İçel Erdemli

İçel Erdemli


Yeni bir ilçe, ülkemizin limon üretiminin büyük bölümü burada gerçekleştiriliyor. Özellikle: kız kalesi, buranın önemini öne çıkarıyor.

ULAŞIM

Erdemli-Mersin arası uzaklık: 37 km. dir. Erdemli-Silifke arası uzaklık: 47 km. dir.

İçel Erdemli

GENEL

KONUMU

Erdemli, Mersin’in en yeni İlçesidir. İlçe merkezi, Mersin asfaltı üzerinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği: 3-5 metre kadardır.

ERDEMLİ ADININ KAYNAĞI

Kesin olarak bilinmemekle birlikte, 15’nci yüzyılda, İç Anadolu’dan geldiği sanılan “Erdemoğulları” adındaki bir Türkmen Beyi, aşiretinin adından alındığı belirtilmektedir. Erdem: iyilik, doğruluk anlamına geldiği için Türkmen Erdem aşiretinin adına ve devamlı kalmak istedikleri bu yere: Erdemli adını vermişlerdir.

TARIM

Erdemli’de, Türkiye limon üretiminin, % 65’i karşılanmaktadır.

PLAJLAR

Kız kalesinin önündeki halk plajı, mavi bayraklı olması da göz önüne alınarak, denize girmenin en uygun olduğu bir yer olarak öne çıkıyor. Ayrıca: merkeze 12 km. uzaklıktaki Tömük kasabasında, Belediye halk plajlarının her noktasından denize girilebiliyor.

İçel Erdemli

TARİHİ

Erdemli: Hititler, Selefkoslar, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Selçuklular, Karamanoğulları, Ramazanoğulları ve Osmanlılar dönemlerini yaşamıştır.
Bu bölge (eski Taşlık Kilikya): Fatih Sultan Mehmet Han’ın oğlu 2. Beyazıt zamanında yapılan idari teşkilatta, merkezi Ermenek olmak üzere, Karaman eyaletine bağlıydı. 1571 yılında, Kıbrıs’ın alınmasıyla, bir ara Kıbrıs Beylerbeyiliğine da bağlanmıştır.

1868 yılında, Sultan Abdülaziz döneminde, İçel sancağı aynen bırakılmışsa da bir süre sonra, sancak merkezi Ermenek’ten Silifke’ye nakledilmiştir. Daha sonra, Ermenek, Silifke’den ayrılarak Konya’ya bağlanmıştır.

1918 yılında, Çukurova’nın müstevliler tarafından işgalinden sonra, Silifke müstakil sancak haline getirilerek doğrudan İç İşleri Bakanlığına bağlanmıştır. 1924 yılında, sancak teşkilatı kaldırılınca, merkezi yine Silifke olan İçel İli kurulmuştur. 1933 yılında, ekonomik ve diğer bazı nedenlerden dolayı, İçel ilinin merkezi Mersin olmuştur.

ANTALYA YÖNÜNDE

İçel Erdemli Kız Kalesi (Deniz Kalesi)

 

KIZ KALESİ (DENİZ KALESİ)

Erdemli’nin önemli turizm merkezlerinden biri olan Kız kalesi, Erdemli’ye 23 km. ve Mersin’e 60 km. uzaklıktadır.
Özellikle: yaz aylarında burada büyük bir canlılık yaşanır.
Korykos sahil kalesinin 200 m. açığındaki küçük adacık üzerindeki kaleye “Kız kalesi” denir. Büyük bölümü, ayakta olan Kız kalesinin kuzey ve güney uçları, sekiz kuleyle korunmuştur. Kalenin dış çevre uzunluğu 192 m. dir.

Kız kalesi ile sahildeki kale, denizden bir yolla bağlanmış, denizden gelecek saldırılara karşı önlem alınmıştır. Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından, 1448 yılında onarılan Kız kalesi, bugün İçel turizminin sembolü haline gelmiştir. Turistlerin yoğun ilgisini çeken kaleye, kıyıdan balıkçı motorları ile gidebilirsiniz.

İçel Erdemli Kız Kalesi (Deniz Kalesi)

 

Kız kalesi efsanesi, Korykos ta yaşayan krallardan biri, bir kız çocuğu olsun diye, gece-gündüz Tanrıya yakarmaktadır. Sonunda dileği yerine gelir ve kızı olur. Kız büyüdükçe güzelliği ve yardımseverliği ile herkesin sevgisini kazanır.

