 metredir. Beyaz, sağlam ve mahalli, güzel kalkerli taşlardan yapılmıştır.

Üst kısmındaki oturma kademelerinin yarısı, iyi korunmuş durumdadır. Aslan pençeleri ile süslenmiş olan oturma kademelerini, bölümlere ayıran 7 merdiven var.

Sahne binası, büyük dikdörtgen şeklindedir. Sağda ve solda, bir koridora açılan, kemerli geçitleri ile orkestrasının bulunduğu kesime geçilir. Kemerlerden, yalnızca en sağdaki, yarı daire şeklinde ve örtülü olanı, bugüne dek ayakta kalabilmiştir.

Sahnenin önündeki üç büyük kemerli kapıdan ise, bugün, yalnızca biri sağlam olarak ayakta kalabilmiştir. Cephede, korniş altında, büyük harflerle yazılı, Yunanca kitabeden ise, küçük bir parçası, bugüne kadar muhafaza edilebilmiştir.

Anlatılanlara göre, tiyatronun girişinde büyük bir kuyu varmış. Şimdi de gözüküyor fakat bugün restorasyon katliamı sonucu, ağzına kadar çakıl taşları ile doldurulmuş.

Eskiden, Roma döneminde, o arenada, aslanlarla ya da birbiriyle dövüştürülen köleler, özgürlüklerini elde etmek bir şansmış, o kuyu. Şöyle ki, galip gelen köleye, kuyuya girme izni veriliyormuş. Köle kuyuya inince, karşısına 3 tünel çıkıyormuş.

Tüneller, yalnızca bir insanın geçebileceği kadar darmış. Tünellerden biri akreplerle ve çıyanlarla son bulurmuş. Diğer tünel, yılanlarla dolu, çıkmaz bir yolmuş.

Üçüncü tünel ise, şehir surlarının dibinde, özgürlüğe açılıyormuş. Bu tünelin uzunluğu yaklaşık 500 metre imiş. Tünelin çıkışı halen gözüküyor.

Evet, bugün. Yaklaşık 2000 yıllık tiyatro alanı içindeki yapılar: Konuralp Belediyesi tarafından istimlak edilmiştir. Tiyatronun yüzde 85’lik bölümü ortaya çıkarılmıştır.

Tiyatro: düzenlenen çeşitli etkinlikler ile, yeniden canlandırılmış. Son yıllarda, burada, festivaller ve konserler düzenleniyormuş.

Düzce Konuralp

Roma Mermer Köprüsü

Konuralp’in batısından geçip, Efleni Gölüne dökülen, Tabak Deresi üzerindedir.

Akçakoca yolu ile Çilimli yol ayrımında bulunuyor. Bugün, yalnızca 10 metrelik bölümü ve üç kemeri görülebiliyor.
Beyaz mermer bloklardan ve hiç harç kullanılmadan yapılmış olması, köprünün en büyük özelliği olarak tanımlanıyor.

Mozaikler

İlk olarak, 1959 yılında, Konuralp şehir merkezinin güneyinde, Akçakoca yolu kenarında, eski Roma Yolu olduğu tahmin edilen kanal mevkiinde, tesadüfen, iki büyük ve önemli mozaik bulunur. Daha sonra, bu mozaiklerin bulunduğu alan, İstanbul Arkeoloji Müzesi ilgilileri tarafından kazılarak incelenir. Ancak, ödenek yokluğundan, çıkarılamazlar ve üzerleri yeniden toprakla kapatılır.

1997 yılında, Konuralp Turizm Tanıtma Derneği tarafından başlatılan girişimler sonucu: Kültür Bakanlığından izin alınarak, Bolu Müze Müdürlüğü gözetiminde, mozaikler için yeniden kazı yapılır. 1959 yılında bulunan ve üzerleri kumla örtülen mozaikler, yeniden ortaya çıkarılırlar.

