Sivas Koyulhisar

Sivas Koyulhisar

Yaylaları, ormanları, doğal domatesi ve ipek halısıyla meşhurdur.

ULAŞIM

Koyulhisar, Sivas arası uzaklık: 180 km. Koyulhisar, Mesudiye arası uzaklık: 34 km. Koyulhisar, Ordu arası uzaklık; 140 km. Koyulhisar, Suşehri arası uzaklık: 38 km. Koyulhisar, Zara arası uzaklık: 96 km.

TARİHİ

Yörenin eski isimleri şunlardır: “Koloneia, Kule-Hisar, Kuyulu Hisar” Batılı kaynaklarda ise, yörenin ismi: “Kaili-Hisar, Kuili Hisar” dır. Rum Pontus İmparatorluğu döneminde yörenin ismi “Koloneia” dır. Malazgirt savaşının ardından, yörede Türk hakimiyeti görüldüğünde ise, yörenin ismi “Muşaz” dır.

1461 yılında Uzun Hasan: bu yöreyi zapt edince Fatih Sultan Mehmet, burayı ele geçirmesi için Şaraptar Hamza Bey’i göndedir. Sonra kendisi de bölgeye gelir, Uzun Hasan tarafından günümüzdeki Yukarıkale köyünün doğusunda yaptırılan kaleyi ele geçirir ve buradan Trabzon yönüne hareket eder.

1939 yılındaki büyük Erzincan depreminde, Koyulhisar tamamen yıkılmış ve sonrasında ilçe yer değiştirerek yeniden yapılanmıştır.

GENEL

Yerleşim: İç Anadolu’nun kuzey doğusunda, batıya doğru uzanan, Kelkit vadisini, kesin bir vadi üzerinde kuruludur. Kelkit vadisi, İç Anadolu ve Karadeniz bölgesinin ayırım hattıdır. İlçe bu hattın kuzeyinde, Karadeniz bölgesinde kalıyor. Bu yüzden, bölgede karasal iklim değil daha ılıman olan bir geçiş iklimi hakimdir. Rakımı ortalama 850 metredir.

NE YENİR

Yaz aylarında madımak, boranlı gibi yemekler tercih edilir. Kış aylarında ise, peskutanlı aşlık, hıngel tercih edilen yöresel lezzetlerdir.

KOYULHİSAR DOMATESİ

Oldukça meşhurdur. Sofralık olarak bilinir. Salça yapımında da kullanılır. Nakliyeye dayanıklı değildir, bu yüzden hasattan sonra hemen tüketilmesi gerekir. Domates, Yukarıkale Mahallesi adıyla özdeştiği için “Kale domatesi” veya “Koyulhisar domatesi” olarak isimlendirilir.

İPEK HALI DOKUMACILIĞI

İlçede köylerde ipek halı dokumacılığı yapılır. Bu bölgede ipek halıcılığın başlaması, yaklaşık 30 yıl öncesine dayanır. Sisorta yöresindeki köylere yayılan ipek halıcılık yöre halkı için geçim kaynağı haline gelmiştir. Sisorta yöresinde ve çevresinde dokunan ipek halılarda, genellikle, çeşni bülbül, bin bir çiçek, dağ çiçeği, hayat ağacı ve benzeri motif ve desenler kullanılır. İyi bir usta tarafından bir ipek halı yaklaşık 4 ayda dokunur. Dokunan ipek halılar, Hereke Halısı ismi ile dokunur ve pazarlanır. Günümüzde ipek halıcılığı, Ballıca ve Aksu köyleridir.

KOYULHİSAR KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

Her yıl geleneksel olarak Ağustos ayı içinde, Eğriçimen Yaylası Yedigözeler mevkiinde düzenlenir. Festivalde yöresel ses sanatçıları konserleri düzenleniyor. Ayrıca domates ve bal yarışmaları yapılıyor.

Sivas Koyulhisar Duman Baba Etkinlikleri

DUMAN BABA ETKİNLİKLERİ

İlçe merkezine bağlı Dumanlı  Dağ köyündeki 2050 metre rakımdaki türbede, Ağustos ayı içerisinde 1 gün olarak düzenlenir.

