Aksaray Ağaçören

Aksaray Ağaçören

İl merkezine 81 km uzaklıktadır. Ağaçören, Ortaköy arası uzaklık: 21 km. Ağaçören, Sarıyahşi arası uzaklık: 29 km. Ağaçören, Ankara arası uzaklık: 188 km. Ağaçören, Kırşehir arası uzaklık: 73 km.

TARİHİ

Bölgede ilk yerleşimin MÖ 3 ile 4 yüzyıllar arasında Hititler tarafından yapıldığı tahmin ediliyor. Osmanlı döneminde bölgenin ismi “Panlı” dır.

1961 yılına kadar bu isimle anılan ilçe, aynı yıl “Ağaçören” olarak isim değiştirmiştir. Şereflikoçhisar ilçesine bağlı iken, 1989 yılında Aksaray ilçesine bağlanmıştır.

Aksaray Ağaçören

GENEL

İlçe Orta Kızılırmak bölgesinin güneyindedir. Rakımı 1100 metredir. İlçede karasal iklim hakimdir, kışları oldukça sert geçer. İlçenin tek akarsuyu, güneybatıda bulunan Peçenek özüdür. Camili köyünde bir gölet bulunur. Tarım arazileri, düz değildir, hafif ve orta derece eğimlidir. Kuru tarım yapılır.

Aksaray Ağaçören

GEZİLECEK YERLER

MERMER STEL PARÇASI

İlçe merkezinde bulunan Jandarma karakolu bahçesinde, bir mermer mezar steli vardır. Dikdörtgen formlu mezar stelinin ön yüzünde 7 satırlık bir yazı kuşağı ve bu yazı kuşağının üstünde stilize bir boğa başı ve altında ise iki adet asma yaprağı süsü görülür. Üzerindeki yazıtta ise, bu mezar stelinin Dade isimli birinin anısına dikildiği yazılıdır.

CAMİLİ GÖLETİ

İlçe merkezine bağlı Camili köyündedir.

Gölet kıyısında mesire yeridir. Göletin içerisinde bulunan kurumuş dev kavak ağaçları ve bent çevresindeki evleri görebilirsiniz. Ayrıca gölet olta balıkçılığına da uygundur. Göletin çevresindeki tepeler yüksektir. Gün batımında güneş, paralel gelen ışınları ile adeta renk cümbüşü yaratıyor, bence buralara yolunuz düşerse camili göletinde güneşin batışını mutlaka izleyin.

Aksaray Ağaçören Taşkale

TAŞKALE

İlçe merkezinin yaklaşık 3 km güneybatısındadır.

Büyük bir kaya kütlesi olduğu için bu isim verilmiştir. Engebeli bir arazide yükselen bu kaya kütlesi, volkanik patlamalar sonucunda yüzeyde tek olarak durmaktadır. Tepe düzlüğünde, dikdörtgen şekilli olası bir sunu çukuru veya ezme ya da toplama havuzu işlevi gören, sığ bir çukurluk vardır.

Ancak çukurların kullanımları ile ilgili net bir bilgi yoktur. Çukur: 2.30 x 1.70 metre ebatlarında, 0.25 metre derinliktedir. Ayrıca kuzeye bakan yamaçta 2.36 x 1.70 metre ölçülerinde ve 0.70 metre derinlikte, dikdörtgen bir çukur daha bulunur.

Aksaray Ağaçören Taşkale Kaya Mezarları

Taşkale kaya mezarları

Bu kaya kütlesinin kuzeyinde ve batısında, daha alçak ve küçük ölçekli birçok kaya kütlesi vardır. Bunların bir tanesinde, bir mezar odası bulunur. Kaya mezarı, Taşkalenin yaklaşık 40 metre kuzeyindedir. Daha küçük boyutlu bir kaya kütlesi görünümündeki bu kayaya açılan mezar odası girişi doğuya bakar.

Kapı açıklığının yüksekliği 1.38 metre, genişliği ise 1.29 metredir. Girişin üst kısmı, kemerli olarak düzenlenmiştir. Girişe, kenarları süslü bir görünüm kazandırılmıştır. Mezar odası: 2.95 x 2.50 metre ebatlarında ve 1.44 metre yüksekliktedir.

Mezar odasının içinde, girişin bulunduğu kısa duvar hariç, diğer duvarların önünde klineler oluşturulmuştur. Klineler, zeminden ortalama 0.43 metre yüksekliktedir. Kuzey kline tahrip olmuştur. Batı yönündeki sekinin genişliği 1 metre, güney sekinin ise 0.90 metredir.

Mezar içinde ve çevresinde herhangi bir kalıntı ve buluntu yoktur. Bu yüzden mezarın tarihi konusunda kesin bir yargıya ulaşılmamıştır.

Ancak bu tip mezarların Roma döneminde yaygın olduğu bilinmektedir. Yani, mezar Roma dönemi mezarıdır.

Aksaray Sultanhanı

Bursa Keles

Bursa Keles

Bursa Keles; Keles, Bursa il merkezi arası uzaklık: 45 km. Keles, Tavşanlı arası uzaklık: 63 km. Keles, Domaniç arası uzaklık: 68 km.

