Kastamonu Daday

Kastamonu Daday

Daday, Kastamonu arası uzaklık: 29 km. Daday, Azdavay arası uzaklık: 41 km.

TARİHİ

Yöreye ilk yerleşenler yazılı belgelere göre Kaşka Türkleridir. Daha sonra çeşitli medeniyetler, bölgede hakimiyet kurmuşlardır. 1291 yılında bölgede Candaroğulları Beyliği dönemi başlar. Bu dönemde, Daday, Ankara ve Kastamonu arasındaki 25 büyük yerleşimden bir tanesidir.

1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından bölge Osmanlı topraklarına katılır. 1869 yılında Daday, Kastamonu Salnamesine göre, Kastamonu sancağının bir ilçesi olarak görünmektedir. Daday, 1960 yılından sonra ülkemizin önemli sağlık merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Çünkü ilçede bulunan Ballıdağ Senatoryumu, özellikle göğüs hastalığı olan birçok hastayı iyileştirmiştir. Çünkü Ballıdağ, oksijen yönünden çok zengindir. Gelelim sonucu, şu an burası kapalı, niye çünkü her hastanede bu hastalıkla ilgili bir birim açıldığından burası kapatılmıştır, binası atıl durmaktadır. Yakında çürür yıkılır.

Kastamonu Daday

GENEL

İlçe yerleşimi Köroğlu dağ sıraları içinde bulunan bir gurupta, bir ovadadır. Gökırmak kollarından birisi, ilçenin bulunduğu vadiyi ikiye böler. Genel olarak ilçe engebeli bir yapıya sahiptir. Yörede karasal iklim hakimdir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise kar yağışlı geçer. Arazi ormanlarla çevrilidir, toprakları çok verimli değildir. Halkın başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ayrıca ahşap ürünleri ve el sanatları da yaygındır.

DADAY EL SANATLARI

Yörede el sanatları oldukça yaygındır. Bunlardan öne çıkanlardan söz etmek istiyorum.

Selalmaz Bezi

Bu ürünler, kendine özgü yöntemlerle tamamen elle ve basit aletlerle ağaç tezgahlarda dokunur. Yani standart değildir, hepsinin deseni farklıdır. Birbirine benzer, ancak tıpa tıp aynısı değildir. Bu nedenle, hepsinin kendisine özgü değeri vardır.

Ürünün, Şile bezinden daha ince ve hoş duran bir yapısı vardır. Dokumalar: masa, sehpa örtüsü, elbiselik, cibinlik, perdelik, çarşaflık, peştamal, peçete ve ev dekorasyonunda kullanılır.

Daday Sandalyesi

Akpınar köyü yakınlarındaki Çıllar Mahallesinde yapılır. Malzeme olarak Gökçeağaç kullanılır. Ayaklarının açılmaması için, teller yardımıyla birbirine bağlanır. Otantik görünümlü bu sandalyeler ancak sipariş üzerine yapılmaktadır.

NE YENİR

Daday yöresine yolunuz düşerse tescillenmiş “Daday etli ekmeği” yemenizi öneririm. Ama mutlaka tatmalısınız, muhteşem bir lezzet. Ayrıca ekşili pilav, tirit ve banduma deneyebilirsiniz.

Kastamonu Daday 30 Ağustos Zafer Şenlikleri

30 AĞUSTOS ZAFER ŞENLİKLERİ

30 Ağustos günü gerek Zafer Bayramı ve gerekse Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Daday’a gelmesinin anısına çeşitli etkinlikler düzenlenerek gün kutlanır. Bu etkinlikler: Zafer At yarışları ve sportif faaliyetler ve konserlerdir. At yarışlarına ilçe halkı, çevre ilçeler ve il merkezinden katılımlar olur. Ayrıca merkep ve bisiklet yarışları, halat çekme ve atletizm koşuları yapılır. Günümüzde yapılan at yarışlarının kaynağı: Atatürk’ün Daday’a geldiğinde, Kıyık Tepesinde atlıların karşılamasıdır.

AT ÇİFTLİĞİ

Osmanlı döneminde önemli bir at yetiştirme merkezi olan Daday, günümüzde ise binicilik okulu ve at çiftliği ile ziyaretçilerin ata binme ve at ile gezinti serüvenlerini sağlıyor.

Kastamonu Daday

GEZİLECEK YERLER

Kastamonu Daday Hükümet Konağı

HÜKÜMET KONAĞI

İlçe merkezinde Merkez Mahallesi Cumhuriyet Caddesindeki bina, 25 Kasım 1891 yılında hizmete girmiştir.

İlçenin özel mekanlarından biridir. Bina Dadaylılar tarafından 3 ay 20 gün gibi kısa bir sürede yöreye özgü ahşap mimariyle yapılmıştır. Bu yüzden, ahşap süslemeleri oldukça güzeldir. 1963 yılı tapu sicil belgesine göre, bina, hapishaneye bitişik, üst katta 12 oda ve alt katta 8 oda şeklinde düzenlenmiş, Pazaryanı mevkiinde kuruludur.

İki katlıdır. Dikdörtgen planlıdır. Ahşaptır. Girişi doğu cephesindedir. Üç basamakla çıkılan sahanlıktaki dört ahşap sütun, üst kat çıkmasını taşır. Birinci katta: Kaymakamın odası vardır. Bu oda, aynı anda Kaymakamlık görevi yapan Şair Eşref tarafından teşrif edilmiştir.

Kaymakam odasının duvarları ve tavanları, nefti renkte boyalarla boyanmıştır. Duvarlar panolar halinde parçalara bölünmüştür. Panoların kenarları kalın çizgilerle sınırlandırılmıştır. Panoların orta kısmında stilize bitki motiflerinden oluşan desenler görülür.

Yapının cephesi oldukça sadedir. Tüm pencereler düz atlıdır. Binanın batı cephesine tuvalet ve depolar eklenmiştir.

Binanın en büyük özelliği: 30 Ağustos 1925 günü saat 15.20’de, Atatürk burada misafir edilmiştir. 1938 yılında ise zamanın Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve 28 Mayıs 1994 tarihinde ise K.K.T.C. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş yine burada ağırlanmıştır.

