Bursa Gemlik

Bursa Gemlik

Gemlik, çok fazla turistik özelliği bulunmayan bir yer. Orada bulunduğum sürede: deniz kıyısında, kalabalık bir sahil, bu sahilde güzel bir restoranda deniz manzarası ile yenilen balık ve Anıt Mezar ziyaretim hatırımda kaldı. Anıt mezarın oradan, aşağıyı seyrettiğinizde, Gemlik İlçesinin yerleşiminin hemen berisinde, vadiye iyi bakın, bu vadi aynen bir çizgi, sanki fay çizgisi, fay hattı gibi mi?

ULAŞIM

Gemlik-Bursa arası uzaklık: 30 km. Gemlik-Yalova arası uzaklık ise: 40 km. dir.

Bursa Gemlik

GENEL

Bursa Gemlik

KONUMU

Orhangazi-Yalova ve Mudanya arasındadır. Kıyıdan başlayarak, doğu istikametinde uzanan 3-4 km. uzunluğundaki ve 2-3 km. genişliğindeki ova, Gemlik’in tek düzlüğüdür. İznik gölünden gelen, karsak deresi, bu düzlüğü ikiye böler.

Ova; karsak boğazına doğru, hem derenin kıvrımlarıyla hafif bir yükselme gösterir hem de yavaş yavaş daralır. Daha çok, deniz kıyısında, modern bir şehir görünümündedir.

Antik dönemlere uzanan tarihi özellikleri bulunmamakta olup, daha çok: gerek Bursalı ve gerekse İstanbulluların ve yakın çevredeki diğer illerden gelen insanların, yazlık konutlarının bulunduğu bir yer olarak öne çıkar.

Bursa Gemlik Körfezi

Yine de: Gemlik gerçekten güzel bir yer. Burada bulunduğunuz sürede, merkezdeki deniz manzaralı restoranların birinde balık yiyerek, gayet güzel zaman geçirebilirsiniz.

Deniz derseniz, evet, merkeze bağlı beldelerde, özellikle Büyük ve Küçük Kumla beldelerinde deniz var. Ama: denizin tadı, sanırım pek öyle Akdeniz ve Ege denizinin tadını verecek ölçüde değil.

Gemlik Körfezi

GEMLİK KÖRFEZİ

Genel olarak sakin ve dalgasızdır. Doğudan batıya uzunluğu 35 km. ve güneyden kuzeye genişliği ise, 10-15 km. kadardır. Daima sakin olmasını sağlayan, karşılıklı iki burun var. (Tuzla ve Kapaklı burunları) Her iki sahilde, birbirine cephe alan bu burunlar, körfezi bir kıskaç içine almış gibidir.

Körfez, bu kıskaçlar arasında, adeta bir havuza benzer. Körfez sularının sığ bölümleri: 1-10 metre derin kısımları ise 100-150 metre arasındadır. Körfez, yer kabuğunun kırılmalarından meydana gelmiş bir çöküntü alanıdır.

SANAYİ

Bursa Gemlik Turizm

Gemlik’te: 5 büyük sanayi tesisi yanında, 100’e yakın sanayi tesisi bulunmaktadır.

TURİZM

Gemlik’te: Küçükkumla, Büyükkumla, Karacaali köylerindeki dinlenme evlerinde turistler ağırlanır. Bu köylere: kara ve deniz yolu ile gidilebilir.

EKONOMİ

Bursa Gemlik Ne Satın Alınır

Türkiye’nin en lezzetli sofralık zeytinlerinin yetiştirildiği yerlerden biridir. Üstün kaliteli: elma, armut ve şeftali üretimi de yapılmaktadır. Ancak, bölgede zeytin imalatı büyük yer tutar.

NE SATIN ALINIR

Gemlik zeytini olarak ünlenen zeytin alabilirsiniz. Kara yolu üzerindeki dükkanlarda satışa sunulan zeytinler ince kabuklu, % 30 yağ oranı, küçük çekirdek, % 86 et oranı ile, siyah sofralık zeytin olarak rağbet görüyor. Yıllık 5000 ton zeytin üretiliyor.

NE YENİR

Ceviz ve peynir serpilip, üzerine kızdırılmış tereyağı dökülerek servis edilen “Düdük Hamur”, şerbetli bir tür hamur tatlısı olan “Cennet Küngü”, bir başka hamur tatlısı olan “Zürbiye”, zeytinyağlı enginar dolması, cevizli lokum, höşmerim, buraya has lezzetler. Tercihinize göre, bunları tadabilirsiniz.

TARİHİ

Gemlik’in Ortaçağ’daki adı: Kius (Cius) tur. Bursa civarında kurulan en eski kenttir. Kuruluşu: MÖ.7’nci yüzyıla, Argonotlara kadar gider. Heredot’un ünlü Tarih’inde: bölgede sözü edilen tek kent Gemlik’tir.