TARİHİ

Keles isminin kökeniyle ilgili iki iddia bulunmaktadır.

Birincisi: ismin “Kilise” kelimesinden türetildiğidir. Keles isimli yerlerin çoğunda: Bizans dönemine kadar geri giden eski bir kilisenin bulunuyor olmasıdır.

İkincisi: Philippson’un Anadolu haritasında ise Keles “Kelles” olarak isimlendirilmiştir. Bu ipucu Bizans yazılı kaynaklarında sık sık görülen “Kellia” nın burası olduğunu işaret eder.

Her iki olasılık ta mümkündür.

Ancak yine resmi bir kaynakta, Keles isminin anlamı olarak farklı bir yorum yapılmıştır. Şöyle ki, bilinen en eksi Türk lügatı olan Divanü Lugat-it Türk’te “Keles” adına rastlanmaz. Ancak yine yapılan araştırmalara göre, Çağatayca sözlüklerinde “Keles” kelimesinin anlamı “bir tür kertenkele” olarak verilir. Keles’in halen Kazak dilinde bir kertenkele türünün, Çağatay Türkçesinde ise bir sincap türünün adı olarak kullanıldığı iddia edilmektedir.

Keles ilçe merkezinde yapılan çeşitli bina harfiyatlarında, antik dönemlere ait mermer mimari malzemeler açığa çıkmıştır. Hem ilçe merkezinde bulunan çok sayıda antik döneme ait mermer mimari malzeme, hem de çok geniş bir alana yapılan nekropol sahası, Keles ilçe merkezinin antik bir yerleşimin üzerine kurulduğunu gösteren kanıtlardır. Buna istinaden, yukarıda söz ettiğim gibi, “Kellia” kentinin burada olması mümkündür.

Hatta burada kullanılan mimari malzeme, ilçe merkezinin 2 km kuzeyinde bulunan ve Akçaalan olarak isimlendirilen bölgedeki taş ocağından getirilmiş olmalıdır. İlçe gerek Osmanlı döneminde ve gerekse sonrasında önemli bir düşman işgali görmemiştir. Ancak 8 Temmuz 1920 tarihinde Bursa merkezi işgal eden Yunanlılar, bir yıl sonra yani 10 Temmuz 1921 tarihinde bölgeden kaçmak zorunda kalırlar. Bu işgal sırasında, Yunanlılar Keles ilçesinde sadece bir karakol açmışlardır.

Yunanlıların Keles’e asker göndermemelerinin en büyük sebebi, dağ yöresindeki milis kuvvetlerini sindirmek ve özellikle Bursa şehrinin Ankara ile olan haberleşme bağlantısını kesmektir. Çünkü, işgal süresince, Bursa’nın Ankara ile olan haberleşmesi, Tavşanlı ve Kütahya üzerinden, dağ milisleri yolu ile sağlanmıştır.

Bursa Keles

 

GENEL

İlçe topraklarının tamamı, Ege bölgesi sınırları içerisindedir. İlçe: etrafı Uludağ, Dümen dağı ve Sorgun Dağları ile çevrili, vadilerle parçalanmış çanak içinde yer almaktadır. İlçe merkezinin de bulunduğu vadinin tam ortasından “Keles Deresi” geçer. Günümüzde modern ilçe derenin çevresindeki düzlüklerden başlayarak yamaç boyunca yükselerek yayılır.

İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1050 metredir. İlçede yaşayanların başlıca ekonomik etkinlikleri, tarım, hayvancılık ve orman ürünlerinin işlenmesidir. Ancak arazinin dağlık ve engebeli olması, tarımda verimliliği düşürür. İlçe topraklarının yüzde 57’lik bölümü ormanlarla kaplı olduğu için, orman ürünlerinin istihsali de önemli bir geçim kaynağıdır. İklim olarak burada sert bir karasal iklim hakimdir. Kışın yağış genellikle kar şeklindedir.

GELENEKSEL KELES KOCAYAYLA ŞÖLENİ

Her yıl Haziran ayında düzenlenir. Oldukça eski bir geçmişi olan bu şölen, Osmanlıların son dönemlerine kadar yaşatılmıştır. Ancak Kurtuluş Savaşı yıllarında ara verilmiş ve daha sonra 1966 yılında tekrar başlatılmıştır. Bu şölen: yağlı güreşler, kiraz ve çilek teşvik yarışmaları, halk oyunları gösterileri ve çeşitli konserlerle sürdürülür. Temsili “gelin alayı” merasimi yapılır.

Bursa Keles

 

GEZİLECEK YERLER

Bursa Keles Camisi

 

KELES CAMİSİ

İlçe merkezinde günümüzde Yeni Caminin bulunduğu yerde eskiden Hüdavendigar Camisi ve Sıbyan Mektebi varmış. Bu camiye, Sultan I. Murat Hüdavendigar’ın oğlu Yakup Çelebi’nin, Mudanya’da zeytinlik vakfı vardır. Zeytinlikten elde edilen gelir, camiye harcanıyordu. Ancak 1870 yılında çıkan bir yangın sonucunda, cami zarar görür ve daha sonra tamir edilerek 1970 yılına kadar kullanılırsa da, 1970 yılında yıkılıp yerine yeni cami yapılır.

