Kırşehir Çiçekdağı

Kırşehir Çiçekdağı: Güzel, şirin bir ilçe, Çiçekdağı eteklerinde, dağın ismini almış. Ben bu ismi duyunca, meşhur bir müzik eserini hatırlıyorum, sanırım sizler de aynı duyguyu paylaşıyorsunuzdur.

Kırşehir Çiçekdağı

ULAŞIM

Çiçekdağı, Kırşehir iline uzaklığı: 65 km. Kırşehir-Çiçekdağı arasında, 1300 metre yükseklikteki Çiçekdağı geçidi bulunuyor.

Çiçekdağı-Yerköy arasındaki uzaklık: 4 km. Çiçekdağı-Ankara arasındaki uzaklık: 187 km.

TARİH

1840’lı yıllarda, Çiçekdağı, Boyalık isimli bir köy olarak görünüyor Bu dönemde, Yozgat sancağına bağlı iken, daha sonraki süreçte Mecidiye adı ile yine Yozgat’a bağlı kalmıştır. 1855 yılında ise, Mecidiye sancağı ilçe olarak görülüyor. 1930 yılında yörenin ismi değiştirilmiş ve Çiçekdağı olmuştur.

Kırşehir Çiçekdağı

GENEL

Çiçekdağı, yüksek platoların kuzeye bakan yamacındaki bir yayla üzerinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği: 936 metredir. Coğrafi konum açısından en büyük özelliği: hemen 4 km. uzaklıktaki Yozgat iline bağlı Yerköy ilçesiyle iç içe olmasıdır.

Yörede bulunan başlıca yükselti, aynı zamanda ilçeye de adını veren Çiçekdağı’dır. Rakımı: 1690 metredir.

İlçenin iklimi: karasal iklim hüküm sürmektedir. Buna göre, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve kar yağışlı olarak geçer.

Yörede hakim bitki örtüsü: bozkır. İlkbaharda yağışlarla beraber yeşeren ve yaz kuraklığı ile sararan ot toplulukları. Yörenin en önemli ormanlık alanı: Çiçekdağı ve çevresindedir.

GEZİLECEK YERLER

Kırşehir Çiçekdağı Karakurt Kaplıcası

KARAKURT KAPLICASI

İl merkezinin 15 km. batısında, Karalar köyündedir. Kaplıca bölgesinin, tarihi süreç incelendiğinde, ilk kez, 1135 yılında, Selçuklular zamanında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Selçuklular döneminde yapılan kaplıca, türbe ve mescitten oluşan tesisler; günümüzde hemen yanlarına yapılan modern tesislerle birlikte görülebiliyor. Yeni yapılan tesiste, konaklama mümkün, 50 yatak var.

Kaplıca suyunun sıcaklığı, 50 derecedir. Romatizmal hastalıklar, sinir hastalıkları ve kadın hastalıklarının tedavisinde iyi geldiği söyleniyor. Burada, her mevsim hasta geliyor ve tedavi edilmeyen hastalık olmadığı söyleniyor.

Karakurt kaplıcası hakkında anlatılan efsaneye göre: Kırşehir beyinin oğlu, kötü bir hastalığa tutulur. Doktorlar ne yaptı ise, fayda etmez. Bunun üzerine Bey’in umudu kesilir ve “Bari, gözümün önünde öleceğine, götürün bir dağa bırakın, göz görmeyince gönül katlanır” demiş.

Bunun üzerine, çocuğu “Emirburnu dağı” eteklerine bırakırlar. Çocuk, başına gelecekleri beklerken, akşama doğru yanına bir kurt yaklaşır. Ama, bu kurdun, kemikleri karnına yapışmış, uyuzdan tüyleri  dökülmüş ve her tarafı yara-bere içindedir.

Kurt: sürüne sürüne buraya gelir ve dağın eteğindeki bataklıkta, çamura bulanır. Ertesi gün ve takip eden günlerde, kurt, yine bölgeye gelir ve bataklıktaki çamura bulanır ve bir süre sonra tamamen iyileşerek bölgeden uzaklaşır. Çocuk, kurdun her hareketini izlemiş ve bataklıktaki çamurda, bir şifa bulunduğuna inanmıştır. Bunun üzerine, kendisi de bataklıktaki çamura girer, bütün vücudunu çamurla sıvar.

