Eskil, il merkezi Aksaray’a 67 km uzaklıktadır. Eskil Konya arası 115 km. dir. Eskil, Konya arası uzaklık: 114 km. Eskil, Ankara arası uzaklık: 219 km. Eskil, Niğde arası uzaklık: 171 km.
TARİHİ
Bölge Eski Tunç, Demir çağı, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yoğun bir şekilde iskan görmüştür. Bu durum bölgede bulunan çeşitli yerleşmeler ve höyüklerden anlaşılır. Adının eski kaynaklarda daha çok “Eski il veya Eskiil” olarak geçtiği, sonradan bugünkü halini aldığı anlaşılmaktadır.
Eskil’in ilk kurulduğu alan, bugünkü yerleşim biriminin kuzeyinde Tuz gölü yakınındaki Gavurönü olarak bilinen mevkidir. Rivayete göre, II. Kılıçaslan döneminde (1156-1192) bugünkü köyün bulunduğu alana taşınmıştır.
Bazı kaynaklarda ise, Eski-il’in Koçhisar gölü kıyısına yakın yerde kurulduğunu belirtir. Halk arasında ise Eski-il’in bugünkü şehrin kuzey tarafında “İğneağzı” denen ören yerinde kurulduğu, bugün hala adı geçen yerde birtakım yapı kalıntılarının bulunduğu söylenir. Eskil 1929 yılında belde statüsüne kavuşmuştur. 1990 yılında ise ilçe olmuştur.
Aksaray Eskil
GENEL
İlçe bölgenin önemli bir değeri olan Tuz gölünün güneyinde kalır. Tamamen düz bir ova üzerinde kurulmuştur. İpek yolunun kuzeyinde kalır. İlçenin kuzeyinde Tuz gölü bulunur. Tuz gölüne doğru düz bir ovalık saha hakim, güneye gidildikçe hafif eğimli platoluk saha vardır.
Geçmişte bataklıklar ve göllerin oluşturduğu saha, günümüzde yeraltı sularının azalması sonucu kurumuştur. İlçede karasal iklim hüküm sürer, buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer.
Orman ve yeşil alan bakımından fakir bir bölgedir. İlçe merkezinin kuzeyinde, Tuz gölüne kadar olan geniş alan bataklık ve sazlıktır.
NE YENİR
Buralara yolunuz düşerse “sıkma” isimli gözleme ve kaymak böreği yemenizi öneririm.
ESKİL MESLEK YÜKSEK OKULU
Aksaray üniversitesine bağlıdır. 2016 yılında eğitime başlamıştır. Hali hazırda Veterinerlik bölümü, Laborant ve Veteriner Sağlık programları sürdürülmektedir.
Aksaray Eskil
GEZİLECEK YERLER
Aksaray Eskil Ulu Cami
ULU CAMİ
İlçe merkezinde Eski Mahallededir. Oldukça büyük bir bahçededir.
Eserim yapım tarihi belli değildir ama Selçuklulardan kaldığı bilinmektedir. Giriş kapısı üzerinde, taştan 50 x 35 cm ölçülerinde bir kitabe vardır. Arapça yazılı kitabenin son satırında, muhtemelen 1734 tarihi yazılıdır. Kitabenin sadece ilk satırı ve son satırı okunabilmiştir. Yörede yaşayanların söylediklerine göre cami: 1926-1970 ve 1984 yıllarında üç kere onarım geçirmiştir.
Yapının ilk minaresi hakkında bilgi yoktur. Bugünkü minaresi kesme taştan, 1963 yılında Kemalpaşalı Mehmet Yüzüak tarafından yapılmıştır. Mihrap ve minber, orijinal değil geç dönemden kalmadır.
Caminin en önemli özelliği, ahşap sütunlu olması ve kalem işi süslemeleridir. Harimin ahşap tavanını 47 ahşap sütun taşımaktadır. Bu ahşap sütunların bir kısmı daire, diğer kısımları ise kare kesitlidir.
Bu sütunların bazıları ikişer olarak kullanıldığından, ayak sayısı 32 dir. Bu sütunların bir kısmı yan yana dizildiğinden ikiz sütun şeklinde görülür.
Aksaray Eskil Ulu Cami
Kaynağı cami altında bulunan bir su mahzeni ve bu su mahzeninin üzerinde, caminin önünde şadırvan bulunur. Cami halen ibadete açıktır.