1333 yılında, Kara Timurtaş Paşa’nın gayretleriyle fethedilmiştir. Gemlik sözcüğü: Gemilik, yani gemilerin yanaştığı ve gemi üretildiği bir yer anlamından gelmiştir. 1087 yılında Ebulkasım, Gemlik’i ele geçirip, burada donanma yaptırdığı için bu adı aldığı söylenir. Ancak: bu konuda başka söylentilerde bulunmaktadır.

Texier, Bursa’nın gömlekleri Gemlik Limanından ihraç edildiği için, bu adın “Gömlek”ten geldiğini” savunur. Bir başka tarihçi ise: bu sözcüğün, Luwi dilindeki”Kama-Gama” sözcüğünden geldiğini savunur. Kamila yani “Kama Yurdunun Körfezi”, Gemili’ye dönüştürülebileceğini savunur. Bunların bence tek dayanağı: Gemlik’in eski bir kent olması ve hemen hemen tüm eski kentler gibi, bu kentin de adı Türklerden önceki devirde kullanılmasıdır. Nitekim Gemlik fethedildiğinde de, bu adı taşıyordu.

Gemlik, Türklerin ilk tersanesidir. İnegöl’den gelen keresteler, bu limandan İstanbul’a taşınmıştır. Bozburun ise, Kürek için kesim alanıdır.

Gemlik: Bursa’daki Yıldırım Cami ve medresesine vakıf edilmiştir. Kasabanın geliri, bu vakıflara yollanırmış.

Gemlik Körfezi

GEZİLECEK YERLER

Gemlik Umurbey

UMURBEY:

Eski adı Bergaz, yani adı Umurbey olan kasaba, Çanakkale il merkezinin 15 km kuzeyindedir. Bursa-Yalova karayolunun 3 km uzaklıkta bulunan Umurbey’e asfalt ile her iki yönden giriş bulunmaktadır. Gemlik’e 4 km uzaklıktaki Umurbey ile Gemlik arasında, yarım saat aralıklarla otobüs seferleri bulunmaktadır.

Umurbey’in merkezindeki pınar, günümüzde zeminin 2 metre aşağısında kalmıştır. Pınarın üzerine inşa edilen şadırvana merdivenle ulaşılmaktadır.

Onlarca kurnadan akan gür ve kaliteli su, yıllar önce Bergaz’ı ziyaret eden araştırmacıların da dikkatini çekmiştir.

Gemlik Umurbey

Bergaz’ın 19’ncu yüzyıldaki incelemesinde, Roma çağına tarihlenen iki yazıt ve birkaç antik mimari blok bulunmuştur.

Umurbey’deki araştırmalarda, Belediyeye ait Petrol İstasyonunda mermerden yapılmış sütun başlıklarına rastlanmıştır. Kısa süre sonra bunlar Çanakkale Arkeoloji Müzesine nakledilmiştir.

Söz konusu mimari parçaların, Umurbey’de yıkılan eski camide, devşirme yapı elemanları olarak kullanıldıkları öğrenilmiştir. Biri Roma dönemi ve diğeri ise Bizans dönemine tarihlenen sütun başlıklarının buluntu yerleri bilinmemektedir.

 

Bursa Gemlik Celal Bayar Anıt Mezarı

CELAL BAYAR ANIT MEZARI

Umurbey kasabasında, Celal Bayar Vakfına ait: Kütüphane ve Müze ve ayrıca Celal Bayar’a ait anıt mezar bulunuyor.
Çünkü: Umurbey Kasabası; Türkiye Cumhuriyetinin 3’ncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın doğduğu yerdir.

Müze ve kütüphane, Celal Bayar’ın kendi olanaklarıyla, 26 Ağustos 1970 tarihinde hizmete açılmıştır. Modern bir yapı içinde bulunan müzede: Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün aziz hatırasını yaşatan bir köşe ayrılmıştır.

Ayrıca: çeşitli fotoğraflar, anı eşyalar ve tablolar bulunuyor. Anıt mezar: ölümünün ardından, Celal Bayar Vakfına ait, 8 dönüm arazi içine, devlet tarafından yaptırılmış ve 1993 yılında naşı buraya defnedilmiştir. Anıt mezardan Gemlik Körfezinin görüntüsü çok güzel. Mezarı ziyaret edecek olanlar: araçlarını, çevre düzenlemesinin yapıldığı alandaki otoparka bırakabiliyorlar.

Gemlik Umurbey Aytepe

AYTEPE

Umurbey Orhaniye Mahallesinde Reşat Bayar Caddesindedir.

Özel aracı ile gidenler için otopark var. Gemlik kuşatmasında, deniz cephesi komutanı olan Aykut Alp’in oğlu: Kara Ali, denizci olduğu için, öldüğünde, iki tarafı da deniz gören bir yere gömülmeyi vasiyet eder.

