Çankırı Orta

Çankırı Orta

Çankırı Orta, Çankırı arasındaki uzaklık: 63 km dir. Orta, Ankara arasındaki uzaklık: 110 km. Orta, Çerkeş arası uzaklık: 36 km. Orta, Şabanözü arası uzaklık: 25 km. Orta, Kastamonu arası uzaklık: 181 km.

TARİHİ

Buradaki ilk yerleşimin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmez ancak tahminlere göre MÖ 3000’li yıllarda bölgede Hitit hakimiyeti görülmektedir. Takip eden süreçte ise Roma, Bizans, Selçuklu, Danişmentliler ve Osmanlıların yaşadıkları görülür. İlçe topraklarında yapılan kazılarda bulunan Hitit dönemine ait yapı taşları ve küp mezarlar, halen Çankırı Müzesinde sergilenmektedir.

İlçenin eski adı Kari Pazarıdır. Bunun anlamı: okuyanların toplandığı yer demektir ve halk arasında: “Karapazar” olarak bilinir. Eski tapı kayıtlarında ise “Kari Pazar Naibine” hitabı görülür. “Kar i” kelime anlamı: okuyan, inceleyen, Kur-an-ı Kerimi okumasını bilen kişi demektir. Karipazarı ise “Kur-an okuyanların toplandığı yer demektir.

Bir zamanlar, ilçede günümüzdeki İmam Hatip Lisesinin doğusunda bir medrese ve caminin bulunduğu, burada Kuran-ı kerim ve dini ilimlerin okutulduğu bilinmektedir. Anılan yerde şimdi bir türbe ve bu türbenin yanında cami ve medresenin temelleri görülmektedir. Hatta, caminin temelleri bulunup aynı yere Osman Dede camisi inşa edilmiştir.

Sonraları yerleşimin ismi Ortaköy olarak değiştirilmiştir. 1957 yılında ilçe olmuş ve ismi de “Orta” olarak düzeltilmiştir. Bu ismin verilmesinin sebebi: ilçe merkezinin, ilçeye bağlı köylere ve kasabalara olan uzaklığının ortalama bir uzaklıkta olmasıdır.

Çankırı Orta

 

GENEL

İlçe Batı Karadeniz bölgesinde, Dumanlı dağları ve Aydos dağı arasında kalmış düz bir plato üzerine kurulmuştur. Devrez çayı ilçeyi ikiye böler ve Kızılırmak nehrine dökülür. Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Halkın büyük bölümü, iş aramak için geçmiş yıllarda dışarıya göç etmiştir. İklim olarak karasal iklim hakimdir buna göre kışları soğuk ve uzun, yazları kurak ve kısa geçer. İlçenin rakımı 1257 metredir.

GEZİLECEK YERLER

Çankırı Orta Canbazzade Ahmet Efendi Camisi

 

CANBAZZADE AHMET EFENDİ  CAMİSİ

İlçe merkezinde Sultan Beyazıt Mahallesinde bulunan cami, 1802 yılında Canbazzade Ahmet Efendi tarafından yaptırılmıştır. Cami, kare planlıdır. Üst örtüsü sekizgen kasnak üzerine düz ahşap tavanlı ve dıştan kiremit çatılıdır. Kasnak üzerinde her sekiz cephede de birer yuvarlak kemerli pencere vardır.

Çankırı Orta Canbazzade Ahmet Efendi Camisi

Alttaki büyük pencereler yine yuvarlak kemerlidir. Cami tek minareli ve tek şerefelidir. Camide bugüne kadar yapılan onarımlar, orijinalliğini bozmuştur. Yerel yapı olması dışında mimari özelliği yoktur.

Çankırı Orta Dodurga Köyü Camisi

 

DODURGA KÖYÜ CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı Dodurga beldesindedir. Dodurga ilçe merkezine 9 km uzaklıktadır.

Kitabesi yoktur. Yakınındaki çeşmeden sadece kitabe kalmıştır. Kitabe tarihi: 1854 yılına aittir, buna göre cami de bu dönemde yapılmış olmalıdır. Mihrap yönünde uzunlamasına planlıdır. Düz ahşap tavan ve kiremit çatılıdır. Beden duvarları, araları derzlenmiş kaba yontu taş örgülüdür. Yapı doğu ve batı cephelerinde üçer tane, güney cephede iki tane pencere ile aydınlatılmaktadır.

Caminin kuzeyine, sonradan camiden daha alçak, doğu-batı doğrultusunda son cemaat yeri eklenmiştir. Üstü üç küçük kubbe ile örtülü bu mekandan beşik kemerli kapı açıklığı ile harime geçilir. Tahta döşemeli harimin üstü, kasetleme tekniğiyle yapılmış dört köşeli pullu ahşap tavanla örtülüdür.

Tavanın çevresi ayetler ile bezenmiştir. Ortada: ahşap göbek ve tavanı dolaşan yazı şeridi görülmeye değerdir. Tavan göbeği kare içine alınmış yuvarlak ağaç işlemelidir. Yerel yapıdır, mimari özelliği bulunmamaktadır.

DOĞANLAR CAMİSİ

İlçe merkezine 11 km uzaklıktadır. Kitabesi ana giriş kapısı üzerindedir. Ana giriş kapısı, iki kanatlı ve ahşaptır. Orijinal boyası üzerine yeşil boya sürülmüştür. Cami avlu içindedir. Duvar köşeleri kesme, diğer bölümler ise devşirme moloz taştan yapılmıştır. Minare camiye bitişik, tek şerefeli, külah çinko kaplamadır. Üstünde alem vardır. Caminin kırma çatısı düz ahşap üstü kiremit örtülüdür. Alt sırada dikdörtgen, üst sırada kemerli pencereler bulunur. Ana giriş kapısı üstünde bulunan kadınlar mahfilinin penceresi yoktur.

