Uşak Sivaslı

Uşak Sivaslı

Sivaslı denilince, akla hemen çilek gelir. Özellikle yaz aylarında, buraya yolunuz düşerse, dalından koparılan taze çilekleri tadabilirsiniz.

Sivaslı ilçesinin belli başlı merkezlere uzaklığı şöyledir: Sivaslı-Uşak arası uzaklık: 34 km. Sivaslı-Denizli arasındaki uzaklık; 120 km. Sivaslı-Afyon arasındaki uzaklık: 148 km. Sivaslı-Manisa arasındaki uzaklık: 227 km. Sivaslı-İzmir arasındaki uzaklık: 245 km. Sivaslı-Ankara arasındaki uzaklık: 405 km. Sivaslı-İstanbul arasındaki uzaklık: 538 km.dir.

İlçe: Uşak-Denizli karayolu üzerinde bulunmaktadır. 1953 yılında Uşak’in il olmasıyla burası da ilçe statüsü kazanmıştır.

TARİH

Hititlerden bu yana, burada yerleşim olduğu bilinmektedir. Hititlerden sonra Frigyalılar, yörede egemen olurlar. Kurulan şehirler ise, Roma ve Bizanslılar tarafından da kullanılmışlardır. Daha sonra, MÖ.670 yıllarında, Lidyalılar görülür.

Milas ve Efes şehirlerinden başlayıp, başkent Sard kentinden geçerek, Uşak-Ahat üzerinden Orta Anadoluya ulaşan kral yolu, yörenin en ünlü tarihi özelliğini ortaya koyar. Kral yolu, ilçe topraklarından geçerek, Karahallı bölgesindeki Cilandıras köprüsüne ulaşır.

Bölgede daha sonra, Persler ve akabinde Büyük İskender’in egemenliği görülür. MÖ.132 yılında ise, Romalılar bölgeye egemen olurlar. Roma hakimiyeti, 500 yıl sürer. Daha sonra Bizans egemenliği ve 1072 yılında, yani 700 yıl sonra, bölgede: Türkler görülür.

Yaklaşık 100 yıl, Germiyanoğulları Beyliği ve 1391 yılında, Yıldırım Beyazıt eliyle, Osmanlı imparatorluğuna geçiş.

1920 yılında, iki yıl süren, Yunan işgali görülür.

Son olarak ilçenin isminin nereden geldiğine bakacak olursak: Sivaslı ilçesinin isminin “Sebaste” kelimesinden Türkçeleştirilerek geldiği düşünülmektedir. Sivas ilinin ismi de, aynı şekilde, o şehrin antik ismi olan “Sebaste” kelimesinin, Türkçedeki ifadesinden başka bir şey değildir.

Her iki şehir de, İmparator Augustus tarafından kurulmuştur. Başka bir söylentiye göre ise: eski dönemlerde Çivril ve Banaz arasında bir kervan yolu bulunmaktadır. Bu kervan yolu üzerinde, Sivaslı ilçesinin bulunduğu yerde bir kervansaray vardır.

Buraya bakan şahıs “Sivas” ilinden gelip, buraya yerleşmiştir. Çevreye yerleşen Türkler, vakit geçirmek için “Haydi Sivaslı’nın yanına gidelim” şeklinde konuşurlar ve Sivaslı’nın hanının bulunduğu bu yer, bugün “Sivaslı” olarak bilinir olur.

Uşak Sivaslı

GENEL

İlçenin rakımı: 1050 metredir. Orman yönünden zengin sayılmaz. Genelde, düzlük olup, hafif engebelidir. Arazi verimlidir. Topraklarından, Menderes nehrinin bir kolu olan, Banaz Çayı geçer.

İlçe, ikinci sınıf deprem bölgesindedir.

Buradaki hakim iklim örtüsü, karasal iklimdir.

Ekonomi: tarıma ve hayvancılığa dayanır. Meyvecilik ve sebzecilik te önemli yer tutar. İlçede, en fazla yetiştirilen meyve: çilektir. İlçede bulunan 400 çiftçi ailesi, yaklaşık 2500 dekarlık alanda çilek yetiştirir ve yıllık 4000 ton çilek hasadı yapılır.

İlçeye bağlı: Özbeyli ve Eldeniz köylerinde, mermer ocakları var. Çıkarılan mermer taşları, işlenmek üzere Afyon şehrine gönderilmektedir. Bu mermer ocaklarının, Romalılar döneminde de kullanıldığı anlaşılmıştır.

Uşak Sivaslı

ÇİLEK FESTİVALİ

Festival, her yıl Mayıs-Haziran aylarında, çilek üretimini teşvik amacıyla yapılıyor. Festival süresince: çilek tanıtımı, en iyi çilek yetiştirme yarışması, çilek güzeli ve çilek çocuk güzeli seçimleri yarışmaları, yöre sanatçılarının müzik programları, şiir, kompozisyon, türkü söyleme yarışmaları, halk oyunları gösterileri gibi etkinlikler düzenlenmektedir.