Günlerden bir gün, kente bir falcı gelir. Kral, onu saraya çağırtır, kızının geleceğini öğrenmek ister. Falcı, Prensesin eline bakınca irkilir ama bir şey söylemez. Kral zorlayınca,” Kralım, kızınızı bir yılan sokacak. Bu yazgıyı hiçbir şey bozamayacak “ der ve siz dahi engel olamayacaksınız deyip oradan ayrılır.

Kral, kıza bir şey söylemez ama düşüncelere dalar. Sonunda, kıyıya yakın küçük bir adacık üzerinde, ak taşlardan bir kale yaptırmaya karar vererek, kaleyi yaptırır ve kızını buraya kapatır.

Olan biteni bilmediğinden kızı üzülmekte, günden güne eriyip gitmektedir. Günün birinde saraydan kaleye gönderilen bir üzüm sepetinin içinden çıkan bir yılan kızı sokar ve öldürür.

İçel Erdemli Korykos (Kara Kalesi)

KORYKOS (KARA KALESİ)

Mersin-Erdemli-Silifke kara yolunun 60.km.sinde, Kız kalesi beldesindedir. Roma ve Bizans dönemlerinde yoğun olmak üzere, İslami devirlerde de iskan görmüştür. Nekropol alanından çıkarılan eserlerden, burada ilk yerleşimin MÖ.4’ncü yüzyıla ait olduğu anlaşılmıştır. MÖ.1’nci yüzyılda, kendi adına sikke darp ettirmiştir.

Heredot, Kilikya bölgesinin bir liman kenti olduğundan çok el değiştirmiştir. MÖ.4’ncü yüzyılın sonunda Seleukhos Nikador, Silifke kentini kurduğunda, Korykosu yönetimi altına almıştır.

Kent, MS.72 yılında, Roma egemenliğine girmiş ve 450 yıl Roma yönetimine bağlı kalmış, bu dönemde tarım alanında büyük bir gelişme göstererek, zeytinyağı ihraç merkezi olmuştur. Bizanslılar zamanında Arap istilalarına karşı, etrafı kuvvetli surlarla çevrilmiştir. 13’ncü yüzyılda Kilikya Ermeni krallıkları döneminde, önemli bir ticaret limanı olmuş, Ceneviz ve Venedik gemilerinin uğrak limanı durumuna gelmiştir.

Korkkos, 1448 yılında, Karamanoğlu İbrahim Bey tarafından ele geçirilerek, yeniden imar edilmiştir. Ören yerinde, iç ve dış kale kiliseler, sarnıçlar, su kemerleri, kaya mezarları, lahitler ve taş döşemeli Roma yolları, kısmen ayaktadır. Adını, adadaki kaleden almaktadır. Kare planlı kale, iç içe iki sıra surdan oluşmaktadır. Çevresi hendekle çevrilmiştir. Kaleye giriş, bugün mevcut olmayan hareketli bir köprüyle sağlanmakta idi. Bugünkü haliyle kale, tipik ortaçağ mimari özelliklerini yansıtmaktadır.

MERSİN YÖNÜNDE

İçel Erdemli Kanyteleis (Kanlı Divane)

 

KANYTELEİS (KANLI DİVANE)

Mersin yönünde, karayolunun 50’nci km.de, Ayaş Beldesinin 3 km. kuzeyinde yer alan, Kanyteleis ören yeri: ilk defa 19’ncu yüzyılın ortalarında, Langlois tarafından keşfedilmiştir. İlçenin en ilgi çeken ören yeridir. Geniş bir obruğun çevresinde, antik Olba krallığının kutsal bir yerleşim yeri olarak kurulan ve antik adı Kanyteleis olan yerleşim hakkındaki en eski belgeler, MÖ.3’ncü yüzyıla ait bazı yazıtlardır.

Bizans imparatoru II. Theodosius (408-450), Helenistik çağ kentlerinden ve Olba Kraliçesi Aba’ya ait bu eski yerleşimin bulunduğu alanda, yeniden kutsal bir Hıristiyanlık merkezi kurdu. En parlak dönemini, MS.4’ncü yüzyılda yaşamıştır. Bu dönemde: adı Neapolis olarak değiştirilen kentte, geniş bir obruğun çevresinde, kesme taştan imal edilmiş: bazilikalar, sarnıçlar, caddeler, kaya mezarları, anıt mezarlar, kaya kabartmaları ve Semerdam lahit kapakları bulunmaktadır.