Kara Ali Paşa, İznik ve Hereke kuşatmalarında görev almış, 1356 yılında Gelibolu’nun alınması sırasında şehit düşmüştür. Ölünce, bu vasiyetine uygun olarak, günümüzde Aytepe diye isimlendirilen yere gömülür.

Gemlik Umurbey Aytepe

Halk arasında: “Ali Dede” olarak da tanınan Kara Ali’nin mezarı, halen Aytepe’dedir. Umurbey’in doruk noktalarında bulunan Aytepe’den: İznik Gölü ve Marmara Denizi görülebilmektedir.

Çağ ağaçları ile kaplı, yeşillikler içerisindeki Aytepe, Umurbey’in doğusunda, güzel bir mesire yeridir. Aytepe’den bakıldığında ön planda Umurbey, geri planda Gemlik körfezinin eşsiz panoraması ayaklar altında uzanır. 1’nci derece Sit alanı olan bu bölge, her yıl yerli-yabancı birçok ziyaretçi ağırlamaktadır.

 

TABAKLAR MAHALLESİ:

Umurbey merkezinin batısındaki Tabaklar Mahallesinde, antik bir iskan yerleşimi tespit edilmiştir.

Güneyden kuzeye doğru uzanan tepenin, güneyi hariç diğer yönleri sarptır.

Ovaya ve Hellespontos’a hakim bir tepe üzerinde kurulan yerleşim, Abydos-Arisbe yönünden gelen ve Lampsakos’a uzanan antik yolun üzerindedir.

Günümüzde Tabaklar Mahallesinin büyük bir bölümüne konutlar inşa edilmiştir.

Boş olan araziler ise bağ ve zeytinliklerle kaplıdır.

Ayakta kalmış hiçbir kalıntı olmamasına rağmen, arazideki seramik parçaları, bahçe duvarları içindeki çatı kiremitleri ve öğütme taşları, buradaki eski iskanın varlığını açıkça ortaya koymaktadır.

Tabaklar Mahallesindeki az sayıda el yapımı açkılı çanak-çömlek, İlk Tunç Çağı’na aittir.

İlk Tunç Çağı sonrasında iskanın devam ettiğini gösteren bulgulara rastlanmamıştır.

Buna karşın, MÖ 7’nci yüzyıldan sonrasına ait çanak-çömlekte ani bir artış gözlenmiştir.

Arkaik Çağ sonrasında, yeniden azalmaya başlayan seramik parçaları, Roma Çağına kadar kesintisiz devam eder.

Troas Bölgesinin yerel üretimi kabul edilen, gri seramikler, Perkote’de de vardır.

Genellikle kapalı biçimlerden oluşan gri seramikler, diğer kentlerdeki örnekler gibi açkılı, yalın veya kazıma dalga bantlarla süslenmiştir.

Tabaklar Mahallesindeki Arkaik Çağ’a ait boyalı seramikler arasında, Yaban keçisi üslubunda boyanmış testi, geometrik ve bitkisel bezeklerle süslenmiş tabaklar, kuşlu kaseler, dinos, İonya kaseleri ve siyah figürlü vazo parçaları oldukça yoğundur.

MÖ 7 ve 6’ncı yüzyıla tarihlenen doğu Grek üslubundaki seramik parçaları, Perkote’nin komşuları olan Arisbe ve Paisos’daki örneklere benzemektedir.

Klasik Çağ’a tarihlenen seramikler, genelde siyah astarlı kandil ve kantharos parçalarından oluşmaktadır.

Az sayıdaki Helenistik ve Roma Çağı seramikleri, bu alanda çok yoğun olmasa da iskanın devam ettiğini gösterir.

Tabaklar Mahallesinde seramikler yanında boyalı çatı kiremidi ve mimari terrakotta parçaları burada bir tapınak veya yönetim binasının varlığı ile ilişkilendirilir.

Troas Bölgesindeki resmi ve kutsal yapıların, pişmiş toprak levhalarla süslendiği bilinmektedir.

Tabaklar Mahallesinde Antik Çağ gündelik yaşamının izleri olan öğütme taşları ve iğ ağırlıkları da bulunmuştur.

Ele geçen iğ ağırlıkları, Arisbe ve Troia’da olduğu gibi gri seramik parçalarından imal edilmiştir.

Antik kentin nekropolleri, Tabaklar Mahallesinin güney ve batı yönlerinde bulunmaktadır.

Bunlardan birinci nekropol, Tabaklar Mahallesinin batısındaki yamaçlardadır.

Bu alandaki mezarların izleri halen görülebilmektedir.

19’ncu yüzyılda Lapsekili Sabri Efendi tarafından Perkote’te bulunan, Klasik ve Helenistik Çağ’a ait terrakoottalar, İstanbul Arkeoloji Müzesine verilmiştir.

Yüzey araştırmalarında ele geçen bir kadın başı, müze ve koleksiyondaki terrakottaların bu alanda bulunmuş olmalarını desteklemektedir.

