Anamur

Anamur

Anadolu’nun en güney noktasında, bir doğa bahçesi. Ulaşım için gidilmesi gereken çileli yolu olan bir yer.

Anamur

ULAŞIM

Anamur: Antalya’dan 265 km. uzaklıkta olup, 4 saatte ulaşılmaktadır. Otobüs ile: 5 saatte alınmaktadır.
Anamur, Alanya arası uzaklık: 129 km. olup, bu uzaklık 2 saatte gidilmektedir.
Anamur-Silifke arasındaki uzaklık: 140 km. dir.

Anamur-Mersin arasındaki uzaklık: 230 km. olup, Mersin-Erdemli-Silifke-Aydıncık üzerinden gidilen yol, 5 saatte alınmaktadır. Otobüs ile 6 saat sürmektedir.
Anamur’a Konya üzerinden ulaşım, iki yolla yapılmaktadır. Konya-Karaman-Mut-Gülnar-Aydıncık üzerinden gelinebilir. Ayrıca: Konya-Seydişehir-Akseki-Alanya-Gazipaşa yolu ile de gelinir.

Anamur-Karaman arasındaki uzaklık: 230 km. dir.
Anamur-Girne arasında çalışan deniz otobüsleri, Kıbrıs’tan Türkiye’ye, denizyolu ile ulaşımı, 2 saatin altında bir sürede alabilirsiniz. Yani: Anamur-Girne arasındaki uzaklık: 76 km. dir.

Özel aracınız ile yola çıkarsanız, yollar biraz virajlı da olsa, o muhteşem manzaranın tadına doyamayacaksınız. Gerek Alanya yönünden ve gerekse Mersin yönünden gelirken: muhteşem ormanlık alanların içinden geçeceksiniz.

Bu ormanlık alanlarda; çevrenizde yeşil rengin hakim olduğu çam ağaçları bulunurken, uzaklarda ve yer yer de olsa yakınlarda, denizin masmavi renginin egemenliğinin yarattığı güzel görüntülere esir olacaksınız.

Aracınızın camlarını açın, yavaş yavaş, çevrenin güzelliklerini seyrederek ve ormanın güzel havasını teneffüs ederek ilerleyin ve Anamur’a ulaşın. Ancak: muhteşem bir dikkat göstermeniz şart. Bazı virajlar da, karşılıklı iki aracın dahi geçmesi olanaksız.

Zaten: Anamur denildiğinde, bu güzel beldede, turizmin artmamasının tek nedeni, bu yol çilesi. Yaz aylarında bu kadar sıkıntılı olan yolları, yağışlı havalarda ve kışın düşünmek dahi istemiyorum, çok zor.

Anamur çileği

NE YENİR

Anamur’da, yöresel lezzet olarak, tatmanızı önerebileceğim yemekler şunlar: susam ve pekmezden yapılan Samsıra, Tantuni, kurutulmuş incir, pekmez, badem ve cevizden yapılan Heleş ve son olarak Tarhana Çorbası. Bunun yanında: mevsimi uygun ise: çilek ve muz da, Anamur’da mutlaka tatmanız gereken tatlar.

Anamur

GENEL

Yetersiz ulaşım koşulları nedeniyle, yabancı turistler tarafından çok fazla ilgi çekmiyor. Yerli turizm açısından gelişmiştir. İlçenin bir çok yerinde, yerli turistlerin, yılın belli aylarında ikamet ettikleri siteler bulunmaktadır. Özellikle: Ankara ve Konya’dan gelenler yaygındır.

Anamur: Türkiye’nin sayılı uzun sahili şeridine sahiptir. Bu nedenle: İlçenin her yanından, denize girmek mümkündür.

Anamur’da seracılık: 1995 yılından sonra yaygınlaşmaya başlar. Özellikle: Türkiye’nin çilek ihtiyacının % 40 gibi büyük bir kısmı, buradan sağlanır. Bunun yanında: buraya has, küçük tipi ve kokulu muz üretimi var.

Anamur’da: çeşitli resmi kurumların tesisleri bulunuyor. Özellikle: tam merkezde bulunan askeri kamp, bulunduğu mahal ve güzelliği ile dikkati çekiyor. Hemen merkezde. Kıyı çizgisinde uzun ve dar bir genişlik alanda kurulmuş. Masmavi ve temiz denizi ve kumsalında güzel kumu ile dikkati çekiyor.

Anamur kumsallarında tespiti yapılan 500 caretta caretta kaplumbağa yuvasından, 45000 yavrunun yumurtadan çıkarak denize ulaştığı saptanmıştır. Ayrıca: Türkiye kıyılarında bulunan 70 adet deniz fokundan, 25 tanesi: Anamur, Bozyazı, Aydıncık ilçelerinin kıyılarında yaşamlarını sürdürmektedirler.

GEZİLECEK YERLER

 

Anamur evleri

ANAMUR EVLERİ

Anadolu’da, bölgelerdeki kentlerin aynı karakterleri taşıyan ev yapı teknikleri vardır. Yapı tekniği, bölgelere göre çok az farklılıklar gösterir. Anamur’da ise, durum farklıdır. Dar bir alanda, üç ayrı tipte mesken gözlenir.

Kazı bilimi: Roma döneminden bu yana, Anamur’da, daimi yerleşim merkezlerinin yanında, yayla kesiminde ikinci konutun var olduğunu gösteriyor. Bunlardan: Kırkkuyu ve Elbalak yaylalarına, mil taşı da konulan döşeme yollarla ulaşılırken, buralarda yumuşak taşlara oyulmuş, antik sarnıçlar ve kaya mezarları görülür. O dönem insanlarının, günümüzde yaylaya göçen insanların bir bölümünün ev olarak kullandığı Evcikler de mi oturdukları geliyor insanın aklına?

