Artvin Kemalpaşa: İlçe, Artvin ilinin Karadeniz kıyısına yerleşmiş şirin bir beldesidir.
İlçe sahil şeridi, deniz ve yat turizmi için oldukça elverişli, temiz ve uzun bir kıyı şeridine sahiptir.
Sarp sınır kapısına sadece 4 km uzaklıkta bulunması ve Bağımsız Devletler Topluluğundan gelen turistlerin ilk uğrak yeri olması nedeniyle ticari ve turistik konumu daha da önem kazanmaktadır.
ULAŞIM
Kemalpaşa, Hopa arasındaki uzaklık 14 km dir. Sarp sınır kapısı 4 km uzaklıktadır. En yakın hava alanı, Hopa-Batum’dur ve 10 km uzaklıktadır.
Artvin Kemalpaşa
TARİHİ
Tarihte ilk kez, MÖ 680 yılında, bu bölgede İskitlerin yerleştiği bilinmektedir. MÖ 415 yılında Bizans ve 1490-1512 yılları arasında Yavuz Sultan Selim’in Trabzon valiliği sırasında Osmanlı egemenliği görülür.
1046 yılında, Gürcü kralı IV Bagrat, Hopa ve çevresini Bizanslılardan alır.
İlçenin ismi, 1367 yılındaki bir kaynakta “Makre Aigiale” yani “Uzunyalı” dır.
1516 yılındaki bir kaynakta ise “Makriyali” olarak geçer. 1367 yılında, Makriali Kilisesinde Gürcü Kralı Bagrat V, Trabzon İmparatorluğundan bir bayan ile evlenmiş, tören bu kilisede yapılmıştır.
1547 yılında bölgede Osmanlı hakimiyeti görülür.
1915 yılında bölge Ruslar tarafından işgal edilmiştir. 18 Aralık 1917 tarihinde imzalanan Erzincan Mütarekesi uyarınca, 17 Aralık 1918 tarihinde İngilizler işgal etmiş, ardından bölgeyi Gürcülere bırakmışlardır.
22 Şubat 1921 tarihinde ise, Gürcüler bölgeden çekilerek denetimi Türklere bırakmışlardır.
1936 yılından sonra Hopa Artvin iline bağlanan Kemalpaşa, 51 yıl bucak olarak kalmış ve daha sonra bucak statüsü değiştirilmiş ve 1987 yılına kadar köy olarak devam etmiştir. 1989 tarihinde ise Belediye olmuştur.
İlçenin ismi Mustafa Kemal Atatürk’ün adına atfen “Kemalpaşa” yapılmıştır.
Artvin Kemalpaşa
GENEL
İlçe sahil kesimindedir ve buradan geçen Sarp-Samsun transit karayolu nedeniyle önemli bir konumdadır.
İlçenin ana geçim kaynağı yaş çay yaprağı üretimidir. Buna bağlı olarak ilçe merkezinde Devlet Çay Fabrikası kurulmuştur.
Ancak çay yaprağından elde edilen gelir, aileleri geçindirebilecek düzeyde değildir.
İlçe sahil şeridi, deniz ve yat turizmi için oldukça elverişli, temiz ve uzun bir kıyı şeridine sahiptir.
Sarp sınır kapısına sadece 4 km uzaklıkta bulunması ve Bağımsız Devletler Topluluğundan gelen turistlerin ilk uğrak yeri olması nedeniyle ticari ve turistik konumu daha da önem kazanmaktadır.
İlçenin en önemli özelliği Gürcülerin buraya gelmeleridir. Gürcüler Sarp sınır kapısından geçip sınıra 10 km mesafedeki ilçeye özellikle gece saat 23.00’den sonra gelirler, sabah saatlerine kadar alışveriş yaparlar. Salı ve Cuma günleri Pazar kuruluyor.
En çok, hazır giyim ve ev tekstiline ilgi gösteren Gürcüler, hem kendi ihtiyaçlarını karşılamak hem de satmak için aldıkları ürünleri, minübüslere doldurarak, sınır kapısına götürürler, buradan aldıkları ürünleri Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’a götürerek satarlar.
Artvin Kemalpaşa
NE SATIN ALINIR
Yörede kadınlar tarafından yapılan yazmalar, çoraplar, danteller, atkı ve şallar bulup satın alabilirsiniz.
Artvin Kemalpaşa
NE YENİR
Beldede her zaman taze balık bulmak mümkündür. Yine burada Karadeniz yöresine özgü pide çeşitlerini de önerebilirim.
Ama özellikle özel mısır ekmeği, hamsili pilav, hamsi tavalama ve hamsili ekmek tatmalısınız.
Artvin Kemalpaşa
GEZİLECEK YERLER
Kemalpaşa Plajı
KEMALPAŞA PLAJI
Kemalpaşa beldesinin 2 kilometrelik plajı vardır.
Burası Doğu Karadeniz bölgesinin en güzel plajıdır. Tertemiz bir plaj ve denizde yüzerken karada sisli dağları göreceksiniz.
Yani, plaj yeşilin bittiği yerdedir. Ancak Temmuz-Ağustos aylarını tercih edin, onun dışında su biraz soğuktur. Akasya restoranın önünde uzanan plaj: temizliği, manzarası ve çakıllı kumsalıyla tam bir çekim merkezi konumundadır.
Kemalpaşa plajı ve çevresinde kamp ve karavan turizmi yapılmaktadır.
Plaj çevresinde: kafeler ve küçük lokantalar, yerel lezzetleri tadabileceğiniz yerler vardır.
Son bir not: buraya yolunuz düşecekse, denizde gelgit sırasında dalgaların gücü konusunda dikkatli olmanızı öneririm.
Kemalpaşa Osmaniye Köprüsü
OSMANİYE KÖPRÜSÜ
İlçe merkezinde Selimiye Mahallesi Karaosmaniye Deresi üzerindedir.
Ancak yapım kitabesi bulunmadığından kaç yılında ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmiyor. Muhtemelen 18’nci yüzyılda inşa edilmiştir.