BAYINDIR KÖYÜ CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı Bayındır köyündedir. Ortaköylü Mustafa Usta tarafından, 1889 yılında yapılmıştır. Kare planlı, üzeri sekizgen yüksek kasnaklı çatıyla örtülüdür. Kadınlar mahfelinden ahşap merdivenle çıkılan ve yüksek kasnakta bulunan galeri kısmı, yapıyı çepeçevre dolaşmaktadır.

Çankırı Orta Sakaeli Kaya Mezarları ve Peri Bacaları

 

SAKAELİ KAYA MEZARLARI VE PERİ BACALARI

İlçe merkezinin kuzey doğusunda ve 8 km uzağında bulunan Sakaeli köyünün kuzeyinde ve köy ile sırt sırtadır. Köyün sırtını yasladığı tepenin güneyde dik inen yamaçlarındadır.

Çankırı Orta Sakaeli Kaya Mezarları ve Peri Bacaları

Devrez çayı vadisinde, güneybatı-kuzeydoğu yönünde, dar bir şerit halinde uzanır. Jeolojik olarak çakıl taşı ve tortul kayaçlardan meydana gelen arazi içinde, oyulmuş vaziyettedir. Tek olduğu gibi birbirine geçen, basamaklı, iki katlı, iki odalı, bölge, aydınlatma pencereli, düz, kare, dairevi, dikdörtgen tavanlı olarak yapılmış mezar tipleri vardır. Mezar odası ve oturma yeri olarak düzenlenmiştir.

Duvarlar nişli, giriş kemerli, içeride ölü sedirleri bulunan bu mezarlardan “Dokuz İnler” olarak bilinen ayrı bir özellik taşır. Sarp yamaç üzerinde Suluin adlı bir bölüm daha vardır. 27 basamak inilerek suya ulaşılır. Yükseklikleri 2 ile 2.5 metre kadardır. Köy halkı tarafından, tepenin yüzeyindeki oyukların yere yakın olanları önü kapatılmak suretiyle değişik maksatlarla kullanılmaktadır.

Çankırı Orta Sakaeli Kaya Mezarları ve Peri Bacaları

 

Peri Bacaları

Köye 2 km uzaklıkta Gelin Kayası mevkiinde peri bacası oluşumları ve aralarındaki kaya mezarları da görülmeye değerdir. Devrez Çayı vadisinde, irili ufaklı pek çok peri bacası vardır. Vadide bulunan 150’ye yakın peribacası, tortul kayaların su ve rüzgar erezyonuna uğraması sonucu oluşmuştur. Bölge 1990 yılında 1’nci derece Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Çankırı Orta Sakaeli Kaya Mezarları ve Peri Bacaları

Ancak buranın turizme kazandırılması için herhangi bir çalışma ve alt yapı yoktur. Yoksa, Kapadokya bölgesindeki peri bacaları kadar güzel oluşumlar var. Özellikle buraya ulaşmak için Devrez Çayını geçmek gerekiyor ki, çayın üzerine köprü yapılması şarttır. Umarım en yakın zamanda bölgenin turizm değeri anlaşılır ve gerekli alt yapı sağlanır.

Çankırı Orta Ağlar Kayalar

 

AĞLAR KAYALAR

İlçe merkezine 17 km uzaklıktaki Bağkışla bölgesindedir. Burada gri renkli kayalar arasından su akar.

Ancak buranın oluşumuyla ilgili yörede bilinen bir efsane vardır. Buna göre: “Paşa denen babanın, Sultan denen kızı vardır. Osmanlı döneminde, “Kışla” olarak isimlendirilen bu bölgeye Tatarlar saldırır; birçok insan öldürürler, her yere yakıp yıkarlar. Sadece köyde tek sağ kalan ve kayaların arasına kaçmayı başaran Sultan’ı öldüremezler. Sultan: kayaların arasına girdiğinde, Allah’tan kendisini taş etmesini diler ve iki kayanın birleşmesiyle taş kesilir.

Kayaların arasından akan su ise, Sultan’ın göz yaşlarıdır. Bu su küçük bir dere olup akmayı sürdürür. Bu akan su sayesinde, Ağlar kayanın tam karşısındaki dağda bulunan ve Sultan’ın ağabeyi olduğu kabul edilen çam ağacı da beslenir. Sultan’ın babası olan Paşa ise, dağın tepesine bir türbe yaptırır. Türbenin yanında bulunan su kuyusunun ise, Sultan’ın gözyaşları ile dolduğu söylenir.

Gelelim günümüze, Sultan’ın ağabeyi olduğu kabul edilen çam ağacı kutsal kabul edilir, bir dalı bile kesilmez-kırılmaz. Yine günümüzde ilginç bir durum, buraya bir Tatar geldiğinde, sürekli akan ve şifalı olduğuna inanılan su, kesilir-akmamaya başlar.

Çankırı Orta Höyük Yeraltı Şehri

 

HÖYÜK YERALTI ŞEHRİ

İlçe merkezine bağlı 11 km uzaklıktaki Höyük köyündedir.

Yeraltı şehrinin tarihi oldukça eskilere gitmektedir. İlk olarak 2005 yılında tespit edilmiştir.

Çankırı Orta Höyük Yeraltı Şehri

MS 3 ile 5’nci yüzyıllar arasında kullanıldığı yani Roma dönemine ait olduğu düşünülüyor. 2006-2008 yılları arasında Çankırı Müzesi tarafından yapılan çalışmalarla temizlenmiştir. Burada küçük bir kilise, keşiş odaları, sarnıç ve diğer hayat alanları bulunuyor. Günümüzde koruma altına alınmıştır, içerisinde rahatlıkla gezilebilecek boyutlardadır.

Çankırı tanıtımı.

Çerkeş tanıtımı.

Şabanözü tanıtımı.

Kastamonu tanıtımı.

 

Kastamonu Daday

Kastamonu Daday

Daday, Kastamonu arası uzaklık: 29 km. Daday, Azdavay arası uzaklık: 41 km.