Abanoz, Şıhardıcı, Demiroluk, Güğül Tepesi, Domuz Beleni ve Çandır yaylalarında, Roma dönemi kalıcı yerleşim gözleniyor. Genelde: kiremit örtülü yapılar, sosyal tesisler, kut tören alanları ve kaya mezarlarının oluşturduğu Nekropoller.

Anamur Müzesi

ANAMUR MÜZESİ

Anemurium antik kentinde, Amerikalı ve Kanadalı bilim adamları tarafından, 1960 yılında başlatılan arkeolojik kazılar, yöredeki tüm kültürel kalıntıların değerlendirilmesi amacıyla, Anamur ilçesine bir müze yapılması fikrini ortaya atarlar. Müze binasının ilk temeli: 1976 yılında atılır.

Anamur Müzesi

 

Anamur Müzesi

1990 yılında, inşaat işlemlerinin tamamlanmasından sonra, 1992 yılında, teşhir ve tanzim çalışmaları sonuçlandırılır. Alanya ve Silifke Müzelerinden getirilen, Anamur kaynaklı eserlerin yanı sıra Erdemli Müzesinden getirilen eserler ve Anamur halkının, büyük bir duyarlılıkla getirdiği eserlerin sayısı, bu gün için 9000 adete yaklaşmış.

Müze binasında: üst katta: idari odalar, kütüphane, fotoğrafhane, konferans salonu var. Alt katta: kafeterya, etnoğrafik ve arkeolojik seksiyonlar, eski eser depoları ve laboratuvar bulunuyor.

Etnografik seksiyonda: göçebelik dönemi ile yerleşik döneme geçinceye kadar ki tarihsel süreç içinde, bu yörelerde ele geçirilen folklorik eşyalar sergileniyor. Ayrıca: yörede: Bönce, Çiğni Düşük, Ala Aynalı ve Boncuklu olarak tanınan kilim örnekleri ile üzeri çizgi kazıma ile dekorlanmış ahşap kahve değirmeni, kahve soğutucusu, kahve kutusu, aynalık, sedef kakmalı çekmece, ahşap kaşıklık, barutluk, ahşap urup, dibek, aşık sopası gibi sayısız eser bulunuyor.

Arkeolojik seksiyonda: Anemurium, Nagidos ve Kelenderis’ten gelen eserler ve her döneme ait sikke örnekleri yanında, çeşitli amforalar sergileniyor.

Anamur Çukur Pınar Mağarası

ÇUKUR PINAR MAĞARASI

Anamur’un kuzey batısında, Çamurlu yaylasından sonra, 4 saatlik bir yürüyüşle, 1890 metre yükseklikteki; Çukur pınar adlı düden mağarasının ağzına ulaşabilirsiniz. Anamur’a 46 km. uzaklıkta.

Mağara, dünyanın en derin mağarası olan, Fransa’daki mağaradan sonra, ikinci sırada yer alıyor. Boğaziçi Üniversitesi tarafından: 1420 metre derinliğine kadar, keşifler tamamlanmış. Mağarada biriken sular: su gözünde ortaya çıkıyor ve Dragon çayına karışıyor.

Anamur Köşekbükü Mağarası

KÖŞEKBÜKÜ MAĞARASI

Anamur’un 15 km. kuzey batısında bulunan Ovabaşı köyünü geçtikten sonra, Köşekbükü mağarasına ulaşabilirsiniz. Toplam 500 metre genişliğindeki mağara, ışıklandırılarak turizme açılmış.

Çevresinde, tabaklanmış kaya dokuları bulunuyor. Mağara içinde; sayısız sarkıt ve dikitler var. Astım hastalığına iyi geldiği iddia edilen mağaranın içi: üç bölüm halinde. Bu bölümler ise: dilek, şifa ve huzur bölümleri olarak isimlendirilmiş.

Anamur Mamure Kalesi

MAMURE KALESİ

Antalya-Mersin kara yolu üzerinde, Anamur’a 8 km. uzaklıktaki Bozdoğan köyü sınırları içinde. Birçok Anadolu kalesinde olduğu gibi, antik temeller üzerine kurulmuş. 1988 yılında, Anamur Müzesi Müdürlüğünce yapılan kurtarma kazılarında, MS.3 ve 4’ncü yüzyıllar arasındaki dönemde; Geç Roma kentine ait bir evin tabanları mozaik döşeli yapı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.

Anamur Mamure Kalesi

Mamure kalesi, 14’ncü yüzyılda, Karamanoğulları tarafından önemli ölçüde onarım gördüğünden, adı “Mamure” olarak değiştirilmiştir. Kale, daha sonra 15 ve 16’ncı yüzyıllarda, küçük onarımlar görmüş, 18’nci yüzyılda Osmanlılar tarafından yeni eklentiler yapılmıştır.

Yapıda: mazgal ve siperleriyle, üst yapı, alt kısımları etek gibi genişleyen duvarlar görülür. Üç bölümden oluşan kalenin, 39 kulesi, camisi ve hamamı bulunuyor. Bu bölümler: dış kale, iç avlu ve iç kale. Bu bölümler, birbirlerinden yüksek duvarlarla ayrılır.

Güneydeki sahil kenarında: 5 kule ve köşe burcunun yanında ise, üst örtüsü tamamen yıkılmış bir fener kulesi bulunuyor. İç avlunun yüksek surun da: değişik şekilli, 7 burç var. Bunlardan: kuzeydoğu tarafındakiler, duvarla birlikte yıkılmış. Dış kale bölümünde: çeşme, depolar, su sarnıçları ve işlevleri hale çözülememiş bazı yapı kalıntılarını görmek mümkün.

