Aksaray Sultanhanı

Aksaray Sultanhanı

Sultanhanı, Aksaray arası uzaklık: 44 km. Sultanhanı, Konya arası: 108 km. Sultanhanı, Nevşehir arası: 116 km. Sultanhanı, Ürgüp arası: 138 km. Sultanhanı, Kapadokya arası: 299 km. Sultanhanı, Antalya arası: 409 km.

TARİHİ

Selçuklular, Çinin Siang kentinden başlayan ve Anadolu’yu geçerek İstanbul’a ulaşan tarihi İpek Yolu üzerinde, 100 civarında kervansaray yapmışlardır. Develerin günlük 30-40 km mesafe yürüyebileceği düşünülerek, yol üstünde bu binalar inşa edilmiştir. Sultanhanı da onlardan biridir. Ama en görkemlisidir. Buraya gelen kervanlara, 3 gün süresince konaklama ve yeme-içme hizmetleri, Sultanhanı Vakfı tarafından karşılanıyordu.

Günümüzde ise, Sultanhanı, Kapadokya bölgesi içinde kalmıştır, turistik güzergah üzerindedir. 2017 tarihinde Sultanhanı, ilçe olmuş ve Aksaray iline bağlanmıştır.

Aksaray Sultanhanı

GENEL

İlçe, Hasan Dağı, Karacadağ ve Tuz gölü arasındadır. İlçenin girişi, Konya-Akrasay ana hat üzerinde, sağ taraftadır. Eşmekaya beldesinden hemen sonra gelir. İlçenin girişi karşısında Yeşiltömek yaylası bulunur. Bölgede karasal iklim hakimdir. Yağışlar çok azdır. Açık bir alanda olup, evlerin de seyrek olması nedeniyle serin bir havası vardır. Yaylacılık faaliyetleri yoğundur.

Aksaray Sultanhanı

SULTANHANI HALI SEKTÖRÜ

Dünyanın dört bir yanından gelen, yüzlerce yıllık halılar, Sultanhanı ilçesindeki atölyelerde aslına uygun olarak restore ediliyor. Yani, burası bir anlamda “Dünya Halı Restorasyon Merkezi” gibi bir yer olmuştur. Halı sektörü, ilçede 1970’li yıllarda, el dokuması halı üretimi ve halı restorasyonu ile başlamıştır. Böylece kısa sürede, ilçedeki ustalar halı alanında isimlerini duyurmuşlardır. Uzakdoğu sektörünün dokuma halı sektörüne girmesiyle, ilçedeki halıcılar halı üretimi değil, halı restorasyonu işine yönelmişlerdir. İlçede irili ufaklı 50 civarında halı atölyesi bulunmaktadır. Birçok ülkeden yıpranmış halılar, tamir için buraya getiriliyor.

GEZİLECEK YERLER

Aksaray Sultanhanı

SULTANHANI

İlçe merkezindedir. Aksaray il merkezine 42 km uzaklıktadır. Konya il merkezine ise 100 km uzaklıktadır. Giriş ücretsizdir.

Sultanhanı, 1229 yılında, Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Anadolu’nun en büyük kervansarayıdır. Yapıldıktan sonra, bir yangın geçirir ve 1278 yılında Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında onarımı yapılır ve genişletilir. Çok itinalı kesme taş yapısı olan han, daha sonra yapılan büyük kervansaraylara her bakımdan ideal bir örnek oluşturmuştur.

Avlu kapısındaki kitabesine göre, binanın mimarı Suriye-Şam’dan gelen Muhammed bin Havlan El-Dimaskı’dır. Kendisi Konya şehrindeki Alaaddin Camisinin de mimarıdır.

Anadolu’daki ilk sultan hanıdır. İpek Yolu üzerinde kervanların güvenli bir şekilde konaklamasını sağlamak için yaptırılmıştır. Buraya gelenlerin bütün malları, eşyaları ve can güvenliği Selçuklu hükümdarlığı tarafından teminat altına alınıyormuş. Buraya gelenler 3 gün boyunca yeme ve içmeden ücretsiz yararlanıyormuş. Handa konaklayan kişi, eğer zengin ise hana bağış yapıyormuş. Fakir olanlara da diğer hana gidecek kadar yemek veriliyormuş. Hayvanına da yem veriliyormuş.

Aynı zamanda, bir dönem, Moğol saldırılarına karşı kale olarak da kullanılmıştır. Söylenenlere göre, Moğollar tarafından 3 aylık bir kuşatmanın sonunda ele geçirilebilmiştir. Zaten düz bir araziye inşa edilmiş bir kaleyi andırıyor.

Han, birçok film için de plato olarak kullanılmıştır.

Aksaray Sultanhanı

Mimari

Yapı, özellikleri itibarıyla, Sivas’taki Gök Medreseye benzer.

Birbirine bitişik, uzunlamasına iki bloktan oluşur. Öndeki bloğun doğu tarafındaki duvarında kapı vardır. Cephesinin orta kısmında, zengin geometrik şekiller ve ince süslemelerle bezeli bu kapı, ak mermerden yapılmıştır.

Türkiye’de kapısı mermer olan tek handır.

Türk geleneklerine uygun olarak, doğu yönüne bakar. Bu kapı o kadar görkemlidir ki, Bizans’tan esinlenilmiş, mimari yapısı göze çarpar. Genişliği 10.70 metredir. Kapıdaki kitabeye göre, hanın mimarı Muhammed bin Havlan-el Dimaski’dir.

Sadece doğu cephesinde, birkaç mazgal pencereyle delinmiş duvarları ve payende kubbeleriyle, kaleye benzer bir yapısı vardır. Toplam 4800 metre karelik bir alana oturtulmuştur. Büyük blok, yazlık, küçük blok ise kışlık olarak kullanılmıştır. Dıştan boyu 117 metredir.

Hanın yazlık kısmında, muhteşem bir portal vardır. Portal geometrik şekillerle süslenmiştir. Ayrıca akşamları ışıklandırılınca daha da etkileyici oluyor.

