Karaman Taşkale

Karaman Taşkale

Karaman veya Ereğli yöresinde yaşıyorsanız veya buralardan geçerseniz, mutlaka kısa bir zaman ayırıp, Taşkale’ye uğramalısınız.

Çok değişik bir yer. Özellikle: uzaktan baktığınızda, duvar gibi yükselen bir tepe ve üzerinde, yüzlerce oyuk, mağara ve bu mağaralara; yalnızca bir ayak sığacak büyüklükteki merdivenlerden çıkılıyor.

Ayrıca: mağaraların içine konan tahılların; 30-40 yıl bozulmadan saklanabildiğini duyunca şaşıracaksınız. Buraya çıkmak, sizin gözünüzde kesin hemen bir ürperti yaratacak ama, buranın insanları, bu mağaralara gayet çevik bir şekilde çıkıyorlar.

Mağara önlerine: makaralı çuvalları yukarı ve aşağı taşıma, düzeneği kurmuşlar. Yükseklere çıkamazsınız ama: alt kattaki mağaralara ve özellikle taş mescide mutlaka çıkın.

Manazan mağaralarına gidin ve son olarak: gürlük pınarı başında: o muhteşem akan suların sesi ve görüntüsü eşliğinde, mutlaka bir alabalık yemelisiniz.

Unutmadan, buradan ayrılmadan önce, tercihinize göre: buraya has halılardan alabilirsiniz, hayır ihtiyacım yok derseniz, küçük bir minder de alabilir, bu ünlü halıların küçük bir parçasını, hatıra olarak saklayabilirsiniz.

Başlangıç için son bir not: bu mağaraların bulunduğu yerler, günümüzden milyonlarca yıl önce deniz ve hatta büyük su tabakalarının bulunduğu yerlermiş.

Çünkü: halen mağaraların içinde ve çeşitli yerlerinde, midye kabukları ve deniz canlısı fosilleri bulunuyor ve hatta, bir kısım midye kabuğunu kendiniz de görebiliyorsunuz. Çok ilginç, mutlaka görülmesi gereken bir yer.

ULAŞIM

Taşkale-Kızıllar Beldesi, Karaman iline bağlıdır. İl merkezine olan uzaklığı: 46 km. olup bu yol asfalttır. Ereğli devlet karayoluna olan uzaklık ise: 21 km. dir. Yani: Karaman-Ereğli karayolu üzerinde, yoldan sapılarak (21 km) gidiliyor.

Karaman Taşkale

GENEL

Taşkale, Atatürk’ün “Ata Yurdu” olarak tanınıyor. Atatürk’ün hem anne tarafı ve hem de baba tarafının soylarının: Karamanlı olduğu söylenmektedir. Söylentilere göre: buradan, Selanik’e göçmüşler.

90, 95 ve hatta 100 yaşındaki, birçok Taşkaleli: hava ve suyun etkili olduğu uzun ömürlerinin sırrının: doğal ürünlerle beslenmelerinden kaynaklandığını söylerler.

Tamamı birinde derece SİT alanı olan Taşkale’de: eski bir iç deniz olması nedeniyle, toprak ve yamaçlarda, sık sık taşlaşmış deniz anası gibi, çeşitli hayvan fosillerine rastlanıyor. Ben de: gezerken, mağaraların birinde, mağaranın tavanında bir midye buldum.

Gerçekten: resmini gördüğünüz, halen ambar olarak kullanılan mağaraların bulunduğu yerde: mağaraların içinde, çeşitli yerlerde deniz canlılarının fosillerine sıkça rastlamak mümkün.

Karaman Taşkale

TARİHİ

Taşkale’nin eski adı: Kızıllardır.

Günümüzde Taşkale’de yaşayan halkın Ertek Irmağı kenarından Anadolu’ya yerleşen Kızıllar boyundan oldukları düşünülmektedir. Bilindiği gibi, Kızılların Kebebul-Yenisey Ostyaklar karmasından türedikleri ileri sürülmektedir. Orta Asya’nın Ertek nehri kıyısından Moğol istilasına kadar yaşayan Kızılların Hazer kıyılarına geldikleri ve buradaki kuraklık nedeniyle 17-18’nci yüzyıllar arasında Anadolu’ya göçtükleri tahmin edilmektedir.

Yörede bulunan ve harabe halindeki: Manazan, Zanzana ve Miske gibi yerleşim yerlerinde yapılan tespitler ve ortaya çıkarılan buluntular: Geç Roma, Erken Hıristiyanlık, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait izler taşır.

 

Taşkale Halısı

HALICILIK

Bilimsel kaynaklara: Kızıllar Halısı olarak geçen ve beldede üretilen halılarda: 40’ın üzerinde desen kullanılmaktadır. Halı dışında: yastık, terk heybesi, çanta, seccade gibi turistik amaçlı dokumalarda yapılmaktadır.

Beldede: halen 200 dolayında halı tezgahı var. Boya olarak: kendi çevresinin kök boyaları, dokuma iplikleri olarak da kendi yetiştirdikleri hayvanların yününü kullanıyorlar.

Sarı ve kızıl (kırmızı) renklerin ve geometrik desenlerin hakim olduğu kızıllar halısında kullanılan motifler: Ladik halıları ile benzerlik gösterdiğinden, bu halılar “Kızıllar Ladiği” adıyla tanınırlar.

Diğer halı tiplerinin isimleri ise şöyledir: Embelli, mihraplı, kiliseli, tepsi, göbekli, post motifli, gölük sulu, tek göbekli, at göyneği, kuşlu, çöp sulu, dalak göbekli, mangal göbekli.

Bu yörenin en çok beğeni kazanmış rengi tetir olarak isimlendirilen bordo-kahverengidir. Ceviz kabuğundan elde edilen bu renk ile ceviz yaprağı kaynatılarak yapılan bejde beğenilen renkler arasındadır. Önceden kırmızı-mavi gibi renkleri de boyayan eller, bu renkleri boyamamakta olduklarını ve o günlerde hazır Sümerbank yününü aldıklarını belirtmişlerdir. Önceden deve yünü de kullanan yöre halkı, yeni parçalarda deve yünü kullanmadıklarını söylerler.

Taşkale’de: 5 yaşında, halı dokuyan kız çocuklarına rastlamak mümkün.