Kaleden, zamanımıza gelmiş tek yazıt: batı cephe duvarı üzerinde. Yazıtta: özetle “Karamanoğlu Alaaddin oğlu Sultan İbrahim inşa etti. Bu tarih; Mükerrem Şevval ayında yazıldı” yazmaktadır. Kale komutanının veya dizdarının konutu, iç kale girişinin karşısında bulunuyor.

Anamur Mamure Kalesi Camii

MAMURE KALESİ CAMİSİ

Mamure kalesi içindedir. Yapıya basık kemerli taş kapıdan girilir. Camide, duvarlarda taş ve tuğla sıraları, uyum içinde örülmüş kubbeye geçişte ve saçaklarda tuğladan tırnak süsleri yapılarak etki yaratılmış.

16’ncı yüzyıl Osmanlı mimarisinin klasik ögelerini taşıyan caminin ilk yapılışı zamanı: Karamanoğulları dönemine aittir. Caminin önünde yer alan küçük kemerlerle dekore edilmiş sarnıç, beşik tonozludur.

Anamur Anemerium Antik Kenti

ANEMERİUM ANTİK KENTİ

Anemurium kentinin kalıntıları: Nagidos’un yaklaşık 30 km. batısında, Anadolu’nun güneydeki en uç noktasında bulunan Anamur burnunun doğuya bakan yamaçlarındadır. Bu antik kente rüzgarlar hayat vermiştir.

Antik dönemde güneyin en önemli liman kentlerinden biriydi. Coğrafi konumu sayesinde diğer kentlerle doğrudan ilişki kurdu. Özellikle Akdeniz’e yelken açan ticaret gemileri, Anemurium’dan şarap ve zeytin yağı taşır. Bu ürünler amforalar içinde diğer kentlere ve ülkelere satılırdı. 

Ayrıca: Anemurium halkı, gerek kendi ihtiyacı için ve gerekse bölgesel ihtiyaca yönelik çanak-çömlek üretimine sahipti. 

Kıbrıs-Suriye ve Yunanistan ile bağlantısı bulunan kentte, liman çok önemliydi. Çeşitli ülkelerden gelen gemiler ihtiyaçlarını gidermek için buraya limana gelirlerdi. 

Kentin ne zaman kurulduğu hakkında: herhangi bir bilgi yok. En erken yapı kalıntısı Helenistik döneme aittir. O da MÖ 3’ncü yüzyıla aittir. Bu da Akropol’de görülür. Yani kentteki ilk yerleşim Akropol’de başlamıştır. 

Ancak, Roma imparatorluğu çağı öncesine giden kalıntılar oldukça azdır.

Yani: şehrin Roma dönemine ait olduğu ve MÖ.4’ncü yüzyılda kurulu olduğu biliniyor. Amerium adının “rüzgarlı yer” anlamında kullanılmış.

Anamur Anemerium antik kenti

MS.1’nci yüzyılda, kentin çevresinde ilk surların yapıldığı ve bir süre Kommageneli Antiochos’un (MS.38-72) yönetimine bırakıldığı belirlenmiş. 

Kıbrıs’a yakın olması yüzünden, özellikle Romalılar zamanında, bir ara istasyon konumunda olan şehir, aynı zamanda kara yoluyla, Toroslardaki en önemli Roma kentlerinden biri olan Germanikopolis ile bağlantılıymış.

Böylece, bu bölgedeki doğal kaynakların ihraç edildiği önemli bir ticaret kenti olmuş.

MS 2 ve 3’ncü yüzyıllarda kentte önemli ve hızlı bir imar çalışmasına başlanmış ve 5 ile 6’ncı yüzyıla kadar sürekli bir imar faaliyeti olmuştur. 

Roma döneminde kendi adına sikke basabilen kentlerden birisi olması kentin önemini ortaya koymaktadır. Kazılarda bulunan Anemurium sikkeleri oldukça önemlidir. Bu sikke sadece kendi içerisinde, şehir içinde geçerli olan bir sikkedir. 

Şehir, MS.260 yılında, Sasaniler tarafından işgal edilmiş. MS. 4 ve 5’nci yüzyıllar arasındaki dönemde: Toroslardan gelen korsanlar, kenti tahrip ederler.

Ayrıca MS 580 yılında burada büyük bir deprem olur. Ondan sonra ekonomik toparlanma sağlanamamıştır. Bu depremde, kente hayat veren su kaynakları yıkılmıştır. 

MS. 650 yılında, Arap akınlarına uğrayan kent, bu tarihten sonra, terk edilir. 12 ve 13’ncü yüzyıllarda, Selçuklular ve Karamanoğulları hakimiyetine giren kent, Türk egemenliğine geçer.

MS 8’nci yüzyıldan itibaren terk edilen kentin üzerine hiçbir modern yapı inşa edilmemiştir. Bu yüzden hem araştırmacılar için tam bir hazine olmuş, hem de mimari yapılar bozulmadan günümüze kadar ulaşmıştır. 

Kent; yukarı ve aşağı kent olmak üzere iki bölüme ayrılır. Burada pek çok kentte görülmeyecek kadar çok mimari kalıntı bulunmaktadır.

Kentte toplam 5 tane hamam vardır. Farklı dönemlerde inşa edilmiştir. 5 tane kilise, 1 bazilika, 1 tiyatro kalıntısı ve 1 odeon bulunmaktadır. Ayrıca: kısmen ayakta olup ta henüz fonksiyonu belirlenmemiş yapılar bulunmaktadır. Ama en önemlisi 350 tane tonozlu mezarı var, Anadolu’nun en zengin nekropollerinden bir tanesidir.  

En göz alıcı yapıları Aşağı Kenttedir. Bunlar: surlar, 3 hamam, 60 metre genişliğinde tamamlanmamış tiyatro, 900 kişilik oturma yeri bulunan Odeon (konser salonu) ve Paelastradır. Halk hamamının arkasındaki kamusal alanda, geniş bir yerleşim görülür. 