Kentin güneyinde, Perkote’yi Abydos şehrine bağlayan karayolunun doğusunda, ikinci bir nekropol alanı vardır.

Bu nekropolde yapılan tarım faaliyetleri sırasında ortaya çıkan lahitler, yol kenarına atılmıştır.

Sandukaları sade olan lahitlerin, kapaklarında köşe akroterleri kabaca işlenmiştir.

MS 2-3’ncü yüzyıllara tarihlenen lahitler, yerleşimin Roma Çağı iskanı için önemlidir.

 

PERKOTE

Perkote şehrinden ilk söz eden Homeros, İlyada Destanında kentin Praktios nehrinin yakınında olduğunu aktarır.

Antik yazarlar: Perkote’yi, Arisbe ile Lampsakos arasında bir kent olarak tanımlarlar.

Homeros: İonya ayaklanmasına katılan Perkote şehrinin Pers kralı Dureios tarafından, Abydos’tan sonra ele geçirildiğini yazar.

Pers Kralı Artakserkses: Lampsakos’u şarabı, Perkote’yi ise yatağı ve kıyafetin için Spartalı Themistokles’e vermiştir.

Antik Deniz Birliği vergi listesinde: Perkote (MÖ 451-450) ve Plaiperkote (MÖ 451-450) olmak üzere iki kent adına rastlanmaktadır.

Antalkidas, MÖ 387’de Atinalılar fark etmeden gemiyle Perkote’ye doğru hareket etmiştir.

Büyük İskender, MÖ 334 yılında ordugahı kurduğu Arisbe’den bir gün sonra Perkote’ye ulaşmıştır.

Argonautlar: Hellespontos’daki yolculukları sırasında, Abydos ve sonra Perkote önünden geçmişlerdir.

Kyzikos’un karısı Perkoteli Merposa’ın kızıdır.

Perkote şehrinin kimler tarafından kolonize edildiğine dair, antik yazarlar bilgi vermezler.

Buna rağmen: Perkote’nin Abydos, Arisbe ve Paisos gibi bir Milet kolonisi olduğu görüşü hakimdir.

Perkote şehri, adına sikke bastırmamıştır.

Yakın çevresindeki Arishe ve Paisos gibi küçük yerleşimlerde de sikke darbı söz konusu değildir.

Perkote şehrinin nüfusu, Attik Deniz Birliğine ödedikleri vergi miktarına göre, tahmini olarak hesaplanmıştır.

Bu hesaplamaya göre, 1000 drakhme ödeyen Perkote’nin nüfusu 530 kişi olmalıdır.

Sonuç olarak, Perkote küçük bir yerleşimdir.

 

NARLIÇEŞME:

Umurbey’in 1 km kuzeyinde, Praktios çayının (Bergaz çayı) hemen kenarındaki kalıntılar, bazı araştırmacılar tarafından Perkote olarak önerilmiştir.

Bu alan, gür akan bir su kaynağı yüzünden Narlıçeşme olarak adlandırılmıştır.

Narlıçeşme çevresinde yapılan araştırmalarda, seramik parçaları dışında antik yapı kalıntısına rastlanmamıştır.

Verimli toprakların hemen kıyısında bulunan Narlıçeşme mevkiinde ele geçen seramik parçaları, Geç Roma ve özellikle Bizans dönemlerine aittir.

Seramikler arasında içe dönük ağızlı ve siyah astarlı Hellenistik çağ kase parçaları çok azdır.

 

ERDAĞI

Umurbey’in doğusunda, Praktion nehrinin batı yakasında ve Hellespontos’tan (Çanakkale Boğazı) kuş uçumu 11.5 km ve Umurbey’den ise 5.5 km uzaklıktadır.

Denizden 373 metre yükseklikteki Erdağı, volkanik bir kayalıktan oluşmaktadır.

Güneybatı kuzeydoğu doğrultusunda uzanan dağın, her iki ucundaki küçük yükseltiler dışındaki arazi düzdür.

Dağın çevresini yıkık bir duvar kuşatmaktadır.

Sur olduğu düşünülen duvar moloz ve doğal kesme taş kullanılarak, kuru duvar tekniğiyle inşa edilmiştir.

Ancak duvarlardan günümüze, temellere ait küçük bir bölüm ulaşmıştır.

Yerleşmeye güneydeki uzun bir rampadan ulaşılmaktadır.

Rampanın batı yönünde, yola paralel bir duvar örülmüştür.

Geniş bir bölgenin gözetlenebildiği Erdağı’nda binaların inşası için yeterli düz alan ve kuzey yamacında su kaynağı vardır.

Erdağının kuzeydoğu ucunda 3-4 metre yüksekliğinde ve yaklaşık 30 cm çapında tepenin çevresinde ikinci bir duvar vardır.