TARİHİ

Yöreye ilk yerleşenler yazılı belgelere göre Kaşka Türkleridir. Daha sonra çeşitli medeniyetler, bölgede hakimiyet kurmuşlardır. 1291 yılında bölgede Candaroğulları Beyliği dönemi başlar. Bu dönemde, Daday, Ankara ve Kastamonu arasındaki 25 büyük yerleşimden bir tanesidir.

1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından bölge Osmanlı topraklarına katılır. 1869 yılında Daday, Kastamonu Salnamesine göre, Kastamonu sancağının bir ilçesi olarak görünmektedir. Daday, 1960 yılından sonra ülkemizin önemli sağlık merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Çünkü ilçede bulunan Ballıdağ Senatoryumu, özellikle göğüs hastalığı olan birçok hastayı iyileştirmiştir. Çünkü Ballıdağ, oksijen yönünden çok zengindir. Gelelim sonucu, şu an burası kapalı, niye çünkü her hastanede bu hastalıkla ilgili bir birim açıldığından burası kapatılmıştır, binası atıl durmaktadır. Yakında çürür yıkılır.

Kastamonu Daday

GENEL

İlçe yerleşimi Köroğlu dağ sıraları içinde bulunan bir gurupta, bir ovadadır. Gökırmak kollarından birisi, ilçenin bulunduğu vadiyi ikiye böler. Genel olarak ilçe engebeli bir yapıya sahiptir. Yörede karasal iklim hakimdir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise kar yağışlı geçer. Arazi ormanlarla çevrilidir, toprakları çok verimli değildir. Halkın başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ayrıca ahşap ürünleri ve el sanatları da yaygındır.

DADAY EL SANATLARI

Yörede el sanatları oldukça yaygındır. Bunlardan öne çıkanlardan söz etmek istiyorum.

Selalmaz Bezi

Bu ürünler, kendine özgü yöntemlerle tamamen elle ve basit aletlerle ağaç tezgahlarda dokunur. Yani standart değildir, hepsinin deseni farklıdır. Birbirine benzer, ancak tıpa tıp aynısı değildir. Bu nedenle, hepsinin kendisine özgü değeri vardır.

Ürünün, Şile bezinden daha ince ve hoş duran bir yapısı vardır. Dokumalar: masa, sehpa örtüsü, elbiselik, cibinlik, perdelik, çarşaflık, peştamal, peçete ve ev dekorasyonunda kullanılır.

Daday Sandalyesi

Akpınar köyü yakınlarındaki Çıllar Mahallesinde yapılır. Malzeme olarak Gökçeağaç kullanılır. Ayaklarının açılmaması için, teller yardımıyla birbirine bağlanır. Otantik görünümlü bu sandalyeler ancak sipariş üzerine yapılmaktadır.

NE YENİR

Daday yöresine yolunuz düşerse tescillenmiş “Daday etli ekmeği” yemenizi öneririm. Ama mutlaka tatmalısınız, muhteşem bir lezzet. Ayrıca ekşili pilav, tirit ve banduma deneyebilirsiniz.

Kastamonu Daday 30 Ağustos Zafer Şenlikleri

30 AĞUSTOS ZAFER ŞENLİKLERİ

30 Ağustos günü gerek Zafer Bayramı ve gerekse Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Daday’a gelmesinin anısına çeşitli etkinlikler düzenlenerek gün kutlanır. Bu etkinlikler: Zafer At yarışları ve sportif faaliyetler ve konserlerdir. At yarışlarına ilçe halkı, çevre ilçeler ve il merkezinden katılımlar olur. Ayrıca merkep ve bisiklet yarışları, halat çekme ve atletizm koşuları yapılır. Günümüzde yapılan at yarışlarının kaynağı: Atatürk’ün Daday’a geldiğinde, Kıyık Tepesinde atlıların karşılamasıdır.

AT ÇİFTLİĞİ

Osmanlı döneminde önemli bir at yetiştirme merkezi olan Daday, günümüzde ise binicilik okulu ve at çiftliği ile ziyaretçilerin ata binme ve at ile gezinti serüvenlerini sağlıyor.

Kastamonu Daday

GEZİLECEK YERLER

Kastamonu Daday Hükümet Konağı

HÜKÜMET KONAĞI

İlçe merkezinde Merkez Mahallesi Cumhuriyet Caddesindeki bina, 25 Kasım 1891 yılında hizmete girmiştir.

İlçenin özel mekanlarından biridir. Bina Dadaylılar tarafından 3 ay 20 gün gibi kısa bir sürede yöreye özgü ahşap mimariyle yapılmıştır. Bu yüzden, ahşap süslemeleri oldukça güzeldir. 1963 yılı tapu sicil belgesine göre, bina, hapishaneye bitişik, üst katta 12 oda ve alt katta 8 oda şeklinde düzenlenmiş, Pazaryanı mevkiinde kuruludur.

İki katlıdır. Dikdörtgen planlıdır. Ahşaptır. Girişi doğu cephesindedir. Üç basamakla çıkılan sahanlıktaki dört ahşap sütun, üst kat çıkmasını taşır. Birinci katta: Kaymakamın odası vardır. Bu oda, aynı anda Kaymakamlık görevi yapan Şair Eşref tarafından teşrif edilmiştir.

Kaymakam odasının duvarları ve tavanları, nefti renkte boyalarla boyanmıştır. Duvarlar panolar halinde parçalara bölünmüştür. Panoların kenarları kalın çizgilerle sınırlandırılmıştır. Panoların orta kısmında stilize bitki motiflerinden oluşan desenler görülür.

Yapının cephesi oldukça sadedir. Tüm pencereler düz atlıdır. Binanın batı cephesine tuvalet ve depolar eklenmiştir.

Binanın en büyük özelliği: 30 Ağustos 1925 günü saat 15.20’de, Atatürk burada misafir edilmiştir. 1938 yılında ise zamanın Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve 28 Mayıs 1994 tarihinde ise K.K.T.C. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş yine burada ağırlanmıştır.