Sivri kemerin altında “Elminnetül Lillah” yani “Kudret Allahındır” duası yazılıdır.

Kervansarayın ilk kitabesi: dış portal nişini çeviren süs kemerinin, iki tarafında, altıgen madalyonlar içindedir.

Gezi

Kuzeydeki Portalden (kapıdan) girilir. Taç kapının her iki yanında, alt kısımları kare, gövdesi yarım daire sütunlardan oluşan kuleler bulunur. Taç kapı, kısmen yıkılmış olsa da klasik Selçuklu taç kapılarından farklı olarak, bu kuleler arasındaki anıtsal görünümüdür. Taç kapı: bulunduğu cephenin tam ortasına açılmamıştır. Çünkü, kervansarayın batı bölümündeki yapılar, doğu bölümündekilere göre daha geniştir. Taç kapının her iki yanında birer oda vardır. Bu odalar, kervansaray bekçilerine veya kapı görevlilerine aittir.

Girildikten sonra uzun bir dehliz geçilir. Bu aralığı yıldızlı bir kubbe örter. Bu aralıktan, avluya geçilir. Dikdörtgen avlunun, doğusu ve batısında, yedi kemerli bir revak çevirir.

Avlunun; doğu bölümünde: aynı zamanda arabalık ve ahır hizmeti görebilen, üstü örtülü, önü açık ve genişliği, hanın dış duvarına kadar uzanan bir revak vardır.

Avlunun; batı bölümünde: revağın arkasında, 4 oda ve kubbeleriyle hamam bulunur. Hamama, sağdaki revağın kuzeybatı köşesinde bulunan kapısından girilir. Hamam içinde: önce giriş holü, soyunma yeri ve daha sonra kurnalı ve kubbeli yıkanma yeri vardır. Hamam tabandan ısıtılır. Su deposu, dikdörtgen planlı ve tonozludur.

Yine batı bölümde, hamam ile aynı sırada: odalar bulunur. Bunlar kervansarayın diğer hizmetlileri için ayrılmış ve ayrıca özel misafirleri ağırlamak için yapılmıştır.

Aksaray Sultanhanı

Avlunun doğu ve batı bölümünü gördükten sonra kervansarayın en güzel taş işçiliği olan bölümü olan mescide geliyoruz. Avlunun tam ortasında kare planlı köşk mescit vardır. Bu mescit, dört kaide üzerine oturur. Mescide, kuzey yönündeki iki taraflı merdivenden çıkılır.

Mescit cephesi ve kemer yüzlerinde: geometrik, rozet, çift düğümlü bordür ve ağızları birbirine bakan ejder tasvirleri görülür. Bunların tümü zengin taş işçiliğini gösterir. Mescit: yan iki pencere ile aydınlatılır ve güney duvarında, mihrabı vardır, üstü köşeli kubbe ile örtülmüştür. Köşk mescidinin içindeki bir nişten, yukarıya uzanan bir merdiven vasıtasıyla ezan okunan terasa çıkılır.

Avluya doğru, yaklaşık 2 metre çıkıntı yapan ihtişamlı bir iç taç kapıdan güneyde bulunan büyük salona girilir.

Bu iç taç kapı da, yan cepheleri süslemesiz olmasına rağmen, ön cephede bulunan zengin süslemeler ile, dış taç kapı gibi anıtsal bir görüntü verir. Taç kapının ön cephesinin dış çerçevesinde geometrik süslemeler bulunur. Girişinin üstünde ise, dokuz sıralı mukarnas vardır. Giriş kapısı basık kemerlidir.

Girişin tam karşısında: orta nef, kenarlarda ise altı sıralı 24 adet kare ayaklı, tonozlu yüksek kemerler bulunur. Kemer ayaklarında: insanların ve hayvanların kaldığı mekanları birbirinden ayıran, 60-70 cm yüksekliğinde sekmeler vardır. Duvar dipleri hayvanlara, orta nefa yakın olan mekanlar yolculara ayrılmıştır. Orta nef ise, ara hizmetler için ortak yer olarak kullanılmıştır.

Bu bölünün kubbesi 6 metre genişliktedir.

Kışlık bölüm

Kışlık bölüm, tamamen tonozlarla çatılanmıştır. Uzunluğu: 42 metre ve genişliği 29 metredir. Çok yüksek orta sahın genişliği 6 cm. dir. Aydınlık kubbesi ve iki tarafa açılan, yedişen tonoz kemeri oldukça etkileyicidir. Doğu ve batıda, iki yan sahın bulunur. Her bir yan sahın, sivri tonoz çatı ile örtülmüştür. Her tonoz çatı, bir sivri kemere dayanır. Kemer ayaklarında, insanların ve hayvanların kaldığı mekanları birbirinden ayıran 60-70 cm yüksekliğinde sekiler vardır. Duvar dipleri hayvanlara, orta sahına yakın olan mekanlar yolculara ayrılmıştır.

Sonuç

UNESCO tarafından, 2014 yılında Dünya Kültür Mirası Geçici Listesine dahil edilerek koruma altına alınmış olan Sultanhanı’nı mutlaka ziyaret edin, gittiğinizde inanın içerideki ziyaretçilerin yüzde 90 bölümünün yabancı olduğunu göreceksiniz, kendi ülkemizdeki bu muhteşem güzellikteki eserleri gidelim, görelim, buralardan geçerseniz, yolunuzu değiştirin, gidin görün. Gurupla gitmezseniz, rehberiniz yoksa, yukarıda yazdıklarımı okuyarak hanı gayet güzel gezebilirsiniz. Son dönemde kervansarayda: yorgan, çanak ve çömlek atölyeleri yapılmış, daha sonra çarık, bıçak, kılıç ve halı dokuma atölyeleri de yapılacakmış, bunlar elbette yabancı turistlerin ilgisini çekiyor, bol bol fotoğraf çekiyorlar.