Türk edebiyatı şairlerinden Şair Eşref Bey, 1893 yılında burada 6 ay süreyle Kaymakamlık yaparken yine bu binada kalmıştır. Bu esnada, Kaymakamlık odasının tavanı ve duvarlarını süsletmiştir. Yapı, yeni Hükümet Konağının yapılmasının ardından, 2009 yılında boşaltılmış ve restore edilmiştir.

Kastamonu Daday Seyidi Beyoğlu Konağı

SEYİDİ BEYOĞLU KONAĞI

İlçe merkezindedir. Bu konağın en büyük özelliği: 30 Ağustos 1925 günü Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün burada ağırlanmış olmasıdır. Atatürk, ikinci katta, kuzeybatı köşedeki odada ağırlanmıştır. Burada yemek yenir, çay içilir ve saat: 17.00’de Kastamonu’ya geri dönülür.

Konak 1912 yılında üç katlı olarak yapılmıştır. Konağa “Köpekçioğlu” konağı da denir. Tapu tesciline göre, 1912 yılında yapılan konak: Seydibeyzade Abdullah Efendi ve eşi Gömeçzade Mustafa Efendinin kızı Hatice Hanıma aittir.)

Konağın girişinde, iki ayrı merdiven bulunur ve bunlar giriş kapısında buluşur. Dış cephesi ve iç mekanın büyük bölümü, kabartma ve kalem işleriyle süslenmiştir. Ahşap işçiliğinin en güzel örnekleri görülebilir. Özellikle güneydoğudaki odanın tavan işçiliği görülmelidir.

Tavanın ortasında tavan göbeği bulunur. Bu göbeğin ortasında, on köşeli yıldız motifi, yıldızın ortasında bitkisel motifle ahşap oymalar, bu oymalardan sonra sekizgen göbek çerçevesi görülür. Göbek çerçevesinin üstü balıksırtı ahşap motifiyle süslüdür.

Göbeğin fonu kırmızı muşamba ile kaplanmıştır. Tavanda devam eden süslemeler yani motif düzenlemesi konsollardan duvarlara geçer. Gerçekten muhteşem, mutlaka görmelisiniz. Tarihi mekan, günümüzde oldukça bakımlı olarak durmaktadır.

MUSTAFA ŞÜKRÜ EFENDİ KONAĞI

Mustafa Şükrü Efendi’nin Gazeteci, yazar ve siyaset adamı Bülent Ecevit’in dedesi olduğu söyleniyor. İki katlıdır, geleneksel köy evleri planına göre yapılmıştır. Altında ahır bulunur. Ağaç çantılarının üstü hımış tekniğindedir. Çatkı ağaçlarının arası kerpiçle kapatılmıştır. Halen burada Daday Belediyesi hizmet vermektedir.

ALİ PAŞA CAMİİ

İlçe merkezine 4 km uzaklıktaki Ali Paşa köyündedir. Cami 1390 yılında Candaroğulları döneminde yapılmıştır. Candaroğullarının en kuvvetli döneminde, 2’nci Süleyman Paşa (1385-1392) ile İsfendiyar Bey geçiş döneminde yaptırılmıştır. Sade bir görüntüye sahiptir. Kare olarak planlanmış, sonradan eklemelerle özgün planından uzaklaşmıştır. Cami, son olarak 18’nci yüzyılda Osmanlı döneminde restore edilmiş ve günümüze o şekliyle ulaşmıştır. Cami hala ibadete açıktır.

HONSALAR TEPESİ TÜMÜLÜSÜ

İlçe topraklarında 7 tane Tümülüs vardır. Ancak Alipaşa köyünde 200 metre uzaklıkta, köyün  girişinde bulunan bu Tümülüs görülmeye değerdir. Tümülüsün tepe kısmı ve kuzeydoğu tarafı kaçak define arayıcıları tarafından kazılarak tahrip edilmiştir.

Tümülüs muhtemelen çatışma yıllarında kadın ve çocukların kaçıp saklanmaları için kullanılmış olmalıdır. Büyük olasılıkla, MÖ 6’ncı yüzyılda Lidyalılar tarafından yapılmıştır. Tepenin yüksekliği tarla düzeyinden 3.5 metredir. Çapı ise 30 metredir. Tepenin üstü kısmen tarım alanı olarak kullanılmış ve sürülmüştür.  Alanda: Demir çağına ait çanak-çömlek kalıntıları bulunmuştur.

Kastamonu Daday Balaban Ağa Konağı

BALABAN AĞA KONAĞI

İlçe merkezine 5 km uzaklıktaki İnciğez köyüne bağlı Çiftlik beldesinde yemyeşil bir mekandadır.

Kastamonu Daday Balaban Ağa Konağı

Konak 1632 yılında, Suudi Arabistan’dan göç eden ve Daday’a yerleşen Hüsem Ağa tarafından yaptırılmıştır. Başlangıçta misafirhane olarak yapımı gerçekleşen 800 metre karelik tarihi Balaban Ağa Konağının bahçesinde bir hamam ve Osmanlı çeşmesi de bulunuyor.

Osmanlı sivil mimarisinin güzel örneklerinden birisidir. Konak Oğuzbalaban ailesine aittir. Günümüzde konak sahibi Fazıl Oğuz Balaban, ailesinin kökünün Arabistan Yarımadasında bulunan Kureyş Kabilesinden geldiğini ve buraya yerleştirildiğini, Osmanlı döneminde bu konakta yaşayanlardan vergi dahi alınmadığını söylemiştir.

400 yılı aşkındır tarım yapılan çiftliğin sahipleri, “Başoda” haricindeki iç mekanda 100 yıl önce onarım yaptırmışlardır ve konak günümüzdeki halini almıştır.

Kastamonu Daday Balaban Ağa Konağı

Kapı, tavan ve dolaplar Osmanlı ahşap işçiliğinin en güzel örneklerine sahiptir. Kapı ve pençelere ahşaptır. Duvarlar kagirdir. Tavan ve ahşap öğelerde oldukça güzel süsleme örnekleri bulunur. Duvarlarda bulunan hat yazıları, 1895 yılında yazılmıştır.