NE YENİR

Yöreye özel yemekler şunlardır. En başta Tarhana Çorbası gelir. Sonra: Haşhaş sürtmesi, yöreye has bir et yemeği olan gümlü, bulgur ve mercimeğin karıştırılarak pişirilmesiyle yapılan alacatene.

GEZİLECEK YERLER:

Uşak Sivaslı Sebaste Antik Kenti

SEBASTE ANTİK KENTİ

Uşak il merkezinin 35 km güneydoğusunda, Sivaslı ilçesi Selçikler Beldesi yakınlarında, Banaz Çay’ının (Senaros) suladığı geniş bir ova üzerindedir.

Selçikler Beldesinde, köyde, tepe mahallesinde, bir höyük bulunmuştur. Burada yapılan araştırmalarda, yerleşim alanında, MÖ. 4 bin yıllarında yerleşim izleri bulunmuştur.

Sivaslı ve Selçikler arası: antik “Sebaste” kentinin kalıntılarını barındırır. Yani, merkez ilçe bile, Sebaste ören yeri üzerinde kuruludur. Kentin en önemli dönemleri, Romalılar zamanına rastlar.

MÖ 20’de, İmparator Augustus tarafından, imparatora sadık anlamına gelen “Sebaste” adıyla, çevredeki köylerin bir araya getirilmesiyle şehir kuruldu.

Kurulduğu dönemde: imparatorluğun en önemli 12 kentinden biriymiş.

MS 6’ncı yüzyılda, Phrygia Pakatiane bölgesine bağlı bir piskoposluk merkezi haline geldi. Bu dönemde, kentte büyük bir kilise inşa edildi. Bu yapı, 10’ncu yüzyılda bir kubbe ile örtülerek genişletildi ve iki büyük bazilika ile çeşitli şapellerden oluşan bir kilise kompleksi haline dönüştürüldü.

Uşak Sivaslı Sebaste Antik Kenti

1966-1978 yılları arasında yapılan kazılarda, kentin piskoposluk merkezi olduğu dönemden kaldığı düşünülen iki kilise, tiyatro ve Roma hamamına ait kalıntılara rastlandı.

Nekropol alanı köyün güneyinde Çingil çayının etrafındadır. Bu alanda mezarlara ve üç büyük tümülüse rastlandı. Augustus’tan III. Gordianus’a kadar uzun yıllar boyunca şehir kendi sikkesini bastı. Sikkelerin üzerinde baş tanrı Zeus, Dionysos, ana tanrıça Kybele, Ay tanrısı Men ile bazı imparatorların portreleri işlendi.

Evet, gelelim günümüze, Sebaste yakınlarından geçerseniz, mutlaka zaman ayırın ve burayı ziyaret edin.

Antik kent kalıntıları içinde: günümüzde: 2 kilise, 1 hamam ve çok sayıda höyük ve geniş yerleşim alanı dikkati çekiyor. Kilise: 6.yüzyıla tarihleniyor. 10.yüzyılda onarılmış ve üstü kubbe ile örtülmüştür.

Ayrıca, mezarlarda bulunmuştur. Kiliseler ve mezar kalıntılarının çevresi, duvarla çevrilmiştir. Büyük kilise kazısı sırasında bulunan, bir Bizans sikkesi, kilisenin terk ediliş tarihini vermesi açısından önem taşıyor. Aynı tabakada bulunan Selçuklu kandili ve sikkesi, kiliselerin, daha sonraki tarihlerde, Selçuklular döneminde de kullanıldığını kanıtlamaktadır.

Yukarıda belirttiğim gibi, köyün güney tarafındaki Çingil Çayırının çevresinde, nekropol sahası bulunmuştur. Ayrıca, üç Tümülüs görülür. Bunlardan ikisi mezarlığın yanında, diğeri de Yıldıztepe Mahallesinin bulunduğu bölgededir. Bu Tümülüslerde yapılan kazı, sondaj ve araştırmalarda, çok eski dönemlere ait buluntular ele geçirilir. Ancak, bu Tümülüslerin daha önceki tarihi dönemlerde de açılarak tahrip edildikleri görülür.

Ancak: bakımsızlık ve yetkililerin ilgisizliği nedeniyle, tarihi eser kaçakçılarının ilgisi büyük. 1966 yılında yapılan bir kısım kazı sonucu, şehrin bazı tarihi alanları gün yüzüne çıkarılmış ama yine de büyük bölümü toprak altında.

Bölge, 1983 yılında, I. Derece Arkeolojik Sit alanı olarak tescil edilir. Bu arada çıkarılan arkeolojik eserler ise, Uşak, Afyon ve İstanbul Arkeoloji Müzelerinde sergilenmektedir. Özellikle, yeni Uşak Arkeoloji Müzesinde, buradan bulunmuş oldukça ilginç buluntular görülebiliyor.