Zemin Mozaikleri:

Antik kentin zenginliği ve mimarisine yansıyan çarpıcı detayları en iyi vurgulayan öğelerden biri zemin mozaikleridir. 

Liman caddesinin her iki yanında kaldırımların belirli bölümlerinde yer yer zemin mozaikleri bulunmuş olup, bunların bir kısmı müzede sergilenmektedir.

Anamur müzesinde sergilenen mozaikler içerisinde: “ barışçıl kral Isaah adına düzenlenmiş mozaikte, palmiyenin iki yanında yer alan leopar ve oğlak betimlemesi” ; nekropol kilisesinin tabanında bulunmuştur.

Deniz tanrısı Gaya’nın 12 çocuğundan biri olan Tetis, deniz tanrıçası Okeanus’un kız kardeşidir. Tetis mozaiğinde detaylı bir çalışma yürütülmüştür. Mozaik 40 metre kare büyüklüktedir. 

Nekropol-Mezarlık Alanı

Kentin surları dışında kalan mezarlığı, Anadolu’nun en iyi korunmuş nekropol alanını oluşturur. Nekropol alanı: Klikya bölgesinin en büyük ve en zengin mezar tiplerine sahiptir. 

Buradaki mezar sayısı: 350 tanedir.

Kentin kuzeyine doğru yayılan ve MS 1’nci yüzyıldan 4’ncü yüzyıla kadar tarihlenen Nekropolün genelinde beşik tonozlu mezar hakim olup çoğunun tonozları hala ayakta duruyor. 

Mezarların; tek ve iki katlı örneklerinin bir kısmının duvarlarında freskler ve mozaikler bulunmaktadır. Bu durum o dönemde kentin ne kadar zengin olduğunu göstermektedir. 

Genel olarak mezarlarda lahit odası, ziyaret ve diğer eklenti mekanları bulunuyor.

En eski mezarların temelleri büyük kireç taşlarından inşa edilmiştir. Nekropol’de görülen ikinci mezar tipinde geleneksel plana eklenti mekanlar oluşturulmuştur. Üçüncü mezar tipi ise, bir bahçe içerisinde eski tip mezarlara yeni bir ünite olarak eklenmiş yapılardan oluşmaktadır.

Mezar alanları arkeolojik çalışmalar açısından çok önemlidir. Mezarlar ait oldukları toplumların inanç ve ölü gömme gelenekleri açısından önemli ipuçları verir. Özenle süslenen mezar odalarının içleri, hayat ve ölüm kavramlarının insanların yaşamlarında son derece önemli olduğunun altını çiziyor.

Mezarlarda rastlanan isler, bazı ailelerin özel kompleks mezarlar inşa ettiğini, bu mezarlarda anma törenleri, özel festivaller ve yemek toplantıları yaptıklarına işaret ediyor.

Anemurium halkı, ölülerinin bu etkinliklere ruhlarıyla eşlik ettiğini ve geride kalanlara hayat verdiğini düşünürdü. Yaşama ve ölüme getirdiği masalsı bakış açısı, bugün nekropol alanında bulunan küçücük detaylar sayesinde ortaya çıkıyor. 

Kentin içme suyunu sağlayan su kemerleri dışında, erken Hıristiyanlık dönemine ait birkaç kilise kalıntısı da saptanmıştır.

Müzede sergilenen BULUNTULAR

Müzede sergilenen Anemurium buluntularının en ilginç gurubunu, pişmiş toprak insan yüzlü yağ kandilleri oluşturur. Bunun dışında, süs eşyalarından oluşan bronz ve kemikten yapılmış bazı mezar armağanları, Roma çağına ait olan tunçtan yapılmış tanrıça Athena biçimli bir kantar ağırlığı, Bizans çağına ait halk sanatını yansıtan ve çeşitli malzemelerden yapılmış objeler diğer önemli buluntular arasında yer alır.

Anamur Titiopolis antik kenti

TİTİOPOLİS ANTİK KENTİ

Anamur’un batısında, Kalınören köyü üzerinde, 5 km. sağda, köy içinde ve kuzeyindeki hakim tepeler üzerinde, çok geniş bir alana yayılan, Kalınören köyü kalıntılarının bulunduğu yere gelinir. Bu alan: Titiopolis antik kenti alanıdır.

Ören yeri içinde: Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerini içine alan kalıntılar var. Titiopolis: antik çağlarda, Anemurium’a bağlı olmayan bir site konumunda idi. Antik kentte, bugün görülemeyen: boluleuterion, nimfeun, odeon, tiyatro gibi yapılar, büyük bir olasılıkla, köy yerleşmesinin altında kalmıştır.

Anamur Titiopolis Antik Kenti

Kenti düzenli olarak çeviren sur duvarları: kabaca yontulmuş, irili-ufaklı çok köşeli taşlardan yapılmıştır.
Köy girişinde: solda, bahçeler içerisinde, sert gri renkli taştan burmalı sütun’un; çok önemli bir yapıya ait olması gerekmektedir. Bahçeler içindeki mozaik tabanlı mekanların işlevlerinin ne olduğu dahi anlaşılamamıştır. Tepelere doğru çıkıldıkça, ilk önünüze çıkan hamam yapısı, büyük bir olasılıkla, bir gimnazyum yapısı olmalıdır. Hamamın batısında, narteksi belirgin üç sahınlı bazilika var.

Yapıda: sintronon basamakları bulunuyor. Apsisin sağ ve solunda, diakonion odaları bulunuyor. Bu odalar: apsisin arkasında: revakla desteklenmiş çok amaçlı bazilika tipini gösteriyor.