Kastamonu Daday Balaban Ağa Konağı Baş oda

Başoda

Yukarıda belirttiğim gibi, 100 yıl önce yapılan restorasyonda, başodaya dokunulmamış, yapının diğer kısımları restore edilmiştir.

Günümüzde özellikle: güney batı köşedeki oda görülmelidir. Odanın dolapları, kapısı, duvar süslemeleri ve duvarları: Konakta bir zamanlar misafir kalan dönemin şair ve ozanları tarafından yazılarla doldurulmuştur. Bu yazılar mutlaka ilginizi çekecektir, görmelisiniz. Burada Dadaylı Başbakan Bülent Ecevit’in babası Mebus Fahri Ecevit’in imzası da vardır.

Kastamonu eski valilerinden Enis Paşa’nın konakta 8 gün kaldığını, bahçede çadır kurduğunu ve o günden sonra bu düzlüğe “Enis Paşa Düzlüğü” adı verilmiştir.

Günümüzde, konak yöresel yemeklerin sunulduğu bir restoran olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, burası bir tarım çiftliği olarak kullanılıyor. Çiftliği ziyarete gelenler ağırlanıyor. İhtiyaç olan sebze ve meyveler çiftlikte yetiştiriliyor. Et ve yumurta için tavuk, hindi, kaz ve ördek yetiştiriliyor. Süt ve süt ürünleri için manda ve ineklerin sütlerinden yararlanılıyor.

Kastamonu Daday İnciğez Kaya Mezarları

İNCİĞEZ KAYA MEZARLARI

İlçe merkezine 6 km uzaklıktaki İnciğez köyündedir. Gök ırmağın ilk çıkış kaynağını oluşturan Daday çayının hemen güney yamacında, dik inen kayalıklar üzerine oyulmuştur. Tarihi yapının Bizans dönemine ait olduğu düşünülür. Kesin bilgi olmamasına rağmen muhtemelen MÖ 64-330 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Kaya mezar: üç katlıdır. Her katta üçer oda vardır. Yani toplam dokuz mağara odası vardır. Her odadan diğer odalara geçilir.

Kastamonu Daday İnciğez Kaya Mezarları

Yani, burada ibadet yeri, kaya mezarları ve barınma bölümleri vardır. Barınma bölümlerindeki odalar, iç içe geçmiş şekilde planlanmıştır. Kaya mezarları, sağlam olarak günümüze ulaşmıştır.

Kastamonu Daday Meyre Mabedi

MEYRE MABEDİ

İlçe merkezine 40 km uzaklıktaki Aktaşteke köyü Meyre (eski ismi: Bonita) Mahallesindedir. Roma dönemine aittir.

Resmi arkeolojik ismi “Zeus Bonitenos Tapınağı” dır. Tapınak: antik dönemde bölgenin en önemli dini yapısıdır. Bina önce tapınak yani mabet olarak yapılmış, ancak Roma imparatorluğunun 313 yılında Hiristiyanlığı kabul etmesinin ardından, kiliseye çevrilmiştir. Bu yüzden yapıya mabet deniyor.
Kastamonu Daday Meyre Mabedi Kitabe-Yazıt

Kitabe-Yazıt

Yapıda oldukça büyük bir kitabe vardır. (Kitabenin boyu 1.80 metre ve genişliği 86 cm. kalınlığı 50 cm dir.) Bu kitabe yani yazıt, zamanında bölgenin ağalarından biri olan kişi tarafından “Bu taş bek gözel, bek süslü, benim evin duvarında iyi durur” diyerek almış, kendi köyüne (günümüzdeki Eflani sınırları içinde kalan Gökgöz köyü) götürmüştür. Kitabe daha sonra bilim adamları tarafından bulunmuş ve Grekçe olan yazıt okunmuştur.

Kastamonu Daday Meyre Mabedi-Kitabe Yazıt

Bu yazıta göre: Mabet Airmios ve oğlu Markos Aurellios Alexandros tarafından 279 yılında tamamlanmıştır. Bu dev kitabe, günümüzde Kastamonu Arkeoloji Müzesinde koruma altına alınmış ve sergilenmektedir.

Yazıt bu tapınağa aittir ve ne olduğu o yazıtta yazılmaktadır. Airmios’un ataları, Gök tanrısı Zeus tarafından yöneticilikle görevlendirilmiştir. Bu görev Airmios’a geçmiştir. Airmios, kabile reisidir. Btinya ve Pontus Eyaletlerinin başrahibidir.

Roma İmparatoru Mukaddes Antnios (Caracalla MS 188-217) tarafından büyük itibar görmüş ve ticaret iskelesi olan Amastris (Amasra) şehrinin yönetimini üstlenmiştir.

Kastamonu Daday Meyre Mabedi

Yani tapınak, Roma döneminde en büyük imparatorlardan biri olan Caracalla zamanında, rahip Gaios tarafından temeli atılmış ve bu rahibin oğlu Alexandros tarafından da MS 279 yılında tamamlanmıştır.

Bunu yaptıran kişi, bölgenin en nüfuslu insanlarından biridir. Bu kişi, bölgenin en çok tapınım gören tanrısı Zeus Bonitenos adına bu tapınağı yaptırmıştır. “Bonitenos” kelimesinin anlamı, Grekçe “Boğa” kelimesinin anlamına yakındır.

Yerel bir simge olarak boğayı temsil ettiği düşünülüyor. Zaten çevrede işlemeli her mimari parça üzerinde boğa başlı rozetli süslemeler görmek mümkündür.

Kastamonu Daday Meyre Mabedi

Günümüz

Günümüzde, mabedin büyük kısmı su basman sıkıştırılmış temel seviyesine kadar toprak altındadır. Üstü açığa çıkarılmıştır. Tapınağa ait birçok malzeme, Meyre mahallesindeki sivil yapılarda devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.