Köşede, kaynayan sudan içer. Bir süre sonra: vücudunda bir canlılık hissetmeye başlar ve bu böyle devam ederken, tamamen iyileşerek ayağa kalkar. Kırşehir’in yolunu tutar, babasının kapısını çalar ve görenler şaşırır ve gözlerine inanamazlar.

Çocuk, olan-biteni çevresine anlatır ve babasını, aynı bataklığa, çamurun bulunduğu yere götürür. Babası: bataklığın üzerine bir kubbe ve yanına bir mescit yaptırır. Adına da, kurtun anısına “Karakurt Kaplıcası” ismini verir.

KARAKURTBABA KÜMBETİ

Kaplıcanın hemen yanında bulunuyor.

Kümbet: 1135 yılında, Anadolu Selçuklu hükümdarlarından Kılıçaslan tarafından yaptırılmıştır. Dolayısıyla, Selçuklu mimarisinin özelliklerini taşıyor. Ancak, kümbetin kitabesi yok. Karakurt Baba adına yaptırıldığı sanılıyor. Yapı: kesme taştan, Selçuklu mimari tarzında yapılmıştır. Kare kaide üzerine, sekiz köşelidir. En üstte, taş bir külah var. Türbenin hemen yanında, bir mescit bulunuyor.

BULAMAÇLI KAPLICASI

İlçe merkezinin 5 km. doğusundadır. Yol pek uygun değil. Rakımı: 842 metredir.

Kaplıca suyu içinde: sodyum klorür, bikarbonat ve radyum bulunduğu söyleniyor. Suyun sıcaklık derecesi, 42. Kaplıca suyunun iyi geldiği hastalıklar şunlardır: romatizmal hastalıklar, nevraljin, nevrit ve kadın hastalıkları. Burada, ayrıca: 20 yataklı bir konaklama tesisi bulunuyor.

Yerköy tanıtımı.

Yozgat tanıtımı.

Kırşehir tanıtımı.

 

Trabzon Arsin

Trabzon Arsin

Arsin, Trabzon il merkezine çok yakın. Deniz kıyısında, şirin ve yeşillikler içinde bir yerleşim yeri.

ULAŞIM

Trabzon’a 20 km. uzaklıkta. Trabzon ile arasında Yomra ilçesi var. Diğer yanında ise: Araklı.

Trabzon Arsin

TARİHİ

İlçe, burada yakın çevredeki diğer yerleşim birimleri gibi, Orta çağdan bu yana iskan olduğu düşünülen bir yer. Ama: herhangi bir antik kalıntı yok. Bölgenin genelinde olduğu üzere, 1461 yılında, Fatih Sultan Mehmet, burayı da Osmanlı topraklarına katıyor. Daha sonra ise, Rus işgali. Daha sonra, işgalden kurtuluş.

Arsin, kelime olarak: “temiz” ve “arınmış” anlamına geliyor. Bu kelimelerin temelinde ise, buranın plajları, ilçenin kıyılarındaki kumsalların temizliği ifade edilmek istenmiş.

Trabzon Arsin

GENEL

İlçe merkezi sahil kesiminde ve hafif meyilli bir arazi üzerinde kurulmuş. Karadeniz kıyında: 7 km. lik sahil şeridi var.

İklim özellikleri olarak: yazları serin, kışları ılık bir yapı hakim. Yani: ılıman iklim hakim. Bölgenin yüksek kesimleri ve vadiler; özellikle sonbahar ve yaz mevsimi başlangıcında, sürekli sisli.

İlçede: geçim kaynağı olarak: tarım ve balıkçılık öne çıkıyor. Tarım olarak: mısır, kuru fasulye, patates, lahana, patlıcan, biber, domates ve salatalık öne çıkıyor. Balıkçılık değerlendirildiğinde ise: denizden, mezgit, kefal, istavrit, hamsi, kalkan ve Yanbolu deresinde ise, doğal ortamda yetişen alabalık, bıyıklı sazan türü balıklar avlanıyor.

NE YENİR

Arsin ilçesinde, özellikle alabalık yemenizi öneriyorum. Çünkü: özellikle Yanbolu deresinin yukarı kesimlerinden yakalanan kırmızı benekli alabalık muhteşem bir lezzet.

Trabzon Arsin

TURİZM

Arsin ilçesinde: turizm denince, antik kalıntı beklememek gerek. Burada: doğal güzellikler, doğal plajlar öne çıkıyor. Özellikle: sahil boyunda yapılmış birçok turistik tesis var. Bunlarda: kamping için uygun alanlar bulmakta mümkün.

