Hopa’da cennet veresiye değil peşindir. Evet, bu sözler burayı anlatmak için kısa ve öz. Sarp sınır kapısına, çok yakın bir sahil ilçesi. Karadeniz sahil yolunda son ilçe.
Artvin Hopa
ULAŞIM
Hopa: Sarp sınır kapısına: 18 km. uzaklıktadır. İl merkezi olan Artvin’e uzaklık ise, 68 km. dir. Hopa-Rize arası uzaklık: 98 km. Hopa-Arhavi arası uzaklık: 9 km. Hopa-Borçka arası uzaklık: 35 km.
Burada hava ulaşımı yok. Ancak: Gürcistan’ın Batum ilinden, vizesiz olarak İstanbul’a uçuşlar gerçekleşiyor.
Artvin Hopa
TARİHİ
Hopa, 1490-1512 yılları arasında, Yavuz Sultan Selim’in Trabzon valiliği sırasında, Osmanlı devleti topraklarına katılmıştır.
İlçe, 1915 yılında Ruslar tarafından işgal edilmiştir. Daha sonra ise, 31 Mart 1917 tarihli Brest-Litovsk Andlaşması ile, milli sınırlarımız içine dahil edilmiştir. İlçe: 1936 yılına kadar Rize iline bağlı iken, bu tarihten sonraki dönemde, Artvin iline bağlanmıştır.
Hopa’nın isim öyküsüne gelince: Hopa’nın ismi: Yavuz Sultan Selim tarafından verilmiştir. Selim; Trabzon valisi iken, Batum sancağını ele geçirmek üzere düzenlediği seferde: Hopa’nın ardında bulunan dağlarda konaklar.
Bu dağlardan: sahil şeridinde bulunan bugünkü Hopa şehrine baktığında: bu şehre “Hop” ismini koyar.
Hop kelimesi, Acemcede “güzel” anlamına gelmektedir. Sonraki süreçte, Hop ismi, Hopa olarak kullanılagelmiştir.
Artvin Hopa
GENEL
Hopa: Trabzon-Rize-Artvin-Ardahan-Kars-Erzurum ve Gürcistan Cumhuriyetini birbirine bağlayan, uluslar arası kara yolu üzerinde bulunması nedeniyle, önemli bir konumdadır. Deniz seviyesinden, 10 metre yüksekliktedir. En yüksek noktası ise, 1513 metre ile Yavuz Sultan Selim tepesidir.
Özellikle: Karadeniz bölgesinin dağınık yerleşim özelliklerini taşır. İklim hemen hemen her mevsim yağışlıdır. Sürekli yağışlar nedeniyle, ilçenin büyük bölümü, ormanlarla kaplıdır. Bu oran: % 66’dır. Yörede “galaş” adı verilen bir rüzgar eser ki, nemi götürür ilçenin havasını değiştirir.
İlçenin ekonomisi yakın zamana kadar tarıma dayalı idi. Özellikle: kıyıdan, 400-600 metre yüksekliğe kadar olan yerlerde: fındık ve çay bahçeleri bulunmaktadır. Ancak: Hopa Limanının hizmete girmesi, Sarp Sınır Kapısının açılması, uluslar arası taşımacılık, turizm gibi çeşitli alanlardaki ticari faaliyetlerin artması: konaklama ve iş yeri sayılarında ciddi artışlar ortaya çıkmasına neden olmuştur.
İlçede, balıkçılıkta, en yaygın ekonomik faaliyetlerden biridir. Balıkçılıkta faaliyet gösteren, yaklaşık 300 e yakın ruhsatlı üreticinin, 120 balıkçı teknesi bulunmaktadır. Ayrıca: ilçede 1 çay fabrikası, Karadeniz Bakır İşletmeleri, 1 termik santral ve liman işletmesi bulunuyor.
Hopa Kültür ve Sanat Festivali
Her yıl, Temmuz ayının ilk haftasında: Kaymakamlık ve Belediye Başkanlığı organizatörlüğünde yapılır. Festival etkinlikleri kapsamında: çeşitli sanatsal, sportif ve kültürel etkinlikler düzenlenir.
Hopa Limanı
Sarp Sınır kapısına, 15 km. uzaklıkta olması, buranın önemini ortaya çıkarıyor. Bu limanda: yükleme, boşaltma, iç ticaret ithalat, transit ticaret, antrepoculuk gibi tüm deniz hizmetleri yürütülmektedir. Liman yap-işlet yöntemi ile yaptırılmış olup, halen özel sektör tarafından işletilmektedir.
Sarp Sınır Kapısı
1988 tarihinde açılmıştır. Başta Gürcistan olmak üzere, bağımsız devletler topluluğu ülkeleriyle, sosyal ve ekonomik ilişkilerin önemli bir gelişimi sağlanmıştır.
Hopa Gümrükler Başmüdürlüğü ve bağlantı gümrük müdürlüklerinde: gelen-giden yolcu, otomobil, otobüs, Tır ve gemi sayılarında, sürekli artış olmaktadır.
Hopa’nın en büyük özelliklerinden birisi de: insanlarının eğitime düşkün olması. Halkın okur-yazarlık oranı, % 98 ile, ülkemizin birçok yöresinden daha yüksek.
Turizm: Sarp sınır kapısının açılması ile, bölgenin turizm potansiyeli inanılmaz ölçülerde artmıştır. Bunun sonucu olarak: ilçede, modern tesisler çoğalmıştır.
KAFKAS FİLM GÜNLERİ
Kopmuş plajında yapılıyor ama havanın durumuna göre, Liman Tesislerinde düzenleniyor. Aslında, ilçede film günleri festivali düzenlenmesine karar verilmiş, ancak bir sinema salonu yok.
Bunun üzerine: Liman işletmelerindeki bir depo: sinema salonu olarak düzenlenmiş ve festival burada yapılıyor. Festival: Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından destekleniyor. Etkinlikte: Türkiye, Azerbeycan, Ermenistan, Rusya ve Gürcistan’dan filimler gösteriliyor.
Artvin Hopa
NE YENİR
Hopa denilince aklıma ilk gelenler: Laz böreği ve hamsi. Özellikle: hamsili pilavı denemenizi öneririm. Bunun yanında: yine buraya has bir yemek: Kvane. Taneli fasulye, ceviz, acı biber, sarımsak ve nar ekşisinden yapılıyor. Son olarak: lahanadan yapılan, Harhaşi önerebilirim. Lahana yemeklerini severseniz, bunu de deneyebilirsiniz.