Her şey iyi hoş da; 800 yıllık tarihi hana, kapalı bölümde yerler kazılarak yerden ısıtma yapılması, pencerelerine pvc doğrama yapmak ve camla kapatmak, kalorifer döşeyip orijinal tuvalet bölümüne fayans döşeyip klozet koymak hangi akla hizmet, tuvalet elbette gerekli, ihtiyaç ama neden han dışında bir yere yapılmaz. Tabii bu soruların cevapları yok, neyse siz yine de gidin bu güzelliği görün.  

Aksaray Güzelyurt

Ordu Aybastı

Ordu Aybastı

Aybastı, bağlı bulunduğu Ordu il merkezine 95 km uzaklıktadır. Aybastı, Fatsa arası uzaklık 41 km. Aybastı, Gölköy arası uzaklık 37 km. Aybastı, Niksar arası uzaklık 69 km. Aybastı, Reşadiye arası uzaklık 58 km.

TARİHİ

Tarihi süreçte ilçede Pontus krallığına ait izler görülür. MS 70’li yıllarda, bölge çeşitli Türk boyları ve Peçenekler tarafından işgal edildi. Osmanlı döneminde, 1485 yılı Tahrir Defterlerinde bölgenin ismi “Bölük-i Fidaverende” dir. Bu yerleşim yeri, günümüzde muhtemelen Elbey köyündedir. 1900’lü yıllarda ise ilçenin ismi “İbasda” olarak bilinir. Günümüzdeki Aybastı isminin verilmesi ise bir öyküye dayanır. Şöyle ki “bölgenin fethedilmesi sırasında, karanlık bir gecede, ay bulutların arasından birden çıkar ve karanlık gece aydınlanır, böylece fetih kolaylaşır”. Bu yüzden, yöreye “Aybastı” ismi verilmiştir. Aybastı, 1945 yılında nahiye olarak Gölköy’e bağlanmıştır. 1959 yılında ise ilçe olmuştur.

Ordu Aybastı

GENEL

Denizden uzak, il merkezinin güneyindedir. Coğrafi olarak: Orta Karadeniz bölgesinde, Canik dağlarının yamacında kurulmuştur. Bolaman çayını oluşturan kollardan birinin batı kıyısındadır. İlçe yerleşimi engebeli bir araziye sahiptir.

Ortalama rakım. 730 metredir. Karadeniz sahilinden uzaklık 52 km. dir. Denizle bağlantı Fatsa üzerinden kurulmaktadır. Yörede Karadeniz iklimi etkileri görülür.

Yüksek kısımlarda ise İç Anadolu iklimi etkilidir. Yöre insanının en büyük ekonomik etkinliği tarım ve hayvancılıktır. Fındık ve patates üretimi yaygındır.

Ancak 1960 yılından sonra özellikle Almanya ve Avusturya olmak üzere birçok yöre insanı Avrupa ülkelerine çalışmak üzere göç etmişlerdir.

NE YENİR

Aybastı yöresine yolunuz düşerse bilmelisiniz ki, “Aybastı Peyniri” tescillidir. Yani, mutlaka tatmalısınız.

Ordu Aybastı

GEZİLECEK YERLER

Ordu Aybastı Kent Ormanı

KENT ORMANI

İlçe merkezine 13 km uzaklıktaki Siraç yaylasındadır. (Aybastı-Perşembe yolunda 14’ncü kilometre) Burası Perşembe yaylasına ise sadece 5 km uzaklıktadır. Kent ormanı, 2015 yılında hizmet vermeye başlamıştır.

Ordu Aybastı Kent Ormanı

Yükseklik 1480 metredir. Kent ormanı içerisinde, günlük kiralanabilir: iki katlı ve sobalı 4 tane bungalov ev, kamelyalar, lokanta ve çeşitli tesisler bulunmaktadır. Burada çadırlı konaklama da yapılabiliyor.

Ordu Aybastı Kutlu Doğmuş Türbesi

KUTLU DOĞMUŞ TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı Kutlular Mahallesinde, Gölköy-Aybastı yolu üzerindedir.

Kutlu Bey Melik Gazi’nin emrinde savaşan komutanlarından biridir. Bölgede Trabzon Rum İmparatorluğu ile yapılan savaşlarda, emrindeki askerlerle çok üstün başarılar göstermiş ve şehit olmuştur.

Melik Gazi, harekat sırasında komutasındaki orduyu sevk ve idare eden Kutlu Bey’e: eriştiği şehitlik mertebesinden dolayı, doğarken de şerefli doğdu anlamında “Kutlu Doğmuş” adını vermiştir. Günümüzde ise, kendisine “Kutlu Baba” denilmektedir.

Ordu Aybastı Kutlu Doğmuş Türbesi

Türbenin yapımında taş malzeme kullanılmıştır. Sadece zemin kattan oluşur. Doğu cephesinde bulunan ana giriş kapısı demirdir ve iki kanatlıdır. Yapının içinde bir tane sanduka bulunmaktadır.

Ayrıca, Kutlu Bey’in kendisine ait bazı kişisel eşyaları da vardır. Peki türbeyi kimler ziyaret ederler? Herhangi bir hususta darda kalanlar sıkıntılarını gidermek için türbeyi ziyaret ederler.

Ayrıca çocuğu olmayanlar çocuğu olması için, hastalar şifa bulmak için türbeyi ziyaret etmektedirler.

TEPE MAĞARASI

İlçe merkezine 1.5 km uzaklıktaki Mağara Tepesi denen yerdedir.

Burada bulunan kaya kütlesinin kuzeydoğu bölgesindedir ve cephesi doğu yönündedir. Kaya mezarın yerden yüksekliği 6 metre kadardır. Mağaraya: çift sütunlu (günümüzde bu sütunlardan bir tanesi kırılmış ve yok olmuş, ikinci sütun ise tahrip olmuştur) ve ön oda denen yerden girilir ve mezar odasına geçilir. Giriş: 40 x 44 cm ebatlarındadır. Mezar odası ise, dikdörtgendir ve beşik tonoz şeklinde bir çatı ile örtülüdür.

Ordu Aybastı Sefalık Köyü Hamam

HAMAM

Sefalık Köyündedir. Aslında Sefalık köyünde Büyük hamam ve Küçük hamam olmak üzere iki hamam vardır.