Aksaray Eskil Böget Köyü
BÖGET KÖYÜ
Böget köyü: ilçe merkezine 10 km ve Aksaray il merkezine 50 km uzaklıktadır.
Köyün ismi suyun önüne kurulan bent anlamına gelen Böğet’ten gelir. Köyün ününün ise su değirmenlerinden geldiği bilinir. Bu köyde, köyle aynı ismi taşıyan Böget Höyük ile mezarlık alanı ve Hitit barajı olarak anılan sahalar bulunur.
Bunlara ilaveten köy camisinde bulunan antik döneme ait devşirme malzemeler görülür. Köyde bulunan höyük, köyün merkezi konumundadır. Yüksekliği yaklaşık 28 metredir. Çapı 200-250 metredir. Höyük üzerinde sadece seramik parçaları bulunur, herhangi bir mimari yapıya ait kalıntı yoktur.
Köy camisinin beden duvarlarında, Geç Antik döneme ait devşirme malzemeler kullanılmıştır. Ayrıca cami avlusunda, Geç Antik döneme ait sütun kaideleri bulunur.
Köyün dışında, Böğüt höyüğün yaklaşık 200 metre doğusunda Roma mezarı olarak adlandırılan bir yer bulunur. Burada, düzgün olmayan blok veya levha şeklinde, ince uzun mezar taşlarının olduğu görülür. Ancak bunların hiçbirinin üzerinde herhangi bir yazıt veya resim yoktur.
Bu yüzden mezarlık hakkında bilgi mevcut değildir. Köy merkezi dışında “Hitit Barajı” olarak isimlendirilen yerde ise, sadece set olarak inşa edildiği anlaşılan duvar kalıntısı dışında bir şey bulunmamaktadır.
İl merkezine 81 km uzaklıktadır. Ağaçören, Ortaköy arası uzaklık: 21 km. Ağaçören, Sarıyahşi arası uzaklık: 29 km. Ağaçören, Ankara arası uzaklık: 188 km. Ağaçören, Kırşehir arası uzaklık: 73 km.
TARİHİ
Bölgede ilk yerleşimin MÖ 3 ile 4 yüzyıllar arasında Hititler tarafından yapıldığı tahmin ediliyor. Osmanlı döneminde bölgenin ismi “Panlı” dır.
1961 yılına kadar bu isimle anılan ilçe, aynı yıl “Ağaçören” olarak isim değiştirmiştir. Şereflikoçhisar ilçesine bağlı iken, 1989 yılında Aksaray ilçesine bağlanmıştır.
Aksaray Ağaçören
GENEL
İlçe Orta Kızılırmak bölgesinin güneyindedir. Rakımı 1100 metredir. İlçede karasal iklim hakimdir, kışları oldukça sert geçer. İlçenin tek akarsuyu, güneybatıda bulunan Peçenek özüdür. Camili köyünde bir gölet bulunur. Tarım arazileri, düz değildir, hafif ve orta derece eğimlidir. Kuru tarım yapılır.
Aksaray Ağaçören
GEZİLECEK YERLER
MERMER STEL PARÇASI
İlçe merkezinde bulunan Jandarma karakolu bahçesinde, bir mermer mezar steli vardır. Dikdörtgen formlu mezar stelinin ön yüzünde 7 satırlık bir yazı kuşağı ve bu yazı kuşağının üstünde stilize bir boğa başı ve altında ise iki adet asma yaprağı süsü görülür. Üzerindeki yazıtta ise, bu mezar stelinin Dade isimli birinin anısına dikildiği yazılıdır.
CAMİLİ GÖLETİ
İlçe merkezine bağlı Camili köyündedir.
Gölet kıyısında mesire yeridir. Göletin içerisinde bulunan kurumuş dev kavak ağaçları ve bent çevresindeki evleri görebilirsiniz. Ayrıca gölet olta balıkçılığına da uygundur. Göletin çevresindeki tepeler yüksektir. Gün batımında güneş, paralel gelen ışınları ile adeta renk cümbüşü yaratıyor, bence buralara yolunuz düşerse camili göletinde güneşin batışını mutlaka izleyin.
Aksaray Ağaçören Taşkale
TAŞKALE
İlçe merkezinin yaklaşık 3 km güneybatısındadır.