Türk edebiyatı şairlerinden Şair Eşref Bey, 1893 yılında burada 6 ay süreyle Kaymakamlık yaparken yine bu binada kalmıştır. Bu esnada, Kaymakamlık odasının tavanı ve duvarlarını süsletmiştir. Yapı, yeni Hükümet Konağının yapılmasının ardından, 2009 yılında boşaltılmış ve restore edilmiştir.

Kastamonu Daday Seyidi Beyoğlu Konağı

SEYİDİ BEYOĞLU KONAĞI

İlçe merkezindedir. Bu konağın en büyük özelliği: 30 Ağustos 1925 günü Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün burada ağırlanmış olmasıdır. Atatürk, ikinci katta, kuzeybatı köşedeki odada ağırlanmıştır. Burada yemek yenir, çay içilir ve saat: 17.00’de Kastamonu’ya geri dönülür.

Konak 1912 yılında üç katlı olarak yapılmıştır. Konağa “Köpekçioğlu” konağı da denir. Tapu tesciline göre, 1912 yılında yapılan konak: Seydibeyzade Abdullah Efendi ve eşi Gömeçzade Mustafa Efendinin kızı Hatice Hanıma aittir.)

Konağın girişinde, iki ayrı merdiven bulunur ve bunlar giriş kapısında buluşur. Dış cephesi ve iç mekanın büyük bölümü, kabartma ve kalem işleriyle süslenmiştir. Ahşap işçiliğinin en güzel örnekleri görülebilir. Özellikle güneydoğudaki odanın tavan işçiliği görülmelidir.

Tavanın ortasında tavan göbeği bulunur. Bu göbeğin ortasında, on köşeli yıldız motifi, yıldızın ortasında bitkisel motifle ahşap oymalar, bu oymalardan sonra sekizgen göbek çerçevesi görülür. Göbek çerçevesinin üstü balıksırtı ahşap motifiyle süslüdür.

Göbeğin fonu kırmızı muşamba ile kaplanmıştır. Tavanda devam eden süslemeler yani motif düzenlemesi konsollardan duvarlara geçer. Gerçekten muhteşem, mutlaka görmelisiniz. Tarihi mekan, günümüzde oldukça bakımlı olarak durmaktadır.

MUSTAFA ŞÜKRÜ EFENDİ KONAĞI

Mustafa Şükrü Efendi’nin Gazeteci, yazar ve siyaset adamı Bülent Ecevit’in dedesi olduğu söyleniyor. İki katlıdır, geleneksel köy evleri planına göre yapılmıştır. Altında ahır bulunur. Ağaç çantılarının üstü hımış tekniğindedir. Çatkı ağaçlarının arası kerpiçle kapatılmıştır. Halen burada Daday Belediyesi hizmet vermektedir.

ALİ PAŞA CAMİİ

İlçe merkezine 4 km uzaklıktaki Ali Paşa köyündedir. Cami 1390 yılında Candaroğulları döneminde yapılmıştır. Candaroğullarının en kuvvetli döneminde, 2’nci Süleyman Paşa (1385-1392) ile İsfendiyar Bey geçiş döneminde yaptırılmıştır. Sade bir görüntüye sahiptir. Kare olarak planlanmış, sonradan eklemelerle özgün planından uzaklaşmıştır. Cami, son olarak 18’nci yüzyılda Osmanlı döneminde restore edilmiş ve günümüze o şekliyle ulaşmıştır. Cami hala ibadete açıktır.

HONSALAR TEPESİ TÜMÜLÜSÜ

İlçe topraklarında 7 tane Tümülüs vardır. Ancak Alipaşa köyünde 200 metre uzaklıkta, köyün  girişinde bulunan bu Tümülüs görülmeye değerdir. Tümülüsün tepe kısmı ve kuzeydoğu tarafı kaçak define arayıcıları tarafından kazılarak tahrip edilmiştir.

Tümülüs muhtemelen çatışma yıllarında kadın ve çocukların kaçıp saklanmaları için kullanılmış olmalıdır. Büyük olasılıkla, MÖ 6’ncı yüzyılda Lidyalılar tarafından yapılmıştır. Tepenin yüksekliği tarla düzeyinden 3.5 metredir. Çapı ise 30 metredir. Tepenin üstü kısmen tarım alanı olarak kullanılmış ve sürülmüştür.  Alanda: Demir çağına ait çanak-çömlek kalıntıları bulunmuştur.

Kastamonu Daday Balaban Ağa Konağı

BALABAN AĞA KONAĞI

İlçe merkezine 5 km uzaklıktaki İnciğez köyüne bağlı Çiftlik beldesinde yemyeşil bir mekandadır.

Kastamonu Daday Balaban Ağa Konağı

Konak 1632 yılında, Suudi Arabistan’dan göç eden ve Daday’a yerleşen Hüsem Ağa tarafından yaptırılmıştır. Başlangıçta misafirhane olarak yapımı gerçekleşen 800 metre karelik tarihi Balaban Ağa Konağının bahçesinde bir hamam ve Osmanlı çeşmesi de bulunuyor.

Osmanlı sivil mimarisinin güzel örneklerinden birisidir. Konak Oğuzbalaban ailesine aittir. Günümüzde konak sahibi Fazıl Oğuz Balaban, ailesinin kökünün Arabistan Yarımadasında bulunan Kureyş Kabilesinden geldiğini ve buraya yerleştirildiğini, Osmanlı döneminde bu konakta yaşayanlardan vergi dahi alınmadığını söylemiştir.

400 yılı aşkındır tarım yapılan çiftliğin sahipleri, “Başoda” haricindeki iç mekanda 100 yıl önce onarım yaptırmışlardır ve konak günümüzdeki halini almıştır.

Kastamonu Daday Balaban Ağa Konağı

Kapı, tavan ve dolaplar Osmanlı ahşap işçiliğinin en güzel örneklerine sahiptir. Kapı ve pençelere ahşaptır. Duvarlar kagirdir. Tavan ve ahşap öğelerde oldukça güzel süsleme örnekleri bulunur. Duvarlarda bulunan hat yazıları, 1895 yılında yazılmıştır.