Büyük Hamam

Sefalık köyünde, Hazinedaroğullarına ait konağın bahçesinde, konağın kuzeydoğusundadır. Hamamın üzerinde, herhangi bir kitabe yoktur. Bu nedenle inşa tarihi bilinmez. Günümüzde kullanılmayan, tek fonksiyonlu hamamın üst örtüsü büyük oranda, beden duvarları ise kısmen yıkılmıştır. Külhan ve su deposu, sıcaklığın kuzey duvarı ile halvet hücresinin batı duvarı hizasında dikdörtgen bir plandadır.

Kubbe kısmı tamamen çökmüştür. Ancak külhan bölümünün üstü kagir olarak örtülmüştür. Hamamın içi ve dışı oldukça sadedir, yapının içinde herhangi bir bezeme unsuru görülmemiştir.

Küçük Hamam

Sefalık köyünde, Hazinedaroğullarına ait konağın bahçesinde, konağın kuzeyindedir. Hamamın üzerinde herhangi bir kitabe yoktur. Bu yüzden yapım tarihi bilinmez. Günümüzde kullanılmayan küçük ölçekli, tek fonksiyonlu hamam metruk ve üst örtüsü kısmen yıkılmış durumdadır. Hamam, sıcaklık ve külhan bölümlerinden ibarettir. Soyunmalık ve ılıklık bölümleri yoktur. Batıda bulunan yarım yuvarlak kemerli bir kapıdan girilir.

Yığma olarak inşa edilen hamamda, malzeme olarak duvarlarda kaba yontu taş ve moloz taş, köşelerde ise kesme taş kullanılmıştır. Yer yer tuğla malzeme de görülür. Beden duvarları arasında hatıllar şeklinde ahşap malzeme kullanılmıştır.

Fakat günümüzde bunların yerleri boştur. Burası büyük olasılıkla: aile için ait olduğu konağa, konak hamamı olarak hizmet vermiştir. Muhtemelen ön kısmında günümüzde bulunmayan, ahşap bir geçiş mekanı vardı.

Ordu Aybastı Serender

SERENDER

Esenli Mahallesindedir. (Serender: eski köylerde insanların kullandığı ambarlardır.)

Kare planlıdır. Bodrum kat üzerine üst kattan oluşur. Bodrum kat üzerine ahşap malzemeden yapılmıştır. Üst kat, ahşap dikmeler üzerine oturtulmuştur. Üst örtüsü kırma çatılıdır. Girişe, kuzey yönde ahşap merdivenle ulaşılır.

Özellikle Doğu Karadeniz köylerinde her evin yanında bulunan, yaklaşık 44 metre ebatlarında, direkler üstünde duran tamamı ahşap, mısır (erzak) ambarı olan Serenderler, zaman içinde önemini kaybetti.

Günümüzde vatandaşlar, Serenderlere erzak koymuyorlar, çünkü artık günlük alışveriş imkanı bulunduğundan, fazla kullanılmıyor. Eskiden imkanlar olmadığı için pazara gidildiğinde çok fazla alışveriş yapılıyormuş ve bunlar ambarlarda yani serenderlerde saklanıyormuş.

Ordu Aybastı Perşembe Yaylası

PERŞEMBE YAYLASI

İlçe merkezine 12 km uzaklıktadır.

1991 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Turizm Merkezi ilan edilmiştir. Özellikle yaz aylarında olmak üzere burayı yılda yaklaşık 2 milyon kişi ziyaret etmektedir.

Ordu Aybastı Perşembe Yaylası

Yayla merkezinde şehir yerleşmesine benzer bir yerleşme görülür. Ancak yayladaki yerleşim çok eski tarihlere kadar gider. Günümüzde yayla merkezinde: marketler, alışveriş merkezleri, kasaplar ve restoranlar bulunuyor. Yani her türlü ihtiyacın temin edilmesi mümkündür.

Ordu Aybastı Perşembe Yaylası

Rakım 1360 metredir. Yaylada, kıvrım kıvrım menderesler ayrı bir güzellik sergiler. (Menderes: bir akarsuyun, az eğimli ova düzlüklerinde oluşturduğu “S” şeklindeki kıvrımlardır.)

Yaylanın en önemli etkinliği yayla şenlikleridir. Şenlikler, günümüzden yıllar önce Perşembe Panayırı olarak başlar. Bu Panayırda çevreden ve yurdun çeşitli yerlerinden gelen satıcılar ve eğlence araçları kurulur, insanlar bu panayırı yoğun şekilde ziyaret ederlermiş, yani panayırın asıl işlevi eğlence ve alışveriş ağırlıklıymış.

Günümüzde düzenlenen şenliklerde ise, en büyük etkinlik yağlı güreşlerdir. Hatta, burada düzenlenen yağlı güreşler, her yıl Kırkpınar yağlı güreşlerinin bir rövanşı gibi, ünlü güreşçilerin katılımı ile düzenlenir.

Ordu Aybastı Perşembe Yaylası

Evet günümüzde Perşembe Yaylası Şenlikleri, geleneksel olarak her yıl Temmuz ayının son haftasında yapılıyor. Şenliklerde: yağlı güreşler, çeşitli spor etkinlikleri, konserler ve at yarışları düzenleniyor. Perşembe yaylası şenlikleri gününde, ilçede şenlikleri izlemeye gelenlerin sayısının yüzbinleri bulduğu söyleniyor.

Yine önemli bir etkinlik, Perşembe Yaylasında, her yıl geleneksel olarak “Off-road” araba yarışları yapılmaktadır. Ancak bu cip yarışları, mendereslere büyük zararlar vermektedir. Çünkü doğal ortam hızla bozulmaktadır.

Ordu Aybastı Perşembe Yaylası

Yaylada bulunan gölette balık avcılığı yapılmaktadır. Gölette alabalık ve sazan balığı bulunmaktadır.