Büyük bir kaya kütlesi olduğu için bu isim verilmiştir. Engebeli bir arazide yükselen bu kaya kütlesi, volkanik patlamalar sonucunda yüzeyde tek olarak durmaktadır. Tepe düzlüğünde, dikdörtgen şekilli olası bir sunu çukuru veya ezme ya da toplama havuzu işlevi gören, sığ bir çukurluk vardır.
Ancak çukurların kullanımları ile ilgili net bir bilgi yoktur. Çukur: 2.30 x 1.70 metre ebatlarında, 0.25 metre derinliktedir. Ayrıca kuzeye bakan yamaçta 2.36 x 1.70 metre ölçülerinde ve 0.70 metre derinlikte, dikdörtgen bir çukur daha bulunur.
Aksaray Ağaçören Taşkale Kaya Mezarları
Taşkale kaya mezarları
Bu kaya kütlesinin kuzeyinde ve batısında, daha alçak ve küçük ölçekli birçok kaya kütlesi vardır. Bunların bir tanesinde, bir mezar odası bulunur. Kaya mezarı, Taşkalenin yaklaşık 40 metre kuzeyindedir. Daha küçük boyutlu bir kaya kütlesi görünümündeki bu kayaya açılan mezar odası girişi doğuya bakar.
Kapı açıklığının yüksekliği 1.38 metre, genişliği ise 1.29 metredir. Girişin üst kısmı, kemerli olarak düzenlenmiştir. Girişe, kenarları süslü bir görünüm kazandırılmıştır. Mezar odası: 2.95 x 2.50 metre ebatlarında ve 1.44 metre yüksekliktedir.
Mezar odasının içinde, girişin bulunduğu kısa duvar hariç, diğer duvarların önünde klineler oluşturulmuştur. Klineler, zeminden ortalama 0.43 metre yüksekliktedir. Kuzey kline tahrip olmuştur. Batı yönündeki sekinin genişliği 1 metre, güney sekinin ise 0.90 metredir.
Mezar içinde ve çevresinde herhangi bir kalıntı ve buluntu yoktur. Bu yüzden mezarın tarihi konusunda kesin bir yargıya ulaşılmamıştır.
Ancak bu tip mezarların Roma döneminde yaygın olduğu bilinmektedir. Yani, mezar Roma dönemi mezarıdır.
Bursa Keles; Keles, Bursa il merkezi arası uzaklık: 45 km. Keles, Tavşanlı arası uzaklık: 63 km. Keles, Domaniç arası uzaklık: 68 km.
TARİHİ
Keles isminin kökeniyle ilgili iki iddia bulunmaktadır.
Birincisi: ismin “Kilise” kelimesinden türetildiğidir. Keles isimli yerlerin çoğunda: Bizans dönemine kadar geri giden eski bir kilisenin bulunuyor olmasıdır.
İkincisi: Philippson’un Anadolu haritasında ise Keles “Kelles” olarak isimlendirilmiştir. Bu ipucu Bizans yazılı kaynaklarında sık sık görülen “Kellia” nın burası olduğunu işaret eder.
Her iki olasılık ta mümkündür.
Ancak yine resmi bir kaynakta, Keles isminin anlamı olarak farklı bir yorum yapılmıştır. Şöyle ki, bilinen en eksi Türk lügatı olan Divanü Lugat-it Türk’te “Keles” adına rastlanmaz. Ancak yine yapılan araştırmalara göre, Çağatayca sözlüklerinde “Keles” kelimesinin anlamı “bir tür kertenkele” olarak verilir. Keles’in halen Kazak dilinde bir kertenkele türünün, Çağatay Türkçesinde ise bir sincap türünün adı olarak kullanıldığı iddia edilmektedir.
Keles ilçe merkezinde yapılan çeşitli bina harfiyatlarında, antik dönemlere ait mermer mimari malzemeler açığa çıkmıştır. Hem ilçe merkezinde bulunan çok sayıda antik döneme ait mermer mimari malzeme, hem de çok geniş bir alana yapılan nekropol sahası, Keles ilçe merkezinin antik bir yerleşimin üzerine kurulduğunu gösteren kanıtlardır. Buna istinaden, yukarıda söz ettiğim gibi, “Kellia” kentinin burada olması mümkündür.