Uşak Sivaslı Hacim Sultan Türbesi

HACİM SULTAN TÜRBESİ

Hacım Sultan Zaviyesi, Uşak ilinden 35 km uzaklıktaki, Sivaslı ilçesine bağlı Hacım köyü mezarlığı ortasındadır. Uşak’ta bilinen en eski Bektaşı zaviyesi Hacım Sultan’dır. Zaviye, Germiyanoğlu İ. Yakub Bey tarafından, H.721/m.1321 yılında Hacım Sultan köyünde yaptırılmıştır. Bugün bu köy, Uşak iline bağlı Sivaslı ilçesi sınırları içinde yer almaktadır.

Germiyanoğulları Beyliği dönemine ait olan Hacım Sultan Zaviyesi, Osmanlıların bölgeyi ele geçirmesiyle birlikte hiçbir tahribata uğramamış, vakıf şartlarına uygun biçimde bölgedeki faaliyetlerine devam etmiştir. Zaviyeden günümüze sadece türbe ulaşmıştır. Fakat köyde yaşayan ihtiyarların söylediklerine göre, türbenin karşısında eskiden bir takım binaların bulunduğu ve bunların bir deprem sonrasında yıkıldığı anlaşılmaktadır.

Yani, zaviye binası ve müştemilatının yakın zamana kadar ayakta olduğu tahmin edilmektedir. Türbenin duvarlarında veya içerisinde, yapılış tarihini gösteren, net bir ibare bulunmamaktadır. Hacım Sultan Türbesi, sekizgen ana mekan ve önünde bulunan dikdörtgen giriş yerinden meydana gelir. Türbede, tavana asılı bulunan ve Hacı Bektaş tarafından Hacım Sultan’a verilen “Batın kılıcı” yerine sembolik olarak asılmış bir  demir kılıç (aslı tahtadan) bulunmaktadır.

Türbenin içinde, Hacım Sultan’a ait sanduka da yer alır. Türbede, sandukanın altında, asıl mezarın bulunduğu yerden “Çile Tepesi” diye bilinen yere ulaşan gizli bir tünel bulunmaktadır. Bu tünelin, diğer kolları ise farklı yerlere çıktığı, köy ahalisi tarafından anlatılır. Bugün, bu tünelin giriş yeri betonla kapalıdır, tüneller ise kullanılmamaktadır.

Uşak Banaz ilçesi gezi yazısı hakkında  Banaz

Denizli Serinhisar

Denizli Serinhisar

Evet, burası leblebinin başkenti, Yatağan yöresi ise bıçakçılığın başkentidir. Tarihi ve turistik yer derseniz, yok.

ULAŞIM

Serinhisar, Denizli arası uzaklık: 36 km. Serinhisar, Acıpayam arası uzaklık: 20 km. Serinhisar, Tavas arası uzaklık: 24 km.

TARİHİ

Serinhisar ve çevresi, Oğuzların bir kolu olan Avşarlar tarafından kurulmuştur. İlçe sırası ile Karaağaç, Kepez, Yerlikaya ve Kızılhisar isimlerini almıştır. 1671-1672 yılları arasında buraları gezen Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde “Karaağaç ovasından” (Kızılhisar) sözeder. 1871 yılında Kızılhisar, Acıpayam’a bağlanmıştır. 1923 yılında Denizli il haline getirilince, 1987 yılında Kızılhisar ilçe olmuş ve isim “Serinhisar” olarak değiştirilmiştir.

Denizli Serinhisar

GENEL

İlçe toprakları Akdeniz bölgesine yakındır. Antalya körfezinin kuzeyinde, bir yay biçiminde uzanan batı Toros dağlarının uzantıları arasında yer alır. Güney kanadında yayla, daha güneyde ise Acıpayam ovasının bir parçası olan Serinhisar ovası bulunur. İlçenin ortalama rakımı, 900 metredir. Yükseklik yer yer 2528 metreye kadar çıkar.

Bölgede göller yöresi iklimi hakimdir. İlçe topraklarında doğal ormanlar bulunur. İlçe halkının başlıca ekonomik kaynakları: urgancılık, leblebicilik, kerestecilik, zeytincilik, tütüncülük ve turşuculuktur. Ayrıca Yatağan kasabasında halk bıçakçılık yapar. Turşu ve zeytin, yurt dışına ihraç edilmektedir. Ayrıca, ilçede fason tekstil üretimi yapan 3 fabrika bulunur.

Denizli Serinhisar Çömlekçilik

ÇÖMLEKÇİLİK

İlçenin geleneksel el sanatlarından biri olan çömlekçilik, özellikle ilçe merkezinde sürdürülmektedir. Çömlekçilik, dönemsel olarak yalnızca birkaç usta tarafından yapılmaktadır. Çömleklerde kullanılacak çamurlar, ilçenin yüksek rakımlı tepelerinin güney yamaçlarındaki topraklardan elde edilir. Bu toprağın özelliği içerisinde yoğun miktarda kil bulundurması ve kırmızı renkte olmasıdır.

