Yalova Çiftlikköy

Yalova Çiftlikköy
 

 

Yalova Çiftlikköy; Çiftlikköy, Yalova il merkezine 4 km uzaklıktadır.

Kolay ulaşımı ile Yalova’nın en işlek, hareketli ve çekici ilçelerindendir.

İlçe yerleşim olarak Türkiye’nin en işlek yollarından biri olan Yalova-İzmit E-5 karayolu üzerindedir.

 

TARİHİ

İlçenin geçmişi oldukça eskiye dayanır. Yörenin ilk adı “Pylai” dir.

Yörede; Helenistik dönemden Bizans dönemine kadar çok sayıda ve değişik zamanlara ait yazıtlar ele geçmiştir.

İlk yerleşim yeri, 11’nci yüzyılda bugünkü Hersek köyünün yanında önemsiz bir yerdedir.

İmparator İustinianos devrinde, Hersek-İznik yolu önem kazanınca, Pylai kenti de büyük gelişme gösterir.

1097 yılında, 1’nci Haçlı Seferinde, Latin ordularının bir kısmı buradan geçmiştir.

1146 yılında bir takım Hıristiyan göçmenleri Pylai şehrine yerleşirler.

Ayrıca: 93 harbinden sonra Bulgaristan Şumlu kasabasından gelenler ve 1923 yılında Kafkaslardan göçüp gelenler de buraya yerleşirler.

İlçede: Kara kilise kalıntıları ve Helenopolis kalıntıları vardır.

Helenopolis şehri, Roma imparatoru Constantinus’un annesi Helena’nın doğduğu ve adını verdiği bir yer olarak önem kazanmaktadır.

Çiftlikköy ismi, 1932 yılında Atatürk tarafından verilmiştir.

Eski adı “Kadı Çiftliği” dir. Atatürk’ün buraya gelip kahve içtiği ve bir süre dinlendiği ev, halen koruma altında bulunmaktadır.

Çiftlikköy, 1995 tarihinde ilçe statüsü kazanmıştır.

Yalova Çiftlikköy
 

GENEL

Yalova ilinin sahil, plaj ve kamplarının bulunduğu yeridir.

İlçenin sahil kesimi, düz, sulanabilir ve verimli arazidir.

Sahilden uzaklaştıkça, susuz genellikle heyelana maruz kalan kısımlar yoğunlaşır.

Burada da, bölgenin diğer yerlerinde olduğu gibi, kesme çiçekçilik sektörü ileri aşamadadır.

Modern seralarda, irili ufaklı işletmelerde süs bitkisi yetiştiriciliği yapılır.

Özellikle karanfil üretimi oldukça yüksektir.

Sahil yolu çevresinde birçok kafe, bar, çay bahçesi ve lokanta bulunur.

Ayrıca, yine bu yol üstünde akşamları hediyelik eşya satan stantlar vardır.

Özellikle hafta sonlarında, sahil yolu ve halk plajı oldukça yoğundur.

NE YENİR

Buraya yolunuz düşerse, pişmaniye yemenizi öneririm.

Yalova Çiftlikköy
 

DENİZE GİRİLECEK YERLER

Yörede Aydınkent-Ceylankent sahilinde denize girmek mümkündür.

Ceylankent beach, rüzgar olmadığında oldukça güzel bir denize sahiptir.

Çiftlikköy Sahil

 

 

Yalova Çiftlikköy
 

GEZİLECEK YERLER

Çiftlikköy Taş köprü
 

TAŞ KÖPRÜ

Taşköprü köyü, Köyaltı mevkiindedir. İlçe merkezine 6 km uzaklıktadır. 

Taşköprü Beldesi, 1902 yılında Bulgaristan’ın Aydos kasabasından gelen 15 hanelik bir akraba topluluğunun kurduğu bir köydür.

Kurtuluş savaşı yıllarında, komşu köyler olan Kılıç, Laledere ve Çukurköy’de yaşayan Rumlar’ın, Yunanlıların etkisinde kalarak rahatsız etmeye ve hayvanlarını çalmaya başlaması üzerine, bazı aileler, Karamürsel’in Sermayecik, Pilav Tepe, Kaynarca köylerine gitmişlerdir. Yetişkin erkeklerin bir çoğu Demir Hulusi komutasında görev almışlardır. Taşköprü’den Selim Ağa resmi kayıtlara geçen ve kendisine madalya verilen kişilerdendir. Savaş yıllarının sona ermesiyle, köy kalkınma ve ilerleme mücadelesi içine girmiştir. 