Bursa Keles Kocayayla

KOCAYAYLA

İlçe merkezinin 4 km güneydoğusunda, oldukça büyük bir yayla alanıdır. Türkiye’nin en büyük yaylalarından biridir. Bursa il merkezinin en ünlü piknik ve mesire yeridir. Yaylanın çevresi: karaçam ağaçlarıyla örtülüdür. Ayrıca yayla içinde meşe, gürgen, çam, kavak ve erik ağaçları bulunur. Deniz seviyesinden yüksekliği 1200 metredir. Gerek Keles Belediyesi ve gerekse Orman İşletmeleri tarafından yaylada: spor alanları, masalar, banklar, ocak, restoran, kır kahvesi, büfe, oyun parkı ve tuvalet yaptırılmıştır.

Bursa Keles Kocayayla

Yukarıda söz ettiğim gibi, Kocayayla da her yıl “Kocayayla Şenlikleri” düzenlenmektedir. Ayrıca yine Kocayayla’da izci kampları, çim kayağı, güreş ve futbol takımlarının çalışmaları sürdürülür. Ancak, burada günümüzde herhangi bir kamp yeri veya tesis yoktur, umarım bir zaman sonra buraya tesisler yapılır. Sonuç, her yıl yaz mevsiminde Kocayayla, yaklaşık 200 bin kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

Bursa Keles Ana Sultan Türbesi

ANA SULTAN TÜRBESİ

Türbe, İlçe merkezine bağlı Küçükkovacık köyündedir. Ana sultan, ulu bir kadındır. Kendisinin Savcı Bey’in hanımı (Ertuğrul Gazi’nin gelini, Osman Gazi’nin yengesi) “Avna Hatun” olduğuna inanılır. Rivayete göre, Savcı Bey, genç yaşta kaybettiği eşinin anısına bir türbe yaptırır, sancağını türbeye astırır ve her yıl bu türbenin başında onun hayrına yemek dağıtırmış.

Bu gelenek Küçükkovacık köyü sakinleri tarafından 700 yıldır yaşatılmış ve halen sürdürülmektedir. Türbe, bahçe içinde ve iki odadan oluşur. Girişe göre soldaki odada: Avna Hatun’un, sağdaki odada ise, erkek kardeşi veya oğlunun defnedildiği rivayet edilir.

Türbenin yanında bir çeşme vardır. Çeşmenin bilinen en eski hamisi Hüdavendigar Vakfı tahsildarı Hüseyin Ağa’dır. Bu şahıs tarafından yaptırılan çeşmenin kitabesi vardır. Çeşmenin yapılış tarihi, 1747-1748 yıllarıdır.

Bursa Keles Gelemiç Gavurini Mağarası

 

GELEMİÇ GAVURİNİ MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı Gelemiç köyündedir. Kocasu (Atranos) nehrinin Keles ilçesi sınırları içerisinde aktığı, kayalık ve çok sert bir vadiye “Kayalı Dere Kanyonu” denir. Bu kanyon, Kocakovacık köyü altından başlar, Gelemiç köyü arazisine kadar uzanır. Aslında ilk anda, kanyon içine girilmez bir intiba bıraksa da, içerisine girildiğinde ziyaretçileri muhteşem bir ortam beklemektedir.

Bu sert kanyonun, her iki yakası, heybetli kayalardan oluşur ve tam ortasında Kocasu nehri akar. Nehir boyunca yürünecek bir yol güzergahı vardır. Nehir boyunca yapılacak yürüyüşten sonra, sola doğru yaklaşık 30 dakikalık bir tırmanış vardır. Bu tırmanış sonunda Gavurini Mağarasına ulaşılır. 3 bölümlü mağaranın içi, sarkıt ve dikitlerle doludur.

Bursa Keles Gelemiç Gavurini Mağarası

Bu üç bölümü bir galeri birleştirir. Mağara girişinde bulunan ana bölüm, Bizans döneminde ön kısmı bir duvar ile kapatılmış ve mağara bir yerleşim yerine dönüştürülmüştür. Bu bölümde bir sarnıç bulunur.

KELES BÖLGESİNDEKİ ANTİK YERLEŞİM ALANLARI

Bursa Keles Baraklı Köyü

 

Baraklı Köyü

Dağlık Bursa’nın önemli yerleşim yerlerinden birisidir. Keles ilçe merkezine yaklaşık 7 km uzaklıktadır. Harabeler: köyün yaklaşık 1 km kuzeybatısındaki Asartepe’dedir. Köy içindeki evlerde, devşirme olarak kullanılmış birçok antik kalıntı görülür. Ayrıca yine alanda, apsis temelleri görülen bir kilise kalıntısı bulunmaktadır. Bu kiliseye ait, yüzeyde kilisenin giriş bölümü, narteks kısmına ait duvar temelleri ve kapı eşiğine ait mermer bloklar görülür.