Obruğun güneybatı kenarında yükselen Helenistik kulenin, batı duvarındaki kitabede, kulenin rahip krallardan Olbalı Tarkyaris’in oğlu Teukros tarafından Zeus için yaptırıldığı belirtiliyor. Tapınağın doğu ve güney duvarlarının birleştiği köşenin orta yerinde bulunan kitabede, Olba Krallığına ait sikkelerde görülen Triskeles (Üç ayak) kabartması vardır.

Bazilikalar, Bizans dönemine aittir. I. Nolu Bazilika, obruğun güneybatısında. Doğu cephesi, ayakta. Sütun başlıkları korint üslubundadır. II. Nolu Bazilika: I.Nolu bazilikanın kuzeyinde yer alıyor. Günümüzde, oldukça harap durumdadır. Kapının profil söveleri ve lentosu ayaktadır. III. Nolu Bazilika ise, obruğun kuzeydoğu köşesindedir. Güney duvarları yıkılmıştır.

Üç kemerli narteksin önündeki mahzenin kemeri ve ağzı görülmektedir. Batısı, avluya iki sütunlu üç kemerle açılmaktadır. Etrafında atrium var. Narteksin üzerinde ahşap bir kat olduğu, kilisenin batı duvarında sıralanan bir sıra taş konsoldan anlaşılmaktadır. Papylas adındaki bir kişinin bu bazilikayı, bir adak borcunu ödemek için yaptırdığı, üzerindeki kitabede yazılıdır. Diğer iki bazilika, çok harap durumdadır.

Kanyteleis’teki obruğun içine merdivenle inilmektedir. Bugün, bu merdivenlerin bir kısmı yıkılmıştır. Roma çağlarında, kentin içindeki bu büyük ve derin obrukta suçlular, vahşi hayvanlara parçalatılmaktaydı. Bu nedenle, kentin adı: halk arasında, Kanlıdivane olarak da anılmaktadır.

İçel Erdemli Elaiussa-Sebaste

ELAİUSSA-SEBASTE

Silifke-Mersin kara yolu üzerinde, Mersin’e 52 km. uzaklıkta olup, Kumkuyu Belediyesi, Ayaş’da bulunmaktadır. Şehir, MÖ.2’nci yüzyıl sonlarında kurulmuştur. Strabona göre, bu şehrin bir bölümü, kara parçasında bir bölümü de karşı taraftaki adanın üzerinde yer almakta olup, bu antik kent Elaiussa ve Sebatsa kentlerinin birleşmesi ile meydana gelmiştir.

Elaiussa daha eskidir. MÖ.41 yılında Antious tarafından Kapadokya kralı olarak atana ve MÖ.20 yılında Elaiussa nın çevresinde bulunan dağlık Klikyayı Augustus’tan almış olan kara parçası haline gelince kent eski önemini yitirmiştir.

Eski adının tepesi ile batı yamacı ve adanın birleştiği kara parçası kumla kaplıdır. Kumların altında kral Archelaos tan önceki zamanlara ait çeşitli tarihi eserler bulunmaktadır. Bunlar iyi korunmuş, 5 nefli Bazilika, tiyatronun caveası, su kemerleri, kilise kalıntıları, zeytinyağı ve su sarnıçları, iki mermer sütunlu saray, saray kapısı, bu kapının 50 m. Kuzeyinde çeşitli hayvan resimleri içeren döşeme mozaikli Jupiter Tapınağıdır.

Şehrin mezarlığı, doğu ve kuzeydedir. Burada, antik bir yolun iki yanında taş lahit ve mezarlar vardır. Bir lahdin üzerindeki yazıt şöyledir.” Hijinos un oğlu Plütinos, sağlığında Sebaste mezarlığında kızı için bir lahit yaptırdı. Öldükten sonra oraya yalnız kızı gömülecektir. Eğer başka biri gömülürse, bu kişinin ailesi Maliyeye 600, Belediyeye 300 dinar ödeyecektir.”