Peki konaklama, evet yaylada son yıllarda yapılan otellerle, yaylada yatak kapasitesinin 250 civarına ulaştığı söyleniyor.

Evet biraz da burası hakkında anlatılan efsanelerden söz etmek istiyorum. Perşembe yaylası, aynı zamanda bağrında 6000 şehit barındırmaktadır. Anadolu’nun Türkleşmesi için buraya gelen öncü kuvvetler, düşmanla çok çetin savaşlar yaparlar.

Şarki Karahisar Emiri Melik Gazi’de bu toprakların Türkleşmesinde çok çaba sarf etmiştir. Melik Gazi’nin biri Korgan ilçesinde ve diğeri Aybastı’da Emir Yakup adında iki kardeşi vardır ki, bunlar aynı zamanda Melik Gazi emrinde bulunan komutanlarıdır.

Ordu Aybastı Perşembe Yayla Camii

Perşembe Yayla Camii

Esenli Mahallesindedir. Yığma sistemle yapılmıştır. Yapımda taş malzeme kullanılmıştır.

Ordu Aybastı Perşembe Yayla Camii

Giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre, 1902-1903 yılları arasında yaptırılmıştır. Tavan ahşap döşeli ve sadedir. Tek şerefeli minaresi, kuzeybatı köşesindedir.

Kümbet

Yayla sınırlarında bulunan Kümbet Mevkiinde bir türbe bulunmaktadır. Kümbet: Emir Gazi’nin subaylarından birisidir. Pontus döneminde yapılan çatışmalarda şehit olarak buraya gömülmüştür. Halk arasında evliya olarak kabul edilerek türbesi ziyaret edilmektedir.

Ordu Aybastı Çilesi Şelalesi

Çiseli Şelalesi

İlçe merkezine 13 km uzaklıktadır. Bulunduğu yerin rakımı ise 1352 metredir.

Ordu Aybastı Çiseli Şelalesi

Yaylada menderesleri oluşturan göletten çıkan akarsular: kümbet deresinde toplanarak, buradan 3 kilometre aşağıda şelaleden dökülüyor. Şelalenin yüksekliği 15 metre, genişliği 10 metredir. Dökülme alanı derinliği 2 metre, çevresi 50 metredir.

Şelale, düden şelalesi benzeri bir görünüm gösterir. Ancak Düden Şelalesi traverten basamağından düşüş yaparken, Çiseli bazalt basamaktan düşmektedir.

Ordu Aybastı Karga Tepesi

Karga Tepesi

Karga tepesi, yaylanın merkezindedir. Önünde Perşembe yaylası gölü, yaylanın merkez yerleşimi ve stadyum vardır. Tepeye çıkan stabilize yol vardır yani araç ile çıkılabilir. Perşembe yaylası menderesleri en iyi buradan görülebilmektedir. Bu yüzden, yaylayı ziyaret edenler, buraya mutlaka çıkarlar. Ancak Karga tepesinin hemen karşısında Adatepe mevkii bulunur ve Adatepe mevkii Karga tepesinden daha yüksektir.

Ordu Aybastı Kayadibi Yaylası

KAYADİBİ YAYLASI

İlçe merkezine 22 km uzaklıktadır. Rakımı 1660 metredir.

KOÇALAN ŞELALELERİ

Şelaleye: İlçe merkezine 18 km uzaklıktaki, Karamanlı Mahallesi, Toygar köyü, Pelitözü Beldesi ve Uzundere köyünün Koçalan Mahallesine kadar araçla gidilir ve ardından yaklaşık 3-4 km yürüyerek ulaşılır.

Şelaleler, Koçalan Yaylasındadır.

Şelale: Bolaman çayının önemli kollarından olan Çimman deresine karışan Ağaçalan (Koçalan) deresi üzerindedir. Kızılot mevkiinde, Çimman deresinin açtığı taraçalar ve eğim kırıkları üzerinden yüksek düşüşler yapmaktadır. Her mevsim gür akışlıdır. Tek şelaleden çok peş peşe dört ayrı şelale şeklindedir. Şelalenin en kolay ulaşılan kesimi, 140 metrelik ikinci basamaktır.

ALACALAR BELDESİ

Alacalar Deresi

Dere, Karanlık dere mevkii denen yerdedir. Tepenin batısından ve yol geçmektedir. Tepenin zirvesi nispeten kayalıktır. Güney tarafı ise fındıklıktır. Doğu yamacında yığma taş duvar örülmüştür. Tepenin yüzeyinde, az miktarda keramik ve kiremit parçaları bulunur.

Ordu Aybastı Alacalar Mahallesi Şeyh Hasan Türbesi

ŞEYH HASAN TÜRBESİ

Alacalar Mahallesindedir.

Yazılı kaynaklara göre, Melik Gazi’nin komutanlarından Şeyh Hasan’a aittir. Taş malzeme kullanılarak yapılmıştır. Zemin kattan oluşur. Sekizgen planlıdır. Yapının içerisinde bir adet sanduka vardır.

AKOLUK KÖPRÜSÜ

Akoluk Mahallesindedir. Ulubey-Gölköy yolundan 200 metre aşağıda, Sarp deresi üzerindedir. Köprü 19’ncu yüzyıla tarihlenir. Dört gözlüdür. Yuvarlak ve sivri kemerleri bulunur. Taş malzeme kullanılarak yapılmıştır. Kemer ayakları ana kayaya oyulmuştur. Köprünün uzunluğu 41 metre, genişliği ise 4 metredir.

Ordu Aybastı Uzundere Şelalesi

UZUNDERE ŞELALESİ

İlçe merkezine 20 km uzaklıktaki Uzundere Mahallesindedir.

Şelalenin bulunduğu yerin rakımı 1200 metredir. Üst tarafta 1 ve alt tarafta 6 şelale olmak üzere, toplam 7 şelaleden oluşuyor. Küçük dereler ile beslenen şelalenin yüksekliği 90 metre, genişliği ise 3 metredir. Döküldüğü alandaki derinlik yarım metre, çevresi ise 40 metredir. Türkiye’nin en uzun şelalelerinden biri olduğu söyleniyor. Şelale, oldukça yoğun bir şekilde ziyaret ediliyor, bu yöreye giderseniz mutlaka ziyaret ediniz. Şelalenin iç kısımlarında oturma alanları, piknik masaları ve kamelyalar bulunuyor.

