Diyarbakır Kocaköy, Diyarbakır arası uzaklık: 63 km. Kocaköy, Hani arası uzaklık: 31 km.
TARİHİ
İlçenin ne zaman kurulduğu bilinmez. Ancak ilçede tarihi özellik taşıyan birçok höyük ve mağara bulunmaktadır. 1977 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur. 1990 yılında ise, Kocaköy adı altında ilçe hüviyetine kavuştu.
Diyarbakır Kocaköy
GENEL
Kocaköy, Güneydoğu Torosların Pütürge-Sason yayını oluşturan dağ silsilesinin güney eteklerinde kuruludur. İlçe toprakları Ambar çayı tarafından sulanır ve bu sularda tarım, tarıma elverişsiz yerlerde ise hayvancılık yapılır. İlçe halkının başlıca geçim kaynağı: nar bahçelerinde yetişen nar’dır. Yörede; her 30-40 yılda bir hayli yıkıcı depremler görülür. Rakım ortalama 950 metredir. En yüksek yeri, nakil baz istasyonu direğinin kurulduğu piri Mezarı Tepe’dir 978 metre yüksekliktedir. İlçede karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geer.
KOCAKÖY NAR
İlçede olağanüstü lezzetli narlar yetiştirilmektedir.
Diyarbakır Kocaköy
GEZİLECEK YERLER
Diyarbakır Kocaköy Ulucami
ULU CAMİ
İlçenin en eski camisi olan Ulu Caminin ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmez. Ancak camide bulunan kitabelerden birinde, 1355 tarihi okunmaktadır. Bu tarih, yörede Artukluların hükümran olduğu zamana denk gelir. Sonradan yapılan ilavelerle camide değişiklik olmuşsa da, mimari açıdan Artuklu ve Selçuklu izleri taşır. Cami ana mekanı, beşik tonozlu iki bölümden oluşur. Caminin kubbe ve minaresi yoktur. Caminin üstü, 5-6 kemer, 4 taş sütun ve duvarların desteğiyle örülmüştür. Avlusunda “abdest” havuzu bulunmaktadır. Camiye 2006 yılında bir minare ilave edilmiştir.
ŞEYH ŞERAFEDDİN TÜRBESİ
İlçenin Şeyh Şerafeddin Mahallesindedir.
Köy halkı ile Belediyenin birlikte yaptıkları türbe, fazla eski olmayıp kubbeli betonarme bir binadır. Şeyh Şerafeddin’in medfün kabri Şeyh Ahmed-i Karazi’nin yer tespiti ile belirlenmiş ve buraya türbe yaptırılmıştır. Aslen Mekkeli olduğu söylenen Şeyh Şerafeddin’in Diyarbakır’ın Kurşunlu Camisinde 20 yıl müderrislik yaptıktan sonra türbenin bulunduğu yerde inzivaya çekilip burada vefat ettiği ifade edilir.
KOCAKÖY HARABELERİ
İlçe merkezine bağlı Diyare Mala mevkiinde, 7000 yıllık harabe vardır. Bunun dışında, Karaz mağarası ve kaya mezarları bulunur. Bunlar dışında, birçok köyde höyükler bulunur. Yalnız, hiçbir resmi arkeolojik araştırma yapılmadığından harabelerle ilgili bilgi bulunmamaktadır.
Diyarbakır Hazro ilçesinin en büyük özelliği, felç hastalıklarına iyi geldiği iddia edilen bir ziyaretgahtır.
ULAŞIM
Hazro, Diyarbakır arası uzaklık. 72 km. Hazro, Silvan arası uzaklık: 29 km.
Diyarbakır Hazro
TARİHİ
İlçe Asurlular zamanında yörede kurulan “Hataro” adlı Tercil kalesinin ismini almıştır. Tarihi süreç içinde, birçok uygarlık, burada hakimiyet kurmuştur. Cumhuriyet döneminin başlarında küçük bir bucak olan Hazro’da, 1943 yılında Belediye teşkilatı kurulmuş, ardından Haziran 1954 tarihinde ilçe Silvan’dan ayrılarak Diyarbakır iline bağlanmıştır.