Kastamonu Daday Balaban Ağa Konağı Baş oda

Başoda

Yukarıda belirttiğim gibi, 100 yıl önce yapılan restorasyonda, başodaya dokunulmamış, yapının diğer kısımları restore edilmiştir.

Günümüzde özellikle: güney batı köşedeki oda görülmelidir. Odanın dolapları, kapısı, duvar süslemeleri ve duvarları: Konakta bir zamanlar misafir kalan dönemin şair ve ozanları tarafından yazılarla doldurulmuştur. Bu yazılar mutlaka ilginizi çekecektir, görmelisiniz. Burada Dadaylı Başbakan Bülent Ecevit’in babası Mebus Fahri Ecevit’in imzası da vardır.

Kastamonu eski valilerinden Enis Paşa’nın konakta 8 gün kaldığını, bahçede çadır kurduğunu ve o günden sonra bu düzlüğe “Enis Paşa Düzlüğü” adı verilmiştir.

Günümüzde, konak yöresel yemeklerin sunulduğu bir restoran olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, burası bir tarım çiftliği olarak kullanılıyor. Çiftliği ziyarete gelenler ağırlanıyor. İhtiyaç olan sebze ve meyveler çiftlikte yetiştiriliyor. Et ve yumurta için tavuk, hindi, kaz ve ördek yetiştiriliyor. Süt ve süt ürünleri için manda ve ineklerin sütlerinden yararlanılıyor.

Kastamonu Daday İnciğez Kaya Mezarları

İNCİĞEZ KAYA MEZARLARI

İlçe merkezine 6 km uzaklıktaki İnciğez köyündedir. Gök ırmağın ilk çıkış kaynağını oluşturan Daday çayının hemen güney yamacında, dik inen kayalıklar üzerine oyulmuştur. Tarihi yapının Bizans dönemine ait olduğu düşünülür. Kesin bilgi olmamasına rağmen muhtemelen MÖ 64-330 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Kaya mezar: üç katlıdır. Her katta üçer oda vardır. Yani toplam dokuz mağara odası vardır. Her odadan diğer odalara geçilir.

Kastamonu Daday İnciğez Kaya Mezarları

Yani, burada ibadet yeri, kaya mezarları ve barınma bölümleri vardır. Barınma bölümlerindeki odalar, iç içe geçmiş şekilde planlanmıştır. Kaya mezarları, sağlam olarak günümüze ulaşmıştır.

Kastamonu Daday Meyre Mabedi

MEYRE MABEDİ

İlçe merkezine 40 km uzaklıktaki Aktaşteke köyü Meyre (eski ismi: Bonita) Mahallesindedir. Roma dönemine aittir.

Resmi arkeolojik ismi “Zeus Bonitenos Tapınağı” dır. Tapınak: antik dönemde bölgenin en önemli dini yapısıdır. Bina önce tapınak yani mabet olarak yapılmış, ancak Roma imparatorluğunun 313 yılında Hiristiyanlığı kabul etmesinin ardından, kiliseye çevrilmiştir. Bu yüzden yapıya mabet deniyor.
Kastamonu Daday Meyre Mabedi Kitabe-Yazıt

Kitabe-Yazıt

Yapıda oldukça büyük bir kitabe vardır. (Kitabenin boyu 1.80 metre ve genişliği 86 cm. kalınlığı 50 cm dir.) Bu kitabe yani yazıt, zamanında bölgenin ağalarından biri olan kişi tarafından “Bu taş bek gözel, bek süslü, benim evin duvarında iyi durur” diyerek almış, kendi köyüne (günümüzdeki Eflani sınırları içinde kalan Gökgöz köyü) götürmüştür. Kitabe daha sonra bilim adamları tarafından bulunmuş ve Grekçe olan yazıt okunmuştur.

Kastamonu Daday Meyre Mabedi-Kitabe Yazıt

Bu yazıta göre: Mabet Airmios ve oğlu Markos Aurellios Alexandros tarafından 279 yılında tamamlanmıştır. Bu dev kitabe, günümüzde Kastamonu Arkeoloji Müzesinde koruma altına alınmış ve sergilenmektedir.

Yazıt bu tapınağa aittir ve ne olduğu o yazıtta yazılmaktadır. Airmios’un ataları, Gök tanrısı Zeus tarafından yöneticilikle görevlendirilmiştir. Bu görev Airmios’a geçmiştir. Airmios, kabile reisidir. Btinya ve Pontus Eyaletlerinin başrahibidir.

Roma İmparatoru Mukaddes Antnios (Caracalla MS 188-217) tarafından büyük itibar görmüş ve ticaret iskelesi olan Amastris (Amasra) şehrinin yönetimini üstlenmiştir.

Kastamonu Daday Meyre Mabedi

Yani tapınak, Roma döneminde en büyük imparatorlardan biri olan Caracalla zamanında, rahip Gaios tarafından temeli atılmış ve bu rahibin oğlu Alexandros tarafından da MS 279 yılında tamamlanmıştır.

Bunu yaptıran kişi, bölgenin en nüfuslu insanlarından biridir. Bu kişi, bölgenin en çok tapınım gören tanrısı Zeus Bonitenos adına bu tapınağı yaptırmıştır. “Bonitenos” kelimesinin anlamı, Grekçe “Boğa” kelimesinin anlamına yakındır.

Yerel bir simge olarak boğayı temsil ettiği düşünülüyor. Zaten çevrede işlemeli her mimari parça üzerinde boğa başlı rozetli süslemeler görmek mümkündür.

Kastamonu Daday Meyre Mabedi

Günümüz

Günümüzde, mabedin büyük kısmı su basman sıkıştırılmış temel seviyesine kadar toprak altındadır. Üstü açığa çıkarılmıştır. Tapınağa ait birçok malzeme, Meyre mahallesindeki sivil yapılarda devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.