Ordu Aybastı Kabaktepe Mesire Alanı

KABAKTEPE MESİRE ALANI

İlçe merkezine 11 km ve Perşembe yaylasına ise 6 km uzaklıktadır. Giriş ücretlidir. Doğal orman alanı içindeki mesire alanında çocuk parkı, yürüyüş parkuru, kamelyalar, mangal sistemleri, spor alanları, lokanta ve tuvalet bulunur. Aybastı Paintball tesisi buradadır.

 Ordu Ulubey hakkındaki gezi yazım için  Ulubey

Bursa Orhangazi

Bursa Orhangazi

Orhangazi, Bursa arası uzaklık: 45 km. Orhangazi, Gemlik arası uzaklık: 19 km. Orhangazi, İznik arası uzaklık: 41 km. Orhangazi, Gebze arası uzaklık: 58 km. Orhangazi, Yalova arası uzaklık: 29 km. Orhangazi, İstanbul arası uzaklık: 124 km.

Bursa Orhangazi

 

TARİHİ

Yörenin en eski bilinen sahipleri Bitinyalılardır. MÖ 74 yılında ise bölgede Romalılar hakimdir. 365 yılında, Orhangazi büyüyerek kent olur. 395 yılında ise, Bizans hakimiyeti vardır. Bu dönemde kentin ismi “Basilinapolis” dir ve bu kent, günümüzde şehrin bulunduğu alanda kurulmuştur. 1085-1097 yılları arasında Anadolu Selçuklu devleti ve 1024-1261 yılları arasında ise İznik Bizans İmparatorluğu egemenliği görülür. Eski Orhangazi yerleşimi, göle daha yakın bir yerdedir.

1332 yılında bölge Orhan Bey tarafından fetih edilir. 1362 yılında, 2’nci Osmanlı Padişahı Orhan Bey tarafından burada yerleşim yeri kurulur. Orhan Bey: bu yerleşim yerinde kendi adına bir cami ve hamam yaptırır, civardaki Türk aşiretlerini buraya toplar. Pazarköy adını alan bu yerleşim, o sıralarda İznik’e bağlıdır. 1879 yılında Pazarköy, bucak olur. 1880’lerde Kafkasya ve Rumeli’den gelen muhacirler buraya yerleşirler.

1893 yılında ise Bursa iline bağlı bir ilçe merkezi olur. Pazarköy’ün ismi, 1913 yılında kurucusu Orhanbey’e istinaden “Orhangazi” yapılır. 20 Eylül 1919 tarihinde, Yunanlılar tarafından yapılan işgal sırasında, Orhangazi tamamen yakılır. Çünkü Yunan işgalinde halkının yurtseverliği nedeniyle düşmanın içeri sokulmasına bir hayli engel olmuşlardır. 10 Eylül 1922 tarihinde ise Orhangazi düşmandan kurtarılır. Ancak kasaba tamamen yakıldığı için, ilçe merkezi bir süre Gürleye taşınır.

1951-1974 yılları arasında, eski Yugoslavya, Arnavutluk, Bulgaristan ve Makedonya’dan gelen Pomaklar, ilçe merkezinde Hürriyet mahallesini oluştururlar. Trabzon başta olmak üzere, Doğu Karadeniz bölgesinden de göçler gelir. Takip eden süreçte, özellikle Bursa-Yalova karayolunun öneminin artmasıyla, ilçe son yıllarda hızla gelişim gösterir ve kenarındaki ovanın verimliliği de bu gelişimi hızlandırır.

Bursa Orhangazi

 

GENEL

İlçede ekonominin bir kolu tarıma dayalıdır. İlçede önemli oranda zeytin üretilmektedir. Ayrıca ilçede 50 adet ruhsatlı balık teknesi vardır ve ruhsatlı su ürünleri avcılığı yapılmaktadır.

ORHANGAZİ MESLEK YÜKSEK OKULU

Bursa Uludağ Üniversitesine bağlıdır. Belediyeye ait binada faaliyet sürdürmektedir. İlçede 2 öğrenci yurdu (kız-erkek) vardır. Yeniköy semtinde, okul için yeni bir bina yapılmaktadır.

Bursa Orhangazi Zeytin Festivali

 

ZEYTİN FESTİVALİ

Her yıl geleneksel olarak Kasım ayının ilk günlerinde İlçe merkezinde zeytin festivali düzenlenir.

Bursa Orhangazi Gedelek Turşu Festivali

 

ORHANGAZİ GEDELEK TURŞU FESTİVALİ

Geleneksel festival her yıl Ağustos ayı sonunda yapılır.

NE YENİR-NE SATIN ALINIR

Buraya yolunuz düşerse mutlaka İnegöl köfte yiyin, yol kenarındaki zeytincilerden kuru sele zeytin satın alın, Gedelekten ise turşu satın alın.

Bursa Orhangazi

 

GEZİLECEK YERLER

Bursa Orhangazi Tarihi Hamam

 

ORHANGAZİ TARİHİ HAMAM

Orhangazi ilçesinde 1330 yılında Osmanlı Sultanı Orhan Bey tarafından yaptırılan cami ve hamamdan, hamam günümüze ulaşmış, ancak camiden bir eser yoktur. Cami, 1922 yılındaki işgalde Yunanlılar tarafından yakılarak yok edilmiştir. Caminin minaresi, 1935 yılına kadar sağlam kalmış iken, o dönemin belediyesi tarafından yıkılarak açık alan (Cumhuriyet alanı) yaptırılmıştır.

1993 yılında Cumhuriyet alanının düzenlemesi sırasında, anılan caminin temelleri bulunmuştur. Buna göre, cami 17.50 x 22.50 metre boyutlarında, üzeri kubbeli bir yapıdır. Yok olan caminin yanında bulunan tarihi hamam, Selçuklu ve Osmanlı mimarisi izlerini taşır. Hamam: Orhangazi tarafından yaptırılan külliyeye ait bir yapıdır.