Karaman Taşkale

GEZİLECEK YERLER

Taşkale Taş Ambarlar

TAŞ AMBARLAR (DOĞAL TAHIL DEPOLARI)

Kasabanın kuzeyinde, yaklaşık 40 metre yükseklikte, 251 tane taş ambar yani mağara var. 165 metre uzunluğu olan ambarların, derinlikleri yer yer 5-10 metreyi buluyor. Bunlardan: 120 kadarı, diğerlerine göre, daha eski dönemlerde (Osmanlı, Selçuklu, Bizans) kazıldığı izlenimi veriyor.

Taş ambarlar: tüf kaya oluşumunun yapısı gereği, özellikle hububat ve bakliyat saklamaya elverişlidir. Bu özelliği keşfeden yöre halkı: yüzyıllardır ürünlerini taş ambarlarda depolamaktadır. Bu odacıklar: 5-60 ton ürün saklama kapasitesine sahip olup, ürün cinslerinin ayrı ayrı depolanmasına uygun planda açılmışlardır.

Her mevsimde, hava sirkülasyonu sağlayan tüf bloktan oluşmuş ambarlara: tutamak yerlerinden tutup, tırmanmak suretiyle; “sekemek”de denilen yüzeyindeki oyuklara basılarak çıkılıyor. Makara sistemi ile de ambarlara mahsul çıkarılıyor ya da indiriliyor.

Hıristiyanlık döneminden bu yana kullanıldığı kabul edilen taş ambarlardan biri; ilk kullanımında şapel (kilise) ve geç devirde ise: kuran kursu, mescit ve daha sonra da camiye dönüştürülmüş.

Karaman Taşkale Gürlük Pınarı

GÜRLÜK PINARI MESİRE YERİ

Taşkale köyünün güney batısındadır.

Doğal güzelliği ile meşhur olan Gürlük Pınarı, önemli bir mesire yeridir.

Doğal bir kaynaktan gelen bol bir su bulunmaktadır.

Bu su kaynağı ve çevresindeki ağaçlık alan sonucu bir doğal güzellik oluşmuştur.

Gürlük Pınarından çıkan su alabalık üretiminde, köyün içme ve sulama suyu olarak kullanılmaktadır.

Yapılan teraslama ve düzenlemelerle Gürlük Piknik mesire alanı, turizme elverişli hale getirilmiştir.

Mesire yerinin 100 metre aşağısında, pınar suyu yatağındaki doğal olarak oluşan Gürlük Karain Şelalesi, yöreye apayrı bir güzellik vermektedir.

Her türlü sosyal tesisi bulunan örnek bir mesire yeri oluşturulmuş.

Piknik için, yoğun ilgi gören Gürlük’de isteyene alabalık sunuluyor.

İsteyenler ise, özel piknik yerlerinde diledikleri gibi piknik yapabiliyorlar.

Bu nedenlerle Gürlük Mesire alanı ve çevresi, 1992 tarihinde Doğal Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Karaman Taşkale Manazan Mağaraları

MANAZAN MAĞARALARI

Taşkale Kızıllar köyü yakınlarındadır. Yeşildere vadisinin doğusunda, Karaman-Yeşildere-Taşkale yolunun kenarındadır. Karaman şehir merkezine uzaklık 40 km dir. Taşkale ilçe merkezinden çıktıktan 8 km sonra, yolun sağındaki yamaçta yer alıyor.

Manazan Mağaraları yazan tabelanın yanında otopark var.

Yoldan mağaraya, eğimli yürüme yoluna yapılan merdivenlerle çıkılıyor. Yoldan mağaraya ulaşım 300 metre civarındadır.

Buraya yani mağaralara girmeye niyetlenirseniz, yanınızda mutlaka fener ve mağaraları tanıyan bilen birilerinin bulunmasında yarar var.

İçeride: yarasaların yaşadığı söyleniyor, ayrıca: kaybolma riski de var.

Dar koridor, taş merdiven gibi erişim zorlukları var, bu yüzden dikkatli olmak gerekir.

 

Evet mağaralar hakkındaki bilgiler:

Bu mağaralar, doğal oluşum değil, insan eliyle oyulmuş, bir anlamda tarihi bir yeraltı yerleşimi, toplu mesken yapısıdır.

Mevcut araştırmalara göre, mağaralar muhtemelen 6-7’nci yüzyıllarda Bizans döneminde oyulmuş ve yerleşim için kullanılmıştır.

Mağaranın doğu cephesinde bir niş içinde, sıva içerisine yazılmış bir kitabe vardır.

Kitabede, mağaranın Bizans dönemine ait olduğu yazılıdır.

Kaya yapısındaki kireç taşı, yüksek kil oranı içeren bir kireçtaşıdır.

Mağara içindeki ısı ve nemi sabit tutma özelliği, organik maddelerin (örneğin: ceset) bozulmasını geciktirmiştir.

Bu ya yerleşimin uzun süreli kullanım ya da mezarlık olarak değerlendirilmiş olabileceğini gösterir.

Meskenlerin bütün bölümleri: bunların arasındaki bağlantılar, katlar arasındaki vertikal (bacamsı) çıkışlar, dağ kütlesinin insan eliyle oyulması sonucu oluşturulmuş.

Her katın ortasında: geniş ve uzun bir salon var.

Düzenli bir şekilde işlenen bu salonun, dar kenarlarından biri, dağın yamacına dayanıyor ve buradan açılan pencerelerle, içeriye ışık girmesi sağlanıyor. Her katta birçok oda ve avlu var. Oda ve avluların pencereleri de bulunuyor.

Aynı zamanda, bu mazgal pencereler savunma amacıyla da kullanılıyormuş.

Katlar arası geçişler, dik kuyular aracılığıyla sağlanıyor ve bunlar, en fazla bir insanın geçişine imkan vermektedir.

Bütün katlarda: güney cephe yıkılmış.

Günümüzde mağaraların ön cephesi doğal nedenlerle tahrip olmuştur. Bu yüzden belirgin bir girişi yoktur.

 

Mağaraların yerleşim sistemi:

Evet: mağaralar 5 katlı bir yerleşim sistemi olarak planlanmıştır.

Her kat farklı bir bölümü/amaç taşıyor.