Neredeyse köydeki tüm yapıların az çok temel taşları, köşe taşları ve başka yapı elemanları buradaki tapınaktan çıkan taşlarla oluşturulmuştur. Tapınağı ziyaret etmek istediğinizde, Meyre Mahallesinde, köyün taşlı yollarından aşağıya doğru inildikçe, bahçe duvarlarında ve yol kenarında tapınağa ait mimari parçalar sıkça görülür.

Yoldan ayrılıp tapınak alanına girerken, yine tapınak taşlarından yapılmış bir çeşme vardır.

Kastamonu Daday Göletler

GÖLETLER

Daday ilçesinde iki tane suni gölet bulunmaktadır. Bunlar Yumurtacı ve Taşçılar göletleridir.

Taşçılar göleti

Eşsiz manzarasıyla dikkat çeker. Dağ manzaralı bir gölettir. Burada çadırlı kamp kurmak mümkündür. Piknik te yapılabilir.

Yumurtacı göleti

Burası Görük mevkiindedir.

 Kastamonu Pınarbaşı hakkındaki gezi yazım için  Pınarbaşı

Çankırı Kurşunlu

Çankırı Kurşunlu

Çankırı Kurşunlu, Çankırı arasında iki yol vardır. Bunlardan bir tanesi, Ilgaz üzerindendir ve 83 km dir, diğer yol ise Korgun üzerindendir ve 53 km. dir. Kurşunlu, Ankara arasındaki uzaklık: 165 km. Kurşunlu, İstanbul arasındaki uzaklık: 390 km.

TARİHİ

İlçe tarihi süreç içinde, ilk olarak ufak bir kale, içinde bir kilise ve kilisede ibadet etmek için toplanan köylülerden oluşan bir yerleşim yeridir. Günümüzdeki Kurşunlu kalesi, diğer adı ile “Andinata kalesi” Bizans dönemi yapısıdır. İlk yerleşim kalenin içinde gerçekleşir. Takip eden zaman içinde, Anadolu’dan gelen Türk Comartlar ve Yazır boyları buraya yerleşirler ve yerleşim yeri hızla gelişir. Kurşunlu’nun ilk ismi “Karacaviran” köyüdür.

17’nci yüzyıldan sonra, yerleşim yeri: Kurşunlu, Ören, Comartlar, Aharcık, Ömer, Sülüklü ve Ebceler köylerinin birleşmesiyle meydana gelmiştir. 1882 yılında bucak merkezi olarak Çerkeş ilçesine, 1912 yılında da Ilgaz ilçesine bağlanır. 1944 yılında ise ilçe statüsü kazanır.

Kurtuluş savaşı sırasında, Aznavur çetesine karşı verilen savaşta, Kurşunlu halkı, Milli Kuvvetler safında yer almıştır. Burada Kurşunlular, Rafet Paşa komutasındaki orduya katılmışlar ve Yozgat yöresinde çıkan Çapanoğlu isyanını bastırmak için cepheye gitmişlerdir. Ayrıca, bu çatışmalarda birçok şehit verilmiştir. İlçe tarihinde depremler önemli yer tutar. 1943 yılında Tosya-Ladik depremi ve 1953 yılında Kurşunlu depremi sonucunda ilçe neredeyse tamamen yerle bir olmuş, Kurşunlu yeniden kurulmuştur.

Peki ilçenin ismi neden Kurşunludur? İlçene ne zaman ve kim tarafından bu ismin verildiği bilinmiyor. Ancak rivayete göre: Çavundur beldesinde bulunan termal su; metal yönünden ağır olduğu için “kurşun” gibi denilmiş ve Kurşunlu adı buradan gelmiştir. Başka bir rivayet daha var. Bölgeye gelen Oğuz Boyları, buraya geldiklerinde terk edilmiş ve viran halinde: kale, kilise ve köprü gördüler. Toprağın rengine bağlı olarak buraya Karacivan adı verildi.

Çankırı Kurşunlu

 

GENEL

İlçe Çankırı ilinin Karadeniz bölgesi sınırları içinde bulunmaktadır. Arazi çoğunlukla dağlık ve engebelidir. İlçenin çevresinde üç tepe vardır. İlçe merkezi, bu tepeler arasındaki düzlükte kurulmuştur. Bölgenin kuzeydoğusu volkanik özellikte ve engebelidir. Sarp ve taşlık olduğundan tarıma elverişli değildir.  İlçe merkezinin denizden yüksekliği 1129 metredir. Arazi yayvan meyilli, genelde çıplak, seyrek ormanlıkla kaplı yamaç ve sırtlardan meydana gelmiştir.

İlçede tipik karasal iklim görülür. Buna bağlı olarak kışlar soğuk ve uzun süreli karla kaplı, yazlar ise yağışsız ve serin geçer. İlçeden dışarıya yoğun göç vardır. Son 50 yılda ilçe nüfusunun yüzde 50’si azalmıştır. Yöredeki başlıca geçim kaynağı: tekstil ürünleri üretimi ve gıda maddeleri imalatıdır. Tarihi bölümünde söz ettiğim gibi, Kurşunlu ilçesi, Kuzey Anadolu Fay hattı üzerindedir yani deprem kuşağındadır, deprem riski yüksektir.

Çankırı Kurşunlu Bal Festivali

 

KURŞUNLU BAL FESTİVALİ

Kurşunlu ilçesi çiçek balı ile ünlüdür. Her yıl Ağustos ayında Kurşunlu Bal Festivali düzenlenir. Festivalde, ilçe merkezinde bal ve yöresel ürünler stantları kurulur. Ayrıca konserler düzenlenir.

Çankırı Kurşunlu

 

GEZİLECEK YERLER

Çankırı Kurşunlu Pazar Camisi

 

PAZAR CAMİSİ

İlçe merkezinde Comartlar mahallesindedir. Önceleri kilise iken sonradan camiye çevrildiği düşünülmektedir. Ancak kilise iken mi cami yapılmış, yoksa yıkılan Kara kilisenin yerine yeni bir cami mi yapılmış, belli değildir. Cami, erken Osmanlı dönemi mimarisi yansıtmaktadır.