Tek gözlü köprü, yolun eğimli olduğu köprüler gurubundandır. Köprü gözü iki kademeli yuvarlak kemerle belirlenmiştir.
Yol döşemesi moloz taştır. Korkulukları tamir görmüş olup, düzgün kesme taştan yapılmıştır. Kemer, düzgün kesme taş, tempan duvarları moloz taştır.
Köprü günümüzde yayalara hizmet vermektedir.
Kemalpaşa Albaşı Köprüsü
ALBAŞI KÖPRÜSÜ
İlçe merkezinde Cumhuriyet Mahallesi Çam Deresi üzerindedir.
Kitabesi yoktur, bu yüzden yapıldığı yıl ve yaptıran bilinmemektedir.
Muhtemelen 18’nci yüzyılda yapıldığı düşünülür. Köprü tek gözlüdür ve yolun eğimli olduğu köprüler gurubuna girer.
Kemerinde, düzgün kesme taş, tempan duvarlarında moloz taş kullanılmıştır. Korkuluk duvarları yoktur, günümüzde araç geçişleri sağlanmaktadır.
KEMALPAŞA MERKEZ KİLİSE KALINTISI-MAKRİYALİ KİLİSESİ-NOĞEDİ KİLİSESİ:
İlçe merkezindedir. Makriyali Kilisesi veya Noğedi Kilisesi olarak bilinir. Makriyali adının Kemalpaşa olarak değişmesinden sonra kiliseye Kemalpaşa Kilisesi ismi verilmiştir. Kilise deniz kenarında konumlanmıştır.
Yapının kitabesi yoktur. Kim tarafından ve hangi tarihte yapıldığı bilinmemektedir.
Gürcü Kralı Büyük Bagrat (1360-1390) ile Trabzon İmparatoru II. Aleksi (1349-1390) kızı Prenses Anna Komnenos, Haziran 1367 tarihinde bu kilisede düzenlenen törenle evlenmişlerdir. M.Panaretos’un bildirdiğine göre: Makriali’deki düğüne Trabzon İmparatoru ve eşinin dışında, hem karadan hem de denizden ordu da gelmiştir.
Bu kilise, yaklaşık 100 yıl önce, Z. Liozen tarafından ziyaret edilip incelenmiştir. Liozen’e göre, kilise surlarla çevriliymiş ve yanında iki katlı kulesi de varmış. Araştırmacıya göre, kilisenin yaklaşık 5 metrelik baş binası (ana yapı) gotik tarzında imiş. Kilisenin hemen kuzeyinde, diğer yapılar da varmış, surların kuzeydoğu köşesinde eski kulenin kalıntıları bugünde görülmektedir.
Yine Z. Liozen’in verdiği bilgilere göre: bazı şahıslar orada eski maden paraları bulmuşlar. Ama kendisi bu paraların izine rastlamamış. Araştırmacının izlenimlerine göre, insanlar bu kiliseden korkuyorlardı. Onların inancına göre, bu kiliseye kargaya binen parlak gözlü şeytan gelirmiş.
Yine, bir rivayete göre, efsanelere konu olan Medea’nın kız kardeşi bu kilisede gömülüdür. Burası önemli, konuyu biraz daha açmak istiyorum. Altınpost efsanesindeki Teselya Kralı Athamas’ın oğlu Pheriksos ve kızı Hele, birlikte doğudaki Kolkhis’e uçarlarken, kız kardeş Helle, Çanakkale boğazına düşer ve boğularak ölür. Pheriksos, kız kardeşinin naaşını yanında getirerek Kolkhis (Makriali) bölgesindeki bu topraklara gömer. MS 13’ncü yüzyılda Makriali Kilisesi, altınpost efsanesinde adı geçen Hele’nin mezarının üzerine kurulmuştur.
Evet kilise, günümüze oldukça harap bir şekilde ulaşmıştır. Bu kilisenin koruma altın alınarak yöre turizmine kazandırılmasını diliyorum.
Eskipazar, genç neslin, askerlik sonrasında terk ettiği ve İstanbul-Ankara gibi yerlere göçtükleri ve ancak son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar sonucu, Anadolu’nun en büyük antik kentlerinden birinin bulunduğu bir yöremizdir.
Buraya gidenler veya yakınlardan geçenler, tarih meraklıları, mutlaka ve mutlaka, “Hadrianapolis” antik kentini gezin, görün.
Karabük Eskipazar
ULAŞIM
Eskipazar, il merkezi olan Karabük’e 38 km. uzaklıktadır. Eskipazar-Ankara arasındaki uzaklık: 103 km. Eskipazar-Çankırı arasındaki uzaklık: 42 km. Eskipazar-Düzce arasındaki uzaklık: 166 km. Eskipazar-İstanbul arasındaki uzaklık: 347 km.
Karabük Eskipazar
TARİH
Karabük yöresindeki en eski yerleşim: Eskipazar ilçesindeki Yazıboz köyündedir. Burada bulunan bir höyüğün: muhtemelen MÖ.2500 yıllarında ilk kez yerleşime ev sahipliği yaptığı öğrenilmiştir. Daha sonra Hititler, Frigya ve Kimmerler ve daha sonra Persler yörede hakimiyet kurmuşlardır.
Büyük İskender Anadolu’ya girince, 333 yılında Pers egemenliği biter. Helenistik dönem başlar. Büyük İskender ölünce bölgede kurulan Btinya krallığı ise, Romalılar tarafından tarih sahnesinden silinir.
Roma döneminde: Romalılar, Karadeniz yöresindeki ormanları ve madenleri ele geçirmek için, bu yörede önemli kentler kurmuşlardır. Bunlar: Hadrianopolis ve Kimistene.
Hadrianopolis kalıntıları, günümüze kadar ulaşmıştır. Bunun dışında, bir kısım Roma dönemi kaya mezarları da görülmektedir.
1071 Malazgirt zaferinden sonra: Türkler Anadolu’ya girmeye başlamışlardır. Hadrianopolis kentini de içine alan Paflagonya bölgesi: Emir Karatekin liderliğindeki Oğuz Türkleri gurubu tarafından sağlanmıştır. Viranşehir olarak isimlendirilen yöre, 1398 yılında, Osmanlılar tarafından ele geçirilir.