İki katlı bir anıt mezarın cephesindeki kabartmada ortada kanatlarını açmış bir kartal, ayaklarının altında bir yılan, kartalın sağ ve solunda zincirle bağlanmış birer çocuk ve çocukların birer kolları zincirlidir. Aynı zincir üzerinde birbirine bakan iki aslan vardır. Bu yapıtların hepsi Roma devrine aittir. 2003 kazı sezonunda ortaya çıkarılan buluntular arasında, MÖ.1, MS.1’nci yüzyıl arasına tarihlenen mermer Afrodithe Heykelciği, pişmiş toprak kadın büstü ve Attis Heykelciği, çok sayıda cam Unguentariumlar, gözyaşı şişeleri, koku kapları, altın küpe ve bilezik parçaları, cam kase ve tabaklar, sikkeler, süs eşyaları ortaya çıkarılmış olup Mersin Müzesinde teşhire sunulmuştur.

ÖKÜZLÜ ÖREN YERİ

Ayaş kasabasına 12 km. uzaklıktadır. Kanlıdivane-Çanakçı köyü yol ayrımından stabilize bir yolla gidilir. Ören yeri, Geç Helenistik, roma, Erken Bizans dönemlerinde yerleşim görmüştür. Antik kentin taş döşeli alt yapısı yer yer sağlam durumdadır. Bazilikası, sarnıçları halen ayaktadır. Lahitler, kente girişi sağlayan stabilize yolun kenarında bulunmaktadır.

İçel Erdemli Sorgun Köyü ve Yaylası

SORGUN KÖYÜ VE YAYLASI

Yüzyıllardır Yörüklerin göçlerine sahne olmuş, sulak bir yurttur. Köyün girişinde, dünyanın zengin sedir ormanları bulunmaktadır. Yaşlarının en az 300 olduğu ifade edilmektedir. Rakım 1500 metredir.

Erdemli ilçesinin 49.km. kuzeyinde bulunan Sorgun Köyü yolunun 41. km. sinden sola dönülerek, 8 km. stabilize yolla ulaşılır. Yaz aylarında, günün belirli saatlerinde, Erdemli ilçesinden minibüsler bulunmaktadır.
Alt yapısı tamamlanmış bulunan yaylada, yörenin yayla mimarisine uygun evleri, meyve ve sebze bahçeleri ile çevrilidir. Yaylada, kır kahvesi, et yemekleri sunan lokantalar, bakkallar bulunmaktadır. Yaylanın 2 km. doğusunda bulunan ve yerden kaynayan birçok su kaynağının bulunduğu mevkide, kamp yapılabilmektedir.

Silifke tanıtımı.

Mersin tanıtımı.

 

İçel Çamlıyayla

İçel Çamlıyayla


Sanırım tamamen idari nedenlerle ilçe olmuş, küçük bir yerleşim yeridir. Dağ ve ormanlarla çevrilidir. Genelde, emekli mekanıdır. Özellikle, Adana şehrinin sıcağından, gürültüsünden ve kalabalığından kaçıp gelen insanlarla doludur. Yaz ve kış aylarında, nüfusunda önemli değişimler görülür.

İçel Çamlıyayla

ULAŞIM

Çamlıyayla-Mersin arasındaki uzaklık, 85 km. dir. Çamlıyayla-Tarsus arasındaki uzaklık: 59 km. Çamlıyayla-Adana arasındaki uzaklık: 90 km. dir.

İçel Çamlıyayla

TARİH

İlçenin ilk yerleşimcileri hakkında, ayrıntılı bilgi mevcut değildir. Ancak, bölgede, 1081 yılına kadar Bizanslıların egemen olduğu görülür. Daha sonra ise, Selçuklular ve 1845 yılından sonra ise, Osmanlılar görülür. 19’ncu yüzyılın ikinci yarısından sonra, nahiye merkezi haline gelen bölge: Tarsus iline bağlı bir nahiye iken, 1990 yılında Tarsus ilçesinden ayrılarak, Çamlıyayla adıyla, ilçe statüsüne kavuşmuştur.

İçel Çamlıyayla

GENEL

Çukurova bölgesinin, Adana-Mersin-Tarsus üçgenindeki en meşhur yayla bölgesidir. İsmiyle orantılı olarak, bölgenin her yerinden çam ağacı fışkırır. Yüksek ve dağlık olması nedeniyle, sert bir iklimi vardır ve özellikle kış ayları sert geçer.
İlçenin yüz ölçümü, 811 km. karedir. Rakımı ise, 1100 metredir. Hatta, yer yer 1400 metreyi bulmaktadır.
Yöre halkının başlıca geçim kaynaklarının başında, meyve ve sebze üretimine dayalı tarım, hayvancılık ve orman ürünleri üretimi gelmektedir. Bunun haricinde, iğne oyacılığı ve pekmez yapımı yaygındır.