NE SATIN ALINIR
Hopa’dan: çay, bal ve ceviz satın alabilirsiniz.
GEZİLECEK YERLER
Artvin Hopa Limanı
HOPA LİMANI
1997 yılında özelleştirilmiş ve Park Denizcilik isimli bir firmaya tahsis edilmiş. Bu firma tarafından: yükleme, boşaltma, terminal, depolama, kılavuzluk, kurtarma ve likit dolum tesisleri işletiliyor.
Konum olarak: Karadeniz’in dünyaya açılan kapısı durumunda. Hopa ilçesinde zamanınız olursa, limanda dolaşabilirsiniz.
Artvin Hopa Sarp Sınır Kapısı
SARP SINIR KAPISI
Burası: Sovyetler Birliği ile imzalanan anlaşma gereğince, 1988 yılında açılmıştır. Burada: uluslar arası tüm gümrük işlemleri yapılmaktadır.
Bunun sonucu olarak: özellikle Hopa ilçesinde: nakliyecilik ve konaklama sektörü, olumlu yönde etkilenmiştir. Bunun yanında: sınır ticareti, ithalat ve ihracat sürekli artmış ve artmaktadır.
Bunun yanında bazı sanayi kolları da gelişmiştir. Örneğin: yaklaşık 100 kadar küçük ve orta ölçekli, oto tamirine yönelik sanayi işletmesi açılmıştır.
Artvin Hopa Sarp Sınır Kapısı
Hopa’dan yola çıktığınızda: Karadeniz Sahil Yolunun başlangıç noktası olan Sarp sınır kapısına ulaşmanız mümkün. Muhtelif tüneller var.
Hatta, en son tünele girmeden önce, tünelin giriş bölümünün üstünde “Dikkat Gümrük Kapısı” yazıyor.
Bu tüneli geçince, karşınıza hemen, sınır kapısı çıkıyor. Solda bir otopark var. Aracınızı oraya bırakıp, yaya olarak sınırı geçmeniz mümkün.
Nüfus cüzdanını göstererek sınırdan günübirlik geçiş yapabiliyorsunuz.
Bu arada
Sınır kapısına varmadan önce, yine bir yerleşim yeri: Kemalpaşa var. Sınıra: 10 km. uzaklıkta. 3500 kişi nüfuslu bir belde.
Kemalpaşa bölgesini, özellikle Gürcüler hareketlendiriyor. Yol kenarında yapılan bavul ticaretine, günde ortalama 4.000 ve pazarların kurulduğu günlerde ise (Salı ve Cuma günleri) ortalama 12.000 Gürcü vatandaşı katılıyor.
Ayrıca: Türkiye’nin dört bir tarafından, bavul ticaretinden pay kapmak için, Kemalpaşa’da dükkan açan firmalar var. Özellikle: tekstil firmaları bunlar. Kemalpaşa’da bütün markalar var. Tekstil üzerine, 200 ün üzerinde yeni mağaza açılmış.
Geceleyin Kemalpaşa’ya gelen Gürcüler, saat: 23.00 den sonra, sabah saatlerine kadar alışveriş yapıyorlar. En çok; hazır giyim ve ev tekstiline ilgi gösteren Gürcüler, hem kendi ihtiyaçlarını karşılamak ve hem de satmak için aldıkları ürünleri, minibüslere doldurarak, sınır kapısına götürüyorlar.
Gürcistan gümrüğünde: bir kişinin 300 dolarlık mal geçirmesine izin verilmesi nedeniyle, daha çok mal almak için Gürcülerin aile üyelerini de yanlarında getirdikleri görülüyor. Buradan aldıkları malların çoğunu: Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’a götürerek satıyorlar.
Sınır kapısı ilginç. Rüşvet söylentileri var. Ama: çoğu kez, elinizi-kolunuzu sallayarak, sınırın karşısına geçmeniz de mümkün. Hatta: belki, yanınızda bulunan çantanızı bile kontrol etmeyeceklerdir.
Artvin Hopa Sarp Sınır Kapısı
Kapının
Gürcistan tarafındaki sınır köyü adı: Sarpi. Aslında, bu köy, ikiye bölünmüş. Bir kısmı, bizim tarafta, diğer kısmı onların tarafında. Sınırın öbür yanında karşınıza ilk çıkan şey: bir şeyler içebileceğiniz: kafemsi yerler.
Batum’a giden dolmuşlar da buradan hareket ediyor. Ayrıca: Doğu Karadeniz bölgesinin en güzel plajları; en güzel deniz, sınırı hemen geçince karşımıza çıkıyor.
Halk: sere serpe plajlardan denize giriyor. Sınır kapısının bizim tarafını düşünürseniz: çöp.
Dikkati çekecek en büyük obje ise: bizim tarafta kalan, sahildeki cami.
Sınırdan geçmeyi kafanıza koyarsanız: Hopa’dan, yanınıza bir miktar döviz alın. Aslına bakarsanız, sınırda, dolar satın alabileceğiniz yerler de var. Ancak; özellikle, Batum şehrinde, TL. bozdurmanız pek kolay değil.
Batum’a gittiğinizde: dolar para birimini, buranın yerel para birimi olan “lari” ye rahatlıkla çevirebilirsiniz.
Yanılmıyorsam: 1 dolar, 1.8 lari’ye eşit.
Evet: Karadeniz Sahil gezinizde, son durak olarak mutlaka Batum şehrini de ilave etmelisiniz.
Girne’den çıkışta, batı yönünde devam ettiğinizde, bir süre sonra sahilden ayrılıp, güneye iniyorsunuz ve Çamlıbel’i geçince, Güzelyurt karşınıza çıkıyor. Deniz kıyısında değil, daha içte.
Adanın kuzeybatısında.
Güzelyurt; adını hak edecek güzelliklere sahip. Verimli topraklar üzerinde kurulmuş ve adanın başlıca narenciye üretim merkezlerinden biri. Turunçgil bahçeleriyle çevrili. Burada: portakal, greyfurt, karpuz, kavun ve çeşitli sebzeler yetiştiriliyor.
Turunçgillerin büyük çoğunluğu: ihraç edilmekte. Bir kısmı ise; meyve suyu yapılarak, ada içinde tüketiliyor ve ihraç ediliyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesinin, KKTC Kampusu; Güzelyurt sınırları içindeki; Kalkanlı kasabasında.