Hatta burada kullanılan mimari malzeme, ilçe merkezinin 2 km kuzeyinde bulunan ve Akçaalan olarak isimlendirilen bölgedeki taş ocağından getirilmiş olmalıdır. İlçe gerek Osmanlı döneminde ve gerekse sonrasında önemli bir düşman işgali görmemiştir. Ancak 8 Temmuz 1920 tarihinde Bursa merkezi işgal eden Yunanlılar, bir yıl sonra yani 10 Temmuz 1921 tarihinde bölgeden kaçmak zorunda kalırlar. Bu işgal sırasında, Yunanlılar Keles ilçesinde sadece bir karakol açmışlardır.
Yunanlıların Keles’e asker göndermemelerinin en büyük sebebi, dağ yöresindeki milis kuvvetlerini sindirmek ve özellikle Bursa şehrinin Ankara ile olan haberleşme bağlantısını kesmektir. Çünkü, işgal süresince, Bursa’nın Ankara ile olan haberleşmesi, Tavşanlı ve Kütahya üzerinden, dağ milisleri yolu ile sağlanmıştır.
Bursa Keles
GENEL
İlçe topraklarının tamamı, Ege bölgesi sınırları içerisindedir. İlçe: etrafı Uludağ, Dümen dağı ve Sorgun Dağları ile çevrili, vadilerle parçalanmış çanak içinde yer almaktadır. İlçe merkezinin de bulunduğu vadinin tam ortasından “Keles Deresi” geçer. Günümüzde modern ilçe derenin çevresindeki düzlüklerden başlayarak yamaç boyunca yükselerek yayılır.
İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1050 metredir. İlçede yaşayanların başlıca ekonomik etkinlikleri, tarım, hayvancılık ve orman ürünlerinin işlenmesidir. Ancak arazinin dağlık ve engebeli olması, tarımda verimliliği düşürür. İlçe topraklarının yüzde 57’lik bölümü ormanlarla kaplı olduğu için, orman ürünlerinin istihsali de önemli bir geçim kaynağıdır. İklim olarak burada sert bir karasal iklim hakimdir. Kışın yağış genellikle kar şeklindedir.
GELENEKSEL KELES KOCAYAYLA ŞÖLENİ
Her yıl Haziran ayında düzenlenir. Oldukça eski bir geçmişi olan bu şölen, Osmanlıların son dönemlerine kadar yaşatılmıştır. Ancak Kurtuluş Savaşı yıllarında ara verilmiş ve daha sonra 1966 yılında tekrar başlatılmıştır. Bu şölen: yağlı güreşler, kiraz ve çilek teşvik yarışmaları, halk oyunları gösterileri ve çeşitli konserlerle sürdürülür. Temsili “gelin alayı” merasimi yapılır.
Bursa Keles
GEZİLECEK YERLER
Bursa Keles Camisi
KELES CAMİSİ
İlçe merkezinde günümüzde Yeni Caminin bulunduğu yerde eskiden Hüdavendigar Camisi ve Sıbyan Mektebi varmış. Bu camiye, Sultan I. Murat Hüdavendigar’ın oğlu Yakup Çelebi’nin, Mudanya’da zeytinlik vakfı vardır. Zeytinlikten elde edilen gelir, camiye harcanıyordu. Ancak 1870 yılında çıkan bir yangın sonucunda, cami zarar görür ve daha sonra tamir edilerek 1970 yılına kadar kullanılırsa da, 1970 yılında yıkılıp yerine yeni cami yapılır.
Bursa Keles Kocayayla
KOCAYAYLA
İlçe merkezinin 4 km güneydoğusunda, oldukça büyük bir yayla alanıdır. Türkiye’nin en büyük yaylalarından biridir. Bursa il merkezinin en ünlü piknik ve mesire yeridir. Yaylanın çevresi: karaçam ağaçlarıyla örtülüdür. Ayrıca yayla içinde meşe, gürgen, çam, kavak ve erik ağaçları bulunur. Deniz seviyesinden yüksekliği 1200 metredir. Gerek Keles Belediyesi ve gerekse Orman İşletmeleri tarafından yaylada: spor alanları, masalar, banklar, ocak, restoran, kır kahvesi, büfe, oyun parkı ve tuvalet yaptırılmıştır.