Alttaki iki kat: Doğu-batı doğrultusunda, hücre şeklinde birçok oda içeriyor.

Bu katlarda mezar odaları ve en az iki şapel tespit edilmiştir.

Özellikle doğu bölümündeki en büyük şapel, yeryüzündeki ilk manastırlardan biri olarak kabul edilmektedir.

Üst katlar: ortadaki yüksek kaya kültesine oyulmuştur. Bu katlar yöredeki sırasıyla: Kumkale, At Meydanı ve en üstte Ölüler Meydanıdır.

 

Giriş Katı.

Girişin sağlandığı kat “Giriş Katı” olarak isimlendirilmiştir.

 

İlk kat-Kum kale:

Giriş koridorundan sonra, bir baca ile üst kata çıkılıyor.

Kum kalede: salonun duvarında, ezilmiş, tüf kaya ve kireç karışımından, sıva var.

Bu sıvaların dökülmesi sonucunda, salon zemininde oluşan kum tabakası nedeniyle, bu kata da “Kum kale” adı verilmiş.

Oyuk biçiminde çok sayıda mezar bulunmaktadır.

Kum kale denilen bu katta: sarnıç var.

At Meydanı:

Kum kaleden yine bir baca ile At Meydanına çıkılıyor.

Salonun sağında ve solunda, 2 katlı, 60 adet hücre var.

Bu katta: yüzeyleri sıvalı su deposu bulunuyor.

Kullanım alanı, en geniş salon olması nedeniyle, at meydanı adını almış.

Bu kattaki mezarlarda, arkeolojik buluntulara rastlanılmış.

taşkale.müzede sergilenen.1
Karaman Taşkale Manazan Mağaralarında Ölü Meydanı denen yerdeki buluntular (Müzede sergilenmektedir)

Arcosolium denilen mezar nişindeki kitabeden ve bazı nişlerdeki freskolar (havariler, balık, palmiye, asma yaprağı sembolleri): Manazanda, Bizans dönemi yaşantısının izlerini taşımaktadır.

Manazan mağaralarında, kurtarma kazısı yapılmıştır.

Mağaranın girişine kapı yaptırılmış ve korunması amacıyla SİT alanı olarak ilan edilmiştir.

Son kat-Ölü Meydanı:

Ölü meydanı denilen son katta: bugün, fazlaca tahrip edilmiş mezarlara rastlanıyor.

100-150 cesedin, düzenli şekilde dizili bulunması, burada bir katliam ya da toplu intihar fikrini vermektedir.

Cesetlerin: zamanımıza kadar organik yönden korunmuş olarak gelmesi, tüf kayanın, nem emici özelliğinden, çürümenin gecikmiş olmasına bağlanmaktadır.

Taşkale Manazan Güzeli
Manazan Güzeli:

Bu cesetlerden sağlam durumda olan yaklaşık 1400 yıllık olduğu tahmin edilen genç kız cesedi, geçmişte yol çalışmaları sırasında bu bölgede bulunarak koruma altına alınmıştır. Karaman müzesinde çok özel cam bir bölmede teşhir edilmektedir.

Cesedin: Bizans döneminde yaşayan 14-20 yaşlarında bir kıza ait olduğu anlaşılmıştır. Dünyada mumyalanmadan ve hiçbir kimyasal kullanılmadan bu kadar uzun süre dayanabilen birkaç cesetten biridir.

Süslü kıyafetleri ile bulunduğu mağara nedeniyle, Manazan güzeli olarak adlandırılmıştır. Cesedin kafatasındaki parçalanma dışında vücut bütünlüğü tamdır. Elbiseleri ve saç örgüsü tam olarak görülmektedir.

 

Taşkale İncesu Mağarası

İNCESU MAĞARASI:

Taşkale ilçe merkezinin 9 km dışında, İncesu deresinin yamacındadır. Yolu asfaltlanmış olup ulaşımı kolaydır.

Birbirini devamı olan 2 mağaradan oluşmaktadır. Mağara bütünüyle yataydır. Damlataş birikimi yönünden oldukça zengindir.

Mağaranın uzunluğu 1356 metredir.

Mağaranın yüksekliği 2 ile 6 metre arasında değişir, en yer yer 10 metreye kadar çıkabilmektedir.

Mağarada hala sarkıt ve dikit oluşumlarının devam ettiği söyleniyor. Kış ve bahar aylarında havuzlar tamamen doludur.

Mağara 1992 yılında Doğal Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Mağaranın 50 metre uzunluğundaki bölümü ışıklandırılmış, yürüyüş yolları ve köprüler yapılmış ve 2013 yılında ziyarete açılmıştır. Mağara içinde gezmek kolaydır. Yürüyüş parkurunda hiçbir engel yoktur. İrili ufaklı galeriler vardır. Çocuklarında rahatlıkla gezebileceği bir düzen kurulmuştur.

Mağara çevresinde hediyelik eşya satış alanları kameriyeler yapılmıştır.

Mağaranın içindeki hava insanın nefesini açıyor: astım, bronşit ve kalp rahatsızlıklarına iyi geldiği söylenmektedir.

Taşkale Taş Cami

TAŞ CAMİ

Evet yazının hemen başında belirtmeliyim ki, Türkiye’de bu caminin başka bir benzeri yok.

Tahıl ambarı olarak kullanılan kaya kitlesinin  doğu kısmında tamamen yekpare yani tek parça kaya oyma bir yapıdır.

Yerden 5 metre yükseklikteki camiye, sonradan yapılan bir merdivenle çıkılmaktadır.

Girişten sonra cami iki bölümlüdür.

Girişte ayakkabıların konulduğu bir bölüm ve merdiven bulunmaktadır.

Asıl cami bölümünde bulunan ve taş oyularak yapılan mihrap, sonradan mermerle kaplanmıştır.

Taşkale Taş Cami

Ayrıca bu bölümün bir kısmı ahşapla bölünerek, ikinci bir kat yapılmıştır.

4 tane penceresi bulunmaktadır.

Evet, taş mescit, yaklaşık 300 kişi kapasitelidir.

Taş medrese olarak da anılan caminin, ilk Hıristiyanlık döneminde, şapel olarak yapıldığı tahmin edilmektedir.