Kıbrıs Güzelyurt
GÜZELYURT GEZİLECEK YERLER
DOĞA VE ARKEOLOJİ MÜZESİ
KKTC de açılan, ilk arkeoloji müzesidir. Müze binası: 1974 Barış Harekatı’ndan önce, Metropolit olarak kullanılıyordu. 1974 yılında, Eski Eserler ve Müzeler Dairesine tahsis edilen binada; tadilat ve düzenlemeler yapılmış.
1979 yılında; müze olarak hizmete açılmış. .
Yapı: 2 katlı. Alt katta: doğa bölümü var. Burada: Kıbrıs’ta görülen: yerli ve göçmen kuş çeşitleri, böcekler, yılanlar, Akdeniz’de yaşayan balık türleri ve Kıbrıs’ın jeolojik yapısında mevcut olan taş çeşitleri sergileniyor.
Üst katta yer alan arkeoloji bölümünde ise: eski eserler, kronolojik sıra ile sergileniyor. “Tumba Tu Skuru” buluntuları ve “Artemis Heykeli”; müzenin en önemli eserleri. Artemis heykeli:68 cm. boyunda ve Efes’te bulunan Artemis heykelleriyle; gerek malzeme ve gerekse şekil bakımından büyük benzerlik gösteriyor.
Çok memeli oluşu, bolluk ve bereketi simgeliyor. Bu heykel, iki adet geyik heykelciği ile birlikte; 1980 yılında, Salamis’te, tesadüfen, bir turist tarafından, denizden çıkarılmış. Yapımı: MS.2’nci yüzyıla tarihleniyor.
TREN İSTASYONU
Kıbrıs’ta kullanılan ilk trenler; Güzelyurt Festival Alanında sergileniyor. Bunlar: Kıbrıs’ın ilk trenleri. Lefkoşa-Güzelyurt girişindeki anayolun; her iki yanında yer alan tren istasyonu binaları; İngilizler döneminde yapılmış. Günümüzde: Festival Parkında bulunan lokomotif ile birlikte; birer tarihi eser olarak sergileniyor. Ancak; tren istasyonu binalarının restore edilmesine ihtiyaç var. Gittiğinizde, biraz harap olduğunu göreceksiniz.
ATATÜRK ANITI
Güzelyurt Kaymakamlığı önünde. 1973 yılında; Öğretmen Feriha Coşkun’un; büyük çabası ve girişimleri ile, Nazilli’de yaptırılmış. 1974 yılında, Adaya getirilen anıt: Baf’da hazırlanan kaidesi üzerine konar.
Ancak; Barış Harekatı sonucunda yapılan nüfus mübadelesi sonucu: Baf’da yaşayan Türkler, Güzelyurt’a gelince; Atatürk Anıtı da Baf’tan alınarak, Güzelyurt’a getirilmiş. Güzelyurt’ta bulunan Rumlara ait bir heykel ise; Rumlara gönderilmiş. Heykelin böyle bir hikayesi var. 1999 yılında, kaidesi ve çevresinde yapılan düzenlemeler ile, yeni bir çehre kazandırılmış olup, törenler burada yapılıyor.
MAMAS MANASTIRI-KİLİSESİ
Aziz Mamas: Kıbrıs’ın en tanınmış azizlerinden biri. İkonlarda; aslana bindirilmiş ve kollarında, kuzu ile tasvir edilmiş. Yerel efsaneye göre: “St. Mamas; Güzelyurt yakınlarındaki bir mağarada yaşayan fakir biriymiş. Dönemin, Bizanslı dükü: yayınladığı bir bildiriyle, herkesin vergi ödemesini ister. Mamas; sosyal yaşam içinde yer almadığı için bunu kabul etmez. Bunu duyan dük; azizin tutuklanıp cezalandırılmasını ister.
Askerler: aziz Mamas’ı tutuklarlar ve birlikte Lefkoşa’ya doğru ormanda ilerlerken; karşılarına, aniden: o güne kadar Kıbrıs’ta görülmeyen bir aslan çıkar. Aslan; önde giden kuzuyu parçalamak ister. Ancak; aziz Mamas; elini kaldırır ve aslan sakinleşir. Aziz: kuzuyu koluna alır, bir katır gibi aslanın sırtına biner ve Bizans dükünün huzuruna; bu şekilde çıkar. Dük; gördükleri karşısında çok şaşırır ve Aziz Mamas’ı, ömrü boyunca vergiden muaf tutar. Adada, onun adına adanmış 14 kilise bulunduğu söylenmekte.
Evet; bu manastır, esasen antik ikon sergisiyle ünlü.
Orijinal kilise
Bizans yapımı. Ancak; çeşitli dönemlerde yenilenmiş. Orta Çağda; gotik stilde, hatırı sayılır derecede önemli ve güzel duruma getirilmiş. Osmanlılar döneminde ise, 1725 yılında; tamamıyla yeniden yapılmış, büyük ve merkezi bir kubbe eklenmiş.
İlk yapılan gotik tarzlı binadan ise; çok az bir bölüm günümüze ulaşmış. Bunlar; kuzey ve güneydeki giriş kısımları, sütunlar; batı penceresindeki iki mermer sütun ve azizin lahdinin bulunduğu kemerli kısım. Bütün bunlar; 15’nci yüzyıldan kalmış.
İkonastatis: iki devrin ve stilin karışımı. Burada yer alan gotik başlıklı dört mermer sütun ve mermer paneller; 1500’lü yıllara tarihleniyor. Bu paneller: Venediklilerin; adada bulunan en güzel ve küçük sanat eserleri.
Üzüm ve meşe motifleriyle, yüksek kabartma şeklinde dekore edilmiş ve köşelere; Venedik armaları yerleştirilmiş. İkonasist’in; ahşap işçiliği, koyu mavi ve altın renkli boyası; 16’ncı yüzyılın muhteşem örnekleri.
Solundaki kutsal girişte yer alan iki kapı ile atlar üzerindeki boyalı gölgeler de; aynı dönemden kalma. Azizin; Bizans döneminden kalan mermer lahdi; bir kemer altında ve duvar içine yerleştirilmiş. İçeriden ve dışarıdan görülebiliyor. Batı kapısı üzerindeki yazılarda: 1738 yılında, Fransız konsülü M. Porey’in ve 1753 yılında, Moskova’dan bir kişinin yapmış oldukları ziyaretler yazılı.