İlk mozaikte: 40 metre karelik mozaik zeminde: Lir çalan Orpeus, çevresinde hayvanlar ve dört köşesinde dört mevsim tasvir edilen kadın başı figürleri ortaya çıkarılır.

Diğer mozaikte ise: Archilleus ve annesi Thetis ile ilgili sahneler resmedilmiştir. Mozaiklerin; MS.1’nci yüzyılda, Roma devrinde yaşayan zengin bir Romalının evinin salonuna, alt zemin döşemesi olarak yapıldığı sanılmaktadır.

Düzce Konuralp

Surlar

Roma dönemine ait olan kale duvarlarından, herhangi bir kalıntı görülmemektedir. Ancak: MS.253-268 yılları arasında, İmparator Gallienus zamanından kalan bir sikkede, Prusias ad Hypium şehrinin, iki kuleli şehir kapısının tasviri görülmektedir.

Bizans dönemine ait surların, 200 metrelik bir kısmı ise, hala ayaktadır. Bu surlar, Akçakoca yolu kenarında, antik mermer köprünün bulunduğu yerin tam karşısından başlar ve Hamam Sokağına kadar devam eder. Evlerin bahçelerinde kalan surların bir kısmı, bugün kimi yerde evlerin temeline, kimi yerde ise bahçe duvarını oluşturuyor.

Düzce Konuralp

Atlı Kapı

Şehir merkezinin güneyinde, Düzce’den gelen ana caddenin sağında, antik tiyatroya kadar uzanan, dar bir yol üzerindedir. Sokağa da adını veren atlı kapının, ikinci defa kullanılmış olan mahal taştan, büyük bir lentosu bulunuyor.

Üzerinde at tasviri ve Yunanca bir kitabe bulunan taşın, bir Prusias vatandaşı tarafından, annesine mezar kitabesi olarak yaptırıldığı sanılıyor.
Surlar, buradan itibaren bir süre daha güneydoğu istikametinde devam ediyor ve kare şeklinde bir kule ile son buluyor.

Su Kemerleri-Kemerkasım/Çiftepınarlar:

Kentteki su kemerleri ve agoraya ait kalıntılar, antik dönemdeki mühendislik ve sosyal yaşam hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.

İki farklı yerde görülür. Kemerkasım köyü yakınlarında ve Çiftepınarlar Mahallesi sınırlarındadır.

Helenistik ve Roma dönemlerinden kalmadır.

Horasan harçlı, karışık kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır.

İki katlı bir yapı olduğu düşünülüyor.

Yaklaşık 160 metre uzunluğunda ve 20 metre yüksekliğe ulaşan kısımları vardır.

Başlıca istinat ayakları (11 tane) iyi korunmuş durumdadır.

Üst yapısı büyük oranda toprak altında kaybolmuştur.

Sonuç

Evet, Konuralp, tarihi süreç içinde, bulunduğu yer itibarı ile, önemli bir yerleşim yeri olarak kullanılmış. Özellikte: amfitiyatro ilginç. Çünkü: bu bölgede, başkaca, bu tür tiyatro kalıntısı yok. Tarihi süreç içinde, büyük bir medeniyetin kurulduğu anlaşılan burada, antik kalıntılar arasında gezmek ve tarihi yaşamak mümkün.

Merakınız varsa, bu bölgeden geçerken veya zaman ayırırsanız, bir gün içinde, bu tarihi mekanları gezmeniz mümkün. Tarihi sevenlerin bu mekanları gezmekten keyif alacaklarına inanıyor ve öneriyorum.

Düzce Konuralp

KONURALP TÜRBESİ

İl merkezine bağlı Konuralp’te: 1323 yılında şehri Bizanslılardan alan Konur Alp’in türbesi bulunmaktadır. Bugün, yeni bir yapı gibi görünen türbenin içinde 3 mezardan birinin Konur Alp’in yakınlarından Ali Hamza’ya ait olduğu bilinmektedir.