Köy yerleşmesinin kuzeyinde, surlarla çevrili akropol kalıntıları içerisinde, bazilika, hamam ve nekropol sahalarının bulunuşu, buranın bir şehir gereksinimine yanıt verecek biçimde ele alındığını gösterir.
Yukarı şehirde bulunan: batı ve doğu bazilikaları, tamamen tahrip olmuştur. Yapıların zeminleri, gri ve beyaz renkli mozaiklerle geometrik ve bitkisel süslü olarak dekore edilmiştir.

Dini yapıların doğusunda, görkemli mezarların bulunduğu nekropol alanı var. Buradaki kesme taştan, iki katlı tonozlu mezarların yüceltilmiş birkaç ayrıcalıklı kişinin anıtsal mezarlarıdır.
Akropol’ün doğu yamacında, kapakları gri renkli sert taştan dikdörtgen formunda oyularak yapılmış sarkofaj’ın cephesinde: kanatlarını açmış kartal figürü, yanlarında girlandları taşıyan bukranion ve medusa başları görülüyor. Bu lahdin hemen yanında ön yüzünde, elinde asa tutan sehpa üzerinde oturan erkek figürlü lahdin ön yüzüne işlenmiştir.

Kalınören’deki ilginç yapılardan biri de, akropolün kuzey ucunda yer alan tonoz örtülü üç ayrı mekanlı tylos tipli hamamdır. Hamamın su gereksinimi ise, 20 metre ileriden sağlanıyormuş.

Anamur Abanoz Yaylası

ABANOZ YAYLASI

Anamur-Ermenek-Karaman kara yolunun 50’nci km. dedir. Anamur’dan minübüs ile gidilebilir. Anamur’un en kalabalık yaylasıdır. Torosların 1500 metre yüksekliğinde, denizden 50 km. içeride, çevresi kafran ve ladin ağaçları ile çevrili bir bölge. Dünyanın bilinen bitki türlerinin, hemen hemen % 70’ne sahip, şifalı bitkiler cennetidir.

Anamur Abanoz Yaylası

İki tepe yamacında ve dere yatağında kurulan yaylada: ahşap ve taş yayla evlerinin yanında, yazlık evler de bulunmaktadır. Anamur halkının yoğun olarak kullandığı yaylada, yaz aylarında, bakkallar, kır kahveleri ve et yemekleri sunan kır lokantaları hizmet vermektedir.

Asırlık köknar ve ardıç ağaçları ile kaplı olan yaylada, Bicikli mağara diye anılan yer altı mağarası ile Kaletepe’de bulunan kale kalıntısı gezilecek yerler arasındadır. Suyu bol bir yayladır. Evlere kadar, borularla su gelmektedir.

Modern binalar ve villalar bulunmaktadır. Yaz mevsiminde, sayfiye yeri olarak da çıkılmaktadır.
Bunun dışında: tarihi süreçte, ilk altın para burada basılmıştır. Darphane: İğdi mevkiindedir. Ayrıca: ilk rüzgarla elektrik üretimi, Tahtalı İn ya da Ayı Günnüğü denilen yerde gerçekleştirilmiştir.

Anamur

SONUÇ

Anamur; güzel bir yer. Ancak: Akdeniz ikliminin klasik özellikleri olan: aşırı sıcak hava ve nem, burada da etkili. Yani: burada tatil düşleyenlerin: gerek ulaşımda karşılaşılan yol çilesi ve gerekse havanın aşırı sıcak ve nemli oluşu özelliklerini göz önünde bulundurmaları şart.

Yine de; Akdeniz’in güzelliği, tarihi kalıntıların orijinalliği ve tabiatın yeşili, buranın çekiciliğini hiçbir zaman olumsuz etkilemeye yetmiyor.

Anamur’da: bir tatil düşlerseniz, sokaklarında ve çarşısında gezebilir ve sıcak denizine girebilir, kumsalında, ince kumunda güneşlenebilirsiniz.

Gazipaşa tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Alanya tanıtım ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Antalya Lara

Antalya Muratpaşa Lara

Antalya Muratpaşa Lara; Antalya’nın 12 km. doğusundadır. Şehir içinden: Atatürk Caddesi, Işıklar Caddesi, Özgürlük Bulvarı ve Lara Caddesi takip edilerek gidilebilir. Antalya merkezinden, düzenli olarak şehir içi otobüsleri ve minibüsler kaldırılmaktadır.

Lara bölgesi: Türkiye’nin en büyük kum plajlarından biri. Kum gayet ince. Çevrede; çam ormanları var. Deniz derin değil, nispeten sığ. Yani; deniz içinde belli bir süre sonra derinleşiyor. Dibi de, ince kum. Ayrıca; bu bölgede çok büyük ve son derece modern oteller ve tatil köyleri var. Özellikle: kundu bölgesinde. Zaten: Antalya’daki beş yıldızlı otel sayısı, İspanya’dakiler den fazla. Gemi şeklinde, uçak şeklinde, Rusya-Moskova’daki kızıl meydanı anımsatan şekilleriyle, birçok otel. Yani: Antalya’nın şehir içindeki otellerinin büyük kısmı; Konyaaltı mevkinde toplanmış iken; tatil köyleri ve bir kısım lüks otel ise, Lara bölgesinde bulunuyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesi ile İl Özel İdaresinin sorumluluğunda bulunan Lara Birlik Sahili, modern bir projeyle halka kazandırılmış. Cazibe merkezi haline getirilmiş. 400 bin m.kare alan ve 2 km. lik sahil var. Burada: yürüyüş, bisiklet ve kay kay yolu bulunuyor. Vatandaşlar; birlik sahiline ücretsiz girebiliyorlar. Ayrıca: Lara Beach olarak isimlendirilen bölge oluşturulmuş. Bünyesinde: 11 plaj ünitesi, 4 yeme-içme ünitesi, 4 kır kahvesi, 1 disco, 2 futbol sahası, 1 lunapark ve açık sergi alanları, çok sayıda çocuk parkı olan bir yer. Otopark alanları ücretsiz. Kulüp başına, oldukça geniş alan düşmekte. Belli bir ücret karşılığı; kıyıda, tercihinize göre (3,4,5, 6 kişilik) ahşap bir zemin üzerine, temiz minderler veriliyor. Üstünüze de, şemsiye. Bu minderler üzerinde; gölgede, saatlerce kalabilmeniz mümkün. Ayrıca; beach kulüplerde; fast food tarzı yemek ve her türlü içecek bulmakta mümkün.
Şehre uzak, sanırım bu yüzden kalabalıklar akın etmiyor. Sakin ve sessiz. Halihazır durumu ile, beach park ile yakından uzaktan pek ilgisi yok. Yani: Koyaaltı beach park ile karşılaştırmamak gerek. Tercih sizin. Burası: sakin ve sessiz. Merkezden pek insan çekemese de, buraya yakın çevre otellerinden gelen yerli ve yabancı turistler var.