Neredeyse köydeki tüm yapıların az çok temel taşları, köşe taşları ve başka yapı elemanları buradaki tapınaktan çıkan taşlarla oluşturulmuştur. Tapınağı ziyaret etmek istediğinizde, Meyre Mahallesinde, köyün taşlı yollarından aşağıya doğru inildikçe, bahçe duvarlarında ve yol kenarında tapınağa ait mimari parçalar sıkça görülür.

Yoldan ayrılıp tapınak alanına girerken, yine tapınak taşlarından yapılmış bir çeşme vardır.

Kastamonu Daday Göletler

GÖLETLER

Daday ilçesinde iki tane suni gölet bulunmaktadır. Bunlar Yumurtacı ve Taşçılar göletleridir.

Taşçılar göleti

Eşsiz manzarasıyla dikkat çeker. Dağ manzaralı bir gölettir. Burada çadırlı kamp kurmak mümkündür. Piknik te yapılabilir.

Yumurtacı göleti

Burası Görük mevkiindedir.

 Kastamonu Pınarbaşı hakkındaki gezi yazım için  Pınarbaşı

Çankırı Kurşunlu

Çankırı Kurşunlu

Çankırı Kurşunlu, Çankırı arasında iki yol vardır. Bunlardan bir tanesi, Ilgaz üzerindendir ve 83 km dir, diğer yol ise Korgun üzerindendir ve 53 km. dir. Kurşunlu, Ankara arasındaki uzaklık: 165 km. Kurşunlu, İstanbul arasındaki uzaklık: 390 km.

TARİHİ

İlçe tarihi süreç içinde, ilk olarak ufak bir kale, içinde bir kilise ve kilisede ibadet etmek için toplanan köylülerden oluşan bir yerleşim yeridir. Günümüzdeki Kurşunlu kalesi, diğer adı ile “Andinata kalesi” Bizans dönemi yapısıdır. İlk yerleşim kalenin içinde gerçekleşir. Takip eden zaman içinde, Anadolu’dan gelen Türk Comartlar ve Yazır boyları buraya yerleşirler ve yerleşim yeri hızla gelişir. Kurşunlu’nun ilk ismi “Karacaviran” köyüdür.

17’nci yüzyıldan sonra, yerleşim yeri: Kurşunlu, Ören, Comartlar, Aharcık, Ömer, Sülüklü ve Ebceler köylerinin birleşmesiyle meydana gelmiştir. 1882 yılında bucak merkezi olarak Çerkeş ilçesine, 1912 yılında da Ilgaz ilçesine bağlanır. 1944 yılında ise ilçe statüsü kazanır.

Kurtuluş savaşı sırasında, Aznavur çetesine karşı verilen savaşta, Kurşunlu halkı, Milli Kuvvetler safında yer almıştır. Burada Kurşunlular, Rafet Paşa komutasındaki orduya katılmışlar ve Yozgat yöresinde çıkan Çapanoğlu isyanını bastırmak için cepheye gitmişlerdir. Ayrıca, bu çatışmalarda birçok şehit verilmiştir. İlçe tarihinde depremler önemli yer tutar. 1943 yılında Tosya-Ladik depremi ve 1953 yılında Kurşunlu depremi sonucunda ilçe neredeyse tamamen yerle bir olmuş, Kurşunlu yeniden kurulmuştur.

Peki ilçenin ismi neden Kurşunludur? İlçene ne zaman ve kim tarafından bu ismin verildiği bilinmiyor. Ancak rivayete göre: Çavundur beldesinde bulunan termal su; metal yönünden ağır olduğu için “kurşun” gibi denilmiş ve Kurşunlu adı buradan gelmiştir. Başka bir rivayet daha var. Bölgeye gelen Oğuz Boyları, buraya geldiklerinde terk edilmiş ve viran halinde: kale, kilise ve köprü gördüler. Toprağın rengine bağlı olarak buraya Karacivan adı verildi.

Çankırı Kurşunlu

 

GENEL

İlçe Çankırı ilinin Karadeniz bölgesi sınırları içinde bulunmaktadır. Arazi çoğunlukla dağlık ve engebelidir. İlçenin çevresinde üç tepe vardır. İlçe merkezi, bu tepeler arasındaki düzlükte kurulmuştur. Bölgenin kuzeydoğusu volkanik özellikte ve engebelidir. Sarp ve taşlık olduğundan tarıma elverişli değildir.  İlçe merkezinin denizden yüksekliği 1129 metredir. Arazi yayvan meyilli, genelde çıplak, seyrek ormanlıkla kaplı yamaç ve sırtlardan meydana gelmiştir.

İlçede tipik karasal iklim görülür. Buna bağlı olarak kışlar soğuk ve uzun süreli karla kaplı, yazlar ise yağışsız ve serin geçer. İlçeden dışarıya yoğun göç vardır. Son 50 yılda ilçe nüfusunun yüzde 50’si azalmıştır. Yöredeki başlıca geçim kaynağı: tekstil ürünleri üretimi ve gıda maddeleri imalatıdır. Tarihi bölümünde söz ettiğim gibi, Kurşunlu ilçesi, Kuzey Anadolu Fay hattı üzerindedir yani deprem kuşağındadır, deprem riski yüksektir.

Çankırı Kurşunlu Bal Festivali

 

KURŞUNLU BAL FESTİVALİ

Kurşunlu ilçesi çiçek balı ile ünlüdür. Her yıl Ağustos ayında Kurşunlu Bal Festivali düzenlenir. Festivalde, ilçe merkezinde bal ve yöresel ürünler stantları kurulur. Ayrıca konserler düzenlenir.

Çankırı Kurşunlu

 

GEZİLECEK YERLER

Çankırı Kurşunlu Pazar Camisi

 

PAZAR CAMİSİ

İlçe merkezinde Comartlar mahallesindedir. Önceleri kilise iken sonradan camiye çevrildiği düşünülmektedir. Ancak kilise iken mi cami yapılmış, yoksa yıkılan Kara kilisenin yerine yeni bir cami mi yapılmış, belli değildir. Cami, erken Osmanlı dönemi mimarisi yansıtmaktadır.