Yılın belli dönemlerinde hazırlanan çamurlar bir süre dinlendirildikten sonra, özel tezgahlarda şekillendirilir. Bir süre dinlenmeye bırakılan çömlekler, ustasının isteğine göre süslenerek odunla yakılan özel fırınlarda pişirilir. Çömlek üretiminde “kara düzen” denilen eski tezgahların yanı sıra motorlu tezgahlar da kullanılır. Serinhisar çömlekleri, hem günlük ihtiyaçların karşılanması hem de turistik amaçlarla üretilir. Çömlekler, testi, bardak, göveç gibi çeşitli formlara sahiptir.

Denizli Serinhisar Yatağan Bıçakları

YATAĞAN BIÇAKÇILIĞI

İlçe merkezine bağlı Yatağan Mahallesinde yaşayan nüfusun çoğunluğu bıçakçılık mesleğiyle uğraşır. Bıçakçılık Yatağan’ın geleneksel el sanatı ve mesleğidir. Bu meslek, Osmanlı Döneminden bu yana orijinal haliyle sürdürülmektedir. Mahallede yüze yakın bıçak atölyesi bulunmaktadır. Ev tipi atölyelerin dışında, kurumsallaşmış büyük atölyeler de mevcuttur.

Tamamen el işçiliği ile sürdürülen bıçakçılık mesleğinde, pala ve çeşitli bıçakların üretimi başı çekmektedir. Mahallede bazı dönem filmlerine savaş silahı olarak üretim yapan üreticiler de bulunmaktadır. Yatağan bıçakçılığı hem günlük ihtiyaçların karşılanması hem de turistik amaçla sürdürülen bir meslek olarak dikkat çekmektedir. Dünyanın pek çok bölgesinde “Türk Kılıcı” olarak bilinen yatağanlar, sağlam ve keskin olmalarının yanı sıra göz alacı görünüşleri ile de birer sanat eseri özelliğindedir.

Denizli Serinhisar Leblebisi

SERİNHİSAR LEBLEBİSİ

Leblebicilik Serinhisar halkının en önemli geçim kaynaklarından birisidir. Leblebi üretimi Serinhisar’da 1940’lı yıllardan bu yana devam etmektedir. Leblebinin hammaddesi olan nohut daha önceki yıllarda, Balıkesir ve Uşak gibi çevre illerden temin edilirken, Serinhisarlı çiftçiler nohut üretiminde önemli bir noktaya gelmişlerdir. Küçük aile işletmelerinden oluşan leblebi sektöründe günlük 100 tona yakın leblebi üretimi gerçekleşmektedir.

Ciddi yatırımların yapıldığı Serinhisar’da on adet büyük ölçekli firma ve yüzü aşkın leblebi imalathanesi bulunmaktadır. İlçedeki işletmelerde, soslu, çıtır, acılı, tuzlu, karabiberli, çifte kavrulmuş ve şekerli gibi leblebi türleri üretilmektedir. Üretim kapasitesi bakımından Türkiye’nin en büyük leblebi üretim merkezi olan Serinhisar’da üretilen leblebiler, ulusal ve uluslararası pek çok pazarda kendine yer bulmaktadır.

LEBLEBİ VE KÜLTÜR FESTİVALİ

2001 yılından bu yana geleneksel olarak yapılan festival, ilçede Çamlık denen bölgede, her yıl Temmuz ayında düzenleniyor. Festivalde, konserler veriliyor.

BIÇAKÇILIK FESTİVALİ

Serinhisar ilçesine bağlı Yatağan Kasabasında her yıl düzenleniyor.

SERİNHİSAR MESLEK YÜKSEK OKULU

Denizli Pamukkale Üniversitesine bağlıdır.

Denizli Serinhisar

GEZİLECEK YERLER

YATAĞAN BABA TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı Yatağan mahallesinde bulunan Yatağan Baba Türbesi, bir Selçuklu dönemi eseridir. Türbenin üzerinde 1244-1245 tarihleri yazılıdır. Türbe kare formlu ve kagir yapılıdır. Türbenin üzeri piramidal saç çatı ile örtülüdür. Yapının girişi kuzey doğu cephesinin kuzey köşesinde ahşap kapıdan sağlanmaktadır.

Türbe: türbedar odası ve sanduka odası olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Türbedar odasında, kapının tam karşısında küçük bir pencere bulunur. Sanduka odasının kuzeydoğu cephesinde dikdörtgen bir pencere bulunur.