Bursa Keles Kocayayla
Yukarıda söz ettiğim gibi, Kocayayla da her yıl “Kocayayla Şenlikleri” düzenlenmektedir. Ayrıca yine Kocayayla’da izci kampları, çim kayağı, güreş ve futbol takımlarının çalışmaları sürdürülür. Ancak, burada günümüzde herhangi bir kamp yeri veya tesis yoktur, umarım bir zaman sonra buraya tesisler yapılır. Sonuç, her yıl yaz mevsiminde Kocayayla, yaklaşık 200 bin kişi tarafından ziyaret edilmektedir.
Bursa Keles Ana Sultan Türbesi
ANA SULTAN TÜRBESİ
Türbe, İlçe merkezine bağlı Küçükkovacık köyündedir. Ana sultan, ulu bir kadındır. Kendisinin Savcı Bey’in hanımı (Ertuğrul Gazi’nin gelini, Osman Gazi’nin yengesi) “Avna Hatun” olduğuna inanılır. Rivayete göre, Savcı Bey, genç yaşta kaybettiği eşinin anısına bir türbe yaptırır, sancağını türbeye astırır ve her yıl bu türbenin başında onun hayrına yemek dağıtırmış.
Bu gelenek Küçükkovacık köyü sakinleri tarafından 700 yıldır yaşatılmış ve halen sürdürülmektedir. Türbe, bahçe içinde ve iki odadan oluşur. Girişe göre soldaki odada: Avna Hatun’un, sağdaki odada ise, erkek kardeşi veya oğlunun defnedildiği rivayet edilir.
Türbenin yanında bir çeşme vardır. Çeşmenin bilinen en eski hamisi Hüdavendigar Vakfı tahsildarı Hüseyin Ağa’dır. Bu şahıs tarafından yaptırılan çeşmenin kitabesi vardır. Çeşmenin yapılış tarihi, 1747-1748 yıllarıdır.
Bursa Keles Gelemiç Gavurini Mağarası
GELEMİÇ GAVURİNİ MAĞARASI
İlçe merkezine bağlı Gelemiç köyündedir. Kocasu (Atranos) nehrinin Keles ilçesi sınırları içerisinde aktığı, kayalık ve çok sert bir vadiye “Kayalı Dere Kanyonu” denir. Bu kanyon, Kocakovacık köyü altından başlar, Gelemiç köyü arazisine kadar uzanır. Aslında ilk anda, kanyon içine girilmez bir intiba bıraksa da, içerisine girildiğinde ziyaretçileri muhteşem bir ortam beklemektedir.
Bu sert kanyonun, her iki yakası, heybetli kayalardan oluşur ve tam ortasında Kocasu nehri akar. Nehir boyunca yürünecek bir yol güzergahı vardır. Nehir boyunca yapılacak yürüyüşten sonra, sola doğru yaklaşık 30 dakikalık bir tırmanış vardır. Bu tırmanış sonunda Gavurini Mağarasına ulaşılır. 3 bölümlü mağaranın içi, sarkıt ve dikitlerle doludur.
Bursa Keles Gelemiç Gavurini Mağarası
Bu üç bölümü bir galeri birleştirir. Mağara girişinde bulunan ana bölüm, Bizans döneminde ön kısmı bir duvar ile kapatılmış ve mağara bir yerleşim yerine dönüştürülmüştür. Bu bölümde bir sarnıç bulunur.
KELES BÖLGESİNDEKİ ANTİK YERLEŞİM ALANLARI
Bursa Keles Baraklı Köyü
Baraklı Köyü
Dağlık Bursa’nın önemli yerleşim yerlerinden birisidir. Keles ilçe merkezine yaklaşık 7 km uzaklıktadır. Harabeler: köyün yaklaşık 1 km kuzeybatısındaki Asartepe’dedir. Köy içindeki evlerde, devşirme olarak kullanılmış birçok antik kalıntı görülür. Ayrıca yine alanda, apsis temelleri görülen bir kilise kalıntısı bulunmaktadır. Bu kiliseye ait, yüzeyde kilisenin giriş bölümü, narteks kısmına ait duvar temelleri ve kapı eşiğine ait mermer bloklar görülür.
Temeller değerlendirildiğinde kilisenin 15 x 17 metre ölçülerinde olduğu anlaşılmaktadır. Kilisenin çevresinde ise, mermer mimari bloklar (sütunlar, sütun kaideleri ve işlenmiş mermer blokları) görülür. Çok iyi durumda korunarak günümüze ulaşmış bu mermer blokların, MS 1’nci yüzyıla ait oldukları tahmin edilmektedir. Yine aynı alanda, Roma dönemine ait olduğu düşünülen çok sayıda yazılı taş ve stel bulunur.