Duman Baba, 1071 Malazgirt zaferinden sonra, bölgeye ilk kez gelen Türk ordusu komutanlarındandır. Türbesi: Ordu-Sivas yani Mesudiye-Koyulhisar sınırındadır. Duman Baba türbesinin bulunduğu yerde, festival ve piknik düzenleniyor. Etkinlikler, il, ilçe ve köyler ile gurbetteki Sivaslıları bir araya getiriyor. Etkinliklerde kurbanlar kesiliyor, pilavlar pişirilip dualar ediliyor.

GEZİLECEK YERLER

Sivas Koyulhisar Tarihi Anıt Çeşme

TARİHİ ANIT ÇEŞME

İlçe merkezinde Camikebir Mahallesindedir.  

Çeşme: 1917-1918 yılları arasında, Türk Ordusunun, Koyulhisar halkına bir şükran borcu olarak Koyulhisar Kaymakamı Ordulu Ahmet Rıfat Bey zamanında, Türk ordusu tarafından yaptırılmıştır. Çünkü: Koyulhisar halkı 1’nci Dünya Savaşı sırasında asker nakliyesinde üstün hizmetlerde bulunmuştur.

1916-1917 yıllarında Rusların Erzincan Çardaklı Mevkiine kadar geldiklerinde Koyulhisar halkının tarihe geçecek bir fedakarlığı olmuştur. 98 ton yiyecek maddesini, ilçe halkı sırtlarında Suşehri’ne 24 saat gibi kısa bir sürede taşımışlardır. Koyulhisarlıların bu fedakar davranışlarına General Fehim Paşa teşekkür konuşması yapmıştır.

Kaide üzerindeki ilk taşa, dikdörtgen yuva içine, Osmanlıca kitabe yerleştirilmiştir. Üçüncü taşta: yıldızlı bir arma ve çeşitli şekiller bulunur. Taşın en üstüne ise, kubbe benzetmesi yapılmıştır. Çeşmenin arka tarafından su sarnıcı vardır, ancak şebeke suyu bağlanınca sarnıç devre dışı bırakılmış ve kurumuştur.

Sivas Koyulhisar Şehitliği

KOYULHİSAR ŞEHİTLİK

Şehitlik ilçe merkezinde Camikebir Mahallesindedir.  

İlçe Kurtuluş Savaşından önce işgal görmemesine rağmen, Anadolu’da şehitliği olan nadir yerleşim merkezlerinden birisidir. 1916-1917 yıllarında Rus orduları, Doğu Anadolu’dan yurdumuza girerler. Erzincan ile Suşehri arasındaki Çardaklık Mevkiine kadar ilerlerler.

Cephe gerisinde askeri hastane Koyulhisar’a kurulmuştur. Cepheden gelen yaralı askerlerden şehit olanlar için kış şartları nedeniyle ayrı ayrı mezarlar açılamamış, askerler açılan hendeklere topluca defnedilmişlerdir. Bu yüzden, bu mezarlıkta 1971-1972 yılları arasında “Şehitlik” inşa edilmiştir.

ALEMDAR CAMİİ

İlçe merkezinde Orta Mahallesi Çamlıyaka Mevkiindedir.

Cami, 1830 yılında yaptırılmıştır. Cami, Kurtuluş savaşında hastane ve 1939 yılındaki depremde ise evsiz kalan vatandaşların ikameti için kullanılmıştır. Caminin minaresi, günümüzden 15 yıl önce yıkılmış yerine demirden minare yapılmıştır. Aynı dönemde caminin çatısı değiştirilmiş ve saç malzemeden yeni çatı yapılmıştır.

Sivas Koyulhisar Yukarı Kale-Kale-i Bala

YUKARI KALE-KALE-İ BALA

İlçe merkezine 3.5 km uzaklıkta Yukarıkale mahallesindedir. Mahallenin doğusunda, sarp yamaçlar üzerine inşa edilmiştir. Yukarıda tarihçe bölümünde belirttiğim gibi, kale, Osmanlı korkusuyla Uzun Hasan tarafından yaptırılmıştır. Kalenin güneyinde Kelkit vadisi uzanır ve vadinin içinde Kelkit çayı akar.

Ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde bu kaleden söz eder. Yazdıklarına göre: “kalede yüz ev, ambarlar, cephanelik, su sarnıçları, demir kapılı kuyu vardır. Ayrıca, aşağıda bir şehir, cami ve dükkanlar bulunduğundan“ söz eder.

Günümüzde kalenin sadece harabe şeklinde kalıntıları görülmektedir.  Zaten kaleye ulaşmak da oldukça zordur. Kaleye: Yukarı Kale mahallesi tarafından, oldukça dik ve dar bir patikadan ulaşılır. Kalede: iki tane düzlük vardır. Tepe üstündeki düzlük iki kademelidir. En yüksek bölümünde, yapı kalıntıları vardır.

Yaklaşık 25 metre daha aşağıda olan ve daha büyük alt bölümde ise, yerleşim izleri bulunur. Kalenin bulunduğu tepe üzerinde yapılan yüzey araştırmasında, çok miktarda ot olması nedeniyle fazla bir buluntu bulunmamıştır, sadece Osmanlı dönemine ait biraz seramik kalıntısı bulunmuştur.

 

FATİH CAMİİ

Yukarı Kale bölgesindedir.

Yörenin Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesinin ardından, Fatih buraya bir cami yaptırır. Caminin yapım tarihi muhtemelen 1461 yılıdır. Bu camiye, imam olarak da Mevlana Celalettin Rumi’nin torunlarından birini görevlendirir. Caminin mali desteği, Cumhuriyet dönemine kadar devlet tarafından karşılanır. Caminin mütevellisi de atanan hatip idi. Bu yüzden camiye bir dönem “Hatipli Camii” adı da verilmiştir. Yörede yaşayanlardan alınan bilgiye göre, bu cami, bir dönem yıkılarak yerine çatılı bir cami yapılmıştır.

 

AŞAĞI KALE-KALE-İ ZİR

İlçe merkezine 4 km uzaklıktaki Aşağı Kale Mevkiindedir.  

Kale, yüksekliği 150 metreye ulaşan, büyükçe ve yola dik inen bir kayalık üzerine inşa edilmiştir. Kelkit vadisine hakim konumdadır. Savunma ve yerleşim amaçlı kurulmuştur. Kalenin güney ve batı bölümlerinde sur duvarları vardır. Kaleden, aşağıdaki ırmağa inen merdivenler vardır. Günümüzde bu kalenin bazı duvarları yani surları durmaktadır. Ayrıca bazı yapı temelleri görülmektedir. Kalenin bulunduğu yerde yüzeyden toplanan seramiklere göre: kalenin Demir çağı döneminden Osmanlı dönemine kadar kullanıldığı anlaşılmaktadır.

 

HACI MURAT HANI

İlçe merkezine 8 km uzaklıkta, Aşağı kale Mahallesinde, Suşehri-Niksar karayolu üzerindedir.

Yapı: 100 x 20 metre ölçülerindedir. Tamamı kesme taştan yapılmıştır. Günümüzde, yapının duvarları 3-4 metreye kadar ayaktadır. Üst örtüsü ise 1939 yılındaki depremde yıkılmıştır. Hanın kuzeyinde, ırmak üzerinde eski bir köprünün kalıntıları bulunmaktadır.

 

ESKİ CAMİ

Aşağı Kale mevkiinde, ırmak kenarında, Hacı Murat Hanının kuzeybatısındadır. Temelleri 1-2 metreye kadar görülmektedir. Başkaca bir kalıntı yoktur. Temellere göre dikdörtgen planlıdır. Bu caminin bir iddiaya göre “Fatih Camii” olduğu da öne sürülmektedir.

 

KOYULHİSAR HAMAMI

Aşağı kalenin eteğindedir. Hacı Murat Hanının kuzey batısında, hana 300-400 metre uzaklıkta dağın eteğindedir. Yapım tarihi bilinmemektedir.