Sanduka odasında birbirine bitişik vaziyette, üç sanduka yer almaktadır. Bu sandukalar Yatağan Baba’ya, eşine ve oğlu Murat Bey’e aittir. Sanduka odasının içinde, güneybatı duvarda bulunan sivri kemerli niş dikkat çekicidir. Yatağan Baba Türbesi, 1190 yılı sonrasında Denizli yöresindeki fetihlerde, Anadolu Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yöreye gönderilen Osman Bey’e aittir. Osman Bey, Garbikarağaç (Acıpayam) yöresinin fethi için çalışmış ve savaşlarını yata yata kazanmasından dolayı Yatağan Baba lakabını almıştır.

 Denizli Serinhisar gezi yazım hakkında Serinhisar

Giresun Tirebolu

Giresun Tirebolu

Karadeniz sahil yolu, ilçe merkezinden geçmemektedir ve bu özellik oldukça nadirdir çünkü birçok yerde ilçe merkezlerinden geçer. Bu yüzden ilçe merkezinin güzelliği bozulmamıştır. Tirebolu, Giresun arası uzaklık: 45 km. Tirebolu, Trabzon arası uzaklık: 85 km. Tirebolu, Görele arası uzaklık: 17 km. Tirebolu, Espiye arası uzaklık: 10 km. Tirebolu, Doğankent arası uzaklık: 33 km. Tirebolu, Güce arası uzaklık: 22 km.

TARİHİ

Önce ilçenin isminin kaynağı: Tirebolu ismi, “üç şehir” demek olan “Tripolis” kelimesinden gelir. Bu üç şehir ise, yerleşim yerinin yan yana bulunan üç çıkıntı, üç burun üzerinde kurulmuş olmasından kaynaklanır. Yerleşim yerinin, tarihi süreçte ilk olarak MÖ 7’nci yüzyılda, Karadeniz’de koloniler kuran Miletoslular tarafından kurulduğu düşünülmektedir. Tarihte hükümdarların ikamet ve sayfiye yeri olarak anılmaktadır.

Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethinin ardından, dönüş yolunda Tirebolu kalesi de ele geçirilmiştir. Ardından bu sahil kesiminde Çepniler iskan edilmiştir. 1’nci Dünya Savaşı sırasında, Ruslar burayı işgal etmemesine rağmen, Rus zırhlısı tarafından Tirebolu ateş altına alınarak yakılıp yıkıldı. Tirebolu, 1920 yılında Giresun’a bağlı bir ilçe olmuştur.

Giresun Tirebolu

GENEL

Tirebolu, bağlı bulunduğu Giresun il merkezinin doğusunda, Karadeniz kıyısındadır. Sahil kesimindeki dar düzlük alan, kuzeydoğu yönünde Harşit yaylasına doğru genişler ve yerleşim alanı bu yönde ilerlemektedir. Yörede en önemli geçim kaynağı çay ve fındık üretimidir. Ayrıca karalahana ve mısır üretimi yaygındır. Yörede tarımsal arazilerin az olması nedeniyle, dışarıya yoğun göç verilmektedir. Halkın bir kısmı çalışmak için yurt dışına gitmiştir.

Giresun Tirebolu İletişim Fakültesi

 

İLETİŞİM FAKÜLTESİ

Giresun Üniversitesine bağlıdır. 2008 yılında açılmıştır. Günümüzde Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü ile Gazetecilik bölümleri bulunmaktadır.

Giresun Tirebolu Mehmet Bayrak Meslek Yüksekokulu

 

TİREBOLU MEHMET BAYRAK MESLEK YÜKSEKOKULU

1994 yılında ilk açıldığında Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesine bağlıdır. Okulun arsası Hadiye Yüzbaşıoğlu ve Rıfat Yüzbaşıoğlu tarafından bağışlanmıştır. Okulun binası ise Tirebolulu işadamlarından Mehmet Bayrak tarafından yaptırılmıştır. 2006 yılında Giresun Üniversitesine bağlanmıştır.

Giresun Tirebolu

 

NE YENİR

Ne yenir değil de, ne içilir diye düşünüldüğünde buraya has bir çay markası olan Mavi Paket  “Mayıs çayı” veya “Çaykur 42” satın alın ve bu muhteşem çayın lezzetini tadır.

Giresun Tirebolu

Bu meşhur çayın ismi Giresunlu Komutan Hüseyin Avni Bey’in kurmuş olduğu 42’nci Alaydan geliyor. 42 numara: onun Sakarya Meydan Muharebesinde kahramanlığını simgeliyor. Bu arada, bir şeyler yemek isterseniz “kapalı pide” öneririm.

Giresun Tirebolu Denize girilecek yerler

 

DENİZE GİRİLECEK YERLER

Tirebolu’da birçok plaj vardır. Bunlar: Tirebolu Belediye Plajı, Kaynarca Plajı, Beygirkumu Plajı, Yılgın Plajı, Körliman Halk Plajı, Yalıköy Plajı, Bada Plajıdır. Ben bunlardan özellikle öne çıkan üç tanesinden söz etmek istiyorum.

Yılgın Plajı

Yılgın plajının açığında, antik çağdan kaldığı sanılan fırın taşı ve delik taşı görülmeye değerdir.