Temeller değerlendirildiğinde kilisenin 15 x 17 metre ölçülerinde olduğu anlaşılmaktadır. Kilisenin çevresinde ise, mermer mimari bloklar (sütunlar, sütun kaideleri ve işlenmiş mermer blokları) görülür. Çok iyi durumda korunarak günümüze ulaşmış bu mermer blokların, MS 1’nci yüzyıla ait oldukları tahmin edilmektedir. Yine aynı alanda, Roma dönemine ait olduğu düşünülen çok sayıda yazılı taş ve stel bulunur.

Yazılı taşlar arasında bir tanesinde “Bretos Lejyonu” yazısı görülür. Üzerinde yazı ve işaretler bulunan bu stel ve sunaklar, Bizans döneminde burada bir kilise ve daha önce de bir tapınak olduğunu kanıtlamaktadır. Asartepe’de bulunan birçok mermer eser, köylüler tarafından taşınarak Baraklı köyüne getirilmiştir.

Bunlar arasında, üzerinde bir Zeus kabartması bulunan adak levhası görülmeye değerdir. Ayrıca üzerinde “büyülü sepet” bulunan bir sunak vardır. Bu sunak üzerindeki yazıttan yola çıkılarak, burada Asklepios ve Hygieia adına yapılmış bir tapınak varlığından söz edilebilir.

Bursa Keles Pelitören

 

Pelitören

Pelitören, ilçenin kuzeydoğusunda 10 km uzaklıkta bulunan Gelemiç köyünün bir mahallesidir. Burada, kaçak kazılarda ortaya çıkarılmış, duvar kalıntıları ve çok sayıda mimari malzeme bulunur.

Özellikle üzerinde haç motifi bulunan sütun başlıkları nedeniyle, buradaki yapı kalıntısının bir kilise olduğu tahmin edilmektedir. Sütun başlıkları ve taş bloklar üzerinde kısmen korunan sıva kalıntıları görülür ki bunlar muhtemelen freskolardır.

Boyalıca

İlçenin en uzak köyü olan Düvenli köyü, ilçe merkezine 37 km uzaklıktadır. Köyün 10 km kadar batısında Boyalıca vardır. Burada kaçak kazılar sonucunda oldukça tahrip edilmiş bir yapı kalıntısı vardır. Bu yapı kalıntısı, muhtemelen farklı yapı evreleri veya iç içe farklı yapılar şeklinde yorumlanır.

Bu kalıntılarda, yerli taş ile birlikte yoğun olarak mermer de kullanılmıştır. Özellikle Bizans dönemine ait mermerden kolosal taşıyıcı elemanların sayısı oldukça fazladır. Yerli taşın kesildiği taş ocakları yakın çevrede bulunur. Ancak mermerin nereden getirildiği meçhuldür.

Tazlaktepe

İlçe merkezinin güneyinde Ryndakos ırmağının aktığı düzlüklerdedir. İlçe merkezinin 13 km güneyinde bulunan tepenin bulunduğu konum hem Ryndakos’un aktığı vadinin en hakim noktası hem de Uludağ’ın en iyi görülebildiği yerdir. Dolayısı ile Keles vadisinin her noktasından görülebilen hakim bir noktadadır. Tepenin güney yamacı tatlı bir eğimli iken, kuzeyi oldukça diktir.

Tepe üzerinde, Roma dönemine ait seramik parçaları bulunur. Ancak bölgede yaşayan çiftçiler, kendi köylerine götürdükleri mimari parçaları, bu tepeden toprağın altından çıkardıklarını söylerler. Zaten tepenin yamacında, halen mimari malzemeler ve mermer heykel parçaları görülür.

Mermer buluntular arasında çok sayıda Yunanca yazıtlı olanlar da vardır. Bu yazıtlara göre: burada Zeus Kersoulosa ait bir tapınak, bir kehanet yeri ve bu tapınağa ait bir odeon bulunduğu anlaşılmaktadır. Özellikle kehanet merkezi önemlidir. Çünkü büyük olasılıkla Milattan önceki dönemlere tarihlenir.

Karaardıç Kalesi

Harmancık istikametinde vadiye giriş yapan yolun kontrolü için inşa edilmiştir. Kale ve mağaraların bulunduğu bölüm, günümüzde “Kervan Geçidi” olarak isimlendirilir. Kaleden, günümüze kuleler ve sur duvarlarının bir bölümü kalmıştır. İç bölümde bir sarnıç vardır. Kalenin güney yamacında, oldukça sarp bir noktada bulunan kaya kütlesine oyulmuş mağaralar görülür.

Mağaralar birbirine geçilebilen odalardan oluşur. Mağaraların içlerinde duvarlardaki sıva izlerinde, yer yer fresko izleri seçilir. Ancak bu freskolar, kaçak define arayıcıları tarafından tahrip edilmiştir. Mağaranın Hıristiyanlık döneminde kullanıldığı düşünülmektedir.

Kemaliye (Kızıl Kilise)

İlçe sınırları içinde bulunan tek tekfurluk merkezidir. Günümüzde Kemaliye olarak isimlendirilen kasabanın eski ismi “Kızılkilise” veya “Kızikse” dir. Köy: ilçe merkezine 17 km uzaklıkta ve Ryndakos’un hakim bir noktasındadır. Burada, geniş bir alanda, kiliseyi işaret edecek çeşitli mermer kalıntılar bulunmuştur.