Ancak: herhangi bir tarih ya da tarihlendirmeye yarayacak tarzda bir kalıntı bulunmamaktadır.

Taşkale Taş Cami

İlk Hıristiyanlık döneminde tahıl ambarlarında insanların yaşadığı düşünülürse, burası da onların ibadet edebileceği kilise olarak yapılmış olmalı.

Zamanla bölge Türklerin eline geçince, mescide çevrilmiş. Bugün, hala mescit olarak kullanılıyor.

Mescidin mistik havasını mutlaka görün. Zaten cami ibadete açıktır. Ayrıca köye gelen ziyaretçilerin hem ibadet ihtiyaçlarını sağlamaları ve camiyi gezebilmeleri için, hiç kapatılmamaktadır.

 

 

Karaman

 

 

Adıyaman Çelikhan

Adıyaman Çelikhan


Adıyaman ilinin kuzeyinde, pek te işlek olmayan yollar üzerindedir. Yani, herhangi bir yere gelip-giderken buraya uğrama durumu yok.

Yine de Çelikhan gittiğimde gördüğümde güzel bir yer olarak hafızamda kaldı. Özellikle, Çat barajı üzerinde bulunan yüzen adaları mutlaka görmeniz gerekir.

Çat baraj gölü, çevresinde atık bulunmayan tek sulak alan olarak dikkat çekiyor.

Bunun sonucunda, buradan tutulan balıkların lezzeti muhteşem, bir de Çelikhan denilince muhteşem güzel tütünü unutmamak gerekir.

Adıyaman Çelikhan

ULAŞIM

Çelikhan, bağlı bulunduğu Adıyaman il merkezine 57 km. uzaklıktadır. Çelikhan-Malatya arasındaki uzaklık: 95 km.

Adıyaman Çelikhan

TARİH

Yöre, tarihi süreç içinde: Hitit, Asur, Pers, Makedonya, Seleukos, Roma ve Bizans devletlerinin egemenliğine şahit olmuştur.

Hz. Ömer zamanında ise, Arap egemenliğine girmiş ve Keysun’a bağlanmıştır. 949 yılında, Bizanslılar yöreyi tekrar ele geçirirler. 1071 yılından sonra ise: bölge, Selçukluların eline geçer.

1391-1389 yılları arasında, bu kez Osmanlılar, bölgeyi Memluk Beylerinden alırlar.

1839 yılında Tanzimat Fermanından sonra yapılan ıslahatlar sonucunda, yöre Mamurat-ül Aziz eyaletine bağlanır.

1927 yılına kadar Akçadağ yöresine bağlı bir ilçe olan Çelikhan, 1927-1931 yılları arasında ise, Koçali Bucak Müdürlüğüne bağlanır. 1931 yılında ise, burada Bucak Müdürlüğü kurulur.

1934 yılına gelindiğinde, halk arasında “Mıtık” adı verilen bulaşıcı ve salgın bir hastalık: yörede ortaya çıkar ve sonucunda birçok yöre insanı ölür, birçok aile başka yerlere göç etmek zorunda kalır.
1954 yılına gelindiğinde, Çelikhan, Adıyaman iline bağlanır.

Yörenin ilk ismi: Komişir olarak bilinir. Cumhuriyet döneminden sonra bu isim “Çelikhan” olarak değiştirilmiştir.

 

Deprem Riski:

Çelikhan ovası aktif Doğu Anadolu fay zonu üzerindedir. Bu yüzden birinci derece deprem kuşağındadır. Yörede geçmişten günümüze çok sayıda şiddetli deprem olmuştur. 1896 yılında meydana gelen depremde 100’e yakın insan ölmüştür. 26 Şubat 2004 tarihinde Çelikhan’da 5.1 şiddetindeki depremde 200’den fazla ev ve işyeri hasar görmüştür. 26 Mayıs 2004 tarihindeki 5 şiddetinde ölçülen deprem, yörenin deprem açısından riskli bir alan olduğunu göstermektedir. 

6 Şubat 2023 tarihinde de yörede bir deprem meydana gelmiştir. 

 

Adıyaman Çelikhan

GENEL

Çelikhan: Güneydoğu Torosların devamı olan yüksek dağlar arasında kurulmuş bir ilçedir. İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 1388 metredir.

Bu yüzden, genel coğrafi yapı olarak: dağlık ve engebelidir denilebilir. Yörede: Abdulharap çayı üzerinde, Çat barajı kurulmuştur.

İlçe halkını geçimini: tarım ve hayvancılık yaparak sağlamaktadırlar. Ancak, yörenin arazilerinin engebeli oluşu nedeniyle, tarıma elverişli alanlar oldukça sınırlıdır.

Yine de, tütün, hububat, meyvecilik ve sebzecilik yapılmaktadır. Özellikle, tütün ön plana çıkmaktadır. Çelikhan denilince akla tütün gelir.

Sert, temiz ve kaliteli bir tütün olarak biliniyor. Tadı, kokusu ve içiminin güzel olduğu söyleniyor. Özellikle, bu tadı ve lezzeti bilenler, bu tütünü kapışıyorlar.

Yörede karasal iklim hüküm sürmektedir ve buna bağlı olarak: kışları kar yağışlı ve soğuk yazları ise sıcak ve serin geçer.

Ancak, rakım yüksek olduğundan, Adıyaman ilinin diğer ilçelerine nazaran yaz ayları daha serin geçer.

 

BAL, KÜLTÜR VE TURİZM FESTİVALİ

Çelikhan ilçesinde 10 bin arı kovanı kapasitesi bulunuyor ve 200 aile geçimini arıcılıktan sağlıyor.

Her yıl Ağustos ayının 1-3 günleri yapılır. İlçenin en büyük gelir kaynaklarından birisi olan

Çelikhan Balını ulusal düzeyde tanıtmak ve üreticileri teşvik etmek, ürün için Pazar bulmak amacıyla düzenlenir. 3 gün süren festival kapsamında çeşitli etkinlikler düzenlenir.

GELENEKSEL JARİ ŞENLİKLERİ

Her yıl 2700 metre rakımlı Akdağ’dan akan ve birçok hastalığa şifa olduğu söylenen soğuk Jari suyunun turizme kazandırılması ve bölgenin tanıtılması için Ağustos ayında düzenlenir.