Doğu batı doğrultusundaki yapı, dikdörtgen planlıdır. Doğuda enine sivri tonozlu, bir mekan bulunur. Onun batısında dört köşe bir mekan vardır. Doğudaki köşe mekanlar, tonozla, batıdakiler kubbeyle örtülüdür. Tonozlu ve kubbeli mekanların arasında, doğuda kubbeli, batıda tonozlu orta mekan bulunur. Sıcaklık “L” şeklinde iki eyvanlı bir plandadır. Doğu ve batıdaki tonozlu mekanların dışındakilerin üst örtüsü, belli olacak şekilde yıkılmıştır. Yani, hamam yapısı günümüze harap halde gelmiştir.

Sivas Koyulhisar Cam Kümbetli Cami

CAM KUBBELİ CAMİ

İlçe merkezine bağlı 12 km uzaklıktaki Ortaseki köyünde Bostandere mahallesindedir.

Caminin en büyük özelliği: cam kubbeli olmasıdır. Cami, 2014 yılında yaptırılmıştır. Cam kubbe, çatlayıp kırıldığı için tam dört kez yenilenmiştir. Son olarak sekiz kat cam kullanılarak yapılan cam kubbe, kırılmadan yerine yerleştirilmiştir. Kubbenin yapımında yaklaşık 40 ton cam kullanılmıştır. Caminin bir başka özelliği daha var. Camide mezarı bulunan kişi: İslam alimlerinden Bekir Pehlivanlıdır. 2013 yılında ölümünün ardından defnedildiği yere bu cami yapılmıştır.

Sivas Koyulhisar Eğriçimen Yaylası

EĞRİÇİMEN YAYLASI

İlçe merkezine 17 km uzaklıktadır. Yaylaya ulaşım yolu asfalttır.

En az 500 yıllık bir yayla olduğu söyleniyor. Yayla, bir vadi içindedir. Vadinin yamaçları çam ormanlarıyla kaplıdır. Yaylanın rakımı ise, Yedigözeler tepesinde 1800 metredir. Bu tepeden: Kelkit vadisi ve Suşehri ilçeleri görülebilmektedir.

Yayla içinde: saniyede 70 litre debisi olan bir akarsu bulunur. Bu derenin yayla içinde akışından ve derenin çevresinin çayırlık olması nedeniyle yöreye “Eğriçimen” ismi verilmiştir. Yayla, Karadeniz’deki yaylalara benzer ve hatta bazı üstün özellikleri de bulunmaktadır.

Örneğin: buradaki yaylalarda, nem oranı düşüktür. Bir diğer özellik, buradaki yaylalar düzdür. Yayla düz olduğu için, yaylada ata binme kolaydır. Ayrıca yaşlılar yaylada rahat yürür, bisiklete binilebilir.

Evet, yaylanın en büyük özelliği, doğal güzellikleri yanında alt yapısının tamamen halledilmiş olmasıdır. Ancak eski ağaç evlerden oluşan yayla, günümüzde yerini betonarme ve şık evlere bırakmıştır.

Koyulhisar’dan İstanbul başta olmak üzere ilçe dışına göç etmiş aileler, geçmişe duyulan özlemin bir sonucu olarak her yıl 4-5 ay bu yaylada kalırlar. Yaylada her türlü tesis bulunmaktadır.

Hatta yaylanın kuzey bölümünde futbol ve voleybol gibi çeşitli sportif müsabakaların yapıldığı spor tesisleri de bulunmaktadır. Koyulhisarlılar ve şehir dışından gelenler, her yıl burada geleneksel yayla şenlikleri düzenlerler.

Sivas Koyulhisar Sarıçiçek Yaylası

SARIÇİÇEK YAYLASI

Boyalı ve Ortaseki köyünün ortak yaylasıdır ve ilçe merkezine 17 km uzaklıktadır.

Yayla, ismini yaylada bulunan sarıçiçeklerden almıştır. Yaylada ayrıca: göl ve soğuk su pınarları bulunur. Bu gölde, renkli balıklar vardır. Yaylada “Boyalı Köyü Sarıçiçek Yayla Şenliği” yapılıyor. Amaç gerek gurbette ve gerekse köyde yaşayan hemşerilerin birlik, beraberlik ve kaynaşmalarını sağlamaktır.

ARPACIK YAYLASI

İlçe merkezinin kuzeyinde 22 km uzaklıktadır. Yayla: Taşpınar, Kadife ve Hacıilyas köyleri tarafından ortaklaşa kullanılmaktadır.