Beldenin adının Taşköprü olarak anılmasına sebep olan köprü, köyün kuzey tarafındaki Kılıç deresinin üzerindedir ve bugünde kullanılmaktadır. Yaklaşık 400 yıllık olduğu tahmin edilmektedir.  

Çiftlikköy Taşköprü

Köprü taş malzemeden yapılmıştır. Üç kemerlidir. Ortada büyük bir sivri kemer bulunur.

Bu kemerin iki yanına birer adet küçük yuvarlak kemer açılmıştır. Köprünün uzunluğu 23 metre, genişliği ise 3.83 metredir. 2018 yılında köprü Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir ve günümüzde de kullanılmaktadır. 

Çiftlikköy Gacık Köyü Hamamı
 

GACIK KÖYÜ HAMAMI

Gacık köyündedir. İlçe merkezine birkaç km uzaklıktadır. Gacık köyü, adını bundan 200-300 yıl önce obasını buraya taşıyan bir Yörük kadınından aldığı söylenmektedir. Daha eski yerleşimlerinin ise Romalılardan kalan bazı kalıntılara  dayanarak MÖ 1’nci yüzyıla kadar uzandığı düşünülmektedir. 

1969 yılına kadar işletilen hamam, bu tarihten sonra atıl durumda kalmıştır. 

Çiftlikköy Gacık köyü Hamamı

17’nci yüzyıla tarihlenir, 2015 yılında restorasyondan geçmiştir. Ancak köyün yerlileri, yapılan bu restorasyonun uygun olmadığı görüşündeler. 

Köy meydanında ayrıca, hamamın karşısında yer alan tarihi çeşme ve iki çınar ağacı da ziyaretçilerin ilgisini çeker. Bu iki çınar ağacı da tescil edilmiştir. 

Evet, hamam yapısı tek katlı ve kagirdir.

İki bölümden oluşur. Hamama giriş bölümünde küçük bir oda bulunur. Mekanlarda üçer kurna vardır.

Çiftlikköy Gacık Köyü Hamamı

Kubbeler dışarıdan sekizgen kasnağa oturur. Üst örtüsünün, ortasında birer fener yani aydınlatma penceresi bulunur. İçte kubbe şeklindeki örtünün kasnak kısımları, sivri kemerlerle süslenmiştir. 

1992 yılında tescil edilerek koruma altına alınmıştır. 

 

Çiftlikköy Kara Kilise
 

KARA KİLİSE

Yalova il merkezinin 3 km kadar doğusunda, Çiftlikköy ilçesi sahil sitesi Mahallesi Başkent 1. Sahil Sitesi içinde bulunmaktadır. Tabii burada hemen devreye girip bir kaç söz söylemek istiyorum. Dünyada bin yıllık kiliseye, iki metre mesafede yapılmasına izin verilen binalarla bir site nerelerde dikilmiştir. 

Halk arasında ve kayıtlarda “Kara kilise” olarak geçer.

Yapı, MS 6’ncı yüzyılda hamam, 8 ve 9’ncu yüzyıllarda ise kilise olarak kullanılmıştır.  

Çiftlikköy Kara Kilise

Yapıya narteks ve apsis sonradan eklenmiştir.

Yine bazı kaynaklarda ise, Kara kilisenin, Roma dönemine ait bir su mimarisi olduğu, Bizans döneminde de kilise haline getirildiği, Bizans mimarisinin çok kullanılın bir tipi olan kapalı Yunan Haçı planı gösteriyorsa da bir apsisinin bulunmaması ile dikkat çekiyor.

Normal kiliselerden farklı olarak: kuzey-güney ekseninde uzanan Kara kilisenin, kuzey-güney doğrultusunda uzunluğu 13 metre, doğu-batı doğrultusunda uzunluğu 10 metredir. Eksen kalınlığı 5.50 metredir.

Yapı tuğladan yapılmıştır. Kubbesi ve kemerleri sağlam olarak günümüze ulaşmıştır.

 

Odacıklar

Haçın doğu ve batı kollarının güneyinde, birer köşe odacıkları vardır.

Doğudaki odacığın doğuya, haçın doğu koluna ve naosa açılan üç kapısı vardır.

Batıdaki odacığın ise, batıya ve haçın batı koluna açılan kapıları bulunmaktadır.

Araştırmacılar: doğudaki odacığın, dışarıya açıklığı olması nedeniyle papazların ayine hazırlanması, cin çıkarma ve kutsal yağın sürülmesi gibi amaçlarla kullanıldığını, batıdaki odacığın ise, bir takım kutsal eşyaları muhafaza etmek için kullanıldığını söylerler.