Caminin sadece minare kitabesi vardır. Kitabesine göre, 1717 yılında yapılmıştır.1943 yılında son cemaat yeri yol geçirileceği için yıkılmış ve 1982 yılında restore edilmiştir. Ana mekan kare planlıdır. Basık kubbe, sekizgen kasnağa oturmuştur ve tuğladandır. Cami gövdesi, depremlerin etkisiyle zarar görmüş ve desteklenerek yıkılması önlenmiştir.  Minarenin kaidesi, keste taştan, çok köşeli gövdesi ise tuğladandır. Cami yakınında kesme taştan tek gözlü bir köprü bulunur.

Çankırı Kurşunlu Taşkaracalar Camisi

 

TAŞKARACALAR CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı ve 22 km uzaklıktaki Taşkaracalar köyündedir. Düz bir arazi üzerinde, köy yoluna cepheli olarak inşa edilmiştir.

Caminin kitabesi yoktur. Ancak minaresinde kitabe vardır ve minaresindeki kitabede 1616 yılı yazmaktadır. Cami, doğusundaki eklenti dışında, kare planlıdır. Kırma çatısı, Marsilya tipi kiremit ile örtülüdür. Doğu, batı ve güney cephelerini çevreleyen bahçesi vardır. Bahçe içinde caminin batısında 1985 yılında yapılmış, üstü ahşap çatılı, betonarme şadırvan vardır. Minare: caminin doğu cephesinde, güney ucunda, yaklaşık 10 metre ilerisinde, üzeri beton sıvalı, tek şerefeli, orantısız bir yapıya sahip, güdük bir minare vardır.

Caminin ahşap işçiliği ile dikkat çeken tavanı, birbiri içinde yer alan çıtalardan yapılmış geometrik desenlerden oluşmaktadır. Büyük dikdörtgen alanda yer alan, büyük dairenin içindeki “Mühr-ü Süleyman” motifi ve ortasında altıgen göbek ana kompozisyonu oluşturmaktadır. Dikdörtgen büyük panonun köşelerinde de yarım daireler bulunur. Büyük dikdörtgenin etrafını çevreleyen kenarlar, kareler meydana getiren kasetleme ile bölünmüştür. Evet cami günümüzde de kullanılmaktadır.

GELİN KAYASI

Kurşunlu ilçesinde İğdir ovası mevkiinde “Gelin Kayası” adı verilen ve geline benzeyen kaya bulunmaktadır.

Burası hakkında anlatılan bir efsane var. “Kurşunlu’nun Köprülü köyünde, fakir bir ailenin güzel bir kızı ve bu kızın da sevdiği bir genç varmış. Güzel kızın güzelliği köyün sınırlarını aşmış, karşı köylerden birinde bir ağanın kulağına gitmiş, Ağa da kızı görmeye köye gitmiş. Görür görmez vurulmuş ve hemen babasından istemiş. Fakir baba, çaresiz kızı Ağa’ya vermiş.

Kız istemiyorum diye direnmesine rağmen, sonunda Ağa ile evlenmeye razı olmuş. Ertesi gün, Ağa’nın köyüne gitmek için yola çıkmışlar. Gelin at sırtında, yanında seymenleriyle yola koyulur. Yolda hem ağlar, hem de “Allah’ım beni ya taş et, ya kuş et” diye yalvarıyormuş. Tam Kurşunlu’nun İğdir ovası mevkiinde, seymenleriyle birlikte taş oluvermiş.

Çankırı Kurşunlu Kalesi-Andinata Kalesi

 

KURŞUNLU KALESİ-ANDİNATA KALESİ

Kale, ilçe merkezinin güneyinde ve tepe üzerindedir.

Bizans döneminde yapıldığı düşünülmektedir. İlk yapıldığında, küçük bir kale ve içinde yerleşim yeri varken, bu yerleşim zamanla kalenin doğu yamacına doğru gelişmiştir. Günümüzde harap haldedir. Sadece sur kalıntıları bulunmaktadır. Surların uzunluğu yaklaşık 450 metredir. Surlar birbiri üzerine konmuş, harçsız taşlardan yapılmıştır. Ancak kalenin yapım tarihi konusunda net bilgi yoktur. Değişik dönemlerde onarım gören kale büyük olasılıkla bölgeyi etkileyen depremler sonucunda ayakta kalamamıştır. Kale, Belediye tarafından onarılmıştır.

DUMANLI KÖYÜ

İlçe merkezine 27 km uzaklıktadır.

Çankırı Kurşunlu Dumanlı Camisi-Kayıkçı Şaban Ağa Camisi

 

Dumanlı camisi-Kayıkçı Şaban Ağa camisi

İlçe merkezine bağlı 27 km uzaklıktaki Dumanlı köyündedir.

Minare kaidesinde bulunan kitabeye göre, cami 18’nci yüzyılda Şaban Ağa tarafından yaptırılmıştır. Batı cephe giriş kapısı iç alınlığındaki kitabeye göre ise 1897 yılında Sultan Abdülmecit adına, zamanın Çerkeş Kadısı Tosyalızade Ali Vefa Efendi tarafından onarım yapılmıştır. Cami: kare planlı ve bağdadi kubbelidir. Doğu ve batı cephelerinde bulunan iki ayrı kapıdan girilir. Duvarlar kesme taştandır. Kıble cephesinde yer alan bir madalyon içinde, Sultan Abdülmecit’in tuğrası görülür. İçteki kalem işleri, Tosyalı Usta tarafından yapılmıştır.

Dumanlı Kalesi

Dumanlı köyüne 2 km uzaklıktadır. Kale, Devrez vadisine hakim bir tepe üzerindedir. Kale 50 x 60 metre boyutlarındadır. Kalenin muhtemelen Hitit dönemine ait olduğu, yaklaşık MÖ 1500’lerde yapıldığı düşünülmektedir. Kalenin yapımı sırasında: harçsız blok taşları kullanılmıştır.