Bilecik Yenipazar

Bilecik Yenipazar
 

Bilecik Yenipazar: Yenipazar, il merkezi olan Bilecik iline 74 km uzaklıktadır. Yenipazar, Gölpazarı arası 30 km, Yenipazar Eskişehir arası 66 km, Yenipazar İnhisar arası 27 km ve Yenipazar Mihalgazi arası 32 km. dir.

TARİHİ

İlçenin eski ismi “Kırka” dır. Tarih boyunca çeşitli uygarlıklar tarafından hakimiyet altına alınmıştır. 1323 yılında Osmanoğulları, bölgeyi ele geçirir. Kurtuluş savaşından sonra Söğüt ilçesine bağlanan belde, 1926 yılında bucak olarak Gölpazarı ilçesine bağlanmış, 1988 yılında ise ilçe olmuştur.

Bilecek Yenipazar
 

 

GENEL

 İlçe merkezinin çevresi dağlarla çevrilidir. İlçe topraklarının rakımı 617 metredir. Dağların tepelerinde ormanlık alanlar bulunur. Geçiş bölgesindedir ve buna bağlı olarak iklim daha çok karasal iklimin hakim olduğu şartlara sahiptir. Bu yüzden gece ve gündüz arasında yüksek sıcaklık farklılıkları vardır.

Bilecik Yenipazar
 

GEZİLECEK YERLER

Bilecik Yenipazar İnkaya Mağarası
 

İNKAYA MAĞARASI

 İlçe merkezine bağlı Karahasanlar köyünün güneyindeki dar ve derin kanyonun sağ üst yamacındadır. Yenipazar’dan Gölpazarı’na giden yolun 12’nci kilometresinde, Esenköy’den güneye ayrılan 6 kilometrelik yol ile Karahasanlar köyüne varılır. Buradan 10-15 dakikalık yürüyüş ile mağaraya varılabilir.

Mağara: 1145 metre yüksekliktedir. Mağaranın tavan yüksekliği 40 metreye kadar çıkar. Derinlik -11.5 metredir. Uzunluk 60 metredir. Mağaranın tabanı: kalın bir fosil toprak tabakasıyla kaplıdır.

Duvarlarda da küçük oyuntular ve kazıntılar göre çarpar. Mağaranın tarih öncesi dönemlerde iskan edildiği düşünülmektedir.

Bilecik Yenipazar Harmanköy Kanyonu
 

 

HARMANKÖY KANYONU TABİAT PARKI

Harmanköy kanyonu: İnhisar ilçesi ve Yenipazar arasındadır.

2013 yılında kanyon, koruma altına alınarak “Tabiat Parkı” ilan edilmiştir.

Kanyonun girişi Karahasanlar köyü çıkışı ise Harmanköy’dür. 

Kanyonun uzunluğu yaklaşık 3900 metredir ve kanyon boyunca: irili ufaklı şelaleler, mağaralar ve çevreye saçılan yalçın kayalıklarla tam bir doğa harikasıdır.

Kanyon içinde, saf beyaz mermer kayaların şekilden şekle girdiğini görürsünüz.

Bilecik Yenipazar Harmanköy Kanyonu
 

Yenipazar giriş yüksekliği: 538 metredir. Harmanköy çıkış yüksekliği ise 385 metredir. Kanyonun yüksekliği yer yer 700 metreye kadar ulaşır. Kanyonda: ip açarak iniş aletleriyle inilmesi gereken 18 ve 22 metrelik iki şelale ve pek çok 1-2 metrelik küçük şelaleler vardır.

Kanyonun yaklaşık 700’üncü metresinde, sağ tarafta bir patika vardır ve buradan çıkıp, kanyon geçişi bitirilebilir.

Çünkü bu çıkıştan sonra 18 metrelik ip inişi gerektiren bir şelale var, onu da geçtikten sonra geriye dönüş mümkün değildir.