Bu alan içerisinde, 1.5 metre çapında daire planlı kalıntılar dikkat çekmektedir.

Şehrin bir iç sur ile çevrilmesi geleneğine Troas bölgesindeki Gargara ve Lamponia kentlerinde de rastlanır.

Küçük Asya ve Mezopotamya’da yaygın olan iç surun içerisinde, yönetim binaları ve kutsal alanlar bulunmaktadır.

Erdağında da iç surun böyle bir amaca hizmet ettiği kesin değildir.

Erdağı’nın 500 metre kadar güneyindeki kalıntılar nekropol olarak tanımlanmıştır.

Nekropolde birkaç parça pitos ve düzgün kesilmiş kireç taşı bloklar göze çarpar.

Nekropol olarak önerilen yerin yaklaşık 750 metre güneydoğusundaki Kiremitli Tepe’de, Geç Roma Çağı seramikleri bulunmuştur.

Az sayıdaki ve kalitesiz seramik örnekleri, bu alanın bir süre çiftlik yeri olarak kullanıldığını ortaya koymaktadır.

Yamaçlar ve doruğu kayalıklarla kaplı olan Erdağı ve çevresindeki engebeli arazi, günümüzde ormanlarla kaplıdır.

Praktios nehri, Erdağı’nın kuzey kıyısındaki derin bir vadide akmaktadır.

Bu yüzden ırmak boyunca tarıma uygun alanlar mevcut değildir.

Yerleşme ve yakın çevresindeki alanların coğrafi yapısı, tarımdan daha çok hayvancılık için uygundur.

Gemlik Kurşunlu

KURŞUNLU KASABASI VE PLAJI

Güzel bir plajı ve Türkiye’de çok az örneği bulunan Tahtalı Köy çarşısı, 2 km uzunluğundaki koyu, güzel restoranları var. Bu özellikleriyle, Kurşunlu: Bursalı ve İstanbullu yazlıkçılara hizmet veren bir tatil kasabasıdır. Ayrıca: 29 yatak kapasiteli bir öğretmen evi de var.

Bursa Gemlik Hagios Abarkios Manastır Kilisesi

HAGİOS ABARKİOS MANASTIR KİLİSESİ

Kurşunlu Kasabasında, 1200’lü yıllarda, Rumlar tarafından yaptırılmıştır. Hıristiyan din adamı yetiştiren bir okul olarak kullanılmıştır. Lozan Antlaşmasından sonra, Rumlar, Kurşunlu’yu terk edince, bu okul ve kilise kapatılmış.

 

MİCAEL GABRİEL (BAŞ MELEKLER) KİLİSESİ

Kurşunlu Kasabasındadır. Yapım tarihi belli değildir. Köydeki yıkılmış diğer kilise ile birlikte, halkın ibadet ihtiyacı için kullanılmıştır. Lozan Antlaşmasından sonra, Hıristiyan Rum halk köyden ayrılınca, kilise boşaltılmış olup, bugün metruk vaziyettedir.

Gemlik Küçükkumla

KÜÇÜK KUMLA

Gemlik’in 6 km. kuzeybatısındadır. Bursa’ya ise 30 km. uzaklıktadır. Tam arkasında: Samanlı dağı vardır. Gemlik körfezinin kuzey sahilinde bulunur. Beldenin batısında: Büyük Kumla köyü yer alır. Devlet kara yolu üzerinde bulunan kasabada, turizm potansiyeli, son yıllarda gelişen “Karacaali, Narlı, Kapaklı ve Armutlu” gibi sahil kasabalarının, Gemlik yakınlarındaki en gelişmişidir.

Burada: zeytin en fazla yetiştirilen tarım ürünüdür. Tarımın yanında, turizm de, halkın önemli geçim kaynağıdır. Daha çok yerli turistler tarafından tercih edilmektedir.

Bursa Gemlik Büyük Kumla
Bursa Gemlik Büyük Kumla

 

BÜYÜK KUMLA

Köy, Bursa iline 33 km. ve Gemlik ilçesine ise 8 km. uzaklıktadır. Tam arkasında: Samanlı dağı bulunuyor.
Büyükkumla köyü, aslında 1950 yılından önce, daha geride, denize daha uzaktı. Fakat, 1950 yılında çıkan sel nedeniyle, köy telef olmuş ve o zamanlar Karacaali köyü topraklarında bulunan ama kullanılmayan araziye, yani bugün bulunulan yere, köy taşınmış. Sel basan alan ise, tarım alanı olarak kullanılmaya devam etti. Halen eski köy yerinde cami kalıntıları bulunuyor. Köy hakkında birkaç efsane var: Eski köyde bulunan bir kuyunun dibinin olmadığı, yani sonsuzluğa uzandığı söylenir. Bu kuyunun başında bulunan bir taşın üzerinde oluşan çukurun; Hz. Muhammed’in ayak izi olduğu söylenir.