NE YENİR/NE İÇİLİR

Buraya yolunuz düşerse: mutlaka “karsambaç” (bol reçelli) yemelisiniz. Bunun dışında, fındık lahmacun ve fırın ağzı isimli et yemeği yemelisiniz.

NE SATIN ALINIR

Bu yöreye yolunuz düşerse, kesinlikle, kırmızı benekli alabalık tatmalısınız.

İçel Çamlıyayla

GEZİLECEK YERLER

İçel Çamlıyayla Ana Ardıç Ağacı

ANA ARDIÇ AĞACI

İlçe merkezine 30 km. uzaklıkta, Koz Pınarı mevkiindedir.
Anıt ağaç: 1100 yaşında, 22 metre boyunda ve 3.5 metre kalınlığında bir tarihi ve anıtsal ağaçtır. Eski dönemlerde, burada ağacın dalında 50 arı kovanı bulunduğu söyleniyor. Ağacın çevresini, on kişi rahatlıkla çevirebilmektedir.
İlginizi çekebilir.

İçel Çamlıyayla Papazın Bahçesi

PAPAZIN BAHÇESİ

İlçe merkezinde, en çok ziyaret edilen yerlerin başında gelmektedir.
Çakırlı boğazından, Fakılar köyüne ayrılan yolu takip ederek, stabilize bir yoldan buraya ulaşmak mümkündür. İlçe çarşı merkezine 13 km. uzaklıktadır.
Berdan çayının bir kolunun gözü, buradaki çınar ağaçlarının altından çıkıyor. Bu çayda, özellikle, buraya özgü, kırmızı benekli alabalık bulunuyor.
Vadi içinde, muhteşem ağaçlar, şelaleler ve alabalık yetiştirme havuzları, mesire yerleri ve hizmet binaları görülüyor.

İçel Çamlıyayla Lampron-Namrun Kalesi

LAMPRON-NAMRUN KALESİ

İlçe merkezindedir ve orta çağ döneminde yapıldığı düşünülmektedir.
Kale yapısı: Hitit ve Asur dönemlerinde “İlibru” olarak bilinmektedir. Yüksek bir tepe üzerindedir. Savunma amacıyla yapılmış kaleye, günümüzde yıkık halde bulunan bir merdivenle çıkılıyormuş. Kuzey bölümde, kesme taşlardan yapılmış iki burç, sağlam olarak günümüze ulaşmıştır, ancak bunun dışında, kalenin tüm geri kalanı yok olmuştur.

İçel Çamlıyayla Sinap Kalesi

SİNAP KALESİ

Namrun kalesinden sonra, yörenin en büyük ikinci tarihi yapısıdır. İlçenin kuzeyindedir. Namrun kalesinin arka kısmında kalmaktadır. İlçe merkezindeki çarşıya, yaklaşık 5 km. uzaklıktadır.
Kale içindeki kemerler ve kale burçları, kısmen yıkılmış ve kemerlerde, sandal ağaçları ve çalılar yetişmiştir. Kalenin ön cephesindeki kapıdan girerseniz, burçlara kadar çıkabiliyorsunuz. Kalenin güneyindeki sinap çeşmesinde, sürekli içilebilecek kalitede su bulunuyor. Kale ve çevresi, özellikle günübirlik piknik için çok uygundur.

İçel Çamlıyayla Çini Göl

ÇİNİ GÖL

İlçenin ve yörenin en güzel ve tanınmış gölüdür. Boklar dağlarında bulunan buzul göllerinin en öne çıkandır. Çamlıyayla sınırları içindeki göl: 2500 metre yükseklikte bir krater gölüdür. 25 bin km. karelik bir alanı kapsar. Ölçülebilen derinliği 100 metreyi geçmektedir. Dipten kaynaklandığı sanılmakta olup, siyaha çalan, lacivert bir görüntü rengi vermektedir.
Derinliği nedeniyle, göl: yerli halk arasında dipsiz göl diye anılmaktadır. Suyu: içilebilen göl, doğal güzellik yanında, kıyısında kamp alanları bulunması nedeniyle de, yoğun olarak ziyaret edilmektedir. Bu bölgede, bu büyük göl dışında, irili-ufaklı 9 krater gölü daha bulunmaktadır.