Bilecik Yenipazar Harmanköy Kanyonu

 Burayı aştıktan sonra kanyonu bitirerek çıkmak gerekir. Kanyon: Yenipazar ilçesinden başlayıp, İnhisar ilçesi sınırlarında bulunan Harmanköy’de bitiyor.
Kanyon geçişi 6 ile 12 saat arasında sürüyor. Ancak çıkışın geceye kalmaması için, kanyona erken saatlerde girilmesi önerilir.

Kanyonda: trekking, dağcılık, çadırlı kampçılık, mağaracılık gibi aktiviteler yapılabilir. Kanyon boyunca buz gibi sularda, şelalelerden atlayıp, ip inişleriyle kayalar aşılır, dik yarlardan inilir, mağaralardan geçilir.
Ancak, burayı yani kanyonu geçmek isterseniz, mutlaka eğitim ve teknik malzeme gerekir. Yani tecrübeniz yoksa kanyon geçişini denemeyiniz.



Bilecik Yenipazar Süzmen Göleti
 

SÜZMEN GÖLETİ

Gölet, ilçe merkezinin güneydoğusunda, 2 km uzaklıkta, ormanlık alan içerisindedir. Bilecik il merkezine uzaklık 81 km dir.

1998-2008 yılları arasında sulama amaçlı yapılan gölet, Süzmen deresi tarafından beslenir. 2 kilometre karelik alanı kaplar. Büyüklüğü ve sakinliğiyle dikkat çeken göletin, en ücra köşelerinde balıkçıl kuşları bulunur. Göletin rakımı 700 metredir. Burada oltanızı alıp balık tutabilirsiniz.

Bilecik Yenipazar Suuçtu Şelalesi

SU UÇTU ŞELALESİ

Bilecik il merkezine 81 km uzaklıktadır. 

875 metre rakımda bulunan şelale, yaklaşık 30 metre yüksekten düşerek suyuyla oldukça etkileyici bir manzara oluşturmaktadır. Küçük bir havuzda toplanan bu soğuk suya girmek isteyenler girebiliyorlar ama oldukça soğuk olduğunu unutmamak gerekir. 

 

 

Bilecik Yenipazar Parmakkaya
 

PARMAKKAYA

İlçenin hemen dışında bulunan Parmakkaya, doğal olarak oluşmuş ve görülmeye değer bir güzelliktir.

 

 

 

İnhisarı tanıtım yazısı.

Gölpazarı tanıtım yazısı.

Bilecik tanıtım yazısı.

 

Balıkesir Savaştepe

Balıkesir Savaştepe
 

Savaştepe, Balıkesir arası uzaklık: 24 km. Savaştepe, Soma arası uzaklık: 29 km. Savaştepe, Bergama arası uzaklık: 63 km.

 

TARİHİ

Bölge MÖ 5 ve 4’ncü yüzyıllarda, kuzey ve güney arasındaki bir yol güzergahında olması nedeniyle oldukça önemlidir. Ticaret kervanlarının uğrak yeri olmuştur.

Bugünkü ilçe merkezinin 2 km doğusunda bulunan “Halkapınar” denilen yerde “Kerasai/Kerasa” isimli kent kurulmuştur. Bölge takip eden tarihi süreçte: Persler, Bergama krallığı ve Roma egemenliği altında kalmıştır.

1330 yılında Türkler bölgeyi ele geçirirler. 1354 yılında ise Osmanlı egemenliği görülür. 19’ncu yüzyılda Osmanlı devleti, Yörük aşiretlerini iskana zorlamasıyla Savaştepe bölgesinde bugünkü köyler oluşmuştur.

1949 yılında Lalelik Tepesinde, Savaştepe Anadolu Öğretmen lisesi öğrencileri tarafından “Şehitler Anıtı” yapıldı.