Bursa Gemlik Karacaali Köyü
Bursa Gemlik Karacaali Köyü

 

KARACAALİ KÖYÜ

Bursa iline, 44 km. ve Gemlik ilçesine 12 km. uzaklıkta, şirin bir sahil kasabasıdır. Bol miktarda tatil sitesi bulunmaktadır. Köyde: 3 tane dinlenme tesisi vardır. Bunlar: Anadolu Üniversitesi Eğitim ve Sosyal Tesisleri, MEB. Spor ve İzcilik Okulu ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü Hasan Ürgen Eğitim ve Dinlenme Tesisleridir. Köyde: bir de disko bulunmaktadır.

Kilis Musabeyli

Kilis Musabeyli

Musabeyli Kilis il merkezi arası: 33 km. Musabeyli İslahiye arası: 62 km. Musabeyli Gaziantep arası: 59 km.

Kilis Musabeyli

TARİHİ

İlk olarak “Murathöyüğü” olarak bilinen yerleşimin kuruluş tarihi ve kimler tarafından kurulduğu bilinmemektedir. İlçe merkezi, Hititler zamanından kalma bir höyük üzerine kurulmuştur, yani bu bölgede Hititler döneminden itibaren yerleşim mevcuttur.

1995 yılında Kilis ilçesini il olmasıyla, Musabeyli’de ilçe olmuş, Türkiye’nin bu en genç ilçesi Kilis iline bağlanıştır.

Kilis Musabeyli

GENEL

En önemli özelliği, ilçe merkezinin bir höyük üzerine kurulu olmasıdır.

Buna bağlı olarak, zaman zaman yapılan temel kazılarında çeşitli tarihi eserler bulunmaktadır.

Bu tarihi kalıntılar değerlendirildiğinde, ilçe merkezinin üzerinde bulunduğu höyüğün Hititler zamanında kaldığı anlaşılmaktadır.

Böylece, ilçe merkezinin bulunduğu höyük alanı, Arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Nüfus olarak, Türkiye’nin en küçük ilçesidir.

Arazi genellikle engebelidir. Ova kesiminde, zeytinlik, bağ ve bahçeler vardır. Dağ kesiminde ise meyve ağaçları bulunur. Rakımı 735 metredir.

Kilis Musabeyli

GEZİLECEK YERLER

İlçenin tarihi ve turistik yerleri yok, bazı höyükler var ama bu höyükler hakkında da herhangi bir araştırma yok, bilgi yok, yani Musabeyli ilçesi tarihi ve turistik yönlerini gündeme getiren bir yer değil, dolayısı ile bu bir gezi yazısı değil, bir tanıtım yazısı olarak nitelendirilebilir.

Kilis Musabeyli Höyük

MUSABEYLİ HÖYÜĞÜ

Halen, Musabeyli ilçesi bu höyüğün üzerinde kuruludur. Höyüğün Hitit döneminden itibaren yerleşim yeri olarak kullanıldığı düşünülüyor. 

Höyükte yapılan kazılar, Neolitik Çağ’dan itibaren farklı tarih katmanlarının varlığını ortaya koymaktadır. Bu katmanlar sayesinde bölgenin çok uzun süreler boyunca yerleşim gördüğü anlaşılmıştır. Kazılarda: seramik parçaları, taş aletler, hayvan kemikleri gibi günlük yaşamı yansıtan kalıntılar bulunmuştur. Bu buluntular, o dönemdeki yaşam koşulları ve kültür hakkında önemli bilgiler sunar. 

 

ÇAVUŞUN HÖYÜĞÜ

Karbeyaz ve Yuvabaşı köylerinin güneyindedir. 

Kilis il sınırları içinde, Oylum höyükten sonra gelen en büyük höyüktür. Bölgenin tarih öncesi dönemlerine ışık tutan, özellikle Neolitik ve Kalkolitik çağlara ait izler barındıran bir höyüktür. Höyükte bulunan kazılarda bulunanlar: çanak çömlek parçaları, taş ve obsidiyen aletler, hayvan kemikleri, erken dönem tarıma ait kalıntılardır. 

Kilis Musabeyli Domuzbeleni Höyük

DOMUZBELENİ MEVKİİ

Hasancalı köyündedir.

Kaçak kazılar sonucu tahrip edilmiş taş sanduka mezarlar vardır. Roma dönemine ait olduğu düşünülmektedir.

Kilis Musabeyli Belentepe

BELENTEPE

Köy ilçe merkezine 31 ve il merkezine 50 km uzaklıktadır.

Belentepe höyüğü ile tarihi çok eski zamanlara dayandırılan, Türkmenlerin oluşturduğu Belentepe, Musabeyli ilçe merkezine 30 km uzaklıktadır. 

Köy sınırları içinde, İlk Tunç çağından, Geç Roma dönemine kadar yerleşim görüldüğü anlaşılmıştır. Köyün eski adı Çıraz’dır. 