Ancak son derece küçük bir örnektir. İşgal yıllarında cami gibi hamam da tahrip edilmiştir. Hamamın halen içinde bulunan karşılıklı iki kurna, Orhan Bey dönemine aittir. Hatta 1975 yılına kadar faaliyetini sürdürmüştür. Bugün ise, anıt olarak tescil edilerek komuta altına alınmıştır.

Bursa Orhangazi Nadir Piknik Alanı

 

NADİR PİKNİK ALANI

Hamzalı yolu üzerinde çam ve meşe ağaçlarıyla kaplı, doğal su kaynağı bulunan bir mesire alanıdır. 2005 yılında hizmete kazandırılmıştır aynı zamanda Orhangazi ilçesinin suyu buradan karşılanır. Orhangazi Belediyesi tarafından düzenlenmiştir. Yaz aylarında oldukça kalabalık olur.

Bursa Orhangazi Karsak Deresi Köprüsü

 

KARSAK DERESİ KÖPRÜSÜ

En az 2000 yıllık olduğu tahmin edilen bu köprü, Karsak Mahallesi altında bulunmuştur. Köprü, Orhangazi ilçesinden gelip Gemlik’te denize dökülen Karsak deresi üzerindedir. Köprü şu anda yoğun bir orman tabakası içinde bulunmaktadır, yani ulaşım oldukça zordur, sanırım bir zaman sonra burayı turizme açarlar ve ziyaretçilerin gidip görme şansı olur.

Bursa Orhangazi Gürle Köyü (Eski Köy)

 

GÜRLE KÖYÜ (ESKİ KÖY)

Gürle köyü, İznik gölü kıyısında dağlara doğru bir yamaçta kurulmuştur. Karadeniz’i aratmayacak ölçüde yoğun yeşillikler içindedir. Cenevizlilerden itibaren bilinen bu köy, adını o dönemde İtalyanca “mercan” anlamına gelen “Corolla” dan almıştır. Bizans döneminde, burada “Krollo kalesi” varmış. Orhan Gazi, bu kaleyi fetih ettikten sonra, Osmanlıların kuruluş yıllarında Gürle kazası, Bursa-İznik yolu üzerinde önemli bir konaklama yeri olarak kullanılmıştır.

Ayrıca, yine burada Orhan Gazi tarafından, cami, hamam ve handan oluşan bir külliye yaptırılmıştır. Ancak: zaman içinde burası yani Eski köy, önemini kaybeder ve 2 km uzaklıkta “Yeni Gürle Köyü” kurulur. Yeni Gürle köyü, ticaretin geliştiği bir merkez olur ve Eski Gürle köyü: dut ağaçları, enginar tarlaları, zeytinlikler, sokakları ve mimarisi ile görsel bir şölen havasına kavuşur.

Köyde eski bir kilise kalıntısı vardır. Kilise 1882 yılında Yunanistan’dan gelip Gürle köyü yakınında iskan edilen Gayrimüslim Gürle köyünü kuran Ermeniler tarafından yapılmıştır. Kilisenin örtüsü, günümüzde tamamen yıkılmış durumdadır, sadece duvarları görülür.

Temellerine göre kilisenin 31.50 x 13 metre ebatlarında olduğu anlaşılır. Yapının duvarları tuğla ve moloz taşla örülmüş, içinde bir sütun kaidesi vardır. Günümüzde yapının içi: evsizler tarafından işgal edilmiş, ikamet için kullanılmaktadır. Yine Gürle köyünde, eski bir manastır günümüzde hamam olarak kullanılmaktadır.

Bursa Orhangazi Akharem (Eski Köy)

 

AKHAREM (ESKİ KÖY)

Akharem köyü, ilçe merkezine 10 km uzaklıktadır. Köyün bu ismi almasının sebebi, bir Osmanlı saray ağasının mülkü olmasıdır. 8’nci yüzyılda Bursa şehir sicillerinde köy İznik’e bağlı olarak gösterilmektedir. Köyde ana geçim kaynağı zeytinciliktir. Köyün turistik yönü, tarihi Osmanlı evleri bulunmasıdır.

Bursa Orhangazi Sölöz Mahallesi

 

SÖLÖZ MAHALLESİ

İlçe merkezine bağlı belde, İznik gölünün güney kıyısında, göle 1.5 km uzaklıkta, ilçe merkezine ise 16 km uzaklıktadır. Kasabanın antik coğrafyadaki ismi “Pthapolis” dir. Eski Yunan kaynaklarına göre, Argonotlar’dan Thassos tarafından kurulmuştur. Argonotlar, bu bölgeye geldiklerinde bir mola sırasında, Thassos’un yakın dostu olan Soleis, ümitsiz bir aşk sonucu, kendini Kocadereye atmış ve yaşamına son vermiştir.

Bu nedenle, Kocadere’ye “Soleis” ismi verilmiştir. Thassos’da, derenin kenarında “Pthapolis” ismiyle bir kent kurmuştur. Pthapolis ismi “Apollon yurdu” demektir. Köyde: kuruluşun ardından Soleis’in kardeşleri bırakılmıştır. Günümüzdeki beldenin isminin, Soloeis çayının hemen kıyısında kurulu olması nedeniyle buradan geldiği düşünülmektedir. Osmanlı döneminde kasabanın ismi “Müslüman Sölüz” dür. Sultan Orhangazi, kasabada bir mescit yaptırmıştır. Kurtuluş savaşı sırasında, kasaba kısmen yakılmıştır.

1945 yılında bölgede arkeolojik yüzey araştırmaları yapılmış ve yerleşmenin Kalkaolitik çağa kadar uzandığı anlaşılmıştır. Araştırmada, çok eski yerleşim yeri kalıntısı ve köyün bulunduğu alanda bir höyüğe rastlanmıştır. Köyün içinden geçen derenin civarındaki höyüğün tarihi, taş devrine kadar iner.