TEKKE DERESİ MESİRE YERİ

İlçe merkezine 25 km uzaklıktadır. Sisorta yolu üzerindeki derede, doğal alabalık bulunmaktadır. Ayrıca ormanlarla kaplı bölgede soğuk içme suları ve piknik alanları vardır.

KENGERCİK YAYLASI

İlçe merkezinin kuzeydoğusunda 26 km uzaklıktadır.

İkizyaka ve Kadife Akbulut Mahalleleri tarafından ortaklaşa kullanılır. Kengercik yaylasında piknik alanında “Kengercik Yayla Şenliği” düzenleniyor. Şenlikler sayesinde gurbette yaşayanlar, yılda bir kez dahi olsa memleketlerine geliyorlar. Mahalli sanatçıların sahne aldığı şenliklerde ayrıca çeşitli yarışmalar yapılıyor.

Sivas hakkındaki gezi yazım için Sivas

Nevşehir Derinkuyu

Nevşehir Derinkuyu

Derinkuyu denilince hemen akla bölgenin en büyük yeraltı şehri geliyor, uzun yıllar önce açılmasına rağmen bugün sadece üçte iki bölümü gezilebilen bu yeraltı şehri elbette çok ilgi çekiyor, ama eğer buraya giderseniz bence Kültür Parkını da gezin, hatta zaman ayırın Derinkuyu kuru fasulyesini tadın.

ULAŞIM

İlçe: Niğde-Nevşehir kara yolu üzerindedir. Derinkuyu, Nevşehir arası uzaklık 30 km. Derinkuyu, Niğde arası uzaklık: 49 km. Derinkuyu, Kayseri arası uzaklık: 111 km. Derinkuyu, Aksaray arası uzaklık 79 km.

TARİHİ

İlçeye Derinkuyu isminin verilmesinin sebebi: halkın içme suyunu 60-70 metre derinlikteki kuyulardan temin etmesidir. Burada, bu tür 52 tane kuyu bulunduğu söyleniyor.

MS 2’nci yüzyılda Roma imparatorluğunun zulmünden kaçan ilk Hıristiyanlar, Antakya ve Kayseri üzerinden Kapadokya bölgesine gelmiş ve buralara yerleşmişlerdir. Bölgede yaptıkları yeraltı şehirlerinde, Romalı askerler ve Arap akıncılarından kurtulmuşlardır.

İlçenin eski ismi “Malakopi” dir. 1830 yıllarında söylenenlere göre, yer üstü konut yoktur. Burası bir tesadüf esiri 1963 yılında bulunmuş ve 1967 yılında ziyarete açılmıştır.

Nevşehir Derinkuyu

GENEL

İlçe: Erciyes, Hasandağı ve Melendiz dağları arasında kalan Misli ovasındadır. Volkanik faaliyetlerin sona ermesinden sonra: bölge yoğun olarak: yağmur, rüzgar ve erozyon etkisinde kalmıştır. Arazi genellikle düzdür, rakımı ortalama 1300 metredir. Ormanlık alan yoktur. Yöredeki insanların başlıca geçim kaynağı tarımdır. Patates üretimi yaygındır.

NE YENİR

Buraya yolunuz düşerse, ilçede yetiştirilen ve lezzetiyle ünlenen kuru fasulye satın almayı unutmayın, hatta bir lokantaya girip tatmalısınız.

GEZİLECEK YERLER

Nevşehir Derinkuyu Yeraltı Şehri

DERİNKUYU YERALTI ŞEHRİ

Derinkuyu Yeraltı Şehrine ait ayrıntılı gezi yazımı yine bu sitede bulabilirsiniz. Kapadokya bölgesinde bulunan 36 yeraltı şehrinden en büyüğü, burada yani Derinkuyu Yeraltı Şehridir.

1967 yılında ziyarete açılmıştır. Kaymaklı Yeraltı şehrinden farklı olarak, burada: misyonerler okulu, günah çıkarma yeri ve vaftiz havuzu bulunmaktadır.