MEHRİBAKAN MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı, Sebil beldesinde, Yukarı Suçatı mevkiindedir. Tarihi özellikleri öne çıkan bir doğal mağaradır.
Sebil kasabasına, 50 km. uzaklıktadır ve bu yolun büyük bölümü, orman yoludur. Yani, ulaşım sorunludur. Mağara: dağlık ve sarp kayalıklı bir bölgededir. Uzunluğu: 50-60 metre olup, genişliği: 35-40 metredir.

KARAİN MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı, Sebil beldesinde, Zevzekdibi mevkiindedir. Mağaraya ulaşım kolaydır.
Buraya ulaşmak için: Çamlıyayla-Sebil kasabası yolunu takip etmeniz gerekiyor. Tabii ve doğal olan mağaranın: uzunluğu: 250 metre kadar, genişliği: 10-15 metre kadardır.

Tarsus tanıtımı.

Adana tanıtımı.

Mersin tanıtımı.

İçel Bozyazı

İçel Bozyazı


Türkiye’nin en güney ucunda, Torosların eteğinde kurulmuş küçük ve tipik bir Akdeniz ilçesi. Kalabalık şehirlere ve tatil merkezlerine uzak olması nedeniyle, kitle turizmi ulaşamamış ve sakinliği bozulmamış. Yani, tam bir cennet.

ULAŞIM

Mersin-Antalya kara yolu üzerinde, Mersin’e 220 km. uzaklıktadır. Anamur ile arasında ise, gayet geniş bir yol bulunmakta olup, 14 km. dir. Ulaşım: gerek Alanya üzerinden gelirken ve gerekse Mersin üzerinden gelirken: doğanın yarattığı zor ve sıkıntılı bir yol. Aslında: ormanlık alanların içinden ilerlerken, gerek yeşil rengin büyüsü ve gerekse orman kokusu sizi mest ediyor.

Bunun yanında: bazen uzaktan ve bazen de yakından, denizin mavi rengini görebiliyorsunuz. Ancak: tüm bu güzelliklere, özellikle araç sürücüsünün kapılmaması gerekir. Çünkü: yol dar, virajlı ve iniş-çıkışlı. Bazı bölgelerde, iki aracın karşılıklı geçişine dahi uygun olmayan bir yol.

Ben Ankara’dan Bozyazı’ya giderken, zor bir yol üzerinden yani Konya üzerinden gittim. Özellikle: Konya’dan sonra yol biraz sorunlu. Aslında: Bozyazı-Antalya arası daha problemli. Yani: hani sürekli söyleniyor ya, buraların bu kadar bakir kalmasının en büyük nedeni ulaşımın problemli olması.

İçel Bozyazı

GENEL

Bozyazı ilçesi, adını ilçenin ilk yerleşim yeri olan Gürlevik yöresinin güneyindeki ovanın, sulu tarım yapılmadan önce, halk tarafından “Çorak Düzlük” anlamında, “Boz alan”, “Bozova” şeklinde isimlendirilmesinden almıştır. Buraya vardığınızda, elbette çok miktarda yazlık siteler göreceksiniz.

Ama gerek ulaşımın problemli olması ve gerekse sıcak ve nem oranı, buranın Ege kıyılarındaki turizm merkezlerine nazaran biraz daha geride kalmasına neden olmuş. Bir de, malum Akkuyu denilen ve buraya nispeten yakın olan bölgede: Nükleer Santral yapılıyor ve bu da, buraya olan ilgiyi azaltıyor.

Yine de: ne kadar sıcak, ne kadar nemli olursa, ne kadar yolu problemli olursa olsun, burası güzel bir yer. Özellikle: ilçeyi ikiye bölen ırmağın denize döküldüğü yerde, kumsalda, festival coşkusu ve tertemiz bir deniz, ama dalgalı ve hatta dalga seslerini, kıyıdaki yazlık konuttan duymak mümkün. Bilmiyorum değişik bir güzellik, ama herkese hoş gelmeyebilir, sonuçta tercih önemli.

İçel Bozyazı

 

Yaklaşık 25 km. sahil şeridine sahiptir. Kumtepe mevkiinde, yat limanı yanındaki bölge, mavi bayrak almıştır. Zaten: nesli çok ciddi tehlikede olan “Akdeniz Foklarının” önemli bir kolonisini barındırması, denizinin temizliğinin göstergesidir. Denize gireceğiniz yer önemli değil, çünkü her tarafı kumsal ve dalgaların fazla olmadığı, adeta sahili yaladığı bir yerdir. Ama en uygun yer: adanın bulunduğu bölgedir.