Kuzey kolu: ekseninin her iki yanında da çıkış açıklığı vardır.

5.50 metre çapındaki kubbe, 8 pencereli bir kasnak üzerindedir.

Çiftlikköy Kara Kilise

Ancak, kubbenin üst kısmı tamamen açıktır.

Kara kilisenin bulunduğu alan, Bizans döneminde Pylai olarak tanınan bir yerleşim yeriydi.

Sahilde, dönemin ileri gelenlerinin yazlık sarayları vardır.

Varlığı, MS 4’ncü yüzyıldan beri bilinen Pylia, en güzel günlerini 11 ve 12’nci yüzyıllarda yaşamıştır.

Günümüzde, Başkent 1 Sahil Sitesinin hemen batısında bulunan Huzur, Buşra, Beste Sahil Sitelerinin önündeki sahilde, antik bir liman, bazı su kemeri parçaları ve kalıntıları görülmektedir.

Kara kilise civarında, çok sayıda stel çıkartılmış olup, bunların bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzesinde teşhir edilmektedir.

Kiliseye dokunacak yakınlıktaki bölümün otopark olarak kullanılması ve içine girilip çıkılmasının serbestliği ve tehlikesi hakkında yapılan şikayetler sonucunda, çevresine tel çekilmiştir. 

Çiftlikköy Laledere Seyir Terası

LALEDERE SEYİR TERASI

Çiftlikköy ilçesine 10 km uzaklıktadır. İsmini aldığı rengarenk laleleriyle ünlüdür. 

Yalova’da çiçek üretiminin ilk başladığı köylerden biridir. Özellikle lale bahçeleriyle meşhurdur. Şimdilerde gül ve karanfile dönüşen çiçek üretimi dolayısıyla seracılık köyün en dikkat çekici üretimidir. 

Yeşil dağlara yaslanmış, manzarası güzel ve doğa ile iç içe bir yerdir. 

Çiftlikköy Dereköy piknik alanı

DEREKÖY EVLERİ VE PİKNİK ALANI

İlçe merkezine 11 km uzaklıktadır. 

Yeşil-Mavi yol güzergahı üzerinde yer alır. Özellikle bozulmamış köy dokusu ve otantik evleriyle dikkat çeker. 

Köyün şeftalisi ve elması ünlüdür. Yaklaşık 500 yıllık geçmişi olduğu söylenen köy, adını her tarafından dere geçtiği için almıştır. 

Piknik alanı ve berrak suyu ile bilinen Kocakiraz Çeşmesi de bu bölgededir. Çeşmenin suyu her zaman içilebilmektedir. 

 

Çiftlikköyü Kabarlı Camii-Murat ağa camii
 

KABARLI CAMİİ-MURATAĞA CAMİİ

Kabaklı köyünde Köy içi mevkiindedir.

Yapı, kagirdir. Kiremit çatıyla örtülmüştür.

Dış cephesi mozaik sıvalıdır. Kuzey batı köşesinde kesme taştan yapılmış minaresi vardır.

Cami girişine sonradan konulan kitabede, yapım tarihi olarak 1897 yazılıdır.

Dikdörtgen planlı caminin mihrap ve minberi, geometrik ve bitkisel bezemeli çini plakalarla kaplanmıştır.

Mihrap ve minberin daha önceleri mermer olduğu bilinmektedir.

Mihrapta yazı kuşakları vardır.

Ahşap tavanlıdır. Son cemaat yeri, camiye sonradan eklenmiştir.

 

 

 

Yalova şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Ağrı Diyadin

diyadin.genel.1
Ağrı Diyadin

Diyadin’in Ağrı il merkezine uzaklığı: 60 km. dir. Ancak: şehir merkezi: Doğubayazıt’a doğru ilerleyen İran transit kara yolu üzerinde değildir.

Bu yüzden: yörenin gelişmesi nispeten hızlı olmamıştır.

Ancak: özellikle yazın, gerek kaplıcalar ve gerekse turizm nedeniyle, Diyadin’e olan ulaşım artmakta ve Ağrı il merkezinden; otobüs, minibüs ve Belediye Otobüsleri düzenli seferler yapmaktadırlar.

 

GENEL

Ağrı’nın en eski ilçesidir. 400 yıllık bir tarihi geçmişe sahiptir. Tarihi süreç içinde: 1860-1867-1914 tarihlerinde, üç kez düşman işgaline uğramıştır.

14 Nisan 1918 tarihinde ise, düşman işgalinden kurtarılmış ve 14 Nisan günü kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.