TUMBA TU SKURU
Güzelyurt-Girne karayolunda, ama yolun batısında ve Güzelyurt’un birkaç kilometre kuzeyinde. Geç Bronz Çağına ait bir yerleşim yeri. 1971-1974 yılları arasında, Prof. Emily T. Vermeule başkanlığındaki, Harvard Üniversitesi ve Boston Güzel Sanatlar Müzesi tarafından yapılan kazılarda çıkarılan eserler; Güzelyurt Arkeoloji ve Doğa Müzesinde sergileniyor.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk
MAVİ KÖŞK
Kıbrıs ziyaretçileri tarafından mutlaka gezilen, Kıbrıs’ı ziyaret edecek kişileri mutlaka gezip görmesini önereceğim bir yer olarak önem kazanmaktadır. Burayı mutlaka görmelisiniz.
Mavi Köşk: Girne-Güzelyurt dağ yolu üzerinde, Ortadoğu Teknik Üniversitesi kampüsü yakınlarında, Çamlıbel köyünde, askeri birlik sınırları içindedir.
Tabelalar takip edilerek buraya ulaşıldığında, askeri bölge kapısında, kimlik belgelerinin nöbetçi askere verilmesi gerekiyor. Ardından, yine kısa bir yolculuktan sonra Mavi Köşk’e ulaşılıyor.
Genel kurallar
Mavi köşk, 39’ncu Mekanize Piyade Tümen Karargah ve Karargah Bölüğü sorumluluğunda işletilen bir ibret müzesidir. Köşke giriş ücretlidir. Ancak nakit para kabul edilmiyor, giriş ücreti kredi kartından çekiliyor.
Köşk: Pazartesi günleri hariç, her gün saat: 09.00-18.00 arasında ziyarete açıktır. Köşkteki gezi, askerlik hizmetini yapan görevlilerin rehberliği nezaretinde yapılmaktadır. Sunum yaklaşık 35-40 dakika sürmektedir.
Köşk içinde, fotoğraf ve video çekimi yasaktır. Ayrıca: eşyaları dokunmak ve koltuklara oturmak ta yasaktır. Üst kata çıkarken, galoş giyilmesi gerekiyor.
Mavi Köşk hakkında genel bilgi
Mavi Köşk: 1957 yılında İtalyan asıllı Rum Paulo Paolides tarafından yaptırılmıştır.
İki kat üzerine, 16 bölümden oluşan köşk, 20’nci yüzyıl modern döneme ait betonarme teknikle yapılmış bir binadır. O dönem şartlarında, böyle muhteşem bir mimari gerçekten göz kamaştırıyor.
Doğu ve Batı mimari usluplarının karışımıyla yapılan köşk, Kıbrıs’ta dönemin Türk ve Rum mimari özellikleri dışında İtalyan ve Akdeniz bölgesi mimari özelliklerini taşımaktadır. Cephelerdeki kapı ve pencerelerin basık kemerli alınlıkları, İslam mimarisinin bir örneğini sunmaktadır.
Köşkün eski sahibi Paolides, o dönemde Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu olan ve daha sonra Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı da yapan Makarios’un avukatıdır.
Kendisi aynı zamanda bir esnaf görünmesine rağmen, masun insanların kanları karşılığı servet sahibi olan o dönemde, bölgenin ve Ortadoğu’nun en büyük silah kaçakçısıdır ve iyi paralar kazanmıştır. Denizden gelen kaçak silahlar önce bu eve gelir, buradan da adanın her tarafına sevk edilirdi. Bir zamanlar, Kıbrıs adasında yaşayan Türklerin tüm katledilme planlarının bu köşkte yapıldığı söyleniyor.
Dönemin birçok ünlü insanı burayı ziyaret etmiştir.
Köşkün eski sahibi Paolides: 1986 yılında İtalya’da bir mafya toplantısında zehirlenerek öldürülmüştür. Ölmeden önce uzun süre, mobilyaların bakımı için buraya para gönderdiği söylenmektedir.
Köşkü gezerken göreceğiniz gibi, o dönemde Kıbrıs Türkleri, Rum baskısı altında sefalet içinde yaşarken, kendisi bu köşkte sefa ve lüks içinde yaşamıştır.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Süt Banyosu
Köşkün gezilmesi
Köşkün gezilmesinde, tur müzik bölümünden başlıyor. Burada: Paolides’in anılarını yazdığı masa ve sandalyesi, duvarda asılı üç tablo, ikinci tablonun altındaki radyo pikap ve 1953 İngiltere yapımı piyano ve sehpası orijinaldir. Ayrıca İtalyan el işlemeli fayanslar ve girişteki akordeon kapı da o dönemden kalmadır.
Sol tarafta görülen mavi fayanslı havuz: kadınların cildine ve güzelliğine iyi geldiği söylenen süt banyosunun yapıldığı yerdir. Dönemin ünlülerinden Sofia Loren’in, buraya gelerek köşkte bir gece kaldığı ve süt banyosu yaptığı söylenmektedir. Sofia Loren’in, halen Kapalı Maraş bölgesinde bir adet yazlık evi bulunmaktadır.
Gezimize devam ediyoruz.
Odada, yarım silindir şeklindeki vitrin içindeki gümüş işlemeli likör takımı orijinaldir. Vitrin kapakları rokoko sanat anlayışı ile yapılmıştır. Sol taraftaki kabartma yağlı boya tablo orijinaldir. Yağlı boya tablonun özelliği: gökyüzünün bölümleri ve diğer kabartmalı kısımlar, ressamın kendi parmak ucu darbeleriyle yapılmış olmasıdır.
Üst kısımda bulunan ışıklandırma ve klima sistemleri yine o dönemden kalmadır. Köşkün bütün bölümlerinde: merkezi olarak tasarlanan aynı klima sistemi çalışmaktadır. 1957 yılı yapımı Westinghouse marka merkezi klima sistemi hala çalışır durumdaymış.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Çalışma Odası
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Çalışma Odası perdeler
Çalışma Odası
Çalışma odasında, kütüphane olarak kullanılan bölümdeki kitaplar orijinaldir. Üstü ceylan deresi kaplı masa, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’un hediyesidir.
Masanın arkasında bulunan koltuk ise, uzaktan bakıldığında çok rahat gibi görünmesine rağmen, kişi üzerine oturduktan 2-2.5 saat sonra beton gibi sertleşerek, üzerindeki kişinin rehavete kapılmasını engeller, çalışmasını ve konsantre olmasını sağlar.
Koltuğa bu özelliği veren şey: yapımında kullanılan özel bir deniz süngeridir. Arkadaki kırmızı dolapta bulunan bronz melek heykeli, orman manzaralı tablo ve marjinal biblolar orijinaldir.