Diyarbakır Hazro
GENEL
İlçe merkezine Zuğur denen bir boğazdan geçilerek gidilir. Bu boğazın bir tarafından Biler dağı ve diğer tarafında ise Horoz dağı vardır. İlçenin denizden yüksekliği 1030 metredir ve Uzuncaseki dağı eteklerinde kurulmuştur. Güneyi ovalık, kuzeyi ise çok dağlıktır. Yükseklik nedeniyle, çevresindeki diğer yerleşimlere göre daha fazla yağış alır ve daha serindir, kışlar daha çok kar yağışı görülür.
Diyarbakır Hazro
TERCİL BEYLİĞİ
Tercil, Hazro’nun 5 km güneydoğusunda bulunmaktadır. Halen harap bir durumdadır. Bugünkü Hazro Beyleri, Tercil beylerinin soyundan gelmedir.
Bu beyliğin kurucusu Zırkanlı Şeyh Hasan oğlu Seyyid Hüseyin’dir.
Seyyid Hüseyin Emir Artuk’un kızı ile evlenmiş ve kendisine Tercil ve yöresinin yönetimi verilmiştir. Seyyid Hüseyin ölünce, yerine oğlu Ömer Bey geçti. Kendisi Uzun Hasan’la çağdaştı. Onun güven ve sevgisini kazanmış bir Bey’di. Uzun Hasan, Ömer Bey’in kızı ile evlendi. Bu karısından Zeynel adlı oğlu oldu. Zeynel, gelişip büyüyünce, Mirani ve Nuşat yöreleri de Tercil’e bağlanarak yönetimi kendisine verildi. Ömer Bey’de Bitlis ilinin vali ve muhafızlığına atandı. Ömer Bey ölünce, yerine oğlu Budak Bey geçti. Uzun Hasan’dan sonra Akkoyunlu hükümdarı olan Sultan Yakub döneminde de bu görevini sürdürdü. Tercil ve buraya bağlı yerlerin yönetimi de kendisine bağlandı. Budak Bey 43 sene yaşadı. 1506 yılında ölünce yönetimi oğlu Ahmet Bey aldı. Şah İsmail, 1508 yılında Diyarbekir bölgesini istila ederken yapılan savaşlardan birinde şehit oldu. Yerine kardeşi Ali Bey, onun da ölümüyle yerine diğer kardeşi Şemsi Bey geçti. Çaldıran Savaşından sonra Safeviler’le yapılan savaşlara katıldı. Osmanlı birliğine katılmak isteyenler arasında Şemsi Bey’de vardı. Yavuz Sultan Selim, Tercil kalesinin yönetimini bir fermanla yine kendisine verdi. Ölünce, yerine oğlu Haydar Bey geçti.
Diyarbakır Hazro
GEZİLECEK YERLER
Diyarbakır Hazro Ulu Cami-Cami-i Kebir
ULU CAMİ-CAMİ-İ KEBİR
Şehirdeki en önemli tarihi eser olan Ulus Cami, ilçe merkezinde, hakim bir tepe üzerinde, Cami Mahallesi, Fevzi Çakmak caddesindedir. Büyük cami olarak da isimlendirilir.
Kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmez.
Ancak Osmanlılara bağlı Çermik Beyleri tarafından 16’ncı yüzyılda (1517) inşa edilen Çermik Şah Ali Bey camii ve Meyafarikin Beyleri tarafından 16’ncı (1561-1575) yüzyılda yapılan Silvan Kara Behlül Bey Camii ile aynı plan şemasında yapılmıştır.
Ulu cami: 1927-1930, 1947-1950 ve 1962 yıllarında çeşitli eklemeler yapılmış, yapının minaresi ilave edilen mekanların içinde kalmıştır.