Yukarıdaki resme baktığınızda kırmızı renkli bir ok işareti görüyorsunuz. Burayı ziyaret eden bazı muzipler (aslında hangi kelimeyi kullanmam gerektiğine bir an zor karar verdim) bu ok işaretinin yönünü değiştiriyorlar ve sonra gelen ziyaretçiler ters yöne gidiyorlar ve gezi tam bir sinir harbine dönüşüyor.

Aman, böyle bir durumla karşılaşırsanız yani yanlış yöne gittiğinizi düşünürseniz veya yolunuzu kaybettiğinizi düşünürseniz bulunduğunuz yerde bekleyin çünkü kısa süre sonra başlarında burayı çok iyi bilen rehber bulunan bir gurup gelecektir, onlara katılıp yeraltı şehrinden çıkabilirsiniz.

Nevşehir Derinkuyu Akıl Hastanesi

AKIL HASTANESİ

Dünyanın ilk akıl hastanesi buradadır.

Geniş bir bahçe içinde, tek katlı olan ve ikamet amaçlı kullanılan taş bina vardır.

Bu taş bina ile girişi birleşen, demir kapıdan, kayadan oyma Aya Maryeros Manastırına giriliyor.

Nevşehir Derinkuyu Akıl Hastanesi

20 basamaklı bir merdivenden inildikten sonra, kayadan oyulma geniş bir alan bulunuyor.

Manastırın tam ortasında: taş döşemeler vardır. Bunlar: yuvarlak kenarlarda daire oluşturacak şekilde sıralanmıştır. Geniş alanın çevresinde: yine kayadan oyularak oluşturulmuş odalar bulunur. Bu odaların girişleri: sonradan yapılmış tahta kapı ve çerçevelerle kapatılmıştır.

Nevşehir Derinkuyu Akıl Hastanesi

Ortadaki merkez taşının solunda bulunan sütunun içi oyulmuş ve bir kürsü oluşturulmuştur. Bu kürsüye 6 basamaklı bir merdivenle çıkılır. Manastır veya akıl hastanesi yöneticilerin bu kürsüden: çalışmaları yönettikleri tahmin ediliyor.

Manastırın kuzey kısmında bir tünel bulunuyor. Bu tünel Derinkuyu yeraltı şehrine bağlanıyor. Yine manastırın kuzeybatı kısmında bulunan tünel ise, Kaymaklı beldesindeki yeraltı şehrine bağlanıyor.

Yani: sonuç olarak bir zamanlar akıl hastalarının tedavi edildiği bu manastır aynı zamanda düşman tehlikesi karşısında, yeraltı şehirlerine geçiş için de kullanılıyormuş. Evet bu manastır henüz ziyarete açık değil, umarım en kısa zamanda gerekli düzenlemeler yapılır ve ziyarete açılır.

Nevşehir Derinkuyu Kültür Parkı-Atamulu Parkı

KÜLTÜR PARKI-ATAMULU PARKI

İlçe merkezinde, Demirci, Şehit Ali Güven Caddesindedir.

Ülkemizin en ilginç sanatsal park alanlarından birisidir. Park alanı çevresi duvarla çevrilmiş ve ağaçlar koruma altına alınmış, giriş kapısında otopark bulunmaktadır. Park alanı: Hakkı Atamulu’nun Belediye Başkanlığı döneminde 1966 yılında başlanmış ve 4 yıllık bir süre sonunda tamamlanarak ziyarete açılmıştır.

Park alanı içerisinde: yüzme havuzu, amfi tiyatro, kitaplık ve çocuk bahçesi, spor sahası ve park camisi bulunmaktadır. Park alanında 15 heykel bulunmaktadır ve bunlar Hakkı Atamulu’ya aittir.

Bunlardan en etkileyici olanı: Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e ait, mareşal üniformalı ve 9.15 metre boyutundaki heykeldir. Bu heykel, şu an Türkiye’de bulunan en büyük Atatürk heykelidir.

Nevşehir Derinkuyu Kültür Parkı-Atamulu Parkı

Yine park alanı içinde bulunan Park Camii, Heykeltıraş Hakkı Atamulu tarafından tasarlanmış olup modern mimarlığın önemli bir örneğidir.