İlçe, kaplıcaları ile tanınır. Ağrı-Doğubayazıt yolunun 7 km. güneyinde, Murat nehrinin kenarında kurulmuştur. Denizden yüksekliği: 1825 metredir.

Ağrı il merkezine uzaklık: 62 km. dir. Bu transit karayolunun: 7 km. Murat Nehri kıyısından ilerlemektedir.

Murat nehri, ilçenin en önemli akarsuyudur. Nehrin ilk kaynağı, buradadır. İlçe topraklarının suları:  Murat’ta  toplanır.

Diyadin’e yolunuz düşerse: ne satın alabilirim diye düşünürseniz. Buranın: el örgüleri ünlü. Burası: hayvancılık bölgesi olduğundan: ihtiyaç fazlası yünler, aileler tarafından satılır.

Ev ihtiyacına göre ayrılan yünler ise: iplik haline getirilerek: halı, kilim, keçe ve bunların dışında da, çeşitli renk ve desenlerde: çorap, kazak olarak örülür. Bunlardan satın alabilirsiniz.

Diyadin’e yolunuz düşerse: yöreye özgü, özel bir yemek var mı?

Evet, var. Genelde: buraya has yemeklerin başlıcaları: saç kavurma ve halise. Genellikle: yemeklerde ete ağırlık veriliyor. Ama; belki dikkatinizi çekecektir, kadınlar ve erkekler, asla aynı sofrada yemek yemiyorlar.

Hizmet bile: erkekler için erkekler tarafından, kadınlar için kadınlar tarafından yapılıyor. Bunlar: yöreye özgü adetler, siz: halise yemeği deneyin, beğeneceksiniz.

diyadin.genel.1 (2)
Ağrı Diyadin

TARİHİ

Diyadin; tarihi çok eskilere kadar giden bir yöredir. İlçenin ismi: Akkoyunlu hükümdarı Ziyaeddin’in burada kendi adına kaptırdığı kaleden geliyor. Ziyaeddin ismi, zamanla halk arasında değişerek, günümüze “Diyadin” olarak ulaşmış.

Evet; Selçuklular: 1018 yılında: Horasan ve Azerbaycan üzerinden ilerleyerek, Doğu Anadolu’ya girerler. 1054 yılında: Erciş, Muradiye ve peşinden Ağrı ele geçirilir. Daha sonra ise, yörenin tüm yerleşimleriyle birlikte, Diyadin’de, Selçukluların egemenliğine girer.

1222 yılında: Moğollardan kaçarak, Anadolu’nun doğu sınırlarına dayanan: Harzemşah’lar: bölgeyi ele geçirirler. Ancak: 1230 yılında, İç Anadolu’ya ilerlerken, Erzincan’da Selçuklu ordusuna yenilirler.

Tarihi süreç içinde: takip eden dönemde: bölgede: Şah İsmail’in “Şii”liği yaymak için yaptığı propaganda faaliyetleri görülür. Şii güçleri; sürekli olarak, Osmanlı’nın bu bölge topraklarını karıştırırlar, baskınlar yapıp, Müslüman halkı bölerler. Bunun üzerine: Yavuz Sultan Selim; 1514 yılında, Çaldıran’da, Şah İsmail ordusuyla karşılaşır ve büyük bir zafer elde eder.

Evet: yıl: 1828, bölgede bu kez: Rus istilası görülür. İşgal edilen yerlere: Ruslar: Malakan, Ermeni ve Yezidi gibi Müslüman olmayan azınlıkları yerleştirmeye çalışırlar. Ancak: 1829 yılında yapılan savaşta Osmanlı ordusu tarafından yenilince, bölgeden geri çekilmek zorunda kalırlar.

Ancak: 1877 yılında, yine bölgeye saldırırlar. Bu savaşta: Osmanlı imparatorluğu bir çok toprağını kaybeder. Ardahan, Kars, Oltu, Batum, Artvin ve Beyazıt bölgeleri: Ruslar tarafından ele geçirilir.

Ermeniler; yöre halkına büyük kıyım yaparlar. Kendilerinde; kendi kafalarına göre: bu bölge ve daha birçok Anadolu yerleşimini içine alan bir alanda: Ermenistan devletini kurmaya çalışırlar.

Evet: tarih tekerrürden ibarettin denir ya. Ruslar: yine Atatürk’ün önemli bir sözü ne atfen “geldikleri gibi giderler”. Tabii: Ermeniler de birlikte. Fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Sonuçta: amacım: Diyadin tarihinden öte, gezilecek yerlerini size anlatmak.