1845 yılına gelindiğinde ise, kasabanın ismi Viranşehir değil, Mecidiye olarak değiştirilmiştir. Cumhuriyetin ilan edildiği tarihlerde: burada, 2 han, birkaç dükkan ve üç ev bulunduğu ve Perşembe günleri Pazar kurulduğu biliniyor.
Cumhuriyet devrinde bucak olan yöre, kurulan pazarın eskiliği nedeniyle, Eskipazar adını almıştır.
Karabük Eskipazar
GENEL
İlçe, Batı Karadeniz bölgesindedir. İlçenin Karabük DDY uzantısı üzerinde bulunan Eskipazar ırmağının suladığı saha, iklim bakımından en elverişli yeridir. Sulak bölgede, sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılmaktadır.
İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 710 metredir. İlçenin gerek iklim ve gerekse bitki örtüsü durumunu değerlendirmek için, bölgenin üç bölüme ayrılması gerekiyor.
İlçe, zengin taş ocaklarına sahiptir. Öyle ki, bu taş ocaklarından çıkarılan taşlar: Anıtkabir ve TBMM’nin inşaatında kullanılmıştır. Yöreden çıkarılan traverten taşları, ülkenin her yerine gönderilmektedir.
Bunun dışında, yörenin ekonomik etkinliğinin temelinde, orman gelmektedir. Demir-Çelik sanayisi ve porselen yapımında kullanılan manyezit maddesi de, ilçe topraklarından çıkmaktadır. Yani, Eskipazar, yer altı zenginlikleri bakımından, güçlü bir yer.
Karabük Eskipazar
GEZİLECEK YERLER
Karabük Eskipazar Hadrianaupolis
HADRİANAUPOLİS
Eskipazar ilçe merkezinin 3 km batısındadır. Viranşehir olarak adlandırılan mevki ve çevresindeki arazi üzerinde, dağınık bir şekilde konumlanan: Beytarla, Budaklar, Çaylı ve Büyükyaylalar köylerini kapsar.
Tanıtım yazımın hemen başında, bence buraya yakın olanlar ve buralara yolu düşenlerin mutlaka burayı ziyaret etmesini öneririm.
Bu antik kent, Karadeniz bölgesinin Zeugması gibi görülüyor. Kentin kurulduğu alan değerlendirildiğinde ise, o dönemde, yörede bulunan 6 büyük merkezden biri olduğu kanısına varılıyor.
Antik kentte bulunan mozaiklerin kazı alanında sergilenebilmesi için çatı yapılmıştır.
MÖ. 64-40 yılları arasında; Romalı İmparator Adrionus tarafından kurulduğu, imparatorun adına izafeten Adrianopolis olarak isimlendirildiği ve MS.10.yüzyıla kadar aktif yerleşim amacıyla kullanıldığı tahmin edilen şehirdeki kazılarda, Anadolu’da örnekleri daha önce hiç görülmeyen bazı zemin mozaikleri bulundu.
Dağınık şekilde çoklu bloklardan oluşan bu antik kentin özellikle MS 6 ve 7’nci yüzyıllarda en parlak dönemini yaşadığı ve bölgesel bir dini merkez statüsüne eriştiği düşünülüyor.
Kent: daha sonra Bizans hakimiyetine girmiş ve 1085 yılına kadar bu durum devam etmiştir.
Kent, Selçuklular tarafından ele geçirildiği dönemde çok fazla hasar almış olmasından dolayı “Viranşehir” adıyla anılmıştır.
TİCARET:
Şehrin MS 5 ile 7’nci yüzyıllar arasında, yayılım ve etki alanının 15-20 km olduğu ve bu geniş alanda en az 50.000 nüfus barındırdığı tahmin edilmektedir.
Batı Karadeniz’in Orta Anadolu’dan gelen yolları üzerinde kurulu olan şehir, bu büyüklüğü ile çağdaşı Ephesos’un yaklaşık dörtte biri kadar olduğu varsayılmaktadır.
Yüzey araştırmalarında ele geçen bir yazıtta: Paflagonya bölgesi açısından öneme sahip olan ticaret yolları üzerinde yer alan Hadrianopolis Antik Kenti’nin, Roma döneminde bölge ticareti bağlamında önemli bir Pazar yeri olduğundan bahsedilmesi, Hadrianopolis’in t arih boyunca neden sürekli iskan edildiğini açıklar nitelikte bir belgedir.
Diğer şehirlerden, şehrin manastırlarını ziyaret eden nüfus, şehrin ticari olarak kalkınmasını sağlamıştır.
İNANÇ:
Kent, Geç Roma ve Bizans dönemlerinde bir hac merkezi olmuştur. Kalıntılar, kentin Bizans döneminde dinsel bir hac yeri konumuna yükseldiğini, hattı I Justinianus döneminde bir piskoposluk merkezi olarak dahi tanındığını gösterir.
MS 7’nci yüzyılda yaşamış çileci aziz olan Aziz Stylianos Alypius’un antik kentte yaşamış olması, şehrin dini önemini arttırmıştır.
ALPİUS:
Münzevi Alpius; Aziz Büyük Simeon’un 421 yılında bir sütunun üzerine çıkıp oturarak başlattığı münzevi hareketinin 3 önemli takipçilerinden biridir.
7’nci yüzyılda dünya nimetlerinden kendisini çekmiş bir çilekeştir.
Alpius aynı zamanda çocuğu olmayan kadınların şifacısı ve çocukların koruyucu azizi olarak da bilinmektedir.
ASKLEPİOS:
Ayrıca şehirdeki kazılarda Asklepios kültüne ilişkin çok önemli bulgular ele geçirilmiştir.
Asklepios, Yunan mitolojisinde kehanet yapan bilici tanrı Apollon’un oğlu olan sağlık ve hekimlik tanrısıdır.
Bu tanrı için yapılan mabetler genelde şifahane görevi görmektedir ve şu ana kadar adına inşa edilmiş en büyük şifahahe günümüzde Bergama sınırları içindedir.