GEZİLECEK YERLER

Adıyaman Çelikhan Saat Kulesi

SAAT KULESİ

2012 yılında Çelikhan Belediyesi tarafından yapılmıştır. Kulenin yüksekliği 11 metredir.

Kulenin dört bir yanında Çelikhan’ı simgeleyen resimler vardır. Kule, Selçuklu ve Osmanlı mimarisini yansıtır. Saat kulesi ışıklandırılmış olup iki yanında çeşmeler vardır. 

Adıyaman Çelikhan İçmesi

ÇELİKHAN İÇMESİ

İlçe merkezinin 19 km kuzeydoğusundadır. İçmeye ilçe merkezinden ulaşım sağlanmaktadır. 

Korucak deresinin yamaçlarından çıkan içme suyu, Esenli köyü civarında yer alır.

İçme suyu, yer altından doğal yollarla çıkan ve içilebilir nitelikte olan bir su kaynağıdır. İçeriğinde bol miktarda magnezyum, kalsiyum, sülfat ve bikarbonat gibi mineraller bulunmaktadır. Bu mineraller, vücudun ihtiyaç duyduğu birçok temel elementi sağlar ve genel sağlık üzerine olumlu etkiler yaratırlar. 

Çelikhan İçmesi

İçme suyu yerel halk tarafından uzun yıllardır tüketilmektedir. İçme suyunun bulunduğu bölgede, vatandaşlar için kolay erişim sağlanmış olup, suyun hijyenik koşullarda korunmasına özen gösterilmektedir. 

Her yıl Temmuz ve Ağustos aylarında çevre il ve ilçelerden buraya yoğun ziyaret var, yıllık olarak yaklaşık 5-7 bin kişinin geldiği söyleniyor.

Ancak suyu oldukça şifalı olmasına rağmen burada herhangi bir sosyal tesis bulunmuyor, çevre kirli ve pis, derenin temizlenmesi ve acil olarak tuvalet yapılması bekleniyor.

Çelikhan içmesinin içme suyu hakkında 1981 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından verilen rapora göre şu hastalıklara şifa vermektedir: mide, bağırsak, safra salgısını azaltan hastalıklar, mide asidi azaltması veya artmasına bağlı hazım bozuklukları, gastrit veya ülser geçirmiş, ülser ameliyatı olan kişilerde, asabi nedenlerle ishaller, kabızlık, karaciğerin ve safra kesesinin kronik nezle, safra kesesi ameliyatı sonrası şikayetler, şişmanlık, gut ve diyabet, böbrek taşları, bağırsak parazitlerinin giderilmesi.

Adıyaman Çelikhan Çat Barajı-Abdülharap Gölü ve Yüzen Adalar

 

ÇAT BARAJI-ABDÜLHARAP GÖLÜ VE YÜZEN ADALAR

İl merkezine 59 km ve ilçe merkezine 3 km uzaklıktadır.

Çat Barajı, Abdulharap Çayı üzerine kurulmuştur. 1985 yılında yapımına başlanıp 1996 yılında bitirilmiştir. 

Toprak ve kaya dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 2.5 milyon metre küptür, akarsu yatağından yüksekliği 78 metredir.

Barajın en büyük özelliği, üzerinde hiçbir atık suyun olmamasıdır.

Yani üzerinde herhangi bir fabrika atık suyu ve kanalizasyon yoktur.

Baraj suyunun yapılacak tünellerle Çelikhan ve Bulam ovalarını sulaması planlanır.

Gölün su seviyesi iklim şartlarına ve beslendiği su kaynaklarına göre değişir.

Hiçbir atık suyun karışmadığı gölün suyu oldukça temizdir, olta balıkçılığı için idealdir.

Adıyaman Çelikhan Çat Barajı-Abdülharap Gölü ve Yüzen Adalar
Adıyaman Çelikhan Çat Barajı-Abdülharap Gölü ve Yüzen Adalar

 

Yüzen Adalar:

Göl yüzeyinde, yaklaşık 2000 yıllık süreçte oluşan, yoğun saz ve otlarla kaplı onlarca yüzen ada vardır.

Bu özellikleriyle Abdülharap gölü, hem dinlenme alanı hem de sportif olta balıkçılığı açısından tercih edilir.

Çelikhan Çat barajı Petelik mevkiinde bulunan yüzen adalar vardır.

Bunlar: 3 bin yılda oluşumunu tamamlayan, bitkilerin 3-5 metreye kadar giden kılcal köklerinden oluşan  ve genişlikleri 100 ile 1000 m. Kareye kadar büyüyen adalardır.

Adaların üzerinde keçemsi ve saz gibi birbirini tutan bitkiler vardır.

Bunlar sudan daha az yoğun bir kara kütlesi oluştururlar ve adalar meydana gelir.

Yüzen adaların sayısı: suyun debisine bağlı olarak 30 ile 80 arasında değişmektedir. 

Çat barajında, mevsimsel olarak su seviyesinin yükselip alçalması ve dalgalanmalar nedeniyle yüzer durumda olan, ülkemizde ve dünyada eşine çok az rastlanan doğa harikası bu çim adacıklar kıyıya vurmaktadır.

Baraj suyunun tarımsal amaçlı olarak kullanılması nedeniyle su seviyesinin düşmesi sonucu kıyıda kalan ve korumasız olan bu çimler, halk tarafından tahrip edilerek yakılmakta veya çiçek gübresi olarak satılmaktadır.

Çelikhan Çat Barajı Yüzen Adalar

Bu nedenle böyle bir doğal güzelliğin turizme kazandırılması için gerekli önlemlerin alınması şarttır. 2024 yılında yüzen adaların kurtarılması için bir proje yürürlüğe konulduğunu öğrendim.

Yaklaşık 30 yıl önce 100 dönüm büyüklüğü olan yüzlerce adanın, her geçen gün daha çok yok olma tehdidi altında olduğu, günümüzde sadece 2-3 dönüm adanın bulunduğu, bunların da 1-2 yıl içinde kurtarılmaz ise tamamen kaybedilme durumu olacağı tespit edilmiştir. 