Çomaklı yani Savaştepe cephesindeki kanlı çatışmalar ve Kuvay-ı Milliyeci şehitler adına: belde halkını onurlandırmak için Atatürk’ün teklifi ve TBMM tarafından 10 Ekim 1934 tarihinde eski adı “Giresun” olan beldeye “Savaştepe” ismi verilmiştir. (Kurtuluş savaşı yıllarında ilçe halkının gösterdiği direnç ve mücadele nedeniyle)

4 Mart 1954 tarihinde çıkarılan bir yasa ile 1 Haziran 1954 tarihinde Savaştepe, ilçe merkezi olur.

Balıkesir Savaştepe

GENEL

İlçe, Balıkesir sanayi bölgesine yakınlığı, Ege denizi ve sahillerine yakın olması sebebiyle, turistik geçit halini alan bir yerdir. Ege Soma Linyit İşletmeleri kömürlerinin taşıma hattı olan demir yolu ve karayolu buradan geçer.

İlçe arazisi çok engebelidir. Rakım 253 metredir. İlçenin en dağlık bölümü doğu ve kuzeyidir. Bu dağlık bölgelerde: yabani at ve büyük, küçük baş hayvanlar yaşamaktadır.

İlçenin en verimli toprakları güney batısındadır. Bu topraklar Sarıbeyler barajı tarafından sulanmaktadır. İlçe arazisinde 6 dere vardır.

İklim olarak bölgede Marmara ve Ege bölgesi iklim özellikleri görülür. Yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. İlçe halkının ekonomik durumu tarım ve hayvancılığa dayanır. Tavuk yetiştiriciliği de yoğun yapılır.

Balıkesir Savaştepe Mihalıçcık Kelle Peyniri

MİHALIÇÇIK KELLE PEMNİRİ-AĞLAYAN PEYNİR VE PEYNİR FESTİVALİ

İlçeye has Mihaliç kelle peynirinin tanıtımı için yapılan festival, her yıl düzenlenir. Kelle peyniri hakkında bir bilgi vermek istiyorum. Şöyle ki bu peynire ağlayan peynir diyorlar. Çünkü peynir 120 gün havuzlarda fermente edildikten sonra kesildiğinde gözeneklerinden yağ akar, bundan dolayı peynire ağlayan peynir deniyormuş.

Kurtuluş törenleriyle birlikte düzenlenen bu festival, her yıl 4-6 Eylül tarihinde yapılır. Bu festivalde: yağlı güreşler, halk konserleri, toplu sünnetler yapılmaktadır.

YÖRÜK KÜLTÜRÜ

Savaştepe’nin kimliğini asıl belirleyen öğe, burada yaşayan Yörük Kültürüdür. Yaklaşık 15 köyde yaşayan Karakeçili Yörükleri, bu bölgenin tarihsel zenginliğine renk katıyorlar. Yörükler, geleneksel göçebe yaşam tarzlarını ve el sanatlarını hala yaşatıyorlar. 

NE YENİR

İlçede üretilen peynirler “Mihalıç kelle peyniri” adı altında ülke çapında meşhurdur. Bu sert peynir türüdür, kesit yüzü homojen olmayan delikli bir yapıya sahiptir. Dışta sert bir kabuğu vardır. Bunun alt kısmında, peynire karakteristik bir görümüm veren sarımtırak renkteki orta kısım ve kenarlara doğru gittikçe azalan delik oluşumu gözlenir.

Balıkesir Savaştepe

GEZİLECEK YERLER

Balıkesir Savaştepe Pamukçu Kaplıcaları

PAMUKÇU KAPLICALARI

Balıkesir-İzmir karayolu üzerinde bulunan tesis, Pamukçu köyünde yer almaktadır. 

Burada, Roma döneminden kalma bir kaplıca bulunur.

Sıcak bir suya sahip olan tesis, günübirlik ziyaretlere ve konaklamaya uygundur. Başta solunum rahatsızlıkları olmak üzere cilt hastalıkları, romatizma ve daha pek çok hastalığa iyi gelen suyu sayesinde her yıl binlerce turist çekmektedir.

Savaştepe Çaltılı Ilıcası

ÇALTILI HAMAMI

Halk arasında Yılanlı Ilıca ya da Dağ Ilıcası olarak da bilinir. İlçe merkezine bağlı Pelitçik-Çaltılı kırsal mahallesi ile Balıkesir Kirazköy arasındadır. 