Caminin sadece minare kitabesi vardır. Kitabesine göre, 1717 yılında yapılmıştır.1943 yılında son cemaat yeri yol geçirileceği için yıkılmış ve 1982 yılında restore edilmiştir. Ana mekan kare planlıdır. Basık kubbe, sekizgen kasnağa oturmuştur ve tuğladandır. Cami gövdesi, depremlerin etkisiyle zarar görmüş ve desteklenerek yıkılması önlenmiştir.  Minarenin kaidesi, keste taştan, çok köşeli gövdesi ise tuğladandır. Cami yakınında kesme taştan tek gözlü bir köprü bulunur.

Çankırı Kurşunlu Taşkaracalar Camisi

 

TAŞKARACALAR CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı ve 22 km uzaklıktaki Taşkaracalar köyündedir. Düz bir arazi üzerinde, köy yoluna cepheli olarak inşa edilmiştir.

Caminin kitabesi yoktur. Ancak minaresinde kitabe vardır ve minaresindeki kitabede 1616 yılı yazmaktadır. Cami, doğusundaki eklenti dışında, kare planlıdır. Kırma çatısı, Marsilya tipi kiremit ile örtülüdür. Doğu, batı ve güney cephelerini çevreleyen bahçesi vardır. Bahçe içinde caminin batısında 1985 yılında yapılmış, üstü ahşap çatılı, betonarme şadırvan vardır. Minare: caminin doğu cephesinde, güney ucunda, yaklaşık 10 metre ilerisinde, üzeri beton sıvalı, tek şerefeli, orantısız bir yapıya sahip, güdük bir minare vardır.

Caminin ahşap işçiliği ile dikkat çeken tavanı, birbiri içinde yer alan çıtalardan yapılmış geometrik desenlerden oluşmaktadır. Büyük dikdörtgen alanda yer alan, büyük dairenin içindeki “Mühr-ü Süleyman” motifi ve ortasında altıgen göbek ana kompozisyonu oluşturmaktadır. Dikdörtgen büyük panonun köşelerinde de yarım daireler bulunur. Büyük dikdörtgenin etrafını çevreleyen kenarlar, kareler meydana getiren kasetleme ile bölünmüştür. Evet cami günümüzde de kullanılmaktadır.

GELİN KAYASI

Kurşunlu ilçesinde İğdir ovası mevkiinde “Gelin Kayası” adı verilen ve geline benzeyen kaya bulunmaktadır.

Burası hakkında anlatılan bir efsane var. “Kurşunlu’nun Köprülü köyünde, fakir bir ailenin güzel bir kızı ve bu kızın da sevdiği bir genç varmış. Güzel kızın güzelliği köyün sınırlarını aşmış, karşı köylerden birinde bir ağanın kulağına gitmiş, Ağa da kızı görmeye köye gitmiş. Görür görmez vurulmuş ve hemen babasından istemiş. Fakir baba, çaresiz kızı Ağa’ya vermiş.

Kız istemiyorum diye direnmesine rağmen, sonunda Ağa ile evlenmeye razı olmuş. Ertesi gün, Ağa’nın köyüne gitmek için yola çıkmışlar. Gelin at sırtında, yanında seymenleriyle yola koyulur. Yolda hem ağlar, hem de “Allah’ım beni ya taş et, ya kuş et” diye yalvarıyormuş. Tam Kurşunlu’nun İğdir ovası mevkiinde, seymenleriyle birlikte taş oluvermiş.

Çankırı Kurşunlu Kalesi-Andinata Kalesi

 

KURŞUNLU KALESİ-ANDİNATA KALESİ

Kale, ilçe merkezinin güneyinde ve tepe üzerindedir.

Bizans döneminde yapıldığı düşünülmektedir. İlk yapıldığında, küçük bir kale ve içinde yerleşim yeri varken, bu yerleşim zamanla kalenin doğu yamacına doğru gelişmiştir. Günümüzde harap haldedir. Sadece sur kalıntıları bulunmaktadır. Surların uzunluğu yaklaşık 450 metredir. Surlar birbiri üzerine konmuş, harçsız taşlardan yapılmıştır. Ancak kalenin yapım tarihi konusunda net bilgi yoktur. Değişik dönemlerde onarım gören kale büyük olasılıkla bölgeyi etkileyen depremler sonucunda ayakta kalamamıştır. Kale, Belediye tarafından onarılmıştır.

DUMANLI KÖYÜ

İlçe merkezine 27 km uzaklıktadır.

Çankırı Kurşunlu Dumanlı Camisi-Kayıkçı Şaban Ağa Camisi

 

Dumanlı camisi-Kayıkçı Şaban Ağa camisi

İlçe merkezine bağlı 27 km uzaklıktaki Dumanlı köyündedir.

Minare kaidesinde bulunan kitabeye göre, cami 18’nci yüzyılda Şaban Ağa tarafından yaptırılmıştır. Batı cephe giriş kapısı iç alınlığındaki kitabeye göre ise 1897 yılında Sultan Abdülmecit adına, zamanın Çerkeş Kadısı Tosyalızade Ali Vefa Efendi tarafından onarım yapılmıştır. Cami: kare planlı ve bağdadi kubbelidir. Doğu ve batı cephelerinde bulunan iki ayrı kapıdan girilir. Duvarlar kesme taştandır. Kıble cephesinde yer alan bir madalyon içinde, Sultan Abdülmecit’in tuğrası görülür. İçteki kalem işleri, Tosyalı Usta tarafından yapılmıştır.

Dumanlı Kalesi

Dumanlı köyüne 2 km uzaklıktadır. Kale, Devrez vadisine hakim bir tepe üzerindedir. Kale 50 x 60 metre boyutlarındadır. Kalenin muhtemelen Hitit dönemine ait olduğu, yaklaşık MÖ 1500’lerde yapıldığı düşünülmektedir. Kalenin yapımı sırasında: harçsız blok taşları kullanılmıştır.