Menteşe Köyü

İlçe merkezine bağlı Menteşe köyünde gerek çevresi ve gerekse nekropolleri ile yörede en fazla kültür varlığına sahip yerdir. Köy içindeki tek antik döneme ait mimari parça: bir mezara ait ince beyaz mermerden düzgün kesilmiş bir mimari parçadır. Mermer blok iki parçadan oluşur. Köylülerin ifadesine göre, bu mermer blokları, uzun süre önce, Menteşe Nekropol sahasından buraya getirilmiştir.

Bursa Keles Selahattin Buhari Mezarı

 

SELAHATTİN BUHARİ MEZARI

İlçe merkezine bağlı 13 km uzaklıktaki Dedeler köyünde “Şeyh Selahattin Seyfullah Buhari” adına yazılmış bir türbe ve türbenin batı yanında bir cami vardır. Köy ismini, Horasan erenlerinden olduğuna inanılan Selahattin Seyfullah (Dede) Buhari’den almıştır.

Caminin beden duvarlarının iç yüzünde bulunan 1946 tarihli kalem işi süslemeler, Cumhuriyetin kuruluş dönemi dini mimari süsleme anlayışını ortaya koyabilecek nitelik ve nicelikte örnekleri barındırır. Ancak mevcut yani eski caminin yıpranması ve cemaatin ihtiyaçlarına cevap verememesi üzerine, 1986 yılında bu caminin batı yanına, bugün kullanımda olan yeni cami inşa edilmiştir. Ancak yeni caminin yeni minaresi, eski caminin güneybatı köşesine yapılmıştır. Yeni cami hizmete girince, eski cami depo olarak kullanılmış atıl durumda kalmıştır.

Türbe ise, köyün güney ucundadır ve 1986 yılında yeni baştan betonarme olarak inşa edilmiştir. Batı duvarından girilen bir giriş holü ve buna kuzeyde eklenmiş kare planlı mezar odasından oluşmaktadır. İçeride bulunan iki ahşap sandukadan birinin Şeyh Selahaddin Buhariye’ye ve diğerinin ise eşine ait olduğuna inanılır. Türbe içinde eski yapıya ait bazı eşyalar koruma altına alınmıştır. Önceki türbe yapısının kapı üstünde kalan akantus yaprak motifleriyle taçlanmış alçı panoda, 1814-1815 tarihi okunmaktadır.

Alperen türbelerinde sık rastlanılan geyik boynuzları, hem türbede hem de camide bulunmaktadır. Türbenin güneydoğusunda eski köy mezarlığı, güneyinde bulunan vadinin karşı yakasında da “Dede Bahçesi” denin ve köylüler tarafından olduğu gibi boş bırakılan bir arazi bulunur.

Günümüzde, türbenin “Kült Eşyası” olarak kullanılan bir sunak vardır. Bu sunak yılan şeklindedir ve üzerinde mermerden yuvarlak bir masa tablası bulunur. Bu yatır, günümüzde de alternatif tıp kapsamında sağlık bulmak için birçok insan tarafından buranın ziyaret edilmesine sebep olmuştur. Burada antik çağın Sağlık Tanrısı Asklepios’a ait bir sunak bulunması, gerçekten ilginç bir durumdur.

Son bir not: Dedeler köyü sakinleri, köyde türbesi bulunan Selahaddin Buhari’ye hürmeten, 600 yıldır köydeki düğünlerde davul zurna çalınmasına izin vermiyorlar. Köyde yapılan düğünlerde mevlit okutuluyor. Müzikli düğünler ise, köyün dışındaki düğün salonunda yapılıyor.

Bursa tanıtımı.

Tavşanlı tanıtımı.

Domaniç tanıtımı.

 

Erzurum İspir

Erzurum İspir

Erzurum İspir, Erzurum arası uzaklık: 144 km. dir. İspir, Pazaryolu arası uzaklık: 32 km. İspir, Yusufeli arası uzaklık: 81 km. İspir, İkizdere arası uzaklık: 64 km. İspir, Bayburt arası uzaklık: 98 km. İspir, Artvin arası uzaklık: 157 km.

TARİHİ

Şehrin ismi, Çoruh nehri kıyısına yerleşmiş “Sasper” halkından gelmektedir. İlçe, Doğu Anadolu’yu Doğu Karadeniz kıyılarına bağlayan doğal ve tarihi yollar üzerindedir. Serçeme Boğazı-İspir güzergahında çok sayıda garnizon ve kale bulunmaktadır. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yerleşim yerinin ismi, Urartulara ait çivi yazılı tabletlerde “Kulka” olarak geçmektedir. Bizans döneminde ise, buranın ismi “Sper” dir.

1514 yılımda Çaldıran seferi sırasında, bölge Osmanlı hakimiyetine girer. 1900 yılında ilçe olmuştur. 1916-1918 yılları arasında Rus işgali görülür, ardından 25 Şubat 1918 tarihinde işgalden kurtarılmıştır.