Nevşehir Derinkuyu Üzümlü Kilisesi

AZİZ THEODOROS TRİON KİLİSESİ-ÜZÜMLÜ KİLİSESİ

Cumhuriyet döneminde mübadele öncesinde bölgede yaşayan Rumlar tarafından kullanılan kilise, 19’ncu yüzyıla aittir. Üzümlü kilisesi olarak da bilinir.   

Kilisenin ön kısmında üç bölümlü bir narteks bulunuyor. Kilisenin üç de apsisi vardır. Bunlar: dışa taşkın, içten yarım daire ve dışarıdan çok cephelidir. Apsis ve naos kısmının üstü kubbelerle örtülmüştür. Yapı düzgün kesme taştan yapılmıştır. Cephesi sağır kemerlerle ve haç biçimli pencerelerle hareketlendirilmiştir. Kiliseden bağımsız ama aynı bahçe içinde orijinal bir çan kulesi vardır.

Kilisenin en ilginç yönü, Osmanlı imparatorluğu tarafından yaptırılmış olmasıdır. Şöyle ki, Sultan Abdülmecid döneminde Rusya ile yaşanan 1853-1856 Kırım savaşından galip çıkılmasına rağmen, Batılı ülkeler Osmanlı devletine verdikleri yardımlar karşılığında Osmanlı topraklarında yaşayan Hıristiyanlara yeni haklar istemişler ve 1856 yılında yayınlanan “İslahat Fermanı” ile bu hakları elde etmişlerdir.

İşte bu kilise de bu ferman karşılığı yapılan uygulamalardan birisidir. Bir başka ifadeye göre, kilisenin Ayestafanos Antlaşması gereği, savaş tazminatı olarak Sultan Abdülmecid tarafından yaptırıldığıdır.  

Kilisenin kitabesi “Agios Theodoros Trion’un bu çok kutsal kilisesi, İmparator Sultan Abdülmecid zamanında, onun yüksek iradesi ile Aziz İkonion (Metropolit) Neofitos Efendi’nin teşviki ile ve burada (Malakopi) ikamet eden Hıristiyanların bağışları ile Haldiaslı baş mimar Kiriako Papadopulos Efendi’nin zahmetiyle inşa edilmiştir.

Agios Theodoros’a ithaf edilmiş ve kutsanarak açılmıştır. 15 Mayıs 1858”

Evet mimari açıdan ve mimari plastik bezemelerin zenginliği, anıtsal duvar resimleri nedeniyle yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Ancak elbette bu ilgi sadece mimari unsurlara değil, kilisenin harabe haline gelmiş durumu, duvarlarına yazılan ve hatta kazınan yazılardan dolayı da ilgi çekmektedir.

Kilise günümüzde ibadete açık değil, ancak her yıl: Mayıs ayında, Fener Rum Patriği Bartemelos tarafından burada “Bahar Ayini” törenleri yapılıyor.

 Nevşehir Göreme hakkındaki yazım için Göreme

Nevşehir Kaymaklı

Nevşehir Kaymaklı

Kaymaklı denildiğinde elbette ilk akla gelen burada bulunan yeraltı şehridir. Kapadokya bölgesinde bulunan toplam 200 yeraltı şehrinden en güzeli burada bulunuyor, bence Kapadokya gezinizde mutlaka buraya girin ve gezin, tek sıkıntı eğer dar ve kapalı ortamlarda kalma sıkıntınız yoksa, mutlaka geziniz.

Çünkü günümüzden yıllarca önce, birçok insan burada günler, aylar, yıllarca yaşamışlar. Giriş için son bir not, buraya geldiğinizde “Kuru Kaymak” almayı unutmayın, başka yerde satılmıyor, sadece buraya has bir lezzet.

ULAŞIM

Kaymaklı, Nevşehir il merkezi arası uzaklık 20 km. dir. Kaymaklı, Derinkuyu arası uzaklık: 12 km. Kaymaklı, Niğde arası uzaklık: 61 km. Kaymaklı, Yeşilhisar arası uzaklık: 40 km. Kaymaklı, Ürgüp arası uzaklık: 31 km.