YEDİ KAPILI KAYA MEZARLARI VE MAĞARALARI

İlçe merkezine 15 km uzaklıkta bulunan: Köpürlü, Mekören ve Kapaklı köyleri arazisi içinde, Kapaklı’ya 3-4 km uzaklıkta, Devrez çayı kenarında “Yedi Kapılar” mevkiinde, vadi boyunca devam eden, sarp kayalıkların keskin yüzeylerinde, ulaşılması zor kısımlarda, kaya mezarları ve mağaralar vardır. Kaya mezarları, Devrez çayının iki yakasındadır. Ancak çoğunlukla: çayın kuzey yamacındaki “Yedi Kapılar” mevkiindedir. Bu mağaralara ve kaya mezarlarına ulaşım oldukça zordur. Kaya mezarlarının içine girmek ve iç mekanları görmek çok zor ve tehlikelidir. Yedikapı Kaya Mezarları içinde: ölü sedirleri bulunur.

ESKİAHIR KÖYÜ

Eskiahır köyü, ilçe merkezine 15 km uzaklıktadır. Antik dönemde, Anadolu’da bulunan tıp merkezlerinden birisidir.

MS 211-217 yıllarında İmparator Gracella tarafından bastırılan sikke üzerinde Germanikopolis’in Asklepios’u anlamında bir yazı ve sağlık tanrısının betimi bulunmaktadır. Burada sağlık hizmetlerinin ve eğitiminin verildiği bir asklepios tapınağının bulunduğu bilinmektedir.

Çankırı Kurşunlu Eskiahır Köyü

MS 2’nci yüzyıla tarihlenebilen, iyi bir hekim ve eğitimci olan Barbans’a ait mezar taşı bulunmuştur. 2.5 metre uzunluğundaki mezar taşında: Çankırılı olan Barbans’ın Roma başkentinde oturan Kraliçe tarafından da tanındığı anlaşılmaktadır. Çünkü hasta tedavisi için Roma’ya gittiği ve Roma ile iyi ilişkiler içinde olduğu bilinmektedir. (yazıtta böyle yazar)

Evet, yazıt Hekim Barbars’ın anıtsal mezarı üzerine yazılmış ve yerinden alınarak Çankırı’ya getirilmiştir. Halen Çankırı il merkezinde, Kültür Sarayının yan tarafında, mezar taşları arasında sergilenmektedir. Asklepios tapınağının mevcudiyeti bilinmekle birlikte, henüz yeri tespit edilememiştir.

Yeraltı Şehri

Yeraltı şehrinin sadece iki bölümü açılabilmiş, çökme tehlikesi nedeniyle kalan bölümlerine gidilememiştir.

Çankırı Kurşunlu Eskiahır köyü camisi (Yusuf oğlu Hasan Ağa Camisi)

 

Eskiahırlı köyü camisi (Yusuf Oğlu Hasan Ağa Camisi)

Giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre: Cami, Yusuf oğlu Hasan Ağa tarafından, 1861-1862 yılları arasında yaptırılmıştır. Hafif eğimli arazi üzerine boyuna dikdörtgen planlı olarak inşa edilmiştir. Beden duvarları kaba yontu taş olup köşeleri düzgün kesme taştır. Günümüzde sıvanmış durumdaki duvarlar taş örgülüdür. Caminin dış cephesi, 1990’lı yıllarda mozaikli betonarme ile sıvanmıştır. Kuzey cephede: dört ahşap direkle taşınan, üç sepet kulplu kemerli bir son cemaat yeri vardır. Ahşap tavanında: ortada güneş ışını, sağda altı kollu yıldız, solda ise sekiz kollu yıldız motifli süslemeler görülmeye değerdir.

 

OSMAN GÖLÜ

İlçe merkezine bağlı Sarıalan köyündedir. Osman gölünde yer yer yoğunlaşan sarıçam, karaçam, köknar, ardıç ağaçları ve zengin orman altı bitki örtüsü vardır. Güzel bir mesire yeridir.

 

HACIMUSLU ACI SUYU

İlçe merkezine 5 km uzaklıkta, Hacımuslu köyündedir.

Geniş bir çayırlığın çeşitli yerlerinden kaynayarak çıkan su: acı, ekşimsi ve bikarbonatlıdır. Fazla sayıdaki kaynaklar bir bataklık oluşturur. Suyun sıcaklığı 15 derecedir. Bir maden suyuna benzeyen su demir içerir, alkalidir. Kanda yedek alkaliyi yükseltir. Asit-baz dengesini düzenler. Sarılık hastalığı sonrasında kanda birikmiş bulunan safra pigmentlerinin temizlenmesini sağlar. Maden suyu özelliği taşır. Mide, bağırsak, karaciğer ve pankreas hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. İçme üzerinde termal kaplıca oteli veya tesis yoktur.

Çankırı Kurşunlu Çavundur Termal Tesisleri-Kurşunlu Hamamı

 

ÇAVUNDUR TERMAL TESİSLERİ-KURŞUNLU HAMAMI

İlçe merkezine 11 km uzaklıkta Çavundur köyündedir.

Üç kaynaktan çıkan suyun ortalama sıcaklığı 34 derecedir. Kaynaktan 54 derece sıcaklıktaki su saniyede 47 litre çıkar. Kaplıca suları: sodyum bikarbonat, karbondioksit ve kükürt bakımından zengindir. Alkali özelliğine bağlı olarak: karaciğer, safrakesesi ve safra yolları yetmezliğinde kullanılabilir. Sarılık sonrası bozulan karaciğer fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Gut hastalığında yararlıdır. Su: sodyum iyonu içerdiği için, üst solunum yolları ve akciğerlerin alerji ve kronik iltihapların tedavisinde de kullanılır. İçildiğinde: mide hastalıklarına ve banyo yapıldığında ise deri ve siyatiğe iyi geldiği söyleniyor. Bölgede oldukça modern havuzlar ve konaklama tesisleri bulunmaktadır.

Ilgaz tanıtımı.

Korgun tanıtımı.

Çankırı tanıtımı.

 

Diyarbakır Hani

Diyarbakır Hani

Diyarbakır Hani, Diyarbakır arası uzaklık: 64 km. Hani, Dicle arası uzaklık: 32 km. Hani, Lice arası uzaklık: 26 km.