Hadrianopolis bölgesinde bu kültün olduğu, uzmanlar tarafından önceden de tahmin edilmektedir ancak külte ilişkin ilk kez böyle güçlü bir bulgu ele geçirilmiştir.
Yapılan kazılarda kültün şehirdeki varlığını kanıtlayan bir bloktaş bulunmuş ve taşın üzerinde “Kurtarıcı Asklepios’a Ailios Deitaros sundu” yazdığı görülmüştür.
Ayrıca Askleopios kültünün olduğu yerlerde şifahanelere rastlanması Hadrianopolis’te de şifahane olduğu savını güçlendirmektedir.
Bununlar birlikte kentin sınırları içinde Akkaya termal su kaynağının bulunması ve antik dönemde şifahanelerin genelde sıcak su kaynaklarının çevresinde inşa edilmesi, şehirde antik bir şifahane bulunduğu görüşünü desteklemektedir.
ARKEOLOJİK BULGULAR;
Şu ana kadar şehirde tespit edilen 24 yapıdan 10 tanesi mozaik tabanlıdır.
Gün yüzüne çıkarılan mozaik zeminli yapıların en önemlileri: A ve B hamamları, A ve B kiliseleri, Geç Roma dönemine tarihlenen bir villa ve yine Hamam B yapısının yakınında keşfedilen apsidal bir yapıdır.
Ortaya çıkarılmış tüm yapıların ortak özellikleri, mozaik tabanlarıdır.
Bu mozaikleri birleştiren nokta ise, başka hiçbir yerleşimde benzerine rastlanmamış yorumlanma tarzına sahip olmalarıdır.
Hadrianapolis mozaikleri, teması ne olursa olsun Bizans sanat anlayışının yerel üslupla icra edilmiş özgün ürünleri olarak karşımıza çıkar.
Araştırmacılar, burada bir mozaik okulunun varlığının kuvvetle muhtemel olduğunu ifade ederler.
Renk kullanımında, beyaz, siyah, kırmızı, sarı, mavi, yeşil ve vişne rengi gibi doğal taş ve taşlama malzemeleri göze çarpar.
Geometrik desenler, Süleyman düğümleri, yıldız motifleri, dalga motifli bordürler, bitkisel bezemeler, portreler, çeşitli hayvan figürleri ya da fantastik figürler.
Bu listeyi son derece estetik öğelerle bezenmiş başka örneklere de uzatmak mümkündür.
Aslında bunların büyük kısmı, Hıristiyanlık dönemi kutsal anlatılarını içeren tasarımlardır.
Üstelik bazı mozaikler yine Hıristiyan inancının yansımaları olan yazıtlar da barındırmaktadır.
Ayrıca ele geçirilen çok sayıda sikkelere bakılarak, şehrin içinde bir de darphane bulunduğu değerlendirilmektedir.
Karabük Eskipazar Hadrianaupolis
Kilise A yapısı:
Mozaiklerin üzeri, hava koşullarından zarar görmemeleri için kapatılmış ve koruma altın alınmıştır. Evet, 3 nefli bir bazilikadır. Ölçüleri: 15 x 23.5 metredir.
Kilisenin tüm tabanı mozaiklerle süslenmiştir.
Bu mozaiklerde: “Nuh’un Gemisi” sahnesine ait hayvan tasvirleriyle fil, tavus kuşu, geyik, grifon, kaplan, benekli tavuk, kuş ve karaca gibi çeşitli hayvan figürleri bulunmaktadır.
Ayrıca üzüm temaları görülmeye değerdir.
Kilise B Yapısı-Dört Nehir Kilisesi:
Kazıl çalışmalarında kilisedeki mozaikler koruma altına alınmış, üzeri çelik konstüksiyonla kapatılmıştır.
Evet, 3 nefli bir bazilikadır.
Ölçüleri: 15 x 23.5 metredir.
Figüratif Tasvirler:
Mozaiklerde boğa, aslan, tavuş kuşu gibi hayvan figürleri var.
Bu figürlerin Hıristiyan ikonografisi bağlamında, İncil yazarlarını temsil ettiğine dair yorumlar yapılmıştır. (Boğa: Lucas’ı, Aslan: Marcos’u gibi)
Dört Nehir Teması:
Buradaki mozaikler: Tevrat’ta adları geçen nehirler Geon, Phison, Tigris (Dicle) ve Euphrates( Fırat) tasvir etmektedir. Bu nehirler, İbranice ve Hıristiyan kaynaklarına göre, cennette var olduğu düşünülen 4 nehirdir. Be nehirlerin personifikasyonu yani insan şeklinde betimlenmeleri mozaiklerde yer alıyor.
Anadolu’daki örnekleri oldukça nadirdir.
Tavus Kuşları:
Kilisenin zemininde yer alan bir diğer mozaik ise, iki tavus kuşunun bir kaptan su içerken betimlendiği eserdir.
Görkemli bir bahçe içerisinde, bir kaptan su içerken resmedilen tavus kuşları, ölümsüzlüğü anlatmaktadır.
Çünkü tavus kuşlarının, cennetteki kutsal sudan içtikten sonra etlerinin çürümediğine ve ölümsüzlük kazandıklarına inanılmıştır.
Yazıt ve Adak Bilgisi:
Yine aynı kilisenin zemininde bulunan mozaikli alan içinde “Sadık saray muhafızı Himerios ile pek onurlu ve değerli Valettina’nın adağıdır” ibaresi yer alan bir adak yazıtı bulunmaktadır.
Yapılan incelemeler neticesinde “Himerios” isminin bir imparatorluk muhafızı adı olduğu bilgilerine ulaşılmıştır.
Kilisede yapılan diğer ayrıntılı incelemelerde: yazıldıktan sonra kazınarak çıkartılmaya çalışıldığı anlaşılan, 10 satırlık Yunanca bir yazıt bulunmuştur.
Antik dönemde “damnatio memoriae” adı verilen bir kazıma işlemiyle halkın ya da devletin onurunu zedeleyen kişilerin hatıraları, yazıtları ve tarihte bıraktıkları izler silinir ve oldukları yerlerden çıkartılmaya çalışılırdı.