TARİHİ

Yerleşimin ismi, Osmanlı kaynaklarında Rumca “Enegüp” olarak geçer. Bölge Osmanlı egemenliğine geçtikten sonra, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın Osmanlı sarayına damat olarak girmesiyle köye bazı hizmetler gelmiştir.

Bir cami yaptırılmış ve kasabaya su getirmek için su yolları yapılmıştır. Yerleşimde, Cumhuriyet kurulana kadar Türkler ve Rumlar birlikte yaşamıştır.

Mübadele sonucunda Rumlar gitmiş ve yerlerine Yunanistan’dan gelen Türk göçmenler yerleşmiştir. Rumların ibadete için mevcut olan kilise, son zamanlara kadar depo olarak kullanılmıştır. 1951 yılında Belde olmuştur.

Nevşehir Kaymaklı

GENEL

Kaymaklı, Nevşehir il merkezine bağlı bir beldedir. İlçenin en büyük özelliği, geçmişte insanların kendilerini savunmak için yaptıkları oldukça büyük bir yeraltı şehri bulunmasıdır. Ancak bu yeraltı şehrinin ve diğer bölgedeki yeraltı şehirlerinin; kimler tarafından, ne zaman, ne için yapıldığı ve hangi teknikle yapıldığı bilinmez.

Girişleri genellikle fark edilmeyen bu yeraltı şehirleri, daha çok vadi, plato yamaçlarına ve tüfün oyulmasıyla yapılmıştır. Halkın geçim kaynağı olarak her ne kadar turizm düşünülse de, daha çok tarıma dayalıdır.

Nevşehir Kaymaklı

NE YENİR

“Kaymaklı” ismi bu kasabaya neden verilmiştir? Çünkü burada bir tür kaymak, kuru kaymak oldukça meşhurdur. Kasabaya ismini veren ve ülkemizin başka bir yerinde üretilmeyen “Kuru Kaymak”  burada sadece Belediyenin izni ile üretiliyor.

Zaten yapımı ve hazırlanması da oldukça zahmetliymiş. Ortalama 7 kilo sütün, kendi özel tepsisinde yaklaşık 10 saat odun ateşinde kaynamaya bırakılmasıyla yapılıyor.

Yenirken genellikle kahvaltılarda balla birlikte tercih ediliyor. Satın almak isterseniz, Yeraltı şehrindeki dükkanlarda satışı yapılıyor, bence tatmalısınız. Çünkü başka yerde yok.

Nevşehir Kaymaklı

GEZİLECEK YERLER

Nevşehir Kaymaklı Yeraltı Şehri

KAYMAKLI YERALTI ŞEHRİ

Kaymaklı yeraltı şehrine ait ayrıntılı gezi yazımı, yine bu sitede bulabilirsiniz.

 Nevşehir Kaymaklı yeraltı şehrine ait yazım için  Kaymaklı Yeraltı Şehri

Nevşehir Kaymaklı Yeğenağa Abdullah Camii

YEĞENAĞA ABDULLAH CAMİİ

Halk arasında “Kurşunlu Camii” olarak da tanınır. 1732 yılında inşa edilmiştir. Mihrabı, iki saf cemaat alacak kadar sürmüş, geri kalan orta kısmı yarım ay şeklini andırır. Duvarlara bitişik 8 direk üzerine yapılmıştır. Direklerin başlıklarına kemer ayakları konulmuştur. Dördü büyük, dördü küçük 8 kemer yapılmıştır. Bu kemerlerin üzerine ana kubbe konmuştur.

Nevşehir Kaymaklı Yeğenağa Abdullah Camii

Küçük kemerlerin koltuklarına 4 tane yarım davlumbazda caminin taşından, ikisi mermer olmak üzere 4 yuvarlak direk konmuş, direkler üzerine üç davlumbaz yapılmıştır. Caminin doğu tarafına bitişik bir de sübyan mektebi yapılmıştır. Ancak bu mektep kısmı sonradan yıkılmıştır. Caminin 30 metre yükseklikteki tek minaresine tahtadan mahvelden çıkılır.

KİLİSE

Yeraltı şehri yakınındadır.  Mübadelenin ardından Rumlar bölgeyi terk edince uzun süre depo olarak kilise, son yıllarda turizme kazandırılmaya çalışılıyormuş.