Giresun Tirebolu Belediye Plajı

 

Belediye Plajı

İlçe merkezinin batısındadır. Belediye tarafından işletiliyor. Şemsiye ve şezlonglar var. Bölgenin en eski ve yoğun ilgi gören plajıdır. En büyük özelliği plajın kumlu olmasıdır. Karadeniz’de kumu hakim olduğu nadir plajlardan birisidir. Özellikle yaz aylarında komşu il ve ilçelerden çok sayıda ziyaretçi gelir. Kum plajda çeşitli etkinlikler düzenlenir.

Voleybol Federasyonu tarafından “Plaj Voleybolu” maçları ve turnuvaları burada düzenlenir. Plajda çay kahve içilebilecek tesisler de bulunuyor. Hemen ileride bir adacık var, adacıktan denize atlamak da mümkün. Son bir not, burada özellikle güneşin batışını izleyin.

Giresun Tirebolu Bada Plajı

 

Bada Plajı

Eski adı “Bada” yeni adı ise “Özlü Plajı” dır. Nispeten insan yığınlarından uzak, ailecek gidilebilecek bir plajdır. Burada: deniz ilk girildiğinde çakıl taşlıdır, ancak ilerleyince kum bölüm gelir. Bu yüzden deniz ayakkabısı kullanmanızı öneririm. Genellikle sabah saatlerinde sakindir. Öğleden sonra dalgalıdır.  

Beygir Kumu Plajı

Akdeniz bölgesindeki plajları aratmayacak güzelliktedir. Yeraltı suları, bu bölgeden denize karışmaktadır. Bu yüzden, bölgenin suyu oldukça serindir. Plaj, büyük bir falezin altındadır. Bu yüzden inanılmaz güzel bir manzara sunar.

Giresun Tirebolu

 

GEZİLECEK YERLER

Giresun Tirebolu Evleri

 

TİREBOLU EVLERİ

İlçede 54 ev tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Bu tarihi konaklarının bazılarının 120-130 yıllık olduğu söylenmektedir. Yani Osmanlı dönemi sivil mimarisi izleri taşırlar. Bu evlerde, günlük yaşama ait çok çeşitli ayrıntılar bulunur. Bazı bahçeli evlerde yazlık ve kışlık bölümler bulunur. Bu yüzden iki mutfak, iki banyo bulunmaktadır.

Evlerin yapımında kullanılan taşların doğal özelliği vardır. Bu sayede evler yazları daha serin, kışları ise daha sıcak olmaktadır. Evlerde kullanılan süsleme motifleri: genellikle bütün evlerde aynıdır. Bu evlerin bulunduğu sokaklarda, tarihi hissederek gezebilirsiniz. Ancak bu tarihi evler restore edilmeyi bekliyorlar, yoksa yok olup gidecekler.

 

YENİKÖY MAHALLESİ

Eskiden Tirebolu, yüksekte Yeniköy denin bir yere yerleşmiştir. Burası günümüzde hala mevcuttur. Burada dar sokaklarda ilçenin en eski evleri vardır. Tarihe ilginiz varsa mutlaka burayı ziyaret ediniz. Ayrıca yine Yeniköy camisi de ilgi çeker. Özellikle 1880 yılı yapımı minaresini görünüz. Yeniköy’ün hemen üstünde, dağlarda fındık bahçeleri bulunuyor. Zamanla yaşam sahil kenarına taşınmıştır.

 

YENİKÖY CAMİİ

İlçe merkezinde Yeniköy mahallesindedir. Kitabesi yoktur. Sonradan yaptırıldığı anlaşılan son cemaat yeri girişinde, 1947 yılında yaptırıldığı yazılıdır. Tek şerefeli minaresi vardır. Minaresi orijinaldir.

 

ÇARŞI CAMİİ

İlçe merkezinde Yeniköy mahallesindedir. Cami, kitabesine göre ilk olarak: 1879-1890 yılları arasında yapılmıştır. Ancak mevcut cami hasar görünce, 1947 yılında Molla Hasanoğullarından Ahmet Nemli ve Mürüvvet Nemli tarafından yeniden inşa edilmiştir. Cami kesme taş malzeme kullanılarak yapılmıştır. Minberi ve vaaz kürsüsü yenidir. Minare tek şerefelidir.

Giresun Tirebolu Tarihi Çeşmeler

 

TARİHİ ÇEŞMELER

Tirebolu’da birçok tarihi çeşme bulunmaktadır. Bu tarihi çeşmeler arasında öne çıkanlar: Çatal çeşmesi, Gacan çeşmesi, Selimağa çeşmesi, Siyamoğlu çeşmesidir. Bunların kim tarafından yaptırıldığı bilinmez.

İmamdüzü çeşmesi: Nalb Zade Mehmet Tevfik Bey tarafından yaptırılmıştır.