YANBOLU

İlçenin bütün turistik tesisleri burada konuşlandırılmış. Burada: Yanbolu deresi, denize dökülüyor.

Trabzon Arsin Santa Harabeleri

SANTA HARABELERİ

Dumanlı köyü sınırları içindedir. Bu yüzden: buraya Dumanlı harabeleri de deniliyor. Buraya ulaşmak için: Yanbolu deresi boyunca, yaklaşık 55 km. olan yolun 15. km. si stabilize ve diğer kısmı ise topraktır. Yani: zor bir ulaşım. Yaz mevsimi haricinde, araç trafiği yok.

Bir zamanların: madenci kasabası. Havzada mevcut: demir, kurşun ve kurşunla birlikte çıkarılan gümüş madenleri işletilmiş. Madenlerin verimli işletildiği: 16-18.yüzyıllar arasında, bölge önemli ölçüde gelişmiş ve ekonomik refaha kavuşmuş. Ancak: 19. yüzyıl başından itibaren madenler kapatılmaya başlanmış. Bunun üzerine: bölge de, tarım ve hayvancılık yapılmaya başlanmış.

1923 nüfus mübadelesi sonucu, boşaltılmış. Mübadele ile boşalan bölgedeki arazi ve binaları; hazineden satın alan çevre köylüleri yerleşmiş.

Kıyıdan 50 km. içeride, 1600 metre yüksekliktedir. Çevresi: çeşitli yükseltilerle çevrilmiştir. Bölgeye giriş, yalnızca kuzey kısımdandır. Bölge: dışa kapalı, kendi içinde su kaynağı ve tarıma elverişli bahçeleri ile öne çıkıyor.

3 yamaç üzerinde, 7 mahalle kurulmuş. İlk yerleşimcilerinin orta çağda olduğu düşünülen, bu yöre, eski bir Rum şehri. 19.yüzyılda, en parlak  dönemini yaşamış. Toplam nüfus: 5000 kişiye kadar ulaşmış.

Merkez mahallede: 8 kilise varmış. Ayrıca: birçok okul bulunuyormuş. Kiliselerden, günümüze yalnızca 5 tanesi ulaşmış. Rum taş işçiliğinin güzel örneklerini oluşturan evlerden ise, yalnızca 300 tanesi günümüze ulaşmış. Burada: demircilik ve gümüşçülük yapılmış. Ayrıca: kiremitcilik, taşçılık, terzilik te görülmüş.

Bugün, köyün bulunduğu yer, yayla olarak kullanılıyor. Köyde: yıl boyunca ikamet eden, yalnızca bir aile kalmış.

Santa çevresinde: büyük çoğunluğu, 19.yüzyıla ait, sanatsal değere sahip, birçok anıtsal dini ve sivil mimari yapı bulunuyor. Bunlar: taş ve ahşap malzeme kullanılarak inşa edilmiş. Zamanınız olursa, buraya gitmenizi öneriyorum. Fethiye’de ki Rum köyü gibi bir yer.

Ama özellikle: evlerin tümünün manzarasının bulunması ve yeşillikler içinde yerleşimleri, mimari açıdan mükemmel. İlginizi çekebilir. Ama, kesinlikle yolunun berbat olduğunu mutlaka göze almanız gerekiyor. Rezalet bir yol var.

Ordu Gülyalı

Ordu Gülyalı

Deniz kenarında, yeşillikler içinde, güzel bir ilçe. Ordu ilinde, mavi bayraklı plaja sahip, nadir yerlerden biri.

ULAŞIM

Gülyalı-Ordu il merkezine: 16 km. uzaklıktadır.

TARİHİ

Tarihi süreç içinde: birçok Türkmen aşiret ve oymaklarına ait toplulukların, bu yörede egemen oldukları biliniyor. Büyük kitleler halinde, Karadeniz bölgesine yerleşen Türkmenler’in bir kısmı da, buraya yerleşmiştir. Ebülhayr Bey’e ait Türkmenlerin, Ebülhayr olarak isimlendirilen (Gülyalı) buraya yerleşmeleri, 16. yüzyıl sonlarına rastlar.

Bu tarihte, bu topraklar tamamen boştur. Ebülhayr Bey, tımar sipahiliğinden sonra, Kethüdalığa getirilir. Kethüdalık, Osmanlı devletinde: büyük devlet adamlarının işlerini gören, sorumlu kişilere verilen isimdir. Ebülhayr Bey, bulunduğu çevrenin sorumlu kişisi olarak Kethüdalık yapar.