Antalya Muratpaşa Lara

ANTALYA TERS EV AKSİYON PARKI MÜZESİ

Kundu oteller bölgesindedir. Güzeloba Mahallesinde 2384 Sokaktadır. Her gün saat 09.00-20.00 arasında ziyarete açıktır.

2015 yılında açılmıştır. Dünyanın 13’ncü ve Türkiye’nin birinci aksiyon fotoğraf evidir. Dekorasyonu ile ilgi çekiyor. Açıldığı günden bu yana 8 kere iç dekorasyonu değiştirilmiştir. Bu yüzden birçok kez burayı ziyaret edenler var. Yaz ve kış olmak üzere, yılda iki kere dekorasyon değiştiriliyor. 300 metre karelik arazi içinnde, 85 metre kare olarak inşa edilmiş, küçük bir mekan, değişik bir yapı. Küçük bir kulübeyi ters koymuşlar ve özellikle çocuklara çok ilginç geliyor. Burada evin içinde üç boyut hissini veren 25 derece eğimli yapı söz konusu. Bu yüzden eve ilk girenler, denge sıkıntısı yaşayabiliyor, baş dönmesi yapıyor. İçeride çok fazla oyalanamıyorsunuz, çünkü arkada fotoğraf çektirmek için bekleyenler sıra oluyor. Normal fotoğraf çektiriyorsunuz, sonra fotoğrafı 180 derece ters çeviriyorsunuz, eşyalar olması gereken yerde görünürken, kendiniz tavana asılıymış gibi oluyor. Çünkü evde tavan ve çatı yerde, yerde olması gerekenler ise havadadır.

Antalya Muratpaşa Lara

 

Antalya Muratpaşa Lara

KUNDU DOLPHİNARİUM

Aksu bölgesinde, Kundu Kemerağzı Tesisler Caddesindedir. Burada sevimli yunuslar, neşeli foklar ve deniz aslanları bulunuyor. Gösteriler her Çarşamba ve Cumartesi günleri, saat 15.00 de başlıyor ve 1 saat sürüyor. Yunuslar ile yüzme ise: Pazar günleri hariç her gün saat: 11.00 veya 16.00 da yapılıyor. Yunuslar ile yüzmek için sadece mayonuzu götürmeniz yeterlidir. Birebir yüzme 7 dakika sürüyor. Dilerseniz en az 4 kişi iseniz, yunusla 20 dakika grup halinde de yüzebilirsiniz.

Antalya Muratpaşa Lara

KARPUZKALDIRAN ASKERİ KAMPI

Lara bölgesinin en bilinen ve en eski yerlerinden birisidir. Sadece askeri personel ve ailelerinin kullanımına açıktır. Oldukça büyük bir bölgedir. Lara bölgesindeki en büyük yeşillik alan buradadır, çünkü askeri alan olması nedeniyle aşırı yapılanma olmamıştır, yoksa buraya da muhteşem oteller dikilip, yeşillik alanın yok edilmesi mümkündür. Evet oldukça büyük bir alan, oldukça eski, ilk yapılışı 1960’lı yıllara dayanıyor. Hani askeri personel yararlanıyor dedim ama şunu bilmek gerekir, özellikle şehit aileleri ve gaziler, operasyonlarda görev alan personel buradan aileleriyle birlikte ücretsiz yararlanıyorlar. Ayrıca, her askeri personel her yıl, her zaman buradan yararlanamıyor, elbette kampın belli bir kapasitesi var ve sıra ile yararlanmak esas, muhtemelen her askeri personel buraya gitmek istediğinde, 3-4 yıl kadar sıra beklemesi gerekiyor. Öte yandan, özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında aşırı sıcak nedeniyle buradaki 7 günlük kamp süresi zor geçiyor, fiyatlar da oldukça yüksek, çünkü kamp içindeki bir çok işletme sivil kurum ve kuruluşlara verilmiş, bu durum fiyatları oldukça yükseltmiştir. Yani sanıldığı gibi fiyatların düşük olduğu bir yer değil ve sanıldığı gibi her canı isteyen askeri personel buraya gidip günlerce tatil yapma şansına sahip değil.

Antalya şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Antalya Terracity Alışveriş Merkezi

Antalya Terracity Alışveriş Merkezi

Antalya Terracity Alışveriş Merkezi: Antalya Terracity Alışveriş Merkezi: Antalya Muratpaşa Terracity Alışveriş Merkezi; Antalya, ülkemizin en büyük turizm bölgelerinin başında geliyor. Antalya denilince, elbette turistik yörelerin yani otel, motel ve pansiyonların, deniz ve kumsalın ne kadar önemi varsa, şehir içinde son yıllarda açılan büyük alışveriş merkezlerinin de aynı ölçüde, günlük hayata yeni ve güzellikler kattığını görmemek mümkün değil.