Yazılı taşlar arasında bir tanesinde “Bretos Lejyonu” yazısı görülür. Üzerinde yazı ve işaretler bulunan bu stel ve sunaklar, Bizans döneminde burada bir kilise ve daha önce de bir tapınak olduğunu kanıtlamaktadır. Asartepe’de bulunan birçok mermer eser, köylüler tarafından taşınarak Baraklı köyüne getirilmiştir.
Bunlar arasında, üzerinde bir Zeus kabartması bulunan adak levhası görülmeye değerdir. Ayrıca üzerinde “büyülü sepet” bulunan bir sunak vardır. Bu sunak üzerindeki yazıttan yola çıkılarak, burada Asklepios ve Hygieia adına yapılmış bir tapınak varlığından söz edilebilir.
Bursa Keles Pelitören
Pelitören
Pelitören, ilçenin kuzeydoğusunda 10 km uzaklıkta bulunan Gelemiç köyünün bir mahallesidir. Burada, kaçak kazılarda ortaya çıkarılmış, duvar kalıntıları ve çok sayıda mimari malzeme bulunur.
Özellikle üzerinde haç motifi bulunan sütun başlıkları nedeniyle, buradaki yapı kalıntısının bir kilise olduğu tahmin edilmektedir. Sütun başlıkları ve taş bloklar üzerinde kısmen korunan sıva kalıntıları görülür ki bunlar muhtemelen freskolardır.
Boyalıca
İlçenin en uzak köyü olan Düvenli köyü, ilçe merkezine 37 km uzaklıktadır. Köyün 10 km kadar batısında Boyalıca vardır. Burada kaçak kazılar sonucunda oldukça tahrip edilmiş bir yapı kalıntısı vardır. Bu yapı kalıntısı, muhtemelen farklı yapı evreleri veya iç içe farklı yapılar şeklinde yorumlanır.
Bu kalıntılarda, yerli taş ile birlikte yoğun olarak mermer de kullanılmıştır. Özellikle Bizans dönemine ait mermerden kolosal taşıyıcı elemanların sayısı oldukça fazladır. Yerli taşın kesildiği taş ocakları yakın çevrede bulunur. Ancak mermerin nereden getirildiği meçhuldür.
Tazlaktepe
İlçe merkezinin güneyinde Ryndakos ırmağının aktığı düzlüklerdedir. İlçe merkezinin 13 km güneyinde bulunan tepenin bulunduğu konum hem Ryndakos’un aktığı vadinin en hakim noktası hem de Uludağ’ın en iyi görülebildiği yerdir. Dolayısı ile Keles vadisinin her noktasından görülebilen hakim bir noktadadır. Tepenin güney yamacı tatlı bir eğimli iken, kuzeyi oldukça diktir.
Tepe üzerinde, Roma dönemine ait seramik parçaları bulunur. Ancak bölgede yaşayan çiftçiler, kendi köylerine götürdükleri mimari parçaları, bu tepeden toprağın altından çıkardıklarını söylerler. Zaten tepenin yamacında, halen mimari malzemeler ve mermer heykel parçaları görülür.
Mermer buluntular arasında çok sayıda Yunanca yazıtlı olanlar da vardır. Bu yazıtlara göre: burada Zeus Kersoulosa ait bir tapınak, bir kehanet yeri ve bu tapınağa ait bir odeon bulunduğu anlaşılmaktadır. Özellikle kehanet merkezi önemlidir. Çünkü büyük olasılıkla Milattan önceki dönemlere tarihlenir.
Karaardıç Kalesi
Harmancık istikametinde vadiye giriş yapan yolun kontrolü için inşa edilmiştir. Kale ve mağaraların bulunduğu bölüm, günümüzde “Kervan Geçidi” olarak isimlendirilir. Kaleden, günümüze kuleler ve sur duvarlarının bir bölümü kalmıştır. İç bölümde bir sarnıç vardır. Kalenin güney yamacında, oldukça sarp bir noktada bulunan kaya kütlesine oyulmuş mağaralar görülür.