Roma döneminden kaldığı tahmin edilen tarihi bir şifa kaynağıdır. Özellikle romatizmal hastalıklara iyi gelir. Herhangi bir karılım yapılmaksızın kaplıca zemininden ve kaynağından gelen su girilebilir sıcaklıktadır. 

Taş hamam dikdörtgen planlı, bir katlı taş malzeme ile inşa edilmiş, orta bölümde havalandırma bacası yer almaktadır. Hamamın iç bölümünde, basamaklarla havuz bölümüne inildiği ve burada karşılıklı her iki duvar kenarında oturma bölümünün olduğu ve Roma dönemi mimarisinin özelliklerini taşıdığı tespit edilmiştir. 

2013 yılında yapılan yüzeysel araştırmalarda tespit edilen bulgulara göre: Dağ ılıcası hamamının üstü, dikdörtgen kapak taşlarıyla örülmüş ve yan duvarlarının da bu tip blok taşları ile yapılmış olmasının, uzun bir yeraltı geçidinin var olduğunun teşhis edilmesi, özellikle Bergama Akropolünde karşımıza çıkan geçidi hatırlatması ve diğer bina izleri, söz konusu yerin eski çağlarda bir Asklepion veya şifacı olabileceğinin göstergesidir. 

Söz konusu Ilıca bölgesi, tüm tahribatlara rağmen, hala birçok özelliğini koruyan ve şifa kültürüyle iç içe geçmiş bir alan olarak dikkat çekmektedir. Dağ Ilıcasının arkasında yer alan bir akarsu yatağının başında sıcak ve soğuk doğal şifalı suların ılıcadaki su ile ilişkili olduğu gözlenmektedir. 

 Yılanlı Ilıca denmesinin sebebi ise, halk arasında anlatılan bir rivayete dayanır. Bölgede yaşayan bir kralın güzeller güzeli kızı vardır. Babasının bir tanesi olduğundan dilediği gibi gezip tozmasına kral babası karışmaz. Kız ise önüne kattığı birkaç kuzu ile kırlarda gezmeyi çok sevmektedir. Bir gün yine kırlarda gezerken kuzular onu bir dere kenarına getirir. Kız yorgunluktan oracıkta bir taşın dibinde uyuyakalır. O uyurken dereden gelen aynı boyda üç küçük sarı yılan, kızın açık kalan ağzından içeri girer. Kız bunu fark etmez ve saatler sonra uyanıp saraya döner. Günler, haftalar sonra kralın kızının karnı şişmeye başlar. Dedikodular alıp başını gider. Ve kralın kulağına kadar gelir. Kral iki oğlunu yanına çağırır ve kızının ölüm fermanını verir. Buna göre ağabeyleri kızı gözden uzak bir yerde canını çok yakmadan öldüreceklerdir ve oraya gömeceklerdir. Ertesi sabah yine kuzularıyla kıra çıkan kızı gizlice takip eden ağabeyleri, onun bir dere kenarında taşın dibinde uyuyakaldığını görünce vaktin geldiğini anlarlar. Sadece ikisi de kız kardeşlerine kıyamadıkları için işi birbirlerinin üzerine atarken, büyük ağabey kız kardeşlerinin ağzından yılanlar çıkmakta olduğunu görür. İkisi de kardeşlerinin yanına koşarlar. Kızın ağzından çıkan üç sarı yılan taşın üzerinden yerde düştükleri anda kaybolurlar ve düştükleri yerde buharlar içinde kaynayan suların arasında küçük yılanların dolaştığını görür ama hemen yılanlar kaybolur. O günden sonra halk o suyun şifalı olduğuna inanır ve kral da bir hamam yaptırarak halkın kullanımına açar. Halk oraya “Masumiyet Ilıcası” ve “Yılanlı Ilıca” adını koyar. 