YEDİ KAPILI KAYA MEZARLARI VE MAĞARALARI

İlçe merkezine 15 km uzaklıkta bulunan: Köpürlü, Mekören ve Kapaklı köyleri arazisi içinde, Kapaklı’ya 3-4 km uzaklıkta, Devrez çayı kenarında “Yedi Kapılar” mevkiinde, vadi boyunca devam eden, sarp kayalıkların keskin yüzeylerinde, ulaşılması zor kısımlarda, kaya mezarları ve mağaralar vardır. Kaya mezarları, Devrez çayının iki yakasındadır. Ancak çoğunlukla: çayın kuzey yamacındaki “Yedi Kapılar” mevkiindedir. Bu mağaralara ve kaya mezarlarına ulaşım oldukça zordur. Kaya mezarlarının içine girmek ve iç mekanları görmek çok zor ve tehlikelidir. Yedikapı Kaya Mezarları içinde: ölü sedirleri bulunur.

ESKİAHIR KÖYÜ

Eskiahır köyü, ilçe merkezine 15 km uzaklıktadır. Antik dönemde, Anadolu’da bulunan tıp merkezlerinden birisidir.

MS 211-217 yıllarında İmparator Gracella tarafından bastırılan sikke üzerinde Germanikopolis’in Asklepios’u anlamında bir yazı ve sağlık tanrısının betimi bulunmaktadır. Burada sağlık hizmetlerinin ve eğitiminin verildiği bir asklepios tapınağının bulunduğu bilinmektedir.

Çankırı Kurşunlu Eskiahır Köyü

MS 2’nci yüzyıla tarihlenebilen, iyi bir hekim ve eğitimci olan Barbans’a ait mezar taşı bulunmuştur. 2.5 metre uzunluğundaki mezar taşında: Çankırılı olan Barbans’ın Roma başkentinde oturan Kraliçe tarafından da tanındığı anlaşılmaktadır. Çünkü hasta tedavisi için Roma’ya gittiği ve Roma ile iyi ilişkiler içinde olduğu bilinmektedir. (yazıtta böyle yazar)

Evet, yazıt Hekim Barbars’ın anıtsal mezarı üzerine yazılmış ve yerinden alınarak Çankırı’ya getirilmiştir. Halen Çankırı il merkezinde, Kültür Sarayının yan tarafında, mezar taşları arasında sergilenmektedir. Asklepios tapınağının mevcudiyeti bilinmekle birlikte, henüz yeri tespit edilememiştir.

Yeraltı Şehri

Yeraltı şehrinin sadece iki bölümü açılabilmiş, çökme tehlikesi nedeniyle kalan bölümlerine gidilememiştir.

Çankırı Kurşunlu Eskiahır köyü camisi (Yusuf oğlu Hasan Ağa Camisi)

 

Eskiahırlı köyü camisi (Yusuf Oğlu Hasan Ağa Camisi)

Giriş kapısı üzerindeki kitabeye göre: Cami, Yusuf oğlu Hasan Ağa tarafından, 1861-1862 yılları arasında yaptırılmıştır. Hafif eğimli arazi üzerine boyuna dikdörtgen planlı olarak inşa edilmiştir. Beden duvarları kaba yontu taş olup köşeleri düzgün kesme taştır. Günümüzde sıvanmış durumdaki duvarlar taş örgülüdür. Caminin dış cephesi, 1990’lı yıllarda mozaikli betonarme ile sıvanmıştır. Kuzey cephede: dört ahşap direkle taşınan, üç sepet kulplu kemerli bir son cemaat yeri vardır. Ahşap tavanında: ortada güneş ışını, sağda altı kollu yıldız, solda ise sekiz kollu yıldız motifli süslemeler görülmeye değerdir.

 

OSMAN GÖLÜ

İlçe merkezine bağlı Sarıalan köyündedir. Osman gölünde yer yer yoğunlaşan sarıçam, karaçam, köknar, ardıç ağaçları ve zengin orman altı bitki örtüsü vardır. Güzel bir mesire yeridir.

 

HACIMUSLU ACI SUYU

İlçe merkezine 5 km uzaklıkta, Hacımuslu köyündedir.

Geniş bir çayırlığın çeşitli yerlerinden kaynayarak çıkan su: acı, ekşimsi ve bikarbonatlıdır. Fazla sayıdaki kaynaklar bir bataklık oluşturur. Suyun sıcaklığı 15 derecedir. Bir maden suyuna benzeyen su demir içerir, alkalidir. Kanda yedek alkaliyi yükseltir. Asit-baz dengesini düzenler. Sarılık hastalığı sonrasında kanda birikmiş bulunan safra pigmentlerinin temizlenmesini sağlar. Maden suyu özelliği taşır. Mide, bağırsak, karaciğer ve pankreas hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. İçme üzerinde termal kaplıca oteli veya tesis yoktur.

Çankırı Kurşunlu Çavundur Termal Tesisleri-Kurşunlu Hamamı

 

ÇAVUNDUR TERMAL TESİSLERİ-KURŞUNLU HAMAMI

İlçe merkezine 11 km uzaklıkta Çavundur köyündedir.

Üç kaynaktan çıkan suyun ortalama sıcaklığı 34 derecedir. Kaynaktan 54 derece sıcaklıktaki su saniyede 47 litre çıkar. Kaplıca suları: sodyum bikarbonat, karbondioksit ve kükürt bakımından zengindir. Alkali özelliğine bağlı olarak: karaciğer, safrakesesi ve safra yolları yetmezliğinde kullanılabilir. Sarılık sonrası bozulan karaciğer fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Gut hastalığında yararlıdır. Su: sodyum iyonu içerdiği için, üst solunum yolları ve akciğerlerin alerji ve kronik iltihapların tedavisinde de kullanılır. İçildiğinde: mide hastalıklarına ve banyo yapıldığında ise deri ve siyatiğe iyi geldiği söyleniyor. Bölgede oldukça modern havuzlar ve konaklama tesisleri bulunmaktadır.

Ilgaz tanıtımı.

Korgun tanıtımı.

Çankırı tanıtımı.