TARİHİ

Eski ismi “Heni” dir. Zazaların eski yerleşim yeri olan Hani, Zazaca’da Çeşme anlamına gelir. İnanç bakımından da Zerdüştlük, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyetin izleri görülür. Kuruluş tarihi çok eski olan Hani ilçesiyle ilgili ilk bilgiler MÖ 8’nci yüzyılda başlar. Urartu devleti ve Asurlular arasında önemli çatışmalara sahne olduğu bilinmektedir. Daha sonra Nirbi’lerin yerleşim merkezi olan Hani’nin tarihçesi Diyarbakır’ın tarihçesiyle benzerdir. Hani, 1875 yılında Palu’ya bağlı bir bucak iken, daha sonra Lice’ye bağlanmıştır. Hani’de belediye 1878 yılında kurulmuştur.

Diyarbakır Hani

 

GENEL

Dağlık bir yerleşim yeridir. Denizden yükseklik 1200 metredir. Diyarbakır ilçeleri arasında, Silvan’dan sonra nüfus yoğunluğu en fazla olan ilçedir. İlçe merkezi, Dicle nehrine 18 km uzaklıktadır. Yörede karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve az yağışlı geçer. Yaz aylarında yağış yoktur, çöl iklimini andıran günler yaşanır. Gündüz sıcaklığı gölgede 40-45 dereceye kadar çıkar. Pamuk, tütün ve sebze üretimi yaygındır. Hani, 1’nci derece deprem bölgesindedir. İlçe: Muş-Van bölgesinde meydana gelen depremlerden etkilenmiş, zarar görmüştür.

 

GEZİLECEK YERLER

Diyarbakır Hani Hatuniye Medresesi

 

HATUNİYE MEDRESESİ

İlçe merkezinde Ulu caminin güneybatısında, mahalle içindedir.

Yörede oturanlar tarafından “Hatuniye” ve “Zeynep Hatun” medresesi adlarıyla bilinir. Kitabesi yoktur, o yüzden hangi tarihte ve kim tarafından yapıldığı net bilinmez. Sancar Şahin validesi Zeynep Hanım tarafından, 13’ncü yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Selçuklu mimari tarzı görülür. İki yanında kubbeli mekanların bulunduğu, kapalı avlulu medrese planındadır. Medrese dikdörtgen planlı olup, giriş kapısının karşısında yuvarlak kemerli bir eyvan vardır. Avlunun iki tarafı, kalın payeler üzerine oturtulmuş yuvarlak kemerli bir revakla çevrelenmiştir. Bu revakların arkasında medrese hücreleri bulunur. Bu hücrelerin üzeri kubbelerle örtülmüştür. Yöresel beyaz taştan, muntazam taş işçiliği dikkat çeker. Giriş kapısı sivri kemerlidir. Çevresi geometrik ve bitkisel bir bezeme ile çevrelenmiştir. Sivri kemerin köşelerinde üçgen dolgulara yer verilmiştir. Bunların içerisinde kabartma bitkisel motiflerle dekore edilmiştir.

Diyarbakır Hani Hatuniye Medresesi

 

Günümüz

Yapı 1977 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temizlenerek bugünkü haliyle ortaya çıkarılmıştır. Genel olarak yapı günümüze oldukça harap bir durumda gelmiştir. Yapının en iyi durumda olan bölümleri güney ve kuzeyidir. Güney kanatta ana eyvanla iki yanındaki hacimlerin duvar yükseklikleri 2.10 ve 4.62 metre arasındadır. Diğer bölümlerinde ise yaklaşık 1.92 ile 4 metre arasında değişmektedir. Yanının en çok tahrip olmuş bölümü, portalin de bulunduğu doğu kanattır. Doğu cephede, eksenin kuzeyindeki portalin sadece iki yan duvarı, 4.40 metre yüksekliğe kadar ayakta kalarak günümüz ulaşmıştır. Portalin iç ve dış kaplamaları tümüyle dökülmüş, giriş eyvanı da büyük ölçüde tahrip olmuştur. 1940 yılında yapının kesme taşlarından bir kısmı sökülerek ilkokul inşaatında kullanılmıştır. Ayrıca, üst yapı, batı kanattaki iki hacim ve kuzeybatıdaki mekan dışında, büyük ölçüde yıkıktır. Kuzeybatı mekanın tonozunda çatlaklar ve göçükler görülür. Avlu zemini de toprak ve molozla dolmuş, yaklaşık yarım metre yükselmiştir. Medrese, güney cephesiyle iç avlunun güney ve kuzeyinde bulunan hacimler dışında, oldukça harap bir durumdadır.

Diyarbakır Hani Hatuniye Medresesi

Sadece: mihrap duvarı, bunun yanındaki iki kubbeli mekan ve eyvan duvarları günümüze ulaşmıştır. Mihrap nişi, dıştan geometrik geçmeli bir bordür, düz bir silme ve üç sıra mukarnaslı bir şeritle kuşatılmıştır. Kemer başlangıcı üstünde iki ayet şeridi, üstte ortada enine dikdörtgen bir pano ve iki yanında silmeli iki sivri kemer bulunur. Ayrıca mihrap nişinde de örgü motifli taş bezemeler dikkat çeker. Bunları geometrik bezemeler ve mukarnaslar tamamlar. Yani, mükemmel bir taş işçiliği ve hat sanatı görülür.

Diyarbakır Hani Ulu Cami

 

ULU CAMİ

İlçe merkezinde Dereli mahallesinde Ayn-ı Kebir su kaynağının kenarındadır.