Günümüzde de hala kaplıcada sıcak suyun içinde küçük yılanlar zaman zaman görülmektedir. Hatta çadır kurup gece konaklaması yapıldığı dönemlerde kaplıca içinde yılan öldürülürse diğer yılanların kardeşlerini aramak için çadırlara dağılacağına inanılır, yılanlara dokunulmazdı. Evet son yıllarda sadece kaplıca günübirlik kullanıma açıktır, çadır kurulmuyor. 

 

 

Balıkesir Savaştepe Peri Bacaları
 

PERİ BACALARI

İlçe merkezine 4 km uzaklıktaki Su Çıktı Mevkiinde, Karaçam ormanı içindedir. Peri bacalarının geçmişi hakkında ise herhangi bir bilgi yoktur. Burada her biri birer abideyi andıran irili ufaklı 15 tane taş, çevredeki vatandaşların ilgisini çekince buraya “Peri Bacaları” ismini vermişlerdir. Yöredeki insanlar, buraya piknik yapmaya gidiyorlar.

Balıkesir Savaştepe Yazören Mağarası
 

 YAZÖREN MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı Konakpınar Mevkiinde bulunan Yazören köyündedir. (uzaklık 15 km. dir)

Girişi oldukça büyüktür. Uzunluğu 3.5 km dir ve ilk 600-700 metresi açık ve geniş çıkışı vardır. Türkiye’nin en uzun 9’ncu mağarasıdır. Mağaranın giriş tavan yüksekliği 25 metredir. Geniş bir bölgenin yüzey suları bu mağaradan boşalır ve bu yüzden yarı aktif bir mağaradır. Kış ve bahar aylarında etkili su akışı olur.

Balıkesir Savaştepe Yazören Mağarası
 

Suyun binlerce yıldır süren bu macerasını mağara duvarındaki izlerden görmek mümkündür. Mağaranın orta kısımlarında sarkıt ve dikitler bulunuyor. Bu olağanüstü oluşumlar, yüzeyden süzülerek mağaraya ulaşan kireçli sular tarafından yaratılmıştır. Son bir not, mağarada oldukça yoğun bir yarasa kolonisi yuvalanmış durumdadır.

Balıkesir Savaştepe Sazlıdere Höyüğü

SAZLIDERE HÖYÜĞÜ:

İlçenin tarih öncesi dönemlerine ışık tutan arkeolojik kalıntı alanıdır. 

Antik çağa ait kalıntıların bulunduğu höyük, MÖ 4-5’nci yüzyıllarda önemli bir noktadadır. Ticaret kervanlarının geçtiği güzergah “Kerasa/Kerasai” ismiyle bilinmektedir.

Balıkesir Savaştepe Sazlıdere Höyüğü

Zamanında kuzey ile güney arasında bir bağlantı yolu olduğu için önemlidir. Halkapınar su tesislerinin bulunduğu konumda hala Antik Çağ’a ait kalıntılar bulunmaktadır. 

 

Balıkesir Savaştepe Soğucak Köyü

SOĞUCAK KÖYÜ:

İlçe merkezine bağlı bir köydür. Balıkesir il merkezine 31 km uzaklıkta, Savaştepe ilçe merkezine 17 km uzaklıktadır. Köyün eski adı “Soğuk Ocak” ifadesinden gelir. Bölgede havaların serin olması nedeniyle bu isim verilmiştir. Köyün iklimi Marmara Bölgesinin ılıman iklim etkisi altındadır. 

Osmanlı Rus savaşı (1877-78) sonrası Balkanlardan göç eden muhacirlerin Soğucak’a yerleştiği bilgisi geçer. Köyde geleneksel olarak keşkek adı sıkça geçer. Bazı kaynaklarda köyün geçmişte 8 hane göçmeni kabul ederek yerleşime başladığı anlatılır. 

Evet günümüzde tipik köy yaşamını ve doğayı görmek isteyenler için örnek olabilir. 

 

Balıkesir tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Soma tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.