 

GEZİLECEK YERLER:

 

KUDRET KÖPRÜSÜ

Diyadin kaplıcaları bitişiğindedir. Murat nehri, buradaki toprak ve kaya yığınını sökememiş ve altını delerek, açtığı tünelden akmıştır.

Dünyada benzeri olmayan köprü, 30 metre yükseklikte, 30 metre genişliktedir.

Aradaki 150 metrelik boşluktan sonra, ikinci doğal bir köprü var.

diyadin.tendürek dağı.1
Ağrı Diyadin Tendürek Dağı

TENDÜREK DAĞI

Sönmüş, volkanik bir dağdır. 3542 metre yükseklikte. Diyadin ve kaplıcaların güney doğusundadır.

Dağın üzerinde, tandıra benzer, sıcak çukurlar olduğundan, böyle adlandırılmıştır.

Doğal güzelliği ve kaynak sularının yanında, üzerinde buram buram tüten duman (buhar) tüten sıcak su gözeleri vardır.

Sıcak ve soğuk kaynak suyu boldur. Murat nehrinin ilk çıkış yeri buradadır. Tendürek dağının sıcak suları minerallidir.

Dağın tepesinde, (içinde su aygırları olduğu söylenen) krater bir göl var.

Yazın yayla olarak kullanılır. Havası ve yeşilliği, insana ferahlık verir.

Av hayvanlarının da olduğu, Tendürek te ilkbahar da çok mantar yetişir.

Diyadin Murat Kanyonu

DİYADİN  KANYONU-MURAT KANYONU

Kanyonun çevresi yüksek dağlarla çevrilidir ve ortasından Murat nehri geçmektedir.  

Kanyonun eni 30 metre, yüksekliği ise 50 metre arasında değişmektedir. Uzunluğu ise 30 km dir. 

Kışın karla kaplı görüntüsüyle ilkbaharda da yeşilin farklı t onlarıyla ayrı bir güzelliğe sahiptir. 

İçinde ve çevresinde yer alan küçük şelaleler, doğal havuzlar ve yemyeşil bitki örtüsü ile doğa severlerin ilgisini çeker. 

Kanyon çevresinde kamp alanları bulunur. 

Dinlenmek için nehir kenarında bulunan Millet Bahçesine gelen vatandaşlar, buradaki kamelyalarda oturup piknik yaparlar.  

Diyadin kanyonu, Türkiye’nin en önemli termal kaplıca bölgelerinden birine sahiptir. 

Kanyonun yakın çevresinde yer alan Diyadin Kaplıcaları, şifalı sularıyla ünlüdür. 

 

diyadin.kaplıcalar.1
Ağrı Diyadin Kaplıcaları

DİYADİN KAPLICALARI

İlçenin, 5 km. güneyindedir. Köprü, yılanlı ve Davut çermikleri olarak, üç sıcak su kaynağından oluşur. Ama, bunlar birbirine uzaktır.

Davut ve köprü çermiklerinin suları birbirine benzer. İçlerinde: bikarbonat, kalsiyum, kükürt, hidrojen, sülfür ve karbondioksit var.

Yılanlı ve Davut çermiklerinin sularında: az oranda magnezyum da var.

Her üç kaplıcada: deri hastalıkları ile enfeksiyonlara bağlı romatizmal hastalıkların tedavisinde yararlanılıyor.

Kaplıca alanında: konaklamak için: bir otel var ve bu otel, ilçe merkezine: 5 km. uzaklıktadır. Tesis: Diyadin Belediyesine ait olup, özel kişiler tarafından işletiliyor.

 

 

MEYA (GÜNBULDU) MAĞARALARI

İlçenin 13 km. güney batısındaki, Günbuldu köyündedir. Mağaralar ve tarihi kalıntılar: köyün 400 metre uzağındadır.

Dik ve yüksek kayalara oyulmuş mağarada: kilise, ibadet yerleri, kaya mezar odaları var.

Burası, aynı zamanda eski bir yerleşim yeri, antik kenttir.

Değişik inanç ve kültürlerin izleri bulunmaktadır.

Bazı odaların: kapı ve penceresinin önünde, balkonu var. Kayalara oyulmuş bu barınak ve ibadethanelerde: değişik inançların izleri görülüyor.

Mağara odaları: savunma ve tehlikelerden korunmak amacıyla: ele geçirilmesi güç kayalara yapılmış.

Aşağıdaki durak yerinde: önceleri, çeşitli hayvan heykelleri, mitolojik izler ve çeşitli binalar olmasına rağmen, tahribat nedeniyle, onlardan günümüze çok azı kalmış.