İlgili kilise yazısında da benzer bir kazıma davranışının uygulandığı görülse de yazılar hala tanımlanabilecek durumdadır.
Ayrıca kilisenin giriş kapısında, tabana gömülmüş bir şekilde duran lahit kitabesinde “Burada anısı azizler arasında yer alan Iordannes yatıyor” ibaresi bulunmaktadır.
Üzüm temaları görülmeye değerdir.
KİLİSE C-KUZEYBATI NEKROPOL KİLİSESİ:
Nekropol bölgesinin kuzeybatısındadır.
Bu yüzden Kuzeybatı Nekropol Kilisesi olarak adlandırılmıştır. İnşa tarihi, MS 4-5’nci yüzyıllara dayanır.
Kilise C bitişiğinde bulunan ve henüz fonksiyonu tespit edilemeyen bir yapı içinde: binlerce aynı renk (mavimsi ve yeşilimsi tonlarda) ve dokuda cam kap parçası, hatalı üretim parçaları, cam külçeleri ve yapının atölye olarak kullanıldığının en somut kanıtı olan ocak kalıntıları tespit edilmiştir.
Mevcut duvarlarda kurum/iskelet izleri tespit edilmiş, zemin kömür kalıntıları içeriyor.
Cam külçeleri ve erimiş cam kalıntılarının varlığı, camın eritilerek şekillendirildiği ya da yeniden işlenmiş parçaların (örneğin: vitray, cam mozaik ya da süs eşyası) üretildiği bir atölye fonksiyonunu işaret ediyor.
Evet, mevcut veriler, atölyenin 6’ncı yüzyılın sonlarından 7’nci yüzyılın ortalarına kadar faaliyette kaldığı düşündürmektedir.
GEÇ ROMA VİLLASI:
B kilisesine yaklaşık 150 metre uzaklıkta, düz bir arazide kurulmuştur.
MS 5’nci yüzyıl sonlarına tarihlenir.
Geniş bir avlu içine konuşlanmış en az 10 mekandan oluşan villanın, 2 Numaralı mekanının tabanında evin sahibinin ve karısının portreleri bulunmaktadır.
Bazı odaların duvarlarında freskolar bulunuyor.
Muhtemelen zengin bir aile villasıdır.
ERKEN BİZANS KİLİSESİ-CHORA KİLİSESİ:
Hadrianopolis şehrinde ortaya çıkarılan Erken Bizans kilisesinin tabanında bulunan bağcılık faaliyetlerinin resmedildiği bu tasvirler, kentte bağcılığın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Hadrianapolis antik kentinde şarap üretiminde kullanılan sıkma taşları ise bölgede bağcılığın antik dönemden beri var olduğunu kanıtlamaktadır.
ROMA HAMAMLARI
Kentte Roma dönemine ait iki hamam yapısı bulunmaktadır.
1.Nolu Hamam Yapısı:
2005 yılında bulunmuştur. Kent merkezindedir. Yapı, büyük olasılıkla, 5’nci yüzyılda yapılmış ve 7’nci yüzyıl sonuna kadar kullanılmıştır. Bu bölgede ele geçirilen sikkelerden, hamamın, 8’nci yüzyıl başlarında terk edildiği görülmektedir. Bu yapının temelinde de, 5’nci yüzyılda yapılan bir mozaik bulunmuş ve görülmektedir.
Özellikle tepidarium (ılıklık) bölümü üzerine yapılan cam teras, ziyaretçilere tarihi yapıyı yukarıdan görme imkanı sunuyor. Bu uygulama, Türkiye’de bir ilk olarak kabul edilmektedir.
2.Nolu Hamam Yapısı:
Eskipazar-Hacıahmetler yolunun hemen güneyindedir. 2007 yılında, yapının 9 bölümü ortaya çıkarılmıştır. Yapının tabanı, geometrik motifli mozaiklerle süslenmiştir.
ÇETİÖREN MESİRE YERİ
İlçe merkezine 10 km. uzaklıktadır.
Burada, su kaynakları, yaban hayatı ve zengin bitki örtüsü vardır. Ayrıca: masalar, banklar, ocaklar, çeşmeler, tuvaletler, otopark ve yaklaşık 2500 kişilik bir anfitiyatro var. Bu anfitiyatroda, yağlı güreş etkinlikleri düzenleniyor.
EĞRİOVA MESİRE YERİ
İlçe merkezine 25 km. uzaklıktadır.
Burası da, bir ormanlık alandır. Ama, alanın ortasında yaklaşık 5 metre derinliğinde, suni bir gölet bulunuyor. Sanırım, orman yangınları için tedbir amaçlı oluşturulmuş bir gölet. Burada: masalar, ocaklar, çeşmeler bulunuyor. Gölette: balık avlayabilirsiniz. Çadırlı kamp ve doğa yürüyüşü yapabilirsiniz.
Karabük Eskipazar Kimistene Antik Kenti
KİMİSTENE ANTİK KENTİ
İlçe merkezine bağlı, Demirmenbaşı Mahallesinde, Asartepe yükseltisinin üzerindedir.
Buranın daha çok bir dini yerleşim yeri olduğu tahmin ediliyor. Çünkü, Anadolu’da, bu tür dini yerlerin, bu tür yüksek yerlere kurulduğu örnekleri yoğun olarak görülmüştür.
Tepelerden birinin üzerinde: Akropolis bulunmaktadır.
Bu zirveye, Roma döneminde bir tapınak inşa edilmiştir. Bu tapınak, günümüzde temel seviyesinde görülmektedir. Tapınak: bir kutsal yol ile, doğu yamacında bulunan anıtsal bir girişe ve merdivene bağlanmaktadır.
Tapınağın parçaları, maalesef zaman içinde, çevre köylere yayılmıştır. Tapınak ulaşılması güç bir yere inşa edilmiş olması nedeniyle, yapılan arkeolojik araştırmalarda burada pek fazla adak eseri elde edilememiştir.