Erzurum İspir

GENEL

İlçenin kuzey ve güneyi, yüksek dağlarla çevrilidir. Yörede tarım ve hayvancılık yapılır. Özellikle dut ve dut ürünleri üretimi oldukça yaygındır. İlçede karasal iklim hakimdir. Ancak Erzurum ilinin diğer ilçelerine nazaran kışlar daha ılıman geçer.

Erzurum İspir Çoruh Nehri

ÇORUH NEHRİ

Nehir kaynağını Mescit dağlarının batı yamaçlarından alır. Dünyanın en hızlı akan nehri olarak bilinir. Nehir 376 km uzunluğundadır. Bunun 354 km bölümü, ülkemiz sınırları içinden geçer.

Nehrin geçtiği yatak: oldukça dar ve derindir. Dünyanın en hızlı akan ve en derin nehirlerinden biridir. Genellikle ilkbahar aylarında yükselir ve yaz aylarında azalır. Birçok turizm aktivitesine olanak sağlar. Ülkemizin önemli su sporlarının yapıldığı nehirlerden biridir. Özellikle rafting ve kano gibi su sporları için çok uygun ve zorlu parkurlar bulunur.

 

İSPİR DUT PEKMEZİ

İspir’de hakiki dut pekmezi üretilmektedir. Buralara yolunuz düşerse, mutlaka dut pekmezi almanızı öneririm.

Erzurum İspir

GEZİLECEK YERLER

Erzurum İspir Kalesi

İSPİR KALESİ

Kale ilçe merkezindedir. Çoruh nehrinin batı ve güney sınırını çizdiği, dik kayalıklar üzerinde kurulmuştur.

Kitabesi yoktur. Bu yüzden kesin yapım tarihi bilinmez. Yapım özellikleri, Urartu dönemini yansıtır. Çünkü Çoruh vadisine inen gizli bir su yolu vardır ve bu bir Urartu özelliğidir.

Erzurum İspir Kalesi

Kale daha önce burada yer alan bir kalenin üzerine inşa edilmiştir. Bu yüzden eski kalenin şeklini almıştır. Bu durum duvar yapısından anlaşılmaktadır. İlk yapıldığı dönemde moloz taşlardan oluşan kale, yıkıldıktan sonra tamamen sökülmeyip, ayakta kalan duvar kalıntılarının üzerine yeniden inşa edilmiştir.

Erzurum İspir Kalesi

Doğu yönüne açılan kalenin giriş kapısı, yarım daire ve kare şekilli burçlarla desteklenir. Kalenin ölçüleri: 125 x 150 metredir. Yarım daire ve kare planlı burçlarla takviye edilmiştir.

Kalenin Çoruh vadisine bakan batı yönü oldukça sarptır. Çoruh vadisine inen gizli su yolu, bu bölümdedir. Kale içinde Bizans dönemine ait bir kilise ve Saltukluların yaptırmış olduğu bir mescit bulunur. Kalenin duvarları ve giriş kapısı restore edilmiştir. Kalenin son onarımı sırasında: nehirden toplanan taşlardan yapılan alt kısmının üstü, kesme taşlarla örülmüştür.

Erzurum İspir Kalesi Şapel

Şapel

İspir kalesindeki bu yapının, Komnenoslar döneminde ve 1223-1225 yılları arasında yaptırıldığı düşünülmektedir. Büyük kısmı yıkılmış şapelin, sadece narteksine ait duvarların bir bölümü ve doğudaki üçlü apsis duvarı kısmen ayaktadır. Diğer kısımlar temel seviyesindedir. Yapının 90 cm kalınlığındaki duvarları, kesme taş ve moloz taş karışımı bir duvar örgüsünde yapılmıştır.

Erzurum İspir Kalesi Mescit

Mescit

İspir kalesinde, iç kale bölümündedir. Kalenin güney su duvarına bitişiktir. Kitabesi yoktur. Bu yüzden kesin yapım tarihi belli değildir. Ancak Erzurum Kale Mescidi ile olan benzerlikleri nedeniyle 12’nci yüzyılda Saltuklu döneminde yapıldığı düşünülür. Yapı dikdörtgen planlıdır. Giriş kapısı simetrik olarak cephenin ortasında değildir. Kuzey doğu köşesindedir. Yapıya dikdörtgen çerçeveli, mukarnas kavsaralı sade bir kapıdan girilir.Mescidin üst örtüsü, dört bölüme ayrılır.

Mescidin doğu kısmı, doğu duvarına bitişik, doğudan ve batıdan mukarnas dizileriyle geçilen sekizgen köşeli içten kubbe, dıştan piramidal bir külahla örtülüdür. Piramidal külah yüksek kasnaklıdır. Mescidin güneybatı köşesinde, minare vardır. Minareye giriş, mescidin doğu duvarındaki merdiven basamaklarıyla ulaşılan çatıdan sağlanır. Minarenin mescidin yer seviyesinden itibaren yüksekliği 18 metredir. Yapının minaresi, farklı bir şekilde surların üzerinde yükselmektedir.

Kalenin yarım daire şekilli burcu üzerine yükselen taş gövdeli minare, dört katlıdır. Minare, Erzurum kale mescidinde olduğu gibi, hem kalenin gözetleme kulesi hem de mescidin minaresi işlevi görmüştür. Kale mescidi ve minareye denk gelen güney sur duvarında, yöreye özgü sarı renkte düzgün kesme taş kullanılmıştır.