Proje kapsamında, 2 adanın çelik halatlarla baraja doğru çekildikten sonra doğaya zarar vermeyen ve çapa olarak adlandırılan beton bloklarla sabitleneceği böylelikle bu adaların zincir uzunluğu kadar hareket edebileceğini ve karaya vurmalarının engelleneceğini, daha sonraki aşamada ise adaların yeniden eski bitki örtüsüne kavuşmasının sağlanacağı söylenmektedir. 

Bitki örtüsünün oluşmasıyla adaların yeniden göçmen kuşları ağırlamaya başlayabileceği, adaların gölün ortasında kalmasıyla baraj suyunun filtre edilerek temiz kalmasının sağlanabileceği düşünülmektedir. 

 

 

Adıyaman Çelikhan Zerban Mesire Alanı-Geleneksel Zerban Şenlikleri

ZERBAN MESİRE ALANI-GELENEKSEL ZEBRAN ŞENLİKLERİ

İlçe merkezinin 5 km kuzeybatısındaki Pınarbaşı beldesindedir.

Özellikle yaz aylarında yoğun ziyaretçi akını olur.

Alevi vatandaşlar tarafından burası kutsal sayılır.

Burada bulunan türbe, çevre il ve ilçelerden gelen Alevi ziyaretçiler tarafından bir çekim alanıdır.

Çevre düzenlemesiyle yöre iyi bir potansiyele sahip olmuştur.

Her yıl, Temmuz ya da Ağustos ayında yapılır. Festival, Pınarbaşı (Bulam) kasabasında bulunan Zerban anıtı ve kutsal sayılan Zebran suyu çevresinde, Alevi kesim tarafından düzenlenir.

Zerban Suyunun Efsanesi:

Zebran, siyah elbiseli, mavi gözlü, sarı saçlı ve uzun boylu bir kızdır.

Efsaneye göre, adını verdiği kaynağın yanında arada sırada görünürmüş, inanılası değil ama efsane böyle diyor.

Yine bir efsane: eskiden kasaba halkı üzerine “Kav Aşireti” saldırır.

Aşiret adamları Zerban’ın yanına geldiğinde, Zebran onların üzerine ateş püskürtür ve Kav Aşiretinin birçok adamı ölür.

Sonuç olarak, Zebran köylülerin yardımına koşan, uzun boylu, sarışın ve renkli gözlü bir kızdır.

Zebran adındaki bu kutsanmış kız, su kaynağının etrafında göründüğünden bu kaynağa Zebran adı verilmiştir.

Bir de türbe bulunuyor.

Suyun tam kaynağında, yuvarlak planlı, üstü kapalı bu türbe, ziyaretçilere umut ve şifa dağıtıyor.

Evet, Zebran ile ilgili son bir efsane anlatalım.

İki çingene kadın kasabada hırsızlık yaparlar.

Kasabalı bu iki kadını yakalar, ancak ellerinde delil yoktur, kasabalılar “Eğer hırsız değil iseniz Zebran üzerine yemin edin” derler, kadınlar “Zebran üzerine hırsız değiliz diye yemin ederler” ancak yalan yere yemin eden iki kadın, ertesi gün ölür.

Bunun üzerine yöre insanı haklı-haksız Zerban üzerine yemin etmezler. 

Zebran şenliklerinde hep birlikte eğlenilir, birlik ve beraberlik mesajı verilir. 

Evet halk kendi inanışlarına göre, burayı ve türbeyi ziyaret ederler.

Ziyaret edenler: türbe denilen yerde taşları öperler, toprak alırlar ve çaput bağlarlar.

Ziyaret amacı ise: günahlardan arınmak, çocuk sahibi olmak, kısmet açmak, hastalıklardan kurtulmaktır.

Zerban suyunun başında yatmak ta: bu arzuların gerçekleşmesi için etkin imiş.

Çelikhan Havşeri Pınarı

HAVŞERİ PINARI

İlçe merkezine bağı Pınarbaşı kasabasındadır.

Pınar: Bulam çayının ana kaynağıdır.

Suyunun soğuk olması ve söğüt ağaçlarının yarattığı gölgelikler, buranın halk tarafından tercih edilen bir günübirlik piknik alanı olmasını sağlamıştır.

Yerin altından çıkan tertemiz ve berrak su aynı zamanda buz gibidir.

Ancak, bu kaynağın suyu: Çelikhanlılar yanında Adıyamanlılar için de, şehirdeki susuzluğun önlenmesi için bir çare olarak düşünülmektedir. Adıyaman ilinin su sorununun kalıcı olarak çözülmesi için Havşeri isale hattı yapılmıştır. Emlak Konut, depremde zarar gören bölgeyi toplam uzunluğu 5050 metre büyük boy çelik boru ve 1630 metre  HDPE boru döşeyerek çalışmaları tamamlamıştır. 

 

Adıyaman Çelikhan Doğanlı Çınarı Tabiat Anıtı

DOĞANLI ÇINARI TABİAT ANITI

Doğanlı köyü Meydan Mevkiinde bulunan bu anıt ağacın 550 yaşında olduğu biliniyor. 2006 yılında Orman Bakanlığı tarafından Tabiat Anıtı olarak tescillenmiştir. 

Çınar, Adıyaman-Çelikhan kara yolu üzerinde olup, Adıyaman il merkezine 40 km uzaklıktadır.

Doğanlı köyü vadisinde, kuzeye bakan yamaç üzerindeki sürekli bir su kaynağının yanı başındaki çınar ağacı volkanik kumlu topraklar üzerinde gelişmiştir.

Yaşlı yayvan gövdeden itibaren kalın çatallıdır. 

Ağacın uzunluğu 40 metre, çapı 3.82 metre ve kapladığı alan 12 metre karedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 2006 yılında Anıt Ağaç olarak tescil edilmiştir.

Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında, yöre halkı piknik yapmak için burayı ziyaret ederler.

Çelikhan Jari Yaylası

JARİ YAYLASI

İlçe merkezinin güneyinde, Akdağ’ın 2550 metre yüksekliğindeki bu yaylada bulunan “jari suyu”, yörenin en soğuk suyu olarak önem kazanmaktadır.

Her yıl ilkbahar ayının sonunda Jari yaylası sezonu açılır. Büyüleyici ve doğal güzellikleriyle insanları etkileyen Jari yaylası geçmişten gelen gelenekleriyle beraber devamlılığını sürdürmeye devam ediyor. 