Bursa Orhangazi Gedelek Köyü

 

GEDELEK KÖYÜ

Gedelek köyü, yeşillikler içinde şirin bir yerdir. İlçe merkezine 6 km uzaklıktadır.

Gedelek köyünün en önemli özelliği turşuculuktur. Burada turşuculuk sektör haline gelmiş, iç piyasa dışında yurt dışına ihracat da yapılmaktadır. Diğer önemli geçim kaynağı zeytinciliktir.

Köyde, üst kesimde çıkan Pınarbaşı suyu önemlidir. Bu su ile, turşu üretimi yapılır, kalan kısmı ile bahçeler sulanır ve suyun kaynağı çevresindeki yeşil alan, piknik yeri olarak kullanılır. Suyun başında tarihi büyük çınar ağaçları bulunur. Bölgede bulunan Dede Bayırı ve Karşı Bayır denen iki tepede ise, iki ermiş dedenin yattığı rivayet edilir.

Bursa Orhangazi Katırlı Dağı-Gürle Dağı

 

KATIRLI DAĞI-GÜRLE DAĞI

Katırlı dağının en yüksek tepesi Gürle tepesidir ve 1283 metre yüksekliktedir. İznik gölü kıyısında yükselir. İznik gölünün tüm kıyıları, bir bütün olarak görülebilir. Ayrıca, Gürle dağı, trakking ve dağ sporları için elverişlidir. Ayrıca yine burada yamaç paraşütü yapılır.

Bursa Orhangazi Ilıpınar Höyüğü

 

ILIPINAR HÖYÜĞÜ

İlçe merkezine bağlı Topselvi köyünde, ilçe merkezine 1.5-2 km uzaklıktadır. İznik gölünün 2 km batısındadır.

Yerleşim alanının çapı 250 metre, yüksekliği 3 ile 10 metre arasında değişmektedir. Alanın toplam büyüklüğü ise 2.5 hektardır. Burada ilk kazılar 1948 yılında yapılmıştır. Burada yapılan kazılarda; geçmişi MÖ 5400 yıllarına dayanan; dünyanın en eski eşyaları ve mezarları tespit edilmiştir. 1987-1995 yılları arasında yapılan ikinci dönem kazılarında da : ilk yerleşim düzeni ve kullanılan aletler ve eşyalar bulunmuştur. Höyükte yapılan kazılarda: tepenin en üstünden ama toprağa kadar 10 tabaka tespit edilmiştir.

1’nci tabaka: MS 6’nci yüzyıl sonu ile MS 7’nci yüzyıl başına tarihlenen ve höyüğün her tarafına kaplayan mezarlık tabakasıdır. Bu mezarlığın, Orhangazi’deki Bizans dönemi yerleşkesine ait olduğu düşünülmektedir. Burada yaklaşık 200 mezar çıkarılmıştır. 3’ncü tabaka: Tunç çağı sonuna tarihlenir, silo ve çöp çukurları bulunur. Aynı dönemde burada bulunan mimari yapılar, Bizans mezarlığı nedeniyle yok edilmiştir.

4’ncü tabaka, yine eski bir mezarlık tabakasıdır. Burada 40 mezar bulunmuş ve mezarlarda hocker biçiminde yatırılmış ölülerin yanında, mezar hediyesi olarak konmuş kap ve bakır nesneler bulunmuştur. Bu mezarlar, MÖ 4 bin yılı sonlarına tarihlenmektedir. 5’nci tabaka, büyük çöp çukurları, çanak çömlek parçaları bulunur. 6’ncı tabaka, MÖ 5 bin yılının ikinci yarısına tarihlenir. 6’ncı tabaka, yangın geçirmiş kerpiç tabakadır. MÖ 5 bin yılının ilk yarısına denk gelir. 10’ncu tabaka: Hacılar ve Fikirtepe kültürünün olduğu son Neolitik çağ tabakasıdır. MÖ 6 binli dönemin sonuna tarihlenir.

Bursa Orhangazi İznik Gölü

 

İZNİK GÖLÜ

İznik gölünün yüzde 51’lik bölümü, ilçe sınırları içindedir. Yani gölün batısı Orhangazi ilçesi ve doğusu ise İznik ilçesiyle çevrilidir. Göl: doğu batı yönünde 32 km uzunluktadır. Genişliği ise 20 km dir. Gölün en derin yeri 65 metredir. Suyu tatlıdır. Denizden 85 metre yükseklikte olan gölün batısından bir kanal ile Gemlik körfezine akan bir dere bulunur.

Gölde: yayın, kerevit ve sazan avcılığı yapılır. Göl suyu ile, İznik ve Orhangazi ovaları sulanır. Göl çevresinde: doğal güzellikler mesire/piknik yeri olarak kullanılır. Çünkü yoğun yapılaşma yoktur.

Bursa Orhangazi Keramet Köyü

 

KERAMET KÖYÜ

Yalova istikametinden Ilıca’ya Bursa kara yolu kullanılarak gidilir. Orhangazi’ye gelindiğinde şehir merkezindeki ışıklardan sola doğru İznik istikametine dönülür, bu güzergah takip edilerek yol üzerindeki Keramet köyü geçildikten sonra Ilıca’ya ulaşılır. İlçe merkezine 18 km uzaklıktaki Keramet köyünde, doğal ılıca vardır. Doğal bir havuz görüntüsündeki Ilıcada kayaların arasından devamlı kaynayan su bulunur.

Sodalı olarak bilinen bu suyun içinde bulunan mineraller, cilt ve deri hastalıklarına iyi gelir. Ilıca, doğal Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Çünkü: İznik gölü ve Ilıca arasında sadece 200 metre uzaklık vardır ve bu özelliği nedeniyle, Ilıca koruma altına alınmıştır. Buraya giderseniz, gerek kaynak suyunu kullanabilir ve gerekse İznik gölü manzarasını izleyebilirsiniz.

Bursa tanıtımı.

Gemlik tanıtımı.

İznik tanıtımı.

Yalova tanıtımı.