Büyük kaya parçasına oyulmuş: mihrap, haçlı taşlar, İslam ve Yezidi mezarları, Hz. Ali’nin atının ayak izleri olduğu sanılan taşlar, günümüze kalmıştır.

İki koç heykeli: önce Diyadin Hükümet Konağı önüne, sonra da Vilayet Merkezine götürülmüştür.

diyadin.kale.1
Ağrı Diyadin Kalesi

DİYADİN KALESİ

İlçe merkezindedir. Murat kıyısındaki kayalıklar üzerine kurulmuştur.

Yapının ismi ve yapılış tarihi bilinmiyor.

Yapılış tarzı, kullanılan malzeme ve işçilik yönünden: Urartu yapılarına benzetilmektedir.

Zamanla: Akkoyunlular, Karakoyunlular ve Osmanlılar tarafından tamir ettirilmiştir.

Kale: 19.yüzyılda, özellikle I. Dünya Savaşı sırasında: Osmanlı-Rus savaşlarında: Ermeni çeteleri tarafından tahrip edilmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, koruma altına alınmadığı için, yerli halk: surları ve binaların duvarların söküp: ev yapımında kullanmıştır.

Evliye Çelebi’ye göre: Diyadin Kalesi: “ Azerbaycan hükümdarı Ziyaeddin tarafından yaptırılmıştır.

Aslında, kale; yapılış tarzı, kullanılan malzeme ve işçiliği yönünden, Urartu eserlerine çok benzer.

İçinde: 600 toprak örtülü ev, bir han, bir hamam, 40-50  dükkan varmış.

Fakat: günümüzde, bunlardan hiçbir eser kalmamış.

Yalnızca: kalenin az bir kalıntısı ve Murat nehrine inen bir su yolu var.

 

 

Ağrı şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Doğubayazıt tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Aydın Kuyucak

Aydın Kuyucak


Kuyucak denilince, büyük olasılıkla birçoğumuzun aklına “Kuyucaklı Yusuf” efsanesi gelmektedir.

Ama, elbette, Kuyucak ilçemiz, bu efsaneden ibaret değildir.

İşte, size Kuyucak ilçesini tanıtan kısa bir yazı.

Aydın Kuyucak

ULAŞIM

İzmir-Denizli demiryolu ve E-24 devlet karayolu, ilçe içinden geçmektedir. Kuyucak, bağlı bulunduğu Aydın iline, 58 km. uzaklıktadır. Kuyucak-Denizli arasındaki uzaklık: 67 km. Kuyucak-İzmir arasındaki uzaklık ise, 180 km. dir. Kuyucak-Nazilli arasındaki uzaklık: 12 km. Kuyucak-Buharkent arasındaki uzaklık ise, 28 km. dir.

Aydın Kuyucak

TARİHİ

Yörede, MÖ.2000’li yıllarda Hitit egemenliği görülür. MÖ.1200 yıllarında ise, bu kez Lidya hakimiyeti görülür.

Daha sonraki tarihi süreçte ise, Pers, Roma ve Bizans hakimiyeti ve takiben Selçuklu ve 1425 yılında ise Osmanlı hakimiyeti görülür.

Bunun yanında, bölge: özellikle antik dönemde: Aphrodisias ve Efes kentleri arasındaki yol üzerinde bulunması ve gerek ticaret kervanlarının ve gerekse askeri birliklerin geçiş güzergahında bulunmasıyla önem kazanmıştır.

Gelelim yörenin isminin kaynağına:

Bir zamanlar, burada oturan Yörükler: birbirlerine oturdukları yeri tarif ederken: Kuyucak yöresini göstererek “biz karşıdaki koyakta oturuyoruz” şeklinde bir deyim kullanırlarmış.

Bu koyak kelimesi zamanla değişerek, günümüze “Kuyucak” olarak gelmiştir.

İlçe bugünkü yerleşim yerine, MS.7-8’nci yüzyıllar arasında yerleşilmiştir.

Söylenenlere göre: Gıyasettin Keyhüsrev, saltanatı ele geçirmek için, İstanbul’dan Konya’ya dönerken: Bizans imparatorunun damadı Laskaris, kendisine zorluk gösterir ve araları açılır.

İki ordu, Büyük Menderes ovasının güneyinde, Çiftlik (Antiokya) yakınlarında karşılaşırlar ve burada yapılan savaşta Laskaris yenilir, ancak bir kargaşa anında bir Rum askeri, Gayesettin Keyhüsrev’i öldürür ve bunun üzerine, Selçuklu ordusu dağılır.