Erzurum İspir Tuğrulşah Camii

TUĞRULŞAH (ÇARŞI) CAMİİ

Kalenin güneydoğusunda, çarşı içindedir. Bu yüzden halk tarafından Çarşı camisi diye isimlendirilmiştir.

Caminin yapım kitabesi, 1965 yılında yapılan tamirat sırasında kırılmıştır. Kırılan parçaların yerlerine yerleştirilmesi düşünülürken, kaybolmuştur. Bu yüzden, halen kitabe yoktur.

Daha önce okunan orijinal kitabeye göre, yapının 1200-1225 yılları arasında, Erzurum’da hükümdarlık yapan Selçuklu Hükümdarlığı kurucusu Mugisüddin Tuğral Şah zamanında Atabey Erdemşah tarafından yaptırıldığı anlaşılmıştır. Orijinal kitabe metni: 1954 yılında Türkçe olarak caminin kuzeyine eklenen düz dam örtülü son cemaat yerinin girişindeki mermer levha üzerine yazılmıştır. Cami, çeşitli dönemlerde yapılan onarım ve eklentiler nedeniyle orijinalliğini kaybetmiştir. Bu onarımlardan birisi 1910 yılında Müftü Şaban Efendi tarafından yaptırılmıştır. Caminin üst örtüsü duvarlar zarar görmeden açılarak yenilenmiştir. 1954 yılında kuzey duvarı kaldırılmış, kuzeye doğru son cemaat yeri genişletilmiştir. 1962 yılında da caminin ve eklenen kısmın üzerine çatı konarak saçla kaplanmıştır. Yapının, yeri belirlenemeyen ahşap minaresi, 1971 yılında kaldırılmış ve yerine Tercan taşından yapılmış bugünkü minare eklenmiştir. Caminin içerisinde, kürsü, minber ve mahfil gibi mimari elemanlar da orijinalliğini kaybetmiştir.

Erzurum İspir Sultan Melik Mescidi

İSPİR SULTAN MELİK MESCİDİ

Kadıoğlu Medresesinin batısındadır.

Giriş kapısı kemeri üzerinde bulunan kitabenin zamanla tamamen aşınmış ve okunamaz durumda olması nedeniyle, yapım tarihi kesin olarak bilinmez. Ancak muhtemelen Saltuklu hükümdarı Melikşah tarafından yaptırıldığına inanılır. 1200-1202 yılları arasında hüküm süren Melikşah’ın bu kadar kısa sürede bu eseri yaptırması şüphe götürür. Evet, yapı iç mekan tasarımı açısından, 13’ncü yüzyıl mescitlerine benzer. Son cemaat yerinin olmaması, 13’ncü yüzyıldan önce yapılmış olabileceğini akla getirir. Mescit, 1970 yılında meydana gelen bir sel felaketi sonucu kısmen toprağa gömülmüştür. Orijinal tuğla kubbesi büyük ölçüde tahrip olmuştur. Zarar gören kubbesinin yerine sonradan Hacı Hulusi Efeoğlu tarafından bugünkü aydınlatma feneri bulunan, kırlangıç kubbe yaptırılmıştır.

Erzurum İspir Yedigöller

İSPİR YEDİGÖLLER

İspir ilçesinde “Saklı Cennet” olarak adlandırılan Kaçkar dağlarının üzerindeki “Yedigöller” toplam 11 gölden oluşur.

Ovit dağı zirvesi ile Kaçkar dağlarının güneyinde olan volkanik göllerdir. Göllerin iki tanesinde alabalık bulunur. Dağcıların gözde mekanı olan bu bölge, 3200 metre yüksekliktedir. Zirveden bakıldığında, göllerin muhteşem manzarası görülebilir. Yedigöller, Kamp turizmi için elverişli bir yerdir. Yedigöllere gitmek için en uygun zaman, Haziran-Ağustos aylarıdır.

 

PISIRIK KALESİ (ARAKÖY KALESİ)

İlçe merkezinde bulunan kale 2457 metre rakımdadır.

Doğu-batı doğrultulu olan kale, Ovacık çukurunu tamamen kontrol altında tutmak için yapılmıştır. Bölgedeki en yüksek Orta çağ kalelerinden birisidir. Sur duvarlarında, Horasan harcı kullanılmıştır. Sur duvarları “kurtin” ve “bastiyonlar” ile güçlendirilmiştir. Güneydoğusunda küçük bir dere vardır. Kalenin duvar kalınlığı 1.70 metre, ayakta kalan duvar yüksekliği 2.55 metre ile 3 metre arasında değişmektedir. Taşların ön ve arka kısımları, kabaca düzleştirilmiştir. Orta kısmı ise, küçük taşlar ve Horasan harcı ile doldurulmuştur. Kalenin içinde mimari kalıntılar vardır. Kalenin güneydoğusundaki sur duvarlara ana kayaya oturtulmuştur. Kale, 2007 tarihinde tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Erzurum İspir Semehrek Kalesi

SEMEHREK KALESİ

İlçe merkezine bağlı ve 15 km uzaklıkta bulunan Yukarı Bemehrek (Maden) bucağının 2 km doğusundadır.