Burası: ilçe halkı tarafından günübirlik piknik yapılmakta kullanılmaktadır.

Ancak, yatılı olarak da kalınmaktadır.

Çünkü, ulaşımın zor olması nedeniyle, günübirlik kullanım nispeten güç olmaktadır.

Ancak, yaylaya ulaşım için araba yolu yok, ulaşım ya yaya olarak ya da binek hayvanlarıyla sağlanmaktadır.

 

KOYUNPINARI YAYLASI

İlçe merkezine bağlı, Korucak köyünün Tucak dağının 2000 metre yüksekliğindeki bölümündedir.

Yayla: özellikle yaz aylarında Malatyalıların akınına uğramaktadır.

Burası: günübirlik piknik ve dinlenme yeri olarak kullanılmaktadır.

Ayrıca: burada yazlık villa tipi evler de var.

 

 

Adıyaman şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Ağrı Eleşkirt

Ağrı Eleşkirt

Kavak ağaçlarının gayet bol olduğu bir yöremiz.

ULAŞIM

Ağrı il merkezine uzaklık: 34 km. dir. Trabzon-Ağrı transit karayolu üzerinde bulunması ile, öne çıkıyor.

Ağrı Eleşkirt

GENEL

Denizden yüksekliği: 1650 metredir. İlçe topraklarının üçte birini oluşturan Eleşkirt ovası, başlıca tarım alanıdır.

İlçede: kara iklimi hakimdir. Kışları: soğuk ve kar yağışlı, yazları: sıcak ve kısmen yağışlı geçer.

Bitki örtüsü: bozkırdır. Ağrı ilinde, ormanlık alan: yalnızca burada vardır. İlçe merkezi: ağaçlandırılmıştır.

Güzel bir ilçe.

Gittiğimde: gayet modern evleri, sokaklarını gördüm.

Ağrı Eleşkirt

TARİHİ

Bölgenin tarihi: Urartulara kadar gider.

Çünkü: Pirabat ve Toprakkale: Urartular döneminden kalmıştır.

Urartular zayıflayınca: bölge, Med’ler tarafından ele geçirilerek, İran topraklarına katılmıştır.

Evet: Eleşkirt’in konumu çok özel. Murat vadisinin, Erzurum tarafına geçit veren, batı ucunda, İran-Kafkaslar ve Anadolu arasında bir köprü.

Bu yüzden: tarih boyunca, birçok güç, burada egemenlik kurma yarışına girmiş.

Toprakkale ve verimli Eleşkirt ovası: Romalılar, Sasaniler, Araplar, Bizanslılar, Selçuklular Moğollar, Karakoyunlular ve Akkoyunluların hakimiyetinde; değişik süreler kalmış.

Takip eden tarihi süreçte ise: bölgede, Osmanlı egemenliği görülür.

Osmanlı döneminde: İlçe, bir süre Van’a ve bir süre de Erzurum Eyaletlerine bağlı olarak yönetilir.

1828-1856-1877-78 yıllarında ise: Rus işgali görülür. Ancak: 1914 yılında Berlin Kongresi kararları gereği: 1918 yılında, Ruslar buradan çekilirler ve Osmanlılara teslim edilir.

Evet: Toprakkale: 1687 yılında ilçe olur. 1925 yılında ise, ilçe merkezi: Zedikan’a taşınır ve ismi “Eleşkirt” olur. 1927 yılında: Ağrı il merkezine bağlanır.

İlçenin: günümüze ulaşabilen tek yapısı: Mirza bin Abdi tarafından, 1687 yılında yatırılan: Toprakkale Camisidir.

Cami: koruma altına alınmış ve 1967 yılında restorasyon görmüştür.

Toprakkale köyünde: bir de kale vardır.

Toprakkale ismiyle anılan kalede: Urartulardan günümüze kadar, birçok uygarlığın izleri görülür.

eleşkirt.toprakkale.1 (2)
Ağrı Eleşkirt Toprakkale

TOPRAKKALE KÖYÜ

İlçe merkezine, 14 km. uzaklıktadır.

Yavuz Sultan Selim’in 1514 Çaldıran seferi sırasında, Osmanlı hakimiyetine giren Toprakkale, Beyazıt Sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak 1925 yılına kadar varlığını sürdürmüştür. 

Evet, Toprakkale köyü adını, kuzeyinde yer alan ve halk arasında “Keli/Kale” olarak bilinen doğal bir tepe üzerinde kurulmuş kaleden alır. 

1926 yılında Eleşkirt’in ilçe merkezi burası iken Trabzon-İran transit yolunun Eleşkirt üzerinden geçmesiyle birlikte, ilçe merkezi bugünkü yerine taşınmıştır. 

Eski ilçe merkezi: bir köy konumuna düşmüş ve eski önemini yitirmiştir. 

Kalesi, camisi ve mezarlıkları ile küçük bir Osmanlı kazası olan Toprakkale, Osmanlı mezar geleneğine sık sıkıya bağlı kalmıştır. 

 

TOPRAKKALE HÖYÜĞÜ/KALESİ:

Toprakkale Köyünün kuzeybatısında oldukça sarp bir konumda olan höyüğe, giriş batı yönden sağlanmaktadır. 

Arkeolojik resmi kazı çalışmasının yapılmadığı höyükte günümüzde define avcıları cirit atmakta ve yapılan kaçak kazılarla höyük talan edilmektedir. 

Höyük üzerinde, Ortaçağ’da inşa edilen kale ile birlikte Urartu dönemine ait izlerin çoğu silinmiştir. 

Höyük tamamen korumasız durumda olup doğa ve insan tahribatına açıktır. 

Evet kalenin yapım tarihi bilinmiyor. Ancak Urartular döneminde inşa edildiği tahmin ediliyor. Urartuların, Ağrı bölgesindeki önemli yerleşimleri: Patnos ve Toprakkale bölgesi olmuştur. 

1879 yılında İngiliz arkeologlar, kalede kazılar yapmışlar ve buldukları buluntuları, evet çok iyi tahmin ettiğiniz gibi, çalarak, ülkelerine kaçırmışlardır. 