Burada: köşkün eski sahibi Paolidis’in duvarda bir siyah beyaz fotoğrafı görülüyor. Bu fotoğraf orijinaldir ve köşkün diğer yerlerindeki benzeri fotoğraflar bu fotoğraftan çoğaltılarak kopyalanmıştır. Bu fotoğraf incelendiğinde görüldüğü gibi, kendisi 155-160 cm boylarında, minyon tipli bir kişidir.
Köşkteki tek orijinal perdeler buradadır. Bunlar üç kat elyaftan yapılmıştır ve bu sayede: dışarıdan gelen ses, ışık ve ısı minimuma indirgenmekte, içeride daha rahat bir çalışma ortamı yaratılmaktadır. Buradaki perdeler açıldığında: havuzun sesi gelmekte, perdeler kapatıldığında ise, ses kesilmektedir.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Üst Kat
Üst Kat
Ayakkabılara galoş takılarak merdivenlerden üst kata çıkılıyor. Burada bir ayna var, aynanın özelliği çerçevesinin tek parça halinde gül ağacından yapılmış olmasıdır. Yukarı çıktığınızda görülen üç adet tablo o dönemden kalmadır. Sağ tarafta bulunan iki tablo, çini mürekkebinden yapılmıştır.
Üst katta bulunan odaların hepsi ayrı renklerde boyanmıştır.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Kırmızı Oda
Kırmızı Oda
Dönemin mafya toplantıları ve kanlı eylem planları bu odada yapılmıştır. Her türlü toplantı, bu odada bulunan ve üzeri timsah derisi kaplı masada yapılmakta ve son kararlar her zaman Paolidis tarafından alınmaktaydı. Masanın arkasında, duvar kenarındaki Paulidis’in koltuğu görülmektedir. Toplantıları buradan yönetmesinin sebebi, arkasından gelebilecek saldırılara karşı korunmadır.
Odada bulanan koltuk takımı ve sehpalar yine o dönemden kalmadır. Koltuklar, sadece bir defaya mahsus olarak orijinaline yakın tadilat görmüştür. Karşı duvarda asılı tablo ise Yunan savaş kahramanı Aşil’e aittir. Bu tabloda: Truva savaşından önemli bir an betimlenmiştir. Arkadaki tablo ise köşkün en değerli tablosu olan Azize Maria yani Meryem Ana tablosudur.
Bu tablo: 1971 yılında Magosa Sen Barnabas kilisesinden iki papaz tarafından yapılmıştır. Tablonun iki önemli özelliği söz konusudur. Bunlardan birincisi: Azize Maria’nın halesinin som altından, gerdanlığının ise altın suyundan yapılmış olmasıdır. İkinci özellik ise: sizler odanın neresinde olursanız olun, Azize Maria’nın gözleri, elleri, dizleri ve ayakuçları, sizi takip ediyor olacaktır. Oda içinde bulunduğunuz konumu değiştirerek bu durumu görebilirsiniz.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Mavi Oda
Mavi Oda
Dönemin misafirlerinin konakladığı odadır. Perdeler, yatak örtüsü ve iki adet abajur dışındaki bütün eşyalar orijinaldir. Karşıdaki duvarda bulunan mavi girinti, odanın ibadet bölümüdür.
İçindeki ayna ise, Paulidis tarafından Uzakdoğu’dan özel olarak getirtilmiştir. Aynı dokuz boğumlu olduğundan karşısında kendine bakan kişi, arkasındaki bütün alanı çepeçevre görebilmektedir.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Kasa
Bu odadan çıktığınızda, hemen duvarda bir kasa görülmektedir. Bu kasa, yine Paulidis’e ait olup, 1977 yılında Türkiye’den gelen özel bir heyet tarafından açtırılmıştır. Kasanın içinde 20 Paund ve bir adet altın anahtar bulunmuştur.
Anahtar, köşkün her yerinde denenmiş olmasına rağmen, her hangi bir uygun kullanım yeri bulunmamıştır. Ancak altın anahtarla ilgili teori: o dönemde mafya liderleri arasında gücü simgeleyen bir hediye olarak birbirlerine alınıp verildiğidir.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yeşil Oda
Yeşil Oda
Dinlenme odası olarak kullanılan yerdir. Ortadaki masa ve sandalyeler, koltuk takımı, konsol, vitrin ve vitrin içindeki likör takımı, köşedeki çini işlemeli vazo, duvardaki tablolar ve televizyon ö dönemden kalmadır. Televizyonun özelliği: uzaktan bakıldığında her ne kadar çok parçalı olarak görülse de aslında tamamı tek parçadan oluşan özel bir seri üretimdir.
Ayrıca: Kıbrıs’a gelen ilk siyah-beyaz televizyondur. Televizyonun üzerinde bulunan, kara kalem çalışma ise, Hıristiyan resim sanatının önemli örneklerinden olan Hz. İsa’nın son akşam yemeğinden küçük bir parçadır. Hz. İsa, burada havarilerine, güneş doğup-batmadan, içinizden biri bana ihanet edecek demektedir ve havarilerin şaşkınlıkları yüzlerine yansıtılmıştır.
Arka köşede bulunan tekli koltuklar ise; inceltilmiş yay ve kuş tüyü kullanılarak yapılmış stres koltuğudur. Paulidis, bu odaya gelir, bu koltuklarda 15-20 dakika dinlenir, uykusu gelince yatak odasına geçerdi.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yatak Odası
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yatak Odası
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Banyo
Yatak Odası
Yatak odası olarak kullanılan bu odada, karşılıklı konumlandırılan pencerelerden, güneşin doğuşu ve batışı izlenebilmektedir. Perdeler ve yatak örtüsü dışındaki bütün her şey orijinaldir. Yatağın çok büyük olduğu dikkatinizi çekecektir. Söylentilere göre, Paolidis bu yatakta aynı anda birkaç kişi ile birlikte yatıyormuş. Arkadaki duvarda asılı iki adet İtalya Cenova manzaralı tablo, gravür baskıdır. Sol tarafta bulunan masanın kapağı yukarı doğru kaldırıldığında, bir makyaj masası olarak kullanılıyor.