Antalya Terracity Alışveriş Merkezi;

Antalya Muratpaşa Terracity Alışveriş Merkezi; Bu yeni alışveriş merkezi: Lara bölgesinde, Barınaklar Bulvarı üzerinde, Muratpaşa Belediye binasının hemen yanındadır. Yani, şehrin pahalı ve lüks konutlarının bulunduğu bir yerde bulunuyor olması ziyaretçi profilini elbette etkiliyor. Ama, aynı zamanda, Kundu bölgesindeki otellere de çok yakın ve bunun sonucunda, bu otellerde kalan turistlerin de yoğun uğrak yerlerinden biri olacağını düşünüyorum. Zaten, gittiğinizde, alışveriş merkezi içindeki insan profili hemen dikkatinizi çekiyor, çevrenizde yabancı dil konuşan insanlar, mağazalarda TL. haricinde, euro başta olmak üzere, kasalara uzatılan çeşitli yabancı menşeli paralar görebiliyorsunuz.

Evet, yeri çok güzel ve kolay bulunabilecek şekilde planlanmış.

Antalya Terracity Alışveriş Merkezi;

Antalya Terracity Alışveriş Merkezi: Sanırım öncelikle, sizler de benim gibi “Terracity” kelime anlamını merak ediyorsunuzdur. Terra kelimesinin anlamı, latince “toprak” demektir. Bundan dolayı, Terracity logosunda “yaprak” bulunuyor. Yapının dışında ise, toprağa en yakın renk olan “kahverengi” kullanılmış. Yani, burada genel olarak “toprak” konsepti işleniyor. Bunun yanında, havuz veya su gibi temalara pek yer verilmemiş. Yalnızca, zemin katta, koridor sonunda, bir havuz var. Binanın dışında ise, yine ilginç tasarımlı bir heykel var. Hatta, bu heykel önünde, fotoğraf çektiren bir çok kişiyi görebiliyorsunuz.

Yapının inşaatına, 2008 yılında başlanmış. 2009 yılına kadar, muhteşem büyük bir temel açılmış ve aynı yıl, bir süre ara verilen inşaat çalışmalarına, 2010 yılında yeniden başlanmış, ancak ilk projede konut kulesi de bulunuyor iken, sonradan konut bölümü yapılmamış. Yapı maliyeti: 210 milyon dolar. Yapımcı firma ise: yabancı kaynaklı ve İstanbul’da da çeşitli yatırımlara giren: Eriapartners gurubu.

Antalya Terracity Alışveriş Merkezi: Alışveriş merkezinin kapsadığı alan: 48 bin metrekare ve 4 katlıdır. Yapı içinde: 140 mağaza bulunuyor. Yönetim, yapımcı firma olan Eriapartners tarafından üstlenilmiş.

Burada ulaştığımızda: özel aracınız ile giderseniz, maalesef otopark sıkıntısı yaşanıyor. Yapının dışında: cadde ve sokaklara araba konulabiliyor ki, boş yer bulmak mümkün değil. Bunun yanında: eksi 2,3 ve 4 olmak üzere, üç katlı kapalı otopark bölümü var. Yapı önünde ilerlediğinizde, bittiği yerde, sağa dönüp, yaklaşık 100 metre ilerliyorsunuz ve kapalı otopark bölümünün girişine ulaşıyorsunuz.

Kapalı otopark bölümü: toplam 1400 araç kapasiteli. Burada: Ankara’daki alışveriş merkezlerinin bazılarında gördüğüm, sensörlü, kırmızı-yeşil ışıklı otopark düzeni yok. Ancak: girişte, aracınızın altı ve bagajı görevliler tarafından kontrol ediliyor.

Bagajın kontrol edilmesini anlayamadım, sanırım tüplü araçların girmesine izin verilmiyor. Ancak, bu konuda da herhangi bir yazılı uyarı yok, peki: bütün araçların bagajlarının açılıp, bir saniye sonra geri kapatılmasının anlamını, anlamak da mümkün değil.

Evet: kapalı otoparka girdiğinizde, aracınızı bıraktıktan sonra:

Antalya Terracity Alışveriş Merkezi;

Antalya Terracity Alışveriş Merkezi; Mevcut kapılardan, alışveriş merkezine girmek mümkün. Ancak, burada bir uyarıda bulunmak istiyorum, aracınızı bıraktığınız otopark katı ve harf-rakam gurubunu mutlaka hafızanıza işlemeniz gerekiyor. Çünkü, çıkışta aracınızı bulmakta zorlanabilirsiniz.

Antalya Terracity Alışveriş Merkezi: Otopark bölümünden sonra alışveriş merkezine girerken, yine, dedektörlerden geçerek, küçük bir güvenlik önleminden geçiyorsunuz. Her ne kadar buradaki girişte, yanınızdaki çanta, paket gibi eşyaların kontrol edildiği x-ray cihazları yok, ama: yapı içinde, gezerken sık sık güvenlik elemanı görmek, bana buranın güzel korunduğu intibasını verdi ve elbette bir ziyaretçi olarak, gayet güvenle gezindim.

Sonra: karşınızda, gayet rahat, ferah ve aydınlık bir alışveriş merkezi konsepti çıkıyor. İlk intiba: ferahlık ve bu ferahlık, katların tavanlarının yüksek yapılması ve bol ışıklandırılma ile sağlanmış. Gayet güzel, yani bazı alışveriş merkezlerinde olduğu gibi, loş bir ışıklandırma ile ve tavan ile taban arasındaki kısa aralık ile, ziyaretçiler bunaltılmıyorlar.