 

eleşkirt.toprakkale camisi.1
Ağrı Eleşkirt Toprakkale Camisi

TOPRAKKALE CAMİSİ

Toprakkale köyünde, 1684 yılında, Mirza Bin Abdi Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Cami: 12.5 x 12.5 metre ölçülerinde, kare planlıdır. Tek kubbeli ve minaresizdir. Kubbesi: 8.20 metre çapındadır. Taç kapı ve pencere kenarları kesme taştan, diğer kısımlar ise, moloz taşlardan örülmüştür. Selçuklu mimari tarzına uygun olan cami, 1864 yılındaki depremde zarar görmüştür.

1963 yılında, SİT alanı olarak ilan edilmiştir. Cami: 1968 yılında: restore edilmiştir. Dış duvarlardaki derz, bu onarım sırasında yapılmıştır.

Evet bu cami, günümüzde ibadete açıktır. 

 

TOPRAKKALE KÖYÜ MEZARLIKLARI:

Köyün kuzeybatısında, Urartu dönemine ait höyüğün eteklerinde yer alan Osmanlı dönemine ait 1684 tarihli caminin güney ve batı taraflarını kaplayan geniş bir haziresi bulunmaktadır. 

Çevresi basit moloz taşlarla örülen bir sur duvarı içinde yer alan hazirenin girişi, caminin güneydoğu köşesindedir.

Yarım daire formunda gri tüf taşı üzerine yazılan dört satırlık kitabe, cami yapım kitabesinin aynısıdır. 

Bu kitabenin muhtemelen, daha geç dönemlerde, caminin kitabesi taklit edilerek yazılmış olduğu anlaşılmıştır. 

Sonraki dönemlerde yanları genişletilerek köy mezarlığına dönüştürülen hazirede, Osmanlı dönemine ait birçok mezar bulunmaktadır. 

Oldukça kaliteli ve düzgün bir işçiliğe sahip olan bu mezarlara ait taşları; kırılarak sağa sola atılmıştır. 

Hazire içinde en çok dikkat çeken kırık halde dağıtılmış durumda olan bezemeli şahide parçalarıdır. Çoğu mermer olan bu şahide parçalarında oldukça kaliteli işçilik görülmektedir. 

 

eleşkirt.güney kaya.1
Ağrı Eleşkirt Güneykaya Kayak Tesisleri

GÜNEYKAYA KAYAK TESİSLERİ

Ağrı’ya 36 km. ve Eleşkirt ilçesine ise, 6 km. uzaklıktadır.

E-23 Karayolunun 500 metre yakınındadır.

1998 yılında Ağrı Valisi tarafından, İl Özel İdaresi işbirliğiyle üç yılda tamamlanan Güneykaya Projesi hayata geçirilmiştir. 

Ancak Vali tayin olunca, üvey evlat haline gelen kayak tesisi, önce bakımsızlıktan atıl kalmıştır. Hikaye daha uzun ama anlatmanın yersiz olduğunu düşündüğüm için kesiyorum. 

Bölgenin kayak açısından özellikleri:

Kayak için en uygun kar yapısına sahiptir.

Bu kayak pistini: çığ ve sis gibi olumsuz tabiat olayları etkilememektedir.

Kayak merkezindeki pistler: orta ve zor pistlerdir. Zemin alpin çayırı.

Kasım ayı ortalarından, Mart ayı sonuna kadar kayak yapılabilmektedir.

Slalom ve mukavemet için ayrı pistler bulunmaktadır.

Genelde, pistteki kar kalındığı: 1.50 metre ve bazen yer yer 2 ile 2.5 metre arasında değişmektedir.

Ayrıca: kayakçılar ve turistler için, zirvede bir de restoran bulunmaktadır.

Tüm bunların yanında: konaklamak için bir otel var.

Karayoluna 500 metre uzaklıkta; 4 suit oda, 24 oda, 33 yatak, 300 kişilik restoran, kondisyon salonu, sauna vs.

Günübirlikçiler için tesisler ve son teknolojilerle donatılmış, 1227 metre uzunluğunda bir telesiyej bulunmaktadır.

Telesiyejin 50 koltuğu mevcut olup (bu telesiyej alttan ısıtmalı) , bunlardan 10 tanesi kapalıdır.

Telesiyej: saatte 1200 kişiyi, zirveye taşıma kapasitesine sahip.

 

Kayak Tesislerinin son durumu:

Evet, son aldığım habere göre: bu kayak tesisleri, atıl durumda imiş.

Birileri: ellerine kazma-kürek alıp, bu güzelin tesisi, teleferik bölümünün kumanda odasını, bu odadaki makara takımlarını, elektronik panoyu zevk için olsa gerek; kırıp parçalamışlar.

Saatte: 600 kayakçıya konforlu bir şekilde hizmet verebilecek tesisin; işletmeye sokulabilmesi için, bugün için 2 milyon dolar gerektiği söyleniyor.

Sözüm ona bakım parası.

Keşke: akıllıca hareket edilip, tesisin başına bir-iki bekçi tutulsaydı, inanın bu kadar zarar-ziyan söz konusu olmazdı.

Özellikle: Ağrı gibi bir yerde, yörenin kayağa tutkun gençlerine hizmet vermesi amacıyla yapılan böyle bir tesisin; nasıl olur da korunmadan, elden çıkmasını anlamak mümkün değil.

2025 yılı itibarıyla tesisin yeniden düzenlenmesi gündemde, resmi duyurulara göre, uzun süredir atıl durumda olan Güneykaya Kayak Merkezi için yeniden yapılacağı, cazibe merkezi haline getirileceği hakkında söylentiler varmış.  

Sonuç: İnanın internette yaptığım araştırmalarda, resmi kurumlar hariç buranın sanki hizmete açıkmış gibi birçok tanıtımı yapılmış, ancak resmi kurumlar buranın büyük bir tadilata gireceğini açıklamışlar, yani burası halen faal değil gibi. 

 

ELEŞKİRT KAPLICALARI;

İlçe merkezine yaklaşık 25 km uzaklıkta Yayladüzü (Tahir) Kaplıcaları: romatizmal ve cilt hastalıklarına iyi geldiği söylenen şifalı sularıyla bilinir. 

Yaz aylarında bölge halkı tarafından sıkça ziyaret edilmektedir. 

 

 

 

Ağrı şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Doğubayazıt tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.