Ancak, yine de Selçuklular yöredeki hakimiyeti devam ettirirler ve bu savaştan sonra Türkmenler yöreye yerleşirler.

Aydın Kuyucak

GENEL

Yerleşim yeri: Aydın dağları ile, Menteşe dağlık yöresi arasında uzanan Büyük Menderes nehrinin doğusunda bulunmaktadır.

Merkez ilçenin büyüklüğü, 28 km. karedir.

Bölgede: ılıman bir iklim kuşağı egemendir.

Buna bağlı olarak yazları oldukça sıcak geçer. Kışları ise, yağışlı ama sıcak geçer.

Yaz aylarında kuraklık ta hakimdir.

Yöredeki ekonomik etkinliklerin temelinde: tarım, hayvancılık ve orman ürünleri sanayi gelmektedir.

Ancak, son yıllarda, özellikle: elma, şeftali ve çilek üretimi önem kazanmıştır.

KUYUCAKLI YUSUF

Kuyucak yöresinde, Hacı Mehmet Efendi’nin ilk çocuğu olan Yusuf: Derekavak köyünde doğdu.

Çocukluğu: tozlu, çamurlu ve Arnavut kaldırımla yollarda, çıkmaz sokaklarda geçti.

Gençlik dönemi ise, Kabak dağında uçurtma uçurmak ve çayırlarda güreş tutmakla geçti.

Yokluk ve sıkıntı içinde büyüdü. Ancak, yaradılıştan itibaren, lider ruhluydu.

Haksızlığa ve adaletsizliğe dayanamaz, karşı kor, mücadele eder, gerekirse dövüşür, hiçbir haksızlığa boyun eğmezdi.

Bunun yanında, mağdurları ve güçsüzleri korur, kollar, bundan dolayı arkadaşları onu çok sever ve saygı duyar, ona uyar, ondan çekinirlerdi.

Evet, Kuyucaklı Yusuf’un hayatı, bu uğurda yapılan mücadelelerle geçer ve sonunda, cezaevinden kaçtığında jandarmalar tarafından sarılır ve vurularak öldürülür.

İlginç bir hayat hikayesi var, aslında daha uzun olmasına rağmen, okurların sıkılmaması için ayrıntıya girmiyorum.

Bu arada, Kuyucaklı Yusuf isimli kitabın yazarının, Sebahattin Ali olduğunu da hatırlatırım.

Roman, 1937 yılında yazılmıştır.

Romanda: Anadolu insanının düşünüş ve yaşayış tarzları yansıtılmaktadır.

İlek

İLEK

Aydın ili ve yöresinde, özellikle incir yetiştiriciliği önem kazanmaktadır. Ancak: incir üretilirken, incirin erkeği olarak bilinen “İlek” burada, yani Kuyucak yöresinde yetiştirilir. İlek: incire benzer, incir görünümlüdür ama Haziran ayının ilk günleri geldiğinde, bunun içinde bir tür sinek oluşur ve oluşan bu sinek, incirin içine girip aşılayarak incirin dayanıklılığı ve lezzetini oluşturur. İlek satın alınır, sonra dişi incir ağaçlarına asılır ya da döllenme için uygun şekilde yerleştirilir. 

Evet, lezzeti tarifsiz incirin oluşumu için İlek çok önemli.

Kuyucak Meslek Yüksek Okulu

KUYUCAK MESLEK YÜKSEKOKULU

İlçe merkezinde Sümer Mahallesi Hürriyet Caddesindedir. 

Adnan Menderes Üniversitesine bağlı olarak, 1995 yılında, 51 öğrenci ile eğitime başlayan okulda: Bilgisayarlı Muhasebe ve Vergi uygulamaları ile Kooperatifçilik bölümleri açılmıştır.2012 yılında Yerel Yönetimler programı eklenmiştir. 

Daha sonraki dönemlerde, yeni bölümler eklenen eğitim düzenine, halen 800 öğrenci devam etmektedir. 

 

 

Aydın Kuyucak

GEZİLECEK YERLER

Kuyucak Şatır Ali Ağa Camii

ŞATIR ALİ AĞA CAMİİ-KUYUCAK ÇARŞI CAMİİ:

İlçe merkezinde bulunan caminin 1591 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir. Osmanlı döneminden kalmadır. Çarşı camii olarak da bilinir. Taş ve tuğla kullanılarak inşa edilen camide, ilave cemaat yerinde devşirme sütunlar görülür. Cephesi oldukça ilginçtir.