Orta çeşme: Yeniköy Mahallesindedir. 1877 yılında Karahasan Zade Hasan Kupadan tarafından yaptırılmıştır.

Selimağa Çeşmesi: İlçe merkezinde Çarşı Mahallesi Selimağa caddesinde bulunan çeşme 1842 yılında Kethüda zade Mehmet Emin Ağa tarafından oğlu adına yaptırılmıştır. Yalakları sonradan mermerle kaplanan çeşmenin su haznesi günümüzde boş olup, çeşmeye şebeke suyu bağlanmıştır.

Atlı Yolu Çeşmesi: Hamam mahallesindedir. Kim tarafından ve ne zaman yaptırıldığı bilinmez. Ancak 1973 yılında Belediye tarafından restore edilmiştir. Günümüzde bakımsız durumdadır ama kullanılmaya devam edilmektedir.

Çatal Çeşme: Cintaşı Mahallesindedir. Kaymakam Sami Bey tarafından 1914 yılında yaptırılmıştır. Çeşme, birbirinin tekrarı şeklinde iki bölümden oluşmaktadır ki, ismi bu yüzden verilmiştir. 1973 yılında ise Belediye tarafından restore edilmiştir.

Siyamoğlu Çeşmesi: Hamam Mahallesindedir. 1848 yılında Mehmet Efendi ve Hacı İbrahim Ağa tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde kullanılır durumdadır.

 

BELEDİYE HAMAMI

İlçe merkezinde Çarşı Mahallesindedir. İskele caddesinde meyilli bir arazide bulunan hamamın kitabesi yoktur. Bu yüzden kim tarafından ve ne zaman yaptırıldığı bilinmemektedir. Ancak muhtemelen 19’ncu yüzyıl yapısı olduğu tahmin edilir. Hamamın sadece soyunmalık kısmı, 1980 kısmında yıkılarak yenilenmiştir, diğer bölümleri orijinaldir. Hamam günümüzde kullanılmaktadır.

Giresun Tirebolu Kalesi-Senjan Kalesi

 

TİREBOLU KALESİ-SENJAN KALESİ

İlçe merkezindedir.

Denize doğru uzanan küçük bir yarımada üzerinde, büyük ve güzel görünüşlü bir kaya üzerine inşa edilmiştir. Liman yapılmadan önce kale, Tirebolu’nun en uç bölgesiydi. Kalenin kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte, muhtemelen MÖ 13’nci yüzyılda Bizans döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Ancak Pontus İmparatorluğu döneminde tamamen yenilenmiştir.

Giresun Tirebolu Kalesi-Senjan Kalesi

Kale “Sen-Jan Kalesi” olarak da bilinir. Çünkü eski çağlardaki ismi “Saint Jean Kalesi” dir.

Giresun Tirebolu Kalesi-Senjan Kalesi

Kalenin tek giriş kapısı vardır. Bu giriş, ilçeye bakan basık kemerli bir açıklıktır. Sur duvarları, dışarıdan yapılmış kulelerle desteklenir. Kalenin ön tarafında topçu kuleleri ve tarihi ve mahreci bilinmeyen bir top vardır.

Giresun Tirebolu

Ayrıca yine kalenin içinde: küçük bir şapel (salnamelerde Meryem Ana Kilisesi olarak geçer) ve bir mescit kalıntısı vardır. Ayrıca Osmanlı dönemine ait çok sayıda mezar taşı görülür. Bu mezar taşları duvara yaslanmış duruyor, duyduğuma göre bu mezar taşları sonradan buraya getirilmiş. (Dumlupınar İlkokulu yapılırken sökülüp buraya getirilmiştir.)

Giresun Tirebolu Kalesi-Senjan Kalesi

Gelelim günümüze: kaleye güney bölümde bulunan dik bir merdivenle çıkılır. Kale surları günümüze kadar sağlam olarak gelmiştir. Yapılan geniş çaplı restorasyonlar sonucu kale, gezilebilir önemli bir tarihi eserdir. Kaleye 120 basamaklı merdivenle çıkılınca kalın ve mazgallı duvarlar ile karşılaşılır. İçi geniş, ferah ve her cepheden manzaralıdır. Kalenin içinde silah, eşya ve erzak konulan mahzenler ve su sarnıçları vardır. Son bir not kalenin içinde çay kahve servisi yapılan küçük bir kafeterya bulunuyor. Manzara eşliğinde burada çayınızı içebilirsiniz.

Giresun Tirebolu Bedrema Kalesi

 

BEDREMA KALESİ

İlçe merkezine 8 km uzaklıkta bulunan tarihi bir kaledir. Örenkaya köyündedir. Tirebolu, Giresun, Gümüşhane kara yolu üzerinde, Karaahmetli ve Örenkaya köyleri sınırındadır. Kale, Harşit çayının ağzından 5 km güneydedir. Çayın sağ sahiline yakın bir yerde bulunmaktadır.