Banyo bölümünde: Paulidis’e ait iki adet bornoz ve bir çift terlik bulunmaktadır. Yatağın arkasındaki bölüm: bazı kaynaklarda bir kaçış tüneli olarak geçmektedir. Ancak gerçekte burası klimadır ve su tesisatı vardır. Ancak, elbette köşkte bir kaçış tüneli bulunmaktaydı, sadece tünelin giriş yeri burası değildir. 1974 yılında Türk askeri adaya çıktığında, Paulidis, bahçede bulunduğu söylenen bir kaçış tüneli kullanarak, yakındaki bir İngiliz köyüne kaçmış ve oradan da adayı terk etmiştir. Kaçarken, izini kaybettirmek için kaçtığı tüneli patlattığı söyleniyor.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Sarı Oda
Sarı Oda
Burası, misafir çocukların konakladığı odadır. Perdeler ve yatak örtüsü dışındaki bütün eşyalar orijinaldir. Dışarıdan bakıldığında her ne kadar köşkle birlikte inşa edildiği düşünülse de, aslında bu oda sonradan eklenmiş bir deprem odasıdır.
Bunu, duvarlardaki ve tavandaki esneme paylarından anlıyoruz. Bu deprem odası sistemine, lokasyon sistemi denilmekteydi. Herhangi bir sarsıntı anında, bu oda, köşkten çok küçük bir miktar ayrılmaktaydı.
Paulidis, bekardı ve çocuğu yoktu. Buna rağmen çocuklara karşı, ilgisinin ve sevgisinin üst düzeyde olduğu bilinmekteydi. Ancak bu ilgi ve sevgi hoşgörülü ve babacan, şevkatli bir tavırla düşünülmezdi. Kendisinin bir çocuk istismarcısı olduğu hakkında kuvvetli iddialar vardır.
Paulides: çocuk yatak odası, banyosu ve oyun odasındaki bütün eşyaları minyatür olarak dizayn ettirmiş ve giriş kısmında bulunan mavi kulplu dolaplara erkek çocuklarının, eflatun kulplu dolaplara ise kız çocuklarının çeşitli kıyafetlerini koydurmuştu.
Koridor
Üst kat koridorunda bulunan konsol ve aynanın çerçevesi gül ağacından yapılmıştır. Konsol üzerinde bulunan bronz balerin heykeli: dengeyi temsil ediyordu. Konsol üzerinde, ne şekilde konulursa konulsun dengede kalabiliyordu. Heykelin o dönemdeki kullanım amacı: bir deprem habercisi olmasıydı.
Heykel konsol üzerine dik konumda yerleştirilir, herhangi bir sarsıntı durumunda öne doğru devrilerek, çok yüksek bir ses çıkarır ve bu ses, gerek konsolun akustik yapısı ve gerekse köşkün merkezi konumundan dolayı, köşkün her yerinden rahatlıkla duyulabilirdi. Sesi duyan üst kattaki misafirler sarı odaya, alt kattaki misafirler ise bahçeye kaçarak depremden korunuyorlardı.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Teras Bölümü
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Teras Bölümü
Teras Bölümü
Köşkün en güzel bölümüdür. Burada da, pençeler özel konumlandırılmış, güneşin doğuşu ve batışı izlenebilmektedir. Köşelerdeki testiler, koltuk takımı, sehpalar, çini işlemeli vazo, iki adet İran halısı, köşelerdeki biblolar, tavandaki avize orijinaldir. Bibloların özelliği: o dönemde köşke gelen misafirlere konyak ikramı yapılıyor olmasıydı.
Eğer gelen misafir kadın ise erkek figürlü biblodan, gelen misafir erkek ise kadın figürlü biblodan konyak ikramı yapılıyordu. Bibloların üstünde bulunan “Metaksa” yazısı, halen Yunanistan’da faaliyette bulunan bir içki firmasının eşantiyonudur.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yemek Bölümü
Yemek Bölümü
Burada görülen ceviz ağacından yapılmış sandalyeler, duvardaki tablolar, zigon sehpalar, içki dolabı ve çıkış bölümündeki mini bar o dönemden kalmadır.
Zigon sehpaların üzerindeki figürler, fildişi kabartma ve sedef işlemedir. Bu figürler o dönemde köşke gelen misafirleri temsil etmekte olup, eğer gelen misafir gurubu dört kişilik bir gurup ise, dört figürlü sehpa, üç kişilik gurup ise üç figürlü sehpa ile ikram ve servis yapılıyordu. Toplamda on adet figür görülür ve buna bağlı olarak teras bölümünde, on kişilik bir oturma gurubu bulunmaktadır.
İçki dolabının özelliği ise, üzerindeki kabartma bölümlerin bukelamun derisinden yapılmış olmasıdır. İtalya’dan gelen özel solüsyonu kullanıldığında bu kabartmalı kısımlar mevsimlere göre renk değiştirdiği söyleniyor.
İlkbahar aylarında yeşil, sonbahar aylarında sarı, yazın kırmızı ve kışın beyaz renk alırdı. Ancak: son solüyon 1986 yılının sonbahar aylarında kullanılmış ve kabartma bölümler sarı renkler ağırlıklı olarak kalmış ve günümüze ulaşmıştır. İtalya’dan gelen solüsyon daha sonraki tarihlerde gelmediğinde, sarı renkli olarak kalmıştır.
Çıkış bölümünde bulunan mini bar ise, herhangi bir elektronik bağlantı olmamasına rağmen, termos mantığı ile çalışmaktadır. İçine yerleştirilen aynaların yansıtma özelliği sayesinde, içine konulan içecek sıcak ise sıcak kalmakta, soğuk ise soğuk kalmaktadır.
Tura alt kata inerek devam ediyoruz. Bu bölümde, galoşlar çıkarılıyor ve alt katta, sağ bölüme geçiliyor.
Yemekhane Bölümü
Burada: karşılıklı olarak duvarlarda bulunan mavi girintiler, Akdeniz mimarisinde niş adı verilen ve odaya estetik ve derinlik vermek için yapılan bölümlerdir. Karşı taraftaki duvarlarda ise metallerden burçlar yapılmıştır.
Sırasıyla: boğa, iki adet karşılıklı başak, sağ bölümde ikizler, sol arkada oğlak ve yine arkada başak burcu işaretleri görülmektedir. Başak burcunun ağırlıklı olarak kullanılmasının sebebi: Paulidis’in başak burcu olmasıdır. Diğer figürlerin de yakın arkadaşları veya aile bireylerinin burçları olduğu düşünülmektedir.
Tabanda bulunan mozaikli bölüm, köşkün inşaatı sırasında İtalya’dan özel olarak getirilmiş ve tek tek elle kaplanmıştır.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Taverna Bölümü
Taverna Bölümü
Ahşap kapıdan geçilerek taverna bölümü olarak kullanılan yere ulaşılıyor.