Mersin’in en modern ve en büyük balıkçı barınağı burada bulunmaktadır.

İçel Bozyazı

 

İlçe, uzaktan bakıldığında, sanki bir beyaz örtü altına alınmış gibi görülebilir. Çünkü: seracılık çok yaygındır. Son yıllarda seracılığın geliştiği ilçede, muz seracılığı önem kazanmıştır. Bunun yanında: çok sayıdaki yazlık konut dikkati çeker.

İlçe içinden geçen, Bozyazı Çayı, İstanbul’daki Göksu deresini anımsatır. Düzenli ve bakımlı kıyı bandı ile dere yöresi, huzurlu bir yerleşimdir.

İklim derseniz: evet, sıcak ve nemli bir hava hakim. Bölgede hüküm süren Akdeniz ikliminin genel karakteristik özellikleri gereği: yazlar aşırı sıcak ve nemli geçiyor.

NE YENİR

Bozyazı’da: gölevez, keşkek, maş çorbası, batırık, tantuni ve heleş gibi yöresel yemekleri tadabilirsiniz. Ayrıca: yörenin en meşhur meyvesi olan, muz. Hatta: yol boyunda ilerlerken, yol üzerinde tahta tezgahlarda, muz satan köylülerle karşılaşacaksınız. Yalnız: bu muz salkımlarını, kesinlikle yeşil olarak almanızda yarar var. Aksi halde: olgun muz salkımı aldığınızda, kısa sürede, bozulup, çürüdüğünü görebilirsiniz.

İçel Bozyazı

TARİH

Antik çağda: Nagidos ismiyle anılmıştır. Tarihi; çok eski dönemlere kadar uzanmaktadır. Sisamlı Nagidos tarafından, MÖ.5’nci yüzyılda kurulduğu sanılan Nigidos, bu günkü Paşabeleni olarak bilinen tepenin üzerindedir.

Hakkında, çok az bilgiye sahip olduğumuz kentte, günümüze, Paşabeleni tepesinin zirvesine yakın yerlerdeki surlar kalmıştır. Arkeolojik araştırmalar günümüzde de sürdürülmektedir.

İlçe: tarihte Hititler, Asurlar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Memlukler, Abbasiler, Selçuklular ve Osmanlılar hükümranlığında kalmıştır. İlçe; Fatih Sultan Mehmet zamanında, Karamanoğulları Beyliğinin Osmanlı hakimiyetine dahil edilmesiyle, Osmanlı topraklarına katılmıştır.

GEZİLECEK YERLER

İçel Bozyazı Nagidos Kelenderis

 

NAGİDOS KELENDERİS ANTİK KENTİ

Bölgenin en eski kentlerinden biridir. Kalıntılar, Bozyazı ilçesinde, kıyıya yakın bir tepe üzerindedir. Hakkında çok az bilgiye sahip olunan kentten, günümüze ulaşan kalıntılar, bu tepenin zirvesine yakın yerdeki surlardan ibarettir. Ayrıca: Bozyazı çayı üzerindeki köprünün ilk biçiminin, Roma çağında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, bir su yolu kalıntısı ile, bir hamamın temelleri, yine Geç Roma, Bizans çağı kalıntıları arasında sayılabilir.

İçel Bozyazı Nagidos Kelenderis

 

SUR DUVARLARI

Nagidos’un tarihine açıklık getirirler. MÖ.5’nci yüzyıllarda, Paşabeleni tepesinin zirvesini çevreleyen sur duvarları, son derece özenli ve başarılı bir mimari tarz izler. İç sur ve dış sur arasında yapılan kazı çalışmalarında, bu erken surun, izleyen 200 yıl içinde, üç evre geçirerek, suru sağlamlaştırma veya teras oluşturma amaçlı, tamir ve destekleme evreleri geçirdiği anlaşılmıştır.

Yerleşim, MÖ.5’nci yüzyıldan, MÖ.3’ncü yüzyılın sonuna kadar iskan görmüş, sonra dış güçlerin ilgi odağı olmaktan çıkarak, görkemini kaybetmeye başlamıştır.

AGORA

Tepenin güney yamacında yapılan çalışmalarda, on basamaklı bir geçiş alanı ve yanında mekanları bulunmuştur. Basamakların ve mekan duvarlarının bu alanda yoğunlaşması, ayrıca buluntuların niteliği, tepenin bu kısmını agora olarak nitelemeyi mümkün kılıyor. Buluntular, ağırlıklı olarak sikke (40 adet) ve ticari amforalardır.