Kitabesi yoktur, bu yüzden ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmez. Muhtemelen: 15’nci yüzyılda yapılan bir Selçuklu eseridir. Üzerindeki yazıttan: 1657 ve 1682 yıllarında onarım yapıldığı anlaşılır. Kızıl kilise olarak da bilinir. Caminin batı cephesinde bulunan taç kapıdan, günümüzde avlu olarak kullanılan bir mekana girilir. Ortada iki dikdörtgen paye, yanlarda duvarlara kemer gözü, avluyu ikiye böler. Kuzeydeki bölmenin üstü açıktır. Güney bölmenin üstü ise düz beton bir çatı ile örtülü olup, silindirik sütunlar üzerine oturan üç kemer gözü ile cepheye açılır. Kırık kemerlerin güneye bakan yüzleri, bir dizi silme ile belirgin bir hale getirilmiştir. Avlunun güneybatı köşesinde ilki batı, ikincisi kuzey duvarına yerleştirilmiş kapılar vardır. Bu kapılar cami hariminin iki ayrı bölümüne açılır. Batıdaki kapıda üç adet yıldız şekilli gülbezek ve bir onarım kitabesi vardır. Yapı, dikdörtgen planlıdır ve iki bölümden meydana gelir. Bu yüzden eğimli bir alanda bulunan güney tarafına dükkanlar eklenmiştir. Caminin girişi batı cephededir. İbadet mekanı, üç neflidir. Caminin önünde mermer sütunlar, yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanarak, bir avlu oluşturulmuştur. Avlunun çevresindeki revaklar, içten tonozlu, üsten ise çatı ile örtülmüştür.

Diyarbakır Hani Ulu Cami

Caminin yanında, Diyarbakır yöresine özgü bir minare bulunur. Minare, kesme taştan yapılmıştır, dikdörtgen planlıdır, üzerinde herhangi bir bezeme yoktur. Minarenin bitiminde bir balkon ve bunun üzerinde de şerefe ve yuvarlak petek kısmı vardır. Konik bir külahla da üzeri örtülmüştür. Yakın zaman önce, caminin avlusuna kesme taşlardan yapılmış bir şadırvan eklenmiş ve bahçe düzenlemesi yapılmıştır.

Diyarbakır Hani Ankaris Şifalı Suyu

 

ANKARİS ŞİFALI SUYU

İlçe merkezine 2 km uzaklıkta Veziri mahallesindedir. Cumhuriyet Yatılı İlköğretim Bölge Okulu yanındadır.

Çevresinde herhangi bir tesis yoktur. Kaynağın nereden geldiği bilinmiyor. Ama bu suda yıkanan ve içenlerin, sarılık, karaciğer hastalıklarından kurtulacaklarına inanılıyor. Ayrıca böbrek taşlarının düşürülmesinde etkili olduğu söyleniyor.

Diyarbakır Hani Koki Çayı Mesire Alanı

 

KOKİ ÇAYI MESİRE ALANI

İlçe merkezine 8 km uzaklıktadır.

Burada kaynayan suda, bol miktarda alabalık bulunur. Hani ilçesinin şebeke suyu buradan sağlanır.

Diyarbakır Hani Aynkebir Havuzu

 

AYNKEBİR HAVUZU

Ulucami ve Hatuniye medresesi arasında bulunan büyük bir havuzdur.

MÖ 2000 yılında Huriler tarafından yapıldığı söylenir. Bu su, Hani dağının eteklerinden çıkar ve 9 kemerli bentler vasıtasıyla ilçeye gelir ve havuzu oluşturur. Havuza: 7 gözden su akar. Akan su ile, ilçenin tüm arazileri sulanmaktadır.

ŞEYH CAFER-İ TAYYAR MESCİDİ

Türbe ilçe merkezinde Zirve mahallesinde Cafer-i Tayyar Sokaktadır.  

Mescid, Cafer-i Tayyar türbesinin yanında inşa edildiği için bu ismi almıştır. Kitabesi yoktur, ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmez. Muhtemelen, Diyarbakır’ın 221’nci Osmanlı valisi olan ve kendi ismiyle anılan camiyi de yaptıran Kurt İsmail Paşa tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Mescid: dikdörtgen olup, üzerinde ahşap bir çatı vardır. Mescidin en ilginç yönü: Diyarbakır yöresine özgü, minare tipinin burada da uygulanmış olmasıdır. Kesme taştan, dikdörtgen minare bir balkonla, şerefede son bulur. Bunun üzerine yuvarlak petek kısmı ve külah yerleştirilmiştir. Mescid günümüzde ibadete açıktır.

Gelelim türbeye

Önce Caferi Tayyar kimdir? Cennete uçarak giden sahabi olduğu için kendisine Caferi Tayyar denilmiştir. Peygamberimizin amcazadesi olur. Tayyar onun lakabıdır. Cafer burada şehit düştüğü için, mescide Caferi Tayyar mescidi denir. Mescidin yanında Şeyh Caferi Tayyar türbesi bulunur. Türbede bulunan zatla ilgili iki rivayet söz konusudur. Bunlardan bir tanesi: türbede Cafer-i Tayyar’ın torunu olan bir zatın yattığı şeklindedir. Diğer rivayet ise, Cafer-i Tayyar’ın bir uzvunun bulunduğu şeklindedir. Türbe bazı söylentilere göre, Emevi eseridir. Bir diğer rivayete göre ise, Kurt İsmail Paşa tarafından yaptırılmıştır. Türbe kesme taştan yapılmıştır, dikdörtgen planlıdır ve üstü çatı ile örtülüdür. Türbenin içinde sanduka ve sandukanın başında da 982 tarihli bir sancak bulunur. Mescit ve türbe, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1982 yılında onarılmıştır.

SEYYİD BEDREDDİN TÜRBESİ

İlçe merkezinde Dereli Mahallesindedir.

Türbede Seyyid Bedreddin ile birlikte ikisi kız, biri erkek üç kardeşin medfün olduğu ifade edilir. Türbe: kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri içten tonoz, dıştan da çatı ile örtülüdür. Duvarlar kesme taş ile örülmüştür. Giriş kapısı hafif sivri kemerli olup, içerisi küçük bir pencere ile aydınlatılır. Türbenin içinde ve dışında bir bezeme yoktur. Yapı mimari yönden herhangi bir özellik taşımaz. Türbenin bakımı çevre halkı tarafından yapılmaktadır.

Dicle tanıtımı.

Lice tanıtımı.

Diyarbakır tanıtımı.