Genel olarak eser, yerel ihtiyaçtan doğan zaruretten dolayı inşa edilmiş olup kullanım fonksiyonu ön plana çıkmıştır. Taş malzemeden yapılan eserin süslemeleri dikkat çekicidir.
Süslemeler kabartma tekniğinde yapılan taş süslemeler olup, geometrik ve bitkisel karakterlidir. Bunun yanında, mukarnas süslemelere yer verilmiştir. Ulu Caminin Tercil Beyliği yönetim merkezi olan Tercil’de değil de o günkü şartlarda bir köy konumunda olan Hazro’da inşa edilmesi dikkat çeker. Eser, itinalı taş işçiliği ve üzerindeki süslemelerle Tercil Beyliğinin sosyo-ekonomik, siyasi ve sanatsal gücünü göstermesi bakımından önemlidir.
Diyarbakır Hazro Ulu Cami-Cami-i Kebir
Mimari özellikleri
Kale planlı ve tek kubbelidir.
Sonradan, çeşitli yönlerine yapılan ilavelerle genişletilmiş ise de mimari özelliğini ve asli hüviyetini kısmen yitirmiş durumdadır.
İnşa edildiği arazinin eğiminden yararlanılarak, batı kanadı iki katlı yapılmıştır. Kuzey cephesinde yer alan girişten, helaların ve küçük mekanın bulunduğu alt kata varılmaktadır. Girişin solunda bulunan merdivenden üst kattaki revaka çıkılmakta, buradaki bir kapıdan da genişletilmiş cami harimine girilmektedir.
Günümüzdeki durumu ile cami harimi, ortada kubbe ile örtülü bir mekan, doğu ve batı tonozlarla örtülü mekanlar, kuzeyde ise doğu-batı istikametinde uzanan tonozlu bir mekandan ibarettir. Kubbeli mekanı çevreleyen bu tonozlu mekanların tamamı sonradan ilave edilmiştir. Kubbeli mekanın dış duvarları kesme taşlarla örtülmüştür.
Taç kapı, kuzey duvarının ortasında olup iri mukarnaslardan bir çerçeve içine alınmıştır. Giriş kapısı ve mihrap nişi mukarnas ve geometrik bezemelerle görkemli bir görünüştedir. Kırık kemerli giriş aralığının dış köşelerinde iki gömme sütuncuk bulunur. Caminin minaresi, kubbeli mekanın kuzeybatı köşesindedir. Minare kaidesi üzerindeki bezemeler, taş işçiliğinin güzel bir örneğini oluşturur. Minareye basık kemerle örtülü bir kapıdan girilir.
Caminin son onarımı, 1974 yılında yapılmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tescil edilerek koruma altına alınmıştır.
Diyarbakır Hazro Tercil Kalesi
TERCİL KALESİ
İlçenin 5 km kadar batısında, çok yüksek olmayan bir tepe üzerindedir.
Osmanlı döneminde Tercil Beyleri tarafından yaptırılmış ve aktif olarak kullanılmıştır. Daha sonra bu beylik Osmanlıya karşı isyan edince, kalede de isyan çıkmış ve isyanda kale zarar görmüştür. Kale günümüzde yıkık ve harabe halindedir.
Diyarbakır Hazro Meyrani-Mirani (Ülgen) Köyü Türbesi
MEYRANİ-MİRANİ (ÜLGEN) KÖYÜ TÜRBESİ
İlçeye bağlı Meyrani (Ülgen) köyünde Şeyh Osman Zerraki’nin medfün olduğu bir türbe bulunmaktadır.