Çoruh Vadisi ile kuzeyden gelerek Çoruh vadisi ile birleşen derenin kesişim noktasında, sarp bir yerdedir. Ana kayanın şekline göre: doğu-batı istikametinde inşa edilmiştir.

Kesin inşa tarihi bilinmemektedir. Ancak kuzeybatıdaki su yatağına inişi sağlayan gizli su yolu kalıntısı, güneybatıda bulunan iki tane sarnıç, Urartu dönemi kalelerinin özellikleridir. Kalenin günümüzde harap haldeki sur duvarları ise, Selçuklu ve Osmanlı döneminde onarılmıştır. Güneyde, doğal kayaya oyularak yapılan basamaklı yol, iç kalenin güney duvarındaki girişine götürür. İç kalenin sur duvarları harap haldedir. Bu sur duvarlarının kalınlığı yaklaşık 1.20 metredir. Mevcut kalıntılar, kalenin üçgen ve yarı daire burçlarla takviye edildiğini gösterir. İç kalenin doğu bölümünde kale muhafızlarının kalması için ayrılmış bir özel bölüm bulunur.

KARAHAN KALESİ

İlçe merkezinin 52 km uzağındaki Karahan köyündedir.

Sarp ve müstahkem bir alana kurulmuş Orta çağ kalesidir. Kalenin bulunduğu alan: Kaçkar dağları ve Çoruh vadisine hakimdir. Kale, yöreye özgü ve sal taşı denen gayri muntazam taşlarla, doğu-batı yönlü olarak yapılmıştır. Dış sur duvarları 2 metre kalınlıktadır. Sur içinde sır sırta vermiş, eşit ölçülerdeki koğuşlar bulunur. Kalenin kuzeyinde Karahan Taş Ocakları bulunur. Kale de buradan çıkan sal taşları ile inşa edilmiştir.

Erzurum İspir Sırakonaklar Kilise Camii

SIRAKONAKLAR (HODİÇOR, HODAÇÜR) KİLİSE CAMİİ

İlçe merkezine yaklaşık 85 km uzaklıktaki, İspir-Yusufeli sınırında bulunan Sırakonak köyünde, Cücebağ mahallesindedir.

Kilisenin yapım tarihi hakkında net bilgi yoktur. Kilisenin hemen batısındaki mezarlık girişinin yanında, alınlıktan düştüğü tahmin edilen, aşırı derecede tahrip olmuş kitabeye göre: burada bir Ermeni mezarlığı olması söz konusudur ve buna istinaden bölgede bir Ermeni yerleşimi olmalıdır. Böylece kilisenin de bu vadiye yerleşmiş Ermeniler tarafından inşa edildiği düşünülür. Yapının son derece düzgün kesme taş işçiliği, mimarisi vardır. Özellikle büyük boyutlu pencerelerin, büyük blok taşlarla çerçeveli formu ilgi çeker. Rus yapısı sivil mimarlık örneklerini akla getirdiği için, yapının 19’ncu yüzyıl sonlarında inşa edildiği veya onarıldığı düşünülür.

Camiye dönüşüm

Kilise, 1964 yılında camiye çevrilmiştir. Çevrilmeyle birlikte asli planı bozulmuştur. Batıda bulunan giriş bölümü: yuvarlak dört kemer üzerine oturtulan oval bir kubbeyle örtülüdür. Çatı ahşap hale getirilmiştir. İçeride kilise duvarlarının üst kısımlarındaki konsol izleri, orijinal üst örtünün beşik tonoz olduğunu gösterir.

Erzurum İspir Elmalı Mağarası

ELMALI MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı 17 km uzaklıktaki Elmalı Köyündedir.

Mağara günümüze kadar tam olarak incelenmemiştir. Mağara, ulaşılan son noktadan ileriye doğru alçalarak devam eder. Sadece girişten itibaren yaklaşık 40 metrelik bölümü gezilebilir. Diğer bölümlerine: çökme tehlikesi, yarasa yoğunluğu, zifiri karanlık, zeminin kaygan oluşu gibi nedenlerle gidelemez.

Mağaranın genel özellikleri

Mağara fosil bir mağaradır. Mağara 5000 kişiyi rahatça barındıracak büyüklüktedir. Girişi batıya bakar. Giriş yüksekliği 2.5 metre, genişliği ise 2 metredir. Yatay yönde gelişme gösterir. Giriş yerine göre derinliği 18 metredir. Mağarada toplam 8 salon ve bunların tabanında çamurlaşmış sığ su birikintileri vardır. Mağara damlataş oluşumları ile ilgi çeker. Salon ve koridorlar, tamamen karakteristik sarkıt ve dikitlerle doludur. Mağaraya girişte, sağ tarafta 3 metre derinliğinde, doğal bir havuz vardır. Havuzun sağ tarafında büyük galeri bulunur. Bu mağarayı ziyaret etmek isterseniz, Elmalı köyünden mutlaka bir rehber almanız önerilir.

Erzurum ili tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.