Buna göre, tapınak pek fazla ziyaret edilen bir yer olmasa gerek diye düşünülmektedir. Evet, bu tapınağın 4’ncü yüzyıla kadar kullanıldığı ve bir deprem sonucu yıkıldığı düşünülüyor.
Daha sonraki dönemde, bu tapınak üzerine herhangi bir yapı yapılmamış olması nedeniyle, dini-mimari kalıntılar günümüze kadar gelebilmiştir.
İkinci yükselti üzerinde, Akropolis var. Burada da: kayaya oyulmuş niş ve mezar alınlığı şeklinde mezarlar ve mezar taşları bulunmuştur.
Artvin Borçka; Borçka denilince ilk akla gelen, yemyeşil bir doğa ve özellikle Karagöl, Karagöl özellikle Karadeniz turlarında mutlaka uğranılması gereken bir yer, tam bir doğa harikası bir yer olarak önem kazanıyor. Evet, buralara yakın gelirseniz, mutlaka Karagöl’ü görün.
ULAŞIM
İl merkezine uzaklığı 32 km dir. Borçka Hopa arası: 26 km. Borçka Arhavi arası: 36 km. Borçka Murgul arası: 16 km Borçka Ardeşen arası: 70 km. Borçka Sarp sınır kapısı arası: 57 km. Borçka Gürcistan sınır kapısı arası:
TARİHİ
Bu bölgenin ilk yerleşimcileri, Orta Asya kökenli “Hurriler” dir. MÖ 2000 yılında, Hurriler bu bölgeye yerleşmeye başlamışlar ve bir devlet kurmuşlardır.
Daha sonra Hititlerin yıkılmasıyla, burada Urartular egeme olurlar. Ardından Kimmerler, Sakalar, Arsaklılar, Bizanslılar hakim olurlar. 645 yılında Osmanlılar, Bizanslıları yenerek bölgeyi alırlar.
Sonra Emeviler, Hazar Türkleri ve Bagratlılar hakim olurlar. 1063 yılında Selçuklular burayı ele geçirirler.
Trabzon valiliği döneminde Yavuz Sultan Selim, burayı Osmanlı topraklarına katar. 1877-1878 yıllarındaki Osmanlı-Rus savaşı sonrasında, bölge Rus yönetimine bırakılır. 30 Ekim 1918 tarihindeki Mondros Mütarekesinden sonra ise, İngiliz işgali görülür. İngilizler ayrılınca Gürcüler gelir.
1921 yılında ise, Gürcüler çekilir ve 7 Mart 1921 tarihinde Artvin ve çevresiyle birlikte Borçka, Anayurda katılır. Borçka 1928 yılında ilçe olur.
Artvin Borçka
GENEL
İlçenin eski ismi “Porçha” dır. Osmanlı kayıtlarında “Borçha” olarak geçer. Sonradan “Borçka” ismini almıştır.
Borçka, Karadeniz bölgesindedir. Artvin-Hopa yolu üzerinde Çoruh nehri kıyısında şirin bir yerleşim yeridir.
Kuzeyde Gürcistan toprakları ile komşudur. Denizden uzaklığı 36 km ve rakımı 125 metredir.
İklim olarak, Karadeniz iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak yaz ve kış mevsiminde bol yağış görülür, hava ılıktır.
İlçe topraklarının büyük bölümü sarp ve geçit vermeyen dağlarla kaplıdır.
Çoruh vadisi, bu dağlık bölgeyi ikiye ayırır. İlçede ovalık alan yoktur. İlçenin vadisinde akan Çoruh nehri, derin vadiler, debisi yüksek akarsu yataklarından oluşur.
Artvin topraklarından Erzurum sınırına girer, Borçka’da Gürcistan sınırına geçerek yurdu terk eder.
İlçenin önemli gölü Aralık köyü yakınlarında bulunan “Karagöl” dür.
Karçal dağları eteklerinde ise “Yıldız Gölü” vardır. İlçe halkı, çay, fındık, tütün ve orman ürünleriyle geçinir.
NE YENİR
Borçka yöresinde kara lahana sarması, mısır ekmeği, tereyağında alabalık, benekli balık ve macahel balı tatmalısınız. Ayrıca Gürcü tavuğu ve şerbetli silor tatlısı ve lor çorbası deneyebilirsiniz. Ama listenizin başına çağ kebabını koyun.
Artvin Borçka Acarlar Meslek Yüksek Okulu
BORÇKA ACARLAR MESLEK YÜKSEK OKULU
Artvin Çoruh Üniversitesine bağlıdır. Okul 2014 yılında eğitime başlamıştır. Bünyesinde çeşitli programlar bulunmakta, 25 öğretim üyesi ve 1 yardımcı doçent ile eğitim sürdürülmektedir.
Artvin Borçka
GEZİLECEK YERLER
Borçka Şehitliği
BORÇKA ŞEHİTLİĞİ
İlçe merkezindeki şehitlik, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında şehit düşen Yüzbaşı İsmail Bey, vazife başında şehit düşen Yüzbaşı Ahmet Berk ve Üsteğmen Lütfi Dalkıran adına yaptırılmıştır. Burada 14 şehit mezarı bulunuyor.
Borçka Macahel
MACAHEL
Burası, Camili (Macahel) yöresindeki 6 köyü içerir. Camili havzası içinde: Camili, Düzenli, Efeler, Kayalar, Maral ve Uğur köyleri vardır. Ancak Camili köyü yörenin merkezi konumundadır.
Borçka Macahel
Köyün eski ismi “Hertvis” dir. Bu kelime: “Hevi” yani “dar ve derin dere/vadi” ile “irtvis” yani “karışma, birleşme” kelimelerinin bileşiminden oluşmuş olup “dereler/sular birleşiyor” anlamındadır.
Aslında Camili’de; Efeler deresi ve Uğur-Maral dereleri birleşirler.
Gelelim en önemli hususa: Birleşmiş Milletler UNESCO MAB sekreteryası tarafından, 2005 yılında, Camili Biyosfer Rezervi ilan edilmiştir.