Diyarbakır Hazro Meyrani-Mirani (Ülgen) Köyü Türbesi
Rivayete göre: Şeyh Hasan Zerraki, 1270 yılında Bağdat ve ardından Mardin’e geçmiş, oradan da Diyarbakır ve Hazro ilçesine kadar gelmiştir. Ancak burada Vali tarafından cezalandırılıp zindana atılır. Vali ve yakınında bulunanların zindanda olduklarını bildikleri Şeyh Hasan Zerraki, bir gün namaz vaktinde Vali ile birlikte secdeye durması üzerine vali, kendisinin zindanda olduğunu, kimin zindandan çıkardığını sorar. Zerraki, Allah’ın yardımı ile hücresine giren güneş ışığıyla dışarı çıktığını söyler. Ardından, beyin hastası olan bir kızı iyileştirmesinin ardından Zerraki, itibarına ve özgürlüğüne kavuşur. Yaşamı boyunca sürekli ibadet eden Zerraki, hayatını kaybedince Mirani (Meyrani) köyüne gömülür. Kabir ziyaretinin ardından felçli kişilerin hastalığının geçtiği yönündeki rivayetler üzerine, buraya özellikle felç geçiren hastalar yoğun olarak gelirler. Yani, Perşembe günü burayı ziyaret eden felçli hastaların iyileştikleri iddia ediliyor. Zerkaki’nin torunun torunu Abdulrezak Ok, dedesinin mezar yerini tamir ettirir, yakınlarına da cami yaptırır.
Diyarbakır Hazro Meyrani-Mirani (Ülgen) Köyü Türbesi
Başka bir iddia
Evet, yukarıda yazdıklarım tamam, ama Meyrani köyündeki türbede kimin gömülü olduğuna ait başkaca bir iddia da var.
Burada: Şeyh Hasan-ı Zerraki’nin 15’nci göbekten torunu olan Şeyh Seyyid Osman Zerraki’nin gömülü olduğu iddia ediliyor. Çünkü Şeyh Seyyid Hasan Zerraki’nin: Lice ilçesi Dibek köyünde, iki oğlu Seyyid Hüseyin ve Seyyid Nasır Gazi ile birlikte yan yana türbeleri bulunuyor. Şeyh Osman, 1785 yılında Lice-Atak’ta doğmuş, 1877 yılında Ülgen köyünde vefat etmiş, ancak buraya defnedilmiştir. Sonuç, yapılan en son araştırma ve incelemelere göre, burada Şeyh Osman türbesinin bulunduğu anlaşılmıştır.
İhsangazi, Kastamonu arası uzaklık: 31 km. İhsangazi, Araç arası uzaklık: 22 km. İhsangazi, Ankara arası uzaklık: 330 km. İhsangazi, İstanbul arası uzaklık: 500 km.
TARİHİ
Yörenin tarihi hakkında ayrıntılı bilgi yoktur. 1392 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Yöre, 1968 yılına kadar “Mergüze” olarak bilinir. 1968 yılında Belediye teşkilatı kurulunca, merkeze yakın olan İhsangazi köyünün ismi ilçeye verilmiştir. 1987 yılında ilçe olmuştur.
Kastamonu İhsangazi
GENEL
Yerleşim, Ilgaz dağlarının kuzey eteklerinde kuruludur. İlçenin güneyinde bulunan Ilgaz dağlarının zirve çizgisi, Kastamonu ilinin Çankırı ile sınırını oluşturur. İlçenin rakımı ortalama 850 metredir. Ilgaz çayı, ilçe merkezinden geçerek Araç ilçesi istikametine akar. İlçeye bağlı köylerin büyük bölümü, dağların eteklerinde, ormanlarla kaplı alanlarda kuruludur.
Bu yüzden bu kesimde tarım alanları kısıtlıdır. Sulanabilir arazi yoktur. Yörede Karadeniz iklimi hakimdir. Ancak sıcaklık ve yağış yönünden daha sert bir yapı vardır. Mayıs ve Haziran aylarında sürekli sağanak yağış görülür. Orman içi köylerde yaşayanların başlıca ekonomik etkinliği orman ürünleri üretimidir.
Bir diğer özellik, 1’nci derece deprem kuşağında olmasıdır. Kuzey Anadolu fay hattı, Ilgaz dağlarının güney eteklerinden geçer.