İlçe merkezine bağlı bu köy halkı, Çavuşlu Türkmenlerinden oluşur.

Köyün tarihi bilinmemekle birlikte, köy alanında bulunan Belentepe höyüğü nedeniyle, buradaki yerleşimin çok eskilere kadar gittiği düşünülmektedir.

Kilis Polateli

Kilis Elbeyli

Kilis Elbeyli

Elbeyli Suriye sınırında, bu yüzden bu yazı bir gezi yazısı değil de bir tanıtım yazısı olarak hazırlanmıştır.

Çünkü, Elbeyli’nin şu an için turizm yönü geridedir, göçmenler ve Suriye sınırındaki güvenlik daha ön plandadır.

İlçe merkezi, Suriye sınırında bulunan Çobanbey Tren İstasyonuna 5 km uzaklıktadır. İlçe il merkezine 34 km uzaklıktadır.

TARİHİ

Elbeyli, Oğuzlar’ın Alkırevli boyunun “Elbeyli Türkmen” aşiretine mensup yörükler tarafından kurulduğu kabul edilir. 

1040-1157 yılları arasında Büyük Selçuklu sınırlarında, sonrasında İlhanlılar, Dulkadiroğulları egemenliği altında, 1516’da Mercidabık zaferinden sonra Osmanlı hakimiyeti altına girmiştir. 

Cumhuriyet döneminde 1931’de Suriye sınırı netleşince (bu dönemdeki ismi Alimantar) Carablus’un sınır dışı kalması ile Gaziantep’e bağlı köy olmuştur. 1995’te Kilis il statüsüne geçince yeniden Kilis’e bağlı bir ilçe olmuştur. 

 

Kilis Elbeyli

GENEL

Yörenin ismi neden “Elbeyli” dir?

Bölgede Türkmen aşiretleri yerleşiktir ve Osmanlı zamanında, aşiretin başına aşiret mensupları dışından bir bey atanmıştır. Böylece yörenin ismi “Elbeyli” olmuştur. Elbeyli Türkmenleri, Suriye Türkmenleridir.

Ancak buraya verilen ismin başka kaynaklarla da bağlantısı vardır. Osmanlı döneminde metinlerde söz konusu olan “İlbeyli” veya “İlbeglü” şeklindeki kişiler: handan sonraki rütbelilerdir. Yani bir makamdır.

Bu anlamda, Anadolu’nun bazı bölgelerinde bucak müdürü, vali ve mıntıka komutanına “el beyi” denilmektedir.

İlçenin en büyük özelliği, Suriye ile olan 24 kilometrelik sınır hattıdır.

Arazi yapısı düz ovadır. Dağ ve tepe yoktur. Denizden yükseklik 514 metredir. İklimi Akdeniz iklimine yakındır, buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.

Yine buranın en önemli tarafı: Suriyeli mültecilerin barındığı büyük bir konteyner kente sahip olmasıdır.

Kilis Elbeyli Geçici Konaklama Mermezi

ELBEYLİ GEÇİCİ KONAKLAMA MERKEZİ

Bu merkez, Suriye’den ülkemize göç edenler için, 2013 tarihinde yapılmıştır. Merkezde 3560 konteynerler bulunmaktadır. Her konteyner 21 metre kare olarak planlanmıştır, iki oda, bir banyo, bir tuvalet vardır. 

Yaklaşık 25 bin kişi kapasitelidir. Üst düzey güvenlik sistemi kuruludur.

NE YENİR

Buralara yolunuz düşerse ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, bulamaç, katmer, sucuk hapısası, teşrübe, ekşili malhıta, lebeniye ve kilis tava yemenini öneririm.

Özellikle Kilis tava mutlaka tatmalısınız.

Kilis Elbeyli Yemeni

NE SATIN ALINIR

Buradan “yemeni” satın alabilirsiniz. Yemeni, üstü yumuşak deri, tabanı kalın deri olan ve köşkerler tarafından elde dikilen ökçesiz ayakkabıdır. El emeği göz nuru üretilen yemeniler, kaliteli doğal malzemeden yapılır, teri çekerek vücudun elektriğini alır, özellikle üstü havır denen oğlak derisinden yapılmış yemeniyi öneririm.

Kilis Elbeyli

GEZİLECEK YERLER

Elbeyli ilçesinde 9 tane tarihi höyük vardır. Kültür Varlıkları Koruma Kurulu tarafından bu 9 höyük Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Ancak, bu höyüklerle ilgili yaptığım araştırmalar sonucunda maalesef hiçbir resmi kayıt, fotoğraf yok, yani sanırım Elbeyli Suriye sınırına yakın, turizm değil başkaca sorunlar var, güvenlik daha ön planda geliyor.