Mağaralar birbirine geçilebilen odalardan oluşur. Mağaraların içlerinde duvarlardaki sıva izlerinde, yer yer fresko izleri seçilir. Ancak bu freskolar, kaçak define arayıcıları tarafından tahrip edilmiştir. Mağaranın Hıristiyanlık döneminde kullanıldığı düşünülmektedir.
Kemaliye (Kızıl Kilise)
İlçe sınırları içinde bulunan tek tekfurluk merkezidir. Günümüzde Kemaliye olarak isimlendirilen kasabanın eski ismi “Kızılkilise” veya “Kızikse” dir. Köy: ilçe merkezine 17 km uzaklıkta ve Ryndakos’un hakim bir noktasındadır. Burada, geniş bir alanda, kiliseyi işaret edecek çeşitli mermer kalıntılar bulunmuştur.
Menteşe Köyü
İlçe merkezine bağlı Menteşe köyünde gerek çevresi ve gerekse nekropolleri ile yörede en fazla kültür varlığına sahip yerdir. Köy içindeki tek antik döneme ait mimari parça: bir mezara ait ince beyaz mermerden düzgün kesilmiş bir mimari parçadır. Mermer blok iki parçadan oluşur. Köylülerin ifadesine göre, bu mermer blokları, uzun süre önce, Menteşe Nekropol sahasından buraya getirilmiştir.
Bursa Keles Selahattin Buhari Mezarı
SELAHATTİN BUHARİ MEZARI
İlçe merkezine bağlı 13 km uzaklıktaki Dedeler köyünde “Şeyh Selahattin Seyfullah Buhari” adına yazılmış bir türbe ve türbenin batı yanında bir cami vardır. Köy ismini, Horasan erenlerinden olduğuna inanılan Selahattin Seyfullah (Dede) Buhari’den almıştır.
Caminin beden duvarlarının iç yüzünde bulunan 1946 tarihli kalem işi süslemeler, Cumhuriyetin kuruluş dönemi dini mimari süsleme anlayışını ortaya koyabilecek nitelik ve nicelikte örnekleri barındırır. Ancak mevcut yani eski caminin yıpranması ve cemaatin ihtiyaçlarına cevap verememesi üzerine, 1986 yılında bu caminin batı yanına, bugün kullanımda olan yeni cami inşa edilmiştir. Ancak yeni caminin yeni minaresi, eski caminin güneybatı köşesine yapılmıştır. Yeni cami hizmete girince, eski cami depo olarak kullanılmış atıl durumda kalmıştır.
Türbe ise, köyün güney ucundadır ve 1986 yılında yeni baştan betonarme olarak inşa edilmiştir. Batı duvarından girilen bir giriş holü ve buna kuzeyde eklenmiş kare planlı mezar odasından oluşmaktadır. İçeride bulunan iki ahşap sandukadan birinin Şeyh Selahaddin Buhariye’ye ve diğerinin ise eşine ait olduğuna inanılır. Türbe içinde eski yapıya ait bazı eşyalar koruma altına alınmıştır. Önceki türbe yapısının kapı üstünde kalan akantus yaprak motifleriyle taçlanmış alçı panoda, 1814-1815 tarihi okunmaktadır.
Alperen türbelerinde sık rastlanılan geyik boynuzları, hem türbede hem de camide bulunmaktadır. Türbenin güneydoğusunda eski köy mezarlığı, güneyinde bulunan vadinin karşı yakasında da “Dede Bahçesi” denin ve köylüler tarafından olduğu gibi boş bırakılan bir arazi bulunur.
Günümüzde, türbenin “Kült Eşyası” olarak kullanılan bir sunak vardır. Bu sunak yılan şeklindedir ve üzerinde mermerden yuvarlak bir masa tablası bulunur. Bu yatır, günümüzde de alternatif tıp kapsamında sağlık bulmak için birçok insan tarafından buranın ziyaret edilmesine sebep olmuştur. Burada antik çağın Sağlık Tanrısı Asklepios’a ait bir sunak bulunması, gerçekten ilginç bir durumdur.
Son bir not: Dedeler köyü sakinleri, köyde türbesi bulunan Selahaddin Buhari’ye hürmeten, 600 yıldır köydeki düğünlerde davul zurna çalınmasına izin vermiyorlar. Köyde yapılan düğünlerde mevlit okutuluyor. Müzikli düğünler ise, köyün dışındaki düğün salonunda yapılıyor.