Yapıda, görünürde asansör yok. Katlar arasındaki iniş-çıkışlar, yürüyen merdivenler ile sağlanıyor. Ama, ilginç olanı, yürüyen merdivenlerin aynı bölümde: hem iniş, hem de çıkış olarak birlikte verilmesi. Çoğu alışveriş merkezinde, bu tür yürüyen merdivenler, koridorun bir ucunda çıkış verilir iken, diğer ucunda iniş verilir ve ziyaretçilerin koridorları zorunlu olarak gezmeleri sağlanırdı. Burada, böyle bir uygulama yok ve gayet güzel, yani en üst kattan aşağıya inerken, sürekli koridorlarda yürümek zorunda kalmıyorsunuz.

Evet, Antalya il merkezinin en büyük alışveriş merkezi. Yaklaşık 1500 kişinin çalıştığı söyleniyor. Yıllık ziyaretçi kapasitesinin ise, 12 milyon kişi olacağı düşünülüyor. Yapı içinde: ulusal ve uluslar arası mağazalar zinciri ve dünyaca ünlü markaların satıldığı yerler göreceksiniz. Ama, gerçekten, aklınıza gelebilecek tüm ünlü markaların mağazaları var. Bu mağazaların bulunduğu koridorlarda gezinirken, söylediğim gibi, ortamın genişliği ve ışıklandırma nedeniyle, bunalmıyorsunuz.

Özellikle: muhteşem bir havalandırma sistemi var. Klima düzeni o kadar harika kurulmuş ki, asla terleme veya sıkılma duygusuna kapılmadan gezebiliyorsunuz. Antalya gibi sıcak ve nemli iklimin egemen olduğu bir yerde, bence bu alışveriş merkezinin yarattığı en büyük güzellik, muhteşem havalandırma sistemi. Mağazalar bile, kendi içlerinde, güzel dekorasyonlar yaratmışlar, müşteriler arzuladıkları ürünleri kolayca bulabiliyorlar ama dedim ya, en büyük güzellik,asla terleme veya bunalma yok.

Mağazaların bulunduğu koridorlarda: yine güzel bir uygulama olarak, tuvaletler, büyük panolara yazılarak ziyaretçilere tarif edilmiş. Elbette, yabancı dil ile de belirlenmiş. Ancak, en güzel tarafı, tuvaletlerin tertemiz olması.

Gelelim küçük eksiklere veya eksik demekten öteye, olsa daha güzel olur denilebilecek uygulamalara:

Antalya Terracity Alışveriş Merkezi;

Antalya Terracity Alışveriş Merkezi: Mağazaların bulunduğu uzun koridorlarda, ziyaretçiler ve birlikte gelenlerin kısa molalar vererek, dinlenmeleri için düzen kurulmamış olması, eksiklik. Benzer alışveriş merkezlerinde, ziyaretçilerin burada daha uzun zaman geçirebilmeleri için küçük dinlenme mekanları, koltuklar, oturma sıraları olabilirdi.

Çünkü, ilk düşündüğümde, buranın tamamen gezilebilmesi için büyük bir zaman gerektiğini düşündüm. Bu büyük zaman içinde, elbette insanların dinlenebilmesi ve küçük molalar verebilmesi için, oturma gurupları yapılmalı.

Zemin katta: koridor sonunda, havuz yanında, bu tür bir oturma yeri gördüm, ama böyle güzel bir alışveriş merkezine, o tür ve tahtalardan yapılmış oturma gurubu yakışmamış. Ayrıca, koridorlarda da, şık koltuklar ve oturma gurupları, inanın, bu alışveriş merkezinin albenisini daha da güzelleştirir.

Evet: mağazalar bölümünden sonra en üst kata, restoran ve kafeteryaların bulunduğu bölüme çıkıyorum. Burada, yaklaşık 1000 kişi kapasiteli, 30 restoran ve kafeterya bulunuyor. Fast-food tarzı restoranların, kalite ve güzellikleri hemen göze çarpıyor.

Ama, daha önce de söylediğimiz gibi, Antalya gibi sıcak ve nemli iklim şartlarının egemen olduğu burada, sanırım havalandırma yetersizdi ve yemek-yiyecek kokuları egemendi. Bu hoş değil. Bu yemek-yiyecek kokularının giderilmesi için mutlaka önlem alınmıştır, acaba havalandırmalar mı yeterince açılmamıştı, yoksa, genel bir sorun mu?

Bilmiyorum ama yemek kokularını solumak hoş değil, umarım önlem alınır. Alınabilecek gayet basit önlemlerden birisi, havalandırmanın güçlendirilmesi olsa gerek.

Bu bölümde, aynı zamanda sinemalar var. 9 salon ile, Antalya ilinin en büyük sinema kompleksi. Antalya Film Festivalinin de burada yapılmasının planlandığı söyleniyor.

Evet, Antalya Terracity alışveriş merkezi böyle. Ben, gerek ülke içinde ve gerekse ülke dışında birçok alışveriş merkezi gördüm. Bunlar arasında, Terracity yeri nedir derseniz, bence: koridorlarda oturma gurupları oluşturulur ve yemek yerindeki yemek-yiyecek kokularının egemenliği giderilirse, inanın dört dörtlük bir alışveriş merkezi olur.

Çünkü: bir alışveriş merkezinde aranan en büyük özellikler: ferahlık, aydınlık, rahat mekanlar, muhteşem havalandırma, büyük markalar, aradığınız her şeyi bulup satın alabilme rahatlığı, tüm bunlar burada var.

Bence, Antalya Terracity için mutlaka zaman ayırın. Bir yarım gününüzü burada rahatlıkla geçirebilirsiniz, ancak yorulmamaya dikkat edin, dinlenmek için en üst kata, restoranlara gitmeniz gerek. Ayrıca, restoranlar bölümünde, terasa çıkmayı düşünün, çünkü, yemek-yiyecek kokuları sizi rahatsız edebilir. Bunun dışında, güzel bir yarım gün geçireceğinize eminim.

İyi geziler.

Antalya Muratpaşa tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.