Burası: Rumların porselen tabak kırarak sirtaki yaptıkları bölümdür. Buradaki: 1970 yılı Hollanda yapımı piyano, meşhur Kıbrıs kebabının pişirildiği fırın ve arkada, av hayvanlarının pişirildiği mekanizma orijinaldir. Mekanizma halen çalışır durumdadır. Üst kısımda bulunan üzümler, gerçekçi olarak görülmeleri için özel olarak yapılmış, dallar ise ince geyik derisindendir.
Porselen tabakların bir kısmı orijinaldir. Masaların renkleri, üst katta bulunan oda renkleriyle aynıdır. Kırmızı masalarda dönemin Mayfa liderleri, sarı masalarda çocuklar ve mavi masalarda diğer misafirler ağırlanırdı. Köşkte kalan misafirlerin, kaldıkları odanın rengi olan masalardan başka masalarda oturmalarına izin verilmezdi. Dolayısı ile, herhangi bir kalabalık durumunda: evin içindeki düzen ve asayiş sağlanıyordu.
Ayrıca çıkış bölümünde bulunan altı adet şarap fıçısı da o dönemden kalmadır.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Bahçe-Aslanlı Küp
Bahçe-Aslanlı Küp
Taverna odasından çıkınca, büyük ve açık havuz ve aslanlı bir küp görülmektedir. Aslan, birçok kültürde olduğu gibi burada da gücü ve kudreti temsil etmektedir. Küpün içinde bulunan şarap, arkadaki özel bir devir-daim motoru sayesinde, aslanın ağzından tekrar küpün içine akmaktaydı. Bu sayede havuz veya taverna bölümünde eğlenen misafirler, eğlencelerine ara vermeden kadehlerine şarap dolduruyorlardı.
Tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen 22-23 Aralık 1963 tarihinde; 400’e yakın Kıbrıslı Türk’ün katledildiği, aralarında Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve üç çocuğunun öldürüldüğü gece de, Paulidis ve arkadaşları, olaydan haberdar buradaki lüks yaşamlarının 6’ncı yılını kutluyorlardı.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Seyir Mevkii
Seyir Mevkii
Seyir tepesi: aşağıdaki vadinin tümünü ve iki tepe arasında kalan limanı görecek şekilde konumlandırılmıştır. Bir silah kaçakçısı olan Paulidis: gemilerle limana getirttiği silahları, eşeklerle köşke taşıtır ve buradan, dönemin anti Türk terör örgütlerine pazarlardı. Sevkiyatın güvenliği için buraya bir mevzi kazdırmış ve içine silahlı iki muhafız yerleştirmişti.
1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında bir gurup Türk askeri, köşkün altındaki ovaya paraşütle inince, Paulidis’in korumalığını yapan Rum askerlerinin açtığı ateş sonucu, çok sayıda Türk askeri (100 kadar olduğu söyleniyor) şehit olmuştur. Bu yüzden, köşkün altındaki bölgeye “Kanlı vadi” denilmektedir.
Karşıdaki beyaz bölüm ise, köşkün en büyük günah çıkarma yeridir.
Bu arada: burada köşkün bir başka büyük özelliği de gündeme geliyor. Aşağıdaki vadinin neresinden bakılırsa bakılsın, köşk görülmezdir.
Köşkün kuş bakışı görüntüsü ise, silah biçimindedir. Hatta yine bir iddiaya göre: Paulidis, köşkün yerinin kimseler tarafından bilinmemesi için, mimarı öldürtmüştür.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Yankılı Taş
Yankılı Taş
Burada: yüzünüz köşke dönük olarak konuştuğunuzda, ses yankılanarak geri gelmektedir. Bunun sebebi: üzerinde bulunulan ve mavi boya ile işaret edilen siyah mermer taşın altında, yaklaşık sekiz metre boşluk olması, kenarlarının yarım ay şeklinde düzenlenmiş olmasıdır.
Kendisi duruşmalardan önce, burada sesini dinleyerek motive olduktan sonra mahkeme salonlarına giderdi. Mahkeme heyetini etkilemek için konuşmasını nasıl yapacağını, ses tonunu dinleyerek belirliyordu.
Kıbrıs Güzelyurt Maviköşk Dilek Havuzu
Dilek Havuzu
Dilek havuzunun çevresinin bir göz şeklinde olması, içindeki mermerlerin mavi olması, su ile doldurulduğunda nazar boncuğunu simgelemesinin istenmesidir. O dönemde köşke gelen misafirler, ellerine bir bozuk para alıp dilek tutarlardı.
Bozuk parayı, yüzlerini köşke döndükten sonra sol omuzlarının yani kalplerinin üzerinden dilek havuzuna atarlar, para tura gelmesi durumunda dileklerinin tutacağına inanırlardı.
Evet: köşkün gezisi bitti. Köşkün bahçesinde, yine askerler tarafından işletilen büfeden bir şeyler alıp yorgunluk giderebilirsiniz.
Evet: Kıbrıs denilince, burada güneş, deniz ve plajlar söz konusu oluyor. Peki; nerede denize girelim, en güzel deniz, kumsal ve plaj nerededir? Dört mevsim güneş aldığı için, Kıbrıs’ın birçok noktasından denize girmek mümkündür. Birbirinden güzel plajlar; insanlar için farklı seçenekler sunarlar. Ortak özellikleri ise: altın sarısı kumu ve berrak denizidir.
GİRNE
Mare Monte Plajı
Kıbrıs Plajları; Girne’nin Alsancak bölgesindeki küçük bir koyda bulunuyor. Günübirlik geziler için ideal. Şehir merkezine çok yakın olan bu koy, özellikle hafta sonlarında çok kalabalık oluyor.
Escape Beach Club (Yavuz Çıkarma Plajı)
Girne’den Alsancak’a doğru giderken karşınıza çıkacaktır. Hemen karşısında, küçük bir adacık var. Bu adacık: doğal bir dalga kıran görevi yapıyor. Böylece: plaj, daima dalgasız.
Özellikle: Kıbrıslı gençler buraya ilgi gösteriyor.
Her türlü konfor sunuluyor. Scuba diving, kano ve deniz bisikleti gibi su sporları yapılabiliyor.