NE YENİR
Buraya yolunuz düşerse, yerel lezzetlerden tatmak isterseniz “ekşili pilav” öneririm.
SEPETÇİOĞLU OSMAN EFE
Osman Efe, Sepetçioğlu diye bilinir. 1074 yılında Malazgirt zaferinden sonra Anadolu’ya gelen Türkmenlerin Avşar boyundan, Yörük Türkmenidir. Sultan II Mahmut döneminde bu bölgede yaşamış ve bölge halkı tarafından sevilen, hakkında türküler yakılan bir pehlivan ve kahramandır.
Siyez Buğdayı
SİYEZ BUĞDAYI
Yörede Sizey Buğdayına “Gabulca” ismi veriliyor. Hitit buğdayı olarak da tanınır. Bilim insanları, 12 bin yıl önce yerleşik hayata geçildiğinde tarımın yapıldığı ilk buğdayların Siyez Buğdayı olduğu söyleniyor. Siyez buğdayı, geçmişten günümüze, İhsaniye ilçesinde yetiştirilmektedir. Büyük yerleşimlerden uzak, sarp, engebeli, eğimli yerlerde yetişir. Evet doğal yapısı ile, sağlıklı beslenme için tercih edilen bir buğday tipidir.
İHSANGAZİ SEPETÇİOĞLU VE SİYEZ BULGURU FESTİVALİ
Her yıl geleneksel olarak Ağustos ayı sonunda 3 gün süreyle yapılmaktadır. Festival kapsamında: siyez yemekleri yarışması, konser, spor müsabakaları, halk oyunları gösterisi ve siyez ekimi etkinlikleri yapılmaktadır.
Kastamonu İhsangazi Meslek Yüksek Okulu
İHSANGAZİ MESLEK YÜKSEK OKULU:
2013 yılında Kastamonu Üniversitesine bağlı olarak açılmıştır. Barınma imkanları açısından yeterli yapıya sahiptir.
Kastamonu İhsangazi
GEZİLECEK YERLER
Kastamonu İhsangazi Derviş İbrahim Türbesi
İHSANGAZİ DERVİŞ İBRAHİM (HARAÇOĞLU) TÜRBESİ
İlçe merkezine bağlı İsalar Mahallesindedir. 16 km uzaklıktadır. Türbenin: Horasanlı Şeyh Saadeddin Haraci’ye ait olduğu düşünülmektedir. Kendisi bölgenin fatihi İhsan Gazi ile birlikte gelen erenlerdendir. Ancak türbenin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmez. Ayrıca Şeyh Sadettin Haraci’nin burada yaptırdığı bir dergah veya diğer yapılardan kalıntı yoktur. Türbe: taş duvarlı bir bahçe içindedir. Tuğladan çokgen planlı yapılmış, üstü çatı ile örtülmüştür. Mimari yönden bir özelliği yoktur.
Kastamonu İhsangazi Sipahiler Kaya Mezarları
SİPAHİLER KAYA MEZARLARI
İlçe merkezine bağlı Sipahiler Mahallesi Dere sokaktadır. İlçe merkezine 37 km uzaklıktadır. Tepe üzerindeki kaya mezarın yüksekliği 150 metredir. Bu kaya mezarlarının, MS 5 ile 6’ncı yüzyıllardan kaldığı sanılmaktadır.
Kaya mezarları, birbirinden ayrı, iki kat halindedir. Katlar arasında bağlantı yoktur. Mezar odasında bulunan yuvarlak bir pencere vadiye bakmaktadır. Mezarın altında ikinci bir bölüm bulunur.
Bu bölümde de, duvarların oyulmasıyla ölülerin konulacağı yerler açılmıştır. Ancak kaya mezarlarında kaçak kazılar nedeniyle yoğun tahribat bulunmaktadır.
Kastamonu İnebolu hakkındaki gezi yazım için İnebolu