Kilis Elbeyli

Belki ileri de bir gün Elbeyli’nin tarihi ve turistik özellikleri de keşfedilir. Bu yüzden, ilçe sınırları içinde birçok höyük olmasına rağmen, ben de kısa bilgiler vermekle yetineceğim, Kilis yöresinde tek araştırma yapılan höyük, Oylum höyük.

ÇATAL HÖYÜK

İlçe merkezine bağlı Güvendik köyündedir. 

Bölgede aktif kazılar öncelikle Oylum Höyükte yürütülmektedir. Höyüğün, bölge düzeyinde kültür katmanları taşıyan bir yerleşim olabileceği düşünülür. Yani farklı dönemlere ait yerleşim kalıntıları, mimari izler ya da materyallar içerebilir. Ancak hangi dönemlere ait olduğu, kaç katman bulunduğu, hangi kültürlere ait olduğu bilinmiyor. Bölgede toprak, tarım, şehirleşme ve doğal aşınma gibi etkenler höyüklerin yüzeysel tahribatına yok açmıştır. 

 

 

TİLEYLİ HÖYÜK

İlçe merkezinin 2 km kuzeybatısında Taşlıbakar köyündedir.

Höyük üzerinde Geç Kalkolitik çağdan Bakır çağından itibaren yerleşme olduğu düşünülmektedir. Ancak detaylı kazı verileri, katman analizleri, hangi kültür evreleri barındırdığı gibi bilgiler mevcut değildir. 

 

TEPECİK HARABESİ

İlçe merkezine bağlı Taşlıbakar köyündedir.

Burada yapılan yüzey araştırmalarında Kalkolitik döneme ve Ortaçağ’a ait seramik parçaları bulunmuştur. Ancak şimdilik kazı çalışmaları ya da detaylı analizler hakkında bilgi yoktur. Harabenin tam büyüklüğü, sınırları, yapısal kalıntıları (evler, duvarlar) hakkında net veriler yoktur. 

Kilis Elbeyli Oylum Höyük

OYLUM HÖYÜK

Kilis’in Oylum köyü civarında, Kilis-Gaziantep karayolu üzerindedir. Yüzölçümü yaklaşık 460 – 370 metrekaredir. İki ana yükseltisi vardır, kuzeydeki 22 metre, güneydeki 37 metredir. Bu iki yükseltiyi bir boyun birleştirir. 

Geç Kalkolitik çağdan başlayarak, kesintisiz olarak iskan görmüştür. Yaklaşık MÖ 3500-3000’den itibaren yerleşme varlığı sürmüştür. İlk yüzey araştırmaları ve hazırlık çalışmaları 1985-1987 yılları arasında başlamış, kazılar ise 1988’den bu yana devam etmektedir. 

Araştırmalarda: mezar buluntuları (Erken Tunç Çağına ait mezarlar, oda mezar tipleri gibi yapılar), yönetim yapıları (Hitit tabakası altında anıtsal/saraysal idari yapı izleri), Hitit kral mühürleri ve mühür baskıları gibi kültürel materyaller bulunmuştur. 

Kilis Elbeyli Oylum Höyük

 Evet Oylum höyük, Bereketli Hilal bölgesinin kuzeybatı ucunda yer alıyor. Hem Anadolu ile Ön Asya’yı, hem de Suriye, Mezopotamya coğrafyasını bağlayan tarihi yollar üzerindedir. Bu yüzden sadece yerel değil bölgesel bir etkiye sahip yerleşimdir. 

Yerleşimin sürekliliği: çok sayıda kültür katmanın varlığı, yazılı belgeler ve mühürler, idari ve sosyopolitik faaliyet izleri (örneğin: saray, anıtsal yapı gibi) onu geleneksel küçük höyük yerleşkelerinden ayırır. 

 

 

KESMELİK MEZRASI

Yeşilyurt köyü kesmelik mezrasının kuzeyinde, kireç taşlı alanda Roma dönemine ait kaya oyuğu mezarlar ve ana kayaya oyulmuş çeşitli işlik alanları ve mekanları vardır, ancak bunlar define arayıcıları tarafından soyulmuştur.

Mezra alanı kireçtaşı bir zemin üzerine kuruludur. Tam olarak kaç mezar vardır, mezarların iç biçimleri, tarihleri, kemik ya da ölü gömme uygulamaları gibi detaylar açık olarak bilinmemektedir. 

Kilis Elbeyli Sağlıcak Köyü

SAĞLICAK KÖYÜ

Köyün ismi 1917’de kaynaklarda “Küçük Şekib” olarak geçiyor. İl merkezine 3 km uzaklıktadır. Kilis il merkezine 31 km uzaklıktadır. Rakım 1814 metredir. Köy, Elbegli Türkmenlerine mensup bir Türkmen köyü olarak geçiyor. 

Burada İl Özel İdaresi tarafından sağlanan kaynakla, kazılar yapılmaktadır. Kaçak kazılar sonucu Bizans dönemine ait mozaikler bulunmuştur. 

 

Kilis Polateli