KERPİÇ YAPI

Yoğun olarak erken dönem seramiklerinin ve figürlerinin ele geçtiği bu alanda bulunan kerpiç duvarlar, bir depoya işaret etmektedir. Burada, kazının en erken malzemesi olan, MÖ.8’nci yüzyıla ait pişmiş toprak figürleri ele geçmiştir. Bunlar: adorant, savaşçı-binici veya kutsal alanlara bırakılan, boğa gibi, hayvan figürleridir.

En yakın paralelleri: Samos’da bulunmuştur. Bu şaşırtıcı değildir. Çünkü: Nigodos’da, MÖ.8’nci yüzyılda, bir Samos kolonisi olarak kurulmuştur. Bu tarihlemeyi destekleyici bir diğer buluntu grubu da, yine aynı mekanda ele geçmiş olan, siyah ve kırmızı boyalı konsantrik veya spiral daireler ile bezenmiş seramik parçalarıdır.

KÜNK SİSTEMİ

Tepenin kuzey yamacında yapılan kazılarda, harçlı bir tekne ve buradan su tahliye eden, son derece kaliteli bir künk tesisatına rastlanmıştır. Künklerin, MÖ.4-3’ncü yüzyıllara tarihlenmesi mümkündür.

İçel Bozyazı Kilise Burnu

KİLİSE BURNU

Bozyazı’ya 14 km. uzaklıkta, Akaya köyü sınırları içindedir. Halk arasında, Kilise Burnu olarak bilinen, Geç Roma ve erken Bizans dönemine ait bir ören yeridir. Burada: sur, sarnıç, bir kilise ve diğer yapılara ait kalıntılar bulunmaktadır. Surun dışında, kuzeybatı yönünde, ikisi yan yana, biri arkada olmak üzere, üç adet 1 ve 2’nci yüzyıllara ait Memurium mezarlarına benzer yapıda mezarlar görülebilir.

MARAŞ TEPESİ (ARSİONE)

Bozyazı’nın, 2 km. doğusunda, Maraş Tepesi üzerinde kurulu olan bu kent, Mısır kralı Ptolemaios’un eşi Kraliçe Arsinee adını taşıyan, antik bir liman kentidir. MÖ.3’ncü yüzyılda kurulduğu sanılan kentin görülebilen en önemli kalıntıları: iki katlı mozaik döşeli mezarlar ve öteki yapı kalıntılarıdır.

İçel Bozyazı Softa Kalesi

SOFTA KALESİ

İlçenin, 10 km. doğusunda, Mersin yolu üzerinde, “Fıdık” olarak isimlendirilen tepede bulunan kalenin, kuruluş tarihi kesinlik kazanmamıştır. Bununla birlikte, antik çağlarda, kalenin yapıldığı sanılmaktadır. Bizanslılar, kaleyi kullanmış ve eklerle de genişletmişlerdir.
Osmanlı döneminde de kullanılan kale: kesme ve moloz taşlardan yapılmıştır. Sur duvarları ile su sarnıçları, hamam kalıntıları, günümüze kadar gelebilmiştir.

İçel Bozyazı Su Parkı

SU PARKI

Bozyazı’ya yaklaşık 30 km. uzaklıkta olan ve yaylaya yakın, su parkına mutlaka gitmenizi öneriyorum. Bozyazı’yı sıcak kavururken, bu parkta öyle bir su var ki, muhteşem soğuk. Buz gibi bu suya girmek biraz zor. Ama girince de çıkmak istemeyeceğiniz bir su.

Devasa ağaçların altında, serin bir hava. Bu ortamda, bir de alabalık yetiştiriciliği yapılmakta. Balığı canlı seçiyorsunuz. Ustalar, kiremitte pişirip ağzınıza layık veriyorlar. Bu bölgeyi mutlaka ziyaret etmenizi öneriyorum.

İçel Bozyazı

SONUÇ

Bozyazı: Akdeniz kıyısında, denizin mavisi ile, ormanlık alanın yeşilinin birleştiği bir yer. Ancak: çileli yol, sizi sıkmasın, güzel bir tatil geçirebilirsiniz. Bir de, yaz aylarının sıcak günlerinde, sıcak hava ve neme dayanmanız şartı ile.

Anamur tanıtımı.

Mersin tanıtımı.