Tripolis (günümüzdeki Tirebolu) şehrinin üç büyük kalesinden birisidir.

Oldukça dik bir noktadadır. Düz ve yüksek bir kaya üzerine inşa edilmiştir. Kalenin yapılış amacı: Orta Çağ da Gümüşhane madenlerine gelebilecek tehlikelerin gözetlenmesidir. Yani, gümüş şehri Argria’yı korumak için yapılmıştır. Kalenin kuzey güney istikametinde uzunluğu 35 metre ve genişliği ise 22 metredir. Sur duvarlarının kalınlığı 1 metre civarındadır. Kalenin kuzey sur duvarına yakın yerde sarnıç ve iki su kuyusu vardır.

Bölgenin Türkler tarafından fetih edilmesi sırasında, Rumlar bu kalede uzun süre tutunmuşlardır. Bu yüzden, kaleye Türkle tarafından “Bedrum” yani “Kötü Rum” ismi verilmiştir. Bu isim günümüze “Bedrema” olarak gelmiştir.

Tarihi süreçte, kalenin Kürtün hakimi Çepni Beyi Melik Ahmet Bey tarafından, Rumlardan alındığı bilinmektedir.

Ayrıca: kale 1’nci Dünya savaşı sırasında Ruslar tarafından kuşatılmıştır. Karaahmetli köyünü işgal eden Ruslar, Harşit çayını geçemedikleri için Bedrama kalesi ve Çatalarmut tepesindeki Türklerle çatışmışlardır. Hatta Karaahmetli köyünde o dönemde Rusların kaldıkları evler bulunduğu söyleniyor.

Kalenin sur duvarlarından çok az bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Kaleye ulaşmak için patika bir yoldan yukarı tırmanmak gerekiyor. Ancak belli bir yol yoktur, kaleye ulaşmak isteyenler kendilerine uygun bir patika yoldan kaleye ulaşmak zorundadırlar. Çünkü, kale henüz tam olarak turizme açık değildir. Çok dar patika yollardan kaleye ulaşılınca, tamamen yıkık olan kapıdan girilir ve 2.5 metre uzunluğunda ve 1 metre yüksekliğinde bir kemerli tünelle karşılaşılır. Tünelin yanındaki bir duvarda havalandırma boşluğu vardır, buradan bakıldığında giriş yukarıdan görülebilir.

Giresun Tirebolu Pusluhan Şelalesi

 

PUSLUHAN ŞELALESİ

İlçe merkezine yaklaşık 52 km uzaklıktadır. Şelaleye anayoldan ayrılarak üzerinde patika yol bulunmayan sarp bir yamaçtan inilerek yaklaşık 30 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılır. Kuzey-kuzeydoğu yönünde olan şelale, yaklaşık 60 metre yükseklikten akar. Rakımı 1037 metredir.

 

KARAAHMETLİ KÖYÜ MEZARLIĞI VE ÇİMEN DEDE TÜRBESİ

Karaahmetli köyünde caminin karşısında Osmanlı döneminden kalma bir mezarlık vardır. Bu mezarlıkta 12 tane yazılı mezar taşı görülür. Bu mezar taşları 1711-1813 yılları arasına tarihlenir.

Mezarlığıng irişinde, 1758 yılında vefat eden Çemenzade İbrahim Efendi’ye ait bir mezar vardır bu burası yörede “Çimen Dede” olarak tanınır. Mezarı genellikle Hıdırellez günü ziyaret edilir. Ziyaretçiler, Hıdırellez günü Çimen Dedenin mezarından bir gül yaprağı koparıp üzerine dileklerini yazarlar, tekrar mezara bırakırlar, dileklerinin gerçekleşeceğine inanırlar.

Giresun Tirebolu Kumyalı

 

KUMYALI

İlçede kalenin en güzel göründüğü yerlerden birisidir. Deniz kıyısındaki bu alanın manzarası muhteşemdir. Dalga sesleri eşliğinde burada çayınızı yudumlayabilirsiniz.

Giresun Tirebolu Sahili

 

TİREBOLU SAHİLİ

Karadeniz bölgesinin nadide sahillerindendir. Harika manzarası bulunmaktadır. Sahilde oldukça uzun mesafeli yürüyüş yolu bulunur. Ayrıca, yine sahilde Karadeniz bölgesinin en güzel plajları vardır.

 

KİLİSE BURNU KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı Kiliseburnu Mevkiindedir. Kilise: dikdörtgen planlıdır. Kaba yontu ve kesme taş kullanılarak yapılmıştır. Kilisenin giriş kısmının bulunduğu batı duvarı tamamen yıkılmıştır. Ancak sonradan farklı malzeme kullanılarak tekrar kapatılmıştır. Kilisenin hemen yakınında “işlik kompleksi” bulunur. Kilise, günümüzde özel mülkiyettedir.

Görele tanıtımı.

Espiye tanıtımı.

Güce tanıtımı.

Giresun tanıtımı.