Giriş ücretli. İçeri girdikten sonra: ister pufların üzerinde, ister kumsalda şezlonglarda güneşlenebilirsiniz. Plajın hemen arkasındaki restoran; yemek için uygun. Ancak: yaz sezonunda, oldukça kalabalık. Kuzey Kıbrıs’ın en popüler beach’lerinden biridir.
Camelot
Girne yakınlarındaki, Alsancak’ta, antik Lambousa kentinin hemen merkezinde bulunuyor. At nalı şeklindeki bu tarihi koy, eskiden bir Roma balıkçısı imiş. Dalgakıran’ın dinginleştirdiği sular, sakin ve güvenli yüzme keyfi veriyor.
Özellikle: deniz yaşamının zenginleştirdiği kaya dipleri, şnolkerle dalmak için ideal. Çeşitli motorlu su sporlarının da yapıldığı bu sahilde; bungee-trampoline yapabilirsiniz.
Şezlongların makul aralıklarla dizilmiş olması; rahatça güneşlenmenize olanak sunuyor.
Girne’de; özellikle turistlerin kalabalıklaştığı yaz aylarında, böyle bir rahatlığı her yerde bulmak mümkün değil. Koyun etkileyici peyzajına hakim restoranındaki yemek çeşitliliği de, damak tadına düşkün olanları sevindirecek ölçüde.
Acapulco
Girne’nin, birkaç kilometre doğusunda bulunan, beş yıldızlı Acapulco Otel’in plajı. Buradan yararlanmak için, otel müşterisi olmak gerekmiyor.
Giriş ücreti ödeyerek, bu plajdan yararlanabilirsiniz. Akdeniz güneşinin altında, hareketli ve eğlenceli bir ortam.
Oldukça büyük bir açık yüzme havuzu var. Bu havuz: su kaydırakları ile zenginleştirilmiş.
Büyük havuzun çevresinde; birçok eğlence aktivitesi düzenleniyor.
Plajın; zaman zaman büyüyen dalgaları; sörf yapma olanağı da sunuyor. İncecik kumu ve uçsuz bucaksız mavilikleriyle, Girne’nin hemen yanı başında, güzel bir plaj.
Yeşilırmak
Kuzey Kıbrıs’ın batı ucunda bulunuyor. Adanın en yeşil topraklarından biri. Bu plaj; aynı zamanda: “Kıbrıs’ın en büyük asması” olarak da, Guinnes Rekorlar Kitabına giren ağacına da ev sahipliği yapıyor.
Küçük ve şirin bir koy. Plajın tam ortasında bulunan büyük beyaz iskele, hem denize girmeyi kolaylaştırıyor ve hem de akşam sefasına mekan oluyor.
Merkezden biraz uzakta ve sapa olmasından dolayı, oldukça sessiz ve sakin olan bu koy, tatilde huzur arayanlar için ideal.
GAZİMAĞUSA
Palm Beach Club
Kıbrıs Plajları; Şehrin hemen yanı başında bulunan Palm Beach Plajı: bir yanında, savaşın izlerini taşıyan hayalet bölge olan “Kapalı Maraş”, diğer yanında tatilcileri ağırlayan Bilfer Palm Beach Hotel var.
Kapalı Maraş sınırında güneşlenirken; hemen yanı başınızda, 1974 yılında bombalanan ama yine de tüm yıkıntılarına rağmen, gökyüzüne görkemli bir şekilde yükselen binaları görebilirsiniz.
Şehre yakın olması nedeniyle; gündüz güneşlenenleri, geceleri de müzik ve dalga sesleriyle dans edenleri görmek mümkün.
Bir yanı canlı ve kalabalık, diğer yanı ise terk edilmiş bir mekan. Bu nedenle: Kuzey Kıbrıs’ın görülmeye değer bir plajı.
Glapsides
Gazimağusa’nın 5.5 km. kuzeyinde. Doğu Akdeniz Üniversitesine, yalnızca 2 dakika uzaklıkta. Karpaz anayolu üzerinde, uzun ve kumluk bir plaj. Mavi sularında; su sporları meraklılarını konuk ediyor.
Burada: dalgıçlık imkanları sunulmaktadır. Su altı dünyasının gizemini keşfedebilirsiniz. Plaj voleybolu turnuvaları yapılıyor.
Yılın her döneminde, üniversite öğrencileriyle dolup taşıyor.
Plaj çevresinde; kamp yapma imkanı da var. Sabahın erken saatlerinde denize girip, balık türlerini avlayabilirsiniz.
Mağusa Boğazı
Gazimağusa’nın yaklaşık 25 km. kuzeyinde. Adından da anlaşılacağı üzere: Mağusa’yı Karpaz’a bağlayan bir boğaz geçidi. Lefkoşa tarafından, havaalanına doğru gidilirken, Geçitkale yoluna dönülerek ulaşılıyor.
Özellikle, buranın balık restoranları ünlü. Ulaşımın rahat olduğu Boğaz’da: küçük bir balıkçı limanı ve yine küçük bir plaj bulunuyor. Plaj: otelin önünde ve otel tarafından işletiliyor.
Oldukça berrak denizi ve incecik kumuyla dikkat çekiyor.
Plajın önünde: uçsuz bucaksız gibi görünen ve Lübnan kıyılarına kadar uzanan masmavi deniz var.
Balıkçı Limanı ile, plaj arasında kalan bölgede: yan yana sıralanan balık restoranlarında: oldukça taze ve leziz deniz ürünlerini bulmak ve yemek mümkün.
Sabah erkenden yola çıkın, kahvaltınızı burada yapın ve denize girdikten sonra, yine burada, leziz deniz ürünlerinden tadarak günü tamamlayın.
Ulaşım pek rahat değil. Alt yapı açısından da, sorunları olan bir yer. Ama sanırım bu yüzden; yüzlerce yıl, el değmeden günümüze ulaşmayı başarabilmiş bir yer.
Kumsaldaki iki küçük pansiyon dışında, neredeyse hiç yapılaşma yok. Doğa ile baş başa, eşsiz bir tatil için bulunmaz bir fırsat.
Bu arada: burasının, mitolojide aşk ve güzellik tanrıçası olarak geçen Afrodit’in (Venüs) doğduğu yer olarak geçtiğini hatırlatmam gerek.
Efsaneye göre: bir ilk bahar sabahı; kıpırtısız olan deniz, birdenbire köpüklü, beyaz bir dalga ile hareketlenir ve bu dalga ile birlikte, bir deniz kabuğu üzerinde Afrodit, kıyıya adım atar.
Fırsatınız olursa: burada gün doğumunu izleyin, sabah yürüyüşü yapın.