Dünyanın 25 sıcak noktasından birisidir. Ülkemizin ilk ve tek biyosfer alanıdır.
Yapılan araştırmada: alanın florası, faunası, biyoçeşitliliği araştırılarak ortaya çıkarılmıştır.
Borçka Camisi (Macahel)
BORÇKA CAMİSİ (MACAHEL)
Camili (Macahel) yöresi, 6 köyü içerir.
Köyün eski ismi Hertvis’dir. Bu kelime: “Hevi” (dar ve derin dere/vadi) anlamına gelir. “İrtvis” (karışma, birleşme) anlamına gelir.
Bu iki kelimenin bileşimi olup “dereler, sular birleşiyor” anlamını taşır.
Gerçekte ise, Efeler deresi ile Uğur-Maral dereleri Camili’de birleşirler.
Halen bucak yönetimi bulunmasa da Camili köyü yörenin merkezi konumundadır.
Camili köyünde bulunan sağlık ocağı, PTT Acentası, yatılı ilköğretim okulu ve jandarma karakolu diğer köylere de hizmet veren tek kuruluştur.
Yöre köylerinin yerel idare birliği Camili köyler birliğinin merkezi, Camili köyüdür.
Borçka Karagöl
BORÇKA KARAGÖL
İlçe merkezine uzaklığı 25 km.dir. Yolun Camili köyüne kadar olan 7 km bölümü iyi, kalan bölümü topraktır. Ulaşım güçlüğüne rağmen, doğa tutkunlarının ilgisini çekiyor.
Kuzey Anadolu Dağlarının devamı niteliğinde olan Karçal Dağlarının kuzeybatısındadır. Buradaki göl; bir heyelanla meydana gelmiştir.
Karçal dağlarındaki Aralık yaylasının yakınlarında bulunan bir tepenin, 1800’lü yılların başında heyelan sonucu, Klaskur deresinin önünün kapatılmasıyla oluşmuştur. Biri büyük, diğeri küçük iki göl, Karagöl’ü oluşturur.
Deniz seviyesinden 1450-1480 metre yüksekliktedir. Gölün en derin yeri 25 metredir. Suyu tatlıdır. 2002 yılında Tabiat Parkı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Gölün çevresi anıt sayılabilecek çeşitli yaşlı ağaçlarla çevrilidir. Hatta, heyelan sonucu oluşmuş olması nedeniyle, suyun altında hala canlı ağaçlar bulunduğu söyleniyor.
Gölde avlanma yasak olduğundan, bol miktarda yöreye özgü kırmızı pulla alabalık vardır.
Zengin bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliğine sahiptir. Burada 10 yıldan beri ağaç kesmek yasaktır. Bu yüzden, yeşilin her tonuyla karşılaşılır.
Borçka Karagöl
Kuşların göç yolunda bulunduğundan, Eylül ayında çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yapmaktadır.
Yörede: yaban hayatı da hareketlidir. Çok sayıda ayı ve az sayıda vaşak bulunmaktadır. Özellikle geceleri, kurt, çakal ve tilkilere rastlanır, sesleri duyulur.
Karagöl çevresinde yapılaşmak yasaktır. Sadece Orman İşletmesine ait 27 yataklı bir tesis vardır.
Zengin orman örtüsü ve flora çeşitliği ile ilgi çekmekte olup, kamp turizmi için uygun bir yerdir. Ayrıca yöre halkı tarafından mesire yeri olarak kullanılır.
Gölde sandal kiralayıp gezinti yapabilirsiniz. Göl çevresindeki parkurda yürüyüş yapabilirsiniz.
Göl kıyısında kamp yaparak unutulmaz bir gece geçirebilirsiniz. Muhteşem doğa fotoğrafları çekebilirsiniz.
Ancak gölün sığlaşan bölümlerinde kurbağa varlığı dikkat çekici yoğunluktadır.
Doyumsuz güzelliği, kimi zaman kurbağaların çıkardıkları sesler bozabilmektedir.
Ayrıca göl çevresinde yoğun sivrisinek vardır. Kamp yapanlar bundan şikayetçidir, önlem alarak gidiniz.
Göl çevresine gelen ziyaretçiler, doyumsuz manzarayı izlemek için kontrolsüz bir şekilde gölün çevresindeki yamaçlara tırmanıyorlar.
Bu oldukça sakıncalı bir durumdur. Çünkü çevre bilinci oluşmamış bazı kişiler tarafından, orman altı florasına zarar verilmekte, sigara izmaritlerini ve bazı plastik çöpleri, gelişigüzel çevreye atmaktadırlar.
Karagöl’de bulunan mevcut konaklama tesisi yerel mimari özelliklerini yansıtmıyor. Yeşil örtü içinde, betonarme olarak inşa edilen tesisler, manzara bütünlüğünü bozuyor.
Borçka Beyazsu Yaylası-Yıldızlı Göl
BEYAZSU YAYLASI-YILDIZLI GÖL
Beyazsu yaylası, Balcı köyündedir. Balcı köyü, ilçe merkezine 13 km uzaklıktadır. İlçe merkezi ve Beyazsu yaylası arasındaki uzaklık, yaklaşık 50 km dir. İl merkezine uzaklık ise 82 km.dir.
Borçka Beyazsu Yaylası-Yıldızlı Göl
Buraya “Otingo Ormanları Ilıcası” olarak da tanımlanır. Yayla, sırtını Karçal dağlarına dayamıştır.
İlçe sınırları içinde olup yayla evlerinin ilginç mimari özelliğiyle dikkat çeker.
Bol ve köpüklü akan kaynak suyundan dolayı “Beyazsu” ismini almıştır.
Yaylada kamp ve konaklama yapılacak yerler vardır. Bu yaylada, 2 saat uzaklıktaki Yıldızlı Göl, yürüyüş için elverişli alandır.
Borçka Beyazsu Yaylası-Yıldızlı Göl
“Otingo Ormanları Ilıcası” olarak isimlendirilen bu kaynağın suyunun şifalı olduğu söyleniyor. Su kaynağı yakınında, TEMA yardımlarıyla yapılan bir de 24 yataklı pansiyon bulunur.