Çevrede, bu kadar geniş bir yetkiye sahip olan Ebülhayr Kethüda’nın: kendisine yörede duyulan sevgi, saygı ve güvenden dolayı Divanbaşılığı yaptığı topraklara adı verilir ve bu topraklar, 16.yüzyıldan günümüze kadar, Ebülhayr olarak anılır.

Evet, tarihi süreç içinde, çevre nüfusunun artması, yerleşim alanlarının genişletilmesi hizmetlerinin en iyi şekilde olması amacı ile beldede, 1971 yılında, Belediye kurulması gündeme gelmiş, ancak “Abulhayır” adının Arapça olması gerekçesiyle kabul edilmemiştir. Bunun üzerine: Abulhayır adı “Kıyı” anlamına gelen “Yalı” ile “Gül” kelimelerinin birleşmesiyle oluşan “Gülyalı” olarak değiştirilmiştir.

Ordu Gülyalı

GENEL

Turizm açısından öte, ilçenin birçok sorununun bulunduğunu öğrendim. Özellikle: ilçenin başlangıcından bitişine kadar olan kara yolu boyunca: alt veya üst geçit yok. Bu da, turizmin yoğunlaştığı yaz aylarında, yayalar açısından büyük sıkıntılar oluşturuyormuş.

Fındık bahçeleri, ilçe topraklarının % 90’nı oluşturmaktadır. Kivi üretimi de yaygın olarak yapılmaya başlanmıştır.

NE YENİR

Gülyalı’da, Türk mutfağının bütün zenginliklerini görmek mümkün. Mahalli yemeklerden özellikle tatmanızı önereceklerim şunlar: Pancar çorbası, Pancar diblesi, Pancar sarması, hamsi buğulama, içli hamsi, mısır çorbası, turşu kavurması.

Bütün bu yemeklerin yanında, mısır ekmeği.

Ordu Gülyalı

GEZİLECEK YERLER

Evet, Gülyalı, Karadeniz gezisi sırasında: Karadeniz Sahil Otoyolunda üzerinden geçmeniz gereken bir ilçe. Ama: henüz turizm yönünden gelişmelerin sağlanmadığı bir ilçe. Buranın tek öne çıkan yanı: Mavi bayraklı bir plajının bulunması. Ordu ve yöresinde, bu mavi bayraklı plajın ayrı bir yeri var. Başkaca da, bir şey anlatmam mümkün değil, çünkü yok.

Ordu Gülyalı Mavi Dünya Plajı

MAVİ DÜNYA PLAJI

Burası, aynı zamanda bir çadır kamp yeridir. İlçenin tepealtı mevkiinde bulunmaktadır. Hem yazın ve hem de kışın hizmet verilmektedir. Burada: kafe, bar, balık restoran ve plaj tesisleri var. Kapasite: 600 kişilik. Kumsal uzunluğu: 1.5 km. Burada: denize girmenin yanında, restoran bölümünde: özellikle Akçaabat köftesi tatmanızı öneriyorum. Ayrıca: balık çeşitleri ve pide çeşitleri de var.

Bunların dışında: ilçeye bağlı Kestane köyündeki 2 kemerli bir köprü, bir taş çeşme ve cami: ilçenin turistik yerleri olarak değerlendirilebilir. Ancak, bu köy merkeze yaklaşık 14 km. uzaklıkta.

KESTANE KÖYÜ KÖPRÜSÜ

Kestane Köyü: Fatih Sultan Mehmet döneminde de önemli bir yerleşim sahası olarak öne çıkmaktadır. O dönemde, köyün adı: Kestane Deresi olarak geçer. Köyde: 1911 yılında yapıldığı tahmin edilen ve halen kullanılan, iki kemerli bir köprü bulunuyor. Köprü: Turizm Bakanlığı tarafından, Sit alanı olarak koruma altına alınmış.

KESTANE KÖYÜ TARİHİ KURTLU ÇEŞME

Kestane Köyü: Kurtlu Mahallesinde bulunmaktadır. Turizm Bakanlığı tarafından, Sit alanı olarak koruma altına alınmıştır. Çeşmenin: 150-200 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Halen faaldir.

KESTANE KÖYÜ, TAŞ CAMİSİ

Yaklaşık 100 yıllık olduğu düşünülmektedir.

Ordu Mesudiye hakkındaki gezi yazım için  Mesudiye