Kuyucak Şatır Ali Ağaoğlu Camii

Caminin minaresinin yan kısmında caminin dış duvarında anıtsal çınar ağacı ile kitabesi bulunan çeşme yer alır. Yakın zaman önce restore edilen cami, iyi durumdadır. 

 

Kuyucak Belenova Yaylası

BELENOVA YAYLASI:

Belenova Mahallesindedir. Belen geçit anlamındadır. Köyün aşağı tarafı da ova olduğundan, bu iki kelime birleştirilerek köye isim olmuştur. Bu yol ve geçit sürekli kullanılan bir güzergahtır.

Yaklaşık 1200 metre rakımıyla, yazın serinlemek isteyenlerin uğrak yeridir. Buraya muhteşem manzaraların eşliğinde 21 km lik yoldan ulaşılır. Tertemiz yayla havası, mis gibi kokan çam ormanları, otantik lavanta bahçesi ve muhteşem güzellikteki gölü ile tabiat harikası olan yayla, yörede ilgi çekmektedir. 

Belenova göleti, olağanüstü güzelliktedir. 

Kuyucak Belenova Sosyal Tesisi

Belenova Sosyal Tesisleri

Şehre yakınlığı nedeniyle özellikle yaz aylarında yoğun ziyaretçi akımı olmaktadır. 2018 yılında faaliyete geçirilen Kuyucak Belediyesi Belenova Sosyal Tesisi için, hiçbir ağaç kesilmemiş, doğal yaşam bozulmamış ve tamamı ahşaptan yapılmıştır. 

Toplam 150 dönümlük bir alanı kaplamaktadır. Yanında çam ormanı ve gölet vardır. 1200 rakımlı yüksekliktedir.

Burada: çocuk oyun alanı, otopark, yaya yürüyüş yolu, spor alanları, Köy ürünleri satış reyonu bulunmaktadır.  Ziyaretçiler çamların arasında bulunan otantik kamelyalar, şelale, tüm alanı gezebileceğiniz yürüyüş yolları ile ilgi çeker. 

 

  

Kuyucak Yakup Paşa Maksemi

YAKUP PAŞA MAKSEMİ:

Tek kubbeli ve kare planlı yapı, dönemin Aydın Valisi Yakup Paşa tarafından, su sıkıntısı çeken Kuyukcak’ın bu sorununu çözmek için yaptırılmıştır. Bu maksemle şehre getirilen suyun mahallelere inşa edilen ve günümüze gelen dört çeşmeyle dağıtılması sağlanmıştır. 

Kuyucak Dibek Sokak Çeşmesi

DİBEK SOKAK ÇEŞMESİ

Kitabede Yakup Paşa’nın ismi geçmekle beraber, tarih yazmamaktadır. İlçedeki diğer çeşmeler gibi dönemin Aydın Valisi Yakup Paşa tarafından yaptırılmıştır. Muhtemelen 19’ncu yüzyıl eseridir. 

Kuyucak Antıokheia

ANTIOKHEIA AD MAEANDRUM

İlçe merkezine 1 km uzaklıkta, Mersinlidere mevkiinde bir antik kent kalıntısı vardır. 

Adı antik kaynaklarda, komşu kentlere nazaran neredeyse hiç anılmamıştır. Bu yüzden gözlerden uzak kalmıştır.

Klasik Karia bölgesi kentlerinden biridir. 

Günümüzde, Kuyucak ilçesinde Azizabat ve Başaran Mahalleleri arasında bulunan kent, Mrsynos (Dandaloz) ırmağının Maiandros (Büyük Menderes) ırmağına karıştığı yerde, Maiandros’un güney kıyısında kurulmuştur. 

Kent, Helen kaynaklarında, bulunduğu konumdan dolayı “Maiandros ırmağının üzerindeki ya da kıyısındaki Antiokheia” olarak geçmektedir. 

Kuyucak Antiokheia

MS 2’nci yüzyılın birinci yarısında yaşamış ünlü coğrafyacı Ptolemaios, dünyanın bilinen ilk büyük atlası özelliği taşıyan eserinde, kentten “Maiandros’un kıyısında” şeklinde söz etmektedir. 

Evet sonuç olarak, kentin tarihini yazan tüm araştırmacılar, kentin MÖ 3’ncü yüzyılda Helenistik Krallardan Seleukos Krallığı zamanında kurulduğundan bahsederler. 

En garip olanı da, tüm bu yazarların şehirden söz etmesine rağmen, şehrin binlerce yıldır doğayla baş başa kalmış olması, herhangi bir arkeolojik resmi araştırma yapılmamasıdır. 

 

 

Aydın ili tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Nazilli tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.