KARÇAL DAĞLARI
Karçal dağları, WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) ve IUCN (Dünya Doğayı Koruma Birliği) tarafından belirlenen, küresel düzeyde korunmada öncelikli “200 Ekolojik Bölge” den birisidir.
Kafkasya ve Kuzey Anadolu Ilıman Kuşak Ormanları sınırları içindedir. CI (Conservation International), Dünya Bankası ve GEF gibi uluslararası kuruluşlar da Kafkasya Bölgesini, dünyanın en zengin ama tehlike altındaki 25 karasal “ekolojik bölge” sinden biri olarak göstermektedir.
Bölge, Avrupa ve Orta Asya’yı içine alan coğrafyadaki en geniş doğal yaşlı orman ekosistemlerine dahildir.
ARALIK KÖYÜ
Atanoğlu köyü ile birlikte Klaskur yöresini oluştururlar.Aralık köyü “Aşağı Klaskür” olarak da adlandırılır. Borçka-Camili karayolu üzerindeki ilk köy olan Aralık, il merkezine 45 km ve ilçe merkezine 9 km uzaklıktadır.
MARAL ŞELALESİ
İlçe merkezine bağlı Maral köyü sınırları içindedir. İlçe merkezine 55 km uzaklıktadır.
Maral şelalesi: 3415 metre yükseklikte bulunan Karçal dağlarının Maçahel vadisini süsler. Şelale yolu: ladin ve kayın ağaçları arasında, rengarenk kelebekler eşliğinde, dik bir yamaçtan aşağıya doğru iner.
Şelale yolunda: yürüyüş yapabilirsiniz.
Ancak bu yol zorludur. Bazen ağaçların iri kökleri, bazen de köylülerin yaptığı ahşap merdivenler yürümeye yardımcı olur.
Düz bir alana geldiğinizde, Maral şelalesi tüm güzelliğiyle gözler önüne gelir.
Oldukça yüksekten yani 65 metreden dökülen su, aşağıda döküldüğü yerde büyükçe bir göl oluşturur.
Burası 2005 yılında UNESCO’nun “İnsan ve Biyoküre Programı” çerçevesinde, Türkiye’nin ilk biyosfer rezervi ilan edildi.
Kış aylarında, çetin kış koşulları buraya ulaşım yollarını kapattığında, Camili köylüleri, Gürcistan üzerinden Artvin merkeze geçiyorlar.
Borçka Barajı ve Hidroelektrik Santralı
BORÇKA BARAJI VE HİDRO ELEKTRİK SANTRALI
Çoruh nehri üzerindedir. Baraj 1999-2006 yılları arasında yapılmıştır. Türkiye’nin 59 ve Artvin ilinin 3’ncü büyük elektrik santralıdır. Set yüksekliği 86 metre, göl alanı 11 km karedir.
Borçka İbrikli Kilise
İBRİKLİ KİLİSE
Birkaç evden oluşan mahallenin güneydoğusundaki çayırlık alandadır. Çevresi ağaçlarla çevrilidir ve bu yüzden gizlenmiş durumdadır.
Kitabesi yoktur. Oldukça küçük boyutludur ve serbest haç planındadır. Yapı muhtemelen Ortaçağ döneminde, Begratlılar zamanında inşa edilmiştir.
Girişi batıdandır. Kilisenin içi iki bölümden oluşur. Batı kısmında üstü tonoz örtülü mekan ve bunun devamında asıl mekan yani naos kısmı gelir.
Naos kasnaklı kubbe ile örtülmüştür. Kilisenin en önemli yanı, fresk süslemeleridir.
Naos bölümünde bulunan ve burayı tabandan tavana kadar kuşatan, çeşitli fresk süslemeler vardır.
Bu süslemelerde: Aziz figürleri ve Tevrat ile İncil’den seçilmiş çeşitli dini konular içeren sahneler işlenmiştir.
Freskler: kahverengi, mavi, yeşil ve sarı renklidir ve iyi bir işçiliğe sahiptir.
Ancak, oldukça harap bir şekilde günümüze ulaşmıştır.
Yörenin İslamlaşmasından sonra ise herhangi bir amaç için kullanılmamıştır, yani camiye dönüştürülmemiştir.
Günümüzde harabe halindedir.
Borçka Gorgit Efeler Milli Parkı
GORGİT EFELER MİLLİ PARKI
İlçe merkezine 50 km uzaklıkta bulunan Camili köyündedir.
Camili ormanlarının Gorgit mevkiindeki bölümde, Efeler köyü civarındaki bir alandır.
Gorgit-Efeler Doğa Koruma Alanları, Avrupa ve Orta Asya’yı içine alan geniş coğrafyadaki en büyük doğal yaşlı orman ekosistemlerini barındırmasıyla önem kazanır.
Burada bulunan ağaçların hepsi anıt niteliğindedir. Biyosfer Rezerv Alanına sahip olup, Biyolojik çeşitlilik açısından zengindir.
Saf Kafkas Arı ırkı için, gen koruma havzasıdır.
Doğal yaşlı ormanı, her biri anıt olma özelliğine sahip ağaçları bünyesinde barındıran ve dünya doğal koruma kriterinden son derece önemli parametre olan Doğal Eski Ormanlardır.
Borçka Düzköy Camii
DÜZKÖY CAMİSİ
İlçe merkezine 9 km uzaklıktaki Düzköy’dedir.
Kitabesi yoktur. Ancak kuzey cephesinde asılı levhasına göre, 1850 yılında, köylüler tarafından inşa edilmiştir.
Zaman içinde geçici onarımlar ile, günümüze ulaşmış ve halen ibadete açıktır.
Yapıda, bodrum katı üzerinde, geçmişte medrese olarak kullanılan kare planlı cami vardır.
Cepheler sade olmasına rağmen, kapı kanatlarından başlayan ve tüm iç bölümü de ihtiva eden bitkisel, realist, geometrik ve geçmelerden oluşan motiflerle süslenmiştir.
İç mekandaki abartılı bu süslemeler, iç ile dış arasında tezat yaratır.